Az Su İçmek Vücut Sağlığını Olumsuz Etkiliyor

içerik

Az su içmek zeka gelişimini etkiliyor

Az Su İçmek Vücut Sağlığını Olumsuz Etkiliyor

Bilimsel bir makale, okuyan kişiye metottan yararlanma, bilimsel sonuçları ve gözlemleri değerlendirme olanağı sağlar. Peki, bilimsel bir makale nasıl okunmalıdır? Daha verimli okumanın bir yöntemi var mıdır? İşte www.medium.com sitesinden adım adım ipuçları…

Bir makaleyi nasıl okumalı?

Araştırma yapmaya başladığım ilk dönemde yaşadığım sorunlardan birisi ‘Nasıl makale okunur?’ idi. Başlarda varolan sırayla okunacağını düşünmüştüm. Yani, makaleler başlık, özet, giriş, … diye devam ediyordu ben de aynı şekilde kitap okur gibi okuyacağım zannettim.

Sonradan yok bu iş böyle olmaz bir tekniği olmalı diye bu konu üzerine araştırma yapma ihtiyacı duydum. O dönem bana ilaç gibi gelen bir kaynak pek kıymetli İsmail Arı tarafından Türkçe’ye de çevrilen S. Keshav’ın “How to Read a Paper” yazısı oldu. Srinivasan Keshav hocaya ve İsmail Arı’ya sonsuz teşekkürler.

Bu vesile ile İsmail Arı’yı da sevgiyle anıyorum.

Bu yazı S. Keshav’ın “How to Read a Paper” isimli çalışmasının İsmail Arı tarafından Türkçe’ye çevirisinin aynı haliyle buraya aktarılmasıdır. Daha fazla insana ulaşması ümidiyle.

Özetçe

Araştırmacılar, makale okumaya çok fazla zaman harcarlar.Lakin, bu beceri nadiren öğretilir, ve onca çaba boşa harcanır. Bu yazı,kullanışlı ve verimli bir üç-geçişli makale okuma yönteminin anahatlarınıvermektedir. Yazıda, bu yöntemin literatür taraması yapmak için nasılkullanılacağı da anlatılmaktadır.

Anahtar sözcükler: Bilimsel makale okuma, akademik makaleokuma, verimli okuma.

Giriş

Araştırmacılar çeşitli sebeplerle makale okurlar: Birkonferans veya ders için onları değerlendirmek, alanlarında güncel kalmak veyayeni bir alanın literatür taramasını yapmak. Tipik bir araştırmacı makaleokumaya her yıl yüzlerce saat harcar. Makaleyi verimli bir biçimde okumakkritik öneme sahip bir beceridir, fakat nadiren öğretilir.

Dolayısıyla, yenibaşlayan lisansüstü öğrencileri bunu kendi kendilerine deneye yanıla öğrenmekdurumunda kalır. Öğrenciler bu süreçte çok zaman harcarlar ve sıklıkla boşunauğraşmış olurlar. Verimli bir biçimde makale okumak için yılardır basit biryöntem kullanıyorum.

Bu yazı, ‘üç-geçişli’ yaklaşımı ve onun literatürtaramadaki kullanımını anlatmaktadır.

Üç-Geçişli Yaklaşım

Kilit fikir şu: Makaleyi baştan sona bir geçiştedetaylıca okumak yerine üç geçişte okumalısınız. Her geçiş belli hedefleritamamlar ve bir öncekinin üstüne inşa edilir. İlk geçiş makale hakkında genelbir fikir verir. İkinci geçiş makalenin içeriğini kavramanıza yardımcı olur,fakat ayrıntıları içermez. Üçüncü geçiş makaleyi derinlemesine anlamanızısağlar.

İlk Geçiş

İlk geçiş makalenin kuşbakışıyla hızlıca bir taranmasıdır.Sonraki geçişleri yapıp yapmaya da karar verebilirsiniz. Geçiş yaklaşık beş-ondakika kadar almalıdır ve şu adımları içerir:

Başlığı, özetçeyi ve girişi dikkatle okuyun

Kısım ve alt-kısım başlıklarını okuyun, fakat diğer herşeyi göz ardı edin

(Eğer varsa) matematiksel içeriğe altta yatan teoriktemelleri belirlemek için kabaca göz atın

Vargıları okuyun

Kaynakçaya kabaca göz atın, daha önceden okuduklarınızıaklınızdan işaretleyin

İlk geçişin sonunda beş C’ye cevap verebilir durumdaolmalısınız:

Kategori (Category): Bu makalenin türü nedir? Ölçümmakalesi mi? Mevcut bir sistemin analizi mi? Bir araştırma prototipininaçıklaması mı?

Bağlam (Context): Diğer hangi çalışmalarlabağlantılı? Problemin analizi için hangi teorik temeller kullanılmış?

Doğruluk (Correctness): Varsayımlar geçerli görünüyor mu?

Katkılar (Contributions): Makalenin ana katkıları neler?

Anlaşılırlık (Clarity): Makale iyi yazılmış mı?

Bu bilgiyi kullanarak daha fazla okumamayı seçebilirsiniz(ve boşuna çıktı almayarak ağaçları kurtarabilirsiniz).

Bunun sebeplerimakalenin ilginizi çekmemesi, makaleyi anlayabilmek için ilgili alanda yeterlibilgiye sahip olmamanız veya yazarların geçersiz varsayımlar yapmış olmasıolabilir. Araştırma alanınızda olmayan makaleler için ilk geçiş yeterlidir,fakat ileride bir gün ilginizi çekebilir.

Bu arada, bir makale yazarken çoğuhakemin (veya okurun) makaleniz üzerinde bir geçiş yapacağınıbekleyebilirsiniz. Kolayca anlaşılır ve uyumlu kısım ve alt-kısım başlıklarıkullanmaya özen gösterin, kısa ve kapsamlı özetçeler yazın.

Eğer bir hakem ilkgeçişte makalenin anafikrini alamazsa, makaleniz büyük ihtimallereddedilecektir; eğer bir okur makalenizin önemli noktalarını beş dakikasonunda anlayamamışsa makaleniz büyük ihtimalle hiç okunmayacaktır.

İkinci Geçiş

İkinci geçişte makaleyi büyük bir özenle okuyun, fakatispat gibi ayrıntıları göz ardı edin. Okurken kilit noktaların altını çizmekveya kenar boşluklarına notlar almak yardımcı olacaktır. Özellikle, AugsburgÜniversitesi’nden Dominik Grusemann’ın dediği gibi “anlamadığınız terimleriveya yazara sormak isteyeceğiniz soruları not etmek isteyebilirsiniz”.

Makaledeki şekillere, diagramlara ve çizimlere dikkatlicebakın. Grafiklere özel dikkat ayırın. Eksenler uygun olarak isimlendirilmiş mi?Sonuçlar hata çubukları ile gösterilmiş mi, dolayısıyla sonuçlar istatistikîolarak önemli mi? Bu tür yaygın hatalar aceleye getirilmiş, baştan savmaçalışmaları gerçekten dört dörtlük olanlardan ayıracaktır.

Önceden okumadığınız kaynakları daha sonra okumak üzereişaretlemek hatırınızda bulunsun (bu, makalenin arkaplanını daha iyi öğrenmekiçin iyi bir yoldur).

İkinci geçiş bir saat kadar alabilir. Bu geçişin ardındanmakalenin içeriğini kavramış olmalısınız. Makalenin asıl atılımını-destekleyici bulgularla- bir başkasına özetleyebilmelisiniz. Bu ayrıntıseviyesi uzmanlık alanınızda olmayıp da ilgi duyduğunuz bir makale içinuygundur.

Bir makaleyi bazen ikinci geçişin sonunda dahianlayamayacaksınız. Bunun sebebi, aşina olmadığınız terimler ve kısaltmalaryüzünden konuda yeni olmanız olabilir. Ya da yazarlar anlamadığınız bir ispatveya deneysel yöntem kullanmış olabilirler, böylece makale toptan anlaşılmaz.

Makale doğrulanmamış varsayımlar ve sayısız göndermelerle kötü yazılmışolabilir. Veya sadece gecenin geç vakti olmuştur ve yorgunsunuzdur.

Şu anda üçseçeneğiniz var: (a) kariyerinizde başarılı olmak için bu makaleyi anlamanızgerekmeyeceğini ümit ederek makaleyi bir kenara bırakın, (b) -belki de arkaplanbilgisini edindikten sonra- makaleye ileride tekrar dönün veya © azmedin veüçüncü geçişe devam edin.

Üçüncü geçiş

Bir makaleyi tümüyle anlamak için -özellikle hakemseniz-üçüncü bir geçiş gerekir. Üçüncü geçişin temeli makaleyi adeta sanal olarakyeniden gerçeklemektir.

Yani, yazarların varsayımlarını yaparak çalışmayıyeniden üretmektir.

Bu yeniden üretimi asıl çalışma ile karşılaştırarakmakalenin yeniliklerini kolayca görmekle kalmaz, gizli kalmış eksikliklerini vevarsayımlarını da tespit edebilirsiniz.

Bu geçiş ayrıntılara büyük dikkat gerektirir. Heraçıklamadaki her varsayımı saptayıp sorgulamalısınız. Üstelik, belirli birfikri kendinizin nasıl sunacağı hakkında düşünmelisiniz.

Gerçekteki ile yapılanbu karşılaştırma makaledeki kanıtlara ve sunum tekniklerine keskin bir kavrayışsağlar ve çok büyük ihtimalle araç repertuarınıza bu çalışmayı daekleyebilirsiniz.

Bu geçiş esnasında, gelecek çalışmalar için aklınıza gelenfikirleri de not etmelisiniz.

Yeni başlayanlar için bu geçiş dört ya da beş saat kadar,deneyimli bir okur için ise bir saat kadar sürer. Bu geçişin sonunda makalenintüm yapısını ezberden yapabilmeli, güçlü ve zayıf yanlarını tespitedebilmelisiniz. Özellikle üstü kapalı varsayımları, ilgili çalışmalara olaneksik kaynakları, deneysel ve analitik yöntemlerdeki sorunlarısaptayabilmelisiniz.

Geçişler arası zamanlama

Queen Mary Üniversitesi’nden Andrew Simpson’ın yazdığınagöre: “Süreç en iyi şekilde her aşama arasında yeterli zaman bırakıldığındaişler.

Örneğin, ben genellikle yüksek sayılarda makaleyi toplarım, okurum (10dakikalık hızlı ilk okuma) ve sonra belki haftalar sonra ikinci okuma içindönerim.

Son olarak, birkaç hafta ya da aylar sonra yeniden döner ve öncedenyapmadığım son yararlı kavrayışı yapabileceğimi bulurum.”

Bu yaklaşımla hemfikirim. Tabii, makale değerlendirme songünü yakınken çok da yararlı olmayabilir!

Literatür Taraması Yapmak

Makale okuma becerisi literatür taraması yaparken testedilir. Belki de size yabancı olan bir alanda onlarca makale okumanız gerekir.Hangi makaleleri okumalısınız? Yardımcı olması için üç-geçişli yaklaşımı nasılkullanabileceğinize bakalım.

Öncelikle Google Akademik veya CiteSeer gibi akademikarama motorlarını kullanın ve iyi seçilmiş anahtar sözcüklerle üç-beş arasımakale bulun.

Çalışma hakkında bir his edinmek için her makale üstünden bir kezgeçin ve ardından makalelerdeki ilgili çalışmalar bölümünü okuyun.

Yakınzamanda yapılan çalışmalar hakkında özet bilgi elde edeceksiniz, şanslıysanızbelki de yakın zamanlı bir inceleme (survey) makalesi bulursunuz. İncelemeyiokuyun ve şansınızdan dolayı kendinizi tebrik edin.

Aksi halde, ikinci adımda, ortak atıfları ve kaynakçadatekrarlanan yazar adlarını tespit edin. Bunlar o alandaki anahtar makaleler vearaştırmacılardır. Anahtar makaleleri indirin ve bir yana koyun.

Sonra anahtararaştırmacıların İnternet sitelerine gidin ve en son çalışmalarını neredeyayınladıklarına bir göz atın.

Bu sayede o alandaki en gözde konferanslarıöğrenebilirsiniz, çünkü en iyi araştırmacılar genellikle en gözde konferanslarıseçer.

Üçüncü adım bu gözde konferansların İnternet sitelerinegidip son makalelerin üstünden geçmek olacak. Hızlı bir tarama genellikle yakınzamanda yapılmış yüksek kaliteli ilgili makaleleri ortaya koyar.

Bu makaleler,kenara koyduğunuz önceki makalelerle birlikte incelemenizin ilk sürümünüoluşturur. Bu makaleler üstünde iki geçiş yapın. Hepsinin atıfta bulunduğuanahtar makale varsa onu okuyun.

Gerektikçe bu şekilde ilerleyin.

Yararları

Bu yaklaşımı geçtiğimiz 22 yıl boyunca konferansbildirilerini okurken, değerlendirme yazısı yazarken, arkaplan araştırmasıyaparken ve tartışma öncesi makaleleri hızlıca değerlendirirken kullandım.

Budisiplinli yaklaşım beni öncelikli yapılan bir kuşbakışı ile detaylar içindekaybolmaktan alıkoyuyor. Birtakım makaleleri ne kadar sürede okuyacağımı tahminetmemi sağlıyor.

Ek olarak, makaleyi ne kadar derinlemesine değerlendireceğimiihtiyacıma ve mevcut zamanıma göre ayarlayabiliyorum.

İlgili Çalışmalar

Değerlendirme amacıyla bir makale okuyorsanız TimothyRoscoe’nun “Writing reviews for systems conferences” isimli makalesini deokumalısınız [3].

Teknik bir makale yazmayı düşünüyorsanız Henning Schulzrinnekapsamlı İnternet sitesine [4] ve George Whitesides’ın tanıttığı sürecinmükemmel akışına [5] başvurabilirsiniz.

Son olarak, Simon Peyton Jones’ınaraştırma becerileri ile ilgili tüm spektrumu kapsayan sitesine bakabilirsiniz[2].

Psychology Inc’ten Iain H. McLean, deneysel psikolojialanındaki makaleler için üç-geçişli yaklaşım kullanmayı kolaylaştıranindirilebilir bir “değerlendirme matrisi“ sunmaktadır [1]. Başka alanlar içinde küçük değişikliklerle uygulanabilir.

Bir Rica

Gelen yorumlara göre güncelleyerek bu dokümanı yaşayanbir doküman olarak tutmak istiyorum. Bir dakikanızı ayırıp bana her türlü yorumveya önerilerizi gönderirseniz çok sevinirim.

Teşekkür

Bu dokümanın ilk taslağı öğrencilerim Hossein Falaki,Earl Oliver ve Sumair Ur Rahman tarafından hazırlandı. Kendilerine çok teşekkürederim. Ayrıca Christophe Diot’un zekice yorumlarından ve Nicole Keshav’ınkartal-gözlü düzeltilerinden çok yararlandım.

Yıllar içinde teşvik edici geri bildirimleriniesirgemeyen birçok kişiye teşekkür ederim.

Bu çalışma National Science and Engineering Council of Canada, the Canada Research Chair Program, Nortel Networks, Microsoft, Intel Corporation ve Sprint Corporation tarafından desteklenmektedir.

Kaynak: www.medium.com

Источник: https://www.kigem.com/az-su-icmek-zeka-gelisimini-etkiliyor.html

Böbrek Sağlığı İçin Ne Yapmalı?

Az Su İçmek Vücut Sağlığını Olumsuz Etkiliyor

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Nefroloji Ünitesi’nden Prof. Dr. Mustafa Arıcı, böbrek sağlığı için, öncelikle tansiyona dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, tansiyon damar sağılığını tehdit eden, aynı zamanda böbrek damarlarına da zarar veren ve kontrol altından tutulması gereken önemli bir rahatsızlıktır dedi.

Özellikle, tansiyon, şeker hastalığı ve kalp hastalığı gibi önemli hastalıkları olan kişilerin böbrek sağlığına daha çok dikkat etmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Arıcı, Bu kişilerin ve ailesinde böbrek hastalığı öyküsü olan kişilerin

Prof. Dr. Mustafa Arıcı

Röportaj | Prof. Dr. Mustafa Arıcı

Böbreğimiz vücudumuzun neresinde bulunur, yapısı nasıldır ve görevi nedir?

Böbrekler, karnımızın arkasında, diyaframın altında, omurganın sağında ve solunda bulunan 2 adet organdır. Her bir böbreğin içerisinde, böbreğin temel görevi olan kanı süzme ve temizleme işlevinin yapıldığı yaklaşık bir milyon süzgeç sistemi (glomerül ve tübüllerden oluşan ve nefron adı verilen) vardır.

Böbrekler, 7 gün 24 saat durmaksızın vücudu atık maddelerden temizleyerek idrar oluşturan organlardır.

Böbrekler bu temel görevin yanında, vücudun iç dengesindeki bütün kimyasal bileşenleri dengede tutma, vücudun sıvı-basınç dengesini sağlama, kan yapımını kontrol etme, aktif D vitamini üretme, vücutta üretilen birçok hormonu katabolize etme (parçalayıp vücuttan atma) vb. görevleri de yerine getirmektedirler.

Böbrek sağlığı

Türkiye’de böbrek hastalığının görülme sıklığı nedir?

Türk Nefroloji Derneği’nin 2010 yılında ülke çapında 18 yaş üzeri 10748 erişkinde yaptığı çalışmanın sonuçlarına göre ülkemizde yaklaşık her 8 kişiden 1’inde kronik böbrek hastalığı vardır. Bu çalışmada elde edilen verilere göre erişkin nüfusta yaklaşık 7 milyon insan kronik böbrek hastasıdır.

Kaç çeşit böbrek hastalığı vardır?

Böbrek hastalıkları değişik şekillerde sınıflandırılabilir.

Ama kısaca böbrek hastalıklarını böbrek yetmezliği (akut veya kronik), glomerülonefrit, böbrek taş hastalığı, kalıtsal böbrek hastalıkları, tübülointerstisyel nefritler, idrar yolu infeksiyonları, sıvı-elektrolit denge bozuklukları şeklinde sıralayabiliriz. Bunlar arasında toplum sağlığını tehdit eden en önemli ve en yaygın sorun “kronik böbrek hastalığı (yetmezliği)”dır.

Tansiyon, şeker ve kalp hastalığı olanların böbrek hastalığına yakalanma riski daha yüksektir!

Kronik böbrek hastalığı en çok kimlerde görülür? Kimler risk altındadır?

Kronik böbrek hastalığı (KBH) her yaşta görülebilir.

Ancak KBH’nın en sık görüldüğü gruplar; yaşlılar (65 yaş), şeker hastaları, hipertansiyon hastaları, kalp ve damar hastalığı olanlar, nefrit hastaları, şişmanlar, sigara kullananlar, birinci derece akrabalarında KBH olanlar, ailesinde kalıtsal böbrek hastalığı olanlar, sık tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu öyküsü olanlar ve böbrek taş hastalarıdır. Bunlar yanında sosyodemografik etkenlerden düşük gelir grubunda olmak ya da düşük eğitim gruplarında da KBH sık görülür. Toplum sağlığı açısından en büyük risk gruplarını ise diyabet hastaları ile hipertansiyonu olanlar oluşturmaktadır.

Böbrek hastalığı için hangi birime başvurulmalıdır?

Böbrek hastalığı olanlar öncelikle hastalıklarının kesin olarak böbrekle ilgili olup olmadığının tespiti için Aile Hekimlerine ve / ve ya İç Hastalıkları Uzmanlarına başvurmalıdırlar. Böbrek hastalığı olanların teşhis, takip ve tedavilerini ise Nefroloji (Böbrek Hastalıkları) Uzmanları yapmalıdır.

Böbrek hastalığı sessiz bir hastalıktır!

Böbrek hastalıkları nasıl teşhis edilir?

Böbrek hastalıklarının teşhisi oldukça kolaydır. Ancak temel sorun, böbrek hastalıklarının çoğunun belirtisiz yani “sessiz” olmalarıdır. Bu nedenle hastalık teşhisi çoğunlukla geç konulmaktadır.

Yukarıda belirttiğim ve KBH açısından risk altında olanlar düzenli aralıklarla böbrek sağlığı açısından temel testlerini yaptırmalıdırlar. Böbrek hastalığının teşhisinde 3 temel yöntem vazgeçilmezdir.

Bunlar (1) kan basıncı (tansiyon) ölçümü, (2) kanda kreatinin ölçümü ile böbreğin süzme gücünün (glomerüler filtrasyon değeri) tayini, (3) tam idrar tahlili ve idrarda albumin varlığının saptanması.

Bu 3 yöntem hastaların büyük çoğunluğunda böbrek hastalığının var olup olmadığını anlamak için yeterlidir.

Bunlar dışında bazı durumlarda böbrek ultrasonu, böbrek anjiyografisi ve böbrek biyopsisi gibi ileri yöntemler de teşhis için gerekebilir.

Kronik böbrek hastalığı için hangi tedavi uygulanmalıdır?

Kronik böbrek hastalığı erken safhalarda yakalandığında en etkili tedavi kan basıncı kontrolüdür. Bu amaçla kullanılan antihipertansif ilaçların böbrekten protein kaçağını önleme özelliği olması, böbrekler üzerindeki koruyucu etkinin artmasını sağlar. Bunun dışında kronik böbrek hastalığı eğer şeker hastalığına bağlıysa şeker düzeylerinin iyi kontrolü de önemlidir.

Birçok kronik hastalıkta olduğu üzere, KBH olan kişiler sağlıklı bir yaşam tarzını önemsemelidirler.

Sağlıklı yaşam tarzının temel prensipleri ideal kiloda olmak, az tuzlu ve sağlıklı beslenmek, kesinlikle sigara içmemek, düzenli egzersiz yapmak ve az alkol tüketmektir.

KBH ilerledikçe, böbreğin vücutta düzenlediği birçok sistem etkileneceği hastaların tedavisinde daha farklı ilaçlara ve beslenme tarzında daha sıkı değişikliklere gereksinim duyulacaktır.

Diyaliz, ilerlemiş böbrek hastalığının son evrelerinde yapılan bir tedavidir

Böbrek yetmezliği olan hastalar için diyaliz çok önemli… Diyaliz nedir ve hastalar diyaliz ile nasıl tedavi edilir?

Böbreklerin vücut için artık yeterli görev yapamadığı noktada hastaların yaşamda kalmaları için diyaliz tedavisine başlamaları gereklidir. Diyaliz tedavisine tam olarak ne zaman başlanacağına ilişkin standart kriterler yoktur.

Erken diyalize başlamak kadar çok geç diyalize başlamaka da risklidir.

Diyalize başlamak için ideal zamanı belirlemek ancak hastasını yakın takip eden, hastasına yeterince zaman ayıran bir nefrolog ile hastanın ortak kararı ile mümkündür.

Diyaliz, böbreğin kanı temizleme işlevini kısmen de olsa yerine koyan bir tedavi seçeneğidir. Klasik olarak 2 değişik diyaliz yöntemi söz konusudur. Bunlardan birincisi hemodiyalizdir.

Bu yöntemde hastanın kanı vücut dışında bir makine aracılığı ile sentetik filtrelerden süzülerek böbreğin atamadığı üre, kreatinin vb. maddelerden temizlenerek hastaya geri verilir. Klasik bir hemodiyaliz seansı minimum 4 saat olmalıdır ve bu işlem haftada 3 kez tekrarlanmalıdır.

İkinci diyaliz yöntemi ise periton diyalizidir. Bu yöntemde hastaların vücudu atık maddelerden, hastanın kendi karın zarı aracılığı ile temizlenir. Hemodiyaliz genellikle bir diyaliz merkezinde, sağlık personeli ve diyaliz makineleri aracılığı ile gerçekleştirilir.

Bu işlemin, özel eğitim verilmiş hasta ve hasta yakınları tarafından evde yapılması da mümkündür. Periton diyalizinde ise hasta, eğitim aldıktan sonra tedavisine evde, iş yerinde vb. sürdürmektedir.

Diyalize girmeden tedavi olmak mümkün müdür?

Diyaliz tedavileri, böbrek yetmezliğinde “son durak” tedavileridir. Hastalar KBH’nın erken safhalarında yakalanır ve hastalığın ilerlemesi durdurulur veya yavaşlatılırsa diyalize girmeden de tedavi olmak mümkündür. Ancak hastalığı son safhaya gelmiş hastalarda tedavi ya böbrek nakli ya da diyaliz olacaktır.

İdrarı tutmak böbrek sağlığını olumsuz etkiliyor…

Üriner sistemin sağlığı, böbrek sağlığı için neden çok önemlidir? İdrarı tutmanın böbrek sağlığına zararı var mıdır?

Böbrekler, üriner sistemin başlangıcında yer olan sistemin “master” organlarıdır. Ancak böbreklerin süzme işlevi sonrası ortaya çıkan idrar, üreterler, idrar torbası ve üretradan oluşan üriner sistemin diğer yapılarından geçerek dışarı çıkmaktadırlar.

Üreter, idrar torbası veya uretrada olan yapısal ya da fonksiyonel sorunlar doğal olarak böbrek işlevlerini etkilemektedirler. Örneğin, erişkin bir erkekte prostat büyümesine bağlı olarak idrar torbasının rahat boşaltılamaması böbrek yetmezliği için bir risk faktörüdür.

İdrarı gereksiz yere, uzun süreli tutmalar da idrar torbası fonksiyonlarını etkileyerek böbrekleri olumsuz etkilemektedir.

Böbrek taşı hastalığı olan kişilerin günde 2-3 litre su içmesi gerekir

Böbrek sağlığı için günde kaç litre su içmek gerekir? Peki, spor yaptığımızda ve sıcak havalarda su ihtiyacı daha çok olur, bu gibi durumlarda ne kadar su içilmelidir?

Böbrek sağlığı için günlük “şu kadar su içilmelidir” demek mümkün değildir. Soruda da belirtildiği üzere su ihtiyacımız günlük aktivitelerimize ve bulunduğumuz ortamın sıcaklığına göre değişkenlik göstermektedir.

Kış mevsiminde evinden hiç çıkmayan bir insan ile yaz mevsiminde 42 derece sıcakta inşaat işçiliği yapan bir insanın su ihtiyaçları çok çok farklıdır. Böbrek sağlığı için önemli olan “susuz” kalınmamasıdır. Özellikle su kaybının çok olduğu durumlarda (aşırı terleme, ishal vb) daha fazla su içilmesi gerektiğini hatırlamak önemlidir.

Böbreklerinde taş hastalığı olanlar ise günlük 2-3 litreye yakın su içerek taş hastalığının tekrarlamasını engelleyebilirler.

Bir insanın yeterince su içip içmediğini anlamasının pratik bir yöntemi idrarının rengidir. Eğer idrar renginiz (bir enfeksiyon durumu yokken) koyu sarı ise az su, beyaz renkli ise çok su içiyorsunuz demektir.

Biyografi: Prof. Dr. Mustafa Arıcı

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Nefroloji Ünitesi 

1992 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden ikincilik derecesi ile mezun oldu. 1996 yılında İç Hastalıkları, 2000 yılında Nefroloji Uzmanı oldu.

1998-2000 yılları arasında İngiltere’de Leicester Üniversitesi Nefroloji Departmanı’nda kronik böbrek hastalığının gelişimi ve ilerlemesinde rol alan mekanizmaların aydınlatılmasına ilişkin çalışmalar yaptı.

2002 yılında İç Hastalıkları (Nefroloji) alanında Doçent, 2007 yılında da Profesör unvanını aldı.

Prof. Mustafa Arıcı’nın temel ilgi alanları hipertansiyon ve ilişkili sorunlar, böbrek hastalığının ilerlemesinde rol alan mekanizmalar, son dönem böbrek yetmezliği ve hemodiyaliz hastalarının klinik sorunları ve ailevi Akdeniz ateşidir. Prof.

Arıcı, Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği tarafından gerçekleştirilen “Türk Hipertansiyon Prevalans ve İnsidans Çalışmaları” ile “SALTURK” çalışmalarında görev aldı. “BANTAO Journal” da “Yardımcı Editör” ve “Nephrology Dialysis Transplantation” ve “Nephron Clinical Practice” dergilerinde “Editorial Board” üyesi olan Prof.

Arıcı, “Hacettepe İç Hastalıkları Kitabı”na editör yardımcısı; “Oxford Desk Reference in Nephrology”ye ise yazar olarak katkıda bulundu.

2003 yılında Hacettepe Üniversitesi “Bilimde Teşvik Ödülü”nü aldı. 2005 yılında “Avrupa Hipertansiyon Cemiyeti Hipertansiyon Uzmanı” unvanını aldı. 2005-2008 yıllarında Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği Genel Sekreterliği’ni yürüttü.

2006-2008 yıllarında “Kidney Disease Improving Global Outcomes-KDIGO” (Böbrek Hastalığında Küresel Sonuçların İyileştirilmesi) adlı uluslararası vakıfta Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev aldı. 2006 yılında “Eczacıbaşı Tıp Teşvik”, 2007 yılında da “TÜBİTAK Bilim Teşvik” ödüllerini aldı.

2009 yılında Uluslararası Nefroloji Derneği’nin “Eğitim Elçiliği” görevine, 2010 yılında Uluslararası Hipertansiyon Derneği’nin “Bölgesel Danışma Grubu” üyeliğine seçildi.

Dr. Mustafa Arıcı, ulusal ve uluslararası birçok derneğin aktif üyesidir. Uluslararası 80’in üzerinde makalesine 900’ün üzerinde atıf yapılmıştır. Halen Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Nefroloji Ünitesi’nde görev yapan Dr. Arıcı, evli ve iki çocuk babasıdır.

Источник: https://indigodergisi.com/2012/06/asiri-tuz-bobrek-sagligini-olumsuz-etkiliyor/

Çok Su İçmek Zayıflatır Mı ?

Az Su İçmek Vücut Sağlığını Olumsuz Etkiliyor
Dr. Aydın Yılmaz 2018-05-18T23:43:08+0300 2018-05-18T23:42:10+0300

Su, dünyanın %70’ini, insan vücudunun ise üçte ikisini kaplayan yaşam kaynağıdır. Sadece insan hayatı için değil aynı zamanda tüm canlı hayatı için vazgeçilmez bir besindir. Sağlıklı bir yaşam için mutlaka tüketilmesi gereken suyun insan vücudu açısından önde gelen etkilerini sıralamak gerekirse;

Okumanızı Öneriyoruz: Hızlı Zayıflamak İçin 20 Sağlıklı Yöntem

  • İç organlarımızın düzenli ve sağlıklı çalışmasını sağlar.
  • Vücuttaki besinlerin sindirimine katkıda bulunur.
  • Vücut ısısını düzenler.
  • Metebolizmanın hızlanmasına ve düzenli çalışmasına yardımcı olur.
  • Beyin fonksiyonları için çok büyük önem taşır.

Vücuda olan etkileri her ne kadar açık olsa da daha iyi anlaşılabilmesi için yeteri kadar tüketilmediği taktirde ortaya çıkabilecek olumsuz etkilerden de kısaca bahsetmek gerekirse;

  • Karaciğerin hareketleri yavaşlar.
  • Enerjiye dönüşmesi gereken yağın eritilmesi yavaşlar ve vücuttaki yağ oranı artar.
  • 48 saat boyunca su içilmediği taktirde kişi de daha çok bulantıyla meydana gelen mide ve kas rahatsızlıkları baş gösterir.
  • İç organlarda, özellikle bağırsakta sorunlar yaşanır.
  • %80’i su olan kanımızın akışı yavaşlar.
  • Susuzluğun giderilmemesi halinde çok tehli beyin rahatsızlıkları görülebilir.

Şimdi suyun önemini belirten sıraladığımız bu etkenleri nasıl ve hangi yollarla tüketildiğinde insan sağılığı için daha yararlı hale geleceğini detaylı bir şekilde anlatalım.

Su İçmenin Gerçekten Zayıflamaya Katkısı Var Mı ?

Çok su içmek zayıflatır mı? Sorusunu böyle sorduğunuzda cevap hayır’dır. Ancak suyun zayıflamaya etkisi reddedilemez bir gerçektir.

Çevremizdeki fazla kilolarından rahatsız kişilerin dillerinden hiç düşürmedikleri kelime yağ’dır. Vücuttaki yağ oranının fazlalığından şikayet edilir.

Suyun ise yeteri kadar tüketilmediğinde görülebilecek etkileri sayarken de gördüğümüz gibi suyun, yağ oranını düzenlemede önemli bir etkisi vardır. Bu açıdan bakıldığında suyun zayıflamaya doğrudan olmasa da dolaylı yoldan etkileri görülmektedir.

Su ayrıca yağlı cilt sorunu yaşayanlara çözüm olabilir.

İştah ve Sindirime Etkisi

Okumanızı Öneriyoruz: Hızlı Zayıflamak İçin 3 Basit Yöntem

Suyun zayıflamaya dolaylı yollarla etkilerinden bir tanesi de doğru zamanda içilmek şartıyla iştahı azaltmasıdır.

Yemek öncesi içilecek olan su, midede ki doluluğu arttıracağından tokluk hissi verir ve yemeği daha az tüketmenizi sağlar.

Ancak bu bilgiyi yanlış yorumlayan bazı insanlar yemek sırasında su içmeyi tercih etmektedir.

Bu büyük bir hatadır. Çünkü yemek arasında içilen su, iştahınızı açmaktadır.

Yemekleri az miktarda su ile tükettiğinizde daha çabuk doyarsınız. Durum sindirim açısından ise daha çok bağırsakların hareketleriyle ilgilidir.

Sindirim sistemi, besinlerin öğütülmesinde suya ihtiyaç duyar. Gerekli suyu bulamadığında bağırsağın hareketleri yavaşlar ve doğru işlememesi sonucunda kabızlık gibi rahatsızlıklar ortaya çıkmaya başlar.

Enerji ve Metebolizma Açısından Önemi

Metabolizmayı hızlandıran besinler arasında bulunan su bu şekilde doğal şekilde zayıflamayı sağlar.

Enerji ve metebolizmanın etkisi de aslında çok su içmek zayıflatır mı? Sorusuna verdiğimiz cevaba benzer niteliktedir. Suyun enerjiye direkt bir etkisi olduğu söylenemez ancak tüketilmemesi durumunda enerji bakımından olumsuz durumlar yaşanmasına sebep olacaktır.

Metebolizma da ise vücut kandırmacası gibi bir durum vardır. İçilen soğuk suyun ardından vücut, ısısını dengelemek için enerji harcar. Bu tüketimin zayıflamaya net bir yardımı olmasa da etkisi olduğu bilinmektedir.

Kaslar ve Egzersiz

Susuz yapılan egzersizlerin hiçbir yararı yoktur. Vücudun ihtiyacı olan suyu temin etmediğiniz sürece istediğiniz spor yapın, istediğiniz sonuça ulaşamayacaksınız.

Spor yapan bir kişinin günde en az 2 litre su tüketmesi gerekmektedir. Su vücutta ki yağları yakmasının haricinde ödemi azaltmada da etkilidir. Su ihtiyacı sağlanmayan bedenler bu açığı kapatmak için tüketilen yiyeceklerden alınan suları vücutta tutacaktır. Bu da ödeme yani kilolu görünmenize sebep olacaktır.

Ne Kadar Su Tüketilmeli?

Su tüketiminin standart bir miktarı yoktur. Her insanın kendine göre içmesi gereken bir su miktarı vardır. Çünkü her insan gün içinde aynı işleri yapmıyor veya her insan aynı koşullarda çalışmıyor. Bu durumu belirleyen birçok etken vardır.

Bunları kilo, yaş, boy hatta yaşadığı iklim bile belirler. Şayet standart bir kriter var ise o da susamaktır. Ancak su içmek için, susamayı beklemekte bir hatadır. Bazı insanlar susadığının da farkına varamamaktadır.

Kısaca susuzluğun belirtileri; yorgunluk hali, baş ağrısı, baş dönmesi, kabızlık, kötü nefes kokusu, koyu renkte idrar, endişe ve sinir halleridir.

Bu belirtilerin devamı, daha öncede açıkladığımız susuzluğun meydana getirdiği olumsuz etkilerdir.

Her şeye rağmen Dünya Sağlık Örgütü gün boyunca kadınları en az 2,5 litre, erkeklerin ise en az 3,5 litre su içmesi tavsiyesinde bulunmaktadır.

Bu su ihtiyacının içerisine çay, ayran, sebze, meyve suları, çorba ve yediğimiz yiyeceklerden vücudun aldığı su miktarı da dahildir.

Fakat tabi ki günlük su ihtiyacımızın en azından yarısını doğal suyla karşılamamız çok önemlidir. Bazı uzmanlar ise bu konuda her gün vücut ağırlığının en az %4’ü kadar sıvı tüketilmesi gerektiği tavsiyesinde bulunmaktadır.

Su Kilo İlişkisi

Okumanızı Tavsiye Ediyoruz: Zayıflamak İçin Neler Yapılması Gerekir

Kilo’ya göre tüketilmesi gereken su miktarından bahsedecek olursak, 30 ila 60 kilo arasında ki insanların gün içerisinde 1-2 litre su içmeleri gerekirken, 60 ile 100 kilo arasında ki kişilerin 2-3 litre arasında su tüketmeleri gerekmektedir. Bu konuda en doğrusunu bir diyetisyene başvurarak boy, kilo ve diğer özelliklerinize göre en yararlı miktarı öğrenebilirsiniz. Çünkü her şeyin olduğu gibi suyunda fazlası zarardır.

Birçok kişi çok su içmek zayıflatır mı? Sorusunu yeterince araştırmadan gereksiz zayıflama hırslarıyla kendisine zarar vermektedir. Bu rahatsızlık daha çok terlemenin çok olduğu sporlarda ve aşırı hırsla kilo vermek isteyenlerde görülür.

Terleme sonucu vücuttan su ve minareler atılır. Bunun sonucunda sodyum temin edilmeden aşırı alınan su daha fazla sodyum eksikliğine sebep olur. Su zehirlenmesi erken tedavi uygulanmadığında hayati sonuçlara sebebiyet verebilir.

Dr. Aydın Yılmaz Dahiliye doktoru olarak görev yapmaktadır. 2015 yılından itibaren Sağlıkfit ekibine katılarak hastalıkları tedavi yöntemleri konusunda yüzlerce makale ele almıştır.

Источник: https://www.saglikfit.com/cok-su-icmek-zayiflatir-mi

MoyMakla

Az Su İçmek Vücut Sağlığını Olumsuz Etkiliyor

Öncelikle işe suyun bazı faydalarını sıralayarak  başlayalım…

  • Herşeyden önce su, vücutta hücreler arası taşıyıcı görevde bulunur. Hücrelere besin ve oksijen taşırlar.
  • Ayrıca hücrelerden kan yoluyla topladığı toksit maddeleri toplayarak böbreklere ulaşmasını, oradan da vücuttan atılmasını sağlar.
  • Vücudumuzda bulunan kanın büyük çoğunluğunu su oluşturur.
  • Vücut sıcaklığının dengelenmesini sağlar.
  • Tükrük ve mide salgısında bulunarak sindirimde önemli bir yer kaplar.
  • Eklemler arasındaki kayganlığın oluşmasını sağlar.
  • Kan basıncının düzenlenmesinde büyük role sahiptir.
  • Bağışıklık sisteminin olmazsa olmazı sudur. Su sayesinde bağışıklık sistemi daha aktif çalışır.
  • Metabolizmanın daha aktif çalışmasını sağlar….

Ne kadar su içmeliyiz?

Elbette su tüketiminin sağlığımız açısından faydaları saymakla bitmez. Her zaman su içmenin faydalarını bir yerlerde okuruz veya duyarız. Peki, günlük ne kadar su tüketmeliyiz? Bu sorunun kesin bir cevabı olmamakla birlikte günlük ortalama 2-3 litre arası su içmemiz yeterlidir. Ancak bu rakamlar ortalama bir rakamdır.

Bulunduğunuz ortama, geçirdiğiniz hastalıklara beslenme seklinize hatta cinsiyetinize göre bile bu rakamlar artabilir veya azalabilir. Örneğin; sonbahar ayları vücudun en az su kaybettiği aylardır. Yazın ise elbette sıcaklıktan dolayı su ihtiyacımız maksimum düzeye çıkar. Yaz aylarında içeceğimiz 2-3 litre arası su miktarı doğal olarak vücudun ihtiyacını karşılamayacaktır.

Sonuç olarak içtiğiniz su miktarını arttırmanız gerekebilir.

Yeteri kadar su içtiğimi nasıl anlayabilirim?

Öncelikle su içmek için susamayı beklemeyin. Vücudunuza yeteri kadar su aldığınızdan bu yolla emin olabilirsiniz. Daha sonra günlük içmeniz gereken 2-3 litre suyu saatlere yayın. Tek seferde, örneğin bir saat içerisinde iki litre su içmek vücudunuza faydadan çok zarar getirir.

Hatta ölüme bile neden olabilir!…Yeteri kadar su içtiğinizin en iyi kanıtı idrar renginizdir. Eğer çok sarı bir idrar renginiz varsa bu yeteri kadar su içmediğiniz anlamına gelir.

Eğer idrar renginiz açık sarı veya şeffafa yakınsa bilin ki vücudunuza yeteri kadar su alıyorsunuzdur…

Çay, kahve, meyve suları su ihtiyacımızı karşılar mı?

Elbette hayır!? Hiç bir sıvı içecek suyun yerini tutamaz. Suyun en büyük özelliği kalori içermemesi ve asidik olmamasıdır.

Hatta tam tersi bu tür içecekleri çok şekerli içmeniz su ihtiyacınızın artmasına neden olur.  Özellikle de çay vücutta tutulan su miktarını azaltarak içtiğiniz suyun bile size bir fayda sağlamamasına neden olabilir.

O yüzden çok şekerli ve kremalı olan bu tür içeceklerden olabildiğince uzak durmak gerekir…

Az su içersek ne olur?

Vücudunuza yeteri kadar su almazsanız bazı hastalıklara kapı aralayabilirsiniz. Susuzluğun en büyük zarar verdiği organlar arasında böbrekler bulunmaktadır.

Susuzluk böbreklerin görevini tam olarak yerine getirememesine neden olur. En büyük işlevi kanı toksit maddelerden temizlemek olan böbreğin görevini yerine getirememesi çok ciddi sağlık problemlerine neden olur.

Ayrıca susuzluk, metabolizmanın yavaşlamasına neden olduğu için vücudunuzdaki yağlanma artar.

İnsan vücudunun %57-75 arasının sudan oluştuğunu biliyoruz. Beynin ise yaklaşık olarak %90’ı sudan oluşur. Vücudumuzdaki su miktarı sürekli olarak azalır. Bu azalma terleme yoluyla veya dışkı yoluyla gerçekleşir.

Hatta insan bedeni kış aylarında bile belirgin olmayacak şekilde terler. Hava ne kadar soğuk olursa olsun vücudun kendi sıcaklığı terlemeye neden olur. O nedenle de vücudumuz sürekli su kaybeder.

Eğer yeteri kadar suyu yerine koyamazsak vücut su kıtlığı çekmeye başlar ve organlarda var olan suyu kullanmaya başlar.

Bunun sonucu olarak başlarda sürekli yorgunluk hali, baş dönmesi, hafıza kaybı, dikkat dağınıklığı  gibi olumsuz etkilere hatta daha ileriki aşamalarda susuzluk ölüme bile neden olabilir. Vücutta bulunan suyun %2’dinden sonra kaybettiğiniz her yüzdelik kısım baş edemeyeceğiniz sorunlara neden olabilir.

Su ile kilo alma arasındaki ilişki 

Eğer vücudunuza yeteri kadar su almıyorsanız vücudunuzda tutulacak yağ oranı artacaktır. Susuzluğun oluşturduğu sonuçlardan biri olan metabolizmanın yavaşlaması bunun en büyük nedenidir.

Ayrıca susuzluk durumunda vücudunuzda bulunan yağın parçalanması daha zor olacağı için vücut aldığınız kaloriyi yağ olarak depolama yoluna gidecektir.

O yüzden eğer spor yaparak zayıflamaya çalışıyorsanız yeteri kadar su almamanız durumunda zayıflamanız neredeyse imkansızıdır.

Fazla su içmek

Her şeyin fazlası zarardır. Su ne kadar kalorisiz olursa olsun fazla su içmek de vücuda faydadan çok zarar getirecektir. Öncelikle fazla su içmek aşırı terlemeye dolayısıyla fazla su kaybına neden olabilir.

Belirli bir aşamadan sonra vücudunuza aldığınız su ne kadar fazla olursa olsun ihtiyacınızı karşılamaya yetmeyecektir. Fazla su içmenin vücuda bir diğer olumsuz etkisi uyku problemlerinin baş göstermesidir. Su, gece tuvalete gitmenizi geciktiren hormonların azalmasına neden olur.

Dolayısıyla sizin de tahmin edebileceğiniz gibi uyku problemleri baş gösterir.

Fazla su içmenin belki de en olumsuz etkisi su zehirlenmesidir. Özellikle de kilo vermek amacıyla ihtiyacından fazla su içen insanlar bir de üstüne ağır spor yapıyorlarsa su zehirlenmesi ile karşı karşıya kalabilirler. Su zehirlenmesinin nedeni fazla suyun bir anda vücudumuzdaki dengeyi alt üst etmesidir.

Fazla su vücudumuzdaki bazı yararlı minarellerin azalmasına neden olacağı için bu minareller yerine konulmadığında çok ciddi sağlık problemleri ile karşı karşıya kalmamıza neden olabilir. 2 litrenin üzerindeki her litre, su zehirlenmesi riskini arttırır.

Eğer iki litreden fazla su içiyorsanız en azından bunu güne yaymanız bu riski azaltabilir…

Sonuç olarak; su içmek sağlık açısından son derece önemlidir. Ancak her şeyin fazlası zarardır. Buna kalorisiz olmasına rağmen su da dahildir…

Источник: https://www.moymak.com/su-icmenin-faydalari-ve-fazla-su-icmenin-zararlari.html

Diyet Yaparken Sık İdrara Çıkma

Az Su İçmek Vücut Sağlığını Olumsuz Etkiliyor

Diyet yaparken sık idrar konusunda önemli tartışmalar gündeme gelmektedir. Ne kadar çok tuvalete çıkılırsa o kadar sağlıklı olunur denildiği gibi idrarın rengi üzerine de bir o kadar fikir yürütülmektedir.

Diyet yaparken idrarla ilgili bilinmesi gereken birçok doğru, yanlış anılmaktadır. Dolayısıyla ilk diyetini yapacak olan ya da kendi için doğru diyeti arayan kişiler bu konuda yanlış bilgilere inanabilmektedir.

Diyet yaparken sık sık idrara çıkmanın avantajları olduğu gibi dezavantajları da vardır. Kişi kendi metabolizmasını bilerek diyet uygulamaya başlamalıdır. Aksi halde vücut sağlığını olumsuz yönde etkileyecek pek çok sorun doğacaktır.

Çok idrara çıkmak için aşırı sıvı tüketmek böbrekleri yorarken normal seyrinde ilerleyen idrar sıklığı daha sağlıklı kabul edilmektedir.

Diyet yaparken günde kaç kere idrara çıkmak normaldir sorusu sorulabilmektedir. Özellikle diyete başladığımdan beri çok fazla tuvalete çıkar oldum diyenlerdenseniz bu sorunun cevabını merak edebilirsiniz.

Diyet yaparken sık sık idrara çıkmak için tüketilen besinlerin su artırımı yapması gerekmektedir. Öyle ki vücut, ihtiyacı olan suyu aldıktan sonra fazlasını toksinlerle beraber atmaya yönelmektedir. Bu nedenle günde 2-2,5 litre su içmek vücut sağlığı için yeterli kabul edilmektedir.

Daha fazla içtiğiniz halde tuvalet sıklığınız artmadıysa ya vücudunuzun suya ihtiyacı vardır ya da böbrekleriniz süzmede, boşaltım konusunda yavaş çalışıyor demektir.

Diyet Yaparken Neden Sık İdrara Çıkılır?

Diyete başladığı günden hemen sonra sık sık idrara çıkmanın sebebi nedir diye soranlar yedikleri ve içtikleri besinleri gözden geçirmelilerdir. Öncelikle içilen içecekler idrar sıklığını arttırmakta daha sonra ise metabolizmanın durumu idrarı etkilemektedir.

Diyet yaparken öncesinde günde 2-3 kez tuvalete çıkan kişi, diyetten sonra 5 kez çıktığını dile getirmektedir. Bu noktada sık idrara çıkmanın iyi bir şey olup olmadığı sorgulanmaktadır.

Diyet yaparken hızlanan metabolizma ve beslenme alışkanlığının değişmesi sık sık idrara çıkmaya neden olur. Vücudun birikmiş toksinleri atması ise oldukça sağlıklı bir durumdur.

Diyet Yaparken Su Nedeniyle Sık İdrara Çıkma

Diyet yaparken en istikrarlı olunması gereken konu sudur. Kişi ne kadar çok su içerse kilo verme sürecini o kadar kolay hızlandırır. Bununla beraber su içme azminiz ne kadar fazla olursa vücudunuzu o kadar kolay temizlersiniz.

Su içip hemen tuvalete çıkmak, böbreklerin istediğiniz gibi çalıştığını ortaya koymaktadır. Filtre görevi gören böbrekler, vücudun fazla biriktirmesine izin vermeden temizlemektedir. Dolayısıyla ödem yoluyla alınan kilolar su tüketimiyle beraber engellenmektedir.

Ne kadar çok su içerseniz o kadar ödem engellersiniz. Ödem söktürülmesi diyetin daha güçlü sonuç vermesini sağlayacaktır.

Su içerek idrara çıkmak, metabolizmanın çok hızlı çalıştığını kanıtlamaktadır. Metabolizma ne kadar hızlı çalışırsa o kadar kolay kilo vermeniz mümkündür.

Diyet Yaparken Meyve Nedeniyle İdrara Çıkmak

Diyet yaparken vücudun şeker ihtiyacını karşılamak çok önemlidir. Bunun için birçok beslenme uzmanı, aşırıya kaçmadan meyve tüketilmesi gerektiğini dile getirmektedir.

Meyveler arasında şekeri az ancak ihtiyacınızı karşılayacak olanları tercih ederseniz dengeli bir diyet listesi oluşturmuş olursunuz. Tüm bunların yanında diyet yaparken meyve yemenin bir başka avantajı daha vardır.

Meyve tüketmek, sindirim sistemini harekete geçirmektedir. Bu sebeple meyve tüketmeye başladıktan sonra kilo verme hızınızı da arttırabilirsiniz. Aynı zamanda sıvı miktarını da arttırmaktadır.

Vücudun sıvı miktarı arttırıldığında tuvalete çıkma sıklığı da artış göstermektedir. Bu şekilde meyve ile tuvalete giderek zayıflamak çok daha kolaydır.

Diyet Yaparken Sık İdrara Çıkmak Zayıflatır mı?

Diyet sürecinde tuvalete çıkma sıklığında artış olan kişiler sık idrara çıkmak kilo verdirir mi sorusunu sormaktadırlar. Sık sık idrara çıkmak demek, metabolizmayı hızlandırmak demektir.

Hızlanan metabolizma ise yağ yakma konusunda en yüksek performansı ortaya koyacaktır. Ne kadar az yerseniz yiyin metabolizmanız tembelse istediğiniz kiloya ulaşamazsınız. Bu nedenle metabolizma sık tuvalete çıkmakla hızlandırılmalı ve vücuttan atılması gereken fazlalıklar atılmalıdır.

Diyet Yaparken Sık İdrarla Kaç Kilo Verilir?

Diyet sürecinde en hızlı kilo verdiren durumlardan biri sık idrara çıkmaktır. Metabolizmanın sağlıklı olduğunu kanıtlayan bu durum aynı zamanda ödeminizin de söküldüğünü göstermektedir. Diyet sürecinde hem idrara çıkarak hem de sağlıklı beslenerek istediğiniz kiloya ulaşabilmeniz mümkündür.

Bir hafta içerisinde tüm su içme kullarına uyup, diyetinizin gereğini yerine getirirseniz verdiğiniz kiloların 3 kilosu idrar yoluyla atılmış olur. Bu kilo oranı diyete adapte olmanız, sürdürmeniz ve su tüketim miktarınızla paralel olarak artacaktır.

Diyet Yaparken İdrar Rengi İpucu Verir mi?

Fazla kilolardan kurtulurken tuvalete çıkma konusunda yoğun bir sürece girdiğinizi fark edersiniz. Bu süreç ilk birkaç hafta can sıkıcı olsa da sonrasında vücudunuz için çok faydalı olduğunu fark edebilirsiniz.

Sık sık idrara çıktığınızda idrar renginize dikkat etmeyi ihmal etmemelisiniz. Çok su içtiğiniz günlerde 3 ya da 4. idrara çıkışınızda idrar renginizin beyaz olması gerekmektedir.

Hala koyu renk idrara sahipseniz içtiğiniz su toksinleri atma konusunda yeterli olmuyor demektir. Bu açıdan bakıldığında içtiğiniz suya bağlı olarak idrar renginizin detoks sonucu verdiğini görebilirsiniz.

Sabahları uyandığınızda idrar renginizin koyu sarı iltihaplanma varsa kahverengi tonlarında olduğunu görebilirsiniz. Aynı renler gün sonunda da devam ediyorsa ya sistit sorununuz ya da ödem probleminiz var demektir.

Diyet sürecinde ödem sorununuzu sadece su içerek atabilirsiniz. Maydanozlu ve limonlu su bu sürecin kısalmasında büyük rol oynayacaktır.

Источник: https://zayiflamaiksiri.com/diyet-yaparken-sik-idrar/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.