Aşırı Temizlik Zararlı!

DERGİ – Aşırı temizlik neden zararlı?

Aşırı Temizlik Zararlı!

Katia Moskvitch BBC Future

Telif hakkı Getty

Temizlik çağında yaşıyoruz. Sabunlarımız antibakteriyel, temizlik malzemelerimiz mikropların yüzde 99,9’unu yok etme vaadinde bulunuyor. Mikropların zararlı olduğunu herkes biliyor.

Fakat bazı bilim insanları astım ve diğer alerjik hastalıklara yol açabileceği için aşırı temizliğin doğru olmadığını söylüyor. Peki takıntı derecesinde temizlik ile etrafımızdaki bakterilerle yaşamayı öğrenme arasında dengeli bir durum oluşturulabilir mi?

19. yüzyıl sonlarında Alman doktor Robert Koch’un bulguları sayesinde belli bakterilerin belli hastalıklara yol açtığını öğrenmiş olduk. O günden bu yana temizlik ve sanitasyon nedeniyle insan sağlığında büyük ilerleme kaydedildi.

Fakat bütün mikroplar zararlı değil.

Bazı bakterilerin rahatsız edici hatta ölümcül hastalıklara yol açtığı biliniyor; ama birçoğu da yararlı: Bağırsaklarımızda vitamin üretirler, cildimiz üzerinde bir tabaka oluşturarak zararlı mikroplara karşı korurlar ve besinleri sindirmemize yardımcı olurlar.

Vücudumuz dışındaki ortamlarda ise organik artıkları parçalar, dünyadaki oksijenin yarısını üretir, havadaki nitrojen seviyesini düzenler, yani dünyayı yaşanılır kılarlar. Bugün araştırmacılar insanların kendilerine zarar verecek ölçüde “aşırı temiz” hale geldiğini söylüyor.

[attention type=green]
1989’da İngiliz epidemiyoloji uzmanı David Strachan çocuklukta bazı hastalıklara maruz kalmanın daha ileri yaşlarda alerjilerin gelişmesine karşı koruma sağladığı tezini ilk ortaya atan kişiydi.
[/attention]

Alerjiler, insanın bağışıklık sisteminin zararsız bir maddeyi büyük bir saldırı olarak algılayıp aşırı tepki göstermesi sonucu ortaya çıkar. Uzmanlar, bağışıklık sistemimiz onlarla yaşamayı unuttuğu için vücudumuzun bazen yararlı mikroplara karşı da tepki gösterebileceğini belirtiyor.

Mikroplarla tanışma

Bu nedenle vücudumuzda yaşayan mikropların bize ne tür yararı olduğunu anlamak gerekiyor. Londra’daki UCL Üniversitesi’nden epidemiyolog Graham Rook çevredeki çeşitli mikroplarla vücudun tanışmasının da önem taşıdığını söylüyor. Bazıları buna “mikroplarla tanışma terapisi”diyor.

Yere düşen bebek emziği örneğinden yola çıkarsak Rook, bebeğe yeni bir steril emzik vermektense önce annenin emerek temizlemesinin daha yararlı olduğunu, bu yolla bebeğin vücut mikroplarının gelişiminin hızlandırılarak alerji riskinin azaltılacağına inanıyor. Rook bu amaçla çiftlikte üretilmiş çeşit içeren bir beslenmenin, dışarıda spor yapmanın, çoğumuzun kirli olarak düşündüğü köpek gibi hayvanlar besleyerek maruz kalınan mikrop çeşitliliğini artırmanın önemine vurgu yapıyor.

Ancak henüz vücutta hangi mikrop türünün yetersiz olması durumunda hangi hastalıkların ortaya çıktığına dair fazla bilgi bulunmuyor. Rook bir gün bunun bilgisine de sahip olacağımızı, ancak bu işin teknik ve istatistiksel olarak çok karmaşık olduğunu ifade ediyor.

Uzmanlar vücuttaki mikropları bağışıklık, otizm, alerji, otoimmünite, ruh hali ve merkezi sinir sisteminin gelişmesi ile ilişkilendiriyor. Mikroplarla tanışma terapisi doğduğumuz andan itibaren başlıyor. Normal doğum sonucu doğan bebeklerde sezaryenle dünyaya gelenlere kıyasla daha az alerji görüldüğü, ilk andan itibaren mikroplu ortamla tanışmanın bunda etkili olduğu belirtiliyor.

Nasıl yıkamalı?

Ancak aşırı temizlik nedeniyle bu iyi mikroplarla tanışma şansımız giderek azalıyor. Fakat hastalığa yol açan bakteriden sakınırken iyi bakterilerle tanışmak nasıl mümkün olacak? Uzmanlar el yıkamak gibi temel ilkelere uymak gerektiğini söylüyor.

İnsanlar arasındaki bulaşıcı hastalıkların en önemli bulaşma nedenini kirli eller olarak görüyor. Elleri temizlemek ise ne kadar uzun süreyle değil, ne kadar iyi yıkadığınızla ilgili.

Bunun için el en az 15 saniye boyunca sabunla ovulmalı ve sonra akar suyun altında iyice durulanıp kurulanmalıdır.

Fakat vücudun her tarafını bu şekilde yıkamak gerekmez. Uzmanlar aşırı temizliğin zararlı organizmalara karşı vücudu sağlıklı kılan mikrobik ortamı bozduğunu söylüyor. Örneğin her gün uzun uzun yıkanmak derideki yararlı bakterileri de temizliyor. Bu nedenle genital bölgenin ve çok terlenen yerlerin yıkanması ve iç çamaşırların her gün değiştirilmesi salık veriliyor.

Evi zararlı bakterilerden arındırmak içinse haftada bir baştan aşağı temizlik yerine, günlük yaşamın bir parçası olarak gerektiğinde temizlik yapmak öneriliyor. Örneğin mutfaktaki doğrama tahtalarında sebze doğramışsanız bunların temizliği yemek sonra kalabilir, ama çiğ balık, tavuk gibi yiyecekler doğranmışsa anında temizlemek gerekir.

Nemli havlular

Hastanelerde yapılan araştırmalarda mikrop ve virüslerin çarşaf ve havlulardan kolayca yayılabildiğini gösteriyor. Uzmanlar bu eşyaların evde haftada bir değiştirilmesini, havlu gibi kişisel temizlik malzemelerinin ise kimseyle paylaşılmamasını öneriyor. Havluların 60 derecede yıkanması, daha düşük derecede yıkanıyor ise çamaşır suyu kullanılması gerektiği belirtiliyor.

Tuvalette ise sifon çekilirken klozetin kapağının kapatılması önem taşıyor. Aksi halde mikropların yayılıp çoğalması tehsi söz konusu olabilir. Pijamaların da haftada bir yıkanması gerekiyor.

Kısacası yararlı bakterileri korumak adına kimsenin pislik içinde yaşaması önerilmiyor. Ancak biyologlar, evden çıkıp korulukta ve ormanda zaman geçirmenin, çocukların toprağa ve bitkilere dokunmasının yararlı mikroplarla karşılaşma anlamında önemli olduğuna inanıyor.

Hastalık sonrası güç kazanma

Araştırmalar, aşırı temiz ortamlarda büyümemiş çocukların astıma ve diğer alerjik hastalıklara daha az yakalandığını gösteriyor. Bazı bakterilerin ise insanı bağırsak hastalıklarına ve depresyon gibi bazı ruhsal hastalıklara karşı koruduğu biliniyor.

Hijyen konusundaki hipotezler doğru ise son 20 yılda astım ve alerjide görülen artışı açıklamak mümkün olabilir. Suyu filtreleyerek kullanma, aşırı antibiyotik kullanımı, çevresel kirlilik artışı gibi kamu sağlığı alanındaki diğer gelişmelerin de etken olduğu söyleniyor.

Ancak aşıların alerji artışında herhangi bir rol oynamadığına inanılıyor. Ayrıca her hastalığın ardından vücudun güç kazandığı, bu nedenle en ufak bir rahatsızlıkta bile ilaçlara baş vurmanın vücudu zayıflattığı belirtiliyor.

Bu makalenin İngilizce aslını BBC Future’da okuyabilirsiniz.

Dergideki diğer makalelere buradan ulaşabilirsiniz.

Источник: https://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/11/151123_vert_fut_asiri_temizlik

Temizlik olmazsa olmazımızdır. Çok kirli olmanın verdiği zararla, aşırı temizlik yapmanında bir o kadar zararı olduğu görülmekte.

Bu yazımızda Aşırı temizlik zararlı mı? Aşırı temizlik yapmak alerjiyi tetikler mi? Aşırı temizlik neden zararlı? Temizliğin bilimsel sınırı nedir? Aşırı titizlik hastalık mı?Evimi elektrikli süpürgeyle temizlemeli miyim? Yiyecekleri yıkamalı mıyım? Klozetin kapağını kapatmalı mıyım? Havluları nemli bırakmak mikrop mu yayar? Nasıl havlu temizliği yapılmalı? 5 saniye kuralı gerçekten de geçerli mi? Yıkanmaktan vazgeçmeli miyim?sorularının cevabını bulabileceksiniz.

Temizlik çağında yaşıyoruz. Sabunlarımız antibakteriyel, temizlik malzemelerimiz mikropların yüzde 99,9’unu yok etme vaadinde bulunuyor. Mikropların zararlı olduğunu herkes biliyor.

Temizlik konusunda görünürde birbirleriyle çelişen bilgilerle karşı karşıya kalıyoruz.

Sağlık kurallarına uymanın bizleri sayısız mikrop ve hastalıklardan koruduğu açıkça bilinen bir gerçek.

19. yüzyıl sonlarında Alman doktor Robert Koch’un bulguları sayesinde belli bakterilerin belli hastalıklara yol açtığını öğrenmiş olduk. O günden bu yana temizlik ve sanitasyon nedeniyle insan sağlığında büyük ilerleme kaydedildi.

Öte yandan, kimi bakterilerin sağlığa yararlı oldukları, temizlik ürünlerinin içerdikleri kimi malzemelerin bizlere zarar verebilecekleri, giderek tırmanışa geçen alerjilerin ve daha başka rahatsızlıkların ardında aşırı düzeyde temizliğin yatabileceği yönünde de veriler var.

Bazı bilim insanları astım ve diğer alerjik hastalıklara yol açabileceği için aşırı temizliğin doğru olmadığını söylüyor. Peki takıntı derecesinde temizlik ile etrafımızdaki bakterilerle yaşamayı öğrenme arasında dengeli bir durum oluşturulabilir mi?

Özellikle de bu son konuda bir tutarsızlık olduğu kesin. Avrupa’da 150 milyonu aşkın kişinin alerjileri olduğu ve bu sayının her geçen gün daha da arttığı belirtiliyor. Uzmanlar 2020’lere gelindiğinde Avrupa nüfusunun yüzde ellisinde en az bir tür alerjinin olabileceğine dikkat çekiyorlar.

1997-2007 yılları arasında ABD’de çocuk alerjilerindeki artış yüzde 18 iken, şimdilerde her 25 çocuktan yaklaşık birinde alerjiye tanık olunuyor. Tabii bir de astım var.

Aşırı temizliğin zararları içinde sağlığa zarar verebileceği görüşünü 1989 yılında ilk kez ortaya atan, salgın hastalıklar uzmanı David Strachan oldu.

Strachan, sağlığa elverişsiz ortamlardan uzak tutulduğumuz çağdaş yaşam biçimlerinin, çocukluğun ilk evrelerinde daha az mikrop kapıp hastalanmamız anlamına geldiğine ve bunun da bizleri alerjilere çok daha duyarlı kıldığına işaret ediyordu.

Aşırı titizlik hangi hastalıkları tetikliyebilir?

Bu konuyla ilgili kimi bulgular son derece ilginç. Kırsal bölgelerde yetişen çocukların yanı sıra, bulaşıkları elde yıkayan ve köpek besleyen anababaların çocukları da görünürde çok daha sağlıklı oluyorlar.

Ne var ki, akıllara durgunluk veren en ilginç veriler 2014 yılında yapılan bir araştırmadan geliyor. Buna göre, yaşamlarının ilk yılında kedi, fare ve hamam böceğinin ardlarında bıraktıkları parçacıklarla karşı karşıya kalan çocukların astıma yakalanma olasılıkları çok daha düşük oluyor.

Biraz kir ile sağlıklı olmak arasında bir bağlantı olduğu görüşüne çoğunluk katılıyor.

Ancak ortada bir sorun var: işler bir olasılıkla bu denli basit değil.

Son yıllarda yapılan binlerce araştırma bedendeki mikroorganizmalarda meydana gelen değişikliklerle alerji, astım, depresyon ve Alzheimer hastalığına dek uzanan birtakım sorunlar arasında bir ilinti olduğunu ortaya koyuyor.

Mikrobiyom adıyla bilinen bu mikroorganizmalar kümesi “temiz” ile “kirli” arasında belirgin bir farklılığa, bakterilerle aramızda karmaşık bir ilişki olduğuna işaret ediyor. Kimi bakterilerle karşı karşıya kalmak bizlere iyi gelirken, kimileri olumsuz bir etki yaratıyorlar. Ancak hangilerinin iyi, hangilerinin kötü olduğunu belirlemek hiç de kolay değil.

Uzmanlar bağışıklık sisteminin gelişimini denetlemede karşı karşıya kalınan bakterilerin çeşitliliğinin etkili olduğuna dikkat çekiyorlar.

Mikroplarla ne zaman tanıştığımız önemli

Bu yararlı mikroplarla ne zaman karşı karşıya kaldığımız da can alıcı bir önem taşıyor ve bu açıdan özellikle de çocukluğun ilk evrelerinin önemli olduğu görülüyor.

Londra’daki UCL Üniversitesi epidemiyologlarından Graham Rook etraftaki çeşitli mikroplarla vücudumuzun tanışması gerektiğini söyleyenlerden. Bu tanışmanın adına  “mikroplarla tanışma terapisi” diyor.

Rook’a göre yere düşen bir emziği steril yapmaktansa, annenin onu emerek temizleyerek bebeğe vermesinin daha yararlı olduğunu, böylece bebeğin mikroplarla tanışıp, yaşanacak alerjilere karşı riske düşürülmeyeceğini savunuyor. Dışarıda çocukların toprakla oynaması, spor yapması hatta evcil hayvanlarla büyümesini destekliyor.

Uzmanlar üç yaşına gelindiğinde mikrobiyotanın büyük ölçüde belirlenmiş olduğuna inanıyorlar.

Bu durumda, erişkinlik döneminde kişisel temizliğinize daha az özen göstermenin iyi bakterilerin çeşitliliğini arttırabileceğine inanmak saçma mı olur? Hangi bakterilerin bizlere iyi gelip hangilerinin gelmediği konusunda henüz kesin bir bilgiye sahip olmasak da, kötü oldukları kuşku götürmeyen bakteriler konusunda elimizde birtakım ipuçları var.

Örneğin, Britanya’da yılda yaklaşık 17 milyon besin zehirlenmesi olayı yaşanıyor. Bu olayların büyük bir bölümünde mikroplar lokantalardan kapılmakla birlikte, 18 Avrupa ülkesini içeren bir araştırma besin zehirlenmelerinin yaklaşık üçte birinin evdeki mikroplardan kaynaklandığını ortaya koyuyor.

Ancak aşırı kirlilik ishal olasılığını arttırırken, aşırı temizlik de birtakım olumsuz etkiler yaratabiliyor.

Öyle ki, antibakteriyel el sabunları ve çamaşır deterjanlarından uzak durmakta yarar var. Bu ürünler, tanıtımlarında sunuldukları denli yararlı olmadıkları gibi, uzun erimde bakterilerin antibiyotiklere karşı direnç kazanmalarına da neden oluyorlar.

Okumadan geçme: Antibakteriyel sabunlar ABD’de yasaklandı

Temizliğin bilimsel olarak saptanmış sınırları

Demek ki, çok kirli olmak insanlara zarar verebileceği gibi, aşırı temizlik de zararlı olabiliyor. O zaman ne yapmak gerekiyor? Neyse ki, temizliğin bilimsel verilerle onaylanmış bir sınırı var.

Uzmanlar belli başlı ev işlerinde “hedeflenmiş temizlik” taktiğinin uygulanmasını öneriyor ve temizliğin önem taşıdığı yer ve zamanlarda temizlik kurallarına uymanın yinede yararlı olacağına dikkat çekiyorlar.

Ne var ki, mikroplardan tümden arındırılmış steril bir ev hedeflemek yerine, yalnızca önemli yer ve zamanlarda zararlı bakterilerin yok edilmesine odaklanmak gerektiğinin de altını çiziyorlar.

Bu bağlamda, sürekli dokunduğumuz kapı tokmakları, elektrik düğmeleri ve banyonun temizliğine ağırlık verilmesi, ayrıca tüm mutfak yüzeylerinin ve araç gereçlerinin temizliğine de özen gösterilmesi gerekiyor. Bunun dışında, yerleri, duvarları ve eşyaları altı ayda bir temizleyebilirsiniz.

Ev tozu akarlarına alerjiniz yoksa, evi elektrikli süpürge ile temizlemek tümden isteğe bağlı bir iş.

Kısacası, sağlığınızı güçlendirmek için açık havaya çıkın. Temizlik ürünlerinden yararlanın, ama bu konuda aşırıya kaçıp evinizi kirletmekten kaçının ve temizliğin ardından camları açıp evinizi bir güzel havalandırın.

1. Yıkanmaktan vazgeçmeli miyim?

Hayır. Ellerinizi su ve sabunla yıkamak solunum yolu hastalıkları ve ishal olaylarını azaltıyor.

Yemek pişirmeden önce ve sonra, yemek yemeden önce, tuvalete girdikten sonra, hayvanlarla ya da çöplerle elleştikten sonra ellerinizi yıkayın.

Her gün duş almak konusuna gelince, bunun astım ya da egzamaları arttırdığı yönünde herhangi bir kanıt yok.

Fakat vücudun her tarafını bu şekilde yıkamak gerekmez. Uzmanlar aşırı temizliğin zararlı organizmalara karşı vücudu sağlıklı kılan mikrobik ortamı bozduğunu söylüyor.

Örneğin her gün uzun uzun yıkanmak derideki yararlı bakterileri de temizliyor. Bu nedenle genital bölgenin ve çok terlenen yerlerin yıkanması ve iç çamaşırların her gün değiştirilmesi salık veriliyor.

2. 5 saniye kuralı gerçekten de geçerli mi?

Bu kuralın gerçekle yakından uzaktan bir ilişkisi yok. Yiyecekler belli bir yüzeye değdiklerinde bakterileri bir saniyeden daha kısa bir sürede soğururlar (absorbe etmek).

Bu durumda o yiyecekleri yemeli miyiz?

Yiyecekler köpeklerin dışkıladıkları bir yere düşmüşse yememenizde yarar var.

Ancak mutfak döşemelerini “bal dök yala” diyebileceğiniz denli temiz tutmayı başarabiliyorsanız, böyle bir edimde bulunmanın pek bir zararı olmayabilir.

3. Yiyecekleri yıkamalı mıyım?

Çiğ sebze ve meyveler kesinlikle yıkanmalı, ancak çiğ tavuk asla yıkanmamalıdır.

Tavuğun yıkanması, içinde sıklıkla bulunan Campylobacter bakterilerinin çevreye daha da çok yayılmalarına ve ellerinizden ağzınıza bulaşmalarına yol açabilir.

Tavuğu iyice pişirdiğinizden, bu süreçte çevreyi ve yararlandığınız araç gereçleri mikroplardan arındırdığınızdan emin olun yeter.

4. Evimi elektrikli süpürgeyle temizlemeli miyim?

Duruma göre değişir. Astım hastalarının, ev tozu akarlarına ve evin içindeki başka maddelere alerjisi olanların, ya da konukların dedikodularına malzeme olmaktan çekinenlerin, çekiş ve filtreleme gücü yüksek bir elektrikli süpürgeyle, evlerini düzenli olarak temizlemeleri öneriliyor.

5. Klozetin kapağını kapatmalı mıyım?

Tuvalette ise sifon çekilmeden önce yada sırasında klozetin kapağının kapatılması gerekir. Aksi halde mikropların yayılıp çoğaldığı gözlemlendi.

6. Havluları nemli bırakmak mikrop mu yayar? Nasıl havlu temizliği yapılmalı?

Hastanelerde yapılan araştırmalar, mikropların ve virüslerin çarşaf ve havlular üzerinden kolaylıkla etrafa yayıldığı gözlemlendi.

Bu yüzden en az haftada 1 havluların değiştirilmesi gerekiyor. Ev temizliğinde püf noktalar içinde sayılabilecek en hassas konulardan biri havluların yıkanmasıdır. 60 derecede çamaşır suyu olmadan yıkanabilir yada düşük sıcaklıklarda çamaşır suyu eklemek gerekir.

Ayrıca Bakınız

Источник: https://www.gelgez.net/asiri-temizlik-zararli-mi/

Aşırı temizlik neden zararlı

Aşırı Temizlik Zararlı!

03 Aralık 2015 – 13:32 – Güncelleme: 03 Aralık 2015 – 13:38

 Fakat bazı bilim insanları astım ve diğer alerjik hastalıklara yol açabileceği için aşırı temizliğin doğru olmadığını söylüyor. Peki takıntı derecesinde temizlik ile etrafımızdaki bakterilerle yaşamayı öğrenme arasında dengeli bir durum oluşturulabilir mi?

19. yüzyıl sonlarında Alman doktor Robert Koch’un bulguları sayesinde belli bakterilerin belli hastalıklara yol açtığını öğrenmiş olduk. O günden bu yana temizlik ve sanitasyon nedeniyle insan sağlığında büyük ilerleme kaydedildi.

Alerjik hastalıklar

Fakat bütün mikroplar zararlı değil.

Bazı bakterilerin rahatsız edici hatta ölümcül hastalıklara yol açtığı biliniyor; ama birçoğu da yararlı: Bağırsaklarımızda vitamin üretirler, cildimiz üzerinde bir tabaka oluşturarak zararlı mikroplara karşı korurlar ve besinleri sindirmemize yardımcı olurlar.

Vücudumuz dışındaki ortamlarda ise organik artıkları parçalar, dünyadaki oksijenin yarısını üretir, havadaki nitrojen seviyesini düzenler, yani dünyayı yaşanılır kılarlar. Bugün araştırmacılar insanların kendilerine zarar verecek ölçüde “aşırı temiz” hale geldiğini söylüyor.

[attention type=green]
1989’da İngiliz epidemiyoloji uzmanı David Strachan çocuklukta bazı hastalıklara maruz kalmanın daha ileri yaşlarda alerjilerin gelişmesine karşı koruma sağladığı tezini ilk ortaya atan kişiydi.
[/attention]

Alerjiler, insanın bağışıklık sisteminin zararsız bir maddeyi büyük bir saldırı olarak algılayıp aşırı tepki göstermesi sonucu ortaya çıkar. Uzmanlar, bağışıklık sistemimiz onlarla yaşamayı unuttuğu için vücudumuzun bazen yararlı mikroplara karşı da tepki gösterebileceğini belirtiyor.

Aşırı temizlik neden zararlı?

Aşırı Temizlik Zararlı!

Temizlik çağında yaşıyoruz. Sabunlarımız antibakteriyel, temizlik malzemelerimiz mikropların yüzde 99,9’unu yok etme vaadinde bulunuyor. Mikropların zararlı olduğunu herkes biliyor.

Fakat bazı bilim insanları astım ve diğer alerjik hastalıklara yol açabileceği için aşırı temizliğin doğru olmadığını söylüyor. Peki takıntı derecesinde temizlik ile etrafımızdaki bakterilerle yaşamayı öğrenme arasında dengeli bir durum oluşturulabilir mi?

19. yüzyıl sonlarında Alman doktor Robert Koch’un bulguları sayesinde belli bakterilerin belli hastalıklara yol açtığını öğrenmiş olduk. O günden bu yana temizlik ve sanitasyon nedeniyle insan sağlığında büyük ilerleme kaydedildi.

Alerjik hastalıklar

Fakat bütün mikroplar zararlı değil. Bazı bakterilerin rahatsız edici hatta ölümcül hastalıklara yol açtığı biliniyor; ama birçoğu da yararlı: Bağırsaklarımızda vitamin üretirler, cildimiz üzerinde bir tabaka oluşturarak zararlı mikroplara karşı korurlar ve besinleri sindirmemize yardımcı olurlar.

Vücudumuz dışındaki ortamlarda ise organik artıkları parçalar, dünyadaki oksijenin yarısını üretir, havadaki nitrojen seviyesini düzenler, yani dünyayı yaşanılır kılarlar. Bugün araştırmacılar insanların kendilerine zarar verecek ölçüde “aşırı temiz” hale geldiğini söylüyor.

1989’da İngiliz epidemiyoloji uzmanı David Strachan çocuklukta bazı hastalıklara maruz kalmanın daha ileri yaşlarda alerjilerin gelişmesine karşı koruma sağladığı tezini ilk ortaya atan kişiydi.

 

Alerjiler, insanın bağışıklık sisteminin zararsız bir maddeyi büyük bir saldırı olarak algılayıp aşırı tepki göstermesi sonucu ortaya çıkar. Uzmanlar, bağışıklık sistemimiz onlarla yaşamayı unuttuğu için vücudumuzun bazen yararlı mikroplara karşı da tepki gösterebileceğini belirtiyor.

Mikroplarla tanışma

Bu nedenle vücudumuzda yaşayan mikropların bize ne tür yararı olduğunu anlamak gerekiyor. Londra’daki UCL Üniversitesi’nden epidemiyolog Graham Rook çevredeki çeşitli mikroplarla vücudun tanışmasının da önem taşıdığını söylüyor. Bazıları buna “mikroplarla tanışma terapisi”diyor.

Yere düşen bebek emziği örneğinden yola çıkarsak Rook, bebeğe yeni bir steril emzik vermektense önce annenin emerek temizlemesinin daha yararlı olduğunu, bu yolla bebeğin vücut mikroplarının gelişiminin hızlandırılarak alerji riskinin azaltılacağına inanıyor.

Rook bu amaçla çiftlikte üretilmiş çeşit içeren bir beslenmenin, dışarıda spor yapmanın, çoğumuzun kirli olarak düşündüğü köpek gibi hayvanlar besleyerek maruz kalınan mikrop çeşitliliğini artırmanın önemine vurgu yapıyor. Ancak henüz vücutta hangi mikrop türünün yetersiz olması durumunda hangi hastalıkların ortaya çıktığına dair fazla bilgi bulunmuyor.

Rook bir gün bunun bilgisine de sahip olacağımızı, ancak bu işin teknik ve istatistiksel olarak çok karmaşık olduğunu ifade ediyor.

Uzmanlar vücuttaki mikropları bağışıklık, otizm, alerji, otoimmünite, ruh hali ve merkezi sinir sisteminin gelişmesi ile ilişkilendiriyor. Mikroplarla tanışma terapisi doğduğumuz andan itibaren başlıyor. Normal doğum sonucu doğan bebeklerde sezaryenle dünyaya gelenlere kıyasla daha az alerji görüldüğü, ilk andan itibaren mikroplu ortamla tanışmanın bunda etkili olduğu belirtiliyor.

Nasıl yıkamalı?

Ancak aşırı temizlik nedeniyle bu iyi mikroplarla tanışma şansımız giderek azalıyor. Fakat hastalığa yol açan bakteriden sakınırken iyi bakterilerle tanışmak nasıl mümkün olacak? Uzmanlar el yıkamak gibi temel ilkelere uymak gerektiğini söylüyor.

İnsanlar arasındaki bulaşıcı hastalıkların en önemli bulaşma nedenini kirli eller olarak görüyor. Elleri temizlemek ise ne kadar uzun süreyle değil, ne kadar iyi yıkadığınızla ilgili. Bunun için el en az 15 saniye boyunca sabunla ovulmalı ve sonra akar suyun altında iyice durulanıp kurulanmalıdır.

Fakat vücudun her tarafını bu şekilde yıkamak gerekmez. Uzmanlar aşırı temizliğin zararlı organizmalara karşı vücudu sağlıklı kılan mikrobik ortamı bozduğunu söylüyor. Örneğin her gün uzun uzun yıkanmak derideki yararlı bakterileri de temizliyor.

Bu nedenle genital bölgenin ve çok terlenen yerlerin yıkanması ve iç çamaşırların her gün değiştirilmesi salık veriliyor.

 

Evi zararlı bakterilerden arındırmak içinse haftada bir baştan aşağı temizlik yerine, günlük yaşamın bir parçası olarak gerektiğinde temizlik yapmak öneriliyor. Örneğin mutfaktaki doğrama tahtalarında sebze doğramışsanız bunların temizliği yemek sonra kalabilir, ama çiğ balık, tavuk gibi yiyecekler doğranmışsa anında temizlemek gerekir.

Nemli havlular

Hastanelerde yapılan araştırmalarda mikrop ve virüslerin çarşaf ve havlulardan kolayca yayılabildiğini gösteriyor. Uzmanlar bu eşyaların evde haftada bir değiştirilmesini, havlu gibi kişisel temizlik malzemelerinin ise kimseyle paylaşılmamasını öneriyor.

Havluların 60 derecede yıkanması, daha düşük derecede yıkanıyor ise çamaşır suyu kullanılması gerektiği belirtiliyor. Tuvalette ise sifon çekilirken klozetin kapağının kapatılması önem taşıyor. Aksi halde mikropların yayılıp çoğalması tehsi söz konusu olabilir.

Pijamaların da haftada bir yıkanması gerekiyor.

 

Kısacası yararlı bakterileri korumak adına kimsenin pislik içinde yaşaması önerilmiyor. Ancak biyologlar, evden çıkıp korulukta ve ormanda zaman geçirmenin, çocukların toprağa ve bitkilere dokunmasının yararlı mikroplarla karşılaşma anlamında önemli olduğuna inanıyor.

Hastalık sonrası güç kazanma

Araştırmalar, aşırı temiz ortamlarda büyümemiş çocukların astıma ve diğer alerjik hastalıklara daha az yakalandığını gösteriyor. Bazı bakterilerin ise insanı bağırsak hastalıklarına ve depresyon gibi bazı ruhsal hastalıklara karşı koruduğu biliniyor.

Hijyen konusundaki hipotezler doğru ise son 20 yılda astım ve alerjide görülen artışı açıklamak mümkün olabilir. Suyu filtreleyerek kullanma, aşırı antibiyotik kullanımı, çevresel kirlilik artışı gibi kamu sağlığı alanındaki diğer gelişmelerin de etken olduğu söyleniyor.

Ancak aşıların alerji artışında herhangi bir rol oynamadığına inanılıyor. Ayrıca her hastalığın ardından vücudun güç kazandığı, bu nedenle en ufak bir rahatsızlıkta bile ilaçlara baş vurmanın vücudu zayıflattığı belirtiliyor.

Источник: http://www.bodrumageldik.com/mobil/hdetay.php?newsid=26388

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть