Akrabanızdaki Fobi Çocuğunuzda Çıkabilir

içerik

Okul fobisi için kaygılanmayın – Anadolu Sağlık Merkezi

Akrabanızdaki Fobi Çocuğunuzda Çıkabilir

okuyabilirsiniz.

Okullar açıldığında, özellikle ilk kez okula gidecek çocuklar arasında bir patlama gibi ortaya çıkan okul fobisi; ağlama, okula gitmek istememe gibi verilen tepkilerin yanı sıra baş ağrısı, mide bulantısı ve kusma, ateşin çıkması gibi fiziksel rahatsızlıklar şeklinde de ortaya çıkabiliyor.

Çok ağır yaşanabilen bu tablo karanlık ya da yalnız kalma korkusu gibi başka korkular şeklinde de görülebiliyor. “Eve dönüyoruz” veya “Tamam okula gitmiyoruz” denildiğinde tablo tamamen değişiyor.

Çocuğa bu yönde bir mesaj verildiğinde aniden bütün semptomlar ve belirtiler kayboluyor ve çocuk eski halini alıyor.  

Kreşe giden çocukların okul fobisi daha farklı

Her yaş grubunun korkusunu alt nedenlere ayırmak gerekiyor, buna bağlı olarak kreşe giden çocukların okul korkularının ilkokula yeni başlayan çocuklara göre daha farklı sebepleri oluyor.

Kreşe veya okul öncesi okula başlayacak çocukta annesinin onu terk edeceği ve bir daha kavuşamayacağı gibi kaygılar olabiliyor. Özellikle anne bakımını doğduğundan beri yoğun olarak, 7/24 yaşamış bir çocuk için birdenbire böyle bir ayrılık dramatik hale gelebiliyor.

Hatta annenin evde olması da gerekmiyor, çalışan bir annenin de çocuğu evden ayrılmayı bir şekilde istemeyebiliyor.  

Okul fobisinde 11-12 yaş grubuna dikkat!

Okul fobisi, 11-12 yaş grubunda 5-7 yaş grubuna göre daha az olsa da görülür. Bu gruptaki korkuda durum, klinik anlamda biraz daha ciddi oluyor.

Bu durun daha nadir gibi görünse de çok ciddi bir olası ruhsal travmanın varlığına işaret edebiliyor.

O yıl içinde öğretmeniyle, arkadaşlarıyla yaşadığı sorunlar veya evdeki herhangi bir olumsuz durumun çocuğa yansıması halinde ortaya çıkabiliyor.  

Okul fobisi nasıl yenilir?

Okul fobisi korkulacak bir durum değildir ve yaygın olarak görülür. İlk olarak kaygılardan arınmak gerekir.

Birbirini seven çiftlerin, kaygıdan uzak mutlu ve huzurlu bir yaşantıya sahip olan ailelerin çocuklarında çok nadir görülen okul fobisi, aile ve öğretmenlerin işbirlikçi tutum ve davranışlarıyla da tamamen ortadan kalkabiliyor.

Pedagojik eğitimi donanımlı, çocukları gerçekten seven bir öğretmenle bu süreç daha kolay atlatılıyor. Öğretmenin bıraktığı olumlu izlenim son derece önemli oluyor.  

“Zaman her şeyin ilacı”

Çocuğun okula alışma sürecinde sabırlı olmak, okul fobisini yenmenin bir diğer önemli yoludur. Bu gibi durumlarda çocuğa biraz zaman verilmesi gerekir. Çocuk desteklenmeli, okula birlikte gidilmeli ve içeri girilmelidir.

Orada onu beklemek ve buna belirli bir süre devam etmek çocuğun okul fobisini yenmesine yardımcı olur. Bu süreçte ebeveynin çocuğunu takdir etmeyi, okula gittiği için onu onurlandırarak ödüllendirmeyi ihmal etmemesi gerekir.

 

Okul fobisinde her şeye rağmen kaygı azalmıyorsa…

Bütün tedbirlere, doğru davranış ve tutumlara rağmen çocuğun kaygısı azalmıyor; kusma, altına yapma, arkadaşlarına veya öğretmenine karşı dersi sosyal olarak bozma gibi olumsuz durumlar devam ediyorsa, tablonun daha ayrıntılı bir şekilde incelenmesi gerekiyor. Bu noktada aile-çocuk ilişkisine yönelik ayrıntılı inceleme ve gerekirse ilaç kullanmaya kadar giden tıbbi çözüm yolları gündeme gelebiliyor.  

Okul fobisi hangi çocuklarda daha sık görülüyor?

  • Kaygılı, tedirgin veya huzursuz ebeveynlerin çocuklarında.
  • Ebeveyni ile sert ve hoyrat bir ilişki tarzı olan çocuklarda.
  • Annesi ve/veya babası olmayan çocuklarda.
  • Herhangi bir sebeple babadan uzak yaşayan çocuklarda. 
  • Anneye göre daha pasif ve ilişkide etkisiz olan babaların çocuklarında. 
  • 5-7 yaş grubu çocuklarda.
  • Ev ortamında aile bireylerinin hastalıkları ve sıkıntılarının endişe verici boyutta olması durumunda.
  • Yeni kardeş doğumu sonrasında.   
  • Nedeni tam olarak bilinmese de, yapılan epidemiyolojik çalışmalar okul fobisinin yaklaşık %80’ini erkek çocuklar, evin ilk veya tek çocukları oluşturuyor.  

Okul fobisiyle ilgili bunları yapmayın!

  • Geçmişinizde okulla ilgili yaşadığınız olumsuz deneyimleri çocuğunuzun duyabileceği bir ortamda paylaşmayın.
  • Geri adım atmayın; çocuğunuz okul fobisini kusma, baş ağrısı ve aşırı ağlama şeklinde gösterse de eğer organik bir problem yoksa okula göndermekten vazgeçmeyin. 
  • Okula gitmesine karşılık olarak çocuğunuzu maddiyatla ödüllendirmeyin.
  • Verdiğiniz sözleri tutun, çocuğunuzu okulda bekleyeceğinize dair söz verdiğinizde okulu asla terk etmeyin. Eğer sizi göremezse yaşayacağı güvensizlik okul fobisini artıracaktır.

Источник: https://www.anadolusaglik.org/blog/okul-fobisi-icin-kaygilanmayin

Akrabanızdaki Fobi Çocuğunuzda Çıkabilir!

Akrabanızdaki Fobi Çocuğunuzda Çıkabilir

Korku, yaşam boyunca deneyimlenen ve aslında bireylerin gelişiminde koruyucu işlevi olan normal bir duygu olarak tanımlanıyor.

Küçük yaşlarda fark edilip, tedavi edilmeyen korkular ise ilerleyen dönemlerde ciddi psikiyatrik sorunlara zemin oluşturabileceği için anne ve babaların bu konuda çok dikkatli olması gerekiyor.

Memorial Şişli Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Leyla Alkaş, korkunun çocuk sağlığı üzerindeki etkileri ve korunmanın yolları hakkında bilgi verdi.

Bebeklikte başlayan korkular yıllarca sürebilir

İnsanlar doğduğu andan itibaren ani ses, ışık, sallanma, düşme hissi ya da denge kayıplarına korkarak tepki verir. 6 aylık bebek, kendisine bakanı tanır ve farklı insanlar onu kucağına alınca ağlar.

3-4 yaşlarında hafızanın gelişimi ve güven duygusunun oturması ile bu durum geçer.

Yine bu yaşlarda, özellikle korkutulduysa; karanlık, yalnız kalma, çeşitli hayvanlar veya hayali durumlara karşı korkular başlar.

6 aydan uzun süren korkulara dikkat!

İnatçı, aşırı ve anlamsız korkulara fobi denilmektedir. Çocuklar, erişkinlerden farklı olarak korkunun anlamsız ve anormal olduğunu kabul etmez. Bunun yüzünden eğitiminden, uykusundan, yapmak istediklerinden ayrı düştüğünü fark edemez.

Çocuk korku veren durum veya nesneden mümkün olduğunca kaçınır. Korku hali 6 aydan fazla sürerse buna “özgün fobi” denir. Özgün fobiler; böcekler, fırtınalar, yükseklik, iğne, asansör, kapalı kalmak gibi bazı özel durumları kapsayabilir.

Önüne geçilemeyen korkular geleceği olumsuz yönde etkiliyor

Yaş ilerledikçe korku nesnelerinin sayısı artar; üstelik bu nesneler giderek hayali olmaktan çıkar ve somut bir hal alır. 3 yaşındaki bir çocuk  “öcü”den korkarken; 7 yaşındaki çocuk, hırsızlardan korkmaya başlar.

13 yaşındaki çocuk, hırsızlara karşı alınan önlemleri görür ve bundan korkmak yerine arkadaşlarının dışlamasından korkar.

Daha büyüdüğünde ise, karşı cinsle ilişki ya da meslek edinebilme ile ilgili korkular ön plana çıkacaktır.

Korku sosyal hayatı kısıtlıyorsa uzman yardımı almak önemli

Gelip geçici korku ve tedavi edilmesi gereken korku birbirinden ayrılmalıdır. Eğer korku kronikleşmiş, korkulan olaya karşı verilen tepki orantısız, sonrasında sakinleşememe ve yaşına uygun aktivitelerden uzak kalma durumu söz konusu ise profesyonel yardım almak gerekmektedir.

Huzursuz aile ortamı korkuları tetikliyor

Korku bulaşıcıdır. Bu nedenle küçük çocuklar, annelerinin yüz mimiklerine ve tepkilerine göre bir olayı riskli veya korkutucu bulurlar.

Özellikle çocuklara “bak doktor gelir iğne yapar” gibi cümleler kurulmamalıdır. “Ben kesin düşerim, başaramam” gibi olumsuz ve çarptırılmış cümleler de çocuğun gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir.

Çocukların yetiştiği ortam kavgalı ve huzursuzsa bu da korkuları beraberinde getirecektir.

Korkuların oluşmasında internetin rolü büyük

Günümüzde, sosyal medya araçlarının çocuklar tarafından denetimsiz ve yaygın kullanımı, korkuların oluşumunda etkin rol oynamaktadır.

Haberlerin dramatik ve korkutucu sunumu; bilgisayar oyunlarındaki karakterler, ürkütücü yaratıklar; korku filmleri; internetteki ürkütücü görüntü ve hikayeler; cinsel görüntüler ve kanlı vahşi sahneler özellikle 5-14 yaş arası çocuklarda fobi ve kaygı bozukluklarına yol açmaktadır.

Genetik bir miras olabilir

Korku duygusu sadece anne-baba değil akrabadan da çocuğa genetik olarak taşınıyor. Eğer çocuğun akrabalarında panik atak, fobi ya da anksiyete bozukluğu varsa o kişilerle hiç görüşmese bile çocuk benzer hastalıklara aday konuma geliyor.

Okul korkusu çocuğun tüm hayatını olumsuz etkileyebilir

Tedaviye başlamadan, öncelikle ebeveynde korku varsa tedavi edilmesi gerekmektedir. Çocuğa karşı samimi olunmalı, yanlış ve kaçamak bilgi verilmemelidir. Korkularıyla dalga geçip, alay etmeden gülümsemek,  bunların geçeceğine inandırmak gereklidir.

Ufak deneyim ve üstüne gitmeler için yüreklendirmek, yanında eşlik etmek, cesaretini takdir etmek iyi gelecektir. Gerekli görüldüğü durumlarda ilaç dahil, tedavi araçlarının hızlıca kullanılıp olayın kronikleşmesi engellenmelidir.

Özellikle okul reddine sebep olan korkular çocuğun tüm hayatını olumsuz yönde etkilemektedir.

Güncellenme Tarihi: 02 Ekim 2017Yayınlanma Tarihi: 02 Ekim 2017

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/akrabanizdaki-fobi-cocugunuzda-cikabilir/

Okul Fobisi ve Çözüm Önerileri

Akrabanızdaki Fobi Çocuğunuzda Çıkabilir

“Bir çocuğun okul deneyiminin beyin işlevi ve anatomisinde gerçek değişimler yarattığı biliniyor”  – Mel Levine

Okul fobisi çocuğun okulda yaşadığı sıkıntı, gerginlik, huzursuzluk nedenidir.

Herhangi bir huzursuzluk yada gerginliğin okul fobisi olarak tanımlanabilmesi, çocuğun yaşıtlarına göre abartılı tepki göstermesi  durumudur.

Okul fobisinin en çok görüldüğü yaşlar, 5 – 6 yaş gurubu ile 11 – 12 yaş grubudur. 1900’lü yıllarda okul ve eğitim sürecinin daha sistematik hale gelmesi ile okul fobisi tanımı da litarütüre girmiştir.

Sanıldığının aksine okul fobisi, sadece çocukta okula başladığı süreçte değil, ileriki süreçlerde de yaşayacağı bir durum olabilir. Bu durum her çocukta görülebilir.

Okul fobisi ve nedenleri

Anneden ilk ayrılık okul fobisi sürecini başlatır.

Annesine ve anne yerine bağlandığı baba, anneanne, babaanne, bakıcıya bağlı olan çocuk sevdiği ve alıştığı bir ortamdan, sevdiklerinden ayrılmak istemez. Çocuğun alışma süreci içinde gösterdiği direnç, tepkiler zamanla ortadan kaybolmadığında bu durum kaygıya dönüşebilir.

Okul fobisinin nedenlerine ilişkin iki farklı görüş bulunmaktadır.

1. görüş: Anne – Baba Tutumlarından kaynaklı olduğuna dair.

Bu görüşe göre iki farklı tutum aynı sonucu doğurmakta.  Aşırı koruyucu aile tiplemesi ile aşırı serbest tutum içindeki aile tiplemesi.

Bunlardan ilki çocuklarının farklı ortamlarda kişilik gelişimlerine sürekli müdahale ettiği için çocukta bağımsız karar verme, başkaları ile iletişime geçme faaliyetini sekteye uğratır.

İkincil olanda ise tamamen otoritesiz bir yaklaşım çocukta uyum sağlayamama, yönsüzlük davranışı yaratır. Özellikle anne – babada varolan bir yapısal kaygı eğilimi de 2.görüşte ifade edilecek olan çocuktaki fobiyi tetiklemektedir.

2. görüş: Biyolojik genetik yapının yol açtığına dair.

Bu görüşe göre çocuk kaygı eğilimli bir genetik kodlama ve yapısal durumundan dolayı bunu yaşamaktadır. Kimyasal ve nörolojik bir alt nedenden dolayı oluşmaktadır.

Kişisel görüşüme göre bu ikincil görüş ile birincil görüşün birbirini nedensel olarak destekler nitelikte olduğudur. Önemli olan tetikleyen nedenlerin neler olduğunu bulmak, nasıl bir tekniğin çözümü destekleyeceğidir.

Okul Fobisi’ni Tetikleyen Unsurlar:

  • Anne – Baba arasında yaşanan sorunlar, özellikle babanın anneye şiddet uygulaması durumlarında çocuk annenin yanında kalmak isteyebilir.
  • Ailede karşılaşılan hastalık, göç, ölüm, sosyo – ekonomik değişiklikler
  • Okul, öğretmen değişikliği
  • Okuldan tatil ya da farklı nedenlerle uzak kalma
  • Okulda çocuğun öğretmeni ile sorun yaşaması,  diğer çocuklar tarafından şiddet görmesi
  • Çocuğun cinsel taciz, istismara maruz kalması
  • Performans kaygısı: Çocuğun kendi potansiyelinden yüksek başarı beklemesi, anne – babaların, öğretmenlerin mükemmeliyetçi tutumları

Okul Fobisi Yaşayan Çocukların Temel Özellikleri

  • Endişe
  • Hassasiyet yoğunluğu
  • Duygusal yoğunluk
  • Çabuk etkilenme
  • Karşı tarafın duygularını fazla önemseme

Okula uyumda veliler nelere dikkat etmeli?

Okul fobisi ve annenin rolü

Çocuk doğal gelişimi içerisinde psikolojik, fizyolojik, zihinsel gelişimi açısından 3 yaşa kadar anneye yapışık yaşar. Bu yapışıklık durumu 5 yaşa kadar çocuğun doğal bireyselleşme sürecini desteklemesi için anne, baba tarafından yavaş yavaş bağımsızlık davranışları desteklenmelidir.

Eğer anne – baba çocuğun yapışık davranış eğilimlerini besler, onlar da çocuğa yapışık davranırlarsa, yetişkin kimliğinde dahi bireylerin anneye bağımlı oldukları gözlemlenebilir. Bu bağımlılık süreci mutlaka anne olması gerekmiyor, anneyi temsil eden baba, babaanne, anneanne de olabilir. Okul fobisi bu bağlamda “ayrılma kaygısı bozukluğu” dur.

Tıpta buna “seperasyon anksiyetesi” denilmektedir.

Okul Fobisi Yaşayan Çocuğa Yaklaşım nasıl olmalıdır?

– Okul fobisi yaşayan çocuk, şımarıklık yapıyor diye kınanırsa, eleştirilir, uyum sağlaması için zorlanırsa bu durum ona zarar verebilir. Kaygı durumunu çocuk elinde olmadan yaşamaktadır, en önemli yaklaşım ona karşı gösterilecek anlayıştır. Bu durum erken çözülmezse ileride yaşıtları ile geziye gidemez, herhangi bir etkinliğe katılamaz, başka bir evde kalamaz.

– Yeni bir kardeş olması durumunda, çocuğa duyulan sevginin dengeli bir şekilde devam etmesi gerekir.

– Anne – Baba öğretmenleriyle işbirliği içinde olarak çocuğun okulda güven ortamında olduğunu hissettirmelidir.

– Çocuğun anne – baba dışında farklı ortamlarda kalabilmesi desteklenmelidir. İlk önce yakınlarında kalarak alıştırılmalı, daha sonra farklı ortamlarda anne – babasız bağımsız davranabileceği ortamlar hazırlanmalıdır.

– Çocuk okula gitmek istemediği durumlarda okula gitmesi yönünde ikna edilmelidir. Gerekirse, anne, baba ile gitmelidir bir süre. Çocuğa verilen sözler tutulmalı ve tutarlı davranılmalıdır.

– Okul fobisinin derecelerine göre çocuğun okula alışma süreci desteklenmelidir. Çocuk okula gidiyor, sınıfa girmiyorsa gerekirse kapıda anne ya da baba beklemelidir.

– Okul fobisi olan bir çocuk, okula ilk başladığı yıllarda öğretmeni tarafından “bırakın okula alışsın” denildiğinde, bundan ciddi bir yara alabilir.

Normal bir çocuk için bu ifade doğru olabilir, ancak okul fobisi olan bir çocuğun bu durum kaygısını tetikleyebilir. Bu yüzden tolerenslı ve sabırlı davranması gerekir öğretmenlerin.

İlk etapta anneler sınıfa alınabilir, ikinci gün kapıda olmalarına izin verilebilir, daha sonra biraz daha uzakta bekletilebilinir.

– Okul fobisi yaşayan çocuğa öğretmenin özel davranması, onun hassasiyetini dikkate alması gerekir. ” Ben özel davranamam hiçbir çocuğa” dememeli. Okul fobisi olan çocukla daha samimi bir iletişim kurmalı. “Bak kocaman oldun, anneni yanında getiriyorsun” gibi tutumlar gösterilmemeli.

– Okul fobisi yaşayan çocuğun annesi, babası belki bazen günlerce okul kapısında bekleyebilir, çocuk bir gün mutlaka okula alışacaktır. Bu konuda okul öğretmenlerinin, idarecilerinin anlayışlı bir tutum sergilemesi gerekir.

Okul fobisinde panik – atak durumunun fiziksel belirtileri:

  • Kalp çarpıntısı
  • Ağız kuruluğu
  • Terleme, titreme
  • Uyuşma
  • Sık idrara çıkma
  • Bulantı, karın ağrısı

Okul fobisinde en zor vaka evden dışarı çıkamayan çocuktadır.

1 saat bile olsa çocuk mutlaka okula gitmeli, zamanla bu süre uzatılmalıdır. Çocuğun okula alıştırılması sistematik olarak geliştirilmelidir. Çocuk okula gittiğinde anne beklemesi gerekiyorsa bekleyecektir, kaçmayacaktır.

– Çocuğa evde sürekli bu kaygı durumunu hatırlatan konuşmalar yapılmamalıdır.

– Abartılmadan ödüllendirme yapılabilir. Her okula gittiği gün için bir artı verilir, 5 ya da 10 artısı olduğunda ödüllendirilir.

– Öğretmen okul fobisi yaşayan çocuğun durumunu diğer çocuklara uygun bir dille anlatmalıdır.

– Çocukla anne – babanın çocuğun duygularını anlayan bir iletişim ortamı sağlaması gerekir.

– Psikiyatr desteği alındığında, ilaç takviyesi öneriliyorsa bu durum okul fobisini ileri seviyede kaygı bozukluğu olarak yaşayan çocuğun çözümünü hızlandıracaktır.

– Okulların fiziki yapısı da kaygıyı tetikleyebilir. Büyük mekanlar, renksiz sınıflar yerine, daha küçük mekanlar, renkli sınıflar çocuğun daha rahat, insancıl ortama uyum sağlamasına neden olur.

– Dikkat eksikliği, hiperaktivitesi olan çocuklarda okul fobisi daha sık görülmektedir. Bu konuda dikkatli olunmalıdır.

– Okul fobisi tespit edilmiş bir çocuk tedavi ihtiyacı duyar. Bu çocuğun annesinin sınıfta sonra da dışarıda kalmasına izin verilmelidir. Diğer çocuklar gibi uzun süre sınıfta kalmaması anlaşılmalı, bu konuda zorlama yapılmadan annesi ile iletişim kurmasına izin verilmelidir.

– Başarısı teşvik edilmeli sınıf içinde ödüllendirilmelidir.

– Anne – Baba – Öğretmen işbirliği içinde çocuk güven ortamında olduğunu hissetmelidir.

Kaynaklar:

  • Doç.Dr. Mücahit Öztürk, Okul Fobisi
  • Her Çocuk Başarabilir, Dr. Mel Levine

A’dan Z’ye “okul fobisi” Uzmanlardan uyarılar

Источник: https://indigodergisi.com/2012/09/okul-fobisi-ve-cozum-onerileri/

Fobik Bozukluklar – Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi

Akrabanızdaki Fobi Çocuğunuzda Çıkabilir

Fobik bozukluk, kişinin bir nesne ya da durumun tehsiyle ilgili, orantısız, günlük işlevselliğini bozacak şekilde rahatsızlık duyduğu bir bozukluktur. Özgül (spesifik) fobi ve sosyal fobi olmak üzere iki çeşit fobik bozukluk vardır.

Özgül fobi

Kişide belirli bir nesne ya da durumla ilgili ortaya çıkan abartılı ve asılsız korkulardır.

Özgül fobi, kaza geçirme korkusu, uçağa binememe ya da ısırılma tehsi ile köpeklerden korkma gibi durumlarla karşımıza çıkabileceği gibi, korkulan nesne ile karşılaşınca kontrolünü kaybetme, bayılma gibi sonuçlardan kaygı duyma şeklinde de kendisini gösterebilir. Örneğin; kişi yüksek yerlere çıkınca başının döneceğinden, kapalı yerlerde kalırsa kontrolünü kaybedeceğinden yoğun bir şekilde endişe duyar.

Kişi, fobik nesne ya da durumla karşılaşmasa da, zihninde görüntüsünün, hayalinin belirmesi bile, genellikle korkunun ortaya çıkması için yeterli olabilmektedir.

Fobik bozuklukta kişi, uyarana karşı mevcut korkusunun yoğun ve anlamsız olduğunun farkındadır. Rahatsızlık veren durumlardan, öncelikle kaçma eğilimi gösterir; zorunlu kaldığında ise ancak şiddetli bir gerginlik ve kaygı hali ile bu duruma katlanır.

Fobik uyarandan kaçınma davranışı yüzünden ya da fobik uyaranla zorunlu durumlarda yüzleşme sırasında çekilen sıkıntı nedeni ile kişinin olağan günlük işlerini sürdürmesi güçleşir, sosyal ve mesleki işlevselliği bozulur.

En sık rastlanan özgül fobiler; hayvan fobisi, kan ve enjeksiyonla ilgili fobiler, durumsal (uçak, asansör, kapalı yerler) fobilerdir.

Özgül Fobinin Belirtileri

Birey yaşadığı korkunun yoğun ve anlamsız olduğunun farkında olmasına karşın, fobik bir durumla karşılaştığında veya durumu hayal ettiğinde kaygı belirtileri ortaya çıkar.

Bu belirtiler farklılık göstermesine rağmen en sık karşılaşılanlar, kalbin hızlı çarpması, titreme, terleme, sık idrara çıkma ihtiyacı, bayılacak gibi olma hissi, nefes darlığı, baş dönmesi, vücüdun herhangi bir bölgesinde uyuşma ve karıncalanmadır.

Özgül Fobinin Nedenleri

Özgül fobilerin nasıl oluştuğu konusunda tek bir açıklama yoktur. Yapılan araştırmalara göre, genetik yatkınlık kadar biyolojik olayların ve çevreninde etkisi önemlidir.

Genetik aktarım ile ilgili yapılan araştırmaların sonucuna göre, özgül fobi bozukluğu olan kişilerin birinci derece akrabalarında, özgül fobinin diğer bireylere oranla yaklaşık üç kat daha fazla olduğu ortaya çıkmıştır. Özellikle, kan aldırma veya enjeksiyon fobisi olan kisilerin ailesinde benzer bir durumun olduğunu ortaya koyan birçok araştırma mevcuttur.

Özgül fobinin nedenleri biyolojik açıdan incelendiğinde ise, adrenalin ve noradrenalin salınımının fazla olmasının özgül fobiye yol açtığı sonucu ortaya çıkmıştır.

Özellikle çocukluk çağlarında aşırı korku yaşamamıza sebep olan olayların, ilerleyen süreçlerde fobilere neden olduğu düşünülmektedir. Fakat, geçmiş yaşantısında olumsuz bir olaya maruz kalmayan bireyin de, özgül fobi geliştirmesi olasıdır.

Ayrıca, kişi için korku uyandırmayan bir uyaranın travmatik bir olayla eşleştirilmesi ve zihinde o şekilde kodlanması fobilere yol açabilir.

Aynı şekilde, korku uyandırmayan bir nesne ya da duruma karşı, bir başkasının verdiği tepkilerle korkma davranışının öğrenilip korku geliştirmesi mümkündür.

Hangi sıklıkta ve kimlerde görülür?

Özgül fobi toplumda en sık görülen ruhsal bozukluklardandır. Toplumda yaygınlığı %10 civarında tespit edilse de, bu oranın % 25 dolaylarında olduğu düşünülmektedir.

Bunun nedeni, toplumda fobilerin bir huy ya da kişilik özelliği olduğunun düşünülmesi ve tedavi için başvuranların sayısının az olmasıdır. Özgül fobi kadınlarda erkeklerden iki kat daha fazla görülür.

Bunun nedeni olarak ise erkeklerin korkularını gizleme eğiliminin olması gösterilmektedir.

Tedavi

Uzmanlara sadece özgül fobiden dolayı başvuran hasta sayısı oldukça azdır. Genellikle başka problemlerle gelen hastalarda herhangi bir özgül fobiye de rastlanır. Özgül fobilerin tedavisinde psikoterapi daha çok tercih edilen bir yöntemdir. İlaçların özgül fobi tedavisinde kullanımları oldukça sınırlıdır.

Psikoterapide en çok bilişsel davranışçı yöntem kullanılır. Bilişsel modelde durum ile ilgili yanlış düşünceler düzeltilir ya da farklı alternatifler geliştirilir.

Davranışçı modelde ise, kişinin kaygı yaratan nesne ya da durumun üzerine giderek kaygıyı nasıl yaşadığı ve onunla nasıl başa çıkacağını adım adım öğrenmesi hedeflenir.

Sosyal Fobi

Kişinin toplulukta etkileşimden kaçınma ve yoğun bir şekilde rahatsızlık duyma hissidir. Sosyal fobiye sahip kişilerin en çok rahatsız oldukları durumlar, genellikle konuşmaya katılma, sunum yapma, toplum içinde yemek yemedir.

Sosyal fobinin şiddetine göre, kişinin yaşam kalitesi önemli oranda bozulabilir. Örneğin işyerindeki bir toplantıda söz sırasının kendine gelmesinden dolayı çok endişe duyar ve bu nedenle gözlerden uzak yerlere oturmayı tercih eder.

Alışveriş için bir mağazaya girmesi, çalışanların ve orada bulunanların önünde beğendiği bir şeye bakması, değişim yapması, fiyat sorması çok zor bir durumdur. Bu sebeple kişinin, işi ve sosyal hayatı olumsuz şekilde etkilenir.

Bu durumdaki kişilerin birçoğu yaşadığı kaygı ile zor da olsa başa çıkar, bazıları ise işten, okuldan ayrılma noktasına gelirler.

Sosyal Fobinin Belirtileri

Sosyal fobiye sahip kişiler, rahatsızlık duydukları durumlara maruz kaldıklarında, ortamı terk etme, göz teması kurmama, ilgisiz şeyler düşünme gibi kaçınma belirtileri gösterirlerken, bazı bedensel belirtiler de ortaya çıkar. Bu belirtiler fobik bozukluğun şiddetine göre değişmektedir. En sık karşılaşılanlar, yüz kızarması, yoğun terleme, titreme, ateş basması, kas gerginliği, çarpıntı, nefes darlığı, tuvalete çıkma ihtiyacıdır.

Sosyal Fobinin Nedenleri

Sosyal fobinin nedeni tam olarak kesinlik kazanmamasına karşın, genetik nedenler, çevresel etkenler, beyin işlevlerindeki bozulma ve psikolojik nedenler üzerinde durulmaktadır.

Araştırmalar sonucu anne, baba veya birinci derece akrabalarda da sık olarak sosyal fobiye rastlandığından, sosyal fobinin genetik geçişli olduğu düşünülmektedir. Ayrıca beyinde sinirler arası iletimi sağlayan maddelerden biri olan serotonin dengesizliğinin de sosyal fobiye neden olduğu yönünde araştırmalar mevcuttur.

Sosyal fobinin diğer nedenlerinden birisi ise, bireyin sosyal durumlarda yeteneklerini küçümseyerek ya da çıkabilecek problem olasılığını abartarak, bu durumları tehdit olarak görmesi ve kaçınma davranışı göstermesidir. Diğer taraftan birey, başkalarının davranışları sonucunda yaşadıkları olumsuz durumları gözlemleyerek de sosyal fobi geliştirebilir.

Son olarak, çocukluk döneminde ebeveyenleri tarafından korumacı şekilde büyütülmüş bireylerin, sosyal becerileri yeterince gelişmediğinden sosyal fobi geliştirme olasılıkları diğer kişilere oranla daha yüksektir.

Fobi Ne Demek, Sosyal Fobi Nedir

Akrabanızdaki Fobi Çocuğunuzda Çıkabilir

Fobi Ne Demek, Sosyal Fobi Nedir

Fobi; kişinin belirli bir durum, bir nesne, bir mekân veya canlı-cansız her türlü varlığa karşı istemsizce duyduğu ileri düzeydeki korku halidir. Bir kaygı bozukluğu çeşidi olan fobi, kişiyi rahatsız ederek günlük yaşamını olumsuz bir şekilde etkilemektedir.

Fobisi olan kişiler aslında yaşadıkları korkunun anlamsız olduğunu bilseler dahi kendilerine engel olamazlar. İstemsiz bir şekilde korkmaya devam ederler. Hatta birçok kişi yaşadığı korku nedeniyle panik atak nöbetleri dahi geçirebilir. Fobi nedir, çeşitleri nelerdir ve ilginç türleri nelerdir? Bunlar hakkındaki bilgiler yazımızın devamında yer almakta.

Narsist ne demek öğrenmek için tıklayın.

Fobi ne demek ve nereden geliyor öncelikle bunu açıklayalım:

Fobi Ne Demek

Günlük yaşantımızda oldukça fazla duyduğumuz bu sözcük Yunanca Phobos kelimesinden gelir. Yunan mitolojisinde Phobos dehşet tanrısı anlamına gelmektedir. Fobi kelimesi, yaşanan rahatsızlığın türlerine göre her kelimenin sonuna gelerek korku çeşidini belirtir. Mesela; klostrofobi kelimesi kapalı yer korkusu olarak tanımlanmaktadır.

Fobi Nasıl Ortaya Çıkar

Fobinin oluşmasına neden olan etkenler incelendiğinde kişinin yaşadığı olumsuz durumlar korkuya neden olabileceği gibi öğrenilmeyle de fobi ortaya çıkabilir.

Özellikle küçük yaşlarda başlayan fobiler çocuğu rahatsız eden veya bir anda korkmasına neden olan bir olay ile başlayabilir. Bunun yanında aile içerisinden birinin fobisi var ise çocuk bunu görerek aynı şekilde bir korku veya çekince geliştirebilir.

Kimi fobilerin; kan ve tıbbı işlemlere dayalı fobiler gibi kalıtımsal yollar ile geçtiği de bilinmektedir.

Fobi Çeşitleri Nelerdir

Fobiler özgül ve karmaşık fobiler olarak iki başlık altında incelenirler.

Özgül fobiler: Kişinin korktuğu şey belli olup, belirli bir nesne veya durumdan aşırı derecede ve anlamsız bir şekilde korkma halidir. Örneğin; hayvan korkusu, yükseklik korkusu, yılan korkusu vb. gibi fobiler. Bu korkular kişinin günlük yaşantısını olumsuz şekilde etkiler. Çünkü korku duyulan şeyin ne zaman ne şekilde kişinin kaşsısına çıkacağı belli değildir.

Karmaşık Fobi: Kişinin korkusu tek bir nesneye veya duruma bağlı değildir. Birden çok etken kişinin korkmasına neden olabilir. Karmaşık fobiler agorafobi ve sosyal fobi olarak iki başlık altında incelenmektedir. Öncelikle size agorafobi hakkında kısa bir bilgi verelim. Daha sonra sosyal fobi nedir sorusuna cevap vermeye çalışalım.

fobi nedir

  • Agorafobi: Agorafobi kişinin tek bir nesneye veya duruma karşı değil de birden çok duruma karşı korku duymasıdır. Agorafobisi olan kişiler kolaylıkla kaçıp kurtulamayacaklarını düşündükleri mekanlarda bulunduklarında ileri düzeyde bir korku yaşarlar. Otobüs, alışveriş merkezi gibi kapalı mekanlar agorafobisi olan kişilerin bulunmak istemedikleri alanlardır. Fobisi olan kişi bu alanlarda panik atak geçirdiği zaman kimsenin kendine yardım etmeyeceğini düşündüğü için kapalı alanlarda bulunmak istemez. Bu durum kişinin yaşamını olumsuz bir şekilde etkiler ve evden dahi çıkamamasına neden olabilir.

Kişinin bulunduğu sosyal çevre içerisinde konuşurken, bir eylem yaparken, bir davranış sergilerken yanlış yapacağını düşünmesi ve bundan korkması durumudur.

Sosyal fobisi olan kişi bir ya da birden fazla sosyal durumdan rahatsız olmaktadır.

Topluluk önünde konuşmak, düğün, parti gibi kalabalık ortamlarda bulunmak, yeni insanlarla tanışmak, karşı cinsle iletişim kurmak vb. gibi durumlar kişiyi rahatsız etmektedir.

sosyal fobi nedirSosyal fobisi olan kişiler yaptıkları davranışlar nedeniyle karşılarındaki insanların onlara güleceğini, alay edeceğini düşünürler. Bu psikolojik rahatsızlık daha çok ergenlik döneminde ortaya çıkmaktadır.

Sosyal fobide kişide utangaçlık oldukça ağır bastığı için kişinin yaşamını olumsuz etkiler. Kişi rahatsız olacağını düşündüğü kalabalık ortamlara girmek istemez.

Bu ortamlardan uzaklaşmak için çaba gösterirken panik atak krizleri dahi yaşayabilir.

Sosyal Fobi Ne Demek

Sosyal fobi ne demek sorusuna Amerikan Psikoloji Topluluğunun verdiği cevap ise şudur; utanmaktan, kişiler karşısında küçük düşmekten, sosyal ortamlarda kişiler tarafından yanlış değerlendirilmekten yoğun bir şekilde korkarak bu korkulan durumdan kaçmak için gösterilen anksiyete bozukluğudur.

Sosyal fobisi olan kişilerde görülen en temel özellikler ise şunlardır:

  • Tanımadık insanlarla karşılaşıldığında o kişilerle konuşmamak için çaba gösterme.
  • Sürekli olarak başkalarının kendini izlediğini düşünerek yanlış ve utanılacak bir davranış yapmaktan korkma.
  • Kişi korktuğu şey ile karşı karşıya gelmekten kaçınır. Bu durum ile karşı karşıya kaldığı zaman ise büyük bir sıkıntı yaşayarak bu durumu atlatmaya çalışır.
  • Kişi korktuğu durumdan kaçamıyorsa eğer o zaman panik atak krizleri geçirebilir.

İlginç Fobi Türleri

Fobi nedir, çeşitleri nelerdir sorularına cevap vermeye çalıştık. Fobilerin çeşitleri içerisinde yer alan ilginç türlerinden birkaç tanesini:

  • Eritrofobi: Yüz kızarma korkusu
  • Koprofobi: Dışkı korkusu
  • Antrofobiya: Bitki örtüsü korkusu
  • Domatofobiya: Bina korkusu
  • Leukofobiya: Beyaz renk korkusu
  • Papirofabiya: Kâğıt korkusu
  • Tonitrofobiya: Gök korkusu
  • Filofabiya: Aşk korkusu
  • Kakafobiya: Çirkinlik korkusu

Источник: https://www.biobilgi.com/fobi-ne-demek-sosyal-fobi-nedir/

Farkına Bile Varmadığınız Bir Fobiniz Var!

Akrabanızdaki Fobi Çocuğunuzda Çıkabilir

Hayatın içinde hemen hemen herkesin korktuğu şeyler vardır. Ancak bazı korkular var ki gerçekten duyunca inanamayacağımız cinsten. Fobileri araştırırken, bazılarının kendimizde mevcut olduğumuzu fark ettik, kim bilir belki sizin derinliklerinizde de hiç farkına bile varmadığınız bazı fobiler vardır. O zaman korkularla yüzleşme zamanı!

1- Katisfobi – Oturma Fobisi

Ata sporlarımızdan biri olan oturma eyleminin fobisi mi olur demeyin, oluyormuş! Daha çok hemoroid sorunu yaşayanlarda görülen bu korku, sivri yada keskin bir yüzeye oturduktan sonra da görülebilmektedir.

2- Gamophobia- Evlilik Fobisi 

Evlenmekten korkan bu gruba, ne yalan söyleyelim hak vermememiz biraz zor görünüyor. Evliliğini başarıyla sürdürenlere maşallah diyerek hiç evlenmemiş birisi olarak aynı kişiyle bir ömür boyu beraber bir hayatı paylaşma düşüncesinin biraz cesaret istediğini kabul ediyoruz.

3- Penterafobi – Kayınvalide Fobisi

Sadece evlilikten değil de kayınvalideden de korkan bu insanların içlerine biraz da su serpmek amaçlı her annenin damadına/gelinine kötü davranmadığını söylemek isteriz. ‘İki gönül bir olunca samanlık seyran olur.’ atasözü de kayınvalideden korkanlara gelsin. Ancak ciddi anlamda bu fobiye maruz kalanların genellikle çözümü terapide ya da boşanmada bulduklarını da söylemeden geçmeyelim.

4- Eisoptrofobi – Ayna Fobisi

Diğer fobilere görece daha yaygın olan aynada kendine bakma korkusu bazılarında kendini çirkin, bitkin görmek istememe durumu olarak gözükürken bazılarında ise birisinin sürekli kendini izlediği düşüncesinden doğar. Bu bireyler sadece aynaya değil, cam, bilgisayar ekranı, televizyon gibi herhangi yansıtıcı bir yüzeye de bakamazlar.

5- Mageirokofobi – Yemek Yapma Fobisi

Başlangıç noktası olarak yetersizlikten doğan bu fobi özellikle yalnız yaşayanları sağlıksız beslenmeye itebilir gibi gözüküyor. Yemek yapamadığı gibi yemek yapan birisini de görünce dehşete kapılan bu insanlar için sanırız ki en ideali bir cafede mutfağa en uzak noktaya oturup siparişin gelmesini beklemek.

6- Obesofobi – Kilo Alma Fobisi

Kilo almak hem sağlığımız için hemde kimi zaman psikolojimiz için iyi olmasa da bundan fobi derecesinde korkan insanlar var. Korkan herkesin sıkı bir diyet yaptığını söyleyemeyiz ama yemek yeme eyleminin bu korkunun önüne geçebilecek kadar güzel olduğunu belirtelim.

7- Agirofobi – Karşıdan Karşıya Geçme Fobisi

Her yerde bu kadar aracın olduğu günümüzde bu insanlar için şehir hayat bir hayli zorludur. Araba fobisinden ayrı incelenen bu fobi ara sokakta karşıdan karşıya geçme konusunda bile kişiye zor anlar yaşatabilir.

8- Agorafobi – Açık Alan Fobisi

Oldukça sık görülen bu fobi, insanların dışarıdayken başlarına bir şey geldiğinde yardım bulamayacağından ya da kaçışın güç olabileceği yerlerden korkması durumudur. Şiddetli korku durumlarında bireyler tümüyle eve kapanır.

10- Tripofobi – Delik Fobisi

Delikli bir yüzey gördüğünde iğreti olan ve kaşınmaya başlayan bu insanlara hak vermemek elde değil. Dikkat edin, çok uzun süre delikli fotoğraflara bakınca sizde kendinizi kaşınırken bulabilirsiniz!

11- Stasibasifobi – Ayakta Durma veya Yürüme Fobisi

Ayakta durmaktan ya da yürümekten korkan bu insanlar gidecekleri yere tekerlekli sandalyeyle gitmeyi tercih ederler. Bu fobiye sahip insanlar için tek temennimiz tekerlekli sandalye fobisine yakalanmamaları.

12- Anuptafobi – Bekar Kalma Fobisi

Fazla söze gerek yok sanırım ki

Источник: http://filoji.com/duyunca-inanamayacaginiz-en-ilginc-15-fobi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.