Az Kesiyle Yapılan Kalp Kapak Ameliyatları

Kalp ameliyatı nasıl yapılır? En çok merak edilenler ve rahatlatıcı bilgiler

Az Kesiyle Yapılan Kalp Kapak Ameliyatları
Kalp ameliyatı olacaklar için en çok merak edilenler

Minimal invaziv yani küçük kesi cerrahisi ile kalp ameliyatları sadece 4 santimlik bir kesi ile yapılabiliyor.

Hastaların tek tek değerlendirilip ameliyat için en faydalı rotayı belirmenin oldukça önemli olduğunu vurgulayan Altınbaş Üniversite Hastanesi Medical Park Bahçelievler Kalp ve Damar Cerrahı Prof. Dr.

Barış Çaynak, kalp ameliyatlarında minimal invaziv yöntemin kişinin üzerinden ameliyatın tüm yükünü aldığını söylüyor.

Prof. Dr. Barış Çaynak, kariyeri veya özel planları yüzünden ameliyatını erteleyenlere de önemli bir mesajda bulunuyor: “Minimal invaziv yöntemle yapılan ameliyattan sonra hastalar 4’üncü günde taburcu olabiliyor ve bir hafta içerisinde günlük rutinine dönebiliyor.”

Kalp ameliyatı: Amaç günü kurtarmak değil ömürlük iş yapmak

Prof. Dr. Barış Çaynak:

“Göğüs ağrısı, çabuk yorulma, merdiven çıkarken kola veya çeneye vuran ağrı gibi şikayetlerden sonra doktora gidildiğinde hasta bazı tetkiklerden geçiriliyor. Öncelikle eko, efor, kan testi gibi az travmatik testler yapılıyor.”

“Test sonuçları damar tıkanıklığını gösteriyorsa veya damar tıkanıklığından şüphelendiriyorsa, kişiye anjiyo yapılması gerekiyor. Çünkü kalp anjiyosundan başka hiçbir test damarları göstermiyor.”

“Kalbi besleyen damarlarda belli bir seviyenin üzerinde tıkanıklık varsa ilaçla tedavi edilemiyor. Kişinin kalbine ya stent takılması ya da ameliyat yapılması gerekiyor. Bizim amacımız bir tedavi planlarken günü kurtarmak değil, ömürlük iş yapmaktır. Bu nedenle ameliyat kararı kişiye özel verilmelidir.”

“Genellikle insanlar açık kalp ameliyatlarındaki kocaman yaradan, göğüs kemiğinin açılmasından korkuyorlar. Fakat kalp ameliyatları artık çok daha küçük kesilerle yapılabiliyor.”

“Minimal invaziv yöntem ile açık kalp ameliyatında yapılan işlemin aynısı yapılıyor. İşlem özel bir teknikle ve küçük bir kesiyle yapıldığı için ameliyatın yükünü kişinin üzerinden alıyor.”

Kalp ameliyatı öncesi kapsamlı tarama

“Kalp ameliyatı kararı verildiğinde hastalar bunu birkaç doktor ile teyit etmek istiyor. Hastalar bize: ‘Ameliyata gerek var mı’, ‘Eğer gerek varsa en iyi teknik nedir?’, ‘Ameliyatın doğrusu nasıl olmalıdır?’, ‘Hangi damarla by-pass yapmak lazım?” gibi sorularla geliyorlar.”

“Biz hasta bazlı olarak değerlendirme yaparak bir yol haritası belirliyoruz. Hastanın genel durumu nedir, kalp kondisyonu nasıl, kalbin kasılma fonksiyonlarında bir bozukluk var mı, kalp kapaklarında bir bozukluk var mı diye kontrol ediyoruz.”

“Akciğer, böbrek, iç organlar ve beyin dolaşımı ameliyat öncesinde kontrol edilerek hasta ciddi bir kontrolden geçiriliyor. Bu tetkikler sonucunda kalp ameliyatı hangi teknikle yapılacağına karar veriyoruz.

“Hastaların birçoğu ameliyatlarını minimal invaziv yöntemle yani daha küçük kesiyle yapılıp-yapılamayacağını merak ediyor. Her hasta minimal invaziv yönteme uygun olmuyor. Anjiyo ve genel sağlık durumu mutlaka kontrol ediliyor ve ameliyatın hangi yöntemle yapılacağı belirleniyor.”

‘Sonra kalp ameliyat olurum’ demeyin!

Prof. Dr. Barış Çaynak:

“Minimal invaziv yöntem ile göğüs kemiği açılmıyor, sol göğüs altından 4 santimlik bir kesi ile ameliyat gerçekleştiriliyor. Sadece tek damar hastalarına değil, kalbin ön duvarlarındaki bütün damarlara bu teknikle by-pass yapılabiliyor.”

“Bu nedenle mutlaka anjiyoyu görüp ona göre karar vermek lazım. Ameliyat her zaman bu işte altın standarttır. ‘Kalbim anjiyo ile açılabildiği kadar idare etsin, sonra ameliyat olurum’ gibi düşünceler yanlıştır.”

“Anjiyo sonrası kalp ameliyat kararı alındıysa ameliyat olmak en doğru karardır. Fakat ameliyat olmadan önce klasik kalp ameliyatları dışında ne yapılabilir diye araştırmakta fayda var.”

Ameliyatın yükünü azaltıyor

“Klasik ameliyatta göğüs kemiği kesilir, by-pass yapılacak tüm damarlar hazırlanır, ardından kalp durdurulur ve duran kalbe by- pass yapıldıktan sonra kalp çalıştırılıp, göğüs kapatılır. Açık kalp ameliyatlarının kişiye uzun ve kısa dönem yükü vardır.”

“Göğüs kemiğinin açılması sebebiyle kişinin vücudunda kocaman bir iz kalıyor. Kişi hayatının geri kalan kısmını vücudundaki bu izle geçirmek zorunda kalıyor. Ameliyatta göğüs kemiği açıldığı için o kemiğin iyileşmesi zaman alıyor.”

“Bazı kişilerde kemiğin kaynaması ile ilgili problemler çıkabiliyor. Ameliyat yarası ne kadar büyükse o oranda enfeksiyon oranı artabiliyor. Göğüs kemiği ne kadar açılıp o kadar büyük bir travma olursa vücutta o kadar fazla kan kaybı oluyor.”

“Bunun sonucunda kişiye ameliyattan sonra kan nakli yapmak gerekiyor. Açık kalp ameliyatlarından sonra vücudun kendini toparlaması zaman alıyor. Minimal invaziv ile kalp ameliyatlarını çok daha küçük kesi ile yapıyoruz.”

“Önemli olan hastanın ameliyattan alacağı faydanın tamamını almasıdır. Açık kalp ameliyatında birebir ne yapılıyorsa minimal invaziv teknikte de aynısı yapılıyor. Açık ameliyatla minimal invaziv arasında hiçbir fark yoktur.”

“Minimal invaziv yöntemin hastaya avantajı; ameliyatın uzun dönem faydalarının tamamından yararlanmasını sağlarken, aynı zamanda hastayı ameliyatın tüm yükünden kurtarmasıdır.”

İman tahtasına dokunulmuyor, bikini cerrahisi yapılıyor

“Minimal invaziv yöntemle yapılan ameliyatlarda göğüs kemiğine hiç dokunmuyoruz. Kalp ameliyatı kararı alınan bazı hastalar bize ‘iman tahtama dokundurmam’ diyorlar. Yani göğüs kemiğimin açılmasını istemediklerini söylüyorlar.”

“Ben bu yönteme; iman tahtası koruyucu cerrahi diyorum. Kadın hastalar ise genellikle denize girerken veya dekolte giyerken vücutlarında iz görünmesini istemediklerinden minimal invaziv onlar için bir tür bikini cerrahisi görevi görüyor. Çünkü ameliyat izi göğüs altında kalıyor ve dışardan fark edilmiyor.”

Bacak damarı değil göğüs duvarı damarı kullanılmalı

“Kişinin göğüs kemiği kesilmediği için toparlanma süresi çok kısa oluyor. Biz bu yöntemle ameliyatları sol göğüs altından girerek yapıyoruz. Kalp ameliyatı yapılırken göğüs duvarından geçen atardamar kullanılıyor.”

“Kalp ameliyatı yapılırken en önemli nokta göğüs duvarından geçen atardamar ile by- pass yapmaktır. Bacak damarını mümkün mertebe az kullanmaya özen gösteriyoruz. Çünkü göğüs duvarındaki damarlar çok daha dayanıklı damarladır. Birden fazla damara by-pass yapılacaksa genelde bunu göğüs damarı ile yapıyoruz.”

Kalp durmuyor, risk azalıyor

“Açık kalp ameliyatı kalbi durdurarak yapılabilir veya kalp çalışırken sadece kalbin by- pass yapılacak yeri stabilize edilerek yapılabilir. Biz bu ameliyatları minimal invaziv yöntemle kalbi durdurmadan yapıyoruz.”

“Bu nedenle kişi; kalp dolaşım aletine girmiyor ve oluşabilecek komplikasyonlardan arınmış oluyor. Ameliyatın riskleri minimal hale geldiği için, kişi ameliyatı açık kalp ameliyatına göre çok daha az travmatik bir şekilde atlatıyor.”

“Az travmatik olmasının sebebi sadece kesinin küçüklüğü veya kozmetik açıdan değil, ameliyatın vücut üzerine getirdiği bütün yükü almasıdır. Ameliyat minimal invaziv yöntemle yapıldığında hasta birinci günden itibaren çok hızlı toparlanıyor.”

“Ameliyat küçük kesi ile yapıldığında kişi; açık kalp ameliyatı sonrası oluşan ağrı, halsizlik, yan yatamama, öksürmede güçlük, uzun süre araba kullanamama gibi sıkıntıları yaşamıyor.”

Bir hafta sonra işe dönebilirsiniz

“Küçük kesi ile yapılan ameliyatın açık ameliyata göre bariz bir psikolojik üstünlüğü var. Hastalar daha çabuk işlerine dönebiliyorlar. Açık by-pass ameliyatı olan kişilere birinci aydan itibaren işinize dönebilirsiniz diyoruz.”

“Fakat çok az insan birinci ayda işe başlıyor. Çünkü kişi kendini çok yıpranmış ve çok ağır bir ameliyattan çıkmış gibi hissediyor. Bu nedenle hasta kalp ameliyatı sonrasında kendini rutin yaşama dönmeye bir türlü hazırlayamıyor.”

“Kişi bu konuda çevresindekilerin tepkilerinden de çok fazla etkileniyor. Hastalar açık ameliyattan sonrası kendini eksik hissedebiliyor. Bundan 10 yıl önce by-pass ameliyatı olan bir hasta, sağlıklı olmasına rağmen hala hayatta birçok şeyden kendini mahrum bırakabiliyor.”

“Minimal invaziv (küçük kesi) cerrahisini uygun olan hastalara bu sebeple de öneriyoruz. Çünkü birinci haftadan itibaren işlerine dönebilecek duruma gelebiliyorlar. Hastalar genellikle işleri, önemli toplantıları, projeleri veya ailevi durumları sebebiyle ameliyatı ertelemek istiyorlar.”

“Fakat minimal invaziv ile yapılan ameliyattan sonra biz hastaları ameliyattan sonra 4’üncü günde taburcu ediyoruz ve kişi bir hafta içerisinde günlük rutinine dönebiliyor.”

Kalp ameliyatından sonra nelere dikkat edilmeli?

Источник: https://indigodergisi.com/2018/10/kalp-ameliyati-nasil-yapilir/

Kalp Kapakçığı Ameliyatı Uygulama Aşamaları ve İyileşme Süreci

Az Kesiyle Yapılan Kalp Kapak Ameliyatları

Kalp kapakçık ameliyatları iki şekilde gerçekleşmektedir. Bunlardan biri klasik olarak uygulanan geleneksel yöntem, diğeri ise son on senedir başarılı bir şekilde uygulanan minimal invaziv yöntemidir.

Kalp Kapakçığı Ameliyatı

Kalp kasında bulunan dört kapakçıktan birinde veya hepsinde birden sorun çıkması; kalp kasından pompalanan kanın tek yönde ilerlemesi gerekirken; gerektiği gibi açılıp kapanamamasına bağlı olarak sızıntı oluşturmasına neden olabilecektir.

Bunun yanında kapakçıklarda oluşan kireçlenme, darlık, sarkma ve gevşeme gibi sorunlara bağlı olarak kan vücutta bulunan dokuların, hücrelerin ve organların ihtiyaçları olan kanı, ihtiyaçları olduğu miktarda almasına engel olacaktır.

Bu nedenle kalp gerekli olan performansı sağlayabilmek için daha çok zorlanacak ve paralelinde hastanın sağlığı açısında sonu yaşamını yitirmesine kadar verebilecek kötü tablolar ortaya çıkacaktır.

Kalp kapakçık ameliyatı artık mikro cerrahi yöntemi sayesinde eskisi gibi büyük riskler oluşturmadan başarılı sonuçlar elde edilmesine yardımcı olan kesin tedavi yöntemidir.

Kalp kapakçıklarıyla alakalı olan sorunlar kalpte fazla yük oluşmasına neden olacağından bu sorunun zamanında tedavi edilememesi ve kalp yükünün artması kalp kasında geri dönüşümü oldukça zor olan hasarlara sebep olabilecektir.

On seneden beri kalp cerrahisinde kullanmak olan minimal invaliz sayesinde koltuk altından minik kesikler sayesinde operasyonlar gerçekleşmekte, bu ameliyatlar sırasında kemik kesilmesine gerek olmadığı gibi hastada daha hızlı bir iyileşme süreci gerçekleşmeye başlamıştır. Bu operasyonlar sonunda hasta daha hızlı bir şekilde günlük yaşantısına geri dönebilmekte normal açık cerrahi yöntemine oranla daha az ağrı çekmekte ve daha az kanama riski olmaktadır.

Nedenleri

Kalp kapakçığında ameliyat gerektiren nedenler; bu kapaklar üzerinde genişleme, daralma ve kireçlenme oluşması sonucunda kapakların görevlerini yapamayarak hastanın sağlığı açısından risk oluşturmasından dolayı kaynaklanmaktadır.  Kalp kapakçığı ameliyatları genel olarak üç kapak üzerinden gerçekleşmektedir:

Aort kapağı; aort damarının kalp kasından çıkış yapılan bölgesinde yer almaktadır. Kalp kası tarafından pompalanan kanın tekrar kalbe geri dönmesini engellemekte olan kapakta oluşan sorunlar kalsifik, biküspid ve romatizmal problemlere dayalı olarak meydana gelmektedir.

Bu kapakçık yardımıyla sol karıncıktan pompalanan kan sol kulakçığa dönüş yapamaz ve sızamaz. Genel olarak dejeneratif rahatsızlıklarla romatizmayla ilgili sorunlardan kaynaklanan problemler sonucunda bu kapakta meydana gelen darlık ve yetersizliklerin tedavisinde uygulanan bir yöntemdir.

  • Triküspid kapak ameliyatı

Kalp kasında sağ karıncık ve sol sağ kulakçık arasında yer alan bu kapakçık sorunu mitral kapakta meydana gelen darlığa bağlı olarak veya romatizma ile ilgili problemlerden kaynaklı oluşabilmektedir. Yapılan operasyonla bu kapak ya tamir edilir ya da biyolojik veya mekanik bir kapakla değiştirilir. 

Ameliyat Öncesi Hazırlık

Kalp kasında bulunan odacıkların arasında ve kalp kasından vücuda veya vücuttan kalp kasına yapılan kan transferlerinin gerçekleşmesini sağlayan kapaklarda bir problem oluşup, bu sorun hasta açısından hayati riskler taşımaya başladığında veya hastanın yaşan standartlarını düşürüp bir takım şikayetlere neden olduğunda uygulanacak en kesin ve tek tedavi yöntemi ameliyatlardır. Son zamanlarda gelişen kapak cerrahi sayesinde artık bu konuda yapılan ameliyatlar oldukça kolay olmaktadır. Kapakçıklarında problem olan hastalara ameliyat öncesi gerekli tetkikler ve tahliller yapılıp bir gün önceden hastaneye yatışı yaptırılır.

Hastan hastaneye yattığında son bir kez tetkikleri yapılır.  Eğer hasta için riski durumlar ortaya çıkmış ve bir an önce müdahale yapılması gerekiyorsa bu son tetkikler yapılmadan operasyona başlanabilir.

Hastaya ve yakınlarına ameliyat ve oluşabilecek riskleri hastanın ameliyat sonrasında iyileşme süreci ve uygulanacak tedavi yöntemi hakkında gerekli bilgi verildikten sonra onay alınarak operasyona başlanır. Hasta ameliyattan önce bir saat civarında anestezi için gerekli olan hazırlıklara tabi tutulur.

Hastanın göğüs bölgesi temizlenir. Göğsünde bulunan kıllar temizlenir ve operasyon yapılacak olan bölge steril edilir.

Yapım Aşamaları

Kalp kapakçığı ameliyatlarında iki yöntem kullanmaktadır.

Bunlardan birisi artık gelenekselmiş olan sternuma kemiğinin ortasından bir kesik yapılarak kalp kasına ulaşılmak suretiyle yapılan cerrahi müdahaleler; diğeri ise son on senedir oldukça popüler olan ve hasta açısından çeşitli avantajlar sağlayan minimal invaziv yöntemiyle koltuk altından giriş yapılarak uygulanan cerrahi müdahaleler olmaktadır.

Kalp Kapakçık Ameliyatları

Kalp kapak ameliyatlarının hangi sistemle yapılacağı doktorunuz tarafından yapılacak tetkik ve testlerin sonucunda belirlenir. Kalp kapakçık ameliyatının yapım aşamalarını şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Hasta bir gün önceden son kez gerekli olan tetkik ve tahliller yapılıp uygulanacak olan operasyona hazırlanması amacıyla hastaneye yatırılır.
  • Acil müdahale gereken durumlarda hasta için ani bir risk unsuru ortaya çıktıysa son tetkikler yapılmadan direk olan operasyona alınabilir.
  • Hastanın operasyona başlamadan önce yapılacak olan anestezi hazırlığı yaklaşık olarak bir saat civarında süre almaktadır.
  • Göğüs bölgesi temizlenir ve kesik yapılacak kısım steril edilerek operasyona başlanılır.
  • Eğer klasik yöntemle ameliyat uygulanacaksa hastanın göğsün ortasında bulunan kemik kesilerek kalbe ulaşılır.
  • Cerrahi müdahale sırasında kalp ve akciğerin çalışması durdurulur. Vücut kalp ve akciğer makinesine bağlanarak hayati fonksiyonlar müdahale sırasında devam ettirilir.
  • Kalp kasında yer alan boşluklarda bulunan kalp kapakçıklarına ulaşılarak gerekli olan müdahale yapılır. Eğer sorun onarılacak gibiyse direk onarma yoluna gidilir. Yapraklar ayrılır ve kapak temizlenir. Sorun onarılmayacak boyuttaysa bu durumda kapakçık ya biyolojik ya da mekanik bir kapakla değiştirilerek kalp ve akciğer çalıştırılır ve vücut akciğer kalp makinesinden çıkarılır.
  • Operasyon bölgesi kapanır.
  • Hasta yirmi dört saat civarında solunum cihazına bağlanmak suretiyle yoğun bakım odasında tutulur.

Ameliyat Sonrası İyileşme Süreci

Kalp kapakçığı sorunu nedeniyle ameliyat olan hastaların yapılan müdahale sonrasında her ne kadar günlük hayatına dönebilmesi iki ay içinde gerçekleşse de hastanın tam olarak iyileşme süreci ortalama olarak altı ayı bulabilmektedir. Bu sürecin kısalması hastanın kendi hayatını sağlıklı bir şekilde düzenlemesine bağlı olarak mümkün olabilmektedir.

Operasyon geçiren hastaların iyileşme sürecini kısaltmak için; beslenmesine dikkat etmesi, kontrollerini aksatmaması, ilaçlarını zamanında kullanması, sık olarak hafif egzersiz gerektiren spor hareketleri yapması, alkol ve sigaradan uzak durması, kilo almayıp fazla kilolarından kurtulması ve stresten uzak kalması gerekmektedir.

(Sizin oyunuz ilk olsun)
Loading…

Источник: https://kalpritmi.com/kalp-kapakcigi-ameliyati.html

Kalp Kapağı Ameliyatı

Az Kesiyle Yapılan Kalp Kapak Ameliyatları

Mitral kapak, kalbin sol karıncığıyla sol kulakçığı arasında olup, kanın tek yönlü akmasını sağlayan bir kapakçıktır. Mitral kapak açılarak kanı kulakçıktan karıncığa geçirir ve daha sonra kapanarak geri kan geçişini engeller.

Bu kapak çeşitli nedenlerle bozulup müdahale gerektirebilir.

Bu bozulmalar sırasıyla romatizmal ateş denilen özellikle çocukluk çağlarında geçirilen bademcik enfeksiyonlarının uzun vadedeki komplikasyonları olarak ortaya çıkabildiği gibi dejeneratif kapak hastalıkları denilen kalp kapağının kendisinin ya da kalp kapakçıklarını yerinde tutan dokuların gevşemesi ya da kopmasıyla oluşabilir. Bunun dışında ileri yaşlarda yine kalp kapakçığının üzerinde oluşan kireçlenme sonucu bu kapaklarda hareket kısıtlanması meydana gelip kapağın fonksiyonunda bozulma olabilir. Bu hastalarda kapakçığın tamir edilmesi veya değiştirilmesi gerekebilir.

Mitral kapak onarımı veya değişimi, mitral kapak darlığı veya mitral kapak yetersizliği durumlarında uygulanan bir cerrahi yöntemdir.

Mitral darlık, mitral kapağın sertleşmesi veya kalınlaşması sonucu yeterli şekilde açılamamasıdır.
Mitral kapak darlığı kalbin sol kulakçığından sol karıncığına kan akışına engel olan bir durumdur.

Mitral kapak darlığının belirtileri arasında solunum güçlüğü en belirgin semptomdur. Hastanın bedeni fiziksel egzersizler sırasında çok daha çabuk yorulur. Mitral kapak darlığının tanısında en etkili yöntem ekokardiyografidir.

Eğer hastanın EKG sonuçlarında koroner arter hastalığını da işaret eden bulgular varsa anjiyografi de gerekli olabilir.

Mitral kapak yetersizliği ise sol karıncıktan pompalanan kanın bir kısmının sol kulakçığa geçmesine neden olur.

Geri kaçak sonucu kulakçıkta fazla kan birikimi olduğundan dolayı kalp, kanı boşaltmak için daha güçlü kasılmak zorunda kalır ve bu da kalp kaslarının zayıflamasına ve dolayısıyla kalp yetmezliğine neden olur.

Mitral kalp yetersizliğinin bir başka sonucu da zamanla kalbin büyüyerek akciğere olan basıncının artmasıdır.

2 çeşit mitral kapak yetmezliği vardır:

Kronik mitral kapak yetmezliği: Kapakçığın zamanla zedelenmesidir ve yavaş gelişir. Sebepleri arasında ateşli romatizma, doğuştan kalp bozuklukları, kapakçıkta kalsiyum birikmesi olabilir.

Kronik olmayan mitral kapak yetmezliği: Aniden gelişir ve tedavi edilmediği durumlarda ölümcül olabilir. Kapakçığın aniden yırtılması sonucu meydana gelir. Kalp enfeksiyonları veya kalp krizi kapakçığın yırtılmasına neden olabilir.

MİTRAL KAPAK BOZUKLUKLARININ BELİRTİLERİ NELERDİR?

  • Düzensiz kalp atışı (çarpıntı, hızlı kalp ritmi)
  • Geceleri inatçı öksürük
  • Nefes darlığı (egzersiz sırasında veya geceleri)
  • Egzersiz sırasında gereksiz yorgunluk
  • Kalp hırıltısı
  • Ayaklarda, bileklerde ve bacağın alt kısımlarında şişlik

MİTRAL KAPAK BOZUKLUĞUNUN KOMPLİKASYONLARI NELERDİR?

– Kalp Yetmezliği: Zamanla gelişir ve nefes darlığına ve yorgunluğa sebep olur.
– Kan Pıhtıları: Pıhtılar kalbin farklı bölgelerine taşınabilir ve kalp krizine sebep olabilir. Beyinde kan pıhtılaşması felce sebep olabilir veya vücudun farklı bölgelerindeki kan pıhtılaşmaları tıkanma yaratabilir.

– Kulakçık Kasılması: Kalp kasıldığı zaman, çok düzensiz ve hızlı atar. Bu da çarpıntıya ve nefes yetmezliğine sebep olabilir. Kulakçık kasılması ve kan pıhtıları genellikle birlikte gözlenir ve çok tehlidir.
– Kalp İç Zarı İltihabı: Bu daha az yaygın bir komplikasyondur ve kapakçığın iltihaplanmasıyla oluşur.

Eğer çok çabuk tedavi edilmezse çok ciddi hastalıklara yol açabilir.

MİTRAL KAPAK BOZUKLUKLARI NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Mitral kapak bozukluklarının tedavisinde öncelikle hastanın günlük alışkanlıklarında değişiklikler yapması gerekebilir. Sağlıklı beslenme, kafein tüketiminin azaltılması, alkol alımının azaltılması, egzersiz yapmak ve kilo vermek mitral kapak bozukluğuna sahip insanların günlük hayatlarında mutlaka uygulaması gereken kurallardır.

Mitral kapak bozukluklarının tedavisinde kalbin mevcut fonksiyonlarını daha iyi yerine getirebilmesi için ilaç tedavisine ihtiyaç duyulabilir. Hastalıklı kapak sebebiyle kalbin kanı vücuda daha güçsüz pompalaması problemine ilaç tedavisi yardımcı olabilir.

Ancak kalp kapağı hastalıkları mekanik bir problem olduğundan, cerrahi genellikle kaçınılmazdır.

Mitral kapak bozuklukları yani mitral kapak darlığı ve mitral kapak yetmezliği ameliyatlarında kapakçık onarılır ve güçlendirilir veya yeni bir kapakçıkla değiştirilir. Bu prosedürler sırasıyla mitral kapak tamiri ve mitral kapak değişimi olarak adlandırılır.

Kalp ameliyatlarında kullanılan cerrahi yöntemler şunlardır:

Источник: https://www.davincicerrahisi.com/kalp-kapagi-ameliyati

Koltuk Altı Kalp Ameliyatı

Az Kesiyle Yapılan Kalp Kapak Ameliyatları

Sağ koltukaltından küçük bir kesiyle, kaburgalar arasından girilerek, hiçbir kemik ve kas kesmeden,  öngöğüs kemiği açılmadan (iman tahtası kemiği kesilmeden)  yapılan kalp ameliyatlarıdır.

-Mitral kapak tamir veya değişimi-Aort kapak tamir veya değişimi-Triküspid kapak tamir veya değişimi-Çift kapak tamir veya değişimi-Üç kapak tamir veya değişimi-Sağ koroner arter bypass-Atrial septal defect (ASD),-PFO onarımı-Ventriküler septal defect onarımı

-Miksoma ve Fibroblastoma (kalpiçi tümörlerinin çıkarılması)

Koltukaltı Ameliyatları Kimlere Uygulanabilir?

Genç  veya  yaşlı;  obes veya zayıf;  kadın veya erkek  tüm kalp kapağı hastalarına ve kalp deliği onarımı gerektiren hastalara uygulanabilir.

Koltukaltı Ameliyatları Nasıl Uygulanır?

Sağ koltukaltından meme çizgisine paralel 6-8cm’lik cilt kesisiyle kaburgaların arasından girilip, kalp  kapakçığına ulaşılır.  Birçok durumda, endoskopik görüntüleme teknikleri ve aletler kullanılarak kesi boyutu daha da küçültülebilir, video asist endoskopik cerrahi tekniği ile operasyon daha kolay, konforlu ve güvenli  yapılabilmektedir. (Şekil 1)

Koltuk altından çift kapak ameliyatı ( AVR+MVR ) Türkiye’de, üç kapak ameliyatı ( AVR+MVR+TVR ) ise dünyada ilk kez ekibimiz tarafından gerçekleştirilmiştir. Koltuk altından yapılan en büyük ameliyat serisi ekibimize aittir.


Özellikle koltukaltı insizyon ve video asist endoskopik cerrahi teknik ile yapılan 
minimal invaziv yaklaşımların avantajları nelerdir?

–        Hasta ameliyat sonrası daha hızlı iyileşir,

–        Yoğunbakım ve hastane kalış süresi kısalır.

–        Kan transfüzyon ihtiyacı azalır.

–        Ameliyat sonrası daha az ağrı olur.

–        Ameliyat sonrası İstediği pozisyonda yatabilir,  göğüs kemiği önden açılan hastalar gibi uzun süre sırtüstü yatmak zorunda kalmaz..

–        Özellikle obes ve uyku apnesi olan; sırtüstü yatamayan, uyuyamayan hastalar için  uzun süre sırtüstü yatmak zorunda kalmamak çok büyük bir konfor sağlar.

–        Ameliyat sonrası hasta yardım almadan, rahatça tekbaşına yataktan kalkabilir, kendisi yatabilir  rahatça öksürebilir,  göğüs kemiğinin açılma riski yoktur.
–        Özellikle yaşlı, kemik erimesi olan ve obes hastalarda korkulan göğüs kemiğinin açılma riski, kemik kesilmediği için, bu teknikte yoktur.

–        Ameliyat sonrası  yara yeri çabuk iyileşir.

–        Sternotomi insizyonlarında görülme olasılığı daha yüksek olan hipertrofik skar (keloid) gelişme olasılığı neredeyse yok gibidir.

–        Kemik kesilmediği ve göğüs kemiğinin açılma riski olmadığı için enfeksiyon riski düşüktür.

–        Hasta erken taburcu olur.

–        Ameliyattan hemen sonra günlük hayatına daha kolay ve hızlı dönebilir, uçağa binebilir.

–        Ameliyattan kısa bir süre sonra otomobilinde sürücü koltuğuna oturabilir.

–        Emniyet kemeri takabilir.

–        Göğsüne darbe gelmesinden korunmak zorunda değildir.

–        Kollarını rahatça kullanabilir ve ağır kaldırabilir, yüzebilir.

–        Ameliyat yeri koltukaltında olduğu için kolay kolay görünmez.

–        Daha iyi kozmetik sonuçlar sağlar.

 Op. Dr. Mahmut Akyıldız

SABAH GAZETESİ HABERİ:
Kalp ameliyatlarında ‘iman tahtası’ devrini bitiren yöntemHalk arasında iman tahtası denilen göğüs tahtasından yapılan kalp ameliyatlarına veda zamanı… Doktorlar, klasik ameliyatlarda hastanın göğsünde uzun bir kesi ile göğüs ön kemiğini keserken, Kalp Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Mahmut Akyıldız ve ekibi, ameliyatı koltuk altından 6-8 santimetrelik bir kesiyle yapıyor.

HER YAŞTA HASTAYA YAPILABİLİR

Klasik yöntemde hastalar, uzun yoğun bakım sürecinin ardından 1.5 ay boyunca sırtüstü yatar halde iyileşmeyi beklerken, yeni yöntemde ameliyattan birkaç gün sonra yürüyebiliyor. Enfeksiyon ihtimalinin de düşük olduğu bu yöntemde, özellikle kadınların ameliyat izi nedeniyle yaşadığı estetik kaygısı ortadan kalkıyor. Bugüne kadar 10 binin üzerinde kalp ameliyatına giren ve bunların 5 binden fazlasını kendi yapan Akyıldız, İstanbul’da Özel Medical Park Göztepe Hastanesi’nde bu ameliyatlara başladı. Bu ameliyatların 7’den 70’e kadın erkek ve çocuk tüm hastalara uygulanabildiğini ifade eden Akyıldız, “Bu yöntemde kemik kesme işlemi uygulanmaz. Hasta klasik yöntemin aksine 1.5 ay boyunca sırt üstü yatmaz. Rahatça öksürebilir, kemiğin açılması söz konusu değildir” dedi.

 

Источник: https://www.mahmutakyildiz.com/koltuk-alti-kalp-ameliyatlari/

Kalp kapağında dikişsiz ameliyat tekniği

Az Kesiyle Yapılan Kalp Kapak Ameliyatları

İnsan kalbi 4 odacıktan oluşan bir pompa olarak tanımlanabilir. Kalpte bu odacıklar ile iki büyük damar arasında kan akımını düzenleyen ve akımın tek bir yönde olmasını sağlayan kapaklar bulunuyor. Bu kapakların kireçlenmesi ile daralma veya bazı durumlarda ise yetersizlik ortaya çıkabiliyor.

Marmara Üniversitesi, Pendik Eğitim  Araştırma Hastanesi, Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim İsbir, insanda 4 adet kalp kapağının bulunduğunu kaydediyor. “Bunlar, mitral, aort, triküspid ve pulmoner kapak adını alırlar. En sık Aort ve Mitral kapaklarda hastalık görmekteyiz.

Kapak hastalıkları doğumsal ve sonradan oluşabilir. Ülkemizde son yıllarda özellikle yaşlı nüfusun artması ile Aort kapakta kireçlenme ile ortaya çıkan hastalık daha sık görülmeye başlandı.

Gene mitral kapakta kireçlenme veya yapısal bozukluklarla kanın geriye kaçması ve ayrıca kalp krizi sonrası mitral kapakta yetmezlik adı verilen hastalıklarda sık görülmektedir.”

Kalp kapak hastalıkları erkeklerde daha sık görülüyor

Prof. Dr. İsbir, kapak hastalıklarının erkeklerde, kadınlara oranla daha sık görüldüğünü vurguluyor; “Yaşla görülme sıklığı artmaktadır. 70 yaş üstünde bu oran %10’ların üstündedir.

Kapak hastalığı olan kişilerde en belirgin belirti nefes darlığıdır. Önce eforla ortaya çıkan bu belirti hastalığın ilerleyen dönemlerinde istirahat halinde de ortaya çıkar. Bunun dışında ritim bozuklukları sıkça görülür.

Ayrıca Aort kapak hastalıklarında bayılma ve göğüs ağrısı önemli belirtilerdendir.”

Prof. Dr. İsbir, küçükken geçirilen romatizmal ateşin de kapak hastalıklarına neden olduğunu, fakat bu durumun artık daha az görüldüğünü belirtiyor.

“Romatizmal Ateş, günümüzde artık daha az sıklıkla gördüğümüz bir tablodur. Ülkemizde çocukluk çağında enfeksiyona bağlı romatizmal ateş görülme sıklığı azalmıştır.

Öte yandan doğumsal kapak hastalıklarının bazı formlarında genetik etkisi vardır.” diyor.

Kapak hastalıklarında nihai tedavinin cerrahi olduğunu belirten Prof. Dr. İsbir; “Cerrahi tedavi iki ana gruptan oluşur. Birincisi bazı kapaklarda uygulanabilen tamir yöntemidir.

Bu yöntem özellikle ‘mitral’ kapakta bazı durumlarda son derece başarılı olan bir yöntemdir. İkincisi ise kapağın protez kapak ile değiştirilmesidir. Hastalar genel durumlarına göre 1-2 gün süre ile yoğun bakımda kalırlar.

Hastanede kalış süresi ise yaklaşık 5-7 gün arasında değişmektedir…”

Tamir, mitral kapakta mümkün

Prof. Dr. Selim İsbir, kapak tamir ameliyatlarının sıklıkla mitral kapak için yapıldığını vurguluyor.

“Kapak tamir ameliyatları, sıklıkla mitral kapağın yapısal bozukluklarına bağlı kanın geriye kaçması veya geçirilen bir kalp krizi sonrasında gene mitral kapakta kanın geriye kaçması durumlarında sıklıkla uyguladığımız bir yöntemdir. Daha az sıklıkla diğer kapaklarda da uygulanabilmektedir. Çok kireçli kapaklar ise tamir için uygun değildir.”

Biyolojik kapaklarda uzun süre kan sulandırıcı ilaca gerek olmuyor

Kapak hastalıklarında duruma göre mekanik ve biyolojik kapak kullanıldığının altını çizen Prof. Dr. Selim İsbir; “Mekanik kapakların dezavantajı ömür boyu kan inceltici-sulandırıcı bir ilacın kullanılması gerekliliğidir. Kan sulandırıcılar doğru kullanılmadığı takdirde son derece tehli ilaçlardır.

Öte yandan biyolojik kapaklar ise uzun dönem kan sulandırıcı ilaç kullanımına gerek duymazlar. Dolayısıyla büyük bir avantaja sahiptirler. En büyük dezavantajları ise mekanik kapaklara oranla daha kısa süreli olmalarıdır. Son yıllarda gelişmelere paralel bu kapakların ömrü 15-20 yıla kadar çıkmıştır.

Prof. Dr. İsbir, kime hangi kapağın takılacağına hastanın yaşı, hayat tarzı, ek hastalıklarının olup olmamasına göre karar verildiğini ifade ediyor. “Genel olarak kabul edilen görüş genç hastalara mekanik kapak yaşlı hastalara ise biyolojik kapak yönündedir.

Ancak bu durum kapak teknolojisindeki gelişmelere bağlı olarak son yıllarda değişmektedir. Biyolojik kapakların daha dayanıklı ve güvenilir hale gelmesi genç hastalarda da kullanımının önünü açmıştır. Çoğu genç hasta “kan sulandırıcı” kullanmak istemediğinden biyolojik kapaklara yönelmektedir.

Dolayısıyla hasta ile karşılıklı konuşarak onun için en uygun kalp kapağını seçmekteyiz.’’

Dikişsiz kalp kapağı ameliyatı yaşlı hastalara büyük avantaj sağlıyor

Prof. Selim İsbir, aort kapağı hastalıklarında dikişsiz ameliyatın mümkün olduğunu belirtiyor. “Dikişsiz kalp kapakları en son teknoloji biyolojik kalp kapakları olarak tanımlanabilir. Dolayısıyla biyolojik kalp kapağı için uygun olan hastalarda kullanılabilir.

En büyük avantajları ameliyatın kısa sürmesi dolayısıyla kalbin makineye daha az bağlı kalmasına olanak tanımasıdır. Bir diğer avantajları ise ameliyatın küçük kesiden yapılmasına olanak tanır. Ülkemizde son yıllarda belirli merkezlerde kullanılmaya başlanmıştır.

Özellikle yaşlı hastalarda ameliyat süresini kısaltması açısından avantajlıdır.”

Prof. Dr. Selim İsbir; “Öncelikle şunu belirtmek isterim ki ufak kesiden ameliyat her hasta için uygun değildir. Dolayısıyla her hasta kendi içerisinde değerlendirilmeli ve uygunsa bu yöntem uygulanmalıdır. Aksi takdirde hasta bu işlemden zarar görebilir.

Öte yandan uygun hastalara uygulandığında ufak kesi, daha az kanama ve solunum problemine yol açar ve özellikle yaşlı hastalarda yara iyileşmesi daha çabuk olur. Klasik cerrahi teknikte göğüs kemiği tümüyle kesilerek aort kapağı değiştirilir.

Mini Aort kapak değişiminde ise göğüs kemiği üstten 5-6 cm’lik ufak bir kesi ile açılır ve ameliyat bu ufak kesiden gerçekleştirilir. Bu teknik hastaların daha kısa sürede normal hayata dönmelerini sağlar.’’

Prof. Dr. Selim İsbir Türkiye’de yaklaşık 1 buçuk milyon kapak hastası olduğunun altını çiziyor. “Öte yandan kapak hastalığı görülme oranının yaşla orantılı olarak arttığını söylemek mümkün.

Batı toplumuna baktığımızda 70 yaş üstünde görülme oranının %10-15 arasında değiştiğini söyleyebiliriz. Bu rakamları dikkate aldığımızda ülkemizde yılda 15-20 bin civarında kapak ameliyatının yapılması gerekir. Ben bu rakamlara ulaştığımızı düşünmüyorum.

Zira Türkiye’de yılda toplam 75 bin civarında kalp ameliyatı yapılmaktadır.”

Prof.Dr. Selim isbir kalp kapak hastalarına önemli uyarılarda bulunuyor: “Ameliyattan korkup geç kalındığında, yapılan ameliyat tam olarak etkisini gösteremez ve durum çok daha riskli hale gelir. Özellikle ritim bozukluğu ortaya çıkmadan bu ameliyatların yapılması gerekir. Hastalar kapaklarına iyi bakmalıdırlar.

Mekanik kapaklar için konuşacak olursak dikkat edilmesi gereken en önemli husus, “kan sulandırıcı” ilacın düzgün kullanılmasıdır. Bu ilacın kan seviyesinin istenilen düzeyin altında olması durumunda kapak üzerinde pıhtı oluşması ve bu pıhtının hastada felç dahil ölümcül sonuçlara yol açabileceği unutulmamalıdır.

Kan seviyesinin istenilen düzeyin üstünde olması durumunda ise kanama en önemli komplikasyon olarak karşımıza çıkar. Kapak hastalarında diğer önemli bir husus ise enfeksiyondur. Vücudumuzda yabancı bir cisim olduğunda enfeksiyon çok kolaylıkla bu yabancı cismin üzerine gelip oturabilmektedir. Protez kapaklarda aslında birer yabancı cisimdir.

Dolayısıyla enfeksiyondan korunmak kapak hastaları için çok önemlidir. Hastalar vücutlarına bir girişim yaptıracaklarında mutlaka doktorlarına danışmalı ve enfeksiyona karşı gerekli önlemleri almak durumundadırlar.’’

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/kalp-kapaginda-dikissiz-ameliyat/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.