10 Soruda Meme Kanserinde Cerrahi Tedavi

içerik

Meme Kanseri Nedir? Belirtileri ve Tedavisi – 10 Soruda Meme Kanseri

10 Soruda Meme Kanserinde Cerrahi Tedavi

Meme Kanseri.. Kanserden ölümlerin yüzde 14’ünden sorumlu olan meme kanserinde erken tanı hayat kurtarıyor. Her yıl 1,4 milyon kadına meme kanseri tanısı konuyor. Yeni doğmuş bir kız çocuğunun ömrü boyunca meme kanserine yakalanma riski ise yaklaşık yüzde 12, bu çok yüksek bir oran.

Araştırmalar, her 8 kadından birinin, yaşamı boyunca meme kanserine yakalanma riski taşıdığını, erkeklerde ise riskin daha az olduğunu gösteriyor. Hastalıkla ilgili bilgi kirliği ise kafa karışıklığına neden oluyor. Anadolu Sağlık Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı ve Meme Sağlığı Merkezi Yöneticisi Prof. Dr. Metin Çakmakçı meme kanseriyle ilgili en çok merak edilen soruları yanıtladı.

Meme Kanseri Nedir?

Meme kanseri , genel olarak meme dokusunun herhangi bir yerinden kaynaklanabilen ve en sık kanallarda oluşan kanser türüdür. Memedeki sütü yapan kesecikler ve bunları taşıyan kanallarda gelişir.

Tüm dünyada kadınlarda görülen kanserler arasında birinci sırada yer alan meme kanseri ağırlıklı olarak menopoz sonrasında görülürken, son yıllarda ciddi olarak 40 yaş altı kadınlarda da sıklıkla görülmeye başlamıştır.

Avrupa’da her 10 kadından biri, ABD’de ise her 8 kadından birinin, yaşamı boyunca meme kanserine yakalanma riski taşıdığını, erkeklerde ise görülme sıklığının kadınlara oranla çok düşük olduğu görülüyor.

Ancak teknolojik gelişme ve erken tanı olanakları, meme kanserinde yaşam kayıplarının düşük olmasını sağlıyor.

Bunun yanında Batı ülkelerinde sivil toplum kuruluşlarının çalışmaları ve hükümetlerin sağlık politikaları sonucu toplumun meme kanseri bilincinin artırılması meme kanserine bağlı ölüm oranlarının düşük kalmasını sağlayan bir başka unsur.

Meme Kanserinin Belirtileri Nelerdir?

Meme kanserinde önemli olan, belirtiler ortaya çıkmadan hastalığı yakalayabilmek. Çünkü belirtilerin gelişmesi, hastalığın ilerlediği anlamına geliyor.

Meme kanserinde en sık görülen belirtiler; 

  • Memede ya da koltuk altında ele gelen kitle,
  • Memenin boyutunda veya şeklinde oluşan değişiklik,
  • Meme başından kanlı akıntı gelmesi,
  • Memenin derisinde veya meme başında şekil ve renk değişikliği,
  • Meme veya meme başında içeriye doğru çekilme olması,
  • Memede kitle olmamasına rağmen koltukaltında ya da boyunda bir beze oluşması.

Meme Kanserinin Risk Faktörleri Nelerdir?

Bazı risk faktörlerine sahip kadınlarda meme kanseri görülme ihtimali artıyor. Ancak yine de risk faktörlerini taşımayan kişilerin de meme kanserine yakalanması mümkün.

Meme kanserinde ileri yaş önemli bir risk faktörünü oluşturuyor. 50 yaş üzerinde olan kadınlarda meme kanseri görülme sıklığı, 50 yaşın altında olan kadınlardan 4 kat daha fazla oluyor.

Bu nedenle, özellikle 50 yaş üzerindeki kadınlarda tarama testlerinin önemi artıyor.

Meme Kanseri Risk faktörleri:

  • Ailede meme kanseri öyküsünün bulunması,
  • Adetlerin erken yaşta başlamış olması (12 yaş altı),
  • Doğum yapmamış olmak,
  • İlk doğumu 30 yaş sonrasında yapmış olmak,
  • Geç yaşta menopoza girmek,
  • Kilolu olmak ve özellikle menopoz sonrası kilo almak,
  • Sigara tüketmek riski artırıyor.

Meme kanseri genlerinin önceden tespit edilmesi mümkün mü?

Meme kanserine yol açtığı bilenen bazı genler tarif edilmiştir ve genetik test yoluyla tespit edilmektedir. Bu test ailesinde

  •  Erken yaşta meme kanseri
  •  Her iki memede meme kanseri
  •  Meme dışında erken yaşta yumurtalık kanseri
  •  Erkek meme kanseri akrabası olan kişilere genetik çalışma yapmak düşünülebilir.

Genetik testler bu konuda uzman genetik danışma merkezlerinde yapılmaktadır. Kişilerin aile hikayesi detaylı olarak değerlendirilmekte ve çıkan sonuçlar doğrultusunda test yapılmaktadır. Genetik test erken yaşta meme kanseri olan kişilere de yapılmaktadır. Amaç kardeş ve çocukların risk haritasını çıkarmak ve tedaviye devam ederken bilgi sahibi olmaktır.

Meme kanserinin erkeklerde görülme sıklığı nedir?

Meme kanserinin kadınlara özgü bir hastalık olduğu sanılır. Ancak meme kanserlerinin yaklaşık %1’i erkeklerde görülür. Erkeklerde bu kadar az görülmesinin iki nedeni, erkeklerde meme dokusunun nispeten azlığı ve erkeklerin hormonal yapısının kadınlardan farklı olmasıdır.

Erkeklerde meme kanseri daha çok 60 yaş üstünde görülür. Çok az erkek hastalığın farkına varır ve bu nedenle hastalık tanısı kadınlara göre daha geç konur, kanser tanısı konduğunda da hastalık genellikle ilerlemiş olur ve tedavisi de zorlaşır. Dolayısıyla, erkeklerin de bu konuda duyarlı olmaları ve vücutlarındaki değişikliklerin farkında olmaları çok önemli.

Meme kanserinin tedavisi nasıl yapılır?

Meme kanseri çok sık görülen bir hastalık; kadındaki en sık kanser. Bunun iyi tarafı, meme kanseri ile ilgili çok bilginin olması ve çok sayıda araştırma yapılıyor olması. Hem tanı hem de tedavi yöntemlerinde birçok gelişme yaşanıyor.

Meme kanserinin türlerine göre tedavi seçenekleri de gün geçtikçe farklılaşıyor ve kişiye özel tedavi ön plana çıkıyor.

Meme kanseri riskinin ortalamadan yüksek olduğunu bildiğimiz kadınları daha iyi ayırd ediyor olmamız, kadınların meme yapılarını daha iyi tanımaları, memelerindeki değişikliklerin farkına varmaları ve zamanı geldiğinde koruyucu meme taramalarını yaptırmaları gibi bilinçli davranışlar günümüzün tıp teknolojisiyle birleştiğinde, meme kanseri korkutmayan bir kanser türü haline geliyor.

Meme kanserlerinin aşağı yukarı yüzde 10’u kalıtsal genetik faktörlere bağlıdır

Bunlardan da yüzde 85’i BRCA1, BRCA2 dediğimiz gen mutasyonlarına, geri kalanı başka genlerdeki mutasyonlara bağlıdır. Ailesel kanser riskinin yüksek olduğunu saptadığımız hastalarda bu genetik mutasyonların olup olmadığına bakabiliyoruz.

Eğer bu mutasyon varsa, yıllar içerisinde meme kanseri ve yumurtalık kanseri olma olasılığının çok yüksek olduğunu biliyoruz.

Buna bağlı olarak erken tarama, ilaç kullanarak riski düşürme, bazen de ameliyatla meme dokusunu çıkararak hastalığı önleyici bazı yaklaşımlar öneriyoruz.

Kanser olmuş ve erken evrede tanı konup ameliyat edilmiş olan hastaların önemli bir kısmını, gelişmiş ve güvenirliği kanıtlanmış yeni genetik testler sayesinde kemoterapi vermeden izleyebiliyoruz. Bu yaklaşım ile bu hastaları hem kemoterapinin yan etkilerinden korumuş oluyoruz hem de yaşam kalitelerini düşürmemiş oluyoruz.

Meme kanseri ve tedavisindeki yeni tekniklerden biri de radyoterapiyi ameliyat sırasında vermek

Bu yöntem ile hastaya zaman kazandırılarak bazı tıbbi yararlar sağlanabiliyor.

Normalde, meme kanseri ameliyatında önce tümörü çıkarmak için bir cerrahi işlem yapılır, daha sonra ise birkaç hafta boyunca radyasyon tedavisi uygulanır.

Ancak intraoperatif radyoterapi seçeneğinde radyoterapi ameliyat sırasında, tümör alındıktan hemen sonra veriliyor. Böylece, 5 hafta süren radyoterapi tedavisi sadece 30-40 dakika içerisinde tamamlanabiliyor.

Ancak, Batı ülkelerinde bile meme kanseri tanısı konduğunda hastaların %5’i ileri bir evrede oluyor. Bu hastalarda güvenebileceğimiz tek yöntem gelişmiş ilaç tedavileridir. Bazı tümörlerin bu tedavilere yanıtı iyi, bazılarınınki pek iyi olmuyor ne yazık ki.

1970’ler ile karşılaştırıldığında meme kanserine bağlı ölümler üçte bir oranında azalmış olsa da, tanının geç konması, özellikle de görülme sıklığının yüksek olması nedeniyle meme kanseri ne yazık ki dünyada halen kadınlardaki birinci sıradaki kansere bağlı ölüm nedeni.

Genetik risk altında olan kişiler dışında, kimler meme kanseriyle ilgili teh altında? Sigara, spor yapmamak, sutyen kullanımı meme kanserini tetikliyor mu?

Sağlıklı bir yaşam tarzı sadece kansere değil, tüm hastalıklara yakalanma riskini düşürüyor. Her ne kadar genetik bir risk faktörü olmasa da kanser riskini düşürmek için özellikle sigaradan uzak durmak çok önemli.

Pasif içiciliğin bile kanser riskini artırdığını gösteren çalışmalar var.

Özellikle sigara kullanan, düzenli egzersiz yapmayan, hareketsiz bir yaşam tarzı benimseyen ve sağlıksız beslenen insanların sadece meme kanseri değil, her türlü kansere yakalanma risklerinin yüksek olduğunu söyleyebiliriz.

Şişmanlık da meme kanseri ile doğrudan ilgili. Obezite , kanser olma olasılığını artırıyor. Yani şişmanlık, kanser riski açısından bakıldığında da bir hastalık, yalnızca estetik bir kusur değil maalesef. Diğer taraftan sütyen kullanmanın, sutyenin tipinin, deodorant kullanımının meme kanseri ile uzaktan yakından ilişkisi yok.

Erken tanı için ne yapmalı? Mamografi çektirmek ne kadar önemli?

Meme kanseri riski yaşla birlikte artar. Düzenli hekim kontrolleri içinse anlamlı yaş sınırı 40-45 yaşlar arasıdır.

Risk altında olanların 40 yaşından sonra her yıl, risk altında olmayanların ise 45 yaşından sonra her yıl muayene, mamografi  ve ultrasonografi çektirmeleri öneriliyor. Kişide özel bir risk varsa da daha sık doktor kontrolüne gitmesi öneriliyor.

Mamografi  ise bugün için meme kanseri açısından en değerli tarama testidir. Memenin yapısı nedeniyle bazen mamografi  fazla bir bilgi veremiyor ve bu durumlarda MR çekerek hastayı izlemek gerekebiliyor.

Emzirmek meme kanseri riskini düşürür mü?

Emziren kadınlarda risk daha az, emzirmeyenlerde ise daha yüksek diye bir şey yok. Bir kadın için emzirmesi ya da emzirmemesi özel bir risk faktörü oluşturmuyor. Yani, bireyin taranması kuralları değişmiyor. Bunun gibi, büyük kitleler ve toplumlar için saptanabilen, akademik değeri olan farklılıklar olabilir.

Fakat birey için bunlar anlamlı değil. Örneğin, meme kanserine yakalanma oranınız yüzde 10’dan 10 buçuğa çıkması sizin için bir şey ifade etmez. Kadının bilmesi gereken, gerçek riski artıran önemli bilgi, ailede, anne tarafında yoğunlaşmış meme kanseridir.

Meme cerrahisi geçirmiş kadınlar da emzirebilir mi?

Meme cerrahisi geçirmiş kadınlar (memesinin tamamı alınmamış olanlar) genellikle bebeklerini emziremeyeceklerinden korkarlar ancak ameliyat edilmiş ve tedavisi tamamlanmış meme diğer meme gibi süt salgılamaya devam eder ve emzirme her iki memeden yapılabilir.

Kanser ile ilgili bu yazılarımız ilginizi çekebilir

Источник: https://www.mutluvesaglikli.com/10-soruda-meme-kanseri/

Prof. Dr. Metin Çakmakçı – Anadolu Sağlık Merkezi

10 Soruda Meme Kanserinde Cerrahi Tedavi

okuyabilirsiniz.

Meme kanseri , genel olarak meme dokusunun herhangi bir yerinden kaynaklanabilen ve en sık kanallarda oluşan kanser türüdür. Memedeki sütü yapan kesecikler ve bunları taşıyan kanallarda gelişir.

Tüm dünyada kadınlarda görülen kanserler arasında birinci sırada yer alan meme kanseri ağırlıklı olarak menopoz sonrasında görülürken, son yıllarda ciddi olarak 40 yaş altı kadınlarda da sıklıkla görülmeye başlamıştır.

Avrupa’da her 10 kadından biri, ABD’de ise her 8 kadından birinin, yaşamı boyunca meme kanserine yakalanma riski taşıdığını, erkeklerde ise görülme sıklığının kadınlara oranla çok düşük olduğu görülüyor. Ancak teknolojik gelişme ve erken tanı olanakları, meme kanserinde yaşam kayıplarının düşük olmasını sağlıyor.

Bunun yanında Batı ülkelerinde sivil toplum kuruluşlarının çalışmaları ve hükümetlerin sağlık politikaları sonucu toplumun meme kanseri bilincinin artırılması meme kanserine bağlı ölüm oranlarının düşük kalmasını sağlayan bir başka unsur.

2.    Meme kanserinin belirtileri nelerdir? 

Meme kanserinde önemli olan, belirtiler ortaya çıkmadan hastalığı yakalayabilmek. Çünkü belirtilerin gelişmesi, hastalığın ilerlediği anlamına geliyor.

Meme kanserinde en sık görülen belirtiler ise; 

  • Memede ya da koltuk altında ele gelen kitle, 
  • Memenin boyutunda veya şeklinde oluşan değişiklik, 
  • Meme başından kanlı akıntı gelmesi, 
  • Memenin derisinde veya meme başında şekil ve renk değişikliği, 
  • Meme veya meme başında içeriye doğru çekilme olması,
  • Memede kitle olmamasına rağmen koltukaltında ya da boyunda bir beze oluşması.

3.    Meme kanserinin risk faktörleri nelerdir? 

Bazı risk faktörlerine sahip kadınlarda meme kanseri görülme ihtimali artıyor. Ancak yine de risk faktörlerini taşımayan kişilerin de meme kanserine yakalanması mümkün.

Meme kanserinde ileri yaş önemli bir risk faktörünü oluşturuyor. 50 yaş üzerinde olan kadınlarda meme kanseri görülme sıklığı, 50 yaşın altında olan kadınlardan 4 kat daha fazla oluyor.

Bu nedenle, özellikle 50 yaş üzerindeki kadınlarda tarama testlerinin önemi artıyor. 

Risk faktörleri:

  • Ailede meme kanseri öyküsünün bulunması, 
  • Adetlerin erken yaşta başlamış olması (12 yaş altı), 
  • Doğum yapmamış olmak,
  • İlk doğumu 30 yaş sonrasında yapmış olmak, 
  • Geç yaşta menopoza girmek, 
  • Kilolu olmak ve özellikle menopoz sonrası kilo almak, 
  • Sigara tüketmek riski artırıyor. 

4.    Meme kanseri genlerinin önceden tespit edilmesi mümkün mü? 

Meme kanserine yol açtığı bilenen bazı genler tarif edilmiştir ve genetik test yoluyla tespit edilmektedir. Bu test ailesinde 

  •  erken yaşta meme kanseri 
  •  her iki memede meme kanseri 
  •  meme dışında erken yaşta yumurtalık kanseri 
  •  Erkek meme kanseri akrabası olan kişilere genetik çalışma yapmak düşünülebilir. 

Genetik testler bu konuda uzman genetik danışma merkezlerinde yapılmaktadır. Kişilerin aile hikayesi detaylı olarak değerlendirilmekte ve çıkan sonuçlar doğrultusunda test yapılmaktadır. Genetik test erken yaşta meme kanseri olan kişilere de yapılmaktadır. Amaç kardeş ve çocukların risk haritasını çıkarmak ve tedaviye devam ederken bilgi sahibi olmaktır. 

5.    Meme kanserinin erkeklerde görülme sıklığı nedir? 

Meme kanserinin kadınlara özgü bir hastalık olduğu sanılır. Ancak meme kanserlerinin yaklaşık %1’i erkeklerde görülür. Erkeklerde bu kadar az görülmesinin iki nedeni, erkeklerde meme dokusunun nispeten azlığı ve erkeklerin hormonal yapısının kadınlardan farklı olmasıdır.

Erkeklerde meme kanseri daha çok 60 yaş üstünde görülür. Çok az erkek hastalığın farkına varır ve bu nedenle hastalık tanısı kadınlara göre daha geç konur, kanser tanısı konduğunda da hastalık genellikle ilerlemiş olur ve tedavisi de zorlaşır. Dolayısıyla, erkeklerin de bu konuda duyarlı olmaları ve vücutlarındaki değişikliklerin farkında olmaları çok önemli. 

6.    Meme kanserinin tedavisi nasıl yapılır? 

Meme kanseri çok sık görülen bir hastalık; kadındaki en sık kanser. Bunun iyi tarafı, meme kanseri ile ilgili çok bilginin olması ve çok sayıda araştırma yapılıyor olması. Hem tanı hem de tedavi yöntemlerinde birçok gelişme yaşanıyor. Meme kanserinin türlerine göre tedavi seçenekleri de gün geçtikçe farklılaşıyor ve kişiye özel tedavi ön plana çıkıyor.

Meme kanseri riskinin ortalamadan yüksek olduğunu bildiğimiz kadınları daha iyi ayırd ediyor olmamız, kadınların meme yapılarını daha iyi tanımaları, memelerindeki değişikliklerin farkına varmaları ve zamanı geldiğinde koruyucu meme taramalarını yaptırmaları gibi bilinçli davranışlar günümüzün tıp teknolojisiyle birleştiğinde, meme kanseri korkutmayan bir kanser türü haline geliyor.

Meme kanserlerinin aşağı yukarı yüzde 10’u kalıtsal genetik faktörlere bağlıdır. Bunlardan da yüzde 85’i BRCA1, BRCA2 dediğimiz gen mutasyonlarına, geri kalanı başka genlerdeki mutasyonlara bağlıdır.

Ailesel kanser riskinin yüksek olduğunu saptadığımız hastalarda bu genetik mutasyonların olup olmadığına bakabiliyoruz. Eğer bu mutasyon varsa, yıllar içerisinde meme kanseri ve yumurtalık kanseri olma olasılığının çok yüksek olduğunu biliyoruz.

Buna bağlı olarak erken tarama, ilaç kullanarak riski düşürme, bazen de ameliyatla meme dokusunu çıkararak hastalığı önleyici bazı yaklaşımlar öneriyoruz. 

Kanser olmuş ve erken evrede tanı konup ameliyat edilmiş olan hastaların önemli bir kısmını, gelişmiş ve güvenirliği kanıtlanmış yeni genetik testler sayesinde kemoterapi vermeden izleyebiliyoruz. Bu yaklaşım ile bu hastaları hem kemoterapinin yan etkilerinden korumuş oluyoruz hem de yaşam kalitelerini düşürmemiş oluyoruz.

Meme kanseri ve tedavisindeki yeni tekniklerden biri de radyoterapiyi ameliyat sırasında vermek. Bu yöntem ile hastaya zaman kazandırılarak bazı tıbbi yararlar sağlanabiliyor.

Normalde, meme kanseri ameliyatında önce tümörü çıkarmak için bir cerrahi işlem yapılır, daha sonra ise birkaç hafta boyunca radyasyon tedavisi uygulanır. Ancak intraoperatif radyoterapi seçeneğinde radyoterapi ameliyat sırasında, tümör alındıktan hemen sonra veriliyor.

Böylece, 5 hafta süren radyoterapi tedavisi sadece 30-40 dakika içerisinde tamamlanabiliyor.

Ancak, Batı ülkelerinde bile meme kanseri tanısı konduğunda hastaların %5’i ileri bir evrede oluyor. Bu hastalarda güvenebileceğimiz tek yöntem gelişmiş ilaç tedavileridir. Bazı tümörlerin bu tedavilere yanıtı iyi, bazılarınınki pek iyi olmuyor ne yazık ki.

1970’ler ile karşılaştırıldığında meme kanserine bağlı ölümler üçte bir oranında azalmış olsa da, tanının geç konması, özellikle de görülme sıklığının yüksek olması nedeniyle meme kanseri ne yazık ki dünyada halen kadınlardaki birinci sıradaki kansere bağlı ölüm nedeni.

7.    Genetik risk altında olan kişiler dışında, kimler meme kanseriyle ilgili teh altında? Sigara, spor yapmamak, sutyen kullanımı meme kanserini tetikliyor mu? 

Sağlıklı bir yaşam tarzı sadece kansere değil, tüm hastalıklara yakalanma riskini düşürüyor. Her ne kadar genetik bir risk faktörü olmasa da kanser riskini düşürmek için özellikle sigaradan uzak durmak çok önemli.

Pasif içiciliğin bile kanser riskini artırdığını gösteren çalışmalar var.

Özellikle sigara kullanan, düzenli egzersiz yapmayan, hareketsiz bir yaşam tarzı benimseyen ve sağlıksız beslenen insanların sadece meme kanseri değil, her türlü kansere yakalanma risklerinin yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Şişmanlık da meme kanseri ile doğrudan ilgili.

Obezite , kanser olma olasılığını artırıyor. Yani şişmanlık, kanser riski açısından bakıldığında da bir hastalık, yalnızca estetik bir kusur değil maalesef. Diğer taraftan sütyen kullanmanın, sutyenin tipinin, deodorant kullanımının meme kanseri ile uzaktan yakından ilişkisi yok.

8.    Erken tanı için ne yapmalı? Mamografi çektirmek ne kadar önemli? 

Meme kanseri riski yaşla birlikte artar. Düzenli hekim kontrolleri içinse anlamlı yaş sınırı 40-45 yaşlar arasıdır.

Risk altında olanların 40 yaşından sonra her yıl, risk altında olmayanların ise 45 yaşından sonra her yıl muayene, mamografi  ve ultrasonografi çektirmeleri öneriliyor. Kişide özel bir risk varsa da daha sık doktor kontrolüne gitmesi öneriliyor.

Mamografi  ise bugün için meme kanseri açısından en değerli tarama testidir. Memenin yapısı nedeniyle bazen mamografi  fazla bir bilgi veremiyor ve bu durumlarda MR çekerek hastayı izlemek gerekebiliyor.

9.    Emzirmek meme kanseri riskini düşürür mü? 

Emziren kadınlarda risk daha az, emzirmeyenlerde ise daha yüksek diye bir şey yok. Bir kadın için emzirmesi ya da emzirmemesi özel bir risk faktörü oluşturmuyor. Yani, bireyin taranması kuralları değişmiyor.

Bunun gibi, büyük kitleler ve toplumlar için saptanabilen, akademik değeri olan farklılıklar olabilir. Fakat birey için bunlar anlamlı değil. Örneğin, meme kanserine yakalanma oranınız yüzde 10’dan 10 buçuğa çıkması sizin için bir şey ifade etmez.

Kadının bilmesi gereken, gerçek riski artıran önemli bilgi, ailede, anne tarafında yoğunlaşmış meme kanseridir.

10.    Meme cerrahisi geçirmiş kadınlar da emzirebilir mi? 

Meme cerrahisi geçirmiş kadınlar (memesinin tamamı alınmamış olanlar) genellikle bebeklerini emziremeyeceklerinden korkarlar ancak ameliyat edilmiş ve tedavisi tamamlanmış meme diğer meme gibi süt salgılamaya devam eder ve emzirme her iki memeden yapılabilir. 

Источник: https://www.anadolusaglik.org/blog/10-soruda-meme-kanseri

Meme Kanseri nedir? Meme Kanseri Tedavisi Nasıl Yapılır?

10 Soruda Meme Kanserinde Cerrahi Tedavi

Meme Kanseri Tedavisi

Meme kanseri tüm dünyada kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Bu kanser türü akciğer kanserinden sonra, dünya genelinde, rahim ağzı kanseri (serviks) ile görülme sıklığı en yüksek olan kanser türlerindendir. İstatistiklere göre her 8 kadından birinin hayatının belirli zamanında meme kanserine yakalanmaktadır.

Kanser hücreleri genellikle sütün üretildiği, memelerin lobüllerinde ya da memedeki süt dranej kanallarında oluşur. Meme kanseri en fazla menopoz dönemindeki kadınlarda oluşur fakat herhangi bir yaşta da ortaya çıkabilir. Meme kanseri erkeklerde de görülmesine rağmen oldukça nadirdir. Her 100 kadına karşın bir erkekte görülmektedir.

Meme kanserinin belirtilerinden şüphelenildiğinde hızla harekete geçilmelidir. Kanser erken evrede (ilk evrede) teşhis edildiğinde meme kanseri tedavisinin başarı ile sonuçlanma oranı %90’ların üzerinde olmaktadır.

Kendi memenizi kontrol ederken şüpheli bir sertlik bulabilirsiniz, hekiminiz klinik meme muayenesinde bir sertlik hissedebilir ya da meme dokusunda anormal bir bölge mamografi ya da göğüs MR’ı gibi bir tarama testinde ortaya çıkabilir.

Meme kanserinin risk faktörleri nelerdir?

Meme kanseri risk faktörleri önlenebilir riskler ve değiştirilemeyen riskler olarak iki ana başlık altında toplanabilir.

Önlenebilir riskler kişilerin yaşamlarında değiştirebileceği faktörler olarak sıralanabilir: Sigara ve alkol tüketimini azaltmak, hareketli bir yaşam oluşturmak, sağlıklı beslenmek gibi.

Değiştirilemeyen riskler ise yaş, cinsiyet, yoğun meme dokusu, erken adet görmek ya da geç menopoz ile pozitif aile öyküsü olarak sıralanabilir.

Medikal Onkoloji ve İç Hastalıkları Uzmanımız Doç. Dr. Meral Günaldı
Meme Kanseri Nedir? Risk Faktörleri Nelerdir? bilgiler veriyor.

Meme kanseri tanısında kullanılan yöntemler nelerdir?

Belirtiler doğrultusunda uygulanacak olan meme kanseri tedavisi programı için doktorunuzun yapacağı testler, tümörün başladığı alan ile sınırlı olup olmadığını (lokal) ya da vücudunuzun diğer bölgelerine (metastaz) yayılıp yayılmadığını anlamak için yapılır.

Meme kanseri tedavisinde tanı için aşağıdaki yöntemler kullanılmaktadır.

  • Mamografi: Meme dokusunun röntgen ışınları ile incelenmesi esasına dayalı bir yöntemdir. Hastanın her hangi bir yakınması yok iken çekilen ilk mamografi baz mamografidir. Mamografi tarama amaçlı veya tanı amaçlı yapılabilir. Tarama amaçlı mamografi hiçbir yakınması olmayan kişilere yapılırken, tanı amaçlı yapılan mamografide şüpheli kitle veya bölgenin daha detaylı tetkiki olanağı vardır.
  • Ultrasonografi: Ses dalgalarının dokulardan geri yansıması esası ile çalışır. Mamografide bulunan bir şüpheli kitle veya alanın, veya hastanın eline gelen kitlenin sıvı veya katı olduğunu anlamak için kullanılır. İçi sıvı dolu olan kitleler yani kistler kanser açısından önemli bir tehdit oluşturmazlar. Buna karşılık, içi katı olan yani “solid” kitleler memenin tümörleridir. Bunların iyi veya kötü huylu olduğu ayrımını düzenli takipler veya başka ileri yöntemlerle yapmak gerekir.
  • Galaktografi: Meme başından içeri ilaç verip süt kanallarının filminin çekilmesidir. En çok meme başı akıntısı yakınması olanlarda uygulanır.
  • İnce iğne biyopsisi: Standart enjektör iğnesi ile hücresel düzeyde örnek alıp mikroskop altında bunların incelenmesidir.
  • Kalın iğne biyopsisi: Bu amaç için yapılmış, kalın bir iğne ile doku parçası alınarak bunun incelenmesidir.
  • Stereotaksik biyopsi: Kitlenin yerinin özel bir cihazla tespit edilip tam o noktadan örnek alınmasıdır.
  • Stereotaksik işaretleme: Özel bir cihaz ile şüpheli alanının görülüp içine ince bir tel bırakılmasıdır.
  • Cerrahi biyopsi: Ameliyathanede yapılan ve kitlenin tamamının çıkartılıp mikroskop altında incelenmesidir.

Meme kanserinin evreleri nelerdir?

Tüm kanser türlerinde olduğu üzere meme kanserinde de erken teşhis oldukça önemlidir. Kanser erken dönemde teşhis edilirse meme kanseri tedavisi çoğu zaman meme alınmadan neticelendirilebilmektedir.

Meme Kanseri Tedavisi için Evreleme Önemlidir

Kanserin lokalize ya da yaygınlaştığını belirten evreleme olarak adlandırılan ve yaygın kabul gören sisteme göre meme kanseri evre 1 (lokalize)’den Evre 4’e (uzak organlara metastaz) olmak üzere evrelenir. Hastalığın hangi evrede olduğunu öğrenmek için yapılan muayene ve testlerle tedavi planı oluşturulmaktadır.

Medikal Onkoloji ve İç Hastalıkları Uzmanımız Doç. Dr. Meral Günaldı
Meme Kanseri Evreleri Nelerdir? bilgiler veriyor.

Meme kanseri evreleri hakkında detaylı bilgi için tıklayınız

Medikal Onkoloji ve İç Hastalıkları Uzmanımız Doç. Dr. Meral Günaldı
Meme Kanseri Tanı Yöntemleri Nelerdir? bilgiler veriyor.

Meme kanseri tedavisi nasıl yapılır?

Hastalığın evresine, hastanın özelliklerine ve genel sağlığına bağlı olarak tedavi seçenekleri bir veya birden fazlasını içerebilir: Cerrahi, radyasyon tedavisi, hormon tedavisi, kemoterapi veya hedefe yönelik tedavi gibi

Standart tedavi yöntemleri :

1- Cerrahi Tedavi
2- Radyoterapi (Işın tedavisi)
3- Kemoterapi (İlaç tedavisi)
4- Hormonoterapi ( Hormon tedavisi )

1- Cerrahi Tedavi
Genellikle kanserle savaşın ilk aşamasıdır. Çoğu hastanın tedavisi kanserli dokunun cerrahi olarak çıkarılması ile başlar. Sentinel lenf (bekçi lenf nodu) biyopsisi yapılarak beraberinde gerekiyorsa koltukaltı lenf bezleri de temizlenir.

Günümüzde meme kanserinin tedavisinde, cerrahi girişimin birkaç farklı uygulaması vardır. Bu uygulamalar temel olarak, memenin alınmadan korunmasına yönelik olanlar ve memenin tümünün çıkartılmasına yönelik olanlar olarak iki ana gruba ayrılmaktadır.

Son dönemdeki medikal gelişmeler ışığında sadece kanserli bölgenin çıkarılması ve memenin korunması , koltukaltı lenf bezlerinden ise örnekleme yapılması sayesinde hastalarda benzer başarılı sonuçlar alınabilmekte ve aynı gün evlerine gidebilmektedirler.

Memenin tümünün alınması gerektiği durumlarda ise plastik cerrahi teknikler ile yeniden meme rekonstrüksiyonu yapılması mümkündür.

2- Radyoterapi (Işın Tedavisi)
Işın tedavisi, X-ışınlarının (röntgen ışınları), meme bölgesine ve koltuk altına uygulanmasıyla, cerrahi girişimden sonra kalma olasılığı olan kanser hücrelerinin yok edilmesini sağlamak amacı ile yapılır.

En sık kullanılan yöntem harici ışınlama (external beam radiation) yöntemidir. Operasyondan sonra 4-6 hafta süreyle uygulanır. Özel bir lineer akseleratör kullanılmak suretiyle, harici olarak, tüm meme ve bazen de koltukaltı hedeflenerek ışınlanır. Işın genellikle 4-6 hafta boyunca, haftada 5 gün olarak verilir.

Radyoterapinin yan etkileri; Bu tedaviyi gören kadınların çoğu halsizlikten yakınırlar. Memede şişme ve ağırlık hissi ortaya çıkabilir. Tedavi edilen bölgedeki deri, güneş yanığı rengini alabilir.

Bu yan etkiler yaklaşık bir yılda kendiliğinden kaybolur.

Merkezimizde kullanılan Novalis destekli TrueBeam STx isimli lineer akseleratör ile sağlıklı dokuya minimum oranda zarar verilerek bu yan etkiler en aza indirilir.

3- Kemoterapi (İlaç Tedavisi)
Kanser hücrelerini öldürücü ilaçlarla yapılan tedavidir. Bu ilaçlar ağızdan veya damardan verildikten sonra tüm vücuda yayılır.

Genellikle, aynı anda birkaç ilaç birlikte verildiğinde daha etkili olduklarından, değişik kombinasyonlar halinde verilirler. Kemoterapi, kürler halinde verilir. 4-6 kür planlanır. Her kür arası yaklaşık 3 haftadır.

Bu da toplam 3 ile 5 aylık toplam kemoterapi süresi demektir.

Bazı olgularda yapılan cerrahi tedaviye ek olarak, ilaç tedavisi de eklemek gerekebilir.

Hastalarda cerrahi tedavi sonrası yapılan tetkiklerde, herhangi bir bölgede kanser kalmamış olsa bile, koruyucu önlem olarak bir süre ilaç tedavisi yapılabilir. Bu tedaviye adjuvan kemoterapi denir.

Neoadjuvan kemoterapi ise Evre 3 kanseri olan hastalarda mevcut tümörün boyutlarını küçültmek ve cerrahiye uygun hale getirmek amacıyla yapılır. Neoadjuvan kemoterapinin bir faydası da yapılan kemoterapinin tümör üzerine etkinliğinin izlenmesidir. Kemoterapiyle ilgili daha fazla bilgi için tıklayınız.

4- Hormono Terapi (Hormon Tedavisi)
Bazı meme kanseri hücreleri, içerdikleri hormon reseptörleri (algılayıcıları) aracılığı ile östrojene duyarlı olabilir.

Yani, östrojen hormonu bu kanser hücrelerinin büyümelerine ve artmalarına neden olabilir.

Hormon tedavisinde amaç, bu şekilde östrojen reseptörü içeren ve bu hormona duyarlı olan kanser tiplerinde, östrojen etkisinin ortadan kaldırarak kanserin gelişmesinin önlenmesidir.

Medikal Onkoloji ve İç Hastalıkları Uzmanımız Doç. Dr. Meral Günaldı
Meme Kanseri Tedavi Seçenekleri Nelerdir? bilgiler veriyor.

Segmental mastektomi nedir?

Meme kanserinde memenin tamamının alınmayıp sadece kitlenin çıkarıldığı tedavi şekline genel olarak “meme koruyucu cerrahi” denir. Memedeki kanserli dokunun kanser içermeyen normal meme dokusu ile birlikte çıkartılmasına “lumpektomi” daha geniş normal doku ile birlikte çıkartılmasına ise “segmental mastektomi” denir.

Источник: https://neolife.com.tr/meme-kanseri-tedavisi/

Meme Kanseri İle İlgili Sık Sorulan 10 Soru

10 Soruda Meme Kanserinde Cerrahi Tedavi
Genel Cerrahi
Memorial Şişli Hastanesi

Memorial Şişli Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü uzmanları, meme kanseri ile ilgili en sık sorulan 10 soruyu yanıtladı ve hastalığın tedavi yollarını anlattı.

Memede fark edilen her  kitle kansere mi işaret eder?

Memede ele gelen kitlelerin % 90’ından fazlası kanser değildir. Bunlar; genellikle meme içinde büyüyen fibrokistlerdir. Ele gelen bu yapılar hastalar tarafından tümör zannedilmektedir.

İyi huylu tümörler büyüyebilir, memenin kendisi kitle gibi bir hal alabilir.

Daha çok regl öncesi dönemde meme içyapısı çok yoğun olduğu için o dönemde özellikle bu dönemde meme kontrolü yapan kişiler, memesinde kitle var olduğu düşüncesi ile endişelenmektedir.

Kendi kendine meme muayenesi ne zaman başlamalıdır?

Kendi kendine meme muayenesi 20 yaşından önce yapılmamalıdır. 20 yaşından sonra her kadının aylık düzenli olarak memesini kontrol etmesi, erken tanı için yaşamsal önem taşımaktadır. Meme muayenesi yapmak için en ideal zaman, adet döneminin bitiminden 4-5 gün sonraki dönemdir.

İlk meme ultrasonu ne zaman yapılmalıdır?

Ailesinde hiç meme kanseri olmayanlar 35 yaşından sonra ilk ultrasonografilerini yaptırmalıdır. Ailesinde meme kanseri olanlarda ise 25-26 yaşından sonra yıllık rutin ultrason takipleri yapılmalıdır. Genetik meme kanserlerinde ise ilk mamografi yaşı 26’dır.

Ailesel meme kanseri riski altında olanlar 32-34 yaşlarından sonra mamografi ile takip edilmelidir. Ailesinde meme kanseri olmayan ve meme kanseri geni taşımayan kişiler ise 35-40 yaş arasında bir kez mamografi ve ultrasonografi yaptırmalıdır. Bu, “Temel mamografi” olarak adlandırılır.

Bu kişilerin 40 yaşından sonra rutin mamografi taraması yapılması gerekir.

Memede ortaya çıkan fibrokistlerin kansere dönüşme riski var mıdır?

Fibrokistler kansere dönüşmez. Bunlar meme içindeki fizyolojik değişikliklerdir. Regl bittikten sonra yumurtalıklardan önce östrojen sonra progesteron hormonu salgılanır. Östrojen meme içinde süt kanallarını genişletir ve dallandırır. Sonra progesteron hormonu da süt yapan hücreleri çoğaltır. Meme içinde hacim artması olur ve memede gerginlik hissedilir.

Eğer kadın hamile kalırsa ve o yapılar devam eder, doğumdan sonra süt salgılanır. Eğer kadın hamile kalmazsa o zaman hormonların seviyesi düşer ve çocuk için hazırlanmış olan yapılar rahim içinden atılır. Meme içinde çoğalan hücreler ise eski haline döner. Bu olay her ay devam eder.

Bu hücrelerin kaybolması esnasında bir grup hücre kalır ve meme içinde ve bunlar fibrokistik yapıları oluşturur.

Fibroadenom nedir ve kanserleşir mi?

Fibroadenom, uyu huylu bir tümördür. Çevresine kapsülü vardır ve çevreye yayılması mümkün değildir. Bunda meme kanseri oluşma riski normal meme dokusundan kanser gelişme riski kadardır. Çapı arttıkça riski % 1-2 oranında artar. Fibroadenom, soya tüketimi ve doğum kontrol hapı kullanımı nedeniyle bir miktar büyüyebilir ancak kanser yapıcı bir etkisinin olduğu söylenemez.

Mamografinin kanser oluşumuna etkisi var mıdır?

Mamografinin yararı, zararının çok üzerindedir. Bu nedenle mamografinin verdiği radyasyon asla vücut için bir zarar olarak değerlendirilmemelidir.

1960’lı yıllarda çok yüksek radyasyon oranına sahip olan teknolojilerde 30 sene mamografi ile takip edilen hastalarda mamografinin zararının, yararının çok altında olduğu tespit edilmiştir. Yani bu zarar ihmal edilebilir düzeydedir.

Şimdiki mamografiler ise o dönem teknolojilerden 10 kat daha az radyasyon vermektedir. MR’da da radyasyon olmadığı için hastaya herhangi bir yan etkisi bulunmamaktadır.

Kanser ameliyatlarında meme koruyucu cerrahiler genç hastalara mı uygulanır?

Tıbbi olarak böyle bir görüş kesinlikle doğru değildir. Meme, her yaşta kadın için önemli bir objedir. Yaşlı hastaların memesi alınacak diye bir kural ya da böyle bir anlayış yoktur.

Uygunsa tümörünün evresi, şekli, biçimi ve yaygınlığına bakılarak 70-80 yaşındaki bir kadının memesi de korunabilir.

70 yaşında gerekli olduğu için memesi alınan ve bu nedenle üzüntü duyan, 75 yaşında ısrarla meme protezi isteyen hastalar bulunmaktadır.

Meme protezi her yaşta uygulanabilir mi?

Meme kanseri ameliyatlarında, hasta tıbbi açıdan uygunsa ve risk faktörü yoksa meme koruyucu cerrahi tercih edilmektedir. Yaşlı hastalarda da meme koruyucu cerrahi yapılamıyorsa, hastaya daha sonra isteği doğrultusunda meme protezi uygulanabilir.

Memesi alınan hastalara ikinci seneden sonra bazı risk faktörleri ortadan kalktığında yeni meme yapılması önerilmelidir. Çünkü bu durum hastanın iyileşme süreci üzerinde de olumlu bir etkiye sahiptir.

Hastaya psikolojik açıdan rahatlatır, kendisini daha güçlü hissetmesini sağlar, hastanın sosyal yaşama adaptasyonunu sağlayarak tedavi sürecine katkıda bulunur.

Hangi durumlarda meme alınır?

  • Meme içinde yaygın tümörleri bulunan, memenin birçok noktasında aynı anda başlamış kanseri olan hastalarda meme koruyucu cerrahiler yapmak mümkün değildir. Bu durumda memenin mutlaka alınması gerekir.
  • Hastanın mamografisinde yaygın ve kötü kireçlenmeleri varsa meme kanserinin birçok odakta başlamasına neden olacağı düşünülüyorsa, bu hastaların memesinin alınması planlanmalıdır.
  • Daha önce göğüs duvarına radyoterapi yapılan hastalarda, meme koruyucu ameliyat sonrası yeniden radyoterapi yapılması gerektiği için, bu hastalara mastektomi yapılması gerekir.

Meme koruyucu cerrahi hangi durumlarda yapılabilir?

  • Öncelikle hastanın memesinin alınmasını istememesi ve meme koruyucu cerrahiyi tercih etmesi gereklidir. Bu hastanın en temel hakkı ve tercihidir. Bu durumda doktorun öncelikli olarak meme koruyucu cerrahiyi düşünmesi gerekir.
  • Kanserin bir bölgede olması gerekir. Memedeki tümörün de çok büyük olmaması, meme büyüklüğü ile kanserin orantısının bulunması gerekir. Kanser büyük meme küçükse memenin tümü alınmalıdır.
  • Koltuk altı metastazları meme koruyucu cerrahi yapılmasını engellemez.
Güncellenme Tarihi: 08 Kasım 2018Yayınlanma Tarihi: 08 Ekim 2015

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/meme-kanseri-ile-ilgili-sik-sorulan-10-soru/

Meme Kanserinde Cerrahi Yöntemler

10 Soruda Meme Kanserinde Cerrahi Tedavi

Meme cerrahisinde öncelikle amaç, tümörün geride kalmayacak şekilde çıkarılması ve koltuk altına yayılım gösteren vakalarda lenf bezlerinin tümüyle alınmasıdır.

Hastanın cerrahi tedavisi, meme cerrahisi ekibi ve hastanın kendisi ile birlikte değerlendirilmekte; hastalığın durumu, hastanın yaşı, tıbbi ve piskososyal durumu, istek ve beklentileri de dikkate alınarak dengeli bir karara varılmaktadır.

Günümüzde meme cerrahisinde aşağıdaki seçenekler uygulanmaktadır;

  • Memenin alınması(mastektomi)
  • Memenin kısmen alınması (meme koruyucu cerrahi)
  • Meme cildinin korunarak memenin tamamen alınması ve meme cildi içine hastanın kendisinden yağ doku nakli veya özel dolgu maddeleri ile memenin şekillendirilmesi
  • Meme cildi ve meme başının korunarak meme içinin tamamen alınması ve meme cildi içine hastanın kendisinden yağ doku nakli veya özel dolgu maddeleri ile memenin şekillendirilmesi
  • Memenin alınması ve tedavilerin (kemoterapi-radyoterapi) tamamlanması sonrası meme onarımı
  • Tüm bu meme cerrahisine ek olarak koltuk altı lenf bezlerinin çıkarılması veya sentinel (bekçi) lenf düğümü örneklemesi

Mastektomi

Mastektomi, memenin tamamen alınması işlemidir. Bu operasyonla tüm meme dokuları hatta bazen yakınındaki dokular da alınır.

Basit mastektomi: Bu işlem, total mastektomi olarak da adlandırılır. Meme uçları dahil tüm meme alınır, ancak koltuk altı lenf bezleri veya memenin altındaki kas dokuları alınmaz.

Bazen, meme kanseri riski oldukça yüksek kadın hastalarda koruma amacıyla her iki meme birden alınır (double mastektomi). Bu ameliyat için hastaneye yatırılan hastaların çoğu, ertesi gün taburcu edilir.

Bu yöntem, meme kanseri tedavisinde en sık kullanılan yöntemdir.

Cilt koruyucu mastektomi: Bazı kadın hastalarda meme, cerrahi müdahale sırasında yeniden yapılandırılabilir. Bu işleme, cilt koruyucu mastektomi olarak adlandırılmaktadır.

Memenin üstündeki derinin çoğu (meme ucu çevresi (areola) ve meme ucu dahil) dokunulmadan bırakılır. Bu işlem, hastaya basit mastektomi kadar fayda sağlayabilir.

Alınan meme dokusunun miktarı, basit mastektomi yöntemindeki oranın aynısıdır.

Bu yöntem, hemen ardından meme rekonstrüksiyonu (estetik cerrahi) planlandığında kullanılır. Büyük veya deri yüzeyine yakın tümörlerde bu yöntemin kullanılması uygun olmayabilir.

Vücudun başka bir bölümünden doku alınarak veya implant kullanılarak meme yeniden yapılandırılır. Cilt koruyucu mastektomi, daha standart bir yöntem olan mastektomi kadar fazla kullanılmamaktadır.

Ancak birçok kadın hasta, daha az yara dokusuna ve daha iyi görünümlü bir memeye sahip olma isteğiyle cilt koruyucu mastektomi yöntemini tercih etmektedir.

Meme ucu koruyucu mastektomi, cilt koruyucu mastektominin bir çeşididir. Bu yöntem, daha çok deride veya meme ucuna yakın kanser belirtisi göstermeyen memenin daha dış kısmında erken evre tümörü olan kadın hastalar için bir seçenektir. Bu işlemde meme dokusu alınır, ancak meme derisi ve meme ucu yerinde bırakılır. Sonrasında memeye estetik cerrahi (rekonstrüksiyon) uygulanır.

İşlem sırasında, kanserli hücreleri kontrol etmek için meme ucu ve meme ucunun çevresinin alt tarafındaki meme dokusu alınır. Bu dokularda kanser belirlenirse, meme ucu alınmalıdır. Meme ucunun alt tarafında kanser belirlenmese bile, bazı tedavilerde kanserin tekrarlama riskini azaltmak için cerrahi sırasında ve sonrasında meme ucu dokularına bir doz radyoterapi uygulanır.

Meme ucu koruyucu cerrahide halen bazı problemler vardır. Cerrahi sonrası meme ucu tam bir kan akışı sağlamayabilir. Bu da, buruşukluğa ve şekil bozukluğuna sebep olabilir. Cerrahi sırasında sinirler de kesildiği için, meme ucunda his azalır ya da hiç kalmaz.

Daha büyük memesi olan kadınlarda estetik cerrahi sonrası meme ucu yerinden dışarı doğru çıkabilir. Bu sebeple, birçok doktor bu cerrahinin daha çok orta ve küçük boy memesi olan kadınlar için iyi bir seçenek olduğuna inanmaktadır.

Bu yöntemle görünür yara izleri daha azdır, ancak işlem doğru yapılmazsa diğer mastektomi yöntemlerinden daha fazla meme dokusu bırakılma olasılığı vardır. Bu da, cilt koruyucu veya basit mastektomiye nazaran meme ucu koruyucu cerrahide daha fazla kanser riski gelişebileceği anlamına gelir.

Bu durum geçmişte bir problem olarak görülürken, günümüzde gelişen teknikler meme cerrahisini daha güvenli bir yöntem haline getirmiştir. Buna rağmen günümüzde birçok uzman, meme ucu koruyucu yöntemin standart meme kanseri tedavisi olarak oldukça riskli olduğunu düşünmektedir.

Modifiye Radikal Mastektomi: Bu yöntem ile basit mastektomi esnasında koltuk altı lenf bezleri alınır. Lenf bezlerinin alınması ile ilgili cerrahi, aşağıda “Lenf Bezi Cerrahisi” bölümünde detayları ile anlatılmıştır.

Radikal Mastektomi: Bu geniş çaplı operasyonda tüm meme, koltuk altı lenf bezleri ve meme altındaki pektoral (göğüs duvarı) kaslar alınır. Radikal mastektomi, geçmişte oldukça sık kullanılmış olan bir yöntemdir.

Ancak, sonraları daha küçük çaplı ama aynı şekilde etkili yeni cerrahi yöntemler (modifiye radikal mastektomi gibi) bulunmuştur. Bu sayede, hastada radikal mastektomiye bağlı yan etkiler ve memede şekilsizlik görülmemektedir.

Günümüzde radikal mastektomi, daha nadir başvurulan bir yöntemdir ve daha çok memenin altındaki pektoral (göğüs duvarı) kaslarda bulunan geniş tümörler için uygulanmaktadır.

Meme Koruyucu Cerrahi

Meme koruyucu cerrahi yöntemi, zaman zaman kısmi (segmental) mastektomi olarak da adlandırılır. Bu cerrahide sadece memenin etkilenmiş kısmı alınır.

Ancak, alınacak kısım tümörün büyüklüğüne, yerine ve başka diğer faktörlere bağlıdır.

Hastaya cerrahi sonrası radyoterapi verilecekse, cerrahi sırasında memenin tümörü alınan bölgesine yerleştirilen küçük metal klipslerle (röntgende görünecektir) radyoterapi tedavi alanı işaretlenebilir.

Lumpektomide sadece memedeki kitle ve etrafındaki dokular alınır. Radyoterapi, genellikle lumpektomiden sonra uygulanan bir tedavi yöntemidir. Hastaya adjuvan kemoterapi de verilecekse, genellikle kemoterapi tedavisi tamamlanana kadar radyoterapi geciktirilir.

Kadranektomide, memenin dörtte biri alınır. Cerrahi sonrası genellikle radyoterapi verilir. Yine bu yöntemde de, kemoterapi verilecekse radyoterapi geciktirilir.

Ameliyat ile alınan doku kenarında kanser hücresine rastlanırsa, hastalık pozitif marjlı demektir. Doku kenarında kanser hücresi bulunmazsa, negatif veya temiz marjlı olarak nitelendirilir. Pozitif marjın olması, cerrahi sonrası bazı kanser hücrelerinin kalmış olabileceğini gösterir.

Patolog, cerrahi ile alınan dokuda pozitif marja rastlarsa, cerrahın yeni bir ameliyatla daha fazla doku alması gerekebilir. İşte bu operasyona, re-eksizyon denir. Eğer, yeterli meme dokusu alınamaması sonucu temiz cerrahi marj elde edilemezse, hastaya mastektomi yapılması gerekebilir.

I ve II. evre meme kanseri olan kadınların çoğu için meme koruyucu cerrahi ve ek olarak radyoterapi tedavisi mastektomi kadar etkilidir. Bu iki yöntemle tedavi edilen kadınların yaşam oranı aynıdır. Ancak, meme koruyucu cerrahi, meme kanseri olan tüm kadınlar için uygun bir seçenek değildir.

Rekonstrüktif (Estetik) Cerrahi

Mastektomi (veya bazı meme koruyucu cerrahiler) sonrası bazı kadın hastalar, cerrahi gören memenin tekrar yapılandırılmasını isteyebilir. Bu işlem, cerrahi sonrası memenin görünümünü yenilemek için yapılır.

Estetik cerrahinin türü ve ne zaman olacağına dair alınacak karar, meme kanseri hastanın tıbbi durumuna ve kişisel tercihlerine bağlıdır. Memeye uygulanacak estetik cerrahi, mastektomi esnasında veya daha sonraki aşamada yapılabilir.

Estetik cerrahinin birkaç çeşidi vardır.

Bazı estetik cerrahilerde, tuzlu su veya silikon implantlar kullanılırken, bazı estetik cerrahilerde vücudun diğer bölgelerinden alınan dokular kullanılır ve bu işleme, otolog doku rekonstrüksiyonu denir.

Lenf Bezi Cerrahisi

Meme kanserinin koltuk altı lenf bezlerine yayılımını belirlemek için bir veya birden fazla lenf bezi alınarak mikroskop altında incelenir. Bu inceleme, kanserin evrelenmesi, tedavi şeklinin ve sonuçlarının belirlenmesi için önemlidir.

Lenf bezlerinde kanser hücreleri bulunursa, kanserin kan dolaşımı yoluyla vücudun diğer bölgelerine yayılmış olma şansı yüksektir.

Koltuk altındaki lenf bezlerinde kanser hücrelerinin varlığı, cerrahi sonrası eğer gerekli görülürse ne tür bir tedavi uygulanacağına karar verilmesinde önemli bir rol oynar.

Koltuk altı lenf bezi diseksiyonu: Bu işlemde, koltuk altındaki alandan yaklaşık 10-40 arası (genellikle 20’den az) lenf bezi alınarak, kanserin yayılımı kontrol edilir. Koltuk altı lenf bezi diseksiyonu, ikinci bir operasyon olarak meme koruyucu cerrahi veya mastektomi ile aynı anda yapılabilir.

Bu yöntem, meme kanserinin yakındaki lenf bezlerine yayılımının gözlenmesi için en sık kullanılan yöntemdir ve halen bazı hastalara uygulanmaktadır.

Örneğin; öncesinde yapılan biyopside bir veya daha fazla koltuk altı lenf bezinde kanser hücresi tespit edilen hastalara koltuk altı lenf bezi diseksiyonu yapılabilir.

Sentinel lenf bezi biyopsisi: Koltuk altı lenf bezi diseksiyonu daha az yan etkiye neden olan güvenli bir cerrahi yöntem olsa da, birçok lenf bezinin alınması cerrahi sonrası hastada lenf ödem olasılığını arttıracaktır.

Uzmanlar, lenf ödem riskini azaltmak için lenf bezlerinde kanser araştırmasını sentinel lenf bezi biyopsisi uygulayarak yapabilir.

Bu yöntemle, birçok lenf bezi alınmadan kanserin lenf bezlerine yayılımı hakkında bilgi sahibi olunabilir.

Bu işlemde, tümörün ilk istila etmiş olabileceği düşünülen lenf bezi, sentinel lenf bezidir. Biyopside bu lenf bezi bulunarak alınır. Kanser yayılmaya başladıysa yüksek ihtimalle alınan sentinel lenf bezinde kanser hücresi tespit edilir.

Bu işlemde, tümörün içine, etrafına veya meme ucunun etrafındaki alana radyoaktif madde ve/veya mavi boya enjekte edilir. Lenfatik damarlar bu maddeleri sentinel lenf bezine veya bezlerine taşıyacaktır. Boyandığı (veya radyoaktif olduğu) tespit edilen lenf bezi alınır. Sonrasında alınan lenf bezleri laboratuvar ortamında patolog tarafından incelenir.

Sentinel lenf bezinde kanser tespit edilirse, tüm koltuk altındaki lenf bezlerinin alınması söz konusu olabilir.

Sentinel lenf bezinde kanser bulunmazsa, kanserin diğer lenf bezlerine yayılmış olma olasılığı düşüktür. Bu sebeple, başka bir lenf bezi cerrahisine gerek duyulmaz ve hasta tüm koltuk altı lenf bezi diseksiyonuna bağlı gelişen yan etkilerle karşı karşıya gelmez.

Bu zamana kadar sentinel lenf bezinde kanser hücreleri tespit edildiğinde, kaç lenf bezinin kanserli olduğunun belirlenmesi için tüm koltuk altı lenf bezi diseksiyonu uygulanmıştır. Ancak, son yıllarda araştırmalar bu yöntemin her zaman gerekli olmayabileceğini göstermiştir.

Bazı vakalarda, kanserli olmayan lenf bezlerinin bırakılması güvenli olabilir. Bu, tümörün alınması için ne tür bir cerrahi uygulandığı, tümörün büyüklüğü ve cerrahi sonrası hangi tedavinin planlandığı gibi birtakım faktörlere bağlıdır.

Bu konuyla ilgili yapılan araştırmalarda, meme koruyucu cerrahi ve ardından radyoterapi görmüş, 5 cm veya daha küçük tümörü olan hastalarda koltuk altı lenf diseksiyonunun uygulanmayabileceği görülmüştür.

Ancak, mastektomi yapılmış kadın hastalarda koltuk altı lenf bezlerinin alınmamasının güvenli olduğu henüz söylenemez. Bu konuyla ilgili araştırmalar sürdürülmektedir.

Источник: https://www.memekanserindeyenilikler.com/meme-kanseri-tedavi-yontemleri/meme-kanserinde-cerrahi-yontemler/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.