25 Soruda Diyabet

11 Soruda Diyabet (Şeker Hastalığı) Uzman Doktor Cevaplıyor

25 Soruda Diyabet

Şeker hastalığı (diyabet) genel olarak kanda şeker (glukoz) seviyesinin normalin üzerine çıkmasıyla seyreden ve ömür boyu süren bir hastalıktır.

2) Şeker hastalığı neden olur?

Şeker hastalığı, vücudumuzda pankreas adlı salgı bezinin yeterli miktarda insülin hormonu üretememesi ya da ürettiği insülin hormonunun etkili bir şekilde kullanılamaması durumunda gelişen ve ömür boyu süren bir hastalıktır. Kandaki şekerin kullanılmak üzere hücrelere alınabilmesi için insülin gereklidir.

İnsülin yokluğu veya etkisizliği durumunda kişi, yediği besinlerden kana geçen şekeri hücrelerinin içine sokamaz ve kandaki şeker seviyesi yükselirken, hücreleri şekerden yani enerjiden yoksun kalır.

Glukoz, özellikle beyin ve kalp hücreleri başta olmak üzere hücrelerin çalışmasını sağlayan temel enerji kaynağıdır.

Şeker hastalığında ise esas olarak hücrelere yakıt olması gereken glukoz hücre dışında kalarak vücut için zararlı bir madde haline döner.

3) Şeker hastalığı hangi yaşta görülür ve kaç tipi vardır?

Diyabet her yaşta görülebilir. Şeker hastalığının genel olarak 2 tipinden söz edilebilir. Tip 1 diyabet, çocuk ve gençlerde (25-30 yaş altı) görülür. Pankreas bezindeki insülin üreten hücrelerin bağışıklık sistemi tarafından tahrip edilmesi sonucu hiç insülin üretimi olmadığı için mutlak insülin gereksinimi söz konusudur.

Diyabet hastalarının %90-95’inde görülen diyabet şekli ise tip 2 diyabettir.

Tip 2 diyabet daha sıklıkla erişkin yaş grubunda görülür ve sağlıksız beslenme, obezite (şişmanlık), hareketsiz yaşam ve genetik faktörler ile ilişkilidir.

Son yıllarda artan fast food (ayaküstü hızlı beslenme) tarzı beslenme, artan obezite ve hareketsiz yaşam nedeniyle çocuk ve ergenlik çağındaki bireylerde de Tip 2 diyabet görülme sıklığı giderek artmaktadır.

Tip 1 ve Tip 2 diyabetten farklı olarak gebelik sırasında ortaya çıkıp genellikle gebelik sonrası düzelebilen bir diyabet formu da gebelik diyabeti (gestasyonel diyabet) olarak adlandırılmaktadır.

4) Gizli şeker (pre-diyabet) nedir?

Kişinin kan şekeri düzeyi normalden yüksek olmasına karşın diyabet tanısı koyacak kadar yüksek değilse bu durumda kişi pre-diyabetik (gizli şeker hastası) olarak tanımlanır. Esasında pre-diyabetin Tip 2 diyabet için bir adaylık durumu olduğu söylenebilir. Pre-diyabet olan kişilerin çoğu eğer önlem alınmaz ise 10 yıl içinde Tip 2 diyabet geliştirirler.

Pre-diyabetli bireylerde kalp damar hastalığı riski kan şekeri normal olan bireylere kıyasla 1.5 kat daha fazladır. Bunlara rağmen pre-diyabetli bireyler yaşam tarzı değişiklikleri sayesinde diyabetli olmayı önleyebilir veya geciktirebilir.

5) Şeker hastalığının belirtileri nelerdir?

Ağız kuruluğu, aşırı susama hissi, çok su içme, sık idrara çıkma, yemek sonrası yorgunluk ve uyuklama, bulanık görme, açıklanamayan kilo kaybı, tekrarlayan enfeksiyonlar, iyileşmeyen yaralar sık görülen şeker hastalığı belirtileridir.

Çocuklar ve gençlerde görülen Tip 1 diyabette bu belirtiler çok kısa süre içinde (haftalar ya da aylar) ortaya çıkabilir ve hatta tip 1 diyabetlilerin ilk başvuruları acil servise şeker yüksekliği koması (diyabetik ketoasidoz) şeklinde olabilir.

6) Şeker hastalığının ve gizli şeker hastalığının tanısı nasıl konur?

Normal bir insanın kandaki glukoz düzeyi açlıkta 70 – 100 mg/dl arasındadır. Diyabet teşhisinde yapılan kan şekeri ölçümünün yorumu kişinin açlık tokluk durumuna göre olur.

  • Açlık kan şekerinin 126 mg/dl üzerinde olması durumunda şeker hastalığı (diyabet) tanısı konulur. Eğer 100 ile 126 arasında ise bunun adı “bozulmuş açlık şekeri” dir ve bu bir çeşit gizli şeker (pre-diyabet) formudur.
  • Rastgele mesela yemekten herhangi bir zaman sonra toklukta ölçülen kan şekerinin 200 mg/dl üzerinde olması ve kişide yüksek şeker belirtilerinin olması durumunda yine şeker hastalığı tanısı konur.
  • Şeker yükleme testinin (OGTT) ikinci saatinde kan şekerinin 200 mg/dl üzerinde olması durumunda şeker hastalığı tanısı konulur. Eğer ikinci saat kan şekeri 140 ile 200 arasında ise bunun adı “bozulmuş glukoz toleransı” dir ve bu bir çeşit gizli şeker (pre-diyabet) formudur.
  • Son 3 aylık şeker ortalamasını gösteren HbA1c testinin sonucunun % 6,5 ve üzeri olması durumunda şeker hastalığı tanısı konulur. HbA1c değeri % 5,7 altı olması normal, %5,7-6,4 arası olması sınırdadır ve bu durumda gizli şeker (pre-diyabet) var denilir.

7) Şeker hastalığının tedavisi var mıdır?

Şeker hastalığı kontrol altına alınabilinir; ancak kesin çözüm olan bir tedavisi yoktur.

Tip 1 diyabetlilerde mutlak insülin eksikliği olduğu için insülinsiz kalmak bu hastalarda yaşam ile bağdaşmayan bir durumdur.

Tip 2 diyabetlilerin ise diyet yaptıklarında ve zayıfladıklarında kan şekerleri normale gelir; yani hastalıkları kontrol altına alınmış olur. Ancak diyete uyumları bozulursa tekrar kan şekerleri yükselmeye başlar.

Şeker hastalığında pankreasın veya pankreastaki insülin üreten hücrelerin nakli tedavileri üzerinde yoğun çalışmalar devam etmekte ve seçilmiş hastalarda uygulanmaktadır.

Diğer alanlarda olduğu gibi diyabet tedavisi konusunda da teknolojik gelişmeler ciddi kolaylıklar sağlamaktadır. Özellikle Tip 1 diyabetlilerde olmak üzere insülin pompası tedavilerinin kullanımı giderek artmaktadır.

Yine geliştirilme aşamasında olan yapay pankreas teknolojileri gibi gelişmeler de hem hekimler hem de hastalar için daha konforlu bir diyabet tedavisi imkanı sağlayacaktır.

8) Şeker hastaları ne yememeli?

  • Beyaz ekmek: Rafine edilmiş beyaz un lif ve besin değeri düşük bir gıdadır. Beyaz ekmek yerine tam buğday, çavdar veya kepekli ekmekler tercih edilmelidir.
  • Patates: Patates nişastası zengin bir sebzedir ve nişasta hızlıca parçalanıp şekere dönüşmektedir. 1 küçük boy patates (90 gram), 1 dilim ekmek kadar karbonhidrat içerir. Patates yasak olmamakla birlikte haşlanmış bir patates yendiğinde kan şekerini hızla yükseltebilir.
  • Beyaz pirinç: Pirinç, karbonhidrat kaynağıdır. Diyabetli bireyin öğünde alması gereken karbonhidrat miktarı içinde, pirinç yemesinde sakınca yoktur. Ancak, bulgur pilavını (posa yönünden daha zengin olduğu için) pirinç pilavına tercih etmek daha doğru olacaktır.
  • Kahvaltılık gevrekler: İçeriğinde bulunan tahıllar faydalı gibi gözükse de bu tahıllara eklenen tatlandırıcı ve şekerler bunu şeker hastaları için sakıncalı hale getirmektedir.
  • Gazlı içecekler: Kandaki şekeri bir anda yükselttikleri için sadece diyabetiklerin değil sağlıklı insanların da uzak durması gereken içeceklerdir.
  • Hazır paketlenmiş meyve suları: Liften yoksun olmaları, kan şekerini hızla yükseltmeleri ve içerdikleri katkı maddelerinden ötürü diyabetiklerin olduğu kadar sağlıklı insanların da uzak durması gereken içeceklerdir.
  • Taze sıkılmış meyve suları: Meyve suları taze sıkılmış dahi olsa şeker hastalarında bir anda yüksek miktarda alınan fruktozun ani kan şekeri yüksekliğine yol açmasından ötürü meyve suyu yerine taze meyvenin kendisinin tüketiminin tercih edilmesi önerilmektedir.
  • Bal, pekmez: Doğal olduğu düşünülse de bal ve pekmezde yüksek düzeyde şeker olduğundan dolayı ani kan şekeri yükselmelerine yol açabilirler. Bu nedenle şeker hastaları bu gıdaları doğal dahi olsa ölçülü tüketmeye dikkat etmelidirler.
  • Reçel: Doğal ev yapımı dahi olsa reçel içerdiği yüksek şeker nedeniyle diyabetiklerin sakınmaları gereken gıdalardandır.
  • Paketlenmiş ürünler: Çikolata, bisküvi, kek, gofret veya cips gibi paketlenmiş, trans yağ oranı yüksek ürünler sadece şeker hastaları için değil sağlıklı her birey için toksik etki yapan, sağlıksız kilo aldıran, diyabet ve kalp damar hastalığı riskini artıran sahte besinlerdir.
  • Karpuz, kavun, kayısı, üzüm, incir, muz gibi meyvelerin şeker oranının yüksek olması nedeniyle diyabetik hastaların bu gibi meyveleri ölçülü miktarda yemeleri önerilmektedir. Meyveler posa ve vitamin içeriği zengin besinler olduğu için diyabetli bireyin beslenmesinde bulunması gereken besin grubudur. Hiçbir meyve diyabetli bireye yasak değildir. Her meyvenin içinde meyve şekeri diye bilinen fruktoz bulunur ve kan şekerini etkiler ancak her besinin kan şekerini yükseltme hızı (glisemik indeksi) farklıdır. Kavun, üzüm gibi meyvelerin glisemik indeksi yüksektir, ancak bir seferde yenilen miktarına (glisemik yük) dikkat edildiğinde kan şekerini diğer besinlere göre daha fazla yükseltmez.
  • Yağlı kırmızı etler ve salam, sosis, sucuk gibi işlenmiş et ürünleri: Şeker hastaları aynı zamanda kalp damar hastalığı riski de taşıdığından, diyabetli bireylerin doymuş yağ oranı yüksek et ve et ürünlerinden kaçınması gerekmektedir. Bunun yerine yağsız etler, tavuk (derisi hariç) veya balık tercih edilmelidir. Yine bu etlerin hazırlanma şeklinde de kızartma yerine haşlama, buğulama veya ızgara tercih edilmelidir.
  • Konserve ve turşu gibi gıdalarda sodyum yani tuz oranı yüksek olduğundan dolayı diyabet hastalarının uzak durması gereken gıdalardır. Tuzsuz turşular tercih edilebilir.

9) Şekeri ne düşürür? Şekeri düşüren yiyecekler var mı?

Şeker hastalığında asıl tedavi hekimler tarafından verilen ilaçlardır. Diyabetik bir hastanın kan şekeri yiyecekler ile düşürülemez ancak bazı gıdaların kan şekerindeki dalgalanmayı azalttığı ve içerdikleri besin öğelerinden ötürü faydalı oldukları bilinmektedir.

  • Tam tahıllar: Lif içeriklerinden ötürü ani şeker yükselmesini önleyip daha uzun süre tokluk hissi sağlarlar.
  • Koyu yeşil yapraklı sebzeler: Ispanak, lahana, karalahana gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler düşük enerjileri ve yüksek posa içerikleri ile diyabeti olan bireylerin tüketmesi önerilen bir besin grubudur. Sebze ve meyve tüketiminin artmasıyla diyabetin gelişme riskinin azaldığını gösterilmiş ve özellikle koyu yeşil yapraklı sebzeler ön plana çıkarılmıştır.
  • Yağlı tohumlar: Badem, fındık, ceviz içi gibi yağlı tohumlar hem içerdikleri kaliteli yağ asitleri hem de liften ötürü hem kan şekerinde ani yükselmeleri azaltır hem de tokluk hissi sağlar. Tabi ki kalori içeriklerinden ötürü mutlaka porsiyon kontrolü yapılmalıdır. Günlük 8-10 çiğ badem ya da fındık veya 2-3 tam ceviz içi gönül rahatlığıyla tüketilebilir.
  • Tarçın: Tarçın ile yapılan çalışmalarda, tip 2 diyabetlilerde insülin direnci üzerine olumlu etkisi olduğuna dair bulgular gösterilmiştir. Ancak birkaç çalışma sonucu ile diyabetli bireylere “tarçın yeyin şekeriniz düşsün” önerisinde bulunulamaz.
  • Su: Şeker hastalarının kalp ve böbrek yetmezliği gibi engel teşkil eden bir durum yoksa günde 2-2.5 litre su tüketmeleri kan şekeri dengesini sağlamada kolaylık sağlar.
  • Yoğurt, süt veya kefir içerdikleri dengeli besin öğeleri açısından ara öğünlerde tercih edilebilir. Ancak içine limon sıkılması şekeri düşürmez.

10) Şeker hastaları vitamin takviyesi almalı mı?

Doğru beslenen ve kan şekerini kontrol altında tutabilen bir diyabetli, yediği yiyeceklerle gereken vitamin ve mineralleri vücuduna alır. Ek olarak vitamin almasına gerek kalmaz. Şeker hastalığının tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar da vitamin eksikliği (B12 vitamin gibi) yaratabildiğinden ötürü takipler sırasında bazen hekimlerin de vitamin takviyesi yapmaları gerekebilir.

11) Hipoglisemi (kan şekeri düşüklüğü) nedir ve hipoglisemi olunca ne yapılmalı?

Şeker hastalarının kullandığı bazı diyabet ilaçlarının dozunun fazla gelmesi, öğün atlanması veya gecikmesi ve aşırı egzersiz hipoglisemiye neden olabilir. Ayrıca başka hastalıklar için kullanılan bazı ilaçlar da kan şekeri düşüklüğü yapabilir.

Hipoglisemide açlık hissi, soğuk terleme, baş ağrısı, titreme ve aşırı yorgunluk şikayetleri olabilir. Kan şekerinin çok düşmesi bayılma veya nöbet geçirme ile sonuçlanabilir. Hipoglisemi ile ilişkili olabilecek şikayetleriniz olduğunda kan şekerinizi ölçünüz ve eğer 70 mg/dl altında ise vakit kaybetmeden bir çay bardağı meyve suyu ya da 5-6 adet kesme şeker alınız.

Diyabet ilaçlarının uygun kullanımı, beslenme tedavisine uyulması, öğünlerin düzenli olması ve düzenli kan şekeri takibi ile hipogliseminin önüne geçilebilir.

Eğer hipoglisemiye neden olabilecek diyabet ilacı kullanıyorsanız acil durumlar için yanınızda kesme şeker ya da meyve suyu taşımanız gerekir.

Çikolata gibi yağ oranı yüksek şekerli besinlerin (baklava, kek, kurabiye, gofret gibi) sindirimi yavaş olacağı için kan şekerinin daha geç (2-3 saat gibi) yükselmesine neden olacaktır. Bu nedenle şeker düştüğü zaman tercih edilecek besin çikolata gibi yağ da içeren besin olmamalıdır.

Doç. Dr. Ethem Turgay Cerit

Endokrinoloji Uzmanı

Instagram: @drturgaycerit

: Doç. Dr. Ethem Turgay Cerit

Источник: https://www.nefisyemektarifleri.com/blog/11-soruda-diyabet-seker-hastaligi-uzman-doktor-cevapliyor/

Diyabet Nedir, Diyabet Hastalığı Belirtileri

25 Soruda Diyabet

diyabet nedir, diyabet hastalığı belirtileri

Diyabet nedir? Diyabet belirtileri nelerdir? Diyabet hastalığı, pankreas tarafından yeterince insülin üretilememesi ya da üretilen insülinin vücut tarafından verimli kullanılamamsı ile oluşan ve ömür boyu devam eden bir hastalıktır.

Sağlıklı metabolizmalarda besinler bağırsaklarda parçalanarak şekere (glikoza) dönüşür. Parçalanarak şekere dönüşen besinler kana geçer ve kan şekerini yükseltir. Sağlıklı kişilerde kandaki bu glikoz pankreasın salgıladığı insülin hormonuyla hücrelere taşınır.

Eğer insülin hormonu yeterince yoksa ya da işlevini yapamıyorsa şeker hücrelere taşınamaz ve kandaki şeker artar. Kan şekeri hastalığı meydana gelir.

Diyabetin en yaygın erken habercisi sık idrara çıkmak ve artan susuzluk hissidir. Bu erken belirtiler genellikle yükselen kan şekeriyle bağlantılıdır. Hastalığın birkaç tipi vardır. Diyabetin en yaygın görülen tipleri:

Diyabet Hastalığı

  • Tip 1 diyabet nedir: Genellikle 30  yaş öncesi normal kilodaki kişilerde bir anda ortaya çıkar. Tip 1 diyabetin sebebi bağışıklık sisteminin pankreasa zarar vermesi sonucunda pankreasın yeterince insülin üretememesidir. Tip 1 diyabet hastalığı genellikle çocukluk döneminde başlar, nadiren de ilerleyen yaşlarda görülür. Tip 1 diyabetin ciddiye alınması gerekir. Sadece yediklerine dikkat edilmesi ve kilo kontrolü ile iyileşebilecek bir hastalık değildir. Tip 1 diyabetli kişiler kandaki şekerin ölümcül seviyeye ulaşmaması ve diğer ciddi komplikasyonlardan korunmak için her gün düzenli olarak günde birkaç defa insülin iğnesi yapmalıdır.
  • Tip 2 diyabet nedir: Daha çok ilerleyen yaşlarda ortaya çıkar ve kilolu insanlarda görülür. Diyabetli hastaların %90’ından fazlasını tip 2 oluşturur. Tip 2 diyabette insülin üretiminin devam etmesine karşılık, üretilen insülin miktarının yeterli olmaması veya vücut hücrelerinin insüline direnç göstermesi söz konusudur. Bu gruptaki hastaların büyük kısmı obezdir. Tip 2 diyabet genellikle yetişkinlerde görülür ve yavaş yavaş gelişen bir hastalıktır. Ancak günümüzde obez çocukların sayısının artması ile tip 2 diyabetin çocuklardaki görülme sıklığı da artmaktadır. Bu tipteki hastalar çoğunlukla insülin iğnelerine ihtiyaç duymazlar. Ağızdan alınan ilaçlar, beslenmenin düzenlenmesi, kilo verilmesi ve egzersizler hastalığın tedavisi için yeterli olur. Bununla birlikte tip 2 diyabetli hastaların bir kısmı ilerleyen dönemlerde insüline ihtiyaç duyar.

diyabet hastalığı

Diyabet Nedenleri

  • Tip 1 diyabet nedenleri: Çevresel faktörlerden ya da genetik yatkınlıktan kaynaklandığı düşünülmektedir. Kesin nedeni tam olarak bilinmemektedir.
  • Tip 2 diyabet nedenleri: Tip 1’de olduğu gibi çevresel faktörlerin ve genetik yatkınlığın etkili olduğu düşünülmektedir. Fazla kilolu olmak tip 2 diyabette önemli bir tetikleyicidir ancak hastaların hepsi fazla kilolu değildir. Kesin nedeni tam olarak bilinmemektedir.

Diyabet Belirtileri

  • Tip 1 diyabet belirtileri: Tip 1 diyabet belirtileri genellikle korkutucu bir şekilde ve bir anda ortaya çıkar. Tip 1 diyabet belirtileri sık idrara çıkma ve aşırı susama, mide bulantısı, kilo kaybı, kusma, deride kuruma ve kızarma, açlık hissi, hızlı nefes alıp verme, zihin bulanıklığı, nefesin aseton gibi kokması ve karın ağrısıdır.
  • Tip 2 diyabet belirtileri: Tip 2 diyabet belirtileri ilk başlarda far edilmeyebilir. Hatta hastaların birçoğu rütin kan tahlilleri sonucunda tesadüfen diyabetten haberdar olurlar. Bunun nedeni de tip 2 diyabetin yavaş yavaş zaman içinde oluşmasıdır. En sık rastlanan belirtileri sık idrara çıkma ve aşırı susama, açlık hissi, kilo kaybı, görmede bulanıklık, bitkinlik ve halsizlik, tekrar eden vajinal mantar enfeksiyonu, ağız içi enfeksiyonlar ve deri enfeksiyonlarıdır. Bunların dışında kalp krizi, ciddi enfeksiyon ve inme gibi durumlar sonucunda kan şekerinin çok fazla yükselmesiyle daha ciddi belirtiler görülebilir.

Diyabet Tedavisi

Ömür boyu devam eden bir hastalık olan diyabete yakalandığını öğrenenler ilk başlarda büyük bir moral bozukluğu yaşar.

Ancak bu hastalar zamanla etraflarında ne kadar çok diyabet hastası olduğunu ve bu hastaların üretken olduklarını, hastalığın gündelik yaşam üzerine çok büyük etkileri olmadığını gözlemledikçe hastalığı kabullenirler.

Hastalığın bir başka moral veren yanı da tedavilere çok olumlu yanıt veriyor olmasıdır. Üstelik diyabet tedavisi için çok önemli çalışmalar vardır.

Diyabet tedavisi ile kan şekeri, kolesterol ve tansiyonun kontrol altında tutulması hedeflenir. Böylece uzun vadede oluşabilecek komplikasyonların önüne geçilmesi amaçlanır.

Diyabet tedavisi ile ne kada olumlu sonuçların alınacağı diyabetin türü (tip1 veya tip2 olmasına), hastanın yaşı, egzersiz ve beslenme alışkanlığı, kilosu, önceki hastalıklara ve hastanın çalışma programına bağlıdır.

Bu faktörlerin tamamı göz önünde bulundurularak her hasta için değişkenlik gösterebilen bir tedavi programı planlanır. Diyabet hastalığı tedavisi kararlılık ve sabır ister. Tedaviye düzenli uymak gerekir.

Diyabet hastalığı tedavisi birçok kişi için enjeksiyon yoluyla veya ağızdan ilaç almak, bazı yemekleri kısıtlamak, zayıflamak ve kan şekerini düzenli takip etmek anlamını taşır. Diyabet hastalığı tedavisi zamanında ve düzenli yapılmadığında ciddi kalp, göz, böbrek ve sinir hastalıkları oluşabilir.

Diyabet Diyeti

Diyabetli hastaların yememsi gerekenler: Şeker ve şekerli yiyecekler, hazır meyve tozları, boza, sıcak çikolata, kola, meşrubatlar, şekerli içecekler, alkollü içeceklerin hepsi, helva, kek, pasta, kurabiye, börek, bisküvi, şekerli tatlılar, yağda kızartılmış yiyeceklerin tamamı, sakatatlar, yağlı et, salam, sosis, sucuk, kavurma, pastırma, salata sosları, mayonez, ketçap, tahin, pasta sosları, krema, kaymak, iç yağı, tere yağı, margarin ağı ve kuyruk yağı.

diyabet nedir

Diyabet diyeti tedavinin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Diyabetli hastalar için örnek bir diyabet diyeti listesi:

  • Sabah: Şeker eklenmemiş 2 tatlı kaşığı kuş burnu marmelatı, 2 dilim çavdar ekmeği, 2 kibrit kutusu az tuzlu peynir, 4 tane sivri biber, 1 fincan yeşil çay.
  • Ara öğün: Kabuklarıyla birlikte 1 tane yeşil elma.
  • Öğlen: Boza kıvamında 1 kase sarı mercimek çorbası, Derisiz ve kızartma 1 porsiyon az yağlı balık ya da tavuk.
  • Ara öğün: 1 avuç yaban mersini, 1 bardak yağsız süt, 15 tane tuzsuz çiğ fındık.
  • Akşam: Boza kıvamında 1 kase sarı mercimek, sivri biberli 54-5 kaşık bulgur, brokoli, ıspanak ya da pırasa.
  • Gece: 1 fincan kuşburnu çayı, tuzsuz sarı leblebi.

Источник: http://saglikloji.com/diyabet-nedir-diyabet-hastaligi-belirtileri/

25 Yaşın Üzerindeki Gebelerde Diyabet Riski!

25 Soruda Diyabet

Anne adaylarının gebelik döneminde karşılaştığı en önemli sağlık sorunlarından biri olan “gebelikte şeker hastalığı” kontrol altına alınmadığında anne ve bebek sağlığını tehdit edebiliyor.

Tüm gebeliklerin %6-7’sinde diyabet oluşabiliyor ve bunların %90’ının daha önce şeker hastalığı bulunmayan kadınlarda, gebelik sırasında ortaya çıktığı düşünülüyor. Gebelik diyabetine neden olarak, hareketsiz yaşam biçimi ve obezitenin artışı gösteriliyor. Memorial Antalya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op.

Dr. Gülbin Destici İşgören, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü’nde, gebelik şekeri ve dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

Diyabet, anne ve bebek için hayati risk oluşturabilir

Kan şekeri yani glukoz, vücudun temel enerji kaynağı olan bir şekerdir ve kandaki değeri, başta insülin hormonu olmak üzere vücuttaki bazı hormonlar tarafından belli seviyelerde tutulmaktadır.

Kandaki şeker düzeyinin yüksek olması, diyabet hastalığıdır ve bazı kişilerde bu gebelik döneminde ortaya çıkmaktadır.

Gebelik şekeri kontrol altına alınmadığında; sezaryen gereksinimi, anne karnında ani bebek ölümü, doğumdan sonra bebekte solunum problemleri ve kan şekeri düşüklüğü, yenidoğan sarılığı gibi sorunlar yaşanabilir. Annede de tansiyon yüksekliği ve tansiyona bağlı gebelik zehirlenmesi riski oluşabilir.

Kimler risk altında?

  • 25 yaşın üstünde olmak
  • Gebelik öncesi kilonun normalden fazla olması
  • Önceki gebelikte de diyabet sorunu yaşanması
  • İri bebek veya ölü doğum öyküsünün bulunması
  • Yakın akrabalarında diyabet varlığı
  • Diyabetin sık görüldüğü bazı ırklara mensup olmak
  • Daha önceden bilinen insülin direnci, glukoz intoleransı ve idrarda şeker saptanması

Risk yüksekse zamanından önce tarama gerekli

Gebelik diyabeti zamanında belirlenip gerekli önlemler alındığında yaşanabilecek tüm olumsuzlukların riski de minimum düzeye inmektedir. Bu nedenle gebelikte şeker kontrolü önemlidir. Eğer kişi 25 yaşın atındaysa ve herhangi bir disk faktörü bulunmuyorsa, bu testler gerekli olmayabilir.

Gebelerin diyabet açısından ilk değerlendirilmesi, genellikle ilk kontrolde açlık kan şekeri bakılarak yapılır. Buradaki amaç daha önceden diyabeti olan ancak tanı konmamış olan kişilerin belirlenmesidir. Gebelik diyabeti taraması ise 24-28’inci haftalar arasında şeker yükleme testleri ile yapılmaktadır.

Ancak yüksek risk grubundaki gebelerde daha erken dönemde yükleme testi gerekebilir.

Gebelik planlayan şeker hastaları daha dikkatli olmalı

Kan şeker düzeyleri kontrol altında olmayan diyabetli kişilerin bebeklerinde doğumsal anomali riski oldukça yüksektir. Gebeliğin ilk 3 ayındaki organ gelişimi döneminde yüksek kan şekerine maruz kalan bebekte başta kalp ve sinir sistemi ile ilgili olmak üzere birçok organda gelişim bozuklukları oluşabilir.

Bu kişilerin gebelik öncesi takipleri yapılarak kan şekerleri normal düzeye çekilmeli ve gebelik daha sonra planlanmalıdır. Gebe kalmadan bir ay önce folik asit alınmalı ve gebelik sırasında da diyetisyen kontrolünde beslenme programı oluşturulmalıdır.

Bu gruptaki anne adaylarının kullandıkları tedavilerin dozları ayarlanmalı ve kan şekerleri hedeflenen düzeylerde tutulmalıdır.

Diyet yeterli olmazsa insülin tedavisi gerekebilir

Gebelik diyabetinde, uygun diyet ve egzersiz ile günde birkaç kez evde parmaktan kan şekeri ölçülen cihazlarla, açlık ve tokluk kan şekeri takibi planlanır.

Bu şekildeki takipte kan şekeri değerleri hedeflenen düzeylerde seyrederse, gebelik haftasına uygun diyetle, kan şekeri ölçüm aralıkları belirlenerek takibe devam edilir. Yaşam tarzı değişiklikleri ile hedeflenen kan şekeri düzeylerine ulaşılamazsa insülin tedavisine başlanır.

Son yıllarda ağızdan alınan diyabet ilaçlarının gebelikte kullanımının güvenli olduğuna dair yayınlar olsa da, bu konuda hala tartışmalar mevcuttur.

Doğum sonrası çocukların da takibi önemli  

Doğumdan sonra çoğunlukla kan şekeri normale döner. Ancak gebelik şekeri tespit edilmiş kadınların yaşam boyu diyabet olma riski %40’lara kadar çıkmaktadır. Bu kişilerin çocuklarında da uzun dönemde diyabet ve obezite görülme riski arttığı için çocukları da yakın takip edilmelidir. Ayrıca gebelikte diyabet saptanan kişilerin çoğunda sonraki gebelikte de diyabet gelişmektedir.

Doğumdan sonra sağlıklı beslenmeye devam edilmeli

Doğumdan hemen sonra kontrol edilen kan şekerleri normal veya normale yakınsa, doğumdan 6-12 hafta sonra şeker yükleme testi yapılmalıdır. Değerler normalse 3 yılda bir diyabet için tetkiklere devam edilmelidir. Doğumdan sonra sağlıklı beslenmek, ideal kiloda kalmak ve düzenli egzersiz yapmak, ileri dönemde ve sonraki gebeliklerde diyabet görülme riskini azaltmaktadır.

Güncellenme Tarihi: 13 Kasım 2017Yayınlanma Tarihi: 13 Kasım 2017

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/25-yasin-uzerindeki-gebelerde-diyabet-riski/

Diyabet Hastalığı

25 Soruda Diyabet

Pankreasta üretilip salgılanan insülin hormonunun yetersizliği ve ya insülinin dokularda direnç olarak görülmesi sonucu kandaki şeker miktarının yükselmesiyle ortaya çıkan bir hastalıktır. İnsanın hayatı boyunca yaşamayı alışkanlık haline getireceği bir hastalıktır. Etkileri ömür boyu görülmektedir. Besinler ilk olarak ağızdan alınıp bir sindirim sürecine başlarlar.

Besin halinde girip şeker haline getirilirler. Daha sonra küçük parçalara dönüşmüş besin yani şeker kana geçer ve kana geçtikten sonra kandaki şeker düzeyi yükselmeye başlar. Sağlıklı bireyler kandaki bu şekeri insülin hormonuyla diğer hücrelere taşırlar. Diyabetli bireylerde bu hormon eksik ve ya etkisiz bir halde olduğu için şeker hücreye taşınmaz ve kanda bulunan miktarı zamanla artar.

İki tür diyabet vardır.

  • Tip 1 diyabet, buna insüline bağımlı diyabet hastalığı da denir.
  • Tip 2 diyabet, insüline bağımlı olmayan diyabet olarak da adlandırılabilir.

Şeker hastalığının iki ana tipi olduğunu belirtmiştik. Her tipteki hastalığın nedenleri ve risk faktörü değişiklik gösterebilmektedir.

Tip 1 diyabet, herhangi bir yaş grubunda ortaya çıkabilir. Fakat en riskli grup çocuklar, onlu yaşlarında olan gençler ve genç yetişkinlerdir. Bu tip şeker hastalığında vücut ya insülin üretmez ya da çok az miktarda üretir.

Yeterli insülin hormonu bulunmayınca kandaki fazla glikoz hücrelere giremez ve kandaki miktarında çok yüksek bir oranda artış gözlenir ve bu yüzden vücut bu kandaki şekeri enerjiye çeviremez. Günlük olarak insülin iğnesi yapılması gerekmektedir.

Unutulmamalıdır ki insülin bir ilaç değil, bir hormondur.

Bu türün nedeni tam olarak bilinmemektedir. Daha çok bağışıklık sistemiyle ilgili bir sorun olduğu düşünülür. Bir enfeksiyon ve ya başka bir nedenden dolayı bağışıklık sistemi hatalı davranıp pankreastaki insülin üreten hücreye saldırır. Aile geçmişinde de bu hastalık gözleniyorosa, genetik olarak diğer bireylere de yansır.

Tip 2 diyabet şeker hastalığının en temel vakalarını oluşturur. Daha çok yetişkinlerde gözlenir fakat günümüzün hastalığı olan obezitenin artmasıyla ergenlikte de görülmeye başlanmıştır.

Hastalığa yakalananların çoğu bu hastalığa yakalandıklarının farkında değillerdir. Bu hastalıkta, karaciğer, yağ doku ve kas hücreleri insüline doğru olarak yanıt vermez. Bu duruma insülin direnci denmektedir.

Sonuçta yine şeker hücreleri depolanamayıp kanda birikmeye başlar. Kan şekerinin yükselmesi hiperglisemi olarak adlandırılır.

Bu hastalığa yakalananların çoğu fazla kilodan şikayetçidir. Vücutta yağ oranının artmasıyla insülin vücutta doğru şekilde kullanılamaz. Fakat zayıf kişilerde de görülebilmektedir. Ailede bu hastalığın olması ve genler bu hastalığın ortaya çıkmasında büyük bir rol oynamaktadır. Az hareket etmez, kötü beslenmek ve bel çevresinin aşırı yağlanması, hastalığa yakalanma riskini arttırmaktadır.

Gebelik şekeri, normalde şeker hastası olmayıp, hamilelik sırasında ortaya çıkan bir şeker hastalığı türüdür. Hamilelikte baskın olan hormonlar insülin hormonunun görev yapmasını engelleyebilmektedir. Kan şekeri yükselip azalması mutlaka doktor kontrolünde olmalıdır.

Hamileler hap kullanmamalıdır fakat bunun yerine insülin kullanabilirler. Hamilelik sonrasında şeker değerleri genelde normale doğru ilerler fakat her ihtimale karşı tedbirli olmak gerekmektedir.

Hamilelik şekeri yaşamış kadınların çoğu, doğumdan sonra 5-10 yıl arasında şeker hastalığına yakalanmaktadırlar.

Tip 2 Diyabet Hastalığı Risk Grubu

  • Gizli şeker hastası olanlar
  • 45 yaşında ve 45 yaşından büyük yetişkinler
  • Ailesinde şeker hastalığı bulunan bireyler
  • Fazla kilo sorunu yaşayanlar
  • Hareketsiz bir yaşam biçimi belirlemiş ve spor yapmayan bireyler
  • Yüksek tansiyonlu kişiler
  • Kolesterol seviyesi sağlıksız seviyede olan bireyler
  • Hamilelik şekeri geçirmiş kadınlar
  • Kötü beslenenler ve sağlıklı beslenme düzeni olmayan kişiler

Tip 1 Diyabet Hastalığı Belirtileri

  • Özellikle çocuklarda belirtiler çok kısa süre içinde ortaya çıkar. Çok hızlı ve aşırı kilo kayıplarına, hiç azalmayan yorgunluk hissine neden olabilmektedir.
  • Aşırı şeker idrarla atılırken vücutta bulunan suyu çektiği için idrar miktarı fazlalaşır.

    Bu durumda susama hissi ve ağız kuruluğu oluşmaya hatta normalden fazla oluşmaya başlar. Sonuç olarak hastalar normalden daha çok idrara çıkar ve çok fazla su içmeye başlarlar.

  • Kandaki şekerin hücre içine girmesiyle ilgili sorun oluştuğu için hücrelerde enerji açığa meydana gelmektedir. Bu durumda açlık tetiklenir.

    Yemek yenmiş olsa bile acıkma devam eder. İnsülin kullanılmadan yiyeceklerin içerisinde bulunan şeker enerji olarak kullanılamaz.

  • Acıkmayı azaltmak için çok fazla yemek yenmeye başlar fakat hala kilo kaybı görülür. enerji olarak kullanılacak şeker olmadığı için kas doku ve yağ depolarının büzüşme sorunu ortaya çıkabilir.

  • Hücre içinde enerji olmadığı için kişi kendini yorgun ve bitkin hissedebilir.
  • Kandaki şeker seviyesi çok yüksek olduğunda göz merceğindeki su da dahil olmak üzere vücuttan su çekilir. Bu sebeple bakılan objelere odaklanılmasında zorluk çekilebilir. Bu durumda bulanık görme sorunu ortaya çıkmaktadır.

    Uzun süre yüksek miktarda şekere maruz kalınması göz merceğinin glukoz absorbe edip şekil değiştirmesine ve görmede bozukluğa neden olmaktadır. Kan şekerinin düzenli olarak kontrol edilmesi ve normal sınıra yakın tutulması genellikle mercek şeklinin ilk hale dönmesini kolaylaştırır.

  • Hastalar aşırı bir metabolik düzensizlik içindedirler.

    Bu duruma diyabet ketoasidoz denen durum sergilenir. Diyabetik ketoasidozun belirtilerinden biri de hastaların nefesindeki belirgin aseton kokusudur.

Tip 2 Diyabet Hastalığı Belirtileri

  • Tip 1 diyabetinin belirtilerinin çoğu bu türde de görülmektedir. Tip 2 diyabetinin ortaya çıkışı Tip 1’ e göre daha yavaştır bu nedenle tespit edilmesi daha zordur. Erken belirti görülmez başlangıcından sonra birkaç yıllık bir süreçte diğer komplikasyonlarla varlığını belli eder.

  • Açlık kan şekeri 126 mg/dl ve ya daha yüksek olan kişiler diyabetlidir.
  • Hiperglisemik Hiperozmolar Nonketotik Sendrom görülür. Aşırı hiperglisemi ve aşırı su kaybının yaşandığı bir sendromdur. Genelde aşırı su kaybı sonucu ortaya çıkar.

    Sıklıkla aşırı miktarda şekerli içecek kullanan hastalarda ve yaşlı bireylerde görülür.

Diyabet Hastalığı Tedavisi

Tedavi süresi ve şekli hastalığın türüne göre değişebilmektedir. Genellikle tıbbı beslenme, egzersiz, ilaç tedavisi ve insülin tedavisi kullanılan tedavi yöntemlerindendir. Kan şekeri normalleşmeyen hastalara insülin pompaları da kullanılabilmektedir.

Şeker hastalığı ilerlemiş hastalara pankreas adacık nakli ve ya pankreas nakli uygulanabilmektedir. Bu tedavi şekli insülin ihtiyacını ortadan kaldırsa bile vücudun organı kabul edebilmesi için savunma mekanizmasını güçlendirici ilaçlar kullanılmalıdır.

Fakat yetersizlikten dolayı bağışçı bulmak zordur.

Diyabet Hastalığında Beslenme

Sağlıklı beslenme kısmında yiyeceklerin türü kadar tüketim zamanı da önemlidir. Önerilen besinler önerilen saatlerde yenmelidir. Uzun aralıklarla ve düzensiz beslenmek hipo ve hiperglisemiye yol açar. 3 ana öğün ve 2-3 ara öğün tüketilmesi gerekmektedir.

  • Yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterilmelidir.
  • Bireye uygun vücut ağırlığı sağlanmalı ve bu ideal ağırlık sürdürülmelidir.
  • Öğün atlamaktan kaçınılmalıdır.
  • Sigaradan uzak durulmalıdır.
  • Önerilen fiziksel aktiviteler yapılmalıdır.
  • İnsülin ve ilaçlar zamanında alınmalıdır.
  • Kırmızı et yerine, tavuk, balık ve hindi tercihe edilmelidir.
  • Haftada 1 ve ya 2 kez balık tüketilmelidir.
  • Etli yemeklere yağ eklenmemelidir.
  • Sosis, pastırma, salam, tereyağı ve katı yağlar tüketilmemelidir.
  • Yemeklerde katı yağ yerine zeytinyağı ve fındık yağı tüketilmelidir.
  • Kızartma ve kavurma yerine ızgara, haşlama ve fırında pişirme tercih edilmelidir.
  • Öğünlerde salata yenmelidir.
  • Pirinç yerine bulgur tercih edilmesi gerekmektedir.
  • Kuru baklagiller sıklıkla tüketilmelidir.
  • Alkol tüketimi sınırlı hale getirilmelidir.
  • Gün içerisinde sebze ve meyve tüketimini önem vermek gerekmektedir.

Источник: https://evdesifa.com/diyabet-hastaligi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.