Aşırı Şeker Tüketimi Kalp Sağlığının Düşmanı

içerik

Şeker Bir Sağlık Düşmanı — Multi Yaşam

Aşırı Şeker Tüketimi Kalp Sağlığının Düşmanı

Şeker Tüketiminin Yan Etkisi
Yemeklerde aşırı şeker kullanımı sağlıklı bir alışkanlık değildir. Fakat sadece az sayıda insan şekeri uygun miktarlarda kullanırken çoğu insan fazla miktarlarda kullanır.

Başka bir deyişle insanlar genellikle sadece şekerden ekstra 500 kalori almaktadır. İnsanlar şekerin sağlığa faydalı olmadığını bilir fakat fazla şeker tüketiminin zararının çok fazla doymuş yağ, trans yağ ve tuz tüketimi kadar zararlı olmadığını düşünürler.

Bu inanış tamamen yanlıştır.

Şekerin birtakım şaşırtıcı fakat zararlı etkileri vardır.

1)  Şeker Kalbe Zarar Verir

Fazladan şeker tüketimi kalp hastalıklarına yakalanma riskini artırır.
Elde edilen verilere göre şeker kalbin pompalama mekanizmasını etkilemekte ve kalpte arıza riskini artırmaktadır. Şeker temel olarak kalp krizinden sorumlu kötü kolesterolü ve trigliseridleri (bir çeşit yağ asidi) artırır.

2)  Şeker Göbek ve Bel Çevresi Yağlarını Artırır

Günümüzün en önemli sağlık sorunlarından biri obezitedir. Çocuklardaki obezite vücudun belli yerlerindeki yağ birikiminin sonucudur. Bunun bir nedeni fruktoz yüklü içecekler ve meşrubatlardır.

Aşırı fruktoz alımı (fakat glikoz alımı değil) öncü yağların olgunlaşmasına neden olur. Bu yağlar bel çevresinde birikerek gelecekteki kalp hastalıklarının ve diyabetin riskini artırır.

Şeker ayrıca kilo alımını, yeme arzusunu ve uyuma zorluklarını artırır.

3)  Şeker Sessiz Katildir

Obezite her hastalığın öncüsüdür ve obezitenin temel nedeni aşırı şeker tüketimidir. Aşırı fruktoz alımı leptin direncini de artırır. Leptin bize yeterli miktarda yemek aldığımızı bildiren bir hormondur.

Buradaki problem ise genellikle beyinden gelen bu sinyali dikkate almayız. Şekerin sessiz katil olarak adlandırılmasının nedeni ise yol açtığı hastalıklara haber vermeden yani belirtiler göstermeden neden olmasıdır.

4)  Şeker Bağışıklık Sistemini Zayıflatır

Bağışıklık sistemimiz hastalıklara karşı vücudumuzun en önemli güvenlik mekanizmasıdır.

Yüksek miktarda şeker alımı çalışmalara göre bağışıklık sisteminin bakterilere, virüslere, parazitlere ve çeşitli mikroorganizmalara karşı mücadele yeteneğini önemli ölçüde zaafa uğratmaktadır.

Bir insanın her yemekte şeker kullandığını varsayarsak bu insanın bağışıklık sistemi her bir günde kapasitesinin yarısı kadar güçle işlevini yerine getirir.

5)  Şeker ve Alkol Vücutta Karaciğere Karşı Aynı Toksik Etkiyi Gösterir

Bilim adamları ihtiyaç fazlası alınan fruktoz ve glikozun tıpkı alkol gibi karaciğere aynı zehirleyici etkiyi yapmaktadır. Şeker alkol gibi karaciğer üzeride kronik etkilere yol açmaktadır. Elde edilen verilere göre karaciğer hasarı aşırı kalori ya da kilo artışı olmadan da ortaya çıkabilmektedir.

6)  Şeker Kronik Hastalıkların Öncüsüdür

Fazla miktarda ve sürekli şeker tüketimi kandaki insülin miktarını artırır. İnsülin pankreas tarafından kan şekerini artırmak için salgılanan bir hormondur. Şeker ne kadar fazla tüketilirse pankreas o kadar insülin salgılar.

Verilere göre kronik insülin yüksekliği bazı kalp hastalıklarına, kansere, sivilceye, polikistik yumurtalık sendromuna, ve hatta miyopa davetiye çıkarmaktadır. Azalan şeker miktarı insülinin de azalmasına neden olur. İnsülin yüksekliğinin neden olduğu birçok kronik rahatsızlık vardır. Bunlar:

  • Şeker bağışıklık sistemini baskı altına alır.
  • Şeker vücudun mineral dengesini bozar.
  • Hamilelik ve emzirme periyodunda aşırı şeker tüketilirse fetüste kas gelişimi olumsuz etkilenir.
  • Gazlı içeceklerdeki şeker çocukların süt tüketimini engeller.
  • Şeker doku ve hücreleri tahrip eden reaktif oksijen türlerini artırır.
  • Şeker çocuklarda hiperaktiviteyi, gerginliği, konsantrasyon problemlerini ve huysuzluğu artırır.
  • Şeker fazlası zararlı olan trigliserid yağ asidi miktarını artırır.
  • Şeker vücudun bakterilere karşı savaşında direncini artırır.
  • Şeker yumurtalık kanserine neden olabilir.
  • Şeker vücutta krom ve bakır minerali eksikliğine neden olur.
  • Şeker yaşlanmayı hızlandırır.
  • Diş çürümelerini hızlandırır.
  • Vücudun kalsiyum ve magnezyum emilimini güçleştirir.
  • Alkol bağımlılığını tetikler.
  • Yaş ilerledikçe gözleri daha zayıf hale getirir.
  • Dopamin, serotonin ve nöroepinefrin gibi nörotransmitterlerin zamansız salımını sağlayarak vücudun duygusal tepkilerini dengesizleştirir.
  • Çocuklarda adrenalinin daha hızlı salınımına neden olur.
  • Gastrit ve oniki parmak bağırsağı ülserini tetikler.
  • Kandaki E vitaminini azaltır.
  • Periyodontal diş hastalıklarına neden olur.
  • Besin alerjilerine neden olur.
  • Çocuklarda egzama gibi cilt hastalıklarına yol açar.
  • DNA’nın yapısını bozabilir.
  • Hamilelik esnasında kan zehirlenmesine neden olur.
  • Kardiyovasküler hastalıklara zemin hazırlar.
  • Katarakta neden olur.
  • Damar tıkanıklığına neden olur.
  • Düşük yoğunluklu lipoproteinleri (LDL) artırır.
  • Enzimlerin fonksiyonlarını bozar.
  • Pankreasın çalışma düzenini bozar ve kadınlarda pankreas kanserine neden olur.
  • Böbreğin boyutunu artırarak böbrekte patolojik değişikliklere neden olur.

Источник: https://multiyasam.com/sekerin-zararlari/

Bayramda Kalp Krizi Riski Artıyor

Aşırı Şeker Tüketimi Kalp Sağlığının Düşmanı

Oruç sebebiyle değişen beslenme düzenine, bayram süresince dikkat edilmediği takdirde kalp sağlığı olumsuz yönde etkilenebiliyor. Bayramda sağlıksız beslenmek ve aşırı tatlı tüketmek kalp krizini tetikleyebiliyor. Bu sebeple kalp hastalarının diğer zamanlarda sürdürdükleri diyetler ve tedavileri bayramda da aksatmamaları gerekiyor.

Central Hospital’dan Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Sinan Çoşkun Turan, “Yapılan araştırmalar en çok bayram dönemlerinde kalp ve damar hastalıkları şikayetiyle hastaneye başvurulduğunu belirtiyor.

Bunun en önemli sebeplerinden biri Ramazan boyunca oruç nedeniyle aç kalan kişilerin psikolojik olarak aşırı yemek yeme eğilimi göstermeleridir.

Ancak gereğinden fazla yemek hem kalbe hem de bedene ağır yükler bindirir.” diyor.

Sağlıksız beslenme kalp düşmanı

Ülkemizde ve tüm dünyada en önemli sağlık sorunlarının başında kalp hastalıkları gelmektedir. En hayati organlarımızdan biri olan kalp, her türlü rahatsızlığa karşı oldukça hassastır.

Çünkü sağlıksız bir beslenme ve yaşam biçimi kalp hastalıklarına zemin hazırlayabilir. Özellikle Ramazan ayı süresince oruç tutan ve metabolizmaları yavaşlayan kalp hastalarının çok dikkatli olmaları gerekir.

Bayram süresince bilinçsizce yemek ve tatlı tüketiminde aşırıya kaçmak ciddi sağlık sorunlarına sebep olabilir.

Kalp hastalıkları bayramda artıyor

Yapılan araştırmalar en çok bayram dönemlerinde kalp ve damar hastalıkları şikayetiyle hastaneye başvurulduğunu belirtiyor.

Bunun en önemli sebeplerinden biri Ramazan boyunca oruç nedeniyle aç kalan kişilerin psikolojik olarak aşırı yemek yeme eğilimi göstermeleridir.

Ancak gereğinden fazla yemek hem kalbe hem de bedene ağır yükler bindirir. Bayram süresince yanlış beslenmek sadece kalp sağlığını olumsuz etkilemez. Vücudun temel ihtiyaçları da doğru karşılanmamış olur.

Aşırı şeker kalbe zarar

Ramazan Bayramı toplumumuzda adeta bir şölen havasında geçirildiğinden tatlı ve çikolata tüketimi de fazla olur.

Ancak şeker tüketiminde aşırıya kaçmak aşırı şeker yüklenmesine, sonrasında da ani şeker düşmesine sebep olabilir. Hatta kalp yetmezliği ve kalp krizi sonucu ölümler de yaşanabilir.

Bu sebeple kalp, kolesterol, yüksek tansiyon ve diyabet hastalarının doktor kontrolünde hareket etmeleri şarttır.

Bir defadan bir şey olmaz demeyin

Geleneksel olarak misafirlere ikramda bulunma ve ikramları geri çevirmeme alışkanlığımız olduğundan bayram ziyaretleri sürekli yemek yeme odaklıdır. Bu sebeple kalp hastalarının diğer zamanlarda olduğu gibi bayram süresince de diyetlerine uymaları gerekir.

Kalp hastalarının sağlıklarını koruyabilmeleri için çok şerbetli ve unlu tatlılardan, şeker ve çikolata gibi gıdalardan uzak durmaları gerekir. Bir defadan bir şey olmaz düşüncesiyle hareket etmek geri dönüşü olmayan sonuçlara sebep olabilir.

Kalp hastaları bayram süresince tatlı ihtiyaçlarını sütlü tatlılarla ya da meyve yiyerek gidermelidirler.

Kızartma yerine ızgara ya da haşlama

Kalp ve damar hastalıkları devamlı kontrol gerektiren bir rahatsızlıktır ancak hastalığın seyrinde beslenme alışkanlıklarının da önemli bir payı vardır.  Bu nedenle kalp hastaları bayram boyunca yiyecekleri her türlü besine çok özen göstermelidir. Yağlı et yemekleri ve kızartmalardan uzak durulmalıdır.

Bunların yerine taze mevsim sebzelerinden yapılmış sulu yemekler tüketilmelidir. Eğer bayramda et yenmek isteniyorsa da mutlaka sebze içinde pişirilmelidir. Ya da yiyecekler hazırlanırken fırınlama, buğulama, haşlama ve ızgara gibi pişirme yöntemleri kullanılmalıdır. Börek, poğaça gibi hamur işlerinin hazmı oldukça zordur.

Hem kalbi hem de mideyi yorduğundan tüketilmemelidir. Ekmek tercihi ise tam tahıllı olmalıdır.

Aşırı çay tüketimi çarpıntı yapabilir

Ramazan süresince vücudun sıvı dengesinde bozulmalar olduğundan bayramda su tüketimi de ihmal edilmemelidir. Vücudun sıvı ihtiyacı mümkün olduğunca sudan karşılanmalıdır.

Bir kişinin günlük tüketmesi gereken su miktarı 2 litredir. Bayram yaz aylarına denk geldiğinden harareti gidermek için çay tüketimi de fazlalaşır.

Ancak aşırıya kaçıldığında hastada çarpıntı, sinirlilik hali ve tansiyon bozuklukları görülebilir. Aynı durum kahve için de geçerlidir.

Günde en az 30 dakika yürüyün

Kalp hastalarının beslenme haricinde fiziksel aktivitelerine de dikkat etmeleri gerekir. Özellikle Ramazan boyunca yapılan hareketlerde yavaşlama olduğundan vücut ağırlarmış olabilir.

Bu sebeple bayram süresince fiziksel aktivite olarak her gün 30 dakika yürüyüş yapılmalıdır. Bayram ziyaretleri yakın mesafede ise de araç yerine mutlaka yürümek tercih edilmelidir.

Düzenli yapılan fiziksel aktivitelerin metabolizmayı hızlandırdığı, kan şekerini ve kolesterolü azalttığı ve kalp sağlığını korumaya yardımcı olduğu unutulmamalıdır.

Источник: http://centralhospital.com/Haberler/bayramda-kalp-krizi-riski-artiyor/

Şekerin Zararları Nelerdir?

Aşırı Şeker Tüketimi Kalp Sağlığının Düşmanı

Beslenme programımızda aşırı şeker bulunması, eğer sağlıklı bir yaşam sürmek istiyorsak çok da iyi bir fikir sayılmaz. Yine de, sadece küçük bir azınlığımız şekeri önerildiği miktarda tüketiyor, kalanımız ise oldukça fazla şeker yemekte. Aslında dünya çapında ortalamaya bakıldığında, insanlar günlük 500 kalori fazladan almaktalar.

Bu da aslında, haftada fazladan 1 kilo almak isteyenlerin neler tüketmesi gerektiğine verilecek cevaptır. Çoğu insan fazla şeker kullanımının sağlığa zararlı olduğunu bilir. Ama nedendir bilinmez, insanlar fazla şeker tüketiminin, fazladan doymuş veya trans yağ, sodyum ve kalori almaktan daha az zararlı olduğunu düşünürler.

Belki de insanlar, şeker sodyum veya yağ deposu olmadığından, kötünün iyisi olarak kabul ettiler ya da bilmedikleri şey onlara zarar vermez gibi bir düşünce yapısı benimsemişlerdir. Eğer şekerin gerçekten vücudunuza neler yaptığını bilseydiniz, onu kaçınılması gereken gıdalar listesinin en başına yerleştirirdiniz.

İşte şeker hakkında fikrinizi değiştirecek ve sizi şaşırtacak 9 madde!

Uzun zamandır, fazla şeker tüketiminin kalp hastalıklarına yakalanma oranını büyük ölçüde arttırdığını biliyoruz. Fakat 2013’de yapılan bir araştırmaya göre, şeker direk kalbin kan pompalama mekanizmasını etkiliyor ve kalp yetmezliği riskini arttırıyor.

Bulgular spesifik olarak şekerin içinde bulunan ve glikoz metaboliti glikoz-6-fosfat ismindeki moleküle odaklanıyor ve soruna neden olan kalpteki kas proteinlerinin değişimlerinin kaynağı olarak bu molekülü gösteriyor. Bu bahsettiğimiz protein değişimleri, kişiyi direk kalp yetmezliğine sürükleyebilir.

Maalesef kalp yetmezliği teşhisi koyulan insanların yarısı, beş yıl içinde hayatlarını kaybetmekteler.

Gençler arasında yaşanan obezite oranı son 30 yılda üç katına çıktı. Çocuklar için ise obezite oranları iki katına çıktı. Birçok insan, araştırmaların gösterdiği üzere gelecekteki halimizin ne kadar “iri” olacağının farkında.

Fakat bu araştırmaların ötesinde ve çocuklardaki obezitenin frenlenmesi için yapılan girişimlerde, durumu anlamak için tek yapılması gereken okullara, parklara ve alışveriş merkezlerine bakmaktır. Buradaki çocuklara bakıldığında birçoğunun yağlanması bel bölgesinde başlamaktadır.

Peki neden? Bunun bir sebebinin fruktoz yüklü gıdaların piyasadaki artışı diyebiliriz.

2010’da çocuklar üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, aşırı fruktoz tüketimi, iç organlardaki yağ hücrelerinin gelişmesine, kişinin büyük bir göbek sahibi olmasına ve daha da kötüsü gelecekte kalp rahatsızlıkları ve diyabetle karşı karşıya kalmalarına sebep olmaktadır.

3.Gerçek, Sessiz Katildir

Kenara çekil, tuz ve sebep olduğun hipertansiyon, artık bir rakibin var. Anlaşılan asıl sessiz katilimiz tuz değil, şekermiş. 2008 yılında yapılan bir araştırmaya göre, aşırı şeker tüketiminin, leptin direnci denilen bir kondisyonun artışıyla arasında bir bağ var.

Leptin dediğimiz madde aslında, insanın ne zaman doyduğunu anlamasını sağlayan bir hormon. Ama problem şu ki, genelde beynimizi bize gönderdiği sinyalleri görmezden geliyoruz.

Gerçi bazı insanlar için, leptin dediğimiz bu hormon basit anlamıyla çalışmak istemiyor ve o kişiyi vücudunun işlemesi için yeterli olacak gıdayı aldığını anlamasını sağlayacak “sinyal”den mahrum bırakıyor. Bu durum, gıdaların aşırı tüketimine ve dolayısıyla obeziteye yol açıyor.

Neden mi sessiz katil dedik? Çünkü tüm bunlar, semptom ya da herhangi bir belirti olmadan, bir anda gerçekleşiyor. Eğer geçen yıla göre daha kilolu olduğunuzu düşünüyor ve sebebini bilmiyorsanız, vücudunuzu ne kadar şekerle beslediğinize bakmalısınız demektir.

4.Kanser Oluşumuyla İlgili Olabilir

Beslenme dünyasında, insülinden bahsetmeden şekerden konuşmak oldukça zordur. Bunun sebebi, insülinin şekerin damarlardan hücrelere giden yoldaki küçük refakatçisi olmasıdır.

Eğer çok fazla şeker tüketirsek ya da insülin gerektiği gibi çalışmazsa -ki bu da büyük ihtimalle çok şeker tüketmemizden dolayıdır- vücudumuz iflas eder. Literatürde yerini alan bağlantılardan biri, insülin direnci ve kanser arasındaki ilişkidir.

2013 yılında yapılan bir araştırmaya göre, bağırsaklardaki şeker, GIP (ß-katenin isminde şekere bağımlı bir protein tarafından yönetilir) denen bir hormonun oluşumunu tetiklemiş ve bu da pankreasın insülin salgılamasının artışına neden olmuştur.

Araştırmalar ß-katenin’in aslında hücrelerin kanser oluşumuna karşı duyarlılıklarını etkileyebileceği sonucuna ulaşmıştır. Ayrıca, yüksek şeker ve nişasta alınımı ile kolon ve meme kanseri hastalarının hayatta kalma oranları arasında negatif bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır.

5.Şekere Olan “Bağımlılığınız” Genetik Olabilir

Eğer daha önce, kesinlikle şekere bağımlıyım dediyseniz, aslında haklı olabilirsiniz.

579 kişinin dahil olduğu bir deney sonucuna göre, ghrelin denilen bir hormonu genetik değişikliğe uğramış olanlar, herhangi bir genetik değişiklik yaşamayanlara göre çok daha fazla şeker (ve alkol) tüketme eğilimindeler.

Ghrelin, beyninize aç olduğumuz sinyalin gönderilmesini sağlayan hormondur. Araştırmacılar, ghrelin salınımını etkileyen genetik değişimlerin, kişinin tatlıya düşkünlüğüyle alakalı nörolojik bir ödül sisteminin geliştirip geliştirmemesiyle alakalı olduğunu düşünmekteler.

6.Şeker ve Alkol Vücutta Benzer Zararlar Bırakıyor

2012 yılında yayımlanan bir makalede, içki şişelerinin üzerinde gördüğümüz uyarıların, şeker içeren ürünlerin de üzerine koyulması gerektiğine dair bir fikir öne sürülmüştür.

Fikri öne atan kişi, fazla miktardaki fruktoz ve glikozun karaciğer üzerinde alkolün yaptığına benzer zehirli bir etkisi olduğunu kanıt olarak öne sürmüştür. Dahası şeker, alkolün sebep olduğu çoğu kronik durumların aynılarını yaratma riski taşımakta.

Son olarak, ince ve fit oluşunuz, fruktozun karaciğerinize zehirli etkiler yapmayacağını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Bazı durumlarda, fazla kalori ya da kilo almadan, karaciğer hasarları oluşabilmektedir.

7.Şeker Beyin Gücünüzü Baltalayabilir

Çocukluğuma dönüp baktığımda, normalde olması gerekenden çok daha fazla şeker tükettiğimi hatırlıyorum. O zamanlar gençliğimin tadını çıkarmalıydım, zira yapılan araştırmalara göre, şekerin kişinin yaşlanma sürecini hızlandırması söz konusu olabilirmiş. 2009 yılındaki bir araştırmaya göre, glikoz tüketimi ile hücrelerimizin yaşlanması arasında bir ilişki mevcut.

Hücrelerin yaşlanmaları süreci, gözlerimizin yanında kırışıklıklar gibi basit şeylerle beraber, kronik hastalıklara da sebep olabilmektedir. Fakat daha korkutucu bir kanıt şekerin beynin yaşlanma sürecini de etkileyebileceğini söylemektedir. Yapılan araştırmalara göre, fazla şeker tüketimi ile hafıza sorunları ve zihinsel sağlık arasında bir bağ olduğu bilinmektedir.

8.Aşırı Şeker Tüketimi Ömrünüzü Kısaltabilir

2013 yılında yapılan bir araştırmaya göre gerçekleşen 180.000 ölümün şekerli gıdaların tüketimiyle alakalı olabileceği savunulmuştur. Sadece Amerika’da, sırf bu yüzden ölen 25.000 kişi kayıt edilmiştir. Araştırmacılar, gerçekleşen ölümlerin şekerli gıdaların tüketimi, kronik diyabet riski, kalp hastalıkları ve kanserle bağlantılı olabileceğini açıklamışlardır.

9.Şeker Kilo Almanıza Neden Oluyor

En önemli ve en açık gerçeği sona bıraktık. Birçoğunuz, hangi kaynaktan geldiği önemli olmaksızın, eğer yakılmazlar ise tüm kalorilerin yağ olarak depolanacaklarının farkında olabilirsiniz. Fakat asıl fark edilmesi gereken, diğer besinlerin şekerin bünyesinde eksik olması, şekeri daha kolay ve daha çok tüketilmesine sebep oluyor.

Bu durum maalesef, pusuda bekleyen teh hakkında bizi uyaracak herhangi fiziksel etki olmamasına sebep oluyor. Lif, yağ ve protein bakımından zengin olan yiyecekler ile doygunluk hissinin artması arasında bir bağlantı var.

Fakat şeker ise, size ihtiyacının olandan daha fazla kaloriyi verecek, ama yeteri kadar doymuşsunuz gibi hissettirmeyecektir.

Son olarak, dikkat çekilmesi gereken bir nokta da, sütün (yani laktozun) içinde bulunan basit şekerler, yazımız boyunca incelediğimiz diğer şekerler gibi sağlığa zararlı etkiler göstermiyor. Meyvelerden de aldığımız bu basit şekerler, aynı zamanda hastalıklarla savaşan bileşiklerde içerdiğinden, tüketilmesi o kadar da endişe verici bir şey değildir.

Источник: https://evdesifa.com/sekerin-zararlari-nelerdir/

Şeker Tüketiminin Sağlığa Zararları

Aşırı Şeker Tüketimi Kalp Sağlığının Düşmanı

Şekeri aşırı tükettiğimiz zaman, sağlığımızı ve esenliğimizi zedeler. Peki şeker yemeği nasıl sınırlandırmalıyız?

Çalıştığımız anlarda tatlı genelde yorgunluğumuza teselli olur, konsantre olamayacağımız zaman yardım eli, bitkin hissettiğimiz zamanlarda ve tabii ki hedeflerimize ulaştığımızda tam bir  ödül olur.

Tatlıya karşı koyamayan her birimiz için, aşırı şeker tüketimi vücudumuzu ve ruh halimizi olumsuz etkileyebilir.

Peki neden tatlıyı beslenmemizde kısıtlamamız gerek ve aynı zamanda hayatımızın geri kalan kısmını şekersiz geçirmeliyiz? Bunlar için yapabileceğimiz küçük değişiklikler hayatımızdan şekeri uzak tutmak gibi kolayca ulaşabileceğimiz bir yola bizi sokabilir.

Aşırı şeker tüketimi sağlığımızı ve esenliğimizi birçok yönden olumsuz etkiler:

Kalpte çarpıntı yapar

Aşırı şeker tüketimi, özellikle kardiyovasküler hastalık riskini yükseltiyor olduğundan lipidemik profilimizi olumsuz etkileyebilir.

Aşırı miktarda şeker kullanımı kanda trigliserit seviyelerini arttırabilir, böylece kalp hastalığı riski artar.

Buna ek olarak, ABD’li araştırmacılara göre, vücudumuzdaki yüksek şeker seviyesi, kalp ritminin ve tansiyonun yükselmesine neden olan beynin bir bölgesini etkiler.

Gülüşü yok eder

“Çok şeker yemeyin, çünkü dişleriniz çürür.” Bu uyarıyı duymayan yoktur dimi? Nitekim, tatlılar çürük riskini arttırır fakat tek teh şeker değildir.

Şeker  içeren kahveler, gazlı içecekler, çikolatalı sütler, şekerli sakızlar ve önemli carinogenik etkilere sahip kuru meyvelerde bulunur.

Journal of Dental Research dergisinde yayınlanan Newcastle Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre, şeker, aşırı miktarlarda tüketildiğinde, çürüğe neden olan bakterilerin üretimini artırır, bu nedenle yediğimiz her tatlı sonrası, dişlerimizi fırçalamak çok önemlidir.

Hafızayı “yiyor”

Basit beyaz şekerler açısından zengin bir diyet sadece kalçanızı büyütmekle kalmaz, aynı zamanda beynimize de zarar verebilir. Berlin Charité Üniversitesi’ndeki bilim adamları, çok yüksek seviyelerde glikozun, uzun süreli hafızayla ilişkili olan beynin bir parçası olan hipokampüsün küçülmesine yol açtığını buldu.

Cildi yaşlandırır

İleri yaşlara kadar güzel bir cilde sahip olmak ister misiniz? Yapabileceğiniz en iyi şey şekeri kesmektir.

Şeker gibi basit şekerlerin aşırı tüketimi, erken kırışıklıkların ortaya çıkmasına neden olurken aynı zamanda cilt proteinlerine, kolajen ve elastine zarar verir.

Bununla birlikte, özellikle de çene altında akne oluşumunu oluşturarak kadınsal hormonların seviye dengesini de bozabilir.

Şişkinliğe neden olur

Şeker yedikten sonra yediğiniz miktarı düşürmenize rağmen, her zaman açıklanamayan bir şişkinlik hissedersiniz. Peki bunun sebebi ne olabilir? Birçok gıdada (örn.

Elma, şeftali) bulunan monogasarit türü Fruktoz, aynı zamanda birçok standart ürünlerde (örn. Meyve suları) sıklıkla dolaşımımızda gaza neden olur, çünkü vücuda kolayca absorbe edilemez.

Ayrıca, şekeri yiyerek, sindirim sürecinde, kötü’ bağırsak bakterilerinin, şişkinlik ve ağrıya neden olan gazlar üretmesine neden olursunuz.

Vücut savunmasını zayıflatır

Çok miktarda şeker tüketmek, vücut sağlığını koruyan bağışıklık hücrelerini zayıflatır. Vücudun savunması, büyük ölçüde, bağırsaklarımızda yer alan ve orada yaşayan “iyi huylu ” bakteriler tarafından korunur.

Şeker ve probiyotikler gibi değerli besin  olmayan, şeker açısından zengin bir beslenme, “kötü” bakterilerin coğalmasını desteklemektedir ve bu nedenle bizi virüs ve mikrobiyal saldırılara karşı savunmasız hale getirmektedir.

Erkekler Ne Zaman Andropoz Olur? Andropozun Belirtileri ve Tedavisi

Bize kilo aldırır

İki beden düşmek ister misiniz? Bu olayı basitleştirebilirsiniz: Tükettiğiniz şeker miktarını bayağı azaltmalısınız. Basit şekerler karaciğerde metabolize olurlar. Karaciğer büyük miktarlarda tüketilen şekeri eritmede zorlandığından, onu karın ve uylukların etrafında birikme eğiliminde olan yağa dönüştürür.

Vücut gücümüzü düşürür

Şeker enerjimizi baltalıyor. Günlük beslenmemizde, özellikle de hemen ayılma ve enerji gerektiğinde beyaz şekerler gereklidir. Beyaz şeker tüketimi, beyin ve kaslardaki en önemli “besin” olan kandaki glukoz seviyesini hızla arttırır.

Bununla birlikte, bize verdikleri güçlü enerji miktarı uzun sürmez. Glikoz seviyeleri çabucak düşer ve sonra enerjimizin alt üst olduğunu hissederiz.

Vücudum gücünü tekrar toplayabilmesi için daha çok şeker tüketimi gerektirir, böylece ruh halimizi olumsuz etkileyen kısır bir döngü yaratır.

Uykumuzu “kaçırır”

Uzmanlar, her gece Morfea’nın kucağına ulaşana kadar bir sürü koyun sayıyorsanız eğer o zaman şeker alımını azaltmaya çalışabilirsiniz, diyorlar. Hem uykuya dalma güçlüğü, hem de uyku kalitesinin düşük olması (örneğin geceleri uyanma) beslenmedeki işlenmiş şeker zenginliğine bağlı olabilir.

Şeker tüketimi, uykudaki gelişimde önemli rol oynayan serotonin ve melatoninin salgılanmasına katkıda bulunan iki hormonun oluşturduğu nörotransmiterlerin etkisini bloke eder. Bu ayrıca, yatağa yatmadan önce biraz fazla şeker tükettiğimiz durumlarda, uyumakta zorlanma gerçeğiyle de açıklanabilir.

Libidoyu “düşürür”

Düşük erotik arzunuzun şeker tüketiminin aşırı olmasından kaynaklanabileceği söylendiğinde, büyük olasılıkla güleceğiniz düşünülür. Ve yine … Cinsel zayıflık her zaman bir organik veya psikolojik nedenden kaynaklanmaz. Aynı zamanda, şeker bağımlılığı gibi masum günlük alışkanlıklarla da ilgili olabilir.

Yüksek kan şekeri seviyesi cinsel aktiviteden sorumlu olan seks hormonlarının (erkeklerde testosteron ve kadınlarda östrojen) üretimini olumsuz şekilde etkiler. . John Hopkins Üniversitesi tarafından ABD’de yapılan araştırmalar çok fazla şeker tüketen erkeklerin yaşamlarının bir noktasında erektil disfonksiyon geliştirebileceğini gösterdi.

Aynı çalışmaya göre, diyabetli erkeklerin% 50-75’inde erektil disfonksiyon görülmektedir.

Pişmanlık yaratmayan tatlı yiyin

Küçük ve kademeli beslenme değişiklikleri tatlının tadının nasıl olduğunu unutturmadan şekeri sınırlamamıza yardımcı olabilir:

* Meyve, suyunu almak için sıktığımız zaman, içinde bulunan doğal mineraller kaybolur ve bunun yerine bardakta saf şeker kalan meyve suyunu içmek yerine taze meyveleri bütün olarak yiyebilirsiniz.

* Glisemik indeksi düşük tutarak bizi kaloriden kurtaran ve dolayısıyla insülin üretimini düşüren doğal veya suni yerine geçen maddeler veya tatlandırıcılar (örn. Stevia, aspartam) kullanabiliriz.

* Standart gıdaların etiketlerini dikkatle okumalıyız. Malzemelerin listesi ne kadar uzunsa, içerdiği şeker miktarı o kadar fazladır.

Источник: https://www.necibe.com/seker-tuketiminin-sagliga-zararlari-7954/

Aşırı Şeker Tüketimi Kalbi Hasta Ediyor

Aşırı Şeker Tüketimi Kalp Sağlığının Düşmanı
Kardiyoloji,Koroner Yoğun Bakım Ünitesi
Memorial Ataşehir Hastanesi

Şekerli gıda ve içecek tüketme alışkanlığı bir bağımlılık olarak değerlendirilebilir mi? Hayatın vazgeçilmez tatlarından biri olan şeker ve şeker katılmış yiyecekler, vücudumuzda aslında tatları gibi güzel etkiler yaratıyorlar mı? Şeker kimlerine göre vazgeçilmez bir damak tadı olsa da kalp sağlığına etkileri her zaman tatlı sonuçlar doğurmuyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Zeynep Tartan, fazla şeker tüketiminin kalp sağlığına olumsuz etkileri hakkında bilgi verdi.

Şeker tüketiminizi dengeleyin kalp sağlığınızı koruyun

Her şekerin vücuttaki işlenme ve dönüşüm biçimi farklıdır. Vücudun, gıda içindeki şekere cevabı birçok faktöre bağlı olarak değişkendir.

Yiyeceğin içeriği (yağ, şeker, protein, lif, nişasta içeriği), hazırlanma biçimi, birlikte yenilen yiyeceklerin kombinasyonu, yaş ve kişinin vücut kompozisyonu (yağ- kas oranı) değişkenliği sağlayan faktörlerdir.

Örneğin; pişmiş nişastalı yiyeceklerden pirinç, patates, ekmek kan şekerini fazla yükseltirken; kabuklu pirinç veya pişmemiş nişastalı yiyeceklerin kan şekerini yükseltici etkisi yavaştır. Kan şekeri ani yükselmeyince daha az insülin salgılanmasına neden olur.

Lif içeriği yüksek, tam tahıllı yiyecekler şekeri yavaş yükseltir. Dolayısıyla kraker veya şeker içeriği yüksek yiyecekler yerine; tahıl ve lif içeriği yüksek bisküviler daha iyi bir alternatif olabilir.

Aşırı şeker tüketimi diyabete neden olarak kalp sağlığınızı olumsuz etkiler

Birçok hazır gıda içinde “Yüksek fruktozlu mısır şurubu” ismine rastlanmaktadır. Gıda endüstrisinde çok kullanılan fruktozlu mısır şurubu, özellikle gazlı içeceklerin ve meyve sularının ve/veya konsantre meyve sularının içinde bulunmaktadır.

İçecek üretiminde kullanılan yüksek fruktoz içerikli mısır şurubu aslında sanıldığı gibi saf fruktoz içermeyip, etkisi masa şekeri ile benzerdir.

Fazla miktarda tüketilmesiyle, insülin direnci yaratarak obezite ve şeker hastalığının oluşumuna zemin hazırladığı bilinmektedir. Benzer şekilde tansiyonu artırıcı etkileri olduğu da bilinmektedir.

Bu yiyecek ve içecekler aslında besleyici hiçbir değeri olmayan sadece boş kalorilerdir. Bu sebeple sağlıklı nesiller için özellikle çocukluk yaşta bu tür yiyecek tüketme alışkanlığını değiştirmek gerekir

Hazır kek, bisküvi ve krakerlere dikkat!

Şeker tüketimindeki artıştan sorumlu olan içeceklerin yanı sıra; çikolata, kek, bisküvi, kraker ve şeker gibi abur cuburlardan da uzak durulması gerekir. Özellikle yiyecek ve içeceklerde çok fazla kullanıldığı için fruktoza dikkat edilmelidir.

Tatlandırıcı olarak cazip bir şekilde öne çıkmasındaki en önemli sebep; fruktozun şeker hastalığı olan kişilerde insülin salgısını uyarmadan kullanılabilir olmasıdır.

Ayrıca fruktoz, sukroz ve glukoz maddeleri fazla alındığında (günlük toplam enerjinin %20’den fazlası bunlardan sağlanıyorsa) karaciğerde trigliserid denilen yağın daha fazla üretilmesine ve iyi huylu kolesterol olan HDL-K’ nın da miktarının azalmasına neden olmaktadır. Bunun sonucu olarak da kalp ve damar hastalığı riskinin artmasına yol açar.

Tatlandırıcılar sanıldığı gibi masum değil

Tatlandırıcılar, diyet yapanların en önemli kurtarıcısı gibi gözükmektedir. Aslında şeker yerine kullanılan tatlandırıcı çeşitlerinin birbirinden farklı özellikleri ve etkileri vardır. Sorbitol, mannitol gibi (şeker alkolleri) tatlandırıcılar şekersiz gıda üretiminde sıklıkla kullanılır.

Kalorilerinin düşük olması diğer bir cazip özellikleridir; ama bu şekerler de vücuda alındıktan sonra karaciğerde fruktoza dönüşüp aynı etkileri yaparlar. Şeker tatlandırıcılı içeceklerin yemekle tüketilme miktarı iki kat artmıştır. Şekerli içecek tüketiminin artışı aslında kendisi ile birlikte alınan katı yiyecek tüketimini de artırarak kilo alımına sebep olmaktadır.

Örnek olarak bir kutu kola 12 oz (330 ml)’ dan 18 oz (500 ml) ’a çıkarıldığında yiyecekten alınan enerji miktarı kadında %10, erkekte %26 daha fazla artmıştır. Her gün sadece 50 kkal fazladan alındığı var sayıldığı takdirde yıl sonunda toplam 2.5 kilo artış olmaktadır. Benzer şekilde yağdan fakir veya yağsız denilen “Fat-free” yiyeceklere de diyetlerde dikkat etmek gerekir.

Bu tür gıdalar da karbonhidrat miktarı yüksek olduğu için sanılanın aksine kilo alımına neden olabilir.

Şeker yerine meyveyi tercih edin

Diyette tüketilen basit şekerlerden oluşan karbonhidrat miktarı arttığı zaman, kan yağlarından trigliseritlerde de belirgin artış olmaktadır. Trigliserit artışı iyi huylu kolesterol olarak bilinen HDL-K’yı düşürür.

Ancak karbonhidrat ailesinden basit şekerler yerine, kompleks karbonhidratlardan zengin beslenmek (sebze, meyve ve tahıldan zengin) hem kan yağları hem tansiyon üzerinde olumlu etkiler doğurur.

Günlük enerjinin %20 ‘den fazlasını sukroz, fruktoz ve glukozdan sağlanması trigliseritlerin artışına neden olur. Bu etki erkeklerde kadınlara oranla daha belirgindir.

Yüksek şeker içerikli içeceklerin ve gıdaların tüketilmesi aynı zamanda kişiyi damar sertliğinin başlangıç aşamasına götürebilir. Diğer bir değişle kötü huylu kolesterolün (LDL-K) oksitlenmesine ve damar duvarına yerleşmesine sonuç olarak damarı tıkayan plakların gelişimine neden olur.

Güncellenme Tarihi: 18 Nisan 2012Yayınlanma Tarihi: 18 Nisan 2012

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/asiri-seker-tuketimi-kalbi-hasta-ediyor/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.