Azathioprin Tedavisi, yan etkileri ve Gebelikte Kullanımı

içerik

azatioprin

Azathioprin Tedavisi, yan etkileri ve Gebelikte Kullanımı
Azathioprin Tedavisi, yan etkileri ve Gebelikte Kullanımı

Azatiyoprin, hücre bölünmesini ve doku çoğalmasını engelleyen güçlü bağışıklık bastırıcı gruba aittir. İlaç sitostatik ve sitotoksik etkiye sahiptir. Azatiyoprin ana uygulama alanı transplantasyon olup, ilaç olası transplant reddini önlemek için karmaşık bir tedavinin parçasıdır.

Azatioprinin farmakolojik etkisi, gecikmiş bir hipersensitivite reaksiyonuna ve hücresel sitotoksisiteye dayanmaktadır. İlaç, dokuların uyumsuzluğunu provoke ederek reaksiyonu azaltmaya yardımcı olur. Azatiyoprin, antikorların etkileşimini etkiler.

Merkaptopurin ile karşılaştırıldığında, daha belirgin bir bağışıklık bastırıcı özelliği ve daha az sitostatik aktivitesi vardır. İlaç, mideden ve bağırsaktan hızla emilir, kan plazmasındaki maksimum konsantrasyon, uygulamadan 1-2 saat sonra elde edilir.

Hemodiyaliz sırasında vücuttan çıkarılır, plasenta nüfuz edebilir. Karaciğer yoluyla safra yoluyla,% 1-2 böbrekler yoluyla atılır.

Bırakma formu ve kompozisyon

Azatioprin, her biri 50 veya 100 parça sarı cam şişelerde paketlenmiş 50 mg'lık tabletler halinde temin edilebilir.

Azatiyoprin kullanımı endikasyonları

Azatiyoprin aşağıdaki durumlarda endikedir: greft reddi (diğer ilaçlarla birlikte), kronik aktif hepatit, sedef hastalığı, vulgar sistit, sistemik lupus eritematozus, şiddetli romatoid artrit, myastenia, dermatomiyozit, periarteritis nodosa, nonspesifik ülseratif koli tedavisinde , otoimmün glomerülonefrit, idiyopatik trombositopenik purpura.

Kontrendikasyonlar

Azatiyoprin kullanımının ana kontrendikasyonlarından biri hamileliktir. Tedavi süresince, cinsel ilişkide olan kadınlar, güvenilir doğum kontrol yöntemleri kullanmalısınız.

Eğer laktasyon sırasında ilaç tedavisi yapılırsa, Azatiyoprin alma periyodunun tamamı için beslenmeyi durdurmak gerekir.

Diğer kontrendikasyonlar arasında: çocuk yaşı, bileşimde merkaptopurin dahil olmak üzere ilaç bileşenlerine aşırı duyarlılık, böbrek yetmezliği, hemopoeziste bastırma, hipoplastik ve aplastik anemi, lenfopeni, lökopeni, trombositopeni.

Azatiyoprin dozajı ve dozu

Azatiyoprin talimatları, hastanın durumunu ve alınan diğer ilaçları göz önünde bulundurarak, sadece bir doktorun tam dozu reçete edebileceğini göstermektedir. İlaç transplant reddine karşı profilaksi olarak kullanılıyorsa, maksimum dozu almanız önerilir – günde iki veya üç kez 1 kg başına 5 mg'a kadar.

Genellikle ilaç siklosporin ve kortikosteroidler ile kombinasyon halinde kullanılır. Tedavi aşamalar halinde gerçekleşir, ilk aşama bir ila iki ay sürer. Ayrıca, dozaj günde 1 kg başına 1 kez 1-4 mg'a azaltılır. Bu aşama çok uzun olabilir – birkaç yıla kadar. Yavaş yavaş dozu azaltmak, nakil ve vücudun reaksiyonunu izlemek. İlk reddetme belirtilerinde dozaj günde 4 mg'a çıkarılır.

Diğer hastalıklar için 1 kg başına 1-2.5 mg dozuna uyulması tavsiye edilir.

Azatiyopirin yan etkileri

Azatiyoprin için talimatlar, kan oluşturan organları, kardiyovasküler sistemi ve hemostaz sürecini etkileyebilecek bir takım yan etkilere işaret etmektedir.

Bunlar genellikle şu durumlardır: anemi, lökopeni veya trombositopeni, megaloblastik eritropoez olarak tezahür eden makrositoz, miyeloid bastırma.

Bulantı, kusma, iştahsızlık, ishal, karın ağrısı, anormal karaciğer fonksiyonu, kolestatik hepatit, ağız ve dudak ülserleri gibi mide-bağırsak sisteminin çalışmasını etkileyen başka olası yan etkiler vardır.

[attention type=yellow]
Uzun süreli azatioprin kullanımı ile transplantları olan hastalar gastrointestinal sistemin ciddi hastalıklarını yaşayabilir: gastrik ve duodenal ülserler, nekroz ve bağırsağın perforasyonu, pankreatit, bağırsak kanaması, toksik hepatit.
[/attention]

Azatiyoprin ayrıca deri döküntüsü, ateş, muhtemelen sekonder enfeksiyon, artralji, kas ağrısı, alopesi, panuveit gelişmesi şeklinde ortaya çıkan alerjik reaksiyonlara da neden olabilir.

Çok nadir olarak, azatiyoprin kullanımı akut böbrek yetmezliği, pulmoner hastalıklar, hemolitik anemiye neden olur. İlaç, kromozom değişiklikleri, karsinojenisite veya teratojenisite (kötü huylu deri tümörlerinin oluşumu) tetiklediğinde izole durumlar vardır.

Azatiyoprin, onkolojik hastalıkların başlangıcını provoke edebilir ve fetüsü olumsuz yönde etkileyebilir. İlacın kısa süreli kullanımıyla, tüm yan etkiler iptalden hemen sonra kaybolur.

Özel talimatlar

İlacın ilk iki ayında, periferik kan parametrelerinin ölçümlerini almak gerekir – her hafta, ve düzenli olarak karaciğer testleri yaparak karaciğerin durumunu izlemek için.

Azatiyoprin analogları

Azatiyoprin analogları Stemokine, Alfetin, Revlimid ve diğer bazı ilaçlardır.

Şartlar ve depolama koşulları

25 ° C'yi aşmayan bir sıcaklıkta kuru ve karanlık bir yerde saklayın.

Источник: http://tr.remedy-info.com/azatioprin.html

Tüp Bebek Tedavisinde Kullanılan İlaçlar ve İğneler

Azathioprin Tedavisi, yan etkileri ve Gebelikte Kullanımı

Op. Dr. G. Güvenç Karlıkaya
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Doktora Sorun

Tüp bebek tedavi sürecinde pek çok hastalıkta olduğu gibi hasta her zaman tedavinin merkezinde yer alır. Tedavi sürecinde hastanın ilaçlarını doğru şekilde kullanması tedavinin başarısını etkileyecek sonuçlar doğurabilir.

Her ne kadar tüp bebek tedavilerinde hasta diğer hastalıklarda olduğu gibi “gerçek anlamda hasta” olmasa da tedavi sürecinde birçok ilacı kullanmak zorunda kalır.

Bununla birlikte hasta daha önce herhangi bir deneyimi olmayan ve yaklaşık 20 gün boyunca devam eden bir sürece girer.

Peki bu süreçte tüp bebek hastalarının en sık yaptığı hatalar nelerdir? Tüp bebek ilaçlarını hatalı kullanmanın önüne nasıl geçilir? Tüp bebek ilaçlarının yan etkileri var mıdır? Bütün bu soruların yanıtlarını yazımızda bulabilirsiniz.

Tedavi Sürecinde İlaç Kullanımı Konusunda Hastaları En Fazla Tedirgin Eden Nokta Nedir

Hastalarımızın bir kısmında bulunan tüp bebek korkusunun önemli bir kısmı aslında ilaç kullanımından kaynaklanır. Çünkü bu dönemde tüp bebek hastaları, “ilaç dozlarını yanlış ayarlayacağım” ya da “yanlış bölgeye uygulama yapacağım” gibi endişelere kapılabiliyorlar.

Bu hissiyat üzerlerinde gerçek anlamda bir baskı oluşturuyor. Çünkü tedavinin 10-14 gün süren ovülasyon indüksiyonu (yumurtayı büyütme) döneminde hayatında belki de tek bir kere bile eline enjektör almamış olan bir kadından, kendisine yumurta büyütme iğnesi yapmasını istiyoruz.

Elbette bu durum onları tedirgin ediyor.

Tüp Bebek İğneleri Kullanırken Yapılan Hataların Önüne Nasıl Geçilir?

Yapılması gereken en önemli şey, hastaya tüp bebek iğneleri kullanımının detaylı bir şekilde anlatılmasıdır.

Gerek yumurta büyütme iğnesinin kullanımı gerekse yumurta toplama işleminden sonra kullanılan ilaçlar konusunda hasta detaylı bir şekilde bilgilendirilmelidir.

Bu eğitim hastanın endişelerini giderebileceği gibi tedavi sonrasındaki gebelik oranları üzerinde de önemli bir rol oynar.

Tedavi sürecinde hastanın doğru ilaç kullanmamasından kaynaklanan hataların önüne geçmek için neler yapılmalıdır?

Aslında titiz bir tüp bebek tedavi sürecinde hasta çok iyi bilgilendirildiği taktirde bu tarz sorunlarla karşılaşılmaz. Ancak bir diğer önemli nokta, hastanın her zaman ve her konuda hekimine ve hemşiresine karşı dürüst davranması gerektiğidir. Bunun yanında yapılacakları şöyle sıralamak mümkündür:

  •  Yumurta büyütme iğnesi kullanım sürelerinin, saatinin ve dozlarının hastaya dikkatlice anlatılması ve pratik olarak gösterilmesi gerekir.
  • İlaç kullanımı konusunda dikkat etmesi gereken noktalar ve nasıl kullanılacağı bilgisi hastaya yazılı olarak verilmelidir.
  • Tüp bebek hastası, tedavi sırasında yapılan değişikliklerle ilgili doktoru ve hemşiresi tarafından uyarılmalıdır. Eğer yanlış bir kullanım söz konusu olursa yapılan hatanın yarattığı etkiye göre tedavinin tekrar düzenlenmesi veya iptal edilmesi gerekebilir.
  • En sık hata yapılan basamak, yumurta büyütme döneminin sonunda yapılan HCG (yumurta çatlatma) enjeksiyonudur. Bu iğnenin zamanlamasında yapılacak bir hata yumurtaların erken çatlamasına veya olgun yumurta alınamamasına neden olur. Bu nedenle tüp bebek merkezleri enjeksiyonun saatini mutlaka teyit etmelidirler. Bu saat konusunda hasta dikkatli bir şekilde bilgilendirilmelidir.
  • Yumurta toplama ve transfer sonrası kullanılacak ilaçlar tamamen farklılaşır. Ağızdan alınan ve vajinal yoldan kullanılan ilaçlar tedaviye eklenir. Hasta ile doktoru kişisel olarak konuşmalı ve hasta uyumunun en iyi olduğu tedavi desteği tercih edilmelidir.
  • Tüp bebek merkezi doktorları, hemşireleri ve hasta arasındaki iletişim, günün 24 saatinde birbirlerine ulaşabilecekleri bir çerçeveye oturtulmalıdır. Aynı zamanda kurulan iletişimde detaylara önem verilmeli, çok açık ve net bir şekilde iletişim kurulmalıdır.Bahçeci Tüp Bebek Merkezi’nde tedavi gören tüm hastalarımıza, hasta danışmanı arkadaşlarımız, iğnelerin kullanımını uygulamalı olarak göstermektedir. Eve gittiğinizde kullanımını unutmanız halinde hasta danışmanlarımızı arayarak bilgi alabilirsiniz.

Tüp Bebek Tedavisinde Kullanılan İlaçlar

Tüp bebek hastaları tedavileri boyunda DHEA hormonu, folik asit ve vitamin takviyeleriyle desteklenmektedir. Genellikle ağız yoluyla verilen bu ilaçların yanı sıra tüp bebek doktoru, balık yağı da önerebilir.

Peki kullanılan iğneler nelerdir ve tüp bebek tedavisinde kaç gün iğne yapılır?

Tüp Bebek Tedavisinde Kullanılan İğneler

Tüp bebek yaptıranlara verilen iğneleri iki kategoride incelemek mümkündür:

1. Yumurta Büyütme İğnesi

Bu ilaçlar hastanın fiziksel ve hormonal durumuna göre, tamamen kişiye özel olarak belirlenen hormon ilaçlarıdır. Duruma göre yumurtalıkların bazen uyarılması bazense baskılanması şeklinde ilerleyen ovülasyon indüksiyonu (yumurtayı büyütme) döneminde kullanılan bu ilaçlarla kadında birden fazla sağlıklı yumurta oluşması amaçlanır.

2. Yumurta Toplama İşleminden Sonra Kullanılan İlaçlar

Yumurta büyütme işleminin ardından toplanan yumurtalar baba adayının spermiyle döllenir ve embriyolar oluşturulur. Oluşturulan en kaliteli embriyo anne adayına transfer edilir. Bu işlem esnasından ve sonrasında östrojen ve progesteron hormonları destek olarak hastaya verilir. Bu hormonlar vajinal jel, fitil ya da iğne olarak verilebilir.

Tüp Bebek İğneleri Kaç Gün Sürer

Tüp bebek tedavisi tamamen kişiye özel olarak yürütülmelidir. Bu nedenle araştırmalarında net bir bilgi bulamayan hastaların sıklıkla sorduğu sorulardan biri de “tüp bebek iğneleri kaç gün sürer” sorusudur.

Hastanın durumuna bağlı olarak tüp bebek iğneleri 10-12 boyunca kullanılabilir. Doktorun seçimine bağlı olarak bazen uzun tedavi protokolü uygulanır.

Bu durumda adetten ortalama 21 gün sonra başlayan tüp bebek iğnesi, ortalama 20 gün boyunca hastaya uygulanır.

Gonal F Kullanırken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Gonal f, tüp bebek tedavilerinde sıklıkla kullanılan hormon iğnelerindendir. Östrojen hormonu ihtiva eden bu iğneyi anne adayı kendi kendine göbek bölgesinden enjekte eder.

Hasta, doğru şekilde uygulanması son derece önemli bu iğneyi, dozunu ayarladıktan sonra göbek deliğinin 2 parmak aşağısı ve 2 parmak yanlarını kapsayan yarım ay şeklindeki bölgeye uygulamalıdır. İğnenin uygulanışı oldukça kolay ve acısızdır.

Gonal f kullanırken dikkat edilmesi gereken en önemli husus, iğnenin saati saatine yapılmasıdır.

Cetrotide İğnesi

Büyüyen yumurtanın kontrol dışında çatlamaması için tedavi başlangıcından en erken 5-6 gün sonra uygulanan cetrotide iğnesi, gelişmekte olan yumurtaların hekim kontrolü dışında çatlamasını engellemek için uygulanan bir iğnedir.

İğnenin uygulanışı, gonal f gibi hormon iğneleriyle aynı şekilde yapılmaktadır. Bu uygulamada en önemli unsur uygulama saatidir. Doktor hastadan hangi saatte bu iğneyi vurmasını istediyse tam olarak o saatte enjeksiyon yapılmalıdır.

Aksi takdirde yumurta gelişimi dengesizleşebilir ve yumurtalar planlanan zamandan önce çatlayabileceği için tüp bebek tedavisini yarıda kesmek gerekebilir.

[attention type=green]
Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçlar (gelişen teknoloji sayesinde) artık daha saf, içerdiği doz miktarı daha kesin ve uygulanması daha kolay olarak üretilmektedir. Bu da günümüzde tedaviyi daha güvenilir ve daha kolay hale getirmiştir.
[/attention]

Her ilaç ve tedavide olduğu gibi tüp bebek ilaçlarının da yan etkileri bulunmaktadır. Bunlar çoğunlukla kısa sürede kendiliğinden düzelen, geçici etkilerdir. Sağlığı tehdit edebilecek durumlarla nadiren karşılaşırız.

Bu ilaçlar, çok sık olmasa da uygulama (enjeksiyon, iğne) bölgesinde hafif tahrişe yol açabilirler. Ayrıca nadiren rastlanmakla ve çok ciddi derecelerde olmamakla birlikte; baş ağrısı, göğüslerde hassasiyet, sıcak basması, yorgunluk ya da duygusal hassasiyet görülebilir.

“Tüp bebek tedavisi kilo aldırır mı” sorusu da çok sık karşılaşılan sorulardandır. Kısa süre için iştah değişikliği, vücutta su tutulumu ve ödeme bağlı birkaç kilo artış olabilir. Ancak bu durum geçicidir ve gıda alımında aşırıya kaçılmadıkça uzun vadede kalıcı bir kilo artışı olmaz.

Tüp bebek ilaçlarının kansere yol açtığı yönünde söylentiler de söz konusudur. Bu konuda pek çok ve geniş ölçekli araştırma yapılmış olup, bu tedaviler ile yumurtalık ve meme kanserleri arasında direkt bir ilişki tespit edilememiştir.

[attention type=red]
Hiç doğum yapmamış infertil kadınlarda (hiç tedavi görmeseler dahi) yumurtalık kanseri riskinin artmış olduğu bilinmektedir.
[/attention]

Ayrıca bu tedavinin yumurtalıklardaki yumurtaları tüketip hastayı erken menopoza sokması gibi bir durum kesinlikle söz konusu değildir.

Yumurta geliştirici tedavide kullanılan ilaçlar; yumurtalıkların aşırı büyümesi, karın şişliği, bulantı, kusma ile seyreden bir tabloya yol açabilir.

OHSS (yumurtalıkların aşırı uyarılması sendromu) adı verilen bu durum hafif, orta ve şiddetli olmak üzere üç seviyede karşımıza çıkabilir. En sık hafif form ile karşılaşırız. Yumurtalıklar büyümüştür, karında hafif rahatsızlık hissedilir.

[attention type=yellow]
İstirahat ve gerekirse ağrı kesiciler ile birkaç günde düzelir. Orta dereceli OHSS’de bu belirtilere bulantı-kusma da eklenir, karın şişliği daha fazladır. Bu durum, yakın takip ve hasta konforunu düzeltici tedavilerle kısa sürede gerileyecektir.
[/attention]

Şiddetli OHSS, karın boşluğunda sıvı birikiminin ve nefes darlığının da eşlik ettiği, hastanın genel durumunu bozan bir tablodur. Yüzde 1 civarında hastada görülür ve hastaneye yatmayı gerektirebilir.

Belirtiler genellikle yumurta toplama işleminden 4-5 gün sonra başlar. Hafif ve orta dereceli OHSS günler içinde kendiliğinden iyileşir. Eğer embryo transferi yapılmış ve gebelik oluşmuşsa bu düzelme gecikir, bazen birkaç hafta sürebilir.

OHSS’den kaçınmak için en önemli faktör, tedavi sırasında yakın takiptir. Eğer hastanın ilaçlara yanıtı çok fazla olmuş ve estradiol hormon seviyesi çok artmışsa, ilaç vermeden geçirilecek günler ile bu seviyenin düşmesi beklenir.

[attention type=green]
Gebelik oluşması bu durumu ağırlaştırabileceğinden, embryoların transfer edilmeyip dondurularak saklanması riskli hastalarda tercih ettiğimiz bir yoldur. Hastanın yumurtalıkları eski durumuna döndükten sonra, dondurulmuş embryolar çözdürülerek transfer yapılır. Böylece hasta şiddetli OHSS’den korunmuş olur ve gebelik şansı da bu durumdan olumsuz etkilenmez.
[/attention]

Источник: https://bahceci.com/blog/tup-bebek-tedavisinde-ilac-kullaniminda-yapilan-hatalar/

Gebelikte İlaç Kullanımı

Azathioprin Tedavisi, yan etkileri ve Gebelikte Kullanımı

Gebelik döneminde kadınların en çok korktuğu konulardan bir tanesi gebelikte ilaç kullanımı, ilaç kullanmak zorunda kalınması durumunda kullanılacak ilaçların bebeğe zararlı etkileridir.

Kadın-Doğum hekimlerinin en sık karşılaştığı sorulardan bir tanesi de gebe olduğunu henüz anlamadığı dönemde kullanılan veya gebelik süresi içerisinde zorunlu olarak alınması gereken ilaçların bebek üzerindeki etkileri ile ilgilidir.

Gebelik döneminde ilaçların zararlı etkileri konusunda bir çalışma yapmak olası olmadığı için, bu konudaki bilgilerimiz daha çok vaka bildirimleri ve daha önceki kayıtların incelenmesine dayanmaktadır. Bu nedenle birçok ilacın bebek üzerindeki olumsuz etkileri konusunda kesin birşey söylemek oldukça zordur.

İlaç firmaları da bu konuda sorumluluk almak istemediği için prospektüste “gebelikte kullanımı sakıncalıdır” veya “hekiminize danışmadan almayınız” şeklinde ibareler koyarak sorumluluğu hekime yüklemektedir. Hekimler de yine aynı kaygıdan dolayı bazen gereksiz gebelik sonlandırması kararı verebilmektedir.

Gebelik döneminde ilaç kullanımına karar verirken gözönünde bulundurulması gereken en önemli konu kar/zarar oranı ve ilacın güvenilirliğidir.

İlacın potansiyel olarak bebeğe zararlı olduğu düşünülse bile, beklenen yarar daha yüksek ise ilaç kullanımına izin verilebilir.

[attention type=red]
Bütün ilaçlar plasenta yoluyla bebeğe geçmekle birlikte, geçiş miktarı ilacın dozu, moleküler ağırlığı, gebelik dönemi ve farmakogenetik özelliklere göre değişmektedir.
[/attention]

Gebeliğin ilk 10 gününde embryo dış uyaranlara duyarsız olduğu için bu dönemde alınan ilaçlar ya düşüğe neden olmakta, yada anomali yapmamaktadır. Yani “ya hep ya hiç” yasası geçerlidir. Gebelikte ilaç kullanımına karar verirken Amerikan Gıda ve İlaç Kullanımı (FDA) kriterleri gözönünde bulundurulmaktadır. Bu kriterlere göre ilaçlar aşağıdaki kategorilere ayrılmaktadır.

A Kontrollü çalışmalarda risk gösterilememiş

B İnsanda risk gösterilememiş: Hayvan deneylerinde risk olabileceği gösterilmiş veya hayvanlarda risk görülmemiş ve insanlarda yeterli çalışma yok

C Riskin olmadığı kanıtlanmamış: İnsanlarda çalışma yok ve hayvan çalışması ya yok yada yapılan çalışmalarda pozitif bulgular görülmüş. Bu gruptaki ilaçlar kar/zarar oranı gözönünde bulundurularak kullanılabilir

D Riskle ilgili pozitif bulgular var: Bu konuda yapılan çalışmalarda risk olduğu görülmüş olmasına karşın hastaya yararı gözönünde bulundurularak kullanılabilir

X Gebelik sırasında kullanımı yasak olan ilaçlar: Hayvan veya insan deneylerinde bebekte riskin gösterildiği ilaç grubu olup gebelikte ancak anne yaşamının sözkonusu olduğu durumlarda kullanılabilir ve gebelik sonlandırılmasına karar verilebilir.

Gebelik döneminde en sık kullanılan ilaçları gözden geçirmeye çalışalım:

Analjezikler (Ağrı Kesiciler)

En çok kullanılan ağrı kesiciler aspirin ve asetaaminofen (Minoset, Parol, Tamol….). Aspirin ve non-steroid antiinflammatuvar ilaçlar (Apranax, Aprol, Endol…) gibi ağrı kesiciler amnion sıvısında azalma ve gebeliğin 34.

haftasından sonra kullanıldığında aorta-pulmoner arter arasındaki duktus arteriozis’in erken kapanmasına ve dolayısı ile bebekte kalp yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlara yol açabilen pulmoner hipertansiyona neden olabilirler. Bu nedenle 34.

haftadan önce kullanılması gerekiyorsa 48 saaten fazla devam edilmemeli ve tedavi sonrası kalp doppleri yapılmalıdır. Asetaminofen gebeliğin bütün dönemlerinde güvenle kullanılabilir.

[attention type=yellow]
Morfin ve türevleri bebekte anomaliye neden olmamakla birlikte, gebeliğin son dönemlerinde kullanıldığında doğumdan sonra bebekte yoksunluk belirtilerine neden olabilirler.
[/attention]

Antihistaminikler

Allerji tedavisinde kullanılan bu ilaçlar, soğuk algınlığı için kullanılan birçok ilacın içeriğinde bulunurlar ve bu gruptan bazı ilaçlar uyku ilacı olarak kullanılmaktadır. Genel olarak bakıldığında bu grup ilaçların bebekte bir anomaliye neden olduğu gösterilememiştir ve güvenle kullanılabilir.

Antasitler

Bu ilaçlar alimünyum hidroxide, kalsiyum veya magnezyum içermektedir. Genel olarak gebelikte güvenle kullanılan bir ilaç grubudur, ancak yüksek dozlarda kullanıldığında kalsiyum ve magnesium düzeyindeki yükselmeler anne için zararlı olabilir.

Proton Pompası İnhibitörleri (Omeprazol, Esomeprazol v.b)

Bu grup ilaçların gebelik sırasında kullanımının bebekte zararlı bir etkisi gösterilememiştir.

Bulantı-Kusma için kullanılan ilaçlar 

Gebelerin %80’ninde bulantı-kusma yakınmaları görülür ve bunların önemli bir bölümünde ilaç kullanımına gereksinim duyulur. Bulantı-kusma tedavisinde kullanılan H1-reseptör blokörleri, fenotiyazinler, metokoloropamid ve ondensatron gibi ilaçların çoğu B veya C grubundadır ve bu nedenle gebelik sırasında kullanımı bebek için önemli bir risk oluşturmamaktadır.

[attention type=green]
Dramamine, Postadoxin ve Emedur gibi ilaçlar rahatlıkla kullanılabilmektedir. Metpamid ve Zofran gibi ilaçlar konusunda daha az veri olmakla birlikte B grubunda incelenmekte ve kullanınımında önemli bir sakınca bulunmamaktadır.
[/attention]

Metformin

Metformin son dönemlerde polikistik over sendromu olan hastalarda sıklıkla kullanılan bir ilaç olup, gebelik sırasında bebek üzerinde olumsuz bir etkisi bildirilmemiş ve bazı çaışmalarda düşük olasılığını azalttığına dair bulgulara rastlanmıştır.

Ayrıca dietle düzenlenemeyen gebelik diabetinde de insüline alternatif olarak kullanımı konusunda da çalışmalar devam etmektedir. Gebelik döneminde kullanımı konusunda henüz bir görüş birliği bulunmamakla birlikte, gebe olduğunu bilmeden kullananlarda gebeliğin devam etmesinde bir sakınca yoktur.

Statinler

Statinlerde kolesterol düzeyi yüksek hastalarda son yıllarda yaygın bir şekilde kullanılan bir ilaç grubudur. Ayrıca kolesterol düzeyi normal olsa bile koroner kalp hastalarında ve diabetiklerde kullanılmaktadır.

[attention type=red]
Kolesterol hücre yapısını oluşturan temel maddelerden biri olup, statinlerin kolesterol yapımın engelleyerek ciddi anomalilerde yol açabileceği düşünülmekte ve bu nedenle de gebelik sırasında kullanımı kesin olarak yasaklanmaktadır.
[/attention]

İnsanlarda bu konuda bir çalışma bulunmamakla birlikte, beyin gelişim bozuklukları, nöral tüp defektleri, kemik ve kalp anomalileri olan birçok vaka bildirilmiştir. Bu nedenle gebelikte X kategorisinde incelenmektedir.

Epilepsi Tedavisinde Kullanılan İlaçlar

Epilepsi tedavisinde kullanılan fenitoin, trimethadione, karbomezapin ve valproat gibi ilaçlar D grubunda olup; gelişme geriliğ, kalp ve idrar yolları anomalileri, yarık damak-dudak, yüzde şekil bozuklukları ve omurilikte açıklık gibi nöral tüp defektlerine neden olabilmektedir.

Bu hastalarda yüksek doz (5 mg/gün) folik asit kullanımının nöral tüp defekti riskini azaltmadaki etkisi de tam olarak ortaya konamamıştır. Ayrıca bu ilaçlara maruz kalan bebeklerde yenidoğan döneminde beyin içi kanama riski de artmaktadır.

Son zamanlarda epilepsi tedavisinde lamotrigine, oxycarbazepine, gabapentin ve topiramat gibi yeni ilaçlarda kullanılmaktadır. Özellikle lamotrigine daha çok incelenmiş ve bebekte anomali riski %1.8-3 olarak bildirilmiştir (fenitoin ve fenobarbital’de bu risk %7-12 olarak bildirilmiştir).

Epilepsi tedavisinde anomali riskinin azaltılması için:

1) Gebe kalmadan önce ilaç dozu azaltılmalı veya stoplanmalıdır

2) Kombine ilaç kullanımı yerine sadece tek bir ilaç kullanılmalıdır

3) Gebe kalmadan 1-2 ay önce günde 4-5 mg folik asit kullanılmalıdır

[attention type=yellow]
4) Anomali riski en yüksek ilaç Valproat olduğu için mümkün olduğu kadar kullanılmamalı, eğer kullanımı zorunlu ise mümükün olan en düşük dozda kullanılmalıdır
[/attention]

5) Diğer ilaç kesilip Lamotrigine kullanımına geçilebilir ve nöbetler kontrol edilebiliyorsa gebelikte devam edilir. 6) Gebeliğin son 4 haftasında anneye K vitamini verilebilir

Antidepressanlar

Gebelik döneminde ağrı kesici ve antibiyotiklerden sonra belki de en sık kullanılan ilaç grubu antidepressanlardır.

Antidepressanlar sadece psikiyatristler tarafından değil, diğer hekimler tarafından da reçete edilebildiği için oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır.

Özellikle SSRI adı verilen seratonin reuptake inhibitörlerinin yan etkileri de az olduğu için birçok hekim rahatça hastasına verebilmektedir.

[attention type=green]
Benim kendi pratiğimde de gözlediğim kadarıyla stressle başedebilmek, günlük kaygılardan uzaklaşma veya günlük basit reaktif ruhsal çökkünlüklerden kurtulmak için bile birçok kadın antidepressant kullanmaktadır. Bu konuda en çok kullanılan Prozac ile ilgili olarak bebekte önemli bir yan etkiye yol açmadığı yönünde birçok yayın bildirilmiştir.
[/attention]

Ancak son zamanlarda Paroxetine ile ilgili olarak kalp anomalisi riskini 2 kat arttırdığı ve pulmoner hipertansiyona yol açtığına rastlanması sonucunda daha önce C kategorsinde kabul edilirken D kategorisine sokulmuştur.

Gebelikte SSRI’lar önemli bir anomaliye yol açmamakla birlikte, yenidoğan döneminde davranış bozukluklarına yol açabilirler. Gebeliğin son döneminde Prozac’a maruz kalan bebeklerde huzursuzluk, devamlı ağlama, korku ve ürperme, beslenme zorluğu, morarma ve nöbet geçirme gibi belirtilere rastlanabilmektedir.

Öneriler: 1) Paroxetine kullanan hastalarda ilaç değiştirilmelidir 2) Doğuma yaklaşınca doz aşamalı olarak düşürülmelidir 3) İlacın tamamen kesilmesinin potansiyel olarak daha zararlı olabileceği gözönünde bulundurulmalıdır.

Angiotensin converting enzim inhibitörleri ve reseptör blokörleri

Bu ilaç grubu hipertansiyonu olan sıklıkla kullanılan bir ilaç grubudur (Enalapril, captopril, lisinopril).

[attention type=red]
Bu ilaçların gebelik sırasında kullanımı bebekte böbrekte gelişim bozukluğu, böbrek yetmezliği ve kafatası gelişiminde bozukluklara neden olabilir.
[/attention]

Gebe izleminde amnion sıvısında azalma, bebekte gelişme geriliği, kafatasında şekil bozuklukları, doğumdan sonra ise bebekte böbrek yetmezliği ve akciğer gelişiminde bozulma izlenebilir.

Bu ilaçlar gebeliğin ilk 3 ayında kullanıldığında bebekte bir anomaliye yol açmadığı için gebeliğin sonlandırılmasına gerek yoktur, ancak bu dönemde ilaç kesilmeli ve başka bir tansiyon ilacına geçilmelidir.

Son olarak gebe kalmak isteyen hastalarda ilaç değiştirilmeli veya gebelik döneminde bilmeden kullanan hastalarda ilaçlar üçüncü ayın sonuna kadar değiştirilmelidir.

Sigara, Kokain, Esrar v.b Maddeler

Sigara: Düşük, bebekte gelişme geriliği, erken doğum, plasentanın yerinden ayrılması, ani bebek ölümü ve doğum sonrasında solunum yolu hastalıklarına yol açabilir. Gebeliğin hangi döneminde bırakılırsa bırakılsın zararlı etkileri önemli ölçüde azalmaktadır. Özellikle 16. haftaya kadar bırakıldığında zararlı etkileri görülmemektedir.

Kokain: Düşük, gelişme geriliğ, plasentanın yerinden erken ayrılması ve ani bebek ölümüne neden olabilir.Doğum sonrasında da bebekte öğrenme ve bazı becerilerde bozulmaya neden olabilir.

Metamfetamine: Uyarıcı amaçlarla kullanılan bu grup ilaçların birçok anomaliye neden olduğu bildirilmekle birlikte, en önemli yan etkisi gelişme geriliğidir.

Doç. Dr. Ramazan MERCAN

Источник: http://www.populermedikal.com/2006/11/01/gebelikte-ilac-kullanimi/

Azatioprin

Azathioprin Tedavisi, yan etkileri ve Gebelikte Kullanımı

Azatiyoprin, bir böbrek nakli sonrası organ reddini önlemek için diğer ilaçlarla birlikte kullanılan, marka adı verilen Imuran ilacının jenerik şeklidir.

İlaç ayrıca ağır,, ve .

Azatiyoprin, immünosüpresanlar olarak bilinen ilaç sınıfındadır. Vücudun bağışıklık sisteminin aktivitesini değiştirerek çalışır, böylece nakledilen organ veya eklemlere saldırmaz.

Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) bu ilacı 1968'de onayladı.

Azathioprine farklı isim markalarına sahiptir ve çeşitli üreticiler tarafından üretilmektedir. Amerika Birleşik Devletleri'nde, Imuran GlaxoSmithKline tarafından üretilmektedir.

Azathioprine Uyarılar

Azatiyoprin, kara kutu uyarısı taşır çünkü, ve gibi belirli kanser türlerini geliştirme riskinizi artırabilir.

Ancak, böbrek transplantasyonunuz varsa, azatiyoprin almasanız bile, kanser geliştirmek için daha yüksek risk altında olabilirsiniz.

Kanseriniz varsa veya aşağıdaki ilaçlardan herhangi birini aldıysanız doktorunuza bildirin:

  • Klorambusil (Leukeran)
  • ( )
  • Melphalan (Alkeran)

Azatioprin alırken cilt kanseri riskini azaltmak için güneş ışığına gereksiz maruz kalmaktan kaçının. Dış mekanda koruyucu kıyafet, güneş gözlüğü ve güneş koruyucu giymelisiniz.

Bu ilacı tek başına ya da ya da ülseratif koliti için tümör nekroz faktörü (TNF) engelleyicisi olarak bilinen başka bir ilaçla birlikte alan bazı genç ve genç erkekler, hepatosplenik T-hücreli lenfoma (HSTCL) olarak adlandırılan ciddi bir kanser türü geliştirdi.

[attention type=yellow]
Azathioprine, FDA tarafından Crohn veya ülseratif koliti tedavi etmek için onaylanmamıştır, ancak bazı doktorlar ilacın off-etiketini reçete edebilir.
[/attention]

Eğer ilacı Crohn veya ülseratif kolit için alıyor ve aşağıdaki belirtilerle karşılaşırsanız hemen doktorunuzu aramalısınız:

  • Ateş
  • Açıklanamayan kilo kaybı
  • Mide ağrısı veya hassasiyet
  • Gece terlemeleri
  • Kolay kanama veya morarma

Azatiyoprin, kemik iliğinizdeki kan hücrelerinde azalmaya neden olabilir; bu da ciddi veya yaşamı tehdit eden enfeksiyonlara yol açabilir.

Bazı ilaçlar azatiyoprin ile alındığında bu riski artırabilir. Eğer alıyorsanız doktorunuza söyleyin:

  • Benazepril (Lotensin),, (Vasotec),, (Prinivil, Zestril), (Univasc), (Aceon), (Accupril), (Altace) veya (Mavik) gibi
  • ve sülfametoksazol (, Septra)
  • Ribavirin (Copegus, Rebetol, Virazole)

Aşağıdaki belirtilerden herhangi biriyle karşılaşırsanız hemen doktorunuzu aramalısınız:

  • Soluk cilt
  • Aşırı yorgunluk
  • Baş ağrısı
  • karışıklık
  • Baş dönmesi
  • Hızlı nabız
  • Nefes darlığı
  • Zorluk uyku
  • zayıflık
  • Boğaz ağrısı
  • Ateş
  • Titreme
  • Bir enfeksiyonun diğer belirtileri

Sağlık uzmanınız muhtemelen, azatiyoprin ile tedavi sırasında kan hücrelerini ve karaciğer enzimlerini kontrol etmek için testler isteyecektir.

Azatioprine veya başka ilaçlara karşı alerjiniz varsa doktorunuza söyleyin.

Bu ilaç kontrol eder, ancak tedavi etmez. Tam faydaları hissetmeden önce 12 haftaya kadar sürebilir.

İlk önce doktorunuzla konuşmadan azathioprine almayı bırakmayın.

Bir diş prosedürü de dahil olmak üzere herhangi bir ameliyat geçirmeden önce bu ilacı aldığınızı söylemelisiniz.

[attention type=green]
Azathioprine ile tedavi sırasında veya sonrasında, önce sağlık uzmanınızla konuşmadan herhangi bir aşı yapmayın.
[/attention]

Bu ilacı kullanmadan önce, doktorunuz varsa ya da sahipseniz söyleyin:

  • Herhangi bir enfeksiyon türü
  • Böbrek hastalığı
  • Karaciğer hastalığı
  • Herhangi bir kan bozukluğu
  • TPMT eksikliği (bir enzim bozukluğu)

Köpekler ve Kediler için Azathioprine

Azatiyoprin, köpeklerde aşağıdaki gibi belirli durumları tedavi etmek için kullanılabilir:

  • Hemolitik anemi
  • Bir bağışıklık sorununun neden olduğu artrit ve deri hastalığı
  • Kronik karaciğer, böbrek veya mide rahatsızlıkları
  • Trombositopeni (düşük kan trombosit sayısı)

İlaç ayrıca, bir bağışıklık bozukluğunun neden olduğu belirli cilt bozuklukları ile kedileri tedavi etmek için çok düşük dozlarda da kullanılabilir.

Azatiyoprin bir evcil hayvanda enfeksiyon riskini artırabilmektedir, bu yüzden sahipleri hayvanlarını olağandışı semptomlar için izlemelidir.

Azatiyoprin ve Hamilelik

Azatiyoprin doğmamış bir bebeğe zarar verebilir.

Hamilelik sırasında bu ilacı almamalı ya da bir şans varsa hamile olabilirsiniz.

Gebe kaldığınızda veya bu ilacı kullanırken hamile kalmayı planlıyorsanız hemen doktorunuza bildirin. Eğer azathioprine alırken hamile kalmak mümkün ise doğum kontrolü kullanmalısınız.

Çoğu kanıt, azatioprin alırken emzirmenin güvenli olduğunu, ancak ilacı kullanırken emzirmekle ilgili olarak doktorunuzla konuştuğunu ortaya koymaktadır.

Başa dönüş

Azatiyopirin Ortak Yan Etkileri

Aşağıdaki yan etkilerden herhangi birinin şiddetlenmesi veya doktorunuza gitmemesi halinde doktorunuza söyleyin:

Azatiyopirin ciddi yan etkileri

Uyarı bölümünde veya aşağıdaki ciddi yan etkilerden herhangi birinde belirtilen belirtilerden herhangi biriyle karşılaşırsanız derhal doktorunuzu arayın:

Azatiyoprin Etkileşimleri

Azathioprine alırken aldığınız tüm reçete, reçetesiz, yasadışı, eğlence, bitkisel, beslenme veya diyet ilaçları hakkında, özellikle de Uyarı bölümünde listelenenleri veya aşağıdakilerden herhangi birini doktorunuza bildirmelisiniz:

  • (Zyloprim)
  • (Apriso, Asacol, Pentasa, diğerleri), olsalazin (Dipentum) ve (Azulfidine) gibi aminosalisilatlar
  • Varfarin ( ) gibi kan incelticiler

Azatiyoprin Dozu

Azathioprine ağızdan almak için bir tablet olarak geliyor. Genellikle yemeklerden sonra günde bir veya iki kez alınır.

Doz, kilonuza, tıbbi durumunuza ve tedaviye cevabınıza dayanır.

Bu ilacı kullanırken reçeteli etiketinizdeki talimatları izlemelisiniz. Reçeteden daha fazla veya daha az ilaç almayın.

Her gün aynı saatte azatioprin almaya çalışın. Bu ilacı yiyerek veya yemeden alabilirsin.

[attention type=red]
azatioprin alıyorsanız, doktorunuz sizi düşük dozda başlatabilir ve yavaş yavaş artırabilir.
[/attention]

Durumunuz kontrol edildikten sonra doktorunuz tekrar dozunuzu azaltabilir.

Organ reddini önlemek için bu ilacı alıyorsanız, doktorunuz sizi yüksek dozda başlatabilir ve vücudunuz transplantasyona göre ayarladıkça azaltabilir.

Azatiyoprin Aşırı Doz

Aşırı dozdan şüpheleniyorsanız, derhal bir zehir kontrol merkezine veya acil servise başvurmalısınız.

222-1222'de bir zehir kontrol merkezi ile iletişime geçebilirsiniz.

Azatiyopinin Kaçırılmış Dozu

Azatiyoprin dozunu kaçırırsanız, hatırladığınız anda onu alın.

Ancak, bir sonraki dozunuz için neredeyse zamanı gelmişse, kaçırılan dozu atlayın ve düzenli ilaç programınıza devam edin.

Kaçırılan bir şeyi telafi etmek için dozları ikiye katlamayın.

Azathioprine Resimleri

Azatiyoprin 50 mg-ROX, sarı, yuvarlak

Imuran 50 mg, sarı, yerfıstığı

Azatiyoprin 50 mg-GG, sarı, dikdörtgen

Источник: https://tur.doctorsask.com/13887-azathioprine

azatioprin

Azathioprin Tedavisi, yan etkileri ve Gebelikte Kullanımı
Azathioprin Tedavisi, yan etkileri ve Gebelikte Kullanımı

Azatiyoprin, hücre bölünmesini ve doku çoğalmasını engelleyen güçlü bağışıklık bastırıcı gruba aittir. İlaç sitostatik ve sitotoksik etkiye sahiptir. Azatiyoprin ana uygulama alanı transplantasyon olup, ilaç olası transplant reddini önlemek için karmaşık bir tedavinin parçasıdır.

Azatioprinin farmakolojik etkisi, gecikmiş bir hipersensitivite reaksiyonuna ve hücresel sitotoksisiteye dayanmaktadır. İlaç, dokuların uyumsuzluğunu provoke ederek reaksiyonu azaltmaya yardımcı olur. Azatiyoprin, antikorların etkileşimini etkiler.

Merkaptopurin ile karşılaştırıldığında, daha belirgin bir bağışıklık bastırıcı özelliği ve daha az sitostatik aktivitesi vardır. İlaç, mideden ve bağırsaktan hızla emilir, kan plazmasındaki maksimum konsantrasyon, uygulamadan 1-2 saat sonra elde edilir.

Hemodiyaliz sırasında vücuttan çıkarılır, plasenta nüfuz edebilir. Karaciğer yoluyla safra yoluyla,% 1-2 böbrekler yoluyla atılır.

Bırakma formu ve kompozisyon

Azatioprin, her biri 50 veya 100 parça sarı cam şişelerde paketlenmiş 50 mg'lık tabletler halinde temin edilebilir.

Azatiyoprin kullanımı endikasyonları

Azatiyoprin aşağıdaki durumlarda endikedir: greft reddi (diğer ilaçlarla birlikte), kronik aktif hepatit, sedef hastalığı, vulgar sistit, sistemik lupus eritematozus, şiddetli romatoid artrit, myastenia, dermatomiyozit, periarteritis nodosa, nonspesifik ülseratif koli tedavisinde , otoimmün glomerülonefrit, idiyopatik trombositopenik purpura.

Kontrendikasyonlar

Azatiyoprin kullanımının ana kontrendikasyonlarından biri hamileliktir. Tedavi süresince, cinsel ilişkide olan kadınlar, güvenilir doğum kontrol yöntemleri kullanmalısınız.

Eğer laktasyon sırasında ilaç tedavisi yapılırsa, Azatiyoprin alma periyodunun tamamı için beslenmeyi durdurmak gerekir.

Diğer kontrendikasyonlar arasında: çocuk yaşı, bileşimde merkaptopurin dahil olmak üzere ilaç bileşenlerine aşırı duyarlılık, böbrek yetmezliği, hemopoeziste bastırma, hipoplastik ve aplastik anemi, lenfopeni, lökopeni, trombositopeni.

Azatiyoprin dozajı ve dozu

Azatiyoprin talimatları, hastanın durumunu ve alınan diğer ilaçları göz önünde bulundurarak, sadece bir doktorun tam dozu reçete edebileceğini göstermektedir. İlaç transplant reddine karşı profilaksi olarak kullanılıyorsa, maksimum dozu almanız önerilir – günde iki veya üç kez 1 kg başına 5 mg'a kadar.

Genellikle ilaç siklosporin ve kortikosteroidler ile kombinasyon halinde kullanılır. Tedavi aşamalar halinde gerçekleşir, ilk aşama bir ila iki ay sürer. Ayrıca, dozaj günde 1 kg başına 1 kez 1-4 mg'a azaltılır. Bu aşama çok uzun olabilir – birkaç yıla kadar. Yavaş yavaş dozu azaltmak, nakil ve vücudun reaksiyonunu izlemek. İlk reddetme belirtilerinde dozaj günde 4 mg'a çıkarılır.

Diğer hastalıklar için 1 kg başına 1-2.5 mg dozuna uyulması tavsiye edilir.

Azatiyopirin yan etkileri

Azatiyoprin için talimatlar, kan oluşturan organları, kardiyovasküler sistemi ve hemostaz sürecini etkileyebilecek bir takım yan etkilere işaret etmektedir.

Bunlar genellikle şu durumlardır: anemi, lökopeni veya trombositopeni, megaloblastik eritropoez olarak tezahür eden makrositoz, miyeloid bastırma.

Bulantı, kusma, iştahsızlık, ishal, karın ağrısı, anormal karaciğer fonksiyonu, kolestatik hepatit, ağız ve dudak ülserleri gibi mide-bağırsak sisteminin çalışmasını etkileyen başka olası yan etkiler vardır.

[attention type=yellow]
Uzun süreli azatioprin kullanımı ile transplantları olan hastalar gastrointestinal sistemin ciddi hastalıklarını yaşayabilir: gastrik ve duodenal ülserler, nekroz ve bağırsağın perforasyonu, pankreatit, bağırsak kanaması, toksik hepatit.
[/attention]

Azatiyoprin ayrıca deri döküntüsü, ateş, muhtemelen sekonder enfeksiyon, artralji, kas ağrısı, alopesi, panuveit gelişmesi şeklinde ortaya çıkan alerjik reaksiyonlara da neden olabilir.

Çok nadir olarak, azatiyoprin kullanımı akut böbrek yetmezliği, pulmoner hastalıklar, hemolitik anemiye neden olur. İlaç, kromozom değişiklikleri, karsinojenisite veya teratojenisite (kötü huylu deri tümörlerinin oluşumu) tetiklediğinde izole durumlar vardır.

Azatiyoprin, onkolojik hastalıkların başlangıcını provoke edebilir ve fetüsü olumsuz yönde etkileyebilir. İlacın kısa süreli kullanımıyla, tüm yan etkiler iptalden hemen sonra kaybolur.

Özel talimatlar

İlacın ilk iki ayında, periferik kan parametrelerinin ölçümlerini almak gerekir – her hafta, ve düzenli olarak karaciğer testleri yaparak karaciğerin durumunu izlemek için.

Azatiyoprin analogları

Azatiyoprin analogları Stemokine, Alfetin, Revlimid ve diğer bazı ilaçlardır.

Şartlar ve depolama koşulları

25 ° C'yi aşmayan bir sıcaklıkta kuru ve karanlık bir yerde saklayın.

Источник: http://tr.remedy-info.com/azatioprin.html

Tüp Bebek Tedavisinde Kullanılan İlaçlar ve İğneler

Azathioprin Tedavisi, yan etkileri ve Gebelikte Kullanımı

Op. Dr. G. Güvenç Karlıkaya
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Doktora Sorun

Tüp bebek tedavi sürecinde pek çok hastalıkta olduğu gibi hasta her zaman tedavinin merkezinde yer alır. Tedavi sürecinde hastanın ilaçlarını doğru şekilde kullanması tedavinin başarısını etkileyecek sonuçlar doğurabilir.

Her ne kadar tüp bebek tedavilerinde hasta diğer hastalıklarda olduğu gibi “gerçek anlamda hasta” olmasa da tedavi sürecinde birçok ilacı kullanmak zorunda kalır.

Bununla birlikte hasta daha önce herhangi bir deneyimi olmayan ve yaklaşık 20 gün boyunca devam eden bir sürece girer.

Peki bu süreçte tüp bebek hastalarının en sık yaptığı hatalar nelerdir? Tüp bebek ilaçlarını hatalı kullanmanın önüne nasıl geçilir? Tüp bebek ilaçlarının yan etkileri var mıdır? Bütün bu soruların yanıtlarını yazımızda bulabilirsiniz.

Tedavi Sürecinde İlaç Kullanımı Konusunda Hastaları En Fazla Tedirgin Eden Nokta Nedir

Hastalarımızın bir kısmında bulunan tüp bebek korkusunun önemli bir kısmı aslında ilaç kullanımından kaynaklanır. Çünkü bu dönemde tüp bebek hastaları, “ilaç dozlarını yanlış ayarlayacağım” ya da “yanlış bölgeye uygulama yapacağım” gibi endişelere kapılabiliyorlar.

Bu hissiyat üzerlerinde gerçek anlamda bir baskı oluşturuyor. Çünkü tedavinin 10-14 gün süren ovülasyon indüksiyonu (yumurtayı büyütme) döneminde hayatında belki de tek bir kere bile eline enjektör almamış olan bir kadından, kendisine yumurta büyütme iğnesi yapmasını istiyoruz.

Elbette bu durum onları tedirgin ediyor.

Tüp Bebek İğneleri Kullanırken Yapılan Hataların Önüne Nasıl Geçilir?

Yapılması gereken en önemli şey, hastaya tüp bebek iğneleri kullanımının detaylı bir şekilde anlatılmasıdır.

Gerek yumurta büyütme iğnesinin kullanımı gerekse yumurta toplama işleminden sonra kullanılan ilaçlar konusunda hasta detaylı bir şekilde bilgilendirilmelidir.

Bu eğitim hastanın endişelerini giderebileceği gibi tedavi sonrasındaki gebelik oranları üzerinde de önemli bir rol oynar.

Tedavi sürecinde hastanın doğru ilaç kullanmamasından kaynaklanan hataların önüne geçmek için neler yapılmalıdır?

Aslında titiz bir tüp bebek tedavi sürecinde hasta çok iyi bilgilendirildiği taktirde bu tarz sorunlarla karşılaşılmaz. Ancak bir diğer önemli nokta, hastanın her zaman ve her konuda hekimine ve hemşiresine karşı dürüst davranması gerektiğidir. Bunun yanında yapılacakları şöyle sıralamak mümkündür:

  •  Yumurta büyütme iğnesi kullanım sürelerinin, saatinin ve dozlarının hastaya dikkatlice anlatılması ve pratik olarak gösterilmesi gerekir.
  • İlaç kullanımı konusunda dikkat etmesi gereken noktalar ve nasıl kullanılacağı bilgisi hastaya yazılı olarak verilmelidir.
  • Tüp bebek hastası, tedavi sırasında yapılan değişikliklerle ilgili doktoru ve hemşiresi tarafından uyarılmalıdır. Eğer yanlış bir kullanım söz konusu olursa yapılan hatanın yarattığı etkiye göre tedavinin tekrar düzenlenmesi veya iptal edilmesi gerekebilir.
  • En sık hata yapılan basamak, yumurta büyütme döneminin sonunda yapılan HCG (yumurta çatlatma) enjeksiyonudur. Bu iğnenin zamanlamasında yapılacak bir hata yumurtaların erken çatlamasına veya olgun yumurta alınamamasına neden olur. Bu nedenle tüp bebek merkezleri enjeksiyonun saatini mutlaka teyit etmelidirler. Bu saat konusunda hasta dikkatli bir şekilde bilgilendirilmelidir.
  • Yumurta toplama ve transfer sonrası kullanılacak ilaçlar tamamen farklılaşır. Ağızdan alınan ve vajinal yoldan kullanılan ilaçlar tedaviye eklenir. Hasta ile doktoru kişisel olarak konuşmalı ve hasta uyumunun en iyi olduğu tedavi desteği tercih edilmelidir.
  • Tüp bebek merkezi doktorları, hemşireleri ve hasta arasındaki iletişim, günün 24 saatinde birbirlerine ulaşabilecekleri bir çerçeveye oturtulmalıdır. Aynı zamanda kurulan iletişimde detaylara önem verilmeli, çok açık ve net bir şekilde iletişim kurulmalıdır.Bahçeci Tüp Bebek Merkezi’nde tedavi gören tüm hastalarımıza, hasta danışmanı arkadaşlarımız, iğnelerin kullanımını uygulamalı olarak göstermektedir. Eve gittiğinizde kullanımını unutmanız halinde hasta danışmanlarımızı arayarak bilgi alabilirsiniz.

Tüp Bebek Tedavisinde Kullanılan İlaçlar

Tüp bebek hastaları tedavileri boyunda DHEA hormonu, folik asit ve vitamin takviyeleriyle desteklenmektedir. Genellikle ağız yoluyla verilen bu ilaçların yanı sıra tüp bebek doktoru, balık yağı da önerebilir.

Peki kullanılan iğneler nelerdir ve tüp bebek tedavisinde kaç gün iğne yapılır?

Tüp Bebek Tedavisinde Kullanılan İğneler

Tüp bebek yaptıranlara verilen iğneleri iki kategoride incelemek mümkündür:

1. Yumurta Büyütme İğnesi

Bu ilaçlar hastanın fiziksel ve hormonal durumuna göre, tamamen kişiye özel olarak belirlenen hormon ilaçlarıdır. Duruma göre yumurtalıkların bazen uyarılması bazense baskılanması şeklinde ilerleyen ovülasyon indüksiyonu (yumurtayı büyütme) döneminde kullanılan bu ilaçlarla kadında birden fazla sağlıklı yumurta oluşması amaçlanır.

2. Yumurta Toplama İşleminden Sonra Kullanılan İlaçlar

Yumurta büyütme işleminin ardından toplanan yumurtalar baba adayının spermiyle döllenir ve embriyolar oluşturulur. Oluşturulan en kaliteli embriyo anne adayına transfer edilir. Bu işlem esnasından ve sonrasında östrojen ve progesteron hormonları destek olarak hastaya verilir. Bu hormonlar vajinal jel, fitil ya da iğne olarak verilebilir.

Tüp Bebek İğneleri Kaç Gün Sürer

Tüp bebek tedavisi tamamen kişiye özel olarak yürütülmelidir. Bu nedenle araştırmalarında net bir bilgi bulamayan hastaların sıklıkla sorduğu sorulardan biri de “tüp bebek iğneleri kaç gün sürer” sorusudur.

Hastanın durumuna bağlı olarak tüp bebek iğneleri 10-12 boyunca kullanılabilir. Doktorun seçimine bağlı olarak bazen uzun tedavi protokolü uygulanır.

Bu durumda adetten ortalama 21 gün sonra başlayan tüp bebek iğnesi, ortalama 20 gün boyunca hastaya uygulanır.

Gonal F Kullanırken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Gonal f, tüp bebek tedavilerinde sıklıkla kullanılan hormon iğnelerindendir. Östrojen hormonu ihtiva eden bu iğneyi anne adayı kendi kendine göbek bölgesinden enjekte eder.

Hasta, doğru şekilde uygulanması son derece önemli bu iğneyi, dozunu ayarladıktan sonra göbek deliğinin 2 parmak aşağısı ve 2 parmak yanlarını kapsayan yarım ay şeklindeki bölgeye uygulamalıdır. İğnenin uygulanışı oldukça kolay ve acısızdır.

Gonal f kullanırken dikkat edilmesi gereken en önemli husus, iğnenin saati saatine yapılmasıdır.

Cetrotide İğnesi

Büyüyen yumurtanın kontrol dışında çatlamaması için tedavi başlangıcından en erken 5-6 gün sonra uygulanan cetrotide iğnesi, gelişmekte olan yumurtaların hekim kontrolü dışında çatlamasını engellemek için uygulanan bir iğnedir.

İğnenin uygulanışı, gonal f gibi hormon iğneleriyle aynı şekilde yapılmaktadır. Bu uygulamada en önemli unsur uygulama saatidir. Doktor hastadan hangi saatte bu iğneyi vurmasını istediyse tam olarak o saatte enjeksiyon yapılmalıdır.

Aksi takdirde yumurta gelişimi dengesizleşebilir ve yumurtalar planlanan zamandan önce çatlayabileceği için tüp bebek tedavisini yarıda kesmek gerekebilir.

[attention type=green]
Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçlar (gelişen teknoloji sayesinde) artık daha saf, içerdiği doz miktarı daha kesin ve uygulanması daha kolay olarak üretilmektedir. Bu da günümüzde tedaviyi daha güvenilir ve daha kolay hale getirmiştir.
[/attention]

Her ilaç ve tedavide olduğu gibi tüp bebek ilaçlarının da yan etkileri bulunmaktadır. Bunlar çoğunlukla kısa sürede kendiliğinden düzelen, geçici etkilerdir. Sağlığı tehdit edebilecek durumlarla nadiren karşılaşırız.

Bu ilaçlar, çok sık olmasa da uygulama (enjeksiyon, iğne) bölgesinde hafif tahrişe yol açabilirler. Ayrıca nadiren rastlanmakla ve çok ciddi derecelerde olmamakla birlikte; baş ağrısı, göğüslerde hassasiyet, sıcak basması, yorgunluk ya da duygusal hassasiyet görülebilir.

“Tüp bebek tedavisi kilo aldırır mı” sorusu da çok sık karşılaşılan sorulardandır. Kısa süre için iştah değişikliği, vücutta su tutulumu ve ödeme bağlı birkaç kilo artış olabilir. Ancak bu durum geçicidir ve gıda alımında aşırıya kaçılmadıkça uzun vadede kalıcı bir kilo artışı olmaz.

Tüp bebek ilaçlarının kansere yol açtığı yönünde söylentiler de söz konusudur. Bu konuda pek çok ve geniş ölçekli araştırma yapılmış olup, bu tedaviler ile yumurtalık ve meme kanserleri arasında direkt bir ilişki tespit edilememiştir.

[attention type=red]
Hiç doğum yapmamış infertil kadınlarda (hiç tedavi görmeseler dahi) yumurtalık kanseri riskinin artmış olduğu bilinmektedir.
[/attention]

Ayrıca bu tedavinin yumurtalıklardaki yumurtaları tüketip hastayı erken menopoza sokması gibi bir durum kesinlikle söz konusu değildir.

Yumurta geliştirici tedavide kullanılan ilaçlar; yumurtalıkların aşırı büyümesi, karın şişliği, bulantı, kusma ile seyreden bir tabloya yol açabilir.

OHSS (yumurtalıkların aşırı uyarılması sendromu) adı verilen bu durum hafif, orta ve şiddetli olmak üzere üç seviyede karşımıza çıkabilir. En sık hafif form ile karşılaşırız. Yumurtalıklar büyümüştür, karında hafif rahatsızlık hissedilir.

[attention type=yellow]
İstirahat ve gerekirse ağrı kesiciler ile birkaç günde düzelir. Orta dereceli OHSS’de bu belirtilere bulantı-kusma da eklenir, karın şişliği daha fazladır. Bu durum, yakın takip ve hasta konforunu düzeltici tedavilerle kısa sürede gerileyecektir.
[/attention]

Şiddetli OHSS, karın boşluğunda sıvı birikiminin ve nefes darlığının da eşlik ettiği, hastanın genel durumunu bozan bir tablodur. Yüzde 1 civarında hastada görülür ve hastaneye yatmayı gerektirebilir.

Belirtiler genellikle yumurta toplama işleminden 4-5 gün sonra başlar. Hafif ve orta dereceli OHSS günler içinde kendiliğinden iyileşir. Eğer embryo transferi yapılmış ve gebelik oluşmuşsa bu düzelme gecikir, bazen birkaç hafta sürebilir.

OHSS’den kaçınmak için en önemli faktör, tedavi sırasında yakın takiptir. Eğer hastanın ilaçlara yanıtı çok fazla olmuş ve estradiol hormon seviyesi çok artmışsa, ilaç vermeden geçirilecek günler ile bu seviyenin düşmesi beklenir.

[attention type=green]
Gebelik oluşması bu durumu ağırlaştırabileceğinden, embryoların transfer edilmeyip dondurularak saklanması riskli hastalarda tercih ettiğimiz bir yoldur. Hastanın yumurtalıkları eski durumuna döndükten sonra, dondurulmuş embryolar çözdürülerek transfer yapılır. Böylece hasta şiddetli OHSS’den korunmuş olur ve gebelik şansı da bu durumdan olumsuz etkilenmez.
[/attention]

Источник: https://bahceci.com/blog/tup-bebek-tedavisinde-ilac-kullaniminda-yapilan-hatalar/

Gebelikte İlaç Kullanımı

Azathioprin Tedavisi, yan etkileri ve Gebelikte Kullanımı

Gebelik döneminde kadınların en çok korktuğu konulardan bir tanesi gebelikte ilaç kullanımı, ilaç kullanmak zorunda kalınması durumunda kullanılacak ilaçların bebeğe zararlı etkileridir.

Kadın-Doğum hekimlerinin en sık karşılaştığı sorulardan bir tanesi de gebe olduğunu henüz anlamadığı dönemde kullanılan veya gebelik süresi içerisinde zorunlu olarak alınması gereken ilaçların bebek üzerindeki etkileri ile ilgilidir.

Gebelik döneminde ilaçların zararlı etkileri konusunda bir çalışma yapmak olası olmadığı için, bu konudaki bilgilerimiz daha çok vaka bildirimleri ve daha önceki kayıtların incelenmesine dayanmaktadır. Bu nedenle birçok ilacın bebek üzerindeki olumsuz etkileri konusunda kesin birşey söylemek oldukça zordur.

İlaç firmaları da bu konuda sorumluluk almak istemediği için prospektüste “gebelikte kullanımı sakıncalıdır” veya “hekiminize danışmadan almayınız” şeklinde ibareler koyarak sorumluluğu hekime yüklemektedir. Hekimler de yine aynı kaygıdan dolayı bazen gereksiz gebelik sonlandırması kararı verebilmektedir.

Gebelik döneminde ilaç kullanımına karar verirken gözönünde bulundurulması gereken en önemli konu kar/zarar oranı ve ilacın güvenilirliğidir.

İlacın potansiyel olarak bebeğe zararlı olduğu düşünülse bile, beklenen yarar daha yüksek ise ilaç kullanımına izin verilebilir.

[attention type=red]
Bütün ilaçlar plasenta yoluyla bebeğe geçmekle birlikte, geçiş miktarı ilacın dozu, moleküler ağırlığı, gebelik dönemi ve farmakogenetik özelliklere göre değişmektedir.
[/attention]

Gebeliğin ilk 10 gününde embryo dış uyaranlara duyarsız olduğu için bu dönemde alınan ilaçlar ya düşüğe neden olmakta, yada anomali yapmamaktadır. Yani “ya hep ya hiç” yasası geçerlidir. Gebelikte ilaç kullanımına karar verirken Amerikan Gıda ve İlaç Kullanımı (FDA) kriterleri gözönünde bulundurulmaktadır. Bu kriterlere göre ilaçlar aşağıdaki kategorilere ayrılmaktadır.

A Kontrollü çalışmalarda risk gösterilememiş

B İnsanda risk gösterilememiş: Hayvan deneylerinde risk olabileceği gösterilmiş veya hayvanlarda risk görülmemiş ve insanlarda yeterli çalışma yok

C Riskin olmadığı kanıtlanmamış: İnsanlarda çalışma yok ve hayvan çalışması ya yok yada yapılan çalışmalarda pozitif bulgular görülmüş. Bu gruptaki ilaçlar kar/zarar oranı gözönünde bulundurularak kullanılabilir

D Riskle ilgili pozitif bulgular var: Bu konuda yapılan çalışmalarda risk olduğu görülmüş olmasına karşın hastaya yararı gözönünde bulundurularak kullanılabilir

X Gebelik sırasında kullanımı yasak olan ilaçlar: Hayvan veya insan deneylerinde bebekte riskin gösterildiği ilaç grubu olup gebelikte ancak anne yaşamının sözkonusu olduğu durumlarda kullanılabilir ve gebelik sonlandırılmasına karar verilebilir.

Gebelik döneminde en sık kullanılan ilaçları gözden geçirmeye çalışalım:

Analjezikler (Ağrı Kesiciler)

En çok kullanılan ağrı kesiciler aspirin ve asetaaminofen (Minoset, Parol, Tamol….). Aspirin ve non-steroid antiinflammatuvar ilaçlar (Apranax, Aprol, Endol…) gibi ağrı kesiciler amnion sıvısında azalma ve gebeliğin 34.

haftasından sonra kullanıldığında aorta-pulmoner arter arasındaki duktus arteriozis’in erken kapanmasına ve dolayısı ile bebekte kalp yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlara yol açabilen pulmoner hipertansiyona neden olabilirler. Bu nedenle 34.

haftadan önce kullanılması gerekiyorsa 48 saaten fazla devam edilmemeli ve tedavi sonrası kalp doppleri yapılmalıdır. Asetaminofen gebeliğin bütün dönemlerinde güvenle kullanılabilir.

[attention type=yellow]
Morfin ve türevleri bebekte anomaliye neden olmamakla birlikte, gebeliğin son dönemlerinde kullanıldığında doğumdan sonra bebekte yoksunluk belirtilerine neden olabilirler.
[/attention]

Antihistaminikler

Allerji tedavisinde kullanılan bu ilaçlar, soğuk algınlığı için kullanılan birçok ilacın içeriğinde bulunurlar ve bu gruptan bazı ilaçlar uyku ilacı olarak kullanılmaktadır. Genel olarak bakıldığında bu grup ilaçların bebekte bir anomaliye neden olduğu gösterilememiştir ve güvenle kullanılabilir.

Antasitler

Bu ilaçlar alimünyum hidroxide, kalsiyum veya magnezyum içermektedir. Genel olarak gebelikte güvenle kullanılan bir ilaç grubudur, ancak yüksek dozlarda kullanıldığında kalsiyum ve magnesium düzeyindeki yükselmeler anne için zararlı olabilir.

Proton Pompası İnhibitörleri (Omeprazol, Esomeprazol v.b)

Bu grup ilaçların gebelik sırasında kullanımının bebekte zararlı bir etkisi gösterilememiştir.

Bulantı-Kusma için kullanılan ilaçlar 

Gebelerin %80’ninde bulantı-kusma yakınmaları görülür ve bunların önemli bir bölümünde ilaç kullanımına gereksinim duyulur. Bulantı-kusma tedavisinde kullanılan H1-reseptör blokörleri, fenotiyazinler, metokoloropamid ve ondensatron gibi ilaçların çoğu B veya C grubundadır ve bu nedenle gebelik sırasında kullanımı bebek için önemli bir risk oluşturmamaktadır.

[attention type=green]
Dramamine, Postadoxin ve Emedur gibi ilaçlar rahatlıkla kullanılabilmektedir. Metpamid ve Zofran gibi ilaçlar konusunda daha az veri olmakla birlikte B grubunda incelenmekte ve kullanınımında önemli bir sakınca bulunmamaktadır.
[/attention]

Metformin

Metformin son dönemlerde polikistik over sendromu olan hastalarda sıklıkla kullanılan bir ilaç olup, gebelik sırasında bebek üzerinde olumsuz bir etkisi bildirilmemiş ve bazı çaışmalarda düşük olasılığını azalttığına dair bulgulara rastlanmıştır.

Ayrıca dietle düzenlenemeyen gebelik diabetinde de insüline alternatif olarak kullanımı konusunda da çalışmalar devam etmektedir. Gebelik döneminde kullanımı konusunda henüz bir görüş birliği bulunmamakla birlikte, gebe olduğunu bilmeden kullananlarda gebeliğin devam etmesinde bir sakınca yoktur.

Statinler

Statinlerde kolesterol düzeyi yüksek hastalarda son yıllarda yaygın bir şekilde kullanılan bir ilaç grubudur. Ayrıca kolesterol düzeyi normal olsa bile koroner kalp hastalarında ve diabetiklerde kullanılmaktadır.

[attention type=red]
Kolesterol hücre yapısını oluşturan temel maddelerden biri olup, statinlerin kolesterol yapımın engelleyerek ciddi anomalilerde yol açabileceği düşünülmekte ve bu nedenle de gebelik sırasında kullanımı kesin olarak yasaklanmaktadır.
[/attention]

İnsanlarda bu konuda bir çalışma bulunmamakla birlikte, beyin gelişim bozuklukları, nöral tüp defektleri, kemik ve kalp anomalileri olan birçok vaka bildirilmiştir. Bu nedenle gebelikte X kategorisinde incelenmektedir.

Epilepsi Tedavisinde Kullanılan İlaçlar

Epilepsi tedavisinde kullanılan fenitoin, trimethadione, karbomezapin ve valproat gibi ilaçlar D grubunda olup; gelişme geriliğ, kalp ve idrar yolları anomalileri, yarık damak-dudak, yüzde şekil bozuklukları ve omurilikte açıklık gibi nöral tüp defektlerine neden olabilmektedir.

Bu hastalarda yüksek doz (5 mg/gün) folik asit kullanımının nöral tüp defekti riskini azaltmadaki etkisi de tam olarak ortaya konamamıştır. Ayrıca bu ilaçlara maruz kalan bebeklerde yenidoğan döneminde beyin içi kanama riski de artmaktadır.

Son zamanlarda epilepsi tedavisinde lamotrigine, oxycarbazepine, gabapentin ve topiramat gibi yeni ilaçlarda kullanılmaktadır. Özellikle lamotrigine daha çok incelenmiş ve bebekte anomali riski %1.8-3 olarak bildirilmiştir (fenitoin ve fenobarbital’de bu risk %7-12 olarak bildirilmiştir).

Epilepsi tedavisinde anomali riskinin azaltılması için:

1) Gebe kalmadan önce ilaç dozu azaltılmalı veya stoplanmalıdır

2) Kombine ilaç kullanımı yerine sadece tek bir ilaç kullanılmalıdır

3) Gebe kalmadan 1-2 ay önce günde 4-5 mg folik asit kullanılmalıdır

[attention type=yellow]
4) Anomali riski en yüksek ilaç Valproat olduğu için mümkün olduğu kadar kullanılmamalı, eğer kullanımı zorunlu ise mümükün olan en düşük dozda kullanılmalıdır
[/attention]

5) Diğer ilaç kesilip Lamotrigine kullanımına geçilebilir ve nöbetler kontrol edilebiliyorsa gebelikte devam edilir. 6) Gebeliğin son 4 haftasında anneye K vitamini verilebilir

Antidepressanlar

Gebelik döneminde ağrı kesici ve antibiyotiklerden sonra belki de en sık kullanılan ilaç grubu antidepressanlardır.

Antidepressanlar sadece psikiyatristler tarafından değil, diğer hekimler tarafından da reçete edilebildiği için oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır.

Özellikle SSRI adı verilen seratonin reuptake inhibitörlerinin yan etkileri de az olduğu için birçok hekim rahatça hastasına verebilmektedir.

[attention type=green]
Benim kendi pratiğimde de gözlediğim kadarıyla stressle başedebilmek, günlük kaygılardan uzaklaşma veya günlük basit reaktif ruhsal çökkünlüklerden kurtulmak için bile birçok kadın antidepressant kullanmaktadır. Bu konuda en çok kullanılan Prozac ile ilgili olarak bebekte önemli bir yan etkiye yol açmadığı yönünde birçok yayın bildirilmiştir.
[/attention]

Ancak son zamanlarda Paroxetine ile ilgili olarak kalp anomalisi riskini 2 kat arttırdığı ve pulmoner hipertansiyona yol açtığına rastlanması sonucunda daha önce C kategorsinde kabul edilirken D kategorisine sokulmuştur.

Gebelikte SSRI’lar önemli bir anomaliye yol açmamakla birlikte, yenidoğan döneminde davranış bozukluklarına yol açabilirler. Gebeliğin son döneminde Prozac’a maruz kalan bebeklerde huzursuzluk, devamlı ağlama, korku ve ürperme, beslenme zorluğu, morarma ve nöbet geçirme gibi belirtilere rastlanabilmektedir.

Öneriler: 1) Paroxetine kullanan hastalarda ilaç değiştirilmelidir 2) Doğuma yaklaşınca doz aşamalı olarak düşürülmelidir 3) İlacın tamamen kesilmesinin potansiyel olarak daha zararlı olabileceği gözönünde bulundurulmalıdır.

Angiotensin converting enzim inhibitörleri ve reseptör blokörleri

Bu ilaç grubu hipertansiyonu olan sıklıkla kullanılan bir ilaç grubudur (Enalapril, captopril, lisinopril).

[attention type=red]
Bu ilaçların gebelik sırasında kullanımı bebekte böbrekte gelişim bozukluğu, böbrek yetmezliği ve kafatası gelişiminde bozukluklara neden olabilir.
[/attention]

Gebe izleminde amnion sıvısında azalma, bebekte gelişme geriliği, kafatasında şekil bozuklukları, doğumdan sonra ise bebekte böbrek yetmezliği ve akciğer gelişiminde bozulma izlenebilir.

Bu ilaçlar gebeliğin ilk 3 ayında kullanıldığında bebekte bir anomaliye yol açmadığı için gebeliğin sonlandırılmasına gerek yoktur, ancak bu dönemde ilaç kesilmeli ve başka bir tansiyon ilacına geçilmelidir.

Son olarak gebe kalmak isteyen hastalarda ilaç değiştirilmeli veya gebelik döneminde bilmeden kullanan hastalarda ilaçlar üçüncü ayın sonuna kadar değiştirilmelidir.

Sigara, Kokain, Esrar v.b Maddeler

Sigara: Düşük, bebekte gelişme geriliği, erken doğum, plasentanın yerinden ayrılması, ani bebek ölümü ve doğum sonrasında solunum yolu hastalıklarına yol açabilir. Gebeliğin hangi döneminde bırakılırsa bırakılsın zararlı etkileri önemli ölçüde azalmaktadır. Özellikle 16. haftaya kadar bırakıldığında zararlı etkileri görülmemektedir.

Kokain: Düşük, gelişme geriliğ, plasentanın yerinden erken ayrılması ve ani bebek ölümüne neden olabilir.Doğum sonrasında da bebekte öğrenme ve bazı becerilerde bozulmaya neden olabilir.

Metamfetamine: Uyarıcı amaçlarla kullanılan bu grup ilaçların birçok anomaliye neden olduğu bildirilmekle birlikte, en önemli yan etkisi gelişme geriliğidir.

Doç. Dr. Ramazan MERCAN

Источник: http://www.populermedikal.com/2006/11/01/gebelikte-ilac-kullanimi/

Azatioprin

Azathioprin Tedavisi, yan etkileri ve Gebelikte Kullanımı

Azatiyoprin, bir böbrek nakli sonrası organ reddini önlemek için diğer ilaçlarla birlikte kullanılan, marka adı verilen Imuran ilacının jenerik şeklidir.

İlaç ayrıca ağır,, ve .

Azatiyoprin, immünosüpresanlar olarak bilinen ilaç sınıfındadır. Vücudun bağışıklık sisteminin aktivitesini değiştirerek çalışır, böylece nakledilen organ veya eklemlere saldırmaz.

Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) bu ilacı 1968'de onayladı.

Azathioprine farklı isim markalarına sahiptir ve çeşitli üreticiler tarafından üretilmektedir. Amerika Birleşik Devletleri'nde, Imuran GlaxoSmithKline tarafından üretilmektedir.

Azathioprine Uyarılar

Azatiyoprin, kara kutu uyarısı taşır çünkü, ve gibi belirli kanser türlerini geliştirme riskinizi artırabilir.

Ancak, böbrek transplantasyonunuz varsa, azatiyoprin almasanız bile, kanser geliştirmek için daha yüksek risk altında olabilirsiniz.

Kanseriniz varsa veya aşağıdaki ilaçlardan herhangi birini aldıysanız doktorunuza bildirin:

  • Klorambusil (Leukeran)
  • ( )
  • Melphalan (Alkeran)

Azatioprin alırken cilt kanseri riskini azaltmak için güneş ışığına gereksiz maruz kalmaktan kaçının. Dış mekanda koruyucu kıyafet, güneş gözlüğü ve güneş koruyucu giymelisiniz.

Bu ilacı tek başına ya da ya da ülseratif koliti için tümör nekroz faktörü (TNF) engelleyicisi olarak bilinen başka bir ilaçla birlikte alan bazı genç ve genç erkekler, hepatosplenik T-hücreli lenfoma (HSTCL) olarak adlandırılan ciddi bir kanser türü geliştirdi.

[attention type=yellow]
Azathioprine, FDA tarafından Crohn veya ülseratif koliti tedavi etmek için onaylanmamıştır, ancak bazı doktorlar ilacın off-etiketini reçete edebilir.
[/attention]

Eğer ilacı Crohn veya ülseratif kolit için alıyor ve aşağıdaki belirtilerle karşılaşırsanız hemen doktorunuzu aramalısınız:

  • Ateş
  • Açıklanamayan kilo kaybı
  • Mide ağrısı veya hassasiyet
  • Gece terlemeleri
  • Kolay kanama veya morarma

Azatiyoprin, kemik iliğinizdeki kan hücrelerinde azalmaya neden olabilir; bu da ciddi veya yaşamı tehdit eden enfeksiyonlara yol açabilir.

Bazı ilaçlar azatiyoprin ile alındığında bu riski artırabilir. Eğer alıyorsanız doktorunuza söyleyin:

  • Benazepril (Lotensin),, (Vasotec),, (Prinivil, Zestril), (Univasc), (Aceon), (Accupril), (Altace) veya (Mavik) gibi
  • ve sülfametoksazol (, Septra)
  • Ribavirin (Copegus, Rebetol, Virazole)

Aşağıdaki belirtilerden herhangi biriyle karşılaşırsanız hemen doktorunuzu aramalısınız:

  • Soluk cilt
  • Aşırı yorgunluk
  • Baş ağrısı
  • karışıklık
  • Baş dönmesi
  • Hızlı nabız
  • Nefes darlığı
  • Zorluk uyku
  • zayıflık
  • Boğaz ağrısı
  • Ateş
  • Titreme
  • Bir enfeksiyonun diğer belirtileri

Sağlık uzmanınız muhtemelen, azatiyoprin ile tedavi sırasında kan hücrelerini ve karaciğer enzimlerini kontrol etmek için testler isteyecektir.

Azatioprine veya başka ilaçlara karşı alerjiniz varsa doktorunuza söyleyin.

Bu ilaç kontrol eder, ancak tedavi etmez. Tam faydaları hissetmeden önce 12 haftaya kadar sürebilir.

İlk önce doktorunuzla konuşmadan azathioprine almayı bırakmayın.

Bir diş prosedürü de dahil olmak üzere herhangi bir ameliyat geçirmeden önce bu ilacı aldığınızı söylemelisiniz.

[attention type=green]
Azathioprine ile tedavi sırasında veya sonrasında, önce sağlık uzmanınızla konuşmadan herhangi bir aşı yapmayın.
[/attention]

Bu ilacı kullanmadan önce, doktorunuz varsa ya da sahipseniz söyleyin:

  • Herhangi bir enfeksiyon türü
  • Böbrek hastalığı
  • Karaciğer hastalığı
  • Herhangi bir kan bozukluğu
  • TPMT eksikliği (bir enzim bozukluğu)

Köpekler ve Kediler için Azathioprine

Azatiyoprin, köpeklerde aşağıdaki gibi belirli durumları tedavi etmek için kullanılabilir:

  • Hemolitik anemi
  • Bir bağışıklık sorununun neden olduğu artrit ve deri hastalığı
  • Kronik karaciğer, böbrek veya mide rahatsızlıkları
  • Trombositopeni (düşük kan trombosit sayısı)

İlaç ayrıca, bir bağışıklık bozukluğunun neden olduğu belirli cilt bozuklukları ile kedileri tedavi etmek için çok düşük dozlarda da kullanılabilir.

Azatiyoprin bir evcil hayvanda enfeksiyon riskini artırabilmektedir, bu yüzden sahipleri hayvanlarını olağandışı semptomlar için izlemelidir.

Azatiyoprin ve Hamilelik

Azatiyoprin doğmamış bir bebeğe zarar verebilir.

Hamilelik sırasında bu ilacı almamalı ya da bir şans varsa hamile olabilirsiniz.

Gebe kaldığınızda veya bu ilacı kullanırken hamile kalmayı planlıyorsanız hemen doktorunuza bildirin. Eğer azathioprine alırken hamile kalmak mümkün ise doğum kontrolü kullanmalısınız.

Çoğu kanıt, azatioprin alırken emzirmenin güvenli olduğunu, ancak ilacı kullanırken emzirmekle ilgili olarak doktorunuzla konuştuğunu ortaya koymaktadır.

Başa dönüş

Azatiyopirin Ortak Yan Etkileri

Aşağıdaki yan etkilerden herhangi birinin şiddetlenmesi veya doktorunuza gitmemesi halinde doktorunuza söyleyin:

Azatiyopirin ciddi yan etkileri

Uyarı bölümünde veya aşağıdaki ciddi yan etkilerden herhangi birinde belirtilen belirtilerden herhangi biriyle karşılaşırsanız derhal doktorunuzu arayın:

Azatiyoprin Etkileşimleri

Azathioprine alırken aldığınız tüm reçete, reçetesiz, yasadışı, eğlence, bitkisel, beslenme veya diyet ilaçları hakkında, özellikle de Uyarı bölümünde listelenenleri veya aşağıdakilerden herhangi birini doktorunuza bildirmelisiniz:

  • (Zyloprim)
  • (Apriso, Asacol, Pentasa, diğerleri), olsalazin (Dipentum) ve (Azulfidine) gibi aminosalisilatlar
  • Varfarin ( ) gibi kan incelticiler

Azatiyoprin Dozu

Azathioprine ağızdan almak için bir tablet olarak geliyor. Genellikle yemeklerden sonra günde bir veya iki kez alınır.

Doz, kilonuza, tıbbi durumunuza ve tedaviye cevabınıza dayanır.

Bu ilacı kullanırken reçeteli etiketinizdeki talimatları izlemelisiniz. Reçeteden daha fazla veya daha az ilaç almayın.

Her gün aynı saatte azatioprin almaya çalışın. Bu ilacı yiyerek veya yemeden alabilirsin.

[attention type=red]
azatioprin alıyorsanız, doktorunuz sizi düşük dozda başlatabilir ve yavaş yavaş artırabilir.
[/attention]

Durumunuz kontrol edildikten sonra doktorunuz tekrar dozunuzu azaltabilir.

Organ reddini önlemek için bu ilacı alıyorsanız, doktorunuz sizi yüksek dozda başlatabilir ve vücudunuz transplantasyona göre ayarladıkça azaltabilir.

Azatiyoprin Aşırı Doz

Aşırı dozdan şüpheleniyorsanız, derhal bir zehir kontrol merkezine veya acil servise başvurmalısınız.

222-1222'de bir zehir kontrol merkezi ile iletişime geçebilirsiniz.

Azatiyopinin Kaçırılmış Dozu

Azatiyoprin dozunu kaçırırsanız, hatırladığınız anda onu alın.

Ancak, bir sonraki dozunuz için neredeyse zamanı gelmişse, kaçırılan dozu atlayın ve düzenli ilaç programınıza devam edin.

Kaçırılan bir şeyi telafi etmek için dozları ikiye katlamayın.

Azathioprine Resimleri

Azatiyoprin 50 mg-ROX, sarı, yuvarlak

Imuran 50 mg, sarı, yerfıstığı

Azatiyoprin 50 mg-GG, sarı, dikdörtgen

Источник: https://tur.doctorsask.com/13887-azathioprine

azatioprin

Azathioprin Tedavisi, yan etkileri ve Gebelikte Kullanımı
Azathioprin Tedavisi, yan etkileri ve Gebelikte Kullanımı

Azatiyoprin, hücre bölünmesini ve doku çoğalmasını engelleyen güçlü bağışıklık bastırıcı gruba aittir. İlaç sitostatik ve sitotoksik etkiye sahiptir. Azatiyoprin ana uygulama alanı transplantasyon olup, ilaç olası transplant reddini önlemek için karmaşık bir tedavinin parçasıdır.

Azatioprinin farmakolojik etkisi, gecikmiş bir hipersensitivite reaksiyonuna ve hücresel sitotoksisiteye dayanmaktadır. İlaç, dokuların uyumsuzluğunu provoke ederek reaksiyonu azaltmaya yardımcı olur. Azatiyoprin, antikorların etkileşimini etkiler.

Merkaptopurin ile karşılaştırıldığında, daha belirgin bir bağışıklık bastırıcı özelliği ve daha az sitostatik aktivitesi vardır. İlaç, mideden ve bağırsaktan hızla emilir, kan plazmasındaki maksimum konsantrasyon, uygulamadan 1-2 saat sonra elde edilir.

Hemodiyaliz sırasında vücuttan çıkarılır, plasenta nüfuz edebilir. Karaciğer yoluyla safra yoluyla,% 1-2 böbrekler yoluyla atılır.

Bırakma formu ve kompozisyon

Azatioprin, her biri 50 veya 100 parça sarı cam şişelerde paketlenmiş 50 mg'lık tabletler halinde temin edilebilir.

Azatiyoprin kullanımı endikasyonları

Azatiyoprin aşağıdaki durumlarda endikedir: greft reddi (diğer ilaçlarla birlikte), kronik aktif hepatit, sedef hastalığı, vulgar sistit, sistemik lupus eritematozus, şiddetli romatoid artrit, myastenia, dermatomiyozit, periarteritis nodosa, nonspesifik ülseratif koli tedavisinde , otoimmün glomerülonefrit, idiyopatik trombositopenik purpura.

Kontrendikasyonlar

Azatiyoprin kullanımının ana kontrendikasyonlarından biri hamileliktir. Tedavi süresince, cinsel ilişkide olan kadınlar, güvenilir doğum kontrol yöntemleri kullanmalısınız.

Eğer laktasyon sırasında ilaç tedavisi yapılırsa, Azatiyoprin alma periyodunun tamamı için beslenmeyi durdurmak gerekir.

Diğer kontrendikasyonlar arasında: çocuk yaşı, bileşimde merkaptopurin dahil olmak üzere ilaç bileşenlerine aşırı duyarlılık, böbrek yetmezliği, hemopoeziste bastırma, hipoplastik ve aplastik anemi, lenfopeni, lökopeni, trombositopeni.

Azatiyoprin dozajı ve dozu

Azatiyoprin talimatları, hastanın durumunu ve alınan diğer ilaçları göz önünde bulundurarak, sadece bir doktorun tam dozu reçete edebileceğini göstermektedir. İlaç transplant reddine karşı profilaksi olarak kullanılıyorsa, maksimum dozu almanız önerilir – günde iki veya üç kez 1 kg başına 5 mg'a kadar.

Genellikle ilaç siklosporin ve kortikosteroidler ile kombinasyon halinde kullanılır. Tedavi aşamalar halinde gerçekleşir, ilk aşama bir ila iki ay sürer. Ayrıca, dozaj günde 1 kg başına 1 kez 1-4 mg'a azaltılır. Bu aşama çok uzun olabilir – birkaç yıla kadar. Yavaş yavaş dozu azaltmak, nakil ve vücudun reaksiyonunu izlemek. İlk reddetme belirtilerinde dozaj günde 4 mg'a çıkarılır.

Diğer hastalıklar için 1 kg başına 1-2.5 mg dozuna uyulması tavsiye edilir.

Azatiyopirin yan etkileri

Azatiyoprin için talimatlar, kan oluşturan organları, kardiyovasküler sistemi ve hemostaz sürecini etkileyebilecek bir takım yan etkilere işaret etmektedir.

Bunlar genellikle şu durumlardır: anemi, lökopeni veya trombositopeni, megaloblastik eritropoez olarak tezahür eden makrositoz, miyeloid bastırma.

Bulantı, kusma, iştahsızlık, ishal, karın ağrısı, anormal karaciğer fonksiyonu, kolestatik hepatit, ağız ve dudak ülserleri gibi mide-bağırsak sisteminin çalışmasını etkileyen başka olası yan etkiler vardır.

[attention type=yellow]
Uzun süreli azatioprin kullanımı ile transplantları olan hastalar gastrointestinal sistemin ciddi hastalıklarını yaşayabilir: gastrik ve duodenal ülserler, nekroz ve bağırsağın perforasyonu, pankreatit, bağırsak kanaması, toksik hepatit.
[/attention]

Azatiyoprin ayrıca deri döküntüsü, ateş, muhtemelen sekonder enfeksiyon, artralji, kas ağrısı, alopesi, panuveit gelişmesi şeklinde ortaya çıkan alerjik reaksiyonlara da neden olabilir.

Çok nadir olarak, azatiyoprin kullanımı akut böbrek yetmezliği, pulmoner hastalıklar, hemolitik anemiye neden olur. İlaç, kromozom değişiklikleri, karsinojenisite veya teratojenisite (kötü huylu deri tümörlerinin oluşumu) tetiklediğinde izole durumlar vardır.

Azatiyoprin, onkolojik hastalıkların başlangıcını provoke edebilir ve fetüsü olumsuz yönde etkileyebilir. İlacın kısa süreli kullanımıyla, tüm yan etkiler iptalden hemen sonra kaybolur.

Özel talimatlar

İlacın ilk iki ayında, periferik kan parametrelerinin ölçümlerini almak gerekir – her hafta, ve düzenli olarak karaciğer testleri yaparak karaciğerin durumunu izlemek için.

Azatiyoprin analogları

Azatiyoprin analogları Stemokine, Alfetin, Revlimid ve diğer bazı ilaçlardır.

Şartlar ve depolama koşulları

25 ° C'yi aşmayan bir sıcaklıkta kuru ve karanlık bir yerde saklayın.

Источник: http://tr.remedy-info.com/azatioprin.html

Tüp Bebek Tedavisinde Kullanılan İlaçlar ve İğneler

Azathioprin Tedavisi, yan etkileri ve Gebelikte Kullanımı

Op. Dr. G. Güvenç Karlıkaya
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Doktora Sorun

Tüp bebek tedavi sürecinde pek çok hastalıkta olduğu gibi hasta her zaman tedavinin merkezinde yer alır. Tedavi sürecinde hastanın ilaçlarını doğru şekilde kullanması tedavinin başarısını etkileyecek sonuçlar doğurabilir.

Her ne kadar tüp bebek tedavilerinde hasta diğer hastalıklarda olduğu gibi “gerçek anlamda hasta” olmasa da tedavi sürecinde birçok ilacı kullanmak zorunda kalır.

Bununla birlikte hasta daha önce herhangi bir deneyimi olmayan ve yaklaşık 20 gün boyunca devam eden bir sürece girer.

Peki bu süreçte tüp bebek hastalarının en sık yaptığı hatalar nelerdir? Tüp bebek ilaçlarını hatalı kullanmanın önüne nasıl geçilir? Tüp bebek ilaçlarının yan etkileri var mıdır? Bütün bu soruların yanıtlarını yazımızda bulabilirsiniz.

Tedavi Sürecinde İlaç Kullanımı Konusunda Hastaları En Fazla Tedirgin Eden Nokta Nedir

Hastalarımızın bir kısmında bulunan tüp bebek korkusunun önemli bir kısmı aslında ilaç kullanımından kaynaklanır. Çünkü bu dönemde tüp bebek hastaları, “ilaç dozlarını yanlış ayarlayacağım” ya da “yanlış bölgeye uygulama yapacağım” gibi endişelere kapılabiliyorlar.

Bu hissiyat üzerlerinde gerçek anlamda bir baskı oluşturuyor. Çünkü tedavinin 10-14 gün süren ovülasyon indüksiyonu (yumurtayı büyütme) döneminde hayatında belki de tek bir kere bile eline enjektör almamış olan bir kadından, kendisine yumurta büyütme iğnesi yapmasını istiyoruz.

Elbette bu durum onları tedirgin ediyor.

Tüp Bebek İğneleri Kullanırken Yapılan Hataların Önüne Nasıl Geçilir?

Yapılması gereken en önemli şey, hastaya tüp bebek iğneleri kullanımının detaylı bir şekilde anlatılmasıdır.

Gerek yumurta büyütme iğnesinin kullanımı gerekse yumurta toplama işleminden sonra kullanılan ilaçlar konusunda hasta detaylı bir şekilde bilgilendirilmelidir.

Bu eğitim hastanın endişelerini giderebileceği gibi tedavi sonrasındaki gebelik oranları üzerinde de önemli bir rol oynar.

Tedavi sürecinde hastanın doğru ilaç kullanmamasından kaynaklanan hataların önüne geçmek için neler yapılmalıdır?

Aslında titiz bir tüp bebek tedavi sürecinde hasta çok iyi bilgilendirildiği taktirde bu tarz sorunlarla karşılaşılmaz. Ancak bir diğer önemli nokta, hastanın her zaman ve her konuda hekimine ve hemşiresine karşı dürüst davranması gerektiğidir. Bunun yanında yapılacakları şöyle sıralamak mümkündür:

  •  Yumurta büyütme iğnesi kullanım sürelerinin, saatinin ve dozlarının hastaya dikkatlice anlatılması ve pratik olarak gösterilmesi gerekir.
  • İlaç kullanımı konusunda dikkat etmesi gereken noktalar ve nasıl kullanılacağı bilgisi hastaya yazılı olarak verilmelidir.
  • Tüp bebek hastası, tedavi sırasında yapılan değişikliklerle ilgili doktoru ve hemşiresi tarafından uyarılmalıdır. Eğer yanlış bir kullanım söz konusu olursa yapılan hatanın yarattığı etkiye göre tedavinin tekrar düzenlenmesi veya iptal edilmesi gerekebilir.
  • En sık hata yapılan basamak, yumurta büyütme döneminin sonunda yapılan HCG (yumurta çatlatma) enjeksiyonudur. Bu iğnenin zamanlamasında yapılacak bir hata yumurtaların erken çatlamasına veya olgun yumurta alınamamasına neden olur. Bu nedenle tüp bebek merkezleri enjeksiyonun saatini mutlaka teyit etmelidirler. Bu saat konusunda hasta dikkatli bir şekilde bilgilendirilmelidir.
  • Yumurta toplama ve transfer sonrası kullanılacak ilaçlar tamamen farklılaşır. Ağızdan alınan ve vajinal yoldan kullanılan ilaçlar tedaviye eklenir. Hasta ile doktoru kişisel olarak konuşmalı ve hasta uyumunun en iyi olduğu tedavi desteği tercih edilmelidir.
  • Tüp bebek merkezi doktorları, hemşireleri ve hasta arasındaki iletişim, günün 24 saatinde birbirlerine ulaşabilecekleri bir çerçeveye oturtulmalıdır. Aynı zamanda kurulan iletişimde detaylara önem verilmeli, çok açık ve net bir şekilde iletişim kurulmalıdır.Bahçeci Tüp Bebek Merkezi’nde tedavi gören tüm hastalarımıza, hasta danışmanı arkadaşlarımız, iğnelerin kullanımını uygulamalı olarak göstermektedir. Eve gittiğinizde kullanımını unutmanız halinde hasta danışmanlarımızı arayarak bilgi alabilirsiniz.

Tüp Bebek Tedavisinde Kullanılan İlaçlar

Tüp bebek hastaları tedavileri boyunda DHEA hormonu, folik asit ve vitamin takviyeleriyle desteklenmektedir. Genellikle ağız yoluyla verilen bu ilaçların yanı sıra tüp bebek doktoru, balık yağı da önerebilir.

Peki kullanılan iğneler nelerdir ve tüp bebek tedavisinde kaç gün iğne yapılır?

Tüp Bebek Tedavisinde Kullanılan İğneler

Tüp bebek yaptıranlara verilen iğneleri iki kategoride incelemek mümkündür:

1. Yumurta Büyütme İğnesi

Bu ilaçlar hastanın fiziksel ve hormonal durumuna göre, tamamen kişiye özel olarak belirlenen hormon ilaçlarıdır. Duruma göre yumurtalıkların bazen uyarılması bazense baskılanması şeklinde ilerleyen ovülasyon indüksiyonu (yumurtayı büyütme) döneminde kullanılan bu ilaçlarla kadında birden fazla sağlıklı yumurta oluşması amaçlanır.

2. Yumurta Toplama İşleminden Sonra Kullanılan İlaçlar

Yumurta büyütme işleminin ardından toplanan yumurtalar baba adayının spermiyle döllenir ve embriyolar oluşturulur. Oluşturulan en kaliteli embriyo anne adayına transfer edilir. Bu işlem esnasından ve sonrasında östrojen ve progesteron hormonları destek olarak hastaya verilir. Bu hormonlar vajinal jel, fitil ya da iğne olarak verilebilir.

Tüp Bebek İğneleri Kaç Gün Sürer

Tüp bebek tedavisi tamamen kişiye özel olarak yürütülmelidir. Bu nedenle araştırmalarında net bir bilgi bulamayan hastaların sıklıkla sorduğu sorulardan biri de “tüp bebek iğneleri kaç gün sürer” sorusudur.

Hastanın durumuna bağlı olarak tüp bebek iğneleri 10-12 boyunca kullanılabilir. Doktorun seçimine bağlı olarak bazen uzun tedavi protokolü uygulanır.

Bu durumda adetten ortalama 21 gün sonra başlayan tüp bebek iğnesi, ortalama 20 gün boyunca hastaya uygulanır.

Gonal F Kullanırken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Gonal f, tüp bebek tedavilerinde sıklıkla kullanılan hormon iğnelerindendir. Östrojen hormonu ihtiva eden bu iğneyi anne adayı kendi kendine göbek bölgesinden enjekte eder.

Hasta, doğru şekilde uygulanması son derece önemli bu iğneyi, dozunu ayarladıktan sonra göbek deliğinin 2 parmak aşağısı ve 2 parmak yanlarını kapsayan yarım ay şeklindeki bölgeye uygulamalıdır. İğnenin uygulanışı oldukça kolay ve acısızdır.

Gonal f kullanırken dikkat edilmesi gereken en önemli husus, iğnenin saati saatine yapılmasıdır.

Cetrotide İğnesi

Büyüyen yumurtanın kontrol dışında çatlamaması için tedavi başlangıcından en erken 5-6 gün sonra uygulanan cetrotide iğnesi, gelişmekte olan yumurtaların hekim kontrolü dışında çatlamasını engellemek için uygulanan bir iğnedir.

İğnenin uygulanışı, gonal f gibi hormon iğneleriyle aynı şekilde yapılmaktadır. Bu uygulamada en önemli unsur uygulama saatidir. Doktor hastadan hangi saatte bu iğneyi vurmasını istediyse tam olarak o saatte enjeksiyon yapılmalıdır.

Aksi takdirde yumurta gelişimi dengesizleşebilir ve yumurtalar planlanan zamandan önce çatlayabileceği için tüp bebek tedavisini yarıda kesmek gerekebilir.

[attention type=green]
Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçlar (gelişen teknoloji sayesinde) artık daha saf, içerdiği doz miktarı daha kesin ve uygulanması daha kolay olarak üretilmektedir. Bu da günümüzde tedaviyi daha güvenilir ve daha kolay hale getirmiştir.
[/attention]

Her ilaç ve tedavide olduğu gibi tüp bebek ilaçlarının da yan etkileri bulunmaktadır. Bunlar çoğunlukla kısa sürede kendiliğinden düzelen, geçici etkilerdir. Sağlığı tehdit edebilecek durumlarla nadiren karşılaşırız.

Bu ilaçlar, çok sık olmasa da uygulama (enjeksiyon, iğne) bölgesinde hafif tahrişe yol açabilirler. Ayrıca nadiren rastlanmakla ve çok ciddi derecelerde olmamakla birlikte; baş ağrısı, göğüslerde hassasiyet, sıcak basması, yorgunluk ya da duygusal hassasiyet görülebilir.

“Tüp bebek tedavisi kilo aldırır mı” sorusu da çok sık karşılaşılan sorulardandır. Kısa süre için iştah değişikliği, vücutta su tutulumu ve ödeme bağlı birkaç kilo artış olabilir. Ancak bu durum geçicidir ve gıda alımında aşırıya kaçılmadıkça uzun vadede kalıcı bir kilo artışı olmaz.

Tüp bebek ilaçlarının kansere yol açtığı yönünde söylentiler de söz konusudur. Bu konuda pek çok ve geniş ölçekli araştırma yapılmış olup, bu tedaviler ile yumurtalık ve meme kanserleri arasında direkt bir ilişki tespit edilememiştir.

[attention type=red]
Hiç doğum yapmamış infertil kadınlarda (hiç tedavi görmeseler dahi) yumurtalık kanseri riskinin artmış olduğu bilinmektedir.
[/attention]

Ayrıca bu tedavinin yumurtalıklardaki yumurtaları tüketip hastayı erken menopoza sokması gibi bir durum kesinlikle söz konusu değildir.

Yumurta geliştirici tedavide kullanılan ilaçlar; yumurtalıkların aşırı büyümesi, karın şişliği, bulantı, kusma ile seyreden bir tabloya yol açabilir.

OHSS (yumurtalıkların aşırı uyarılması sendromu) adı verilen bu durum hafif, orta ve şiddetli olmak üzere üç seviyede karşımıza çıkabilir. En sık hafif form ile karşılaşırız. Yumurtalıklar büyümüştür, karında hafif rahatsızlık hissedilir.

[attention type=yellow]
İstirahat ve gerekirse ağrı kesiciler ile birkaç günde düzelir. Orta dereceli OHSS’de bu belirtilere bulantı-kusma da eklenir, karın şişliği daha fazladır. Bu durum, yakın takip ve hasta konforunu düzeltici tedavilerle kısa sürede gerileyecektir.
[/attention]

Şiddetli OHSS, karın boşluğunda sıvı birikiminin ve nefes darlığının da eşlik ettiği, hastanın genel durumunu bozan bir tablodur. Yüzde 1 civarında hastada görülür ve hastaneye yatmayı gerektirebilir.

Belirtiler genellikle yumurta toplama işleminden 4-5 gün sonra başlar. Hafif ve orta dereceli OHSS günler içinde kendiliğinden iyileşir. Eğer embryo transferi yapılmış ve gebelik oluşmuşsa bu düzelme gecikir, bazen birkaç hafta sürebilir.

OHSS’den kaçınmak için en önemli faktör, tedavi sırasında yakın takiptir. Eğer hastanın ilaçlara yanıtı çok fazla olmuş ve estradiol hormon seviyesi çok artmışsa, ilaç vermeden geçirilecek günler ile bu seviyenin düşmesi beklenir.

[attention type=green]
Gebelik oluşması bu durumu ağırlaştırabileceğinden, embryoların transfer edilmeyip dondurularak saklanması riskli hastalarda tercih ettiğimiz bir yoldur. Hastanın yumurtalıkları eski durumuna döndükten sonra, dondurulmuş embryolar çözdürülerek transfer yapılır. Böylece hasta şiddetli OHSS’den korunmuş olur ve gebelik şansı da bu durumdan olumsuz etkilenmez.
[/attention]

Источник: https://bahceci.com/blog/tup-bebek-tedavisinde-ilac-kullaniminda-yapilan-hatalar/

Gebelikte İlaç Kullanımı

Azathioprin Tedavisi, yan etkileri ve Gebelikte Kullanımı

Gebelik döneminde kadınların en çok korktuğu konulardan bir tanesi gebelikte ilaç kullanımı, ilaç kullanmak zorunda kalınması durumunda kullanılacak ilaçların bebeğe zararlı etkileridir.

Kadın-Doğum hekimlerinin en sık karşılaştığı sorulardan bir tanesi de gebe olduğunu henüz anlamadığı dönemde kullanılan veya gebelik süresi içerisinde zorunlu olarak alınması gereken ilaçların bebek üzerindeki etkileri ile ilgilidir.

Gebelik döneminde ilaçların zararlı etkileri konusunda bir çalışma yapmak olası olmadığı için, bu konudaki bilgilerimiz daha çok vaka bildirimleri ve daha önceki kayıtların incelenmesine dayanmaktadır. Bu nedenle birçok ilacın bebek üzerindeki olumsuz etkileri konusunda kesin birşey söylemek oldukça zordur.

İlaç firmaları da bu konuda sorumluluk almak istemediği için prospektüste “gebelikte kullanımı sakıncalıdır” veya “hekiminize danışmadan almayınız” şeklinde ibareler koyarak sorumluluğu hekime yüklemektedir. Hekimler de yine aynı kaygıdan dolayı bazen gereksiz gebelik sonlandırması kararı verebilmektedir.

Gebelik döneminde ilaç kullanımına karar verirken gözönünde bulundurulması gereken en önemli konu kar/zarar oranı ve ilacın güvenilirliğidir.

İlacın potansiyel olarak bebeğe zararlı olduğu düşünülse bile, beklenen yarar daha yüksek ise ilaç kullanımına izin verilebilir.

[attention type=red]
Bütün ilaçlar plasenta yoluyla bebeğe geçmekle birlikte, geçiş miktarı ilacın dozu, moleküler ağırlığı, gebelik dönemi ve farmakogenetik özelliklere göre değişmektedir.
[/attention]

Gebeliğin ilk 10 gününde embryo dış uyaranlara duyarsız olduğu için bu dönemde alınan ilaçlar ya düşüğe neden olmakta, yada anomali yapmamaktadır. Yani “ya hep ya hiç” yasası geçerlidir. Gebelikte ilaç kullanımına karar verirken Amerikan Gıda ve İlaç Kullanımı (FDA) kriterleri gözönünde bulundurulmaktadır. Bu kriterlere göre ilaçlar aşağıdaki kategorilere ayrılmaktadır.

A Kontrollü çalışmalarda risk gösterilememiş

B İnsanda risk gösterilememiş: Hayvan deneylerinde risk olabileceği gösterilmiş veya hayvanlarda risk görülmemiş ve insanlarda yeterli çalışma yok

C Riskin olmadığı kanıtlanmamış: İnsanlarda çalışma yok ve hayvan çalışması ya yok yada yapılan çalışmalarda pozitif bulgular görülmüş. Bu gruptaki ilaçlar kar/zarar oranı gözönünde bulundurularak kullanılabilir

D Riskle ilgili pozitif bulgular var: Bu konuda yapılan çalışmalarda risk olduğu görülmüş olmasına karşın hastaya yararı gözönünde bulundurularak kullanılabilir

X Gebelik sırasında kullanımı yasak olan ilaçlar: Hayvan veya insan deneylerinde bebekte riskin gösterildiği ilaç grubu olup gebelikte ancak anne yaşamının sözkonusu olduğu durumlarda kullanılabilir ve gebelik sonlandırılmasına karar verilebilir.

Gebelik döneminde en sık kullanılan ilaçları gözden geçirmeye çalışalım:

Analjezikler (Ağrı Kesiciler)

En çok kullanılan ağrı kesiciler aspirin ve asetaaminofen (Minoset, Parol, Tamol….). Aspirin ve non-steroid antiinflammatuvar ilaçlar (Apranax, Aprol, Endol…) gibi ağrı kesiciler amnion sıvısında azalma ve gebeliğin 34.

haftasından sonra kullanıldığında aorta-pulmoner arter arasındaki duktus arteriozis’in erken kapanmasına ve dolayısı ile bebekte kalp yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlara yol açabilen pulmoner hipertansiyona neden olabilirler. Bu nedenle 34.

haftadan önce kullanılması gerekiyorsa 48 saaten fazla devam edilmemeli ve tedavi sonrası kalp doppleri yapılmalıdır. Asetaminofen gebeliğin bütün dönemlerinde güvenle kullanılabilir.

[attention type=yellow]
Morfin ve türevleri bebekte anomaliye neden olmamakla birlikte, gebeliğin son dönemlerinde kullanıldığında doğumdan sonra bebekte yoksunluk belirtilerine neden olabilirler.
[/attention]

Antihistaminikler

Allerji tedavisinde kullanılan bu ilaçlar, soğuk algınlığı için kullanılan birçok ilacın içeriğinde bulunurlar ve bu gruptan bazı ilaçlar uyku ilacı olarak kullanılmaktadır. Genel olarak bakıldığında bu grup ilaçların bebekte bir anomaliye neden olduğu gösterilememiştir ve güvenle kullanılabilir.

Antasitler

Bu ilaçlar alimünyum hidroxide, kalsiyum veya magnezyum içermektedir. Genel olarak gebelikte güvenle kullanılan bir ilaç grubudur, ancak yüksek dozlarda kullanıldığında kalsiyum ve magnesium düzeyindeki yükselmeler anne için zararlı olabilir.

Proton Pompası İnhibitörleri (Omeprazol, Esomeprazol v.b)

Bu grup ilaçların gebelik sırasında kullanımının bebekte zararlı bir etkisi gösterilememiştir.

Bulantı-Kusma için kullanılan ilaçlar 

Gebelerin %80’ninde bulantı-kusma yakınmaları görülür ve bunların önemli bir bölümünde ilaç kullanımına gereksinim duyulur. Bulantı-kusma tedavisinde kullanılan H1-reseptör blokörleri, fenotiyazinler, metokoloropamid ve ondensatron gibi ilaçların çoğu B veya C grubundadır ve bu nedenle gebelik sırasında kullanımı bebek için önemli bir risk oluşturmamaktadır.

[attention type=green]
Dramamine, Postadoxin ve Emedur gibi ilaçlar rahatlıkla kullanılabilmektedir. Metpamid ve Zofran gibi ilaçlar konusunda daha az veri olmakla birlikte B grubunda incelenmekte ve kullanınımında önemli bir sakınca bulunmamaktadır.
[/attention]

Metformin

Metformin son dönemlerde polikistik over sendromu olan hastalarda sıklıkla kullanılan bir ilaç olup, gebelik sırasında bebek üzerinde olumsuz bir etkisi bildirilmemiş ve bazı çaışmalarda düşük olasılığını azalttığına dair bulgulara rastlanmıştır.

Ayrıca dietle düzenlenemeyen gebelik diabetinde de insüline alternatif olarak kullanımı konusunda da çalışmalar devam etmektedir. Gebelik döneminde kullanımı konusunda henüz bir görüş birliği bulunmamakla birlikte, gebe olduğunu bilmeden kullananlarda gebeliğin devam etmesinde bir sakınca yoktur.

Statinler

Statinlerde kolesterol düzeyi yüksek hastalarda son yıllarda yaygın bir şekilde kullanılan bir ilaç grubudur. Ayrıca kolesterol düzeyi normal olsa bile koroner kalp hastalarında ve diabetiklerde kullanılmaktadır.

[attention type=red]
Kolesterol hücre yapısını oluşturan temel maddelerden biri olup, statinlerin kolesterol yapımın engelleyerek ciddi anomalilerde yol açabileceği düşünülmekte ve bu nedenle de gebelik sırasında kullanımı kesin olarak yasaklanmaktadır.
[/attention]

İnsanlarda bu konuda bir çalışma bulunmamakla birlikte, beyin gelişim bozuklukları, nöral tüp defektleri, kemik ve kalp anomalileri olan birçok vaka bildirilmiştir. Bu nedenle gebelikte X kategorisinde incelenmektedir.

Epilepsi Tedavisinde Kullanılan İlaçlar

Epilepsi tedavisinde kullanılan fenitoin, trimethadione, karbomezapin ve valproat gibi ilaçlar D grubunda olup; gelişme geriliğ, kalp ve idrar yolları anomalileri, yarık damak-dudak, yüzde şekil bozuklukları ve omurilikte açıklık gibi nöral tüp defektlerine neden olabilmektedir.

Bu hastalarda yüksek doz (5 mg/gün) folik asit kullanımının nöral tüp defekti riskini azaltmadaki etkisi de tam olarak ortaya konamamıştır. Ayrıca bu ilaçlara maruz kalan bebeklerde yenidoğan döneminde beyin içi kanama riski de artmaktadır.

Son zamanlarda epilepsi tedavisinde lamotrigine, oxycarbazepine, gabapentin ve topiramat gibi yeni ilaçlarda kullanılmaktadır. Özellikle lamotrigine daha çok incelenmiş ve bebekte anomali riski %1.8-3 olarak bildirilmiştir (fenitoin ve fenobarbital’de bu risk %7-12 olarak bildirilmiştir).

Epilepsi tedavisinde anomali riskinin azaltılması için:

1) Gebe kalmadan önce ilaç dozu azaltılmalı veya stoplanmalıdır

2) Kombine ilaç kullanımı yerine sadece tek bir ilaç kullanılmalıdır

3) Gebe kalmadan 1-2 ay önce günde 4-5 mg folik asit kullanılmalıdır

[attention type=yellow]
4) Anomali riski en yüksek ilaç Valproat olduğu için mümkün olduğu kadar kullanılmamalı, eğer kullanımı zorunlu ise mümükün olan en düşük dozda kullanılmalıdır
[/attention]

5) Diğer ilaç kesilip Lamotrigine kullanımına geçilebilir ve nöbetler kontrol edilebiliyorsa gebelikte devam edilir. 6) Gebeliğin son 4 haftasında anneye K vitamini verilebilir

Antidepressanlar

Gebelik döneminde ağrı kesici ve antibiyotiklerden sonra belki de en sık kullanılan ilaç grubu antidepressanlardır.

Antidepressanlar sadece psikiyatristler tarafından değil, diğer hekimler tarafından da reçete edilebildiği için oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır.

Özellikle SSRI adı verilen seratonin reuptake inhibitörlerinin yan etkileri de az olduğu için birçok hekim rahatça hastasına verebilmektedir.

[attention type=green]
Benim kendi pratiğimde de gözlediğim kadarıyla stressle başedebilmek, günlük kaygılardan uzaklaşma veya günlük basit reaktif ruhsal çökkünlüklerden kurtulmak için bile birçok kadın antidepressant kullanmaktadır. Bu konuda en çok kullanılan Prozac ile ilgili olarak bebekte önemli bir yan etkiye yol açmadığı yönünde birçok yayın bildirilmiştir.
[/attention]

Ancak son zamanlarda Paroxetine ile ilgili olarak kalp anomalisi riskini 2 kat arttırdığı ve pulmoner hipertansiyona yol açtığına rastlanması sonucunda daha önce C kategorsinde kabul edilirken D kategorisine sokulmuştur.

Gebelikte SSRI’lar önemli bir anomaliye yol açmamakla birlikte, yenidoğan döneminde davranış bozukluklarına yol açabilirler. Gebeliğin son döneminde Prozac’a maruz kalan bebeklerde huzursuzluk, devamlı ağlama, korku ve ürperme, beslenme zorluğu, morarma ve nöbet geçirme gibi belirtilere rastlanabilmektedir.

Öneriler: 1) Paroxetine kullanan hastalarda ilaç değiştirilmelidir 2) Doğuma yaklaşınca doz aşamalı olarak düşürülmelidir 3) İlacın tamamen kesilmesinin potansiyel olarak daha zararlı olabileceği gözönünde bulundurulmalıdır.

Angiotensin converting enzim inhibitörleri ve reseptör blokörleri

Bu ilaç grubu hipertansiyonu olan sıklıkla kullanılan bir ilaç grubudur (Enalapril, captopril, lisinopril).

[attention type=red]
Bu ilaçların gebelik sırasında kullanımı bebekte böbrekte gelişim bozukluğu, böbrek yetmezliği ve kafatası gelişiminde bozukluklara neden olabilir.
[/attention]

Gebe izleminde amnion sıvısında azalma, bebekte gelişme geriliği, kafatasında şekil bozuklukları, doğumdan sonra ise bebekte böbrek yetmezliği ve akciğer gelişiminde bozulma izlenebilir.

Bu ilaçlar gebeliğin ilk 3 ayında kullanıldığında bebekte bir anomaliye yol açmadığı için gebeliğin sonlandırılmasına gerek yoktur, ancak bu dönemde ilaç kesilmeli ve başka bir tansiyon ilacına geçilmelidir.

Son olarak gebe kalmak isteyen hastalarda ilaç değiştirilmeli veya gebelik döneminde bilmeden kullanan hastalarda ilaçlar üçüncü ayın sonuna kadar değiştirilmelidir.

Sigara, Kokain, Esrar v.b Maddeler

Sigara: Düşük, bebekte gelişme geriliği, erken doğum, plasentanın yerinden ayrılması, ani bebek ölümü ve doğum sonrasında solunum yolu hastalıklarına yol açabilir. Gebeliğin hangi döneminde bırakılırsa bırakılsın zararlı etkileri önemli ölçüde azalmaktadır. Özellikle 16. haftaya kadar bırakıldığında zararlı etkileri görülmemektedir.

Kokain: Düşük, gelişme geriliğ, plasentanın yerinden erken ayrılması ve ani bebek ölümüne neden olabilir.Doğum sonrasında da bebekte öğrenme ve bazı becerilerde bozulmaya neden olabilir.

Metamfetamine: Uyarıcı amaçlarla kullanılan bu grup ilaçların birçok anomaliye neden olduğu bildirilmekle birlikte, en önemli yan etkisi gelişme geriliğidir.

Doç. Dr. Ramazan MERCAN

Источник: http://www.populermedikal.com/2006/11/01/gebelikte-ilac-kullanimi/

Azatioprin

Azathioprin Tedavisi, yan etkileri ve Gebelikte Kullanımı

Azatiyoprin, bir böbrek nakli sonrası organ reddini önlemek için diğer ilaçlarla birlikte kullanılan, marka adı verilen Imuran ilacının jenerik şeklidir.

İlaç ayrıca ağır,, ve .

Azatiyoprin, immünosüpresanlar olarak bilinen ilaç sınıfındadır. Vücudun bağışıklık sisteminin aktivitesini değiştirerek çalışır, böylece nakledilen organ veya eklemlere saldırmaz.

Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) bu ilacı 1968'de onayladı.

Azathioprine farklı isim markalarına sahiptir ve çeşitli üreticiler tarafından üretilmektedir. Amerika Birleşik Devletleri'nde, Imuran GlaxoSmithKline tarafından üretilmektedir.

Azathioprine Uyarılar

Azatiyoprin, kara kutu uyarısı taşır çünkü, ve gibi belirli kanser türlerini geliştirme riskinizi artırabilir.

Ancak, böbrek transplantasyonunuz varsa, azatiyoprin almasanız bile, kanser geliştirmek için daha yüksek risk altında olabilirsiniz.

Kanseriniz varsa veya aşağıdaki ilaçlardan herhangi birini aldıysanız doktorunuza bildirin:

  • Klorambusil (Leukeran)
  • ( )
  • Melphalan (Alkeran)

Azatioprin alırken cilt kanseri riskini azaltmak için güneş ışığına gereksiz maruz kalmaktan kaçının. Dış mekanda koruyucu kıyafet, güneş gözlüğü ve güneş koruyucu giymelisiniz.

Bu ilacı tek başına ya da ya da ülseratif koliti için tümör nekroz faktörü (TNF) engelleyicisi olarak bilinen başka bir ilaçla birlikte alan bazı genç ve genç erkekler, hepatosplenik T-hücreli lenfoma (HSTCL) olarak adlandırılan ciddi bir kanser türü geliştirdi.

[attention type=yellow]
Azathioprine, FDA tarafından Crohn veya ülseratif koliti tedavi etmek için onaylanmamıştır, ancak bazı doktorlar ilacın off-etiketini reçete edebilir.
[/attention]

Eğer ilacı Crohn veya ülseratif kolit için alıyor ve aşağıdaki belirtilerle karşılaşırsanız hemen doktorunuzu aramalısınız:

  • Ateş
  • Açıklanamayan kilo kaybı
  • Mide ağrısı veya hassasiyet
  • Gece terlemeleri
  • Kolay kanama veya morarma

Azatiyoprin, kemik iliğinizdeki kan hücrelerinde azalmaya neden olabilir; bu da ciddi veya yaşamı tehdit eden enfeksiyonlara yol açabilir.

Bazı ilaçlar azatiyoprin ile alındığında bu riski artırabilir. Eğer alıyorsanız doktorunuza söyleyin:

  • Benazepril (Lotensin),, (Vasotec),, (Prinivil, Zestril), (Univasc), (Aceon), (Accupril), (Altace) veya (Mavik) gibi
  • ve sülfametoksazol (, Septra)
  • Ribavirin (Copegus, Rebetol, Virazole)

Aşağıdaki belirtilerden herhangi biriyle karşılaşırsanız hemen doktorunuzu aramalısınız:

  • Soluk cilt
  • Aşırı yorgunluk
  • Baş ağrısı
  • karışıklık
  • Baş dönmesi
  • Hızlı nabız
  • Nefes darlığı
  • Zorluk uyku
  • zayıflık
  • Boğaz ağrısı
  • Ateş
  • Titreme
  • Bir enfeksiyonun diğer belirtileri

Sağlık uzmanınız muhtemelen, azatiyoprin ile tedavi sırasında kan hücrelerini ve karaciğer enzimlerini kontrol etmek için testler isteyecektir.

Azatioprine veya başka ilaçlara karşı alerjiniz varsa doktorunuza söyleyin.

Bu ilaç kontrol eder, ancak tedavi etmez. Tam faydaları hissetmeden önce 12 haftaya kadar sürebilir.

İlk önce doktorunuzla konuşmadan azathioprine almayı bırakmayın.

Bir diş prosedürü de dahil olmak üzere herhangi bir ameliyat geçirmeden önce bu ilacı aldığınızı söylemelisiniz.

[attention type=green]
Azathioprine ile tedavi sırasında veya sonrasında, önce sağlık uzmanınızla konuşmadan herhangi bir aşı yapmayın.
[/attention]

Bu ilacı kullanmadan önce, doktorunuz varsa ya da sahipseniz söyleyin:

  • Herhangi bir enfeksiyon türü
  • Böbrek hastalığı
  • Karaciğer hastalığı
  • Herhangi bir kan bozukluğu
  • TPMT eksikliği (bir enzim bozukluğu)

Köpekler ve Kediler için Azathioprine

Azatiyoprin, köpeklerde aşağıdaki gibi belirli durumları tedavi etmek için kullanılabilir:

  • Hemolitik anemi
  • Bir bağışıklık sorununun neden olduğu artrit ve deri hastalığı
  • Kronik karaciğer, böbrek veya mide rahatsızlıkları
  • Trombositopeni (düşük kan trombosit sayısı)

İlaç ayrıca, bir bağışıklık bozukluğunun neden olduğu belirli cilt bozuklukları ile kedileri tedavi etmek için çok düşük dozlarda da kullanılabilir.

Azatiyoprin bir evcil hayvanda enfeksiyon riskini artırabilmektedir, bu yüzden sahipleri hayvanlarını olağandışı semptomlar için izlemelidir.

Azatiyoprin ve Hamilelik

Azatiyoprin doğmamış bir bebeğe zarar verebilir.

Hamilelik sırasında bu ilacı almamalı ya da bir şans varsa hamile olabilirsiniz.

Gebe kaldığınızda veya bu ilacı kullanırken hamile kalmayı planlıyorsanız hemen doktorunuza bildirin. Eğer azathioprine alırken hamile kalmak mümkün ise doğum kontrolü kullanmalısınız.

Çoğu kanıt, azatioprin alırken emzirmenin güvenli olduğunu, ancak ilacı kullanırken emzirmekle ilgili olarak doktorunuzla konuştuğunu ortaya koymaktadır.

Başa dönüş

Azatiyoprin Yan Etkileri

Azatiyopirin Ortak Yan Etkileri

Aşağıdaki yan etkilerden herhangi birinin şiddetlenmesi veya doktorunuza gitmemesi halinde doktorunuza söyleyin:

Azatiyopirin ciddi yan etkileri

Uyarı bölümünde veya aşağıdaki ciddi yan etkilerden herhangi birinde belirtilen belirtilerden herhangi biriyle karşılaşırsanız derhal doktorunuzu arayın:

Azatiyoprin Etkileşimleri

Azathioprine alırken aldığınız tüm reçete, reçetesiz, yasadışı, eğlence, bitkisel, beslenme veya diyet ilaçları hakkında, özellikle de Uyarı bölümünde listelenenleri veya aşağıdakilerden herhangi birini doktorunuza bildirmelisiniz:

  • (Zyloprim)
  • (Apriso, Asacol, Pentasa, diğerleri), olsalazin (Dipentum) ve (Azulfidine) gibi aminosalisilatlar
  • Varfarin ( ) gibi kan incelticiler

Azatiyoprin Dozu

Azathioprine ağızdan almak için bir tablet olarak geliyor. Genellikle yemeklerden sonra günde bir veya iki kez alınır.

Doz, kilonuza, tıbbi durumunuza ve tedaviye cevabınıza dayanır.

Bu ilacı kullanırken reçeteli etiketinizdeki talimatları izlemelisiniz. Reçeteden daha fazla veya daha az ilaç almayın.

Her gün aynı saatte azatioprin almaya çalışın. Bu ilacı yiyerek veya yemeden alabilirsin.

[attention type=red]
azatioprin alıyorsanız, doktorunuz sizi düşük dozda başlatabilir ve yavaş yavaş artırabilir.
[/attention]

Durumunuz kontrol edildikten sonra doktorunuz tekrar dozunuzu azaltabilir.

Organ reddini önlemek için bu ilacı alıyorsanız, doktorunuz sizi yüksek dozda başlatabilir ve vücudunuz transplantasyona göre ayarladıkça azaltabilir.

Azatiyoprin Aşırı Doz

Aşırı dozdan şüpheleniyorsanız, derhal bir zehir kontrol merkezine veya acil servise başvurmalısınız.

222-1222'de bir zehir kontrol merkezi ile iletişime geçebilirsiniz.

Azatiyopinin Kaçırılmış Dozu

Azatiyoprin dozunu kaçırırsanız, hatırladığınız anda onu alın.

Ancak, bir sonraki dozunuz için neredeyse zamanı gelmişse, kaçırılan dozu atlayın ve düzenli ilaç programınıza devam edin.

Kaçırılan bir şeyi telafi etmek için dozları ikiye katlamayın.

Azathioprine Resimleri

Azatiyoprin 50 mg-ROX, sarı, yuvarlak

Imuran 50 mg, sarı, yerfıstığı

Azatiyoprin 50 mg-GG, sarı, dikdörtgen

Источник: https://tur.doctorsask.com/13887-azathioprine

azatioprin

Azathioprin Tedavisi, yan etkileri ve Gebelikte Kullanımı
Azathioprin Tedavisi, yan etkileri ve Gebelikte Kullanımı

Azatiyoprin, hücre bölünmesini ve doku çoğalmasını engelleyen güçlü bağışıklık bastırıcı gruba aittir. İlaç sitostatik ve sitotoksik etkiye sahiptir. Azatiyoprin ana uygulama alanı transplantasyon olup, ilaç olası transplant reddini önlemek için karmaşık bir tedavinin parçasıdır.

Azatioprinin farmakolojik etkisi, gecikmiş bir hipersensitivite reaksiyonuna ve hücresel sitotoksisiteye dayanmaktadır. İlaç, dokuların uyumsuzluğunu provoke ederek reaksiyonu azaltmaya yardımcı olur. Azatiyoprin, antikorların etkileşimini etkiler.

Merkaptopurin ile karşılaştırıldığında, daha belirgin bir bağışıklık bastırıcı özelliği ve daha az sitostatik aktivitesi vardır. İlaç, mideden ve bağırsaktan hızla emilir, kan plazmasındaki maksimum konsantrasyon, uygulamadan 1-2 saat sonra elde edilir.

Hemodiyaliz sırasında vücuttan çıkarılır, plasenta nüfuz edebilir. Karaciğer yoluyla safra yoluyla,% 1-2 böbrekler yoluyla atılır.

Bırakma formu ve kompozisyon

Azatioprin, her biri 50 veya 100 parça sarı cam şişelerde paketlenmiş 50 mg'lık tabletler halinde temin edilebilir.

Azatiyoprin kullanımı endikasyonları

Azatiyoprin aşağıdaki durumlarda endikedir: greft reddi (diğer ilaçlarla birlikte), kronik aktif hepatit, sedef hastalığı, vulgar sistit, sistemik lupus eritematozus, şiddetli romatoid artrit, myastenia, dermatomiyozit, periarteritis nodosa, nonspesifik ülseratif koli tedavisinde , otoimmün glomerülonefrit, idiyopatik trombositopenik purpura.

Kontrendikasyonlar

Azatiyoprin kullanımının ana kontrendikasyonlarından biri hamileliktir. Tedavi süresince, cinsel ilişkide olan kadınlar, güvenilir doğum kontrol yöntemleri kullanmalısınız.

Eğer laktasyon sırasında ilaç tedavisi yapılırsa, Azatiyoprin alma periyodunun tamamı için beslenmeyi durdurmak gerekir.

Diğer kontrendikasyonlar arasında: çocuk yaşı, bileşimde merkaptopurin dahil olmak üzere ilaç bileşenlerine aşırı duyarlılık, böbrek yetmezliği, hemopoeziste bastırma, hipoplastik ve aplastik anemi, lenfopeni, lökopeni, trombositopeni.

Azatiyoprin dozajı ve dozu

Azatiyoprin talimatları, hastanın durumunu ve alınan diğer ilaçları göz önünde bulundurarak, sadece bir doktorun tam dozu reçete edebileceğini göstermektedir. İlaç transplant reddine karşı profilaksi olarak kullanılıyorsa, maksimum dozu almanız önerilir – günde iki veya üç kez 1 kg başına 5 mg'a kadar.

Genellikle ilaç siklosporin ve kortikosteroidler ile kombinasyon halinde kullanılır. Tedavi aşamalar halinde gerçekleşir, ilk aşama bir ila iki ay sürer. Ayrıca, dozaj günde 1 kg başına 1 kez 1-4 mg'a azaltılır. Bu aşama çok uzun olabilir – birkaç yıla kadar. Yavaş yavaş dozu azaltmak, nakil ve vücudun reaksiyonunu izlemek. İlk reddetme belirtilerinde dozaj günde 4 mg'a çıkarılır.

Diğer hastalıklar için 1 kg başına 1-2.5 mg dozuna uyulması tavsiye edilir.

Azatiyopirin yan etkileri

Azatiyoprin için talimatlar, kan oluşturan organları, kardiyovasküler sistemi ve hemostaz sürecini etkileyebilecek bir takım yan etkilere işaret etmektedir.

Bunlar genellikle şu durumlardır: anemi, lökopeni veya trombositopeni, megaloblastik eritropoez olarak tezahür eden makrositoz, miyeloid bastırma.

Bulantı, kusma, iştahsızlık, ishal, karın ağrısı, anormal karaciğer fonksiyonu, kolestatik hepatit, ağız ve dudak ülserleri gibi mide-bağırsak sisteminin çalışmasını etkileyen başka olası yan etkiler vardır.

[attention type=yellow]
Uzun süreli azatioprin kullanımı ile transplantları olan hastalar gastrointestinal sistemin ciddi hastalıklarını yaşayabilir: gastrik ve duodenal ülserler, nekroz ve bağırsağın perforasyonu, pankreatit, bağırsak kanaması, toksik hepatit.
[/attention]

Azatiyoprin ayrıca deri döküntüsü, ateş, muhtemelen sekonder enfeksiyon, artralji, kas ağrısı, alopesi, panuveit gelişmesi şeklinde ortaya çıkan alerjik reaksiyonlara da neden olabilir.

Çok nadir olarak, azatiyoprin kullanımı akut böbrek yetmezliği, pulmoner hastalıklar, hemolitik anemiye neden olur. İlaç, kromozom değişiklikleri, karsinojenisite veya teratojenisite (kötü huylu deri tümörlerinin oluşumu) tetiklediğinde izole durumlar vardır.

Azatiyoprin, onkolojik hastalıkların başlangıcını provoke edebilir ve fetüsü olumsuz yönde etkileyebilir. İlacın kısa süreli kullanımıyla, tüm yan etkiler iptalden hemen sonra kaybolur.

Özel talimatlar

İlacın ilk iki ayında, periferik kan parametrelerinin ölçümlerini almak gerekir – her hafta, ve düzenli olarak karaciğer testleri yaparak karaciğerin durumunu izlemek için.

Azatiyoprin analogları

Azatiyoprin analogları Stemokine, Alfetin, Revlimid ve diğer bazı ilaçlardır.

Şartlar ve depolama koşulları

25 ° C'yi aşmayan bir sıcaklıkta kuru ve karanlık bir yerde saklayın.

Источник: http://tr.remedy-info.com/azatioprin.html

Tüp Bebek Tedavisinde Kullanılan İlaçlar ve İğneler

Azathioprin Tedavisi, yan etkileri ve Gebelikte Kullanımı

Op. Dr. G. Güvenç Karlıkaya
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Doktora Sorun

Tüp bebek tedavi sürecinde pek çok hastalıkta olduğu gibi hasta her zaman tedavinin merkezinde yer alır. Tedavi sürecinde hastanın ilaçlarını doğru şekilde kullanması tedavinin başarısını etkileyecek sonuçlar doğurabilir.

Her ne kadar tüp bebek tedavilerinde hasta diğer hastalıklarda olduğu gibi “gerçek anlamda hasta” olmasa da tedavi sürecinde birçok ilacı kullanmak zorunda kalır.

Bununla birlikte hasta daha önce herhangi bir deneyimi olmayan ve yaklaşık 20 gün boyunca devam eden bir sürece girer.

Peki bu süreçte tüp bebek hastalarının en sık yaptığı hatalar nelerdir? Tüp bebek ilaçlarını hatalı kullanmanın önüne nasıl geçilir? Tüp bebek ilaçlarının yan etkileri var mıdır? Bütün bu soruların yanıtlarını yazımızda bulabilirsiniz.

Tedavi Sürecinde İlaç Kullanımı Konusunda Hastaları En Fazla Tedirgin Eden Nokta Nedir

Hastalarımızın bir kısmında bulunan tüp bebek korkusunun önemli bir kısmı aslında ilaç kullanımından kaynaklanır. Çünkü bu dönemde tüp bebek hastaları, “ilaç dozlarını yanlış ayarlayacağım” ya da “yanlış bölgeye uygulama yapacağım” gibi endişelere kapılabiliyorlar.

Bu hissiyat üzerlerinde gerçek anlamda bir baskı oluşturuyor. Çünkü tedavinin 10-14 gün süren ovülasyon indüksiyonu (yumurtayı büyütme) döneminde hayatında belki de tek bir kere bile eline enjektör almamış olan bir kadından, kendisine yumurta büyütme iğnesi yapmasını istiyoruz.

Elbette bu durum onları tedirgin ediyor.

Tüp Bebek İğneleri Kullanırken Yapılan Hataların Önüne Nasıl Geçilir?

Yapılması gereken en önemli şey, hastaya tüp bebek iğneleri kullanımının detaylı bir şekilde anlatılmasıdır.

Gerek yumurta büyütme iğnesinin kullanımı gerekse yumurta toplama işleminden sonra kullanılan ilaçlar konusunda hasta detaylı bir şekilde bilgilendirilmelidir.

Bu eğitim hastanın endişelerini giderebileceği gibi tedavi sonrasındaki gebelik oranları üzerinde de önemli bir rol oynar.

Tedavi sürecinde hastanın doğru ilaç kullanmamasından kaynaklanan hataların önüne geçmek için neler yapılmalıdır?

Aslında titiz bir tüp bebek tedavi sürecinde hasta çok iyi bilgilendirildiği taktirde bu tarz sorunlarla karşılaşılmaz. Ancak bir diğer önemli nokta, hastanın her zaman ve her konuda hekimine ve hemşiresine karşı dürüst davranması gerektiğidir. Bunun yanında yapılacakları şöyle sıralamak mümkündür:

  •  Yumurta büyütme iğnesi kullanım sürelerinin, saatinin ve dozlarının hastaya dikkatlice anlatılması ve pratik olarak gösterilmesi gerekir.
  • İlaç kullanımı konusunda dikkat etmesi gereken noktalar ve nasıl kullanılacağı bilgisi hastaya yazılı olarak verilmelidir.
  • Tüp bebek hastası, tedavi sırasında yapılan değişikliklerle ilgili doktoru ve hemşiresi tarafından uyarılmalıdır. Eğer yanlış bir kullanım söz konusu olursa yapılan hatanın yarattığı etkiye göre tedavinin tekrar düzenlenmesi veya iptal edilmesi gerekebilir.
  • En sık hata yapılan basamak, yumurta büyütme döneminin sonunda yapılan HCG (yumurta çatlatma) enjeksiyonudur. Bu iğnenin zamanlamasında yapılacak bir hata yumurtaların erken çatlamasına veya olgun yumurta alınamamasına neden olur. Bu nedenle tüp bebek merkezleri enjeksiyonun saatini mutlaka teyit etmelidirler. Bu saat konusunda hasta dikkatli bir şekilde bilgilendirilmelidir.
  • Yumurta toplama ve transfer sonrası kullanılacak ilaçlar tamamen farklılaşır. Ağızdan alınan ve vajinal yoldan kullanılan ilaçlar tedaviye eklenir. Hasta ile doktoru kişisel olarak konuşmalı ve hasta uyumunun en iyi olduğu tedavi desteği tercih edilmelidir.
  • Tüp bebek merkezi doktorları, hemşireleri ve hasta arasındaki iletişim, günün 24 saatinde birbirlerine ulaşabilecekleri bir çerçeveye oturtulmalıdır. Aynı zamanda kurulan iletişimde detaylara önem verilmeli, çok açık ve net bir şekilde iletişim kurulmalıdır.Bahçeci Tüp Bebek Merkezi’nde tedavi gören tüm hastalarımıza, hasta danışmanı arkadaşlarımız, iğnelerin kullanımını uygulamalı olarak göstermektedir. Eve gittiğinizde kullanımını unutmanız halinde hasta danışmanlarımızı arayarak bilgi alabilirsiniz.

Tüp Bebek Tedavisinde Kullanılan İlaçlar

Tüp bebek hastaları tedavileri boyunda DHEA hormonu, folik asit ve vitamin takviyeleriyle desteklenmektedir. Genellikle ağız yoluyla verilen bu ilaçların yanı sıra tüp bebek doktoru, balık yağı da önerebilir.

Peki kullanılan iğneler nelerdir ve tüp bebek tedavisinde kaç gün iğne yapılır?

Tüp Bebek Tedavisinde Kullanılan İğneler

Tüp bebek yaptıranlara verilen iğneleri iki kategoride incelemek mümkündür:

1. Yumurta Büyütme İğnesi

Bu ilaçlar hastanın fiziksel ve hormonal durumuna göre, tamamen kişiye özel olarak belirlenen hormon ilaçlarıdır. Duruma göre yumurtalıkların bazen uyarılması bazense baskılanması şeklinde ilerleyen ovülasyon indüksiyonu (yumurtayı büyütme) döneminde kullanılan bu ilaçlarla kadında birden fazla sağlıklı yumurta oluşması amaçlanır.

2. Yumurta Toplama İşleminden Sonra Kullanılan İlaçlar

Yumurta büyütme işleminin ardından toplanan yumurtalar baba adayının spermiyle döllenir ve embriyolar oluşturulur. Oluşturulan en kaliteli embriyo anne adayına transfer edilir. Bu işlem esnasından ve sonrasında östrojen ve progesteron hormonları destek olarak hastaya verilir. Bu hormonlar vajinal jel, fitil ya da iğne olarak verilebilir.

Tüp Bebek İğneleri Kaç Gün Sürer

Tüp bebek tedavisi tamamen kişiye özel olarak yürütülmelidir. Bu nedenle araştırmalarında net bir bilgi bulamayan hastaların sıklıkla sorduğu sorulardan biri de “tüp bebek iğneleri kaç gün sürer” sorusudur.

Hastanın durumuna bağlı olarak tüp bebek iğneleri 10-12 boyunca kullanılabilir. Doktorun seçimine bağlı olarak bazen uzun tedavi protokolü uygulanır.

Bu durumda adetten ortalama 21 gün sonra başlayan tüp bebek iğnesi, ortalama 20 gün boyunca hastaya uygulanır.

Gonal F Kullanırken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Gonal f, tüp bebek tedavilerinde sıklıkla kullanılan hormon iğnelerindendir. Östrojen hormonu ihtiva eden bu iğneyi anne adayı kendi kendine göbek bölgesinden enjekte eder.

Hasta, doğru şekilde uygulanması son derece önemli bu iğneyi, dozunu ayarladıktan sonra göbek deliğinin 2 parmak aşağısı ve 2 parmak yanlarını kapsayan yarım ay şeklindeki bölgeye uygulamalıdır. İğnenin uygulanışı oldukça kolay ve acısızdır.

Gonal f kullanırken dikkat edilmesi gereken en önemli husus, iğnenin saati saatine yapılmasıdır.

Cetrotide İğnesi

Büyüyen yumurtanın kontrol dışında çatlamaması için tedavi başlangıcından en erken 5-6 gün sonra uygulanan cetrotide iğnesi, gelişmekte olan yumurtaların hekim kontrolü dışında çatlamasını engellemek için uygulanan bir iğnedir.

İğnenin uygulanışı, gonal f gibi hormon iğneleriyle aynı şekilde yapılmaktadır. Bu uygulamada en önemli unsur uygulama saatidir. Doktor hastadan hangi saatte bu iğneyi vurmasını istediyse tam olarak o saatte enjeksiyon yapılmalıdır.

Aksi takdirde yumurta gelişimi dengesizleşebilir ve yumurtalar planlanan zamandan önce çatlayabileceği için tüp bebek tedavisini yarıda kesmek gerekebilir.

[attention type=green]
Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçlar (gelişen teknoloji sayesinde) artık daha saf, içerdiği doz miktarı daha kesin ve uygulanması daha kolay olarak üretilmektedir. Bu da günümüzde tedaviyi daha güvenilir ve daha kolay hale getirmiştir.
[/attention]

Her ilaç ve tedavide olduğu gibi tüp bebek ilaçlarının da yan etkileri bulunmaktadır. Bunlar çoğunlukla kısa sürede kendiliğinden düzelen, geçici etkilerdir. Sağlığı tehdit edebilecek durumlarla nadiren karşılaşırız.

Bu ilaçlar, çok sık olmasa da uygulama (enjeksiyon, iğne) bölgesinde hafif tahrişe yol açabilirler. Ayrıca nadiren rastlanmakla ve çok ciddi derecelerde olmamakla birlikte; baş ağrısı, göğüslerde hassasiyet, sıcak basması, yorgunluk ya da duygusal hassasiyet görülebilir.

“Tüp bebek tedavisi kilo aldırır mı” sorusu da çok sık karşılaşılan sorulardandır. Kısa süre için iştah değişikliği, vücutta su tutulumu ve ödeme bağlı birkaç kilo artış olabilir. Ancak bu durum geçicidir ve gıda alımında aşırıya kaçılmadıkça uzun vadede kalıcı bir kilo artışı olmaz.

Tüp bebek ilaçlarının kansere yol açtığı yönünde söylentiler de söz konusudur. Bu konuda pek çok ve geniş ölçekli araştırma yapılmış olup, bu tedaviler ile yumurtalık ve meme kanserleri arasında direkt bir ilişki tespit edilememiştir.

[attention type=red]
Hiç doğum yapmamış infertil kadınlarda (hiç tedavi görmeseler dahi) yumurtalık kanseri riskinin artmış olduğu bilinmektedir.
[/attention]

Ayrıca bu tedavinin yumurtalıklardaki yumurtaları tüketip hastayı erken menopoza sokması gibi bir durum kesinlikle söz konusu değildir.

Yumurta geliştirici tedavide kullanılan ilaçlar; yumurtalıkların aşırı büyümesi, karın şişliği, bulantı, kusma ile seyreden bir tabloya yol açabilir.

OHSS (yumurtalıkların aşırı uyarılması sendromu) adı verilen bu durum hafif, orta ve şiddetli olmak üzere üç seviyede karşımıza çıkabilir. En sık hafif form ile karşılaşırız. Yumurtalıklar büyümüştür, karında hafif rahatsızlık hissedilir.

[attention type=yellow]
İstirahat ve gerekirse ağrı kesiciler ile birkaç günde düzelir. Orta dereceli OHSS’de bu belirtilere bulantı-kusma da eklenir, karın şişliği daha fazladır. Bu durum, yakın takip ve hasta konforunu düzeltici tedavilerle kısa sürede gerileyecektir.
[/attention]

Şiddetli OHSS, karın boşluğunda sıvı birikiminin ve nefes darlığının da eşlik ettiği, hastanın genel durumunu bozan bir tablodur. Yüzde 1 civarında hastada görülür ve hastaneye yatmayı gerektirebilir.

Belirtiler genellikle yumurta toplama işleminden 4-5 gün sonra başlar. Hafif ve orta dereceli OHSS günler içinde kendiliğinden iyileşir. Eğer embryo transferi yapılmış ve gebelik oluşmuşsa bu düzelme gecikir, bazen birkaç hafta sürebilir.

OHSS’den kaçınmak için en önemli faktör, tedavi sırasında yakın takiptir. Eğer hastanın ilaçlara yanıtı çok fazla olmuş ve estradiol hormon seviyesi çok artmışsa, ilaç vermeden geçirilecek günler ile bu seviyenin düşmesi beklenir.

[attention type=green]
Gebelik oluşması bu durumu ağırlaştırabileceğinden, embryoların transfer edilmeyip dondurularak saklanması riskli hastalarda tercih ettiğimiz bir yoldur. Hastanın yumurtalıkları eski durumuna döndükten sonra, dondurulmuş embryolar çözdürülerek transfer yapılır. Böylece hasta şiddetli OHSS’den korunmuş olur ve gebelik şansı da bu durumdan olumsuz etkilenmez.
[/attention]

Источник: https://bahceci.com/blog/tup-bebek-tedavisinde-ilac-kullaniminda-yapilan-hatalar/

Gebelikte İlaç Kullanımı

Azathioprin Tedavisi, yan etkileri ve Gebelikte Kullanımı

Gebelik döneminde kadınların en çok korktuğu konulardan bir tanesi gebelikte ilaç kullanımı, ilaç kullanmak zorunda kalınması durumunda kullanılacak ilaçların bebeğe zararlı etkileridir.

Kadın-Doğum hekimlerinin en sık karşılaştığı sorulardan bir tanesi de gebe olduğunu henüz anlamadığı dönemde kullanılan veya gebelik süresi içerisinde zorunlu olarak alınması gereken ilaçların bebek üzerindeki etkileri ile ilgilidir.

Gebelik döneminde ilaçların zararlı etkileri konusunda bir çalışma yapmak olası olmadığı için, bu konudaki bilgilerimiz daha çok vaka bildirimleri ve daha önceki kayıtların incelenmesine dayanmaktadır. Bu nedenle birçok ilacın bebek üzerindeki olumsuz etkileri konusunda kesin birşey söylemek oldukça zordur.

İlaç firmaları da bu konuda sorumluluk almak istemediği için prospektüste “gebelikte kullanımı sakıncalıdır” veya “hekiminize danışmadan almayınız” şeklinde ibareler koyarak sorumluluğu hekime yüklemektedir. Hekimler de yine aynı kaygıdan dolayı bazen gereksiz gebelik sonlandırması kararı verebilmektedir.

Gebelik döneminde ilaç kullanımına karar verirken gözönünde bulundurulması gereken en önemli konu kar/zarar oranı ve ilacın güvenilirliğidir.

İlacın potansiyel olarak bebeğe zararlı olduğu düşünülse bile, beklenen yarar daha yüksek ise ilaç kullanımına izin verilebilir.

[attention type=red]
Bütün ilaçlar plasenta yoluyla bebeğe geçmekle birlikte, geçiş miktarı ilacın dozu, moleküler ağırlığı, gebelik dönemi ve farmakogenetik özelliklere göre değişmektedir.
[/attention]

Gebeliğin ilk 10 gününde embryo dış uyaranlara duyarsız olduğu için bu dönemde alınan ilaçlar ya düşüğe neden olmakta, yada anomali yapmamaktadır. Yani “ya hep ya hiç” yasası geçerlidir. Gebelikte ilaç kullanımına karar verirken Amerikan Gıda ve İlaç Kullanımı (FDA) kriterleri gözönünde bulundurulmaktadır. Bu kriterlere göre ilaçlar aşağıdaki kategorilere ayrılmaktadır.

A Kontrollü çalışmalarda risk gösterilememiş

B İnsanda risk gösterilememiş: Hayvan deneylerinde risk olabileceği gösterilmiş veya hayvanlarda risk görülmemiş ve insanlarda yeterli çalışma yok

C Riskin olmadığı kanıtlanmamış: İnsanlarda çalışma yok ve hayvan çalışması ya yok yada yapılan çalışmalarda pozitif bulgular görülmüş. Bu gruptaki ilaçlar kar/zarar oranı gözönünde bulundurularak kullanılabilir

D Riskle ilgili pozitif bulgular var: Bu konuda yapılan çalışmalarda risk olduğu görülmüş olmasına karşın hastaya yararı gözönünde bulundurularak kullanılabilir

X Gebelik sırasında kullanımı yasak olan ilaçlar: Hayvan veya insan deneylerinde bebekte riskin gösterildiği ilaç grubu olup gebelikte ancak anne yaşamının sözkonusu olduğu durumlarda kullanılabilir ve gebelik sonlandırılmasına karar verilebilir.

Gebelik döneminde en sık kullanılan ilaçları gözden geçirmeye çalışalım:

Analjezikler (Ağrı Kesiciler)

En çok kullanılan ağrı kesiciler aspirin ve asetaaminofen (Minoset, Parol, Tamol….). Aspirin ve non-steroid antiinflammatuvar ilaçlar (Apranax, Aprol, Endol…) gibi ağrı kesiciler amnion sıvısında azalma ve gebeliğin 34.

haftasından sonra kullanıldığında aorta-pulmoner arter arasındaki duktus arteriozis’in erken kapanmasına ve dolayısı ile bebekte kalp yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlara yol açabilen pulmoner hipertansiyona neden olabilirler. Bu nedenle 34.

haftadan önce kullanılması gerekiyorsa 48 saaten fazla devam edilmemeli ve tedavi sonrası kalp doppleri yapılmalıdır. Asetaminofen gebeliğin bütün dönemlerinde güvenle kullanılabilir.

[attention type=yellow]
Morfin ve türevleri bebekte anomaliye neden olmamakla birlikte, gebeliğin son dönemlerinde kullanıldığında doğumdan sonra bebekte yoksunluk belirtilerine neden olabilirler.
[/attention]

Antihistaminikler

Allerji tedavisinde kullanılan bu ilaçlar, soğuk algınlığı için kullanılan birçok ilacın içeriğinde bulunurlar ve bu gruptan bazı ilaçlar uyku ilacı olarak kullanılmaktadır. Genel olarak bakıldığında bu grup ilaçların bebekte bir anomaliye neden olduğu gösterilememiştir ve güvenle kullanılabilir.

Antasitler

Bu ilaçlar alimünyum hidroxide, kalsiyum veya magnezyum içermektedir. Genel olarak gebelikte güvenle kullanılan bir ilaç grubudur, ancak yüksek dozlarda kullanıldığında kalsiyum ve magnesium düzeyindeki yükselmeler anne için zararlı olabilir.

Proton Pompası İnhibitörleri (Omeprazol, Esomeprazol v.b)

Bu grup ilaçların gebelik sırasında kullanımının bebekte zararlı bir etkisi gösterilememiştir.

Bulantı-Kusma için kullanılan ilaçlar 

Gebelerin %80’ninde bulantı-kusma yakınmaları görülür ve bunların önemli bir bölümünde ilaç kullanımına gereksinim duyulur. Bulantı-kusma tedavisinde kullanılan H1-reseptör blokörleri, fenotiyazinler, metokoloropamid ve ondensatron gibi ilaçların çoğu B veya C grubundadır ve bu nedenle gebelik sırasında kullanımı bebek için önemli bir risk oluşturmamaktadır.

[attention type=green]
Dramamine, Postadoxin ve Emedur gibi ilaçlar rahatlıkla kullanılabilmektedir. Metpamid ve Zofran gibi ilaçlar konusunda daha az veri olmakla birlikte B grubunda incelenmekte ve kullanınımında önemli bir sakınca bulunmamaktadır.
[/attention]

Metformin

Metformin son dönemlerde polikistik over sendromu olan hastalarda sıklıkla kullanılan bir ilaç olup, gebelik sırasında bebek üzerinde olumsuz bir etkisi bildirilmemiş ve bazı çaışmalarda düşük olasılığını azalttığına dair bulgulara rastlanmıştır.

Ayrıca dietle düzenlenemeyen gebelik diabetinde de insüline alternatif olarak kullanımı konusunda da çalışmalar devam etmektedir. Gebelik döneminde kullanımı konusunda henüz bir görüş birliği bulunmamakla birlikte, gebe olduğunu bilmeden kullananlarda gebeliğin devam etmesinde bir sakınca yoktur.

Statinler

Statinlerde kolesterol düzeyi yüksek hastalarda son yıllarda yaygın bir şekilde kullanılan bir ilaç grubudur. Ayrıca kolesterol düzeyi normal olsa bile koroner kalp hastalarında ve diabetiklerde kullanılmaktadır.

[attention type=red]
Kolesterol hücre yapısını oluşturan temel maddelerden biri olup, statinlerin kolesterol yapımın engelleyerek ciddi anomalilerde yol açabileceği düşünülmekte ve bu nedenle de gebelik sırasında kullanımı kesin olarak yasaklanmaktadır.
[/attention]

İnsanlarda bu konuda bir çalışma bulunmamakla birlikte, beyin gelişim bozuklukları, nöral tüp defektleri, kemik ve kalp anomalileri olan birçok vaka bildirilmiştir. Bu nedenle gebelikte X kategorisinde incelenmektedir.

Epilepsi Tedavisinde Kullanılan İlaçlar

Epilepsi tedavisinde kullanılan fenitoin, trimethadione, karbomezapin ve valproat gibi ilaçlar D grubunda olup; gelişme geriliğ, kalp ve idrar yolları anomalileri, yarık damak-dudak, yüzde şekil bozuklukları ve omurilikte açıklık gibi nöral tüp defektlerine neden olabilmektedir.

Bu hastalarda yüksek doz (5 mg/gün) folik asit kullanımının nöral tüp defekti riskini azaltmadaki etkisi de tam olarak ortaya konamamıştır. Ayrıca bu ilaçlara maruz kalan bebeklerde yenidoğan döneminde beyin içi kanama riski de artmaktadır.

Son zamanlarda epilepsi tedavisinde lamotrigine, oxycarbazepine, gabapentin ve topiramat gibi yeni ilaçlarda kullanılmaktadır. Özellikle lamotrigine daha çok incelenmiş ve bebekte anomali riski %1.8-3 olarak bildirilmiştir (fenitoin ve fenobarbital’de bu risk %7-12 olarak bildirilmiştir).

Epilepsi tedavisinde anomali riskinin azaltılması için:

1) Gebe kalmadan önce ilaç dozu azaltılmalı veya stoplanmalıdır

2) Kombine ilaç kullanımı yerine sadece tek bir ilaç kullanılmalıdır

3) Gebe kalmadan 1-2 ay önce günde 4-5 mg folik asit kullanılmalıdır

[attention type=yellow]
4) Anomali riski en yüksek ilaç Valproat olduğu için mümkün olduğu kadar kullanılmamalı, eğer kullanımı zorunlu ise mümükün olan en düşük dozda kullanılmalıdır
[/attention]

5) Diğer ilaç kesilip Lamotrigine kullanımına geçilebilir ve nöbetler kontrol edilebiliyorsa gebelikte devam edilir. 6) Gebeliğin son 4 haftasında anneye K vitamini verilebilir

Antidepressanlar

Gebelik döneminde ağrı kesici ve antibiyotiklerden sonra belki de en sık kullanılan ilaç grubu antidepressanlardır.

Antidepressanlar sadece psikiyatristler tarafından değil, diğer hekimler tarafından da reçete edilebildiği için oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır.

Özellikle SSRI adı verilen seratonin reuptake inhibitörlerinin yan etkileri de az olduğu için birçok hekim rahatça hastasına verebilmektedir.

[attention type=green]
Benim kendi pratiğimde de gözlediğim kadarıyla stressle başedebilmek, günlük kaygılardan uzaklaşma veya günlük basit reaktif ruhsal çökkünlüklerden kurtulmak için bile birçok kadın antidepressant kullanmaktadır. Bu konuda en çok kullanılan Prozac ile ilgili olarak bebekte önemli bir yan etkiye yol açmadığı yönünde birçok yayın bildirilmiştir.
[/attention]

Ancak son zamanlarda Paroxetine ile ilgili olarak kalp anomalisi riskini 2 kat arttırdığı ve pulmoner hipertansiyona yol açtığına rastlanması sonucunda daha önce C kategorsinde kabul edilirken D kategorisine sokulmuştur.

Gebelikte SSRI’lar önemli bir anomaliye yol açmamakla birlikte, yenidoğan döneminde davranış bozukluklarına yol açabilirler. Gebeliğin son döneminde Prozac’a maruz kalan bebeklerde huzursuzluk, devamlı ağlama, korku ve ürperme, beslenme zorluğu, morarma ve nöbet geçirme gibi belirtilere rastlanabilmektedir.

Öneriler: 1) Paroxetine kullanan hastalarda ilaç değiştirilmelidir 2) Doğuma yaklaşınca doz aşamalı olarak düşürülmelidir 3) İlacın tamamen kesilmesinin potansiyel olarak daha zararlı olabileceği gözönünde bulundurulmalıdır.

Angiotensin converting enzim inhibitörleri ve reseptör blokörleri

Bu ilaç grubu hipertansiyonu olan sıklıkla kullanılan bir ilaç grubudur (Enalapril, captopril, lisinopril).

[attention type=red]
Bu ilaçların gebelik sırasında kullanımı bebekte böbrekte gelişim bozukluğu, böbrek yetmezliği ve kafatası gelişiminde bozukluklara neden olabilir.
[/attention]

Gebe izleminde amnion sıvısında azalma, bebekte gelişme geriliği, kafatasında şekil bozuklukları, doğumdan sonra ise bebekte böbrek yetmezliği ve akciğer gelişiminde bozulma izlenebilir.

Bu ilaçlar gebeliğin ilk 3 ayında kullanıldığında bebekte bir anomaliye yol açmadığı için gebeliğin sonlandırılmasına gerek yoktur, ancak bu dönemde ilaç kesilmeli ve başka bir tansiyon ilacına geçilmelidir.

Son olarak gebe kalmak isteyen hastalarda ilaç değiştirilmeli veya gebelik döneminde bilmeden kullanan hastalarda ilaçlar üçüncü ayın sonuna kadar değiştirilmelidir.

Sigara, Kokain, Esrar v.b Maddeler

Sigara: Düşük, bebekte gelişme geriliği, erken doğum, plasentanın yerinden ayrılması, ani bebek ölümü ve doğum sonrasında solunum yolu hastalıklarına yol açabilir. Gebeliğin hangi döneminde bırakılırsa bırakılsın zararlı etkileri önemli ölçüde azalmaktadır. Özellikle 16. haftaya kadar bırakıldığında zararlı etkileri görülmemektedir.

Kokain: Düşük, gelişme geriliğ, plasentanın yerinden erken ayrılması ve ani bebek ölümüne neden olabilir.Doğum sonrasında da bebekte öğrenme ve bazı becerilerde bozulmaya neden olabilir.

Metamfetamine: Uyarıcı amaçlarla kullanılan bu grup ilaçların birçok anomaliye neden olduğu bildirilmekle birlikte, en önemli yan etkisi gelişme geriliğidir.

Doç. Dr. Ramazan MERCAN

Источник: http://www.populermedikal.com/2006/11/01/gebelikte-ilac-kullanimi/

Azatioprin

Azathioprin Tedavisi, yan etkileri ve Gebelikte Kullanımı

Azatiyoprin, bir böbrek nakli sonrası organ reddini önlemek için diğer ilaçlarla birlikte kullanılan, marka adı verilen Imuran ilacının jenerik şeklidir.

İlaç ayrıca ağır,, ve .

Azatiyoprin, immünosüpresanlar olarak bilinen ilaç sınıfındadır. Vücudun bağışıklık sisteminin aktivitesini değiştirerek çalışır, böylece nakledilen organ veya eklemlere saldırmaz.

Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) bu ilacı 1968'de onayladı.

Azathioprine farklı isim markalarına sahiptir ve çeşitli üreticiler tarafından üretilmektedir. Amerika Birleşik Devletleri'nde, Imuran GlaxoSmithKline tarafından üretilmektedir.

Azathioprine Uyarılar

Azatiyoprin, kara kutu uyarısı taşır çünkü, ve gibi belirli kanser türlerini geliştirme riskinizi artırabilir.

Ancak, böbrek transplantasyonunuz varsa, azatiyoprin almasanız bile, kanser geliştirmek için daha yüksek risk altında olabilirsiniz.

Kanseriniz varsa veya aşağıdaki ilaçlardan herhangi birini aldıysanız doktorunuza bildirin:

  • Klorambusil (Leukeran)
  • ( )
  • Melphalan (Alkeran)

Azatioprin alırken cilt kanseri riskini azaltmak için güneş ışığına gereksiz maruz kalmaktan kaçının. Dış mekanda koruyucu kıyafet, güneş gözlüğü ve güneş koruyucu giymelisiniz.

Bu ilacı tek başına ya da ya da ülseratif koliti için tümör nekroz faktörü (TNF) engelleyicisi olarak bilinen başka bir ilaçla birlikte alan bazı genç ve genç erkekler, hepatosplenik T-hücreli lenfoma (HSTCL) olarak adlandırılan ciddi bir kanser türü geliştirdi.

[attention type=yellow]
Azathioprine, FDA tarafından Crohn veya ülseratif koliti tedavi etmek için onaylanmamıştır, ancak bazı doktorlar ilacın off-etiketini reçete edebilir.
[/attention]

Eğer ilacı Crohn veya ülseratif kolit için alıyor ve aşağıdaki belirtilerle karşılaşırsanız hemen doktorunuzu aramalısınız:

  • Ateş
  • Açıklanamayan kilo kaybı
  • Mide ağrısı veya hassasiyet
  • Gece terlemeleri
  • Kolay kanama veya morarma

Azatiyoprin, kemik iliğinizdeki kan hücrelerinde azalmaya neden olabilir; bu da ciddi veya yaşamı tehdit eden enfeksiyonlara yol açabilir.

Bazı ilaçlar azatiyoprin ile alındığında bu riski artırabilir. Eğer alıyorsanız doktorunuza söyleyin:

  • Benazepril (Lotensin),, (Vasotec),, (Prinivil, Zestril), (Univasc), (Aceon), (Accupril), (Altace) veya (Mavik) gibi
  • ve sülfametoksazol (, Septra)
  • Ribavirin (Copegus, Rebetol, Virazole)

Aşağıdaki belirtilerden herhangi biriyle karşılaşırsanız hemen doktorunuzu aramalısınız:

  • Soluk cilt
  • Aşırı yorgunluk
  • Baş ağrısı
  • karışıklık
  • Baş dönmesi
  • Hızlı nabız
  • Nefes darlığı
  • Zorluk uyku
  • zayıflık
  • Boğaz ağrısı
  • Ateş
  • Titreme
  • Bir enfeksiyonun diğer belirtileri

Sağlık uzmanınız muhtemelen, azatiyoprin ile tedavi sırasında kan hücrelerini ve karaciğer enzimlerini kontrol etmek için testler isteyecektir.

Azatioprine veya başka ilaçlara karşı alerjiniz varsa doktorunuza söyleyin.

Bu ilaç kontrol eder, ancak tedavi etmez. Tam faydaları hissetmeden önce 12 haftaya kadar sürebilir.

İlk önce doktorunuzla konuşmadan azathioprine almayı bırakmayın.

Bir diş prosedürü de dahil olmak üzere herhangi bir ameliyat geçirmeden önce bu ilacı aldığınızı söylemelisiniz.

[attention type=green]
Azathioprine ile tedavi sırasında veya sonrasında, önce sağlık uzmanınızla konuşmadan herhangi bir aşı yapmayın.
[/attention]

Bu ilacı kullanmadan önce, doktorunuz varsa ya da sahipseniz söyleyin:

  • Herhangi bir enfeksiyon türü
  • Böbrek hastalığı
  • Karaciğer hastalığı
  • Herhangi bir kan bozukluğu
  • TPMT eksikliği (bir enzim bozukluğu)

Köpekler ve Kediler için Azathioprine

Azatiyoprin, köpeklerde aşağıdaki gibi belirli durumları tedavi etmek için kullanılabilir:

  • Hemolitik anemi
  • Bir bağışıklık sorununun neden olduğu artrit ve deri hastalığı
  • Kronik karaciğer, böbrek veya mide rahatsızlıkları
  • Trombositopeni (düşük kan trombosit sayısı)

İlaç ayrıca, bir bağışıklık bozukluğunun neden olduğu belirli cilt bozuklukları ile kedileri tedavi etmek için çok düşük dozlarda da kullanılabilir.

Azatiyoprin bir evcil hayvanda enfeksiyon riskini artırabilmektedir, bu yüzden sahipleri hayvanlarını olağandışı semptomlar için izlemelidir.

Azatiyoprin ve Hamilelik

Azatiyoprin doğmamış bir bebeğe zarar verebilir.

Hamilelik sırasında bu ilacı almamalı ya da bir şans varsa hamile olabilirsiniz.

Gebe kaldığınızda veya bu ilacı kullanırken hamile kalmayı planlıyorsanız hemen doktorunuza bildirin. Eğer azathioprine alırken hamile kalmak mümkün ise doğum kontrolü kullanmalısınız.

Çoğu kanıt, azatioprin alırken emzirmenin güvenli olduğunu, ancak ilacı kullanırken emzirmekle ilgili olarak doktorunuzla konuştuğunu ortaya koymaktadır.

Başa dönüş

Azatiyoprin Yan Etkileri

Azatiyopirin Ortak Yan Etkileri

Aşağıdaki yan etkilerden herhangi birinin şiddetlenmesi veya doktorunuza gitmemesi halinde doktorunuza söyleyin:

Azatiyopirin ciddi yan etkileri

Uyarı bölümünde veya aşağıdaki ciddi yan etkilerden herhangi birinde belirtilen belirtilerden herhangi biriyle karşılaşırsanız derhal doktorunuzu arayın:

Azatiyoprin Etkileşimleri

Azathioprine alırken aldığınız tüm reçete, reçetesiz, yasadışı, eğlence, bitkisel, beslenme veya diyet ilaçları hakkında, özellikle de Uyarı bölümünde listelenenleri veya aşağıdakilerden herhangi birini doktorunuza bildirmelisiniz:

  • (Zyloprim)
  • (Apriso, Asacol, Pentasa, diğerleri), olsalazin (Dipentum) ve (Azulfidine) gibi aminosalisilatlar
  • Varfarin ( ) gibi kan incelticiler

Azatiyoprin Dozu

Azathioprine ağızdan almak için bir tablet olarak geliyor. Genellikle yemeklerden sonra günde bir veya iki kez alınır.

Doz, kilonuza, tıbbi durumunuza ve tedaviye cevabınıza dayanır.

Bu ilacı kullanırken reçeteli etiketinizdeki talimatları izlemelisiniz. Reçeteden daha fazla veya daha az ilaç almayın.

Her gün aynı saatte azatioprin almaya çalışın. Bu ilacı yiyerek veya yemeden alabilirsin.

[attention type=red]
azatioprin alıyorsanız, doktorunuz sizi düşük dozda başlatabilir ve yavaş yavaş artırabilir.
[/attention]

Durumunuz kontrol edildikten sonra doktorunuz tekrar dozunuzu azaltabilir.

Organ reddini önlemek için bu ilacı alıyorsanız, doktorunuz sizi yüksek dozda başlatabilir ve vücudunuz transplantasyona göre ayarladıkça azaltabilir.

Azatiyoprin Aşırı Doz

Aşırı dozdan şüpheleniyorsanız, derhal bir zehir kontrol merkezine veya acil servise başvurmalısınız.

222-1222'de bir zehir kontrol merkezi ile iletişime geçebilirsiniz.

Azatiyopinin Kaçırılmış Dozu

Azatiyoprin dozunu kaçırırsanız, hatırladığınız anda onu alın.

Ancak, bir sonraki dozunuz için neredeyse zamanı gelmişse, kaçırılan dozu atlayın ve düzenli ilaç programınıza devam edin.

Kaçırılan bir şeyi telafi etmek için dozları ikiye katlamayın.

Azathioprine Resimleri

Azatiyoprin 50 mg-ROX, sarı, yuvarlak

Imuran 50 mg, sarı, yerfıstığı

Azatiyoprin 50 mg-GG, sarı, dikdörtgen

Источник: https://tur.doctorsask.com/13887-azathioprine

Источник: https://tr.lifehealthdoctor.com/safety-of-methotrexate-for-ra-during-pregnancy-26031

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.