Anne Sütü

Anne Sütü : Faydaları Nelerdir?

Anne Sütü

Doğanın mucizesi olarak görülen ve bebek beslenmesinin en önemli parçası olan anne sütü, bir bebeğin ihtiyacı olan bütün besin öğelerini içinde taşır.

Anne sütünün bu kadar önemli olmasının bir başka nedeni ise, bebeğin gelişimine bağlı olarak sütün değişmesi ve her annenin sütünün kendi bebeğine göre oluşmasıdır. Anne sütünü sadece beslenmenin bir parçası olarak düşünmek de yanlış olur. Bu süt aynı zamanda bir ilaçtır.

Bebeğin, dünyaya geldiği andan itibaren onu hastalıklardan korur ve bir çeşit aşı gibi çalışır. Dünya Sağlık Örgütü ve ülkemiz Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere birçok kuruluş, bebeklerin beslenmesinde ilk 6 ay sadece anne sütünü önerir.

Bu aylar içerisinde bebeğe su dahil başka gıda verilmesi önerilmez. Anneler, anne sütünün içinde neler var tam olarak bilmeseler de, bebeğin bütün ihtiyaçlarını karşıladığının farkındadır.

Miktar : 100 gr

Kalori (kcal): 70

Yağ (g) : 4.1

Karbonhidrat (g) : 7

Protein (g) : 1.3

Anne sütü bebeğe sayısız fayda sağlarken bir yandan da emzirmenin kendisi de önemlidir. Bebek ile anne arasındaki bağ emzirme ile gelişir. Diğer sütlere oranla hazmı bebek için daha kolaydır.

Süt en temelinde protein, yağ, su ve karbonhidrattan meydana gelir. Bunların yanında vitaminler, kalsiyum ve bebeğin bağışıklığını geliştiren enzimler içerir. Toplumsal yaşam içerisinde de anne sütünün önemi büyüktür.

Anne sütü nelere iyi gelir, ebeveynler tarafından sıkça merak edilen konuların başında gelir.

1. Hastalıklara karşı korur

Anne sütünün bilenen en önemli özelliği bebeği hastalıklara karşı korumasıdır. Bebekler, bağışıklık sistemleri tam olarak gelişmemiş bir halde doğarlar. Doğumdan hemen sonra gelen kolostrumun içerisinde antikorlar bulunur.

Yani bebek doğar doğmaz ilk emdiği süt ile aşılanır. Kolostrum bittikten sonra gelen süt de bebeği koruyucu maddeler içerir. Anne sütü alan bebekler enfeksiyonlara, kulak hastalıklarına, sindirim sistemi rahatsızlıklarına kadar pek çok hastalığa daha az yakalanır.

İlerleyen yaşlarda ise bağışıklık sistemleri daha iyi çalışır.

2. Obeziteyi engeller

Emzirirken süt iki farklı şekilde gelir. Bebek ilk emmeye başladığı anda protein yönünden zengin olan kısım, emzirme devam ettikçe ise yağ yönünden yoğun olan kısım gelir. Bir memedeki süt bitmeden diğerine geçilirse bebek yeteri kadar beslenemez.

 Çok emzirmek anneye zarar verir mi sorusunun cevabı memenin biri tam boşaldıktan sonra diğerini vermektir. Böylece bebek doymasına rağmen, fazla kalori almaz. Süt bebeğin ihtiyacı olan ölçüde dengelidir.

İnsülin miktarının düşük olmasının yanında yağ yakan ve iştah kapatan leptin hormonu daha fazladır.

3. Zekayı arttırır

Anne sütü bebeklerin fiziksel gelişimi kadar zekasını etkiler. Yapılan araştırmalar sonucu, anne sütü alan bebeklerin zekasının daha yüksek olduğu kanıtlanmıştır. Özellikle 2 yaşına kadar anne sütü alan bebeklerin zeka puanları diğerlerine oranla daha yüksektir. Bu nedenle anne sütünün zeka üzerinde olumlu bir etkisi olduğu bilinir.

5. Sindirim sistemi alerjilerine karşı koruma sağlar

Bebeklerin bağışıklık sistemleri kadar sindirim sistemleri de gelişmemiştir. Sindirim sistemleri dışarıdan gelen etkilere karşı daha hassastır. Anne sütü Ig A adı verilen bir antikor içerir. Bu madde sindirim sistemi üzerinde koruyucu bir tabaka oluşmasını sağlar. Böylece alerji riski olan maddelerin emilimi engellenir. Sindirim sistemi sorunu yaşamayan bebekler daha huzurlu olur.

Alerji İle İlgili Kapsamlı Bilgi İçin: Alerji Nasıl Geçer? Ne İyi Gelir?

6. Anne ve bebek arasındaki bağı kuvvetlendirir

Anne sütü denilince akla, memelerden çıkan süt ve bebek beslenmesi gelir. Aslında bu durum daha kapsamlı değerlendirilebilir. Emzirme eylemi, sadece bebeğin beslendiği bir an değildir.

Laboratuvar ortamında anne sütünün içeriği ortaya konulabilir. Ancak fiziksel olarak ölçülememesine rağmen, daha gerçek ve önemli bir durum daha vardır.

Emzirme esnasında anne ve bebek arasındaki bağ kuvvetlenir.

7. Kolay hazırlanır, anneye vakit kalır

Anne sütünün kuşkusuz en büyük özelliklerinden biri de hazırlık gerektirmemesidir. Her daim bebeğin beslenmesi için hazırdır. Özellikle geceleri anneyi mama hazırlama derdinden kurtarır. Bebek ne zaman ihtiyaç duyarsa, anne bebeğini besleyebilir. Bütün diğer gıdalardan daha hijyenik ve pratiktir.

8. Anne ve bebeğin cildine iyi gelir

Anne sütünün cilde faydaları iki türlü etki gösterir. Anne sütü alan bebeklerde pişik sorunu daha az yaşanır. Bu bebeklere olan faydasıdır. Annelerde ise emzirmeden kaynaklı meme çatlaklarının oluşmaması için nemlendirici etki gösterir.

Emzirme sonrası, meme ucu temizlenip kurutulduktan sonra bir parça anne sütüyle silinir. Burada dikkat edilmesi gereken tek nokta, meme ucunun tekrar kurutulmasıdır.

Aksi halde çatlak sorunu oluşabileceği gibi mantar gibi sıkıntılar baş gösterebilir.

9. Psikolojik olarak anneyi olumlu etkiler

Emzirmek anneler için olağanüstü bir deneyimdir. Birlikte düşünüldüğü zaman anne sütünün anneye faydaları olduğundan da bahsedilebilir. Emziren annenin motivasyonu artar.

Doğum sonrası kilolarını verme açısından emziren annelerin daha avantajlı olduğu bilinir. Emzirmek başta meme olmak üzere, yumurtalık ve rahim içi kanserine yakalanma olasılığını düşürür. Kemik erimesi riskinden korur.

Memelerde süt birikmesi engelleneceği için mastit tehsi azalır.

Yetişkinler Açısından Anne Sütü

Anne sütünün yetişkinlere faydaları net olarak bilinmez. Annenin vücudu sütü bebeğe uygun olan biçimde üretir. Ancak son zamanlarda bazı araştırmacılar, anne sütünün kansere faydası olduğunu belirtiyor.

Her ne kadar bilimsel bir dayanağı olmasa da, anne sütü kanser hastalarının gözdesi haline geldi.

Uzmanlar ise bu konuda net bir görüş belirtmemekle birlikte, kanser hastalarının sütü temin edecekleri annede bulaşıcı herhangi bir hastalık olmaması konusunda uyarıyor.

Ne Kadar Emzirmeli?

Emzirme süresi genellikle 2 yıl olarak önerilir. Uzun süre emzirmenin anneye zararları kadar bebeğe de olumsuz etkileri vardır.

Anne açısından düşünüldüğünde, emzirmek zaman ayrılması gereken bir durumdur. Özellikle yaşını geçmesine rağmen gece emzirmelerine devam eden bebek, annenin kaliteli uyku almasını engeller.

Bu da annede yorgunluk başta olmak üzere, ruhsal problemlere yol açabilir.

2 Yaşından Sonra Emzirmek Zararlı mı?

Bu soruyu merak eden anneler için uzmanlar, bebeğin sağlığı ve psikolojik gelişimi açısından problemler olabileceğini belirtiyor.

  • Bu çocuklarda anneye bağlılıktan çok bağımlılık oluşur.
  • Ağız ve diş sağlığı açısından düşünüldüğünde ise süt dişlerinde erozyona sebep olur.
  • Ayrıca bebeğin çiğneme fonksiyonları gelişmez ve ek gıdaya alışması daha uzun sürer.

Anne Sütünün Zararları

Anne sütü bebek için en ideal besin olsa da zaman zaman annenin yediği besinlerden dolayı bebek etkilenebilir. Böyle durumlarda bebeklerde birtakım istenmeyen etkiler görülebilir.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır. Bebekte görülen etkiler anne sütü zehirlenmesinin belirtileri olarak adlandırılabilir.

Sorun yaratan anne sütü değil, annenin aldığı gıdalardan süte geçen maddelerdir.

  • Alerji kaynaklı sindirim problemleri en sık görülen sorundur. Bebek emzirmenin ardından kusabilir, ishal veya kabız olabilir, gaz sancısı yaşayabilir.
  • Bir diğer alerjik sorun ise deri döküntüleridir. Egzama tarzı kızarıklıklar gözlemlenebilir.
  • Burun tıkanıklığı, bronşit, göğüste hırıltı alerji kökenli semptomlar arasındadır.
  • Alerjiden dolayı yaşanan sindirim sorunundan dolayı tartı da gerileme yani bebeğin kilo almasında durma görülebilir.
  • Anne sütü bebeğe dokunur mu şüphesi yaşandığı durumlarda, doktor anneye ve bebeğe uygun beslenme düzeni çıkartarak ve bebeğin durumunu gözleyerek sorunun giderilmesini sağlar.

Источник: https://sebboy.com/anne-sutunun-faydalari/

Anne Sütü Ve Emzirmenin Faydaları

Anne Sütü

Anne sütü,  bebekler için mucizevi özelliktedir ve bebeklere gereksinimi olan tüm besin öğelerini tek başına ilk 6 ay sağlayabilen en iyi besindir.

Anne sütü ve doğumdan sonra gelen ilk sarı süt, bebek için çok önemlidir. Çünkü bebeği hastalıklara karşı korur, bebeğin ilk aşısıdır. Memorial Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü'nden Op. Dr.

Parvana Seyidova anne sütü ve emzirmenin faydaları hakkında bilgi verdi.

Anne sütü, bebeğin ilk 6 ay ihtiyacı olan protein, yağ, demir, vitamin gibi her türlü besin değerine içeren ideal besin kaynağıdır. İçindeki koruyucu maddeler nedeniyle bebeği enfeksiyonlardan korur.

 Anne sütünde yeterli miktarda su ve vitamin bulunduğu için, çok sıcak iklimlerde bile bebeğe su vermeye gerek yoktur. Anne sütü bebekler için yaşamsal öneme sahiptir.

 Anne sütü bebekleri her türlü enfeksiyondan korur.

Ayrıca emzirme bebeğin annesiyle sevgi bağı kurabilmesi için en iyi iletişim yoludur. Anne sütü bebeği ishal, solunum yolu enfeksiyonu gibi hastalıklardan korur, çene ve diş gelişiminde önemli rolü vardır.

 Anne sütü ile beslenmiş çocuklar astım, alerji, çocuk diyabeti gibi hastalıklara karşı daha dirençli olmaktadır, Anne sütünün içinde yeterli demir olduğu için, emzirilen bebeklerde kansızlık görülmez.

Ayrıca anne sütü alan bebeklerde, pişik, karın ağrısı ve kabızlık daha az görülür. Bebeğin ruhsal, bedensel ve zeka gelişimine yardımcı olur. 

Kaç Aylığa kadar Anne Sütü Alınmalı?

Anne sütü, bebekler için en iyi ve en doğal besindir. Anne sütü, normal doğum haftasında doğan tüm sağlıklı bebeklerin ihtiyaçlarını 6 ay tek başına karşılayabilir. Emzirmenin 6 aydan sonra uygun ek gıdalar eşliğinde en az 1 yaşına kadar devam edilmesi önerilir.  

Emzirmenin Anneye Olan Faydaları

Emzirme bebekle anne arasında özel sevgi bağı kurulmasını sağlar. Doğumdan hemen sonra emzirme doğum sonrası kanama miktarını azaltır.

 Annenin sağlığında koruyucu etkisi vardır; göğüs kanseri, yumurtalık kanseri, kemik erimesi ve anemi risklerini azaltır. Anne emzirirken salgılanan oksitosin hormonu aslında mutluluk hormonudur.

Aynı zamanda annenin doğum öncesi vücut yapısına yeniden kavuşmasını kolaylaştırır, hem rahim toparlanması, hem de alınan kiloların verilmesini kolaylaştırmaktadır.

 Anne Sütünü Arttıran Besinler

Her gün en az 10-12 bardak su tüketmesi, anne sütünün artmasını sağlar. Yapılan bilimsel çalışmalarda bazı gıda ve bitkilerin özellikle anne sütünü artırdığı görülmektedir. Bunların başında da rezene gelir. Rezene; dereotugillerden bir bitkidir ve anne sütünü artırır. Isırgan otu, fesleğen ve biberiye de anne sütünü artıran diğer bitkilerdir.”

Aşağıdaki gıdalar, anne sütüne etkileri konusunda bilimsel araştırma bulunmamakla birlikte çeşitli toplumlarda, emzirme dönemindeki kadınlara önerilen gıdalar arasında yer almaktadır ve yüzyıllardır geleneksel olarak tüketilmektedir. 

Siyah Susam: Kalsiyum bakımından zengin olan siyah susamın anne sütünü artırmaya yardımcı olduğuna inanılmaktadır. Kalsiyum dışında bakır gibi bazı mineraller içeren susamı yemeklerinizde kullanabilirsiniz.

Kimyon: Süt üretimini teşvik ettiği düşünülen kimyon doğumdan sonra anneyi güçlendirmek için önemli olan demir bakımından da zengindir.

Arpa: Arpa ile yapılan pilav veya çorba laktasyonu artırmak için kullanılabilir. Arpanın anne sütünü artırdığı yönünde herhangi bir bilimsel araştırma sonucu bulunmamasına karşın emzirme dönemindeki anneler tarafından yüzyıllardır geleneksel olarak tüketilmektedir. Özellikle arpa ve rezene kombinasyonunun sütün kalitesini yükselttiğine inanılmaktadır.

Fesleğen: Sindirim sistemini düzenleyen, sakinleştirici etkisi bulunan ve buna ek olarak iyi bir K vitamini kaynağı olan fesleğen yemeklerle birlikte veya çay şeklinde tüketilebilir.

Yeşil Sebzeler: Mükemmel birer vitamin ve mineral kaynağı olan fasulye, ıspanak, pancar yaprağı ve kuşkonmaz gibi yeşil sebzeler laktasyonu arttırabilir. Bu yeşillikler aynı zamanda sindirime yardımcı olur ve vücudu güçlendirir.

Kırmızı ve Turuncu Sebzeler: Beta-karoten bakımından zengin havuç, tatlı patates, pancar ve diğer kırmızı, turuncu sebzeler anne sütü kalitesini arttırmaya yardımcı olabilir.

Sarımsak: Emziren annelerin kokusu nedeniyle bebeğin sevmeyeceğini düşündüğü, ancak aksine bebeğin süt emme süresini arttıran sarımsak aynı zamanda annenin de iştahını açarak süt kalitesi için gerekli vitamin ve mineralleri almasına yardımcı olur.

Yulaf: Besin lifi, demir ve kalsiyum bakımından zengin olan yulaf emziren anneler arasında oldukça popüler bir besindir. Kendinize yulaf püresi hazırlayabilir ve pürenin besin değerini arttırmak için fındık, süt, meyve ya da baharat eklenebilir.

Yağlar: Zeytinyağı, keten tohumu yağı ve susam yağı gibi sağlıklı yağların emzirmeye yardımcı olduğuna inanılmaktadır. Bu yağlar ayrıca annenin enerjisini artırır. 

Anne Sütü Almayan Bebeklerde Görülen Sorunlar

Sindirim sistemi, enfeksiyonlar için koruyucu maddeler içerdiğinden anne sütü almayan bebekler sık sık enfeksiyonlara yakalanır. – Orta kulak iltihabı riskini anne sütü alan bebeklere göre daha fazladır.

– Bazı kronik hastalıkların oluşma riski anne sütü almayan bebeklerde daha fazladır.

(Tip 1 Diyabet, Çölyak hastalığı, Obezite, Koroner Kalp Hastalıkları gibi) – Bebeğin ruhsal, bedensel ve zihinsel gelişimine yardımcı olan anne sütü alınmadığında, dikkat azlığı sendromu, ilgisizlik gibi sorunlar ile karşılaşılabilir.

– Anne sütü almayan bebekler daha sık ağlarlar.

Anne Sütü Almayan Çocukların Beslenmesi

Anne sütü verilemeyen çocuklara mümkünse formül (hazır) mama, değilse hayvan sütleri verilebilir. Anne sütü almayan bebekler normalde aldıkları süt ya da mamalara devam edilmelidirler. Kusma ve ishalle kaybedilen sıvı ve mineraller, ağızdan alınan sıvılar, bağırsak florasını düzenleyen probiotikiçeren tozlar kullanılarak giderilebilir.

Beslenmenin yeterli olduğu, çocuğun ayına uygun gereken kiloyu almasıyla anlaşılır. Bu nedenle çocuğunuzu düzenli aralıklarla sağlık kontrollerine getiriniz. Sağlık ocaklarımızda büyüme takipleri persentil (büyüme) grafikleriyle yapılmaktadır.

Anne Sütünün Dahha Kaliteli Olması İçin Gereken Vitaminler

Annenin huzurlu bir ortamda olması, beslenmesinin sağlıklı olması ve bebeği kabul etmesi anne sütünü artırmaya yardımcı olur. Bebeğin anneyi emmesi, anne sütünü artıran temel noktadır.

Annenin sağlıklı beslenmesi; protein, karbonhidrat, meyve ve sebzeden oluşan menüler tüketmesi, sağlıklı uyuması, bebeği bol bol emzirmesi ile günde en az 10-12 bardak su tüketmesi anne sütünün artmasına neden olur.

 Annenin öğün atlamadan, protein, karbonhidrat ve yeşil sebzelerden zengin oluşan bir menüyle beslenmesi çok önemlidir. 

Mahremiyetin Olmadığı Alanlarda Emzirme

Gebelik süresince büyük bir özlem ve merak duyarak bebeğini dünyaya getiren annenin bebeğine vereceği en değerli armağan anne sütüdür. Annelerin bebeklerini her ihtiyaç duydukları anda rahatça emzirebilmeleri gerekir.

Bulunulan sosyal ortamdan uzaklaşmadan, konforlu bir şekilde ve stres yaşamadan bebeği beslemek hem anneye hem de bebeğe iyi gelir. Yeni anne için sosyal hayatın içinde olmak, hava almak çok önemlidir. Tabi bebek için de… Anne mutlu ise bebek de mutludur.

  Emzirmek bir anne için çok özel ve güzel bir eylemdir, bebek için de temel ihtiyaçlardandır. Anne, Sütünün miktarı az bile olsa korkmamalıdır. Sık sık emzirmeye devam etmelidir. Emzirdikçe sütün miktarı da artacaktır. Sosyalleşmekten çekinilmemelidir.

 Rahat emzirmek için geliştirilmiş anne emzirme önlükleri annelerin kurtarıcısı olmaktadır. Pek çok anne halka açık yerlerde, arkadaş toplantılarında bebeğini emzirme önlüğü yardımıyla dilediği her yerde emzirebilir.  
Güncellenme Tarihi: 18 Ekim 2017Yayınlanma Tarihi: 18 Ekim 2017

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/anne-sutu-ve-emzirmenin-faydalari/

Anne Sütü, bebeğin beslenme ihtiyacını gidermek ve yeni bebeğin olası enfeksiyonlara karşı korumak üzere doğumdan sonra Annenin otomatik olarak meydana getirdiği benzersiz bir karışımdır. Nasıl bir karışım ki Anne sütü tam teşekküllü , bebeğin henüz olgunlaşmamış metabolizmasına uygun bir kaynaktır.

Anne Sütünde olan  besin değerlerinin bebek için ideal ölçülerde olması nedeniyle “mucize karışım” olarak adlandırılması yanlış değildir.

 Anne Sütü Bebeğin ilk aşısı gibi,felaketlerden koruyan bu inanılması hayret verici besin kaynağı,doğrudan  bebeğin beyin hücrelerinin büyümesini sağlayan ve sinir sistemi gelişimini de etkilemektedir.

Günümüzün en son teknoloji ile hazırlanan bebek mamaları dahi Anne Sütünün yerini alamayacak gibi görünmektedir.

Anne Sütü Bebek için tam bir Antioksidan!

Araştırmalar sonucunda, anne sütünün bebeğe olan faydalarına her geçen gün yenileri eklenmektedir. Örneğin anne sütüyle emzirilen bebeklerin özellikle solunum ve sindirim yolu enfeksiyonlarından korundukları ortaya çıkmıştır. Çünkü anne sütündeki antikorlar enfeksiyona karşı doğrudan koruma sağlarlar.

Anne sütünün diğer anti-enfeksiyon özelliği “normal flora” denilen “iyi” bakteriler için dostça bir ortam sağlarken, zararlı bakteriler, virüsler ya da parazitlerin barınmasına da engel olmaktadır.

Anne sütünde, bulaşıcı hastalıklara karşı bağışıklık sistemini düzenlemesi bebek için antioksidan özelliğini ortaya çıkarmıştır.

Anne sütü, bebeğin en kolay sindirebileceği besindir. Çok zengin gıda içeriği olmasına karşın, bebeklerin hassas sistemlerine uygun olarak sindirimi kolaydır. Böylece bebek, besinlerin sindirilmesine daha az enerji kullandığı için, enerjisini diğer vücut faaliyetlerine, büyümeye ve organlarının gelişimine harcamış olur.

Anne Sütü Neden Muhteşem? | İçeriğinde antioksidanlar var

Erken doğum yapan annelerin ,anne sütünde mucizevi bir şekilde, bebeğin ihtiyacına yönelik olarak daha fazla yağ, protein, sodyum, klorür ve demir bulunur.

Annelerinin sütüyle beslenen erken doğan (prematüre) bebeklerde, göz işlevlerinin daha iyi gelişmesi, zeka testlerinde daha başarılı olma gibi pek çok üstünlük tespit edilmiştir.

Anne sütünün yeni doğan bebeklerin gelişimi için önemlerinden biri, omega-3 yağ asitlerini içermesidir. Omega-3 yağ asitleri insan beyni ve retinasının önemli bir bileşeni olmalarından ötürü, özellikle yeni doğan bebekler açısından önemi büyüktür.

Omega-3 özellikle hamilelik dönemi boyunca ve bebeklik döneminin başlarında, beyin ve sinirlerin uyumlu gelişimi için de çok önemlidir.

Anne sütünde doğal ve mükemmel bir Omega-3 deposu olduğundan, bilim adamları anne sütünün önemini özellikle vurgulamaktadırlar.

Anne Sütü ile ilgili bilimsel araştırmalar

Bristol Üniversitesinde yapılan araştırmada , anne sütüyle beslenmenin uzun vadedeki faydaları arasında, tansiyon üzerinde olumlu etkisinin bulunduğu ve bu sayede kalp krizi risklerinin azalttığını gösteriyor. Araştırmayı yapan ekip, anne sütünün içindeki koruyucuğuluna oldukça şaşırmış.

Circulation adli tıp dergisinde yayımlanan araştırma sonuçlarına göre, anne sütü ile beslenen bebeklerin kalp hastalıklarına yakalanma riski daha azdır.

Anne sütünde damar sertliğini önleyen yağ asitlerinin bulunması, anne sütü ile beslenen bebeklerin daha az sodyum tükettikleri ve aşırı kilo almadıkları için, anne sütünün kalp sağlıkları üzerinde olumlu etkiye sahip olduğu gerçeğini ortaya konmuştur.

ABD’deki Cincinnati Üniversitesi’ne bağlı çocuk hastanesinde görevli Dr.Lisa Martin başkanlığındaki ekip, anne sütünde bulunan yüksek miktarda “adiponektin” isimli protein hormonu olduğunu, vücudun yağ metabolizmasında etkili olduğunu açıkladılar.

Kanda yüksek miktarda adiponektin bulunması kalp krizi riskinin azalması ile bağlantılı kabul edilir.

Obez ve kalp krizi daha yüksek olan kişilerde ise kandaki adiponektin miktarı düşüktür.

Bu nedenle anne sütüyle beslenen bebeklerin, ilerde fazla kilolu olma riskinin bu proteine hormona bağlı olarak azaldığı tespit edildi.

Bunun yanı sıra anne sütündeki leptin denilen ve yağ metabolizmasında çok önemli bir rolü olan bir diğer hormonun da olduğu tespit edildi. protein de vücutta yağın düzenlenmesine ayrıca yardımcı olmaktadır.

Bilim adamlarınca leptin vücutta yağ olduğuna dair beyne gönderilen bir sinyaldir. Dolayısıyla Dr. Lisa Martin’in açıklamalarına göre, bebekken anne sütü ile alıınan bu proteinler, ileri yaşlarda obezite, 2. tip şeker hastalığı, ensülin direnci ve koroner damar rahatsızlığı gibi hastalıkların riskini azaltmaktadır.

İlahi Besin Anne Sütü!

Anne sütünün bebeğe etkisi, geçirdiği evrelere göre şekillenmektedir. İnanılması zor olan bu besinin içeriği zamana göre nasıl değişmektedir,bu otokontrol nasıl gerçekleşmektedir. Bu soruların cevabını bulmakta zorlanan bilim dünyası, bebeğin geçirdiği evrelere göre şeker ve yağ oranında değiştiğini gördükçe dahada zorlanmıştır.

İlahi besin olan adlandırılan Anne Sütü içerisinde Kalsiyum elementinin kemik büyüme esnasında da artmasıyla ,bebek gelişimini çok etkilemektedir.

Bu mucizevi karışım süt olarak adlandırılmasına rağmen, aslında anne sütünün %90’ı sudan meydana gelir. Bu ayarlanmış özellik bebeklerin besinin yanı sıra sıvı olarak suya da ihtiyaçları vardır.

Anne sütü haricinde alınacak su ya da diğer yabancı maddelerin tam anlamda hijyeni sağlanamayabilir. Ancak %90’ı su olan anne sütü ile bebeğin su ihtiyacı da en hijyenik şekilde karşılanmaktadır.

Anne sütü yetişkinlik dönemine kadar iltihaplı bağırsak hastalıklarından koruyor

Anne sütünün yenidoğanlara birçok yararı var. Bebek anne sütüyle değerli besleyici maddelerle birlikte bağışıklık sistemini güçlendiren ve yenidoğanı yaşamın zorluklarına hazırlayan antikorları ve uyarı maddelerini de alır.

Araştırmalar anne sütünün iltihaplı bağırsak hastalıklarından koruduğunu ve bu etkinin yetişkinlik dönemine kadar da kalıcı olduğunu gösterdi.

Anne sütünün çocuğun zekası üzerinde de etkili olduğu bilinir. Bilim insanları bu yüzden anne sütünün beyin gelişimini de tetiklediğini düşünüyor. Washington Üniversitesi’nde Erin Reynolds ile çalışan ekip, bu bağlantıyı doğrulayan yeni bir kanıt daha buldu.

Araştırmacılar anne sütünün erken doğan bebeğin beyin gelişimi üzerindeki etkisini araştırdı.

Gerçek doğum tarihinden önce doğan bebeklerin beyni genelde tamamen gelişmiş değil ve normal zamanda doğan bebeklerin beyinlerine göre daha küçüktür.

Anne sütü bu kadar yararlıyken, erken doğan bebeğin beyni üzerinde ne gibi etkileri olduğunu merak eden Reynolds, St. Louis Çocuk Hastanesi’nde en az on hafta erken doğan 77 bebeği incelerken, manyetik rezonans tomografisiyle, bebeklerin normalde doğması gereken tarihteki beyin hacmini ölçmüş.

Sonuç: besinleri en az yüzde elli anne sütünden oluşan bebeklerin beyin hacimleri daha büyük. Bu bebekler daha fazla beyin dokusuna sahip oldukları gibi beyin kabuğunun (korteks) yüzeyi de, daha az anne sütü alan bebeklere kıyasla daha büyük.

Beyin kabuğu bilişsel süreçler için önemli olduğundan araştırmacılar daha büyük beyin kabuğunun çocuğun bilişsel yetiler üzerinde etkili olduğunu düşünüyor. Daha önceki araştırmalarla da beyin hacmi ve bilişsel gelişim arasında bir bağlantının varlığı ortaya konmuştu.

Kaynaklar ve Dış Bağlantılar

  • UNICEF ilk 6 ay sadece anne sütü
  • DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ
  • FDA
  • Sağlık Bakanlığı

Источник: https://www.gelgez.net/anne-sutu-neden-muhtesem/

Anne Sütü Nedir? Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

Anne Sütü

Yeni doğan bebekleri, dünyaya hazırlayan en önemli şey anne sütüdür. Bebeğin, ilk 6 ay boyunca sadece anne sütü ile beslenmesi son derece önemlidir.

Anne sütünün bu kadar önemli olması, bilim insanlarının araştırmalarına sürekli olarak konu olmasına neden olmuştur. Hatta cevaplanmamış sorular bulunmaktadır.

Mesela gıdalardaki demirin yüzde 10’u emilebilirken, anne sütünden yüzde 50 oranında demir emilebilmektedir. Dolayısıyla konu son derece ilgi çekicidir.

Sadece insanlar için değil, tüm memeli hayvanlar için yavrularının sütle beslenmeleri son derece önemlidir.

Doğadaki hayvanların anne sütü ile hemen ayaklanmaları ise insan sütünden daha farklı besin değerlerine sahip olmalarından kaynaklıdır ve onların doğalarına uyumlu olarak bu özellikler gelişmektedir.

Yani tartışmasız bir şekilde anne sütü, mucizevi bir besindir. Yapılan tüm araştırmalara rağmen uzunca bir süre daha anne sütünün yeri doldurulamayacaktır.

Yenidoğan (Bebek) Sarılığı Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Korunma Yolları ve Tedavisi

Anne sütü, hamilelik süreci ve doğumla birlikte oluşmaktadır. Vücudun ürettiği bu süt, kimi kadınlarda az olabilmektedir. Bu durumda doğal yollara başvurarak artırmaya gidilebilir.

Süt yapıcı besinler tüketilerek, artırılması sağlanabilmektedir. Buna ek olarak gaz yapıcı gıdaların, sigara, alkol gibi maddelerin tüketilmemesi gerekmektedir. Çünkü bunlar doğrudan anneden bebeğe geçmektedir.

Bu kapsamda anne sütü ile ilgili bilmeniz gerekenleri burada sizler için topladık.

Anne Sütü Nedir?

Hamile kalmış bir kadında hormonların etkisiyle üretilmeye başlanan ve bebeğin doğumuyla birlikte salınımı gerçekleşen, yeni doğan bebeklerin beslenmesini sağlayan süttür.

Bebeklerin ilk 6 ay boyunca anne sütü alması gerektiği Dünya Sağlık Örgütü tarafından önerilmiştir.

Altı ay sonrasında ise ek gıdalarla beraber en az 1 yaşına kadar anne sütü verilmeye devam edilmelidir.

Anne sütü bebekler için en ideal besindir ve emzirme benzersiz bir yöntemdir. Anne sütü sayesinde bebeklere gerekli olan tüm besin elementleri sağlanmaktadır.

Emzirilme döneminde ishal, zatürre, kanda bakteriyel yayılma ve menenjit gibi hastalıkların sıklığı azalmaktadır. Aynı zamanda ilerleyen yaşlarda alerjik hastalıklara, kansere ve sinir sistemi rahatsızlıklarına yakalanma ihtimali de azalmaktadır.

Tüm bunların dışında anne ile bebek arasında kurulan inanılmaz bir duygusal bağın oluşmasını sağlamaktadır.

Emzirmenin bağladığı ve bebeğin sadece anne sütü ile beslendiği ilk 6 ayda, yenidoğanın suya veya başka bir besine ihtiyacı yoktur.

Anne sütü ile beslenen bebeğe 6 aydan önce başka hiçbir yiyecek veya içecek verilmemektedir. Çünkü bunlar, bebeğin henüz tam gelişmemiş olan bağırsak ve sindirim sisteminde rahatsızlıklara neden olacaktır.

İshal ve diğer hastalıklara yakalanma olasılığı artacaktır.

Anne sütünün bileşimi, salgılanma dönemlerine göre farklılık göstermektedir. Doğumdan sonra salgılanmaya başlayan ve ortalama 5 gün devam eden süte ağız sütü yani kolostrum adı verilir.

Bu sütün, protein içeriği tüm dönemlere göre en yüksek seviyededir. Bağışıklığı artıran bazı maddeler ve bebekleri iltihabi hastalıklara karşı koruyan akyuvarları içermektedir.

Bu yüzden ağız sütü bebeğin ilk aşısı olarak görülmektedir.

Ağız sütünden 6 – 15 gün arasında gelen süte ise geçiş sütü veya ara süt adı verilir. Geçiş sütünden sonra salgılanmaya başlayan ve bebek emzirildiği sürece gelmeye devam eden süte ise tam süt denir. Geçiş sütünün protein ve mineral içeriği ağız sütünden düşük, tam sütten ise yüksektir.

Anne sütü bileşimi; gün içinde, emzirme süresince, emme şekline, annenin yaşına, gebelik sayısına ve gestasyon (gebelik) yaşına göre de değişim göstermektedir. Anne sütünde bulunan büyüme hormonları, uyku süresince artmaktadır.

Emzirmenin başlangıcında şekerden zengin ön süt, emzirmenin sonunda ise yağdan zengin son süt gelmektedir. Yağ ve protein içeriği, emme süresinde artış göstermektedir.

Süt içindeki yağ içeriği bir emme süresince emzirmenin sonuna doğru 4 – 5 kat, protein içeriği ise yüzde 50 oranında artmaktadır.

İlk Sütün Önemi Nedir?

Anne doğum yaptıktan sonra gelen ilk süt, bağışıklık sistemini oluşturan proteinlerden olan immünglobulin IgA bakımından zengindir. Bebeğin sindirim sistemindeki organların iç kısmını kaplar.

Böylece bebeğin sindirim sistemi tam anlamıyla çalışana kadar koruyucu etki gösterir. Maddenin bebeğin organlarındaki etkisi mekonyumun atılmasını kolaylaştırması ve bilirubin üretimini engellemesidir. İlk bir hafta boyunca gelen süte kolostrum adı verilmektedir.

Koruma özelliği yanında besleyici özelliği de çok fazladır.

Anne sütü, bebeklere gereksinimi olan tüm besin öğelerini tek başına ilk 6 ay sağlayabilen en iyi besindir. Doğumdan sonra gelen ilk sarı süt, bebek için son derece önemlidir. Çünkü bebeği hastalıklara karşı korur. Bebeğin ilk aşısı olan bu süt, yaşamsal öneme sahiptir. Aynı zamanda bebek ve anne arasında duygusal bağın kurulması sağlanmaktadır.

Anne sütü ileriki yaşlarda, diğer besinlerle beslenen bebeklere göre daha zeki olmalarına da katkı sağlamaktadır. En iyi besin olmasının nedeni ise anne sütünün protein, yağ, demir, vitamin gibi her türlü besin değerini içeren ideal bir besin olmasından kaynaklanmaktadır. İçerdiği koruyucu maddeler sayesinde bebeği enfeksiyonlardan korumaktadır.

Anne sütü bebeğin hazım sorunları yaşamaması açısından da son derece önemlidir. Kaynatmaya gerek kalmaksızın, tamamen doğal bir şekilde tüketilmesi de önemlidir.

İnek sütüne göre daha yüksek besin değerine sahiptir. Aynı zamanda yeterli miktarda su ve vitamin bulundurduğu için çok sıcak iklimlerde bile bebeğe su vermeye gerek kalmamaktadır.

Ayrıca ilk 6 ayda meyve suyuna da gerek yoktur.

Doğumdan sonra gelen ilk sarı süt; ishal, solunum yolu enfeksiyonu gibi hastalıklardan korumaktadır. Anne sütü ile beslenmiş çocuklar; astım, alerji, çocuk diyabeti gibi hastalıklara karşı dirençli olmaktadır.

Kanser oranının daha düşük olduğu da bilinmektedir. Anne sütü yeterli miktarda demir içerdiğinden dolayı, emzirilen bebeklerde kansızlık da görülmemektedir.

Aynı zamanda anne sütü ile beslenen bebeklerde pişik, karın ağrısı ve kabızlık sorunları da daha az yaşanmaktadır.

Anne sütü ile beslenmeye çocuklarda ölüm oranları, beslenenlere göre 4 ila 6 kat daha fazladır. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre emziren kadın oranları yüksek olsaydı, yılda 1,5 milyon bebeğin yaşamı kurtulabilirdi.

Anne Sütünün Özellikleri Nelerdir?

İlk sütün ardından ikinci haftada protein içeriği azalmaya başlar. Laktoz ve yağ içeriğinin arttığı geçiş sütü oluşur. Sonraki süreçte ise yağ bakımından zengin süt oluşur. İlk süt karbonhidrat bakımından zenginken; son süreçte süt yağ bakımından zengindir.

Süt genel olarak protein bakımından zengindir. Ancak ineklerin sütüne oranla tüm mineraller az orandadır. Bunun sebebi bebeğin sindirim sistemini korumaktır ama bazı mineraller de inek sütünde olduğundan fazladır.

Çok olan mineraller demir ve çinkodur. Ayrıca yağ asitleri de inek sütünün sekiz katı kadardır. Bunun amacı ise bebeğin ilk dönemde beyin gelişimi için gerekli olan yağ dengesini sağlamaktır.

Anne Sütünün Bebeğe Faydaları Nelerdir?

Anne sütü ile büyümüş bebeklerde enfeksiyonel hastalıklar daha nadir görülürken, beyin gelişimi son derece iyi durumdadır. İshal, alerjiler, solunum yolu rahatsızlıkları anne sütü sayesinde engellenebilir.

İlerleyen yaşlarda görülen kanser türleri, kemik erimesi, MS gibi ciddi hastalıklar, bebekliğinde anne sütü almış kişilerde daha nadir görülmektedir. Bebeğe faydası olması dışında emziren annelerde çeşitli kanser türleri, kansızlık gibi durumlar daha az görülür.

Yani emzirmenin bebeğe olduğu kadar anneye de faydası vardır.

Anne sütü, bebeklerin hayata yeni başladıkları sırada tüm tehlere karşı koruyucu, besleyici özelliği olan ilk gıdasıdır. Bebeklerin ilk 6 ay boyunca sadece anne sütü almaları, uzmanlarca önerilmektedir. Günümüzde ne yazık ki gıdaların eskisine oranla çeşitli maddeler içermesi gibi nedenlerle annelerde süt konusunda sıkıntılar görülmektedir.

Doğum Sonrası Depresyonu Nedir? Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi Nelerdir?

Birçok anne sütünün olmadığından, yetmediğinden şikâyet eder. Öncelikle sütün artması için doğal yolları denemelisiniz. Faydası olduğu bilinen bitki çaylarını tüketebilirsiniz.

Gıdalardan özellikle taze soğan, mercimek ve baklagiller sütü çoğaltıcı etkiye sahiptir. Gaz olması riskini göze alarak tüketmelisiniz. Neticede gaz geçici bir durumdur ve anne sütünün bitmesinden önemli değildir.

Bununla beraber bol bol su tüketmeye dikkat etmelisiniz.

Doğru Emzirme ve Emzirme Süreleri

Bebek emzirilirken doğru tutuş ve bebeğin memeyi kavrama biçimi oldukça önemlidir. Emzirme işlevi sürerken emziren annede çeşitli hormonlar salgılanır ve sütün boşalması sağlanır. Emzirmek için rahat bir koltuk tercih etmeli ve dik biçimde oturmalısınız.

Bebeğin yüzü ve gövdesi anneye tamamen dönük olmalıdır. Parmaklarla meme desteklenmeli, memenin ucunun ve kahverengi alanının tamamen bebeğin ağzında olması sağlanmalıdır. Aksi halde memede yaralar oluşabilir. Emzirme pozisyonunda bebeğin çenesinin göğse yaslanması, burnunun açıkta kalması gerekir.

Emzirme süreleri, bebeğin ayına göre değişiklik gösterir. Bebek doğar doğmaz en kısa sürede emzirilmelidir. İlk iki ay, bebek her istediğinde emzirilmelidir. Her iki göğüs dönüşümlü olarak verilmelidir. Bebekler her öğünde memeyi ortalama 15 dakika içinde boşaltır. İlk süreç ardından emzirme aralığı bebeğin acıkmasına göre 2 ila 3 saat arasında uzatılabilir.

Источник: https://bilgihanem.com/anne-sutu-nedir/

ANNE SÜTÜ NEDİR? ÖZELLİKLERİ ve YAPISI NASILDIR? ANNE SÜTÜNÜN ÖNEMİ NEDİR?

Anne Sütü

Biyokimyanın hızlı gelişimi sonucu biyolojinin bütün sırlarının kolaylıkla çözülebileceğini tahmin ederek fizyolojinin inceliklerini öğrenmeye gayret etme yerine, fizyopatoloji ile hastalıklardaki değişiklikleri incelemeyi uzun bir süre tercih edildi.

Ancak bir biyoloji harikası olan anne sütünün yeniden incelenmeye başlanması ile biyolojinin pek çok özelliğinin bugünkü biyokimya bilgimiz ve yöntemlerimizle çözülemeyeceğini anlamış durumdayız. Gıdalardaki demirin ancak % 10’unu emilebilirken, anne sütündeki demirin neden en az % 50’si kullanılabiliyor sorusunun cevabı henüz bilinmiyor.

Daha da önemlisi, anne sütü verilen kimseye daha da faydalı olur diye bir gıda (örneğin armut ezmesi) ilave edildiğinde, içindeki demirin ancak % 10’unun absorbe olabileceğinin anlaşılması, gıdalarımızdaki besinlerin en az miktarı kadar, kullana bilirliğini de dikkatimize getirmektedir.

Yani, gıdalarımızdaki besin öğelerinin salt tayini yanında, vücudumuzca ne kadarının kullanılabildiğini düşünmemiz ve araştırmamızın önemini vurgulaması yönünden anne sütü üzerindeki çalışmalar çok uyarıcı olmuştur.

Zaten fizyolojiye önem veren, akılcı bir yaklaşımla biyolojik olayları değerlendirmiş olsaydık; eniğe köpek sütü, oğlağa keçi sütü, kuzuya koyun sütü, danaya inek sütü, sıpaya eşek sütü, taya kısrak sütünden başka bir gıda düşünülmediğine göre, bebeğe de Anne Sütü’nün tartışmasız en iyi olabileceği gerçeğini rahatlıkla görebilirdik.

Ancak, bilimde esas olan kuşkuya yer vermediğimiz ve bebek beslenmesine kalori ve protein olarak baktığımız için, en az son 40 yıldır bebekleri beslenme, korunma ve gelişmeleri için çok güzel ve yeri doldurulamaz bir biyolojik birleşim olan anne sütünden yeterince yararlandıramadığımızı üzülerek hatırlıyoruz.

Anne sütünü, uzun yıllar sadece bir gıda olarak görmek hatasında da bulunduk. Bugün anne sütünün pek çok biyolojik özelliklerini anlamadığımızı biliyoruz.

Oda sıcaklığında 6 saat tutulan diğer sütlerde bakteriler gelişerek sütü bozduğu halde, bu süre zarfında anne sütünde bakteri üremesinin olmaması, onun antibakteriyel etkisinin iyi bir göstergesidir.

Laboratuvar koşullarında gösterilen bu özellikle anne sütünün çeşitli bakteriyel hastalıklardan koruması nedenlerinden birisidir. Antiviral etkisi de gösterilen anne sütünün bebeği damar sertliğinden (arterioskleroz) koruması, bu biyoloji harikasının pek çok özelliğinden sadece birkaçıdır.

Anne sütü değişmeyen sabit bir bileşik olmadığı gibi, içerisindeki koruyucu antikorlarında bebeğin gereksinimine göre ayarlanabildiğini hayretle görmekteyiz. Doğumdan sonraki 3-5 gündeki Anne sütüne kolostrum (Ağız) denmektedir.

Bunu bebeğin 5-10 günlük olduğu devrede gelen geçici süt izlemekte, daha sonra da olgun anne sütü yapılmaya başlamaktadır. Bu sütler, o yaştaki bebekleri koruma, besleme ve geliştirme yönünden son derece önemlidir.

Her dönemdeki anne sütleri, her öğünde aynı olmadığı gibi, bebeğin emmeye başlaması ile sonlanması süresinde de değişikliğe uğramaktadır.

Daha da önemlisi, bebeği erken doğmuş (prematüre) annenin sütü, zamanında doğum yapmış anneninkinden farklı olup, küçük bebeğin daha hızlı, sağlıklı büyümesi için ayarlanmaktadır.

Bu bebek ne kadar erken doğmuş ise kendi annesinin sütü onun için en iyi şekilde ayarlanmakta proteini, kalsiyumu demiri başta olmak üzere artırılmakta, fosfor hariç diğer bütün besin faktörleri o bebek için adeta ayarlanmaktadır.

Sanki anne memesindeki bir bilgisayarla bebeğin gereksinimlerine uygun süt yapılmaktadır. Hele bu bulguları biyolojik olarak anne olmamış (evlenmemiş veya doğum yapmamış) bir kızın memesinin bir bebek tarafından emilmesiyle gelen sütle karşılaştıracak olursak, hayretimiz daha da artmaktadır. Çünkü biyolojik olarak anne olmamış hanımın gelen sütü, olgun anne sütüne benzemektedir. Bu bize, bebek ile anne arasında henüz iyi bilemediğimiz şekilde gereksinim sinyalinin olduğunu işaret etmektedir.

Anne sütünde bulunan ve bebeğin bağırsaklarını büyüten bir faktör, bebeğin büyümesi ile artan emilim gereksiniminin karşılanmasında önemli bir rol oynar. Anne sütünün biyolojik özelliği dolayısı ile bebek midesinde 15 ile 45 dakika kalması, onun sindirilmesi için yeterlidir. Anne sütü bebeği ishalden koruduğu gibi, ishal olan bebeğin iyileşmesine de yardımcı olur.

Bebeğin anneyi emmeye devam etmesi, anneyi (mutlak olmamak üzere) hamile kalmaktan koruduğu için, sık doğumlarla annenin yıpratmamasına yardımcı olur. Özellikle dünyanın geri kalmış ülkelerinde bebek ölümlerinin azalmasında anne sütü ile beslenme çok önemli bir faktördür.

Anne sütü, özellikle küçük doğmuş bebeklerin eritrositlerinin (kırmızı kan hücreleri) kolayca yıkılmasını da önleyici etkisi vardır.

Anne sütü verilmeyen bebeklere bir hayvan sütü (sıklıkla inek sütü) verildiğinde bu bebeklerin, bebek bağırsağından kanama, demir noksanlığı anemisi, laktoz intoleransı, alerjiye eğilimli olma ve hayvanlardan geçebilecek hastalıklardan koruması son derece önemlidir.

ANNE SÜTÜ NASIL OLUŞUR?

Normal sağlıklı bir bebek doğum ağırlığını yalnız anne sütü ile beslendiği 4-6 aylık süre içinde iki kat artırır. Peki bebeklerin ideal gıdası olan anne sütü oluşumu ve bu sütün salgılanması nasıl olmaktadır?

Dünyanın en doğal olayı olan doğumdan sonra yaşama gözlerini açan küçük yavru, arama, kavrama, emme gibi reflekslere sahiptir. Beslenebilmek için sadece emmeyi bilmektedir. Böylesine aciz bir şekilde dünyaya gelen bebeğin yardımına annenin vücudunda oluşan anne sütü yetişmektedir.

Bu sütün salgılanması olayı hormonal ve sinirsel mekanizmaların etkisiyle düzenlenen fizyolojik bir olaydır. Süt küçük süt kanatlarının başlangıcındaki süt alveolü içinde meydana gelir. Kanal ve alveol etrafındaki dokular yağ, kollojen doku ve kan damarlarıdır.

Yağ miktarı ve kollojen doku memenin büyüklüğünü tayın eder. Hamilelik sırasında memeler normaI büyüklüğünün iki üç kat olur ve bu kanallardaki alveoller süt salgılanması için hazırlanır.

Doğumdan sonra süt salgılanması iki refleks tarafından kontrol edilir Bu reflekslerden birincisi süt oluşturma refleksidir.

Bebek memeyi emdiği zaman prolaktin adı verilen ve hipofiz ön lobundan salgılanan hormon alveol içindeki hücrelerin süt oluşumuna neden olur, bu süt, süt kanallarında birikir. Emen bebek ikinci bir hormon salgılanmasına neden olur. (Süt salgılama refleksi).

Bu hormon hipofiz arka lobundan salgılanan oksitosin hormonudur. Oksitosin alveol çevresindeki myoepitel hücrelerin kasılmasına neden olur ve süt meme başına itilerek salgılanan Oksitosin hormonu aynı zamanda annenin uterus düz kaslarını kasarak kanamasını önler ve annenin doğum sonrası kanaması bir oranda önlenmiş olur.

Doğumdan hemen sonra salgılanan sarı ve yapışkan süt kolostrum olarak isimlendirilmektedir. İlk hafta boyunca salgılanan bu süt zamanla yapısını normalleştirir. Kolostrum normal sütten daha çok protein, ımmunglobilin A, laktoferrin, beyaz kan hücreleri içermesiyle ayrılır.

Bu öğeler bebeğe hastalıklara karşı direnç kazandırır, koruyucu ve besleyici özelliklerinden ötürü kolostrum büyük öneme sahiptir.

Bazı yörelerde kolostrumün çıkarılarak yerine şekerli su, bal suyu, veya başka karışımların verilmesi kesinlikle karşı çıkılması gereken bir durumdur.

Emzirme olayı ile anne enerji kaybeder. Bu nedenle emziren annelerin makro ve mikro besin maddelerince yeterli ve dengeli bir biçimde beslenmeleri gerekir. Günde 600-900 mililitre anne sütünün oluşumu için gerekli diyet masrafı, süt yerine yavruya verilecek herhangi bir besinin masraflarından daima daha düşüktür.

Toplumumuza daha sağlıklı çocukların kazandırılması için, özellikle çalışan annelerin emzirmeleri çeşitli düzenlemeler ve sağlanacak olanaklarla özendirilmelidir. Bebeklerin besin gereksinmelerini en iyi şekilde karşılayacak, bebek ile anne arasında sıkı bir duygusal bağ kuracak anne sütünün yavruya verilmesi teşvik edilmelidir.

İlgili

Источник: http://bilgikapsulu.com/anne-sutu/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.