AIDS (HIV) Virüsü Hastalığı Nedir

içerik

AIDS Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

AIDS (HIV) Virüsü Hastalığı Nedir

Bağışıklık sistemi insan vücudunu ayakta tutan, hastalıklara karşı dirençli olmasını sağlayan bir sistemdir.

Başka bir ifadeyle bir canlıda oluşabilecek hastalıklara karşı koruma yapan, patojenleri ve tümör hücrelerini tanıyıp onları yok etmeye çalışan işlemlerin bütünüdür.

Bu olağanüstü dengenin herhangi bir nedenle bozulması, zayıflaması, direncinin azalması gibi durumlar birçok hastalığın vücudumuza gelip yerleşmesi için en uygun zamanlardır.

Zaten zayıf olan vücut direnci gelen bu hastalık karşısında mücadele edemez. Vücuda girdiğinde bağışıklık sistemini yerle bir eden virüslerden biri HIV’dir. HIV ise insanlık tarihinde bu güne kadar birçok insanın hayatını kaybetmesine neden olan AIDS gibi ciddi bir hastalığın oluşma sebebidir.

Haşimato Hastalığı Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

AIDS, HIV enfeksiyonunun son aşamasıdır ve genellikle ölümle seyreden tehli bir hastalıktır. HIV virüsünün en kötü yanı kana bulaşıktan sonra uzun yıllar belirti vermemesidir. Kişinin kendini iyi hissettiği ve hiçbir şekilde belirti vermeyen bu süreç içerisinde hastalığın temelleri çoktan atılmış olabilmektedir.

AIDS Nedir?

AIDS, HIV (Human Immunodeficiency Virus – İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü) adı verilen bir virüsün neden olduğu, kan yoluyla ve cinsel yolla bulaşan, bağışıklık sisteminin tamamen çökmesine neden olan, bulaşıcı bir hastalıktır. AIDS, İngilizcede Acquired Immune Deficiency Syndrome (Edinilmiş Bağışıklık Eksikliği Sendromu) kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir sözcüktür.

HIV vücuda girdiğinde hastalıklara karşı direnç göstermemizi sağlayan bağışıklık sistemini yavaş yavaş yok eder ve soğuk algınlığı gibi hafif bir hastalığa bile direnç gösteremeyecek hale getirir.

Vücut enfeksiyonlara ve daha birçok hastalığa karşı korunamaz. Kadınlarda ve erkeklerde her yaşta ortaya çıkabilen AIDS ise HIV enfeksiyonunun son aşamasıdır.

HIV virüsünün en kötü yanı vücuda girdikten sonra uzun yıllar bile belirti vermemesidir.

Kanında HIV taşıyan kişiye HIV pozitif denir ve HIV pozitif birinin 8-10 yıl bile AIDS’e yakalanmadığı görülmüştür.

Bu virüs vücuda girdikten sonra kişi kendini iyi hissedebilir, herhangi bir şikayet ve bulgu görülmez. Ancak yapılan kan tetkikleriyle virüsün vücutta olup olmadığı kesinleşebilir.

Bulaşmanın tahmin edildiği zamandan 3 ay sonrasında yapılan ELİSAtestleri bu konuda en doğru sonucu veren testtir.

Oldukça ciddi ve ölümcül seyreden AIDS vakalarının % 80’inde, hastalığa yakalanan kişi teşhis konulduktan sonraki 2 yıl içerisinde, eklenen başka bir enfeksiyon ve genellikle de kanser yüzünden hayatını kaybetmektedir. Hastalığın kuluçka dönemi çok uzun olduğu için teşhis edilmesi de zordur.

İlk olarak ABD’nin New York kentinde 1981’de ortaya çıkan AIDS ülkemizde 1985 yılından sonra görülmeye başlandı. Bilinen ilk AIDS vakalarında hastaların eşcinsel erkekler ve şırıngaları ortak kullanan uyuşturucu bağımlısı insanlar olduğu bilinmektedir.

Dünyadaki HIV pozitif vakalarının % 70’i Afrika’dadır. Birleşmiş Milletler’in 2004 raporuna göre ise dünyada HIV pozitif olan 38 milyon kişi bulunmakta ve her yıl 3 milyon kişi AIDS’ten hayatını kaybetmektedir.

1981-2008 yılları arasında AIDS’ten ölen insan sayısı ise 20 milyondur.

AIDS’in Nedenleri Nelerdir?

AIDS hastalığının etkeni olan HIV retrovirüs ailesine mensup bir lentivirüstür.

Bilim adamlarının ilk olarak Afrika’da rastlanan HIV vakalarından yola çıkarak yaptığı araştırmalar neticesinde, burada yaşayan şempanzelerde HIV’e çok benzeyen bir virüsün varlığı tespit edilmiştir.

Bugüne kadar virüsün maymunlarda herhangi bir hastalığa neden olduğu saptanmamıştır. Muhtemel varsayıma göre 20. yüzyılın başlarında maymun etlerinin avlanması sırasında insanlara geçtiği ve HIV virüsünün oluştuğu düşünülmektedir.

AIDS’in Belirtileri Nelerdir?

HIV’in bulaştıktan sonra hemen AIDS hastalığını oluşturmadığını ve uzun yıllar herhangi bir belirti vermediğini yazımızın giriş kısmında anlatmıştık.

Virüs bulaştıktan sonra kişinin vücut direncine, yaşam koşullarına bağlı olarak hastalık hemen de oluşabilir, birkaç yıl sonra da ortaya çıkabilir. Virüs vücuda girdiğinde ilk olarak kan hücrelerine yerleşir ve burada gittikçe çoğalır.

Zarar gören kan hücrelerinin sayısı azaldıkça vücudun bağışıklık sistemi ve savunma mekanizması tamamen çöker.

Bağışıklık sistemi çöken bir insan çok çabuk hasta olur ve en basit hastalıklarla bile mücadele edemeyecek hale gelir.

Lenf bezlerinde büyüme, akciğer hastalıkları, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, ağız ve çenede uçuk, yara ve lekeler; ishal, uzun süreli kırgınlık, halsizlik, öksürük, aşırı kilo kaybı ve gece terlemeleri AIDS’in bilinen en genel belirtileri arasında yer almaktadır.

Ek olarak pamukçuk, tüberküloz ve mantar hastalıkları gibi enfeksiyonların aynı anda görülmesi de AIDS’in varlığını düşündürmelidir. Kesin tanı ise ELİSA (anti-HIV) testi ile yapılabilmektedir.

AIDS’in Bulaşma Yolları Nelerdir?

Halk arasında genel olarak sadece cinsel yolla bulaştığına inanılan AIDS’in daha farklı bulaşma yolları da bulunmaktadır.

Öncelikle HIV’in çok hassas bir virüs olduğunu, havada uzun süre canlı kalamadığı için el sıkışmak, hapşırık, öksürük, deriye dokunma, gözyaşı, tükürük, idrar, dışkı ve aynı eşyaları kullanma ile bulaşmadığını söylememizde fayda var.

Çünkü toplumumuzda bu konuyu yanlış bilen insan sayısı küçümsenmeyecek kadar fazladır.

Şu ana kadar kayıtlara geçen milyonlarca AIDS vakasından sadece bir tanesinin öpüşme ile bulaştığı, onda da çiftlerin ikisinde de diş eti kanaması olduğu tespit edilmiştir. Yani bulaşma şekli tükürük değil kandır.

 HIV’in bulaşması için vücut sıvılarının doğrudan teması gerekmektedir.

Bunlar cinsel ilişki sırasında sperm veya cinsel sıvılar üzerinden, kan yoluyla ve anneden bebeğe süt yoluyla gerçekleşen bulaşma şekilleridir.

Genital bölgedeki hastalıklar, gonore (bel soğukluğu) ve klamidya gibi cinsel hastalıklar bu bölgelerde yaralara yol açtığı için HIV’in bulaşma riskini de artırmaktadırlar. Virüs anal, oral ve vajinal ilişki esnasında bulaşabilir.

Atlamamamız gereken önemli bir nokta da korunmasız anal ilişki esnasında HIV bulaşma riski, korunmasız vajinal ilişkiden daha yüksektir. Şu an dünyada HIV’in en yaygın bulaşma şeklinin homoseksüel cinsel ilişki olması da bu bilgiyi doğrulamaktadır.

AIDS’ten Korunma Yolları Nelerdir?

Bulaşma yollarını anlattığımız AIDS’in korunma yolları da buna paralel şekilde oluşmuş yöntemlerdir.

  • Kesinlikle korunmasız cinsel ilişkiye girilmemelidir. Prezervatifin güvenilir bir yöntem olmadığını bilmeli sağlam olmasına dikkat edilmelidir. Cinsel ilişki esnasında kayganlaştırıcı gibi prezervatife zarar veren maddeler kullanılmamalıdır.
  • Herhangi bir nedenle kan nakli yaptırmak zorundaysanız, AIDS testi yapılmamış, kontrolsüz kan kesinlikle kullanılmamalıdır.
  • HIV pozitif biri, test sonucunu gördükten sonra hiçbir şekilde kan bağışı yapmamalıdır.
  • Daha önce kullanılmış iğne, şırınga, makas, cerrahi alet, jilet, akupunktur ve diş hekimliği malzemeleri tekrar kullanılmamalıdır.
  • Güzellik merkezlerinde yaptırılan manikür ve pedikür benzeri işlemlerde kullanılan malzemelerin dezenfekte edildiğinden emin olunmalı; temizliğinden şüphe edilen yerlerde bu tarz işlemler yaptırılmamalıdır.

AIDS’in Tedavisi Nedir?

Günümüzde ilerlemiş tıpa ve gelişmiş teknolojiye rağmen AIDS için geliştirilmiş bir tedavi yöntemi veya aşı bulunmamaktadır. Uygulanan tedaviler ancak hastanın ömrünü uzatmak ve yaşam kalitesini yükseltmek yönündedir.

Genel olarak iki amaçlı tedavi yöntemi uygulanmaktadır.

Birincisi direkt HIV virüsü üzerinde etki eden ve virüsün çoğalmasını engellemeye yarayan ilaç tedavisi; ikincisi ise hastalık esnasında meydana gelen fırsatçı enfeksiyonlara ve kansere karşı mücadele eden ilaç tedavisidir.

AIDS Hakkında Genel Bilgiler

Birleşmiş Milletler’in 2002 yılında yayınladığı Türkiye HIV/AIDS Durum Analizi raporuna göre hastalığın ortaya çıkışından itibaren 7000-14000 insan AIDS hastalığına yakalanmıştır. T.C.

Sağlık Bakanlığı resmi rakamlarına göre ise 1985-2003 yılları arasında HIV/AIDS toplam vaka sayısı 1712’dir.

Genç bir nüfusa sahip olan ülkemizde özellikle ergenlik dönemine yeni adım atmış gençler cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusunda bilinçlendirilmelidir.

Kayıtsız seks işçilerinin oldukça fazla olması ve ülkemize her yıl gelen 14 milyon civarındaki yabancı turistler HIV bulaştırma açısından büyük tehdit konumundadırlar. Tüm dünyada AIDS nedeniyle 1981-2008 yılları arasında 20 milyon insan hayatını kaybetmiştir. Bu ciddi büyüklükteki rakamlar AIDS’in dünyanın en yıkıcı ve yaygın hastalık olduğunu göstermektedir.

Rota Virüsü Nedir? Hastalığın Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi Nelerdir?

HIV’in yayılması, AIDS hastalığına karşı bilincin artırılması, toplumdaki bilinen yanlışların, önyargıların yıkılması ve bu hastalıktan hayatını kaybedenlerin anılması adına 1 Aralık tarihi Dünya AIDS Günü olarak kabul edilmiştir. Her yıl 1 Aralıkta “AIDS öldürmez, Önyargı Öldürür” sloganıyla, AIDS hastalarının sesini duyurmak için etkinlikler ve kampanyalar yapılmaktadır.

Источник: https://bilgihanem.com/aids-nedir/

HIV virüsü (AIDS) Nedir? HIV Pozitif Tedavisi – Sağlık Ocağım .NET

AIDS (HIV) Virüsü Hastalığı Nedir

HIV virüsü, insan bağışıklık sisteminde yetersizliğe neden olarak hastalık oluşturan bir virüstür. HIV virüsünün son döneminde neden olduğu hastalık ise AIDS hastalığıdır.

Hıv virüsü vücuda girdikten sonra CD4 T lenfositleri denilen bağışıklık sisteminin savunma hücrelerini etkiler ve buna bağlı olarak bağışıklık sistemi zayıflar.

Bu nedenle bağışıklık sistemi vücuda giren mantar, virüs ve parazitler ile savaşamaz ve fırsatçı enfeksiyonlar ortaya çıkmaya başlar.

HIV virüsü ve (AIDS) nasıl bulaşır?

HIV virüsü genellikle cinsel yolla ve kan yolu ile bulaşır. HIV virüsü korunmasız cinsel ilişki esnasında ve ender olarak oral cinsel ilişki yolu ile de bulaşabilir. HIV virüsü kan alma, kan verme işlemlerinde şırınganın enfekte olması sonucu da bulaşabilir.

Doğum sırasında HIV pozitif anneden bebeğe veya emzirme ile anneden bebeğe bulaşabilir. HIV (AIDS) virüsü vajinal salgı ve sperm yolu ile, vücut sıvılarının alış verişi ile de bulaşabilir. HIV virüsü enfekte olmuş aletler ile yapılan diş muayeneleri ya da diş operasyonları, enfekte olmuş aletler ile dövme, percing uygulamaları gibi yollarla da bulaşabilir.

HIV virüsü gözyaşı, sarılma, el sıkışma, öpüşme gibi yollar ile bulaşmaz.

HIV virüsü (AIDS) belirtileri

HIV virüsü vücuda girdikten sonra bir belirti vermeyebilir.

HIV virüsü belirtilerinde genellikle grip benzeri şikayetler (ateş, boğaz ağrısı, lenf bezlerinde büyüme, ishal, halsizlik, bitkinlik, bulantı, kusma, ciltte döküntü, kas ağrıları gibi) belirtiler görülebilir.

Bu tür belirtiler tıp dilinde ”Akut retroviral sendrom” olarak adlandırılır. HIV virüsü alan hastalar çoğunlukla ağır ve uzun süre geçmeyen grip geçirdiklerini düşünürler.

HIV virüsü (AIDS) teşhisi

HIV virüsünün neden olduğu şikayetler genellikle gripten daha uzun sürebilir iken, aslında bu süre 4-5 hafta arasıdır. Fakat hasta grip olduğunu sandığı için araştırılması yolunda bir adım atmaya gerek duymaz. Bu grip benzeri belirtileri yaşayan hasta HIV virüsü ile herhangi bir belirti yaşamadan yıllarca (3-15 yıl arası) yaşamını devam ettirir.

Bu nedenle HIV virüsü alan birçok hastaya tanı konulamaz ve zamanında tedavi uygulanmaz. Bu tür bir hastalık şüphesi var ise mutlaka HIV testi yaptırmak ya da bir enfeksiyon hastalıkları uzmanına baş vurmak gereklidir. Erken tanının AIDS tedavisinde önemi çok büyüktür.

Bağışıklık sistemini oluşturan CD4 T lenfositleri denilen (savunma hücrelerinin) sayısı azalmadan tedaviye başlanmalıdır.

Erken teşhisin konulması için bireyin korunmasız cinsel ilişki ya da şüpheli temas sonrası HIV testi yaptırması gereklidir.

HIV virüsü (AIDS) tedavisi

Türkiye’de HIV virüsü için antiretroviral grubu ilaçlar kullanılmaktadır. Türkiye’de bu ilaçlar, hastalığın kesin teşhisi konulduktan sonra devlet tarafından verilmektedir. HIV virüsü tanısı konulduktan sonra tedavi hemen başlatılır. HIV virüsü tedavisi ne kadar erken başlanır ise tedavinin başarı oranı o kadar yüksek olur.

HIV virüsü tedavi sürecinde hastanın günlük yaşamında çok önemli bir değişiklik yoktur. HIV pozitif tedavisi gören hastaların diğer komplikasyonlardan korunması için alkol ve sigaradan uzak durması gerekir.

HIV pozitif tedavisinde kullanılan bazı ilaçların bazı besinler ile ve belli bir kalori rejiminde alınması önemlidir.

Bu nedenle hastalar, tedaviye ek olarak alması gereken besinleri veya aç karnına yemesi gereken besinleri dikkat etmelidir.

HIV pozitif tedavisi ilaç geliştirme alanında sürekli yeni gelişmeler vardır. HIV pozitif tedavi süreci kişiye göre değişebilir. HIV tedavisinde kullanılan ilaçların da yan etkileri vardır. Hamilelerde de HIV pozitif tedavisi farklı ilaçlar ile uygulanabilmektedir. Hastalar için her ilaç ayrı ayrı değerlendirilir ve ona göre bir tedavi seçeneği oluşturulur.

HIV virüsü (AIDS) görülme sıklığı nedir?

Sağlık Bakanlığının açıkladığı 2013 yılı verilerine göre Türkiye’de 7000’ne yakın HIV pozitif hastası olduğu bildirilmiştir. Fakat bu rakamlar resmi olarak tanımlanan rakamlardır ve HIV pozitif olduğunu bilmeyenlerin olduğu tahmin edildiğinde bu rakamların 20 bin veya üzeri olabilme ihtimali yüksektir.

Amerika’da yapılan son çalışmalarda HIV pozitif taşıyan her 5 hastadan birinin kendisinde HIV virüsü olduğunu bilmediği bildirilmiştir. Avrupa ve Amerika’da AIDS hastalığı ve HIV virüsü hakkında bilincin artması, prezervatif (kondom) kullanımının yaygınlaşması ve alınan diğer önlemler ile HIV virüsü yayılma riski azalmaya başlamıştır.

Fakat Türkiye’de şehirli yaşam tarzının artması, HIV virüsü hakkında yeterli bilincin olmaması nedeni ile hastalığa yakalanma riskini arttırmıştır ve sonraki yıllarda HIV virüsünün görülme sıklığının da artması beklenmektedir.

Bu nedenle hastalıktan korunmak için gerekli önlemler almalı, HIV virüsü hakkında bilgi edinmeli ve şüpheli temas sonrası mutlaka HIV testi (P24 antijen testi, Anti-HIV antikor testi, Antijen+antikor testi ve HIV RNA PCR testi gibi testler) yaptırılmalıdır.

HIV pozitif (AIDS) testi nedir?

AIDS tanısının konulması için birkaç çeşit test yapılır. Bireyin şüpheli cinsel ilişkisi ya da temasından sonra pozitifleşme sırasına göre ilk uygulanması gereken test HIV RNA denilen testtir. HIV RNA testinden sonra yapılan ikinci test P24 antijen testidir. P24 antijen testinden sonra pozitif hale gelen test ise eliza testi olarak bilinen Anti-HIV antikor testidir.

HIV RNA testi nedir? : HIV RNA testi şüpheli temastan 10 gün sonra yapılabilir.

Testte direkt olarak HIV virüsünün DNA’sı saptanır ve bu test sonucu vücutta kaç adet virüs olduğu ortaya çıkar. Bu test HIV testinde duyarlılığı en yüksek olan yöntemdir.

HIV RNA testi her merkezde yapılamaz. Bu test özel eğitim almış personeli bulunan, bu teste özel cihazı olan deneyimli bir ortamda yapılır.

P24 antijen testi nedir? : P24 antijen testi şüpheli temastan sonra 2 ile 6 hafta arasında pozitif olur. Bireye HIV virüsü bulaşması sonucu öncelikle HIV virüsüne özgü antijen ortaya çıkar ve sonrasında antijen seviyesi düşmeye başlar ve antijene tepki olarak antikorlar kan testinde tespit edilebilir.

Anti-HIV antikor testi nedir? : Anti-HIV antikor testi kişi enfekte olduktan sonra 3’üncü haftadan itibaren pozitif olmaya başlar veya 3 üncü, 6’ıncı aya kadar bile uzayabilir. Bu nedenle 3’üncü haftada Anti-HIV antikor testi yaptıranların 3’üncü ayda ve 6’ıncı ayda tekrar bu testi yaptırmaları gereklidir.

Son olarak HIV antijen ve antikor testi pozitif çıkanların bu testi doğrulamak için Webstern blot adlı doğrulama testi de yapılır ve bu test Türkiye’de sayılı merkezlerde yapılmaktadır.

HIV virüsü (AIDS)’den korunma yolları

Türkiye’deki hastalar açısından bakıldığında bireyler, hastalığın cinsel yolla bulaşan bir hastalık olduğu konusunda bilgilendirilmelidir.

Bu konuda tek eşlilik ve prezervatif kullanımı cinsel yolla bulaşma yönünden HIV’ı önleme amaçlı çok ama çok önemlidir. Kan bankasından alınan kanlar tarama yapıldığı için % 90-95 oranında güvenlidir.

HIV pozitifli yakını ya da yakınları olan bireyler, hastanın kan ve vücut sıvıları ile temasından korunmalıdır. Madde bağımlılığı zaten olmaması gereken bir davranıştır. Fakat madde kullananlar kesinlikle aynı enjektörü kullanmamalıdır.

Dövme ya da percing yaptıranlar güvenli ve sağlık bakanlığının onayladığı merkezlerde bu işlemleri yaptırmaya özen göstermelidir. Başkasının tırnak makası, diş fırçası gibi malzemeler kullanılmamalıdır.

Bulaşıcı hastalıklar ile ilgili benzer sağlık yazıları

Источник: https://www.saglikocagim.net/hiv-virusu-aids-nedir-hiv-pozitif-tedavisi/

AIDS hastalığının sebebi olarak bilinen HIV (Human Immunodeficiency Virus / İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü), insanın koruma kalkanı olan bağışıklık sistemine ölene dek zarar veren tehli bir virüstür.

Aslında çok ölümcül olmasına rağmen, gelişen Tıp HIV virüslü insanları normal insanların yaşama süresine kadar yaşamasını mümkün kılabiliyor.

Yazımızda HIV virüsü nedir? HIV virüslü kişi ne kadar yaşar? HIV virüsü nasıl belirti gösterir? HIV virüsünün sebep olduğu AIDS hastalığı nasıl anlaşılır ve nasıl tedavi edilir? sorularına cevap vermeye çalışacağız.

Bağışıklık Sistemi adeta her türlü hastalığın vereceği virüsleri engelleyen koruma kalkanıdır.

Hastalığa neden olan her türlü mikroorganizmalar ve maddelere, dokularda gelişen kötü hücrelerin oluşturduğu urlar yani tümörleri tanıyıp onları yok eden Bağışıklık Sistemi, her zaman uyanık kalıp, Vücuda giren veya temas eden ne varsa hepsinin gözcüsüdür.

Çok akıllı bir sistem olan Bağışıklık Sistemi, her maddeyi birbirinden ayıracak yeteneğe sahiptir. Peki Bağışıklık Sisteminin içinde kimler var derseniz? Lenf Bezleri, Bademcikler, timus, Lenf Düğümleri, Karaciğer, Dalak, Peyer Plakları, Kemik iliği, Lenf olmak üzere 9 organdan meydana gelir.

Eğer Bağışıklık Sistemi çökmeye başlarsa, tüm Vücut her türlü virüse açık hale gelir. Bağışıklık sistemini tamamen gardını yere düşüren virüs HIV virüsüdür. Yapıştığı andan itibaren, çok hızlı bir şekilde Bağışıklık sistemini bitirmeye çalışır.

HIV virüsünün sebep olduğu ölümcül hastalığa AIDS denmektedir. AIDS son yüzyılda milyonlarca kişinin ölümüne sebep olmuştur.

Burada yanlış anlaşılan şudur. HIV virüsü taşıyan biri hasta gibi görünecek diye bir kaide yok. Hatta taşıyan kişi de kendini hasta hissetmeyebilir.

Fakat bağışıklık sistemine zarar verdikçe, savunmasız kalındığında, kişinin enfeksiyonlara karşı dayanamaz hale gelmesi ile süreç başlar.

AIDS hastalığı Acquired Immune Deficiency Syndrome yani genetik olmayan Bağışıklık Sistemi bozukluğudur. AIDS bir organın değil, sistemin hastalığıdır.

HIV virüsü olan kişilerde görülen kişilerin bazen 10 yıla kadar AIDS olmadığı bile gözlemlenmiştir.

HIV virüsü nedir? HIV virüslü kişi ne kadar yaşar? | HIV virüsü

HIV virüsü ilk kimde görüldü?

Afrika kıtasının orta bölümünde olan Demokratik Kongo Cumhuriyeti, 1959 yılında Belçika’nın sömürgesi iken, orada yaşayan bir hastadan alınan kanda tespit edildi ve tanımlanamadı. Dondurularak saklandı. 1998 yılında yapılan teste HIV virüslü hastalığa sahip olduğu görüldü.

1961 yılında Afrika’nın batı kısmına uzun yolculuklar yapmış bir Norveçli gemici hastalığa kapıldı. Tedavilere cevap vermiyor günden güne kötüleşiyordu. Bağışıklık Sistemi yetersizliği denilen bu hastalığa 5 sene dayanabildi. Karısı ve kızı da aynı hastalıktan 1 yıl sonra öldü.

1979 ile 1981 yılları arasında 12 farklı deride görülen urların olduğu Kapasi Sarkomu, 1980’lerde AIDS hastalarında hepsinde görülmeye başlamıştır.

1981’de eşçinsel bir hastada Kalifornia Üniversitesi tarafından görüldü. 1982 yılında ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri kısa adıyla CDC, AIDS hastalığını ilk defa isim olarak kullanmıştır.

1983’de bu hastalıkların sebebi olan virüse Retrovirüs olarak tanımladıktan sonra, HIV virüsü olarak değiştirilmiştir.

1984 yılında ilk defa ELISA testi ile HIV virüs teşhis edildi.

Son 30 yılda AIDS hastalığı çok hızlı gelişmiştir.

AIDS zoonoz bir enfeksiyondur. AIDS hastalığının Afrikalı Maymunlardan dünyaya yayıldığı söylenmektedir. Afrika’da şempanze avlayan avcılardan kan yolu ile yaralanma sonucu geçmiş olacağı, sonrada oradan bir çok kişiye bulaşmıştır.

SIV adında Maymunlarda görülen aynı HIV gibi insanlardaki virüse benzemektedir. Fakat bu virüs şempanzeleri etkilememektedir.

 Maymunları etkileyen SIV virüsü, belki de maymun etini avlayan avcılardan geçtiği düşünülmektedir.

Kimilerine göre ise Maymunlar ile yapılan cinsel ilişkiden, insana geçtiği, oradan da yayıldığı söylenmektedir. HIV-2 virüsü Afrikalı yeşil maymunlardan geldiği sanılmaktadır. HIV-1 denilen virüs şu anda en yaygın olmakla beraber, HIV-2 Afrika’nın batısında görülmektedir.

HIV virüsü nedir? HIV virüslü kişi ne kadar yaşar? | Kapasi Sarkomu AIDS başlangıcı

HIV virüsü nasıl bulaşır?

HIV virüsü normal, anal ve oral ilişki ile geçtiği tespit edildi. En çok bulaşan yolu Cinsel ilişki olmasına rağmen, kan nakli, organ nakli, anneden bebeğe ve kan yoluyla alınan uyuşturucuların ortak şırınga kullanımı sonucu bulaşabilir.

HIV virüsü ELISA ve PCR gibi testlerle bulunabilir. ELISA testi için en az 3 ay geçmiş aranırken, PCR de ise 3 haftalık geçmişle tespit edilebilir.

HIV virüsünden nasıl korunulur?

HIV virüsü sperm ve vajinadan çıkan salgılarda, dış ortamda en fazla yarım saatte ölür. HIV virüsü kan ile  dışarı çıktığında kısa sürede ölür.

HIV virüsü, ortak kullanılan eşyaların yarım saat 60 derecede kaynatılması ile ölür.Çamaşır suyunun içindeki, Sodyumhipoklorid maddesinin etken maddesi klordur. Sulandırılan çamaşır suyu hemen anında kullanılmalıdır. Fakat eşyalarda kullanılması sorun yapabilir.

Güneş ışığı HIV virüsünü yok eder. Ama cismin altındaki virüsü öldüremez.

Eğer deri üzerine HIV virüslü bir salgı gelirse, 15 dakika su ve sabunla yıkama yapılabilir. Yıkanan derinin üzerine alkol ile temizlenmelidir. Eğer deride yara var ise, sabunlu su ile yıkanıp, ardından tentürdiyot yada oksijenli su ile temizlenmelidir.

HIV virüsü nedir? HIV virüslü kişi ne kadar yaşar? | Elisa testi ile HIV virüsü anlaşılabilir

HIV virüsü nasıl yok edilir? Aids hastalığının tedavisi nedir?

HIV virüsü tedavi edilmesi mümkün değil şu an için. Eskiden zordu ama şimdi tedavi değilde HIV ile nasıl beraber yaşanarak uzun yıllar yaşanabilir çalışmaları yapılmaktadır.

Dünyada AIDS/HIV azalmaya başlarken, Türkiye’de az yaşanan bu hastalık artış göstermeye başladı.

İlgili Link: Türkiye AIDS’in en çok arttığı ülkeler arasına girdi!

HIV/AIDS’in tedavisinde hemen alt başlıkta okuyacağınız ciddi tedaviler test edilmiş ve artık bir kaç ilaçla HIV’in zarar verdiği Bağışıklık Sistemi korunabilir. Ama bu HIV virüsünün tamamen kaldırılacağı anlamına gelmiyor. Fakat bu ilaçlar biraz pahallıdır.

 Türkiye’de sigortalı kişilere aylık 1500 dolara yakın ilaç maliyetlerine destek çıkılmaktadır. Eğer AIDS’i alabileceğiniz cinsel yada kan ile ilişkilerden birine karıştığınızı düşünüyorsanız kesinlikle Uzun yaşam için bir fırsatınız var. Bunun için ELISA testi olunmalıdır.

Fakat olaydan 3 ay sonrasından sonra gidilmelidir.

HIV virüslü bir kişi 80 yaşını bile artık görebilir!

10 Mayıs 2017 tarihinde The Times gazetesi,  İngiltere’deki Bristol Üniversitesinin yaptığı tedavi yöntemi hakkında haber yaptı. Genç yaşta HIV virüslü bir birey bile yaşlılığına kadar, ilaçlar sayesinde uzun yaşayabileceğini açıkladı.

AIDS Hastalığı 200o yıllarına göre yavaş yavaş azalmakta. Bilinçli yapılan bilgilendirmeler ile artık birçok kişi bu hastalığa yabancı değil.

1980’li yıllardan sonra AIDS hastası olanlar hem toplumdan uzaklaşıyor hemde Tıbben yaşayabilmesi mümkün değildi. Ama son yapılan testler ile bu kural bozuldu. Son 20 senedir kullanılan ilaçlar Aids’li hastayı yaşatıyor ama yan etkileri sağlam organlarda hasar bırakabiliyordu.

Fakat Bristol Üniversitesi, geliştirilen yeni ilaçların yan etkileri de azaltıldı ve 20 yaşında AIDS olan biri bile artık 80’li yaşlara kadar da yaşayabileceği belirtildi.

HIV virüsünü kapmak her şeyin sonu değildir. Hayatta istenmeden de olsa pişmanlık fayda etmez ama yaşama umudunun da sonu değildir.

Türkiye’deki HIV/AIDS hastaları Aids Savaş Derneğinden psikolojik destek de alabileceğini unutmayınız.

Источник: https://www.gelgez.net/hiv-virusu-nedir-hiv-viruslu-kisi-ne-kadar-yasar/

AIDS hastalığı nedir? AIDS ne demek?

AIDS (HIV) Virüsü Hastalığı Nedir

Çağımızın salgını olarak nitelendirilen AIDS hastalığı, tanımlandığı 1981 yılından beri yayılmaya devam ediyor. Birçok insan hastalıkla ilgili kavramları karıştırabiliyor. AIDS hastalığı nedir? AIDS ne demek?

AIDS ne demek?

AIDS kelimesinin açılımı Edinilmiş Bağışıklık Eksikliği Sendromu‘dur. İngilizcesi Acquired Immune Deficiency Syndrome olduğundan AIDS olarak kısaltılmıştır.

AIDS hastalığı nedir?

AIDS hastalığı,  HIV isimli insan bağışıklık yetmezlik virüsünün neden olduğu kronik, potansiyel olarak yaşamı tehdit eden bir durumdur.

HIV virüsü bağışıklık sisteminize zarar vererek, vücudunuzun hastalığa neden olan organizmalarla savaşma kabiliyetini yok eder. Hasta çok basit bir hastalıkla bile ölüm tehsi ile karşı karşıya kalır.

HIV nedir?

HIV cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyondur (STI). Ayrıca hamilelik, doğum veya emzirme sırasında enfekte kan ile veya anne çocukla temas ile de yayılabilir. İlaç olmadan, HIV’in bağışıklık sisteminizi AIDS’e sahip olduğunuz noktaya kadar zayıflatması yıllar alabilir.

HIV / AIDS için tedavi yoktur. Ancak hastalığın ilerlemesini önemli ölçüde yavaşlatacak ilaçlar vardır. Bu ilaçlar birçok gelişmiş ülkede AIDS ölümlerini azaltmıştır.

AIDS belirtileri nedir?

HIV virüsü vücuda girdiği andan itibaren kişinin bağışıklık sistemini zaman içerisinde çökerterek, bakteri, virüs ve mantar gibi çeşitli fırsatçı mikroorganizmalar ile ciddi hastalık belirtileri ve kanserler de ortaya çıkmaktadır.

HIV ile enfekte olan çoğu insan, virüs vücuda girdikten bir veya iki ay içinde grip benzeri bir hastalık gözlenir. Birincil veya akut HIV enfeksiyonu olarak bilinen bu hastalık, birkaç hafta sürebilir.

Birincil akut dönemde olası AIDS belirtileri ve semptomları şunlardır:

  • Ateş
  • Baş ağrısı
  • Kas ağrıları ve eklem ağrısı
  • İsilik
  • Boğaz ağrısı ve ağrılı ağrılı yaralar
  • Özellikle boyunda şişmiş lenf bezleri

Bu belirtiler onları fark etmeyeceğiniz kadar hafif olabilir. Bununla birlikte, kan akışınızdaki virüs miktarı (viral yük) şu anda oldukça yüksektir. Sonuç olarak, enfeksiyon, birincil enfeksiyon sırasında bir sonraki aşamaya göre daha kolay yayılır.

Virüs çoğalmaya ve vücudunuzdaki mikroplarla savaşmaya yardımcı olan hücreleri azaltmaya devam eder.  Bağışıklık hücrelerinizi ve yok etmeye devam ettikçe aşağıdaki gibi hafif enfeksiyonlar veya kronik belirtiler ve semptomlar geliştirebilirsiniz:

İlerleyen dönem AIDS belirtileri ve semptomları şunlardır:

  • Ateş
  • Yorgunluk
  • Şişmiş lenf düğümleri – sıklıkla HIV enfeksiyonunun ilk belirtilerinden biri
  • İshal
  • Kilo kaybı
  • Oral maya enfeksiyonu (pamukçuk)
  • Zona (herpes zoster)

Daha iyi antiviral tedaviler sayesinde, bugün HIV’li çoğu insan AIDS geliştirmez. Tedavi edilmeyen HIV tipik olarak 10 yıl içinde AIDS’e dönüşür.

AIDS oluştuğunda, bağışıklık sisteminiz ciddi şekilde hasar gördü. Diğer enfeksiyonlar veya muhtemel kanserler geliştirme olasılığınız daha yüksektir.

Son dönem AIDS belirtileri ve semptomları aşağıdaki gibidir:

  • Oldukça ıslak gece terlemeleri
  • Tekrarlayan ateş
  • Kronik ishal
  • Dilinizde veya ağzınızda kalıcı beyaz lekeler veya sıra dışı lezyonlar
  • Kalıcı ve açıklanamayan yorgunluk
  • Kilo kaybı
  • Cilt döküntüleri veya yaralar

Aids ve HIV aynı şey mi?

AIDS ile HIV ‘in ne olduğunu bir kez daha anlatalım:

  1. HIV ve AIDS farklı anlamlara sahiptir.
  2. HIV, bağışıklık yetmezliğine sebep olan bir virüstür.
  3. AIDS ise HIV virüsü kapan kişinin hiçbir tedavi almaması durumunda 6-10 yıl sonrasında varacağı son hastalık evresidir.

Bu iki kavramı birbirinden net bir şekilde ayırmak lazım. Günümüzde, erken tanı konduğu için AIDS evresine gelmeden HIV pozitif vakalar belirlenerek tedaviye başlanabiliyor.

AIDS nasıl bulaşır?

  • Korunmasız (kondom, kılıf kullanılmadan) her türlü (vajinal, oral, anal) cinsel temas,
  • Kan ve kan ürünleri ve damar içi uyuşturucu madde kullananların paylaştığı enjektörler,
  • Anneden bebeğe gebelikte, doğumda ve emzirme yoluyla,

gibi faktörler bulaşımına neden olmaktadır.

Sağlam deri, HIV’in geçişine izin vermemektedir, ancak deri zedelenmiş ise geçebilme olasılığı bulunmaktadır. Göz, burun, ağız içi, vajenin tümü ve penis uç kısmı mukoza denilen ince zarlarla kaplıdır. Bu zarlardan normal durumlarda bile HIV geçebilmektedir.

Nasıl bulaşmaz?

Yanlış bilindiği üzere; AIDS hastalığına neden olan HIV virüsü, dokunmak, sarılmak, tokalaşmak, gözyaşı, ter, tükürük vb. sekresyonlar, havuz, banyo ve tuvalet gibi ortak kullanım alanlarından bulaşmamaktadır.

Korunmanın önemi ne?

Her hastalıkta olduğu gibi korunma önlemleri almak, tedaviden daha ekonomik olduğu gibi aynı zamanda; toplum tarafından dışlanma, işini ve çevresini kaybetme korkusu ile gizlenme ihtiyacının olduğu bir yaşam tarzına mahkum olmayı da engelleyecektir.

Korunmayı öğreterek cinsel davranış değişikliğini sağlamak, hastalığın yayılmasını önlemede de etkili bir yol olarak kabul edilmektedir. Aids hastalığı belirtileri gösterenlerin ve HIV pozitif kişilerin dışlanmaması, bu hastalığa karşı mücadelede önemli bir katkı sağlayacaktır.

Korunmasız ilişkide kadındaki risk mi fazla erkekteki mi?

Korunmasız yapılan vajinal temasta, HIV’in erkekten kadına bulaşma olasılığı 20 kat fazladır. Nedeni; vajenin HIV’in geçmesine izin veren mukoza dediğimiz ince zarla kaplı olması ve HIV ile enfekte semen sıvısına daha uzun süre maruz kalmasıdır. Erkekte HIV’ın geçişi sadece penisin uç kısmından olur.

HIV bulaşması açısından anal, vajinal ve oral ilişkide fark var mı?

Evet, vardır. Korunmasız yapılan cinsel temasla HIV bulaşmasında anal alıcı kişiler en fazla risklidir. Oral ilişki ile HIV geçiş olasılığı düşük olmasına rağmen, özellikle diş eti kanaması olanlarda bu yolla olan bulaşma rapor edilmiştir.

Kan ile HIV bulaşır mı?

Kan ve kan ürünleri nakli ile HIV’in bulaşma olasılığı 1.800.000 kişide birdir. Bu şansızlık, tanı amacı ile kullanılan testlerin 3 aydan önce doğru sonuç vermemesi ile bağlantılıdır.

Anneden bebeğe bulaşır mı?

HIV, eğer anne tedavi almıyorsa, gebelik süresince, doğum sırasında ve emzirme ile bebeğe yüzde 20-30 oranında geçebilmektedir. Kullandığımız tedavi yöntemleri ile bu oran yüzde 2-3’lere düşürülebilmektedir.

HIV pozitif anne bebeğini emzirebilir mi?

Emzirme yolu ile HIV pozitif anneden bebeğine bulaşma olduğu gösterildiğinden, anne bebeğini emzirmemelidir.

AIDS Hastaları normal bir yaşam sürebilir mi?

HIV ve AIDS’in Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından ölümcül hastalıklar listesinden çıkarıldı ve kronik hastalıklar listesine alındı.

Bundan yaklaşık 15 sene önce, HIV pozitif olan bir kişi 9-10 ilaç kullanmak zorundayken, şu an günümüzde bu sayının sadece 1-2. Yani hastaların durumu eskiye göre çok daha iyi.

İlaçlarını düzenli ve zamanında kullanan hastaların normal yaşam süresine ulaştığı biliniyor. Diyabet ve hipertansiyon hastalığında olduğu gibi günde 1-2 adet ilaç kullanarak normal yaşamlarını sürdürebilirler.

Ayrıca aids hastalığı tedavisinde umut veren bazı gelişmeler de yaşanıyor. Önümüzdeki yıllarda, hastaya 1 doz enjeksiyon yapılarak 2-3 ay boyunca ilaç almadan tedavisinin devamının mümkün olabileceği biliniyor.

AIDS, etkeni olan HIV virüsünü yok edebilecek tedavisinin ve aşısının hala bulunamadığı bir hastalık olmasına rağmen; son yıllarda tedavide yaşanan gelişmeler ile birlikte, ölümcül bir hastalık olmaktan çıkıp, yaşam boyu ilaç kullanımını gerektiren bir kronik hastalık haline geldi.

Ülkemizde de 2016 yılından itibaren uygulanmaya başlanan günde tek tablet rejimi, hastaların tedaviye uyumunu arttıran önemli bir gelişme oldu.

Pek çok insan enfekte olduğunu bilmiyor

Dünyada en sık Afrika ülkelerinde görülen HIV, günümüze kadar yaklaşık 40 milyon kişinin ölümüne yol açmıştır. 2016 yılı itibariyle dünya genelinde 36.7 milyon kişi HIV ile enfekte, 1.

8 milyon ise yeni vaka bulunmaktadır.

Ülkemizde ilk vakanın görüldüğü 1985 yılından 31 Aralık 2017 tarihine kadar 16 bin 201’i HIV ile enfekte, bin 651’i AIDS belirtileri göstermiş olmak üzere toplam 17 bin 884 vaka bulunmaktadır.

HIV ile enfekte kişilerin ancak yüzde 45’inin enfekte olduklarını bildikleri tahmin edilmektedir. Bu nedenle bu veriler dışında ulaşılamamış yüzde 55’lik bir kısım olduğu düşünülmektedir.

Gelişmiş ülkelerde korunma önlemlerine dikkat edilmesi ile görülme sıklığı azalmaktadır ancak ülkemizde bu önlemlere dikkat edilmemesi nedeniyle halen her yıl bildirilen vaka sayısı artmaktadır.

Vaka sayısının artışında hastaların başvurma oranlarının da artmış olabileceği dikkate alınmalıdır.

Her ne kadar koruyucu önlemleri almış olsanız da eğer aids hastalığı belirtileri gösterdiğinizi düşünüyorsanız hiç vakit kaybetmeden bir doktora görünün.

Dünya’da AIDS ne durumda?

Bugün için, DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü)/UNAIDS (Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı) verilerine göre 2017 yılında çoğunluğu Afrika’da olmak üzere dünyada tahminen 36.9 milyon kişinin bu virüs ile yaşadığı bilinmektedir. 2017 yılında 1 milyon 800 bin yeni vaka tanımlanmış ve 940,000 kişi AIDS ile ilişkili hastalıklardan kaybedilmiştir.

Enfekte insanların %75’i kendi hastalıklarının durumunun farkında iken, 9,4 milyon kişi kendi hastalığının farkında bile değildir. Dünyada her hafta 15-24 yaş aralığındaki 7.000 genç kadın HIV’le enfekte hale gelmektedir.

Источник: https://www.gidahatti.com/aids-hastaligi-nedir-aids-ne-demek-133790/

AIDS / HIV nedir, nasıl bulaşır? Belirtileri, testi ve tedavisi

AIDS (HIV) Virüsü Hastalığı Nedir

AIDS ise (Acquired Immuno Deficiency Sendrom) yani, Kazanılmış-Edinsel Bağışıklık Yetmezliği Sendromu olarak adlandırılan bir hastalık sistemidir. AIDS; HIV pozitif bir kişide, bağışıklık sistemi yetersizliği nedeniyle ciddi-fırsatçı enfeksiyonlar ve fırsatçı kanserlerden bir veya birkaçının geliştiği bir hastalık halidir.

AIDS, Sağlık Bakanlığı ‘na bildirilmesi zorunlu bir hastalıktır. Ama bildirim isimle yapılmaz. İsmin baş harfleri ve doğum tarihi kodlanarak yapılır.

Eğer riskli bir durum veya ilişki yaşadıysanız, herhangi bir belirtiye rastlamasanız dahi hemen bir AIDS testi yaptırın.

Alacağınız test sonucuna göre hayatınızda değişiklik yapabilir, ailenizi koruyabilir ve içinizdeki kuşkuyu yok edebilirsiniz.

 Test sonucunuz negatif çıktıysa, davranışlarınıza dikkat ederek hep temiz kalmaya özen gösterin. Korunmadan cinsel ilişkiye girmeyin. Kontrolsüz kan transferi yaptırmayın.

Bağışıklık sistemini güçlendirmek için ne yapmalı, nasıl beslenmeli?

HIV Pozitif Nedir?

Kanında HIV virüsü bulunan kişilere HIV pozitif denir. Bu kişiler aynı zamanda kanında antikor bulunan seropozitif (Anti-HIV testi = ELISA testi pozitif) kişilerdir.

HIV virüsün nasıl bulaşır?

  • Korunmadan cinsel ilişki yoluyla bulaşabilir
  • Kan yoluyla bulaşabilir
  • Kan veya kan ürünlerinin transfüzyonu (nakli)
  • İğne batması ve açık yaradan HIV ile temas
  • İntravenöz (damar içi) ilaç kullanıcıları, uyuşturucu bağımlıları.
  • Perinatal geçiş (Anne karnında bebeğine)
  • Hasta veya taşıyıcı anneden bebeğe hamilelik döneminde
  • Hasta veya taşıyıcı anneden bebeğe doğum emzirme ile

Aids hangi yol bulaşmaz

HIV virüsü vücudun dışında yaşayamayacağından aslında bulaşması zordur.

  • Tükürükle,
  • Terleme ile,
  • Deriye dokunma ile,
  • Başkasının havlusu ile,
  • El sıkışma ile,
  • Kucaklama ile,
  • Yanaktan öpüşme ile,
  • Yiyecek içecekten,
  • Ortak tabak çanak kullanımı ile,
  • Havuz ve tuvalet kullanımı ile,
  • Aynı evi paylaşmakla
  • Başkasının giysisini giyme ile bulaşmaz.

HİV virüsü taşıyan partnerle cinsel ilişki kuran kişi başka cinsel hastalık taşıyorsa (Bel soğukluğu, frengi, hepatit vs.) doku hasarı nedeniyle bulaşma riski katlanarak artar. Ayrıca partnerin yaşı, hastalığın evresi, ilişkinin şekli ile riski arttırabilir. Kadınlarda menstrüal kanama zamanındaki ilişkide bulaşma riski yüksektir.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve teşhis yöntemleri

HIV virüsü bulaştıktan sonra ne olur

HIV, vücuda girdikten sonra 2 ila 4 hafta kuluçka dönemi yaşar ardından enfeksiyon bulguları ortaya çıkar. Bu dönemde görülen belirtiler, gribe benzerdir ve genellikle 2 haftadan kısa sürer.

 Bu dönemde sıklıkla ateş, lenf bezlerinde büyüme, farenjit, deride döküntü, kas-eklem ağrıları, baş ağrısı, bulantı-kusma, nadiren de karaciğer-dalak büyümesi, ağızda pamukçuk ve nörolojik sorunlar görülmektedir. Bu ilk aşamadan sonra genellikle 8-10 yıl süren kronik semptomsuz bir dönem başlar.

Ardından hastalığın son dönemi olan aşikar AIDS dönemi ortaya başlar. Bu dönemde enfeksiyonlara ve kansere yakalanma riski çok artar. AIDS gelişen ve tedavi edilmeyen kişiler birkaç yıl içinde ölür.

HIV belirtileri

  • Ateş, baş ağrısı ve halsizlik gibi gribi andıran belirtiler
  • Ense, koltuk altı ve kasıklarda lenf nodüllerinin şişmesi
  • Sık sık hastalanma ve enfeksiyon geçirmeye başlamak
  • Zatürre, tüberküloz ve hepatit C gibi hastalıklara yakalanmak
  • Grip gibi hastalıkların tedavisinin uzun sürmesi yada geçmemesi
  • Sıkça ateş ve gece terlemeleri görülür
  • HIV bulaşmış kadınların üreme sisteminde sorunlar görülebilir
  • Kadınlarda adet döngüsü bozulabilir veya tamamen durabilir
  • Cinsel organlarda bakteri ve mantar enfeksiyonlarında artış olabilir
  • Diğer cinsel yolla bulaşan enfeksiyon riski de artar

Aids Belirtileri

  • AIDS belirtileri genellikle virüs bulaşmasından 5-10 yıl sonra ortaya çıkar
  • Vücut direnci zayıflar, basit enfeksiyonları bile çok ağır geçirir
  • Lenf bezlerinde büyümeler olabilir
  • Ağız ve deride tekrarlayan uçuk, yara ve lekeler çıkabilir
  • Nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, gece terlemeleri olur
  • Kilo kaybı ve sık tekrarlayan ishal olabilir
  • Dönem dönem öksürük görülebilir
  • Verem ve zatürre gibi hastalıklara yakalanma riski artar
  • Pamukçuk, diğer bakteri ve mantar hastalıkları görülebilir
  • Normal insanlarda nadir görülen enfeksiyonlar görülebilir
  • Kaposi sarkomu, beyin lenfoması gibi bazı özel tür kanser görülebilir
  • Hastalığın ileri evresinde gözde sitomegalovirüs (CMV) retiniti görülebilir,
  • Bir kişide bu belirtilerin birkaç tanesi birden varsa AIDS düşünülebilir

Hepatit C nedir? Nasıl bulaşır? Belirtileri ve tedavisi

HIV enfeksiyonlarının tanısında, laboratuvar teknikleri kullanılır. Bu virüse karşı oluşan spesifik ANTİ-HIV antikorlarının ELISA tekniği ile gösterilmesidir. Eliza diye bilinen testle kanda, hastalığa sebep olan virüse karşı gelişmiş olan antikor olup olmadığına bakılır.

Şüpheli temastan 3 ay sonra test yaptırılması daha doğru sonuçlar verir. Herşeye rağmen çeşitli nedenlere bağlı olarak “yalancı pozitif” sonuç alınması söz konusudur. İki kez yinelenen ve ELISA ile pozitif bulunan kan örneklerinde, “ilave testler” ile durumun kesinleştirilmesi gereklidir.

Başvurulan test “Western Blot” doğrulama tekniğidir.

HIV virüsüyle ilgili laboratuvar testleri

HIV virüsünü saptamaya yönelik laboratuvar testleri virüsün vücuda giriş zamanına göre değişiklik göstermektedir. Bu testler aşağıdaki gibi sıralanmaktadır;

1. HIV PCR (viral DNA/RNA) (9-11 günden sonra)2. p24 antijen testi (3 hafta-3 aylık dönem arasında)

3. ELISA (Anti-HIV) testi (3-6 aydan sonra)

HIV PCR Testi nedir? Ne zaman yapılmalıdır?

HIV PCR testi, virüs genetik materyalinin PCR tekniği ile çoğaltılarak ölçülecek ve tanımlanabilecek duruma getirilmesidir. Enfekte olmuş bir kişinin kanında virüs bulunmasına rağmen erken dönemde virüse karşı antikor oluşmamaktadır.

Bu nedenle PCR testi erken evrede HIV virüsünün kanda tespitinde kullanılmaktadır. Şüpheli temastan 9-11 gün sonra HIV PCR testi ile virüs varlığı saptanabilmektedir. PCR testinin virüsü saptama duyarlılığı 28.

günden itibaren ~%98-100 olarak belirtilmektedir.

HIV şüphesi taşıyan herkes tarafından yaptırılabilir. Özellikle şüpheli ilişkiden sonra ve yenidoğanlarda HIV araştırmasının PCR tekniği ile yapılması gerektiği vurgulanmaktadır. PCR testi ayrıca HIV pozitif kişilerde virüs miktarının ölçülmesi ve AIDS hastalarının tedaviye verdikleri yanıtın takibinde de kullanılmaktadır.

P24 Antijen Testi nedir? Ne zaman yapılmalıdır?

P24, HIV virüsüne özgü viral bir proteindir. Bu proteinin vücutta saptanması virüs varlığını göstermektedir. Testin virüs bulaşmasından sonra geçen 21. günden 90. güne kadar yapılması uygun bulunmaktadır

ELISA Testi Nedir? Anti-HIV Ne zaman yapılmalıdır?

HIV virüsü ile enfekte kişilerin savunma sisteminde bu virüsle savaşmak için HIV’e karşı özel antikorlar oluşur. Kandaki bu antikorların ELISA yöntemiyle saptanmasına Anti-HIV testi denir. HIV antikorlarının ELISA yöntemiyle ölçülebilecek düzeye ulaşması için 3 aylık bir süre geçmesi gerekmektedir.

Bu nedenle test, bulaşma gerçekleştikten 3 ay sonra yapılmalıdır. Anti-HIV test sonucunun pozitif olması kanda HIV virüsüne karşı antikorların oluştuğunu gösterir.

Bu nedenle Anti-HIV testinin tam pozitif olduğunu söyleyebilmek için Westernblot testi adlı doğrulama testinin de yapılıp sonucunun pozitif bulunması gerekir.

Bel soğukluğu nedir? Belirtileri, tedavisi ve korunma yolları

Aids hastalığının tam tedavisi henüz yoktur ana kullanıma giren yeni ilaçlar hastaların normal insanlara yakın bir hayat standardında uzun yıllar hayatta kalmasını sağlamaktadır.

Son yıllarda aids tedavisinde büyük gelişmeler sağlanmıştır ve yeni tedavi seçenekleri sayesinde yaşam süresi ve kalitesinde belirgin bir artış olmuştur.

Mevcut ilaçlarla yapılan tedavinin amacı HIV virüsünün çoğalmasını durdurmak, ortaya çıkabilecek belirti ve bulguları önlemek; hastanın başka hastalıklar kapmasını önlemek ve tüm bunların sonucu olarak hasta yaşam süresini uzatmaktır.

HIV’i baskılayan, antiretroviral tedavi ve bu tedavide kullanılan ilaçlar sosyal güvenlik sistemine kayıtlı bireyler için ücretsiz sağlanıyor. Ancak ilaç kullanımının kesintiye uğraması tedaviyi olumsuz etkiliyor. Böyle bir durumda ilaca direnç geliştirebiliyor ve tedavinin etkinliği tehye girebiliyor.

Tedaviye engel olan faktörlerin başında bilgisizlik ve önyargı geliyor.

Halen birçok insan HIV’in etkin ilaçlarla baskılandığını, kronik bir sağlık sorunu olduğunu, HIV ile yaşayanların sağlıklı ve kaliteli bir şekilde günlük yaşantılarına, eğitimlerine, çalışma ve aile yaşamlarına devam edebileceğini bilmiyor.

HIV Pozitif kişilerle evlenilebilir ve çocuk sahibi olabilir

HIV pozitifliğini, kronik bir hastalık gibi değerlendirmek mümkündür. Kişi, ilaç kullandığı sürece, normal hayatına devam edebilmektedir. HIV pozitif bireylerin, eş adayına gerekli bilgilendirme yapılarak, önleyici korunma yöntemleri kullanarak ve önleyici tedavi almak koşuluyla evlenmesi ve çocuk sahibi olması mümkündür, ancak riskleri vardır.

Aids erkekten kadına mı, kadından erkeğe mi daha kolay bulaşır?

Korunmasız yapılan tek bir cinsel temasda bulaşma riski tam bilinmese de yüksektir. Vajina içine giren HIV’in viral çoğalmayı başlatabilmesi için kan dolaşımına girmesi gerekir. Bilimsel çalışmalara göre; kadınlara HIV bulaşma riski daha yüksektir.

Aids olan biri ne zaman başkalarına hastalık bulaştırmaya başlar?

Primer infeksiyondan sonra belli aralıklarla meninin incelendiği araştırmalara göre, bulaştırma oranları arasında farklılık bulunsa da bir erkek ilk bulaşmadan hemen sonra HIV virüsünü başkalarına bulaştırabilir.

Aids’li erkekten hastalık kapmadan hamile kalınabilir mi?

Meninin içinde virüs bulunması infekte erkeklerden hamile kalmayı isteyen HIV negatif kadınlar için ciddi riskleri beraberinde getirmektedir.

İnfekte menideki virüsün inaktive edilmesi, kadının yapay olarak döllenmesi ve bu yolla hem annenin hem bebeğin infeksiyondan korunmasının mümkün olduğu bazı araştırma ile gösterilmiştir.

Hekimler, bu yolla ancak birkaç gebelik sağlayabilmişlerdir.

HIV infekte eşten ayrı, başka bir erkek tarafından verilen meni ile yapılan yapay döllenme işlemi de HIV infeksiyon riskini tamamen yok etmez.

İnfekte olduğu bilinmeyen vericilerden alınan menilerle yapılan yapay döllenme ile anneye HIV bulaştığı pek çok araştırmada gösterilmiştir. Son yıllarda, sperm vericilerinde HIV taraması yapay döllenme öncesi şart olmuştur.

HIV antikorları negatif olan vericilerin spermleri, 2-4 ay sonra yapılan ikinci antikor testine kadar dondurularak saklanmaktadır.

Aids olan biriyle tek bir cinsel ilişki bulaşma için yeterli mi?

HIV infekte bir partnerle girilen her bir vajinal ilişkide HIV infeksiyonu kapma riskinin tam olarak ölçülmesi imkansız olmakla birlikte, Avrupa’da yapılan geniş çaplı bir araştırmanın sonucuna göre tahminler yapılabilmektedir.

Bu araştırma kapsamında 304 HIV negatif kişi ve partnerleri değerlendirildi. Bu kişilerin tek risk faktörleri HIV infekte partnerleri ile cinsel temasa girmeleri idi. Bu kişilerin 196’ı kadın ve 108’i erkekti.

Bu çiftler ortalama 20 ay boyunca izlendiler ve HIV infeksiyon varlığı açısından test edildiler.

Frengi nedir? Sifiliz hastalığı nasıl bulaşır? Belirtileri ve tedavisi

Araştırma boyunca çiftler toplam 15 bin kez cinsel temas üzerinden incelendi. Çiftlerin %48’i düzenli olarak kondom kullanırken, diğerleri ya düzensiz kullandılar ya da hiç kullanmadılar. Düzenli kondom kullanan çiftlerden hiçbirinin eşine HIV infeksiyonu bulaşmamıştır. Kondomu düzensiz kullananlar incelendiğinde, HIV infeksiyonu bulaşma oranı oldukça yüksek bulunmuştur.

Araştırma sonucuna göre HIV için başka bir risk faktörü de genital ülserlerdir. Genital ülserlerin varlığı, genital ülseri olmayanlara göre HIV infeksiyon riskini 5 kat artırmaktadır.

Araştırmada ayrıca boşalma öncesinde geri çekmenin, önemli bir koruyucu etkisi olduğu görülmüştür. Tüm ilişkilerinin en az %50’inde geri çekme metodunu uygulayan çiftlerde, bunu yapmayanlara riskin 5 kat daha az olduğu saptanmıştır.

 Sonuç olarak, kondom kullanımının cinsel temas sırasında virüsün bulaşmasını önlediği kanıtlanmıştır.

Aids’in aşısı var mı ?

Referanslar: 1- What is HIV / AIDS? 2- Guide for HIV and AIDS 3- Explaining HIV and AIDS

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/aids-hiv-nedir-aids-nasil-bulasir-belirtileri-nelerdir-testi-ve-tedavisi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.