Ayaklarda Sık Görülen 7 Cilt Sorununa Dikkat!

Cilt Sorunları

Ayaklarda Sık Görülen 7 Cilt Sorununa Dikkat!

Cildimiz bizlerin sahip olduğu doğal miraslardan biridir. Bu doğal miras sayesinde de cildimizde meydana gelen en ufak sorunlara bile hemen çözüm bulmamız gerekir. Cildimizi koruyabilmemiz için oluşturulması gereken birtakım yöntemler vardır.

Bu yöntemler sayesinde de cilt sorunları kolayca giderilebilir. Sık sık cildimizin dış etkenlerden nasıl korunabileceğine dair sorular sorulmakta ve de bu soruların yanıtları birer birer alınmaya başlanmaktadır. Dolayısıyla da cildimiz bizlerin en değerli varlığıdır.

Bu nedenle de çok iyi şekilde cildimizin korunması gerekir. En ufak dış etmenlere karşı bile cilt korunmasının sağlanması önemlidir. Cilt sorunları ile karşılaşmamak için doğal ve şifalı yöntemler kullanılabilir.

Doğal ve şifalı bitkiler ile evde basit şekillerde hazırlayabilecek olduğunuz maskeler sayesinde cilt sağlığınızı koruyabilirsiniz.

İnsanların her biri farklı cilt türlerine sahiptir. Yağlı cilt, karma cilt, kuru cilt, normal cilt ve de hassas cilt olarak beş tane cilt çeşidi vardır. Herkes sahip olduğu cilt tipine göre cilt korumalarını sağlayabilir.

Yağlı cilde sahip olanlar ile kuru cilde sahip olanların kullanmaları gereken farklı ürünler vardır. Kuru ciltler nemlendirici ürünler kullanırken yağlı ciltler yağlanmayı giderici ürünler kullanmalıdır. Ancak bu şekilde karşılaştıkları cilt sorunlarına çözüm bulabilirler.

İşte bu nedenle öncelikle cildinizde bulunan cilt sorununun nedeni araştırılmalıdır.

Özellikle de yağlı ciltlerin karşılaştığı en büyük problemlerden biri de siyah noktalardır. Siyah noktalar yağlı ciltlerin deri altında beslenir. Yüzün temizlenmemesi ve sürekli olarak cildin yağ üretmesi sonucunda cilt üzerinde siyah noktalar oluşur.

Oluşan siyah noktalar cilt üzerinde sıkılmaya başlaması durumunda cildinizde sivilce yapar. Bu nedenle siyah noktaların temizlenmesi önemlidir. Yüzünüzde meydana gelen bu siyah nokta sorununu gidermek için de güvenilir ürünlerin kozmetiklerini kullanabilirsiniz.

Ya da evde kendinizin hazırladığı şifalı ürünlerle pratik şekillerde oluşturacak olduğunuz temizleyici ile siyah noktalardan uzaklaşabilirsiniz.

Siyah Nokta Sorununa Doğal Tedavi Yöntemi

Pek çok kadının pratik yöntemlerle hazırlayacak olduğu kürler ile siyah noktalar basit şekilde cilt üzerinden uzaklşatırılabilir. Çünkü evde yapımı kolay ürünler sayesinde siyah noktalarınızı temizleyebilirsiniz. Siyah nokta temizleme işlemi için öncelikle çok hassas olmanız gerekir.

Aksi halde zararlı olarak cildinize uygulayacak olduğunuz bir yöntem ile siyah noktanın hemen sivilceye döndüğünü görebilirsiniz. Bu nedenle de evde kendi hazırlayacak olduğunuz ürünler ile de siyah noktalarından kurtulabilirsiniz. Burun, çene bölgelerinde daha çok oluşan siyah noktanın evde tedavisi için yüzünüzü iyi bir şekilde temizlemeniz gerekir.

Kozmetik ürünlerini kullanmaya ihtiyaç duymadan artık çok daha yararlı şekilde kendiniz temizleyici yapabilirsiniz.

Bu siyah nokta maskesi için ihtiyaç duyacak olduğunuz malzemeler ise sadece yarım kase yoğurt ve de limondur. Öncelikle kasenin içerisinde bulunan yoğurdun içerisinde bol miktarda limonun suyunu sıkınız.

Bu sıktığınız limon suyu sayesinde ikisini bir arada güzel bir şekilde karıştırarak yüzünüze bu kürü güzel bir şekilde yedirmelisiniz. Göz altı bölgenize dikkat ederek yüzünüze iyice yedirilen bu maskeyi beş dakika yüzünüzde bekletin.

Bu beş dakikanın sonrasında da ılık su ile yüzünüzü temizleyebilirsiniz. Böylece cildinizin içerisinde oluşmuş ya da oluşabilecek olan siyah noktaları engellemiş olursunuz. Evde hazırladığınız maske ile de daha sağlıklı cilde sahip olabilirsiniz.

Bu maske sizlerin cildinizde siyah noktaların oluşumunu engellemesinin yanında aynı zamanda cildinizin siyah nokta oluşumunu önleyebilirsiniz.

12- 21 yaş aralığında bireylerin vücutlarında meydana gelen bazı değişimler olmaktadır. Bu değişimlerin yaşandığı en önemli bir yer de yüzdür. Kızlar ve erkekler de ergenlik döneminde yaşanan bazı değişmeler vardır.

Gerçekleşen bu değişimler cilt tiplerinin oluşumuna göre bazı cilt sorunlarını da ortaya koymaktadır. Cilt sorunlarından birincisi olan sivilce problemi pek çok kişinin yaşadığı sorundur. Sivilce cildin yağından beslenir. Yani yağlı cilde sahip olan çocuklarda bu sivilceler daha da çok olur.

Sivilceler çok rahatsızlık veren bir cilt sorunudur. Bu cilt sorunundan korunmak içinde çeşitli önlemlerin alınması gerekir. Sivilce sorunun ortadan kalkması için elbette ilk olarak ergenlik çağın bitmiş olması gerekmektedir.

Ancak bunun yanında da bireylerin kendilerinin yapacak olduğu bazı ufak çaplı çalışmalar da sivilcelerinden kısa sürede korunmalarını sağlayabilirler.

Sivilce Oluşumu Nasıl Engellenebilir?

Cilt sorunlarından biri olan sivilce sorununun ortadan kalkması için doğal yöntemler kullanılabilir. Dışarıdan kullanılacak olan ürünler de fazlasıyla kimyasal maddeler içerdiği için bu ürünlerin kullanılmasının yanında bazı yan etkileri de olabilir. Cilt tipleri birbirlerinden farklıdır.

Bu farklılık sonucunda da insanlar sivilce sorununa çözüm ararken diğer farklı sorunlar ile karşılaşabilirler. Sivilcelerden kurutlmak için örneğin kişiler gül suyunu kullanabilirler. Doğal gül suyu kullanımı cildin yağ oluşumunu dengeler. Yağ oluşumunun engellenmesi ve dengenin korunması için de sivilce oluşumu önlenebilir.

Sivilceler de işte bu şekilde ciltte oluşumu engellenebilir. Bunun dışında doğal yollardan bir diğeri olan bal ve tarçın maskesidir. Bal ve tarçının bir arada iyice öğütülerek karıştırılmasından sonra sivilcelerin üzerine bu maske olarak uygulanabilir. On beş yirmi dakika boyunca bu karışım sivilce üzerinde tutulmalıdır.

Ardından da artık kişiler ılık su yardımı ile yüzlerini temizleyebilirler. Böylece sivilcelerinin biraz da olsa geçtiğini ya da kuruduğunu görebilirler.

3. Ciltte Akne

Cilt üzerinde oluşumu en sorunlu olan aknedir. Çünkü akne iltihaplı sivilce demektir. İltihap kapan sivilcelerin ciltte daha kalıcı bir iz bıraktığı bilinmektedir. Bu nedenle kişiler de ciltlerinde oluşan bu akne oluşumundan her zaman korkmuşlardır.

Akneli cildin korunması için de mutlaka çok iyi tedavi yöntemleri kullanılmalıdır. Normal bir sivilcenin yüzden geçme izi iki ile üç gün arasında iken akne yüzde belkide dört ya da beş gün kalabilir. Bunun yanında da akne geçtikten sonra ciltte iz de bırakabilir.

Kişilerin akne ile oynalamaları, sıkmaları da ne yazık ki onların ciltlerinde kalıcı hasar meydana gelmesine neden olmaktadır. Bu nedenle aknenin en kısa zamanda ciltten uzak tutulması gerekmektedir.

Ciltte oluşan aknenin tedavi yöntemlerinden biri de aknenin meydana geldiği bölümün iyi bir temizleme işleminin uygulanması gerekir. Çünkü akne sıkıldığında içerisinde bulunan iltihap yüzde farklı alanlara eğer sıçrarsa o bölgede de hemen yeni bir akne oluşumu başlayacaktır.

Bu nedenle de akne oluşumunun engelenebilmesi için öncelikle kişisel temizlik oldukça önemlidir. Kişisel temizliğin yapılmasının ardından kendi yüz temizliğini en doğal ürünler ile yapmaları gerekir. Çünkü kimyasal ürünlerin kullanımı akne sayısını arttırabilir. Bu nedenle çok hassas olunması gerekmektedir.

Ciltte akne sorunu yaşayan insanların öncelikle bu akne olan bölgeyi temizlemesi gerekir. Bunun için de salatalık kullanılabilir. Salatalık içerdiği besin değerleri ile akne oluşumunu ve ciltte olan yağlılık oranını düşürür. Bu nedenle salatalık akneli cilt tedavisi için kullanılabilir.

Oluşan sivilceler için kullanılması gereken bir diğer doğal yöntem ise elma sirkesidir. Elma sirkesi içerisinde akne kurutucu özellikler taşır. Aknelerin üzeri pamuk yardımı ile silindiğinde aknelerin kuruduğu gözlemlenir.

Bu nedenle de cilt sorunlarından en büyüğü akneden korunma yolları işte bu şekilde basit bazı işlemlerdir. Aynı zamanda diş macununun da akneler üzerinde elma sirkesi gibi bir etkisi görülmektedir. Aknenin üzerine sürülen macun akneli olan bölgenin kurumasını sağlar.

Diğer yandan da akne oluşumuna başlangıç gibi görünen alanlara da diş macunu yöntemi uygulanabilir.

Источник: https://evdesifa.com/cilt-sorunlari/

Ayaklarda Sık Görülen 7 Cilt Sorununa Dikkat

Ayaklarda Sık Görülen 7 Cilt Sorununa Dikkat!

Gün boyu vücudun bütün ağırlığını taşıyan ayaklarda, yanlış ayakkabı ve çorap seçimi ya da havasızlık nedeniyle çeşitli cilt sorunları ortaya çıkabiliyor.

Ufak bir nasır ya da su toplaması kişinin gününü mahvetmeye yetebilirken, ayak sağlığının genel itibariyle bozuk olması yaşam kalitesini düşürüyor. Memorial Şişli Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Uz. Dr.

Füsun Bilgin Karahallı, ayaklarda görülen cilt hastalıkları ve ayak sağlığını korumanın yolları hakkında bilgi verdi.

Ayaklardaki ödem ve yanmalara dikkat!

Ayak, birçok kemikten, kastan, eklemden, tendondan, kan damarı ve sinirlerden oluşan karmaşık bir organdır. Özellikle tüm gün ayakkabı içinde kalan vücudun tüm ağırlığını taşıyan ayaklarda birçok cilt ve tırnak hastalığı oluşabileceği gibi, iç organlara ait hastalıkların da belirtileri görülebilmektedir.

Örneğin ayaklarda oluşan eklem ağrıları ve sertlikler; romatizmal hastalıkların, ödem; böbrek ya da kalp hastalıklarının, uyuşma ve yanma diyabet hastalığının belirtisi olabilmektedir. Böyle belirtiler görülüyorsa vakit kaybetmeden doktora görünmek gerekir.

 Ayaklarda sık karşılaşan cilt hastalıkları ise şunlardır;

1. Mantar enfeksiyonları: En sık parmak aralarında olmakla beraber ayağın her yerinde görülebilmektedir. Ayakkabı içinde nemli kalma, aşırı terleme, sıcak hava, dolaşım bozuklukları, diyabet gibi hastalıklar mantar enfeksiyonunu kolaylaştırmaktadır.

Parmak aralarında görüldüğünde nemin çok olmasından dolayı genellikle beyazımsı kabarıklık şeklinde ya da deri dökülmesi şeklinde belirti vermektedir. Ayak tabanında oluşan mantar enfeksiyonları ise daha kuru ve kepekli lezyonlar şeklindedir.

Bunun yanı sıra kırmızımsı üzeri kepekli ya da minik su dolu kabarcık şeklinde olan klinik görünümleri de mevcuttur. Tedavinin yanı sıra hep aynı ayakkabıyı kullanmamak, her gün çorap değiştirmek, nemi emmesi için pamuklu çorap tercih etmek, banyolardan sonra parmak aralarını ve ayağı kurulamaya dikkat etmek gerekmektedir.

Tırnaklarda da mantar enfeksiyonu sık görülmektedir. “Onikomikoz” da denilen tırnak mantarı meydana geldiğinde tırnak normal saydamlığını ve sertliğini kaybetmektedir. Tırnakta kalınlaşma, kolay kırılma, ufalanma, sarı-kahverengi renk değişiklikleri en sık görülen belirtiler arasındadır.

Sağlıksız ortamlarda yapılan manikür ve pedikür işlemleri, sıkı ayakkabıların yaptığı travma, spor salonları gibi ortak kullanım alanları tırnak mantar oluşumunu kolaylaştıran faktörlerdir.

2. Nasır: Nasır, ayaktaki kemik çıkıntılarının sürekli basıya maruz kalmasıyla derinin kalınlaşması sonucu oluşmakta ve bu da ağrıya sebep olmaktadır.

Baskı ve sürtünmenin fazla olduğu sporcularda, uzun yürüyüş yapanlarda ve kemiklerinde şekil bozukluğu olan kişilerde daha fazla görülmektedir.

Tedavi edildikten sonra tekrarlanmaması için uygun ayakkabılar tercih edilmeli ve kemik çıkıntılarına nasır önleyici yastıkçıklar kullanılmalıdır.

3. Tırnak batması: Tırnağın yan köşelerinin yumuşak doku içine gömülmesiyle oluşmaktadır. Yanlış tırnak kesimi, ucu sivri dar ayakkabılar, travma gibi sebepler oluşumunu kolaylaştırmaktadır. Ağrı ve kızarıklıkla başlar ve dolama olarak bilinen enfeksiyon eklenmesiyle akıntılı ve ödemli bir hal alabilmektedir.

4. Bası ve sürtünmeye bağlı büller: Ayaklarımızda bası ve sürtünmeye bağlı sıvı dolu kabarcıklar görülebilmektedir. Halk arasında su toplaması olacakta bilinmektedir. Bunlar; özellikle sıkı ya da sert ayakkabıların kullanımında, fazla yürüme gibi durumlarda oluşmaktadır.

5. Viral siğiller: Siğiller kalınlaşmış deri renginde, bazen üzerinde siyah noktalanmalar görülebilen ciltten kabarık lezyonlardır. Ayak tabanlarında özellikle basınç noktalarında daha fazladır. Bulaşıcı viral bir hastalık olduğu için çok sayıda olabilmektedir. Havuz gibi ortak kullanılan alanlar, ıslaklık ve nem siğil oluşumunu kolaylaştıran faktörlerdir.

6. Yağ fıtığı: Ayağı yere basınca topukta görülen deri rengindeki çıkıntılardır. Genellikle önemli olmasa da ayakta uzun süre kalanlarda ağrı yapabilmektedir. Topuktaki basıncı azaltmak için tabanlık kullanmak faydalı olmaktadır.

7. Ayak kokusu: Ayakların fazla terlemesi ve ayakkabı içinde uzun süre kalması derinin pH değerini etkileyerek bazı bakterilerin üremesini sağlamaktadır. Bu bakterilerin ürettiği birtakım bileşikler de kötü ayak kokusuna sebep olmaktadır.

Uygun tedaviyle ayak sağlığınızla ilgili problemlerinden kurtulabilirsiniz

Ayaklarda görülen cilt hastalıklarının dışında ayak derisinde kalınlaşma ve sertleşme, topuklarda çatlama, özellikle parmak aralarında kaşıntı, deri dökülmesi, kabarcıklar, tırnaklardaki renk değişiklikleri, kalınlaşma ve kırılmalar da cilt hastalıklarıyla ilgilidir. Kişilerin bu cilt hastalıklarıyla karşılaşması halinde mutlaka bir dermatoloji uzmanına görünmesi gerekmektedir.

Sağlıklı ayaklara sahip olmak için;

Ayak temizliğine dikkat etmek,

Tırnakları çok kısaltmadan düz kesmek,

Uygun ayakkabı ve pamuklu çorap giymek,

Düzenli olarak ayak muayenesi yapmak çok önemlidir.

Источник: https://www.haberizlenim.com/ayaklarda-sik-gorulen-7-cilt-sorununa-dikkat-5306h.htm

Gebelikte En Sık Görülen Cilt Sorunları

Ayaklarda Sık Görülen 7 Cilt Sorununa Dikkat!

Gebelikte hormonların etkisi ile melanositlerden aşırı sentezlenen melanin pigmenti nedeniyle cilt renginde koyulaşmalar meydana geliyor. Çoğunlukla yüzde görülen lekeler, gebeliğin 4. veya 5.

ayına doğru düzensiz ve renkli lekeler şeklinde ortaya çıkıyor. ‘Gebelelik maskesi’ olarak anılan bu lekeler genelde alın, yanaklar ve dudak üzerinde yoğunlaşıyor.

Bu problemler doğumdan sonra kendiliğinden kaybolsa da bazıları kalıcı da olabiliyor.

Neler yapılabilir: Daha az oluşması için her şeyden önce cildin temiz tutulması elzem. Günlük hayatta hava kirliliği, stres, makyaj artıkları gibi etkenlerden dolayı meydana gelen kirlilikten kurtulmak adına günlük cilt temizliğinin ihmal edilmemesi şart.

Ayrıca yaz kış fark etmeksizin mutlaka güneşten korunmak gerekiyor çünkü güneş, içinde barındırdığı UVA ve UVB ışınlarından dolayı lekelerin artmasında çok önemli bir faktör. Gebelik dolayısıyla kimyasal içermeyen fiziksel koruyuculu güneş kremlerinin tercih edilmesi öneriliyor.

Oluşan güneş lekelerinin tedavisinde ise leke açıcı kremler, karbonpeeling, kimyasal peeling, thulium Lazer, PRP (plazma tedavisi) ve mezoterapi gibi farklı yöntemler kullanılıyor.

2-ÇATLAKLAR

Gebelik döneminde en fazla karşılaşılan problemden biri olan çatlaklar, alt derinin esnekliğini ve hormonal dengesini kaybetmesiyle ortaya çıkıyor. Çatlakların oluşmaması için cildin nemli tutulması, ılık su ile duş sonrası nemlendirilmesi, çatlak önleyici krem ve jellerin kullanılması ve toplamda 16 kg’dan fazla kilo alınmaması öneriliyor.

Neler yapılabilir?: Önce kırmızı, daha sonra sedefimsi bir renk alan cilt çatlakları için ne kadar erken önlem alınırsa o derece iyi sonuçlar elde ediliyor.

Her şeyden önce yapılması gereken, en hassas olan bölgelere, hamileliğin ilk aylarından itibaren uygun olan çatlak kremleri kullanmaya başlamak. Ayrıca hormonal dengenin değişmesinden dolayı hızlı bir şekilde büyüyen göğüslere, çatlak önleyici jellerle hafifçe masaj yapmak etkili sonuç veriyor.

Doğum sonrası oluşan çatlaklar ise fraksiyonel lazer, altın iğne, mezoterapi, prp gibi yöntemlerle tedavi ediliyor. 

3-SİVİLCELER

Gebelikte akne, sıklıkla karşılaşılan ve can sıkıcı bir durum. Hormonların etkisi ve beslenme alışkanlıklarındaki değişim akneyi artırıyor.

Akneler en sık yüz bölgesi olmak üzere sırt ve saçlı deride gözlemlenebiliyor. Gebelik süresince bazı sivilce karşıtı ilaçlar (antibiyotik ve yüksek doz A vitaminleri) kullanılamıyor.

Bu nedenle gebelikte düzenli cilt bakımı, diyet kontrolü önemli yer tutuyor. 

Neler yapılabilir: Doğru cilt bakımları ve bir dermatoloğun önerdiği medikal/dermokozmetik ürünler bu akneleri engellemede etkili oluyor. A vitamini içeren tablet ve kremlerin kesinlikle tercih edilmemesi gerekiyor. Ayrıca leke kalma olasılığı yüksek olduğundan sivilcelerin bu dönemde asla sıkılmaması öneriliyor. 

4-AYAK PROBLEMLERİ

Anne adayları hamileliğin ilerlemesiyle birlikte şişen, büyüyen ve terleyen ayaklar sebebiyle tırnak batmaları, mantar enfeksiyonları, siğil veya nasırlarla karşılaşabiliyor. Gebelik döneminde direncin düşmesi özellikle siğil enfeksiyonunu artırıyor. 

Neler yapılabilir: Bu dönemde hijyene önem vermek ve ayakta görülen en basit problemde bile derhal dermatoloji uzmanına başvurmak gerekiyor. Hamilelik döneminde olabildiğince az ilaç kullanılması gerektiği için ilaçsız medikal ayak bakımları (podoloji) de tercih edilebiliyor.

5-CİLTTE KILCAL DAMARLARDA VE VARİSTE ARTIŞ

Bu tür varis oluşumları, gebelikte artan östrojenin etkisine bağlı olarak bazen yüzde ve boyunda bazen de karın cildinde ortaya çıkıyorlar. Birkaç mm’lik çapta kiraz beni olarak adlandırılan oluşumlar, örümcek ağı şeklinde olabiliyor.

Bazen devamlı travmayla kanayan kabarıklıklar (piyojenik granuloma) olarak ortaya çıkıyor. Tedavisi için lazer ya da koterize yöntemleri kullanılıyor. Ayrıca bacaklarda da hormon ve karın içi basıncın artması ile varis oluşumu görülüyor.

Gebelerin uzun süre ayakta kalmaması ve soğuk suyla duş alması öneriliyor. 

Neler yapılabilir: Bacaklardaki varislerde de son derece etkili bir tedavi olan Nd-Yag lazer ile yapılan kılcal damar tedavileri, oldukça başarılı sonuçlar veriyor.

[attention type=green]
Lazerin diğer tedavilerden farkı ise fazla zaman harcamadan, istenmeyen damarsal oluşumları ameliyatsız ve iğnesiz bir şekilde yok edebilmesi.
[/attention]

Yüzdeki telenjiektaziler bir seansta bile kaybolabilirken diğer tedavi süreçleri için genellikle 2 ayda bir ayda 3 seans öneriliyor. Tercihen doğum sonrası yapılması gerekiyor. 

6-SAÇ DÖKÜLMESİ

Hamilelikte en sık rastlanan sorunlardan biri de saç dökülmesi. Hamilelikte yaşanan hormonal değişikliklerden dolayı saçların büyüme fazları değişir. Bundan dolayı da daha fazla dökülme görülür. Özellikle doğumdan sonra ani ve hızlı bir dökülme süreci başlar. 

Neler yapılabilir: Bu dönemde saç dökülmesi için en uygun tedaviler şunlar olabilir:

PRP Tedavisi: Bir kişiden alınan küçük miktardaki kanın özel bir tüpe konularak santrfüj işlemine tabi tutulduktan sonra bileşenlerine ayrıştırılması ve elde edilen az miktardaki “platelet yönünden zenginleştirilmiş plazma”nın (PRP), yine aynı kişiye enjeksiyon yoluyla geri verilmesi işlemi. 2 hafta ara ile 3-4 seans uygulanıyor. 

Mezoterapi: Özel vitamin, mineral ve protein karışımları, ihtiyaç duyulan saçlı deriye enjekte ediliyor, böylece uygulama yapılan alanda kan dolaşımı ve bu alanın beslenmesi artıyor. Saç dökülmesini durdurmak, var olan saçın kalitesini artırmak ve yeni saç çıkışlarını aktif hale getirmek için haftada bir kez, 6 seans, saçlı deriye uygulanabiliyor. 

7-BENLER

Gebelikte birlikte çok sayıda et beni (nevüs) artışı görülebiliyor. Bende kanama, renk değişimi, asimetri gibi durumlar yoksa bu endişe edilecek bir durum değil. Bu tür durumlarda ise bu benlerin bir dermatolog tarafından dermatoskopi ile incelenmesi gerekiyor. 

Neler yapılabilir: Gebelik süresince güneşlenmekten kaçınılması ve fiziksel güneş koruyucuları kullanılması öneriliyor. Doğumdan sonra boyun bölgesinde görülen ve gerçekte et beni değil deri katlantısı olan iyi huylu oluşumlar, kriyoterapi, koterizasyon, plazma enerjisi ile kolayca tedavi edilebiliyor.

Источник: https://www.newstr.net/gebelikte-en-sik-gorulen-cilt-sorunlari/

Gebelikte En Sık Görülen 7 Cilt Sorunu

Ayaklarda Sık Görülen 7 Cilt Sorununa Dikkat!

Gebelik, bir kadının hayatı boyunca yaşayabileceği en güzel dönemlerden biri olsa da elbette bazı sıkıntıları da beraberinde getiriyor. Anne adayı için her yönüyle dikkat ve bakım isteyen bir süreç olan gebelik döneminde cilt çok hassaslaşıyor ve bu nedenle farklı cilt problemleri ortaya çıkabiliyor.

Bir yandan bebeğini karnında en iyi şekilde beslemeye ve büyütmeye çalışan anne bir yandan da vücudundaki ve cildindeki bu değişimlerle başa çıkmaya çalışıyor.

Vücutta kaşıntı, gebelik lekesi, sivilcelerde artış, kılcal damarlarda belirginleşme, benlerde artış, çatlak oluşumu, tırnak batması, doğum sonrası saç dökülmesi gibi birçok cilt problemi ortaya çıkıyor.

Rozasea, ya da sedef gibi cilt hastalıkları olan anne adaylarında hastalık şiddetinde artış görülebildiğini belirten Acıbadem International Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Uzmanı Dr. Hülya Sağlam, gebelikte en sık görülen 7 cilt sorunu hakkında bilgi verdi.

1-Yüzdeki pigment değişiklikleri

Gebelikte hormonların etkisi ile melanositlerden aşırı sentezlenen melanin pigmenti nedeniyle cilt renginde koyulaşmalar meydana geliyor. Çoğunlukla yüzde görülen lekeler, gebeliğin 4. veya 5.

ayına doğru, düzensiz ve renkli lekeler şeklinde ortaya çıkıyor. ‘Gebelelik maskesi’ olarak anılan bu lekeler genelde alın, yanaklar ve dudak üzerinde yoğunlaşıyor.

Bu problemler doğumdan sonra kendiliğinden kaybolsa da bazıları kalıcı da olabiliyor.

Neler yapılabilir: Daha az oluşması için her şeyden önce cildin temiz tutulması elzem. Günlük hayatta hava kirliliği, stres, makyaj artıkları gibi etkenlerden dolayı meydana gelen kirlilikten kurtulmak adına günlük cilt temizliğinin ihmal edilmemesi şart.

Ayrıca yaz kış fark etmeksizin mutlaka güneşten korunmak gerekiyor çünkü güneş, içinde barındırdığı UVA ve UVB ışınlarından dolayı, lekelerin artmasında çok önemli bir faktör. Gebelik dolayısıyla kimyasal içermeyen fiziksel koruyuculu güneş kremlerinin tercih edilmesi öneriliyor.

Oluşan güneş lekelerinin tedavisinde ise leke açıcı kremler, karbonpeeling, kimyasal peeling, thulium Lazer, PRP (plazma tedavisi) ve mezoterapi gibi farklı yöntemler kullanılıyor.

2- Çatlaklar

Gebelik döneminde en fazla karşılaşılan problemden biri olan çatlaklar, alt derinin esnekliğini ve hormonal dengesini kaybetmesiyle ortaya çıkıyor. Çatlakların oluşmaması için cildin nemli tutulması, ılık su ile duş sonrası nemlendirilmesi, çatlak önleyici krem ve jellerin kullanılması ve toplamda 16 kg’dan fazla kilo alınmaması öneriliyor.

Neler yapılabilir? Önce kırmızı, daha sonra sedefimsi bir renk alan cilt çatlakları için ne kadar erken önlem alınırsa, o derece iyi sonuçlar elde ediliyor.

Her şeyden önce yapılması gereken, en hassas olan bölgelere, hamileliğin ilk aylarından itibaren uygun olan çatlak kremleri kullanmaya başlamak. Ayrıca hormonal dengenin değişmesinden dolayı, hızlı bir şekilde büyüyen göğüslere, çatlak önleyici jellerle hafifçe masaj yapmak etkili sonuç veriyor.

Doğum sonrası oluşan çatlaklar ise fraksiyonel lazer, altın iğne, mezoterapi, prp gibi yöntemlerle tedavi ediliyor.

3- Sivilceler (akne)

Gebelikte akne, sıklıkla karşılaşılan ve can sıkıcı bir durum. Hormonların etkisi ve beslenme alışkanlıklarındaki değişim akneyi artırıyor.

Akneler en sık yüz bölgesi olmak üzere sırt ve saçlı deride gözlemlenebiliyor. Gebelik süresince bazı sivilce karşıtı ilaçlar (antibiyotik ve yüksek doz A vitaminleri)kullanılamıyor.

Bu nedenle gebelikte düzenli cilt bakımı, diyet kontrolü önemli yer tutuyor.

Neler yapılabilir: Doğru cilt bakımları ve bir dermatoloğun önerdiği medikal/dermokozmetik ürünler bu akneleri engellemede etkili oluyor. A vitamini içeren tablet ve kremlerin kesinlikle tercih edilmemesi gerekiyor. Ayrıca leke kalma olasılığı yüksek olduğundan sivilcelerin bu dönemde asla sıkılmaması öneriliyor.

4-Ayak problemleri

Anne adayları hamileliğin ilerlemesiyle birlikte şişen, büyüyen ve terleyen ayaklar sebebiyle, tırnak batmaları, mantar enfeksiyonları, siğil veya nasırlarla karşılaşabiliyor. Gebelik döneminde direncin düşmesi özellikle siğil enfeksiyonunu artırıyor.

Neler yapılabilir: Bu dönemde hijyene önem vermek ve ayakta görülen en basit problemde bile derhal dermatoloji uzmanına başvurmak gerekiyor. Hamilelik döneminde olabildiğince az ilaç kullanılması gerektiği için, ilaçsız medikal ayak bakımları (podoloji) de tercih edilebiliyor.

5-Ciltte kılcal damarlarda ve variste artış

Bu tür varis oluşumları, gebelikte artan östrojenin etkisine bağlı olarak yüzde ve boyunda, bazen de karın cildinde ortaya çıkıyorlar. Birkaç mm’lik çapta kiraz beni olarak adlandırılan oluşumlar, örümcek ağı şeklinde olabiliyor.

Bazen devamlı travmayla kanayan kabarıklıklar (piyojenik granuloma) olarak ortaya çıkıyor. Tedavisi için lazer ya da koterize yöntemleri kullanılıyor. Ayrıca bacaklarda da hormon ve karın içi basıncın artması ile varis oluşumu görülüyor.

Gebelerin uzun süre ayakta kalmaması ve soğuk suyla duş alması öneriliyor.

Neler yapılabilir: Bacaklardaki varislerde de son derece etkili bir tedavi olan Nd-Yag lazer ile yapılan kılcal damar tedavileri, oldukça başarılı sonuçlar veriyor.

[attention type=green]
Lazerin diğer tedavilerden farkı ise fazla zaman harcamadan, istenmeyen damarsal oluşumları ameliyatsız ve iğnesiz bir şekilde yok edebilmesi.
[/attention]

Yüzdeki telenjiektaziler bir seansta bile kaybolabilirken, diğer tedavi süreçleri için genellikle 2 ayda bir ayda 3 seans öneriliyor. Tercihen doğum sonrası yapılması gerekiyor.

6-Saç Dökülmesi

Hamilelikte en sık rastlanan sorunlardan biri de saç dökülmesi. Hamilelikte yaşanan hormonal değişikliklerden dolayı, saçların büyüme fazları değişir. Bundan dolayı da daha fazla dökülme görülür. Özellikle doğumdan sonra ani ve hızlı bir dökülme süreci başlar.

Neler yapılabilir: Bu dönemde saç dökülmesi için en uygun tedaviler şunlar olabilir:

  • PRP Tedavisi: Bir kişiden alınan küçük miktardaki kanın özel bir tüpe konularak santrfüj işlemine tabi tutulduktan sonra bileşenlerine ayrıştırılması ve elde edilen az miktardaki “platelet yönünden zenginleştirilmiş plazma”nın (PRP), yine aynı kişiye enjeksiyon yoluyla geri verilmesi işlemi. 2 hafta ara ile 3-4 seans uygulanıyor.
  • Mezoterapi: Özel vitamin, mineral ve protein karışımları, ihtiyaç duyulan saçlı deriye enjekte ediliyor, böylece uygulama yapılan alanda kan dolaşımı ve bu alanın beslenmesi artıyor.Saç dökülmesini durdurmak, var olan saçın kalitesini artırmak ve yeni saç çıkışlarını aktif hale getirmek için haftada bir kez, 6 seans, saçlı deriye uygulanabiliyor.

7- Benler:

Gebelikte birlikte çok sayıda et beni (nevüs) artışı görülebiliyor. Bende kanama, renk değişimi, asimetri gibi durumlar yoksa bu endişe edilecek bir durum değil. Bu tür durumlarda ise bu benlerin bir dermatolog tarafından dermatoskopi ile incelenmesi gerekiyor.

Neler yapılabilir: Gebelik süresince güneşlenmekten kaçınılması ve fiziksel güneş koruyucuları kullanılması öneriliyor. Doğumdan sonra boyun bölgesinde görülen ve gerçekte et beni değil deri katlantısı olan iyi huylu oluşumlar, kriyoterapi, koterizasyon, plazma enerjisi ile kolayca tedavi edilebiliyor.

Gebelikte cilt sağlığını korumak sanıldığı kadar zor değil. Günlük akışta rahatlıkla uygulanabilecek bu önlemlerle cildinizi en üst seviyede koruyabilirsiniz:

  • Gebelikte bol su için, doğal beslenin.
  • Ilık su ile duş alın ve cildinizi her gün nemlendirin.
  • Aşırı kilo almayın, çatlak önleyici jellerinizi, gebeliğin 4. ayından itibaren kullanmaya başlayın.
  • Leke ve ben artışını önlemek için fiziksel güneş koruyucularından düzenli sürün.
  • Doğum sonrası 3. ayda başlaması muhtemel saç dökülmeniz için kan tetkiklerinizi kontrol ettirin ve saç mezoterapisi gibi uygulamaları yaptırmakta geç kalmayın.
  • Cildiniz için mutlaka bir dermatolog ile görüşerek cilt sağlığınız konusunda bilgi edinin ve önlem alın.

Источник: https://saglikdanisma.net/hastaliklar/cilt-hastaliklari-hastalik/gebelikte-en-sik-gorulen-7-cilt-sorunu.html

Ayak sağlığında sık görülen 7 cilt sorununa dikkat!

Ayaklarda Sık Görülen 7 Cilt Sorununa Dikkat!

Bazılarımız açık ayakkabı sezonu açtı bile. Yalnız bütün bir kış kapalı kalan ayaklarımıza özen de göstermemiz gerekiyor. Ayak sağlığı problemi yaşayan kadınlar için Memorial Şişli Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Füsun Bilgin Karahallı, ayaklarda görülen cilt hastalıkları ve ayak sağlığını korumanın yolları hakkında bilgi verdi.

Ayak, birçok kemikten, kastan, eklemden, tendondan, kan damarı ve sinirlerden oluşan karmaşık bir organdır.

Özellikle tüm gün ayakkabı içinde kalan vücudun tüm ağırlığını taşıyan ayaklarda birçok cilt ve tırnak hastalığı oluşabileceği gibi, iç organlara ait hastalıkların da belirtileri görülebilmektedir.

Örneğin ayaklarda oluşan eklem ağrıları ve sertlikler; romatizmal hastalıkların, ödem; böbrek ya da kalp hastalıklarının, uyuşma ve yanma diyabet hastalığının belirtisi olabilmektedir. Böyle belirtiler görülüyorsa vakit kaybetmeden doktora görünmek gerekir.

Ayak sağlığında sık karşılaşan cilt hastalıkları 

1- Mantar enfeksiyonları

En sık parmak aralarında olmakla beraber ayağın her yerinde görülebilmektedir. Ayakkabı içinde nemli kalma, aşırı terleme, sıcak hava, dolaşım bozuklukları, diyabet gibi hastalıklar mantar enfeksiyonunu kolaylaştırmaktadır. Parmak aralarında görüldüğünde nemin çok olmasından dolayı genellikle beyazımsı kabarıklık şeklinde ya da deri dökülmesi şeklinde belirti vermektedir.

Ayak tabanında oluşan mantar enfeksiyonları ise daha kuru ve kepekli lezyonlar şeklindedir. Bunun yanı sıra kırmızımsı üzeri kepekli ya da minik su dolu kabarcık şeklinde olan klinik görünümleri de mevcuttur.

Tedavinin yanı sıra hep aynı ayakkabıyı kullanmamak, her gün çorap değiştirmek, nemi emmesi için pamuklu çorap tercih etmek, banyolardan sonra parmak aralarını ve ayağı kurulamaya dikkat etmek gerekmektedir.

2- Nasır

Nasır, ayaktaki kemik çıkıntılarının sürekli basıya maruz kalmasıyla derinin kalınlaşması sonucu oluşmakta ve bu da ağrıya sebep olmaktadır.

Baskı ve sürtünmenin fazla olduğu sporcularda, uzun yürüyüş yapanlarda ve kemiklerinde şekil bozukluğu olan kişilerde daha fazla görülmektedir.

Tedavi edildikten sonra tekrarlanmaması için uygun ayakkabılar tercih edilmeli ve kemik çıkıntılarına nasır önleyici yastıkçıklar kullanılmalıdır.

::  Tarçında bulunan ‘kumarin’e dikkat edin!

3- Tırnak batması

Tırnağın yan köşelerinin yumuşak doku içine gömülmesiyle oluşmaktadır. Yanlış tırnak kesimi, ucu sivri dar ayakkabılar, travma gibi sebepler oluşumunu kolaylaştırmaktadır. Ağrı ve kızarıklıkla başlar ve dolama olarak bilinen enfeksiyon eklenmesiyle akıntılı ve ödemli bir hal alabilmektedir.

4- Bası ve sürtünmeye bağlı büller

Ayaklarımızda bası ve sürtünmeye bağlı sıvı dolu kabarcıklar görülebilmektedir. Halk arasında su toplaması olacakta bilinmektedir. Bunlar; özellikle sıkı ya da sert ayakkabıların kullanımında, fazla yürüme gibi durumlarda oluşmaktadır.

5- Viral siğiller

Siğiller kalınlaşmış deri renginde, bazen üzerinde siyah noktalanmalar görülebilen ciltten kabarık lezyonlardır. Ayak tabanlarında özellikle basınç noktalarında daha fazladır. Bulaşıcı viral bir hastalık olduğu için çok sayıda olabilmektedir. Havuz gibi ortak kullanılan alanlar, ıslaklık ve nem siğil oluşumunu kolaylaştıran faktörlerdir.

6- Yağ fıtığı

Ayağı yere basınca topukta görülen deri rengindeki çıkıntılardır. Genellikle önemli olmasa da ayakta uzun süre kalanlarda ağrı yapabilmektedir. Topuktaki basıncı azaltmak için tabanlık kullanmak faydalı olmaktadır.

7- Ayak kokusu

Ayakların fazla terlemesi ve ayakkabı içinde uzun süre kalması derinin pH değerini etkileyerek bazı bakterilerin üremesini sağlamaktadır. Bu bakterilerin ürettiği birtakım bileşikler de kötü ayak kokusuna sebep olmaktadır.

Uygun tedaviyle ayak sağlığınızla ilgili problemlerinden kurtulabilirsiniz

Ayaklarda görülen cilt hastalıklarının dışında ayak derisinde kalınlaşma ve sertleşme, topuklarda çatlama, özellikle parmak aralarında kaşıntı, deri dökülmesi, kabarcıklar, tırnaklardaki renk değişiklikleri, kalınlaşma ve kırılmalar da cilt hastalıklarıyla ilgilidir. Kişilerin bu cilt hastalıklarıyla karşılaşması halinde mutlaka bir dermatoloji uzmanına görünmesi gerekmektedir.

Sağlıklı ayaklara sahip olmak için

• Ayak temizliğine dikkat etmek, • Tırnakları çok kısaltmadan düz kesmek, • Uygun ayakkabı ve pamuklu çorap giymek,

• Düzenli olarak ayak muayenesi yapmak çok önemlidir.

Источник: http://www.womensstyletr.com/ayak-sagliginda-sik-gorulen-7-cilt-sorununa-dikkat/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.