Anne ve Babanızdaki Her Sorunu Yaşlılığa Bağlamayın!

Anne ve Babaya Ölüm Aylığı Bağlanması

Anne ve Babanızdaki Her Sorunu Yaşlılığa Bağlamayın!

SORU : Sayın  AliTezel, ağabeyimi 6 yıl önce çok erken yaşta, 49 yaşında hastalık nedeniyle aniden kaybettik. Duyduğuma göre ölen yakınlarımızla ilgili SGK’dan sigorta prim çeki alabilirmişiz. Ağabeyim henüz emekli olmamıştı. Evli olmadığı için bu hak annem veya bana verilir mi?

Ayrıca nereye başvurmam ve nasıl bir yol izlemem gerekir? Bana yardımcı olursanız çok sevinirim.

CEVAP : Sayın okurum, yasal şartların oluşması kaydıyla “vefat eden evladı üzerinden ana-babaya veya sadece birisine SGK tarafından ölüm aylığı bağlanır”. Kardeşlere ise bağlanma şansı yoktur. Bu sebeple kardeşi olarak siz alamazsınız ama anneniz alabilir.

İster evli olsun ister bekâr, yasal şartları oluşmuşsa çocuğundan anne veya babaya yahut her ikisine Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından aylık bağlanır

SİGORTALILIK SÜRESİ VE GÜNÜ DE ÖNEMLİ

Aşağıda, ana-babaya vefat eden evladından aylık bağlanması şartlarını yazdık ama bundan önce abinizin de sigortalılık şartları önemlidir.

Abinizin vefatı öncesinde SSK’da en az 1800 günü varsa veya 1800 günü yok ama en az 5 yıllık sigortalılık süresi ve bu süre içinde 900 günü varsa ana-babaya aylık bağlanma şartlarına geçilir.

Bu arada gerek 900 gün, gerek 5 yıl, gerekse 1800 günü tamamlamak için abiniz askerlik yapmışsa askerlik borçlanması yapılabilir.

ANA-BABAYA AYLIK ŞARTLARI

Ölüm olayı, 1.10.2008 gününden sonra gerçekleşmiş olanların ana-babalarına aylık bağlanması:5510 sayılı kanunun mevcut 34.

maddesine göre;“…d) Hak sahibi eş ve çocuklardan artan hisse bulunması halinde her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması şartıyla ana ve babaya toplam % 25’i oranında; ana ve babanın 65 yaşın üstünde olması halinde ise artan hisseye bakılmaksızın yukarıdaki şartlarla toplam % 25’i oranında aylık bağlanır…”Ölüm olayı, 1.10.2008 gününden önce gerçekleşmiş olanların ana-babalarına aylık bağlanması:506 sayılı kanunun 69. maddesine göre;“Sigortalının ölümü tarihinde eşine ve çocuklarına bağlanması gereken aylıkların toplamı, sigortalıya ait aylıktan aşağı olursa, artanı, eşit hisseler halinde, sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışmayanveya 2022 sayılı kanuna göre bağlanan aylık hariç olmak üzere buralardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almayan ana ve babasına aylık olarak verilir. Ancak, bunların her birinin hissesi sigortalıya ait aylığın % 25’ini geçemez.”

Sizin abiniz bundan 6 yıl önce vefat ettiğinden, eski yasa olan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 69. maddesine göre inceleme yapılacak ve inceleme sonrasında annenize aylık bağlanacaktır.

  • YENİ Sosyal Güvenlik Yasası’na göre, ölen sigortalının hesaplanacak olan aylığı üzerinden, eş ve çocuklarına “ölüm aylığı” aşağıdaki gibi bağlanacak.

DUL EŞİNE: Aylığın “yüzde 50’si” bağlanacak. Aylık bağlanmış çocuğu bulunmayan dul eşine ise, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaması veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir ve aylık bağlanmamış olması durumunda, “yüzde 75’i oranında” aylık bağlanacak.

ÇOCUKLARA: Yukarıda belirtilen 5510 sayılı yasa kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmayan ya da kendi sigortalılığı nedeniyle gelir ve aylık bağlanmamış çocuklardan;

1) 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmayanların veya,

2) Kurum Sağlık Kurulu kararı ile çalışma gücünü en az % 60 oranında yitirip malul olduğu anlaşılanların veya,

3) Yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan kızların,

her birine % 25 oranında aylık bağlanacak.

Yukarıda belirtilen çocuklardan sigortalının ölümü ile anasız ve babasız kalan veya sonradan bu duruma düşenlerle, ana ve babaları arasında evlilik bağı bulunmayan veya sigortalının ölümü tarihinde evlilik bağı bulunmakla beraber ana veya babaları sonradan evlenenler ile kendisinden başka aylık alan hak sahibi bulunmayanların her birine yüzde 50 oranında aylık bağlanacak.

ANA VE BABA

Hak sahibi eş ve çocuklardan artan hisse bulunması halinde, her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirin asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere, gelir veya aylık bağlanmamış olması halinde ana ve babaya toplam yüzde 25 oranında; ana ve babanın 65 yaşın üstünde olması halinde ise artan hisseye bakılmaksızın yukarıdaki şartlarla toplam yüzde 25 oranında aylık bağlanacak.

Sosyal Medyada Paylaş Etiketler: anne ve babaya ölüm aylığı bağlanması, anneye ölüm aylığı bağlanması, ölen sigortalının ailesine maaş bağlanması, ölen sigortalının anne babasına maaş bağlanması, sigortalı ölüm aylığı bağlanma şartları
Bu yazı en son 09 Ocak 2015 tarihinde güncellenmiştir.

Источник: https://www.sgk.gen.tr/soru-cevap/anne-ve-babaya-olum-ayligi-baglanmasi.html

Ölüm aylığı nedir? Ölüm aylığı şartları nelerdir?

Anne ve Babanızdaki Her Sorunu Yaşlılığa Bağlamayın!

Ölüm aylığı şartları nelerdir?

Ölüm aylığı şartları nelerdir?

Ölüm aylığının hak sahiplerine sigortalının vefatı halinde paylaştırılmasında, gelir veya aylık bağlanmasına hak kazanan eş, çocuk, ana ve baba hak sahibi olarak nitelendirilmektedir. Ölüm sigortasından eş ve çocuklar ile belirli şartlar dâhilinde sigortalının anne ve babasına da aylık bağlanabilir.

Ölüm aylığı şartları nelerdir?

Kanunun yürürlük tarihinden sonra ölen sigortalıların hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanabilmesi için;

  • En az 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması,
  • 4/1-(a) sigortalıları için, her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, toplam 900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş,

olması şartıyla ölüm aylığı bağlanır.

Ölüm aylığı bağlanabilmesi için sadece 4/1-(a)  sgk sigortalıları için öngörülen her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı olunup, toplam 900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması şartında; gerek ölen sigortalı tarafından, gerekse hak sahipleri tarafından yapılan tüm borçlanmalar bu şartların oluşmasında dikkate alınmayacaktır.

Ölen sigortalının hak sahipleri kimlerdir?

Erkek ya da kadın olmasına bakılmaksızın dul eşine, çalışamayacak durumdaki malul çocuklarına,

Çalışmayan, çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan çocuklarına, evli olmayan, evli olmakla
birlikte sonradan boşanan veya dul kalan ve çalışmayan, çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarına,

On sekiz yaşını, ortaöğretim görmesi halinde 20, yüksek öğrenim görmesi halinde 25 yaşını doldurmayan erkek çocuklarına,

Çalışmayan, çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan ana-babasına, – Sigortalının ölümünden sonra doğan çocuklarına, ölüm sigortasından aylık bağlanır. Ölen sigortalının mirasının reddedilmiş olması da emekli aylığı bağlanmasına engel değildir.

Mevzuatta eş, çocuk ve anne-babaların, ölüm aylığındaki hisseleri birbirinden çok farklıdır. Şayet eş ve çocuklara bağlanan aylıklar toplamı, sigortalının aylığını aşarsa bunların aylıklarından, hisseleri oranında bir indirime gidilir.

Dul kalan eşe ne kadar maaş bağlanır?

Aktif olarak çalışan sigortalı veya emeklilik sonrası vefat eden kişinin dul eşine yüzde 50, aylık bağlanmış çocuğu bulunmayan dul eşine ise sigortalı olarak çalışmaması veya kendi sigortalılığı nedeniyle SGK Kurumundan emekli aylığı bağlanmamış olması şartıyla yüzde 75 oranında aylık bağlanır. Ölüm aylığı alan çocuğunun bulunması veya çalışması nedeniyle % 50 oranında ölüm aylığı bağlanan dul eşin, ileride çocuklarının hak sahibi niteliğini yitirmesi halinde aylık oranları, çocukların aylıklarının kesildiği tarihi izleyen ay başından itibaren yüzde 75’e yükseltilir.

Çocukların hak sahipliği evlendiğinde, çalıştığında, öğrenimi sona erdiğinde, vefatı ve benzeri durumlarda sona erer ise anne hak sahibi tek kalacağından aylık miktarı buna bağlı olarak artmış olacaktır. Kız çocuğu evlenir ve Kurumdan çeyiz parası alır ise 24 ay (2 yıl) peşin verildiğinden annenin maaşındaki artış ancak 2 yıl sonra geçerlilik kazanacaktır.

Yetim – Öksüz kalan çocuklara ne kadar maaş bağlanır?

Vefat eden sigortalının, erkek, kız ya da malul çocuklarına bağlanan ölüm aylığının oranı yüzde 25’tir.

Burada unutulmaması gereken husus çocuklardan, sigortalının ölümü ile anasız ve babasız kalan veya sonradan bu duruma düşenlerle, ana ve babaları arasında evlilik bağı bulunmayan veya sigortalının ölümü tarihinde evlilik bağı bulunmakla beraber ana veya babaları sonradan evlenenler ile kendisinden başka aylık alan hak sahibi bulunmayanların her biri için ölüm aylığı oranı yüzde 50’dir.

Anne ya da babaya ne kadar ölüm aylığı bağlanır?

Sigortalının vefat tarihinde veya sonradan eşine ve çocuklarına bağlanması gereken aylıkların toplamı hesaplanan ölüm aylığından az olursa, artan kısım, ölüm aylığına hak kazanan anne ve babasına eşit oranda paylaştırılır. Anne ve babanın her birinin hissesi ölüm aylığının yüzde 25’inden fazla olamayacağı unutulmamalıdır.

Anne ve babanın her ikisine birden aylık bağlandığı takdirde mevcut olan yüzde 25 oranı ikiye bölünerek aylık hisseleri yüzde 12.5 olarak aralarında paylaştırılır. Şayet geride bir artan hisse bulunmaz ise, anne ve babaya aylık bağlanamaz.

Anne ve babanın yaşı ilerlemiş ve 65 yaşın üstünde ise bu durumda artan hisseye bakılmadan aylık bağlanır.

Ölüm aylığı hangi durumlarda kesilir?

Ölen sigortalının;

  • Eşi yeniden evlendiği takdirde,
  • Ölen sigortalının çocuklarının Kanunun 5. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaya başlamaları,
  • Kendi sigortalılıkları nedeniyle taraflarına gelir veya aylık bağlanması,
  • Evli olmayan kız çocuğu evlendiği takdirde,
  • Herhangi bir eğitim kurumunda öğrenim görmeyen erkek çocuğu 18 yaşını doldurduğu, ortaöğrenim gören erkek çocuğu 20 yaşını doldurduğu, yükseköğrenim gören erkek çocuğu 25 yaşını doldurduğu takdirde,
  • Anne ve/veya babasına, diğer çocuklarından hak kazandıkları gelir/aylıklar dışında, gelir/aylık bağlandığı takdirde,
  • Anne ve/veya babası asgari ücretin net tutarından fazla gelir elde ettiği takdirde,

bağlanmış olan ölüm aylıkları kesilir.

Ölüm geliri nedir?

BABADAN EMEKLİ MAAŞI ALMA KOŞULLARI

Anne ve Babanızdaki Her Sorunu Yaşlılığa Bağlamayın!

Babadan emekli maaşı alma koşulları çocukları tarafından alınması bakıma muhtaç kimselerin yetim kaldıklarında mağduriyet yaşamamaları için gerçekleşmekte olan devlet tarafından güvenceye alınmış bir haktır.

Ancak bu hakkın iddia edilebilmesi için bazı şartların ve koşulların yerine getirilmiş olması gerekmektedir. Bu koşullar hem maaşı alacak olan yetim kişinin, hem de vefat eden babanın sağlaması gereken koşullardır.

Babadan Maaş Alabilmek İçin Gerekli Koşullar

Ölen babanın maaşı nasıl alınır?” sorusunun cevabı için bazı koşulların yerine getirilmesiyle verilir. Ölen babanın maaşını almak için gerekenler şu şekilde sıralanabilir:

  • Vefat eden babanın sosyal güvencesinin olması, ona bu sosyal güvenceyi sağlayan bir kurumda düzenli olarak çalışır durumda olmuş olması gerekmektedir.
  • Vefat eden babanın emekli maaşı üzerinde hak iddia edecek olan çocukların da devlet memuru olmaları gerekmektedir.
  • Herhangi bir şart gözetilmeksizin 18 yaşından küçük çocuklar yetim aylığı alabilmektedirler. Ancak babanın kız çocukları evlenmedikleri sürece yaşları fark etmeksizin babalarının maaşını talep edebilmektedirler. Kız çocuğun evlenmesi durumunda bu hak ortadan kalkacaktır. Ancak boşanan kız çocukları gerekli başvuruyu yaparak yeniden yetim aylığını almaya devam edebilir. Merhumun erkek çocukları için bu üst sınır yaşı, ortaöğrenime devam edilirken 20, yükseköğrenime devam edilirken ise 25’tir.

Kişilerin babalarının vefat etmeleri durumunda maaşlarını talep edebilmeleri için gereken koşullar bunlardır. Bu koşulları karşılayan kimseler babalarının vefatının ardından gerekli belgelerle birlikte Sosyal Güvenlik Kurumu’na başvuruda bulunarak babalarının maaşlarını talep edebilirler.

Ölen Ebeveynlerin Emekli Maaşlarının Talep Edilme Koşulları Nelerdir?

Ölen anne babadan emekli maaşı nasıl alınır?” sorusunun cevabı maaşı talep edecek kişinin ve merhumun durumuna göre değişmektedir. “Ölen babanın emekli maaşı nasıl alınır?” sorusuna cevap verebilmek için şu durumların sağlanması gerekmektedir:

  • Vefat eden kişinin Sosyal Güvenlik Kurumu’nda güvencesi bulunmak durumundadır ve kişinin bu kurumlara bağlı şekilde çalışmış olması gerekmektedir.
  • Merhumun emekli aylığı öncelikli olarak eşine bağlanmaktadır. Eşinin vefat etmesinin ardından çocuklarına hisseleri uyarınca maaş aktarılmaktadır.
  • Merhumun çocuklarının yetim aylığı alabilmeleri için vefat eden kişinin emekli olmuş olması şart değildir. 900 günlük SSK priminin veya 1800 günlük Bağkur priminin yatırılmış olması, kişinin vefatının ardından çocuklarının yetim aylığı talebinde bulunmaları için yeterli olacaktır.

Vefat Eden Babanın Maaşı Üzerine Dul Kızının Hak İddia Edebilme Durumları

Vefat eden babanın dul durumunda bulunan kızının babasının maaşı üzerinde hak iddia ederek yetim aylığı alması mümkündür. Yukarıdaki şartların sağlanmış olması merhumun kızının an itibariyle evli bulunmaması başvuruda bulunabilmek için yeterlidir.

Ölen babadan dul kızına maaş bütün şartlar sağlandığı takdirde kızı yeniden evlenene kadar ödenmeye devam eder.

Kızı tekrar evlendiği takdirde bu maaş üzerindeki hakkını yitirmiş olur, ancak tekrar bir boşanma gerçekleşirse merhumun kızı yine yetim aylığı başvurusunda bulunabilir.

Ölen babadan dul kızına maaş ne kadar sıklıkla sorulmakta olan bir sorudur. Bu sorunun cevabı bazı durumların gerçekleşmesine bağlıdır.

Eğer yetim kalan tek çocuksa veya yetim aylığı üzerine başka çocukların da hakları yoksa babanın aldığı ücreti yarısı yetim aylığı olarak kızına ödenmeye devam eder. Burada önemli olan babanın aldığı ücret değildir.

Ücret her ne kadar olursa olsun, gerekli şartlar sağlanıyorsa kızına bu ücretin %50’si ödenmeye devam eder.

Ancak, babanın vefatının ardından merhumun eşi hala hayattaysa veya maaş üzerinde hak sahipliğinde bulunacak başka bir çocuk daha bulunuyorsa, bu oran %25’e düşer.

Yani kişi babasının aldığı ücretin %25’ini kendisi almaya devam eder.

Annenin vefat etmesinin ardından ya da hak sahibi olan diğer çocuğun hakkının ortadan kalkması durumunda bu oran yeniden %50 olarak belirlenecek ve merhumun kızına ücretinin yarısı ödenecektir.

Yetim Aylığı Başvurusu Nasıl Yapılır?

Yetim aylığının başvuru prosedürü vefat eden kişinin sosyal güvencesine göre değişiklik gösterebilmektedir. Merhum Bağkur veya SSK üyesiyse bağlı bulunulan Sosyal Güvenlik Kurumu’na başvuru yapılması yeterli olacaktır.

Ancak eğer merhum devlet memuruysa yetim aylığı için Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığı’na başvuruda bulunulması gerekmektedir. Kamu Görevlileri Emeklilik Dair Başkanlığı Ankara’nın Sıhhiye semtindeki Mithatpaşa Caddesi’nde bulunmaktadır.

Başvuruda bulunmak isteyen kişiler şahsen başvuruda bulunmaları gerekmektedir.

Başvuruda yetim aylığı talebinde bulunacak kişiden bazı belgeler istenmektedir. SGK emeklilik talep formunun ve başvuruda bulunacak kişinin kimlik fotokopisinin başvuru sırasında hazır bulundurulması gerekmektedir. Kişi aynı zamanda eğer boşanmışsa, eşinden ayrıldığına ve eşinde ayrı yaşadığına dair taahhütname veya gerekli belgeleri de başvuru belgelerinin arasında bulundurmak zorundadır.

İki Ebeveynden Birden Yetim Maaşının Alınması

Anayasanın 5510 sayılı kanununa göre yetim kimse için hem anneden hem babadan yetim maaşı almak mümkündür. Ancak bu durumlarda bağlanan yetim maaşının oranları düşebilmektedir ve bunun yanında bazı koşulların sağlanmaları gerekmektedir.

Bu koşullardan biri merhum kişinin belirli bir süre boyunca sigorta primlerini ödemiş olması gerekliliğidir. Sigortalı merhumun 1800 gün sigorta priminin ödenmiş olması, çocuğunun her iki ebeveyninden de yetim aylığı alabilmesi için şarttır.

SSK tarafından sigortalı olan kişiler için bu dün süre 900’dür. İki ebeveyninden de yetim aylığı talebinde bulunacak olan kız çocuğunun evi bulunmamalıdır.

Kız çocuğunun aynı zamanda sigortalı bir işte çalışmıyor veya sigortalı bir şekilde çalışarak hak kazandığı bir emekli maaşının bulunmuyor olması gerekmektedir.

Her İki Ebeveynden Alınacak Yetim Aylığının Miktarları

Her iki ebeveyninden de yetim aylığı alma hakkı olan kız çocuğuna ödenecek olan yetim aylığı diğerlerine göre farklı şekilde hesaplanmaktadır. Koşulları sağlayan ve hem annesinden hem de babasından yetim aylığı alma hakkı olan kişilere ebeveynlerinden yüksek maaş alanının maaşının tamamı, düşük maaş alanın maaşının ise yarısı ödenmeye devam edilir.

Merhum ebeveynlerden birinin Emekli Sandığı kapsamında bulunması, yani memur emeklisi olması durumundaysa yetim kız çocuğuna iki ebeveyninin de maaşının tamamı ödenmektedir.

Yetimi aylığı başvurusunda bulunacak kişinin ebeveynlerinin vefatının tarihi de önem arz etmektedir.

1 Ekim 2008 tarihinden önce vefat etmiş olan bir ebeveyn bulunmaktaysa, o zaman kız çocuğuna yüksek maaşın tamamı, düşük maaşınsa yarısı ödenir.

Ancak, şayet ebeveynlerden ikisinin de vefatı 1 Ekim 2008 tarihinden önce gerçekleşmişse ve sigortalı bulundukları kurumdaki statüleri farklı şekilde görüntülenmişse, o zaman yetim kız çocuğuna her iki ebeveynin maaşı da tam olarak ödenir.

İki ebeveynin de SSK tarafından sigortalanmış olduğu durumlarda yetim kız çocuğuna yüksek maaşın tamamı, düşük maaşın yarısı ödenir. Ancak ebeveynlerin ikisinin de Bağ-kur tarafından sigortalarının bulunması haline kız çocuğuna yetim aylığı olarak tek maaş bağlanır.

Yetim Aylığı Konusunda Detaylı Bilgi Edinme Ve Başvuruda Bulunma

Hem annesi tarafından hem de babası tarafından yetim aylığı talebinde bulunacak ve Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuruda bulunacak bu kişinin bu şartları sağlayıp sağlamadığından emin olması gerekmektedir.

İki ebeveynini de kaybetmiş yetim kişilerin yetim aylığı hakkında daha detaylı ve net bilgilere ulaşabilmek için kendilerine en yakın Sosyal Güvenlik Kurumu Merkezi’ne gitmeleri yeterli olacaktır.

Kurumda gerekli bilgilerini vererek gerekli sorgulamaları yapabilirler, gerekli şartları yerine getiriyor olmaları takdirde istenen belgeleri tamamlayabilir ve eksiksiz bir şekilde yetim aylığı başvurularını gerçekleştirebilirler.

BABADAN EMEKLİ MAAŞI ALMA KOŞULLARI İLE İLGİLİ MERAK ETTİKLERİNİZİ BİZE SORUN!

Источник: https://www.ssk.biz.tr/babadan-emekli-maasi-alma-kosullari/

İletişim Sorunları | Dr. Adnan Çoban

Anne ve Babanızdaki Her Sorunu Yaşlılığa Bağlamayın!

Aile içi iletişim sorunları farklı şekillerde ortaya çıkabilmektedir.

Ebeveynlerden Birinde Psikolojik Bir Sorunun Varlığı

Depresyonda olan anne ve/veya babanın çocuğunu ihmal etme olasılığı oldukça yüksektir. Bu ihmal, çocuğun fiziksel bakımını yeterince sağlayamama şeklinde olabildiği gibi ağırlıklı olarak duygusal ihtiyaçlarını karşılayamama şeklinde kendini gösterir.

Depresyon geçirmekte olan anne ve babalar, çocuğun duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarını yeterli düzeyde karşılayamadıklarından, çocuklar bu durumda travmatize olurlar. Özellikle 0-7 yaş arasında annenin depresyonda olması çocuğu o dönemde travmatik bir biçimde etkilemekle kalmaz ilerleyen yaşlarda ve erişkinlikte ciddi psikolojik sorunlar yaşamasına neden olur.

İhmalin olduğu dönem 0-3 yaş arasına denk geliyorsa, çocuğun o dönemde ve erişkinlikte yaşayacağı psikolojik sorunların şekli, şiddeti ve sayısı artar. Ebeveynin yaşadığı depresyonun şiddeti, süresi de çocuğun o dönemden başlayarak erişkinlik hayatı boyunca yaşayacağı psikolojik sorunların şiddetini belirler.

Ebeveynin depresyonda olması nedeniyle çocuğun ihmal edilmesi sonucunda çocukluk ve ergenlikte yaşanan sorunlardan bazıları kaygı bozuklukları, kız çocuklarında depresyon, erkek çocuklarda ise alkol ve madde kullanımına yönelme şeklinde kendini gösterir.

Ebeveynlerin yaşadığı ve çocuğu veya ergeni travmatik bir şekilde etkileyen psikolojik sorunlardan biri de kaygı bozukluğudur. Aşırı kaygılı anne ve/veya babanın abartılı kaygılarından beslenen çocuk, abartılı bir şekilde engellenir, üzerine düşülür, sık sık kontrol edilir, sürekli uyarılır.

Bu durumu ebeveynler çocuklarıyla ilgilenme ve onları düşünme şeklinde yorumlarlar. Ebeveyn iyi niyetlidir ama kendi abartılı ve/veya gerçek dışı kaygılarını çocuğa yüklemiş olur.

Kaygı bozukluğu olan ebeveynlerin kaygılı tutumlarına maruz kalan çocuğun bireyselleşmesi, olgunlaşması, kendine ve dış dünyaya güven duyabilmesi, kendi ihtiyaçlarının ve yeteneklerinin farkında olabilmesi, aile dışında da sağlıklı ilişkiler kurabilmesi, kendini dış dünyada var olan tehlere karşı koruyabilmesi büyük ölçüde engellenir. Diğer taraftan bu çocuklarda ve ileriki hayatlarında kaygı sorunları, fobik durumlar, öfke kontrol sorunları görülme olasılığı oldukça artar.

Ebeveynlerde sinirlilik, öfke patlaması gibi agresyon ile ilgili sorunların varlığı, anne ve/veya babanın, çocuğa karşı cezalandırıcı tutumlarda bulunmalarına, sözel ve/veya fiziksel şiddet sergilemelerine, katı, baskıcı, hoşgörüsüz ve tahammülsüz davranmalarına yol açmaktadır.

Bu olumsuzlukları yaşayan çocuk travmatik etkiye maruz kalır.

Bu tür travmalara maruz kalan çocuk ve ergenlerde, maruz kaldığı yaş, olumsuzlukların sıklığı, şiddeti, süresi gibi unsurlar maruz kalan kişide çocukluk, ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde farklı niteliklerde ve yoğunluklarda psikolojik sorunlar ve semptomlar oluşmasına yol açarlar. Bu soruna sahip ebeveynlerin çocukları aşırı pasif, depresif ve takıntılı bir hal geliştirebileceği gibi, aşırı agresif, yerinde duramayan, çeşitli davranış sorunları olan bir ruh hali profili de geliştirebilirler.

Pasif, mesafeli anne/baba, çocuğun davranışları, kendini ifade ediş şekli karşısında ilgisiz ve kayıtsız bir tutum sergiler. Bu durum ebeveynlerin depresyonda olmasından daha farklıdır.

Bazı ebeveynler, kendi yetiştiriliş tarzları, çocuk yetiştirme ile ilgili sahip oldukları basmakalıp inançlar ve yöntemler, yanlış kültürel ve dini öğretiler gibi unsurların etkisi altında çocuklarına mesafeli olabilmektedirler.

Bu durum farkında olunarak ve bilinçli kararlar alarak çocuğa ya da ergene nasıl yaklaşacağını belirleme şeklinde olabileceği gibi, bazı durumlarda da uygun şekilde çocuğa nasıl yaklaşılması gerektiğini ve duygusal iletişimin nasıl kurulması gerektiğini bilmeme ve/veya bilse dahi uygulayamama şeklinde kendini gösterir.

Çocuğu duygusal olarak ihmal eden ebeveynler, çocukla ilgilenmek zorunda kaldıklarında ise yüzeysel ilişkiler kurmaktadır. Bu tür durumlarda kurulan yüzeysel iletişim, genellikle bir sorun olduğunda ve bu soruna müdahale etmek zorunluluğu doğduğunda gerçekleşmektedir.

Diğer taraftan, babanın ilgisiz ve mesafeli olması durumunda, tüm sorumluluğu anne yüklenmek zorunda kalmaktadır. Bu durum anne için oldukça yıpratıcı olduğu gibi, annenin babanın gerçekleştirmesi gereken yaklaşımları sergilemesi mümkün olmayacağından çocukta kaçınılmaz olarak çeşitli davranış sorunları ortaya çıkacak ve aile içi iletişim çatışmalarına zemin hazırlanacaktır.

Ebeveynlerin Kendi Aralarında Yaşadıkları Sorunlar

Anne baba arasındaki iletişimsizlik ve tartışmalar çocuğun ve ergenin psikolojisini önemli derecede etkilemektedir. Şahit olunan sözel ve fiziksel şiddet davranışları kadar anne baba arasında sağlıklı iletişim ve muhabbetin yokluğu da çocukta mutlaka olumsuz etki yaratır.

Evde anne baba arasında sözel ve fiziksel şiddet hiç olmasa dahi iletişim ve muhabbetin yokluğu ya da yeterli düzeyde olmaması durumu çocuğun sağlıklı iletişim kurma becerisini edinmesini sekteye uğrattığı gibi, çocukta psikolojik sıkıntıların gelişmesine de neden olur. Çevresindeki arkadaşları ve yetişkinler ile kendine güvenli biçimde iletişim kurmada sorunlar yaşanır.

Bu sorunlar genellikle içe kapanma ya da aşırı agresif tarzda iletişim kurma şeklinde kendini gösterir. Eğer bu durumun farkına varılmaz ve aile içindeki bu durumla ilgili gerekli değişiklikler yapılmazsa çocuk erişkinlik döneminde de benzer sorunları yaşayacaktır.

Ebeveynler arasındaki iletişimin kısıtlı olması ile ilgili sorunun, anne babalar tarafından genellikle sorun olarak algılanmadığına şahit oluruz. “Bizim evimizde hiç tartışma olmaz ki” gibi söylemler sıkça dile gelir.

Çocuğun anne babasının tartışmalarına, sözel ve fiziksel şiddete şahit olması, anne ve babanın kendi içlerinde yaşadıkları sorunları çocuğa yansıtmaları, çocuğun görmemesi ve duymaması gereken olay ve durumlara maruz kalması, çocukta kaygıya, depresyona, öfkeye ve özgüven eksikliğine neden olur. Ayrıca çocuk anne babasının birbirlerine olan sevgileri konusunda da kaygılanır ve onları kaybetme korkusu duyar.

Anne-Baba ile Çocuk Arasındaki İletişimsizlik ve Duygusal İhmal

Duygusal ihmal çocuğa bakmakla yükümlü anne ve babanın bu bakımı sadece fiziksel bakım ve çocuğun okumasını sağlamak gibi oldukça kısıtlı manada algılamaları ve gerekli duygusal yakınlığı gösterememeleri ile ilgili bir durumdur.

Anne ya da babanın yeterli sevgi ve ilgiyi gösterememesi, gerekli ve yeterli sözel ve dokunsal iletişimi kuramamaları, doğru ve etkili iletişimi kuramamaları, eşlerden birinin çocuğu fiziksel, sözel ya da duygusal olarak istismar etmesine diğerinin göz yumması (bu durum, müdahale etmeyi gerekli görmemek, müdahale edecek gücü ve/veya beceriyi kendinde bulamamak, istismar eden eşten korkmak gibi nedenlerden kaynaklanabilir) çocuğun duygusal olarak ihmal edilmesi anlamını taşır. İhmal edilen bu çocuklarda, yaşa göre değişebilen bir şekilde bir çok duygusal ve davranışsal sorun ortaya çıkabilir; güvensiz bağlanma davranışı, kolay hayal kırıklığına uğrama, düşük benlik saygısı, duygusal esnekliğe sahip olamama, karşısındaki ile iletişim sorunlarını çözememe, tahammülsüz olma, dikkat sorunları, sosyal izolasyon, agresif davranışlar bu sorunlardan bazılarıdır.

Anne ile baba arasında sözel ve/veya fiziksel şiddete şahit olan çocuk da duygusal ihmal kurbanı sayılmaktadır.

Bu çocuklarda; ayrılma anksiyetesi (kaygısı), uyku bozuklukları, psikosomatik belirtiler, sosyal beceri eksikliği ve davranış bozuklukları görülür.

Çocukluklarında yukarıda bahsedilen şekillerde istismar ve ihmal yaşayan çocukların, yetişkin yaşamlarında, eşlerini duygusal, fiziksel, sözel ve/veya cinsel olarak istismar ettikleri ya da eşleri tarafından istismara maruz kaldıkları belirlenmiştir.

Ergenlik Döneminde Sorunlar

Her şeyden önce ergen sevilme, anlaşılma, güven ve değer görme duygusunu yaşamalıdır. Bu nedenle de anne babaların bu duyguları yaşatma adına söz ve davranışları konusunda hassas ve özenli olmaları gerekir. Aksi takdirde ergen bu duygularını tatmin edemeyecek ve farklı çevrelere bu duygularına doyum bulmak adına ihtiyaç duyacaktır.

Aynı zamanda ergen, ebeveynler arasındaki sorunlar hariç, aile konuları dışında tutulmamalı ve fikir alışverişlerine dahil edilmelidir. Bu tür konuşmalar söz konusu olduğunda ergenin kendisini aşırı sorumlu hissedeceği konuları konuşmaktan kaçınılmalıdır.

Ebeveynler, konuşma tarzlarını, ergenin kendisine gereksiz ya da abartılı sorumluluklar yükleyebileceği ihtimaline karşı uygun bir şekilde ayarlamalıdırlar. Ergenin kendisi ile ilgili sorunları söz konusu olduğunda ergenin fikirleri nesnel bir biçimde saygıyla dinlenmeli ve ortak çözümler bulunmaya çalışılmalıdır.

Yaşına uygun sınırlar koyulmalıdır ve bu sınırlamaların rasyoneli ergene anlatılmalıdır. Karar alma ve uygulama aşamasında çocuğun yerine kararlar almak ve uygulamasını önermek yerine, karar alma sürecinde ve uygulamada yardımcı olunmalıdır.

Aile ile ilgili karar alma ve uygulama mekanizmasına çocuğu da uygun şekilde dahil etmek, hem aidiyet duygusunun güçlenmesi hem de kendini ifade edebileceği özgür ortam yaratma anlamında önemlidir; ölçülü bir şekilde yapıldığında değer verildiği duygusunu ve kendine güvenini güçlendirir.

Öğütler çoğunlukla ergenlik döneminde işe yaramaz, sadece ergenin o an ebeveyni dinlemesini ya da dinliyor görünmesini sağlar ancak bu bir çözüm değildir. Bu, ergenin hiç bir konuda yönlendirilmemesi anlamına gelmez; ebeveynin gerekli gördüğü yönlendirmeyi ergenin yaşına uygun bir şekilde ve uygun tarzda yapması önemlidir. İletişim tarzı olarak ‘öğüt verme’, ergende ‘benimseme’ tutumunu oluşturmada tek başına yetersiz bir yaklaşımdır.

Ergenlik dönemindeki çocuğun arkadaşları abartılı bir şekilde eleştirilmemeli ve diğerleri ile çocuk karşılaştırılmamalı, anne baba bu konuda çocuğunun arkadaşlarını tanımaya çalışmalı ve bunu çocuğuna hissettirmelidir. Hoş olmayan bir durum varsa bu ergenle paylaşılabilir ancak tanımadan eleştirmek, ergenin anne babasını suçlamasına neden olacaktır.

Eleştirinin yöntemi ve dozu iyi ayarlanmalıdır ve eleştiri çocuğun yaptığı bir hata ile ilgili olmalıdır. Eleştirirken ebeveynin ses tonu, mimikleri, beden dili yargılayıcı ve cezalandırıcı bir izlenim vermemelidir. Yapıcı eleştirilerde bulunmak ve çocuğun kişiliğine dair değil, yapmış olduğu hataya dair eleştirileri yönlendirmek oldukça önemlidir.

Eleştirinin uygun tarzda yapılması oldukça önemlidir. Ayrıca eleştiri konusunun, evin genel ortamını gergin hale sokmamasına büyük özen gösterilmelidir. Konu sözel olarak sık sık gündemde tutulmamalıdır.

Benzer şekilde ebeveynler konuyu sürekli kendi zihinlerinde de tutmamaya çalışmalıdır, eğer bunu engelleyemiyorlarsa beden dillerini, ses tonlarını uygun bir şekilde ayarlayarak aile ortamının gergin kalmasına izin vermemelidirler.

Bu dönemde ergenler özgür olmak istediklerini her fırsatta dile getirirler. Dışarıya açılmakta olan ergeni kısıtlamaya çalışmak, özellikle de karşı cinsle olan iletişimlerini engellemek ve baskılamak, onu daha çok dışarı itecektir, aynı zamanda ergende agresif ya da pasif agresif davranışlara neden olacaktır.

Dışarıya açılma istekleri, söylemleri öyle olsa dahi, çoğunlukla aileyi terk etme arzusu anlamına gelmez. Ebeveynlerin aşırı endişelenmeleri işe yaramaz ve çözüm getirmez; ergenin sağlıklı sosyalleşmesi için karşılıklı güvene ve sevgiye dayalı bir ortam yaratmaları gereklidir.

Aile ortamını kendisini rahat ifade edebileceği bir şekilde oluşturmak son derece önemlidir. Anne babaların dikkat etmeleri gereken nokta çatışmayı büyüten söylemlerden uzak durmak olmalıdır. Anne babanın söyledikleri ve uyguladıkları arasında çelişkiye yol açabilecek farklılıklar olmamalıdır.

Ergene karşı sabırlı ve sevecen davranabilmek, onun amacının ne olduğunu anlayabilme ve ne düşündüğünüzü ona anlatabilme fırsatını oluşturacaktır.

Anne Babanın Psikolojik Destek Almayı Düşünmesi Gereken Durumlar

  • Ergenin neredeyse hiç konuşmaması ve nereye gittiğini söylememesi
  • Yeme alışkanlıklarında değişiklikler olması
  • Odasından dışarı çıkmaması
  • Saldırgan ve yıkıcı davranması
  • Sürekli okulu asması
  • Sürekli kavgaya karışması
  • Cinselliğin gündeminde aşırı yer alması
  • Sinir krizleri geçirmesi
  • Kanunları çiğnemesi
  • Tekrarlar biçimde aşırma davranışı sergilemesi ve hırsızlık yapması
  • Uzun süre depresif ruh halinde olması
  • Sık sık şiddete yönelik davranışlar sergilemesi

Ergenlik Döneminde Duygular, İhtiyaçlar ve Davranışlar

Ergenlik döneminde, genel olarak duygularda sık sık değişimlerin olduğu görülür. Bir gün önce çok mutlu ve enerjik olan ergen, ertesi gün kabuğuna çekilmiş ve mutsuz olabilir.

Duygular anlık olarak bile değişkenlik gösterebilir. Bu durum belirli bir dereceye kadar normaldir.

Anne babaların bu durumu kabul etmesi ve her defasında sorgulamalara ve baskıcı yaklaşımlara girmemesi önemlidir.

Ergen zaman zaman yalnız kalma isteği içinde olabilir. Odasına çekilen ve yalnız kalmak istediğini söyleyen bir ergenin ciddi bir sorunu olmak zorunda değildir. Ergenin bu halinin aşırı olduğu hissedilirse bu psikolojik bir sıkıntı olduğuna işaret edebilir.

Ebeveynlerin böyle bir hissiyata kapılmaları durumunda bu endişe hallerinin kendi abartılı kaygılarından kaynaklanıp kaynaklanmadığını gözden geçirmelerinde fayda vardır.

Ergen için, aynı zamanda, fark edilme ve takdir edilme ihtiyacı söz konusudur ve bu ihtiyacını aile içinde gideremeyen ergen, arkadaş gruplarında doyum sağlamaya yönelecektir.

Genç, diğer dönemlere göre daha yoğun hayal kurabilir ve gerçeklerden zaman zaman uzaklaşabilir. Bu hayaller gelecek planları olabileceği gibi, çoğunlukla karşı cinsle ilgili hayaller de olmaktadır.

Yaşadığı bedensel değişimlere bağlı olarak çekingen olabilir ve kendini saklama ve bu değişimlerden çevreyi haberdar etmeme isteği içinde olabilir.

Ayrıca yaşadığı içsel çatışmalar ve bedensel değişimler nedeniyle kendini yorgun hissedebilir ve buna bağlı olarak da ders çalışmaya ve aile içindeki sorumluluklarını yerine getirmeye karşı isteksiz olabilir.

Источник: https://adnancoban.com.tr/iletisim_sorunlari.html

Bebek ve Bağlanma Süreci | Anne-Bebek Bağı Sağlama

Anne ve Babanızdaki Her Sorunu Yaşlılığa Bağlamayın!

Yazan: Psikolog, Samime Ünlü Sonugüler

Bağlanma, bebeklerle anne babalar arasında ya da sürekli bakım veren bir kişi arasında duygusal olarak olumlu ve karşılıklı bir ilişkinin kurulmasını belirtir.

Ortaçağda bazı ailelerde çocuklar doğumdan hemen sonra bir sütanneye verilir 5-6 yaşına kadar onun yanında kalırlarmış. Kendi annelerini ya çok seyrek görür ya da hiç görmezlermiş.

Sonra ailelerinin yanına dönme zamanı geldiğinde sütanneden ayrılmayı reddederlermiş. Tabi o zamanın bilgilerinin ışığında anne baba bu durumu anlayamazmış.

Günümüzde o zamana göre çok mesafe kat edildiğini görmek mutluluk verici gerçekten.

Bağlanma her ne kadar doğumdan sonra ortaya çıkan bir unsurmuş gibi algılansa da aslında annebabanın bebek sahibi olmayı istemesi ile başlar. Bu süreç hamilelikle birlikte pekişir.

Böylece bebeğin varlığını sürdürmesi, kişiliğini oluşturması için gerekli olan ortam, doğmadan önce hazırlanır. Aslında, bebek de bağlanmaya çok hazır bir halde doğar. Yenidoğan bir bebek tek başına yaşamını sürdüremez.

Onun bu çaresizliği anne babanın bağlanma duygusunu daha da pekiştirir.

Bağınızı pekiştirin

Doğumdan hemen sonra annenin bebeğini emzirmesi, bebeğin sütün kokusunu alması, bunun her ikisine de huzur ve mutluluk vermesi karşılıklı bağlanma açısından çok olumlu bir başlangıçtır. Bebek karnı doyduğunda, annenin sıcaklığını hissettiğinde, bakımı yapıldığında kendini güvende hissedecektir.

Kuşkusuz olumlu duygular sadece bebek adına değildir. Anne de yavrusunun ihtiyaçlarını karşılayabildiği için mutluluk veren bir yeterlilik duygusuna sahip olur.

Bağlanmayı pekiştiren diğer unsurlar arasında, bebeğin çıkardığı seslere konuşarak tepki vermek, gülümsemek, dokunsal teması sık sık tercih etmek sayılabilir.

Bebek muhtaç olmadan da ilgi gösterin

Bebeğe, sadece ihtiyacı olduğu ya da ağladığı zamanlarda değil, oynamak amacıyla ya da talebi olmadan da ilgi gösterilmelidir.

Kurulan bu ilişkiler sayesinde anne ve bebeğin ortak bir içsel dünyaları oluşur. Tüm bu dönemde yaşananlar, bebeğin kendi iç dünyasını hazırlama konusunda, kendini nasıl algılayacağı konusunda da temel olacaktır.

Bebeğin benlik oluşumu annenin bu başlangıçtaki bebeği tanıma ve anlama isteği sayesinde gelişir. Aslında bağlanma, doğanın, ne şartta olursa olsun canlılara sunduğu doğal bir süreçtir.

Anneye destek olunmasında fayda var

Kuşkusuz, aileye katılan küçük bir bebeğin bakımını tek başına üstlenmek anne için zor olabilir. Bu dönemde özellikle anneye baba ve diğer aile bireyleri tarafından destek verilmesi çok önemlidir. Böylece anne tek başına olmadığını anlar, kaygısı hafifler ve kendini güvende hisseder.

Bazen de anne doğum sonrasında yorgunluk uykusuzluk ve farklı nedenlerle zor günler geçirebilirler. Özellikle lohusalık depresyonu nedeniyle zor günler geçirir ve tabii ki depresyonda olan bir kişinin bebeğiyle sağlıklı iletişim kurabileceği düşünülemez. Böyle durumlarda mutlaka psikolojik yardım alınmalıdır.

Baba da aktif rol almalı

Bebeğin dünyaya yeni geldiği günlerde, babalar da ne yapacaklarını bilemedikleri için bir kaygı yaşarlar. Baba ayrıca, yeni doğmuş bebeğiyle bağ kurmayı anne kadar erken başaramayabilir, bundan kaçınabilir.

Bebeğin bakımı konusunda babaya da şans verilmeli ve cesaretlendirilmelidir. Araştırmalar babanın doğuma katıldığı durumlarda bebekleriyle daha çabuk bağlanma yaşadıklarını göstermektedir.

Özgüven duygusunun temeli

Bebekle zaman geçirmeye başlayan anne onun tepkilerinden, çıkardığı seslerden, ağlamasından ihtiyaçlarını anlamaya başlar. Bu anlaşılma bebeğin bu davranışlarını pekiştirir, kendine güven duygusunu geliştirir. Annem beni anlıyor. İşte bu duygunun temeli, derinlerde buraya dayanır. Ve ebeveynle bebek arasında uyumlu, ruhsal bir dans başlar.

Bebek güvenli bir bağlanma yaşadığında kuşkusuz daha mutlu, sosyal, başarılı, güvenli bağımsız bir yetişkin olmaya aday olacaktır.

Her bebek bir şekilde bağlanır ve bunun paralelinde yaşamı şekillenir. Bu bağlanma modellerinde annenin tavrı belirleyicidir.

Bağlanmanın tipleri

Güvenli bağlanma: Bu bağlanma modelinde çocuk hem kendi benliğine hem de başkalarına karşı olumlu bir algıya sahiptir. İlişkileri güven temellidir. Bu ilişki biçiminde anne bebeğin ihtiyaçlarını anlar, ona şefkatle yaklaşır. Bebek kendini güvende hisseder.

Saplantılı bağlanma: Çocuk kendi benliğine karşı olumsuz, başkalarına karşı ise olumlu bir tutum içindedir. Eksik olan güven duygusunu başkalarına hizmet edip onay görerek tamamlamaya çalışır. Bu tip bağlanan kişiler ileriki yaşamlarında da reddedilmek ve terk edilmekten korkarlar. Baskıcı, kuralcı anne modelleri burada rol oynar.

Kayıtsız bağlanma: Burada çocuk kendi benliğine ilişkin olumlu, başkalarına ilişkin olumsuz bir algı içindedir. Bunlar bağımlı ilişkiler kurmayı reddederler.

Bu bağlanma modelinin ortaya çıkmasına çocuğu kendisine yaklaştırmayan mesafeli anneler sebep olur.Çocuk duygularını anneye belli etmekten kaçınır.

Bu kişiler daha sonra da bağlanma ihtiyaçlarını çeşitli savunma mekanizmaları kullanarak reddederler.

Korkulu bağlanma: Bu modelde de çocuğun hem kendi benlik algısı hem de başkalarına ilişkin algısı olumsuzdur. Kimseye güvenmez, yakın ilişkilerden kaçınır.

Gerekiyorsa profesyonel yardım alın

Bağlanma sürecinde aileye yeni katılan bireyle ilgili beklentiler önemlidir. Her anne baba sağlıklı bir çocuk sahibi olmak ister. Kuşkusuz her şey her zaman yolunda gitmez. Bazen hayal kırıklıkları yaşanır. Bebek ve ebeveynlere ait çeşitli sorunlar nedeni ile bağlanma süreci olumsuz etkilenir ve kişilerin bu süreci aşmaları için psikolojik yardım almaları gerekir.

Genellikle bir sağlık sorunu ile doğan bebeklerde anne babalar ciddi bağlanma sorunu yaşarlar.

Ne kadar çaba harcarlarsa harcasınlar sürekli ağlayan bir bebek bir süre sonra anne babayı yılgınlığa sürükler. Bir süre sonra çaresiz kalıp ilgilenmekten vazgeçebilirler.

Ne zaman ne istediği anlaşılamayan bebeklerin anne babasında da bu durum yaşanabilir. Bebeğin tavırlarında bir tutarlılık yoktur ve ebeveynlere nasıl davranacağını şaşırtır.

Bazen de anne babalar alışık olmadıkları bir fiziksel görünüm, ya da doğumsal bir engelle karşılaştıklarında bağlanma süreci sekteye uğrar. Çünkü öncelikle reddetme duygusu yaşanır ve bu kabullenmeye dönüşene kadar zaman geçer. Tabi ki bu zaman kaybı bağlanma sürecinin aleyhinedir. Bu dönemde tıbbi tedavi kadar ailelere verilecek psikolojik destek de çok önemlidir.

Boşanmayı bebeğe yansıtmamalıdır

Bebeğin bakımını öncelikle anneler üstlenir. Bazı babalar hep uzaktan seyretmeyi tercih eder, adeta bebeğe dokunmaktan korkar. Ya da anne bilinçli bir şekilde babayı uzak tutar. Ama şu unutulmamalıdır ki bebeğin sağlıklı bir ruhsal gelişiminin olabilmesi için anneler kadar babalar da önemlidir.

Bazı ailelerde bebek ya da çocuk zorunlu olarak ebeveynlerden bir dönem uzak kalabilir. Tekrar bir araya gelindiğinde çocuk iletişimi reddedebilir. Bu duruma boşanma vakalarında da rastlayabiliriz.

Böyle bir durumda ebeveyn hayal kırıklığı, suçluluk, kızgınlık, başkalarını suçlama gibi inişli çıkışlı duygular yaşar. Bazıları da iletişim kurmaktan vazgeçebilir ya da çocuğa olumsuz bir tavır sergileyebilir.

Oysa asıl yapılacak olan doğru davranış, ısrarlı bir şekilde çocukla iletişim kurmaya çabalamak olmalıdır.

Bir diğer durum da annenin çocuğa karşı sergilemiş olduğu davranış modelleridir.

Güvenli bağ kurmanın tek bir yolu yoktur fakat temelde annenin bebekle ilgilenmesi, onu anlamaya çalışması çok iyi bir başlangıç olacaktır.

Sevgili anne babalar size söyleyeceğim son söz çocuğunuzu sevin ve bu sevgiyi ona gösterin. Unutmayın, sevgi ve ilgi, çocuğunuza verebileceğiniz en güzel hediyedir ve bunu hep hatırlayacaklardır.

Fotoğraf: Ben Heine

Источник: https://www.bodytr.com/bebek-ve-baglanma-sureci

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.