Bağımlılık Almanya’da Sosyal Trajediye Dönüşüyor!

Madde Bağımlılığı

Bağımlılık Almanya’da Sosyal Trajediye Dönüşüyor!

Uyuşturucu madde bağımlılığı nedir?

Madde bağımlılığı, vücudun işlevlerini olumsuz yönde etkileyen maddelerin kullanılması, bundan dolayı zarar görüldüğü hâlde bu maddelerin kullanımının bırakılamamasıdır. Bağımlı, madde kullanımına ara verdiğinde yoksunluk belirtileri yaşar. Zamanla madde kullanım sıklığını ve dozunu artırır.

Aşağıdakilerden sadece 3'ünün 12 aylık bir süre içerisinde görüldüğü kişi bağımlıdır.

  • Kullanılan madde miktarının sorunlara rağmen giderek artırılması.
  • Bırakma çabalarının boşa çıkması.
  • Maddeyi sağlamak, kullanmak veya bırakmak için çok fazla zaman harcanması.
  • Sosyal, mesleki ve kişisel etkinliklerin azaltılması veya bırakılması

Etkileri

Uyuşturucu olarak kullanılan maddelerin kimyasal yapıları birbirinden farklıdır. Kullanıldıklarında merkezi sinir sisteminin farklı bölümlerini etkileyerek fiziksel ve psikolojik tahribata yol açarlar.

Uyuşturucu maddelerin hiçbir güvenli kullanım şekli yoktur. Kullanan herkes için bağımlı olma riski eşittir. Hücrelerimiz vücuda giren her maddeyi tanır ve bir daha unutmamak üzere hafızasına alır.

Hücresel öğrenme süreci denen bu durum herkes için geçerlidir.

  • Aklı ve iradeyi işlemez hale getirir. Kişiyi normal yaşam ve davranışlarından uzaklaştırır.
  • Bulantı, kusma, karın ağrıları, kabızlık, ishal, mide ve bağırsak spazmlarına/kanamalarına sebep olur.
  • Tüm iç organların zarar görmesine ve buna eşlik eden bir dizi hastalığa neden olur.
  • Zehirlenmelere ve bu yolla gelen ölümlere sebep olur.
  • Uyuşturucular, bireyin çevreye uyum yeteneğini azaltır. Bağımlı giderek aileden ve çevresinden kopararak, yalnızlaşır. Çoğu zaman bu tabloya ağır bunalımlar eşlik eder.

Ne yapmalı?

  • Eğer kişi maddenin etkisi altında ise onunla bu durumda konuşmanın yararı olmaz.
  • Kendinizi hazır hissetmeden onunla konuşmayın.
  • Açık, samimi ve inandırıcı olun, öğüt vermeyin.
  • Genellemeler yapmaktan kaçının.
  • Korkularınıza dayanarak konuşmayın.
  • Onu etiketlemekten kaçının, çünkü “kullanıcı olarak” etiketlenen kişiye yaklaşmak çok zordur.
  • Önyargılarınızın farkına varın (“Bunlar iflah olmaz”), böylece yanlış iletişim kurma olasılığını azaltırsınız.
  • Kendinizi onun yerine koymayı deneyerek onun düşünce, yaşantı ve korkularını anlamaya çalışın.
  • Uzman yardımı alması için samimi bir yaklaşımla onu ikna edin.

Ne yapmamalı?

  • Kabullenmeme-İnkâr: “Yok, benim çocuğum asla kullanmaz.”
  • Kendini ve eşini suçlama: “Bu çocuk senin yüzünden böyle oldu.” “Biz iyi anne-baba olamadık.”
  • Hayal kırıklığı, çaresizlik duygusu: “Ben seni bunun için mi yetiştirdim?” “Her şey bitti, artık hiçbir şey eskisi gibi olamaz.”
  • Öfke: “Benim böyle bir çocuğum olamaz!”
  • Çocuğu suçlama ve aşağılama: “Senden hiçbir şey olmaz.”
  • Uç kararlar alma: “Okul hayatın bitti.”

Önleyici faktörler

  • Uyuşturucu maddeler ile ilgili yaşa uygun doğru bilgilenme
  • Güçlü ve pozitif aile bağları
  • Anne-Babaların çocuklarıyla ilgili olmaları ve çocuklarının kimlerle arkadaşlık ettiğinden haberdar olmaları
  • Aile içi kuralların açık olması ve herkesin bunlara uyması
  • Okulda başarılı olma
  • Okul, STK'lar ve kulüpler gibi kurumlarla kurulmuş güçlü bağlar

Tedavi için

Madde kullanan ve tedavi olmak isteyen, bu konudaki problemlerine çözüm arayan kişi ve yakınları hastanelere bağlı Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezleri (AMATEM) ile psikiyatri kliniklerine başvurarak tedavi olabilirler. Hasta ve doktor işbirliğiyle yürütülen tedavi, 2-6 hafta arasında hastanede yatarak arındırma ve bir yıl süre ile psiko-sosyal tedavi şeklinde gerçekleşmektedir.
En iyi korunma yolu hiç başlamamaktır.

Maddeden kurtuluş mümkün

  • Bağımlılık düzelebilir ancak tam olarak iyileşmenin gerçekleşmesi için ciddi bir çaba ve zaman gerekmektedir.
  • Kişinin tedavi olmayı istemesi ve kendini hazır hissetmesi en önemli aşamadır.
  • Bu süreçte doğru iletişim ve bağımlının yaşadıklarını yakınlarıyla paylaşması önemlidir.
  • Bağımlılık tedavisi kişiye, kullanılan maddenin cinsine ve kullanım süresine göre değişiklik gösterir.
  • Maddeyi kişinin tek başına bırakması neredeyse imkânsızdır, muhakkak uzman yardımı alınmalıdır.

Risk faktörleri

  • Psikolojik sorunları olan ya da herhangi bir madde bağımlılığı bulunan ebeveynin çocukları daha büyük risk altındadırlar
  • Ebeveyn-çocuk arasında bağlanma ve ilgi eksikliği (özellikle 'Baba' rolünün ev ortamında eksikliği)
  • Sınıfta aşırı utangaçlık ya da şiddet içeren davranışlar
  • Okul başarısında düşüş

Önleme önemlidir!

Toplumda bağımlılık yapıcı maddelerin kullanılmasını ve yayılmasını önleme çalışmaları, bu maddelerin yarattığı bireysel ve toplumsal sorunları en aza indirmek ve toplumda sağlıklı davranışların gelişmesini sağlamak amacıyla yapılmaktadır.

  • Bağımlılık, geliştikten sonra tedavisi oldukça güç olan bir hastalıktır.
  • Uygulanan uzun süreli tedavilerin maliyeti çok yüksektir.
  • İyileştikten sonra gerekli sosyo-psikolojik tedbirler alınmazsa, bağımlılığın yineleme oranı çok yüksektir.
  • Madde kullanımının insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkisi nedeniyle ülkenin sağlık harcamaları artmaktadır.
  • Her türlü önleme programı maliyetinin, tedavi maliyetinden daha düşük olduğu gözlenmiştir.

 Ayrıntılı bilgi için tbm.org.tr adresini tıklayınız.

SIKÇA SORULAN SORULAR

  • MADDE BAĞIMLILIĞI HAKKINDA MERAK EDİLEN SORULAR VE CEVAPLARI

Uyuşturucu madde bağımlılığı nedir?

Madde bağımlılığı, vücudun işlevlerini olumsuz yönde etkileyen maddelerin kullanılması, bundan dolayı zarar görüldüğü hâlde bu maddelerin kullanımının bırakılamamasıdır. Bağımlı, madde kullanımına ara verdiğinde yoksunluk belirtileri yaşar. Zamanla madde kullanım sıklığını ve dozunu artırır.

Aşağıdakilerden sadece 3'ünün 12 aylık bir süre içerisinde görüldüğü kişi bağımlıdır.

  • Kullanılan madde miktarının sorunlara rağmen giderek artırılması.
  • Bırakma çabalarının boşa çıkması.
  • Maddeyi sağlamak, kullanmak veya bırakmak için çok fazla zaman harcanması.
  • Sosyal, mesleki ve kişisel etkinliklerin azaltılması veya bırakılması

Etkileri

Uyuşturucu olarak kullanılan maddelerin kimyasal yapıları birbirinden farklıdır. Kullanıldıklarında merkezi sinir sisteminin farklı bölümlerini etkileyerek fiziksel ve psikolojik tahribata yol açarlar.

Uyuşturucu maddelerin hiçbir güvenli kullanım şekli yoktur. Kullanan herkes için bağımlı olma riski eşittir. Hücrelerimiz vücuda giren her maddeyi tanır ve bir daha unutmamak üzere hafızasına alır.

Hücresel öğrenme süreci denen bu durum herkes için geçerlidir.

  • Aklı ve iradeyi işlemez hale getirir. Kişiyi normal yaşam ve davranışlarından uzaklaştırır.
  • Bulantı, kusma, karın ağrıları, kabızlık, ishal, mide ve bağırsak spazmlarına/kanamalarına sebep olur.
  • Tüm iç organların zarar görmesine ve buna eşlik eden bir dizi hastalığa neden olur.
  • Zehirlenmelere ve bu yolla gelen ölümlere sebep olur.
  • Uyuşturucular, bireyin çevreye uyum yeteneğini azaltır. Bağımlı giderek aileden ve çevresinden kopararak, yalnızlaşır. Çoğu zaman bu tabloya ağır bunalımlar eşlik eder.

Ne yapmalı?

  • Eğer kişi maddenin etkisi altında ise onunla bu durumda konuşmanın yararı olmaz.
  • Kendinizi hazır hissetmeden onunla konuşmayın.
  • Açık, samimi ve inandırıcı olun, öğüt vermeyin.
  • Genellemeler yapmaktan kaçının.
  • Korkularınıza dayanarak konuşmayın.
  • Onu etiketlemekten kaçının, çünkü “kullanıcı olarak” etiketlenen kişiye yaklaşmak çok zordur.
  • Önyargılarınızın farkına varın (“Bunlar iflah olmaz”), böylece yanlış iletişim kurma olasılığını azaltırsınız.
  • Kendinizi onun yerine koymayı deneyerek onun düşünce, yaşantı ve korkularını anlamaya çalışın.
  • Uzman yardımı alması için samimi bir yaklaşımla onu ikna edin.

Ne yapmamalı?

  • Kabullenmeme-İnkâr: “Yok, benim çocuğum asla kullanmaz.”
  • Kendini ve eşini suçlama: “Bu çocuk senin yüzünden böyle oldu.” “Biz iyi anne-baba olamadık.”
  • Hayal kırıklığı, çaresizlik duygusu: “Ben seni bunun için mi yetiştirdim?” “Her şey bitti, artık hiçbir şey eskisi gibi olamaz.”
  • Öfke: “Benim böyle bir çocuğum olamaz!”
  • Çocuğu suçlama ve aşağılama: “Senden hiçbir şey olmaz.”
  • Uç kararlar alma: “Okul hayatın bitti.”

Önleyici faktörler

  • Uyuşturucu maddeler ile ilgili yaşa uygun doğru bilgilenme
  • Güçlü ve pozitif aile bağları
  • Anne-Babaların çocuklarıyla ilgili olmaları ve çocuklarının kimlerle arkadaşlık ettiğinden haberdar olmaları
  • Aile içi kuralların açık olması ve herkesin bunlara uyması
  • Okulda başarılı olma
  • Okul, STK'lar ve kulüpler gibi kurumlarla kurulmuş güçlü bağlar

Tedavi için

Madde kullanan ve tedavi olmak isteyen, bu konudaki problemlerine çözüm arayan kişi ve yakınları hastanelere bağlı Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezleri (AMATEM) ile psikiyatri kliniklerine başvurarak tedavi olabilirler. Hasta ve doktor işbirliğiyle yürütülen tedavi, 2-6 hafta arasında hastanede yatarak arındırma ve bir yıl süre ile psiko-sosyal tedavi şeklinde gerçekleşmektedir.
En iyi korunma yolu hiç başlamamaktır.

Maddeden kurtuluş mümkün

  • Bağımlılık düzelebilir ancak tam olarak iyileşmenin gerçekleşmesi için ciddi bir çaba ve zaman gerekmektedir.
  • Kişinin tedavi olmayı istemesi ve kendini hazır hissetmesi en önemli aşamadır.
  • Bu süreçte doğru iletişim ve bağımlının yaşadıklarını yakınlarıyla paylaşması önemlidir.
  • Bağımlılık tedavisi kişiye, kullanılan maddenin cinsine ve kullanım süresine göre değişiklik gösterir.
  • Maddeyi kişinin tek başına bırakması neredeyse imkânsızdır, muhakkak uzman yardımı alınmalıdır.

Risk faktörleri

  • Psikolojik sorunları olan ya da herhangi bir madde bağımlılığı bulunan ebeveynin çocukları daha büyük risk altındadırlar
  • Ebeveyn-çocuk arasında bağlanma ve ilgi eksikliği (özellikle 'Baba' rolünün ev ortamında eksikliği)
  • Sınıfta aşırı utangaçlık ya da şiddet içeren davranışlar
  • Okul başarısında düşüş

Önleme önemlidir!

Toplumda bağımlılık yapıcı maddelerin kullanılmasını ve yayılmasını önleme çalışmaları, bu maddelerin yarattığı bireysel ve toplumsal sorunları en aza indirmek ve toplumda sağlıklı davranışların gelişmesini sağlamak amacıyla yapılmaktadır.

  • Bağımlılık, geliştikten sonra tedavisi oldukça güç olan bir hastalıktır.
  • Uygulanan uzun süreli tedavilerin maliyeti çok yüksektir.
  • İyileştikten sonra gerekli sosyo-psikolojik tedbirler alınmazsa, bağımlılığın yineleme oranı çok yüksektir.
  • Madde kullanımının insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkisi nedeniyle ülkenin sağlık harcamaları artmaktadır.
  • Her türlü önleme programı maliyetinin, tedavi maliyetinden daha düşük olduğu gözlenmiştir.

 Ayrıntılı bilgi için tbm.org.tr adresini tıklayınız.

Источник: https://www.yesilay.org.tr/tr/bagimlilik/madde-

Almanya’da Oturum izni

Bağımlılık Almanya’da Sosyal Trajediye Dönüşüyor!

Kısa bir süre için Almanya’ya gelmek isteyen bir yabancı (Örneğin: Turist olarak veya bir akrabasını ziyaret etmek maksadıyla) Almanya Büyükelçiliği veya Konsolosluğundan Schengen Vizesi talep etmek zorundadır.

Bu vize her altı aylık dönem için en fazla üç aylık bir süre için tanzim edilebilir. Bu, kişiye Schengen devletleri içinde serbest hareket etme ve dolaşma hakkı verir. Belirli ülke vatandaşları turist olarak vizesiz girebilir.

Schengen ülkeleri bunun için müşterek bir AB-Vize Düzenleme Listesi hazırlamıştır.

Oturum İzni

Esas itibariyle Almanya’da üç aydan fazla süre kalmak ya da burada çalışmak isteyen bir kişi, Almanya’ya giriş yapmadan önce Almanya vizesi talebinde bulunmak zorundadır. Bu vizeyle giriş yapıldıktan sonra, ikamet edilen yerin yabancılar dairesi oturum izni vermek için yetkilidir.

Oturum izin belgesi sürelidir ve her zaman belirli bir ikamet amacı için verilir. Bu amaçlar örneğin, aile birleşimi, yüksek okul öğrenimi veya bir iş akdi için olabilir. Zaten çoktan beridir burada yaşayan yabancılar için insani nedenlerden ötürü de oturum izni verilebilir.

Örneğin, kişinin mültecici olarak tanınması ya da ülkesine dönmesinin makul olmadığı durumlarda. Kısa bir zamandan beri yürürlükte olan yeni düzenlemeyle, Almanya’ya iyi şekilde uyum sağlamış, ancak sadece müsamahalı oturma izni ile ikamet edebilen gençler oturum izni hakkı da elde edebilecekler.

Bunun için: Ya Almanya’da  doğmuş ya da 14 yaşını doldurmadan önce Almanya’ya yerleşmiş olmaları, en az altı yıldır burada yaşıyor olmaları, başarılı bir şekilde okullarına devam ediyor olmaları ya da Almanya’da (halihazırda) tanınan bir okul veya meslek diploması elde etmiş olmaları gerekmektedir.

Buna ek olarak, şu ana kadar görmüş olduğu eğitim ve yaşam tarzı dolayısıyla, şahsın Almanya Federal Cumhuriyeti yaşam koşullarına ayak uydurabilmesi garanti altına alınmış olmak zorundadır. Başvurunun 15 ile 21 yaşları arasında yapılması gerekmektedir.

1 Ağustos 2012 tarihinden itibaren yürürlükte olan AB Mavi Kartı adı altında yeni bir oturum düzenlemesi mevcuttur. Söz konusu düzenlemeden Almanya’da çalışmak isteyen ve 5 yıllık meslek tecrübesi bulunan yüksek ve dengi okul mezunları yararlanabilmektedirler.

AB Mavi Kartı oturum düzenlemesine başvurabilmek için, yıllık en az 44. 800 Euro brüt getirisi olan bir iş sözleşmesi veya bağlantılı bir iş teklifi ibraz edilmiş olmalıdır. Çalışma ajansı gerektiğinde yabancılar dairesi tarafından işleme ortak edilmek zorundadır.

Ayrıca bundan böyle yabancı ülke yüksek okul mezunlarına Almanya’da kendi meslekleriyle ilgili iş aramaları için altı aylık bir izin de verilmektedir.

Alman Konsolosluğu zaten vize muamelesi sırasında Yabancılar Dairesi’nden bir onay istediği takdirde, Almanya’ya girişten sonra oturum izninin verilmesinde normal olarak bir problem yaşanmaz.

Her zaman oturum izninin süresi dolmadan Yabancılar Dairesi’nde uzatma talebinde bulunmak gerekmektedir. Gecikmiş başvurularda ciddi dezavantajlarla karşılaşılabilir. Yabancılar Dairesi her uzatma talebinin haklı nedenlerinin mevcut olup olmadığını tetkik etmek zorundadır.

Karar aşamasına kadar başvuru sahibi “Fiktionsbescheinigung” denilen Geçici İkamet Belgesi elde eder.

Eğer oturum iznini oluşturan nedenler ortadan kalktıysa, oturum izni daha fazla uzatılmaz ve hatta süresinden önceki bir tarihe çekilebilir. Bu, örneğin bir yüksek okul öğrencisinin eğitimini kesmesi, ya da evli çiftlerin boşanması gibi durumlarda olabilir.

Ama buna rağmen, aile birleşimi ile yurt dışından gelen ve eşinden ayrılmış kişi, eğer Almanya sınırları içinde söz konusu eski eşiyle üç yıl evli olarak birlikte yaşamışsa, oturum izni uzatılır.

Ancak, Almanya’ya aile birleşimi yoluyla giriş yapmış bir kişinin, iki yıl evli kalması ve bu iki yılı eşiyle birlikte Almanya sınırları içerisinde birlikte yaşamış olması durumunda, boşanmaya rağmen oturum izni uzatılır.

Bir yüksek okul öğrencisinin eğitimini başarıyla tamamlamış olması durumunda, oturum izni iş arama sebebiyle bir yıl için uzatılabilir.

Yerleşme İzni

Oturum izni hakkına sahip kişi, bir süre sonra yerleşme izni elde edebilir. Bu oturum düzenlemesi hakkı süresiz olup, herhangi bir kısıtlamaya tabi değildir. Bununla ikamet etmek için belirli bir neden aranmaz (ailevi, insani vb. gibi) ve sürekli ikamet garantilenmiştir.

Yerleşme izni beş yıl süreyle oturum iznine sahip olunduktan sonra verilebilir. İnsani nedenlerden ötürü oturum izni almış bir kişi için bu süre yedi yıldır. Bir başka şart ise, kişi geçimini sosyal yardımlar olmaksızın sürekli olarak garanti altına almış olmalıdır. Ayrıca emeklilik sigortası için 60 aylık sigorta primi de ödenmiş olmalıdır.

Bir suçtan ötürü alınmış bir mahkumiyet, yerleşme izninin reddedilmesi için bir sebep teşkil edebilir. Almanca dil seviyesi yeterli düzeyde olmalıdır. Bu da B1 sertifikasına tekabül eder. Yasal ve toplumsal düzenlemeler hakkında da temel bilgi sahibi olunduğu ispatlanmak zorundadır.

Yabancılar Dairesi bununla ilgili sınava nerede girilebileceği hususunda bilgi vermektedir. Hatta AB Mavi Kartı sahipleri 33 ay sonra yerleşme izni alabilirler.

Alman vatandaşlarıyla evli ya da birlikte yaşayan veya bir Alman çocuk sahibi yabancılar için basitleştirilmiş şartlar geçerlidir: Burada yerleşme izni üç yıldan sonra verilebilir.

Almanca dil bilgisi A1 sertifikasına tekabül eden “başlangıç” düzeyinde olmak zorundadır. Ayrıca emeklilik sigortası için 60 ay prim ödenmesi uygulaması da yapılmamaktadır.

Ancak kişinin geçimi sosyal yardımlar olmaksızın (bilhassa da İşsizlik Parası II) garanti altına alınmış olmak zorundadır.

AB-Daimi Oturum İzni

Avrupa yönergeleri gereği bir başka süresiz oturma izin belgesi daha vardır. O da “AB- daimi oturum izni” dir.

Bu oturum belgesi için ekstra bir talepte bulunulması gerekmektedir ve prensip olarak yerleşme iznine benzemektedir. Verilme şartları yaklaşık olarak aynıdır.

Bu oturum belgesiyle kişinin işçi olarak hareket edebilme serbestisi daha geniştir ve esas itibariyle bir başka AB ülkesinde ikamet etmek ve çalışmak mümkündür.

Oturum Belgesinin Hükümsüz Olması

Diğer tüm oturum belgeleri için geçerli olan hüküm şudur: Eğer Almanya’da yaşayan yabancı bir kişi altı aydan daha uzun bir süreyi Yabancılar Dairesi’nin yazılı bir izni olmaksızın Almanya dışında geçirirse, oturum hakkını otomatikman kaybeder. En az 15 yıl yasal olarak Almanya’da ikamet etmiş yerleşme izni sahibi için kurallar daha elverişlidir.

AB-daimi oturum izni sadece kişi eğer 12 ay AB dışında ya da altı yıl Almanya dışında ikamet etmiş ise hükümsüz olur.

Türk İşçiler

AB ile Türkiye arasındaki bir anlaşma gereği Türk işçilerin bir yıl boyunca aynı işverenin yanında düzenli olarak çalışmaları durumunda oturum izinlerini uzattırma hakları vardır.

Aynı işverende üç yıl çalıştıktan sonra aynı branşta farklı bir iş için çalışma izni başvurusunda bulunabilir.

Dört yıllık düzenli bir iş hayatından sonra ise, o şahıs için iş piyasasında bir kısıtlama hali kalmaz.

Başka Bir AB Ülkesinden „Uzun Süreli Oturma Hakkı“ Elde Etmiş Yabancılar

Başka bir AB ülkesinden “Uzun süreli oturma hakkı” elde etmiş bir yabancı, Yabancılar Dairesi’nden Almanya için bir oturma izni talebinde bulunabilir. Bunun için bir işe gereksinimi vardır ama yine de ilk yıl için işe başlayabilmesi istihdam iznine bağlıdır. Ondan sonra her maaşlı ya da müstakil işe izin verilmiştir.

Başka bir AB ülkesinden “uzun süreli oturma hakkı” almış bir yabancı, üç aydan fazla bir süre Almanya’da ikamet etmek isterse, kendisine oturum izni verilir.

Geçimini ve tam teşekküllü sağlık sigortasını garanti altına almış olması gerekmektedir.

İcra edilecek olan iş için çalışma ajansının onayı gerekmektedir. Bu onay yabancılar dairesi tarafından temin edilir. Bu onay öncelikle belirlenmiş iş için alınan oturum izni içindir.

Bir yıldan sonra bu kısıtlama ortadan kalkar.

Zorunlu Çıkış / Müsamahalı Oturma İzni

Eğer oturum izni uzatılmıyorsa veya bir iltica işlemi olumsuz şekilde geliştiyse, söz konusu yabancı Almanya’yı terk etmek zorundadır. Yabancılar Dairesi bunun için “Sınır Geçme Belgesi” adı altında bir belge düzenler. Bu belge havaalanında ya da sınırda görevlilere teslim edilmek zorundadır.

Gümrük makamları bu belgeyi kişinin ülkeyi terk etme işleminin gerçekleştiğine dair bilgi vermek amacıyla Yabancılar Dairesine geri gönderir. Terk etme işlemi gerçekleştirilmediyse, Yabancılar Dairesi söz konusu kişiyi sınırdışı eder. Bunun mümkün olmadığı durumlar da vardır.

Örneğin kişinin kendi ülkesinin büyükelçiliği tarafından gerekli belgeler düzenlenmediyse veya sınırdışı edilecek kişinin seyahat etmesine mani ağır bir hastalığı bulunuyorsa, o takdirde kişiye müsamahalı oturma izni düzenlenir. Böylelikle sınırdışı etme sadece geçici bir süre için durdurulmuş olur.

Ülkeyi terk etme yükümlülüğü devam eder.

Sadece şu istisnai durumlarda müsamahalı oturma izni, oturum iznine çevrilebilir: Örneğin, eski düzenleme uzun yıllardır müsamahalı oturma izniyle ikamet eden kişinin bu durumunu öngörmüşse veya yabancı şahsın hiç bir suçu olmadığı halde ve gerçekten ülkeyi terk etmesine devamlı engel teşkil edecek bir durum oluşmuşsa.

Belgesi Olmayan Şahıslar („Yasaya Aykırılık“)

Источник: https://multecibilgi.wordpress.com/2016/08/27/almanyada-oturum-izni/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.