Alerji Nedir, Neden Olur? Belirtileri, Tedavisi

Tiroid Hastalıkları Neden Olur, Nasıl Tedavi Edilir?

Alerji Nedir, Neden Olur? Belirtileri, Tedavisi

Ülkemizde özellikle tiroid bezinin salgıladığı T3 ve T4 hormonlarının seviyesini etkileyen karalahana bitkisinin yoğun olarak tüketilmesinden dolayı Doğu Karadeniz bölgesinde daha yaygın olarak görülen tiroid hastalıklarının önüne geçmek mümkün. Doğru beslenme ve ilaç takviyesinin yanı sıra bitkisel tedaviyle de önlenebilen tiroid hastalıkları artık kabus olmaktan uzak.

Tiroid Nedir?

Tiroid, soluk borusunu üç taraflı olarak kaplayan bir bezdir.

Tiroid bezinin salgıladığı T4 (tiroksin ya da kalkanbezi hormonu)ve T3 (triiyodotironin) hormonları vücudun adrenalin ve dopamin hormonlarını salgılamasına ve hormonların dengeli bir şekilde çalışmasına yardımcı olur.

Adrenalin ve dopamin, korku, heyecan ve ze gibi duygusal tepkilerde aktif rol oynarlar. Tiroid bezinin salgıladığı diğer hormonlar, kalori ve oksijenin enerjiye dönüştürülmesini sağlayan metabolizmanın düzenli olarak çalışmasına destek olurlar.

Tiroid bezi düzgün çalışmazsa vücut proteinleri yakamaz, bu da karbonhidratların ve proteinlerin işlenmesini engeller. Bu nedenle tiroid hastalıkları kontrolsüz biçimde kilo alımına sebep olur. Çoğu vakada, tiroid bezindeki düzensizliğin ilaç tedavisi ya da beslenme düzeninde değişiklikle kontrol altına alındığı görülmüştür.

Tiroid bezinin büyümesine denilen guatr, değişik şekillerde olabilir. Bunlardan nodülsüz guatrda her iki tiroid bezi simetrik olarak büyür, yüzü düz ve yumuşaktır. Nodüler guatr da ise tiroidin yüzü boğum ve tümseklerden oluşur. Bunun sebebi de tiroid bezi büyümesi ile birlikte bir veya daha nodül içermesidir.

Tiroid Hastalıkları Neden Olur?

Tiroid beziyle ilgili hastalıklarda belirleyici bir etken vardır. Tiroid, kendi kendine hormon üretemez, bir uyarıcıya ihtiyacı vardır. Bu durumda tiroid bezi çalışmazsa ne olur? Tiroid bezi vücudun ihtiyaç duyduğu hormonları üretebilmek için, tiroid uyarıcı hormon (TSH) salgılayan hipofiz bezinin yardımına muhtaçtır.

Hipofiz bezinin TSH salgılayamayacak durumda olması da tiroid bezi hastalıklarına sebep olur. Tiroksin ya da triiyodotironin salgılanmasını tetikleyen TSH hormonunun yeterli seviyede olmaması, bu hormonların çok az ya da çok fazla üretilmesine neden olarak tiroid hastalıklarındaki baş aktör konumuna gelmelerine sebep olur.

Örneğin, tiroid bezinin az çalışması ne tür hastalıklara yol açar sorusunun birincil yanıtı hipotiroididir.

Tiroid hastalıklarının tedavisini tek bir başlık altında aktarabilmek mümkün değildir. Tedavi yöntemini aktarabilmek için önce hastalığın türü tespit edilmelidir. Tiroid bezinin az ya da fazla miktarda hormon üretmesine bağlı olarak hastalığın tedavi yöntemi de farklılık gösterir.

Hipofiz bezinin fonksiyonuna bağlı olarak pek çok farklı tiroid bezi rahatsızlığı meydana gelir. En yaygın görülen tiroid hastalıkları, aşırı miktarda hormon üretilmesi sonucu oluşan hipertiroidi ve yetersiz oranda hormon üretilmesinden kaynaklanan hipotiroididir.

1. Hipertiroidi
Pek çok farklı durum hipertroidiye sebep olabilir. Otoimmun bozukluğundan kaynaklanan graves hastalığı, hipertiroidinin en yaygın nedenidir.

Tiroid bezi nasıl hızlı çalışır sorusunun yanıtı otoimmun sistemindeki bir bozukluktur. söz konusu bozukluk, tiroid bezinin çok fazla hormon üretmesine neden olur. Hipertroidi kadınlarda daha sık görülür.

Genetik olarak kan bağı olan kişilerde birbirine aktarılabilen hipertiroidin diğer nedenleri,

  • T4 ve T3 hormonlarının üretimi için ana madde olan iyotun fazlalığı,
  • T4 ve T3 hormonlarının kontrolsüz sızmasına neden olan tiroid bezi iltihabı,
  • Yumurtalık ya da testis tümörü,
  • Hipofiz ya da tiroid bezi tümörleri,
  • Beslenme ya da ilaç yoluyla çok fazla miktarda tetraiyodotironin almak şeklinde sıralanabilir.

Hipertiroidi hastalığında gırtlakta özellikle başın geriye yaslanmasında belirginleşen ve fiziksel muayenede ele gelen bir ya da birden fazla tiroid nodülü oluşur. Hastada ayrıca,

  • İştah artışı,
  • Gerginlik,
  • Huzursuzluk,
  • Konstantrasyon eksikliği,
  • Kalp atışlarında düzensizlik,
  • Kaşıntı,
  • Saç dökülmesi,
  • Bulantı ve kusma gibi belirtiler gözlemlenir.

Eğer hastada,

  • Nefes darlığı,
  • Bilinç kaybı,
  • Geçmeyen baş dönmesi,
  • Hızlı ve düzensiz kalp atışı gibi belirtiler gözlemleniyorsa vakit kaybetmeden tıbbi yardım alınması gerekir. Kişide hipertiroidi şüphesi varsa tiroid testi olarak adlandırılan kolesterol ve hormon testleri uygulanarak hastalık teşhis edilmeye çalışılır.Hipertiroidi tedavisinde yaygın olarak uygulanan üç yöntem vardır.
  • Eğer hastalık yaşamı tehdit eder boyuta gelmemişse tapazol etken maddeli ilaçların kullanımıyla tiroid bezi aktivitesi kontrol altına alınır.
  • Hastalık ilaçla tedavi evresini geçmişse, radyoaktif iyot yöntemine başvurulur. Bu yöntemle aşırı hormon üreten hücreler yok edilir. Bu yöntemin, ağızda ve gözlerde kuruluk, boğazda ağrı gibi yan etkileri olabilir.
  • Son tercih olarak doktor tiroid bezinizin bir kısmını ya da tamamını almayı tercih edebilir. Bu durumda hipotiroididen korunmak için T4 ve T3 hormonlarının takviyesine ihtiyaç duyulur.

2. Hipotiroidi
Hipertiroidinin aksine hipotiroidi, T4 ve T3 hormonlarının yeterli düzeyde üretilmemesinden kaynaklanır. Vücutta bulunan neredeyse tüm organlara enerji sağlamakla yükümlü olan tiroid bezinin düzgün çalışmaması bu hormonların az üretilmesine neden olur ve kalp ritminden sindirim sistemine kadar pek çok eylemi etkiler.

Tiroid bezinin az çalışması durumunda ortaya çıkan hipotiroidi bağışıklık sistemindeki bozukluktan kaynaklanır. Antikorlar, vücuda giren zararlı bakteriler yerine sağlıklı doku hücrelerini hedef alır.

Bu saldırıda hasar alan tiroid bezi vücudun ihtiyaç duyduğu oranda hormon üretemez. Ayrıca, hipertiroidiye bağlı olarak hastanın tiroid bezinin alınması da hipotiroidiye neden olabilir.

Hipotiroidi olduğundan şüphelenilen kişide,

  • Halsizlik,
  • Üşüme,
  • Depresyon,
  • Ciltte kuruluk,
  • Kaslarda zayıflık,
  • Kilo alımı,
  • Düşük kalp ritmi,
  • Yüksek kolesterol,
  • Adette düzensizlik gibi belirtiler gözlemlenir.

Hipotiroidinin tedavisinde yaygın olarak hormon takviyesi uygulanır. Yapılan kan testleriyle hastanın ihtiyaç duyduğu hormon miktarı belirlenir ve ilaçlar aracılığıyla bu oran yeterli seviyeye yükseltilir. Hipotiroidi hastası için tiroid tedavisi ne kadar sürer sorusunun yanıtı ömür boyudur.

Bu hastalık, tam olarak tedavi edilemez ve yaşam boyu kontrol altında tutulması gerekir. Levoksil etken maddeli ilaçlar T4 hormonunun sentetik bir kopyasını üreterek organların ihtiyaç duyduğu hormon takviyesini sağlar.

Yaşam boyu süren ilaç tedavisinde her yıl düzenli olarak yapılan TSH ölçümleriyle hastanın ihtiyaç duyduğu hormon miktarı belirlenir. Her yıl aynı oranda hormon takviyesi yapılmaz.

Tiroid Hastalıklarına İyi Gelen Bitkiler Nelerdir?

Tiroid hastalıklarının tedavisinde en etkin yöntem doktor kontrolünde yapılacak testler neticesinde uygulanacak ilaç tedavisi ya da cerrahi müdahaledir. Ancak bazı şifali bitkileri tüketerek tiroid bezindeki sorundan dolayı oluşan hormonal dengeyi sağlamak da mümkündür.

1. Dereotu
Üç ay boyunca her öğünden önce bir yemek kaşığı dolusu dereotunu çiğnemek tiroid bezinin düzgün çalışmasını sağlayarak hastalığa bağlı oluşan hormonal dengesizliği kontrol altına alır.

2. CevizTiroid bitkisel tedavisinde en etkili doğal kaynaklardan biri de ceviz kürüdür. 1 litre alkali su içerisine 21 adet cevizi parçalamadan bütün olarak atın.

Karışımı barındıran kabınızı alüminyum folyoya sararak bir hafta ışık görmeyen bir yerde bekletin. 7 günün sonunda karışımdan bir bardak için ve ardından karışımın içerisindeki cevizlerden birini yiyin.

Karışım tükenene kadar bu kürü uygulamaya devam edin.

Gören telefonuna sarıldı! Temmuz ayında şaşırtan manzaraBu problem geçene kadar öpüşmeyin hatta cinsel ilişkiye bile girmeyin!Reflüsü olanlar bu habere dikkat!

Источник: https://www.mynet.com/tiroid-hastaliklari-neden-olur-nasil-tedavi-edilir-1221839-mykadin

Verem Hastalığı Nedir?

Alerji Nedir, Neden Olur? Belirtileri, Tedavisi

Günümüzde eskisi kadar tedirgin edici bir hastalık olmasa da, verem hala önemli bir sorundur ve bazı bölgeler ve ülkelerde hala yaşanmaktadır. Örneğin, her yıl dünyada 13 milyondan fazla aktif verem vakası ortaya çıkmaktadır. Bu oldukça yüksek bir rakamdır.

Verem özellikle ciğerlere saldıran ciddi bir enfeksiyöz bakteriyel hastalıktır. Tıpkı diğer bakteriyel enfeksiyonlarda olduğu gibi hapşırma, öksürme, sıvı alış verişi veya diğer yayma yollarıyla kolayca yayılmaktadır.

Zayıf bağışıklık sistemi, aşırı kalabalık yerlerde yaşama, yetersiz beslenme, diğer akciğer hastalıklarına karşı savunmasızlık ve bir otoimmün bozuklukla ilgili sorunlarınız varsa, verem hastalığına daha eğilimli bir hale gelebilirsiniz. (1)

Veremin tedavisinde devamlı gelişmeler yaşanırken ve çoğu vaka tedavi edilebiliyorken, ne yazık ki hala yardıma ihtiyacı olan pek çok kişiye ulaşılamamakta ve tedavi edilmeyen bu vakalar ölümle sonuçlanmaktadır.

Bununla birlikte, bağışıklık sistemini kontrol altında tutmak ve verem belirtilerine erken müdehale etmek hastalığın tedavi edilmesinde oldukça etkili olabilmektedir.

Veremin tıbbi tedavisi uzun ve zorlu bir antibiyotik sürecidir, diğer yandan, komplikasyon riski de yüksektir. (2)

Verem Belirtileri

Verem daha çok akciğerlerle ilgili belirtilere olmaktadır çünkü en çok akciğerleri etkilemektedir. Diğer yandan, verem vücudun herhangi bir organını da etkileyebilir. Hastalık çeşitli belirtilere neden olabilir. Belirtileriniz varsa, doktorunuz verem başlangıcı olup olmadığını anlamak için belirtilerin ne zaman başladığını öğrenmek isteyecektir.

Latent verem enfeksiyonu (aktif hastalık bulunmayan bir enfeksiyon) olan insanlarda belirti meydana gelmemektedir.

Verem nasıl anlaşılır? Aktif verem durumunda ise belirtiler şunlardır:

  • Ateş
  • Titreme
  • Gece terlemeleri
  • Öksürük
  • İştah kaybı
  • Kilo kaybı
  • Balgamdaki kan görme
  • Enerji kaybı

Belirtiler hafif olabilir ve hastaya özellikle endişe verici görünmeyebilir. Diğer insanlarda ise belirtiler kronikleşir ve şiddetlenir. (3)

Verem Belirtileri detayı için bakabilirsiniz

Verem Nedenleri

Verem neden olur? Tüberküloz olarak da bilinen verem hastalığı, Mycobacterium tuberculosis bakterisinden kaynaklanmaktadır. Akciğerlere enfekte olan verem, bulaşıcı olabilmektedir. Yani bu durum, verem bakterilerinin diğer insanlara yayılma riski bulunduğu anlamına gelmektedir. Verem vücudun diğer bölgelerinde genellikle bulaşıcı değildir.

Verem hastalığı olan insanlar öksürdüğünde, hapşırdığın, konuştuğunda, güldüğünde ya da tükürdüğünde üretilen damlalar yoluyla bakteriler diğer insanlara bulaşmaktadır. Bu damlalar, havaya püskürtülen milyonlarca bakterileri içermektedir. Yakındaki insanlar bu bakterileri teneffüs edebilir ve sonuç olarak, vereme enfekte olabilir. (4)

Daha fazla Verem Nedenleri için

Verem Tedavisi

Verem nasıl geçer? Normal antibiyotikler verem bakterilerini öldürememektedir. Hasta birkaç ay boyunca özel antibiyotik kombinasyonu almalıdır. Genellikle standart tedavi süresi altı aydır.

Birincisi, iki ay boyunca aldığınız dört antibiyotik kombinasyonunu içerir. Bunlar izoniazid, rifampisin, pirazinamid ve etambutol ilaçlarıdır. Bunu takiben dört ay daha rifampisin ve izoniazid ilaçlarıyla devam eder.

Tedavi planı, hangi verem türüne ve vücudunuzun hangi kısmının etkilendiğine bağlı olarak değişebilmektedir.

Tedavi başarısız olursa, genellikle bu durum, ilaçları doğru ve düzenli olarak almama nedeniyle oluşmaktadır. İlaçlarla ilgili talimatları izlemeniz hayati önem taşımaktadır. Hasta birkaç hafta sonra daha iyi hissetse bile, tedaviyi tamamlaması gerekir. (5)

Verem Ameliyatı

Cerrahi verem tedavisinde nadir olarak kullanılmaktadır. Ancak, yaygın olarak ilaca direnç kazanmış veremi tedavi etmek veya ciğerlerdeki ya da vücudun başka bir bölümündeki enfeksiyonun komplikasyonlarını tedavi etmek için tercih edilmektedir. (6)

Verem İçin Hangi Doktora Gidilir?

Verem teşhisi ve tedavisi için aile hekimi, dahiliyeci, çocuk doktoru, göğüs hastalıkları uzmanı ve bulaşıcı hastalıklar uzmanına başvurabilirsiniz. (7)

Verem Tedavisi detaylı bilgi için bakabilirsiniz

Vereme Ne İyi Gelir?

Verem Bitkisel Tedavisi

Sarımsak: Sarımsak, vereme neden olan bakterileri yok eden sülfürik asit açısından zengindir. Ayrıca, bakteri gelişimini inhibe ettiği görülen allisin ve ajoen de içermektedir. Diğer yandan, antibakteriyel özellikleri ve bağışıklık artırıcı etkisi verem hastaları için son derece yararlıdır. (8)

Muz: Muz, verem hastalarının bağışıklık sistemini artıracak besin maddelerinin ve kalsiyumun mükemmel bir kaynağıdır. Ayrıca öksürük ve ateşi hafifletmeye de yardımcı olabilmektedir.

Bektaşi üzümü: Bektaşi üzümü, antiinflamatuar ve antibakteriyel özelliklere sahiptir. İçinde bulunan çeşitli besinler vücuda gerekli olan enerjiyi sağlamakta ve vücudun düzgün çalışma kapasitesini artırmaktadır. (9)

Portakal: Portakal pek çok önemli mineral ve bileşiği içermektedir. Portakal suyunun ciğerlerde salgı etkisi bulunmaktadır. Böylece, vücudu enfeksiyonlara karşı korumaktadır. Aynı zamanda, bağışıklık sistemini artırmak için idealdir. (10)

Karabiber: Karabiber akciğerleri temizlemeye yardımcı olur. Veremle ilişkili göğüs ağrılarını hafifletmek içinde oldukça etkilidir. Ayrıca, antienflamatuar özelliklerinden dolayı bakterilerin neden olduğu iltihaplanmayı ve sürekli öksürüğü de azaltabilmektedir.

Ceviz: Ceviz, vücuda güç verme yeteneğine sahiptir ve özellikle veremden mustarip olan kişilerin bağışıklık sistemini artırmaya yardımcı olabilmektedir. Cevizde bulunan çeşitli besinler iyileşme sürecini hızlandırabilmektedir. (11)

Nane: Nane güçlü bir antibakteriyel olduğu için verem tedavisine yardımcı olabilmektedir. Nane, mukusun dağılmasına, organların canlandırılmasına ve akciğerlerin beslenmesine yardımcı olurken, verem için alınan ilaçların tehli yan etkilerini önlemeye de yardımcı olur.

Yeşil çay: Yeşil çay, yüksek antioksidan içeriği ve bağışıklık sistemi güçlendirici özellikleri nedeniyle verem tedavisine yardımcı olabilmektedir. Ayrıca, hastalığa neden olan bakterilerin çoğalmasını engelleyebilen polifenol bileşikleri de içermektedir. (12)

Ananas: Ananasta bulunan bir enzim olan bromelain, verem için başka bir doğal tedavi yöntemi olarak görülmektedir. Hastalığa neden olan patojenlere hücre ölümünü getiren proteinlerin düzenlenmesine yardımcı olabilmektedir. (13)

Su kabağı: Su kabağı, su ve lif açısından oldukça zengindir. Ayrıca, bağışıklık sistemini güçlendiren çeşitli besin ve mineralleri içermektedir. Günlük olarak tüketilen su kabağı verem ile mücadele etmeye yardımcı olmaktadır.

Zencefil: Yapılan araştırmalara göre, zencefil, verem bakterisi olan Mycobacterium tuberculosis bakterilerinin büyümesini durdurabilen, gingerol adı verilen önemli bir bileşeni içermektedir. (14)

Verem Evde Tedavi Yöntemleri

Güneş ışığı: Kemiklerde meydana verem için evde tedavi yöntemleri arıyorsanız, güneş ışığı tedaviye oldukça yardımcı olabilmektedir.

Vücudunuzdaki düşük D vitamini seviyelerinin aktif verem geliştirme riski ile bağlantılı olduğu düşünülmektedir.

Bunun için D vitamini takviyeleri alabilirken, güneş ışığıyla vücuttaki D vitamini seviyelerini yükseltmek de oldukça doğal bir yoldur. (15)

Süt: Süt, büyük bir kalsiyum kaynağı olduğu için bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olabilmektedir. Özellikle, kemik veremi yaşanması durumunda vücutta iyi miktarda kalsiyum bulunması son derece önemlidir. (16)

Diyet

Verem tedavisi için özel bir diyet bulunmamaktadır, ancak riskleri ve belirtileri en aza indirmeye yardımcı olabilecek bazı beslenme önerileri bulunmaktadır:

  • Öksürme gibi belirtileri tetikleyebilecek herhangi bir gıda allerjeni kullanmaktan kaçının.
  • Bir sürü B vitamini açısından zengin olan kepekli tahılları ve demir açısından zengin olan koyu yapraklı sebzeleri yiyin.
  • Yaban mersini, domates veya biber gibi antioksidan açısından zengin olan yiyecekleri bol miktarda tüketin.
  • Kırmızı et yemek yerine deniz ürünleri, kümes hayvanları gibi daha yağsız etler ve protein için fasulye veya soya benzeri gıdaları tüketin.
  • Ekmek, makarna ve şeker açısından zengin olan rafine edilmiş gıdalardan kaçının.
  • Pasta, kurabiye, çörek gibi fırında pişirilmiş ürünler de dâhil olmak üzere, trans yağ asitleri açısından yüksek olan abur cubur ve kızarmış gıdalardan veya işlenmiş gıdalardan kaçının.
  • Kafeinsiz alkollü içecekler veya diğer uyarıcılardan kaçının.
  • Yemek pişirirken zeytinyağı gibi sağlıklı yağları kullanın. (17)

Источник: https://www.acil.net/verem-hastaligi-nedir/

Alerji Nedir? Alerji Nasıl Oluşur? Alerji Tipleri ve Alerji Tedavisi – Sağlık Ocağım .NET

Alerji Nedir, Neden Olur? Belirtileri, Tedavisi

Alerjen, ona duyarlı hale gelmiş kişilerde alerjik reaksiyona yol açan normalde zararsız olan bir maddedir.

Alerjen, ona duyarlı hale gelmiş kişilerde alerjik reaksiyona yol açan normalde zararsız olan bir maddedir.

Alerjenler arasında besinler (örneğin kabuklu yemişler, yumurta ve kabuklu deniz hayvanları), soluma ile alınan maddeler (polen, ev tozu, kürk, ağır kokular, bazı kimyasallar) ve bazı ilaçlar vardır.

Alerji geliştikten sonra çok küçük miktardaki alerjen bile alerjik şikayetleri ortaya çıkarabilir.

Alerji nasıl oluşur?

Immün sisteminin fonksiyonu, mikroorganizmaların yüzeyinde bulunan antijenleri (yabancı proteinleri) tanımak için antikorlar ve duyarlı lenfositler (beyaz kan hücreleri) oluşturmaktır.

Immün sistemi bu antijenler ile karşılaştığında antikorlar ve duyarlı lenfositler bunlarla etkileşime girer ve sonuçta mikroorganizmalar yok edilir.

Alerjilerde de benzer bir immün yanıt gelişir; ancak immün sistemi zararsız maddelere karşı antikorlar veya duyarlı lenfositler oluşturur, çünkü bu alerjenler yanlışlıkla zararlı olabilecek antijenler olarak tanınmıştır.

Alerji nedir?

Alerji, immün sisteminin alerjen olarak bilinen çok çeşitli maddelere verdiği uygun olmayan ya da aşırı reaksiyonlar nedeni ile oluşan çeşitli sorunları içerir.

Alerji kelimesi, Yunanca’da diğer anlamına gelen allos sözcüğünden köken alır.

Astım ve saman nezlesi (alerjik rinit) gibi sık rastlanan birçok hastalık insanların büyük kısmında hiçbir semptoma yol açmayan maddelere karşı alerjik reaksiyonlar nedeni ile olmaktadır.

Alerjik reaksiyon, sadece vücut ilk karşılaşmadan sonra duyarlı hale geldiğinde, alerjene ikinci ya da sonraki maruziyet halinde ortaya çıkar. Alerjinin neden sadece bazı kişilerde geliştiği tam olarak bilinmemektedir, ancak sekiz kişiden yaklaşık birinde alerjenlere kalıtımsal (genetik) bir yatkınlığın yol açtığına dair görüşler vardır.

Alerji tipleri

Alerjilerde görülen uygun olmayan ya da aşırı reaksiyonlar, hipersensitivite reaksiyonları olarak bilinir ve dört farklı mekanizmadan herhangi birini gösterebilir (tip I ile tip IV hipersensitivite reaksiyonları olarak adlandırılırlar.)

Tip I hipersensitivite (aşırı duyarlılık) reaksiyonu nedir? Çoğu iyi bilinen alerji, alerjenlerin immün sistemini, immünglobulin E (IgE) olarak adlandırılan bir tipe ait olan ve deride ve mide iç duvarı, akciğerler ve üst solunum yollarında varolan hücreleri (mast hücreleri veya bazofiller) saran spesifik antijenler oluşturmak üzere uyararak ani semptomlar yaptığı Tip I (anaflaktik şok) hipersensitivite nedeni ile olmaktadır. Alerjenle ikinci kez karşılaşıldığında, IgE antikorlarına bağlanır ve mast hücreleri içindeki grandilerin alerji semptomlarından sorumlu olan çeşitli kimyasal maddeler salgılamasına yol açar. Salgılanan kimyasal maddeler arasında kan damarlarında genişleme, sıvının dokulara sızması ve özellikle akciğer hava yollarında kas kasılmaları yapan histamin bulunmaktadır.

Tip 1 hipersensitivite reaksiyonu ile ilişkili alerjik hastalıklar arasında alerjik astım, saman nezlesi, ürtiker (kurdeşen), anjiyoödem, anaflaktik şok (alerjik şok), muhtemelen atopik egzama ve bazı besin alerjileri vardır. Bu reaksiyonun neden olduğu şikayetler arasında kaşıntı, şişme (ödem), aksırma, hapşırma, mukozal enflamasyon, egzama ve hırıltılı solunum gibi şikayetler olabilir.

Tip II ve tip IV hipersensitivite (aşırı duyarlılık) reaksiyonları nedir? Tip II ve tip IV hipersensitivite reaksiyonları Tip I reaksiyonlardan farklı mekanizmalara sahip olduğu için alerjilerde daha az adları geçmektedir. Ancak, derinin nikel gibi maddelerle uzun süre temasa yanıt verdiği kontakt alerjik dermatit, tuberkülin ve granulamatöz gibi durumlar tip IV hipersensitivite reaksiyonunun bir sonucudur.

Alerjik hastalıklar nasıl gelişir?

Alerjik hastalıklar, genetik yatkınlık ve çevresel etkenlerin bir arada bulunması ile gelişen kronik rahatsızlıklardır, bu nedenle alerjik hastalıklar bulaşıcı değildir.

Genetik yatkınlık ve çevredeki alerjenin bir araya gelmesi ile önce vücutta bebeklik çağından itibaren bir duyarlılık oluşur.

Bu duyarlılık nedeni ile bağışıklık sistemi normalde bu maddeye karşı salgılaması gereken lgE adında bir antikor salgılar.

Bu antikor kan dolaşımı sayesinde vücudun her yerine dağılarak bağışıklık sistemi hücrelerine yapışır ve alerjen vücuda tekrar ulaştığında hemen onu tanır ve çok şiddetli bir reaksiyon gösterir.

Bu reaksiyon sırasında bağışıklık sisteminden salgılanan binlerce madde alerjenin etki yarattığı organda anormal derecede alerjik yangıya yol açar ve hastalığın belirtilerinin meydana çıkmasına neden olur.

Alerjiye neden olan alerjenler

Alerji tipleri arasında alerjik rinit (saman nezlesi), alerjik astım, alerjik dermatid, alerjik konjonktivit, besin alerjisi, hayvan tüyü alerjisi, böcek sokmasına bağlı alerji gibi alerji çeşitleri vardır.

  • Saman nezlesine neden olan alerjenler: Bitkiler ve polenleri (çavdar, yulaf, çayır otu, çim, kolza, mantar sporları, huş ağaçları gibi), ev tozları, hayvan kepeği, hava kirliliği gibi alerjenler saman nezlesine neden olurlar.
  • Alerjiye neden olan besinler: Fındık, susam, çikolata, deniz ürünleri, yumurta, fasulyeler, fıstıklar, soya fasulyesi, arpa, yulaf, çavdar, havuç, patates, pirinç, kabakgiller, kuzu eti, hindi eti, üzüm, elma, şeftali, armut, erik, süt, buğday, mısır, çilek, kiraz, badem, kayısı, böğürtlen, ahududu, kola, kakao, turunçgiller, mango gibi besinler alerjiye neden olabilir.
  • Alerjiye neden olan böcek sokmaları: Arı sokması (bal arısı ya da yaban arısı), akrep, sivrisinek, örümcek yürümesi, kirpinin dikenlerinin batması ve benzeri hayvanların cilt üzerinde yürümesi veya ısırması alerjiye neden olabilir.
  • Alerjiye neden olan hayvan tüyleri ve salyaları: Kedi ve köpek gibi hayvanların kılları veya salyaları alerjiye neden olabilir.
  • Alerjiye neden olan kimyasallar: Lateks içeren malzemeler, sigara dumanı, parfümler, kolonyalar, kozmetik ürünler, deterjanlar, mesleki kimyasallar gibi maddeler alerjiye neden olabilir.
  • Alerjiye neden olan ilaçlar: Penisilinler, sülfonamidler, salisilatlar, lokal anestezikler, aspirin ve novalgin gibi ağrı kesiciler, kortikosteroidler, epilepsi ilaçları, soğuk algınlığı ilaçları gibi ilaçlara karşı ve kişinin kullandığı herhangi bir ilacın içeriğinde bulunan etken maddeye karşı alerji gelişebilir.
  • Alerjiye neden olan tozlar: Ev tozları ve mesleki tozlar alerjiye neden olabilir.

Alerji yapan etkenler

Alerjik hastalıkların belirtileri

  • Alerjik rinit (saman nezlesi) belirtileri: Hapşırma, burun akıntısı, burun ve genizde kaşıntı, burun tıkanıklığı, gözlerin sulanması, baş ağrısı ve geniz akıntısı olarak görülebilir. Hasta bazı maddelere karşı alerji oluyor ise o maddenin uzaklaştırılması yeterli olabilir.
  • Alerjik astım belirtileri: Öksürük, hırıltılı solunum, nefes darlığı, hızlı nefes alıp verme, göğüs sıkışması gibi belirtiler alerjik olan veya olmayan astım belirtileridir.
  • Alerjik dermatid (alerjik egzama) belirtileri: Ellerde, ayaklarda ve yüzde yaygın şekilde kaşıntı, deri dökülmesi, kızarıklık, göz altında koyu renkleşme, saçlarda kepeklenme, deride kalınlaşma gibi belirtilerdir.
  • Alerjik konjonktivit belirtileri: Gözlerde kaşıntı, gözlerde yanma ve göz yaşarması, batma hissi, kızarıklık ve gözlerin arkasında basınç hissi gibi belirtiler görülür.
  • Polen alerjisi belirtileri: Burun akıntısı ve kaşıntısı, hapşırma ve burun tıkanıklığı, gözlerde sulanma, kaşıntı ve şişmeler. yorgunluk, halsizlik, konsantrasyon bozuklukları gibi belirtiler gösterir.
  • Besin (gıda) alerjisi belirtileri: Alerji yapan besinleri yedikten sonra, kusma, bulantı, kramp şeklinde karın ağrıları, ürtiker, egzama, baş ağrıları, ishal, astım, öksürük, hırıltı, tekrarlayan orta kulak problemleri, nezle ve burun akıntıları benzeri belirtilere rastlanır.
  • Böcek ısırığı alerjisi belirtileri: Gözlerde kaşınma, ürtiker, boğazda ve göğüste sıkışma hissi, gözlerde, dudaklarda ve dilde şişme, konuşma bozukluğu, bulantı, kusma, bilinç kaybı ve tansiyon düşüklüğü gibi şikayetlere yol açar.
  • Hayvan alerjisi belirtileri: Burunda akıntı, kaşıntı ve tıkanma, gözlerde kaşıntı ve sulanma, astım en sık karşılaşılan belirtilerdir. Bazı kişilerde egzama ve kurdeşen gibi belirtiler görülür.
  • Kimyasal madde alerjisi belirtileri : Tansiyon düşüklüğü, taşikardi ve kanda oksijenin azalması, kurdeşen, ürtiker, yüzde kızarıklık, ani nefes darlığı, kaşıntı, karın ağrısı, bayılma ve dudaklarda şişme gibi belirtiler lateks ve diğer maddelere karşı alerjilerde görülebilen belirtilerdir.
  • Toz alerjisi belirtileri: Toz alerjisi solunum yoluyla vücuda girdiği için solunum yollarında daha fazla soruna sebep olur. Toz alerjisi alerjik astım, alerjik bronşit, alerjik nezle, alerjik sinüzit, alerjik farenjit, alerjik geniz akıntısı gibi durumlar ile de kendini gösterebilir ve bu durumlara bağlı belirtiler görülür. Belirtiler arasında öksürük, hırıltılı solunum, boğaz ağrısı, geniz akıntısı, burun akıntısı, burunda sızlama, hapşırma, baş ağrısı, orta kulak iltihabı, sinüzit, burunda kaşıntı gibi belirtiler olabilir.
  • İlaç alerjisi belirtileri: İlaç alerjisinde en korkulan şikayet alerjik şok gelişmesidir. Alerjik şok’da ürtiker, anjiyoödem, larinks ödemi, nefes darlığı, şuur kaybı gibi şikayetler ortaya çıkabilir.

Alerjinin etkeni nasıl teşhis edilir?

Alerjik bir reaksiyon söz konusu ise ve nedenin ne olduğu bilinmiyorsa alerji testlerinden bir ya da birkaçını yaptırmak gerekir. Alerjinin nedeni bilinse de, şiddetli bir reaksiyonunuz bulunuyorsa, çoklu alerji söz konusu ise ya da doktor uzun sürecek ve maliyeti yüksek olan bir tedavi planı uygulayacak ise alerji testleri ile etkenin tam teşhisinin konulması gerekir.

Gerçek bir alerji tanısı konulduğunda sadece tedavi amaçlı ilaçlar kullanımı yeterli olmayacağı için koruyucu ilaçlar da kullanılır ve alerjenden uzak durulması da gerekir. Alerji için yapılan bazı testler bulunmaktadır. 

  • Cilt testi
  • İntradermal test
  • Yama testi
  • Radyoalergosorbant testi
  • Kan testleri
  • Uyandırma testleri
  • Akciğer fonksiyon testleri
  • Belirti günlüğü
  • Bağırsak biyopsisi
  • Çevresel testler
  • Uygulamalı kinesiyoloji
  • Kalp refleksi yöntemi
  • Saç analizi
  • Lökositotoksik test
  • Miller tekniği
  • Vega testi gibi birçok test ve yöntem alerjinin nedeni ve derecesi bulmak için uygulanan yöntemlerdir.

Alerji teşhisi

Alerji nasıl tedavi edilir?

Mümkün olduğunda, herhangi bir tipteki alerjinin en etkili tedavisi ilgili alerjenden kaçınmaktır.

Alerjik reaksiyonlarda ilaç tedavisi semptomları hafifleten antihistamin ilaçların kullanılmasını içerir.

Bazı antihistaminler, örneğin gece egzamaya bağlı kaşıntıyı azaltmaya yardımcı olan sedatif etkiye sahiptir; çoğu sersemlik yapmaz ve böylece gün boyu kullanım için de daha uygundur.

Sodyum kromoglikat etkin maddesini, montelukast etkin maddesini ve kortikosteroid içeren ilaçlar semptomların gelişmesini önlemek için düzenli şekilde kullanılabilirler.

Hiposensitizasyon (aşı tedavisi), arı sokması gibi özel alerjenlere karşı alerjisi olan az sayıda kişide işe yarayabilir. Tedavi, gelecekteki reaksiyonları durduracak olan antikorların oluşmasını sağlamak için giderek artan dozlarda alerjen verilmesinden oluşur. Hiposensitizasyon, ciddi alerjik reaksiyona yol açabileceği için yakın gözlem altında yapılır.

Alerji tedavisi

Benzer sağlık yazıları

Источник: https://www.saglikocagim.net/alerjik-hastalklar/

Alerji Nedir? Neden Olur? Belirtileri Nelerdir? Tedavisi ve Bitkisel Kürler

Alerji Nedir, Neden Olur? Belirtileri, Tedavisi

Günümüzde yediden yetmişe pek çok kişide görmeye başladığımız alerji rahatsızlığı, farklı birçok nedenden ötürü ortaya çıkabilmekte ve çoğu durumda kişilerin yaşam standartlarını bir hayli düşürebilmektedir. Bu nedenle alerji ile mücadele edebilmek için alerji nedir, neden meydana gelir, belirtileri ve tedavisi nasıldır gibi soruların cevabını iyice öğrenmek gerekir.

Alerji Nedir?

Alerji, en basit tanımı ile vücuda giren ya da vücuda temas eden birtakım maddelere karşı bağışıklık sisteminin verdiği bir tür aşırı duyarlı tepki olarak açıklanabilmektedir.

Vücutta alerjiye sebebiyet veren maddelere ise genel olarak alerjen adı verilmektedir.

Alerjenler çevrede, havada, hayvanlarda, ilaçlarda, yiyeceklerde ya da içeceklerde yer alabilmektedir.

Alerji Neden Olur?

Alerjinin ne olduğu sorusu yanıtlandıktan sonra alerji neden olur diye merak edenlere de bazı bilgiler verilebilmektedir.

Buna göre ilk olarak alerjinin nedenlerinin oldukça geniş bir yelpazeye sahip olduğu dile getirilebilir.

Havada bahar aylarıyla birlikte kendini gösteren polenler ve toz taneciklerinin yanı sıra küf gibi maddeler de kişilerde alerjik reaksiyonlara neden olabilmektedir.

Bazen vücut, tüketilen besinlerde yer alan bazı alerjenler nedeniyle de reaksiyon verebilmekte ve alerji rahatsızlığına sebep olabilmektedir.

Bünyeye göre gelişen ve alerjen maddenin miktarına göre yoğunlaşan bu tür reaksiyonlar genellikle kısa süreli olsa da bazı durumlarda ciddileşebilmekte ve hayati teh yaratabilmektedir.

Alerjiye neden olan besinlere ise süt, süt ürünleri, fıstık, buğday ve balık gibi besinler örnek olarak gösterilebilir.

Köpek ve kedi gibi tüylü hayvanlar ile aynı ortamda yaşamak ya da onlara dokunmak bazı kişilerde alerjik reaksiyonlara neden olabilmektedir.

Hapşırma şeklinde kendini gösteren bu tarz alerjik reaksiyonlar bazı durumlarda cilt yüzeyinde tahriş ya da sivilce gibi sorunlarla da ortaya çıkabilir.

Nadiren de olsa hayvan tüyüne karşı hassasiyet gösteren kişilerde boğulma hissi de yaşanabilmektedir.

Alerji nedenleri arasında yer alan ilaçlar da içerdikleri bitkisel ürün ve kimyasallar sebebiyle vücutta kaşıntı ya da kızarıklık gibi farklı alerjik reaksiyon belirtilerinin görülmesine neden olabilmektedir. Penisilin veya penisilin içeren antibiyotiklerde görülen bu durum, çoğu zaman kısa süreli alerji olarak tanımlanabilmektedir.

Alerji neden olur sorusuna yanıt olarak son sırada böcek ısırmasından bahsedilebilir.

Zira doğada yer alan pek çok böcek insanları ısırdıkları ya da soktukları zaman belirli miktarlarda zehiri de vücutlarına enjekte etmektedir ve bu durum bazı kişilerin hassas bünyelerinden ötürü alerjik reaksiyon göstermelerine sebebiyet verebilmektedir.

Yaban arısı, eşek arısı, bal arısı, sarıca arı, ateş karıncası gibi böcekler alerjik reaksiyona neden olan böcek türlerine örnek olarak gösterilebilmektedir.

Tüm bunların dışında alerjinin nedenleri içerisinde kauçuk ya da plastik ürünlere karşı hassas bir bünyeye sahip olma, cilt bakım ürünlerinde ve makyaj malzemelerinde bulunan maddelere karşı duyarlı olma ya da nikel ve benzeri metallere karşı hassasiyet gösterme gibi durumlar da bulunmaktadır.

Alerji Belirtileri Nelerdir?

Alerji belirtileri nelerdir sorusuna yanıt olarak bu rahatsızlığın belirtileri için standart bir açıklama yapmanın mümkün olmayacağı söylenebilmektedir.

Zira pek çok alerji çeşidi bulunmaktadır ve her alerjinin de kendine has belirtileri mevcuttur.

Bu nedenle alerji belirtileri nelerdir diye merak edenlere genel hatları ile farklı durumlarda görülebilen alerji belirtilerinden söz edilebilmektedir.

Polen, Toz Alerjisi Belirtileri: Bu alerji türünde kişilerin alt ve üst solunum yolları doğrudan etkilenmektedir.

Bu nedenle polen ve toz alerjisi belirtileri arasında öksürük, nefes darlığı ve yutkunma zorluğu gösterilebilmektedir.

Polen kaynaklı meydana gelen bahar alerjisinde ise gözlerde sulanma, yanma ve burun akıntısı belirtileri görülebilmektedir.

Besin Alerjisi: Besin alerjisi belirtileri arasında vücutta kaşıntı, kızarıklık ve yanma hissinin yer aldığı söylenebilmektedir. Tüm bunların yanı sıra kusma, şişmiş dil, ağızda karıncalanma, damakta kaşıntı, ishal ve karın krampları da yine besin alerjisi belirtileri içerisindedir.

Böcek Alerjisi: Böcek ısırmasına karşı alerjik reaksiyon gösteren kişilerde ısırılan ya da sokulan bölgede kızarıklık, şişme ve kaşıntı belirtileri gözlemlenebilmektedir. Böcek ısırması kaynaklı alerjide ayrıca hırıltı, kurdeşen, nefes darlığı, kan basıncında düşüş ve göğüste sıkışma da görülebilmektedir.

İlaç Alerjisi: İlaç alerjisi görülen kişilerde ciltte kaşıntı, isilik, kurdeşen, kızarıklık ve yüzde şişme ile aşırı duyarlılık belirtileri ortaya çıkabilmektedir. İlaç alerjisinde ayrıca göğüste hırıltı gibi alerji belirtileri de gözlemlenebilmektedir.

En Çok Görülen Alerji Türleri Nelerdir?

Alerjinin farklı pek çok türü olsa da günümüzde bazı alerji türlerinin diğerlerine göre daha çok belirti gösterdiği ve daha yaygın olduğu söylenebilmektedir. Buna göre en çok görülen alerji türleri nelerdir sorusuna yanıt olarak 6 farklı alerji türünden bahsedilebilir. Bunlar;

  • Alerjik Astım
  • Alerjik Rinit
  • Alerjik Dermatit
  • Alerjik Konjuktivit
  • Deri Alerjisi
  • Besin Alerjisi

Alerji Testi Nasıl Yapılır?

En yaygın olarak görülen alerji türlerinden bahsedildikten sonra alerji testi nasıl yapılır diyenlere de alerjenlerin deri testleri ve kan tahlilleri ile belirlenebileceğinden bahsedilebilir. Buna göre deri testleri ile ortalama 20 dakikada, kan tahlilleri ile de 24 ila 48 saat arasında kişilerde alerjik reaksiyon olup olmadığı tespit edilebilmektedir.

Kan testinde kandaki IgE antikoru ölçülmekte ve IgE oranının normale göre ortalama 10 kat daha fazla olması durumunda kişilerin alerji oldukları tespit edilmektedir.

Deri testleri altında uygulanan Prick ve Patch testlerinde ise bant yapıştırma ya da kesik atma gibi deriye özel işlemler yapıldıktan sonra belirli bir müddet beklenmekte ve sonrasında kişilerin şüphe edilen maddelere karşı alerjik olup olmadıkları ayırt edilmektedir.

Alerjide Nelere Dikkat Edilmelidir?

Alerjik hastaların daha rahat bir yaşam sürebilmeleri için özen göstermeleri gereken birtakım konular bulunmaktadır. Buna göre alerjide nelere dikkat edilmelidir diyenlere alerji ile mücadele edebilmeleri için hassasiyet göstermeleri gereken bazı konulardan bahsedilebilir.

İlk olarak alerjik hastaların alerjiye neden olabilecek gıdaları mümkün olduğunca az tüketmeleri gereklidir.

Sigarayı bırakmak, dengeli beslenmek, günlük egzersiz yapmak, kuş tüyünden ya da yünden yastık, yorgan ve örtü kullanmamak ya da evde kedi, köpek gibi evcil hayvan beslemekten kaçınmak alerjide dikkat edilecekler arasında gelmektedir.

Bunun dışında polenlerin yoğun olduğu aylarda kapı ve pencereleri kapamak, ev temizliği sırasında maske kullanmak ve parfüm ya da saç spreyi kullanımından kaçınmak da yine alerjiye karşı alınabilecek önlemler içerisinde yer almaktadır.

Alerji Tedavisi ve Bitkisel Kürler

Alerjinin tedavisi için ilk olarak alerjik reaksiyona neden olan alerjenlerden kaçınılmalıdır. Bunun dışında antihistaminik, dekonjestan ve steroid sprey gibi ilaç tedavileri ve immünoterapi adı verilen aşı tedavisinden faydalanabilmek de mümkün olmaktadır.

Alerji tedavisi için bitkisel kürleri merak edenlere ise günümüzde pek çok uzman doktorun da tavsiye ettiği bazı bitki bazlı doğal kürlerden söz edilebilmektedir.

Isırgan Otu Kürü

Ciltte kabarma, kızarıklık ve kaşıntı gibi alerjik belirtiler varsa ısırgan otu küründen yararlanılabilmektedir. Bunun için bir su bardağı sıcak su içerisine bir çay kaşığı ölçüsünde kurutulmuş ısırgan otu atılmalı ve 10 dakika demlendikten sonra da taze olarak tüketilmelidir.

Öksürük Otu Kürü

Doğal bir antihistaminik olan öksürük otu, alerji için bitkisel kürler arasında en bilinenlerinden birisidir. Çiğ olarak salata şeklinde yenebilecek olan öksürük otu ayrıca kapsül şeklinde eczanelerden de satın alınabilmektedir.

Karabiber Kürü

Solunum yolu kaynaklı alerjik reaksiyon gösteren kişiler için en ideal bitkisel kürlerden birisi olan karabiber kürü her evde kolaylıkla hazırlanabilmektedir. 1 tatlı kaşığı karabiberin 1 çay kaşığı bal ile karıştırıldıktan sonra tüketilmesi alerjik reaksiyonların azalması konusunda oldukça yararlı olabilmektedir.

Melekotu Kürü

Alerji için bitkisel kürler içerisinde son sırada melekotu küründen söz edilebilmektedir. Çin’de oldukça yaygın olarak kullanılan melekotu, alerjik reaksiyon belirtilerini azaltması nedeniyle tercih edilmektedir.

Melekotu kürü için 2 kahve kaşığı melekotunun kıyılmış ve kurutulmuş halde bir demliğe konulduktan sonra üzerine yaklaşık 250-300 ml ölçüsünde su eklenmesi ve sonrasında 10 dakika kadar demlenmesi sağlanmaktadır.

Daha sonra süzülerek içilebilecek olan melekotu kürünün günlük olarak tekrarlanması tavsiye edilmektedir.

Saraçoğlu Alerji Tedavisi

Источник: https://saglikhaberleri.com/alerji-nedir-neden-olur-belirtileri-nelerdir-tedavisi-ve-bitkisel-kurler/

ALERJİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Alerji Nedir, Neden Olur? Belirtileri, Tedavisi

Alerjiler, bağışıklık sisteminin dışarıdan vücuda giriş yapmış olan yabancı maddelere karşı reaksiyon göstermesi durumlarıdır. Alerji, polene karşı, arı zehrine kaşı ya da hayvan tüylerine karşı olabilmektedir. Bazı insanlarda ise bu durumlara karşı herhangi bir alerjik durum gelişmeyebilir.

Bağışıklık sistemimiz, antikor adı verilen bir tür bileşen üretmektedir. Bu antikorlar bizleri hastalıklara, enfeksiyon oluşumlarına karşı ve istenmeyen maddelere karşı korumakla görevlidir.

Eğer alerji durumu gerçekleşirse, vücut alerjiye neden olan bileşeni zararlı ya da zararsız olarak belirlesin mutlaka antikor üretecektir.

Bağışıklık sistemi, herhangi bir alerjen ile temas halinde, sinüsler, cilt, üst solunum yolları ya da sindirim sistemi üzerinden bir tepki gösterecektir.

Alerjinin şiddeti kişiden kişiye faklılık göstermektedir. Buna göre kimi insanlarda hafif tahrişlere yol açan alerji, kimi insanlarda ise aşırı duyarlılıktan kaynaklanan bazı ciddi durumların yaşanmasına sebep olmaktadır.

Öyle ki, bazı kişiler alerji oldukları zaman, hayati teh ile karşı karşıya kalabilmekte hatta hayatını dahi kaybedebilmektedir. Bunun yanı sıra, çoğu alerjinin belli bir tedavisi yoktur.

Fakat iyileşebilmesi için en önemli etken, belirti ve semptomların doğru olarak belirlenmesidir.

Bir alerji durumunda, bağışıklık sistemi özel antikorlarını üretmeye başlar. Belirlemiş olduğu söz konusu alerjene karşı tetikte bekler. Tekrardan alerji durumu geliştiğinde bu antikorlar ortaya çıkar ve bir miktar, örneğin histamin gibi bağışıklık sistemi kimyasalları açığa çıkarır. Histamin, alerjik belirtilerin yaşanmasına neden olan bir biyolojik kimyasaldır.

Alerji oluşumunu tetikleyen en yaygın etmenler şu şekildedir;

  • Havadaki alerjenler,
  • Bazı gıdalar,
  • Böcek sokmaları,
  • İlaçlar,
  • Lateks ya da diğer maddelere temas etmek.

Havadaki bileşenler: Polenler, hayvan tüyleri, tozlar ve küfler.

Bazı gıdalar: Özellikle fıstıklar, yer fıstığı, cevizler, buğday, soya, balık, kabuklu deniz ürünleri, yumurta ve süt gibi gıdalar.

Böcek ısırmaları: Bal arısı ya da yaban arısı sokmaları.

İlaçlar: Özellikle penisilin ilaçlar ve penisilin tabanlı antibiyotikler.

Lateks ya da diğer maddelere temas etmek: Kauçuk ve bazı bitkilerin sıvıları gibi bileşenler. Bu gibi etmenler cilt üzerinde alerjik reaksiyonlar oluşmasına neden olmaktadır.

Alerjinin Belirtileri

Alerji belirtileri, alerjiye sebep olan maddelerin türüne bağlı olarak gelişme gösterir.

Alerjiler genellikle, hava yolu ile, sinüsleri, burun yollarını, cildi ve sindirim sistemini etkisi altına almaktadır. Alerjik reaksiyonlar hafif ya da şiddetli olabilir.

Bazı ağır vakalarda alerjiler, hayati risk oluşturan etkiler gösterebilir. Bu etkiler aşırı duyarlılıktan dolayı kaynaklanmaktadır.

Alerjinin belirtilerini, alerjiye sebep olan faktörlere göre şu şekilde sıralayabiliriz;

1.Saman Nezlesinin Belirtileri

Saman nezlesi ya da diğer adı ile alerjik burun iltihabının belirtileri;

  • hapşırma,
  • burunda, gözlerde ya da damakta kaşıntı,
  • burun akıntısı ve burun tıkanıklığı,
  • gözlerde sulanma, şişme ve kızarma gibi semptomlardır.

2.Gıda Alerjisinin Belirtileri

Herhangi bir gıdaya karşı aşırı duyarlılık yaşanmasından dolayı gelişen gıda alerjisinin belirtileri şu şekildedir;

  • ağız çevresinde karıncalanma,
  • dudaklarda, dilde, yüzde ya da boğazda şişme,
  • kurdeşen,
  • aşırı duyarlılık.

3.Böcek Alerjisinin Belirtileri

Özellikle bal arısı ya da eşek arısının sebep olduğu böcek sokmalarından kaynaklanan bu alerji türünün belirtileri şu şekildedir;

  • Böceğin ya da arının ısırdığı ve iğnesini temas ettirdiği bölgede geniş ölçekli ödem ve şişme,
  • tüm bedende kaşıntı ve kurdeşen,
  • öksürük, göğüste sıkışma ve hırıltı ya da nefes darlığı,
  • aşırı duyarlılık.

4.İlaç Alerjisinin Belirtileri

Bazı ilaçlar bazı kişilerin bünyesinde alerji oluşumuna sebep olabilmektedir. İlacın içerdiği kimyasallardan kaynaklanan bu ilaç alerjisinin belirtileri şu şekildedir;

  • kurdeşen,
  • ciltte kaşıntı,
  • ciltte isilik ve kızarıklık,
  • yüz bölgesinde şişme,
  • göğüste hırıltı,
  • aşırı duyarlılık.

5.Aşırı Duyarlılık Yaşanması (Anafilaksi)

Özellikle gıda ve böcek ısırmalarından kaynaklanan alerjilerde gözlenen aşırı duyarlılık, ciddi sorunlar yaşanmasına yol açmaktadır. Hayati teh oluşturabilecek olan bu semptom, şoka girme durumu riskini artırmaktadır.

Anafilaksi yani aşırı duyarlılığın belirtileri şu şekildedir;

  • bilinç kaybı,
  • tansiyon değerlerinde düşüş,
  • şiddetli nefes darlığı,
  • ciltte tahrişler ve döküntüler,
  • baş dönmesi,
  • hızlı ve zayıf nabız,
  • bulantı ve kusma.

Risk Faktörleri

Bazı özel koşullar alerji oluşmasını tetiklemektedir. Bu risk grupları şu şekildedir;

  • Ailesinde astım ya da alerji hastası bulunanlarda,
  • çocuklarda,
  • astım ya da alerji sorunu olanlarda.

Aile geçmişi: Aile bireylerinde astım ya da alerjik hastalık bulunan kişilerde, alerji yaşanması riski daha fazladır. Özellikle, ailesinde, saman nezlesi, kurdeşen ya da egzama hastası bulunan kişilerin, genetiksel olarak alerjiye yatkınları bulunmaktadır.

Çocuklarda: Çocuklar yetişkinlere göre çok daha fazla oranda alerjiye yatkındır. Bazen çocukların alerjik sorunları büyüdüklerinde geçmektedir.

Astım ya da alerji hastaları: Astım hastalarının alerji sorunu yaşama riskleri daha fazladır. Zaten alerjik bir hastalığa ya da astıma sahip olmak, alerji için direkt olarak risktir.

Komplikasyonlar

Herhangi bir alerjiye sahip olmak, bazı diğer medikal problemleri de beraberinde getirmektedir. Bu komplikasyonlar şu şekildedir;

  • Anafilaksi,
  • astım,
  • atopik dermatit (egzema), sinüzit, kulak ya da akciğer enfeksiyonları,
  • akciğer ya da sinüslerde mantar komplikasyonları.

Anafilaksi: Aşırı duyarlılık da adı verilen anafilaksi, şiddetli bir alerji yaşanması durumunda ortaya çıkmaktadır. Anafilaksi, daha yaygın şekilde, gıda, penisilin ya da böcek alerjilerinde görülmektedir.

Astım: Alerji, solunum yollarını etkilediği için, astım riskini artırır. Özellikle çevresel bazı faktörlerin sebep olduğu alerjilerde, astım gelişmesi riski olabilmektedir.

Atopik dermatit, sinüzit ile akciğer ya da kulak enfeksiyonları: Özellikle, evcil hayvanlardan kaynaklanan, saman nezlesinden ya da küflerden kaynaklanan alerjilerde bu gibi komplikasyonlar yaşanabilmektedir.

Sinüslerde ya da akciğerlerde mantar komplikasyonları: Bazı alerjiler, direkt olarak sinüslerde ya da akciğerlerde mantar komplikasyonlarına sebep olabilmektedir. Özellikle de küflere karşı alerjisi olanlarda, bu sorunun yaşanması ihtimali daha yüksektir.

Tanı ve Analizler

Doktor, tanı koyabilmek için hastaya birtakım sorular yönlendirerek belirtileri saptamaya çalışır. Doktor, daha sonradan fiziksel muayene yapar ve bazı testler isteyebilir. Eğer doktor, gıda alerjisinden şüphelendiyse, hastaya son zamanlarda ne gibi gıdalar tükettiğini sorabilir.

Buna ek olarak doktor, hastanın şikayetleri doğrultusunda; cilt testi ve kan tahlili isteyebilmektedir.

Cilt testi: Oldukça küçük ve ince bir iğne yardımı ile az miktarda proteinin deri altına uygulanması, mevcut olan potansiyel alerjiyi tespit etmeye yardımcı olmaktadır.

Kan tahlili: Radio allergo sorbent test (RAST) adı verilen bir kan testi, kanın içinde bulunan ve alerjiye sebep olan, bağışıklık sistemi tarafından üretilmiş antikorların belirlenmesine yardımcı olmaktadır. Bu antikorun adı immunglobulin E (IgE) olarak bilinir ve alerjiye sebep olmaktadır.

Tedavi ve İlaçlar

Alerji tedavisinde şu yöntem ve ilaçlar kullanılmaktadır;

  • Alerjenlerden kaçınma,
  • Semptomları azaltacak ilaçlar,
  • İmmünoterapi,
  • Acil epinefrin.

Alerjenlerden kaçınarak tedavi: Doktor, alerjinin türünü tespit ettikten sonra, tekrar alerjiye sebep olabilecek etmenlerden korunmanızı tavsiye eder.

İlaçlar: Alerjinin türüne bağlı olarak, semptomları hafifletmeye yardımcı bazı ilaçlar tedavide kullanılmaktadır. Bu ilaçlar, reçeteli ya da reçetesiz satılan ilaçlar, ağızdan alınan ilaçlar, burun spreyleri ve göz damlaları şeklindedir.

İmmünoterapi: Çok şiddetli alerjilerin tedavisinde doktor bu yöntemi kullanmaktadır. Dil altına koyulan bir tablet ilaç yardımı ile bu tedavi, özellikle bazı polen alerjilerinin tedavisinde etkilidir.

Acil epinefrin: Çok ciddi ve şiddetli alerji yaşanması durumunda doktor, acil olarak epinefrin uygular. Bu tedavi yöntemi acil durumlarda uygulanarak semptomların etkisini azaltmaya yardımcı olur.

Alınacak Önlemler

Alerjik reaksiyonları önlemek için bazı tedbirler alınabilmektedir. Bu önlemler şu şekildedir;

  • Alerji yaptığı bilinen durumlardan kaçınmak,
  • Evi sık sık havalandırmak,
  • Yatağı, çarşaf ve yorganları sık sık temizlemek,
  • Medikal uyarıcı bileklik kullanmak,
  • Küf alerjisi riskine karşı mutfak temizliğine özen göstermek,
  • Banyo ve ev temizliğine dikkat etmek,
  • Tozların ev içinde birikmesini önlemek ve sık sık temizlemek.

Источник: https://evdesifa.com/alerjinin-belirtileri-nelerdir/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.