Ateşiniz Çıktığında Aklınıza Antibiyotik Gelmesin!

Antibiyotik Sonrası Sulu Dışkılama Neden Olur?

Ateşiniz Çıktığında Aklınıza Antibiyotik Gelmesin!

Antibiyotik ishali, bakteri kaynaklı enfeksiyonların tedavi edilmesi sırasında kullanılmakta olan antibakteriyel ilaçlara tepki olarak meydana gelen sulu dışkılama durumu olarak karşımıza çıkar. Genellikle hafif olan bu rahatsızlık, antibiyotik alımının kesilmesiyle birlikte son bulur.

Ancak nadiren de olsa bu hastalık, kolit isimli kolon iltihaplanmasına sebep olur. Yalancı zar koliti isimli psödomembranöz kolit hastalığının yaşanması halinde ise karın ağrısı, kanlı ishal ve ateş gibi daha ileri durumlar ortaya çıkar.

Hastalığın hafif seyretmesi halinde tedavi gerekmeyecek olsa da ciddi bir şekilde seyretmesi halinde mutlak surette tedavi gerekir.

Antibiyotik ishalinin hafif ya da şiddetli belirtileri bulunur. Yaygın olarak görülen belirtilerin arasında cıvık dışkı ve sık sık tuvalete çıkma bulunur. Genellikle antibiyotik tedavisine başlanılmasının ardından geçen 5 ile 10 gün aralığında kendini gösteren bu rahatsızlık, ishal ve diğer belirtilerin bitmesinin ardından geçen gün ya da haftalar sonra da ortaya çıkabilir.

Antibiyotik ishalinin daha ciddi seyrettiği durumlarda zararlı bakterilerin aşırı çoğaldığı kolit ya da psödomebranöz kolit gibi hastalıkların belirtileri ortaya çıkar.

Bu durumda kanlı dışkı, ateş, dışkıda iltihap, karın ağrısı ve krampları, sık ve sulu ishal ve mide bulantısı gibi belirtiler kendini gösterir. Bu belirtilere sahip olmanız halinde hiç vakit kaybetmeden doktora gitmeniz gerekir.

Birçok hastalığın da benzer belirtilere sahip olması sebebiyle durumun net bir şekilde tespit edilebilmesi için test yapılası gerekir.

Antibiyotik İshalinin Sebepleri Nelerdir?

Antibiyotik ishalinin sebebi antibiyotik ilaçlarının mide bağırsak yolunda yer alan kötü ve iyi bakterilerin dengesini bozmasıdır. İshale sebep olma ihtimali daha yüksek olan antibiyotikler bulunur.

Neredeyse tüm antibakteriyel ilaçlar kolite, psödomembranöz kolite ya da antibiyotik ishaline sebep olur.

Eritromisin, slindamisin, penisilin, tetrasiklin, minosiklin, doksisiklin, sefpodoksim, cefixime, sefalosporim gibi ilaçlar bunların arasında yer alır.

Sindirim sisteminde milyonlarca mikro organizmanın bulunduğu bağırsak florası oldukça karmaşık bir yapıya sahip olup yüzlerce bakteriyi barındırır. Çoğunlukla faydalı ve önemli işlere sahip olan bu bakteriler, kimi zaman zararlı da olabiliyor.

Her ne kadar iyi bakteriler, kötü bakterileri kontrol atlında tutsa da ilaç, hastalık ya da bir başka sebepten dolayı bu denge bozulur. Antibiyotikler ise iyi ya da kötü fark etmeksizin bakterileri yok ettiği için bağırsak florasına zarar verir.

Yeteri kadar iyi bakterinin olmadığı durumlarda alınan antibiyotiğe karşı direnç kazanmış olan kötü bakteriler kontrolden çıkacak ve bağırsağa zarar vererek iltihaplanma yol açacaktır.

Kalın bağırsakta yer alan clostridium difficile isimli bakteri antibiyotik ishalinin en ciddi hale gelmesine sebep olabilir. Bu bakteri neredeyse tüm antibiyotik ishali vakalarından sorumludur. Evde ya da hastanede yapılacak olan tedaviler de genellikle bu bakteriyi önlemeye yönelik yapılır.

Antibiyotik İshalinin Teşhisi ve Tedavisi Nasıl Yapılır?

Antibiyotik ishalinin teşhisi sırasında sağlık geçmişiniz hakkında sorular sorulabileceği gibi aynı zamanda dışkı örneği de alınır.

Yakın geçmişinizde hastanede kalıp kalmadığınız, tıbbi geçmişiniz ve antibiyotik kullanma durumunuz bu noktada bilinmesi gereken bazı şeylerdir.

Diğer yandan dışkı örneğinin alınmasının ardından yapılacak olan testin sonucuna göre antibiyotik ishaline sebep olan bakteri tespit edilir. Böylelikle en doğru tedavi yapılabilir.

Antibiyotik ishalinin tedavisi işaret ve belirtilerin ne kadar şiddetli olduğuna göre değişkenlik gösterir. Hafif bir şekilde seyreden antibiyotik ishalinde antibiyotik alımının kesilmesi ile birlikte belirtiler kaybolur.

Bu tür vakalarda doktorunuz antibiyotik ishali durana dek antibiyotik alımına ara vermenizi de söyleyebilir. Ayrıca evde yapılabilecek olan çeşitli şeyler ile birlikte bu hastalığın geçmesi için hastalığınıza destek olabilirsiniz.

 Sindirimi kolay şeyler tüketebilir, bol sıvı içebilir, büyük öğünler yerine küçük öğünleri tercih edebilir ve bağırsaklarınızı tahriş edecek olan yiyeceklerden kaçınabilirsiniz.

Fakat şiddetli antibiyotik ishaline sahipseniz kolit ya da psödomembranöz kolit hastalığına yakalanmış olabilirsiniz. Bu durumun üstesinden gelebilmek için doktor tarafından kötü bakterileri öldürecek olan antibiyotik tavsiyesi verilebilir. Çoğu kişide tedavi başarı ile sonuçlanacak olsa da psödomembranöz kolit hastalığının tekrar ortaya çıkması durumunda tekrar tedavi edilmesi gerekir.

Источник: https://evdesifa.com/antibiyotik-sonrasi-sulu-diskilama-neden-olur/

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonlarında Antibiyotik Kullanırken Hassas Davranın

Ateşiniz Çıktığında Aklınıza Antibiyotik Gelmesin!
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları
Memorial Etiler Tıp Merkezi

Akut üst solunum yolu enfeksiyonları özellikle kış aylarında önemli bir işgücü ve zaman kaybı nedenidir. Küçük çocuklarda hastaneye başvuruların yarısı Üst Solunum Yolları Enfeksiyonları(ÜSYE) nedeniyle olmaktadır. Okul öncesi dönemde her çocuk yılda yaklaşık 5-8 kez ÜSYE geçirmektedir.

Etiler Memorial Polikliniği Kulak Burun Boğaz Bölümü Uzmanları, “ Üst solunum yolu enfeksiyonları ve antibiyotik kullanımı” hakkında bilgi verdi.

Beslenme yetersizliği ve sigara dumanına maruz kalmak üst solunum yolları enfeksiyonlarının başlıca nedenlerinden

Akut solunum yolu enfeksiyonları, alt ve üst solunum yolu enfeksiyonları olarak ikiye ayrılabilir. Gırtlak ve altındaki bölge alt solunum yolları olarak kabul edildiğinden, krup sendromları, akut bronşiyolit, akut bronşit ve zatürre akut alt solunum yolu enfeksiyonları olarak sayılabilir.

Üst solunum yolu enfeksiyonlarının (ÜSYE) %80-90'ında virüsler etkendir. Bakteriler ikincil enfeksiyon nedeni olarak klinik tabloyu değiştiren ve ağırlaştıran nedenlerdir. ÜSYE sıklığını artıran bazı etmenler vardır.

Düşük sosyoekonomik durum (kalabalık nüfus, beslenme yetersizliği), sigara dumanına maruz kalma, doğuştan kalp ve akciğer hastalıkları ile immün(bağışıklık) yetmezlik bunlar arasında sayılabilir.

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonları (ÜSYE)

Burun, yutak ve paranazal sinüsler üst solunum yolları olarak bilinir. Bu yüzden, üst solunum yolu enfeksiyonları denilince bu bölgeyi tutan nazofarenjit(soğuk algınlığı), faringotonsillit(bademcik iltihabı) ve sinüzit akla gelir.

Çocukluk yaş grubunda bu enfeksiyonların seyrinde hiç de azımsanmayacak sıklıkta otitis media(orta kulak iltihabı) da görüldüğünden bu başlık altında değerlendirilir.

ÜSYE anneden geçen antikorların kaybolması ile birlikte altı aylıktan büyük çocuklarda çok sık görülür.

Soğuk algınlığı, en sık görülen akut solunum yolu enfeksiyonudur

ÜSYE denilince akla gelen tablo soğuk algınlığıdır. Son zamanlardaki bilgiler, nezlenin sıklıkla sinüzit ile birlikte olduğunu göstermektedir. Çocuklar yılda genellikle beş ile sekiz kez (en sık iki yaşından önce) soğuk algınlığı geçirirler. Kreş ve okula giden çocuklarda daha sık görülür.

Genellikle Eylül ayında görülmeye başlar ve Nisan ayı sonuna kadar devam eder. 200'den fazla virüs soğuk algınlığına neden olabilir. Bazen bakteriler de direkt olarak bu tabloyu oluşturabilirler.

Aslında bakteriler bu bölgeye genellikle ikincil olarak yerleşirler ve orta kulak iltihabı, sinüzit, lenf bezi iltihabı ve zatürre gibi komplikasyonlara neden olabilirler. Burun akıntısı, boğaz ağrısı, ateş ve öksürük tipik tabloyu oluşturur.

Hastalık; ateş, huzursuzluk ve hapşırma şeklinde başlar ve birkaç saat sonra burun akmaya başlar. Daha sonra genellikle burun tıkanıklığı olur. Küçük bebekler burun solunumu yaptıklarından burun tıkanıklığı nedeniyle beslenmeleri zorlaşır, hatta solunum sıkıntısı ortaya çıkabilir.

Ateş birkaç saatte kaybolabilir ya da üç gün kadar da sürebilir. Büyüklerde ise ateş fazla yükselmez. İlk günden sonra burun akıntısı genellikle koyulaşır. Akut dönem 2-4 gün kadar sürer ve sonra belirtiler kaybolur. Eğer üç günden sonra ateş yine ortaya çıkmışsa orta kulak iltihabı gibi komplikasyonlar araştırılmalıdır.

Basit bir soğuk algınlığında hemen antibiyotiğe başvurmak doğru değil

Soğuk algınlığının özgün bir tedavisi yoktur. Hemen daima viral etkenlerce oluştuğundan hastalara antibiyotik vermeye gerek yoktur. Hemen antibiyotik başlamak ikincil bakteriyel enfeksiyonları önlemediği gibi bu bölgede dirençli bakterilerin yerleşmesine de neden olur. Soğuk algınlığında sıklıkla kalın, opak ya da renkli bir akıntı da bulunabilir.

Bu tablo enfeksiyonun bakteriyel olduğunu göstermez. Bu nedenle, ancak 10 gün geçtiği halde kliniği düzelmeyen olgularda antibiyotik kullanılmalıdır. Tedavide, ateşi düşürmek ve huzursuzluğu azaltmak için ilaçlar ve burun tıkanıklığını gidermek için serum fizyolojik kullanılabilir.

Burun damlaları beslenmeden 15- 20 dakika önce damlatılırsa beslenmeyi kolaylaştırır.

Aşırı antibiyotik kullanımına dikkat

Aslında “tarih tekerrürden ibarettir” sözünü doğrulayan yukarıdaki anonim söylem, antimikrobiyal ajanlara karşı direncin ne kadar hızlı geliştiğini gösteren güzel bir örnektir.

Gelişigüzel antibiyotik kullanımı ve dünyanın hızla küreselleşmesine bağlı olarak, antibiyotiklere karşı hızlı bakteriyel direnç gelişmekte ve uzun araştırmalar sonucunda keşfedilen ilaçlar daha birkaç yıl geçmeden kullanılamaz hale gelmektedir.

Antibiyotiklerin bilinçsiz olarak kullanımı ile birlikte, bazı ÜSYE etkenlerinin antibiyotiklere direnci de giderek artış göstermiştir.

Ülkemizde, genellikle polikliniklerde hekim başına düşen hasta sayısının çok fazla olması (hastaya yeterince zaman ayrılamaması) ve laboratuvar olanaklarının yeterince kullanılamaması gibi nedenlerle, hekimler çoğu kez hastayı yeterince muayene etmeden belirtilere göre reçete yazmaktadırlar. Bu da yanlış tanı ve aşırı antibiyotik kullanımına neden olmaktadır. Hekimler, bazen “ya hasta iyileşmezse” endişesiyle o enfeksiyon için yeterli olabilecek dar spektrumlu antibiyotikler yerine, daha geniş spektrumlu antibiyotikleri tercih etmektedirler.

Antibiyotik tedavisinin yarım bırakmayın

Ayrıca, belirtilerin birkaç günde düzelmesi ile birlikte ilacın kesilmesi de bakteriyel direnç gelişmesine katkıda bulunmaktadır. ÜSYE'da (tabii ki diğer enfeksiyonlarda da) akılcı antibiyotik kullanımı ile direnç gelişimi azaltılabilir.

Kreş çocukları üzerinde yapılan bir çalışmada, antibiyotik kullanımının azaltılması ile birlikte, dirençli bakteri sıklığı %53'ten %7'ye düşmüştür.

Tüm bu nedenlerle, tıp fakültelerinde antibiyotik kullanımı konusunda öğrencilere daha fazla bilgi aktarılmalı ve birinci basamakta çalışan hekimlere belirli aralıklarla bu konularda hizmet içi eğitim verilmelidir. Böylece, hem gelişebilecek antibiyotik direnci önlenir, hem de ülke ekonomisi için önemli bir kazanç sağlanmış olur.

Boğaz ve bademcik iltihabı

Bu şikayetler KBB pratiğinde en sık görülen hastalıklardan biridir. En sık 4-7 yaşları arasında görülür. Bir yaş altında ise çok enderdir. Çoğunda etken viral olup, ancak %15'lik kısmını bakteriler oluşturur.

Boğaz ve bademcik iltihabı ile birlikte; burun akıntısı, öksürük ve ses kısıklığı gibi belirtilerin olması genellikle etkenin viral olduğunu düşündürür. Ateş genellikle çok yüksek değildir ve genel durum çok bozulmaz. Buna karşın, bakteriyel etmenlerde genel durum daha bozuktur, ateş 40°C'ye kadar yükselebilir.

Baş ağrısı, karın ağrısı ve kusma gibi belirtiler olabilir. Vücutta döküntüler izlenebilir. Boyunda ağrılı bezeler ele gelebilir.

Orta Kulak İltihabı

Çocukluk çağında en sık geçirilen hastalıklardan biridir. Üç yaşına kadar, çocukların yaklaşık %85'i bir kez, %50'si ise iki kez ya da daha fazla orta kulak iltihabı atağı geçirirler. En sık 6-36 aylık arasındaki çocuklarda görülür.

Bir yaşından önce orta kulak iltihabı atağı geçirenlerde yineleme riski daha fazladır.

Östaki tüpünün kısa olması nedeniyle burun ve boğaz akıntılarının ve bakterilerin orta kulağa kolayca geçmesi, geniz etinin östaki ağzını kapatması ve sık geçirilen viral enfeksiyonlar orta kulak iltihabı sıklığını artıran başlıca nedenlerdir.

Genellikle viral bir ÜSYE başlangıcından birkaç gün sonra çocukta aniden huzursuzluk, ateş ve işitme kaybı olması orta kulak iltihabı düşündürür. Ateş, çocukların yaklaşık yarısında görülür. Bebeklerde ishal ve kusma gibi özgün olmayan belirtiler de görülebilir.

Onun için, kulak muayenesi her çocukta normal muayenenin ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Muayenede kulak zarı kızarık, bombe ve hareketi azalmış olarak görülür. Kulak zarında yalnızca kızarıklık olması çok değerli değildir, çünkü ağlayan bir bebekte de kızarıklık gözlenebilir.

Yapılan çalışmaların çoğu, orta kulak iltihabında yedi günlük antibiyotik tedavisinin yeterli olduğunu göstermektedir. Çocuğun durumu kötüleşiyor ise ya da altta yatan bir immün yetmezlik söz konusuysa timpanosentez(kulak zarına çizik) yapılıp etkene göre antibiyotik seçilmelidir.

Antibiyotik tedavisine ağrı kesici-ateş düşürücü bir ilaç( ve serum fizyolojikli burun damlaları eklenir. Tedavi bitiminden birkaç gün sonra çocukların kulak muayenesinin tekrar değerlendirilmesinde yarar vardır. Eğer orta kulakta sıvı görülüyorsa bu çocukların bir KBB uzmanına yönlendirilmesi gerekir.

Altı ay içinde üç ya da 12 ay içinde dört orta kulak iltihabı atağı geçirenlerde antibiyotik profilaksisi(koruması) önerilmektedir.

Akut sinüzit

Burun bölgesindeki akut enfeksiyonların çoğunda paranazal sinüsler de tutulur. Bebeklik döneminden itibaren maksiler(yanak) ve etmoid(burun kökü) sinüslerde enfeksiyon gelişebilir. Buna karşın, frontal(alın) sinüsler daha geç geliştiğinden genellikle 10 yaşından önce bu bölgede enfeksiyon görülmez.

Benzer şekilde, sfenoid(kafa tabanı) sinüsler de 3-5 yaşlarına kadar klinik olarak önem taşımazlar. Sinüzit belirtileri genellikle akut nezlenin 3-5. günlerinde ortaya çıkar. Bu günden sonra genellikle ÜSYE belirtilerinde bir azalma beklenirken tersine ateşin 39°C’nin üzerine çıkması, çocuklarda sık görülmese bile göz çevresi ödem ve yanakta ağrı olması akut sinüziti düşündürür.

10 günden fazla süren ÜSYE belirtileri de akut sinüziti akla getirmelidir.

Geceleri olan öksürük, ÜSYE seyrinde olabilirse de gündüzleri de devam eden öksürük genellikle akut sinüziti düşündürür. Çocuklarda baş ağrısı ise pek sık görülmez. Boğaz muayenesinde geniz akıntısı izlenebilir.

Burun muayenesinde sarı-yeşil renkli koyu akıntı görülmesi sinüslerin enfeksiyonunu gösterir. Tanı amacıyla sık olarak sinüs grafileri çekilse de bazen yanlış yorumlara neden olabilir.

Ancak akut viral enfeksiyonlar seyrinde yanlış olarak akut sinüzit tanısı konulabileceğinden sinüs grafilerini yorumlarken çok dikkatli olmalıdır. Antibiyotik tedavisi 14-21 gün uygulanır.

Güncellenme Tarihi: 30 Nisan 2009Yayınlanma Tarihi: 30 Nisan 2009

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/ust-solunum-yolu-enfeksiyonlarinda-antibiyotik-kullanirken-hassas-davranin/

Ateşlenme: Belirtileri, Nedenleri, Tanı ve Tedavisi

Ateşiniz Çıktığında Aklınıza Antibiyotik Gelmesin!

Ateş, insan vücudunun sıcaklığı normal aralıktaki 36-37C’nin (98-100F) üzerine çıkması olarak karakterize edilen, yaygın bir tıbbi işarettir.

Bireyin vücut sıcaklığı yükseldiğinde, yükselme durana kadar soğukluk hissi olabilir.

İnsanın normal vücut sıcaklığı değişebilir ve yeme, egzersiz, uyku ve günün saati gibi faktörlerden etkilenir. Vücudumuzun sıcaklığı genellikle en yüksek saat 6 civarında, en düşük saatte ise saat 3’tedir.

Yüksek bir vücut ısısı (ateşlenme), bağışıklık sistemimizin bir enfeksiyonla mücadele etmeye çalışmasının yollarından biridir. Genellikle vücut sıcaklığındaki yükselme, bireyin bir enfeksiyonu çözmesine yardımcı olur. Bununla birlikte, bazen çok yükselebilir, bu durumda ateş ciddi olabilir ve komplikasyonlara neden olabilir.

Ateş hafif olduğu müddetçe, yani ateşlenme çok şiddetli değilse, muhtemelen enfeksiyona neden olan bakteri veya virüsün nötralize edilmesinde bir etkiye sahip olduğu söylenir. Ateşi düşürecek ilaçlara “antipiretik ilaçlar” denir. Ateşin çıkması rahatsızlığa neden oluyorsa, doktor tarafından bir antipiretik tavsiye edilebilir.

Not: Yukarıda belirtilen sıcaklık, ağızdan ölçüldüğü zamandır. Normal koltuk altı sıcaklıkları için, bu sıcaklığı yaklaşık 0,2ºC ila 0,3ºC düşürmeniz gerekir.

Ateşlenme Belirtileri Nelerdir?

Birinde ateşlenme varsa, belirtiler ve semptomlar hastalık davranışı olarak bilinen durumla bağlantılıdır ve aşağıdakileri içerebilir:

  • Soğuk hissetme
  • Titreme
  • Anoreksiya, iştahsızlık
  • Dehidrasyon, hasta bol miktarda sıvı içerse önlenebilir
  • Depresyon
  • Hiperalgesia, birey ağrıya karşı çok daha duyarlıdır
  • Letarji, uyuşukluk
  • Konsantrasyon sorunları
  • Uyku hali
  • Terleme

Ateşiniz yüksekse, aşırı sinirlilik, karışıklık, deliryum ve konvülsiyonlar da olabilir.

Febrile nöbet (çocuklarda):

Yüksek sıcaklığa sahip, ateşi çıkan çocuklarda, çoğu ateşli bir uyku veya ateşli konvülsiyon olarak da bilinen, kulak enfeksiyonu, gastroenterit veya solunum yolu virüsü (soğuk algınlığı) sonucu olabilen ateşli bir nöbet gelişebilir. Daha seyrek olarak ateşli nöbetler, menenjit, böbrek enfeksiyonu veya pnömoni gibi daha ciddi bir sağlık sorunundan kaynaklanabilir.

Febril nöbetler en sık 6 aydan 6 yaşa kadar olan çocuklarda görülür ve erkekleri kızlardan daha sık etkilemektedir.

Nöbet, vücut sıcaklığının uzun sürdüğü için değil, vücut sıcaklığının çok hızlı yükselmesi nedeniyle oluşur.

İki tip febril nöbet vardır:

  1. Basit febril nöbet: Nöbet 15 dakikadan fazla olmaz (çoğu durumda 5 dakikadan daha kısa sürer) ve 24 saatlik bir süre boyunca tekrar görülmez. Çoğu ateşli nöbet türüdür. Belirtiler ; vücut katılaşır ve kollar ve bacaklar titremeye başlar, hasta bilinç kaybeder. Düzensiz soluma olabilir ve çocuk idrara çıkabilir. Ayrıca kusma olabilir.
  2. Kompleks febril nöbet: Nöbet daha uzun sürer, daha sık gelir ve tüm vücudu etkilemeye eğilimli değil, vücudun bir bölümünü etkiler. Bu tür nöbetler, basit ateşli nöbetlerden daha fazla endişe edilmesinin bir nedenidir.

Ateşlenme Nedenleri Nelerdir?

Ateşlenme sebeplerinden bazıları aşağıda listelenmiştir:

  • Grip, su çiçeği veya pnömoni gibi bir enfeksiyon
  • Romatoid artrit
  • Bazı ilaçlar
  • Cildin güneş ışığına aşırı maruz kalması (güneş yanığı)
  • Isı çarpması: Ya yüksek sıcaklığa maruz kalma ya da uzun süreli yorucu egzersizden kaynaklanabilir.
  • Silikozis: Silis tozuna uzun süre maruz kalınması sonucu akciğer hastalığının bir türüdür.
  • Amfetamin kötüye kullanımı
  • Alkol yoksunluğu

Ateşlenme Teşhisi

Ateşin teşhisi basittir: Eğer ateş ölçüldüğünde, hastanın vücut sıcaklığı yüksekse, ateşi de vardır. Kişinin ateşini dinlenirken ölçmek önemlidir. Çünkü fiziksel aktivite hastanın vücut ısısını artırabilir.

Bir kişinin aşağıdaki durumlarda ateşi olduğu söylenir:

  • Ağızdan ölçüldüğünde sıcaklık 37.7C’nin üzerindedir.
  • Rektumdan ölçüldüğünde sıcaklık 37.5-38.3C civarıdır.
  • Kol altından veya kulak içinden ölçüldüğünde sıcaklık 37,2C’dir.

Doktor yüksek ateş olduğunu teşhis ettiğinde, altta yatan bir hastalık olup olmadığını değerlendirmek amacıyla diğer belirtilere bağlı olarak kan testleri, idrar tetkikleri, röntgen testleri ve diğer görüntü taramaları gerekebilir.

Ateşlenme Tedavisi

NSAID’ler (steroidal olmayan anti-inflamatuar ilaçlar), ateşi düşürmeye yardımcı olabilir. Bununla birlikte, hafif bir ateş, enfeksiyon kaynağıyla (bakteri veya virüs) mücadele etmeye yardımcı olabilir; ancak düşürmek için ideal olmayabilir.

Ateşin bakteriyel bir enfeksiyondan kaynaklanması durumunda doktor antibiyotik reçete edebilir.

Viral bir enfeksiyondan kaynaklanan soğuk algınlığı nedeniyle ateş görülürse rahatsız edici semptomların hafifletilmesi için NSAID kullanılabilir. Antibiyotiklerin virüslere karşı etkisi yoktur; ancak bazen ikincil enfeksiyonları önlemek için reçete edilebilir.

Sıvı alımı önemlidir. Ateşi olan hastada dehidrasyonu önlemek için bol miktarda sıvı tüketmelidir.

Isı çarpması sonucu, yani kişinin ateşi sıcak hava veya sürekli yorucu egzersiz kaynaklı ise NSAID’ler etkili olmaz. Hastanın vücut ısısının düşürülmesi gerekir. Kafa karışıklığı (konfüzyon) veya bilinçsizlik durumunda hemen bir doktor tarafından tedavi edilmelidir.

Ateş bazen bakteriyel ve viral enfeksiyonlardan kaynaklanır. İyi hijyen uygulamaları, bir enfeksiyonun gelişme riskini azaltmaya yardımcı olur. Bu, yemek öncesi ve sonrası el yıkamayı ve tuvalete gittikten sonra elleri yıkamayı kapsar.

Enfeksiyondan kaynaklanan ateşi olan bir kişinin, enfeksiyonun yayılmasını önlemek için diğer insanlarla mümkün olduğunca az temas kurmalısı önemlidir. Hastaya kim bakıyorsa, ellerini sıcak sabun ve su ile düzenli olarak yıkamalıdır.

Web sitemiz, ziyaretçilerimize online reklamlar sunmaktadır. Lütfen reklam engelleyicinizi devre dışı bırakarak bize destek olunuz.

Источник: https://www.hastalopedi.com/ateslenme/

Antibiyotik İshali

Ateşiniz Çıktığında Aklınıza Antibiyotik Gelmesin!

Antibiyotik ishali, bakteriyel enfeksiyonları tedavi etmek için kullanılan ilaçlara (antibakteriyeller) tepki olarak sık sık meydana gelen sulu dışkıya denir.

Antibiyotik ishali, genellikle hafiftir ve antibiyotik almayı kestikten kısa bir süre sonra sona erer. Fakat bazı nadir vakalarda antibiyotik ishali, kolit denilen kolon iltihaplanmasına neden olur ki daha ciddi bir kolit türü olan bu hastalığa psödomembranöz kolit (yalancı zar koliti) denir. Her iki kolit türü de karın ağrısına, ateşe ve kanlı ishale neden olabilir.

Hafif antibiyotik ishali tedavi gerektirmeyebilir. Daha ciddi antibiyotik ishalleri, antibiyotik ilaçlarının kesilmesini veya değiştirilmesini gerektirebilir.

Belirtileri

Antibiyotik ishalinin belirtileri hafif veya şiddetli olabilir.

Yaygın işaret ve belirtiler
Birçok insanda antibiyotik ishali şu türden hafif belirti ve işaretlere sebep olur:

  • Cıvık dışkı
  • Sık tuvalete çıkma

Antibiyotik ishali, genellikle bir antibiyotik tedavisine başlandıktan sonraki 5 ila 10 gün içinde ortaya çıkar. Ne var ki bazen ishal ve diğer belirtiler siz antibiyotik tedavisini bitirdikten günler, hatta haftalar sonra da ortaya çıkabilir.

Daha ciddi belirti ve işaretler
Bazı insanlarda antibiyotik ishali daha şiddetlidir.  Zararlı bakteriler çok fazla çoğalmışsa kolit veya psödomebranöz kolit belirtileri gösterebilirsiniz: 

  • Sık sık sulu ishal
  • Karın ağrısı ve krampları
  • Ateş
  • Dışkıda iltihap
  • Kanlı dışkı
  • Mide bulantısı

Doktora gitme vakti
Ciddi antibiyotik ishali belirtileri gösteriyorsanız vakit kaybetmeden doktorunuzu arayın. Bu belirti ve işaretler, birçok başka hastalıkta da görünür; bu yüzden doktorunuz net sebebi belirlemek için testler tavsiye edebilir.

Sebepleri

Antibiyotik ishali, antibakteri ilaçlarının (antibiyotikler) mide bağırsak yolunuzdaki iyi ve kötü bakteri dengesini bozduğu vakit meydana gelir.

İshale neden olma ihtimali en yüksek antibiyotikler
Neredeyse bütün anti-bakteriler; antibiyotik ishaline, kolite ve psödomembranöz kolite neden olabilir. Antibiyotik ishaliyle en yaygın olarak ilişkili görülen antibiyotikler şunlardır: 

  • Sefalosporinler, cefixime ve sefpodoksim
  • Slindamisin
  • Eritromisin
  • Penisilinler,
  • Kinolonlar, örneğin siprofloksazin, ve levofloksazin
  • Tetrasiklin, örneğin doksisiklin ve minosiklin

Antibiyotikler ishale nasıl sebep olur?
Sindirim sisteminiz milyonlarca mikro organizmaya ev sahipliği yapan (bağırsak florası) karmaşık bir ekosistemdir, yüzlerce bakteri de bu floranın bir parçasıdır.

Bakterilerin çoğunluğu faydalıdır ve önemli işleri yerine getirirler. Fakat bağırsak yolunuzda normalde de bulunan bazı bakteriler potansiyel olarak tehli olabilir.

Kötü bakteriler, iyi bakteriler tarafından kontrol altında tutulur; ancak bir hastalık, ilaç veya başka bir faktör yüzünden bu hassas denge bozulabilir.

Antibiyotikler zararlı bakterilerle birlikte yararlı bakterileri de yok ettikleri için bağırsak florasına zarar verebilir. Yeterli miktarda ''iyi'' mikroorganizma olmadığı vakit, aldığınız antibiyotiğe ''dirençli'' olan kötü bakteriler kontrol dışına çıkar ve bağırsağa zarar verip iltihaplanma başlatacak toksinler üretir.

Kalın bağırsakta doğal olarak bulunan “Clostridium difficile” adlı bakteri, en ciddi antibiyotik ishaline sebep olur.
Neredeyse bütün psödomembranöz kolit ve birçok şiddetli antibiyotik ishali vakalarından sorumlu olan bakteriler C. Difficile bakterileridir.  Birçok insan hastanede kaldıklarında veya antibiyotikleri evde alırken yapılan bakımda bu bakteriyi kaparlar.

Risk Faktörleri

Antibiyotik ishali, antibiyotik tedavisi gören herkeste meydana gelebilir. Fakat şu şartlarda antibiyotik ishali geliştirme riskiniz daha yüksektir: 

  • Daha önce antibiyotik kullanırken ishal olmuşsanız
  • 65 yaşında veya daha yaşlıysanız
  • Bağırsaklarınızdan ameliyat olmuşsanız
  • Yakın zamanlarda bir hastanede veya bakımevinde kalmışsanız
  • Bağırsaklarınızı etkileyen kolan kanseri veya iltihabi bağırsak hastalığı gibi ciddi bir hastalığınız varsa

Komplikasyonları

Antibiyotik ishalinin daha şiddetli biçimi olan psödomembranöz kolit, şu türden ölümcül tıbbi durumlara sebep olabilir: 

  • Dehidrasyon. Şiddetli ishal, aşırı sıvı ve elektrolit (sodyum ve potasyum gibi hayati maddeler) kaybına yol açabilir. Aşırı sıvı kaybı ise çok ciddi komplikasyonlara sebep olabilir. Dehidrasyonun belirtileri kupkuru ağız, aşırı susama, çok az idrar veya idrar yokluğu ve aşırı halsizliktir.
  • Bağırsak delinmesi. Kalın bağırsak çeperinin aşırı hasar görmesi bağırsak duvarınızda bir delik açılmasına sebep olabilir.
  • Zehirli megakolon. Hastalıkta kolonunuz gaz ve dışkıyı atamaz ve aşırı şişer. Zehirli megakolonun belirtileri karın ağrısı, şiş, ateş ve halsizliktir. Zehirli megakolon, enfeksiyona veya kalın bağırsak yırtılmasına yol açabilen ciddi bir komplikasyondur. Zehirli megakolon genellikle ilaçlarla saldırgan bir tedavi gerektirir.

Randevunuza Hazırlanmak

Antibiyotik ishali belirtileriniz varsa aile doktorunuzu veya bir pratisyen hekimi görünün. Doktorunuz, belirti ve işaretlerinizin olası nedenlerini araştıracaktır.

Doktorla görüşmeler kısa olduğu ve konuşulması gereken çok şey olduğu için, randevuya hazırlanarak gitmek iyi fikirdir. İşte randevunuza hazırlanmanıza yardımcı olacak ve doktordan bekleyebileceklerinizi gösteren kimi bilgiler:

Hocam meraba kabizliigimi duzeltemiyorum anal fissurum var botox yapildi aam kabizlik var meyve sebze zeytinyagi kuruyemis yiyorum ama ya ishal yada k… devamı

Ne yapabilirsiniz?

  • Randevudan önce yapmanız gerekenleri öğrenin. Randevunuzu alırken diyetinizi kısıtlamak gibi önceden yapmanız gereken şeyler olup olmadığını mutlaka öğrenin.
  • Yaşadığınız tüm belirtileri yazınız, randevu konunuzla alakalı görünmeyen belirtileri de dahil ediniz.
  • Önemli kişisel bilgileri not edin, hayatınızdaki önemli stresli olayları veya son zamanlardaki büyük değişimleri de katın. Son zamanlarda bir hastanede veya bir bakım evinde kaldıysanız onu da ekleyin.
  • Vitaminler ve takviye ilaçlar dahil olmak üzere kullandığınız bütün ilaçların bir listesini çıkarın. Son zamanlarda antibiyotik kullandıysanız listeye onları da ekleyin.
  • Mümkünse yanınıza bir arkadaşınızı veya akrabanızı alın. Bazen size doktorla görüşme sırasında verilen tüm bilgileri özümsemek zor olabilir. Size eşlik eden biri, sizin kaçırdığınız veya unuttuğunuz şeyleri hatırlayabilir.
  • Doktorunuza soracağınız soruları not edin.

Doktorunuzla geçireceğiniz vakit sınırlı olabilir, bu yüzden bir soru listesi çıkarmak vaktinizi en iyi şekilde değerlendirmenizde yararlı olacaktır. Sorularınızı önem sırasına göre sıralayın. Antibiyotik ishali için doktorunuza sorabileceğiniz belli başlı sorular şunlardır:

  • Belirtilerime neler sebep oluyor olabilir?
  • Belirtilerime neden olabilecek diğer olası sebepler nelerdir?
  • Ne tür testlere ihtiyacım var?
  • Hastalığım geçici mi yoksa kronik mi?
  • En iyi eylem planı nedir?
  • Önerdiğiniz birincil yaklaşımın herhangi bir alternatifi var mı?
  • Diğer sağlık sorunlarım da var. Bu hastalıkları bir arada en iyi şekilde nasıl yönetebilirim?
  • Riayet etmem gereken herhangi bir sınırlama var mı?
  • Bana tarif ettiğiniz ilacın bir alternatifi var mı?
  • Yanımda götürebileceğim herhangi bir broşür veya basılı malzeme var mı? Hangi web sitesini ziyaret etmemi tavsiye edersiniz?
  • Rutin kontrollere gelip gelmeyeceğime neye göre karar vereceğiz?

Görüşme sırasında aklınıza doktorunuza sormak için hazırladığınız bu soruların dışında  herhangi bir soru gelirse sormakta tereddüt etmeyin.

Doktorunuzdan bekleyebilecekleriniz
Doktorunuz büyük ihtimalle size bir dizi soru soracaktır. Bunları cevaplamaya hazır olursanız, daha fazla zaman ayırmak istediğiniz konuları görüşebilirsiniz. Doktorunuz şunları sorabilir:

  • Belirtiler ilk defa ne zaman ortaya çıktı?
  • Belirtileriniz sürekli mi yoksa arada bir mi ortaya çıkıyor?
  • Şu anda veya son zamanlarda kullandığınız antibiyotik ilaçlar var mı?
  • Yakın zamanlarda bir hastanede veya bakımevinde kaldınız mı?

Bu sırada yapabilecekleriniz
Antibiyotikleri doktorun tarif ettiği şekilde alın.

İshalle baş etmek için randevunuza kadar şunları yapabilirsiniz: 

  • İshal yüzünden kaybettiğiniz sıvıyı tekafi etmek için daha fazla su ve sıvı tüketin.
  • İshalinizi artıracak baharatlı ve yağlı yiyeceklerden kaçınarak mideyi yormayan hafif şeyler yiyin.
  • Bir tane büyük öğün yerine birçok küçük öğün yiyin.

Testler ve Teşhis

Antibiyotik ishalinin teşhisi için doktorunuz şunları yapabilir: 

  • Sağlık geçmişiniz hakkında sorular sormak. Doktorunuz tıbbı geçmişinizi, son zamanlarda bir hastanede kalıp kalmadığınızı, antibiyotik kullanıp kullanmadığınızı sorabilir.
  • Dışkı örneğini analiz etmek. Belirtileriniz şiddetliyse sizden dışkı örneği istenebilir.  Dışkı örnekleri antibiyotik ishalinize hangi bakterinin sebep olduğunu belirlemek için laboratuarda incelenir. Bakteriyi tespit etmek doktorunuzun doğru tedaviyi belirlemesine yardım eder.

Tedaviler ve İlaçlar

Antibiyotik ishali tedavisi, belirti ve işaretlerinizin şiddetine bağlıdır.

Hafif antibiyotik ishalinde tedavi
Eğer ishaliniz hafifse, siz antibiyotikleri kesince belirtileriniz birkaç gün içinde kaybolabilir. Bazı vakalarda doktorunuz ishaliniz durana kadar antibiyotiklere ara vermenizi isteyebilir. Doktorunuz, bu süre içinde ishal kendi kendine çözülene kadar, evde yapabileceğiniz bazı şeyler önerebilir.

Şiddetli antibiyotik ishalinde kötü bakterilerle savaşmak için tedavi
Kolit veya psödomembranöz kolit olursanız, doktorunuz antibiyotik ishalinize neden olan kötü bakterileri öldürmek için antibiyotik tavsiye edebilir. Birçok insanda bu, kötü bakterileri hedef alan antibiyotikler belirtileri sona erdirecektir. Psödomembranöz kolit olanlarda ishal belirtileri tekrar ortaya çıkabilir ve tekrar tedavi gerektirebilir.

Hayat Tarzı ve Ev Tedavileri

İshalle baş etmek için:

  • Bol sıvı tüketin. En iyisi sudur, fakat sodyum ve potasyum (elektrolitler) eklenmiş sular da faydalıdır. Sulandırılmış meyve suyu için. Şekeri fazla, alkollü ve kafenli içkilerden, örneğin kahve, çay ve kolalardan uzak durun, bunlar belirtilerinizi artırabilir.
  • Hafif, sindirimi kolay yiyecekler seçin. Muz ve pirinç bunlara örnektir. Fasulye, kuru yemişler ve sebzeler gibi yüksek lifli besinlerden kaçının. Belirtilerinizin iyiye gittiğini hissederseniz yavaş yavaş diyetinize yüksek lifli yiyecekler ekleyebilirsiniz.
  • Bir tane büyük öğün yerine birçok küçük öğün yiyin. İki veya üç büyük öğün yerine küçük öğünleri gün içine dağıtın.
  • Bağırsakları tahriş edici yiyeceklerden kaçının. Baharatlı, yağlı ve kızartılmış yiyeceklerden veya belirtilerinizi kötüleştiren yiyeceklerden kaçının.
  • İshal ilaçları hakkında sorular sorun. Bazı hafif antibiyotik ishali vakalarında doktorunuz loperamide içeren ishal ilacı tavsiye edebilir. Fakat ishale karşı ilaç almadan önce doktorunuza danışın, çünkü bunlar vücudunuzun toksinlerden kurtulma yeteneğini sekteye uğratarak ciddi komplikasyonlara sebep olabilirler. 

Alternatif Tıp

Eğer antibiyotik ishaliyle ilgili olarak tamamlayıcı veya alternatif tıp tedavilerini denemek istiyorsanız, bu tip tedavilere başlamadan önce seçeneklerinizi doktorunuzla konuşun. Konsantre faydalı bakteri takviyeleri olan probiyotikler bir seçenek olabilir. Probiyotikler kapsül veya sıvı formunda olabildiği gibi, bazı yoğurtlara da eklenebiliyor.

Teoride probiyotik ürünler, iyi bakterinin bağırsaklarınıza inip sindirim yolunuzdaki iyi bakteri seviyesini artırır ve kötü bakterilerin yenilmesine yardımcı olur.

Fakat antibiyotik ishalinde bir tedavi olarak probiyotiklerin kullanımını destekleyen kanıtlar sınırlıdır.  Probiyotik ürünler, çeşitli bakteri türlerini farklı dozlarda içerirler.

Hangi bakterinin en faydalı olduğu ve ne tür dozun gerektiği net değildir.

Önlem

Antibiyotikle ilişkili ishalle baş etmek için:

  • Sadece gerektiği zaman antibiyotik kullanın. Az antibiyotik kullanın, hatta doktorunuz mutlaka şart olduğunu düşünmedikçe antibiyotik kullanmayın. Örneğin antibiyotikler bakteriyel enfeksiyonları tedavi edebilirler, fakat virüse bağlı enfeksiyonları, örneğin soğuk algınlığı ve gribi tedavi edemezler.
  • Hasta bakıcılardan ellerini yıkamalarını isteyin. Hastanedeyseniz size dokunan herkesten, dokunmadan önce ellerini yıkamasını isteyiniz. Böylelikle şiddetli antibiyotik ishaline yol açan C. difficile bakterileriyle temas etmeniz engellenebilir.
  • Geçmişte antibiyotik ishali olmuşsanız doktora anlatınız. Geçmişte antibiyotik ishali olmak, antibiyotiklerin aynı reaksiyona sebep olma ihtimalini artırır. Doktorunuz ishale yol açma ihtimali en az olan antibiyotiği seçebilir.
  • Geçmişte antibiyotik ishali olmuşsanız probiyotikleri kullanmayı düşünün. Probiyotikler, kapsül veya sıvı şeklinde konsantre edilmiş faydalı bakteri takviyeleridir. Bazı yoğurtlar ve diğer yiyeceklerin içinde de probiyotikler bulunur. Kimi kanıtlar gösteriyor ki antibiyotik kullanırken probiyotikler tüketmek, geçmişte C. Difficile bakterilerinin neden olduğu antibiyotik ishali olmuş kişilerde hastalığın nüksetme ihtimalini azaltmıştır.  Bazı araştırmalar da probiyotikleri faydalı bulmamıştır. Probiyotiklerin sizin için faydalı olup olmadığını doktorunuza sorunuz.

Источник: https://www.hemensaglik.com/makale/antibiyotik-ishali

Antibiyotik Kullanırken Ateş Yükselmesi

Ateşiniz Çıktığında Aklınıza Antibiyotik Gelmesin!

Antibiyotik kullanırken ateş yükselmesi şikayeti çoğu zaman kişi tarafından yanlış anlaşılan bir durumdur. Vücut ısısının normal değerlerinden yüksek olması, yüksek ateş olarak tanımlanır. Yüksek ateşin pek çok sebebi bulunmaktadır.

Antibiyotik Kullanırken Ateş Yükselir mi?

Yüksek ateş tedavisinde neden olan etken bakteriyel enfeksiyonsa, uzman hekimler tarafından genellikle antibiyotik tedavisi uygulanır.

Bakterilerin vücuttan uzaklaştırılması için uygulanan antibiyotik tedavi yönteminde, bakterilerin yok edilmesi ve vücut ısısının normal değerlere dönmesi beklenir.

Fakat antibiyotiğin hastalığın tedavisinde yetersiz olması veya ilacın etkisini göstermemesi durumunda vücut ısısında değişiklik gözlenmez ve yüksek ateş hali devam eder.

Yüksek ateşin devam etmesi ise kişinin aklında; “antibiyotik kullanırken ateş yükselir mi?” sorusunu uyandırmaktadır.

Aslında bu noktada ateş yükselmesi söz konusu değildir, yalnızca kullanılan ilacın tam olarak etkisini göstermediği veya tedavide yetersiz kaldığı söylenebilir.

Eğer doktor gözetiminde kullandığınız ilaçlara rağmen ateşiniz düşmüyorsa, konuyla ilgili tekrar uzman hekime bilgi vermenizde fayda vardır.

Yüksek Ateş Neden Olur?

Normal şartlarda yetişkin kimselerde olması gereken vücut ısı değeri; yaklaşık olarak 37 derece civarındadır. Vücut ısısının bu değerden daha yüksek olması, yüksek ateş olarak tanımlanır. Ölçülen bölgeye göre yüksek ateş tanımı değişiklik gösterebilir.

Aşağıda ısının alındığı vücuttaki bölgelere yüksek ateş durumu örnekleri mevcuttur.

  • Yetişkinlerde koltuk altından yapılan ölçümde vücut ısısı, 37,2 C ve üzeri ise yüksek ateş olarak görülür.
  • Yetişkinlerde ağızdan yapılan ölçümlerde vücut ısısı, 37,8 C ve üzeri ise yüksek ateş olduğu anlamına gelir.
  • Yetişkinlerde kulaktan ya da rektal bölgeden alınan ısı değerleri, 38 C ve üzeriyse yüksek ateş olduğu kanısına varılır.

Vücut ısısının artmasındaki temel durum; bağışıklık sistemimizin o esnada çeşitli zararlı bakterilere ve hastalıklara karşı mücadele etmesinden kaynaklanır.

Vücut ısı değerlerindeki artış bakterilerin yok olması için gösterilen savaşın göstergesidir diyebiliriz.

Her ne kadar vücut ısısındaki artış genellikle enfeksiyon temelli hastalıklardan kaynaklansa da, altında yatan pek çok neden olabilmektedir.

Aşağıda yüksek ateşin başlıca nedenlerinden detaylıca bahsedilmektedir. 

1-)Güneş Çarpması

Uzun süre güneşe maruz kalınması akabinde kişide güneş çarpması meydana gelebilir. Buna bağlı olarak vücut ısısı değerlerinde artış gözlemlenir. Özellikle sıcak yaz günlerinde saatlerce güneşlenmenin akabinde bu duruma sık rastlanmaktadır.

2-)Virüsler

Sözlük tanımı bulaşıcı hastalıklara sebebiyet veren mikrop olan virüsler, yüksek ateşin başlıca sebeplerinden biridir.

3-)Bakteriyel Enfeksiyon

Enfeksiyonel hastalıklar ikiye ayrılır. Bunlardan birincisi viral enfeksiyonlar, ikincisiyse bakteriyel enfeksiyonlardır. Bakteri temelli olan bakteriyel enfeksiyonların akabinde kişide yüksek ateş gibi çeşitli semptomlara rastlanabilir.

Fakat yüksek ateş tek başına kişide bakteriyel enfeksiyon olduğunu göstermez.

Eğer yüksek ateşle birlikte öksürük, hapşırık, burun akıntısı gibi semptomlar görülüyorsa bakteriyel enfeksiyon temelli olabileceğinden; mutlaka uzman hekimden destek alınmalıdır.

4-)Kullanılan Bazı İlaçların Etkisi

Tedavi amaçlı kullanılan bazı ilaçların yan etkisi olarak kişide yüksek ateş gözlenebilir. Eğer ilaç kullanımından sonra yüksek ateş şikayeti baş gösterdiyse, ilacın prospektüsünü okumakta ve konuyla ilgili uzman hekime danışmakta yarar vardır.

5-)Gıda Zehirlenmesi

Yeterli hijyenik ortamda hazırlanmamış veya son tüketim tarihi geçmiş gıda ürünlerinin tüketilmesi akabinde gıda zehirlenmesi baş gösterebilir. Gıda zehirlenmesinin en bariz belirtilerinden biri; vücut ısısındaki artış yani yüksek ateştir. Ancak yüksek ateş tek başına gıda zehirlenmesi tanısında yeterli bulgu değildir. Gıda zehirlenmesinin diğer belirtileri ise şunlardır:

  • Mide bulantısı,
  • Kusma,
  • Karın ağrısı,
  • İshal,
  • Halsizlik, yorgunluk hali,
  • Kanlı dışkı,
  • Vücudun genelinde ağrı(kas ağrıları).

6-)Diğer Nedenler

  • Çocuklarda diş çıkarma evresi,
  • Çeşitli bağırsak hastalıkları,
  • Çeşitli eklem iltihaplanmaları.

Yüksek Ateş Nasıl Düşürülür?

Yüksek ateşin düşürülmesinde eğer ateş çok yüksek değerlerdeyse, muhakkak uzman hekime danışılmalıdır.

Hafif ateş mevcutsa; evde bol su, meyve tüketimi, ılık bir duş ve bol bol istirahat etmek vücut ısısının normal seviyeye dönmesinde etkili olacaktır.

Fakat yüksek ateş mevcutsa, bahsedildiği üzere mutlaka sağlık kuruluşuna danışılmalı ve doktor tavsiyesi olmadan kesinlikle antibiyotik veya herhangi bir ilaç kullanılmamalıdır.

Источник: http://bilgiyeriniz.com/antibiyotik-kullanirken-ates-yukselmesi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.