Anti TNF nedir? Anti TNF İlaç tedavisi nasıldır?

?

Anti TNF nedir? Anti TNF İlaç tedavisi nasıldır?
?

Biyolojik ilaçlar

Crohn hastalığı, sindirim sisteminin astarında iltihaplanma, şişme ve tahrişe neden olur.

Crohn hastalığı için başka tedaviler denedik ve çalışmadıysanız, biyolojik ilaçları düşünebilirsiniz. Biyolojik maddeler, Crohn hastalığından kaynaklanan zararlı inflamasyonu azaltmaya yardımcı olan reçeteli ilaçlardır.

Biyologların sizin için doğru olup olmadığını öğrenmek için okumaya devam edin.

Biyolojik Terapiler Biyolojik Terapiler Nelerdir?

Biyologlar, inflamasyona neden olan vücuttaki belirli molekülleri hedef alan genetiği değiştirilmiş ilaçlardır.

Doktorlar refrakter Crohn hastalığı olanlara biyolojik ilaçlar sık ​​sık ya da diğer ilaçlarla birlikte gitmeyen şiddetli semptomları önermektedir. Biyolog öncesi, refrakter hastalığı olan insanlar için cerrahi dışı tedavi seçenekleri çok azdı.

Biyolojik terapiler çabucak iyileşme çabası içindedir. Bir remisyon süresi boyunca, iltihaplanma ve barsak belirtileri ortadan kalkar. Biyologlar aynı zamanda remisyon sürelerinin korunmasına yardımcı olmak için uzun vadeli olarak da kullanılabilir.

Çeşitlilik Türleri Biyologlar

Doktorunuzun önerdiği biyolojik tip, semptomlarınızın şiddeti ve hastalığın lokalizasyonuna bağlı olacaktır.

Herkes farklıdır. Bazı biyolojik ilaçlar bazıları için daha iyi çalışabilir. Sizin için neyin işe yaradığını bulamadan önce birkaç ilaç denemek zorunda kalabilirsiniz.

Crohn hastalığının biyolojik tedavileri iki kategoriden birine ayrılır: anti-tümör nekroz faktörü (anti-TNF) tedavileri ve anti-integrin antikorları.

Anti-TNF terapileri, iltihaplanmaya katılan bir proteini hedef alır. Crohn hastalığı için, anti-TNF tedavileri bağırsaktaki bu proteinin neden olduğu iltihabı bloke ederek çalışır. Anti-integrinler, iltihaba neden olan bazı bağışıklık sistemi hücrelerini bloke eder.

Biyolojik maddeler tipik olarak subkütan yoldan (deriden bir iğne ile) veya intravenöz (IV tüp yoluyla) verilir. İlaca bağlı olarak her iki ila sekiz hafta verilebilir. Bu tedavilerin çoğunda bir hastaneye veya klinikte gitmeniz gerekir.

FDA Crohn hastalığını tedavi etmek için birkaç biyolojik ilaç onayladı.

  • Anti-TNF ilaçları aşağıdakileri içerir:
  • adalimumab (Humira, Muafiyet)
  • CALZIZUMAB PERGOL (Cimzia)

infliximab (Remicade, Remsima, Inflectra)

  • Anti-integrin antikorları şunları içerir:
  • natalizumab (Tysabri)

vedolizumab (Entyvio)

Tedavi yaklaşımları Yukarıdan aşağıya tedaviye karşı hazırlık

  • Biyolojik tedaviler, Crohn hastalığının tedavisinde ve yönetiminde güçlü bir araç olabilir. Biyolojik tedaviye iki farklı yaklaşım vardır:
  • Step-up terapi konvansiyonel yaklaşımdır.Bu, sizin ve doktorunuzun biyolojik bir maddeye başlamadan önce birkaç başka tedaviyi denediği anlamına gelir.

Yukarıdan aşağıya terapi, tedavi sürecinde biyolojik ilaçların çok daha erken başlatıldığı anlamına gelir.

Tıp topluluğu bölünmüş bir yaklaşım en iyi şekilde çalışır. Doğru bir cevap olmayabilir. Hastalığın ciddiyetine ve konumuna bağlı olarak farklı yaklaşımlar farklı insanlar için daha iyi sonuç verebilir.

Yan etkiler Yan Etkiler

Biyolojik maddeler, tüm bağışıklık sistemini bastıran kortikosteroidler gibi diğer Crohn hastalığından daha az sert yan etkilere sahiptir.

Yine de, biyolojik bir ilaç almadan önce bilmeniz gereken bazı yan etkiler var.

  • Biyologların bazı ortak yan etkileri:
  • kızarıklık, kaşıntı, morarma, ağrı veya enjeksiyon bölgesi çevresinde şişme
  • baş ağrısı
  • ateş veya titreme
  • solunum güçlüğü
  • düşük kan basıncı < Hives or rash
  • karın ağrısı
  • sırt ağrısı
  • bulantı
  • öksürük veya boğaz ağrısı

Dikkat Edilmesi Gereken Önlemler

Biyologlar herkes için güvenli olmayabilir. Tüberküloz (TB), enfeksiyona yatkın veya kalp rahatsızlığı varsa doktorunuzla konuşun.

Tüberküloz

Anti-TNF ilaçları, maruz kalmış kişilerde tüberküloz enfeksiyonunu yeniden başlatma riskini artırabilir. TB ciddi, bulaşıcı bir akciğer hastalığıdır.

Doktorunuz anti-TNF ilacı ile tedaviye başlamadan önce sizi TB için test etmelidir. TB bulaşma vücutta atıl olabilir. Hastalığa maruz kalan bazı insanlar bunu bilmiyor olabilir. TB'ye önceden maruz kaldıysanız, doktorunuz bir anti-TNF almadan önce TB tedavisini önerebilir.

Enfeksiyonlar

Biyolojik maddeler, vücudun diğer enfeksiyonlarla mücadele yeteneklerini düşürür. Enfeksiyonlara yatkınsanız, doktorunuz farklı bir terapi önermiş olabilir.

Kalp rahatsızlıkları

Kalp yetmezliği gibi bazı kalp rahatsızlığı olan kişiler için biyolojik ilaçlar riskli olabilir. Kalp yetmezliği, kalbin vücudun ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli kan pompalamadığı zamandır.

Crohn hastalığı için bir biyolojik alarak nefes darlığı veya ayağa şişme yaşarsanız, mümkün olan en kısa sürede doktorunuza bildirin. Bunlar kalp yetmezliği belirtileri olabilir.

Diğer konular

Bazen ciddi sağlık sorunları ile biyolojik terapiler ilişkilendirilmiştir. Anti-TNF ilaçları alan insanlarda aşağıdaki sağlık sorunları nadiren bildirilir:

  • bazı kan hastalıkları (morarma, kanama)
  • Nörolojik problemler (uyuşma, zayıflık, karıncalanma veya görme bulanıklığı gibi görme bozuklukları, çift ​​görme veya kısmi körlük)
  • lenfoma
  • karaciğer hasarı
  • ciddi alerjik reaksiyonlar

Sizin için en iyi tedaviyi ve ihtiyaçlarınızı belirlemek için doktorunuzla konuşun.

Источник: https://tr.oldmedic.com/when-are-biologic-drugs-an-option-for-crohn-s-disease-2848

RA Tedavi Yan Etkiler

Anti TNF nedir? Anti TNF İlaç tedavisi nasıldır?

Romatoid artrit ( RA) orta yaşta sıklıkla ortaya çıkan bir inflamatuvar durumdur. Hemen teşhis edilemez. İlk başta ortak artrite benzeyebilir.

Bazı insanlar semptomlarını aspirin, ibuprofen veya naproksen gibi tezgah üstü ağrı kesiciler ile tedavi ederler. Bu ilaçlara, nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar veya NSAIDler denir.

Bir miktar rahatlama teklif edebilirler, ancak hastalığı durduramazlar.

NSAID'ler bazı hastalarda mide rahatsızlığına neden olabilir. Nadiren de olsa, midede veya bağırsaklarda ciddi kanamalara neden olabilirler. Ayrıca bazı reçeteli ilaçlarla etkileşime girebilirler.

Celecoxib (Celebrex) benzer anti-inflamatuar bir rahatlama sağlayan bir reçeteli NSAID'dir. Bununla birlikte, mide problemlerine neden olma olasılığı daha düşüktür.

Tanı ve tedaviden sonra bile, bazı doktorlar anti-inflamatuar ilaçların kullanılmaya devam etmesini tavsiye edebilir.

Metotreksat Metotreksat

RA enflamasyon nedeniyle eklemlerin hasar görmesi öncesinde erken tedavi edilir. Modern hastalık düzenleyici anti-romatizmal ilaçlar (DMARD), RA'da normal ya da neredeyse normal yaşamayı mümkün kılmıştır. Çoğu doktor önce metotreksat reçete eder. Metotreksat onlarca yıldır kullanılmaktadır. Enflamasyona karışan bazı proteinleri bloke ederek çalışır.

Metotreksatın olası yan etkileri bulantı, kusma ve anormal karaciğer fonksiyonlarını içerir. Bazı hastalar ağız kokması, kızarıklık veya ishale neden olur.

Nefes darlığı veya kronik öksürük gelişirse doktorunuza bildirin. Ek olarak, bazı hastalar saç dökülmesine maruz kalabilir. Kadınlar gebelik sırasında metotreksatı almamalıdır.

Bazı yan etkileri azaltmak için B vitamini folatını kullanmanız istenebilir.

LeflunomideLeflunomide

Leflunomid (Arava), RA'ya bağlı ağrı ve şişmeyi azaltmaya yardımcı olan eski bir DMARD'dır. Metotreksat tek başına, RA'nın ilerlemesini kontrol etmek için yetersiz kalırsa, metotreksata ek olarak verilebilir.

Leflunomid karaciğere zarar verebilir, bu nedenle rutin kan testleriyle karaciğer fonksiyonlarının izlenmesi önemlidir. Karaciğer üzerindeki olası etkileri nedeniyle, bu ilacı alırken alkol alamazsınız. Leflunomid, ilacı almayı bıraktıktan sonra bile doğum kusurlarına neden olabilir. Hamile olan veya hamile kalabilecek kadınlar tarafından alınmamalıdır. İshal en yaygın yan etkisidir.

Hidroksiklorokin Hidroksiklorokin ve sülfasalazin

Hidroksiklorokin (Plaquenil), bazen hafif RA için hala kullanılan eski bir DMARD'dır. Hücreler arasındaki sinyali kesintiye uğratarak işe yarayabilir. Bu, en iyi tolere edilen DMARD'lardan biridir.

Yan etkiler genellikle hafiftir ve mide bulantısı ve diyare içerebilir. İlaçları yiyecekle almanız yardımcı olabilir.Derideki değişiklikler daha az yaygındır. Bunlar döküntüleri veya koyu renk lekelerin görünümünü içerebilir.

Son derece nadir bulunan durumlarda ilaç görmeyi etkileyebilir. Herhangi bir görme problemini derhal doktorunuza bildirin.

Sülfasalazin bazen RA tedavisinde kullanılan eski bir ilaçtır. Aspirin benzeri bir ağrı kesici ile antibiyotik sülfa ilacı birleştirir. Yan etkiler genellikle hafiftir. Bulantı ve karın rahatsızlığı en sık görülen şikayetlerdir. İlaç güneş duyarlılığını arttırır. Güneş yanığından kaçınmak için önlemler alın.

Anti-TNiologics: Anti-TNF ilaçlar

Biyologlar RA tedavisini büyük ölçüde düzeltir. Bağışıklık sisteminin bazı bileşenlerini keserek çalışırlar. Bir grup biyolojik ilaç, tümör nekroz faktörü (TNF) olarak bilinen enflamatuar proteini bloke ederek çalışır. Bu ilaçlar bağışıklık sistemini bastırdığından, enfeksiyon bu ilaçların en ciddi yan etkileri arasındadır.

Anti-TNF biyologları enjeksiyon yoluyla verilir. Enjeksiyon bölgesinde tahriş, yaygın bir yan etkidir.

Anti-TNF ilaçlar bağışıklık sistemini bozduğu için, tedaviye başlamadan önce latent tüberküloz ve hepatit B virüsü enfeksiyonu test edilmek önemlidir.

Varsa, bu enfeksiyonlar tedavi başladıktan sonra patlayabilir. Lenfoma ve deri kanseri riski, bu ilaçların uzun süreli kullanımı ile artabilir.

İmmunosupresanlar İmmunosupresanlar

Bazı RA ilaçları organ naklinden sonra reddin önlenmesinde kullanılmıştır. Bu ilaçlara bağışıklık baskılayıcılar denir. Bazıları halen RA tedavisinde bazen kullanılmaktadır. Siklosporin buna bir örnektir. Azathioprine başka bir şey.

Siklosporin, yüksek tansiyon, böbrek sorunları veya gut tetikleyebilir. Azathioprine bulantı, kusma ve daha az sıklıkta karaciğer hasarına neden olabilir.

Bağışıklık sistemi işlevini etkileyen diğer ilaçlar gibi bu ilaçlar da enfeksiyonları daha olası kılmaktadır.

Siklofosfamid (Sitoksan) şiddetli RA için ayrılmış güçlü bir immünosupressandır. Genellikle diğer ilaçların başarısız olması durumunda verilir. Yan etkiler ciddi olabilir ve enfeksiyon riskini artıran düşük kan sayımı içerebilir. Aynı zamanda erkeklerin veya kadınların bebek sahibi olmalarını zorlaştırabilir. Mesane tahriş başka bir risktir.

Eski ilaçlar Eski ilaçlar: Altın preparatlar ve minosiklin

RA eklem iltihaplarını kontrol etmek için çeşitli maddeler kullanılmıştır. Altın bunlardan en eskilerinden biri. Nadiren şimdi kullanılmış olsa da, şaşırtıcı derecede etkili olabilir.

Genellikle enjeksiyon yoluyla verilir, ancak bir hap formu da mevcuttur. Altın preparatlar hoş olmayan yan etkilere neden olabilir. Deri döküntüleri, ağız yaraları ve tat anlamındaki değişiklikler en yaygın görülen yan etkilerdir.

Altın da kan sayımlarını etkileyebilir.

RA bir enfeksiyona bağlı değilse de, daha eski bir antibiyotik olan minosiklin hafif RA tedavisinde yardımcı olabilir. Enflamasyonu bastırmak için bazı diğer DMARD'lar gibi çalışır. Baş dönmesi, deri döküntüsü ve mide bulantısı sık görülen yan etkilerdir. Minocycline kullanımı kadınlarda vajinal maya enfeksiyonunu teşvik edebilir.

JAK inhibitörleriBiyologlar: JAK inhibitörleri

Tofasitinib (Xeljanz), RA için yeni bir biyolojik tedavi sınıfında ilk ilaçtır.Bir Janus kinazı (JAK) inhibitörüdür. Diğer DMARD'ların aksine, hap olarak kullanılabilir. Bu, enjeksiyonlarla ilgili olası yan etkileri ortadan kaldırır.

Diğer DMARD'lerde olduğu gibi, tofasitinib artmış enfeksiyon riskine neden olabilir. Aktif enfeksiyonları olan veya hepatit B veya C virüsü taşıyan kişiler tofasitinib kullanmamalıdır. İlacı başladıktan sonra, enfeksiyon belirtileri bildirmelisiniz. Bu semptomlar diğer belirtiler arasında ateş, kas ağrıları, titreme, öksürük veya kilo kaybı içerebilir.

Ayrıca histoplasmoz adı verilen akciğer enfeksiyonunun farkında olmalısınız.

Bu enfeksiyon Amerika Birleşik Devletleri'nin orta ve doğusu ile Orta ve Güney Amerika, Afrika, Asya ve Avustralya'nın bir bölümünde yaygındır.

Havadaki mantar sporlarında solunum yoluyla enfeksiyonu alabilirsiniz. Bu bölgelerden herhangi birinde yaşıyor veya ziyaret etmeyi planlıyorsanız doktorunuza bildiriniz.

Tofacitinib kan lipid düzeylerini artırma eğiliminde ancak “kötü” LDL-kolesterolün “iyi” HDL-kolesterol düzeyine oranı genellikle aynı kalır.

Источник: https://tr.medic-life.com/ra-treatment-side-effects-9035

Anti tnf Nedir? Anti tnf Ne demek? – Nedir.com

Anti TNF nedir? Anti TNF İlaç tedavisi nasıldır?

Tümör nekrozis faktör (TNF), birçok iltihaplı romatizmal hastalığın oluşumunda rol oynayan bir moleküldür.

Anti TNF, romatoid artrit, ankilozan spondilit ve sedefe bağlı romatizma gibi bazı iltihaplı romatizmaları iyileştirmek amacıyla kullanılan bir tedavi şeklidir.

Bu tedavinin amacı, TNF olarak bilinen ve iltihap hücreleri tarafından çok fazla miktarda üretilen ve hastalığın vücuda verdiği zararda ve kemik ve eklemlerde hasar gelişmesinde çok önemli rol oynayan bir proteinin yok edilmesidir.

Bu amaçla kullanılan ilaçlara anti-TNF ilaçlar denilir. Bu ilaçlar, biyolojik ilaçlar sınıfındandır. Üretimleri yüksek teknoloji gerektiren, oldukça pahalı olan ve diğer temel etkili ilaçların tersine, bağışıklık sisteminin tamamını veya önemli bir bölümünü değil, yalnızca TNF isimli özel bir proteini bloke eden ilaçlardır.

Ağustos 2013 itibarıyla bu ilaçlardan dört tanesi ülkemizde bulunmakta ve gerekli koşulların sağlanması şartıyla SGK tarafından ödenmektedir. Anti-TNF ilaçları daha iyi anlayabilmek için şu noktalar göz önünde bulundurulmalıdır:

Bu ilaçlar bütün iltihaplı romatizmaların tedavisinde değil, romatoid artrit, ankilozan spondilit ve sedefe bağlı romatizma gibi bazı iltihaplı romatizmaların tedavisinde etkilidir. Örneğin sistemik lupus eritematozus, Sjögren sendromu ve skleroderma gibi bağ dokusu hastalıklarında genelde işe yaramazlar.

Bu ilaçların işe yaradığı bilinen romatizmal hastalıklarda da, maliyet ve yan etki potansiyelleri nedeniyle tüm hastalarda ilk tercih olarak değil, ancak diğer temel etkili romatizma ilaçlarına ve hatta bunların birlikte kullanımlarına yeterli yanıt vermemiş ve hastalığı şiddetli seyreden özel seçilmiş bazı romatizma hastalarında kullanılmalıdır.

Bu ilaçlar doğru hastada kullanıldığında çok etkili olmalarına rağmen, kalıcı çözüm olmadıkları, tedavi kesildikten sonra hastalığın yeniden alevlenebildiği ve hepsinden önemlisi bu ilaçların da bazı yan etkilerinin olabildiği unutulmamalıdır.

TNF aslında düşük düzeyde bazı yararlı fizyolojik görevleri de olan, özellikle enfeksiyonlar ve ayrıca kanserle mücadelede önemli olan bir protein olduğu için, anti-TNF tedavi sırasında başta verem (tüberküloz) hastalığı olmak üzere, enfeksiyonlara yatkınlık artar.

Bu ilaçların kanser yapıcı etkisi yoktur, fakat ailesinde kanser hastaları olan veya geçmişinde kanser tanısı olan veya bunlar dışında da kansere yatkınlığı olan hastalara anti-TNF ajanların mümkün olduğunca verilmemesi önerilmektedir. Özetle, uygun hastada ve uygun hastalıkta, kurallara uygun şekilde ve yakın takip altında kullanıldıkları sürece, anti-TNF ajanlar oldukça etkili ilaçlardır.

TNF blokerleri

Son zamanlarda tedaviye giren biyolojik ilaçlar içinde yer alan TNF blokerleri, AS tedavisinde son derece etkili olan ilaçlardır. Kortizon dışı anti-inflamatuvar ilaçlara yanıt vermeyen aksiyal tutulumu (omurga ve sakroiliyak eklemlerde inflamasyon) olan veya 2. grup ilaçlar kullanıldığı halde tedavi yanıtı alınamayan hastalarda kullanılırlar.

Hem çevresel eklemlerin artritinde, hem de aksiyal tutulum nedeniyle ortaya çıkan ağrı ve tutukluğu gidermede son derece etkili oldukları gösterilmiştir. TNF blokeri ilaçların kullanımı sırasında infeksiyonlara, özellikle tüberküloza yatkınlık artabilir. Bu nedenle sadece gereken hastalarda ve dikkatli bir şekilde kullanılmaları büyük önem taşımaktadır.

Bu ilaçlarla tedavi öncesi mutlaka akciğer grafisi çekilmesi ve tüberkülin deri testi yapılması gerekmektedir. Bu şekilde değerlendirilen ve gerektiğinde koruyucu tedavi uygulanan hastalarda tüberküloz riskinden korunma sağlanmaktadır. Anti-TNF ilaçlarla tedavi sırasında çok düşük oranlarda tümör riskinin de artabileceği bilinmektedir.

Ancak bu ilaçların gerekli olduğunda kullanılması durumunda tedavinin getireceği yarar, olası riske göre çok daha fazla olduğu için, günümüzde tüm dünyada ankilozan spondilit tedavisinde etkin bir şekilde kullanılmaktadırlar.

Anti-TNF tedavi

Ankilozan spondilitte anti-TNF ilaçların kullanılmaya başlanmasından önce tedavi seçenekleri çok sınırlıydı. Etkili bir tedavide esas olarak hasta eğitimi, fizik tedavi ve steroid olmayan antiinflamatuvar ilaçlar temel alınıyordu. Anti-TNF ilaçların kullanıma girmesi ankilozan spondilit tedavisi için bir dönüm noktası olmuştur.

Bu ilaçların ankilozan spondilitteki etkileri önce açık, daha sonra plasebo ve aktif kontrollü randomize çalışmalarla ve uzun süreli gözlemsel çalışmalarla gösterilmiştir. Anti-TNF-? tedavisinin immünmodülatuvar mekanizmalarının daha iyi kavranması infliksimab ile tedavi edilen spondiloartropatili hastalardan alınan sinoviyal biyopsi analiziyle olmuştur.

On ikinci haftada biyopsilerde sinoviyal tabakanın kalınlığında azalma, endotel hücrelerinden salınan vasküler adezyon molekülü 1'de azalma tespit edilmiştir.

Bu ilaçlar sadece klinik belirti ve bulguları iyileştirmekle kalmayıp, hastanın fiziksel fonksiyonunu ve yaşam kalitesini düzeltmekte, artmış olan akut faz yanıtını normale döndürmekte ve manyetik rezonans görüntüleme (MRG)'de görülen inflamasyon sinyallerini baskılamaktadır.

Anti-TNF ilaçlar sakroiliyak eklemdeki inflamasyonu engellemekte çok etkili olmalarına rağmen, iki yıllık çalışmalarda radyolojik olarak sindesmofitlerin büyümesini tam olarak durduramadıkları gösterilmiştir. Ancak eroziv hasar gelişmeden, erken başlanan tedavi ile sindesmofit ve ankilozun gelişiminin önlenmesi mümkün olabilir.

İş göremezlik, morbidite ve mortalitenin çok iyi bir prediktörü olan “Health Assessment Questionnaire (HAQ)” skorunda minimal klinik önemi olan düşme için anti-TNF tedavi verilmesi gereken hasta sayısı [the number needed to treat (NTT)] iki olarak raporlanmıştır; bu iyi ve yeterli bir sonuç olarak değerlendirilebilir. Çalışmalarda iyi klinik yarar için NNT'nin 1 ve 2 arasında olduğu saptanmıştır.

Etkileri hızlı başlamakta (ortalama iki hafta) ve hastaların önemli bir kısmında iyi klinik yanıt ve hatta remisyon sağlamaktadır. Uzun süreli kullanıldıklarında klinik etkileri değişmeden devam etmektedir. Fakat ilaç kesildikten sonra etkileri sonlanmakta ve hastalık belirtileri 6-18 haftada yeniden ortaya çıkmaktadır. Ancak ilacın yeniden başlanmasıyla tekrar etki elde edilir.

Stone ve arkadaşlarının yaptıkları bir çalışmada infliksimab uygulanan ankilozan spondilitli hastalarda en iyi klinik yanıtın hastalık süresi kısa olan ve başlangıç klinik parametreleri daha iyi olan hastalarda elde edildiği bildirilmiştir. İngiliz biyolojik tedavi verilerinde tedavi başlangıcında akut faz reaktanları daha yüksek olan hastaların anti-TNF tedaviye yanıtlarının daha iyi olduğu belirtilmiştir.

Güçlü etkilerine rağmen anti-TNF ajanların, yüksek maliyeti ve uzun dönem güvenlik verilerinin yetersizliğinden dolayı, doğru hasta seçimi yapılması çok önemlidir. Hangi hastaların anti-TNF tedavi alması gerektiği, dozu ve yan etki ve etkilerinin nasıl izlenmesi gerektiği kılavuzlarla belirlenmiştir.

Anti-TNF-? tedavinin yan etkileri

Bu ilaçları kullanan hastalar yan etkiler açısından dikkatli incelenmelidir. Tedavinin aşağıdaki yan etkileri bildirilmiştir (25):

• İnfeksiyonlar,• Malignansiler (lenfoma),• Hematolojik hastalıklar (anemi, pansitopeni),• Demiyelinizan hastalıklar ve nöropati,• Konjestif kalp hastalığında alevlenme,• Otoantikor ve otoimmün yanıt gelişimi,

• Hipersensitivite reaksiyonları.

Bu yan etkiler ilaçların bulundukları grubun ortak özellikleridir.

Saougou ve arkadaşları tarafından ankilozan spondilitli hastalarda infliksimab tedavisinin altı yıllık izleminde en sık gözlenen yan etkinin üst solunum yolu infeksiyonu olduğu bildirilmiştir (26).

Tüberküloz ve leyşmanyaz gibi ülkemizde endemik olarak da gözlenebilen granülomatöz hastalıklar açısından özellikle dikkatli olunmalıdır.

Sonuç olarak; ankilozan spondilit tedavisinde anti-TNF ilaçların kullanılması bir dönüm noktası olmuştur. Tedavi planlanırken 2010 yılında yayınlanan ASAS/EULAR tedavi önerileri göz önünde bulundurulmalıdır. Konvansiyonel tedaviye rağmen sürekli aktif hastalığı olanlarda anti-TNF tedavi düşünülmelidir.

Bu ilaçlar sadece klinik belirti ve bulguları iyileştirmekle kalmayıp, hastanın fiziksel fonksiyonunu ve yaşam kalitesini düzeltmekte, artmış olan akut faz yanıtını normale döndürmekte ve MRG'de görülen inflamasyon sinyallerini de baskılamaktadır. Anti-TNF-? ajanlarla tedavi edilen hastalar, başta tüberküloz olmak üzere, viral, bakteriyel, fungal ve protozoal infeksiyonlara karşı yatkınlık oluşturmaktadır.

Romatoloji Araştırma ve Eğitim Derneği (RAED) 2005 yılı Uzlaşı Toplantısı Raporu dikkate alınarak hastaların tedavi öncesi hem aktif hem de inaktif tüberküloz açısından değerlendirmeleri yapılmalı ve tedavi öncesi gereken önlemler alınmalıdır.

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Источник: https://www.nedir.com/anti-tnf

Ankilozan Spondilit

Anti TNF nedir? Anti TNF İlaç tedavisi nasıldır?

Ankilozan spondilit, omurgada hareket kısıtlılığına neden olan iltihaplı bir romatizma hastalığıdır. Yaklaşık her yüz kişiden 1’inde görülür.

Hastalığa bağlı omurgaya esneklik sağlayan bağların ardışık kemikleşmesiyle, omurga adeta alçıya alınmış gibi sabitlenir. Bu da kişide bel ve boyun hareketlerinde kısıtlanmaya ve öne doğru kamburluğa neden olur.

Daha ileri evrelerde, boyun hareketlerindeki ciddi kısıtlanmayla, baş hareket edemez, görüş alanı daralır ve kişi ancak tüm vücudunu çevirerek başına yön verebilir.

Hastalığın Belirtileri Nelerdir

Ankilozan spondilitin belirti ve bulguları tipik olarak 40 yaşından önce, özellikle 20’li yaşlarda başlar. Kadınlarda bazen 30’lu yaşlara kadar gecikebilir. Ancak mutlaka 40 yaşından önce bulgu verir. Çocukluk çağında da başlayabilir.

Omurga dışında hastalığa bağlı, göz ve bağırsaklar gibi vücudun diğer bölümlerinde de iltihap gelişebilir. Ankilozan spondilitin kesin tedavisi yoktur, ancak tedaviyle şikayetlerin azalması veya kaybolması ve hastalığa bağlı sakatlığın önüne geçmek mümkündür.

Bu nedenle ne kadar erken tanınır ve tedavi başlanırsa, o ölçüde başarılı sonuçlar alınır.

Hastalığın ilk işaret ve bulguları; özellikle sabahları yataktan kalktıktan sonra veya uzun süreli hareketsizlik sonrasında belin aşağısında ve kalçada gelişen ağrı ve tutukluk (katılık) hissidir. Bu belirtiler o kadar yavaş ve sinsi gelişir ki başlangıçta pek fark edilmez veya önemsenmez. Hastalık bazen alevli bazen de yatışık seyreder.

Zamanla belirtiler kötüleşebilir, artabilir veya düzensiz aralıklarla seyredebilir.

Hastada ayrıca bazen sağ bazen sol kalçada gelişen değişici kalça ağrısı, topuk ağrısı, derin nefes aldığında göğüs kafesinde ağrı ve kaburga üzerinde hassasiyet, gözde ağrı ve kızarıklık, uzun süreli karın ağrısı, kronik (uzun süreli) ishal, kilo kaybı gibi yakınmalar olabilir. Eğer;

  • Üç aydan uzun süren istirahatteyken gelişen bel ve kalça ağrınız/tutukluğunuz varsa,
  • Hareketle ağrılarınız azalıyor veya geçiyorsa,
  • 40 yaşından genç iseniz,
  • Ağrı kesici aldığınızda azalıyor veya kayboluyorsa
  • Boyun-bel hareketlerinde ve her nefes alıp verdiğinizde göğüs kafesinizde ağrı ve kısıtlılığınız (katılık hissi) varsa; mutlaka bir romatoloji uzmanına başvurunuz.

Hastalığın Nedenleri Ve Risk Faktörleri Nelerdir?

Ankilozan spondilite neyin sebep olduğu bilinmiyor; ancak HLA-B27 genini taşıyanların, hastalığa yakalanma riski fazladır. Türkiye’deki ankilozan spondilitli hastaların %80’i bu geni taşırken, Orta-Kuzey Avrupa’daki hastaların %95-99’u bu geni taşır. Bu nedenle aile öyküsü çok önemlidir.

Eğer birinci derece akrabanızda ankilozan spondilit varsa, bu hastalığın sizde de görülme oranı yüzde yirmidir. Hatta ikinci derece akrabanızda bulunması bile, sizin için risk faktörü oluşturur. Ankilozan spondilit, erkekleri kadınlardan 2 kat daha fazla etkiler. Kadınlarda hastalık daha yavaş seyreder.

Çoğunlukla romatoloji uzmanına gitmeyen bu hastalar; bel fıtığı veya fibromiyalji (kas romatizması) gibi yanlış tanılar aldıkları sık rastlanılan bir durumdur.

Ankilozan Spondilitin Komplikasyonları (Kötü Sonuçları) Nelerdir?

Ankilozan spondilit her hastada aynı seyretmez. Belirtilerin şiddeti ve hasar/sakatlık gelişimi de kişiden kişiye değişir.

  • Omurganın esnekliğini kaybetmesi ile, başa ve vücuda yön vermede zorluk, boyunda ve belde düzleşme, sırtta kamburluğa neden olur.
  • Uveit (göz iltihabı); ankilozan spondilitin en sık görülen komplikasyonlarındandır. Hızlı gelişir, genellikle tek taraflı olup gözde kızarıklık, ışığa hassasiyet ve görmede bulanıklaşma olur.
  • Çökme kırıkları; Ankilozan spondilitte omurgalarda hem iltihabın hem de hareketlerin kısıtlanmasıyla; kemikte mineral yoğunluğunun azalmasına bağlı (osteoporoz=kemik erimesi), omurgada çökme kırığı oluşur. Bu da hastanın duruşunu bozar (kamburluk gelişimi gibi), bazen omurilik sinirine ciddi baskı oluşturarak, şiddetli ağrı ve fonksiyon kaybına neden olabilir.
  • Akciğer tutulumu; akciğer kapasitesinde azalmaya bağlı, nefes darlığı ile bulgu verir. Kaburgaların göğüs kafesine önde ve arkada tutunmalarını sağlayan bağların, iltihabına bağlı olarak göğüs kafesi yeterince solunumla esneyemez. Akciğerlere her nefes almada yeterince havanın girmesi ve çıkışı zorlaşır. Nadiren akciğerin her iki üst lobunu tutan inflamasyon (iltihap) gelişebilir.
  • Böbrek tutulumu: Nadir olmakla birlikte, uzun süreli ve kontrolsüz hastalığa bağlı böbreklerde protein atılımının arttığı amiloidoz denen bir hastalığa bu da üremiye ve böbrek yetmezliğine neden olabilir.
  • Cilt: Sedef benzeri deri döküntüleri görülebilir.
  • Barsaklar: Ankilozan spondilit hastalarında zamanla iltihaplı barsak hastalığı (Ülseretif kolit veya Crohn) gelişebilir.
  • Kalp problemleri; ankilozan spondilitte nadir gelişmekle birlikte, kalpten çıkış noktasında aortta genişlemeyle, aort kapağında yetmezlik ve buna bağlı kalp yetmezliği gelişebilir.
  • Kauda ekuina sendromu; nadir olmakla birlikte ciddi bir nörolojik bulgudur. Ciddi sinir basısı nedeniyle cerrahi tedavi gerektirir.

Ankilozan Spondilit Tanısı Nasıl Konur?

Romatoloji doktorunuza başvurduğunuzda; bel-boyun ağrısı ve diğer yakınmalarınız, aile hastalık öykünüz sorgulanır.

Sistemik muayeneye (sadece eklemleriniz değil tüm organ ve sistemlerin değerlendirildiği ayrıntılı muayene) ilaveten boyun ve bel hareket açıklığınız ve derin nefes alıp-verdiğinizde göğüs çapınızdaki değişim, mezura ile ölçülür.

Kalçanızda veya vücudunuzda belli noktalara basarak ve bacağınızı hareket ettirerek ağrı olup olmadığı sorulur.

  • Direkt filmler ile ankilozan spondilitin etkilediği eklem ve kemiklerin görüntüleri alınabilir. Ancak hastalığın erken döneminde hastalığa özgü görüntüler olmaz; hatta normal olabilir.
  • Manyetik rezonans görüntüleme (MRI): Radyo dalgaları kullanılarak alınan bir görüntüleme şekli olup, tomografiye göre daha az radyasyon maruziyeti söz konusudur. Ankilozan spondiliti görüntülemede tomografiden daha hassas olduğundan, bugün artık tomografinin yerini almıştır. Hastalığın erken dönem tanısında çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Ankilozan spondilitte sakroiliak eklemler mutlaka tutulduğundan, MRI ile bu eklemlerdeki iltihabın gösterilmesi; kronik (üç aydan uzun süreli) bel ağrısı olan bir hastaya erken tanı koydurur.

Laboratuvar Testler:

Ankilozan spondiliti gösterecek özel bir laboratuvar test bulunmamaktadır. Bazı kan testleri (eritrosit sedimantasyon hızı, CRP gibi), vücutta iltihabı gösterebilse de, her ankilozan spondilitli hastada yükselmeyebilir. HLA-B27 geni bakılabilir, fakat bu geni taşıdığı halde kişi, ankilozan spondilit olmayabilir veya aksine bu geni taşımadığı halde ankilozan spondilit gelişebilir.

Tedavi ve İlaçlar:

Tedavinin amacı, ağrı ve tutukluğu gidermek, omurgadaki deformite (sakatlık) ve komplikasyonları (hastalığa bağlı kötü sonuçları) önlemek veya geciktirmektir. Kalıcı hasar gelişmeden erken dönemde verilen ankilozan spondilit tedavisi, çok başarılıdır.

İlaçlar: Nonsteridal anti-inflamatuar ilaçlar (NSAİİ) – naproksen, indometazin, diklofenak gibi ilaçlar, ankilozan spondilitin tedavisinde en sık kullanılan ilaçlardır. Bunlar inflamasyonu, ağrı ve tutukluğu giderir. Ancak bu ilaçlar, mutlaka mide koruyucu ilaçlarla alınmalı ve uzun süreli kullanımda olası yan etkileri açısından takip edilmelidir.

NSAİİ’ların faydalı olmadığı veya kullanılamadığı durumlarda; tümör nekroze edici faktör blokerleri (anti-TNF), doktorunuz tarafından uygun görülürse başlanır. Bu tedavilerin de damar ve cilt altı yoluyla uygulanan formları bulunmaktadır. Şu anda kullanılan anti-TNF ilaçlar;

-İnfliximab (Remicade), Adalimumab (Humira), Etanercept (Enbrel), Golimumab (Simponi) ve Certolizumab pegol (Cimzia).

TNF blokerlerinin, enfeksiyonlara hafif yatkınlık, latent tüberkülozun aktivasyonu ve daha nadiren bazı nörolojik problemlere ve ilaca bağlı lupus gibi bazı yan etkileri olabilir.

Bu tedaviler iç hastalıkları uzmanı, romatoloji uzmanı, enfeksiyon hastalıkları ve/veya göğüs hastalıkları uzmanları tarafından 3 aylık yakın takip altında kullanılmaktadır. Gebelikle ilgili olarak (maksimum 20.

gebelik haftasına kadar) son yıllarda kısa etkili olan (etanercept ve certolizumab pegol) kullanılabileceği yönünde öneriler var; ancak mutlaka doktorunuzla yakın iletişim altında olmanız gerekir. Doğum sonrası bebeğin aşı şeması da buna göre düzenlenmelidir.

Egzersiz: Egzersiz bu hastaların olmazsa olmazıdır. Eklem hareket açıklığı ve germe egzersizleri, hastanın duruş ve esnekliğinin korunması için gereklidir.

Bunlar boyun, sırt ve bel için germe; göğüs kafesinin esnekliğini (akciğer kapasitesini) korumak için solunum egzersizleri gibi egzersizlerdir. Bir fizyoterapist eşliğinde öğreneceğiniz bu egzersizler, hayatınızın bir parçası olup, her sabah ve gün içinde de tekrarlayabilirsiniz.

Yüzme, pilates, yoga gibi sporlar önerilirken, travmaya açık sporlardan (futbol, basketbol, voleybol vs.) kaçınmalısınız.

Hayata Dair Öneriler: Mümkün olduğunca yastığınızı alçak tutun, yatak ve yastığınız omurganızın şeklini alabilen (visko-elastik) özellikte olmasına dikkat edin.

Mutlaka, ama mutlaka sigara içiyorsanız bırakın. Hastalığa bağlı, her nefes alıp vermede göğüs kafesinin yeterince esneyememesi nedeniyle, akciğerlere yeterli hava giriş çıkışı olmayacaktır. Sigaranın da katkısıyla, amfizem başta olmak üzere daha ciddi akciğer problemleri sizi beklemektedir.

Sigaranın, zaten tartışmasız tıkayıcı akciğer hastalığına ve kansere neden olduğu, artık herkes tarafından bilinmektedir. Omega 3 (haftada 3 kez balık tüketmiyorsanız, günlük ihtiyacınız 500mg/gün) ve vitamin D desteği (kan düzeyine bakarak) alın. Yeterince kalsiyum almak için süt ürünlerinden zengin beslenin.

Destekleyici tedavi hakkında doktorunuzdan bilgi alın.

Ankilozan spondilitli hastalar! Yapacağınız çok şey var. Hayattan kopmayın. Hastalığınızla ilgili internet ortamında araştırma yaparken, bilgi kirliliğine veya gereksiz korkulara kapılmayın.

Hastalığınızla ilgili oluşturulmuş destek gruplarına ulaşarak, aynı hastalığa sahip kişilerle tanışın ve onların hikayelerini, duygularını ve baş etme yollarını öğrenin ve sizinkileri paylaşın. Hastalığınızla barışık olun ve onunla yaşamayı öğrenin. Sizinle aynı hastalığa sahip milyonlarca insan olduğunu unutmayın.

Hastalığın genetik yatkınlığını göz önüne alarak, yakınlarınızdaki bel ağrısını önemseyin.

Hatta bilinçli bir hasta olarak, çevrenizdeki benzer bel ağrısından yakınan kişilere, bunun önemsenmesi gereken bir durum olduğunu anlatarak bir romatoloji uzmanına yönlendirebilir ve onların da hayatlarında farklılık yaratabilirsiniz. Çünkü dünyada birçok ankilozan spondilit hastası, tanı alamayıp, ileri evre sakatlıklarla yaşamakta ve hayattan kopmaktadır.

(Prof. Dr. Nuran Türkçapar; Güncelleme; Ocak-2016)

    

Источник: https://www.romatizmahastaliklari.com/tr/icerik/4/ankilozan-spondilit

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.