Ağrı Çeşitleri, Tedavisi ve Ağrı Eşiği

içerik

Sırt Ağrısı Neden Olur? Neler İyi Gelir?

Ağrı Çeşitleri, Tedavisi ve Ağrı Eşiği

Her beş kişiden biri yaşamının belirli dönemlerinde sırt ağrısı ile karşı karşıya kalır. Her yaş grubunda ortaya çıkabilen sırt ağrısı, hayat kalitesini düşürmekle birlikte önemli hastalıkların da belirtisi olabilmektedir.

Pek çok rahatsızlıkta olduğu gibi sırt ağrısında da erken teşhis çok önemlidir.

Kas incinmesi gibi basit bir nedenle ya da kalp hastalıkları gibi ciddi bir sağlık sorunuyla birlikte görülebilen sırt ağrısı hakkında Memorial Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü uzmanları bilgi verdi.

Sırt Ağrısı Nedir?

Sırt ağrısı, sırtımızda bulunan omurganın iki yanındaki kasların gerilmesi ile oluşur. Sırt ağrısına yol açan bu gerilmenin en büyük nedeni strestir. Normalde ‘’C’’ harfine benzeyen boyun omurgası düzleşir, omuz ve sırta giden sinirlerin çıkışları daralır ve sinirler baskı altında kalır.

Bu baskı sonucunda sırt kasları gerilir ve ağrı oluşmaya başlar. Kasların uzun süre gergin halde kalması fibrozit adı verilen kas topaklarına neden olur. Yorgunluk, ağır kaldırma, klimaya maruz kalma gibi tetikleyici etkenlere bağlı olarak da sırt ağrısı olur. Bazı kişilerde sırt ağrısını azaltmaya yönelik kambur duruş başlayabilir.

Sırt ağrısı pek çok hastalığın belirtilerinden biri de olabilir.

Sırt Ağrısı Nedenleri

Özellikle masa başı çalışanlarda çok sık görülen sırt ağrısına myofasiyel ağrı sendromu denir. Sırt bölgesinde kaslara ve yumuşak dokulara bağlı gelişen ağrılar uzun süre masa başında çalışan kişilerin ortak şikayetlerinden biridir. Çoğunlukla sırt kaslarının üzerine basmakla ağrı tetiklenir, duruş bozukluğu ortaya çıkar.

Kalp, akciğer ve safra kesesi hastalıkları da sırt ağrısına neden olabilir. Özellikle sırt bölgesinde omuzlardan kaburgaların bitimine kadar ağrı hissedilir.

Boyun fıtığı da bölge olarak sırta yakın olması nedeniyle sırt ağrısına neden olabilir. Bunun yanı sıra boyun ve sırt omurgalarında oluşan kireçlenmeler de sırt ağrısı nedenlerindendir.

Bu ağrıya özellikle kolda güç kaybı, uyuşukluk eşlik ediyorsa bu ağrılar boyun fıtığı habercisi olabilir.

Yumuşak doku romatizması olan fibromiyalji, sırt ağrısı belirtileri ile kendini gösteren bir hastalıktır.

Özellikle kadınlarda çok sık görülen fibromiyalji özellikle sırt bölgesi başta olmak üzere kişilerde yaygın vücut ağrısına neden olur.

Yorgunluk, şişkinlik, depresyon ve stres ile birlikte sırt ağrıları çok yoğun şekilde hissedilebilir. Fibromiyalji tedavisi multidisipliner bir yaklaşım ile gerçekleştirilir.

Omurga eğriliği anlamına gelen skolyoz özellikle gelişme çağındaki hastalarda yoğun şekilde sırt ağrısına neden olabilir.  Hastanın şikayetleri bilgisayar karşısında artarken, dinlenme ile hafifleyen niteliktedir. Skolyoz erken dönemde teşhis ve tedavi gerektiren ciddi bir rahatsızlık olduğu için sırt ağrıları mutlaka dikkate alınmalıdır.

Daha çok kadınlarda görülen osteoporoz hastalığında sırt ağrısı, sırt kemiklerinde kırılma ve buna bağlı olarak boy kısalması görülebilir. Sırt üzerinde yoğunlaşan ağrı ve hassasiyet oldukça şiddetli olabilir. Sırt ağrısının yol açacağı kamburluğu önlemek için ilaç tedavisine ek olarak sırt kaslarını geliştirici egzersizler tavsiye edilir.

Sırt ağrısının görüldüğü diğer hastalıkları şöyle sıralayabiliriz;

  • Gece uykudan uyandıran ağrılar ile romatizmal hastalıklar ve eklem şişmelerinde görülebilir.
  • Kürek kemiğine vuran sırt ağrıları kalp krizinin belirtisi olabilir.
  • Ankilozan spondilitde isimli hastalık daha çok ergenlikte görülmekle birlikte sabah tutukluğu ve sırt ağrısına neden olmaktadır.
  • Sinir uçlarının iltihaplanması anlamına gelen zona da kendini sırt ağrısı ile gösterebilir.
  • Alkaptonüri, Paroksismal Noktürnal Hemoglobinüri, omurilik iltihabı, akut aksonal ya da demyelinizan polinöropati gibi çeşitli hastalıkların belirtisi de sırt ağrısı olabilir.

Sürekli Sırt Ağrısı Neden Olur?

Sırt ağrısının sürekli devam ettiği durumlar mutlaka ciddiye alınmalıdır. 6 aydan fazla devam eden sırt ağrısı, sırtta yaralanmaya da zedelenme meydana gelmesi halinde bazı tetkiklerin yapılması çok önemlidir.

  Sırt ağrısının nedenlerini, hangi hastalıklarla bağlantısı olduğunu öğrenmek için kan tahlili, ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi ve MR gibi görüntüleme tekniklerinden faydalanılır. Sırt ağrılarının çoğu birkaç gün içinde geçer. Sırt ağrısı için çeşitli ağrı kesiciler ve kas gevşeticilerden faydalanılabilir.

Farklı hastalıklardan kaynaklanabilen sırt ağrısını erken evrede yakalamak için mutlaka takip edilmeli ve gerekli tetkikler yapılmadır.

Sırt Ağrısına Ne İyi Gelir?

Sırt ağrısına ne iyi gelir sorusu pek çok kişinin en çok merak ettiği konulardan biridir. Sırt ağrısına iyi gelen bazı yöntemleri deneyerek ve rutin alışkanlıklarınızı değiştirerek sırt ağrılarınızı hafifletebilirsiniz. Uzun süren sırt ağrılarında mutlaka uzman bir doktora başvurulması gerekir.

  • İdeal kilonuza ulaşın ve sağlıklı beslenin.
  • Düzenli egzersiz yaparak sırt kaslarınızı güçlendirin
  • Dik yürümeye ve oturmaya özen gösterin.
  • Kilonuz ile uyumlu sertlikte, ortopedik yataklarda yatın.
  • Kadınlar göğüslerini destekleyen sutyenler kullanmalıdır.
  • Ağırsırt ve kol çantası taşınmamalıdır.
  • D vitamininizi doktor kontrolünde normal seviyelere yükseltin.

Sırt Ağrısına İyi Gelen Egzersizler

Sırt ağrıları için egzersiz yapmak hem ağrılarını hafifletir hem de sırt kaslarınızı gevşetip, güçlendirerek yeni ağrıların oluşmasını önlemeye yardımcı olur. Isınma ve gevşeme hareketlerinin ardından bu sırt egzersizlerini uygulayabilirsiniz;

  • Kapı çerçevesinde ayakta olup, ellerinizle kapı çerçevesinin üstünden destek alarak öne doğru esneyin.
  • Sandalye üzerinde otururken ellerinizi başınızın arkasında birleştirin ve geriye doğru eneyerek tavana bakın.
  • Sırtınızı duvara yaslayın ve dirsekleriniz ile bilekleriniz duvara temas edecek şekilde kollarınızı açın. Kollarınızı duvar ile temasınızı kesmeden yukarı kaldırıp indirin.
  • Kürek kemiklerinizi 5 saniye boyuna birbirine yaklaştırıp, gevşetin.
  • Yüz üstü uzanın ve göğsünüzün altına bir yastık alın. Kollarınızı iki yana açın, başparmağınızı tavana doğru dikin ve kollarınızı yukarı kaldırıp, indirin.
  • Zemine oturun ve ayaklarınızı uzatın. Bacaklarınızı yanlardan tutun ve başınızı göbeğinize doğru eğin. Sonrasında da bu pozisyonda kollarınızı yukarı kaldırıp, indirin.
  • Zeminde el ve dizlerinizin üzerinde durun. Karın kaslarınızı kasarak omurganızı düzleştirin. Karnınızı gevşetmeden sol kolunuzu öne doğru, sağ ayağınızı arkaya doğru uzatın. Sonra sağ kol ve sol ayakla aynı işlemi tekrarlayın.
  • Spor salonunda kürek çekme egzersizleri yapabilirsiniz.

Medikal Fitness Danışmanı Murat Biçer, Kadınlarda Sırt Kaslarını Güçlendiren Egzersizler Nelerdir? sorusunu yanıtlıyor.

Sırt Ağrısı Tedavisi

Sırt ağrısı tedavisinde öncelik sırt ağrısının nedeninin belirlenmesidir. Bu amaçla sırt ağrısı teşhisi fiziki muayene, şikâyetlerin dinlenmesi ve MR, BT, EMG ve direkt grafi gibi incelemeler ile konulur. Sırt ağrısının nedenine ve ağrı şiddetine göre lokal etkili merhemler, kas gevşeticiler kullanılabilir.

İlaç tedavisinin yeterli olmadığı durumlarda ise fizik tedavi, nöral terapi, akupunktur, soft lazer, masaj gibi alternatif tedaviler uygulanmalıdır.

Bu tedavilere ek olarak stres faktörü de ortadan kaldırılmalıdır. Hastanın stres düzeyini artıran unsurların uzaklaştırılası, tatile çıkılması, hobilere vakit ayırılması önerilir.

Stres yönetiminde zorlanıyorsa hasta psikiyatrist yardımı da alabilir.

Tedavi bitiminde egzersiz çok önemlidir. Sırt kaslarını güçlendirecek egzersizler ve yüzme oldukça faydalıdır. Bunun yanı sıra güneş, deniz, sıcak kum, kaplıcalar da sırt ağrısı tedavisinde destekleyicidir.
Güncellenme Tarihi: 25 Ekim 2017Yayınlanma Tarihi: 25 Ekim 2017

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/sirt-agrisi-neden-olur-neler-iyi-gelir/

Ağrı Tedavisi – Nedir? Nasıl Yapılır? Hangi Ağrılarda Kullanılır?

Ağrı Çeşitleri, Tedavisi ve Ağrı Eşiği

Her hastanın durumuna uygun tedavi yöntemi geliştirilerek, etkili olabilecek şekliyle uygulanmalıdır. Hastanın; tedaviye verdiği cevaba yönelik yeni tedavi planı geliştirilmeli tüm ekipmanları ve uzman kadrosuyla donanımlı kliniklerde yapılmalıdır.

Ağrı tedavisin en çok kullanıldığı hastalıklar;

Omuz (kireçlenme ve diğer ağrılarda)

Kireçlenme olarak bilinen omuz ve çevresinde oluşan eklem ve kıkırdak ağrıları hareketlerde kısıtlamaya bile sebep olabilir.

İlaç tedavileri yada Fizik tedavi yöntemlerine yanıt vermeyen hastalarda uygulanabilen Girişimsel yöntemler

  • Eklem içi kortizon enjeksiyonu
  • Eklem içi Radiofrekans
  • Supraskapular sinir Pulse radiofrekans uygulaması
  • Pahsa kateter uygulamaları
  • Eklem içi Ozon tedavisi
  • Eklem çevresi Prolozon
  • Sorft LASER needle
  • Gerilim Tipi Başağrısı

Kendine Has Özelliği Olmayan Belli Belirsiz Ağrılar

Episodik ve süregen tipleri vardır. Yılda 180 günden az görülürse epizotik 180 günden fazla görülürse süregen gerilim tipi baş ağrısı olarak tanımlanır. Ağrı atakları dakikalar hatta günler sürer. Günlük aktiviteleri etkilemeyen orta şiddette basınç ve sıkışıklık hisli başın iki tarafında olan ağrılardır. Bulantı yoktur. Işık ve gürültüden rahatsız olabilirler.

Ayda 15 günden daha az görülmesi, ılımlı veya orta derecede olması, iki taraflı olması, günlük işlere engel olmaması gibi özellikler bizi gerginlik baş ağrısının epizotik şeklinin tanısına götürür. Süregen şeklinde ise son 6 ayda her ay 15 gününde mevcuttur. Basınç ve sıkıştırma hissi burada da söz konusudur.

Günlük aktivite ile artmaz bulantı olabilir ses ve ışıktan rahatsızlık duyulabilir.

Tedavi

Medikal tedaviye ek olarak ya da tek başına

  • LASER needle uygulamaları
  • Ozon tedavisi

Küme Baş Ağrısı

Şiddetli tek taraflı, genellikle göz yada göz çevresinde veya her ikisi beraber, tedavi edilmediğinde 15-180 dakika arası süren bıçak saplanır tarzında bir ağrı şekli olup.

Gözde çevresinde kızarma,sulanma, burunda tıkanıklık,akıntı, yüzde terleme, göz kapaklarında düşme ve şişme olabilir. Daha çok erkeklerde görülür. Migrenin tersine hasta yerinde duramaz.

Ağrıları gece yarısı hastayı uykusundan uyandırabilir.

Tedavi:

İlaç tedavilerine yanıt vermeyen hastalarda uyguladığımız yöntemler ;

  • Sfenoplatin ganglion RF
  • Ozon tedavisi
  • Sorft LASERneedle

Osteporoz (Kemik Erimesine Bağlı Ağrılar)

Kemiğin mineral içeriğinin azalması sonucu dayanıklılığının azalmasına bağlı deformiteler, kemik kırıkları, omurlarda çökmeler ve sonuçta; kendisini daha çok ağrı yakınmaları, dişlerde dökülme, boyda kısalma ile gösterir.

Özellikle kadınlarda menapozdan sonra karşımıza sık çıkan sorunlardan birisidir.

Kemik dansitometri ölçümleri yol göstericiğinde ilaç tedavileri, eğer omurilik kemiklerinde aşırı yıpranma ya da çökmeler oluşmuş ve bunlara bağlı dayanılmaz ağrılar söz konusu ise vertebroplasti veya kifoplasti dediğimiz, hareketli röntgen sistemleri eşliğinde narkoz ve neşter kullanmadan omurilik taşıyıcı kemiklerinin içerisine kemik çimentosu dediğimiz maddeler enjekte edilmesiyle ağrıları %95 oranında geçirmektedir.

Tedavi:

Medikal tedaviye ilaveten

  • Vertebroplasti
  • Kifoplasti
  • Ozon Tedavisi
  • Pahsa kateter uygulamaları

Nöropatik Ağrılar

Kronik bir ağrı tipi olup sinir hasarlanması sonucu oluşur. Damarsal kökenli, şeker hastalığına bağlı sinir harabiyetleri, alkoliklerdeki sinir hasarları gibi birçok kaynağı var olup, ağrı kesici ilaçlara yanıt vermez. Trigeminal nevralji ve Zona ağrıları da nöropatik ağrılardır.

Bu farklı bir ağrı çeşididir. Normalde ağrı oluşturmayan bir uyarı örneğin soğuk bunlarda ağrı olarak bedene yansır. Aşırı hassastırlar, Ağrılı uyaranlara cevapları ise abartılıdır. Yanma ve karıncalanma tipi ağrıları sürekli rahatsızlık vericidir.

Bu ağrıların tedavileri güç olmakla birlikte ilaç tedavilerinin yanında, o bölge duyusal sinirlerinin iletimlerini değiştirerek faydalı olunabilmektedir.

Örneğin bizim uyguladığımız pratikte “paşa kateter” dediğimiz multifonksiyonel nörolojik elektrod uygulamaları iyi sonuçlar vermektedir.

Tedavide ilaçlara ilaveten

  • Radyofrekans ile Sempatektomiler
  • Pasha kateter
  • Ozon Tedavisi

Ameliyat’la Geçmeyen Bel Ağrıları

Bel fıtığı nedeni ile ameliyat olmuş ancak bel ve bacağa vuran ağrıları geçmemiş hasta grubunu ifade etmek için başarısız bel cerrahisi olarak ifade edilmektedir.

Bel ya da bacağa vuran ağrılardan yakınan ve kendisine bel fıtığı tanısı konup ameliyat edilen hastalarda şikayetlerin ameliyattan hemen sonra ya da daha geç bir dönemde tekrarlaması olayıdır. Bel fıtığı nedeni ile ameliyat edilenlerin % 15’inde görülebilmektedir.

Nedenlerine gelince:

Eğer operasyondan hemen sonra hastanın daha önceden var olan şikayetleri aynen ya da artarak devam ediyorsa :

  • Konulan tanı yanlıştır
  • Yanlışlıkla başka mesafeden ameliyat edilmiştir
  • Operasyon tekniği hatalı ya da eksiktir diye düşünmek gerekir.

Eğer hasta ameliyat olduktan 2-6 ay sonra benzer şikayetlerle tekrar hekime müracaat etmişse yukarıdaki nedenler olabileceği gibi daha çok operasyon bölgesinde yapışıklıklar, granülasyon dokuları ya da fıtığın aynı veya başka bir bölgeden nüksü yani tekrarlaması söz konusu olabilir.

Tedavi;

Biz özel bir epidural kateter ( RACZ) vasıtası ile doku eritici ilaçların beraberinde kortizon vererek, hastaya iki, üç gün daha bu kateterden yoğun tuzlu serum vererek tedaviyi sonlandırıyoruz.

Ağrılar geçmez ise Pasha kateter dediğimiz ( multifonksiyonel nörolojik bipolar kateter) uygulamasına geçiyoruz. Bu yöntem ile ağrıların omuriliğe giriş kapıları ileri teknolojik uygulama ile kapatılarak hastaların rahatlaması sağlanır.

Her şeye rağmen ağrıları geçmeyen hastaların omurilikleri üzerine pil takmak ( spinal kord stimülatörü) gerekebilmektedir.
Bel – Boyun ( faset eklem artrozu )

Artroz en çok omurganın bel ve boyun bölgesinde yerleşir. Omurga artrozunda, ağrı ve omurga sertliğine ek olarak omurga kanalından geçen sinirlerin rahatsız olmasına bağlı belirtiler de görülebilir. Omurga içinde omurilik yer alır.

Omurilikten de sinirler çıkar bu çıkış kemik kanalların içinden olur kemik çıkıntıları kanalı daraltarak sinirlere baskı yapar ağrılar oluşur. Örnek olarak, siyatik sinirin sıkışması ya da iltihabı sonucunda gelişen siyatik tablosu verilebilir.

Enseden kuyruk sokumuna kadar omurgamızın arka kısmında yer alan ve vertebralarımızı birbirine irtibatlandıran faset eklemleri dediğimiz eklemler vardır.

Buradaki kireçlenmeler, omurga kanalını daralmasına ve yanından geçen sinirleri baskılamasına bağlı olarak bel hareketlerinde önceleri sabah sertliği, çabuk hareket edememe, sonraları ağrı, yanlara eğilme ve geriye doğru eğilememe, yatakta dönerken de ağrılara neden olabilir. Boyunda da aynı kısıtlanmalar, kollara, enseye, omuzlara vuran ağrılar oluşur.

Artrozların Tedavisi

İlaç tedavileri yada Fizik tedavi yöntemlerine yanıt vermeyen hastalarda Tanısal blok yapılır.

Uyguladığımız Girişimsel yöntemler:

  • Eklem içi kortizon enjeksiyonu
  • Radiofrekans denervasyonu
  • Pahsa kateter uygulamaları
  • Soft LASERneedle

Migren

Bu baş ağrısının bilinen 2 tipi vardır 1- genel migren 2- klasik migren. Genel migrende aura dediğimiz ön belirtiler yok klasik migrende vardır. Baş ağrısız auralı migren oldukça yaygın olup baş ağrısı ön planda olmadığı için genelde göz hekimlerine müracaat ederler. Yani Migrende her zaman baş ağrısı olur diye bir kural yoktur.

Migren en çok 25-55 yaşları arasında % 10 gibi bir yaygınlıkta görülür. Kadınlarda 3 misli daha fazla görülür.

Aurasız (genel) Migren: 5-20 dakikada gelişir 60 dakika kadar sürebilir. Belirtiler: Ses ve ışıktan rahatsız olma. Genellikle yüzün tek tarafında oluşan ağrı. Hareketle artma. Genellikle sabah uyanınca başlar. Ağrı zonklama tarzındadır. Bulantı olabilir. Düzelme yavaş olup genellikle uyuyunca azalır. Mensturel olaylarla ilgisi olabilir. Merdiven çıkmakla artabilir.

Tedavi:

İlaç tedavilerine yanıt vermeyen hastalarda uyguladığımız Girişimsel yöntemler

  • BOTOX uygulamaları
  • Soft LASERneedle
  • Rektal OZON uygulamaları

Fibromyalji

Kronik ağrılı durumlardan birisi olan fibromyalji kendisini “ her yerim ağrıyor “ “çok yorgunum” yakınması ile ortaya koymaktadır.

Günlük yaşam kalitesini ciddi olarak bozan bu rahatsızlık daha çok geç ve orta yaştaki kadınlarda görülmektedir.

Tıbbi anlamda nedeni henüz tam olarak ortaya konamamış olan fibromyalji’ nin tedavisi de o denli zor bir rahatsızlıktır. Halk arasında “ adale romatizması” tabiri bu hastalık için de kullanılmaktadır.

Ağrıları daha çok omuz ve kalça bölgelerinde yoğunlaşmıştır. Hastaların %30 unda depresyon belirtileri söz konusudur. Her taraflarının ağrıdığını, bir türlü dinlenemediklerini ve uykularının düzensiz olmasından yakınırlar.

Bu hastalarda baş ağrıları da sık görülmekte normalde ağrı oluşturmayan bazı uyaranlar örneğin soğuk, üzüntü bu hastalarda ağrıyı tetiklemektedirler.

Tedavi:

Ağrı kesici kas gevşetici ilaçların faydası yoktur. Antidepressanlar verilebilir.

  • LASER iğneleri
  • Kas içersine OZON
  • Kanın OZON lanması.
  • Ozon saunadan çok iyi istifade ederler.

Kanser Ağrıları

Kanserin bizzat kendisi ya da aldığı tedaviler ağrıya neden olabilir.

Biz genelde basamak tedavisi dediğimiz şemaya uyuyoruz. Basamak tedavisinde önce basit ağrı kesicilerden başlanarak morfin tedavisine kadar gidilir eğer hastanın ağrıları kontrol edilemiyorsa daha girişimsel yöntemler uygularız. Omurilik çevresine port takılarak hazneden ilaç verilmesi ya

Dejeneratif Disk Hastalığı (Bel ve Boyunda)

Esas neden omurlar arasında bir nevi amortisör görevi gören yastıkçıkların (disklerin) suyunu kaybetmesi sonucu oluşan çatlama ve yarıkları vücudun tamir etme çabası sonucu disklerin içersinde damar ve sinir paketlerinin oluşması ( normalde disklerin damar ve sinirleri yoktur), yani bir nevi dejenere olmaları hadisesidir. Aslında, yaşlanmamızın doğal bir sonucu olarak dejeneratif disk hastalığı oluşur. Fakat aşırı kilo, sürekli ağır kaldırma, travmalar ve de stres bu rahatsızlığı daha genç yaşlarda ortaya çıkarabilir. Bel fıtıklarına zemin hazırlar.

Çok oturmak, çok ayakta kalmak ya da ağır kaldırmakla belde ağrılar oluşur. Genellikle kuşak tarzında ya da kalça üzerlerinden aşağı doğru yansıyan ağrılara neden olabilir.

Tanı olarak MR’ da karanlık disk şeklinde ön bilgi verir. Öncelikle tanısal olarak diskografi yapmak uygundur. Böylece ağrının hangi dejenere diskten kaynaklandığı saptanır. Ki bir çok dejenere disk belirti vermeyebilir. Bel ağrısına neden olan dejenere disk tedavi edilir.

İlaç tedavileri ve de Fizik Tedavi yöntemleri ile geçmeyen ağrılarda;

Tedavi olarak

  • epidural kortizon uygulamaları
  • pasha kateter uygulamaları
  • IDET
  • Intradiskal OZON ejeksiyonu
  • İntradiskal LASER

Kanser ağrısının hissedildiği bölgeyi kontrol eden merkezlerin radyofrekans yöntemi ile devreden çıkarılması, sinir öldürücü alkol ve fenol uygulamaları gibi tüm seçenekleri hastanın ağrı derecesine göre önerip uygulamaktayız.

  • Port takılması
  • Alkol, Fenol nörolizi
  • Perkutan Kordotomi
  • Radyofrekans ile Sempatektomiler
  • Ozon Tedavisi

Источник: https://kansersavas.com/agri-tedavisi.html

Ağrı Nedir? Ağrı Neden Olur? Ağrı Tedavisi (Algoloji) – Sağlık Ocağım .NET

Ağrı Çeşitleri, Tedavisi ve Ağrı Eşiği

Ağrı (pain) : Latince’de poena (ceza-intikam-işkence) sözcüğünden gelmiştir ve tanımı oldukça zordur.

Uluslararası Ağrı Araştırma Teşkilatı (IASP) ağrıyı, vücudun herhangi bir bölgesinden kaynaklanan, gerçek veya olası bir doku hasarı ile birlikte görülen, hastanın geçmişte yaşamış olduğu deneyimler ile ilgili, duyulara ait ya da strese bağlı oldukça zor bir duygu olarak tanımlamaktadır. Ağrı duyusu beden fonksiyonlarının düzeltilmesi için bir alarm işareti gibi görev yapar.

Geçmişte sadece çeşitli hastalıkların bulgusu olarak kabul gören ağrı, özellikle kronik ağrı günümüzde başlı başına bir hastalık ve sendrom olarak tanımlanmaktadır. Ağrı sadece hasta tarafından hissedilen bir duygudur.

Ağrı her kişide farklılık gösterebileceği gibi bulunulan çevre ve koşullar da, ağrıya yanıtı değiştirebilir. Ağrı, kişiden kişiye farklılık gösterdiği için tedavisi de değerlendirilmesi de oldukça zordur.

Bu nedenle hastanın belirttiği ağrının şiddetine inanmak önemlidir.

Ağrı tipleri veya sınıflandırılması

Ağrının kişiye özel bir duygu olması, bireyler ve yaşanılan ortam açısından yüksek oranda farklılıklar göstermesi, standart bir sınıflama yapılmasını olanaksız duruma getirmektedir. Ağrıyı değişik parametrelere göre sınıflamak mümkündür.

Birincisi : Fizyolojik kliniğe göre değerlendirilir.

İkincisi : Ağrının süresine göre (akut ya da kronik) olarak değerlendirilir.

Üçüncüsü : Kaynaklandığı bölgeye göre (somatik, visseral, sempatik) olarak değerlendirilir.

Dördüncüsü : Mekanizmalarına göre (nosiseptif, nöropatik, deaferantasyon, reaktif, psikosomatik), olarak değerlendirilir.

Akut ağrı : Genellikle ani başlayan şiddetli ağrılardır. Akut ağrı nedene bağlı olarak çoğunlukla dindirilebilir karakterde olduğu gibi, doku iyileşmesi ile birlikte yavaş yavaş tamamen geçen ağrı tipidir. Akut ağrı, bir iğne batması, travmatik ekstremite yaralanması, kırık ve ameliyat sonrası hissedilen ağrı).

Kronik ağrı : Altı aydan çok süren ağrı tipidir. Kişinin yaşamı süresince tekrarlamalar ile kendini gösteren ağrılardır.

Migren, kanser, yanık, kas ağrıları, eklem ağrıları, baş ağrıları, sinirsel ağrılar, psikolojik ağrılar, bazı metabolik ve nöropatik nedenlere bağlı kronik hastalıkların verdiği ağrılar gibi.

Kronik ağrının neden olduğu zararlardan biride hastanın yaşam kalitesinin düşmesidir.

Ağrı belirtileri

Ağrı belirtileri

Ağrı olayı ağrının duyulması, algılanması ve ağrıya yanıt unsurlarını içerir. Genellikle ağrının kaba şekilde algılanması uyarı hipotalamusa geldiğinde, tam olarak algılanması ise parietal kortekse ulaştığında olur.

Hastanın ağrıya yanıtı çoğunlukla konuşma, sızlanma, yüzünü buruşturma, Ağrıyan bölgenin uyarandan uzaklaştırılması, kıvranma, belli pozisyonlara girmesi, şekilden şekile girmesi, ağlaması, bağırması gibi belirtiler kişinin ağrı çektiğini gösteren belirtilerdir.

Ağrının tarihçesi

İnsanlık tarihi kadar eski olan ağrı ve tedavi yöntemleri günümüz koşullarına kadar birçok evreden geçmiştir.

Çinliler : M.Ö 2600’lü yıllarda akupunktur tedavisi ile ağrı tedavisini tanımlamışlardır.

Asurlar ve Babiller : M.Ö 2000’li yıllarda haşhaş bitkisindeki afyon alkaloidlerinin ağrıyı giderdiğini bilmekteydiler.

Serturner : 1806 yılında opium alkaloidlerinden morfin’i izole etmiştir.

Horece Wels adlı bir diş hekimi : 1844’de azot protoksit koklayarak bir dişini ağrı hissetmeden çektirmiştir.

Cari Koller : 1884’de kokaini göze damlatarak ilk lokal anestezi yöntemini gerçekleştirmiştir.

Kelle : 1948’de ilk ağrı çizelgesini önermiştir.

Melzack ve Wail : 1965’de halen önemini koruyan ve ağrı mekanizmasını açıklayan kapı kontrol teorisini yayınlamışlardır.

Pret ve Snyder : 1973’de ilk kez opioid reseptörlerini göstermişlerdir.

İlk Dünya Ağrı Kongresi : 1975’de Floransa’da toplanmıştır.

Behar ve Arkadaşları : 1979’da epidural morfin kullanımını başlatmışlardır.

Ağrıya neden olan hastalıklar ve etkenler

Ağrı nedeni ile doktora baş vuran hastalarda en sık görülen ağrılar, bel ağrısı, bacak ağrısı, boyun ağrısı, baş ağrısı, karın ağrısı, sırt ağrısı, omuz ve kol ağrıları, yüz ağrıları-nevraljiler, damar tıkanıklığına bağlı ağrılar, kanser ağrıları, nedeni belirlenemeyen ağrılar nedeni ile hastaneye ve acil servislere baş vururlar.

Ağrıların bazıları metabolik hastalıklara bağlı, sistemik hastalıklara bağlı, nöropatik hastalıklara bağlı, kazalara ve travmalara bağlı ağrı, geçirilen operasyonlara bağlı ağrı, yaralanmalara bağlı ağrı, fıtıklara bağlı ağrı, kireçlenmelere bağlı ağrı, romatizmal hastalıklara bağlı ağrı, psikolojik sorunlara bağlı ağrı, enfeksiyonlara bağlı ağrı, virüslere bağlı ağrı, diş çürüklerine, iltihaplarına ve çekilmesine bağlı ağrı, sinir sistemine bağlı ağrı, kemik hastalıklarına bağlı ağrı, kas problemlerine bağlı ağrı, yanıklara bağlı ağrı, organlarda bulunan yabancı maddelere (böbrek taşı, safra taşı, idrar yolları taşları ve yabancı cisimler gibi) bağlı ağrılar, cilt hastalıklarına bağlı ağrılar ve hamilelik, doğum, çocuklarda büyüme, yaşlılarda yaşlanma gibi doğal süreçlere bağlı ağrılardır.

Ağrı kontrolünde ve tedavisinde uygulanan yöntemler

Ağrı tedavileri

Ağrı tedavisinde non farmakolojik yöntemler ve farmakolojik yöntemler kullanılır.

Ağrı tedavisinde non farmakolojik yöntemler : Masaj tedavisi, sıcak-soğuk uygulama tedavisi, gevşeme teknikleri, hayal kurma yöntemleri, hastanın dikkatini dağıtma yöntemi, solunum egzersizleri, müzik ile tedavi, biofeedback yöntemi, akupunktur tedavisi, maditasyon tedavisi gibi ilaçsız, ameliyatsız tedavi yöntemleri uygulanır.

Ağrı tedavisinde farmakolojik tedavi yöntemleri :Doğum veya başka bir neden ile ameliyat olması gereken kişileri en fazla korkutan, operasyon sonrası erken dönemde yaşayacakları ağrıdır. Genellikle operasyonun ilk günlerinde hissedilen ağrı zaman geçtikçe geçer.

Doktorlar operasyon sonrası hissedilen ağrılar için kas içerisine verilen enjeksiyon şeklindeki ağrı kesici ilaçları tercih ederler. Bazı analjezikler hastaya takılmış olan serum yolu ile direkt intravenöz olarak verilir.

Ağrı kontrolünde başarı elde edilmesinde doktorun, hemşirenin ve hastanın rolleri önemlidir.

Ağrı kontrolünde kullanılan farmakolojik ajanlar :Zayıf analjezikler, non-opioidler, nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar, güçlü analjezikler, opioidler, adjuvan analjezikler kullanılır.

Ağrı kontrolünde farmakolojik yöntemlerin kullanım kuralları :İlaçlar doktor tarafından

Ağrı tedavisi

belirlenmiş olarak kullanılmalıdır. İlacın dozu hastanın gereksinimine göre düzenlenmelidir. İlacın etkisi değerlendirilmeli ve yan etkileri izlenmelidir. Analjezik dozu hastanın şikayetine göre ayarlanmalıdır. İlacın verilme şekli hastaya uygun olmalıdır. Hastanın ayağa kaldırılması ve pansuman gibi ağrılı aktivite ve işlemlerde analjezik etkinliği sağlanacak şekilde uygulanması planlanmalı ve uygulamalar arasında hastanın istirahat dönemleri sağlanmalıdır. Ağrı konusunda hastanın soru sormasına ve düşüncelerini ifade etmesine izin verilmelidir.


Ağrı tedavisinde girişimsel yöntemler :Girişimsel yöntemler operasyonsuz riskleri minimum olan, genellikle iğne ya da iğne benzeri elektrotlar ile uygulanan ve genellikle de herhangi bir kesi yapılmadan gerçekleştirilen işlemlerdir. Girişimsel ağrı tedavisi, ameliyathane koşullarında, steril şartlara tam olarak uyularak ve tek kullanımlık malzemeler ile gerçekleştirilir.

Bu yöntemler, radyofrekans termokoagülasyon yöntemi, epidural ve transforaminal enjeksiyon yöntemi, epidural lizis yöntem, nörolotik blok yöntemi, sempatik blok yöntemi, morfin pompaları, tetik nokta enjeksiyonu, spinal kord stimülasyonu, vertebroblasti, nükleoplasti gibi girişimsel tedavi yöntemleri ağrı tedavisinde uygulanan yöntemlerdir.

Bel ağrısı–Baş ağrısı–Boyun ağrısı–Göz ağrısı–Yüz ağrısı–Omuz ağrısı

Источник: https://www.saglikocagim.net/agr-nedir-agr-neden-olur-agr-tedavisi/

5 Çeşit Baş Ağrısı ve Tedavisi

Ağrı Çeşitleri, Tedavisi ve Ağrı Eşiği

Bugüne kadar başı hiç ağrımamış kimse var mıdır? Bazı durumlarda bu can sıkıcı rahatsızlığı kendi yöntemlerimizle çözeriz. Ancak bazı durumlarda ise başınız ağrıyorsa vakit kaybetmeden doktorunuzu görmeniz gerekebilir. Bu baş ağrısı çeşitleri ve baş ağrısı tedavisi nasıl olur konularına değindik.

Baş ağrılarının tümü başın aynı bölgesinde, aynı şiddette kendini göstermez. Baş ağrısı çeşitleri resimli olarak aşağıda verildiği gibi, ağrının oluştuğu kısım ve verdiği rahatsız edici hise göre değişkenlik gösterir. Baş ağrısı çeşitleri alında, göz çevresinde, başın tepesinde ya da ensede olmak üzere başın sadece belirli bir ya da birkaç bölümünde kendini gösterebilir.

Baş ağrısı çeşitleri resimli

Bazen biraz soğuk algınlığı bazen de aşırı gürültülü bir ortamda bulunmak baş ağrısı sebeplerinden biri olabilir. Baş ağrısı çeşitleri koşullara göre farklılık gösterir. Bununla birlikte baş ağrısı sebepleri yoğun stres, aşırı öfke ya da sürekli negatif duygularla dolu olma gibi psikolojik etkenlerden de kaynaklanabilir. Her durumda doğru teşhis uygun baş ağrısı tedavisi için önemlidir.

5 çeşit baş ağrısı ve tedavisi

Öncelikle hissedilen ağrıya göre, baş ağrısı çeşitleri resimli olarak yukarıda da verilmiştir. Bunların arasından hangisi olduğu tespit edilmelidir.

Bazen yaşam alışkanlıklarına bakılarak baş ağrısı sebepleri kolayca tespit edilebilir. Az su içme, sürekli kapalı ortamda bulunma, yeteri kadar dinlenememek gibi etkenler baş ağrısı sebeplerinden olabilir.

Böyle durumlarda baş ağrısı tedavisi kolaydır.

Biraz dinlenme, temiz hava alma ya da büyükçe bir bardak su içmek basit bir şekilde baş ağrısı tedavisi olabilir. Ancak bununla birlikte baş ağrısı ciddi bir hastalığın belirtisi de olabilir. Her durumda öncelikli olarak doktora danışılmalı ve ona göre tedbir alınmalıdır.

Baş ağrısı çeşitleri:

  • Tansiyon
  • Sinüs
  • Migren
  • Bölgesel
  • Kronik

Eğer vücudunuzun az su içmekten dolayı susuz kaldığından şüphe ediyorsanız aşağıdaki belirtileri kontrol edebilirsiniz:

Yeterince su içmediğinizi gösteren 11 işaret

Tansiyon baş ağrısı

En sık görülen baş ağrısı çeşitleri arasında tansiyon ilk sırada yer alır. Herkes hayatında en az bir kere tansiyondan kaynaklanan bir baş ağrısı yaşamıştır. Genellikle hafif bir zonklamayla kendini gösterir.

Sanki alın kısmında sıkı bir saç bandı varmış gibi bir basınç hissi olabilir. Tansiyon kaynaklı baş ağrısı sabah saatlerinden akşam saatlerine doğru şiddeti giderek artarak devam edebilir.

Tansiyon baş ağrısı sebepleri yoğun stres, yorgunluk, vücut yapısını bozan duruş ve başı uzun süre uygun olmayan bir pozisyonda tutmak olabilir.

Tansiyondan kaynaklanan baş ağrısı tedavisi için uygun bir ağrı kesici alabilirsiniz. Ancak bu çözümü çok sık denemeyin.

Eğer uzun bir süre zarfında çok sık baş ağrınız oluyorsa bir doktora danışmanızda fayda var.

Aynı zamanda hafif egzersizler, omuz ve boyun bölgesini esnetmek ve açık havada yürüyüş yapmak ya da aktif olarak daha fazla zaman geçirmek de baş ağrılarınızın azalmasını sağlayabilir.

Sinüs baş ağrısı

Sinüs baş ağrısı sinüzitten kaynaklanmaktadır. Sıklıkla ateş, yüzde şişkinlik, alın ve elmacık kemiklerinde gerginlik hissi de sinüs baş ağrısıyla birlikte görülür. Alın bölgesinde kaşlar ve gözlerin altındaki kısımda baskı ve ağrı hissedilir.

Baş sertçe hareket ettirildiğinde genellikle ağrının şiddetinde artış olur. Aynı zamanda burunda akıntı ya da tıkalı burun ve yorgunluk hissi de belirtiler arasında yer alır. Sinüs baş ağrısı sebeplerinden en bilineni sinüzittir.

Ancak soğuk algınlığı ya da mevsimlik alerji de sinüs baş ağrısına neden olabilir.

Sinüs baş ağrısı nadiren kendiliğinden iyileşebilir. Eğer alerji kaynaklı olduğundan eminseniz buna göre bir tedbir alabilirsiniz. Ancak en iyisi sinüs baş ağrısı tedavisi için bir doktora görünmek ve onun tavsiyelerini uygulamaktır. Ayrıca ‘Sinüzit belirtileri nelerdir?‘ yazımızdaki belirtilerin sizes uyup uymadığına bakabilirsiniz.

 Migren baş ağrısı

Bu şiddetli ağrının tüm belirtileri dört ana aşamada gerçekleşen migren atağı süresince görülür.

  • 1-2 gün: Sinirlilik, yorgunluk, iştahta artış ya da azalma.
  • 30 dakika kadar: Işığa duyarlılık, karıncalanma, uyuşma, konuşma bozukluğu.
  • 24 saat kadar: Yorgunluk, odaklanma zorluğu.
  • 72 saat kadar: Başta şiddetli zonklama ve ağrı.

Baş ağrısı çeşitleri arasında en zorlayıcı etkilere sahip olan migren için tespit edilmiş kesin bir tedavi bulunmamakta. Ancak migren belirtilerinin zorlayıcı etkilerini hafifletmeyi sağlayan yöntemler mevcut. Bu durumda doğru baş ağrısı tedavisi uygulamak için doktorunuza danışmanız gerekir. Aynı zamanda düzenli egzersiz yapmanın sağlığınız üzerinde iyileştirici etkisi olacaktır.

Bölgesel baş ağrısı

Bu baş ağrısı çeşidi genç erkek bireylerde daha sık görülür. Başın tek tarafında göz ya da şakakta kısa süreli, ani ve keskin bir ağrı şeklinde kendini gösterir. Bölgesel baş ağrısı sebepleri doktorlar tarafından kesin olarak bilinmemekte. Ancak biyolojik saatteki aksamaların bölgesel baş ağrısı sebeplerinden biri olabileceği de belirtilmektedir.

Bölgesel baş ağrısının tedavisi hakkında kesin birşey söylemek zordur. Çünkü bu tür baş ağrıları hızla gelişip çok kısa süre içinde son bulur. Ancak doktorunuz baş ağrısı sebebiyle ilgili size özel bir tetkik yapabilir.

Kronik baş ağrısı

Kronik baş ağrısı ayda bir gelişen ve iki haftadan fazla süre boyunca varlığını sürdüren baş ağrılarıdır. Baş ağrısı çeşitleri arasında sık görülür. Başın tamamında ya da tek bir tarafında kendini gösterebilir. Kronik baş ağrısı belirtileri arasında yorgunluk, depresyon hissi, anksiyete, boyun ve sırt ağrısıyla, negatif duygularla dolu olma bulunur.

Kronik baş ağrısı tedavisi için ağrı kesici ilaç kullanmak soruna geçici bir çözüm bulmakla eş değerdir. Öncelikle baş ağrısının altında yatan sebep belirlenmeli ve ardından ona göre bir tedavi uygulanmalıdır.

Источник: https://blog.saglikliyasagenckal.com/5-cesit-bas-agrisi-ve-tedavisi-2/

Ağrı Tedavisi Nedir? Bel, Bacak, Kalça, Sırt ve Boyun Ağrıları için Neler Yapılabilir?

Ağrı Çeşitleri, Tedavisi ve Ağrı Eşiği

Yıllar boyunca hastalara, ağrıları ile birlikte yaşamaları gerektiği söylenmiştir. Ancak, Ağrı Tedavisi Bilim Dalı’nın (Algoloji), özellikle son 20 yıl içerisinde kaydettiği gelişmeler sayesinde, günümüzde hiçbir hasta ağrıları ile yaşamaya mecbur değildir.

Ağrılar genel olarak; kas, eklem, kemik, sinir gibi vücut dokularının veya diğer organların, ani veya uzun süreli (kronik) zarar görmesiyle oluşur. Kronik ağrılar, zarar gören dokuların iyileşmesinden sonra da devam eden ağrılardır.

Uzun süre ağrı çeken kişilerde; ev ve iş hayatının olumsuz yönde etkilenmesi, genel durumlarının bozulması, giderek artan sıkıntı hali, hareketsizlik ve kilo alma, isteksizlik sık olarak rastlanan şikayetlerdir.

Bel, Bacak, Kalça, Sırt ve Boyun Ağrıları için Neler Yapılabilir?

Toplumun %80’i, hayatlarının bir döneminde; bel, sırt veya boyun bölgesinden kaynaklanan şiddetli ağrılardan yakınırlar. Başlangıçta ilaç tedavileri veya egzersizlerle hafifleyebilen bu ağrılar, daha sonra giderek şiddetlenebilirler. Yetersiz ve uygunsuz tedaviler nedeniyle, ağrılar, uzun süreli ve kalıcı hale gelebilir.

Bel ve boyun ağrılarının kaynakları; omurgayı (iskeletimizi) oluşturan kemikler, eklemler, bağlar, omurga kemikleri arasındaki yastıklar (diskler), kaslar, omurgadan çıkan sinir kökleri olabilir.

Özellikle sinirlerin üzerinde baskı olduğunda, kola veya bacağa yayılan ağrılar hissedilebilir.

Bu yapılardaki sıkışmalar ve zorlanmalar sonucunda; bel kayması, bel – boyun fıtıkları, omurilik kanalında daralma, ağrılı bel eklemi hastalıkları gibi birçok ağrılı durum ve rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. Bu rahatsızlıklarda özellikle erken dönemde müdehale etmek önemlidir.

Sık olarak uygulanan tedavilerden biri de epidural enjeksiyonlardır. Amerika Birleşik Devletlerinde, yılda 2 milyondan fazla hastaya, bel ağrıları için epidural ilaç enjeksiyonları uygulanmaktadır. Ağrının bulunduğu bölgeye yapılan bu enjeksiyon yöntemi sayesinde:

  • Ödem (şişlikler) ve baskı nedeniyle ağrı üreten sinirlerin bulunduğu alana ilaç yerleştirilmekte,
  • Tedavi edici ilacın, dolaylı olarak değil, doğrudan sinir sıkışmasının olduğu yere ulaşması sağlanmakta,
  • Sinir kökleri üzerindeki ödeme bağlı sıkışmalar kaybolmakta veya azalmakta,
  • Sinir sıkışmasına yanıt olarak oluşan ağrılı kas kasılmaları iyileşmektedir.
  • Omurgadaki eklemlerden kaynaklanan bel ve boyun ağrılarında da (Faset Eklem Hastalığı), eklem içine yapılan enjeksiyonlar sayesinde, iyileşme sağlanabilmektedir.

Uzun süren ve tekrarlayan bel, boyun ve sırt ağrılarının tedavisinde, Ağrı Tedavisi Kliniklerine başvurulması halinde:

  • Erken müdehale sonucu tedavi şansı artacak ve vücüdu güçlendirici egzersizlere hemen başlanabilecek,
  • Şikayetlerin tekrarlama olasılığı, diğer tedavilere kıyasla çok daha az olacak,
  • Tekrarlayan şikayetlere bağlı işgücü kayıpları ve masraflar ortadan kalkabilecektir (bel ağrısının, işgücü kaybı olarak A.B.D. ekonomisine verdiği zarar, yılda 60 milyar doların üzerindedir).

Bel veya Boyun Cerrahisi Sonrasında Geçmeyen ya da Şiddetlenen Ağrılar için Neler Yapılabilir?

Ağrı Tedavi Kliniklerinde takip edilen önemli hasta gruplarından biri de, bel veya boyun fıtığı veya kaymaları nedeniyle ameliyat olan, ancak bu ameliyatlardan sonra şiddetli ağrılar çeken hastalardır.

Bu hastalarda; geçirilen ameliyatın doğal bir sonucu olarak, sinir kökleri çevresinde yapışıklıklar ve iyileşme sırasında oluşan dokulara bağlı sıkışıklıklar olur.

Bunun sonucunda da, sinir kökü üzerinde sıkışma, baskı ve şiddetli ağrılar ortaya çıkabilir.

Yapışıklık olan bölgeye yönelik çeşitli tedavi yöntemleri geliştirilmiştir. Bunlardan biri de, özel enjeksiyon yöntemleri ile, ameliyatsız olarak, yapışıklıkların açılması ve sinir köklerinin rahatlatılmasıdır. Kateter denilen çok ince tüpler yardımıyla yapışıklık olan bölgeye ulaşılır ve ilaç enjeksiyonları ile tedavi uygulanır.

Kanser Ağrıları için Neler Yapılabilir?

Ağrı, kanserli hastalarda en sık karşılaşılan sorundur. Ucuz ve etkili ağrı tedavisi yöntemlerinin varlığına rağmen, kanser ağrılarının tedavisi ülkemizde yetersiz durumdadır.

Kanserli hastaların, %90’ında ağrı vardır ve hastalığın seyrine olumsuz etki edeceği gösterildiğinden, ağrı kesici tedaviye hemen başlanmalıdır.

Sıklıkla, kuvvetli ağrı kesicilerle, hastaların çoğunda, etkin ağrı tedavisi sağlanabilir.

İlaçların yetersiz kaldığı durumlarda ise, çeşitli enjeksiyonlarla sinirlerin uyuşturulması veya cilt altına yerleştirilen ince tüpler gibi yöntemlerle, çok şiddetli kanser ağrıları bile ortadan kaldırılabilir.

Zona ve Zona Sonrası Geçmeyen Ağrılarda Neler Yapılabilir

Su çiçeği hastalığına neden olan virüsün oluşturduğu, vücudun tek tarafındaki ağrılı döküntülerle seyreden hastalığa Zona adı verilir. Bağışıklık sisteminin zayıfladığı durumlarda (stres, şiddetli grip ve diğer hastalıklar, ameliyatlar veya kanser), vücutta bulunan virüs faaliyete geçer ve Zona hastalığı oluşur.

Yüz, boyun, kol, göğüs veya karın bölgesinde, tek taraflı, kırmızı döküntüler ve şiddetli ağrı ile seyreder. Ağrılarlar genellikle 3 hafta kadar sürer ve hastalık sonlanır. Döküntüler başladığında, Zona’ya yönelik kremler ve tedaviler uygulanır.

Ancak bu tedavi yeterli olmayabilir. Bu aşamada, Zona virüsünün yayıldığı sinirlerin çevresine, ilaç enjeksiyonu uygulanmalıdır.

Sinir kökünden yayılan ağrının baskılanması sayesinde, hastanın ağrısı geçer ve yalnız krem ile tedavi edilenlere göre hastalık çok daha hızlı iyileşir.

Bazı hastalarda, özellikle de ileri yaşlarda Zona geçirenlerde, hastalık sonlandığı halde şiddetli ağrılar kesilmez. Bu duruma Zona Sonrası Nevralji (Post Herpetik Nevralji) denir. Ellili yaşlardan sonra sık olarak görülür.

Gençlerde de görülebilir. Tedavisi güçtür. Bu nedenle Zona geçirirken önlem almak gerekmektedir. Zona ciddiye alınması gereken bir rahatsızlıktır.

Altmışbeş yaşın üzerindeki nüfusun, intihar nedenleri arasında, tedavi edilmemiş Zona ağrısı ilk sıralardadır.

Vücuttaki diğer nevrit ve nevraljilerde de (sinir dokusu ağrıları ve sinir ucu iltihapları) ağrı tedavisi olanakları vardır. Özellikle sık olan türü, yüzün tek tarafında çok şiddetli ağrılarla seyreden Trigeminal Nevralji’dir. Böyle durumlarda, özel ağrı ilaçları ve enjeksiyon teknikleri ile tedavi sağlanabilmektedir.

Kırık ve Kazalardan Sonra Oluşan ve Geçmeyen Kol, El ve Ayak Ağrıları için Neler Yapılabilir?

Kırıklardan sonra ortaya çıkan; el, kol veya ayaklarda çok şiddetli yanma, ağrılar ve şişmelerle seyredebilen şikayetlerde (Sudek Atrofisi, Refleks Sempatik Distrofi), erken dönemde, ağrı tedavisine başlanması gerekir. İlaç tedavileri ve Sempatik Sinir Blokajı ile başarılı sonuçlar alınmaktadır. Bu aşamadan sonra hastalar, el veya ayaklarına yönelik fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamalarını yaptırabilir hale gelmektedirler.

Ağrı Tedavisi girişimleri, kliniğimizde, C-kollu skopi cihazı ile görüntüleyerek ve ağrısız olarak yapılmakta, girişimsel uygulamaların emniyeti ve başarı oranı arttırılmaktadır.

Benzer birçok ağrılı durumun tedavisi, günümüzde olanaklı hale gelmiştir.

Özellikle toplumun büyük bir kısmını etkileyen bel ve boyun ağrılarının tedavisinde, Ağrı Tedavisi Klinikleri sayesinde, büyük ilerlemeler sağlanmıştır.

Ağrı Tedavisi Klinikleri, modern tıbbın önemli bilim dallarından biridir.

Ülkemizde de, bu alanda olumlu adımlar atılmıştır.

Источник: http://centralhospital.com/SaglikRehberi/A/agri-tedavisi-nedir/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть