Ameliyatsız Obezite Tedavisi: Bariatrik Embolizasyon

Miyom Embolizasyonu

Ameliyatsız Obezite Tedavisi:  Bariatrik Embolizasyon

Uterin Fibroid Embolizasyon(UFE) veya Uterin Arter Embolizasyonu(UAE) olarak da adlandırılan işlem, anjiografi salonunda rahmi besleyen atardamarlar üzerinden miyomu besleyen damarlara mikron kalınlığında partikül enjekte edilerek tıkanması ve miyomun yerinde ölmesini amaçlayan bir tedavi yöntemidir.

Miyom embolizasyonu kimlere uygulanabilir?

Miyom tedavisinde en etkin yöntem rahmin çıkarılmasıdır(histerektomi), ancak erken yaşta ve çocuk beklentisi olanlarda uygun değildir.

Miyomektomi operasyonu ise özellikle hamile kalmayı düşünen, bir veya birkaç adet cerrahi olarak kolay ulaşılır ve çıkarılabilir miyomlar için ideal tedavi yöntemidir. Ancak çok fazla miyomu bulunan hastalarda etkinliği düşmektedir, çıkarılabilir pozisyondaki iri miyomlar alınmakta, geride kalan küçük miyomlar zaman içerisinde büyüyerek tekrar miyom şikayetlerine neden olmaktadır.

Miyom embolizasyon tedavisinden en çok yarar gören hasta grup miyoma bağlı şikayetleri olup, cerrahi histerektomi veya miyomektomi ameliyatı olmak istemeyen hastalardır. Çünkü, embolizasyonda irili-ufaklı tüm miyomlara partiküller ulaştığından tüm miyomları aynı esnada tedavi etmek mümkündür.

Miyom embolizasyon işlemi nasıl yapılır?

-Miyom embolizasyonu anjiografi salonunda yapılır. Anjiografi masasına yatırılan hastada gerekli sterilizasyon koşulları sağlanır.

-Kasık düzeyine lokal anestezi uygulanması ardından kasık atardamarı(femoral arter) içerisine bir iğne yardımıyla kateter denilen borucuk yerleştirilir.

-Bu kateter skopi altında ekrandan takip edilerek ve gerektiğinde içerisinden damarı boyayacak opak madde verilerek rahim atardamarına kadar ilerletilir. Bu düzeyden yine opak madde enjeksiyonu yapılarak miyomu besleyen damarlar saptanır ve bu damarlara en yakın düzeye dek kateter ilerletilir.

-Katater doğru yere yerleştirildiğinden emin olduktan sonra, bu kateter içerisinden miyomu besleyen damarları tıkayacak olan mikron kalınlığındaki partiküller verilir.

-Miyomu besleyen damarların tam tıkanması sağlandıktan sonra ayn işlem bu kez karşı taraftaki rahim atardamarı üzerinden yapılır.

-Her iki tarafta işlem tamamlanınca damar içerisindeki kateter çekilerek dışarı alınır.

-Tüm bu işlemler sadece kasık bölgesinde yapılan lokal anestezi altında yapılır, genel veya epidural anestezi(belden uyuşturma) gerektirmez.

Miyom embolizasyonu sonrası hastada neler görülür?

İşlem bitiminde beslenmesi aniden kesilen miyomlar, rahimde doğum benzeri kasılmalara ve sancıya neden olurlar, bu nedenledir ki hasta işlem sonrası en az 24 saat gözetim altında tutularak gerektiğinde kuvvetli analjeziklerle ağrıları kesilir.

Bununla birlikte, hafif ateş, bulantı-kusma, halsizlik, kan değerlerinde hafif değişiklikler görülebilir ki; bu durum “post-embolizasyon sendromu” olarak adlandırılır.

İşlem sonrası görülebilecek bu şikayetler en yoğun ilk 24-48 saatte görülür, sonrasında gittikçe azalarak 1 hafta – 10 gün içerisinde kaybolur.

Miyom embolizasyonu sonrasında özellikle aşırı kanama ve buna bağlı kansızlık gibi şikayetler hızla düzelir, çoğunlukla hastalar ilk 1-2 ay içerisinde normal adet kanamalarını görürler. Ağrı ve bası bulgularına bağlı şikayetler de genelde 1-2 ay gibi sürede geriler.

Miyom embolizasyonu sonrası beklentiler nelerdir?

Miyom boyutlarında embolizasyon sonrası hacimsel küçülme, ilk 6 ayda %30-50 oranında görülürken, 1 yıl sonunda hacimsel küçülme %50-80 oranında gerçekleşmektedir. Bu süreci etkileyen miyom boyutu ve kanlanma paternidir. 10 cm üzeri miyomlar embolizasyon sonrası daha yavaş küçülme gösterir.

-Miyom embolizasyonu doğru seçilmiş vakalarda etkin ve güvenilir bir tedavidir.

-Miyom embolizasyonu cerrahi bir tedavi olmayıp, hasta açısından kısa zamanda sonuçlandırabilen rahat ve etkin bir tedavidir.

-Miyom embolizasyonunun miyomektomi cerrahisine en büyük üstünlüğü, rahmin alınmasına gerek kalmadan irili-ufaklı tüm miyomlara etkili olmasıdır. Miyomektomi ameliyatında şikayete neden olan büyük miyomlardan bir veya birkaçı çıkarılırken, embolizasyonda tüm miyomlar etkilenerek yerinde küçülmeye başlar.

-Miyom embolizasyonunun rahim ve yumurtalıkların alınması operasyonuna avantajı ise, rahmin yerinde kalması ve doğurganlığın devam edebilmesidir. Yumurtalıklarla ilgili bir işlem olmadığı için de erken menapoz gibi bir durum söz konusu değildir.

-İşlem lokal anestezi altında yapılır, hasta uyanıktır ve işlemi ekrandan canlı olarak takip edebilir.

-İşlem sırasında ağrı, acı hissedilmez. İşlem sadece 0,5 cm genişlikte bir delikten gerçekleştirilir. Dikiş gerektiren herhangi bir işlem yoktur.

-İşlem bitiminde hastada olabilecek ağrıları kontrol etmek amacıyla 1 veya 2 gün hastanede yatış gerekir(ameliyatta hastanede kalış süresi 3-7 gün arasındadır).

-İşlem sonrası 3-5 gün içerisinde çok hafif rahatsızlıklar olsa da işe dönülebilir, tam olarak iyileşme ise yaklaşık 10 günlük bir süreçte olur.

-Miyoma bağlı şikayetler ve özellikle de hastaların sosyal yaşamını etkileyen aşırı kanama şikayeti genellikle 1 ay içerisinde düzelir.

-Miyoma bağlı aşırı kanama nedeniyle oluşan kansızlık(anemi), kanamanın durmasıyla birlikte birkaç ay içerisinde normale döner.

-Miyoma bağlı diğer şikayetlerde de 1 ay içerisinde belirgin düzelme olur.

-Miyomlara bağlı şikayetler hızla iyileşirken, miyomlarda hacimsel küçülme de zaman sürecinde kademeli olarak devam eder.

Источник: http://ameliyatsiztedavi.com/tr/miyom

Ameliyatsız akustik miyom tedavisi

Ameliyatsız Obezite Tedavisi:  Bariatrik Embolizasyon

Kadınlarda yaygın olarak görülen rahim miyomları, doğurganlık çağında olan kadınları daha fazla etkilemektedir.

Daha önce miyomların tedavisi cerrahi girişimle yapılırken, son yıllarda bu konuda başarılı tedavi girişimleri uygulanmaya başlanmıştır.

Bu tedavi yöntemlerinden birisi olan embolizasyon, rahim miyomlarını ameliyatsız etkin ve güvenli bir şekilde tedavi edebilmektedir. Elde ettiği başarılardan dolayı, kullanımı her geçen gün artmaktadır.

Miyomların ameliyatsız tedavi edildiği bir diğer yöntem ise, akustik tedavinin uygulanmasıdır. Bu tedavide yine cerrahi girişime gerek kalmadan miyomlar ses dalgalarıyla ısıtılıp yok edilmektedir. Miyom toplumda her dört kadından bir tanesini etkisi altına almaktadır.

Kadınların bir bölümünde ise, adet düzensizliği, kabızlık, sıkça idrara çıkma, ağrı ve rahmin kaybedilmesine kadar giden bir süreç yaşanabilir. Bu nedenle teşhis edilen ve şikâyetlere neden olan miyomların tedavi edilmesi tavsiye edilmektedir.

Bu tedavi yollarının uygulanmasında, hastaların doğru seçilmesi, uzman bir doktor tarafından uygulanması başarı oranını yükseltmektedir.

Ses dalgaları kullanılarak uygulana bu tedavi, çok sayıda kadında başarılı şekilde uygulanmaktadır. Ameliyata gerek kalmadan, hastaya anestezi verilmeden, doğru seçilmiş hastalara uygulandığında, miyomlar başarılı şekilde yok edilmektedir.

Miyom içine hedeflenen ses dalgaları küçük bir bölgeye fokuslanır. Burada miyom dokusu 60-70 dereceyle ısıtılarak tahrip edilir. Bu yapılırken çevre dokular ya da cildin hasar görmesi söz konusu değildir. Hedefin hassas bir şekilde görünmesi için, magnetrezonanas tomografisi ( MRT ) sürekli olarak kullanılır.

Bu tedavinin planlanması, hedef dokunun belirlenmesi ve miyomun etrafındaki sinirler gibi önemli dokuların korunması mümkündür. Vücutta olan ısı değişimlerini gösteren tek yöntem MRT dir. Sürekli olarak görüntü sağlayan bu ısı haritasıyla gerekli olan ısıya ulaşılması, bu ısının aşılmaması sağlanmaktadır.

Bu sırada dokunun yeteri kadar tahrip edilip edilmediği de kontrol edilmektedir. Bu uygulamada radyasyon içermediği gibi, anın da görüntü almayı sağlar. Hastaya sadece işlem anında hafif bir ağrı kesici ya da sakinleştirici yapılır.

Bu yöntem 2 saat gibi kısa bir sürede yapıldığından, kadının yaşam standardını yükselttiğinden, maliyetleri düşürdüğünden, ağrının az olmasından ve hastaneden çıkınca hastanın normal yaşamına geri dönebilmesi gibi olumlu taraflarıyla tercih edilmektedir.

Ameliyatsız akustik miyom tedavisinin üstünlükleri

  • Uygulama 2 saat gibi bir sürede tamamlanır
  • Karın bölgesinde kesi yapılmasına ve anesteziye gerek kalmaz
  • Hastaya ayaktan tedavi uygulanabilir
  • Hastalar tedaviden sonraki gebeliklerinde herhangi bir sorun yaşamazlar
  • İyileşme oldukça hızlı olduğundan, normal yaşama dönüş daha erken olur
  • Hastanın yaşam kalitesi maksimum seviyede gözetilir

Ameliyatsız akustik miyom tedavisi kimlere uygulanabilir?

  • Hastada miyom şikâyetleri varsa
  • Miyomların boyutu ve yeri, MR-HİFU cihazının ulaşabileceği mesafede olması halinde
  • Miyom sayısının beşten az olması halinde
  • Miyomların büyüklüğünün 10 cm ya da bunun altında olması halinde
  • Hastanın ameliyatsız tedavi yöntemini tercih etmesi halinde uygulanabilir.

Ameliyatsız akustik miyom tedavisi hangi türde miyomlara uygulanamaz?

  • Kötü huylu tümörlerde
  • Gebelik döneminde
  • Akut enfeksiyon olması halinde
  • Sayısı beşten fazla olan miyomlarda
  • Boyutu 10 cm den büyük olan miyomlarda
  • Ses dalgalarının geçişine engel olabilecek büyük ameliyat yaraları ve bağırsakların önde set olması halinde
  • Kontrast madde alerjisinin olması halinde
  • Saplı miyomlarda
  • MR yapılmasına engel olan durumlarda

Ameliyatsız akustik miyom tedavisi hastaların % 25 inde uygulanabilir. Tedavinin tamamı yaklaşık 4 saat içinde tamamlanır. Hastalara bu süre içinde sadece damardan yatıştırıcı ilaç verilir. Hastaların jinekolojik değerlendirilmesinden sonra, MR çekilerek miyomunun bu tedavi için uygunluğu belirlenir. Tedavi yapıldıktan sonra hastanın 6-12 ve 18 ayda jinekolojik muayenesi yapılır. Gerekiyorsa MR tetkikleri yeniden yapılır.

Miyom embolizasyonu tedavisi

Embolizasyon rahimde yerleşim göstermiş olan miyomların ameliyatsız olarak tedavi edilmesi işlemidir. Bu damar içinden yapılan ve cerrahi işlem gerektirmeyen bir tedavidir. Bu tedavide rahim korunur ve miyom tedavisi başarıyla yapılır.

Embolizasyon işlemi sırasında, anjiyografi kullanılarak hastanın kasık damarından bir iğneyle girilip, ince kateterle rahim ve miyomu besleyen atardamara ulaşılmaktadır. Daha sonra özel cihazlarla damarlar tıkanarak, miyomun beslenmesi kesilir. Bu tedavi % 90 hastada yakınmaları ortadan kaldıran bir uygulamadır.

Ameliyatsız miyom tedavisinin avantajları ( Miyom embolizasyonu )

  • Bu tedavi lokal anesteziyle uygulandığından, cerrahi yolla yapılan diğer tedavilere göre hastaları daha az etkileyen bir tedavi yoludur.
  • Genel anestezi kullanılmadığından, tedavi sonrasında yoğun bakım süreci olmaz. Hasta hemen yatağına gidebilir.
  • Hastada herhangi bir kesi ya da dikiş uygulaması olmaz. Uygulamada sadece damardan iğneyle girilir. Bu sırada kan kaybı olmadığı gibi, organ bütünlüğünün tamamen korunması söz konusudur.
  • Hastalar tedaviden sonra günlük yaşamına çok kısa sürede döner.
  • Yapılan araştırmalar hastaların % 90 ında tam iyileşme olduğu belirlenmiştir. Miyomların zamanla oldukça küçük boyutlara gerilediği belirlenmiştir.
  • Uygulanan tedavide birden fazla sayıdaki miyom tedavi edilebilir.
  • Miyom embolizasyonunu deneyimli girişimsel radyolog uyguladığı takdirde, klinik açıdan önemli olmayan risklerin dışında belirgin bir risk taşımaz.

Ameliyatsız miyom tedavisinin sınırlı olduğu alanlar neler?

  • Embolizasyon sonrasında geçici bir ağrı olabilir, fakat bu damardan verilen ilaçlarla kontrol altına alınabilir
  • Alerjik bünyesi olan hastalara özel önlemler alınmalıdır
  • Uygulama sonrasında enfeksiyon için korunma önlemleri alınmalıdır
  • Embolizasyon sonrasında hastaların hemen hemen yarısında, miyomla ilgili parçacıklar akıntı olarak dökülebilir. Bu daha çok miyomun rahim iç boşluğuna yakın olmasında etkili olur. Nadiren büyük parçalar için kürtaj gerekebilir.
  • Hastaların çoğunluğunda, miyom embolizasyonu sonrasında kısa sürede normal adet döngüsü olur. Yaşı 45 üzerinde olan kadınlarda ise, % 5 kadarında adet kesilmesi meydana gelebilir.
  • Çok az hasta grubunda işlemden olumlu yanıt alınamadığı için, farklı tedaviler uygulanması gerekebilir. Bu hastalar % 1 oranını geçmez.
  • Embolizasyon sonrasında kadınların çocuk sahibi olabilmeleri için, kesin bilgiler bulunmamaktadır. Ancak bu tedavinin uygulandığı bazı hastaların sonradan doğum yaptığı da bilinmektedir.

Ameliyatsız miyom tedavisi hangi hastalara uygulanamaz? 

Miyom embolizasyonu tedavisi klinik olarak miyomdan kaynaklanan şikâyeti olmayan kadınlara uygulanmaz. İltihabi rahatsızlığı olan ya da kanserli olduğundan şüphe duyulan miyomlara embolizasyon yapılamaz.

Kadında gebelik olasılığı varsa, yine bu tedavinin uygulanma olasılığı yoktur.

İyot alerjisi olanlarda, kronik böbrek hastalarında, zorunluluk olduğu zaman özel önlemler alınarak, embolizasyon tedavisi uygulanabilir.

Ameliyatsız miyom tedavisinin aşamaları

Hastanın önce ultrason, ( MR ) Manyetik Rezonans tetkikleriyle rahmi, üreme organları ile miyomları değerlendirmeye alınır. Bununla ölçümler yapılarak, organ ilişkileri incelenir. Hasta detaylı bir muayeneden geçirilir. Her şey uygun olduğu takdirde, tedavi için planlama yapılır. Kullanılan ilaçlar, alerjiler, tıbbi özgeçmiş sorgulanır. Hastanın gebelik sorgulaması da yapılır.

Tedavinin yapılacağı sabah hasta aç karnına gelir. Bu işlemde lokal anestezi yeterli gelir. Fakat hastanın gerilimde olmaması için, anestezi doktoru tarafından uygulama yapılır. Bu tedavi girişimsel radyoloji ünitesi anjiyografi salonunda uygulanır. Hasta steril koşullar altında yatırılarak, üzeri örtülür. Kasık atardamarından bir iğneyle girilir.

Ardından kataterle ince tüpler aracılığıyla hastanın atardamarına ilaç verilip, görüntüleme yapılır.

Rahimde olan damarların detaylı değerlendirmesi ve miyomun görüntülenmesinin ardından, ince kataterle miyomun beslendiği damarlara girilir.

Bunlara mikron boyutunda özel madde verilerek, miyomun beslenmesi tamamen kesilir. Rahimdeki miyomlar iki taraftan beslendiğinden, diğer tarafa da girilerek aynı işlemler uygulanır.

Miyom embolizasyonu bittikten sonra, anjiyografi çekimleriyle bu kontrol edilir. İşlem tamamsa, katater çıkarılır. Bu noktaya elle basınç uygulanır ve kanama olmaması sağlanır. Bu şekilde yapılan diğer anjiyografilerde olduğu gibi, hasta yatakta dinlenerek damarın iyileşmesi sağlanır.

Miyom embolizasyonu yaklaşık bir saat içinde tamamlanmış olur. Hasta gerekli kontrolleri yapılarak, yatak istirahati yapması için odaya alınır. Uygulamadan sonraki gün yeniden değerlendirilen hasta, ilaçları verilerek taburcu edilir.

Tedaviden sonra birkaç gün boyunca hastada halsizlik, kasık ve karında ağrı, hafif ateş, aralıklı kramp ağrıları gibi etkiler olabilir. Bunlar ilaçlarla kontrol altına alınabilir. Tedaviden sonraki gün hasta yürüyebilir, hafif günlük aktivitelerini rahatlıkla yapacak düzeye gelir. Ancak kendisini yormadan, aktif çalışmadan kendini korumalıdır.

Hastada birkaç hafta süreyle akıntı olabilir. Bu zamanla düzene girer. Birkaç ay miyomda fazla küçülme olmaz. Fakat ardından miyomda yumuşama ve küçülme olmaya başlar. Hastada miyoma bağlı şikâyetler azalma gösterir. Bu iyileşme döneminde hastayla sürekli irtibat halinde olunarak, gerekli kontrollerin olması sağlanır. Bunun tam olarak yansıması 6 ayı bulur.

Bu süre sonunda MR çekilerek miyomlar kontrol edilir.

Источник: https://www.bulenttiras.com/ameliyatsiz-miyom-tedavisi

Obezitede ameliyatsız tedavi: Bariatrik Embolizasyonu

Ameliyatsız Obezite Tedavisi:  Bariatrik Embolizasyon

Obezite tedavisinde kilo vermeye yönelik damar tıkama işlemi olan Bariatrik Embolizasyonu yönteminin daha güvenli ve ölüm riski oranının daha az olduğunu belirten Prof. Dr. Fahrettin Küçükay, Türkiye’de 15-20 kişiye başarıyla uygulandığını bildirdi. Küçükay, “Şu ana kadar belirgin bir yan etkisi çıkmadı” dedi.

Türk Girişimsel Radyoloji Derneği (TGRD) tarafından düzenlenen “13. Girişimsel Radyoloji Yıllık Toplantısı”, Antalya’nın Belek Turizm Merkezindeki bir otelde gerçekleştirildi.

Kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısında konuşan Türk Girişimsel Radyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr.

Mehmet Halil Öztürk, toplantıda girişimsel radyolojideki bilimsel son gelişmelerin ve güncel uygulamaların sunulduğunu ve karşılaşılan sorunlara çözümler üretilmesinin hedeflendiğini bildirdi.

Öztürk, 38’i oturum başkanı olmak üzere 50 konuşmacının yer aldığı toplantıda, 21 oturum düzenlendiğini ayrıca her gün 2 çalıştay gerçekleştirildiğini belirtti.

Girişimsel radyoloji nedir?

Girişimsel radyolojinin hastalıklara teşhis koymak veya tedavi etmek için görüntüleme cihazları eşliğinde icra edilen minimal invazif işlemler olduğuna değinen Prof. Dr. Mehmet Halil Öztürk, “Bir diğer ifade ile görüntüleme cihazları eşliğinde gerçekleştirilen kapalı ameliyatlardır.

Bu işlemler sırasında en sık kullanılan görüntüleme cihazları, Tanısal Radyoloji’de kullanılan cihazlardan, ultrasonografi, anjiyografi ve bilgisayarlı tomografidir. Ancak daha nadir de olsa mamografi ve MR cihazları da bu operasyonlarda kullanılabilmektedir.

Bütün bu cihazlar Tanısal Radyolojide hastalıklara tanı konması için kullanılırken, Girişimsel Radyolojide hastalara yapılan minimal invazif operasyonlarda kılavuz olarak kullanılmaktadır” dedi.

“İnme dünyada en sık ikinci ölüm nedeni”

Beyin damarlarında aniden oluşan tıkanıklıklara bağlı oluşan bir klinik durum olarak tanımladığı inmenin dünyada en sık 2’nci ölüm nedeni olduğunu kaydeden Prof. Dr. Öztürk, “Ayrıca inme dünyada en sık engelli kalma sebebidir. TÜİK’in verilerine göre 2016’da 38 bin vatandaşımızı inme nedeniyle hayatını kaybetti.

Bu sayının 5 katına yakın vatandaşımız da engelli şekilde kalmıştır. İnme zamanında saptanır ve zamanında müdahale edilirse, hastaların yaşamının kurtulması ve engelsiz şekilde veya hafif engelle hayata devam ermesi mümkün olacaktır. Ama zaman aralığı azdır. İnmenin tedavisi için zamana göre yarışıyoruz.

İnmeli hastanın 6 saat içinde sorunun çözülmesi gerekiyor” bilgisini verdi.

Türk Girişimsel Radyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Halil Öztürk

İnmenin belirtileri

Prof. Dr. Mehmet Halil Öztürk, inmenin belirtilerini de şöyle açıkladı:

“İnmenin belirtilerini hızlı şekilde tanımamız gerekiyor. Ani oluşmuş bilinçsel ve fiziksel kayıp, inme bozukluğudur. He türlü bulguyu anlayabiliriz.

Konuşma bozulması, konuşulanın anlaşılamaması, vücudun bir anda bacakta kolda kuvvet, his kaybı ama bunlar ani olarak oluşması gerekir. Görme bozulması, dengesizlik, çift görme gibi bir sürü bulguyla karşımıza çıkabilir.

İnmeyi tanıma konusunda toplumumuzun bilinçli olması gerekir. Girişimsel radyoloji inmenin sebeplerinin anlaşılmasında ve önlenmesi ve tedavisinde yer almaktadır.”

“SGK fiyatları artırmadı, malzeme sıkıntısı yaşıyoruz”

Girişimsel radyoloji alanında malzeme temininde sıkıntı yaşadıklarını da vurgulayan Öztürk, “Girişimsel radyoloji gelişmekte olan branş ve yüksek teknolojik cihazlar kullanıyor. Bu malzemelerin kolaylıkla ulaşılabilir olması için fiyatlarının uygun olması gerekir.

SGK bu malzemelerin fiyatlarını enflasyona orantılı arttırmadı. Gittikçe artan güçlükler yaşıyoruz. İleride kritik malzemelere ulaşma noktasında fiyat politikası nedeniyle sorun yaşayacağız. Hasta mağduriyetlerin önüne geçmek adına bu konuları yetkilileri dile getirmek istiyoruz.

Yılda bir kez enflasyona bağlı fiyat artışı yapılmasını talep ediyoruz” dedi.

Prof. Dr. Ramazan Kutlu

“2 bin beyin ölümünün yüzde 28’ini kullanabilmişiz”

Organ nakillerinin çok önemli olduğunun altını çizen Kongre Bilimsel Kurul Başkanı Prof. Dr. Ramazan Kutlu da, Türkiye’de 25 bin civarında organ nakli bekleyen hasta olduğunu kaydetti.

Türkiye’de 350 bin civarında donör olduğunu belirten Kutlu, “Bu donör sayısı yeterli değil. Kadavradan nakilde kullanılacak beyin ölümü olması lazım. Bunun sayısına baktığımız zaman 2 binin üzerinde beyin ölümü var, ancak yüzde 28’i kullanılabilmişiz.

Beyin ölümü tespitinde ve kalımında gerideyiz, mecburen canlılardan yapılan nakillere başvuruyoruz. Biz girişimsel radyoloji olarak bu işin her yerindeyiz. İşlem esnasında ve sonrasında her yerindeyiz.

Uygun şekilde hastanın hazırlanmasında, alıcının nakile kadar ulaşmasını ve tedavi sonrası süreçte yer alıyoruz” ifadelerini kullandı.

Girişimsel radyolojinin organ naklindeki önemi

Girişimsel radyologların görüntüleme eşliğinde tanı ve tedaviye yönelik uygulamalar yaptığını dile getiren Prof. Dr. Ramazan Kutlu, “Bunu zele yapıyoruz. Organ nakli benim alanım. Bu hastalarla kardeş gibiyiz. Bir kere tanışıyoruz, sonra ayrılmıyoruz. Onların tedavilerinde etkin şekilde yer alıyoruz. Bizi ayrı bir dal değil, ayrı bir anabilim dalı olması rahatlatacak.

Hastalarımıza daha kolay hizmetler verebiliriz. Bu işin, ameliyatla bitmediğini, uzun süreli bir ekiple takip edildiğini biliyoruz. Bizler olmadan bu nakiller olmaz, iyi sonuç alınması gerekiyorsa bizi işimizi yapmamız gerekiyor. Organ nakli cana can katan, insanları rahatlatan ağırlıklı hale getiren güzel yöntem, girişimsel radyoloji bunun ayrılmaz bir parçasıdır” diye konuştu.

Prof. Dr. Fahrettin Küçükay

Bariatrik embolizasyonu

Kongre Bilimsel Kurul Üyesi Prof. Dr. Fahrettin Küçükay ise morbid obezite hakkında bilgi vererek, amaçlarının aşırı kilolu hastalara en iyi tedaviyi uygulamak olduğunu söyledi.

Aşırı şişmanlığın genç yaşa doğru kaymaya başladığını kaydeden Prof. Dr. Küçükay, “Cerrahi yöntemlere ek olarak, endokronolojik ilaç tedavi yöntemlerinin ek olarak, özellikle 2014’li yıllardan sonra ortaya çıkan yeni bir tedavi yöntemi var. Bariatrik embolizasyonu (kilo vermeye yönelik damar tıkama işlemi) tedavi yöntemi.

Bu tedavi aşırı derecede şişman, vücut kitle endeksi 40’ın üzerinde hastalarda uygulanıyor. Buradaki amaç; midenin bir bölgesi var. Üst bölgesinden aşırı derecede açlık hormonu sentezleniyor. Bizim yaptığımız tedavide kasıktan girerek o bölgeyi besleyen damarı tıkayarak, açlık hormonunu sentezleyen hücrelerin sayısını azaltıyoruz.

Amaç hastamızın açlık hissetmesini azalmak, açlık krizlerini önlemek. Daha yeni bir yöntem, daha emekleme aşamasındayız” dedi.

“Türkiye’de 15-20 kişiye uygulandı”

Uygulamanın dünya çapında 600, Türkiye’de 15-20 hastaya uygulandığını dile getiren Prof. Dr. Fahrettin Küçükay, “Başlangıç sonuçları iyi. Cerrahi yöntemlerle karşılaştırdığımız zaman kilo kaybı biraz daha yavaş şekilde gelişiyor. Sabırlı bir hasta gerekiyor. 6 ay sonunda yüzde 11’lik bir kilo kaybı oluyor.

100 kiloluk hasta, 89 kilo oldu. Şu ana kadar belirgin bir yan etkisi çıkmadı. Orada bir delinme söz konusu olmuyor. Yeni bir yöntem ve hastayı aynı gün, en geç bir gün sonra taburcu ediyoruz” diye konuştu. Küçükay, yöntemin güvenli, ölüm ve komplikasyon oranının diğer yöntemlere oranla daha az olduğunun altını çizdi.

Hemoroid konusuna da değinen Prof. Dr. Küçükay, bu konuda hastaların büyük bir kısmının utanma ve çekinme duygusu yaşadıklarını belirterek, çekinmenin doğru olmadığını konforlu yaşamın tüm insanların hakkı olduğunu vurguladı.

İHA

Etiketler: Bariatrik Embolizasyonuhemoroidİnmenin belirtileriorgan nakli

Источник: https://www.gidahatti.com/obezitede-ameliyatsiz-tedavi-100102/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.