Akciğer Kanserinin Tedavisindeki Gelişmeler

Akciğer kanseri belirtileri neler? Nasıl tedavi edilir?

Akciğer Kanserinin Tedavisindeki Gelişmeler

Yapılan araştırmalar birçok faktörün akciğer kanserinin gelişimine katkıda bulunduğunu gösteriyor. Memorial Antalya Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Necla Songür, akciğer kanseri ile doğrudan ilişkili olabilecek risk faktörleri ve akciğer kanserinden korunmanın yolları hakkında bilgi verdi.

Günde birkaç sigara bile kansere yakalanma riskini artırır

Sigara içmek akciğer kanseri için bir numaralı risk faktörüdür. Pipo ve puro benzeri tütün ürünlerinin kullanılması ve ikinci el sigara dumanına maruz kalmak akciğer kanseri riskini artırmaktadır.

Sigara içenler, sigara içmeyenlere göre 15 ila 30 kat daha fazla akciğer kanserine yakalanmaktadır. Günde birkaç sigara içilmesi bile akciğer kanseri riskini artırır.

Her yaşta sigarayı bırakmak akciğer kanserinden korunmak için en önemli adımdır.

Doğal gazlar akciğerlerin düşmanı olabilir

Radon, kayalardan ve kirden gelen, evlerde ve binalarda sıkışıp kalmış doğal bir gazdır. Görülemez, tadılamaz veya kokmaz. Radon her yıl yaklaşık 20.000 akciğer kanseri vakasına neden olmaktadır.

Bu da onu akciğer kanserinin ikinci en önemli nedeni haline getirmektedir.

Asbest, arsenik, dizel egzoz, bazı silika ve krom solumak da akciğer kanseri riskini artırmakta ve bu riskin özellikle sigara içenlerde daha yüksek olduğu bilinmektedir.

Bu kişiler düzenli kontrollerini ihmal etmemeli:

Yoğun sigara içenler Çeşitli kimyasal maddelere mesleki maruziyeti olanlar Son 15 yıl içerisinde sigarayı bırakmış olanlar 55 ila 80 yaş arasında olanlar

Aile öyküsü varsa dikkat!

Akciğer kanseri olduğu halde hala sigara içen kişilerde, başka bir akciğer kanseri gelişme riski söz konusudur. Ayrıca sigara kullananlarda Beta-Keroten takviyeleri akciğer kanseri riskini artırır.

Ailesinde akciğer kanseri olanlarda kanser gelişme riski daha çoktur. Göğüs bölgesine radyasyon uygulaması da akciğer kanserini artıran önemli bir diğer nedendir.

Ancak bazı akciğer kanserleri herhangi bir sebep olmaksızın da ortaya çıkabilir.

Akciğer kanserinden korunmak için bu önerilere dikkat edin:

1) Sigarayı bırakın ve sigara içilen ortamlardan uzak durun.

2) Mesleksel ve çevresel etkenleri ortadan kaldırın veya azaltın.

3) Az yağlı gıdaların, sebze ve meyvelerin bol tüketildiği bir beslenme programı uygulayın.

4) Sebze ve meyve ağırlıklı beslenin.

5) Alkol tüketimini sınırlandırın.

6) Özellikle açık havada düzenli egzersiz yapın.

Sigara içenlerde akciğer kanseri görülme riski 36 kat artıyor!

Bezmialem Dragos Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatmanur Okyaltırık, kanserin neden olduğu ölümlerin yüzde 20’sinin akciğer kanserine bağlı olduğunu ve sigara içenlerde içmeyenlere göre akciğer kanseri görülme riskinin 25 ila 30 kat arttığını söyledi.

Dünya genelinde en sık tanı alan ve en sık ölüme neden olan akciğer kanseri, sıklıkla 55-65 yaş aralığında görülüyor. Önemli açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Fatmanur Okyaltırık, istatistiki verilerle Türkiye’deki akciğer kanseri gerçeğinin altını çizdi.

Doç. Dr. Fatmanur Okyaltırık, “Kansere bağlı ölümlerin toplamda yüzde 20’si akciğer kanserine bağlı.

Tüm dünyada erkeklerde en sık görülen ve en çok ölüme neden olan kanser türü olan akciğer kanserinin, kadınlarda beklenen insidans oranları daha düşük, ancak sigara tüketiminin artışı ile artma eğiliminde.

Dünya Sağlık Örgütü’nün 2014 yılı verilerine göre erkeklerde kansere bağlı 58 bin 400 ölümün yüzde 32’si, kadınlarda ise 32 bin 500 ölümün yüzde 9’u akciğer kanserine bağlı olarak gerçekleşmiştir” dedi.

Akciğer kanserine neden olan en önemli risk faktörünün sigara ve tütün ürünleri kullanımının yanı sıra genetik yatkınlık olduğunu söyleyen Doç. Dr. Fatmanur Okyaltırık, “Sigara dumanı 7 binden fazla kimyasal, 50’den fazla karsinojen (kanser yapıcı) madde içerir.

Sigara içenlerde risk içmeyenlere göre 25 ila 30 kat, pasif sigara maruziyetinde ise 3 -4 kat daha fazladır. Sigara kullanım yoğunluğu ve süresinin artması, kanser oluşum riskini artırmaktadır.

Sigara bırakıldıktan sonra ise kanser riski zamanla azalmaktadır” diye konuştu.

Akciğer kanseri riskini azaltmak mümkün!

Akciğer kanseri gelişme riskini azaltmanın mümkün olduğunu söyleyen Doç. Dr. Fatmanur Okyaltırık, “Akciğer kanseri gelişme riskini azaltmak; sigaraya başlanmasını engellemek ve tütün alışkanlığının bırakılmasına yardımcı olacak tütün kontrol girişimleriyle mümkündür.

Akdeniz tipi yani sebze ve meyve ağırlıklı beslenme, hava kirliğinin azaltılması da riskin azalmasına yardımcı olur. Genetik olarak kansere yatkınlık elbette değiştirebilecek bir risk faktörü değildir.

Ancak hem sigara içen hem de ailesel yatkınlığı olan bireylerde, belirtiler oluşmadan önce tarama yöntemleri ile erken tanı, akciğer kanserinin tedavi başarısını ciddi oranda artırır” dedi.

Akciğer kanserinin başlıca semptomlarının öksürük, balgam, göğüs ağrısı ve balgamda kan olması olduğunun altını çizen Doç. Dr. Fatmanur Okyaltırık, “55 yaşın üstünde olan, 20 yıldan fazla sigara içen veya ailesinde kanser öyküsü olan bireylerin, akciğer kanseri tarama gerekliliği açısından göğüs hastalıkları uzmanlarınca düzenli olarak değerlendirilmesi gerekmektedir” açıklamasını yaptı.

Akciğer kanseri sinsi sinsi ilerler

İleri aşamalara gelene kadar da önemli şikâyetlere yol açmayabilir.

İnatçı öksürük ve halsizliğin yanı sıra ses kısıklığı, yutkunma güçlüğü, iştahsızlık ve ani kilo kaybı da akciğer kanserinin belirtisi olabilir! Bahçeşehir Üniversite Hastanesi Medical Park Göztepe Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Cengiz Şen, akciğer kanserinin en önemli sebebinin sigara olduğunu hatırlatarak erken teşhis için tomografinin önemine değindi.

Dünyada her yıl milyonlarca insan akciğer kanseri yüzünden ölüyor. Bu hastalığın yaygınlaşmasındaki en büyük faktör sigara, çevre kirliliği ve havadaki kanserojen maddeler. Akciğer kanseri gelişiminden yüzde 90 oranında sigara sorumludur.

Sigaraya başlama yaşı, sigara içme süresi, içilen sigara sayısı ile tütün ve sigara tipi (filtreli, filtresiz, puro, düşük tar ve nikotin içeriği vb.) akciğer kanseri gelişme riskini etkiler. Sigara dumanına maruz kalmanın da kanser riskini artırdığı gösterilmiştir.

Bahçeşehir Üniversite Hastanesi Medical Park Göztepe Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Cengiz Şen, akciğer kanserine karşı uyarılarda bulundu.

Erken teşhiste yüzde 73 yaşam şansı

Hastalık ileri aşamaya gelinceye kadar önemli bir şikâyete yol açmayabilir; genellikle sinsi bir seyir gösterir. İleri evrelerde ise tedavi şansı oldukça düşüktür. Tanı konan hastalarda 5 yıllık sağkalım oranları yüzde 10-15 civarındadır. Bunun en önemli sebebi, vakaların yüzde 70’inin 3. ya da 4.

evrede (ileri evrelerde) teşhis edilebilmeleridir. Halbuki, 1. evrede tespit edilen hastaların 5 yıllık sağ kalım oranları yüzde 73’e kadar yükselmektedir. Yaş ilerledikçe hastalığın görülme ihtimali de artmaktadır. Tanı konan akciğer kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 80’i, 55-77 yaş grubu arasındadır.

İştah kaybı ve zayıflama varsa dikkat!

Sürekli nefes darlığı, hırıltılı solunum, geçmeyen ve giderek kötüleşen öksürük, kanlı balgam, iştah kaybı ve zayıflama, göğüs ağrısı, ses kısıklığı ve yutma güçlüğü gibi belirtiler verebilir. Öksürük akciğer kanseri hastalarının yüzde 50-75’inde görülmektedir. Bunun dışında eğer başka bir organa yayılım varsa, o organa ait bulgular da ortaya çıkabilir.

Şiddetli kemik ağrıları görülürse kemik metastazı; denge bozukluğu, sürekli baş ağrısı, epilepsi nöbeti varlığında beyin metastazı düşünülmelidir. Erken teşhis için akciğer grafisi kontrollerinin ve balgam incelemelerinin yeterince etkin olmadığı görülmüştür.

Yapılan çalışmalarda yoğun sigara öyküsü olan ve 55 yaş üzerindeki kişilere herhangi bir şikâyeti olmasa bile her yıl düşük doz akciğer tomografisi incelemesi yapılmasının, erken tanı oranını artırdığı ve ölüm oranlarını da yüzde 20 düşürdüğü gösterilmiştir.

Tedavinin yapıldığı merkez önemli

Akciğer kanseri tedavisinin göğüs cerrahisi, göğüs hastalıkları, onkoloji, radyasyon onkolojisi, patoloji ve yeterli yardımcı sağlık personeli birimlerini barındıran merkezlerde yapılması önemlidir. Hastalık ne kadar erken evrede yakalanırsa tedavi şansı da o oranda yüksektir.

Tedavideki temel yaklaşım kanserli dokunun tamamen ameliyatla çıkarılmasıdır.

Tümörün 1 santimden küçük olduğu durumlarda, tümör dokusu cerrahi olarak çıkarıldığı takdirde tedavi şansı yüzde 90’a kadar çıkabilmektedir.

Ameliyat sonrası veya öncesi hastalığın yayılımına göre radyoterapi ve/veya kemoterapi yapılabilmektedir. Ameliyat şansı olmayan hastalarda ise radyoterapi ve kemoterapi uygulanabilir.

İmmünoterapi kimler için uygun?

Kemoterapi dışında son yıllarda kullanılmaya başlanan immunoterapi ve akıllı moleküller grubundaki bazı ilaçların da yaşam süresini uzattığı gösterilmiştir.

Ayrıca immunoterapinin yan etkilerinin daha az olduğu ve tedavide başarı şansını daha çok artırdığı da belirlenmiştir.

Ancak mutasyonu hedefleyen akıllı moleküllerin kullanımı için kanser dokusunda bazı genetik mutasyonların varlığını tespit etmek gerekmektedir.

Bunun dışında, son dönemde Küba’da kanser aşısı bulunmuş olsa da, yapılan çalışmalar sonucunda etkisi yeterince tatmin edici bulunmamıştır. Kısacası akciğer kanserinin önlenmesindeki en önemli unsur, sigara ile ciddi anlamda mücadele etmektir.

İmmünoterapi: Kanser tedavisinde bağışıklık sistemi

Источник: //indigodergisi.com/2018/11/akciger-kanseri-belirtileri-tedavi/

Akciğer kanserinde umut veren tedaviler

Akciğer Kanserinin Tedavisindeki Gelişmeler

Akciğer kanseri, tüm dünyada en sık görülen kanser türleri arasında üçüncü sırada yer alıyor. Dünya genelinde her yıl 1.5 milyon kişi, Türkiye’de ise 20-25 bin kişi akciğer kanseri nedeniyle yaşamını kaybediyor.

Ancak yeni tedaviler sayesinde akciğer kanseri tedavisinde umut veren gelişmeler yaşanıyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr.

Aziz Yazar, kansere bağlı can kayıplarında ilk sırayı alan akciğer kanseri tedavisindeki yeni tedavi yöntemlerini anlattı.

Akciğer tedavisinde son dönemde hedefe yönelik tedaviler, bir başka deyişle akıllı ilaçlar ile dünyada “Küba aşısı” olarak bilinen ilaç başarıyı artırmalarıyla öne çıkıyor.

Akciğer kanserinin tedavisinde kaydedilen gelişmeler hastalıkla birlikte yaşama oranını artırıyor ve bu hastalığı kronik bir hastalık haline dönüştürebiliyor.

Ancak tedaviden başarılı sonuç elde edilmesinde kanserin erken dönemde tespit edilmesi büyük önem taşıyor.

İmmünoterapi yaşam süresini iki katına kadar artırabiliyor

Günümüzde akıllı ilaçlarla akciğer kanserinin tedavisinde umut veren sonuçlar elde ediliyor. Akıllı ilaçlar için uygun olan kişiler, klasik kemoterapi yerine, ağızdan alınan ilaçlarla tedavi edildiklerinde, yaşam süresi iki katına yakın uzuyor. Üstelik yan etkileri kemoterapiye göre daha az oluyor.

Bu ilaçlar için uygun olmayan kişilere de immünoterapi veya kemoterapi verilebiliyor. İmmünoterapi akciğer kanserinde hem birinci hem de ikinci seri tedavide kullanılabiliyor. Yapılan çalışmalara göre; akciğer kanserinin ileri evresinde, immünoterapi yönteminde kemoterapi tedavisinden iki kat daha fazla başarılı sonuçlar elde edilebiliyor.

Ayrıca kişilerin immünoterapinin yan etkilerine karşı toleransları da daha iyi oluyor.

 

Akciğer kanserinin tedavisinde bir başka umut veren gelişme ise dünyada “Küba aşısı” olarak bilinen ilaç. Küba aşısı immünoterapötik bir ajan. Racotumomab 3.ve 4. “küçük hücreli dışı” akciğer kanserinde etkili oluyor. Küçük hücreli dışı akciğer kanseri, akciğer kanserlerinin yüzde 80-85 gibi büyük bir oranını oluşturuyor.

Küba'da yapılan bir çalışmada birinci yılın sonunda, aşı verilen grup aşı verilmeyenlerle karşılaştırıldığında hayatta kalanların oranı yüzde 20 ve 2. yılın sonunda yüzde 14 daha fazla bulunmuş. Aşının son zamanlarda küçük hücreli akciğer kanserinde de etkili olabildiği, yapılan küçük çaplı çalışmalarda bildirildi.

Faz II (ilacın akciğer kanserinde etkili olup olmadığının test edildiği ve genellikle kişi sayıları 40-50 düzeylerinde olan) çalışmada etkinliği gösterildikten sonra birçok ülkede kullanılmaya başlandı.

Ancak faz III (ilacın akciğer kanserinde standart tedavi ile karşılaştırıldığı ve daha fazla kişinin dahil edildiği) çalışma sonuçlanmadığı için henüz FDA onayı almadı.

Akciğer kanseri tedavisinde yakın gelecekte ciddi gelişmeler olacak

Akciğer Kanserinin Tedavisindeki Gelişmeler

Prof. Dr.

Nil Molinas Mandel, akciğer kanserinin günümüz tedavi yaklaşımındaki değişimleri şu sözlerle açıkladı: “Öncelikle, akciğer kanserini kabaca küçük hücreli ve küçük hücreli dışı kanser olarak iki alt gruba ayırıyoruz.

Küçük hücreli dışı akciğer kanserlerinin alt gruplarını belirlemek ve uygun hastalarda, tümörün genomik yapısını, mutasyon varlığını araştırarak tedavi planlamak standart yaklaşım oldu.

Çok yakın bir gelecekte, bazı moleküllerin hem yan etkilerini hem etki mekanizmalarını tanıdıkça, sayıları giderek artacak uzun bir ilaç listesi oluşacak.

Bu ilaçlarla, eskiden metastazlı, ileri evre akciğer kanseri için 3-6 ay dediğimiz yaşam sürelerinde ciddi bir artış göreceğiz.

Biz 1 yıllık yaşam süresine baktığımız zaman eskiden yüzde 15-20 olan oran, bugün %60’lara çıktı. Yani, hastaların yarısından fazlası metastazlarına rağmen, 1 yılın üzerinde yaşayabilir hale geldi.

Dolayısıyla akciğer kanseri tedaviden istifade edebilen bir kanser türüdür diyebiliriz.”

//www.medikalakademi.com.tr/akciger-kanseri-nedenleri-belirtileri-tani-evrelendirme-teshis/

Tümörün genomik yapısını, mutasyon varlığını araştırmak için yeterli doku örneğinin önemini vurgulayan Prof. Dr.

Nil Molinas Mandel, yeni tedavi seçimi sürecini şu sözlerle anlattı: “Biyopsiyi yapan göğüs hastalıkları uzmanlarına veya girişimsel radyologlara ya da cerrahlara çok iş düşüyor.

Önemli olan, uygun yerden ve uygun miktarda biyopsi materyali almak. Daha sonra patologların bu alınan doku örneklerini, dokuyu çok harcamadan, değerlendirmeleri gerekiyor.

Alınan biyopsi örneklerinde, küçük hücreli dışı akciğer kanseri tanısı konmuşsa, bunların özel boyalarla skuamöz ya da nonskuamöz akciğer kanseri olduğunu belirlemek gerekir.

Ondan sonra da kalan hücre bloklarından veya doku örneklerinden mutasyon araştırmalarının yapılması istenir.

Diğer bir deyişle, kanserli dokuda EGFR ,ALK, KRAS, ROS gibi pekçok farklı gen mutasyonlarının varlığına bakılması gerekir”.

Prof. Dr.

Nil Molinas Mandel, kemoterapi, radyoterapi gibi uygulamalar hakkında soruları şöyle yanıtladı: “Küçük hücreli dışı akciğer kanserlerinde belli bir alt grup hastada testler sonucunda EGFR gen mutasyonu varlığı gösterilmişse, birinci seçim olarak kemoterapi yerine direkt hedefe yönelik tedavilerden faydalanma şansı var. ALK mutasyonları ise genelde EGFR mutasyonu saptanmayan, adenokanser alt gruplarından küçük bir grupta (%3-5’lik bir grupta) saptanıyor. Hedefe yönelik tedaviler, akciğer kanserli hastalar için çok önemli bir gelişme oldu.

ALK mutasyon varlığı saptanmış olan hastalarda, hedefe yönelik tedavilerle oldukça olumlu sonuçlar elde edilmekte, dirençli hastalarda bile hem sağkalımı uzatmakta, hem cevap oranları artmakta, hem de kaliteli bir yaşam imkanı sağlanmaktadır. Tedavinin etkin olması için, tabi ki, bu mutasyon testlerinin çok doğru yapılıyor olması önemli. Bazen ALK mutasyonu bazı laboratuvarlarda pozitif çıkıyorken, bir başka laboratuvarda aynı materyalde mutasyon saptanamıyor.

10 soruda akciğer kanseri belirtileri ve yeni tedavi seçenekleri

Onun için hedef, bunlarda tam dengeyi oluşturmak ve güvenilir bir laboratuvarla çalışmak; diğer bir deyişle laboratuvarların standardizasyonunu sağlamak.

Eğer doğru yapılmış testlerle hareket edecek olursak, bu ilaçların sonuçları gerçekten çok olumlu.

%5’lik bir hasta grubu olmakla beraber, bu küçük grupta oldukça önemli bir semptom kontrolü sağlanıyor ve yaşam kalitesinde artışla beraber, yaşam süresi de uzuyor.

Küçük hücreli akciğer kanseri ise, biraz daha hızlı çoğalan ve çok kolay metastaz yaptığı için de, çoğu kez karşımıza metastazlı hastalıkla gelen bir kanser tipi. Bu kanser türünde özellikle hastalara çok hızlı bir evreleme yapmak gereklidir.

Böylece, göğüs boşluğunda sınırlı ya da metastaz yapmış, yaygın evre hastalık ayrımını yapmak önemlidir. Çünkü hastalık, göğüs kafesinde sınırlı ise, biz bunlara hemen kemoterapi ve radyoterapiyi eşzamanlı olarak başlıyoruz.

Arkasından da hiç metastaz olmasa bile beyine koruma tedavisi olarak radyoterapi ekliyoruz.”

Akciğer kanseri tedavisindeki güncel durum nedir?

Metastazlı hastalar için sistemik kemoterapinin hala standart tedavi olduğunu belirten Prof. Dr. Nil Molinas Mandel, tedavilerin evrelere göre değişiklik gösterdiğini bildirdi.

“Örneğin erken evre hastalıkta cerrahi ön planda iken, lokal ileri hastalıkta kemoradyoterapi ile tedaviye başlamak uygun oluyor.

Kemoterapi ile ilgili olarak 1995’te ‘yapılsın ya da yapılmasın’ tartışması varken, bugün artık ileri evre hastalıkta platin bazlı kombine kemoterapi, standart tedavi haline gelmiş durumda. Yan etkileri kontrol altına almak için mutlaka B12 vitamini ve folik asit desteği gerekiyor.

Geçmişte akciğer kanserine kemoterapi yapılıp yapılmaması konuşulurken, bugün için akciğer kanserinde idame tedavisi bile uygulanmaktadır. Normalde 4-6 tur kemoterapi yapılıp tedavi kesilirken, günümüzde, hücre yapısına bakarak, uygun hastaların tedavisine devam edilebilmektedir.

Kemoterapinin bir başka kullanım alanı ameliyatlardan sonraki uygulamalardır; hasta ameliyat olsa bile bazı hastalarda koruyucu tedaviler (adjuvan tedavi) de gerekiyor.

Tümör çapına, histolojik alt grubuna ve lenf bezi tutulumuna, hastanın performans durumuna ve mevcut diğer hastalıklarına bakarak, adjuvan tedavi için karar veriyoruz” diyerek idame tedavilerinin yaşam süresini uzattığını ifade etti.

“Radyoterapi tekniklerinin de çok ilerlediğini vurgulamak gerekiyor. Yoğunluk ağırlıklı radyoterapi, görüntü kılavuzluğunda radyoterapi gibi yeni teknolojilerle, sağlam dokular korunarak, sadece hasta bölgelere tedavi veriliyor.

Bazen de küçük bir kanser odağı, ameliyatsız olarak sadece radyocerrahi ile, yani stereotaktik vücut ışınlaması dediğimiz yeni bir yöntemle kontrol edilebiliyor.

Beyinde, eskiden 3 metastazı olan hastalara cerrahi yapılmaz, tüm beyin radyoterapisi uygulanırdı.

//www.medikalakademi.com.tr/akciger-kanser-belirti-tedavi/

Oysa şimdi, tüm beyin radyoterapisi yerine stereotaktik radyoterapi ile tedavi etmek mümkün. Beyindeki metastaz küçük ise, ilk önce sadece o bölgeye stereotaktik radyoterapi yapılıp, hasta takibe alınıyor; eğer, ihtiyaç olursa daha sonra tüm beyin ışınlaması yapılıyor.

Fakat bu tedavileri uygularken, çok bilinçli olmak ve kemoterapi ve radyoterapinin yanı sıra, iyi bir destek tedavisi sağlamak gerekir. Hastaların yaşam kalitesini yüksek düzeyde tutmak, enfeksiyonlardan korunmak, hem beslenmeye hem de yaşam tarzına dikkat etmek gerekiyor.

Bunlar yaşam süresini uzatabilen faktörler…”

Farklı alanlarda kaydedilen gelişmeler nelerdir?

“İleri evre akciğer kanserinin tedavisinde, tüm bu tedavi seçenekleri ile yaşam süresi uzamış ve yaşam kalitesi artmış olmakla beraber, hala sonuçlar yeterince tatmin edici değildir. Son yıllarda, immünoterapi alanında akciğer kanserli hastalar için ümit verici gelişmeler kaydediliyor.

Hatta rutinde uygulamakta olduğumuz tedavilerin başarısız olduğu olgular için bile, akciğer kanserine karşı immün sistemi kullanan yeni ilaçlar umut kapısı açıyor. Akciğer kanserinde immünojenitenin zayıf olduğu düşünülmekte iken, yakın zamanlarda immün-hedefli tedavilerin bu kanser türünde de etkin olduğu gösterildi.

İmmünite esaslı akciğer kanseri tedavileri içinde monoklonal antikorlar, nivolumab gibi tedavi edici aşılar ve adoptif T hücre transferi gibi uygulamalar sayılabilir.”

Akciğer kanserinin %85-90 oranında sigara kaynaklı olduğunu belirten Prof. Dr.

Nil Molinas Mandel, “Uzun süre sigara içmiş bir kişi, sigarayı bıraksa bile, akciğer kanseri olma riski tamamen sıfırlanmıyor; ancak, giderek azalan bir eğri ortaya çıkıyor.

Pasif içicilik söz konusu olduğunda, sigara içenlerin yanındakilerde de akciğer kanseri görülme riskinin 2 katı arttığını görüyoruz. Tabi tek faktör sigara değildir.

Sigaranın yanı sıra asbest ya da hava kirliliği, çeşitli çevresel faktörler, başta radon gazı olmak üzere çeşitli kimyevi maddeler akciğer kanserinin ortaya çıkmasında rol oynuyor.

Bunun yanı sıra, bazen de hiçbir risk faktörü olmayan, sigara içmemiş gencecik kişilerde de kanser görebiliyoruz.

Genetik sorusu hep ortada kalmakla beraber %10-15 civarında genetik faktörlerin de rol oynayabileceğini biliyoruz” dedi.

Источник: //www.medikalakademi.com.tr/akciger-kanseri-tedavisinde-son-yenilikler/

Kanser tedavisinde son gelişmeler neler?

Akciğer Kanserinin Tedavisindeki Gelişmeler

Her yıl Nisan ayının ilk haftası, “Kanserle Savaş Haftası” olarak kabul ediliyor. Kanserle Savaş Haftası öncesinde yapılan açıklamalarda tıpta yaşanan gelişmeler ve kanserin erken teşhisi konusunda atılan adımların umut vadettiği belirtildi, “Önümüzdeki 10 yılda kansere çare bulunabilir” denildi.

Kanserle Savaş Haftası

Dünyada kanser tanısı alan hasta sayısı her yıl 12,7 milyonu bulurken, 7,6 milyon kişi de kanser nedeniyle yaşamını kaybediyor.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre son 4 yılda dünya genelinde kanserin görülme sıklığı yüzde 11 artarak, yıllık 14 milyon yeni vakaya ulaşıldı. DSÖ’nün açıkladığı son rakamlara göre kanser vakaları, 2035 yılına kadar yılda 24 milyonu bulacak.

Rakamlar kanserin her yıl 8,2 milyon hastanın ölümüne neden olduğunu gösterirken, erken teşhis hastaların hayatının kurtulmasında büyük önem taşıyor.

Bu önemli sağlık sorununa dikkat çekmek ve toplumun kansere yönelik bilincini arttırmak amacıyla Nisan ayının ilk haftası, Türkiye’ de “Kanserle Savaş Haftası” olarak kabul ediliyor. Hafta boyunca “Kanser Haftası” başlığı altında etkinlikler gerçekleştirilerek, kanserle savaşa yönelik ilginin ve farkındalığın canlı tutulması amaçlanıyor.

1-7 Nisan “Kanserle Savaş Haftası” öncesinde yaptığı açıklamada, kanser tedavisinde erken teşhisin önemini vurgulayan Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr.

Necdet Üskent, “Türkiye’de erkeklerde akciğer, kadınlarda ise meme kanserine sık rastlanıyor. Tıpta yaşanan gelişmeler ve kanserin erken teşhisi için atılan adımlar umut vadediyor. 10 yılda kansere çare bulunabilir” dedi.

Necdet Üskent, kanser tedavisine ilişkin gelişmeler konusunda şu bilgileri verdi:

“Kanserde en yeni tedaviler; immünoterapi (Bağışıklık sisteminin kanser hücresine yönlendirildiği, bağışıklık sistemi hücrelerinin tümörle savaşmasının sağlandığı tedaviler), gen tedavileri ve hedefe yönelik tedaviler.

Kişiye özel hedef tedaviler ve immünoterapide, tümörün genetik yapısına bakarak saptanan genetik mutasyon ve alterasyonlara göre kişiye uygun tedaviler ve ilaçlar belirleniyor. Kanserde hücre ve aşı tedavileri büyük umut vaat ediyor. Çalışmalar hız kazandı.

Özellikle de beyin tümörleri ve pankreas tümörleri üzerinde denenen hücre tedavilerinin sonuçları çok başarılı. Bilimsel araştırmalar bu hızla giderse gelecek 10 yılda kansere çare bulunacak gibi görünüyor.”

Erkeklerde akciğer, kadınlarda meme kanseri

Dünyada erkeklerde en sık sırasıyla Akciğer, Prostat, Kolon (Kalın Bağırsak), Mide ve Karaciğer Kanseri, kadınlarda ise en fazla meme, kolon, akciğer, Servix (Rahim Ağzı) ve Mide Kanseri görülüyor.

Sağlık Bakanlığı’nın yayınladığı son rapora göre Türkiye’de her yıl yaklaşık 97 bin erkek, 62 bin kadın, yani toplamda 159 bin kişi kansere yakalanıyor. Kanserden ölüm ülkemizde yılda 50.000 civarında.

Türkiye’de erkeklerde Akciğer, Prostat, Kolon ve Mide, kadınlarda ise Meme, Tiroid, Kolon, ve Mide kanseri görülüyor. Ancak Tiroid kanseri olgularının büyük çoğunluğu kurtarılabildiği için ölüm oranı Tiroid kanserinde düşük.

Kanserin genetiğine dair bilgiler de veren Prof. Dr. Necdet Üskent, “Artık evre 4 olup da iyileşen hastalarımız var. Bu, kanserin genetik yapısının bilinmesi ve ona yöneltilebilen hedef tedaviler ile ilgili. Gelişen tedavi yöntemleri, hedefe yönelik tedaviler ve teknoloji sayesinde dördüncü evre kanser hastası olmasına rağmen 10 yıl yaşayan, hastalıkları nüksetmeyen hastalarımız var” dedi.

Kanser tedavisinde CTC teknolojisi

Son 20 yılda kanserin tedavisi konusunda ciddi gelişmelerin yaşandığını belirten Üskent, kanserde erken tanı ve etkin tedavide CTC tekniğinin de önemli rol oynadığına dikkat çekti.

“Eskiden hastadan bir parça alıyor ve yapılan teste göre tedavi uygulanıyordu. Ancak bu yolla uygulanan tedavi bazı hastalarda işe yararken bazılarında yaramıyordu. Artık her hasta için değişkenlik gösteren tümörün genetiğine bakılıyor ve tedavi kişiselleştiriliyor.

Kandan kanser teşhisi yapılmasını mümkün kılan son teknoloji CTC ise hastalara umut oluyor.

Basit bir kan testiyle kanda dolaşan tümör hücrelerini çok erken evrede bulan CTC tekniği adeta bir dedektif gibi sadece hücreleri bulmakla kalmıyor, kanda dolaşan tümör hücrelerinin sayılarını, hatta hangi tür kanser olduğunu da tespit ediyor. Böylelikle kanser daha yolun çok başındayken önlem alma şansı doğuyor.”

GIDAHATTI DERGİSİNİ ÜCRETSİZ İNDİRİN

Источник: //www.gidahatti.com/kanser-tedavisinde-son-gelismeler-neler-47238/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть