Alzheimer’den Korunmak İçin Bunları Ye!

Depremden Korunma Yolları

Alzheimer’den Korunmak İçin Bunları Ye!

Deprem, doğal bir afettir. Bazı korunma uygulamaları ile can ve mal kayıpları azaltılabilir ve önlenebilir. Bazı basit önlemler yeterli olabilir. Nasıl mı?

Deprem, hiç beklenmeyen bir anda hayatımızı her anlamda “sarsan” doğal afettir. Öngörülemeyen ve önlenemeyen ölümcül bu doğa olayına karşı alınabilecek önlemler, can ve mal kaybını önleyebilir.

Bunun için deprem öncesi, deprem sırasında ve deprem sonrasında bazı şeyler yapmak gerekiyor. Depremlerdeki zararları en aza indirmenin birinci unsuru depreme dayanıklı binalar inşa etmek veya sağlam binalarda oturmaktır.

Unutmayın ki; deprem değil, bina öldürür! Diğer önlemlere göz atalım!

Deprem Öncesi Yapılması Gerekenler

  • Her şeyden önce ikamet edilen binaların yapı tekniğine ve inşaat yönetmeliğine göre inşa edilmesi, depreme dayanıklı olarak tasarlanması gerekiyor.
  • Binaların veya evlerin sağlamlığı kontrol ettirilmeli; gerekirse güçlendirilmelidir.
  • Evlerdeki dolapların üzerine konulan eşyaların deprem sırasında düşüp zarar vermemesi için tutucu malzemeler ile sabitlenmelidir.
  • Tavana ve duvara asılan avize ve klima gibi eşyalar, ağırlıklarını taşıyabilecek şekilde asılmalıdır.
  • Soba ve elektrikli ısıtıcılar bulundukları yere sabitlenmelidir.
  • İçinde ağır eşyalar bulunan dolapların kapakları kilitli tutulmalı veya deprem sırasında açılması önlenmelidir.
  • Kırılabilecek cam veya porselen süs eşyaları düşüp kırılamayacak yerlerde tutulmalı veya sabitlenmelidir.
  • Doğalgaz vanası, elektrik sigortaları gibi ekipmanlar gaz kaçağı ve yangına karşı otomatik hale getirilmelidir.
  • Deprem sırasında evden ve binadan çıkış için kullanılacak yerler belirlenmeli, bu yerlerdeki engeller ortadan kaldırılmalı, bu bölgelere herhangi bir eşya konulmamalıdır.
  • Binadan çıkış kapıları ve yolları geniş olmalı, acil çıkışların yapılacağı kapılar kilitli bırakılmamalı ve bu çıkışların güzergâhları fosforlu ışıklandırmalarla belirtilmelidir.
  • Acil çıkış güzergâhlarına elektrik kesintilerinde devreye giren şarjlı aydınlatmalar yerleştirilmelidir.
  • Evlerdeki önemli evrakların birer kopyaları, su geçirmez bir torbada saklanmalıdır.
  • Kullanılmayan ziynet eşyaları, altın gibi değerli madenler ve paralar korumalı bir bölgede veya çelik kasalarda saklanmalıdır.
  • Mutfak dolaplarındaki kırılabilecek cam eşyalar veya tabakların düşmemesi için kapakları kilitli tutulmalı veya kolay açılmasını engelleyici tedbirler alınmalıdır.
  • Yatağın yakınında veya deprem sırasında ulaşılabilecek bir noktada el feneri bulundurulmalıdır.
  • Bina koridorlarında mutlaka yangın söndürme cihazı bulundurulmalı, bu cihazın kontrol ve bakımları periyodik olarak 6 ayda bir yaptırılmalıdır.
  • Evlerde deprem sonrası kullanılabilecek “deprem çantası” bulundurulmalıdır.
  • Depremden korunma yollarına ilişkin kitaplar ve makaleler okunmalı; panel veya konferanslara katılmalı; bilinçlenmeleri için çocuklar bu tür toplantılara götürülmelidir.
  • Yere yatma, kenetlenme, başı koruma gibi yöntemler öğrenilmeli; çocuklara uygulamalı olarak öğretilmelidir.
  • Deprem sonrası muhtemel hasarların telafi edilmesi için Zorunlu Deprem Sigortası (DASK) yaptırılması gereklidir.
  • En az 6 ayda bir evlerde ve binalarda deprem sırasında yapılacaklara ilişkin planlar gözden geçirilmeli, tatbikat yapılmalıdır.
  • Deprem sırasında veya sonrasında oluşabilecek iletişim kopukluğu dikkate alınarak bireylerin birbirleriyle nasıl iletişim kuracakları ve nerede toplanacakları veya buluşacakları belirlenmelidir.
  • Buluşma yerleri için binalardan uzak, geniş alanlar seçilmelidir.

Deprem Sırasında Yapılması Gerekenler

  • Deprem başladığı anda soğukkanlı olmalı, panik yapılmamalıdır.
  • Deprem sırasında koşmak, yürümek veya ayakta durmak hemen hemen imkânsızdır. Bu sebeple deprem sırasında durulması gereken pozisyonlar öğrenilmelidir.
  • Sağlam masa altlarına, koltuk, sandık gibi eşyaların yanına çömelerek hayat üçgeni oluşturulmalı; sarsıntı bitene kadar bu pozisyonda kalınmalıdır.
  • Eller başın üstünde kenetlenmeli, baş, dizlerin arasında olacak şekilde beklenmelidir.
  • Sarsıntı geçinceye kadar pozisyon değiştirilmemelidir.
  • Evde sabitlenmemiş dolap ve raf gibi eşyalar varsa onların devrilmeleri ihtimaline karşı bu eşyalardan uzak durulmalıdır.
  • Asansörler, merdivenler ve balkonlardan uzak durulmalıdır.
  • Sinema, tiyatro ve konser alanı gibi kalabalık bir yerde iseniz izdihama oluşabilecek yerlere koşulmamalı; panik yapmadan güvenli bir bölge bulunmalıdır.
  • Deprem sırasında araç içindeyseniz binalardan uzak bir bölgede hareket etmeden beklenmelidir. Köprüler, viyadükler ve tünellerden uzak durulmalıdır.
  • İletişim yoğunluğu dikkate alınarak, telefonlar, acil durumları bildirmek dışında kullanılmamalıdır.
  • Doğalgaz kaçaklarına karşı kibrit ve çakmak yakılmamalı, elektrik düğmelerinden uzak durulmalıdır.
  • Cam eşyalar ve pencerelerden uzak durulmalıdır.
  • Ağaçlar, elektrik telleri ve elektrik direklerinden uzak durulmalıdır.

Deprem Sonrası Yapılması Gerekenler

  • Deprem biter bitmez emniyette olduğunuzdan emin olun.
  • Bulunduğunuz bölgede yıkılması muhtemel eşyalar ve duvar olmamasına dikkat edin.
  • Sarsıntı biter bitmez su ve doğalgaz vanaları ve elektrik sigortaları kapatılmalıdır.
  • Sağlıklı ve güvende iseniz çevrenizde yardımcı olabileceğiniz birileri olup olmadığını kontrol edin.
  • Kırılan camları ve varsa dökülen tehli maddeleri temizleyin.
  • Evden çıkmadan önce battaniye, kalın kıyafetler, değerli eşyalar ve paralar ve ayakkabılar gibi bir süre ihtiyacınız olabilecek eşyaları yanınıza alın.
  • Bir süre yiyecek bulamama ihtimaline karşı evinizdeki yiyecek ve içeceklerden yanınıza alabileceğiniz kadar almaya çalışın. 
  • Binadan çıkarken acil çıkış noktalarına yönelin.
  • Önceden hazırladığınız deprem acil durum çantanızı alarak, yakınlarınızla veya arkadaşlarınızla önceden belirlediğiniz buluşma noktasına gidin.
  • Şiddetli depremlerden sonra artçı depremler olabilir. Artçı sarsıntılar tamamen bitinceye kadar hasarlı veya sağlam binalardan uzak durun. Bazı artçılar, sağlan binalara da hasar verebilir veya yıkabilir.
  • Şiddetli deprem sonrası en az 3 gün evinize girmeyin veya yetkililerin bu konudaki açıklamalarını takip edin.
  • Binalara çakmak, mum ve kibrit gibi alev veren maddelerle yaklaşmayın.
  • Siz ve aileniz güvende ise bulunduğunuz bölgede yıkılmış binalar varsa yardım ekiplerine yardım edin veya gönüllü olarak kurtarma çalışmalarına katılın.
  • Cadde ve sokaklarda binaların arasında dolaşmayın.

Enkazda Kalanların Yapması Gerekenler

  • Deprem sırasında eviniz veya bulunduğunuz bina yıkılmışsa ve enkazda bir bölgede sıkışmışsanız soğukkanlı olmaya, olumlu şeyler düşünmeye çalışın.
  • Yardım ekiplerinin size en kısa zamanda ulaşacağını düşünerek, hareket edebileceğiniz veya sesinizi duyurabileceğiniz bir yere odaklanın.
  • Enkazda kalmışsanız enerjinizi tasarruflu bir şekilde kullanmaya çalışın.
  • Sesinizi kullanabiliyorsanız, yardım ekiplerine yerinizi bildirmeye çalışın.
  • Varsa düdük veya ses çıkaran bir eşya ile sesinizi duyurmaya çalışın.

Deprem Çantasında Neler Bulunmalı?

Yıkıcı bir deprem sonra en çok ihtiyaç duyulacak malzemeler, bir “deprem çantası”nda bulundurulmalıdır.

Peki, deprem çantasında neler bulunmalıdır? Aslında belki birkaç gün, belki de günlerce kullanabileceğiniz eşyaları bulundurmanız gerekiyor.

Çantaya koyduğunuz ve bozulacak yiyecek ve ilaçlar son kullanma tarihlerine göre tazeleri ile değiştirilmelidir. Enerji veren yiyecekler seçilmesine dikkat edilmelidir.

En çok duyulacak malzemeler şunlardır; su, konserve gibi uzun süre dayanabilecek yiyecekler, ilk yardım çantası, pil, el feneri, şarjlı lambalar, düdük, reçeteli ilaçlar, radyo, bir miktar para, sağlam kıyafetler, ayakkabı, terlik, not defteri, kalem, harita, çakı, peçete, kâğıt mendil, eldiven, sabun gibi kişisel temizlik malzemeleri, bakım kremleri, poşet, tuvalet kâğıdı, yağmurluk, battaniye…

Ayrıca, öğrencilerin deprem çantasında bulunması gerekenler ise şunlardır; öğrencilerin aileleriyle ilgili iletişim bilgileri, aile fotoğrafları, su ve dayanıklı yiyecekler. Bunların dışında –varsa- çocuklar, yaşlılar, engelliler ve ev hayvanları için de özel malzemeler bulundurulmalıdır. Deprem çantası malzemelerini kendi özel durumunuza göre azaltabilir veya çoğaltabilirsiniz.

Deprem Nedir?

Deprem, diğer adıyla “yer sarsıntısı” veya “zelzele”, yerkabuğundaki fay kırıklarında biriken enerjinin bir anda boşalarak yeryüzünde sarsıntı meydana getiren doğa olayıdır. Açığa çıkan enerjinin boyutuna göre ortaya çıkan sismik dalgalanmalar, yeryüzünde çeşitli büyüklüklerde ve şiddette sarsıntılara yol açar.

Depremin şiddeti ve büyüklüğü farklı kavramladır. Deprem şiddeti; herhangi bir derinlikte olan depremin, yeryüzünde hissedildiği bir noktadaki etkisinin ölçüsüdür. Depremin şiddeti, aynı zamanda yapılar, doğa ve insanlar üzerindeki etkilerinin bir ölçüsüdür.

Bu etki, depremin büyüklüğüne, odak derinliğine ve uzaklığına göre farklılık gösterir. Depremin büyüklüğü; deprem sırasında açığa çıkan enerjinin ölçüsüdür. Depremlerin aletsel bir ölçüsü “Magnitüd”dür. Depremler, büyüklüğüne göre ölçülür, bu da göründüğü kadar kolay değildir. Bir depremi doğru ölçmek için birçok karmaşık faktör vardır.

Deprem yoğunluğunun ölçmek için “sismograf” adı verilen bir alet kullanılır.

Zorunlu Deprem Sigortası Nedir?

Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) bünyesindeki Zorunlu Deprem Sigortası; depremin ve deprem sonucu meydana gelen yangın, infilak, tsunami ve yer kaymasının neden olduğu maddi zararları, belirtilmiş limitler dahilinde karşılayan bir sigorta çeşididir.

Bu sigorta ile binanız tamamen ya da kısmî olarak zarar görmüş olsa da teminat altına alınır. DASK, 2000 yılında kuruldu. Zorunlu Deprem Sigortası edindirme, uygulama ve yönetimi faaliyetlerinden sorumlu tüzel kimlikli bir kamu kuruluşu olan DASK, “deprem geçecek, hayat devam edecek” sloganı ile hizmet veriyor.

DASK’ın amacı; deprem sonrası yaşamın kaldığı yerden devam ettirilebilmesidir. 

DASK ve Zorunlu Deprem Sigortası’nın hedefleri şunlardır; 

  • Konutların, ödenebilir seviyedeki primlerle, depreme karşı güvence altına alınması
  • Yurtiçinde risk paylaşımının sağlanması
  • Deprem hasarlarının getireceği mali yükümlülüğün, sigorta yoluyla, uluslararası yeniden sigortalama (reasürans) ve sermaye piyasalarına dağıtılması
  • Devletin, depremlerden kaynaklanan mali yükünün (afet konutları gibi) azaltılması
  • Vatandaşa yansıyacak muhtemel ek vergilerin önlenmesi
  • Depreme dayanıklı binaların teşvik edilmesi
  • Deprem sonrası birey ve devletin daha fazla güvenceye sahip olması

Zorunlu Deprem Sigortası’nın teminatı altındaki bina bölümleri şunlardır; temeller, ana duvarlar, bağımsız bölümleri ayıran ortak duvarlar, bahçe duvarları, istinat duvarları, tavan ve tabanlar, merdivenler, asansörler, sahanlıklar, koridorlar, çatılar, bacalar, bazı tamamlayıcı bölümler…

Teminat kapsamı dışındaki durumlar ise şunlardır; enkaz kaldırma masrafları, kâr kaybı, iş durması, kira mahrumiyeti, alternatif ikametgâh ve işyeri masrafları, mali sorumluluklar ve benzeri başkaca ileri sürülebilecek diğer bütün dolaylı zararlar, her türlü taşınır mal, eşya ve benzerleri, tüm bedeni zararlar ve vefat, manevi tazminat talepleri, deprem ve deprem sonucu oluşan yangın, infilak, tsunami veya yer kaymasının dışında kalan hasarlar, depremden bağımsız olarak, binanın kendi kusurlu yapısı nedeniyle zamanla oluşmuş zararlar…

Bunları Biliyor musunuz?

  • Bugüne kadar kaydedilen en büyük deprem 8,9 büyüklüğünde ölçülmüştür. Bu büyüklükteki depremle; 31 Ocak 1906 tarihinde Kolombiya-Ekvator’da ve 2 Mart 1933 tarihinde Sanriku-Japonya’da meydana gelmiştir.
  • Depremler ve yanardağ patlamaları, birbirleri ile bağlantılı doğal olaylardır. Her biri genellikle dünyanın tektonik plakaları boyunca gerçekleşir.
  • Dünyadaki depremlerin yüzde 90’ı Pasifik Okyanusu’nun Yeni Zelanda'nın kuzey doğusundan Asya'nın doğu kenarı boyunca uzanan kıyılarını takip eden yaklaşık 40 bin kilometre boyunda “at nalı” şeklindeki bir bölgede meydana gelir. “Ateş Çemberi” adı verilen bu bölge, en yoğun volkanik ve sismik aktivite alanıdır. Bu bölgede 452 adet pasif ve aktif yanardağ bulunur.

Источник: https://www.makaleler.com/depremden-korunma-yollari

Alzheimer hastalığından korunmak için tüketilmesi gereken besinler

Alzheimer’den Korunmak İçin Bunları Ye!

Alzheimer hastalığı, demansın en yaygın nedenlerinden biridir. Demans vakalarının % 60 ila % 70’inden sorumludur. Bu kronik nörodejeneratif hastalık genellikle yavaşça başlar ve zamanla kötüleşir.

İlk belirtiler hafıza kaybı ve düşünme ile ilgili zorluklardır.

Hastalık ilerledikçe, konuşma zorlukları, ruh hali değişimleri, motivasyon kaybı yaşanır ve kişinin kendi kendine bakımını ve davranışsal sorunlarını yönetemeyecek hale gelmesine neden olur.

Alzheimer hastalığının kesin nedeni bilinmemektedir. Bununla birlikte, vakaların yaklaşık % 70’i genetik ile ilgilidir. Diğer risk faktörleri arasında kafa travmaları, depresyon veya hipertansiyon öyküsü bulunur.

Alzheimer olma riski yüksekse, bazı temel besinlerin tüketimini artırmak korunmaya yardımcı olabilir. Aslında, birçok gıda bilişsel sağlığınızı geliştirebilir ve hastalık geliştirme riskinizi azaltabilir.

Alzheimer hastalığından korunmak için tüketebileceğiniz besinlere gelin birlikte bakalım.

Yaban Mersini

Yaban mersini, beyni serbest radikal hasarlardan koruyabilen antioksidanlarla yüklüdür. Ayrıca vücudu Alzheimer, multipl skleroz ve Parkinson gibi dejeneratif hastalıklara neden olabilecek zararlı demir bileşiklerinden korur.

Yaban mersini içerisindeki fitokimyasallar, antosiyaninler ve proantosiyanidinler, nörokoruyucu faydalar sağlar.

Tarım ve Gıda Kimyası Dergisi’nde yayınlanan bir 2010 çalışması, orta halli yabanmersini takviyesinin nörokognitif faydalar sağlayabileceğini ve bunun, potansiyel mekanizmasının daha kapsamlı araştırılması için bir temel oluşturabileceğini ileri sürmektedir.

Daha sonra, Cincinnati araştırmacıları tarafından yönetilen bir 2016 araştırması, yaban mersininin Alzheimer hastalığına karşı savaşta başka bir silah olabileceğini bildirdi.

Çalışma, içerisindeki antioksidanların Alzheimer’ın yıkıcı etkilerini önlemeye yardımcı olabileceğini göstermektedir. Bu meyveyi günün herhangi bir saatinde mükemmel bir atıştırmalık olarak yiyebilirsiniz.

Ayrıca granola, meyve salatası, tahıl gevreği veya smoothie içeceklerinde de kullanabilirsiniz.

Karalahana ve Diğer Yeşil Yapraklı Sebzeler

Karalahana gibi yeşil yapraklı sebzeler zihinsel yetenekleri dinç tutmaya, bilişsel gerilemeyi önlemeye ve Alzheimer hastalığı riskini azaltmaya yardımcı olur. Karalahana bilişsel sağlık için önemli olan B12 vitamini açısından zengin bir besin kaynağıdır.

Ulusal Bilimler Akademisi Bildirileri’nde yayınlanan bir 2013 araştırması, B vitamini takviyesinin, Alzheimer hastalığı ile ilişkili beyin bölgesinin küçülmesini yavaşlattığını göstermiştir. Ayrıca, lahana ve diğer yeşil yapraklı sebzelerdeki K vitamini zihinsel sağlığı artırır.

Rush Üniversitesi Tıp Merkezi araştırmacılarının yaptığı bir 2015 araştırması, daha fazla lahana, ıspanak, karalahana ve hardal yeşillikleri tüketmenin bilişsel gerilemenin yavaşlamasına yardımcı olabileceğini bildirmektedir.

Çalışma, bu etkisinden sorumlu besin maddelerini incelemiş ve K vitamini tüketiminin kognitif düşüşü yavaşlattığını tespit etmiştir.
Alzheimer’dan korumak için günde 1 ila 2 porsiyon yeşil yapraklı sebzeler yiyebilirsiniz.

Yeşil Çay

Beyin gücünü iyileştirmek için antioksidan bakımından zengin gıdalar tüketmek söz konusu olduğunda, yeşil çayın mutlaka listeye dahil edilmesi gerekir. Antioksidan yapısı beyindeki kan damarlarının sağlığını destekler, böylece damarlar düzgün bir şekilde çalışabilir.

Ayrıca, yeşil çay içmek beyinde en yaygın iki nörodejeneratif hastalık olan Alzheimer ve Parkinson’a bağlı plak büyümesini durdurabilir.

Alzheimer Hastalığı Dergisi’nde yayınlanan 2011 tarihli bir çalışma, yeşil çay polifenollerinin yaşlanmaya ve nörodejeneratif hastalıklara karşı korunmaya yardımcı olduğunu bildirmektedir.

Aslında, içindeki kateşinler de hücre içi nöronal sinyal ve metabolizma modülatörleri olarak çalışırlar. Tüm bu faktörler ile, beynin korunmasına yardımcı olur ve bunama ve Alzheimer riskini azaltır.

Avrupa Klinik Beslenme Dergisi’nde 2012 yılında yayınlanan bir başka çalışma, yeşil çay ekstresinin; insan beynindeki belleği işlemek için önemli olan dorsolateral prefrontal korteks üzerindeki nöral etkilerini vurgulamaktadır.

Beyninizin uzun vadeli sağlığını korumak için günde 2 ila 3 bardak yeşil çay için.

Tarçın

Hafıza sorunlarına yol açabilen beyin iltihabının azaltılmasına yardımcı olabilecek popüler bir baharattır. Tarçın, Alzheimer semptomlarını engellemenin yanı sıra beyne kan akışını hızlandırabilir.

Kokusunu solumak bile bilişsel işlevi geliştirebilir ve dikkat, tanıma hafızası ve görsel motor hızı ile ilgili beyin fonksiyonlarını iyileştirebilir.

Alzheimer Hastalığı Dergisi’nde yayınlanan bir 2009 çalışması, tarçın özütünün Alzheimer hastalığının iki özelliği olan tau agregasyonu ve filament oluşumunu önlediğini bildirmektedir.

2011 yılında PLOS ONE’da yayınlanan bir başka çalışma, oral olarak kullanılan tarçın ekstresinin, beta-amiloid oligomerizasyonunu azalttığını ve hayvanlardaki Alzheimer hastalığı modellerinde bilişsel bozukluğu düzelttiğini bildirmektedir. İnsanlar üzerinde daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir. Her gün bir fincan tarçın çayı içebilirsiniz veya mısır gevreği, yulaf ezmesi, fırınlanmış ürünler, meyve salataları ve smoothie içecekleri üzerine tarçın dökebilirsiniz.

Somon

Somon gibi soğuk su balıkları, yaşa bağlı beyin problemlerini azaltmaya yardımcı olabilir. Somonda bulunan omega-3 yağ asitleri, Alzheimer ve diğer demans formlarına karşı korunmada büyük rol oynamaktadır.

2007 yılında yapılan bir çalışmada California-Irvine Üniversitesi araştırmacıları, bir tür omega-3 yağ asidi olan dokosaheksaenoik asitin (DHA) Alzheimer gelişimine engel olabileceğini bulmuştur.

Bu nörodejeneratif hastalığın ayırt edici özelliği olan iki beyin lezyonunun büyümesini yavaşlatabilir.

DHA, nörofibriler yumakların gelişmesine yol açan tau birikimini yavaşlatabilir. DHA ayrıca beyinde kümelenebilen ve plaklar oluşturabilen protein beta-amiloid düzeylerini de azaltır. Bu çalışma genetiği değiştirilmiş fareler üzerinde yapılmıştır.

Amerikan Tabipler Birliği Dergisi’nde yayınlanan yakın tarihli bir 2016 çalışması deniz ürünleri tüketiminin nöropatoloji sorunlarında azalma ile ilişkili olduğunu ortaya koymuştur.

Alzheimer hastalığından korunmak için, haftada 1 porsiyon somon tüketebilirsiniz.

Zerdeçal

Zerdeçal, beyin sağlığına faydalı antioksidan ve antienflamatuvar özelliklere sahip olan curcumin adlı bir bileşik içerir.

Antienflamatuvar özelliği, Alzheimer hastalığı gibi bilişsel bozuklukların önde gelen nedenlerinden biri olduğu düşünülen beyin iltihabını önleyebilir.

Ayrıca, antioksidan gücü, beynin içindeki plak oluşumunun giderilmesine ve oksijen akışının iyileştirilmesine yardımcı olarak genel beyin sağlığını destekler. Bu da Alzheimer’in ilerlemesini önler veya yavaşlatır.

Uluslararası Üç Aylık Araştırmalar Dergisi’nde yayınlanan bir 2012 araştırması, zerdeçalın, demansın davranışsal ve psikolojik belirtilerini ve şiddetli bilişsel gerileme yaşayan Alzheimer hastalığı olan kişiler üzerindeki etkilerini incelemiştir. Çalışma, tedavi olarak zerdeçal takviyesi alımı ile davranışsal belirtilerde önemli bir iyileşme olduğunu göstermektedir. Günlük olarak bir bardak zerdeçallı süt için ve yemeklerinize zerdeçal ekleyin.

Zeytinyağı

Sızma zeytinyağı, oleocan thal olarak adlandırılan ve amiloid plaklarının parçalanmasına yardımcı olan kilit proteinlerin ve enzimlerin üretimini artırmaya yardımcı olan bir fenolik bileşen içerir. Bu Alzheimer hastalığına karşı potansiyel bir nöroprotektif mekanizma olarak çalışır.

Alzheimer Hastalığı Dergisi’nde yayınlanan bir 2012 araştırması, sızma zeytinyağının öğrenmeyi ve hafızayı artırabileceğini ve beyindeki zararı tersine çevirebileceğini göstermiştir. Bu çalışma fareler üzerinde yapılmıştır. Sızma zeytinyağını yemek pişirmede ve soslarda kullanabilirsiniz.

Brokoli

Her ikisi de beyin işlevinde önemli rol oynayan zengin bir folat ve C vitamini kaynağıdır.

Alzheimer Hastalığı Dergisi’nde yayınlanan bir 2012 araştırması, C vitamininin yaşla ilişkili bilişsel gerileme ve Alzheimer hastalığına karşı koruyucu bir işleve sahip olabileceğini bildirmektedir.

Brokoli ayrıca folat ve kognitif bozukluğa bağlı bir amino asit olan homosistein düzeyini düşüren karotenoidler içerir.

İçindeki çeşitli B vitaminleri, zihinsel dayanıklılığı ve hafızayı iyileştirmede önemli bir rol oynamaktadır. Brokoli zihinsel tükenme ve depresyonun etkilerini hafifletebilir. Haftada iki kez 1 kase brokoli yemek, bunama ve Alzheimer olma ihtimalini azaltabilir.

Источник: https://www.aysetolga.com/alzheimerden-korunmak-tuketilecek-besinler

Bu hastalıktan korunmak için yediğinize içtiğinize dikkat edin! – Gülhan Koca

Alzheimer’den Korunmak İçin Bunları Ye!

Güncelleme tarihi: 09.10.2018

Üsküdar Belediyesi’nin 21 Eylül’ de ev sahipliğini yaptığı “4.Ulusal Alzheimer Farkındalık Ve Hasta Yakınlarına Destek Sempozyumu” na bir alzheimer yakını olarak daha detaylı bilgi edinmek ve aynı sorunları yaşayan insanlarla bir arada olmak için katıldım. Dr.

Sevda Sarıkaya’ nın önderliğinde yapılan bu sempozyumda alzheimer hastalığı evreleri ve belirtilerinden, genetik yatkınlıktan, yasal haklardan ve beslenmenin alzheimer üzerindeki etkilerinden bahsedildi. Ülkemizde bu hastalara ve hasta yakınlarına yönelik yapılan çalışmalar anlatıldı.

Yakın zamanda açılacak olan Türkiye’deki ilk “Alzheimer Okulu” projesinin müjdesi verildi. Bu okulda hasta yakınlarına eğitimler verileceği ve hedeflerinde alzheimer kreşleri-hobi merkezlerinin kurulması, alzheimer dostu hastanelerin yapılması olduğu anlatıldı.

Toplumun da bu hastalık konusunda bilinçlendirilmesini, yapılan çalışmaların örnek olmasını ve geliştirilerek yaygınlaştırılmasını tüm kalbimle temenni ediyorum.

İBN-İ SİNA BEYİNDE SOĞUKLUK VE SULANMA OLARAK TARİF ETMİŞ

Hastalığa adını veren bu hastalığı 1906’da ilk olarak tanımlayan Alman Nöropatolog Alois Alzheimer’dır. Ama aslında hastalık çok daha öncesinden İbn-i Sina tarafından beyinde “soğukluk” ve “sulanma” olarak tabir edilmiştir. “Beynin sulanması” ve “Beyni üşütmek” deyimleri de kimbilir belki buradan çıkmıştır.

DEMANS İLE ALZHEİMER BİRBİRİNE ÇOK SIK KARIŞTIRILIYOR

Demans Alzheimer da dahil olmak üzere daha başka çeşit beyin hastalıklarını da (Vasküler demans, frontotemporal demans,Parkinson demansı, normal basınçlı hidrosefali vs) kapsayan bir hastalıktır.

Her Alzheimer hastası aynı zamanda Demanstır ama her demans hastası Alzheimer değildir. Hastalığın tanısının doğru konulması tedavi açısından oldukça önemlidir. Sadece emar ve tomogrofi tanı koymada yeterli olmayabilir.

Hastalığın belirtilerigöz önünde bulundurularak tanı koyulması gerekmektedir.

TEDAVİSİ OLMAYAN VE İLERLEME GÖSTEREN BİR HASTALIK

Toplumda 65 yaş üstü her 15 kişiden 1’ inde, 90 yaş üstü yaşlılarda ise her 2 kişiden 1’inde alzheimer hastalığı görülmektedir. Türkiye’de yaklaşık 1 milyon demans hastası, 600 bin alzheimer hastası (yaklaşık 2/3’ü kadar) bulunmaktadır. Dünyada ise bu rakam 50 milyondur .

Verilere göre 2030’da 75 milyon, 2050’de 131 milyon kişinin alzheimer hastası olması öngörülmektedir. Bu hastalığa sebep olan genetik faktörlerin (ApoE4 geni) yanında, obetize, eğitim düzeyi (düşük olanlarda daha çok görülür), kronik hastalıklar (kalp-damar, diyabet, tansiyon vs), beslenme, sosyal hayat de önemlidir.

Hastalığı engellemenin %35’i bizim elimizdedir.

Alzheimer halk arasında bunama olarak bilinmektedir. Maalesef tedavisi olmayan ve ilerleme gösteren bir hastalıktır. Hastalığın erken dönemdeki başlıca klinik belirtisi bellek bozukluğudur. İlk belirtisini “Bende bir tuhaflık var ama ne?” sorusunu kendinize sorduğunuzda verir.

ERKEN EVREDE HASTALIK GENELLİKLE FARK EDİLMİYOR

Bu evrede öğrenme ve hafızada sorunlar görülür. Hastalarda unutkanlık ve inkar en sık görülen davranışlardır. Yeni öğrenilen bilgiler akılda tutulamaz ve sürekli eskileri anlatırlar. Aynı şeyleri tekrar tekrar söyler ve sorarlar. Önemli gün ve tarihleri unutmaya başlarlar. Önceden duydukları bir şeyi ilk defa duyuyormuş gibi davranırlar veya inkar ederler.

Yer ve zaman konusunda karışıklık yaşarlar. “Burası neresi, yatak odam neredeydi, tuvalet neredeydi, bugün günlerden ne, hangi aydayız, şimdi sabah mı akşam mı” gibi kafa karışıklıkları yaşarlar. Suistimale açık hale gelirler. Birileriyle konuşmaya çok ihtiyaç duyup, çok kolay kandırılabilirler.

Hasta yakınlarının bu konuda çok dikkatli olması ve hastayı yalnız bırakmaması çok önemlidir

Benim babamın Alzheimer hastalığı son 1.5 senedir çok daha anlaşılır düzeye geldi.

Daha öncesinde “halim yok, beni yalnız bırakmayın kaybolurum, yolumu artık bulamıyorum, bende bir dengesizlik var, iştahım yok” gibi sıkça duyduğumuz cümleleri ve karakterinden dolayı olduğunu düşündüğümüz huysuz bazı davranışları aslında hastalığın ilk belirtileriymiş. Dr. Sevda Sarıkaya aslında 15-20 yıl öncesinde beyindeki değişikliklerin başladığını söylüyor.

Hastalığın orta evresinde konuşma ve anlamada sorunlar, beden-mekan ilişkisinde karışıklıklar, düşünme ve hafıza problemlerinin artması ile birlikte bağımsız iş yapabilmenin azalması (kendi kendine yemek yemekte, üstünü giyinmekte, tuvalate gitmekte vs zorlanmalar), varsa iş yaşamını artık sürdüremez hale gelmesi görülmektedir. Hastalar kendilerini ifade etmekte problem yaşarlar. Para bütçe idaresini yapamazlar. Babamda şu an olduğu gibi parayı artık hiç tanıyamama durumları görülebiliyor.

İleri evrede ise hücre ölümü beynin büyük bir bölümüne yayılmıştır. Hastalar tamamen bağımlı hale gelir, en yakınları ile bile iletişim kuramaz ve tuvalet kontrollerini kaybederler. Her hastada gidişat farklı olabiliyor. Kimi hasta hiçbir zaman yatağa bağımlı olmayabilir . Ya da altına tuvaletini yapacak duruma hiç gelmeyebilir. Kişiden kişiye göre farklılar gözlenebilir.

Unutmamız gereken en önemli şey, bu hastaların ilaçtan ziyade sevgiye, anlayışa, hoşgörüye ihtiyaçları olduklarıdır. Babamla dışarı çıktığımda kontrol edilemeyen ve öngörülemeyen bazı davranış ve sözlerinden dolayı zor duruma düşebiliyorum.

Kişilere her defasında bunu açıklamak, özür dilemek cidden ekstra bir uğraş! Her ne kadar hasta yakınınızı uyarsanız da unutup aynı şeyleri yapmaya devam ediyor. Ne yazık ki insanlar da hastalığı bilmediği için her zaman anlayışlı davranmıyorlar ve bu hastalara ters bakış atarak ya da uzaklaşarak tepki verebiliyorlar.

Hasta yakını tarafından hastaların her an her davranışını, her sözünü kontrol etmenin mümkün olamayacağını anlamıyorlar. Toplum olarak bu hastalık konusunda daha fazla bilinçlendirilip daha duyarlı olmamız gerekiyor. 

PEKİ ALZHEİMERDAN KORUNMAK VE HASTALIĞIN İLERLEYİŞİNİ YAVAŞLATMAK İÇİN BESLENMEMİZDE NELERE DİKKAT ETMELİ VE YER VERMELİYİZ?

  • Genel olarak Akdeniz Tipi beslenmenin koruyucu etkisi olduğuna dair birçok çalışma olduğunu söyleyebiliriz. Daha detaylı bakacak olursak;
  • Sağlıksız beslenme ve kötü yaşam tarzı alzheimer riskini arttırmaktadır. Hipertansiyon, yüksek kolesterol, kalp hastalıkları, diyabet, alkol tüketimi, sigara, obezite ile alzheimer arasında ilişki bulunmaktadır.
  • Doymuş yağ tüketimi (yağlı etler, tavuğun derisi, margarin, süt ve yoğurdun kaymağı, yağlı peynirler vs ) ve trans yağlar (cipsler, kızartmalar vs) alzheimer hastalığını tetikler. Bu nedenle sağlıksız yağlardan uzak durun.
  • Sağlıklı yağ kaynağı olarak zeytinyağı, fındıkyağı, yağlı tohumlar (fındık, ceviz, badem vs), avokado gibi doymamış yağları tercih edin.
  • Omega 3 (balık yağı) alzheimerdan korunmak için oldukça önemlidir. Beyin sağlığı için haftada 2 kez omega 3 içeriği yüksek somon, ton, sardalya, uskumru gibi balıklar tüketin. Yumurta sarısı, ceviz, semizotu, keten tohumu ve chia tohumu da omega 3 içermektedir. Balık tüketimi düşük ise doktor önerisi ile takviye olarak da alınabilir.
  • A, C ve E vitamini ve selenyum minerali gibi antioksidan vitaminler beyin sağlığı için oldukça önemlidir.
  • B12 vitamini ve folik asit yetersizliğinde homosistein düzeyi yükselir ve bu da alzheimer riskini arttırır.
  • Kahvenin alzheimer gibi nörolojik hastalıklara karşı koruyucu etki gösterdiğine dair birçok çalışma mevcut. Günde 1-2 fincan kahve tüketimi beyin sağlığını olumlu etkilemektedir.
  • Stresi azaltan, mutluluk hormonu salgılanmasına yardımcı muz, kakao, ceviz, domates, avokado, süt ürünleri, yağlı tohumlar, kuru meyveler, yeşil yapraklı sebzeler, tam tahıllı besinleri tüketin.
  • Zerdaçalı günlük beslenmenizde mutlaka kullanın. Sağlığa faydalarından biri de Alzheimer riskini azaltmaktır.
  • Probiyotikler beyin sağlığını doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle probiyotik kaynağı kefir, yoğurt tüketin. Gerekirse dışarıdan takviye de alınabilir.
  • D vitamini yetersizliği alzheimer riskini arttırmaktadır. Vücudunuzda yetersizliği olup olmadığını öğrenip takviye olarak kullanabilirsiniz.
  • Üzüm, yer fıstığı gibi Resveratrol içeren besinler nörolojik fonksiyonları desteklemektedir.
  • Beyin hücreleri olan nöronlar oksidasyona (bozulmaya) karşı savunmasızdır Polifenoller serbest radikallere karşı vücudu ve beyni korumaktadır. Meyve ve sebzeler ise güçlü antioksidanlardır. Yaban mersini, kırmızı orman meyveleri gibi meyveler ve şarap içeriğindeki polifenoller sayesinde beynimizin yaşlanmasını geciktirir.
  • Yeşil çay içeriğindeki flavonoidler alzheimer hastalığında beyinde plak oluşumunu ve hafızayı zayıflatan nöron kaybını önlemeye yardımcı olur. Hafızanın gelişmesini destekler.

SONUÇ OLARAK ALZHEİMERDAN KORUNMAK İÇİN;

Sağlıklı beslenmeli, fiziksel aktivitemizi arttırmalı, stresten uzak durmalı, düzenli uyumalı, beyin egzersizi yapmamıza yardımcı olacak hobiler edinmeli, sosyal olmalı ve bol bol gülümsemeliyiz..

Yayın tarihi: 09.10.2018

Источник: http://www.hurriyetaile.com/yazarlar/gulhan-koca/bu-hastaliktan-korunmak-icin-yediginize-ictiginize-dikkat-edin_6878.html

Alzheimer’dan korunmak için hayattan erken emekli olmayın

Alzheimer’den Korunmak İçin Bunları Ye!

Büyütmek için resme tıklayın

Çağın en korkulan ve yaygın hastalıklarından biri olan Alzheimer için yoğun risk faktörü taşıyan grupları sıralayan Memorial Şişli Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Türker Şahiner, “Bu hastalığın risk faktörlerinden biri de yüksek tansiyon ve diyabet. Bu hastalık grubundakilerin mutlaka düzenli takipleri yapılması gerekiyor.

Bir diğer teh ise erken dönemde çok sakin yaşama geçmek. Yoğun bir hayattan tamamen sakin bir hayata geçiş bu hastalığı tetikliyor. Üçüncüsü ise depresyon. Depresyona karşı gerekli önlemleri almak gerekiyor. Kişinin mümkün olduğunca depresyon belirtilerini erken tanıması gerekiyor.

Ardından bununla baş edebilecek gerek medikal, gerek tıbbi gerekse sosyal tedbirlerin kişiye aktarılması gerekiyor” diye konuştu.

GÖRÜLME SIKLIĞI 85 YAŞ CİVARINDA YÜZDE 50'YE VARIYOR

Alzheimer’ın yaygınlaşmasındaki temel sebebin ortalama insan ömrünün uzaması olduğunu söyleyen Prof. Dr. Türker Şahiner, şunları söyledi:

“Birinci sebep ortalama insan ömrünün artıyor olması. Dolayısıyla ileri yaşlara ulaştıkça Alzheimer’a daha çok rastlıyoruz. Ama tek sebep bu değil.

Artık günümüz dünyasında özellikle sosyal medyanın çok gelişmesi, akıllı telefonlar, bilgisayar ortamı, internet sayesinde o kadar büyük bir bilgi bombardımanı içinde kalıyoruz ki;beyin günlük unutkanlıklarla savunma mekanizması geliştiriyor. Fakat unutkanlıklardan daha önemlisi arka planda yarattığı stres.

Herhalde beyin için en büyük teh bu. Bunlardan uzak duralım diye düşünmek çok doğru bir yaklaşım değil ancak günümüz iletişim ortamlarında aldığımız her bilgiyle çok büyük strese giriyorsak buna bir tedbir alma zamanı gelmiş demektir.

Alzheimer’ın bütün dünyada görülme sıklığı 65 yaş civarında yüzde 10'lardayken 85 yaş civarında yüzde 50'ye kadar varıyor. Yani neredeyse her iki kişiden birinde görülen bir hastalık. Ortalama insan ömrü arttıkça da gündemde kalmaya devam ediyor.”

DEPRESYONA DİKKAT!

Alzheimer’ın ilk belirtisinin unutkanlık değil depresyon olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Şahiner, “Hastalar unutkanlıklarını bile fark etmeden uzun süre depresif dönemler yaşıyorlar.

Daha sonra günlük unutkanlıklar ön plana geçiyor ki çoğu zaman ailelerin fark etmesiyle ortaya çıkıyor.

Daha sonra ise kişi kendisi ile ilgili gerçekliklerin farkında olmuyor, en zor dönem bu süreç olarak tanımlanıyor” diye konuştu.

10- 15 YILA KADAR TEDAVİ EDİLEBİLİR HASTALIKLAR GRUBUNA GEÇECEK

Hastalığı henüz durduracak bir tedavi yöntemi olmadığını ancak yapılan araştırmaların umut verici olduğunu ifade eden Prof. Dr. Şahiner, tedavi yöntemleriyle ilgili şu bilgileri verdi:

“Günümüzde Alzheimer’ın semptomlarını hafifletecek çok sayıda tedavi yöntemi var. Ama hastalığı durduracak tedaviler konusunda titiz araştırmalar yapılıyor. Eminim onların sonucu alındıkça Alzheimer hastalığı tedavi edilebilir hastalıklar grubuna geçecek.

Bunun için günümüzdeki en önemli nokta erken tanı. Erken tanıda başlangıçta eleştirdiğim sosyal medyayı sağlayan internet ortamı belki de bir avantaj sağlayacak.

İnternette bizim de üzerinde çalıştığımız bazı yazılımlar sayesinde yakın gelecekte erken tanı mümkün olacak.”

İNTERNET ÜZERİNDEN BAZI PROGRAMLARLA KONTROL ALTINDA TUTULABİLECEK

İnternet üzerinden bazı yazılım programlarıyla artık Alzheimer’ın erken tanısı ve ilerleme durumunun kontrol altında tutulabileceğini söyleyen Prof. Dr. Şahiner, “Kişiler her gün evinde bulmaca, sudoku çözüyor.

'Neden internet ortamında bunları çözerken onların performanslarını izlemeyelim?' diye düşündük. Bu soruya cevap ararken bilgisayar mühendisleriyle görüştüğümüzde böyle bir yazılımın mümkün olduğunu gördük.

Şimdi deneme gruplarında aldığımız başarılı sonuçlar da bize ümit veriyor. Kişiler evde yaptıkları egzersiz sayesinde unutkanlıkları ilerliyorsa haberdar olup hekimlerine başvurmaları gerektiğine yönelik mesajlar alıyorlar.

Erken tanı çok önemli çünkü kişinin depresif modunu tedavi etmek, bellekle ilgili risk faktörünü azaltmak, tansiyon ve şekerini regüle etmek hastalığın başlangıcını onlarca yıl öteleyebiliyor” dedi.

Alzheimer’dan korunmak için yapılması gerekenler hakkında önerilerde de bulunan Prof. Dr. Şahiner, konuşmasını şöyle noktaladı:

“İlk olarak mutlaka fiziksel egzersiz yapılmalı. Her gün ortalama1 saat yürümek gerekiyor. İkinci olarak her gün birkaç saat zihinsel egzersizler yapılmalı. Bir de mutlaka zihne egzersiz yaptıracak bir şeylerle uğraşılmalı.

Kitap okurken bu zihinsel egzersizler de yapılıyor bu nedenle bu alışkanlık mutlaka kazanılmalı. Tansiyon ve şeker mutlaka kontrol altında tutulmalı. Zaten ülkemizde en iyi yapılan kontrollerden biri bu. Son olarak mutlu kalmayı başarmak çok önemli.

Gerçekten üzüntü ve stres, nörodejeneratif dediğimiz beyin tahrip edici hastalıkları çok hızlandırıyor. 21 Eylül 2017 Dünya Alzheimer Günü’nde gelecek için çok ümitliyiz.

Yakın gelecekte 10- 15 yıl içinde tedavisi olacak bu hastalık için herkes bugünden tedbirini almalı. Çünkü ancak bu sayede o şansı yakalayabilirler.”

Источник: https://www.milligazete.com.tr/haber/1235787/alzheimerdan-korunmak-icin-hayattan-erken-emekli-olmayin

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.