Antibiyotiklerle İlgili Gerçekler…

En Güçlü Doğal Antibiyotikler Nelerdir?

Antibiyotiklerle İlgili Gerçekler…

Antibiyotikler bağışıklık sistemimize yardımcı olan, pek çok hastalığa sebep olan bakteri ve virüslere karşı yok etme veya çoğalmalarını önleme amaçlı kullanılan ilaçlardır. İnsan sağlığı açısından son derece önemli ve vazgeçilmez olmakla birlikte, bilinçli olarak kullanılması gereken ilaçlardır.

 Bilinenen güçlü doğal antibiyotiklerarasında Meyan kökü, propolis, zencefil, karanfil, karabiber, bal, ada çayı, sarımsak, zerdeçal, çörek otu bulunuyor.

Bunların dışında da güçlü bitkiler ve hayvansal gıdalar bulunmakla birlikte, ulaşılma kolaylığına göreen güçlüdoğal antibiyotikleryukarıda saydıklarımızdır.

Antibiyotik Nedir?

Organizmalardan çıkarılan, (bitkiler veya hayvanlar) yapay bir şekilde ayrıştırılarak elde edilen streptomisin, penisilin, teramisin ve benzeri maddeler için kullanılan ortak bir isimdir.

Bazı türleri belirli ve dar kapsamda bakterilere karşı sonuç verirken, bazı antibiyotikler çok daha geniş kapsamda bakteri ve virüse karşı savaşabilirler. Bu ayrım dar spektrumlu ve geniş spektrumlu antibiyotikler olarak isimlendirilerek yapılır.

Birkaç maddenin bir araya getirilmesiyle elde edilenantibiyotik ilaçlarolduğu gibi tek maddeden oluşan ilaçlarda bulunur.

İlgili Haber

Antibiyotik ilaçlar, kullanılırken uzmanların kontrolünde olması zorunlu ilaçlardır. Bu ilaçların hastalanmamıza sebep olan bakteri veya virüse odaklı olarak kullanılması gereken antibiyotik maddelerle yapılması, sadece bu bakterilere karşı bağışıklık sistemimizi güçlendirerek, hastalıktan kurtulmamıza olanak tanır.

Tersi durumda yani bilinçsiz bir şekilde kullanılan antibiyotik uygun olmayan bir bakteri ve virüse karşı doğru savaşın verilememesine neden olacağı gibi, gereksiz olarak kullanışmış geniş spektrumlu bir antibiyotik nedeniyle, vücudumuzda olan, bağışıklık sistemimiz için yararlı birçok bakterinin de yok olmasına sebep olur.

Böyle bir durumda bağışıklık sistemimiz daha fazla zayıflayarak, bakteri ve virüsle birlikte, kullanılan yanlış antibiyotik maddenin verdiği zararlarla da uğraşmak zorunda kalır.

 Dahası vücudumuzda hazır bir şekilde bulunan ancak baskılanmış olan, ilerleyen zamanlarda çeşitli tetikleyicilerle hastalanmamıza sebep olma olasılığı bulunan bakteriler de, bilinçsizce kullanılan bu antibiyotiklere karşı direnç kazanırlar. Gerçekten gerektiğinde ise işe yaramaz hale gelirler.

Doğal Antibiyotikler Nelerdir?

Bitkiler doğal antibiyotiklerin bulunduğu ve en kolay elde edildiği kaynaklardır. Aslında gün içerisinde bile tükettiğimiz pek çok bitki dedoğal antibiyotiklervardır.

Bazı bitkilerde daha fazla ve farklı antibiyotikler bulunurken, bazılarında daha az veya tek antibiyotik maddeler bulunur. Bu durum insanoğlu tarafından en eski zamanlardan beri bilinir.

Çeşitli şekillerde kullanılarak kendisinden sonraki nesillere bilgi aktarımı yoluyla günümüze kadar ulaşan bu birikimler, farklı toplumlarda farklı isimlerle anılır.

Endemik çeşitlik konusunda çok zengin olan Anadolu toprakları, bu özelliği nedeniyle bitkilerden gelen şifa konusuna oldukça yakındır.

Bununla birlikte örneğin bir Çin Tıbbı veya Hint Tıbbı kadar uzmanlaşarak oluşturulmuş bir literatüre sahip olmaması, bunun yerine “koca karı ilacı” tabiriyle küçümsenmesi ve yanı sıra kontrol altında olmaması nedeniyle şüpheyle yaklaşılan bir konudur.

Ülkemizde yoğun bir nüfus bu konuya şüpheyle yaklaşadursun, Avrupa ve Amerika kendisinde yetişmeyen, yüzüne bile bakmadığımız pek çok bitkinin peşinde koşuyor.

İlgili Haber

Doğal antibiyotiklerin en güçlülerini sıralamaya kalktığımızda ilk sıraya Meyan Kökü ve arı propolisini koymamız gerekiyor. Yoğunluğu ve çeşitlilikleri itibariyleen güçlüdoğal antibiyotiklerbunlar olmakla birlikte, Zencefil, Bal, Karanfil, Sarımsak, Zerdeçal, çörek otu, ada çayı ve kekik, Karabiber en güçlü bitkisel antibiyotiklerdir.

Doğal olarak bu bitkilerin çeşitli şekillerde tüketilmesi, doğal yollardan alınan antibiyotiklerin, bağışıklık sistemimizin güçlenmesine yardımcı olur.

Hastalıklar sırasında bu bitkilerin çeşitli kürler yoluyla kullanılması, çeşitli yapay kimyasallar barındıran ilaçları kullanmak yerine sıklıkla tercih edilen yöntemlerdir.

Hatta Uzmanların ilaç kullanımının yanı sıra destekleyici tedaviler olarak bu bitkilerin bazılarının kullanılmasını da reçetelendirdiğinin altını çizmek gerekir.

Örneğin üst solunum yolu rahatsızlıklarında, gribal enfeksiyonlarda ve benzeri rahatsızlıklarda doktorların ada çayının sık şekilde tüketilmesini tavsiye etmesi, ada çayının güçlü bir doğal antibiyotik olmasındandır.

Annelerimizin veya daha yaşlı büyüklerimizin gribal bir sorun yaşadığımızda bizlere hazırladığı ballı, karabiberli içecekler, zencefil karıştırılarak hazırlanmış adaçayı veya ıhlamur gibi içecekler, bağışıklık sistemimizi güçlendirmek adına yabana atılmayacak katkılar sağlarlar.

Sarımsak, zencefil, karabiber, adaçayı, bal, zerdeçal gibi kolay bulunabilen doğal antibiyotiklerin, sık bir şekilde kullanılması, pek çok hastalıktan korunmamıza olanak tanıdığı gibi, bağışıklık sistemimizin güçlü olmasına var olan hastalıkların iyileşme sürecinin kısalmasına ve dolayısıyla daha kaliteli bir yaşamın kapılarını aralayan önemli bir ipucudur. Çeşitli hastalıklar için hazırlanan çeşitli karışımlar, antibiyotik barındıran bitkilerle hazırlanarak, periyodik olarak kullanıldığında eşsiz sonuçlar ortaya koyar.

Ancak unutulmaması gereken, kullanılacak doğal antibiyotiklerin bile, kronik hastalıkları bulunan kişilerin mutlaka doktorlarına danışarak olması gerektiğidir.

Bazı hastalıkların tedavileri sırasında destekleyici tedavi olarak görev yapma konusunda başarılı olan budoğal antibiyotikler, bazı hastalıklarda da kullanılan ilaçlara göre ters etki oluşturarak faydadan çok zarara neden olabilirler.

Ancak her şekilde yukarıda saydığımız bitkilerin ve gıdaların sıklıkla tüketilmesi, bağışıklık sisteminizi güçlendirecek önemli destekleyici bir unsurdur.

Tüm Hakları Saklıdır. Aktif Kaynak Gösterilmeden Kopyalanamaz!

Источник: https://www.aktuelbilgiler.com/en-guclu-dogal-antibiyotikler-nelerdir/

Antibiyotiklerden önce hayat nasıldı?

Antibiyotiklerle İlgili Gerçekler…

Toby Sealey BBC Newsbeat muhabiri

Image caption Antibiyotik tedavisinin geliştirilmesinden önce frengi hastalığına yakalanmış bir erkek

İnsanlığın “antibiyotik kıyametinin” eşiğinde olabileceği söyleniyor.

Bugün ender olan hastalıkların yeniden görüldüğü, cinsel ilişkiyle bulaşan enfeksiyonların insanları öldürebildiği, yüzlerin çok daha sivilceli olduğu bir gelecek mi bekliyor insanlığı?

Bilim insanları her türlü antibiyotiğe dirençli bir bakteri buldular. Bu bakteri, savunma becerilerini diğer mikroplara da aktarabilir.

Ve böylece ilaca direnç dünya çapında yayılabilir; bilinen enfeksiyonlar yeniden tedavi edilemez hale gelebilir.

TIKLAYIN: YÜRÜYEREK PARA KAZANMAK İSTER MİSİNİZ?

Antibiyotiklerle ilgili çalışmaya katılan, Cardiff Üniversitesi'nden Prof. Timothy Walsh, BBC'ye yaptığı açıklamada “Artık sorun, küresel düzeyde ilaca direncin olup olmayacağı değil, bunun ne zaman baş göstereceği.” diyor.

Ve bu durumun insanlığı antibiyotiklerin keşfedilmesinden uzun zaman öncelerine götürebileceği belirtiliyor.

Antibiyotiğin keşfinden önce hayat nasıldı?

Günümüzde cinsel ilişki yoluyla bulaşan enfeksiyonlara yolaçan bakteriler, yalnızca basit bir klinik ziyareti ve belli bir süre antibiyotik tedavisi gerektiriyor.

Geçmişteyse bu hastalıklar genellikle tedavi edilemiyor ve ölümcül olabiliyordu. Hastalık kişiyi öldürmeden önce de korkunç bedensel bozulmalara neden olabiliyordu.

Antibiyotikten önce verem hastalığının geleneksel tedavisi de açık ve temiz havaydı.

Asıl olarak akciğerleri hedef alan, ama vücudun diğer bölgelerini de, örneğin salgı bezlerini, kemikleri ve sinir sistemini tahrip eden verem, İngiltere'de kol geziyordu ve mikrop, hapşıran öksüren insanlarla hızla yayılıyordu.

TIKLAYIN – UZMANLAR UYARDI: ANTİBİYOTİK KIYAMETİN EŞİĞİNDEYİZ

Veremin günümüzde ender bir hastalık haline gelmesi, antibiyotikler sayesinde oldu.

Image caption 1936'da Londra'da verem hastaları

Eskiden bir kağıt kesiği bile öldürürdü. Aslında enfeksiyona yol açan herhangi birşey ölümcül olabiliyordu.

Buna her türlü ameliyat da dahildi.

Ve gelecekte, tıpkı geçmişte olduğu gibi, vücudun iyileşebilmesi için direncini artırmak amacıyla antibiyotik takviyesinin verildiği durumlar daha tehli olacak.

Örneğin kanser tedavisinde, kemoterapi ve radyoterapi.

Ya da organ nakilleri gibi, bağışıklık sisteminin antibiyotiklerle bastırılması gereken durumlarda.

Image caption 1921'de ameliyat sonrası enfeksiyonlar önemli riskler taşıyordu

Antibiyotiklerin keşfinden önce doğum yapmak da, çok daha tehliydi.

1930'lu yıllara dek anne ve bebek ölümleri devam etti. Daha sonra hızla azalmaya başladı.

Image caption 1921'de bir doğum odası

Gelecek için umut var mı?

Elbette. Zira insan, kararlı ve zeki. İlaç şirketleri yeni antibiyotikler geliştirmeye yöneliyorlar.

Ancak bu, söylendiği kadar kolay bir iş değil. 1980'lerden bu yana yeni bir grup antibiyotik keşfedilebilmiş değil.

Bununla birlikte, bakterilerle savaşmak için başka ilaçlar da olabilir. Bilim insanları böceklerden organik bileşimler oluşturmaya çalışıyor.

Hatta nanoteknoloji ihtimali bile söz konusu olabilir. Yani son derece küçük cihazlar vücuda girerek bakterilerle birer birer mücadeleye girişebilir.
Image caption 1950'lerde verem antibiyotiklerle tedavi edilmeye başlandı

Ve ayrıca çiftçilerle doktorların da, küresel düzeyde yapabilecekleri değişiklikler olabilir.

Avrupa, çiftlik hayvanlarına, büyümelerini artırmak için antibiyotik verilmesini yasakladı. Ama bu uygulama dünyanın başka yerlerinde sürdürülmekte.

Çin'de antibiyotiklere dirençli bakterilerin çıkmasının bir nedeni de bu.

DERGİ – AŞIRI TEMİZLİK NEDEN ZARARLI?

Doktorlar, şeker dağıtır gibi, reçetelere antibiyotik yazmamaları için büyük baskı altındalar.

Önceki yıllarda soğuk algınlığı gibi virüslerle geçen enfeksiyonlarda antibiyotikler bir işe yaramadığı halde, bazı doktorlar hastalara bu ilaçları veriyordu.

Bizler de tutumumuzu değiştirebiliriz. Antibiyotik tedavisine başladığımızda, kendimizi iyi hissetsek de doktorun verdiği tedaviyi tamamlamak gerekiyor.

Bu, bakterinin direnç geliştirmesini engellemekte gerçekten de yararlı.

Gelecekte ilaca dirençli bakterilerin vücudunuza girmesini istemiyorsanız, temel temizlik kurallarına dikkat etmek de şart.

Sık sık el yıkamak gerekli. Özellikle de, yemek hazırlarken.

Источник: https://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/11/151120_antibiyotiksiz_hayat

Bilmeniz Gereken Antibiyotikler Hakkında 5 Gerçekler

Antibiyotiklerle İlgili Gerçekler…

Antibiyotikler ayrıca antimikrobiyal ilaçlar olarak da bilinir, hem insanlarda hem de hayvanlarda bakterilerin neden olduğu enfeksiyonlarla savaşmak için kullanılan ilaçlardır.

Antibiyotikler bakterileri öldürerek veya bakterilerin büyümesini ve çoğalmasını zorlaştırarak çalışır. Bakterilerde antibiyotikler kullanılabilmesine rağmen, antibiyotikler virüslerde kullanılamaz.

Daha fazla bilgi edinmek için, aşağıdaki antibiyotiklerle ilgili birkaç gerçeğe bakalım.

1. Viral hastalıklar antibiyotiklerle tedavi edilemez

Antibiyotikler antibakteriyel olduğu için viral enfeksiyonlar antibiyotiklerle tedavi edilemez. Virüslerin neden olduğu bazı yaygın enfeksiyonlar şunlardır:

  • soğuk
  • grip
  • Neredeyse tüm boğaz ağrısı
  • Neredeyse tüm öksürük ve bronşit koşulları
  • Bazı sinüs enfeksiyonları
  • Bazı kulak enfeksiyonları

2. Çok fazla antibiyotiğin yan etkisi: antibiyotik direnci

Antibiyotik direnci, bakterilerin antibiyotiklerin etkileriyle savaşma yeteneğidir. Bu direnç, bakterilerin ilaçlara adapte olması, böylece ilaçların, kimyasalların veya enfeksiyonu tedavi etmek veya önlemek için tasarlanan diğer ajanların etkinliğini azaltması nedeniyle oluşur. Bakteriler nihayet hayatta kalabilir ve çoğalabilir, böylece vücuda büyük zararlar verebilir.

Aşırı antibiyotik kullanımı, antibiyotiklere bakteri immünitesini tetikleyebilir. Neden? Çünkü ne zaman birisi antibiyotik tüketirse, antibiyotiğe dirençli mikroplar çoğalmaya ve çoğalmaya bırakılırken hassas bakteriler öldürülebilir. Tekrarlanan ve uygunsuz antibiyotik kullanımı, ilaçlara bakteriyel bağışıklığın artmasının ana nedenidir.

Bakteriyel enfeksiyonları tedavi etmek için antibiyotik kullanılmasına rağmen, bu ilaç viral enfeksiyonlara karşı etkili değildir. Yeterli antibiyotik kullanımı çoğu zaman antibiyotik direncinin yayılmasını tetikler. Antibiyotiklerin akıllı kullanımı, direnç yayılımını kontrol etmenin anahtarıdır.

3. Bakteriler antibiyotiklere nasıl dayanıklı olabilir?

Bakteriler antibiyotiklere çeşitli şekillerde dirençli olabilir. Antibiyotikleri zararsız hale getirerek nötralize edebilen bakteriler vardır, diğerleri bakterilere zarar vermeden antibiyotikleri dışarı pompalayabilirler. Bazı bakteriler dış yapıyı da değiştirebilirler, böylece antibiyotiklerin bakterilere dokunma yolu yoktur.

Antibiyotiklere maruz kaldıktan sonra, bazen bir bakteri hayatta kalabilir, çünkü antibiyotiklerle savaşmanın bir yolunu bulur.

Bir bakteri antibiyotiklere dirençli olursa, bakteri çoğalabilir ve öldürülen tüm bakterileri değiştirebilir.

Bu nedenle, seçici antibiyotik maruziyeti ile bakteri hayatta kalabilir ve genetik materyaldeki mutasyonlar nedeniyle antibiyotik ilaçlara bağışıklık kazanabilir.

4. Ne zaman antibiyotik kullanmanız gerekmez?

Soğuk algınlığı, grip veya mononükleoz gibi viral enfeksiyonlarla başa çıkmak için antibiyotik gerekmez. İhtiyacınız olmadığında antibiyotik kullanıyorsanız, dirençli bakterilerin neden olduğu bir hastalığa yakalanma riskinizi artırabilirsiniz.

5. Doğru ve güvenli olan antibiyotik nasıl alınır

Antibiyotikler çok faydalı ilaçlar olsa da, yalnızca bakteriyel enfeksiyonlar için tasarlandıklarını anlamak önemlidir. Bakteriyel bağışıklığı önlemek için yapmanız gerekenler:

  • Doktorunuzla antibiyotik direnci hakkında konuşun.
  • Antibiyotiklerin hastalığınız için yararlı olup olmadığını sorun.
  • Hastalığı daha hızlı tedavi etmek için ne yapabileceğinizi sorun.
  • Soğuk algınlığı veya grip gibi viral enfeksiyonların neden olduğu hastalıklar için antibiyotik kullanmayın.
  • Müteakip hastalıklar için reçete edilen birkaç antibiyotik bırakmayın.
  • Tıpkı doktor tavsiyesi gibi antibiyotik alın.
  • Dozları kaçırmayın. Koşullar düzeldiğinde bile, çünkü antibiyotikler durdurulursa bazı bakteriler hayatta kalabilir ve tekrar enfekte olabilir.
  • Diğerleri için öngörülen antibiyotik almayın, çünkü ilaç hastalığınız için uygun olmayabilir. Yanlış ilacı kullanmak bakteri çoğalması için fırsat verebilir.
  • Doktor, hastalığınızın bakteriyel bir enfeksiyondan kaynaklanmadığını belirtirse, doktoru antibiyotik yazması için zorlamayın.

Ayrıca OKUYUN:

  • Tamamlanana kadar neden antibiyotik almalısınız?
  • Çok sık antibiyotik alırsanız ne olur?
  • İlaç Alerjisinin Nedenleri ve Belirtileri

Bilmeniz Gereken Antibiyotikler Hakkında 5 Gerçekler Rated 4/5 2661 reviews

Источник: https://tr.med-mash.ru/healthy-living/5-facts-about-antibiotics-you-need-to-know-7203

Antibiyotikler

Antibiyotiklerle İlgili Gerçekler…

ANTİBİYOTİKLER, bir mikroorganizma tarafından (bakteri, mantar, virüs, vb.) yapılan ve başka mikroorganizmaları öldüren veya üremelerine mani olan maddeler.

Sayıları yüzleri bulan ve çoğu ticarette kullanılmayan antibiyotiklerin bir kısmı tabii maddelerden yarı sentetik olarak imal edilmektedir.

Bugün bu yarı sentetik maddeler de antibiyotik genel ismi altında kullanılmaktadır.

Antibiyotikler (Alm. Antibiotikum, Fr. Antibiotiques, İng. Antibiotics.) mikropların gelişmesini önleyen maddelerdir. Bir mikroorganizma tarafından (bakteri, mantar, virüs, vb.) yapılan ve başka mikroorganizmaları öldüren veya üremelerine mani olan maddeler. Sayıları yüzleri bulan ve çoğu ticarette kullanılmayan antibiyotiklerin bir kısmı tabii maddelerden yarı sentetik olarak imal edilmektedir.

Bugün bu yarı sentetik maddeler de antibiyotik genel ismi altında kullanılmaktadır. Tabii olanlar bitkilerde, özellikle küf mantarlarında bulunurlar. Mikroplu hastalıklara karşı kullanılan te’sirli ilaçlardır. Antibiyotikler yıllar öncesinden biliniyordu. Zaman zaman insan vücudundaki bakterilerden bazıları bunlarla yok edilmeye çalışılıyordu. Buna en iyi örnek, yurdumuzun doğu bölgesinde, çıbanların peynir küfü ile tedavi edilmesidir. 1929 yılında İngiliz doktoru Sir Alexander Flemming (1881-1955) tarafından penisilinin keşfine kadar bu alanda fazla bir ilerleme kaydedilememiştir. Bir küf parçasının tesadüfen bir bakteri kültürünün içine düşmesi antibiyotiklerin keşfine yol açtı. Sir Alexander Flemming, küfün, yakınındaki bakterileri öldürdüğünü ve bu küfün çok bulunan penicillum cinsinden olduğunu gördü. Daha sonraki araştırmalarda bu küften meydana gelen kimyasal maddelerin insan vücuduna zarar vermediği ortaya çıktı. Antibiyotiklerdeki bu gelişme; zatürre, zatülcenb, frengi gibi çok önemli hastalıkların tedavisinde büyük kolaylıklar sağladı.

Antibiyotik, herhangi bir mikroorganizma tarafından, başka bir mikroorganizmayı öldürmek veya çoğalmasını durdurmak için üretilen her türlü madde.

Antibiyotik üretimi, onu üreten mikroorganizma için selektif bir avantaj sağlar.

Örnek olarak, Penicillium tarafından üretilen antibiyotikler, doğada rekabet halinde olduğu diğer mikroorganizmaların büyümesini önleyerek Penicillium'a doğal ayıklanma sürecinde bir avantaj sağlar.

Etkileri

Antibiyotiklerin iki çeşidir vardır; biyosidal, mikroorganizmaları öldüren antibiyotikler ve biyostatik, mikroorganizmaların büyümesini ve çoğalmasını (üremesini) önleyen antibiyotikler.

Her ne kadar “sadece” mikroorganizmaların (çoğunlukla bakteriler, ve bazı fungi) ürettiklerine “antibiyotik” tanımı verilebilse de, bugün “antibiyotik” terimi patojenlere zarar veren her türlü kimyasal için kullanılmaya başlanmıştır.

Bu yüzden, mikroorganizmalar, hayvanlar ve bitkiler tarafından doğal olarak üretilen bu tür kimyasallara “antibiyotik” demekteyiz. Aynı zamanda, doğal olarak üretilen bir çok antibiyotik madde suni yollardan daha etkili olmaları için modifiye edilmektedir.

Örnek vermek gerekirse, doğal olarak üretilen penisilinler bugün kimyasal olarak modifiye edilerek daha etkili olmaları sağlanıyor. Bir başka örnekte, kloramfenikol isimli antibiyotiktir. Eskiden tamamiyle doğal yollardan elde edilen bu antibiyotik bugün tamamiyle sentetiktir.

Etki Mekanizmaları

Antibiyotikler etkili oldukları mikropların metabolik işlemlere müdahale ederek çalışırlar. Antibiyotikler müdahale ettikleri metabolik işlemlere göre spesifiktir. Bu metabolik işlemlere örnek olarak; protein sentezi, hücre çeperi sentezi, nükleik asit sentezi veya hücre zarı fonksiyonlarını verebiliriz.

Penisilin, vankomisin ve sefalosporin gibi antibiyotikler bugün en çok kullanılan antibiyotiklerdendir. Bu antibiyotiklerin hepsi bakterilerin hücre çeperlerini zayıflatırlar. Bakterilerin hücre çeperleri uzun peptidoglikan zincirlerinden oluşur.

Antibiyotikler bu molekülleri bir arada tutan peptit bağlantılarının sentezini önlerler. Böylece hücre çeperleri zayıflar ve bakteri patlar (lizis). Peptidoglikandan oluşan hücre çeperleri sadece bakterilerde bulunur, hayvan hücre çeperi bulunmazken bitki hücrelerinde selülozdan oluşan hücre çeperleri bulunur.

Böylece, antibiyotikler sadece bakterilere zarar verirler.

Streptomisin, eritromisin, tetrasiklin ve kloramfenikol gibi antibiyotikler ise ya protein sentezini önlerler ya da anormal proteinlerin sentezlenmesine yol açarlar.

Antibiyotikler bunları bakterilerin ribozomlarına bağlanarak yaparlar. Bakteri ribozomları ökaryotik ribozomlardan (insan ribozomları gibi) daha küçük oldukları için, bu tür antibiyotikler sadece bakterileri etkiler.

Böylece bakterilerin saldırdığı canlıya zarar vermezler.

Rifampisin ve antrasiklin gibi antibiyotikler ise nükleik asit sentezine müdahale ederler. Antrasiklinler bunu DNA replikasyonunu önleyerek yaparken, rifampisin transkripsiyonu önler.

Bazı antibiyotikler ise patojenleri hücre zarlarına müdahale ederek yok ederler. Hücre zarına yapılan müdahaleler, hücre zarının yapısını değiştirerek onun bir çok özelliğini de kaybetmesine yol açar. Bu hücre sitoplazmasının hücre dışına akması gibi hücrenin yıkımıyla sonuçlanacak olaylara yol açabilir.

Seçicilik – Selektivite

Bugün, bakteriyel hastalıklarla savaşmakta kullanılan antibiyotikler selektif yani seçicidirler. Buna karşın doğada seçici olmayan bir çok antibiyotik de bulunur.

Seçici antibiyotikler, işleyişleri (mekanizmaları) dolayısıyla sadece bakteri (mikrop) hücrelerine zarar veren antibiyotiklerdir. Yukarıda verilen antibiyotik tiplerinin hepsi seçicidir.

Seçici olmayan antibiyotikler ise mikroba zarar verirken, mesela, insanın vücud hücrelerine de zarar verebilirler. Aynı zamanda antibiyotiklerin yan etkileri de olabilir, bir hastalığı iyileştirirken başka sorunlara yol açabilirler.

Direnç

Bilinçsiz ve aşırı antibiyotik kullanımı bakterilerin kullanılan antibiyotiğe karşı direnç kazanmasına neden olabilir. Eğer mikroplar bir antibiyotiğe karşı direnç kazanırlarsa, artık o antibiyotiğin o mikroba karşı etkisi olmaz. Bu nedenle her bakteriye uygun olan antibiyotik kullanılmalıdır.

Hastalığa neden olan etkenin bulunması ve bu etkene etkili olacak antibiyotiği bulmak için bir Kültür-Antibiyogram Testi denen laboratuvar testi yapılır. Sadece etkin olduğu mikroplara karşı kullanılmalıdırlar. Grip, nezle gibi virüslerin neden olduğu hastalıklara karşı etkili değillerdir.

Ateş düşürücü ya da ağrı kesici etkileri yoktur. Antibiyotikler mutlaka doktor tavsiyesiyle ve reçetesine uygun olarak kullanılmalıdırlar. Bilmeden kullanılan antibiyotikler hastalığı iyileştirmezler, vücuda zarar da verebilirler.

1927 yılında bir gün, İngiltere'de, doktor Alexander Fleming, mikrop üretme kutularını gözden geçirirken, bunlardan birinin üzerinde, mavi bir küf bulunduğunu, bu küfün çevresinde hiç mikrop ürememiş olduğunu bir rastlantı sonucu gördü. Bu küf, doğada pek yaygın olan mikroskopik bir mantardan başka bir şey değildi.

Penicillum notatum denen bu mantar, peynirlerde görülen mavi peynir küfünün aynıdır. Doktor Fleming, ilk antibiyotiği böylece bulmuş oluyordu: penisilin.

Bu mantarın, mikropların çoğalmasını önleyebilecek bir madde ürettiği anlaşıldıktan sonra, o maddeyi yapmanın yolları arandı. Ve bu ancak 1940'ta bulunabildi. Fleming bu buluşu için 1945 yılında Nobel ödülünü kazandı. O tarihten beri daha başka antibiyotikler de bulundu, günümüzde ilaç fabrikaları bunların hemen hepsini üretmektedir. Antibiyotikler özellikle tıpta ve cerrahide çok kullanılır. Onlar sayesinde, verem gibi (streptomisinle), tifo gibi birçok mikroplu hastalık yenilmiştir. Bununla birlikte, bazı mikropların antibiyotiklere karşı direndiği görüldü. Ayrıca, antibiyotiklerin genellikle zehirli olduğu ve bazı alerjilere ve bağırsak bozukluklarına yol açtığı da saptandı. Bu nedenlerle antibiyotikler, genellikle başka ilaçlarla birlikte verilir. Antibiyotik tedavisi, hele büyük tedbir ve dikkat isteyen verem gibi hastalıklarda, ancak hekim gözetimi altında yapılır. Öte yandan, bu maddeler gereğinde rasgele ve fazla miktarda kullanılacak olursa, organizma onlara alışır ve bu yüzden ilacın etkinliği sıfıra iner. Antibiyotiklerin hepsi her hastalığa iyi gelmez. Tedavi edilecek hastalığın mikrobuna hangi antibiyotiğin etkili olduğunu saptamak için tedaviden önce bir «antibiyogram» yapılması şarttır. Ancak bu sayede en çok hangi antibiyotiklerin yararlı olacağı anlaşılabilir.

Gelişimi

İkinci Dünya Savaşı sırasında bu araştırmalara hız verildi. Antibiyotiklerin bol ve ucuz bir şekilde elde edilmesine başlandı. Zamanla kimyasal olarak da antibiyotikler elde edildi. Mesela kloramfenikol bu şekilde elde edilen bir antibiyotiktir. Sayıları gittikçe artan antibiyotiklerin varlığına rağmen hastalık yapıcı mikroorganizmalar tamamen mağlub edilememiştir.

Mikroorganizma, antibiyotiğe tabii olarak mukavim olabildiği gibi, bu mukavemeti sonradan da kazanabilmektedir. Bugüne kadar bilinen antibiyotiklerin hiç biri virüslere etkili değildir. Şu halde virüs hastalıklarında antibiyotikleri kullanmak faydasızdır. Hatta mukavim bakteri ve çeşitli mantarların çoğalmalarına sebeb olabileceği için zararlıdır.

Enfeksiyon hastalıklarının bir bölümü virüslere bağlı olduğuna göre, her ateşli hastaya hemen antibiyotik vermek yanlıştır. Herhangi bir antibiyotik bir hastalığın tedavisinde kullanılmadan önce, bu hastalığı doğurabilen mikroplara karşı bir kültür ortamında denenmeli, bunlardan en etkili olanı seçilmelidir. Yani bir antibiyogram yapılmalıdır.

Antibiyogram yapılamıyorsa, o hastalık için en uygun ilaçları vermelidir. Mesela bademcik iltihabında penisilin veya eritromisin verilmesi çok denenen ve sonuç alınan bir yoldur. Bazı antibiyotikler vücudumuzda vitamin sağlayan bakterileri de yok ettiklerinden, bunları uzun zaman kullanmak doğru değildir. Mutlaka kullanmak gerektiğinde birlikte B kompleks vitaminlerini de vermelidir.

Antibiyotikler, uygun dozda ve yeterli süre alınmalıdır. Hastalık belirtilerinin kaybolmasından en az üç dört gün sonraya kadar antibiyotiğe devam etmelidir. Küçük doz ve kısa süreli antibiyotik alımından hem bir fayda sağlanamaz, hem de bakterilerde mukavemet gelişmesine fırsat hazırlanmış olur. Etki sahasını genişletmek maksadıyla, iki antibiyotiğin beraber verilmesi bazan doğru değildir.

Çünkü biri diğerinin etkisini azaltabilir. Burada genel kaide şudur. Bakteriyi öldürücü bir antibiyotik ile bakterinin üremesini durdurucu diğer bir antibiyotik beraber kullanılmaz. Prensip olarak birbirleri ile olan ilişkileri şüpheli olan, veya bilinmeyen iki antibiyotiği birlikte kullanmamalıdır.

Bazan iki antibiyotiğin beraber kullanımı (kombinasyonu) teorik olarak mümkin olsa bile, yan te’sirlerinden dolayı kombine etmemelidir. Mesela gentamisin ile sefalosporin grubu birlikte verilirse, böbrek yetmezliği yapabilirler (böbrek kanalcıklarındaki tahribattan dolayı). Her antibiyotik, her hastaya verilmemelidir.

Bir böbrek yetmezliğinde tetrasiklin verilirse, üremiye yol açabilir (ürenin kana karışması). Hangi antibiyotiklerin böbrek veya karaciğer hastalıklarında kullanılmayacağı iyice bilinmelidir. Çoğu defa korkusuzca verilen kloramfenikolün, iki üç ay sonra kemik iliğindeki kan hücrelerinin tahribine bağlı derin bir anemiye (kansızlığa) sebeb olabileceği düşünülmelidir.

Bazı antibiyotikler belirli yaşlarda verilmemelidir. Mesela altı yaşından küçüklere tetrasiklin grubu antibiyotikler verilmemelidir. Altı yaşından küçüklere tetrasiklin verildiği zaman, dişlerde kalıcı bir bozukluğa (şekil bozukluğu, renk değişimi, büyümenin durması gibi) sebeb olabilir.

Tetrasiklin ve etki sahası geniş diğer antibiyotiklerin yüksek dozda ve uzun süreli kontrolsüz kullanılması, ağızda veya vücudun herhangi bir yerinde mantar hastalıklarının ortaya çıkmasına sebeb olabilir. Bazı antibiyotikler; ilaçlarla, yemeklerle, meyve suları ile veya sütle alınmamalıdır. Süt ve antiasit mide ilaçları ile alınamayacak olanlara misal; Tetrasiklin grubu.

Meyve suyuyla alınmayacak ilaçlar: Ampisilin, amoksisilin, eritromisin baz, penisilin. Yemeklerle beraber veya süt ile alınamayacak ilaçlar: Metranidazol (müstahzarları: Metrajil tablet) Nalidiksik asit müstahzarları: (Naligram, negram), verem ilaçları (Etambutol, paraaminosalisilikasit, streptomisin, INH cycloserin, Rifampisin) ve eritromisin gibi…

Antibiyotiklerin pek çoğunu hamilelik esnasında almak çok mahzurludur. Bazıları, ana karnındaki çocukta bir çok sakatlıkların meydana gelmesine sebeb olur. Eğer mutlaka antibiyotik vermek gerekiyorsa, penisilin, Spiramicin (rovamycin), ampisilin veya sefalosporin grubu bir antibiyotik gebeliğin ilk üç ayında verilebilir. Gebeliğin dördüncü ayından sonra penisilin ve sefalosporin grubu antibiyotikler çok dikkatli kullanılmalıdır.

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi

Источник: https://www.turkcebilgi.com/antibiyotikler

Antibiyotikler nedir?

Antibiyotiklerle İlgili Gerçekler…

Bu sayfada Antibiyotikler nedir Antibiyotikler ne demek Antibiyotikler ile ilgili sözler cümleler bulmaca kısaca Antibiyotikler anlamı tanımı açılımı Antibiyotikler hakkında bilgiler resimleri Antibiyotikler sözleri yazıları kelimesinin sözlük anlamı nedir almanca ingilizce türkçe çevirisini bulabilirsiniz.

Antibiyotikler; Kimya alanında kullanılan bir terimdir.

Kimya'da terim anlamı:

Bir mikroorganizma (bakteri, mantar, v.b.) tarafından sentezlenen ve başka mikroorganizmaları öldüren veya çoğalmalarını engelleyen maddeler.

Antibiyotikler ile ilgili Cümleler

  • Bu büyüklükte bir apse için sadece antibiyotiklerle yapılacak bir tedavi çare olmayabilir.
  • Antibiyotikler enfeksiyon için bir tedavidir.
  • Birçok kişi antibiyotiklerin virüslere karşı yararsız olduklarının farkında değiller.
  • Etkili antibiyotikler olmadan, herhangi bir ameliyat, küçük olanı bile, ölümcül olabilir.
  • Birçok kişi antibiyotiklerin virüs kaynaklı hastalıklara karşı etkisiz olduklarının farkında değil.

Antibiyotikler hakkında bilgiler

Antibiyotik, herhangi bir mikroorganizma tarafından, başka bir mikroorganizmayı öldürmek veya çoğalmasını durdurmak için üretilen her türlü madde. Antibiyotik üretimi, onu üreten mikroorganizma için selektif bir avantaj sağlar.

Örnek olarak, Penicillium tarafından üretilen antibiyotikler, doğada rekabet halinde olduğu diğer mikroorganizmaların büyümesini önleyerek Penicillium'a rekabette önemli bir avantaj sağlar. Antibiyotiklerin iki çeşidi vardır; biyosidal, mikroorganizmaları öldüren antibiyotikler ve biyostatik, mikroorganizmaların büyümesini ve çoğalmasını (üremesini) önleyen antibiyotikler.

Her ne kadar “sadece” mikroorganizmaların (çoğunlukla bakteriler, ve bazı fungi) ürettiklerine “antibiyotik” tanımı verilebilse de, bugün “antibiyotik” terimi patojenlere zarar veren her türlü kimyasal için kullanılmaya başlanmıştır. Bu yüzden, mikroorganizmalar, hayvanlar ve bitkiler tarafından doğal olarak üretilen bu tür kimyasallara “antibiyotik” demekteyiz.

Aynı zamanda, doğal olarak üretilen birçok antibiyotik madde suni yollardan daha etkili olmaları için modifiye edilmektedir. Örnek vermek gerekirse, doğal olarak üretilen penisilinler bugün kimyasal olarak modifiye edilerek daha etkili olmaları sağlanıyor. Bir başka örnekte, kloramfenikol isimli antibiyotiktir.

Eskiden tamamiyle doğal yollardan elde edilen bu antibiyotik bugün tamamiyle sentetiktir. Antibiyotikler etkili oldukları mikropların metabolik işlemlerine müdahale ederek çalışırlar. Antibiyotikler müdahale ettikleri metabolik işlemlere göre spesifiktir.

Bu metabolik işlemlere örnek olarak; protein sentezi, hücre çeperi sentezi, nükleik asit sentezi veya hücre zarı fonksiyonlarını verebiliriz. Penisilin, vankomisin, florokinolon ve sefalosporin gibi antibiyotikler bugün en çok kullanılan antibiyotiklerdendir. Bu antibiyotiklerin hepsi bakterilerin hücre çeperlerini zayıflatırlar.

Bakterilerin hücre çeperleri uzun peptidoglikan zincirlerinden oluşur. Antibiyotikler bu molekülleri bir arada tutan peptit bağlantılarının sentezini önlerler. Böylece hücre çeperleri zayıflar ve bakteri patlar (lizis). Peptidoglikandan oluşan hücre çeperleri sadece bakterilerde bulunur, hayvan hücre çeperi bulunmazken bitki hücrelerinde selülozdan oluşan hücre çeperleri bulunur. Böylece, antibiyotikler sadece bakterilere zarar verirler.

Antibiyotikler anlamı, kısaca tanımı

Anti : Yunanca karşı anlamında ön ek. Karşı, zıt

Antibiyotik : Bitkilerde, özellikle küf mantarlarında bulunan veya sentezle elde edilen, birçok mikroba karşı kullanılan, penisilin, streptomisin vb. maddelerin ortak adı.

Makrolid antibiyotikler : Moleküllerinde makrosiklik lakton halkası ve buna bağlı dezoksiriboz radikali içeren antibiyotik grubu.

Yemlik antibiyotikler : Büyüme ve yemden yararlanmayı artırmak, sub klinik hastalıkları önlemek, çıkması muhtemel bazı hastalıklara karşı koruyucu etki göstermek gibi nedenlerle yemlere katılan bazı sulfanamit ve tetrasiklin gibi antibiyotikler.

Protein sentezi : Elçi RNA'yı kalıp olarak kullanarak ribozomlarda protein sentezlenmesi.

Elçi RNA'nın ribozoma bağlanmasıyla başlayan ve oluşan polipeptit dizisinin ribozomdan ayrılmasına kadar geçen bir seri reaksiyonlar dizisi.

Başlama (inisiyasyon, I), uzama ve bitirme (terminasyon, R) aşamalarından oluşur. Prokaryot ve ökaryotlarda bu aşamalarda değişik faktörler rol alır ve enerji kullanılır.

Mikroorganizma : Mikroskopla görülebilen organizma.

Peptidoglikan : Bakteri hücre duvarlarında, uzun polisakkarit zincirlerinin kısa peptitlerle enine bağlandığı büyük bir makromolekül grubu. Uzun polisakkarit zincirlerinin kısa peptitlerle enine bağlandığı büyük moleküler grup.

Bakteri hücre duvarında bulunan ve bakteriyi ozmotik lizizden koruyan esas katman.

Gram pozitif bakterilerde hücre duvarının esasını ve en önemli kısmını oluşturan N-asetilglukozamin ve N-asetilmuramik asidin bir peptide kovalent bağlarla bağlanmasıyla oluşan polimer.

Kloramfenikol : Streptomyces Venezuela tarafından üretilen ve protein sentezi inhibitörü olarak kullanılan bir antibiyotik. Streptomyces venezualae tarafından üretilen ve bakterilerde protein sentezini inhibe ederek etki gösteren bir antibiyotik.

Streptomyces venezuella kültürlerinden elde edilen, dikloroasetik asit grubu içeren, nitrobenzen türevi geniş spektrumlu ve antibakteriyel etkinliğini ribozomların 50S alt ribozomlarına bağlanıp aminoasil tRNA’nın akseptör noktaya bağlanmasını engelleyerek oluşturan bir ilaç.

Gıda değeri olan hayvanlarda kullanılması yasak olan bu ilaç Gram pozitif koklar ve basillerle Gram negatif bakterilerin çoğunun oluşturduğu enfeksiyonların tedavisinde kullanılır.

Sefalosporin : Cephalosporium manian tarafından üretilen ve gram pozitif bakterilerin hücre duvarı sentezini engelleyen bir antibiyotik.

Hücre çeperi : Hücre duvarı.

Her ne kadar : Başına getirildiği şartlı cümledeki yargının doğru veya doğal görüldüğünü fakat bunun yeterli olmadığını anlatan bir söz.

Nükleik asit : Bütün canlı hücrelerde özellikle hücre çekirdeğinin proteininde bulunan kompleks asit gruplarından her biri.

Penicillium : Doğada yaygın olarak bulunan küf cinsi.

Kimyasallar : Belli moleküler bileşimdeki maddeler veya bileşikler için, genellikle de tek bir moleküler yapıdaki maddeler için kullanılır. İlaç terimi kimyasal madde yerine kullanılamaz.

Penisilin v : Formülü C16H18O5N2S olan R grubunda C6H5-O-CH2- bulunan Gram pozitif bakterilere karşı etkin olan, ß-laktamaz ile etkisiz hale getirilen bir penisilin türü.

Örnek verme : Bir nesne, durum ve süreci örnekle gösterme.

Kullanılma : Kullanılmak işi.

Hücre zarı : Sitoplazmayı çevreleyen, 75-80 A° kadar kalınlıkta, protein, lipit ve karbohidratlardan oluşan, lipitlerin genellikle fosfolipitler hâlinde çift tabaka oluşturdukları, sıvı mozaik zar modeline göre proteinlerin lipitlere birleşik ya da az veya çok gömülü oldukları, karbohidratların oligosakkarit zincirleri hâlinde bazı lipit ve bazı proteinlere bağlı bulundukları, hücrenin alt, üst ya da yan kısımlarında çeşitli özelleşmeler gösteren, hücreyi koruyan, pek çok hücre faaliyetine katılan yarı geçirgen yapı. Organellerin etrafını çevreleyen zar ise mitokondri zarı, Golgi zarı gibi organellerin adıyla anılır. Plâzma zarı, sitoplâzmik zar, membran, biyomembran, biyolojik zar, plazmalemma. Sitoplazmayı çevreleyen, 75-80 ºA kadar kalınlıkta, protein, lipit ve karbonhidratlardan oluşan, hücreyi koruyan, pek çok hücre faaliyetine katılan yarı geçirgen yapı, plazma zarı, plazmalemma. Hücreleri dıştan kesintisiz çevreleyen, metabolik olaylarda görev alan ve elektron mikroskobunda üç katman hâlinde gözlenen birim zar yapısında organellerden biri, plazma zarı, sitoplazmik zar, plazmalemma, birim zar.

Vankomisin : Hücre duvarının sentezini engelleyen bir antibiyotik. Streptomyces orientalis’ten elde edilen bakteri hücre duvarı üretimini bozarak etki oluşturan antibiyotik.

Diğer dillerde Antibiyotikler anlamı nedir?

İngilizce'de Antibiyotikler ne demek ? : antibiotics

Источник: https://nedir.ileilgili.org/antibiyotikler

Antibiyotikler: Bilmeniz Gerekenler

Antibiyotiklerle İlgili Gerçekler…

Ayrıca antibakteriyel olarak bilinen antibiyotikler, bakterilerin büyümesini yok eden veya yavaşlatan ilaçlardır.

Bir dizi güçlü ilaç içerir ve bakterilerin neden olduğu hastalıkları tedavi etmek için kullanılır.

Soğuk algınlığı, grip, öksürük ve boğaz ağrısı gibi virüslerin neden olduğu enfeksiyonlar, antibiyotiklerle tedavi edilemez.

Bu yazıda, antibiyotiklerin ne olduğunu, nasıl çalıştıklarını, olası yan etkileri ve antibiyotik direncini tartışacağız.

Antibiyotikler hakkında hızlı gerçekler

İşte antibiyotikler hakkında bazı önemli noktalar. Daha fazla detay ve destekleyici bilgi ana makaledir.

  • Alexander Fleming, 1928’de ilk doğal antibiyotik olan penisilin buldu.

  • Antibiyotikler viral enfeksiyonlarla savaşamaz.
  • Fleming bugün gördüğümüz antibiyotik direncinin yükselişini tahmin ediyordu.
  • Antibiyotikler ya bakteriyi öldürür ya da büyümesini yavaşlatır.

  • Yan etkiler diyare ve hasta hissi içerebilir.

Antibiyotikler nelerdir?

Alexander Fleming 1928’de penisilini keşfetti.

Antibiyotikler, belirli enfeksiyonlarla savaşan ve doğru kullanıldığında hayat kurtaran güçlü ilaçlardır. Antibiyotikler ya bakterilerin üremesini ya da yok etmesini engeller.

Bakteri çoğalmadan ve semptomlara neden olmadan önce vücudun bağışıklık sistemi onları öldürür. Beyaz kan hücrelerimiz zararlı bakterilere saldırır ve belirtiler ortaya çıksa bile, bağışıklık sistemimiz genellikle enfeksiyonla baş edip mücadele edebilir.

Bununla birlikte, her şey çok olduğunda ve bazı yardıma ihtiyaç duyulduğunda durumlar vardır; antibiyotiklerin yararlı olduğu yer burasıdır.

İlk antibiyotik penisilin oldu. Ampisilin, amoksisilin ve benzilpenisilin gibi penisilin ile ilgili antibiyotikler, günümüzde çeşitli enfeksiyonları tedavi etmek için yaygın olarak kullanılmaktadır – bu antibiyotikler uzun zamandır etraftadırlar.

Pek çok modern antibiyotik türü vardır ve çoğu ülkede sadece bir doktor reçetesiyle kullanılabilirler.

Antibiyotikler nasıl çalışır?

Çok sayıda farklı antibiyotik olmasına rağmen, hepsi iki yoldan biriyle çalışır:

  • Bakterisidal bir antibiyotik (örneğin penisilin) ​​bakterileri öldürür; Bu ilaçlar genellikle bakterinin hücre duvarının veya hücre içeriğinin oluşumuna müdahale eder.
  • Bakteriyostatik bakterilerin çoğalmasını engeller.

Kullanımları

Bakterilerin neden olduğu bir enfeksiyonun tedavisi için bir antibiyotik verilir. Virüslere karşı etkili değildir.

Bir enfeksiyonunuz varsa, bunun bakterilerden mi yoksa bir virüsden mi kaynaklandığını bilmek önemlidir.

Yaygın soğuk algınlığı ve boğaz ağrısı gibi çoğu üst solunum yolu enfeksiyonları virüslerden kaynaklanır – antibiyotikler bu virüslere karşı çalışmazlar.

Antibiyotikler aşırı kullanılıyorsa veya yanlış kullanılıyorsa, bakterilerin dirençli olma riski vardır – antibiyotik bu tür bakterilere karşı daha az etkili olur.

Geniş spektrumlu bir antibiyotik, geniş bir enfeksiyon yelpazesini tedavi etmek için kullanılabilir. Dar spektrumlu bir antibiyotik sadece birkaç bakteri türüne karşı etkilidir. Bazı antibiyotikler aerobik bakterilere, diğerleri ise anaerobik bakterilere karşı saldırır. Aerobik bakteriler oksijene ihtiyaç duyar, anaerobik bakteriler yoktur.

Bazı olgularda, ameliyattan önce de olabileceği gibi, bir enfeksiyonu tedavi etmekten ziyade antibiyotikler verilebilir. Buna ‘profilaktik’ antibiyotik kullanımı denir. Genellikle bağırsak ve ortopedik cerrahi öncesi kullanılırlar.

Yan etkiler

Aşağıda antibiyotiklerin en sık görülen yan etkilerinin bir listesi bulunmaktadır:

  • İshal
  • Hasta hissetmek
  • Ağız, sindirim sistemi ve vajina fungal enfeksiyonları

Aşağıda antibiyotiklerin nadir yan etkilerinin bir listesi:

  • Böbrek taşlarının oluşumu (sülfonamid alırken)
  • Anormal kan pıhtılaşması (bazı sefalosporinleri alırken)
  • Güneş ışığına duyarlılık (tetrasiklinler çekerken)
  • Kan hastalıkları (trimethoprim alırken)
  • Sağırlık (eritromisin ve aminoglikozitler alındığında)

Bazı hastalar, özellikle yaşlı yetişkinler, şiddetli kanlı diyare yol açabilen iltihaplı bağırsaklara (bir tür kolit) yakalanabilir. En ciddi enfeksiyonlar için kullanılan bir antibiyotik olan klindamisin, genellikle bu yan etkiye sahiptir.

Penisilinler, sefalosporinler ve eritromisin de bu yan etkiyi üretebilir, ancak çok daha nadirdir.

Alerji

Bazı hastalar antibiyotiklere, özellikle de penisililere karşı alerjik bir reaksiyon geliştirebilir.Yan etkiler arasında döküntü, dil ve yüzün şişmesi ve nefes almada zorluk olabilir.

Antibiyotiklere karşı alerjik reaksiyonlar hemen veya gecikmiş hipersensitivite reaksiyonları olabilir.

Bir antibiyotiğe karşı alerjik reaksiyonu olan herkes kendi doktor ve / veya eczacısına söylemelidir. Antibiyotiklere reaksiyonlar çok ciddi olabilir ve bazen ölümcül olabilir – bunlar anafilaktik reaksiyon olarak adlandırılır.

Antibiyotikler aşağıdaki bireyler için aşırı dikkatli kullanılmalıdır:

  • Karaciğer veya böbrek fonksiyonu azalmış olan herkes
  • Hamile olan herkes
  • Emziren herkes

Etkileşimler

Bir antibiyotik alan bireyler, önce bir doktorla konuşmadan diğer ilaçları veya bitkisel ilaçları almamalıdır. OTC (reçetesiz, reçetesiz) ilaçlar da antibiyotiklerle etkileşime girebilir.

Penisilinler, sefalosporinler ve diğer bazı antibiyotikler oral kontraseptiflerin etkinliğini azaltabilir. Antibiyotik diyare / kusmaya neden olmuşsa, kontraseptiflerin emilimi de bozulabilir. Bu ilaçları alan herkes ek kontraseptif önlemler almayı düşünmelidir.

Nasıl kullanılır

Antibiyotikler genellikle ağızdan alınır (ağızdan); bununla birlikte, enjeksiyon yoluyla da uygulanabilir veya doğrudan vücudun etkilenen kısmına uygulanabilir.

Çoğu antibiyotik, birkaç saat içinde enfeksiyona etki etmeye başlar. Enfeksiyonun geri gelmesini önlemek için tüm ilaç tedavisini tamamlamak önemlidir.

Kursun bitiminden önce ilacı almanın durması, bakterilerin gelecekteki tedavilere karşı daha dirençli olma ihtimalinin yüksek olduğu anlamına gelir. Bunun nedeni hayatta kalanların antibiyotiğe biraz maruz kalması ve buna bağlı olarak buna direnç göstermeleridir. Bir birey daha iyi hissetse bile, hala tedavinin seyrini tamamlamaları gerekir.

Bazı antibiyotikler belirli yiyecek ve içecekler ile tüketilmemelidir. Diğerleri aç karnına alınmalıdır – bunlar normal olarak yemeklerden bir saat önce veya 2 saat sonra alınır. İlaçların etkili olabilmesi için hastaların talimatları doğru takip etmesi çok önemlidir. Metronidazol kullanan kişiler alkol tüketmemelidir.

İlaçların emilimini etkileyebileceğinden, tetrasiklinler alınırken süt ürünleri tüketilmemelidir.

Источник: https://trmedbook.com/antibiyotikler-bilmeniz-gerekenler/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.