Bağımlılıkta Aşermeye Yeni Çözüm!

Madde Bağımlılığı

Bağımlılıkta Aşermeye Yeni Çözüm!

Uyuşturucu madde bağımlılığı nedir?

Madde bağımlılığı, vücudun işlevlerini olumsuz yönde etkileyen maddelerin kullanılması, bundan dolayı zarar görüldüğü hâlde bu maddelerin kullanımının bırakılamamasıdır. Bağımlı, madde kullanımına ara verdiğinde yoksunluk belirtileri yaşar. Zamanla madde kullanım sıklığını ve dozunu artırır.

Aşağıdakilerden sadece 3'ünün 12 aylık bir süre içerisinde görüldüğü kişi bağımlıdır.

  • Kullanılan madde miktarının sorunlara rağmen giderek artırılması.
  • Bırakma çabalarının boşa çıkması.
  • Maddeyi sağlamak, kullanmak veya bırakmak için çok fazla zaman harcanması.
  • Sosyal, mesleki ve kişisel etkinliklerin azaltılması veya bırakılması

Etkileri

Uyuşturucu olarak kullanılan maddelerin kimyasal yapıları birbirinden farklıdır. Kullanıldıklarında merkezi sinir sisteminin farklı bölümlerini etkileyerek fiziksel ve psikolojik tahribata yol açarlar.

Uyuşturucu maddelerin hiçbir güvenli kullanım şekli yoktur. Kullanan herkes için bağımlı olma riski eşittir. Hücrelerimiz vücuda giren her maddeyi tanır ve bir daha unutmamak üzere hafızasına alır.

Hücresel öğrenme süreci denen bu durum herkes için geçerlidir.

  • Aklı ve iradeyi işlemez hale getirir. Kişiyi normal yaşam ve davranışlarından uzaklaştırır.
  • Bulantı, kusma, karın ağrıları, kabızlık, ishal, mide ve bağırsak spazmlarına/kanamalarına sebep olur.
  • Tüm iç organların zarar görmesine ve buna eşlik eden bir dizi hastalığa neden olur.
  • Zehirlenmelere ve bu yolla gelen ölümlere sebep olur.
  • Uyuşturucular, bireyin çevreye uyum yeteneğini azaltır. Bağımlı giderek aileden ve çevresinden kopararak, yalnızlaşır. Çoğu zaman bu tabloya ağır bunalımlar eşlik eder.

Ne yapmalı?

  • Eğer kişi maddenin etkisi altında ise onunla bu durumda konuşmanın yararı olmaz.
  • Kendinizi hazır hissetmeden onunla konuşmayın.
  • Açık, samimi ve inandırıcı olun, öğüt vermeyin.
  • Genellemeler yapmaktan kaçının.
  • Korkularınıza dayanarak konuşmayın.
  • Onu etiketlemekten kaçının, çünkü “kullanıcı olarak” etiketlenen kişiye yaklaşmak çok zordur.
  • Önyargılarınızın farkına varın (“Bunlar iflah olmaz”), böylece yanlış iletişim kurma olasılığını azaltırsınız.
  • Kendinizi onun yerine koymayı deneyerek onun düşünce, yaşantı ve korkularını anlamaya çalışın.
  • Uzman yardımı alması için samimi bir yaklaşımla onu ikna edin.

Ne yapmamalı?

  • Kabullenmeme-İnkâr: “Yok, benim çocuğum asla kullanmaz.”
  • Kendini ve eşini suçlama: “Bu çocuk senin yüzünden böyle oldu.” “Biz iyi anne-baba olamadık.”
  • Hayal kırıklığı, çaresizlik duygusu: “Ben seni bunun için mi yetiştirdim?” “Her şey bitti, artık hiçbir şey eskisi gibi olamaz.”
  • Öfke: “Benim böyle bir çocuğum olamaz!”
  • Çocuğu suçlama ve aşağılama: “Senden hiçbir şey olmaz.”
  • Uç kararlar alma: “Okul hayatın bitti.”

Önleyici faktörler

  • Uyuşturucu maddeler ile ilgili yaşa uygun doğru bilgilenme
  • Güçlü ve pozitif aile bağları
  • Anne-Babaların çocuklarıyla ilgili olmaları ve çocuklarının kimlerle arkadaşlık ettiğinden haberdar olmaları
  • Aile içi kuralların açık olması ve herkesin bunlara uyması
  • Okulda başarılı olma
  • Okul, STK'lar ve kulüpler gibi kurumlarla kurulmuş güçlü bağlar

Tedavi için

Madde kullanan ve tedavi olmak isteyen, bu konudaki problemlerine çözüm arayan kişi ve yakınları hastanelere bağlı Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezleri (AMATEM) ile psikiyatri kliniklerine başvurarak tedavi olabilirler. Hasta ve doktor işbirliğiyle yürütülen tedavi, 2-6 hafta arasında hastanede yatarak arındırma ve bir yıl süre ile psiko-sosyal tedavi şeklinde gerçekleşmektedir.
En iyi korunma yolu hiç başlamamaktır.

Maddeden kurtuluş mümkün

  • Bağımlılık düzelebilir ancak tam olarak iyileşmenin gerçekleşmesi için ciddi bir çaba ve zaman gerekmektedir.
  • Kişinin tedavi olmayı istemesi ve kendini hazır hissetmesi en önemli aşamadır.
  • Bu süreçte doğru iletişim ve bağımlının yaşadıklarını yakınlarıyla paylaşması önemlidir.
  • Bağımlılık tedavisi kişiye, kullanılan maddenin cinsine ve kullanım süresine göre değişiklik gösterir.
  • Maddeyi kişinin tek başına bırakması neredeyse imkânsızdır, muhakkak uzman yardımı alınmalıdır.

Risk faktörleri

  • Psikolojik sorunları olan ya da herhangi bir madde bağımlılığı bulunan ebeveynin çocukları daha büyük risk altındadırlar
  • Ebeveyn-çocuk arasında bağlanma ve ilgi eksikliği (özellikle 'Baba' rolünün ev ortamında eksikliği)
  • Sınıfta aşırı utangaçlık ya da şiddet içeren davranışlar
  • Okul başarısında düşüş

Önleme önemlidir!

Toplumda bağımlılık yapıcı maddelerin kullanılmasını ve yayılmasını önleme çalışmaları, bu maddelerin yarattığı bireysel ve toplumsal sorunları en aza indirmek ve toplumda sağlıklı davranışların gelişmesini sağlamak amacıyla yapılmaktadır.

  • Bağımlılık, geliştikten sonra tedavisi oldukça güç olan bir hastalıktır.
  • Uygulanan uzun süreli tedavilerin maliyeti çok yüksektir.
  • İyileştikten sonra gerekli sosyo-psikolojik tedbirler alınmazsa, bağımlılığın yineleme oranı çok yüksektir.
  • Madde kullanımının insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkisi nedeniyle ülkenin sağlık harcamaları artmaktadır.
  • Her türlü önleme programı maliyetinin, tedavi maliyetinden daha düşük olduğu gözlenmiştir.

 Ayrıntılı bilgi için tbm.org.tr adresini tıklayınız.

SIKÇA SORULAN SORULAR

  • MADDE BAĞIMLILIĞI HAKKINDA MERAK EDİLEN SORULAR VE CEVAPLARI

Uyuşturucu madde bağımlılığı nedir?

Madde bağımlılığı, vücudun işlevlerini olumsuz yönde etkileyen maddelerin kullanılması, bundan dolayı zarar görüldüğü hâlde bu maddelerin kullanımının bırakılamamasıdır. Bağımlı, madde kullanımına ara verdiğinde yoksunluk belirtileri yaşar. Zamanla madde kullanım sıklığını ve dozunu artırır.

Aşağıdakilerden sadece 3'ünün 12 aylık bir süre içerisinde görüldüğü kişi bağımlıdır.

  • Kullanılan madde miktarının sorunlara rağmen giderek artırılması.
  • Bırakma çabalarının boşa çıkması.
  • Maddeyi sağlamak, kullanmak veya bırakmak için çok fazla zaman harcanması.
  • Sosyal, mesleki ve kişisel etkinliklerin azaltılması veya bırakılması

Etkileri

Uyuşturucu olarak kullanılan maddelerin kimyasal yapıları birbirinden farklıdır. Kullanıldıklarında merkezi sinir sisteminin farklı bölümlerini etkileyerek fiziksel ve psikolojik tahribata yol açarlar.

Uyuşturucu maddelerin hiçbir güvenli kullanım şekli yoktur. Kullanan herkes için bağımlı olma riski eşittir. Hücrelerimiz vücuda giren her maddeyi tanır ve bir daha unutmamak üzere hafızasına alır.

Hücresel öğrenme süreci denen bu durum herkes için geçerlidir.

  • Aklı ve iradeyi işlemez hale getirir. Kişiyi normal yaşam ve davranışlarından uzaklaştırır.
  • Bulantı, kusma, karın ağrıları, kabızlık, ishal, mide ve bağırsak spazmlarına/kanamalarına sebep olur.
  • Tüm iç organların zarar görmesine ve buna eşlik eden bir dizi hastalığa neden olur.
  • Zehirlenmelere ve bu yolla gelen ölümlere sebep olur.
  • Uyuşturucular, bireyin çevreye uyum yeteneğini azaltır. Bağımlı giderek aileden ve çevresinden kopararak, yalnızlaşır. Çoğu zaman bu tabloya ağır bunalımlar eşlik eder.

Ne yapmalı?

  • Eğer kişi maddenin etkisi altında ise onunla bu durumda konuşmanın yararı olmaz.
  • Kendinizi hazır hissetmeden onunla konuşmayın.
  • Açık, samimi ve inandırıcı olun, öğüt vermeyin.
  • Genellemeler yapmaktan kaçının.
  • Korkularınıza dayanarak konuşmayın.
  • Onu etiketlemekten kaçının, çünkü “kullanıcı olarak” etiketlenen kişiye yaklaşmak çok zordur.
  • Önyargılarınızın farkına varın (“Bunlar iflah olmaz”), böylece yanlış iletişim kurma olasılığını azaltırsınız.
  • Kendinizi onun yerine koymayı deneyerek onun düşünce, yaşantı ve korkularını anlamaya çalışın.
  • Uzman yardımı alması için samimi bir yaklaşımla onu ikna edin.

Ne yapmamalı?

  • Kabullenmeme-İnkâr: “Yok, benim çocuğum asla kullanmaz.”
  • Kendini ve eşini suçlama: “Bu çocuk senin yüzünden böyle oldu.” “Biz iyi anne-baba olamadık.”
  • Hayal kırıklığı, çaresizlik duygusu: “Ben seni bunun için mi yetiştirdim?” “Her şey bitti, artık hiçbir şey eskisi gibi olamaz.”
  • Öfke: “Benim böyle bir çocuğum olamaz!”
  • Çocuğu suçlama ve aşağılama: “Senden hiçbir şey olmaz.”
  • Uç kararlar alma: “Okul hayatın bitti.”

Önleyici faktörler

  • Uyuşturucu maddeler ile ilgili yaşa uygun doğru bilgilenme
  • Güçlü ve pozitif aile bağları
  • Anne-Babaların çocuklarıyla ilgili olmaları ve çocuklarının kimlerle arkadaşlık ettiğinden haberdar olmaları
  • Aile içi kuralların açık olması ve herkesin bunlara uyması
  • Okulda başarılı olma
  • Okul, STK'lar ve kulüpler gibi kurumlarla kurulmuş güçlü bağlar

Tedavi için

Madde kullanan ve tedavi olmak isteyen, bu konudaki problemlerine çözüm arayan kişi ve yakınları hastanelere bağlı Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezleri (AMATEM) ile psikiyatri kliniklerine başvurarak tedavi olabilirler. Hasta ve doktor işbirliğiyle yürütülen tedavi, 2-6 hafta arasında hastanede yatarak arındırma ve bir yıl süre ile psiko-sosyal tedavi şeklinde gerçekleşmektedir.
En iyi korunma yolu hiç başlamamaktır.

Maddeden kurtuluş mümkün

  • Bağımlılık düzelebilir ancak tam olarak iyileşmenin gerçekleşmesi için ciddi bir çaba ve zaman gerekmektedir.
  • Kişinin tedavi olmayı istemesi ve kendini hazır hissetmesi en önemli aşamadır.
  • Bu süreçte doğru iletişim ve bağımlının yaşadıklarını yakınlarıyla paylaşması önemlidir.
  • Bağımlılık tedavisi kişiye, kullanılan maddenin cinsine ve kullanım süresine göre değişiklik gösterir.
  • Maddeyi kişinin tek başına bırakması neredeyse imkânsızdır, muhakkak uzman yardımı alınmalıdır.

Risk faktörleri

  • Psikolojik sorunları olan ya da herhangi bir madde bağımlılığı bulunan ebeveynin çocukları daha büyük risk altındadırlar
  • Ebeveyn-çocuk arasında bağlanma ve ilgi eksikliği (özellikle 'Baba' rolünün ev ortamında eksikliği)
  • Sınıfta aşırı utangaçlık ya da şiddet içeren davranışlar
  • Okul başarısında düşüş

Önleme önemlidir!

Toplumda bağımlılık yapıcı maddelerin kullanılmasını ve yayılmasını önleme çalışmaları, bu maddelerin yarattığı bireysel ve toplumsal sorunları en aza indirmek ve toplumda sağlıklı davranışların gelişmesini sağlamak amacıyla yapılmaktadır.

  • Bağımlılık, geliştikten sonra tedavisi oldukça güç olan bir hastalıktır.
  • Uygulanan uzun süreli tedavilerin maliyeti çok yüksektir.
  • İyileştikten sonra gerekli sosyo-psikolojik tedbirler alınmazsa, bağımlılığın yineleme oranı çok yüksektir.
  • Madde kullanımının insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkisi nedeniyle ülkenin sağlık harcamaları artmaktadır.
  • Her türlü önleme programı maliyetinin, tedavi maliyetinden daha düşük olduğu gözlenmiştir.

 Ayrıntılı bilgi için tbm.org.tr adresini tıklayınız.

Источник: https://www.yesilay.org.tr/tr/bagimlilik/madde-

Acıbadem Sağlık Grubu | Acıbadem

Bağımlılıkta Aşermeye Yeni Çözüm!
Acıbadem Üniversitesi, 2007 yılında Acıbadem Sağlık ve Eğitim Vakfı tarafından kurulan sağlık alanında tematik bir üniversitedir.

Sağlık hizmetlerinde 25 yılı aşkın deneyim ve bilgi birikimiyle oluşan Acıbadem kültürünü yükseköğretime taşıyan üniversite; güçlü akademik kadrosu, gelişmiş teknolojik altyapısı ile alanında donanımlı ve sürekli gelişime açık sağlık profesyonelleri yetiştirmeyi hedefliyor.

Araştırma odaklı Acıbadem Üniversitesi’ndeki dünyadaki en kapsamlı kilinik simülasyon eğitim merkezlerinden biri olan CASE’te, öğrencilerin yanı sıra sağlık profesyonelleriyle de eğitimler gerçekleştiriyor.

Acıbadem'in Öncüsü Yenilendi

Hizmet alanını 2.5 katına çıkararak Acıbadem Sağlık Grubu'nun en büyük hastanesi olan Acıbadem Maslak 364 yatak kapasitesiyle hizmet veriyor. Tıbbın tüm alanlarında hizmet sunan Acıbadem Maslak Hastanesi’nde radyoterapi cihaz parkı ile kanser alanında da tanı ve tedavi hizmetleri yürütülüyor.

SAYILARLA ACIBADEM SAĞLIK GRUBU

  • YILLIK ORTALAMA HASTA SAYISI

KİŞİSEL VERİLERİN ELDE EDİLMESİ VE İŞLENMESİ İLE İLGİLİ BİLGİLENDİRME FORMU

Acıbadem Sağlık Hizmetleri ve Ticaret A.Ş. (“Acıbadem”) ve Acıbadem’in hakim ve bağlı şirketleri (hepsi birlikte “Acıbadem Grubu” olarak anılacaktır.

) tarafından, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“Kanun”) ve ilgili mevzuat kapsamında Veri Sorumlusu sıfatıyla, kişisel verileriniz, aşağıda açıklanan çerçevede ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, Özel Hastaneler Yönetmeliği ve Sağlık Bakanlığı düzenlemeleri ve sair mevzuata uygun olarak işlenebilecektir.

1. Kişisel Verilerin elde Edilmesi, İşlenmesi ve İşleme Amaçları

Kişisel verileriniz Acıbadem Grubu tarafından sağlanmakta olan kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amaçlarıyla ve Acıbadem Grubu şirketlerinin faaliyet konularına uygun düşecek şekilde; sözlü, yazılı, görsel ya da elektronik ortamda, çağrı merkezi, internet sitesi, sözlü, yazılı ve benzeri kanallar aracılığıyla elde edilmektedir. Sağlık verileriniz başta olmak üzere özel nitelikli kişisel verileriniz ve genel nitelikli kişisel verileriniz, Grup tarafından aşağıda yer alanlar dâhil ve bunlarla sınırlı olmaksızın bu maddede belirtilen amaçlar ile bağlantılı, sınırlı ve ölçülü şekilde işlenebilmektedir:

  • Kimlik bilgileriniz: Adınız, soyadınız, T.C. Kimlik numaranız, pasaport numaranız veya geçici TC Kimlik numaranız, doğum yeri ve tarihiniz, medeni haliniz, cinsiyetiniz, sigorta veya hasta protokol numaranız ve sizi tanımlayabileceğimiz diğer kimlik verileriniz.
  • İletişim Bilgileriniz: Adresiniz, telefon numaranız, elektronik posta adresiniz ve sair iletişim verileriniz, müşteri temsilcileri ya da hasta hizmetleri tarafından çağrı merkezi standartları gereği tutulan sesli görüşme kayıtlarınız ile elektronik posta, mektup veya sair vasıtalar aracılığı ile tarafımızla iletişime geçtiğinizde elde edilen kişisel verileriniz.
  • Muhasebesel Bilgileriniz: Banka hesap numaranız, IBAN numaranız, kredi kartı bilginiz, faturalama bilgileriniz gibi finansal verileriniz.
  • Sağlık hizmetlerinin finansmanı ve planlaması amacıyla özel sağlık sigortasına ilişkin verileriniz ve Sosyal Güvenlik Kurumu verileriniz.
  • Hastane veya tıp merkezlerimizi ziyaret etmeniz halinde güvenlik ve denetim amaçlı tutulmakta olan kamera kayıtları görüntüleriniz.
  • Otoparkı kullanmanız halinde araç plaka veriniz.
  • Sağlık Bilgileriniz: Laboratuvar sonuçlarınız, test sonuçlarınız, muayene verileriniz, randevu bilgileriniz, check-up bilgileriniz, reçete bilgileriniz dahil ancak bunlarla sınırlı olmaksızın tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi sırasında veya bunların bir sonucu olarak elde edilen her türlü sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel verileriniz.
  • www.acibadem.com.tr sitesine veya www.acibadem.com.tr/AcibademOnline/TR/MainPage adresine gönderdiğiniz veya girdiğiniz sağlık verileriniz ve sair kişisel verileriniz.
  • Acıbadem’e veya Acıbadem Grup şirketlerinden herhangi birine iş başvurusunda bulunmanız halinde bu hususta temin edilen özgeçmiş dâhil sair kişisel verileriniz ile Acıbadem Grubu çalışanı ya da ilişkili çalışan olmanız halinde hizmet akdiniz ve işe yatkınlığınız ile ilgili her türlü kişisel verileriniz.

Acıbadem Grubu tarafından elde edilen her türlü kişisel veriniz (Özel nitelikli kişisel veriler de dahil fakat bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) aşağıdaki amaçlar ile işlenebilecektir:

  • Kimliğinizi teyit etme,
  • Kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi.
  • İlgili mevzuat uyarınca Sağlık Bakanlığı ve diğer kamu kurum ve kuruluşları ile talep edilen bilgilerin paylaşılması.
  • Hastane ve Tıp Merkezlerimizin iç işleyişi ile günlük operasyonların planlanması ve yönetilmesi.
  • Hastane Yönetimi, Hasta Hakları, Hasta Deneyimi bölümleri tarafından hasta memnuniyetinin ölçülmesi, arttırılması ve araştırılması.
  • İlaç temini.
  • Randevu almanız halinde randevu hakkında sizi haberdar edebilme.
  • Risk yönetimi ve kalite geliştirme aktivitelerinin yerine getirilmesi.
  • Sağlık hizmetlerini geliştirme amacıyla analiz yapma.
  • Hasta Hizmetleri, Mali İşler, Pazarlama bölümleri tarafından sağlık hizmetlerinizin finansmanı, tetkik, teşhis ve tedavi giderlerinizin karşılanması, müstehaklık sorgusu kapsamında özel sigorta şirketler ile talep edilen bilgilerin paylaşılması.
  • Araştırma yapılması.
  • Yasal ve düzenleyici gereksinimlerin yerine getirilmesi.
  • Sağlık hizmetlerinin finansmanı kapsamında özel sigorta şirketler ile talep edilen bilgileri paylaşma.
  • Kalite, Hasta Deneyimi, Bilgi Sistemleri bölümleri tarafından risk yönetimi ve kalite geliştirme aktivitelerinin yerine getirilmesi.
  • Hasta Hizmetleri, Mali İşler, Pazarlama bölümleri tarafından hizmetlerimiz karşılığında faturalandırma yapılması ve anlaşmalı olan kurumlarla ilişkinizin teyit edilmesi.
  • Pazarlama, Medya ve İletişim, Çağrı Merkezi bölümleri tarafından kampanyalara katılım ve kampanya bilgisi verilmesi, Web ve mobil kanallarda özel içeriklerin, somut ve soyut faydaların tasarlanması ve iletilebilmesi.

İlgili mevzuat uyarınca elde edilen ve işlenen Kişisel Verileriniz, Acıbadem veya Acıbadem Grubu’na ait fiziki arşivler ve/veya bilişim sistemlerine nakledilerek, hem dijital ortamda hem de fiziki ortamda muhafaza altında tutulabilecektir.

2. Kişisel Verilerin Aktarılması

Kişisel verileriniz, Kanun ve sair mevzuat kapsamında ve yukarıda yer verilen amaçlarla Acıbadem ve Acıbadem Grubu tarafından Acıbadem Grubu’na dahil olan şirketler ile, Özel sigorta şirketleri, Sağlık bakanlığı ve bağlı alt birimleri, Sosyal Güvenlik Kurumu, Emniyet Genel Müdürlüğü ve sair kolluk kuvvetleri, Nüfus Genel Müdürlüğü, Türkiye Eczacılar Birliği, Mahkemeler ve her türlü yargı makamı, merkezi ve sair üçüncü kişiler, yetki vermiş olduğunuz temsilcileriniz, avukatlar, vergi ve finans danışmanları ve denetçiler de dâhil olmak üzere danışmanlık aldığımız üçüncü kişiler, düzenleyici ve denetleyici kurumlar, resmi merciler dâhil sağlık hizmetlerini yukarıda belirtilen amaçlarla geliştirmek veya yürütmek üzere işbirliği yaptığımız iş ortaklarımız ve diğer üçüncü kişiler ile paylaşılabilecektir.

3. Kişisel Veri Elde Etmenin Yöntemi ve Hukuki Sebebi

Kişisel verileriniz, her türlü sözlü, yazılı, görsel ya da elektronik ortamda, yukarıda yer verilen amaçlar ve Acıbadem’in faaliyet konusuna dahil her türlü işin yasal çerçevede yürütülebilmesi ve bu kapsamda Acıbadem’in akdi ve kanuni yükümlülüklerini tam ve gereği gibi ifa edebilmesi için toplanmakta ve işlenmektedir. İşbu kişiler verilerinizin toplanmasının hukuki sebebi;

  • 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu,
  • 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu,
  • 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname,
  • Özel Hastaneler Yönetmeliği,
  • Kişisel Sağlık Verilerinin İşlenmesi ve Mahremiyetinin Korunması Yönetmeliği,
  • Sağlık Bakanlığı düzenlemeleri ve sair mevzuat hükümleridir.

Ayrıca, Kanun’un 6. maddesi 3.

fıkrasında da belirtildiği üzere sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel veriler ise ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbı teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir.

4. Kişisel Verilerin Korunmasına Yönelik Haklarınız

Kanun ve ilgili mevzuatlar uyarınca;

  • Kişisel veri işlenip işlenmediğini öğrenme,
  • Kişisel veriler işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme,
  • Kişisel sağlık verilerine erişim ve bu verileri isteme,
  • Kişisel verilerin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme,
  • Yurt içinde veya yurt dışında kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişileri bilme,
  • Kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması hâlinde bunların düzeltilmesini isteme,
  • Kişisel verilerin silinmesini veya yok edilmesini isteme,
  • Kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması hâlinde bunların düzeltilmesine ve/veya kişisel verilerin silinmesini veya yok edilmesine ilişkin işlemlerin kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,
  • İşlenen verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle kişinin kendisi aleyhine bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme hakkını haizsiniz.

Mezkûr haklarınızdan birini ya da birkaçını kullanmanız halinde ilgili bilgi tarafınıza, açık ve anlaşılabilir bir şekilde yazılı olarak ya da elektronik ortamda, tarafınızca sağlanan iletişim bilgileri yoluyla, bildirilir.

5. Veri Güvenliği

Acıbadem, kişisel verilerinizi bilgi güvenliği standartları ve prosedürleri gereğince alınması gereken tüm teknik ve idari güvenlik kontrollerine tam uygunlukla korumaktadır. Söz konusu güvenlik tedbirleri, teknolojik imkânlar da göz önünde bulundurularak muhtemel riske uygun bir düzeyde sağlanmaktadır.

6. Şikayet ve İletişim

Kişisel verileriniz teknik ve idari imkânlar dâhilinde titizlikle korunmakta ve gerekli güvenlik tedbirleri, teknolojik imkânlar da göz önünde bulundurularak olası risklere uygun bir düzeyde sağlanmaktadır. Kanun kapsamındaki taleplerinizi, “https://www.acibadem.com.tr/acibademonline/hastaverilerinkorunmasi.html” web adresindeki “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Uyarınca Başvuru Formu” nu doldurarak;

  • (i) Fahrettin Kerim Gökay Cad. No: 49 Altunizade, Istanbul, Türkiye adresine kargo ile ıslak imzanızı taşıyan bir dilekçe ile “Kurumsal Sekretarya” departmanı dikkatine Zarfına “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Kapsamında Bilgi Talebi” yazılarak gönderebilirsiniz,
  • (ii) Noter kanalıyla gönderebilir,
  • (iii) acibademsaglik@hs02.kep.tr adresine güvenli elektronik ya da mobil imzalı olarak, kayıtlı elektronik posta adresi veya sistemimizde kayıtlı elektronik e-posta adresiniz aracılığıyla ve/veya
  • (iv) Acıbadem’e hitaben yazdığınız “word veya pdf.” formatındaki bir dosyayı güvenli eimza ile imzalayarak kisiselveri@acibadem.com ‘a e-posta’nın konu kısmına “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Bilgi Talebi” yazarak iletebilirsiniz.

Kanun kapsamındaki taleplerinizi, https://www.acibadem.com.tr/acibademonline/hastaverilerinkorunmasi.html web adresindeki “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Uyarınca Başvuru Formu” nu doldurarak ve formda belirtilen usullerle tarafımıza iletmenizi rica ederiz.

Daha iyi bir deneyim için konum izni vermelisiniz.

Источник: https://www.acibadem.com.tr/bagimlilikmerkezi/davranissal-bagimliliklar/

Sanal gerçeklik tedavisi: Bağımlılıkta hayır diyebilme becerisi

Bağımlılıkta Aşermeye Yeni Çözüm!

Hastanın “hayır” deme becerisini geliştirebilen tedavi yönteminde hasta istek yaşadığında o isteğin nasıl azaltılabileceğini, vücudunda ne gibi değişikliklerin olduğunu doktoru ile beraber görüyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi’nden Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, birçok psikiyatrik hastalıkta kullanılan sanal gerçeklik tedavisinin bağımlılıkta da kullanılmaya başlandığını belirterek sanal gerçeklikle “hayır” deme becerisinin geliştirildiğini söyledi.

Sanal gerçeklikte farklı bilgisayar teknikleri kullanılarak görsel, duyusal, dokunma ve koku gibi pek çok farklı duyuya hitap ederek dijital bir ortamın oluşturulduğunu kaydeden Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin şöyle konuştu:

Alkol ve madde bağımlılığı tanısıyla takip edilen hastalarda da alkol ve madde kullanma isteği olarak bilinen ‘aşerme’nin değerlendirilmesi, kişinin alkol ve madde isteği yaşadığında vücudunda olan değişiklikleri tanıması ve bunları tanıyarak istekle mücadele etmesi amacıyla yine sanal gerçeklik merkezli tedavi yöntemleri kullanılmaktadır.

Sanal gerçeklik gözlüğü takılı olan kişi sanal ortamda oluşturulmuş bir barda ya da bir partide ne gibi sorunlar yaşadığını, isteğin nasıl oluştuğunu deneyimlemekte ve buna karşı tedavi sürecinde gerekli önlemlerin alınabilmesi sağlanmaktadır.

Terapide kullanılacak

Sanal gerçeklik tedavisi birçok alanda kullanılıyor. En yaygın kullanım şekli ise VR gözlükleri. VR gözlükler çok daha ucuz ve son kullanıcıya inmesinin sağlanmasıyla beraber artık daha çok kullanılabilir hale gelecek. Psikiyatride belki 10 yıldır kullanılıyor ama laboratuvar ortamında ve daha pahalı cihazlarla kullanılıyor.

Bu cihazları alan psikiyatri hekimleri ve psikologlar uygun programları kullanarak hastaları için terapide kullanabilecekler. Sanal gerçeklik gözlükleri yaklaşık 10 yıldır araştırma amacıyla kullanılıyordu.

Artık bağımlılık tedavisinde de kullanılıyor. Geçmiş yıllardan beri kullanılan hali exposure dediğimiz tedavi. Yani özellikle anksiyete, panik atak ve fobilerde kullanılabilir.

Diyelim ki kişinin yükseklik korkusu var.

Yükseklik korkusunda terapide çalışırken sizin onu maruziyet tedavisini yapabilmeniz için yüksek bir yere çıkartmanız lazım.

Ofisinizden çıkacaksınız, yüksek bir yere gideceksiniz, asansör korkusu varsa asansöre alacaksınız, asansörde terapist ona eşlik edecek ama sanal gerçeklik gözlükleriyle beraber siz bunu hastanız odanızdayken yapabilir hale geleceksiniz.

Önceden hazırlanmış ortamların içine aslında sanal gerçeklik gözlüğünü kullanarak hastayı sokmuş olacaksınız.

Bağımlılık hastalarının en sık şikayet ettiği konulardan biri de aşırı istek. Sanal gerçeklik tedavisi tam da bu noktada devreye giriyor. Tedavi devam ederken kişi uyarıcı maddeden alkolden uzak ama ‘Kimi zaman istek yaşıyorum ve bu istekle baş edemiyorum’ diyor. Sanal gerçeklik gözlükleri o zaman bize ne sunacak?

Kişinin hangi ortamda nerede nasıl istek yaşadığını az çok tahmin ediyoruz. Örneğin alkol tüketilen bir ortam, sigara içilen bir yer, madde kullanılan yerler. Biz tedaviye devam ederken ofisimizden çıkmadan bu cihazların yardımıyla ona eşlik ederken hastaya o ortamlarda bulunma şansını vereceğiz.

O aşırı istek gelecek, isteği yaşayacak ve istekle mücadele ederken yanında bir profesyonel olacak. Psikiyatristi, psikoloğu ya da terapisti olacak, ona nasıl mücadele edeceğini biz orada hastaya göstereceğiz.

Hayır deme becerisi kazandırıyor

Sanal gerçeklik tedavisi sayesinde kişinin yaşadığı istek karşısında hayır deme becerisini kazanılabileceğini belirten Çetin, yöntemin hastayı güçlendiren bir yöntem olduğunu söyledi. Gözlük şeklinde kullanılan yöntemin iki farklı açıdan önemli olduğunu belirten Çetin, şunları söyledi:

“Birincisi istekle baş etme, craving yani istek geldiğinde onunla baş etmeyi hastaya öğreteceksiniz çünkü biz biliyoruz ki bağımlılık tedavisinde istek bir yerde yaşanıyor, bunu hastaya göstermiş olacağız.

İkincisi bizim hastalarımızda fazla güven vardır, ‘Ben madde kullana arkadaşlarımın yanına gidersem hiç sorun yaşamam, ben alkol tüketilen ortamlara girerim alkol içmem, çok rahat ederim’ gibi tedavinin başında kendine çok güveni olan ve bizim için riskli durumların ortaya çıkacağı haller vardır.

Hastayı taburcu ederiz, poliklinik süreci devam eder. Haber alırız, derler ki ‘Ben alkol tüketilen bir mekâna girdim, alkol teklif edildi, hayır diyemedim ve içtim’ der.

O zaman biz ona diyeceğiz ki ‘Bakın önümüzdeki haftalarda aylarda böyle haller yaşayabilirsiniz, gelin biz sizi bizim eşliğimizde alkolün olmadığı, maddenin olmadığı steril sentetik ortamlarda bulunduralım bu gözlükle.

Bakalım ne hissediyorsunuz? Hasta ne kadar kararlı olduğunu söylese de yaşayacağı bu sanal deneyimle vücudundaki değişiklikleri tespit etmek ve anında müdahale etmek mümkün olacak.”

Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, sanal gerçeklik tedavisinin alkol, madde ve davranışsal bağımlılıkların tedavisinde kullanabileceğini söyledi.

2018 yılı hayatımızda çok şeyi değiştirecek!

Источник: https://indigodergisi.com/2017/01/bagimlilikta-sanal-gerceklik-tedavisi/

Bağımlılıkta aşermeye yeni çözüm! – Üsküdar GazetesiÜsküdar Gazetesi

Bağımlılıkta Aşermeye Yeni Çözüm!

Bağımlılık tedavisinde vücudun alkol ve maddeden temizlenmesi en öncelikli hedefler arasındayken maddeye karşı hissedilen isteğin azaltılması da bir o kadar önemli.

Uzmanlar bağımlı hastaların neredeyse yarısının alkol/madde kullanma isteği ile baş etmekte zorlandığını söylüyor. Bağımlılık tedavisini kolaylaştıracak bir uygulama Türkiye’de ilk kez uygulanmaya başladı.

Derin TMU hastaların maddeye aşerme isteğini azaltıyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi, bağımlılık, şizofreni, Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) gibi pek çok hastalığın tedavisinde kullanılan Derin TMU (Deep TMS) yöntemini danışanlarının hizmetine sunuyor.

Derin TMU (Deep TMS) yöntemiyle ilgili bilgi veren NPİSTANBUL Beyin Hastanesi AMATEM Koordinatörü Prof. Dr.

Nesrin Dilbaz, Derin TMU’nun beynin klasik TMU ile uyarılamayan derin bölgelerini uyarma imkânı sağlayan bir teknoloji olduğunu belirterek; “Aslen klasik TMU ile aynı etkiyi yapmasına karşın bu cihaz, daha derinlere uyarı verebilmektedir. Ülkemizde bu teknoloji şu an sadece NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nde kullanılmaktadır” dedi.

Derin TMU’nun (Deep TMS) beynin derin yapılarına etki edebilen TMU uygulaması olduğunu kaydeden Prof.Dr. Dilbaz, “Cihazda kullanılan başlığın özellikleri sayesinde farklı hastalıklarda farklı beyin bölgelerine uyarım verilebilmektedir.

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB), Erişkin Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu ve diğer bazı psikiyatrik hastalıklarda etkili olduğuna dair çalışma bulguları bulunmakta ve kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Derin TMU uygulamasının Depresyon ve Bipolar Bozuklukta kullanımı FDA ve CE onaylıdır.

Özellikle Depresyon tedavisinde Amerika’da, Kanada’da, Avustralya’da, Almanya’da, Belçika’da, İtalya’da ve daha başka Avrupa ve Güney Amerika ülkelerinde geniş olarak kullanılmaktadır” diye konuştu.

Bağımlılık ve Obsesif Kompulsif Bozukluk – OKB’de etkili tedavi sunuyor

Derin TMU’nun Depresyon, Şizofreni, Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) ve Bağımlılık gibi birçok hastalığın tedavisinde kullanıldığını ifade eden Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, özellikle klasik TMU yönteminin az etkili olduğu Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) ve bağımlılık tedavilerinde, Derin TMU yöntemini tercih ettiklerini söyledi.

Bağımlılık, tedavisi zor bir beyin hastalığıdır

Bağımlılığın tedavisi zor bir hastalık olduğunu hatırlatan Prof.Dr.

Dilbaz, tedavide bozulmuş olan beyin bölgelerinin düzenlenmesinin önemine işaret ederek şunları söyledi: “Günümüzde bağımlılığın aynı şizofreni gibi kronik ve tekrarlayıcı seyreden bir beyin hastalığı olduğu ya da şeker hastalığı gibi uzun soluklu tedavisi olan kronik bir hastalık olduğu bilinmektedir.

Bağımlılık bir irade bozukluğu, kişilik eksikliği ya da ahlaki zayıflıktan dolayı ortaya çıkmamaktadır. Beynin derinlerinde bulunan ödül merkezi dediğimiz alanlarda dopamin gibi nörotransmitter olarak adlandırılan hormonlardaki hücresel değişiklikler sebebi ile oluşmaktadır. Bağımlılığın tedavisinde bozulmuş olan bu beyin bölgelerinin düzenlenmesi önem kazanmaktadır.”

Bağımlılık tedavisinde en etkili yöntem: Derin TMU

Derin TMU yönteminin bağımlılık tedavisinde kullanılan etkili bir yöntem olduğunu belirten Prof.Dr.

Nesrin Dilbaz, “Bağımlılık tedavisindeki hedef öncelikle kullanılan alkol/maddenin vücuttan atılması sonra da bu maddeye karşı hissedilen arzunun/isteğin (aşerme) azaltılmasıdır.

Bağımlılık hastalarının neredeyse yarısı tedavi protokolünde halen uygulanmakta olan ilaç tedavisi, konuşma terapisi, aile terapisi gibi tedavi yöntemlerine rağmen alkol/madde kullanma isteği ile baş etmekte zorlanmaktadırlar” diye konuştu.

Prof.Dr. Dilbaz, Derin TMU yöntemiyle ilgili şu bilgileri verdi: “Insula, Anterior Singulat Korteks gibi beyin bölgelerinin bizim halen kullanmakta olduğumuz klasik TMU yöntemleri ile uyarılması pek mümkün olmadığından bağımlılık hastalarında özellikle aşermeyi (alkol/madde kullanma isteği) azaltmak için derin TMU tedavisi uygulanmaktadır.

Derin TMU uygulamasındaki amaç, derin beyin bölgelerinin TMU yöntemi ile uyarılmasıdır. Son yıllarda yapılan çalışmalarda Derin TMU tedavisinin bağımlılık hastalarının aşerme dediğimiz sigara/alkol/madde kullanma isteklerini azalttığını ortaya koymaktadır.

Derin TMU uygulaması ile aşermenin azalmasının yanında bireyde madde kullanımına sebep olan dürtüsel davranışların azalmasını ve kişinin sağlıklı karar verme yeteneğinde iyileşme sağlayarak da yardımcı olmaktadır. Bu alanların uyarımı sonucu bağımlılık yapıcı maddeye ilgi azalır kişinin kendini kontrol yeteneği artar.

Bağımlılık yapıcı maddelere daha dirençli hale gelir. Seans süreleri hastanın kullanmakta olduğu madde tipine, miktarına ve sıklığına göre değişmektedir.”

Hangi durumlarda Derin TMU gereklidir?

Prof.Dr. Nesrin Dilbaz, bağımlılık hastalarında özellikle tedavi sonrası nüksetmenin söz konusu olduğu hallerde, hastanın bilinen tedavilere rağmen bağımlılık yapıcı maddeyi araması halinde Derin TMU yönteminin kullanılması gerektiğine dikkat çekti.

Bağımlılık hastalarının %60-70’ine depresyon, anksiyete bozukluğu, psikoz gibi diğer psikiyatrik hastalıkların eşlik etmekte olduğunu kaydeden Prof.Dr. Nesrin Dilbaz, “Derin TMU uygulamaları eşlik eden psikiyatrik hastalığın bağımlılıkla birlikte tedavi edilmesinde etkili olmaktadır” dedi.

Derin TMU sağlık açısından risk taşır mı?

Derin TMU’nun klasik TMU’da olduğu gibi düşük riskli bir uygulama olduğunu ifade eden Prof.Dr.

Dilbaz, “Derin TMU, klasik TMU’da olduğu gibi diğer beyin uyarım yöntemleriyle karşılaştırıldığında hastaya girişimsel işlem yapılmadığından dolayı çok düşük riskli bir uygulama olarak değerlendirilmektedir.

Bu yöntem beyinde herhangi bir hasar bırakmaz. Ancak en güvenli biçimde kullanılması için öncesinde uzman hekim tarafından hastanın değerlendirilmesi gerekir” diye konuştu.

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) tedavisinde Derin TMU kullanımı

Obsesif Kompulsif Bozuklukta (OKB) akıldan çıkarılamayan saplantılı düşünceler ve tekrarlayan davranışlar görüldüğünü belirten Prof.Dr. Nesrin Dilbaz, “Bu bozuklukta birçok hasta ilaç tedavisine dirençli olabilir.

Öyle ki tedavi başarısız olduğu için birçok hasta bu bozuklukla yaşamak zorunda kalmaktadır. Hastalarda Derin TMU ile anterior singulat alan gibi beyin bölgeleri uyarılarak düşünceler ve davranışlar üzerindeki kontrol arttırılabilir.

OKB’nin şiddetli durumlarında veya ilaçlara yanıtsızlık durumunda Derin TMU kurtarıcı olabilir” dedi.

Derin TMU uygulamasının kullanıldığı alanlar;

  • Alkol bağımlılığı,
  • Sigara bağımlılığı,
  • Kokain bağımlılığı,
  • Multipl Skleroz-Halsizliği gidermede,
  • Nöropatik ağrı,
  • Obsesif Kompulsif Bozukluk,
  • Otizm-İletişim becerilerini artırmada,
  • Parkinson hastalığı,
  • Alzheimer Hastalığı,
  • Şizofreni-Negatif belirtiler
  • Ayrıca dirençli nöro/psikiyatrik bozukluklar için CE onayı bulunmaktadır.

Источник: https://www.medyauskudar.com/bagimlilikta-asermeye-yeni-cozum.html

Hamilelikte Tatlı Aşerme ve Tatlı Yeme İsteği

Bağımlılıkta Aşermeye Yeni Çözüm!

9 aylık gebelik periyodunda kadınların pek çok sorunla mücadele ettiği bilinir. Bunların arasında sebepsiz yere oluşan aşermeler de vardır.

Beslenme uzmanları ve doktorlar da konuya farklı bakış açıları getirirken, bu yazımızda uzmanlardan derlediğimiz bilgiler ışığında hamilelikte tatlı aşerme konusuna değineceğiz.

Ayrıca neden tatlı yeme isteği oluştuğundan ve tatlı krizlerinin nasıl önüne geçebileceğinizi söz edeceğiz. Keyifli okumalar…

Hamileler neden aşerir?

Doğrudan hamilelikte tatlı aşermek konusuna girmeden önce, bunun neden oluştuğunu açıklamak gerekiyor.

Bazı beslenme uzmanları ve doktorlar belli gıdaları aşermenin anlamı olduğunu, yani tesadüf olmadığını söylüyor.

Örnek vermek gerekirse, yüksek miktarda buzlu yiyecekler veya besin değeri olmayan ürünleri aşeriyorsanız, bu demir ya da çinko eksikliğiyle bağlantılı olabileceği söyleniyor.

Benzer şekilde kırmızı et isteği de protein eksikliğiyle ilgili bir durum. Yani kimi zaman aşermek tesadüfi olsa da, bazen anlamlı sebepleri de oluyor. Dolayısıyla gebelik dönemini sağlıklı beslenerek atlatan kadınlarda aşerme çok daha az görülüyor.Ancak bu konuda tamamen kanıtlanmış veriler bulunmuyor.

Hamilelikte tatlı krizi yaşayan kadınlarda çikolata isteği sık sık görülen bir durumdur, Uzmanlara göre magnezyum eksikliği çikolata ve tatlı aşerme isteğini doğurabiliyor. Ancak şu da bir gerçek ki fasulye, fındık ya da ıspanak gibi yeşil sebzeler de aslında yeteri miktarda magnezyum ihtiva ediyor.

 Dolayısıyla sadece magnezyum eksikliğini tatlı krizleri ile bağdaştırmak çok anlamlı değil.

Yeteri miktarda kalori alamayan ve kan şekeri düşen anne adayları da aynı şekilde tatlı yiyecekler tüketmek itebiliyor Ancak genellikle bu isteklerin psikolojik olduğu ve kişinin gebelik öncesi de şekerli gıdalara düşkün olmasından dolayı da olabileceği düşünülmekte.

Yine diyetisyenlere göre, hamilelikte tatlı aşermenin önüne geçmek sağlıklı besinler ile mümkün. Anne adaylarının balık yağı ya da keten tohumu gibi faydalı yağlar tüketmesi de tatlı tüketme isteğinin oluşmasının önüne geçtiği tahmin ediliyor.

Gebelikte Tatlı Yeme İsteği Önlenebilir

Hamilelik döneminde vücudunuzda ciddi anlamda hormon değişimleri yaşanıyor. Bu dönemde sağlıklı besinler tüketmek şartken, aniden ortaya çıkan aşırı tatlı yeme isteği maalesef can sıkıcı oluyor.

Hamilelikte tatlı krizi zorlayıcı olsa da, sağlıklı bir diyete sadık kalmanız önemli.

Bu sadece bebeğin gelişimini etkilemiyor, aynı zamanda onun ileri hayatındaki besin seçimlerine de etki ediyor.

Bu yüzden hamilelikte tatlı aşermenin önüne geçilmesi gereken bir durum. İşte birkaç ipucu;

Muhtemelen hamilelik döneminizde aşereceksiniz ve bunun önlemini önceden alın. Bu dönemde şu alternatif yiyeceklere yönelebilirsiniz;

  • İçinde badem yağı, kakao gibi maddeler olan meyve ve sebze suları..
  • Bir miktar bal katılmış taze meyve püresi.
  • Badem yağıyla karıştırılmış muz.
  1. Buzdolabınızı meyveyle doldurun

Tatlı krizlerini engellemek için bol bol elma yiyin, yabanmersini tüketin. Sağlıklı – taze meyvelerle krizlerin önüne geçebilirsiniz.

Başarısız olma ihtimalini ortadan kaldırın. Bunun için de eğer evinizde ve ofisinzde sizi şekere yöneltecek yiyecekler varsa bunları ortadan kaldırın. Aksi takdirde, devamlı gözünüzün önünde olurlarsa dayanmanız daha zor olacaktır. Bunun yerine etrafınızda daha sağlıklı seçenekler bulunsun.

Yeterli miktarda folik asit almanız önemli. Folik asit eksikliği sizi hem yorgun ve bitkin hissettirir, hem de tatlı aşermenize neden olur.

Bknz: Hamilelikte Folik Asit Faydaları

Gebelik döneminde bol bol su içmek zaten çok önemliyken, aşermenin de bir numaralı düşmanı. Eğer vücudunuzda su eksikliği olursa, bu sizi aç hissettirecek ve tatlıya yöneltecektir.

Bknz: Hamilelikte Su Tüketimi

  1. Organik ve taze yiyecekleri tüketin

Birçok işlenmiş gıda şeker doludur ve bu yüzden de fazlasıyla bağımlılık yapıcıdır. Taze yiyecekler ise sizi daha uzun süre tok tutar, yağ depolamaz.

Egzersizlerinizi aksatmayın ve günlük aktivitelerinizi yapmaya devam edin. Hafif kardiyo ve yoga çalışmaları aşermenizin de önüne geçecektir.

     8 .Ara Öğün Yapın

Yemeklerden 2-3 saat sonra tüketeceğiniz ara öğünler kan şekerinizi dengelemenize yardım eder. Bu da kan şekerinizin düşmesi ile meydana gelen tatlı krizlerinin ve tatlı yeme isteklerinin önüne geçecektir. Uzun süreli aç kaldığınızda vücut kan şekerini hızlı yükselten çikolata, şeker ve şeker ihtiva eden gıdalara yönelecektir.

Bu konuda daha detaylı bilgi almak için lütfen aşağıdaki yorum bölümüne aklınıza takılanları yazınız!

Yorum yaptıktan sonra dilerseniz Hamilelik Belirtileri editörleri tarafından derlenmiş Gebelikte Kızartma Yemek Zararlı Mı? başlıklı yazımızı da okuyabilirsiniz.

Источник: https://www.hamilelikbelirtileri.co/hamilelikte-tatli-aserme/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.