Anne Olmak İsteyenler Bu 10 Testi Yaptırmalı

40 yaşından sonra yaptırılması gereken 10 test!

Anne Olmak İsteyenler Bu 10 Testi Yaptırmalı

İstatistikler ülkemizde beklenen yaşam süresinin ortalama 78 yıl olduğunu gösteriyor. Her ne kadar kadın ve erkek arasında 5.4 yıllık bir farklılık olsa da görünen o ki dünyada geçireceğimiz süre uzuyor. 30 yaş, şairin dediği gibi “artık yolun yarısı” da etmiyor…

Buraya kadar tablo son derece güzel… Ama bir de madalyonun diğer tarafı var: Dünyada en sık görülen hastalıklardaki risk faktörlerinde “yaş” ilk sıralarda yer alıyor. Bu demek oluyor ki yaş aldıkça hastalıklar açısından riskimiz de artıyor. Özellikle 40 yaş ve sonrasında…

Günümüzde kalp hastalıklarından, meme kanserine, diyabetten kalın bağırsak kanserine kadar birçok hastalığı erken tanı ve tedaviyle kontrol altına almak mümkün olabiliyor.

Ancak bunun için özellikle 40 yaşından sonra düzenli sağlık kontrollerine dikkat edilmesi gerektiğine işaret eden Acıbadem Kadıköy Hastanesi Aile Hekimliği Uzmanı Dr.

Şirin Parkan, hem önlem almaya, hem de erken tanıya yardımcı 40 yaş üstü yaptırılması gereken 10 testi sıraladı…

1- Açlık kan şekeri takibi

Dünyada global bir salgın olarak ilerleyen diyabet, özellikle 45-65 yaş arasında 3 kat, 65 yaş üzerinde ise 4 kat artış gösteriyor. Bu nedenle hiçbir şikayet ve hekimi şüphelendirecek belirtiler olmasa da, erişkin dönemde düzenli aralıklarla açlık kan şekerinin kontrol edilmesi diyabetin erken tanısı için çok büyük önem taşıyor.

Dr. Şirin Parkan, fazla kilo veya ailede diyabet geçmişinin varlığı gibi risk faktörleri bulunmayan herkesin 45 yaşından sonra her üç yılda bir diyabet açısından değerlendirilmek üzere hekime başvurması gerektiğine işaret ediyor. Eğer risk faktörü varsa bu taramanın daha erken yaşlarda başlaması ve sıklığının da artırılması gerekiyor.

Erken tanı alan Tip 2 diyabet hastalarında, doğru beslenme ve egzersiz gibi yaşam tarzı değişiklikleriyle, ilaç kullanmak zorunda kalınmadan hastalık kontrol edilebiliyor. Dr. Şirin Parkan, “İlaç kullanması gereken hastalarda da kalp krizi, böbrek yetmezliği, görme bozuklukları, nörolojik komplikasyonlar gibi olası problemler hayatı tehdit edecek boyuta ulaşmadan önlenebiliyor” diyor.

2- Tansiyon kontrolü

Tek başına önemli bir sorun olmakla birlikte, diyabet, kalp gibi birçok kronik hastalık açısından da risk oluşturabilen hipertansiyonun erken tanısı için sadece düzenli tansiyon kontrolleri yeterli olabiliyor. Ülkemiz de her üç kişiden birinin sorunu olan hipertansiyon riski yaşla birlikte ciddi artış gösteriyor. 45-55 yaş arası erkeklerde 1.

5, kadınlarda ise 2 kat risk artışından söz ediliyor. Metabolik sendrom, abdominal obezite, diyabet, aile öyküsü, sigara kullanımı gibi bazı risk faktörlerinin hipertansiyon riskini artırdığı biliniyor. Risk grubunda yer alan kişilerde 40 yaşından sonra yılda bir kere tansiyon ölçüm taraması yapılması gerekiyor.

40 yaş altında son tansiyonu normal (130/85 mmHg altı) ölçülmüş ek riski olmayan popülasyonda ise 3-5 yılda bir tekrarlanması öneriliyor. Erken tanı konulan hastalarda yaşam tarzı değişikliğiyle ilaca gerek kalmadan hipertansiyon kontrol altında tutulabiliyor.

İlaç kullanması gereken hastalarda ise tedaviye erken başlanarak inme, beyin kanaması ve kalp yetmezliği gibi yüksek tansiyona bağlı bazı komplikasyonların oluşması da önlenebiliyor.

HİPERTANSİYON NEDİR?

3- Kolesterol ölçümü

Diyabet ve yüksek tansiyondan farklı olarak kolesterol yaşla birlikte çok farklılaşmıyor. Herkesin genetik yapısıyla belirlenen genel bir kolesterol düzeyi bulunuyor ve yaşam tarzı değişiklikleri bu düzeyi etkiliyor. Kolesterol düzeyi özellikle kalp damar hastalıkları açısından çok büyük önem taşıyor.

Bu nedenle, kalp damar hastalığı riskini azaltmak, dolayısıyla riskli kişilerde yaşam süresini uzatmak ve beklenmedik ani genç ölümlerin önüne geçmek için kolesterol düzeyinin belli bir seviyede olması gerekiyor. Dr.

Şirin Parkan 40 yaş sonrasında ise, kalp damar hastalığı riski çok yükseldiğinden hekim tarafından belirlenecek kolesterol takip ve tedavi programına uyumun önemine işaret ediyor.

4- Kalp hastalıkları taraması

Kalp damar hastalıklarını riski 40 yaşından sonra 10 kat artıyor. Dolayısıyla, hastalıklar oluşmadan önleyebilmek önem taşıyor. Bu nedenle, kalp hastalıklarına bağlı risklerin hesaplanarak çok daha erken yaşlarda harekete geçmek gerekiyor. 40 yaşından sonra kadın ve erkeklerin kalp hastalıkları açısından ayrıntılı kontrolden geçmesi de erken tanı açısından son derece önem taşıyor.

Yüksek kolesterol, diyabet ve hipertansiyon hastası olanlar, ailesinde kalp damar hastalığı öyküsü bulunanlar ve sigara kullanan kişiler kalp hastalıkları açısından riskli grupta yer alıyor. Dr.

Şirin Parkan, bu risk faktörlerine sahip olan kişilerin erken önlem almak üzere 20 yaşından itibaren her üç yılda bir düzenli kontrollerini yaptırması gerektiğine dikkat çekiyor. Zamanla kişinin ihtiyaçlarına göre yapılması gereken ek testler hekim tarafından belirleniyor.

40 yaşından sonra ise olası hastalık şüphesi durumunda, eforlu EKG, koroner BT, talyum sintigrafisi ve koroner anjiyografi gibi tanı yöntemlerinden yararlanılıyor.

KALP VE DAMAR HASTALIKLARI NELERDİR?

5- Kolonoskopi ve gaitada gizli kan

Kalın bağırsak kanseri riski 40 yaşından sonra 3 kat, 50 yaşından sonra 10 kat artıyor. Erken evrede yakalandığında büyük ölçüde tedavi etmek mümkün olduğu için tanı ve tarama yöntemlerinden zamanında faydalanmak hayat kurtayor.

Bu nedenle 40 yaşından itibaren yılda bir kere gaitada gizli kan ve 50 yaşından itibaren de hastanın bulgularına göre değişecek sıklıklarda kolonoskopi ile takip edilmesi gerekiyor.

Kanserin öncü lezyonlarından olan bağırsak poliplerinin erken saptanması halinde riski ortadan kaldırmak mümkün olabiliyor.

6- Akciğer kanserinin erken tanısında akciğer filmi

Akciğer hastalıklarında, özellikle de akciğer kanserinin ortaya çıkmasında uzun süre sigara kullanımının riski çok ciddi oranda artırdığı biliniyor. Kullanım miktarı ve süre uzadıkça risk de yükseliyor. Dr.

Şirin Parkan, özellikle sigara içen kişilerin 40 yaş sonrası her yıl düzenli kontrollerini yaptırarak akciğer filmi çektirmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Akciğer kanseri, erken evrede herhangi bir belirti vermediği için düzenli kontroller hastalığın erken tanı ve tedavi başarısında son derece değer taşıyor. 30 yıl paket ve üzeri kullanım varsa Düşük Doz Toraks Tomografisi ile tarama öneriliyor.

KANSERLE MÜCADELE EDİN!

7- Meme kanseri için mamografi

Kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanserinde yaşlanma en önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Meme kanseri riski 40 yaşından sonra 1,5 kat, 50 yaşından sonra ise 2,5 kat artış gösteriyor. Dr.

Şirin Parkan, özellikle son yıllarda bu konuda yaşanan gelişmeler ve erken tanı imkanlarının artması ile birlikte tedavi başarısının da yükseldiğini hatırlatıyor. “Bu nedenle tüm kadınların 40 yaşından itibaren her 1 yılda bir mamografi çektirmesi gerekiyor” diyor.

Ailesinde meme kanseri olan kişiler ise, kanser yaşayan aile bireyinin tanı yaşından 10 yıl öncesinde taramalara başlaması gerekiyor.

8- Rahim ağzı kanseri ve pap smear testi

Jinekolojik kanserler açısından ikinci sırada yer alan rahim ağzı kanseri riski özellikle 40-50 yaşları arasında 20’li yaşlara göre 10 kat artıyor. Bu nedenle 40 yaş üstü kadınların her yıl mutlaka jinekolojik değerlendirme ve pap smear testi yaptırmaları gerekiyor.

Bu sayede rahim ağzı kanserinin çok erken aşamada yakalanabildiğini söyleyen Dr. Şirin Parkan, “Rahim ağzından sürüntü alınarak yapılan test, cinsel yaşamın başlamasından itibaren her yıl tekrarlanıyor.

Eğer beş yıl boyunca üç negatif değer elde edilirse, üç yılda bir olmak üzere tekrar edilmesi gerekiyor” diyor.

9- Osteoporoz için kemik yoğunluğu ölçümü

Yaşla birlikte görülme riski artan hastalıklardan biri de osteoporoz. Kemik dokusunun zamanla bozulması ve kemiklerin zayıflaması sonucu ortaya çıkan osteoporozun en büyük tehsi neden olduğu kırıklar. Kemiklerdeki mineral kaybı ne kadar fazla ise kırık riski o denli artıyor.

Kadınların kemik kütlesindeki kayıp menopozla birlikte hız kazandığı için osteoporoz riski de artıyor. Bu nedenle tarama amaçlı olarak, kadınlarda menopozun ardından, hem kadınlarda hem de erkeklerde 65 yaşından sonra kemik yoğunluğu ölçümünün yapılması gerekiyor.

Hastalık saptanması durumunda ise yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaç tedavisiyle gerekli önlemler alınabiliyor. Dr. Şirin Parkan osteoporoz için en iyi ilacın egzersiz olduğunu belirtiyor.

10- Prostat muayenesi

Erkeklerde en sık görülen kanserlerin başında yer alan prostat kanserinde yaşlanma en önemli risk faktörünü oluşturuyor. Belirtiler ortaya çıkmadan yakalayabilmek için, her erkeğin 50 yaşından itibaren prostat muayenesi olması önem taşıyor. Risk faktörlerine ve erkeğin durumuna göre hekimin önereceği uygun tarama programına devam edilmesi gerekiyor.

MANGAL KANSER YAPAR MI?

Источник: https://hthayat.haberturk.com/saglik/haber/1052733-40-yasindan-sonra-yaptirilmasi-gereken-10-test

Smear Testi Hakkında Bilmen Gereken Her Şey! | Anneysen.com

Anne Olmak İsteyenler Bu 10 Testi Yaptırmalı

Halk arasında simir de denilen “smear”, rahim ağzında kanser öncesi değişikliklerin erken dönemde tespit edilmesini sağlayan bir tarama testi. Kadın sağlığı için büyük bir önem taşıyan smear testi ne zaman ve nasıl yapılır? Hangi hastalıkların tespit edilmesini sağlar? Öğrenme vakti!

Smear testi, enfeksiyon ya da rahim ağzı kanseri gibi hastalıklar açısından açısından serviksi muayene etmek için yapılan taramadır. PAP smear testi ya da PAP testi olarak da bilinir.

Smear testi kaç yaşında yapılır? sorusunun yanıtı kişiden kişiye değişkenlik gösteriyor. Test yaşı olarak cinsel yaşantının başladığı zamanı esas almak gerekiyor.

Amerikan Kanser Derneği’nin bu konudaki görüşü, kadınları yüksek ve düşük risk grupları olarak 2 sınıfta değerlendirmek ve taramayı buna göre yapmak.

Smear testi kaç yılda bir yapılır?

  • Yüksek risk grubunda olanların yılda bir,
  • Düşük risk grubunda olanların ilk 3 yılda senede bir, daha sonra 3 yılda bir,
  • Kanser grubunda olanlarda ilk 2 yıl 3 ayda bir, 3 yıl 6 ayda bir, sonraki dönemlerde yılda bir smear testi yaptırması gerek.

Bunu da öğren: Rahim Sarkması Nedenleri ve Tedavi Yöntemleri

Cinsel hayatın başlamasıyla birlikte her kadının smear testi yaptırması gerektiğini söyledik. Ancak rahim ağzı kanseri açısından yüksek risk grubunda yer alan kadınların smear testi konusunda ekstra hassasiyet göstermesi gerekiyor. Bunlar;

  • Sigara kullananlar,
  • İlk cinsel tecrübesini erken yaşta yaşayanlar,
  • Kendileri ya da partnerleri çok eşli olan kadınlar,
  • Doğum kontrol hapı kullananlar,
  • HPV enfensiyonu taşıyanlardır.

Smear testi nasıl yapılır?

  • Jinekolojik muayene esnasında vajinaya “spekulum” denilen bir alet takılır ve serviks görünür bir hale getirilir.
  • Bir kanama gelişmediğinden emin olduktan sonra smear fırçası yardımıyla serviksten vajinaya dökülen hücreler toplanır. Bu fırçayla rahim ağzından sürüntü alınır.
  • Alınan hücreler lam adındaki ince cam üzerine yayılarak alkol ve saç spreyi sıkılarak sabitlenir.
  • Hücre örnekleri patoloji uzmanına gönderilir ve mikroskobik inceleme yapılır.
  • İncelemeye alınan hücreler hakkında bir sonuca varılmadan önce yaş, adet düzeni, gebelik durumu ve doğum kontrol hapı kullanımı gibi konularda da bilgi alınarak değerlendirme yapılır.
  • Smear alınırken dikkat edilmesi gereken en önemli şeylerden biri, rahim ağzını rahim boşluğuna bağlayan kanaldan ve vajinadan ayrı örnekler alınması. Ayrıca doku takip işleminin hemen yapılmamasının hücrelerde şekil bozukluğuna ve kurumaya yol açtığı için sonuçta hatalara neden olabildiğini de söyleyelim.

Nadir görülse de böyle bir sorun da var: Çift Rahim

Smear testi yaptırmadan önce nelere dikkat edilmesi gerekir?

  • Sonuçların daha güvenilebilir olması açısından smear alınmadan önce 24 içerisinde cinsel ilişkide bulunmaman gerekiyor.
  • En az 72 saat süreyle herhangi bir vajinal ilaç ya da krem kullanmamalısın.
  • Testi, adet bitiminin 10 gün sonrasından diğer regline kadar olan süre içinde yaptırman en iyisi. Kan, smear’in değerlendirilmesini etkilediği için adet döneminde test yapılmıyor.

Smear testi sonucu kaç günde çıkar?

Patolog tarafından incelenen hücrelerin sonucunu almak için birkaç gün beklemen gerekebilir. Sonucun çıkması devlet hastanelerinde daha uzun sürebiliyor.

Smear testinde neler görülür?

Smear testi sonuçları negatif ve pozitif olarak 2’ye ayrılır.

  • Smear testi sonucunun negatif olması rahim ağzı hücrelerinde bir anormallik olmadığını gösterir. Ancak test sonucu normal olsa da düzenli aralıklarla jinekolojik muayene ve smear testi yaptırmaya devam etmelisin.
  • Smear testi pozitif çıkarsa bu durum, anormal özelliklere sahip hücreler olduğu anlamına gelir. Ancak sonucun pozitif olması kanser olduğun anlamına gelmez. Anormal sonuçların büyük bir kısmı HPV (human papilloma virus) adı verilen enfeksiyondan kaynaklanır.

Smear testinde görülen anormal (pozitif) sonuçların çeşitli dereceleri vardır:

  • Ek sık görülen sonuç ASCUS’dur. ASCUS, normal görünmeyen hücrelerin var olduğuna ancak bunların tam olarak rahim ağzı kanseri öncülü olabilecek hücrelere benzemediğini gösterir. Eğer smear testi sonucun ASCUS ise endişelenmene gerek yok, bu tanıyı alanların çoğunda herhangi bir problem görünmez.
  • Sonuç LSIL ise bu, hücrelerde HPV enfeksiyonuna bağlı olarak gelişen değişiklikler görüldüğünü gösterir. Ancak LSIL tanısında kanser gelişme riski düşük olduğu için endişe etmeni gerektirecek bir durum yok. Doktorun, uygun takip yöntemiyle enfeksiyon durumunu takibe alır.
  • HSIL, ASC-H ve AIS olarak çıkan sonuçlar smear testinde kırmızı çizgi olarak kabul edilir. Kolposkopik yöntemlerle ileri düzeyde değerlendirmeler yapılarak uygun tedavi ve takipler gerçekleştirilir.

Bunları biliyor musun: Yumurtalık Kistleri Hakkında Bilmen Gereken Her Şey!

Smear testi ile hangi hastalıklar tespit edilebilir?

  • Rahim ağzında görülen lezyonlar (kötü huylu ya da kötü huya dönüşebilecek öncül hücreler),
  • Servikal ve vajinal hücreler,
  • Bakteriler,
  • Trikomanonas (enfeksiyon hücreleri),
  • Candida (mantar enfeksiyonları) gibi hücresel ve mikrobiyolojik durumlara dair rahatsızlıklar tespit edilebilir.

Korpus Luteum Kisti Nedir?

Hamileler smear testi yaptırabilir mi?

Normal şartlarda hamileliğe karar verdiğinde genel bir kontrolden geçmen ve smear testini de bu esnada yaptırman en doğrusu. Ancak şu anda gebeysen ve daha önce yaptırdığın smear taramasının üzerinden uzun bir süre geçtiyse testi yeniden yaptırabilirsin.

Gebelikte PAP testi yaptırmanda herhangi bir sakınca yok. Ayrıca hamilelik esnasında rahim ağzı kanserlerinin artma ihtimali olduğu için gebeliğin ilk 3 ayında rutin smear testi yapılır.

Bunları ihmal etme: Hamile Kalmadan Önce Hangi Testleri ve Aşıları Yaptırmalısın?

Smear testi bakirelere yapılır mı?

Hayır, bakirelere smear testi yapılmasına gerek yok.

Menopoza giren kadınlar smear testi yaptırmalı mı?

Menopoza giren kadınların hormon replasmanı alsalar da almasalar da mutlaka smear testi yaptırmaları gerekiyor. Hormon replasmanı zamanında da smear değerleri takip açısından çok önemli.

Menopoz Nedir? Menopozda Neler Yaşanır?

Smear testi acıtıyor mu?

Hayır, smear testi için yapılan jinekolojik muayene sırasında herhangi bir ağrı ya da acı hissedilmiyor. Günlük rutin işlerine rahatlıkla dönebilirsin.

Smear testi sonrası kanama olması normal mi?

Evet, bazı kadınlarda smear testi sonrası kanama görülebiliyor. Bu kanama genellikle az miktarda ve lekelenme şeklinde oluyor. Eğer bunun dışında bir durum söz konusuysa doktorunla görüşmende fayda var.

Smear testi yapıldıktan sonra ilişkiye girilir mi?

Smear testi yapıldıktan sonra cinsel ilişkiye girmende hiçbir sakınca yok.

Smear testi ne kadar güvenilirdir?

Smear testi yaptıranlarda sonucun kötü olduğu halde normal çıkma ihtimali %25 oranında. Bu nedenle smear, uzmanlar tarafından yalnızca tarama testi olarak değerlendiriliyor. Test sonucunda herhangi bir problem görülürse ileri tetkikler yapılması gerekiyor.

Bu da ilgini çekebilir: Çikolata Kisti (Endometriozis) Hakkında Merak Ettiğin Her Şey!

Источник: https://www.anneysen.com/hamilelik-planlama/makale/hamilelige-hazirlik-smear-testi-hakkinda-bilmen-gereken-her-sey_1728

Gebelikte Zeka Testi Nedir ve Nasıl Yapılır?

Anne Olmak İsteyenler Bu 10 Testi Yaptırmalı

Haber güncelleme tarihi 18.05.2017 15:25

Hamilelikte ikili test, üçlü test ve dörtlü test denilen testlere halk arasında zeka testleri denmektedir. Ancak bu testler zeka testleri değildir. Bu testlerin diğer adı tarama testleridir. Bu tarama testleri bebeklerde zeka geriliği olabilir mi, varsa sebepleri nelerdir, bunları araştırmaktadır.
 

 

Hamilelikte yapılan testler;

– İkili test

– Üçlü test

– Dörtlü test
 

İkili Tarama Testi Nedir?

 

İkili test hamileliğin 11. – 14. haftaları arasında yapılır. İkili testin yapılmasının amacı, bebeklerde down sendromu ihtimali olup olmadığının erken dönemde tespiti içindir. Bu tarama testlerinin sonuçları %100 olarak doğru vermez. Bu testin faydası down sendromu riskini belirlemede yardımcı olmasıdır. İkili tarama testi anneden kan örneği alınarak uygulanır.
 

Üçlü Tarama Testi Nedir?

 

Üçlü tarama testi hamileliğin 16. ve 20. haftaları arasında yapılır. Üçlü tarama testi bir nevi ikili tarama testinin devamıdır. Üçlü tarama testi ikili tarama testinin sonuçlarına göre yapılır.

İkili tarama testi sonuçlarında risk yüksek çıktıysa üçlü tarama testi yapılır ve kesin olarak sonuç belli olur. Üçlü tarama testi sonuçları, bebekte zeka geriliğini % 70 oranında ortaya koyabilir.

 

Dörtlü Tarama Testi Nedir?

 

Dörtlü tarama testi, üçlü tarama testi ile neredeyse aynıdır. Sadece dörtlü tarama testinin sonucu, % 80 oranında sonuçlar verir.
 

Down Sendromu Riski İhtimalini Yüksek Oranda Taşıyan Gebeler?

– Annenin yaşı 35 ve üstüyse

– Önceki doğumunda down sendromlu bebek dünyaya getirenler

– Ultrasonda down sendromu belirtileri görülüyorsa

– Üçlü test sonucuna göre risk oranının yüksek çıkması

– Kişinin akrabalarında down sendromu öyküsü bulunan
 

 

İkili Testi Yaptırmak Zorunlu Mudur?

İkili testi veya üçlü testi her gebe yaptırmak zorunda değildir. Bu testleri yaptırıp yaptırmama kararı anne ve babaya bağlıdır. Ancak bu testleri yaptırıp yaptırmama kararını vermeden önce, testlerin yapılış amacını, faydalarını aileler iyice araştırıp öğrenmelidirler.
 

Tarama Testlerin Sonuçları Pozitif Çıkarsa Ne Olur?

İkili test yaptırdınız, down sendromu riski yüksek çıktı. Üçlü test yaptırdınız ve kesin tanı kondu. Peki bundan sonra ne olacak? İşte bu noktadan sonra karar tamamen anne ve babanındır.

Down sendromu olan bebeğini doğurmak istemeyen annenin bebeği alınabilir. Bunun için ailelerin, gebeliğin 24. haftasına kadar vakitleri vardır.

Tam tersi aile bebeğini doğurmak için karar alıyorsa da down sendromlu bir çocuk yetiştirmek nasıldır, zorlukları nelerdir gibi birçok ayrıntıyı öğrenmelidirler.
 

 

 Gebelikte Yapılan Rutin Testler Nelerdir?

– Anne ve babada kan uyuşmazlığı olup olmadığını anlamak için kan testi

– Kansızlık ihtimaline karşı kan sayımı testi

– Şeker testi

– Hepatit B ve HIV ihtimaline karşı yapılan testler
 

 

Tarama Testleri Dışında Yapılan Testler Nelerdir?

– Ultrasonografi

– Ense kalınlığı testi

– Amniyosentez
 

Ultrasonografi

 

Bütün gebelere 18.  ve 23. haftalar arasında ayrıntılı ultrasonografi yapılmaktadır. Bu testte bebeğin tüm organların, plasentanın durumu incelenir. Bebeğin organlarında, gelişiminde bir bozukluk varsa ultrasonografi ile tespit edilir. Bunun dışında down sendromu gibi ciddi bir hastalığın belirtileri ultrasonografi ile belirlenemez.
 

Ense Kalınlığı Testi

 

Ense kalınlığı testi down sendromu bebekleri tespit etmek için yapılan testtir. Gebeliğin 11. ve 14. haftaları arasında yapılır. Bebeğin ense kalınlığı ölçülür. Bu ölçüm ultrasonografi ile yapılır.

Eğer bebeğin ense kalınlığı artıştaysa, o zaman anneye amniyosentez yapılır. İkili test, üçlü testler de down sendromu bulgularını ortaya koymak için yapılır. Ense kalınlığı da bu testlerle aynı amaca hizmet eder.

Ense kalınlığı sonucu, ikili test veya üçlü test sonuçları ile beraber tanı koyar.
 

Amniyosentez

 

Amniyosentez uygulaması, anne karnında bebeğin bulunduğu sıvıdan, sıvı alımı ile yapılır. Bu testte gebeliğin 15. ve 19. haftaları arasında yapılır. Alınan sıvıdan bebeğin genetiği incelenir. Amniyosentez sonucunu 1 ay içinde öğrenebilirsiniz.
 

Amniyosentez Kimlere Yapılır?

– Tarama test sonuçlarında risk görülen gebelere

– Gebenin yaşının fazla olduğu durumlarda

– Bebeğin genetiğinde bozukluk ortaya çıkmış

NeOldu.com / Özel Haber

Источник: https://www.neoldu.com/gebelikte-zeka-testi-nedir-ve-nasil-yapilir-9657h.htm

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.