Ağrılar Hastalık Habercisi Olabilir

Omuz Ağrısı Ciddi Hastalıkların Habercisi Olabilir

Ağrılar Hastalık Habercisi Olabilir

Bel, boyun ve diz ağrılarından sonra en sık görülen eklem ağrıları arasında omuz bölgesi yer alıyor. Sıkışma, fibromiyalji, kireçlenme, sinir yaralanmaları, enfeksiyonlar, boyun fıtığı, metabolik ve iç organ hastalıkları gibi çeşitli nedenleri bulunan omuz ağrısında doğru tanı ve tedavi önem taşıyor.

Memorial Antalya Hastanesi Fizik Tedavi Bölümü’nden Uz. Dr. Feride Ekimler Süslü omuz ağrısının nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Boyun fıtığı omuzda ağrıya neden olabilir

Omuz ağrıları omuz ekleminin kendisinden kaynaklanabileceği gibi başka bir bölgeden omuza yansıyan ağrılar da olabilir. Omuz eklemi dışından kaynaklanan omuz ağrılarının en sık nedeni boyun fıtıklarıdır.

Boyun fıtığına bağlı olarak kola giden sinirler sıkıştığında hasta ağrıyı omuzunda hissedebilir.

İyi bir muayene ile omuz ağrısının ekleminin kendisinden mi yoksa başka bir bölgeden mi kaynaklandığı kolayca anlaşılabilir.

Cam silmek omuz eklem bölgesinde ağrı yapabilir

Omuz eklemi ağrıları akut ve kronik olarak iki bölümde incelenebilir. Akut ağrılar darbe, düşme, omuz kırık ve çıkıklarından sonra gelişir. Bazen de travmanın hemen sonrasında ya da birkaç hafta sonra ortaya çıkabilir.

Bu travma her zaman ciddi bir darbe olarak düşünülmemelidir. Cam silme ve ağır bir yük kaldırma sonrasında da akut omuz ağrısı başlayabilir. Bu ağrılar genellikle şiddetli olup, omuzun her türlü hareketinde artar.

Kronik omuz ağrıları ise uzun zaman zarfında yavaş yavaş gelişir.

Omuzda sıkışma sendromu sık görülüyor

Vücudun en karmaşık eklemi olan omuz, altı yönde hareket imkanı vermesi nedeniyle sakatlanmalara son derece yatkındır. Omuz ağrısının en sık görülen nedenleri arasında ise sıkışma sendromu yer almaktadır.

Özellikle 40 yaş üstü, ayakta dik duran, kolunu omuz seviyesinde ya da üzerinde tutak çalışan kişilerde görülmektedir. Genelde hafif bir zorlamayla omuz ağrısı başlar ve geceleri artarak, uykuya mani olacak aşamaya kadar gelebilir.

Ağrının şiddetli olduğu dönemlerde dinlenilmeli ve mutlaka doktora gidilmelidir.

Bazı hastalıklar omuz ağrısını tetikleyebilir

Kalp damar hastalığı, kronik akciğer hastalığı, tüberküloz, akciğer tümörleri, şeker hastalığı, boyun hastalıkları ve en önemlisi kolun uzun süreli hareketsizliği de omuzda ağrılara neden olabilir. Bu durum donuk omuz olarak adlandırılmaktadır.

Özellikle 40 yaş sonrası ve kadınlarda görülmektedir. Belirtiler başlangıçta belirgin değildir, birden hareket kısıtlılığı gelişebilir. Bir kez yerleşince hastalığın doğal seyrini geriye döndürmek oldukça zordur.

Tedavisi aktif çaba ve sabır gerektirmektedir.

Omuz ağrılarında teşhis için MR tetkikleri yeterli

Omuz ağrılarının çok büyük bölümü yumuşak doku kaynaklıdır. Bu nedenle röntgen filmi daha çok kireçlenmenin beklendiği ileri yaş hastalarında istenir. Omuz tomografisi nadiren gerekir.

Omuzu en iyi değerlendiren yöntem omuzun manyetik rezonans (MR) görüntülemesidir. Omuzdaki kemik ve yumuşak dokuları son derece iyi gösterir.

Sinir yaralanması düşünülen hastalarda ise EMG tetkiki gerekebilir.

Akut ağrılarda dinlenme ve buz uygulama yeterli

Akut gelişen şiddetli omuz ağrılarında kolun dinlendirilmesi ve buz uygulama son derece önemlidir. Omuz mümkün olduğunca az kullanılmalıdır.

Ağrı kesici ve günde 3-5 kez, 15 dakika buz uygulama ile akut omuz ağrılarının büyük kısmı düzelir. Omuz askısı kolunu taşıyamayacak kadar şiddetli ağrısı olan hastalarda ya da travmatik omuzlarda kullanılabilir.

Askı süresi mümkün olduğunca kısa tutulmalıdır. Aksi takdirde omuz ekleminin donmasına sebep olabilir.

Kronik ağrılarda fizik tedavi ön plana çıkar

Kronik omuz ağrılarında tedavi yaklaşımı daha farklıdır. Bu aşamada fizik tedavi uygulamaları son derece önemli yer tutar. Eklem hareket açıklığını ve kas gücünü artırmaya yönelik egzersiz uygulamaları genelde fizik tedavi uygulamaları ile beraber kullanılmaktadır Omuz kalsifik tendinitinde ESWT şok dalga tedavisi uygulanabilir.

Omuz tendon yaralanmalarında ise PRP uygulamsı tercih edilen tedavi yöntemleri arasında yer almaktadır.  Omuz kireçlenmelerinde ise omuzdan sodyum hyalurinat halk arasında bilinen adıyla horozibiği iğneleri yapılabilir.

Ayrıca omuzun her türlü kronik yumuşak doku romatizmasına da kortizon enjeksiyonları son derece başarılı bir şekilde uygulanabilir.

Omuz ağrılarını önlemek için…

  • Ağrı yoksa eller günde en az bir kez başa, enseye ve sırta konulmalıdır.
  • Ağrı olan tarafın üzerine yatılmamalıdır.
  • Otururken kollar bir destek üzerine konulmalıdır.
  • Kollar sık sık omuz seviyesinden yukarıya kaldırılmamalıdır.
  • Ağır yük taşınmamalıdır.
  • Doktorun önerdiği omuz egzersizleri günde 2 kez 5 defa tekrarlanmalıdır.
Güncellenme Tarihi: 11 Aralık 2015Yayınlanma Tarihi: 11 Aralık 2015

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/omuz-agrisi-ciddi-hastaliklarin-habercisi-olabilir/

DİKKAT! Baş ağrısı ciddi hastalıkların habercisi olabilir

Ağrılar Hastalık Habercisi Olabilir

Baş ağrısının birçok nedeni olmakla birlikte, genellikle stres, yoğun çalışma ve uykusuzluk gibi nedenlerden dolayı ortaya çıkıyor.

Ancak baş ağrısı bazen beyin tümörü, beyin kanaması ve anevrizma gibi yaşamı tehdit eden hastalıkların ilk, hatta tek belirtisi olabiliyor. Nöroloji Uzmanı Dr.

Beyza Çitçi Yalçınkaya, asla atlanmaması gereken 9 baş ağrısı sinyali hakkında bilgi vererek, “Baş ağrıları yaşamı tehdit eden hastalıkların habercisi olabilir” dedi.

Hayatında hiç baş ağrısı çekmemiş insan bulmak oldukça zor. Kadınların yüzde 95’i erkeklerin ise yüzde 90’ı yılda en az bir kez baş ağrısı çekiyor. Toplumlarda görülme oranı değişmekle birlikte, yüzde 30-40 ile en sık gerilim tipi baş ağrısı, 2. sıklıkta ise ortalama her 4-5 kişiden birini etkileyen migren görülüyor.

Duygusal stres, uzun süre stres içinde çalışmak, düzensiz beslenmek ve uykusuzluk gibi yaşam alışkanlıklarından etkilenen baş ağrıları günlük yaşamı olumsuz etkilese de tehli olmuyor. Ancak bazı tip baş ağrıları var ki beyin tümörü, beyin kanaması veya anevrizma gibi yaşamı tehdit eden ciddi hastalıkların ilk, bazen de tek belirtisi olabiliyor.

Nöroloji Uzmanı Dr. Beyza Çitçi Yalçınkaya, asla atlanmaması gereken 9 baş ağrısı sinyalini paylaştı.

Baş ağrısında bu sinyaller ihmale gelmez!

Dr. Beyza Çiftçi Yalçınkaya, baş ağrıları sinyallerinin yaşamı tehdit eden hastalıkların habercisi olabileceği için bu durumlarda zaman kaybetmeden bir nöroloji uzmanına başvurulması gerektiği uyarısında bulundu. İşte o sinyaller:

 1.Çok şiddetli ve ani başlayan baş ağrıları: Kişi hayatında ilk kez, çok şiddetli ve yaklaşık 1 dakika içinde en yüksek şiddetine ulaşan baş ağrısı tarif ediyorsa subaraknoid kanamadan şüphe ediliyor. Subaraknoid kanama, beyin damar duvarlarındaki anomaliden kaynaklanan balonlaşma şeklinde tarif edilebilecek anevrizmaların yırtılması nedeniyle oluşuyor.

Baş ağrısı bazı hastalar tarafından ”başımın içinde bir şey patladı” şeklinde de ifade ediliyor. Yakınması olmayan hastada ani ve şiddetli baş ağrısı ile birlikte bilinç değişiklikleri, uyku hali, bulantı, kusma, ışık hassasiyeti, epilepsi (sara) nöbetleri gözlenebiliyor.

Hastaların yaklaşık dörtte biri ilk 24 saat içinde kaybedilebiliyor. Bu nedenle hastanın acil olarak hastaneye ulaştırılması gerekiyor.

 2.Giderek şiddetlenen ve geçmeyen baş ağrısı: Baş ağrısı altta yatan tehli bir hastalık olmaksızın da sık görülmesine rağmen, eğer ağrı gittikçe artıyorsa mutlaka önemsenmeli.

Sigara içen ve doğum kontrol hapı kullanan genç bir kadında gittikçe şiddeti artan baş ağrısı, beyin venlerinde pıhtılaşma sonucu oluşan serebral sinüs trombozu gibi hızla tedaviye başlanması gereken bir hastalığın işareti olabiliyor.

3.Hapşırmak, ıkınmak, cinsel aktivite veya efor ile ortaya çıkan baş ağrısı: Egzersiz, hapşırmak veya ıkınmak gibi kafa içi basıncının artması nedeniyle baş ağrısı oluşması, kafa içinde yer kaplayan bir oluşum düşündürüyor.

Beyin tümörleri, anevrizmalar bu tip baş ağrısına neden olabileceği gibi, genç-orta yaş şişman kadınlarda daha sık gözlenen, beyin omurilik sıvısının basıncının artmasının neden olduğu psödotümör serebri gibi hastalıklar da buna neden olabiliyor.

4.Kafa travması sonrası ortaya çıkan baş ağrısı: Özellikle trafik kazaları gibi şiddetli kafa travmalarından sonra kafa kemiklerinde kırıklar, beyin dokusunda ya da beyin zarları arasında kanamalar oluşabiliyor.

Daha az sıklıkta beyin zarları arasında sızıntı şeklindeki kanamalar başlangıçta bulgu vermeyip travmadan günler, hatta aylar sonra baş ağrısı ve denge bozukluğu gibi bulgularla ortaya çıkabiliyor.

5.Kol ve bacakta uyuşma, güçsüzlük, görme bozukluğu, konuşma güçlüğü gibi nörolojik semptomların eşlik ettiği baş ağrısı: Baş ağrısı ile bu nörolojik işaretlerin görülmesi beyin dokusunda sorun olduğunu bildiriyor. Yukarıdaki hastalıklara ek olarak örneğin inme hastalarının yüzde 10’unda inme öncesinde baş ağrısı görülebiliyor.

6.Tedaviye rağmen düzelmeyen baş ağrıları: Kafa içinde yer kaplayan lezyonlar, tümör, kafa içi basınç artışı, merkezi sinir sistemi enfeksiyonları gibi beyinde yapısal olarak değişiklik, iritasyon yapan pek çok hastalık dirençli baş ağrısı şeklinde görülebiliyor.

7.Baş ağrısının hep aynı bölgede olması: O bölgede yer kaplayan lezyon sonucu ortaya çıkabiliyor.

8.Yüksek ateş, uyku hali, kafa karışıklığı veya vücut döküntüsünün eşlik etmesi: Menenjit beyni çevreleyen zarların, ensefalit ise beyin dokusunun enfeksiyon etkenleri ile oluşan iltihabi hastalığıdır. Bu hastaların hemen tamamında giderek şiddeti artan baş ağrısı görülüyor.

Baş ağrısı ile birlikte yüksek ateş, halsizlik, uyku hali olması mutlaka beynin enfeksiyondan etkilendiğini akla getirmeli. Merkezi sinir sistemi enfeksiyonları da ölümcül olabilen ya da sakatlığa yol açabilen hastalıkları oluşturuyor.

9.İleri yaşta yeni başlayan baş ağrıları: Temporal arterit, 50 yaş üstü bireyleri etkileyen tehli bir hastalık. Orta veya şiddetli, gittikçe artan baş ağrısına, halsizlik, eklem ağrıları, görmede azalma, çiğnerken yorulma gibi semptomlar eşlik edebiliyor.

Erken tedavi edilmemesi kalıcı görme kaybına ve beyin hasarına yol açabiliyor. Yine ileri yaşlarda ortaya çıkan baş ağrıları beyin damar hastalıkları ve beyin tümörlerini akla getirmeli.

Gelişigüzel alınan ilaçlar hastalığı şiddetlendirebilir

Tehli hastalıkların ortaya çıkardığı baş ağrıları, ağrı kesicilere pek fazla yanıt vermiyor. Yine de bazı ağrılarda geçici düzelme ya da ağrı şiddetinde azalma sağlayarak kişinin doktora başvurmasını, dolayısıyla tanı ve tedavisini bir miktar geciktirebiliyor.

Bir diğer önemli teh ise beyin kanamalarında, örneğin bazı kanı sulandırıcı etkiye sahip ilaçların kanamayı şiddetlendirmesi. Dolayısıyla bu tür baş ağrılarında kişilerin kendilerince çözüm arayışına girmek yerine bir an önce doktora başvurmaları gerekiyor.

Günümüzdeki modern teknolojik cihazlar sayesinde baş ağrısına yol açan nedenler kolaylıkla tespit edilebiliyor. Sabah

GIDAHATTI DERGİSİNİ ÜCRETSİZ İNDİRİN

Источник: https://www.gidahatti.com/bas-agrisi-deyip-gecmeyin-iste-ihmale-gelmeyecek-9-hastalik-sinyali-60050/

Jinekolojik Ağrılar Farklı Hastalıkların Habercisi Olabilir

Ağrılar Hastalık Habercisi Olabilir

Kasık ve bel gölgesindeki ağrı şikayetleri tüm kadınların ortak sorunudur. Bu tip jinekolojik ağrılar, kadınların günlük yaşantılarını etkileyen en önemli sağlık problemlerinin başında geliyor. Modern yaşam tarzı gereği gittikçe sosyalleşen kadınlar için bu ağrılar kimi zaman birçok hastalığın habercisi olabiliyor.

Zamanla psikolojik problemlere de neden olabilen kasık ve bel ağrıları; üreme organları, idrar yolları, sindirim veya iskelet sisteminden de kaynaklanabiliyor. Central Hospital’dan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Uzm. Dr.

Figen Temelli Akın, “Kronik pelvik ağrının tanısı; şikayetlerin çeşitliliğinden ve nedenlerinin çok farklı olabilmesinden ötürü zor bir rahatsızlıktır. Kadınlarda müdahaleden evvel asıl amaç altta yatan nedeni bulabilmektir” diyor.

Kadınların en önemli sağlık sorunlarından biri de jinekolojik ağrılardır.

Kasıkta veya belde hissedilen bu ağrılar, kadınların günlük yaşantılarını etkileyecek kadar ağır olabildiği gibi, çalışma düzenlerini ve cinsel yaşamlarını da etkiler.

Kadın hastalıkları ve doğum polikliniklerine başvurulan sebepler en çok; ağrı, kanama ve akıntı şikayetleri sonucu olur. Bu şikayetlerin hemen hemen yarısı da akut veya kronik ağrılardır.

Kronik ağrılar, 18-50 yaş aralığındaki kadınlarda görülüyor

Kronik pelvik ağrı en az 6 ay süren, kasıkta ve/veya göbek altı karın bölgelerinde hissedilen sürekli ya da aralıklarla gelen bir ağrı şeklidir. Ağrının başlama şekli, niteliği, şiddeti, yeri ve yayılması da oldukça önemlidir. 18-50 yaş aralığındaki kadınların yüzde 15-20’sinde kronik ağrıya rastlanmaktadır.

Jinekolojik ağrılar psikolojik sebepli olabilir

Ağrı kramp tarzında, künt veya keskin olabilir, herhangi bir durumda ortaya çıkabilir. Şiddeti hafiften çok şiddetliye kadar uzanabilir. Kronik ağrılar, tıbbın bilinmezliğini koruyan konularından biridir ve nedenleri tam olarak bilinemez.

Genellikle jinekolojik, ürolojik, sindirim sistemi, kas-iskelet sistemi veya nörolojik sebeplerden olabilir. Çoğunlukla ağrıların altta yatan bir nedeni bulunamadığından, tedavi kısmı zordur.

Organik bir neden bulunamadığında ise, çoğu zaman ağrının sebebi psikolojiktir.

Psikoterapi; ağrı tedavilerinde yardımcı olabilir

Ağrı altta yatan nedene yöneliktir. Ağrının çok çeşitli nedenleri olduğundan kesin bir sebep bulunabilmişse, o sebebe yönelik tedavi esastır. Yapılan tetkiklerde hiç bir sebep bulunamadığı durumlarda tedavi olarak ağrı kesici ve bazen doğum kontrol hapları verilebilmektedir.

Psikolojik sebepler düşünülüyorsa anksiyolitikler, antidepresan ilaçlar ile tedavi denenebilir. Psikoterapi; ağrı tedavilerinde yardımcı olabilir. Akupunktur tedavisinin de bazı hastalarda tedavide başarılı olabildiği söylenmektedir.

Bulantı ve kusma ağrılara eşlik edebilir

Karnın alt kısmında aniden başlayan ağrılara; yumurtalık kistlerinin dönmesi/patlaması, rahim, tüpler, yumurtalıklardaki enfeksiyonlar, myomların dejenerasyonu ve dış gebelik sebep olur. Ani batar tarzdaki şiddetli ağrılar, kadının hareket etmesini zorlaştırır. Ani başlayan ağrılara bulantı, kusma, ateş ve ishal de eşlik edebilir.

Tedavide ilk amaç, ağrı nedenini araştırmaktır

Kronik pelvik ağrının tanısı hem şikayetlerin çeşitliliğinden dolayı hem de nedenlerinin çok farklı olabilmesinden ötürü zor bir rahatsızlıktır. Asıl amaç altta yatan nedeni bulabilmektir.

Tanıda hastanın detaylı öyküsü ve muayenesi dışında enfeksiyonu gösterme açısından yapılan kan ve idrar tahlilleri, ultrason ve bazen karın içerisini görebilmek amacıyla laparoskopi de gerekebilmektedir.

Cinsel yolla bulaşabilen hastalıkların tanınmasında vajinal ve servikal kültürler alınabilir.

Bilinçsiz ilaç kullanımından uzak durulmalı

Kas spazmına bağlı ağrılarda, spazm giderici ilaçlar kullanılabilir. Ancak ağrıyı oluşturan asıl neden tespit edilmeden bilinçsiz ilaç kullanımından uzak durulmalıdır.

Ani başlayan kasık ağrılarında da ağrı kesici ilaçlar alınmamalıdır. Bu ilaçlar, ağrıyı baskılayarak tanı koymayı zorlaştırabilir.

Pelvik kasları gevşetmek için masaj tedavisi gibi yöntemler uygulanabilir veya fizik tedavi uzmanlarından yardım alınabilir.

Jinekolojik ağrıların nedenleri

Jinekolojik ağrıya neden olan rahatsızlıkların başında enfeksiyonlar, karın içi yapışıklıklar, myomlar ve yumurtalık kistleri gelir. Devam etmekte olan ağrılar, karın içinde enfeksiyonlara bağlı oluşan yapışıklıklardan kaynaklanır. Karın içi yapışıklıklar ise, bir hastalık ya da ameliyat sonrası hasar gören karında oluşabilir.

Myomlar; kendi başlarına ağrıya neden olmaz. Büyüdüklerinde etraflarındaki organlara baskı yaparak hastayı huzursuz eder ve ağrıya neden olabilir. Yumurtalık kistleri de çoğunlukla çevresindeki organlara baskı yapar. Nadiren yumurtalığın kendi etrafında kıvrılmasıyla ağrıya neden olurlar.

Her ay yaşanan adet sancıları da jinekolojik ağrı sebeplerinden biridir. Bu ağrıya orta dereceli bölgesel sıcak uygulaması iyi gelebilir. Sıcak banyo ya da ayaklara sıcak uygulanması da faydalı olur. Ancak dikkat edilmesi gereken nokta, sıcağın direkt olarak karına uygulanmamasıdır.

Çünkü karın içerisinde iltihabi bir problem varsa yayılabilir ve bu durum oldukça tehlidir.

Bunların dışında, rahim dokusunun rahim dışında bulunması (endometriozis), çok sayıda doğum yapılmasına bağlı rahim zarının, rahmin kas tabakası içinde olması (adenomyozis), yumurtalık ya da civarında varis olması (pelvik konjesyon sendromu), rahimde pozisyon bozuklukları, rahimi tutan bağların yırtılması (allen masters sendromu) ve adet döneminin ortasına denk gelen yumurtlama ağrısı da (mittelschmerz) jinekolojik ağrılara neden olmaktadır.

Источник: https://sagliktayenilikler.com/jinekolojik-agrilar-farkli-hastaliklarin-habercisi-olabilir/

Bu Belirtiler Hastalık Habercisi Olabilir

Ağrılar Hastalık Habercisi Olabilir
İç Hastalıkları

“Yiyorum ama kilo veriyorum”, “Elimi kaldırmaya halim yok”, “Vücudumda renkli lekeler çıktı”, “Günlerdir kabızım” gibi sağlıkla ilgili birçok sorun dile getirilse de doktora gitmekte üşengeç davranılabiliyor.

Önemsenmeyen bu değişimler aslında vücudun ciddi hastalıklarla ilgili erken uyarı sistemi olabiliyor.

Memorial Hizmet Hastanesi Dahiliye Bölümü Uzmanları, vücutta ortaya çıkan değişikliklerin işaret edebileceği hastalıklar hakkında bilgi verdi. 

Erken teşhis için vücudunuzu dinleyin

Her gün ya da belli dönemlerde vücut fonksiyonlarında ortaya çıkan değişiklikler, sıradan durumlar olabileceği gibi hastalık habercisi de olabilmektedir. Vücut fonksiyonlarındaki değişiklikler kişiye ya da rahatsızlığa göre değişkenlik gösterebilmektedir. Vücudun verdiği sinyalleri dinleyip önemsemek ve zamanında doktora başvurmak erken teşhis ve tedavide önemli bir yer tutmaktadır. 

Ani kilo değişimleri ihmale gelmez

Beslenme düzeninde bir değişiklik olmaması rağmen kısa sürede istemsiz olarak verilen kilolar metabolik hastalıkların habercisi olabilir.

Tiroit bezinin fazla çalışması yani hipertiroidi, diyabet, mide ve bağırsak rahatsızlıkları, kanser, enfeksiyonlar ani kilo kayıplarına yol açabilmektedir.

Tiroit bezinin az çalışması, böbrek üstü bezi rahatsızlıkları da ani kilo alımlarına neden olabilmektedir.  

Halsizliğin altında farklı nedenler olabilir 

Halsizlik en çok şikayet edilen konuların başında gelmektedir. Genellikle stres, depresyon, kalitesiz uyku, duygu durum bozuklukları gibi nedenlere bağlıdır.

Ancak dinlenmeye rağmen birkaç gün geçmeyen yorgunluk hissinin altında kronik akciğer, kalp, böbrek hastalıkları veya demir, vitamin eksikliği yatabilmektedir.

Kansızlığa bağlık halsizlik hissinin altında kansızlığa neden olan kanser hastalığı bulunabilmektedir. Nörolojik ve kas romatizmal hastalıklarda halsizlik nedenleri arasındadır. 

Tuvalet alışkanlıklarındaki değişimleri göz ardı etmeyin 

Psikolojik ve masum nedenlere bağlı olarak tuvalet alışkanlığında değişimler yaşanabilmektedir. Alışkanlığa bağlı kabızlık ve mikrobik ishal en fazla yaşanan bağırsak hareketlerindendir. Ancak 3 günden fazla süren kabızlık bağırsağın tümör, polip, yapışıklık gibi nedenlerle tıkanmış olma ihtimalini akla getirmektedir.

Parazit, enfeksiyon, kandaki sıvı ve elektrolit denge bozukluğu da kabızlık yapabilmektedir. Genellikle mikrobik olarak yaşanan ve kendiliğinden geçen ishale ateş, karın ağrısı, kusma eşlik ediyorsa gıda zehirlenmesi yaşanabilmektedir. Enfeksiyon ve tiroit bezinin hızlı çalışması da uzun süreli ishalleri neden olabilmektedir.

 İdrar miktarındaki azalma sıvı alımının yetersizliğine bağlı olabileceği gibi böbrek ve kalp yetmezliğin işareti olabilmektedir.

İdrar miktarındaki artış, idrar yolları enfeksiyonu, kontrolsüz şeker hastalığı, böbrek yetersizliği, prostat büyümesi, kalp yetmezliği, idrar kesesinin ve idrar kontrolü yapan kasların düzenli çalışmaması, idrar söktürücü ilaçların kullanılması, kalsiyum seviyesinin yüksekliği nedeniyle görülebilmektedir.

Başınız hep stresten ağrımayabilir

Baş ağrıları genellikle stres ve yorgunluğa bağlı yaşanmaktadır. Yüksek tansiyon, sinüzit, boyun kireçlenmeleri baş ağrısı nedenleri arasında yer almaktadır. Görsel ve kokusal bozuklukların eşlik ettiği ağrılar migren kaynaklı olabilmektedir.

Gittikçe artan baş ağrısına eşlik eden bulantı, kusma, denge bozukluğu ve bilinç değişiklikleri ise beyin kanaması ya da kafa içinde kitlenin habercisi olabilmektedir.

Genellikle iç kulak rahatsızlıklarından kaynaklanan baş dönmesine, boyun fıtığı ya da kireçlenmesi de yol açabilmektedir.   

Öksürük deyip geçmeyin 

Öksürük, vücudun solunum yollarındaki salgı ve yabancı cisimleri temizlemeye yarayan bir savunma mekanizmasıdır. Sigara ve diğer tahriş edici maddeler öksürüğe neden olabilirken, üst solunum yolu ya da akciğer enfeksiyonları, akciğer ve solunum yolları tümörleri, reflü hatta kalp yetersizliği bile yol açabilmektedir. 

Dinlenirken göğsünüz ağrıyorsa kalbinizi kontrol ettirin

Göğüs ağrılarının birçok nedeni olabilmektedir. Yaşana her göğüs ağrısı kalple ilgili olmayabilir. Mide ve yemek borusu rahatsızlıkları ile akciğer enfeksiyonları göğüs ağrısına yol açabilmektedir.

Ancak istirahat ya da normal tempoda yürüyüş sırasında yaşanan göğüs ağrısı ciddi kalp hastalıklarının işareti olabilmektedir.

 Ağrıya eşlik eden göğüste baskı hissi, ağrının sırta boyuna ya da kola yayılıyor olması kalp rahatsızlığı ihtimalini arttırmaktadır. 

Renkler hastalığı haber verebilir

Ciltte ve göz akında sarı renk; hepatit hastalığı, karaciğer tahribatı, safra kanalında tıkanma veya karaciğer, pankreas gibi organlarda tümör işareti olabilir. Sarılık hastalığı sırasında bilirubin denilen madde belli bir düzeyin üstüne çıktığında, derinin rengi yeşilimsi veya siyahımsı sarılık görünümü alabilmektedir. Bunun yanında; 

  • Kırmızı lekeler; Aşırı sıcak, fazla egzersiz, güneş yanığı ve ateş yükselmesinde, döküntülü ve iltihabi deri hastalıklarında deri rengi kırmızı olabilir. Alkol alımı sonrası ve bazı ilaçların yan etkisiyle yüzde ve ensede kırmızı lekeler çıkabilir. 
  • Solukluk; En sık kansızlıkta gözlenir. Ayrıca kronik organ yetersizliği ve özellikle dolaşımın yavaşladığı kalp yetersizliğinde de gözlenebilir.
  • Kahverengi cilt; Böbrek üstü bezlerinin hastalığında ve böbrek yetmezliğinde cilt kahverengi ya da toprak rengine benzer bir hal alabilmektedir. 
  • Mavi ve mor renk; Atardamar ve toplardamar kanının karışmasına neden olan hastalıklarda, dil, dudak, parmak uçları mavi-mor renk olabilir. Ayrıca hemoglobin hastalıkları, kalp yetmezliği, damar kasılma ve gevşemesinin bozulduğu durumlarda, KOAH hastalığı ile dolaşım bozukluğunda cilt mavi-mor renk alabilmektedir. 
  • Döküntüler: Cilt döküntüleri genellikle alerjik durumlarda ve kızamık, kızamıkçık, suçiçeği gibi döküntülü hastalıklarda görülür. Ayrıca kronik karaciğer rahatsızlıkları gibi durumlarda da özel cilt döküntüleri olabilir.

Источник: https://www.hizmethastanesi.com/saglik-rehberi/bu-belirtiler-hastalik-habercisi-olabilir/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.