Akdeniz Ateşi (FMF Hastalığı) Nedir? Tedavisi, Belirtileri, Nedeni

içerik

Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) Hastalığı Nedir? – Sağlık Ocağım .NET

Akdeniz Ateşi (FMF Hastalığı) Nedir? Tedavisi, Belirtileri, Nedeni

Ailevi Akdeniz ateşi hastalığı veya Familial Mediterranean Fever (FMF) veya Ermeni hastalığı genellikle Yahudi, TürkOrtadoğu ve Arap ülkelerinde görülen ırsi, kalıtsal, ateşli ve enflamatuar bir hastalıktır.

Tekrarlayan ateş, karın ağrısı, göğüs ağrısı ve eklem ağrıları nöbetleri, erizipel benzeri cilt lezyonları ve hastanın sık sık enfeksiyon varmış gibi belirtiler ile seyreder fakat enfeksiyon olmasından çok enflamasyonlu bir hastalıktır. Akdeniz ateşi hastalığının diğer nedenleri tam olarak bilinmemektedir.

Ailevi akdeniz ateşi hastalığı belirtileri

Akdeniz ateşi hastalığı belirtileri

Akdeniz ateşi hastalığının semptomları (belirtileri) çoğunlukla 5 ile 15 yaşları arasında başlar ve tekrar eden ateşlenmeler, karın ve göğüs ağrıları ve artrit (eklem iltihabı ya da enflamasyonu) şeklinde ortaya çıkar. Akdeniz ateşi hastalığından etkilenen çocukların ya da bireylerin derilerinde zaman zaman ortaya çıkan kırmızı kabarmalar görülür. Akdeniz ateşi hastası kişilerde psikiyatrik problemler de sık görülür.

Akdeniz ateşi hastalığında ataklar genellikle 24- 48 saat arasında sürebilmekle birlikte bazen 3-4 veya 5-6 gün hafifleyerek devam edebilir. Ataklar arasında genellikle hastalığa özgü semptomlar görülmez.

Ailevi akdeniz ateşi hastalığı teşhisi

Akdeniz ateşi hastalığı kolay teşhis edilebilen bir hastalık değildir.

Hastalık aile bireylerinden birinde daha önceden teşhis edilmiş ve genetik testler ile hastalık doğrulanmış ise çocukta bu belirtiler başladığında hastalık daha kolay ve çocukluk yaşlarda teşhis edilebilir, ancak hastalığı yıllarca teşhis edilememiş kişilerde hastalık genellikle ciddi derecde arttıktan sonra ve 30-35’li yaşlarda daha sık teşhis edilmektedir.

Akdeniz ateşi hastalığı şüphesi varlığında (tekrarlayan ateşli nöbetler, eklem ağrıları, ateş ile birlikte karın ağrıları, durup dururken cildinin herhangi bir yerinde kızarıklık ve enflamasyon oluşan, hiç bir şey yokken kısa bir sürede karın ağrısı, eklem ağrıları ve ateş krizleri, titreme krizleri giren) bir hasta ya da hasta yakınları iç hastalıkları uzanlığında ya da gastroentroloji uzmanlığında ayrıntılı fizik muayene ve bazı kan testleri yaptırmalı ve şikayetleri doğru anlatmalıdır.

Ataklar sırasında hastaneye veya iç hastalıkları bölümüne başvurulması ve burada özellikle ataklar sırasında sedimantasyon, SAA, CRP, Fibrinojen, lökosit gibi testlerin istenmesi, kolşisin tedavisine yanıt ve genetik testler Akdeniz ateşi hasatlığı teşhisinde önemlidir.

Genetik testler ile kesin FMF tanısı konulur mu?

Genetik testler Türkiye’de araştırma veya üniversite hastanelerinde bulunan genetik analiz uzmanlığında değerlendirilir fakat genetik uzmanlığında değerlendirilen testler sonucunda bile Akdeniz ateşi (FMF) için hastalık varlığı hakkında kesinlik genellikle güçtür, çünkü Akdeniz ateşi hastalığı için tek bir gen mutasyonu sorumlu tutulmamaktadır. Yapılan çalışmalarda Akdeniz ateşi hastalığından daha fazla gen mutasyonunun sorumlu tutulduğu bildirilmiştir.

Genetik danışmanlık uzmanlığında istenen genetik test sonuçları ile tekrar genetik analiz uzmanlığına gidilir ve burada bu test sonuçları incelendikten sonra hasta hastalık ile ilişkili bölüme (genellikle romatoloji veya iç hastalıkları bölümüne) yönlendirilir ve bu bölümlerde gerekli testler, tetkikler yapılır, hastalığa uygun veya hastalıktan şüphelendiren sonuçların çıkması ile hastalık teşhis edilir ve genellikle hastaya kolşisin tedavisi verilir ve tedavi etkili olur ise Akdeniz ateşi hastalığı teşhisi doğrulanmış kabul edilir.

Akdeniz ateşi hastalığı için taranan gen mutasyonları

  1. Ailesel Akdeniz ateşi hastalığı (FMF) MEFV genindeki mutasyonların (değişimlerin) neden olduğu otozomal resesif gegişili kalıtsal bir hastalıktır.
  2. MEFV gen mutasyon analizinde genellikle FMF hastalığı için E148Q, P369S, F479L, M680I (G/C), M680I (G/A), I692del, M694I, M694V, K695R, V726A, A744S, R761H mutasyonları taranmaktadır.

  3. Akdeniz ateşi hastalığı için şimdiye kadar yapılan çalışmalara göre en fazla uyumlu gen mutasyonu M694V mutasyonu olmuştur, ancak bu durum hasya göre de değişebilir. Türk toplumunda yapılan diğer çalışmalarda görüldüğü kadarıyla, Akdeniz ateşi hastalarının büyük çoğunluğunda M694V mutasyonuna rastlanmıştır.

  4. Ayrıca son yıllarda yapılan çalışmalara göre Akdeniz ateşi hastalığından başka gen mutasyonları da sorumlu tutulmaktadır.
  5. FMF hastalığında genetik testlerin önemi büyüktür. Genetik testler, hastaların sendromları başlamadan önce tanı imkanı sağlar. Akdeniz ateşi hastalığı riski taşıyan kardeşlerin belirlenmesinde yardımcıdır.

    Genetik testler sayesinde kolşisin tedavisi erken başlanır ve komplikasyonların gelişmi bir miktar önlenir.

Akdeniz ateşi hastalığı tedavisi

Akdeniz ateşi hastalığının hastalığa özgü bir tedavisi olmamakla birlikte bu durum ile ilgili şikayetleri olan kişilere kolşisin tedavisi verilir. Kolşisin ilacı, hastalığı tedavi etmez ancak atakların şiddetini ve sıklığını, organ hasarlarını azaltabilir.

Kolşisin tedavisi her hastada aynı etkiyi göstermeyebilir. Kolşisin tedavisi almayan hastalarda ölümcül de olabilen amiloidoz birikimi riski daha yüksektir. Amiloidoz birikimi hastalığın en bilindik ve en sık görülen komplikasyonlarından biridir.

Ayrıca Akneiz ateşi hastalığında hasta belirli periyotlarda takip edilir, çünkü hastalığın zarar verdiği ya da verebileceği organ veya sistem hasarlarına göre de tedaviler gerekir ve gereken durumlarda farklı ilaçlar, farklı tedaviler uygulanır.

Akdeniz ateşi hastalığının takip ve oluşan hasarların doğru tespiti ve tedavisi çok ama çok önemlidir.

FMF hastalığında atakların süresi, tipi ve seyri nedir?

FMF hastalığı cilt lezyonları

  1. Ailevi akdeniz ateşi hastalığında ataklar genelliklebir gün veya bir hafta arasında değişen fakat karın ağrısı ataklarında ilk gün doğum ağrısı kadar yoğun ve ağlayacak kadar dayanılmaz olup, azaldığında da birkaç gün karın bölgesine darbe almış gibi en az üç veya beş gün acı verebilir ancak bu durum hastaya ve  aynı hastanın geçirdiği farklı atağa göre de değişir. Karın ağrısı atakları genellikle peritonit (karın zarının iltihaplanması) nedeni ile meydana gelir ve birçok hastalık ya da durum ile karışabilir.
  2. Eklem ağrıları sonrası genellikle kalıcı bir acı, ağrı kalmaz ancak bu durum yine hastaya göre değişir.
  3. Cilt sorunları kızarıklıklar, enflamasyonlar, ateşli ve iltihabi cilt lezyonları haftalarca sürebilir, bazen geçmez ve bu durum için tedavi gerekir.
  4. Bazı hastalarda tekrarlayan göz kanlanması, göz kızarıklığı, göz enfeksiyonu gibi bir ataklar söz konusu olabilir.
  5. Bazı hastalarda ve atağa göre değişen ishal ya da kabızlık dönemleri görülebilir.
  6. Bazı hastalarda sık sık mide ağrıları, mide yanmaları, reflünün tetiklenmesi, ağız içi yaraları, diş ve diş eti iltihapları gibi üst sindirim sistemi rahatsızlıkları görülebilir.
  7. Bazı hastalarda ve bazen nörolojik sorunlar (baş ağrıları, kulak çınlamaları, migren atakları, beyin iltihabı gibi) oluşabilir.
  8. Bazı hastalarda renal veya idrar kanalı sistem sorunları (böbrek taşı oluşumu, böbrek ağrıları, idrar yolu enfeksiyonları, vajinal enfeksiyonlar, vajinal yaralar ve benzeri) görülebilir ve bunlara bağlı böbrek yetmezliği, böbrek kayıpları gibi komplikasyonlar meydana gelebilir.
  9. Bazı hastalarda pelvis tutulumları (pelvik inflamatuvar hastalık, kasık ağrıları, kuyruk sokumu ağrıları, kalça ağrıları gibi) ataklar görülebilir.
  10. Bazı hastalarda ve bazı ataklarda solunum yolu tutulumları (astım benzeri şikayetler, boğaz ağrıları, nefes darlığı, nefes almada güçlük, burun kuruluğu gibi şikayetler) ortaya çıkabilir veya bu durumlar mide rahatsızlıklarından dolayı şiddetlenebilir.
  11. Bazı hastalarda ve bazı ataklarda kas tutulumları (kas iltihapları ya da kas enflamasyonu) gibi kas tutulumları ve kas ağrıları görülebilir.
  12. Bazı hastalarda ve bazı ataklarda damar tutulumu, sinir sistemi tutulumu nedeni ile ağrılar ve damar genişlemesi, damar iltihabı görülebilir.
  13. Bazı erkek hastalarda testis tutulumu (akut skrotum ile karışabilen bir durum) oldukça sık görülür.
  14. Bazı hastalarda ve bazı ataklarda kalp kası ya da kalp zarı veya göğüs zarı tutulumu nedeni ile göğüs bölgesinde ağrı, kalp ritim bozukluğu ve buna bağlı olarak kalp kapak hasarları ve bu gelişen hasarlara bağlı şikayetler de görülen şikayetler arasındadır.
  15. Hastaların çoğunluğunda kişi yaşlandıkça atakların şiddeti ve sıklığı azalır.

Yani Akdeniz ateşi hastalığında ağrılar, enflamasyonlar, iltihabi durumlar, lezyonlar, ataklar, atakların süresi ve şiddeti, oluşabilecek komplikasyonlar (organ yetmezlikleri, organ fonksiyon bozuklukları, organ kayıpları ve diğer yapıların hasarları gibi) hastaya göre, hastanın yaşam tarzına göre, hastanın beslenme tarzına göre, hastanın genel durumuna göre, hastanın takip ve tedavilerini önemseyip önemsemediğine göre değişebilmektedir.

Hastalığın ataklarını fizik ve duygusal stres, kadınlarda adet dönemleri, yine kadınlarda hamilelik, ergenlik ve menopoz dönemleri gibi dönemler ve yüksek yağlı, yüksek tuzlu beslenme tetikleyebilmektedir.

Akdeniz ateşi hastalığında ailesel geçiş nasıl olur?

Ailevi akdeniz ateşi hastalığının aileden geçişi hastalığın ortaya çıkmasında anne ve babanın taşıyıcı ya da hasta olması önemli bir faktördür. Hastalık daha çok akdeniz bölgesinde görülenbir hastalık olduğu için bu adı almıştır.

Akdeniz ateşi hastalığı bazı hastalarda nadir olarak taşıyıcı olmadan da ortaya çıkabilmektedir, bununla birlikte taşıyıcı olmasına rağmen hasta olmayan kişiler de vardır.

Bazen FMF hastalığının genetik faktörü anne ve babadan değil önceki kuşak akrabalardan da gelebilir.

Ailevi akdeniz ateşi hastalığı kalıcı bir hastalıktır. 1992 yılında hastalığa sebep olan gen bulunmuştur. Hastalığın Türkiye’de görülme sıklığı 1/1000 iken, taşıyıcı sıklığı 1/5 gibi oldukça yüksek bir rakamdır. Bu durum, özellikle akraba evliliklerinin çok sık olduğu Türkiye için ayrı bir öneme sahiptir.

Akdeniz ateşi hastalığı genetik mi?

Akdeniz ateşi hastalığından sorumlu tutulan gen mutasyonu proteinlerdeki zararlı maddelerin dışarı atılmasına yardımcı olan gen mutasyonudur.Bu gen veya genler görevini yeterince yapamadığı için bu hastalığın ortaya çıkmasına sebep olur. Akdeniz ateşi hastalığına neden olan gen hastalığın oluşmasında yüzde 98 etkilidir ve diğer etkili olan sebepler tam olarak bilinmemektedir.

Ailevi Akdeniz ateşi hastalığının en sık neden olduğu komplikasyon amiloidoz birikimidir. Amiloid belli organlarda birikir ve biriktiği organlar zarar görür.

Amiloid biriken organlar, böbrekler, dalak ve karaciğerdir. En sık olarak da böbreklerde birikir.

Bu nedenle ailevi Akdeniz ateşi hastalığının zarar verdiği organlar böbrekler, karaciğer, dalak ve bazı hastalarda kalp ve diğer organları ve diğer vücut fonksiyonlarını da zarar vermektedir.

Akdeniz ateşi (FMF) hastalığı kimlerde görülür?

Ailevi akdeniz ateşi hastalığı genellikle çocukluk ve gençlik döneminde başlayan bir hastalık olduğu gibi, % 90 hastada 20 yaşlarından önce ortaya çıkar. En sık görüldüğü yaş grubu 5 ve 15 yaşları arasıdır. Lakin hastaların genelinde bu hastalık teşhis edilemediği için, hastalığın teşhisi 30 -35 yaşlarında birçok şikayetin ortaya çıkmasından sonra konulur.

Akdeniz ateşi hastalığı Akdeniz ve Ortadoğu kökenlilerde sık görülür. Ermeniler, Sefardik Yahudiler, Kıbrıslılar, Türkler ve Araplarda sık görülen bir hastalıktır. Akdeniz ateşi hastalığı erkek çocuklarında kız çocuklarına oranla daha sık görülür.

Akdeniz ateşi hastalığı hangi hastalıklar ile karışır?

Hastalar genellikle yüksek ateş, titreme, dayanılmaz karın ağrısı, kusma, eklem ağrıları, şiddetli göğüs ağrıları, diz ağrıları, nefes almada zorluk gibi şikayetler ile acillik olurlar.

Acil servislerde bu hastalık genellikle idrar yolu enfeksiyonları, böbrek taşı, safra kesesi hastalıkları, peptik ülser, apandisit, abdominal epilepsi, abdominal migren, akut polfiria, pulmoner emboli, polikistik over sendromu , kadın hastalıkları, pankreatit (pankreas iltihabı), tonsillit (bademcik iltihabı), septik artrit, romatoit artrit, romatizmal ateş, menisküs yırtılması, gut hastalığı, kalp hastalıkları, kas iltihapları, boğaz enfeksiyonları ve benzeri bir çok farklı hastalıklar ile karıştığından hastalığın teşhisi hem gecikir hem de zorlaşır.

Bazı hastalarda hastalık çocukluk çağlarında başlamakla birlikte teşhis 30 – 35 yaşından sonra organların ve yapıların hasarlanması sonucu ciddi şikayeletler başlar ve hastalık doktor – doktor, hastane – hastane gezdikten sonra hastalık teşhis edilebilir.

Türkiye’de FMF hastalığına neden olan genetik bozukluğu yaklaşık her 6 kişiden biri taşımaktadır, bu yüzden hastalığın sık görüldüğü bölgelerdegenetik danışmanlığın evlenmeden önce alınması önemlidir. Diğer bölgelerde de genetik testlerin yapılması uygun görülür.

Akdeniz ateşi hastalığı ile ilgili benzer sağlık yazıları

Источник: https://www.saglikocagim.net/ailevi-akdeniz-atesi-fmf-hastaligi-nedir/

Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) nedir? Nedenleri, belirtileri ve tedavisi

Akdeniz Ateşi (FMF Hastalığı) Nedir? Tedavisi, Belirtileri, Nedeni

Çoğu zaman atakların ilk yıllarında hasta, belirgin semptomlarla karşılaşmaz. FMF; kalp, beyin ve omuriliği çeviren zar, erkeklerde testisler gibi vücudun farklı bölgelerinde iltihaplanmalara yol açabilir.

Ailevi Akdeniz Ateşi neden olur?

Ailesel Akdeniz ateşi, ebeveynlerden çocuklara geçen bir gen mutasyonundan kaynaklanır. Bu gen mutasyonu, vücuttaki iltihabı düzenlemede problemlere neden olur. Ailesel Akdeniz ateşi olan kişilerde, mutasyon MEFV olarak adlandırılan bir gende gerçekleşir.

 MEFV geni; beyaz kan hücrelerindeki bir protein çeşidi olan pyrinin denetlenmesinde görev alır. Bu protein çeşidinin görevi, iltihabı (inflamasyonu) kontrol altında tutmaktır.

İltihap, bağışıklık sisteminin beyaz kan hücelerine ve moleküllere hastalıkla ilgili sinyal göndermesi sonrasında başlar.

Pyrin, inflamasyonu durdurabilir ya da yavaşlatabilir. Ancak, MEFV geni mutasyona uğradığında pyrin doğru bir şekilde çalışmaz ve inflamasyonu kontrol edemez. Bu durumda inflamasyona ağrı, kızarıklık ve ateş eşlik edebilir.

Ailevi Akdeniz Ateşi taşıyıcısı nasıl olur?

Ailevi Akdeniz Ateşi, bazı etnik gruplarda daha çok görülebilir. Yunanlar, İspanyollar, Araplar, Ermeniler, İtalyanlar gibi Akdeniz orijinli kişilerde görülme olasılığı yüksektir. Akdeniz kökenli 200 kişiden biri, bu hastalığın taşıyıcısıdır. Ancak diğer etnik gruplarda da taşıyıcılara rastlanabilir.

FMF, erkeklerde kadınlara nazaran daha sık görülür. Bununla birlikte ülkemizde hastalık, İç Anadolu Bölgesi’nde daha yaygındır. Taşıyıcılar, genelde ebeveynlerdir. MEFV geninin anormal iki kopyasından biri anneden diğeri ise babadan alınır.

Yani taşıyıcılar, MEFV geni mutasyona uğramış olan anne ve babalardır.

Akdeniz anemisi (talasemi) nedir? Nedenleri, belirtileri ve tedavisi

Ebeveynlerin taşıyıcı olması durumunda çocukta hastalık görülebilir. Çocuklardan birinde hastalık varsa ve ebeveynlerin ikisi de taşıyıcıysa diğer çocukta da Ailevi Akdeniz ateşi, görülme olasılığı %25’dir. Çocuğun ve ebeveynlerden birinin taşıyıcı olması durumunda diğer kardeşinin taşıyıcı olma ihtimali %50’dir.

Ailevi Akdeniz Ateşi belirtileri

  • Karın zarının iltihaplanmasına bağlı olarak gelişen karın ağrısı
  • Sık görülen kas ağrıları (miyalaji)
  • Kabızlık ve ishal. Bazı hastalarda kabızlığı takip eden ishal görülebilir
  • 40 0C’ye kadar yükselebilen yüksek ateş
  • Eklem iltihabı (artrit) sonucu diz, ayak bileği ya da kalçaekleminde ağrılar
  • Nefes alıp verirken hissedilen şiddetli göğüs ağrısı. Atakların yarısından fazlasında görülür. Kalp zarındaki iltihap nedeniyle göğüste ağrılar gelişebilir
  • Eklem iltihabının doğal bir sonucu olarak eklemlerde şişkinlik.
  • Kadınlarda yumurtalık, erkeklerde testis şişkinliği
  • Diz altlarında ve bacaklarda sıklıkla görülen kırmızı, sıcak ve hassas döküntü şeklindeki plakalar.
  • Kan damarlarının iltihaplanması oluşan vaskülit. Nadir de olsa vaskülite Behçet hastalığı eşlik edebilir

Belirtiler, genellikle çocukluk ya da gençlik döneminde görülmeye başlar. Atak olarak ifade edilen belirtilerin hepsi tek bir atakta görülmeyebilir. Ataklar arasında kişi kendini genelde normal hisseder.

Ataklar, ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Organ hasarına yol açan kanda anormal protein birikimi, böbrek yetmezliğiyle sonuçlanan böbrek hasarı, kadınlarda kısırlık; oldukça yaygın komplikasyonlardır. Kadınlardaki yumurtalık şişmeleri, kısırlığı beraberinde getirirken, kanda amiloid A birikimi, böbreğe hasar verebilir.

Ailevi Akdeniz Ateşi tanısı

Ailevi Akdeniz Ateşi, tanısını koyulurken ailenizin tıbbi sağlık geçmişi ve FMF atak belirtilerinizle ilgili sorular sorulabilir. Artritin eşlik ettiği tekrarlayan ateş atakları, tanıyı kolaylaştırır. Ayrıca birtakım testler de gerekecektir.

Karın ağrısının nedenleri nelerdir? Nasıl geçer, ne iyi gelir?

FMF tanısında genetik birtakım testlerden yararlanılır. Yapılan DNA analizi ile MEFV genlerinizde anormallik bulunup bulunmadığı tespit edilir. DNA analiz sonuçlarınızın negatif çıkması, hastalık taşımadığınız anlamına gelmez. Yani MEFV genleriniz normal olsa da FMF sizde mevcut olabilir. Bu yüzden DNA analizinin dışında diğer testlerden de fikir alınır.

Biyopsi

Doktorunuz; rektum, böbrek, on iki parmak bağırsağı, minör tükürük bezi biyopsileriyle amiloidoz gelişimine dair ipuçları arar. Alimoidoz, FMF sırasında üretimi artan ve suda çözülmeyen bir proteindir.

Kolşisine iyi yanıt

Kolşisin, gut, FMF ve Behçet hastalığı tedavisinde kullanılan bir ilaç türüdür. Hastaya tanı amaçlı 3-6 ay boyunca verilir. Bu durumda ağrı ve ateş ataklarının azalması, FMF tanısını kolaylaştırır.

Kan sayımı

Ataklar sırasında yükselen C-reaktif protein, fibrinojen ve serum amiloid A, kan sayımı ile ölçülür. C- reaktif, akut iltihap atakları sırasında yükselen bir proteindir ve karaciğer tarafından üretilir. Ayrıca diğer hastalık ihtimallerini devre dışı bırakmak için karın, kalp, akciğer ve skrotum görüntülemelerine ihtiyaç duyulabilir.

Hastalığın kesin bir tedavisi yoktur. Ancak birtakım tedavi yöntemleri ile belirtiler ve komplikasyonlar kontrol altında tutulabilir. Tedavide daha çok reçeteli ilaçlar kullanılır. Kullanılan ilaçlar hastalığın şiddetine göre değişiklik gösterebilir.

Kolşisin ile tedavi

Vücuttaki inflamasyonu azaltmaya ve ağrılı atakları önlemeye yardımcı olan Kolşisin, hap formunda kullanılır. Daha çok hafif ve orta şiddetli kronik atakların tedavisinde reçete edilir ve şiddetli akut atakların tedavisinde yetersiz kalabilir. Düzenli kullanıldığı takdirde amiloidoz gelişimini engeller.

Gebelik ve emzirme dönemindeki kadınlar tarafından da gönül rahatlığıyla kullanılabilir. Ancak bu ilacın hamilelikte kesilmesi, kişinin atak geçirmesine yol açabilir. Bu ataklar, düşük ihtimalini arttırır. Bu yüzden hamilelik boyunca doktorun reçete ettiği dozda kullanılmalıdır.

Ülkemizde daha çok 0,5 mg’lık tabletler şeklinde sunulur.

Tabletler, belirli zaman aralıklarıyla günde 2-3 adet olacak şekilde alınır. Gün içerisinde almanız gereken dozu yalnızca doktorunuz belirleyebilir. Yan etkileri arasında abdominal kramplar, kas ağrıları, ishal ve şişkinlik yer alır. Bu yan etkiler dozun azaltılması ile giderilebilir.

Ancak, doktorunuza danışmadan doz azaltımına gitmemeniz gerekir.

Gün içerisinde Kolşisin kullanmayı unutmanız, atak geçirmenize neden olabilir. Bu durumla karşılaşmamak adına ilaçlarınızı her gün yeterli dozda aldığınızdan emin olmalısınız. Gerekirse ilacı çantanızda ve cüzdanınızda her an yanınızda taşımalısınız.

Diğer ilaçlarla tedavi

Kolşisin’e yanıt vermeyen hastalara interlökin-1 isimli proteinini baskılamaya yönelik ilaçlar reçete edilir. Bu ilaçlar genelde ilaris, arcalyst, kineret içeriklidir.

Non-steorid anti inflamatuar ilaçlar (NSAİİ) ile güçlü ve şiddetli akut ataklar tedavi edilebilir. NSAİİ’ın etkin maddeleri genelde ağrıyı kesen parasetamol ya da dipryondur.

FMF’nin ilerlediği durumlarda kişide böbrek yetmezliği gelişimi durumunda böbrek nakli gerekebilir.

Akdeniz Ateşi ataklarında ne yapılmalı?

Karın ağrısının şiddetli olduğu durumlarda, karnınıza birtakım yağlar ile masajlar yapabilirsiniz. Ağrıyı hafifletmek için karnınıza ılık su torbası koyabilirsiniz. Sakinleşmek için adaçayı ya da papatya çayı içebilir; çalışıyorsanız, işe bir süre ara verip, dinlenebilirsiniz.

Özellikle birkaç günlük yatak istirahatıyla kendinizi toparlayabilirsiniz. Ataklar boyunca bol bol su içerek, inflamasyonu bir nebze de olsa giderebilirsiniz. Ateşinizin yükselmesi durumunda ayaklarınızı tuzlu ılık suda 15-20 dakika boyunca dinlendirebilirsiniz.

Bu işlem, rahatlamanıza da yardımcı olabilir.

Bu yöntemler sizi yalnızca bir süreliğine rahatlatabilir.

Kesin tedavi amacıyla mutlaka bir uzmana görünmeli ve doktorunuzun önerdiği ilaçları düzenli olarak kullanmalısınız! Doktorunuzun reçete ettiği ağrı kesici, ateş düşürücü ve iltihap giderici NSAİİ ilaçların kullanımı ile atağınızı kontrol altına alabilirsiniz! Özellikle şiddetli akut ataklarla karşılaştığınızda NSAİİ ilaçlarınızı mutlaka almalısınız!

Akdeniz ateşi hastalığı, tedavi edilebilir bir hastalıktır ancak yine de ölümcül sonuçlar doğurabilir. Tanı ve tedavide geç kalınması, böbrek yetmezliğinin ilerlemesine yol açabilir.

Böbrek yetmezliği ise özellikle çocukların hayatını kaybetmesine neden olabilir. Yalnızca ilaçla tedavi ile hastalığın böbrek yetmezliğine doğru ilerlemesi önlenebilir. Bu yüzden yüksek ateş, karın ve göğüs ağrısı, kas ağrıları vb.

tekrarlayan semptomlar ile karşılaştığınızda acilen bir doktora görünmeniz gerekir!

Akdeniz Ateşine hangi bölüm bakar?

Eklemlerin iltihaplanmasıyla belirgin bir hastalık olduğundan genellikle romatoloji bölümü bu hastalığı teşhis eder.

Ancak böbrek yetmezliği durumunda nefroloji, genetik testlerin yapılmasında Tıbbi Genetik de hastalık tanısını koymada görev alabilir.

Bunların dışında çocuk romatolojisi, fiziksel tıp ve rehabilitasyon işbirliğiyle hastalık tedavi edilebilir.

Akdeniz Ateşi bitkisel tedavi

Birtakım bitkisel tedavi yöntemleri ile semptomlar hafifletilebilir. Ancak bitkisel tedavileri denemeden önce mutlaka doktorunuza danışmanızı öneriyoruz.

Kereviz ve Ispanak kürü

150 gram kerevizi ve ıspanağı iyice temizleyin. Ardından kerevizi doğrayın ve 2 bardak suda 10 dakika kaynatın. 10 dakika sonrasında ıspanakları da doğrayın ve tencereye ilave edin. 5 dakika boyunca daha karışımı kaynatın ve ocaktan alın. Kür ılıdığında sabah, öğle ve akşam günde 3 sefer olacak şekilde tüketin.

Bir bardak elma sirkesinin içine bir adet kuru inciri ikiye bölerek, ilave edin. Kürü bir gece bekletin. Ertesi sabah, elma sirkesinde bekleyen inciri aç karnınıza yiyin. 15 gün boyunca bu işlemi tekrar edin. Kürü her hazırladığınızda kullandığınız sirkeyi yenileyin.

Ailevi Akdeniz Ateşi hastalarına öneriler

  • Siyah çay, kola ve kahve gibi kafein içeren içecek tüketiminden kaçının.
  • Yağlı kırmızı et ve kızartma tüketmek yerine bol bol sebze ağırlıklı beslenin.
  • Tatlı, patates, hamur işi gibi sindirimi zor yiyecekleri akşamları yememeye çalışın. Aksi halde sindirim sisteminiz, olumsuz etkilenebilir.
  • Salam, sosis, sucuk gibi işlenmiş gıda tüketimini sınırlandırın.
  • Sigara ve alkol kullanma alışkanlığınıza bir son verin.
  • Günde en az 2 litre olacak şekilde su tüketin.
  • En az haftada üç gün, 30 dakikalık yürüyüşlere çıkın. Bu sayede karın, eklem, göğüs ağrısı vb. semptomları en aza indirgeyebilirsiniz.
  • Soğuğa ve rüzgara maruz kalmamaya çalışın. Bu durum artriti tetikleyebilir ve ağrılarınız şiddetlenebilir.
  • Düzenli ve dengeli beslenmeye özen gösterin.
  • Düzenli olarak aerobik, fitness, pilates gibi egzersizler yapın.
  • Doktorunuzun reçete ettiği ilaçları kullanmayı ihmal etmeyin.

Kaynaklar 1- Familial Mediterranean Fever (Juvenile) 2- Familial Mediterranean fever Symptoms 3- Familial Mediterranean fever

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/ailevi-akdeniz-atesi-fmf-nedir-nedenleri-belirtileri-ve-tedavisi/

AİLEVİ AKDENİZ ATEŞİ (FMF) HASTALIĞI BELİRTİLERİ NELERDİR?

Akdeniz Ateşi (FMF Hastalığı) Nedir? Tedavisi, Belirtileri, Nedeni

Ailevi Akdeniz ateşi yani kısaca FMF (Familial Mediterranean Fever) iltihap oluşumuna bağlı olarak gelişen bir sağlık sorunudur. Karında, akciğerlerde ve eklemlerde meydana gelen iltihaplanmalar, FMF hastalığında ateşlenme ve ağrılar yaşanmasına sebep olmaktadır.

Ailevi Akdeniz ateşi, kalıtımsal bir hastalıktır ve Akdeniz kökenli kişilerde yinelenen bir sağlık sorunudur. FMF, her hangi bir ırka dahil olan kişileri de etkileyebileceği gibi daha çok, Sefarad Yahudileri, Araplar, Yunanlar, İtalyanlar, Ermeniler ve Türkleri etkilemektedir.

FMF hastalığının tanısı genellikle çocukluk döneminde konulmaktadır. Öte yandan, bu hastalığın tedavisi için belli bir iyileştirme yöntemi yoktur. Bunun  yerine sadece, hastalığın etki ve semptomlarını azaltmaya yönelik tedavi uygulanmaktadır.

Ailevi Akdeniz ateşi, ebeveynlerden çocuklara aktarılan mutasyona uğramış bir gen nedeni ile meydana gelmektedir. Mutant gen, vücudun iltihaplanmayı kontrol ederken sorunlar yaşamasına sebep olmaktadır.

FMF hastası olan kişilerde gen mutasyonu, MEFV adı verilen bir gen üzerinde meydana gelmektedir. MEFV geni üzerindeki birçok farklı mutasyon, ailevi Akdeniz ateşi ile bağlantılıdır. Bu gen mutasyonları bazen çok şiddetli durumların oluşmasına sebep olurken, diğer bazıları ise daha hafif durumlar yaşanmasına sebep olabilmektedir.

Ailevi Akdeniz Ateşi Belirtileri

Ailevi Akdeniz ateşinin belirtileri genellikle çocukluk döneminde ortaya çıkmaktadır. Bu dönemde çocuklarda nöbetler halinde, bir ile üç gün arasında ataklar yaşanmaktadır. Eklem iltihabı atakları ise, haftalar hatta aylar boyunca sürebilmektedir. Bunun dışında ailevi Akdeniz ateşinin belirtileri şu şekildedir;

Ailevi Akdeniz ateşi hastalığında ateşlenme yaşanmasının nedeni, vücutta gelişen iltihaplanmalardır. Bağışıklık sistemini olumsuz etkileyen iltihap oluşumu, kan hücrelerinin kendilerine karşı mücadele başlatmasından dolayı, hastanın vücut ısısının artmasına sebep olmaktadır.

2.Karın Ağrısı

Karın boşluğunda iltihaplanma oluşmasına sebep olan ailevi Akdeniz ateşi, bundan dolayı hastanın karnında ağrı ve kramplar yaşanmasına sebep olmaktadır. Bu ağrılar genellikle hastalık ataklarında gerçekleşmektedir. Yani, bazı dönemler bu karın ağrıları uzun süre boyunca yaşanmazken bazen de çok sık aralıklar ile yaşanabilmektedir.

3.Göğüs Ağrısı

Akciğerlerde iltihap oluşmasına sebep olan ailevi Akdeniz ateşinde, hastada göğüs ağrıları da gelişebilmektedir. Şayet bu ağrılar çok şiddetlenirse ve nefes darlığına hatta bayılmaya sebep olursa, acilen hastaneye gidilmesinde büyük önem vardır.

4.Ağrılı Şiş Eklemler

Eklemleri de etkileyen ailevi Akdeniz ateşi, eklemlerde iltihap oluşmasına sebep olabilmektedir. Bundan dolayı  hastada eklem ağrıları, özellikle diz, dirsek ve kalçalarda kendini gösterebilmektedir. Bu ağrıların yanı sıra hastanın eklemlerinde şişkinlikler de oluşabilmektedir.

5.İshal ve Kabızlık

Ailevi Akdeniz ateşinde yaşanan ishal durumu normal ishalden biraz daha farklıdır. Bu hastalıkta ishal yaşanır ve hemen ardından ishali kabızlık takip eder.

6.Kas Ağrıları

Vücutta iltihaplanma yaşanmasından kaynaklanan kas ağrıları bu hastalıkta yaşanabilmektedir. Bu kas ağrıları bazen şiddetli bazen de hafif şekilde kendini göstermektedir.

7.Kırmızı Döküntüler

Ailevi Akdeniz ateşinde, özellikle dizlerin altında ve bacaklarda kızarıklıklar ve döküntüler oluşabilmektedir.

8.Skrotumda Şişme

Erkeklerin cinsel organlarında yaşanan bu durumda, ailevi Akdeniz ateşi nedeniyle hastanın skrotumunda şişmeler ve hassasiyet oluşabilmektedir.

Hastalığın atakları arasındaki süreç içerisinde kişi kendini oldukça normal ve sağlıklı hissetmektedir. Semptomların yaşanmadığı dönemler bazen birkaç gün kadar kısa bir süreci kapsarken, bazen de birkaç yıl kadar uzun bir süreci kapsayabilir.

Fakat, eğer semptomların yaşandığı süreç içerisinde kişide, nefes darlığı ya da bayılma durumu yaşanıyor ise, acilen hastaneye gidilmelidir.

Risk Faktörleri

Ailevi Akdeniz ateşinde risk faktörleri; aile hastalık geçmişi ve Akdeniz ırkına dahil olmak şeklindedir. Buna göre;

Aile hastalık geçmişi: Eğer ailenizde ailevi Akdeniz ateşi hastalığı olan biri, ya da daha önceki kuşaklarda bu hastalığı taşımış bir birey var ise, bu durum sizi de ailevi Akdeniz ateşi hastalığı riski ile karşı karşıya getirmektedir. Çünkü bu hastalık kalıtımsal olarak gelişmektedir.

Akdeniz ırkından olmak: Eğer Akdeniz kökenli biriyseniz ya da aile geçmişinizde Akdeniz kökeni bulunmakta ise, siz de ailevi Akdeniz ateşi riski yüksek olacaktır. Ailevi Akdeniz ateşi, her hangi bir ırkta da gözlenebilir. Fakat, Seferad Yahudisi, Arap, İtalyan ve Türk ırklarında bu hastalık riski çok daha yüksektir.

Komplikasyonlar

Ailevi Akdeniz ateşinin yol açabileceği komplikasyonların tedavisi çok fazla mümkün değildir. Ailevi Akdeniz ateşinin sebep olabileceği komplikasyonlar şu şekildedir;

Kanda anormal şekilde protein birikmesi: Ailevi Akdeniz ateşinin atakları sırasında vücut aşırı miktarda protein (amiloid A) üretmeye başlayabilir. Bu protein türü ise kan içerisinde çok fazla miktarda biriktiğinde organların hasara uğramasına sebep olmaktadır. Bu duruma da tıp dilinde amiloidoz adı verilmektedir.

Böbreklerde hasar oluşması: Vücutta çok fazla protein birikmesine bağlı olarak gelişen amiloidoz sorunu nedeniyle organlar, özellikle böbrekler zarar görebilmektedir.

Zarara uğramış olan böbrekler ise, en çok da filtreleme görevinde aksaklıklar (glomerüller) yaşamaktadır. Bu durumu yaşayan kişilerin idrarlarında büyük oranda protein kaybı yaşanır.

Nefrotik sendrom da denilen bu durum, böbrekler içerisindeki kanın pıhtılaşmasına ya da böbrek yetmezliğine sebep olabilmektedir.

Kısırlık: Özellikle kadınlarda kısırlığa yol açabilen ailevi Akdeniz ateşi, iltihaplanma sonucu gelişen bir hastalık olduğu için, dişi üreme organlarına zarar verebilmektedir. Bu durum da kısırlığa sebep olmaktadır.

Eklem ağrıları: Ailevi Akdeniz ateşinin komplikasyonlarında, yaygın olarak gözlenen eklem ağrıları, genellikle dizlerde, bileklerde kalçalarda ve dirseklerde yaşanmaktadır.

Tanı ve Testler

Ailevi Akdeniz ateşinin teşhis edilmesi ve tanısının konulmasında bazı yöntemler kullanılmaktadır. Doktorlar, hastanın şikayetleri doğrultusunda bazı test ve analizler yaptırabilmektedir. Ailevi Akdeniz ateşi tanısının konulabilmesi için yapılan testlerden bazıları şu şekildedir;

Fiziksel muayeneler: Doktor, bazı sorular yönlendirerek hastanın şikayetinin ne olduğunu tam olarak tespit etmeye çalışır. Daha sonra ise daha fazla bilgi alabilmek adına fiziksel muayene de yapar.

Aile hastalık geçmişinin gözden geçirilmesi: Ailedeki herhangi bir bireyde ailevi Akdeniz ateşinin yaşanıp yaşanmadığını tespit etmek amacı ile yapılan bu araştırmada, hastada mutant gen olup olmayacağı saptanmaya çalışılır.

Kan tahlili: Özellikle ailevi Akdeniz ateşinin ataklarının yaşandığı süreç içerisinde yapılan kan tahlili, hastanın vücudundaki iltihap durumunun belirlenmesine yardımcı olmaktadır.

Yüksek seviyede beyaz kan hücrelerinin tespit edilmesi, vücutta enfeksiyonlara karşı bir mücadelenin olduğunu göstermektedir.

Bu durum ise iltihaplanmaya bağlı olarak gelişen ailevi Akdeniz ateşinin bir işareti olabilir.

Genetik testler: Genetik testler, mutant gen olup olmadığını tespit etmek amacı ile yapılmaktadır. MEFV adı verilen gen mutasyona uğramış genin adıdır ve bu gen ailevi Akdeniz ateşi ile ilişkilidir.

Fakat bu gen alevi Akdeniz ateşi teşhisinde yeteri kadar etkili değildir ve bundan dolayı bu genetik test her zaman doğru sonuç vermeyebilir.

Bu nedenle doktorlar, ailevi Akdeniz ateşi tanısını koyarken sadece bu yöntemi kullanmayı tercih etmemektedirler.

Tedavi ve İlaçlar

Ailevi Akdeniz ateşinin tedavisi yoktur. Ancak, hastalığın sebep olduğu semptom ve belirtileri engellemenin ya da etkilerini hafifletmenin bazı tedavi yöntemleri bulunmaktadır. Buna göre, ailevi Akdeniz ateşinin semptom ve belirtilerini kontrol altına alabilecek ilaçlar şu şekildedir;

Kolşisin: Bu ilaç hap şeklinde alınır ve vücuttaki iltihaplanmanın azalmasına yardımcı olur. Böylece bu hap, hastalığın sebep olduğu atakları da önlemeye yardımcı olmaktadır. Bu ilacın hangi dozlarda ve ne sıklıkla alınacağına ise, hastanın durumuna göre doktor karar vermektedir.

Bazı ailevi Akdeniz ateşi hastaları günde sadece bir doz olarak bu ilacı alırken, diğer bazı hastaların ise daha küçük dozlarda fakat sık aralıklar ile bu ilacı almaları gerekmektedir.

Tedavi sürecinde kullanılan bu ilacın yan etkileri ise yaygın olarak, şişkinlik, karın kramp ve ağrılar ile ishal şeklindedir.

İltihaplanmayı önleyen diğer ilaçlar: Bazı ailevi Akdeniz ateşi hastalarında kolşisin ilacı etki göstermeyebilir. Böyle bir durum karşısında, bu hastalara iltihaplanmanın kontrol altına alınabilmesi için, deneysel olarak kabul görmüş olan bazı ilaçlar uygulanmaktadır. Bu iltihap önleyici ilaçlar, rilonacept (Arcalyst) ve anakinra (Kineret) gibi ilaçlardan oluşabilmektedir.

Başa Çıkma Yöntemleri ve Destek

Sizde, ailenizde ya da çocuklarınızda ailevi Akdeniz ateşinin var olduğunu öğrenmek, bir miktar sinirlerinizi yıpratabilir. Bu gibi bir durum ile karşılaştığınızda yapabileceğiniz bazı uygulamalar, bu hastalıkla baş etmenize yardımcı olabilir. Bu başa çıkma yöntemleri şu şekildedir;

Ailevi Akdeniz ateşi hakkında bilgi edinmek: Eğer bu hastalık hakkında doğru kanallar aracılığı ile bilgi edinirseniz, kendinizi biraz daha rahat hissedebilirsiniz. Bu sayede, şayet çocuğunuzda bu hastalık tespit edilmiş ise, onun bakımı ile ilgili bazı yöntemler geliştirebilirsiniz.

Konuşacak birilerini bulmak: Özellikle aile üyelerinden biri ile, bir uzmanla ya da yakın bir arkadaşınızla bu konuyu konuşmak, sıkıntılarınızı ve korkularınızı atlatmanıza yardımcı olabilir.

Hatta, sizin gibi ailevi Akdeniz ateşi hastalığı ile yaşamak durumunda kalan kişiler ile birlikte toplanmak, konuşmak ve birbirinize destek olmak, sizin de onların da daha iyi hissetmesine yardımcı olabilmektedir.

Alınacak Önlemler

Ailevi Akdeniz ateşi hastalığı için alınacak olan herhangi bir önlem bulunmamaktadır. Çünkü bu hastalık kalıtımsal bir hastalıktır ve ebeveynlerden çocuklara aktarılmaktadır.

Источник: https://evdesifa.com/ailevi-akdeniz-atesi-fmf-hastaligi-belirtileri-nelerdir/

Akdeniz Ateşi(FMF) : Nedenleri, Belirtileri, Tedavisi

Akdeniz Ateşi (FMF Hastalığı) Nedir? Tedavisi, Belirtileri, Nedeni

Geçmişi yaklaşık olarak 2500 yıl öncesine dayanan ve genellikle belirli etnik gruplarda rastlanan ailevi akdeniz ateşi hastalığı genellikle Araplar, Türkler ve Ermenilerde görülür. Ancak göçlerle birlikte Avrupa ve diğer kıtalara da yayılmış olan bu hastalığa yine de daha çok Akdeniz bölgesinde rastlanır.

Akdeniz ateşi, çeşitli organlar ve eklemlerde iltihap ataklarının görülmesine sebep olan kalıtsal bir hastalıktır. Karın, göğüs, eklem ağrısı ve şişkinlikle beraber yüksek ateş nöbetleriyle kendini belli eder.

Bu hastalık nedeniyle bir protein türü olan amiloidin isimli madde organlarda birikir ve organların işlevlerini yerine getirmesinde hasarlar görülür. Damar sistemi başta olmak üzere çeşitli organlarda hastalıklar belirir. Yol açtığı hastalıklardan en sık rastlananı ise böbrek yetmezliğidir.

Ayrıca düşük riski, kısırlık da sıkça meydana gelen diğer hastalıklar arasındadır.

Bazı durumlarda karın ağrısı ve yüksek ateş yüzünden benzer belirtiler gösteren apandisit sorunuyla karıştırıldığı da görülür. Ancak akdeniz ateşi çekinik geçişli kalıtsal bir rahatsızlıktır. Hastalığa neden olan genlerden birinin anneden diğerinin de babadan gelmesi gerekir.

Anne ve babada hastalığın belirtileri görülmemiş olabilir ancak akdeniz ateşi taşıyıcısı oldukları için çocuklarında ortaya çıkması ihtimal dahilindedir. Anne ile babanın ikisinin de hastalığın belirtilerini gösterdiği durumda ise çocuklarının da bu hastalığa yakalanmış olması kaçınılmazdır.

Akraba evlilikleri bu hastalığın ortaya çıkıp yaygınlaşmasını kolaylaştıran bir unsurdur.

Akdeniz ateşinin belirtilerinden olan ağrılı, yüksek ateşli ataklar çok büyük çoğunlukla 20 yaşından önce başlar ve teşhisi çocukluk çağında olur. Kızlara oranla erkeklerde daha çok görülen bir hastalıktır. Genetik bir hastalık çeşidi olan akdeniz ateşinin etkilerini tamamen ortadan kaldıracak bir tedavi yoktur.

Akdeniz Ateşi Nedenleri Nelerdir?

Akdeniz ateşi genetik bir hastalıktır. Bu sebeple akdeniz ateşi bulaşıcı mıdır sorusu için gen aktarımı haricinde bir bulaşıcılığı olmadığı söylenebilir.

Hastalığa neden olan MEFV adlı mutasyona uğramış gen anne ile babadan çocuğa taşınır. Anne ve babaya ek olarak babaanne, anneanne, dede veya üst kuşaklarda bu hastalığın olması da risk teşkil eder. Mutasyona uğramış olan MEFV adlı gen normal şekilde işlevini yerine getiremez.

Bu genin öncelikli görevi vücuttaki iltihabın sınırlandırılmasını sağlayan proteini kodlamaktır. İltihap sınırlandırılamadığı için karın, göğüs, testisler, eklemler ve ciltte yaygın bir iltihaplanma görülür. İltihaplanan bölgede şişlik, ağrı ve yüksek ateşe meydana gelir.

Ayrıca adet dönemi, enfeksiyonlar ve aşırı egzersizle vücuda yüklenmek de hastalığın ataklarını tetikleyebilir.

Akdeniz Ateşi Belirtileri Nelerdir?

Bu hastalığın belirtileri genellikle 10 yaşına kadar olan çocukluk çağında başlar. Yaşlılarda çok çok nadiren bu rahatsızlık görülür. Hastalığın en sık görülen belirtileri ise şu şekildedir:

1. Akdeniz ateşi atakları

Belirli bir süre için ataklar görülür ve ardından semptomlar geriler. Hastalık zaman zaman kişiyi yoklar, hayat kalitesini düşürür. Hastalıkta öncü olarak 1 veya 3 gün arasında değişen sürelerle ataklar görülür.

Bunun yanı sıra vücudun eklemlerde iltihap üretmesiyle meydana gelen artrit ataklar haftalarca, aylarca devam edebilir. Bu ataklar hastaların %90’ında 20 yaşından önce başlar. Atakların öncü belirtileri yoktur, aniden gelişir. Birbirini takip eden ataklar arasında belirli bir zaman dilimi de bulunmaz.

İki atak arasında bazı durumlarda 2 hafta süre varken, bazı ataklar arasında 1 veya 2 aylık zaman da geçmiş olabilir.

2. Yüksek ateş

38.5-40 dereceye kadar çıkabilen yüksek ateş görülür. Atağın ilk gününde ateş giderek yükselir, 40 dereceye ulaştığında düşmeye başlar. Atağın 2. ve 3. gününde ateş nispeten daha düşük seyreder.

Ateşe Dikkat Edilmesi Gerekir, Kapsamlı Bilgi İçin: Ateş Neden Yükselir, Nasıl Geçer?

3. Karın ağrısı

Hastaların %90’ında şiddetli karın ağrısı görülür. Bu, en yaygın görülen belirtidir. Karın zarındaki iltihaplanma nedeniyle ağrı oluşur.

4. Göğüs ağrısı

Karın ağrısına ek olarak göğüste, baldırlarda da ağrı görülür. Göğüs ağrısının nedeni göğüs zarının iltihaplanmasıdır.

5. Eklemlerde şişlik

Diz ve ayak bileğindeki eklemler başta olmak üzere vücuttaki tüm eklemlerde şişlik oluşur. Şişlikle birlikte ağrı da görülür. Hastaların %75’i eklem ağrısı çeker. Eklemlerdeki iltihaplanma omurga romatizmasına da yol açabilir.

6. Kabızlık

Önce kabızlık görülür, ardından yerini ishale bırakır.

7. Cilt döküntüsü

Bacaklar ve dizlerle ayak bileği arasındaki kısımda kırmızı renkli cilt döküntüleri meydana gelir.

8. Testis hassiyeti

Testis torbası şişer ve hassiyet belirir. İlk 12 saatte şiddetli ağrı görülür. Ağrıyla birlikte şişlik ve ciltte kızarıklık da vardır.

9. Kas ağrısı

Vücudun çeşitli bölgelerindeki kaslar ağrır. Bu nadiren görülen bir belirtidir. Aşırı egzersiz yapmak ve uzun süreli ayakta kalmak ağrıları tetikler. Baldırlarda ağrıyla birlikte şişlik de oluşur.

Akdeniz Ateşi Komplikasyonları Nelerdir?

Akdeniz ateşi beraberinde ciddi sağlık sorunlarını da doğurabilir.

  • Hastalığın sebep olduğu ataklar esnasında vücuttaki protein düzeyinde aşırı bir artış olur. Bu yüzden organlar zarar görür. Bu duruma amiloidoz adı verilir.
  • Amiloidoz yani aşırı protein yüklenmesi yüzünden böbrekler hasar görür. Bu da nefrotik sendroma yol açar. Böbreğin süzme işlevi zarar görür ve idrardaki protein seviyesi azalır. Bunun sonucunda böbrek yetmezliği ile kanda pıhtılaşma meydana gelir.
  • Kadın üreme organlarındaki iltihap yüzünden kısırlık oluşur.

Akdeniz Ateşi Ölümcül müdür?

Doktor tarafından verilen ilaçların düzenli bir şekilde kullanılmasıyla birlikte hastalığın ölümcül bir etkisi bulunmaz. Ancak tam doğru teşhisin konulmadığı ve düzgün bir şekilde ilaç tedavisinin uygulanmaması halinde hastalık, amiloidoza bağlı olarak ölüm riski taşıyan bir hale gelebilir.

Akdeniz Ateşi Nasıl Teşhis Edilir?

Öncelikle atak geçiren kişilerin en yakın zamanda bir doktora başvurması gerekir. Akdeniz ateşine hangi bölüm bakar? Akdeniz ateşiyle ilgilenen doktorlar romatoloji bölümündedir. Doktor tarafından fiziki muayene, kan testi ve genetik test uygulanır. Teşhis için takip edilen aşamalar ise şu şekildedir:

  • Fiziksel muayenede doktor hastanın belirtilerini dinler ve veri toplar. Belirtiler tanı koyulması için oldukça önemlidir ancak yetersizdir.
  • Atak esnasında doktora başvurulduğunda kan tahlili yapılır. Bu tahlilin atak yaşandığı esnada yapılması gereklidir. Bu sayede vücuttaki iltihap seviyesi ölçülür. Ayrıca akyuvar hücrelerinin artmış olması da vücutta enfeksiyon ve iltihapla mücadele edildiğini ortaya koyar.
  • Yüksek alyuvar çöküm hızı hastalığın teşhis edilmesi için önemli bir veridir.
  • Tam teşhisin konulması için ise iltihap düzeyinin ölçümünün ardından genetik test yapılması şarttır. Bunun için de akdeniz ateşi (FMF) testi yapılır. Bu test ile MEFV adlı gende mutasyon olup olmadığı ölçülür.
  • Bu hastalık genetik kaynaklı olduğu için ailenin tıbbi sağlık geçmişi de incelenir. Aile bireylerinden bir kişide akdeniz ateşi görülmesi diğerlerinin da hastalığa yakalanma olasılığını artırır.

Akdeniz Ateşi Tedavisi Nasıl Yapılır?

Söz konusu hastalığı tamamen ortadan kaldıran bir tedavi günümüz tıbbı tarafından henüz geliştirilememiştir. Ancak kolşisin adı verilen ilacın kullanımıyla erkili sonuçlar elde edilir.

1. Kolşisin

Kolşisin bu hastalık için oldukça yaygın olarak 1972 yılından beri kullanılan bir ilaçtır. Uygun bir şekilde kullanıldığında hastaların birçoğunda hastalığın belirtilerini ortadan kaldırır. Kimi hastalarda ise atakların etkisini hafiflettiği görülür. Çok az hastada ise hiçbir olumlu etkisi olmaz.

Kolşisin kullanımına genellikle ömür boyunca devam edilir. Kolşisin kullanımı hastalar için güvenli, uygun ve yaşamsal önemdedir. Hamilelikte de bu ilacın kullanımı uygundur.

Kolşisinin bebek üzerinde olumsuz bir etkisinin olduğu görülmemiştir. Ancak yine de gebelikte amniyosentez yapılarak bebeğin genetiğinin incelenmesi şiddetle önerilir.

Kolşisin sayesinde atakların şiddeti azalır ve amiloidoz gelişimi önlenir.

Akseniz Ateşi Ataklarında Ne Yapmalı?

Ataklar ağrılı ve yüksek ateşli seyreder. Atak başladığında karna susam yağıyla masaj yapılabilir, karnın üzerine sıcak su torbası koyulabilir. Öte yandan akdeniz ateşi bitkisel tedavi ile de hafifletilebilir.

Atak esnasında sakinleştirici, rahatlatıcı olan adaçayı, rezene çayı bolca tüketilebilir. Ateşin düşürülmesi için ılık suyla duş yapılması yararlıdır.

Ayrıca kolşisin kullanımıyla hafifleyen atakların daha kolay atlatılması için uykuyla dinlenme de oldukça faydalıdır.

Düzenli beslenmek, hafif egzersizler yapmak, her gün 40 dakikalık yürüyüş yapmak, sigara ve alkol tüketimini bırakmak, yeteri kadar uyumak, günde 8 bardak su içmek ve aşırı soğuk havaya maruz kalmamak da atakların tetiklenmesini önlemeye yardımcı olabilir. Ayrıca bu hastalığa sahip olan kişilerin çay, süt, peynir ve kahve tüketimini da bırakmaları önerilir.

Akdeniz Ateşi İçin Bitkisel Çözümler

  • Elma sirkesi ile incir kürü yapılabilir. Bunun için 1 bardak elma sirkesi ve 1 adet kuru incir gereklidir. Elma sirkesinin içine incir bir gece önceden atılıp 10 saat bekletilir. Sabah aç karnına bu incir yenir ve 15 gün boyunca buna devam edilir. 15 günün ardından kullanılan sirke yenilenir ve uygulamaya 7 gün daha devam edilir.
  • Kereviz, ıspanak kürü de oldukça yararlıdır. Bunun için 150 gram kereviz ile ıspanak gereklidir. 2 bardak suda doğranmış kereviz 10 dakika kaynatılır. Ardından ıspanak da eklenir ve 5 dakika daha kaynatılır. Soğuduktan sonra bu bitkisel karışım sabah, öğle ve akşam olmak üzere günde 3 kez tüketilir.

Источник: https://sebboy.com/akdeniz-atesi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.