40 Yaşından Sonra Yaptırmanız Gereken 10 Test!

Check up: 40 yaşından sonra yapılması gereken testler

40 Yaşından Sonra Yaptırmanız Gereken 10 Test!

Acıbadem Kadıköy Hastanesi Aile Hekimliği Uzmanı Dr. Şirin Parkan, hem erkekler hem de kadınlar için 40 yaşın önemli bir dönem olduğunu ve bu dönemde yapılacak check up testleriyle, bazı hastalıkların erken teşhisinin ya da önlenmesinin mümkün olacağını söylüyor.

İstatistikler ülkemizde beklenen yaşam süresinin ortalama 78 yıl olduğunu gösteriyor. Her ne kadar kadın ve erkek arasında 5.4 yıllık bir farklılık olsa da görünen o ki dünyada geçireceğimiz süre uzuyor.

Günümüzde kalp hastalıklarından, meme kanserine, diyabetten kalın bağırsak kanserine kadar birçok hastalığı erken tanı ve tedaviyle kontrol altına almak mümkün olabiliyor. Ancak bunun için özellikle 40 yaşından sonra düzenli check up yaptırmak gerekiyor. Erken teşhise yardımcı olan 40 yaş üstü herkesin yaptırması gereken 10 check up testi…

1- Açlık kan şekeri takibi

Dünyada global bir salgın olarak ilerleyen diyabet, özellikle 45-65 yaş arasında 3 kat, 65 yaş üzerinde ise 4 kat artış gösteriyor. Bu nedenle hiçbir şikayet ve hekimi şüphelendirecek belirtiler olmasa da, erişkin dönemde düzenli aralıklarla açlık kan şekerinin kontrol edilmesi diyabetin erken tanısı için çok büyük önem taşıyor.

Dr. Şirin Parkan, fazla kilo veya ailede diyabet geçmişinin varlığı gibi risk faktörleri bulunmayan herkesin 45 yaşından sonra her üç yılda bir diyabet açısından değerlendirilmek üzere hekime başvurması gerektiğine işaret ediyor. Eğer risk faktörü varsa bu taramanın daha erken yaşlarda başlaması ve sıklığının da artırılması gerekiyor.

Erken tanı alan Tip 2 diyabet hastalarında, doğru beslenme ve egzersiz gibi yaşam tarzı değişiklikleriyle, ilaç kullanmak zorunda kalınmadan hastalık kontrol edilebiliyor. Dr. Şirin Parkan, “İlaç kullanması gereken hastalarda da kalp krizi, böbrek yetmezliği, görme bozuklukları, nörolojik komplikasyonlar gibi olası problemler hayatı tehdit edecek boyuta ulaşmadan önlenebiliyor” diyor.

2- Tansiyon kontrolü

Tek başına önemli bir sorun olmakla birlikte, diyabet, kalp gibi birçok kronik hastalık açısından da risk oluşturabilen hipertansiyonun erken tanısı için sadece düzenli tansiyon kontrolleri yeterli olabiliyor. Ülkemiz de her üç kişiden birinin sorunu olan hipertansiyon riski yaşla birlikte ciddi artış gösteriyor. 45-55 yaş arası erkeklerde 1.

5, kadınlarda ise 2 kat risk artışından söz ediliyor. Metabolik sendrom, abdominal obezite, diyabet, aile öyküsü, sigara kullanımı gibi bazı risk faktörlerinin hipertansiyon riskini artırdığı biliniyor. Risk grubunda yer alan kişilerde 40 yaşından sonra yılda bir kere tansiyon ölçüm taraması yapılması gerekiyor.

40 yaş altında son tansiyonu normal (130/85 mmHg altı) ölçülmüş ek riski olmayan popülasyonda ise 3-5 yılda bir tekrarlanması öneriliyor. Erken tanı konulan hastalarda yaşam tarzı değişikliğiyle ilaca gerek kalmadan hipertansiyon kontrol altında tutulabiliyor.

İlaç kullanması gereken hastalarda ise tedaviye erken başlanarak inme, beyin kanaması ve kalp yetmezliği gibi yüksek tansiyona bağlı bazı komplikasyonların oluşması da önlenebiliyor.

3- Kolesterol ölçümü

Diyabet ve yüksek tansiyondan farklı olarak kolesterol yaşla birlikte çok farklılaşmıyor. Herkesin genetik yapısıyla belirlenen genel bir kolesterol düzeyi bulunuyor ve yaşam tarzı değişiklikleri bu düzeyi etkiliyor. Kolesterol düzeyi özellikle kalp damar hastalıkları açısından çok büyük önem taşıyor.

Bu nedenle, kalp damar hastalığı riskini azaltmak, dolayısıyla riskli kişilerde yaşam süresini uzatmak ve beklenmedik ani genç ölümlerin önüne geçmek için kolesterol düzeyinin belli bir seviyede olması gerekiyor. Dr.

Şirin Parkan 40 yaş sonrasında ise, kalp damar hastalığı riski çok yükseldiğinden hekim tarafından belirlenecek kolesterol takip ve tedavi programına uyumun önemine işaret ediyor.

4- Kalp hastalıkları taraması

Kalp damar hastalıklarını riski 40 yaşından sonra 10 kat artıyor. Dolayısıyla, hastalıklar oluşmadan önleyebilmek önem taşıyor. Bu nedenle, kalp hastalıklarına bağlı risklerin hesaplanarak çok daha erken yaşlarda harekete geçmek gerekiyor. 40 yaşından sonra kadın ve erkeklerin kalp hastalıkları açısından ayrıntılı kontrolden geçmesi de erken tanı açısından son derece önem taşıyor.

Yüksek kolesterol, diyabet ve hipertansiyon hastası olanlar, ailesinde kalp damar hastalığı öyküsü bulunanlar ve sigara kullanan kişiler kalp hastalıkları açısından riskli grupta yer alıyor. Dr.

Şirin Parkan, bu risk faktörlerine sahip olan kişilerin erken önlem almak üzere 20 yaşından itibaren her üç yılda bir düzenli kontrollerini yaptırması gerektiğine dikkat çekiyor. Zamanla kişinin ihtiyaçlarına göre yapılması gereken ek testler hekim tarafından belirleniyor.

40 yaşından sonra ise olası hastalık şüphesi durumunda, eforlu EKG, koroner BT, talyum sintigrafisi ve koroner anjiyografi gibi tanı yöntemlerinden yararlanılıyor.

5- Kolonoskopi ve gaitada gizli kan

Kalın bağırsak kanseri riski 40 yaşından sonra 3 kat, 50 yaşından sonra 10 kat artıyor. Erken evrede yakalandığında büyük ölçüde tedavi etmek mümkün olduğu için tanı ve tarama yöntemlerinden zamanında faydalanmak hayat kurtayor.

Bu nedenle 40 yaşından itibaren yılda bir kere gaitada gizli kan ve 50 yaşından itibaren de hastanın bulgularına göre değişecek sıklıklarda kolonoskopi ile takip edilmesi gerekiyor.

Kanserin öncü lezyonlarından olan bağırsak poliplerinin erken saptanması halinde riski ortadan kaldırmak mümkün olabiliyor.

6- Akciğer kanserinin erken tanısında akciğer filmi

Akciğer hastalıklarında, özellikle de akciğer kanserinin ortaya çıkmasında uzun süre sigara kullanımının riski çok ciddi oranda artırdığı biliniyor. Kullanım miktarı ve süre uzadıkça risk de yükseliyor. Dr.

Şirin Parkan, özellikle sigara içen kişilerin 40 yaş sonrası her yıl düzenli kontrollerini yaptırarak akciğer filmi çektirmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Akciğer kanseri, erken evrede herhangi bir belirti vermediği için düzenli kontroller hastalığın erken tanı ve tedavi başarısında son derece değer taşıyor. 30 yıl paket ve üzeri kullanım varsa Düşük Doz Toraks Tomografisi ile tarama öneriliyor.

7- Meme kanseri için mamografi

Kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanserinde yaşlanma en önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Meme kanseri riski 40 yaşından sonra 1,5 kat, 50 yaşından sonra ise 2,5 kat artış gösteriyor. Dr.

Şirin Parkan, özellikle son yıllarda bu konuda yaşanan gelişmeler ve erken tanı imkanlarının artması ile birlikte tedavi başarısının da yükseldiğini hatırlatıyor. “Bu nedenle tüm kadınların 40 yaşından itibaren her 1 yılda bir mamografi çektirmesi gerekiyor” diyor.

Ailesinde meme kanseri olan kişiler ise, kanser yaşayan aile bireyinin tanı yaşından 10 yıl öncesinde taramalara başlaması gerekiyor.

8- Rahim ağzı kanseri ve pap smear testi

Jinekolojik kanserler açısından ikinci sırada yer alan rahim ağzı kanseri riski özellikle 40-50 yaşları arasında 20’li yaşlara göre 10 kat artıyor. Bu nedenle 40 yaş üstü kadınların her yıl mutlaka jinekolojik değerlendirme ve pap smear testi yaptırmaları gerekiyor.

Bu sayede rahim ağzı kanserinin çok erken aşamada yakalanabildiğini söyleyen Dr. Şirin Parkan, “Rahim ağzından sürüntü alınarak yapılan test, cinsel yaşamın başlamasından itibaren her yıl tekrarlanıyor.

Eğer beş yıl boyunca üç negatif değer elde edilirse, üç yılda bir olmak üzere tekrar edilmesi gerekiyor” diyor.

9- Osteoporoz için kemik yoğunluğu ölçümü

Yaşla birlikte görülme riski artan hastalıklardan biri de osteoporoz. Kemik dokusunun zamanla bozulması ve kemiklerin zayıflaması sonucu ortaya çıkan osteoporozun en büyük tehsi neden olduğu kırıklar. Kemiklerdeki mineral kaybı ne kadar fazla ise kırık riski o denli artıyor. Kadınların kemik kütlesindeki kayıp menopozla birlikte hız kazandığı için osteoporoz riski de artıyor.

Bu nedenle tarama amaçlı olarak, kadınlarda menopozun ardından, hem kadınlarda hem de erkeklerde 65 yaşından sonra kemik yoğunluğu ölçümünün yapılması gerekiyor. Hastalık saptanması durumunda ise yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaç tedavisiyle gerekli önlemler alınabiliyor. Dr. Şirin Parkan osteoporoz için en iyi ilacın egzersiz olduğunu belirtiyor.

10- Prostat muayenesi

Erkeklerde en sık görülen kanserlerin başında yer alan prostat kanserinde yaşlanma en önemli risk faktörünü oluşturuyor. Belirtiler ortaya çıkmadan yakalayabilmek için, her erkeğin 50 yaşından itibaren prostat muayenesi olması önem taşıyor. Risk faktörlerine ve erkeğin durumuna göre hekimin önereceği uygun tarama programına devam edilmesi gerekiyor.

Источник: //www.adilmedya.com/check-up-40-yasindan-sonra-yapilmasi-gereken-testler/

Kadınların 40 yaşından sonra yaptırması gereken 10 test

40 Yaşından Sonra Yaptırmanız Gereken 10 Test!

40 yaş hem kadınların hem erkeklerin hayatını etkileyebilecek hastalıklara karşı daha yatkın hale gelmeye başladığı bir yaştır. Uzun ve keyifli bir ömür sürdürmek için sağlığınızı korumak üzere yapmanız gerekenlerin bilincinde olmanız gerekir. Bu yazımızda kadınların 40 yaşından sonra yaptırması gereken test ve kontroller hakkında detaylı bilgi vereceğiz.

Sağlık kuruluşlarında potansiyel sağlık sorunlarını tespit etmek için kullanılan çok çeşitli tıbbi test ve tahliller bulunmaktadır. Neredeyse tüm sağlık sorunlarında erken teşhis tedavide başarı şansını arttırmaktadır.

Doktorunuz baştan aşağı bir kontrol gerçekleştirecek ve kilonuzu, boyunuzu ve vücut kitle indeksinizi değerlendirecektir. 40 yaşından önce kişilerin en az 2 kere tam bir check-up yaptırması tavsiye edilmektedir.

Ancak 40 yaşından sonra yapılacak testlerde bazı önemli tarama testleri kullanılmaktadır.

Kadınların 40 yaşından sonra yaptırması gereken testler ve tahliller şunlardır:

1. Meme Muayenesi

Meme kanseri dünya çapında kadınlarda en çok görülen kanser türüdür. Dünya Kanser Araştırmaları Fonu’nun verdiği bilgilere göre sadece 2012 yılında dünyada 1.7 milyon meme kanseri teşhisi yapılmıştır.

Evde meme kanseri muayenesi yapmak meme kanserinin erken teşhisinde önemli bir adım olmaya devam etmektedir.

Erken teşhis tüm kanser türlerinde tedavinin başarı olasılığını arttırmaktadır. Ancak birçok kadın evde meme kanseri muayenesi yapma konusunda yeterince bilinçli değildir.

40 yaşın üzerindeki kadınlar düzenli olarak evde meme kanseri muayenesi yapmalı, yılda en az 1 kere bir sağlık kuruluşunda meme muayenesi yaptırmalıdır.

Ayrıca memede farklı boyut ve şekillerde ortaya çıkan şişlik, yumru veya iltihaplı sivilceler de mutlaka gözetim altında tutulmalıdır. Meme ucu hafifçe sıkıldığında içinden sıvı çıkıp çıkmadığına bakılmalıdır. Meme görünümü ayna karşısında düzenli olarak kontrol edilmeli, görünümde herhangi bir değişiklik fark edilmesi halinde mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

2. Mamogram

Evde meme muayenesi önemli olmakla birlikte, 40 yaş üzerindeki kadınlar mamogram uygulaması da yaptırmalıdır. Günümüzde mamogram meme kanseri tespitinde kullanılan en etkili yöntemdir. Meme kanserinin erken teşhisi yoluyla kanserin yayılması ve metastaz yapması riski azaltılacaktır.

Amerikan Kanser Topluluğu 45 yaşından sonra tüm kadınların yılda en az 1 kere mamogram çektirmesi gerektiğini belirtmektedir.

Ailesinde meme kanseri ya da yumurtalık kanseri vakası olan kişiler daha sık mamogram çekilmelidir.

3. Kan Şekeri Testi

Diyabet teşhisi konulan kişi sayısı her geçen gün artmaktadır. Uluslararası Diyabet Federasyonu istatistiklerine göre 2015 yılında dünyadaki her 11 yetişkinden 1’i diyabet hastasıdır. Ayrıca her 6 saniyede 1 kişi diyabetten ötürü hayatını kaybetmektedir.

Diyabetle yaşamak zor bir süreçtir ve diyabet diğer hastalıklara yakalanma riskini de arttırmaktadır. Yüksek diyabet riski taşıyorsanız 40 yaşından sonra her 3 yılda bir diyabet testi yaptırmanız önerilmektedir.

Kimler diyabet hastası olur:

  • Hareketsiz bir yaşam tarzına sahip olanlar,
  • Fazla kilolu ve obez kişiler,
  • Birinci derece yakınlarında diyabet hastalığı bulunanlardır.

Diyabet testi sadece bir idrar ya da kan tahlili şeklinde uygulanmaktadır.

4. Kolesterol Ölçümü

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Türkiye’de kolesterolü 190 mg/dL üzerinde olan kişilerin oranı %39.7’dir. Yani her 1000 kişiden 397’si yüksek kolesterol sahibidir. Yüksek kolesterol kalp hastalığı ve felç riskini de yükseltmektedir.

Ölüm sebebi açısından kalp hastalığı 1. Sırada, felç 5. Sıradadır. Amerikan Kalp Derneği 20 yaşından itibaren her kadının her 4-6 ayda bir kolesterol ölçümü yaptırması gerektiğini belirtmektedir. Total kolesterol, iyi kolesterol (HDL), kötü kolesterol (LDL) ve trigliseridler basit bir kan tahlili yoluyla tespit edilebilmektedir.

5. Yüksek Tansiyon

Yüksek tansiyon kan damarlarına zarar vererek felç ve kalp krizi riskini arttırabilir. Türk Hipertansiyon Derneği verilerine göre Türkiye’de nüfusun yaklaşık %18.5’inde yüksek tansiyon görülmektedir. Kadınlarda yüksek tansiyon riski erkeklerle yakın düzeydedir. Bu nedenle tansiyonun düzenli olarak izlenmesi önem taşımaktadır.

Tansiyonunuzu birçok eczanede ölçtürebilir veya isterseniz evde kullanabileceğiniz bir tansiyon aleti satın alabilirsiniz.

Tansiyonunuzu ölçtüğünüzde 140-90’dan yüksek çıkıyorsa doktora gidilmelidir. Beslenme, egzersiz ve ilaçlar yoluyla tansiyonunuzu düşürebilirsiniz.

6. Kalın Bağırsak Kanseri Taraması

Dünyada tüm kanser vakalarının %9’u kalın bağırsak kanseri teşhisinden oluşmaktadır. Dünyada her yıl 1 milyon kişiye daha kalın bağırsak kanseri teşhisi konulmaktadır. Dünya çapında kansere bağlı ölümlerin %8’i kalın bağırsak kanserine bağlı olarak gerçekleşmektedir.

Kendinizi kalın bağırsak kanseri hastalığından korumak için kalın bağırsak kanseri risk faktörlerinin farkında olmanız gerekmektedir. Ailesinde kalın bağırsak kanseri veya polip bulunanlar daha yüksek risk altındadır. Bu kişilerin 50 yaşına gelmeden kalın bağırsak kanseri tarama testlerini yaptırması önerilmektedir.

Kalın bağırsak kanseri tarama testleri şunlardır:

Bu testleri ne kadar sıklıkla yaptırmanız gerektiğini doktorunuza danışınız.

7. Kemik Yoğunluğu Testi

Kadınlarda osteoporoz ve kemik kırılması riski daha yüksektir. Yaşa bağlı olarak vücutta östrojen düzeyinin düşmesi nedeniyle risk daha yükselmektedir.

Yapılan araştırmalara göre kalça kırığı ve osteoporoz (kemik erimesi) riski kadınlarda 4.13 kat daha fazladır. Ayrıca yaşla birlikte kemik kırılması riski 1089 kat artmaktadır. Türkiye’de 50 yaş üstü kişilerin yarısında osteopeni, dörtte birinde ise osteoporoz (kemik erimesi) saptanmıştır.

Bu nedenle kadınlarda 40 yaşından itibaren kemik yoğunluğu testi ile osteoporoz taraması yapılması gerekmektedir. Bu testte kalça, omurga ve diğer kemiklerin sayısı saptanmalıdır.

Kemik yoğunluğu testini düzenli olarak yaptırmak zaman içerisinde kemik kaybı olup olmadığını tespit etmeyi sağlamaktadır.

DEXA (kemik yoğunluğu testi) ile ilgili detaylı bilgi için tıklayınız: Kemik Ölçümü Nedir?

8. Cilt Kontrolü

Türk Onkoloji Derneği bilgilerine göre cilt kanseri ülkemizde son 30 yılda iki kat artmıştır. Türkiye’de her 100.000 kişinin 1.9’u, her 100.000 kadından 1.3’ü cilt kanserine yakalanmaktadır.

Güneşte fazla kalan kadınlar, ailesinde cilt kanseri bulunanlar, cildi soluk renkli olan kadınlar, vücudunda çok sayıda ben bulunanlar ve geçmişte sıklıkla güneş yanığına bağlı cilt kabarcıkları yaşayanlarda cilt kanseri daha yüksektir.

Vücudunuzdaki ben ve lekelerin asimetrik olup olmadığı veya sınırlarında veya renklerinde bir değişiklik olup olmadığını evde kendiniz kontrol edebilirsiniz.

Benlerin görünümünde herhangi bir değişiklik olması halinde doktorunuza başvurunuz. Tam bir kontrol için yılda bir kere dermatolog kontrolüne gidiniz.

9. Göz Muayenesi

Göz kuruması, katarakt, glokoma ve makular dejenerasyon 40 yaşından itibaren kadınlarda en sık görülen 4 göz problemidir.

Bu göz hastalıklarının erken teşhis edilebilmesi için zamanında muayene yapılması önem taşımaktadır.

Birçok göz hastalığında ilk başta fazla belirti ortaya çıkmamaktadır. Ancak yapılan göz muayeneleri ile birlikte görme kaybı ortaya çıkmadan göz hastalıkları teşhis edilebilmektedir. Erken teşhis ve tedavi görme kaybını engellemeye yardımcı olmaktadır.

Amerikan Ulusal Göz Enstitüsü 50 yaşından itibaren herkesin kapsamlı bir göz muayenesi yaptırmasını önermektedir.

Herhangi bir görme problemi yaşamıyor olsanız bile profesyonel göz muayenesi için göz hekimine başvurunuz. Doktorunuz ne sıklıkla göz muayenesi yaptırmanız gerektiğini söyleyecektir. Diyabet hastalarının yılda en az 1 kere göz muayenesi yaptırması gerekmektedir.

10. Diş Muayenesi

Yaşlanmayla ilgili diş problemleri arasında ağız kuruması ve periodontit yer almaktadır.

Muayene ve diş temizliği için her yıl diş muayenesi yaptırınız. Bu diş muayeneleri birçok hastalığın yanı sıra ağız kanserinin erken teşhisine olanak tanıyacaktır.

Ağız kanseri en yaygın görülen 6. Kanser türüdür.

40 yaşından itibaren en az yılda 1 kere diş muayenesi yaptırılması tavsiye edilmektedir. Sigara içen, alkol kullanan kadınlarda ağız kanseri riski iki kat daha yüksektir. Bu risk faktörlerini taşıyanlar yılda iki kere diş hekimi muayenesine gitmelidir.

Kaynaklar:

Источник: //www.iyibakkendine.com/kadinlarin-yaptirmasi-gereken-test-ve-kontroller/

40 yaş üstüyseniz tansiyondan kolesterole bu testleri yaptırın

40 Yaşından Sonra Yaptırmanız Gereken 10 Test!

Sağlıklı yaşamanın birinci şartı insanın kendisine iyi bakması ise ikinci şartı da kontrollerini ihmal etmemesidir.

Bu nedenle özelikle 40 yaşından sonra, erken teşhis edilebilen rahatsızlıklara karşı önerilen testleri yaptırmakta fayda var. Acıbadem Kadıköy Hastanesi Aile Hekimliği Uzmanı Dr.

Şirin Parkan, 40 yaş üstündekilerin tansiyondan kolesterole yaptırmaları gereken önemli testleri anlattı. 

1. Açlık kan şekeri takibi

Dünyada global bir salgın olarak ilerleyen diyabet, özellikle 45-65 yaş arasında 3 kat, 65 yaş üzerinde ise 4 kat artış gösteriyor.

Bu nedenle hiçbir şikayet ve hekimi şüphelendirecek belirtiler olmasa da, erişkin dönemde düzenli aralıklarla açlık kan şekerinin kontrol edilmesi diyabetin erken tanısı için çok büyük önem taşıyor.

Fazla kilo veya ailede diyabet geçmişinin varlığı gibi risk faktörleri bulunmayan herkesin 45 yaşından sonra her üç yılda bir diyabet açısından değerlendirilmek üzere hekime başvurması gerekiyor. Eğer risk faktörü varsa bu taramanın daha erken yaşlarda başlaması ve sıklığının da artırılması gerekiyor.

Erken tanı alan Tip 2 diyabetlilerde, doğru beslenme ve egzersiz gibi yaşam tarzı değişiklikleriyle, ilaç kullanmak zorunda kalınmadan hastalık kontrol edilebiliyor. İlaç kullanması gereken kişilerde de kalp krizi, böbrek yetmezliği, görme bozuklukları, nörolojik komplikasyonlar gibi olası problemler hayatı tehdit edecek boyuta ulaşmadan önlenebiliyor.

 

Tek başına önemli bir sorun olmakla birlikte, diyabet, kalp gibi birçok kronik hastalık açısından da risk oluşturabilen hipertansiyonun erken tanısı için sadece düzenli tansiyon kontrolleri yeterli olabiliyor. Ülkemiz de her üç kişiden birinin sorunu olan hipertansiyon riski yaşla birlikte ciddi artış gösteriyor.

45-55 yaş arası erkeklerde 1.5, kadınlarda ise 2 kat tansiyona dayalı risk artışından söz ediliyor. Metabolik sendrom, abdominal obezite, diyabet, aile öyküsü, sigara kullanımı gibi bazı risk faktörlerinin hipertansiyon riskini artırdığı biliniyor.

Risk grubunda yer alan kişilerde 40 yaşından sonra yılda bir kere tansiyon ölçüm taraması yapılması gerekiyor. 40 yaş altında son tansiyonu normal (130/85 mmHg altı) ölçülmüş ek riski olmayan popülasyonda ise 3-5 yılda bir tansiyon ölçümünün tekrarlanması öneriliyor.

Erken tanı konulan kişilerde yaşam tarzı değişikliğiyle ilaca gerek kalmadan hipertansiyon kontrol altında tutulabiliyor. İlaç kullanması gereken yüksek tansiyonlu kişilerde ise tedaviye erken başlanarak inme, beyin kanaması ve kalp yetmezliği gibi yüksek tansiyona bağlı bazı komplikasyonların oluşması da önlenebiliyor.

Çağımızın önemli bir sorunu tansiyondan ve tansiyonun neden olduğu hastalıklardan korunmak için basit bir işlem olan tansiyon ölçümünü ihmal etmemek gerekiyor.

3. Kolesterol ölçümü
Diyabet ve yüksek tansiyondan farklı olarak kolesterol yaşla birlikte çok farklılaşmıyor. Herkesin genetik yapısıyla belirlenen genel bir kolesterol düzeyi bulunuyor ve yaşam tarzı değişiklikleri bu düzeyi etkiliyor. Kolesterol düzeyi özellikle kalp damar hastalıkları açısından çok büyük önem taşıyor.

Bu nedenle, kalp damar hastalığı riskini azaltmak, dolayısıyla riskli kişilerde yaşam süresini uzatmak ve beklenmedik ani genç yaşam kayıplarının önüne geçmek için kolesterol düzeyinin belli bir seviyede olması gerekiyor.

40 yaş sonrasında ise, kalp damar hastalığı riski çok yükseldiğinden hekim tarafından belirlenecek kolesterol takip ve tedavi programına uyum önem taşıyor.

4. Kalp hastalıkları taraması

Kalp damar hastalıklarını riski 40 yaşından sonra 10 kat artıyor. Dolayısıyla, hastalıklar oluşmadan önleyebilmek önem taşıyor. Bu nedenle, kalp hastalıklarına bağlı risklerin hesaplanarak çok daha erken yaşlarda harekete geçmek gerekiyor. 40 yaşından sonra kadın ve erkeklerin kalp hastalıkları açısından ayrıntılı kontrolden geçmesi de erken tanı açısından son derece önem taşıyor.

Yüksek kolesterol, diyabet ve hipertansiyonu olanlar, ailesinde kalp damar hastalığı öyküsü bulunanlar ve sigara kullanan kişiler kalp hastalıkları açısından riskli grupta yer alıyor.

Bu risk faktörlerine sahip olan kişilerin erken önlem almak üzere 20 yaşından itibaren her üç yılda bir düzenli kontrollerini yaptırması gerektiğine dikkat çekiyor. Zamanla kişinin ihtiyaçlarına göre yapılması gereken ek testler hekim tarafından belirleniyor.

40 yaşından sonra ise olası hastalık şüphesi durumunda, eforlu EKG, koroner BT, talyum sintigrafisi ve koroner anjiyografi gibi tanı yöntemlerinden yararlanılıyor.

5. Kolonoskopi ve gaitada gizli kan

Kalın bağırsak kanseri riski 40 yaşından sonra 3 kat, 50 yaşından sonra 10 kat artıyor. Erken evrede yakalandığında büyük ölçüde tedavi etmek mümkün olduğu için tanı ve tarama yöntemlerinden zamanında faydalanmak hayat kurtayor.

Bu nedenle 40 yaşından itibaren yılda bir kere gaitada gizli kan ve 50 yaşından itibaren de kişinin bulgularına göre değişecek sıklıklarda kolonoskopi ile takip edilmesi gerekiyor.

Kanserin öncü lezyonlarından olan bağırsak poliplerinin erken saptanması halinde riski ortadan kaldırmak mümkün olabiliyor.

6. Akciğer kanserinin erken tanısında akciğer filmi
Akciğer hastalıklarında, özellikle de akciğer kanserinin ortaya çıkmasında uzun süre sigara kullanımının riski çok ciddi oranda artırdığı biliniyor. Kullanım miktarı ve süre uzadıkça risk de yükseliyor.

Özellikle sigara içen kişilerin 40 yaş sonrası her yıl düzenli kontrollerini yaptırarak akciğer filmi çektirmesi gerekiyor. Akciğer kanseri, erken evrede herhangi bir belirti vermediği için düzenli kontroller hastalığın erken tanı ve tedavi başarısında son derece değer taşıyor.

30 yıl paket ve üzeri kullanım varsa Düşük Doz Toraks Tomografisi ile tarama öneriliyor.

7. Meme kanseri için mamografi
Kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanserinde yaşlanma en önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Meme kanseri riski 40 yaşından sonra 1.5 kat, 50 yaşından sonra ise 2.5 kat artış gösteriyor.

Özellikle son yıllarda bu konuda yaşanan gelişmeler ve erken tanı imkanlarının artması ile birlikte tedavi başarısı da yükseldi. Bu nedenle tüm kadınların 40 yaşından itibaren yılda bir mamografi çektirmesi gerekiyor.

Ailesinde meme kanseri olan kişiler ise kanser yaşayan aile bireyinin tanı yaşından 10 yıl öncesinde taramalara başlaması gerekiyor.

8. Rahim ağzı kanseri ve pap smear testi

Jinekolojik kanserler açısından ikinci sırada yer alan rahim ağzı kanseri riski özellikle 40-50 yaşları arasında 20’li yaşlara göre 10 kat artıyor. Bu nedenle 40 yaş üstü kadınların her yıl mutlaka jinekolojik değerlendirme ve pap smear testi yaptırmaları gerekiyor.

Bu sayede rahim ağzı kanserinin çok erken aşamada yakalanabiliyor. Rahim ağzından sürüntü alınarak yapılan test, cinsel yaşamın başlamasından itibaren her yıl tekrarlanıyor.

Eğer beş yıl boyunca üç negatif değer elde edilirse, üç yılda bir olmak üzere tekrar edilmesi gerekiyor.

9. Osteoporoz için kemik yoğunluğu ölçümü
Yaşla birlikte görülme riski artan hastalıklardan biri de osteoporoz. Kemik dokusunun zamanla bozulması ve kemiklerin zayıflaması sonucu ortaya çıkan osteoporozun en büyük tehsi neden olduğu kırıklar. Kemiklerdeki mineral kaybı ne kadar fazla ise kırık riski o denli artıyor.

Kadınların kemik kütlesindeki kayıp menopozla birlikte hız kazandığı için osteoporoz riski de artıyor. Bu nedenle tarama amaçlı olarak, kadınlarda menopozun ardından, hem kadınlarda hem de erkeklerde 65 yaşından sonra kemik yoğunluğu ölçümünün yapılması gerekiyor. Hastalık saptanması durumunda ise yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaç tedavisiyle gerekli önlemler alınabiliyor.

Osteoporoz için en iyi ilaç ise egzersiz.

10. Prostat muayenesi

Erkeklerde en sık görülen kanserlerin başında yer alan prostat kanserinde yaşlanma en önemli risk faktörünü oluşturuyor. Belirtiler ortaya çıkmadan yakalayabilmek için, her erkeğin 50 yaşından itibaren prostat muayenesi olması önem taşıyor. Risk faktörlerine ve erkeğin durumuna göre hekimin önereceği uygun tarama programına devam edilmesi gerekiyor.

Video: Gestasyonel Hipertansiyon nasıl tedavi edilir?

İlginizi çekebilir

Yüksek tansiyonluların en fazla sorduğu sorular

Hipertansiyonluların en sık yaptığı 8 hata

Hipertansiyonun yol açtığı 9 teh

Yüksek tansiyon hakkında bilmeniz gerekenler

Yüksek tansiyonun nedenleri

Paylaş

Источник: //www.acibadem.com.tr/Hayat/Bilgi/40-yas-ustuyseniz-tansiyondan-kolesterole-bu-testleri-yaptirin

40 yaşından sonra bu 10 testi mutlaka yaptırın

40 Yaşından Sonra Yaptırmanız Gereken 10 Test!

Uzun ve sağlıklı yaşamak herkesin hayali.

Bu hayali gerçeğe dönüştürmek için bilinçli yaşamak şart! Beslenmeden egzersize kadar sağlık odaklı olarak hayatı düzenlemenin yanı sıra sağlık kontrolleri de ihmal edilmemeli; özellikle sağlık risklerinin arttığı orta yaş döneminde… Acıbadem Kadıköy Hastanesi Aile Hekimliği Uzmanı Dr. Şirin Parkan, hem erkekler hem de kadınlar için 40 yaşın önemli bir dönem olduğunu ve bu dönemde yapılacak bazı sağlık testleriyle, bazı hastalıkların erken teşhisinin ya da önlenmesinin mümkün olacağını söylüyor.

İstatistikler ülkemizde beklenen yaşam süresinin ortalama 78 yıl olduğunu gösteriyor. Her ne kadar kadın ve erkek arasında 5.4 yıllık bir farklılık olsa da görünen o ki dünyada geçireceğimiz süre uzuyor. 30 yaş, şairin dediği gibi “artık yolun yarısı” da etmiyor…

Buraya kadar tablo son derece güzel… Ama bir de madalyonun diğer tarafı var: Dünyada en sık görülen hastalıklardaki risk faktörlerinde “yaş” ilk sıralarda yer alıyor. Bu demek oluyor ki yaş aldıkça hastalıklar açısından riskimiz de artıyor. Özellikle 40 yaş ve sonrasında..

.

Günümüzde kalp hastalıklarından, meme kanserine, diyabetten kalın bağırsak kanserine kadar birçok hastalığı erken tanı ve tedaviyle kontrol altına almak mümkün olabiliyor.

Ancak bunun için özellikle 40 yaşından sonra düzenli sağlık kontrollerine dikkat edilmesi gerektiğine işaret eden Dr.

Parkan, hem önlem almaya hem de erken tanıya yardımcı 40 yaş üstü yaptırılması gereken 10 testi sıraladı…

1 – Açlık kan şekeri takibi

Dünyada global bir salgın olarak ilerleyen diyabet, özellikle 45-65 yaş arasında 3 kat, 65 yaş üzerinde ise 4 kat artış gösteriyor.

Bu nedenle hiçbir şikayet ve hekimi şüphelendirecek belirtiler olmasa da, erişkin dönemde düzenli aralıklarla açlık kan şekerinin kontrol edilmesi diyabetin erken tanısı için çok büyük önem taşıyor. Dr.

Parkan, fazla kilo veya ailede diyabet geçmişinin varlığı gibi risk faktörleri bulunmayan herkesin 45 yaşından sonra her üç yılda bir diyabet açısından değerlendirilmek üzere hekime başvurması gerektiğine işaret ediyor. Eğer risk faktörü varsa bu taramanın daha erken yaşlarda başlaması ve sıklığının da artırılması gerekiyor.

Erken tanı alan Tip 2 diyabet hastalarında, doğru beslenme ve egzersiz gibi yaşam tarzı değişiklikleriyle, ilaç kullanmak zorunda kalınmadan hastalık kontrol edilebiliyor. Dr.

Parkan, “İlaç kullanması gereken hastalarda da kalp krizi, böbrek yetmezliği, görme bozuklukları, nörolojik komplikasyonlar gibi olası problemler hayatı tehdit edecek boyuta ulaşmadan önlenebiliyor” diyor.

2 – Tansiyon kontrolü

Tek başına önemli bir sorun olmakla birlikte, diyabet, kalp gibi birçok kronik hastalık açısından da risk oluşturabilen hipertansiyonun erken tanısı için sadece düzenli tansiyon kontrolleri yeterli olabiliyor. Ülkemiz de her üç kişiden birinin sorunu olan hipertansiyon riski yaşla birlikte ciddi artış gösteriyor. 45-55 yaş arası erkeklerde 1.

5, kadınlarda ise 2 kat risk artışından söz ediliyor. Metabolik sendrom, abdominal obezite, diyabet, aile öyküsü, sigara kullanımı gibi bazı risk faktörlerinin hipertansiyon riskini artırdığı biliniyor. Risk grubunda yer alan kişilerde 40 yaşından sonra yılda bir kere tansiyon ölçüm taraması yapılması gerekiyor.

40 yaş altında son tansiyonu normal (130/85 mmHg altı) ölçülmüş ek riski olmayan popülasyonda ise 3-5 yılda bir tekrarlanması öneriliyor. Erken tanı konulan hastalarda yaşam tarzı değişikliğiyle ilaca gerek kalmadan hipertansiyon kontrol altında tutulabiliyor.

İlaç kullanması gereken hastalarda ise tedaviye erken başlanarak inme, beyin kanaması ve kalp yetmezliği gibi yüksek tansiyona bağlı bazı komplikasyonların oluşması da önlenebiliyor.

3 – Kolesterol ölçümü

Diyabet ve yüksek tansiyondan farklı olarak kolesterol yaşla birlikte çok farklılaşmıyor. Herkesin genetik yapısıyla belirlenen genel bir kolesterol düzeyi bulunuyor ve yaşam tarzı değişiklikleri bu düzeyi etkiliyor. Kolesterol düzeyi özellikle kalp damar hastalıkları açısından çok büyük önem taşıyor.

Bu nedenle, kalp damar hastalığı riskini azaltmak, dolayısıyla riskli kişilerde yaşam süresini uzatmak ve beklenmedik ani genç ölümlerin önüne geçmek için kolesterol düzeyinin belli bir seviyede olması gerekiyor. Dr.

Şirin Parkan 40 yaş sonrasında ise, kalp damar hastalığı riski çok yükseldiğinden hekim tarafından belirlenecek kolesterol takip ve tedavi programına uyumun önemine işaret ediyor.

4 – Kalp hastalıkları taraması

Kalp damar hastalıklarını riski 40 yaşından sonra 10 kat artıyor. Dolayısıyla, hastalıklar oluşmadan önleyebilmek önem taşıyor. Bu nedenle, kalp hastalıklarına bağlı risklerin hesaplanarak çok daha erken yaşlarda harekete geçmek gerekiyor. 40 yaşından sonra kadın ve erkeklerin kalp hastalıkları açısından ayrıntılı kontrolden geçmesi de erken tanı açısından son derece önem taşıyor.

Yüksek kolesterol, diyabet ve hipertansiyon hastası olanlar, ailesinde kalp damar hastalığı öyküsü bulunanlar ve sigara kullanan kişiler kalp hastalıkları açısından riskli grupta yer alıyor. Dr.

Parkan, bu risk faktörlerine sahip olan kişilerin erken önlem almak üzere 20 yaşından itibaren her üç yılda bir düzenli kontrollerini yaptırması gerektiğine dikkat çekiyor. Zamanla kişinin ihtiyaçlarına göre yapılması gereken ek testler hekim tarafından belirleniyor.

40 yaşından sonra ise olası hastalık şüphesi durumunda, eforlu EKG, koroner BT, talyum sintigrafisi ve koroner anjiyografi gibi tanı yöntemlerinden yararlanılıyor.

5 – Kolonoskopi ve gaitada gizli kan

Kalın bağırsak kanseri riski 40 yaşından sonra 3 kat, 50 yaşından sonra 10 kat artıyor. Erken evrede yakalandığında büyük ölçüde tedavi etmek mümkün olduğu için tanı ve tarama yöntemlerinden zamanında faydalanmak hayat kurtayor.

Bu nedenle 40 yaşından itibaren yılda bir kere gaitada gizli kan ve 50 yaşından itibaren de hastanın bulgularına göre değişecek sıklıklarda kolonoskopi ile takip edilmesi gerekiyor.

Kanserin öncü lezyonlarından olan bağırsak poliplerinin erken saptanması halinde riski ortadan kaldırmak mümkün olabiliyor.

6 – Akciğer kanserinin erken tanısında akciğer filmi

Akciğer hastalıklarında, özellikle de akciğer kanserinin ortaya çıkmasında uzun süre sigara kullanımının riski çok ciddi oranda artırdığı biliniyor. Kullanım miktarı ve süre uzadıkça risk de yükseliyor. Dr.

Parkan, özellikle sigara içen kişilerin 40 yaş sonrası her yıl düzenli kontrollerini yaptırarak akciğer filmi çektirmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Akciğer kanseri, erken evrede herhangi bir belirti vermediği için düzenli kontroller hastalığın erken tanı ve tedavi başarısında son derece değer taşıyor.

30 yıl paket ve üzeri kullanım varsa Düşük Doz Toraks Tomografisi ile tarama öneriliyor.

7 – Meme kanseri için mamografi

Kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanserinde yaşlanma en önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Meme kanseri riski 40 yaşından sonra 1,5 kat, 50 yaşından sonra ise 2,5 kat artış gösteriyor. Dr.

Parkan, özellikle son yıllarda bu konuda yaşanan gelişmeler ve erken tanı imkanlarının artması ile birlikte tedavi başarısının da yükseldiğini hatırlatıyor. “Bu nedenle tüm kadınların 40 yaşından itibaren her 1 yılda bir mamografi çektirmesi gerekiyor” diyor.

Ailesinde meme kanseri olan kişiler ise, kanser yaşayan aile bireyinin tanı yaşından 10 yıl öncesinde taramalara başlaması gerekiyor.

8 – Rahim ağzı kanseri ve pap smear testi

Jinekolojik kanserler açısından ikinci sırada yer alan rahim ağzı kanseri riski özellikle 40-50 yaşları arasında 20'li yaşlara göre 10 kat artıyor. Bu nedenle 40 yaş üstü kadınların her yıl mutlaka jinekolojik değerlendirme ve pap smear testi yaptırmaları gerekiyor.

Bu sayede rahim ağzı kanserinin çok erken aşamada yakalanabildiğini söyleyen Dr. Parkan, “Rahim ağzından sürüntü alınarak yapılan test, cinsel yaşamın başlamasından itibaren her yıl tekrarlanıyor.

Eğer beş yıl boyunca üç negatif değer elde edilirse, üç yılda bir olmak üzere tekrar edilmesi gerekiyor” diyor.

9 – Osteoporoz için kemik yoğunluğu ölçümü

Yaşla birlikte görülme riski artan hastalıklardan biri de osteoporoz. Kemik dokusunun zamanla bozulması ve kemiklerin zayıflaması sonucu ortaya çıkan osteoporozun en büyük tehsi neden olduğu kırıklar. Kemiklerdeki mineral kaybı ne kadar fazla ise kırık riski o denli artıyor.

Kadınların kemik kütlesindeki kayıp menopozla birlikte hız kazandığı için osteoporoz riski de artıyor. Bu nedenle tarama amaçlı olarak, kadınlarda menopozun ardından, hem kadınlarda hem de erkeklerde 65 yaşından sonra kemik yoğunluğu ölçümünün yapılması gerekiyor.

Hastalık saptanması durumunda ise yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaç tedavisiyle gerekli önlemler alınabiliyor. Dr. Parkan osteoporoz için en iyi ilacın egzersiz olduğunu belirtiyor.

10 – Prostat muayenesi

Erkeklerde en sık görülen kanserlerin başında yer alan prostat kanserinde yaşlanma en önemli risk faktörünü oluşturuyor. Belirtiler ortaya çıkmadan yakalayabilmek için, her erkeğin 50 yaşından itibaren prostat muayenesi olması önem taşıyor. Risk faktörlerine ve erkeğin durumuna göre hekimin önereceği uygun tarama programına devam edilmesi gerekiyor.

Источник: //trtbanners.mshopper.net/mobileview/proxy.php///www.kadinvekadin.net/40_yasindan_sonra_bu_10_testi_mutlaka_yaptirin.html

40 yaşından sonra yaptırılması gereken 10 test!

40 Yaşından Sonra Yaptırmanız Gereken 10 Test!

Büyütmek için resme tıklayın

İstatistikler ülkemizde beklenen yaşam süresinin ortalama 78 yıl olduğunu gösteriyor. Her ne kadar kadın ve erkek arasında 5.4 yıllık bir farklılık olsa da görünen o ki dünyada geçireceğimiz süre uzuyor. 30 yaş, şairin dediği gibi “artık yolun yarısı” da etmiyor…

Buraya kadar tablo son derece güzel… Ama bir de madalyonun diğer tarafı var: Dünyada en sık görülen hastalıklardaki risk faktörlerinde “yaş” ilk sıralarda yer alıyor. Bu demek oluyor ki yaş aldıkça hastalıklar açısından riskimiz de artıyor. Özellikle 40 yaş ve sonrasında..

Günümüzde kalp hastalıklarından, meme kanserine, diyabetten kalın bağırsak kanserine kadar birçok hastalığı erken tanı ve tedaviyle kontrol altına almak mümkün olabiliyor.

Ancak bunun için özellikle 40 yaşından sonra düzenli sağlık kontrollerine dikkat edilmesi gerektiğine işaret eden Acıbadem Kadıköy Hastanesi Aile Hekimliği Uzmanı Dr.

Şirin Parkan, hem önlem almaya, hem de erken tanıya yardımcı 40 yaş üstü yaptırılması gereken 10 testi sıraladı…

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть