Aşılar Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Köpek Aşıları

Aşılar Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Haber güncelleme tarihi 03.12.2018 12:07

Özellikle yavru köpeklerin hastalıklara karşı aşılanmaları son derece önemlidir. Bağışıklık sistemleri düşük olan köpeklerin viral enfeksiyonlara kapılabilme olasılıkları oldukça yüksektir. Bunlardan korunmaları ise ancak aşılar ile mümkündür. Bu nedenle aşılama hayati önem taşımaktadır.

Yavru köpeklere uygulanacak bu aşı döneminde birçok önemli husus yer almaktadır.

Yavru köpek aşılama döneminde önce nelere dikkat edilmelidir? Köpek aşı takvimi ve programı nasıl oluşur? Yavru köpeklere yapılan aşıdan sonra bakımı nasıl olmalıdır? Köpek aşıları hakkında bilinmesi gereken önemli bilgiler nelerdir? Hangi hastalıklar sonucunda köpeklere aşılama uygulanır? İşte, tüm bu soruların cevaplarını bu içerikte bulabilirsiniz.

Yavru Köpeklerin Aşılanma Dönemi ve Diğer Bütün Bilgiler

Köpeklerinizin aşılarına başlamadan önce mutlaka parazit tedavisi yapılmış olmalıdır. Parazitler köpeğinizin bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olur. Bu aşamada köpeğinizin aşısı yapılırsa var olan gizli hastalıklar ortaya çıkmaktadır. 

Parazit tedavisi yapılmamış köpeklerde yapılan aşıların etkili ve güvenli olması beklenemez. Aksine teh yaratabilmektedir. Bu nedenle aşı öncesi mutlaka genel sağlık kontrolleri yapılmalı ve aşılama sadece sağlıklı köpeklere yapılmalıdır.

Yavru köpekler 6-8 haftalık olduklarında ilk aşılarına başlanabilir. Aşılara Parvo-Distemper yada karma aşı ile başlanmaktadır. Aradan 21 gün geçtikten sonra karma aşının 2. dozu uygulanmalıdır. Bu aşılar uygulandıktan sonra yavru köpeğinizin bağışıklık sistemi istenilen düzeye ulaşacaktır.

Yavrular 12 haftalık olmadan kuduz aşılarının da yapılması gerekir. Diğer aşıları da yapıldıktan sonra köpeğin bağışıklık sistemini aynı seviyede tutmak için yıllık aşı tekrarlarının yapılması gerekir.

Köpek Aşıları Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Evcil hayvanlarınıza aşı yaptırırken dikkat etmeniz gereken bazı noktalar bulunmaktadır. Bunlar:

  • Aşı, hayvanın vücut ısısının yükselmesine, ateşinin çıkmasına neden olabilir. Bu vücudun verdiği fizyolojik bir tepkidir ve normaldir. Ancak daha ciddi bir durum söz konusu olduğunda derhal veteriner hekiminize başvurmalısınız.
  • Bozuk, tarihi geçmiş ve soğukta saklanmayan, soğuk zinciri korunmamış aşılar asla kullanılmamalıdır.
  • Elde, cepte, çantada taşınan aşıların uygulanmaması gerekir. Aşıların kesinlikle buz kalıpları içinde taşınmasına dikkat edilmelidir.
  • Yapılan aşıyı gösteren aşı etiketini (sticker) petlerinizin sağlık karnesine mutlaka kaydettiriniz ve aşıyı yapan hekime imzalatarak onaylatınız. Üzerinde etiket (sticker) bulunmayan aşıları yaptırmayınız.
  • Aşılar tamamlanıncaya kadar köpeğinizi sokağa bırakmamaya ve başka hayvanlara yakınlaşmasına izin vermemeye gayret ediniz.  
  • Köpeğinizin aşıları tamamlansa bile %100 koruma sağlanamadığını unutmayın ve gerekli önlemleri mutlaka alın. Aşılanmamış köpeklerle temasıntan kaçının, yerden herhangi bir şey yemesine izin vermeyin, başka köpeklerin dışkılarıyla temas etmesine engel olun.

Köpeklerde Aşılama Gerektiren Hastalıklar

Köpeklerde Kanlı İshal (Parvoviral Enteritis): Parvovirus tip 2 tarafından oluşturulan kanlı ishal, ani ölüm ve kusmayla karakterize çok bulaşıcı ve öldürücü viral bir hastalıktır.  

Köpek Gençlik Hastalığı (Distemper): Solunum, sindirim ve sinir sisteminde bozukluklar oluşturan bulaşıcı ve öldürücü bir hastalıktır.  

Köpek Karaciğer Hastalığı (Hepatitis Contogiosa Canis): Başta karaciğer olmak üzere sindirim ve solunum sistemlerini etkileyen, ateşli, akut seyirli bulaşıcı ve öldürücü viral bir hastalıktır.  

Enfeksiyöz Laringotracheitis: Solunum sisteminde bozukluk oluşturan bulaşıcı viral bir hastalıktır.

Leptospirosis: Kanlı ishal, sarılık ve böbek bozukluğu oluşturan bulaşıcı ve öldürücü bakteriyel bir hastalıktır.

Köpek Boğmacası (Cennel Cough): Üst solunum yollarının enfeksiyonudur. Çok bulaşıcı bir hastalıktır.  

Corona Virüs Enfeksiyonu: İştahsızlık, kusma, kanlı ve mukuslu ishal ve mentol depresyonla karakterize bulaşıcı viral bir hastalıkdır.  

Köpek Herpes Virüs Enfeksiyonu: Yeni doğan yavrularda ölümlere, ergin köpeklerde solunum ve ürogenital sistemlerde enfeksiyon oluşturan bulaşıcı viral bir hastalıktır.

Kuduz: Akut seyirli, bilinç kaybı, huzursuzluk, saldırgan tavır, salya artışı, yutkunma güçlüğü ve çeşitli felçlerle karakterize ölümle sonuçlanan bulaşıcı viral bir hastalıktır.

Köpeklerde Yapılması Gereken Aşılar

Kuduz Aşısı (Rabies): İlk aşılama 12 haftalık veya daha büyük olan köpeklere yapılır. Kuduzda aşı tekrarının ise kanunen yılda 1 kez yapılması mecburidir.

Parainfluenza: Üst solunum yolları enfeksiyonlarını engelleyen bir aşıdır. Yavrular 6-7 haftalık oldukları zaman yapılmaya başlanır. Tüm köpeklerde önerilir.

Adenovirus-2: Solunum sistemindeki bulaşıcı hastalıkları önlemektedir. Tüm köpeklerde önerilir.

Distemper: Köpeklerde oluşabilen gençlik hastalığı için yapılmaktadır. Tüm köpeklerde önerilir.

Parvovirus: Kanlı ishal gibi viral hastalıklar için kullanılmaktadır. Tüm köpeklerde önerilir.

Leptospirozis: Tüm köpeklerde önerilir.

Bordatella bronchiceptica: Köpeklerin toplu halde bulunduğu barınak gibi yerlerde bulunan ya da bulunacak olanlara önerilir.

Coronavirus: Köpeklerin toplu halde bulunduğu barınak gibi yerlerde bulunan ya da bulunacak olanlara önerilir.

Borrelia burgdorferi (Lyme Hastalığı): Hastalığın ortaya çıktığı bölgelerde önerilir.

Mantar Aşısı: 3 Aylık olan köpeklere uygulanabilir. Sıcak ve nemli ortamlarda yaşayan köpekler için tavsiye edilir. Genellikle 14 gün arayla iki doz uygulanır.

NOT:Ülkemizde kanuni olarak köpeklere yapılması zorunlu olan aşı sadece kuduz aşısıdır. Kuduz aşısının yanı sıra karma aşının da yapılması ihmal edilmemelidir.

Yavru Köpek Aşıları Takvimi ve Programı

Köpeklerde aşılama dönemi oldukça önemlidir. Köpek aşıları olarak hangi aşının yapıldığı ne kadar önemliyse, aynı zamanda bu aşıların ne zaman yapılacağı da çok önemlidir.

Birçok kişi köpek aşılarının takvimi ve programı hakkında bilgi sahibi değil. Bizlerde, köpek sahibi okurlarımızı bilgilendirmek amacıyla içeriğin bu bölümünde “köpek aşısı takvimi ve programı hakkında” detaylı bilgiler verdik.

İşte. Köpeğinizin sağlığı için gerekli olan “köpek aşıları ve takvimi…”

Yavru Köpeklerin Aşı Takvimi

  • 6.Hafta            Puppy DP
  • 7.Hafta            iç ve dış parazit uygulamaları
  • 8.Hafta            1. Karma Aşı
  • 9.Hafta        Bronşin-KC aşısı ile iç parazit uygulamasının tekrarı
  • 10.Hafta       1. Corona virüs Aşısı
  • 11.Hafta         2. Karma Aşı
  • 12.Hafta         1. Lyme Aşısı
  • 13.Hafta         Kuduz Aşısı
  • 14.Hafta         2. Corona virüs Aşısı
  • 15.Hafta         2. Lyme Aşısı

Yavru Köpek Aşılama Takviminde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Yavru köpeklerin aşılama dönemi oldukça hayati bir öneme sahiptir. Aşılama döneminde yapılacak herhangi bir yanlış, sevimli arkadaşlarımızın acılar çekmesine hatta ölümüne dahi sebep olabilir. Peki, yavru köpek aşı takvimi döneminde nelere dikkat edilmelidir? İşte, yavru köpek aşılma döneminde hayati öneme sahip bilgiler…

  • Aşı uygulaması yapılacak yavru köpeğin en az 7 haftalık yaşta olması gerekmektedir.
  • Aşılanacak hayvan iç ve dış parazitlerinden kesinlikle kurtarılmış olmalıdır.
  • Vücut sıcaklıkları normal(38.5-39.5C°)sınırlar içinde olmalıdır.
  • Aşılanacak hayvan stres oluşturacak etkenlerden kesinlikle uzak tutulmamalıdır. Huysuz olmamalıdır.
  • Hayvana en az bir hafta öncesinden kortikosteroid türü ilaçlardan birisi yapılmamış olmalıdır.
  • Aşılamadan önceki 3 gün ve aşılamadan sonraki 3 gün yavru köpekler kesinlikle banyoya sokulmamalıdır.
  • Aşılanacak hayvanın önceden sütten kesilmiş olması gerekir.
  • Hastalık geçiren hayvanlar, ishal, kusma, iştahsızlık gibi şikayetleri olan hayvanlara aşı uygulanmamalıdır.
  • Yavru köpeğin aşıları tamamen bitmeden yıkanmamalıdır.
  • İki aşılama arasındaki süre 2 – 3 haftadan az olmamalı ve yapılan aşılar yılda bir kez tekrarlanmalıdır.
  • Kullanılan aşılar +2 +4C° de muhafaza edilmiş olmalıdır.

Источник: https://www.neoldu.com/kopek-asilari-10752h.htm

Kuduz Hastalığı Hakkında Bilinmesi Gereken Her Şey

Aşılar Hakkında Bilinmesi Gerekenler
Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Bütün canlılar gibi insanlar da bilgi sahibi olmadıkları ve tanımlayamadıkları durumlardan içgüdüsel olarak kaçınırlar.

İnsan bilincinde bu kaçınma, korku olarak algılanmaktadır. Korku bu haliyle, kişinin varlığını, yaşamını sürdürmesine hizmet eden savunma sistemlerinin bir ön-uyarı mekanizmasıdır ve yaşamın sürdürülebilmesi için gereklidir.

Kuduz hastalığı da halkımızda korkuya dönüşmüştür.

Bu korkunun sebebi hastalıkla ilgili az bilgiye sahip olmaktan kaynaklanmaktadır.

Özellikle eğitim düzeyi yüksek evcil hayvan sahiplerinin bile evde besledikleri minik dostları tarafından tırmalanması veya ısırılması sonucunda, veterinerleri arayarak kuduz tehsi var mı diye sormaları, yetersiz bilgiden doğan korkunun boyutlarını bizlere sunmaktadır. Bu yüzden korku, hastalık olmadan yani korkunun kontrolden çıkarak fobiye dönüşmesine izin vermeden kuduz hastalığı hakkında bilgilenmeniz gerekmektedir.

Kuduz Hastalığı Nedir?

Kuduz, sıcak kanlı canlıların merkezi sinir sistemini etkileyen, bulaşıcı, ölümcül derecede viral bir hastalıktır. Etken, rhabdoviridae ailesinden zarflı bir RNA virüstür.

Hastalığa insanlar da dahil olmak üzere tüm sıcak kanlı hayvanlar duyarlıdır. Klinik belirtileri görüldükten sonra tedavisi yoktur ve hemen hemen tüm vakalar ölümle sonuçlanır. Bu nedenle en önemli zoonoz hastalıklarların başında gelmektedir.

Nasıl Bulaşır?

Kuduz virüsü, sadece enfekte canlının salyasında bulunur. Kuduz olmayan bir canlının salyasında virüs bulunması söz konusu değildir.

Genellikle salyadaki canlı virüs, başka bir canlının vücuduna ısırılma yoluyla girdiğinde bulaşma söz konusu olmaktadır.

Virüs sağlam deriden geçmez ancak enfekte salyanın açık yara, konjuktiva gibi müköz membranlara teması ile de bulaşması mümkün olabilmektedir.

Aynı zamanda hastalığı taşıyan canlının, etinin veya sütünün çiğ tüketilmesiyle enfeksiyonun bulaştığı görülürken, yüksek ısı ve pasterizasyon işleminden geçirilen et ve sütlerde virüsün öldüğü saptanmıştır.

Kuduz virüsünün ısıya ve güneş ışığındaki ultraviyole ışınlara karşı dayanıksız olması, dış ortamda yaşam şansını azaltarak kontakla bulaşma ihtimallerini azaltmaktadır. Bu durum tırnaklarını yalayan enfekte kedilerin, tırmıklayarak virüsü yayma ihtimallerini de minimize etmektedir.

Doğal konakçısı olan kan emici vampir yarasaların bulunduğu mağaralarda, damlacık yöntemiyle havaya saçılan virüslerin, solunum yoluyla alınması ihtimalleri üzerinde durulurken, bu durumun bilimsel olarak kanıtlanmadığı bildirilmiştir.

Isırılma Sonrası Virüsün Vücutta Gelişimi Nasıl Olmaktadır?

Salyada bulunan virüsün, ısırılma bölgesinden veya deri bütünlüğünün bozulduğu bölgeden vücuda girmesiyle enfeksiyonun gelişim süreci başlar. Virüs girdiği bölgedeki kas hücrelerinde çoğalarak en yakın sinir hücrelerine ulaşmaya çalışır.

Sinir uçlarına ulaşan virüs, sinir yollarını takip ederek merkezi sinir sistemine doğru ilerlemeye devam eder. Yolculuk süresi, ısırılma bölgesinin beyine olan uzaklığına göre değişmektedir.

Bu yüzden beyine yakın bölgeden ısırılan canlılarda, virüsün beyine ulaşarak enfeksiyon oluşturma süreci daha kısa olacaktır.

Kuluçka (Inkubasyon) süresi; vücuda giren virüsün miktarına, girdiği yerin merkezi sinir sistemine olan uzaklığına, virüsün hastalık oluşturma gücüne, canlının bağışıklık sistemine bağlı olarak değişmektedir. Bu durumda hastalığın kuluçka süresi 8 günden 2 yıla kadar değişebilmektedir.

Virüsün merkezi sinir sistemine yerleşmesiyle sinir hücrelerinde tahribat başlar. Bu tahribat sonucunda sinir hücrelerinin çekirdekleri bozulmaya başlar. Bozulan sinir hücrelerini, bölgeye gelen savunma hücreleri ortadan kaldırmaya çalışır. Beyindeki bu yıkım sırasında klinik belirtiler başlar. Bu aşamadan sonra tedavi söz konusu değildir.

Klinik semptomlar başlamadan çok kısa süre önce virüs, sinir sistemi yollarını kullanarak salya bezlerine iner ve bu durum virüsün salya ile bulaşmasını sağlar. Sadece kuduz hastalığının klinik belirtilerini gösteren canlıların salyasında kuduz virüsü bulunabilir.

“Kuduz hastalığı gizli bir enfeksiyon değildir ve normal görünen bir canlının salyasında kuduz virüsü bulunmaz.”

Kuduz hastalığı olan bir canlıdaki belirtiler çok spesifiktir ve o canlının kuduz olduğunu 50 metreden görüp anlarsınız.

Hayvanlarda Klinik Belirtiler Nelerdir?

Hastalığın seyri ve klinik belirtileri bütün hayvanlarda aynı olmasına rağmen bazı ufak farklılıklar olabilmektedir. Kuduz enfeksiyonunda 3 devre vardır:

1. Dönem-Sükunet Dönemi: Bu dönem davranış değişiklikleriyle karakterizedir. Yavaş gelişir. Huzursuzluk, korkaklık ve sinirlilik en önemli belirtilerdir. Kalabalık ortamlardan kaçma, evden uzaklaşma, yutkunma zorluğu ve yabancı cisim yeme gibi durumlar vardır. Işığa karşı hasasiyet ve korku (fotofobi) şekillenir. Bu dönem 1-3 gün kadar sürer.

2. Dönem-Saldırgan Dönem: Huzursuzluk gittikçe artar ve saldırganlıkla birlikte ısırma arzusu belirir. Gözler kızarık ve dışarı fırlamış gibi görünür. Genellikle yavaş seyreden bu dönem kudurma dönemi olarak bilinir. Kuduz virüsünün tükürük bezlerine indiği dönemdir.

3. Dönem-Felç Dönemi: Ölümden önceki bu son dönemde yüz kasları,  özellikle çene kasları, gövde ve ayak kaslarında felçler meydana gelir.

Alt çene kasındaki felç nedeniyle hayvanın çenesi kapanmaz ve salya akışı mevcuttur. Su içerken yutak bölgesindeki kasılmalardan dolayı çok şiddetli ağrılar oluşur.

Bu yüzden sudan korkma (hidrofobi) oluşur. Ölüm, solunum felci sonrası olur.

İnsanlarda Klinik Belirtiler Nelerdir?

Kuduz bir canlı tarafından ısırılan bir insanda önleyici bir tedavi yapılmazsa, hastalığın oluşum süresi tamamlandıktan 1-4 gün sonra klinik belirtiler görülmektedir.

Isırılma bölgesinde kızarıklık ve kaşıntılarla başlayan belirtiler; ateş, halsizlik, baş ağrısı, huzursuzluk, kas ağrıları, boğaz ağrısı, iştahsızlık, bulantı, kusma ve kuru öksürük gibi belirtilerle devam eder. Daha sonrasında düşünce ve davranış bozuklukları sonucu saldırganlık şekillenir.

Nörolojik belirtiler ise; hiperaktivite, oryantasyon bozukluğu, hayal görmeler, sara krizleri, ense sertliği, sık ve hızlı nefes alma, felçler ve salya artışı olarak ortaya çıkar.

Hiperaktivite atakları 1-5 dakika süreyle ve aralıklı olarak meydana gelmekte; kendisini saldırganlık, kendi kendine ve etrafındakilere vurma, koşma, ısırma şeklinde göstermektedir. Işık gibi görsel uyarıların atakları başlatabilmesi, kişilerde fotofobi (ışıktan korkma) gelişmesine neden olmaktadır.

Hastaların bir kısmı ataklar sırasında su içmek istemekte ve bu sırada boğaz kaslarının kasılması nedeniyle kişide tıkanma, boğulma, ağrı hissi ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle de hastalarda hidrofobi (sudan korkma) olayı gelişmektedir. Ataklar sırasında hastanın bilinci yerindedir.

Bu nörolojik belirtilerin başlamasından 4-10 gün sonra koma hali gelişir. Koma durumunun süresi saatler ya da aylar sürebilir ve sonunda hasta yaşamını kaybeder.

Hastalığın Teşhisi Nasıl Yapılır?

Klinik belirtileri gösteren şüpheli vakanın hikayesinde, kuduz ihtimalli bir canlı tarafından ısırılması teşhiste yardımcı olur. Ancak klinik belirtiler oluştuktan sonra tedavi mümkün olmadığından dolayı teşhiste önemli olan, hastalık belirtileri oluşmadan durumun tespit edilmesi ve hastalık oluşumunun önlenebilmesidir.

Hastalığın gelişim sürecinde laboratuvar tahlilleri anormal görüntüler vermediği için hastalığın bu devrede teşhisi pek mümkün olamamaktadır. Bu yüzden aşılama ve serum uygulamaları şüpheli vakalarda hayati öneme sahiptir.

Kuduz ihtimalli görünen vakada teşhise giderken, Dünya Sağlık Örgütünün de kabul ettiği 3 metoddan yararlanılmaktadır. Bunlar; Histopatolojik Muayene Metodu, Floresan Antikor Tekniği ve Deneme Hayvanı inokulasyonudur.

Histopatolojik muayenede beyinden alınan dokuların, ışık veya elektron mikroskobuyla taranması sonucu negri cisimcikleri aranır. Floresan Antikor Tekniğiyle virüs antijenleri tespit edilebilir.

Deney hayvanlarına, şüpheli vakanın beyin dokusundan elde edilen numunelerin enjekte edilmesiyle ve deney hayvanlarında kuduz enfeksiyonunun laboratuvar ortamında oluşmasıyla yanılma payını ortadan kaldırarak kesin teşhise gidilmektedir.

Hastalığın Kontrolu ve Korunma Nasıl Yapılmalıdır?

Bölge belediyeleri tarafından oluşturulan sağlık merkezlerinde, kısırlaştırma operasyonu yapılarak başıboş hayvanların sayıca kontrol altına alınması önemlidir.

Bu merkezlerde operasyon sonrası dostlarımızın bakımları ve kuduz aşıları yapılarak bölgelerine geri bırakılmaları sağlanmaktadır.

Kulak küpesi takılarak bırakılan sokaktaki dostlarımızın kısır olduğunu ve kuduz aşılarının yapıldığını bilmenizi isteriz.

Evde beslediğiniz sevimli dostlarınızın, sorumluluğunuz gereği olarak yıllık koruyucu kuduz aşılarını yaptırmalısınız.

Kuduz virüsüyle karşılaşma riski yüksek olan sağlık personeli ve hayvan bakıcıları, koruyucu kuduz aşılarını mutlaka yaptırmalıdırlar.

Isırılma Sonrası Tedavi Prosedürleri Nelerdir?

Öncelikli olarak şüpheli bir canlı tarafından siz veya sevimli dostlarınız ısırıldığında, yara bölgesinin bol sabunlu suyla yıkanması gerekmektedir.

Bu işlem eğer mevcutsa bölgedeki virüs sayısını önemli derecede azaltacaktır. Ardından virüs iyota karşı hasssas olduğu için tentürdiyot veya yoksa alkolle yıkanmalıdır.

Derin yaralanmalarda tetanoza karşı aşılama ve antibiyotik kullanımı şarttır.

Daha sonrasında ısıran canlıyla ilgili bilgi toparlanmalıdır. Sahipli bir dostumuzsa, sahibine kuduz aşısının ne zaman yapılmış olduğunu ve aşı karnesini sormalısınız. Ellerinde kayıtlı bir aşılama belgesi yoksa veteriner hekimlerindeki kayıtlardan takibinin yapılması gerekir.

Veteriner hekimin ısıran dostumuzla ilgili kontrolleri sonrasında, sağlık durumuyla ilgili bir sorunun olmadığını ve kuduz aşısının zamanında yapıldığına dair raporunu sizlere sunması,  güvenilir bir referans olarak kabul edilir.

Bu durumda sahipli ve kuduz aşısı zamanında yapılmış agresif yapıdaki bir kedi veya köpek tarafından ısırılma sonrası aşılama programına geçilmesi gereksizdir. İçinizin daha da rahat olması için sahibiyle 10 gün bağlantı kurmanız tavsiye edilir.

Bu takip süreci sırasında sahipli ve kuduz aşısı yapılmış dostumuzda sorun olmayacağından, bu durum psikolojik olarak sizlere destek olacaktır.

Sahipsiz ve kuduz aşısı olmayan bir canlı tarafından şüpheli ısırılma vakalarında, ısıran canlı 10 gün gözetim altında tutulmalıdır. Bu süreç içinde klinik belirti göstermeyen veya ölümle sonuçlanmayan durumlarda hastalık ihtimali yok demektir.

Takibi yapılamayan şüpheli ısırılma olaylarında veya kuduz olduğu tespit edilen bir canlı tarafından ısırılmalarda, ölümcül hastalık ihtimaline karşı tedavi prosedürlerinin başlatılması hayati öneme sahiptir. Tedavi için en önemli silahlar antiserumlar ve aşılardır.

Aşılar Güvenli Midir? Tam Koruma Sağlar Mı?

Bugün kuduz aşıları çok yüksek teknoloji ile hücre kültürlerinden üretilen aşılardır ve son derece etkin ve güvenlidir. Eskiden hayvan beyninden üretilen kuduz aşıları ile oluşan yan etkilerden, insanlarda kuduz aşısına karşı bir korku gelişmiştir. Günümüzde üretilen hücre kültürü aşılarında kesinlikle kuduza ait yan etki meydana gelmemektedir ve güvenle kullanılmaktadır.

Aktif ve pasif bağışıklama prensiplerine göre işleyen 2 aşılama şekli mevcuttur.

Aktif bağışıklamada ısırılan canlıya ölü kuduz virüsü verilerek, vücudun antikor adını verdiğimiz koruyucu hücreleri oluşturması sağlanır.

Aciliyet gerektiren durumlarda pasif bağışıklama prosedürleri uygulanarak, hazır kuduz antikorlarını içeren serum vücuda verilir. Bu sayede şüpheli vakalarda zaman kaybı önlenmiş olur.

Şüpheli bir ısırılma olayına maruz kaldığınızda, aşılama şekli ve aşılama programları hakkında, ilgili sağlık kuruluşlarından bilgi almanızı tavsiye edilir. Size sunulan aşılama programını aksatmadan uygulamanız yasal olarak zorunludur.
Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.

Источник: http://www.evinizdeegitim.com/kuduz-hastaligi-hakkinda-bilinmesi-gereken-her-sey/

GRİP AŞISI HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKEN 13 ÖNEMLİ BİLGİ

Aşılar Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Eylül ve Ekim ayının en popüler sorusu ile karşınızdayım sayın okur. Çocuğuma grip aşısı yaptırmalı mıyım, yaptırmamalı mıyım? Bu aralar hava sıcaklıkları mevsim normallerinin üzerinde seyretse de  de kış soğukları, dolayısı ile de grip kapıda.

Her yıl grip aşısı yaptıranlar olduğu gibi hiç grip aşısı yaptırmayanlar hatta aşıya tamamen karşı olanlar var.

 Ülkemiz için kesin veri yok elimizde ama Amerika Birleşik Devletleri’nde 2016-2017 grip sezonunda 100’den fazla ABD’li çocuğun girip nedeni ile hayatını kaybettiğini ve gene binlerce çocuğun grip virüsü veya buna bağlı  komplikasyonlar nedeniyle hastaneye kaldırıldığını biliyoruz.

  Ben de Amerikan Pediatri Akademisi’nin 2017-2018 grip aşısı için önerilerini baz alarak bu konuda merak edilenleri siz Günce Anne okurları için derledim. İşte grip aşısı hakkında en çok merak edilenler…

Kaç tip grip aşısı vardır?

Canlı ve inaktif olmak üzere iki tip grip aşısı vardır.  Canlı aşı, burun yoluyla ve beş yaştan büyük çocuklarda uygulanır. Ancak tıpkı geçen yıl olduğu gibi bu yıl da grip virüsüne karşı etkisi olmadığı için canlı atenüe aşıların kullanılmaması gerekiyor.

Grip aşısı kimlere öneriliyor?

Amerikan Pediatri Akademisi 6 aydan büyük tüm çocukların ama özellikle de astım, şeker, nörolojik hastalığı, kalp hastalığı, bağışıklık sistemi bozukluğu olan yani ciddi grip geçirme riski olan kişilerin ve bunların yakın çevresinin aşılanmasını öneriyor. Bunun yanında sağlık personeli ve 6 aydan küçük çocukların yakın çevresi, tüm hamile ve hamilelik planlayan,  emziren kadınları da aşılanması gereken grup olarak belirtmekte. Ülkemiz Sağlık Bakanlığı’nın önerileri de benzer yönde.

Grip aşısını neden her sene yaptırmak zorundayız?

Çünkü grip aşısının koruyuculuğu 6 ay ila bir yıl arasında sürüyor. Ve grip virüsü sık sık yapısını değiştiren bir virüs olduğu için  aşılar da her yıl bu yeni yapıya göre yeniden yapılıyor.

Grip aşısı için en uygun zaman nedir?

Grip aşısı için en uygun zaman sonbaharda Eylül sonu ve Kasım başı arasıdır.  İdeali  en geç Ekim ayı sonunda aşılanmış olmaktır. Ama aşı Eylül ve Nisan ayları arasında herhangi bir zamanda yapılabilir.

  Ancak ideal zaman Eylül- Ekim ayıdır. Çünkü grip mevsimi Eylül- Ekim gibi başlamaktadır.

Özellikle 6 ay- 8 yaş arası, aşıyı ilk kez yaptıracak çocuklarda aşı iki doz halinde uygulanacağı için  Eylül ayının tercih edilmesi daha doğru olur.

Aşının dozu yaşa göre değişir mi?

Evet.

  • 8 yaşından büyük çocukalar için tek doz yeterlidir
  • 6 ay – 8 yaş arası çocuklarda ise; daha önce grip aşısı olmuşsa (diğer senelerde)  tek doz, ilk kez grip alısı oluyorsa 1 ay ara ile 2 doz uygulanır.

Grip aşısının yan etkileri nelerdir?

Aşı yapılan yerde ağrı, kızarıklık veya şişme, ateş (2 yaş altında aşılananların %10-35inde görülmekte) kas ağrıları, bulantı, uykuya eğilim, baş ağrısı titreme seste boğukluk, acıyan, kızarmış ve kaşınan gözler, nadiren de olsa  hayatı tehdit eden ciddi alerjik reaksiyonlar.

Yumurta alerjisi olanlar aşı yaptırabilir mi?

Evet. Ancak bu durumda aşıyı bir doktor gözetiminde ve sağlık kuruluşunda yaptırmalısınız. Aşıdan sonra 30 dakikalık bir gözlem süresi yeterli olacaktır.

Grip aşısı gribe neden olur mu?

Hayır olmaz.  Çünkü inaktif bir aşıdır. ‘’Geçen yıl aşı oldum ama gene de hastalandım.’’ dediğinizi duyar gibiyim. Olabilir çünkü aşının koruyuculuğu % 50-60 civarında.  Veya aslında siz belki de grip değil nezle oldunuz. Başka bir ihtimal siz virüsü aşı olmadan önce aldınız ve kuluçka döneminde aşı oldunuz.

Koruyuculuğu ne kadar?

Genelde yıldan yıla değişmekle birlikte ortalama olarak,  yaklaşık % 50 ila 60 arasında değişir. Bu oran elbette istediğimiz kadar yüksek bir oran değil ama eğer aşınız yoksa influenza virüsü ile karşılaştığınızda hastalanma ihtimali  çok daha yüksek. Ve aşılanmış kişiler hasta olsalar bile hastalığı daha hafif atlatma ihtimalleri yüksek.

Grip aşısı diğer aşılar ile birlikte uygulanabilir mi?

 Grip aşıları, diğer aşılarla aynı zamanda, ancak vücudun farklı bir yerinden verilebilir. Diğer canlı aşılar ile (MMR ve suçiçeği aşıları gibi) birlikte veya en az 4 hafta arayla verilebilir.

Hamileyken yapılan grip aşısı yenidoğan bebeği gripten korur mu?

Hamileyken yapılan grip aşısının yenidoğan bebeği bir miktar koruduğuna dair yayınlar var. Ancak tabii % 100 koruma sağlanması söz konusu değil.

Grip aşısı otizme neden olur mu?

Bugüne kadar grip aşısının veya başka herhangi bir aşının otizme sebep olduğuna dair geçerli bir kanıt elimizde bulunmamaktadır.

En önemli soru: Grip aşısı olalım mı?

Ee şimdi Amerikan Pediatri Akademisi, Sağlık Bakanlığı  önerdi diye gidip aşı mı olalım? Yanıt: Eğer risk grubunda değilseniz siz bilirsiniz. Şöyle ki; her ilacın, tıbbi uygulamanın olduğu gibi aşıların da çeşitli istenmeyen  etkileri   mevcut.  Bunun yanında aşı %100 koruma sağlamamakta aşılananların bir kısmı enfeksiyonu geçirmektedir.

İşe diğer yönden bakacak olursak;   grip hem çok kolay yayılma özelliği nedeniyle, hem de belirli grup hastalarda var olan  sağlık sorunlarını  ağırlaştırarak ölümlere neden olduğu için ciddiye alınması gereken  bir bulaşıcı hastalıktır.

 Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, her yıl dünyada 250-500 bin kişi mevsimsel gripten etkilenmekte, pek çok insan da hayatını kaybetmektedir. Ayrıca iş yerlerinde ortaya çıkan grip salgınları ciddi boyutlarda ekonomik kayıplara neden olur.

Yani özetle söylemek istediğim eğer siz ve çocuğunuz risk grubunda değilse aşının ve aşılanmamanın yarar ve olası zararlarını tartın, düşünün, çocuğunuzu takip eden doktora danışın ve grip aşısı hakkında kendi kararınızı kendiniz verin.

Источник: https://gelisimvecocuk.com/grip-asisi-hakkinda-bilinmesi-gereken-13-onemli-bilgi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.