Bağımlılıkta Yeni Tedavi Yöntemi!

içerik

Madde bağımlılığına çipli tedavi yöntemi

Bağımlılıkta Yeni Tedavi Yöntemi!

Dr. Burak Toprak, madde bağımlılığında çipli tedavini etkisi ve hastaların yaşadıkları sorunlar hakkında bilgiler verdi. Dr. Toprak, bağımlılık yapıcı maddeler içerisinde en tehlilerinden biri olan eroinin, kullanıldığı zaman hızlı bir şekilde beyni etkilediği için tek kullanımda dahi kullanıcıları bağımlı yapabildiğini söyledi.

Kullanıcılar, yaşadıkları olumsuz olaylarından dolayı yaşamış oldukları içsel acıları bastırabilmek için eroin gibi bağımlılık yapıcı maddeleri kullanıyor. Dr.

Toprak, “Madde bağımlıları genellikle ilk madde kullanımlarında yaşamış oldukları içsel çatışmaları bir nebze madde ile bastırdıklarını ancak bir sonraki kullanımlarda aynı etkiyi sağlayabilmek için gün geçtikçe daha fazla ve sıklıkta madde kullanmak zorunda kaldıklarını ve hiçbir zaman aynı etkiyi elde edemediklerini söylüyor. Bir müddet sonra neredeyse tüm zamanlarını madde bulmak, kullanmak ya da maddenin etkisinden kurtulmak için harcadıklarını bu nedenle ailelerine, sosyal aktivitelere ve mesleklerine zaman ayırmadıklarını ve tüm sosyal çevrelerini kaybettiklerinden yakınıyorlar. Bağımlı hastalar toplum tarafından dışlandıkları gibi ailelerini, iş yaşamlarını ve arkadaşlıklarını kaybediyorlar ve bu acıları bastırabilmek için daha fazla maddeye yöneliyorlar” dedi.

Bağımlılık umutsuzluğa neden oluyor diyen Dr. Toprak, “Bağımlı hastalar ve aileleri yeniden bağımsız bir hayata kavuşmanın özlemini çekmekte aynı zamanda her gün uyuşturucu maddenin pençesinde bağımlı hastaların ölüme bir adım daha yaklaştığını görmüyor.

Her yeni günde hem iç dünyalarında maddeyi bırakmakla ilgili bir umut aynı zamanda kurtulamayacaklarına dair umutsuzluk yaşıyorlar.

Maddeyi bırakmak için büyük çaba sarf etmekte ancak her defasında bu çabaların boşa gittiğini gören hastalar ve aileler her geçen umutlarını kaybediyor” ifadelerini kullandı.

“Eroin vücut fonksiyonlarının iflas etmesine ve ölüme sebep oluyor”

Dünyada uyuşturucuya bağlı gelişen hastalık ve ölümlere en fazla eroin neden olduğu bilgisini veren Dr. Toprak, “Dünya uyuşturucu raporuna göre, nüfusun yaklaşık yüzde 5'inin en az bir uyuşturucu madde kullandığı tahmin ediliyor. Madde bağımlısı olan her 6 kişiden sadece 1'i tedavi için başvuruyor.

Eroin kullanımı koklama, sigara gibi içme ya da damar yolu ile olabiliyor. Eroin kullananlarda karaciğer yetmezliği, böbrek hastalıkları, kalp kapak hastalıkları, depresyon, psikoz gibi psikiyatrik hastalık riskinde ciddi artışlar görülüyor.

Özellikle damardan kullanım sonrasında çeşitli bulaşıcı hastalıklara yakalanma riski yüksek olduğu saptandı. Sokakta satılan eroinin saflık oranı bilinmediği için kullanıcılar her kullanımda ölüm riski ile karşı karşıya kalıyor.

Avrupa uyuşturucu raporuna göre son yıllarda uyuşturucu kullanım yaşının düştüğü ve eroine bağlı ölümlerde ciddi artışlar yaşanıyor. Türkiye'de maddeye bağlı ölümlerde yüzde 43 oranında eroinin sorumlu olduğu belirtiliyor” diye konuştu.

“Eroin mantıklı kararlar almayı engelliyor”

Bağımlılık yapıcı maddelerin kişilerin doğru karar verme mekanizmasını bozarak mantıklı karar almalarını engellediği, daha agresif, kontrolünü kaybetmiş, ani kararlar veren bireyler haline dönüştürdüğü yapılan çalışmalarda ispatlandığını dile getiren Dr.

Toprak, “Bağımlı hastaların genellikle bağımlılığı kabul etmedikleri ve tedavi olmayı reddettikleri ya da uzun süreli tedaviye uyum sorunu yaşadıkları görülüyor. Ara ara tedavi olmaya dair motivasyonları artmakta ancak profesyonel destek olmadan uzun süreli motivasyonları devam edemiyor.

Özellikle yaşamı ile ilgili ani karar değişiklikleri yaşayan bağımlı hastalar bir an da tedaviyi reddedebiliyor” şeklinde konuştu.

“Bağımlılık çipi isteği azaltıyor ve uzun süreli koruma sağlıyor”

Madde bağımlılığı tedavisinde uygulanan bağımlılık çipi yöntemi hakkında bilgi veren Dr. Toprak, “Uzun yıllardır bağımlılıkta kullanılan ağızdan alınan ilaçlar mevcut.

Bağımlılıkta en az en az 1 yıl tedavi öneriliyor ancak ani karar değişikliğini sık sık yaşayan bağımlı hastalar bir müddet sonra tedaviyi reddetmekte ilaçlarını ve terapi sürecini yarıda bırakıyordu.

Diğer kronik hastalıklarda olduğu gibi bağımlı hastaları da sık sık ilaç almayı reddediyor, unutuyor ya da ben düzeldim diyerek tedaviyi yarıda bırakabildikleri için uzun etkili ilaçlar (bağımlılık çipi) geliştirildi.

Son yıllarda giderek kullanımı artan bağımlılık çipi olarak adlandırılan implant yönteminde kişilerin alt karın bölgesine cilt altına bu çipler yerleştirilmekte ve yaklaşık 3 ay boyunca etkilerini göstererek eroin bağımlılığı tedavisinde yüz güldürücü sonuçların alınmasını sağlıyor” açıklamalarında bulundu.

“Bağımlılık çipinde bulunan ilaç yılda 4 kez yenileniyor”

Dr. Toprak, “Bu çiplerin Türkiye'de Sağlık Bakanlığının onayladığı 3 aylık formları bulunuyor ve bu tedavi yöntemi ile bağımlıların eroin isteği azalıyor, eroini kullansa dahi isteği hazzı alamadığı için eroinden uzaklaşmasını sağlıyor.

Bağımlı hastalarının uzun süreli ağızdan ilaç kullanmak istemediği için genellikle bu yöntemi kullanarak gayet başarılı sonuçlar alabiliyoruz. Çip tedavisi özellikle ağızdan ilaç alımını tercih etmeyen hastalarda uygulamakta ve kliniğimizde gayet başarılı sonuçlar elde edebiliyoruz.

Hastalarımıza 1 yıl boyunca 4 kez bu çip tedavisini yenilemesini öneriyoruz. Bağımlılık çipinde bulunan ilaç 3 ay boyunca vücuda yavaş yavaş salınmakta ve kullanıcıların beyinlerinde eroinin bağlandığı kısımlara bağlanarak vücudun eroin isteğini büyük oranda azaltıyor.

Son yıllarda bağımlı hastalar için sık sık kullanılan bu yöntemin uygulanabilmesi için kişinin vücudunda eroin olmaması gerekmektedir.

Bu yüzden hastalarımızı en az 4 gün hastaneye yatırarak takip ediyoruz ve bu süreçte eroin kesilmesine bağlı oluşacak kriz dönemini ilaçlar sayesinde hafif bir şekilde atlatmasını sağlıyoruz. Bağımlılık çipini vücuduna yerleştirmeden önce yaptığımız idrar tetkiki ile vücudunda eroin olmadığından emin oluyoruz” dedi.

“Çip tedavisine eklenen psikoterapi başarı oranını artırıyor”

Çip tedavisi ile birlikte uygulanan psikoterapi tedavisinin başarı oranını artırdığını belirten Psikiyatri Dr.

Toprak şu bilgileri verdi: “Yatış süresince bir yandan hastanın kriz dönemini atlatmasını sağlarken bir yandan da hasta ve ailesini bağımlılık konusunda eğitimden geçiriyoruz.

Kişiyi maddeye iten nedenleri bir ekip ruhuyla saptıyoruz, yaşamış oldukları çatışmaların nedenleri ve nasıl çözebilecekleri ile ilgili terapi sürecini de başlatıyoruz.

Bağımlılık çip tedavisine ek olarak uyguladığımız terapi programları ile eroin bağımlılığından bir ömür kurtulmanın zor olmadığını gözlemlemekteyiz. Bağımlılık hastalarının umutlarını kaybetmeden bir an önce tedavi için profesyonel bir destek alması bağımlılığa bağlı gelişen iş kayıplarını önlemekte aynı zamanda bağımlılar ve ailelerin hayatını kurtarıcı olabiliyor”. 

  • Afyon
  • Aydın
  • Denizli
  • İzmir
  • Kütahya
  • Manisa
  • Muğla
  • Uşak
  • Adıyaman
  • Batman
  • Diyarbakır
  • Gaziantep
  • Kilis
  • Mardin
  • Siirt
  • ŞanlıUrfa
  • Şırnak
  • Adana
  • Antalya
  • Burdur
  • Hatay
  • Isparta
  • K.maraş
  • Mersin
  • Osmaniye

Источник: https://www.iha.com.tr/haber-madde-bagimliligina-cipli-tedavi-yontemi-634156/

Çözüm: Bağımlılık Tedavisi

Bağımlılıkta Yeni Tedavi Yöntemi!

Paylaş

                                                                        Arthur Schopenhauer                                                                                          

Bir durum sizin için problem olmaya başladıysa, değişime ihtiyaç duyuyorsunuz demektir. Değişim ihtiyacı söz konusuysa birbiriyle çelişen düşüncelerinizin bir arada olması neredeyse kaçınılmazdır.

Birbirine karşıt düşünce ya da isteklerin zihninde aynı anda varolduğu bu durum yani ambivalans, bağımlı bir kişide, hastalığını sürdürme isteği ve iyileşme isteğinin bir arada bulunması şeklinde görülebilir. Kişi, bağımlılığının görece konforlu sularında kalmayı istemek ile bağımlılığının yol açtığı sorunlar yüzünden ondan kurtulmayı istemek arasında bocalar durur.

Zihinde çatışma yaratan bir diğer unsur ise; bağımlılık hastalığının baskın doğası ile kişiye dair özelliklerin karar verme sürecinde birlikte rol almasıdır. Bağımlılık manipülatif bir hastalıktır; kişiye her koşulda bağımlılığına öncelik vermesini dayatır. Bu sebeple, birçok bağımlı, çevresi tarafından sorumsuz, bencil ya da öfkeli olmakla suçlanır.

Örneğin, kumar bağımlısı bir kişi, çevresi tarafından; faturalar için ayrılan parayla bahis yaptığı için “sorumsuz”, bahis yapmak için çocuğunun veli toplantısına gitmediğinde “bencil”, bahis yapmasın diye onu ikna etmeye çalışan yakınıyla mücadele ederken “öfkeli” bir kişi olarak tanımlanabilir. Bu sıfatlar kimi insan için doğru olmakla birlikte; bağımlılığın ileriki aşamalarında olan bir kişi için bu davranışlar yalnızca bağımlılığının birer semptomudur.

Kişiye yardımcı olabilmek önce onu anlamaktan geçer. İyi anlaşılmamış bir problem için geliştirilen “geçici çözüm”, yeni problemler yaratmaktan öteye gidemeyecektir. Bu yüzden, henüz göz atmadıysanız, tedavi sürecine geçmeden önce “PROBLEM” bölümünü okumanızı öneririm.

İdeal bir tedavi nasıl olmalı?

Bağımlı olunan madde ya da davranışın doğası ile kişiye dair özellikler tedavi planlaması yapılırken birlikte ele alınır. Bu yüzden, her birey için tedavi aşamaları farklı ilerler. Bu farklılıkları iyi anlamak, iyileşmeye ve iyilik halini sürdürmeye yardımcı olan en iyi tedavi planını geliştirmek için önemlidir.

Bağımlılık tedavisi hangi aşamaları içerir?

İlk etapta, bağımlılığın türü (maddesel ya da davranışsal) ve kişinin bağımlılığın hangi aşamasında olduğu (başlangıç-orta-ileri/kronik) yürütülecek tedavi için belirleyici olacaktır. Bununla birlikte en genel hatlarıyla bir bağımlılık tedavisi aşağıdaki aşamaları içerir:

Tedaviye Yönlendirme:

Tedaviye yönlendirme tedavinin oldukça önemli bir basamağıdır. Kişi iyileşmeye dair istekli değilse, tasarlanan tedavinin başarılı olma ihtimali yok denecek kadar azdır. Bununla birlikte, kişi tedavi isteğini dile getirmese bile soruna dair çözüm arayışına girdiyse (kendi başına bırakma denemeleri vb.

) ya da bağımlılığının yol açtığı başka sorunlardan şikayet ediyorsa (işini kaybetme vb.), bu durum iyileşmeye dair bir miktar istek duyduğuna işaret edebilir. Böyle bir durumda, zaman kaybetmeden yakınları tarafından psikoterapist ile görüşmeye yönlendirilmesi tedavi motivasyonu kazanması adına etkili olacaktır.

Kişinin yakınları, bağımlılığını fark etmiş ve tedavi için kişiyi yönlendirme isteği içinde olsa da; kişiyle nasıl konuşacağına ya da ne tip bir tavır takınacağına dair kararsızlık yaşayabilir. Kişiyle bağımlılığı hakkında yüzleşmek başlı başına bir endişe kaynağıdır.

Böyle zorlayıcı durumlarda, nasıl bir konuşma yürütmenin daha uygun olacağının öncesinde psikoterapiste danışılması ya da konuşmanın psikoterapist eşliğinde yürütülmesi daha kontrollü ve güvenli bir yüzleşme imkanı sağlayacaktır. Çoğu zaman bağımlı kişinin tedavi olmayı kabul etmesi bu yüzleşmenin etkili biçimde yönetilmesi sayesinde gerçekleşir.

Unutmayınız ki: İyi bir başlangıç, yarı yarıya başarı demektir.” -André Gide

Detoksifikasyon (Arındırma):

Bazı maddelerin bırakılmasını takriben kişi şiddetli derecede rahatsızlık veren fiziksel ya da duygusal belirtiler yaşayabilir. “Yoksunluk belirtileri” ismi verilen bu belirtilerin yaşandığı dönem, bedenin alışık olduğu maddeyi yeniden talep ettiği başa çıkması oldukça zor bir süreçtir.

Bu belirtilerin ortadan kaldırılması için detoksifikasyon yöntemiyle bedenin arındırılması hedeflenir. Aynı zamanda, uzun süreli madde kullanımı sonrası bedende bozulan dengenin yerine getirilmesi için de detoksifikasyon gereklidir. Maddenin bir anda kesilmesiyle önemli bedensel sorunlar yaşanabilir.

Örneğin, alkol bağımlılığına bağlı yatışlarda, alkolün kesilmesiyle birlikte; yüksek ateş, bilinç dalgalanmaları, saldırganlık içerebilen aşırı hareketlilik ve sıvı kaybına bağlı sağlık sorunları vb. ölüm riski taşıyan durumlar söz konusu olabilmektedir.

Bu bedensel belirtileri gidermek için tıbbi müdahaleler gerekir.

Her maddenin yoksunluk belirtileri birbirinden farklıdır ve şiddeti kişiye göre değişir. Bağımlıya özgü bir tedavi için psikiyatrist, hemşire, psikoterapist vb.

sağlık uzmanlardan oluşan bir ekip iş birliği içinde çalışır. Detoksta kalış süresi bağımlının klinik ihtiyaçlarına göre psikiyatrist tarafından belirlenir.

Psikiyatrist bağımlının genel sağlık durumunda bir problem görürse ilgili sağlık birimlerine yönlendirir.

Detoksifikasyon süreci tek başına bir tedavi değildir. Detoksifikasyon sonrası ilaç desteğini sürdürme ve psikoterapinin başlaması, nüks etme riskini azaltacaktır.

Bağımlılık Terapisi:

İlaç Desteği: Psikiyatrist tarafından kişinin genel sağlık durumunun takibi ve ilaç takibi yapılır.

Psikoterapi Desteği: Psikoterapist, psikiyatristle iş birliği içinde;

Detoksifikasyon sonrası süreçle başa çıkma,

Rehabilitasyon (yaşamsal koşulların yeniden düzenlenmesi)

Nüksü önleme (kaymayı önleme)

Motivasyon yaratma,

Duygularla başa çıkma

Kişiye özgü yaşamsal sorunlarla sağlıklı başa çıkabilme,

Travma çalışmaları

Bağımlı kişinin olası diğer hastalıkları konusunda destek,

Bağımlı kişinin ihtiyacına dönük kişisel gelişim çalışmaları,

gibi konularda terapi desteği verir.

Ayrıca gerekli gördüğü durumlarda aile görüşmeleri yapar ve psiko-eğitim faaliyetleri yürütür.

Ayaktan mı, yatarak tedavi mi?

Her iki tedavi biçiminin de avantaj ve dezavantajları vardır. Yatarak tedavinin yararlarından biri, günlük yaşama dikkati dağılmadan kişinin kendi iyileşmesine odaklanmasına fırsat vermesidir. Bir diğer avantajı, kişinin bağımlı olduğu kimyasala erişimi olmadığından, özellikle tedavi açısından kritik bir dönemi kontrollü biçimde atlatma şansı tanımasıdır.

Yatarak tedavi programları, kronik seviyede kullanımı olan, ciddi ve tehli yoksunluk belirtileri olan ya da dengesiz ve istismara açık bir çevrede yaşayan bağımlılar için güvenli bir ortam ve yirmi dört saat bakım sağlaması açısından önem taşır.

Ancak, yatarak tedavi kişiyi yaşamdan tecrit ettiği için iş, eğitim ya da sosyal ilişkileri sürdürmede zorluk yaratması bakımından dezavantajlıdır.

Ayaktan tedavi, yatarak tedaviye göre daha az maliyetlidir. Kişi tedavi sırasında yakınlarından ve sosyal çevresinden daha çok destek alabilir ve yaşamın içinde kalmaya devam ederek sorumluluklarını yerine getirebilir.

Aynı zamanda, ayık yaşam becerileri kazanmak ve bunları gerçek yaşamda deneyimleme fırsatı bulmak açısından ayaktan tedavi daha avantajlıdır. Yatarak tedavide kişiler öğrendikleri becerileri deneyimlemek için hastaneden çıkışı beklemek durumunda kalır.

Bununla birlikte, ayaktan tedavi her bağımlı kişi için uygun değildir. Birçok kimyasala aynı anda bağımlı kişiler ya da bağımlılığa eşlik eden depresyon gibi başka hastalıklara da sahip olan kişiler için yatarak tedavi daha güvenilir bir yöntem olacaktır.

Üstelik uyuşturucu ve alkole erişim sınırlı olmadığından, hele de kişi sosyal çevresinin baskılarına karşı gelemiyorsa, bağımlı olduğu maddelerden ayrı kalma zorluğu ayaktan tedavi programları için daha yüksektir.

Özetle, en etkili tedaviye kişiye dair birçok değişken göz önünde bulundurularak ve bağımlı kişinin maksimum yararı gözetilerek karar verilir.

Tedavi ne kadar sürüyor?

Tedavinin ne kadar süreceği bağımlılığın aşaması ve kişinin durumuyla bağlantılı olarak belirlenir. Tedaviye uyum, iyileşme motivasyonu ve olası nüksler tedavinin gidişatını etkiler.

Bağımlı kişiyle yapılan değerlendirme görüşmeleri sonrası kişiye özel bir tedavi planı çıkarılır ve kişi tedavinin aşamaları hakkında bilgilendirilir. Genel olarak bütün bağımlılık türleri için ilk 3 ay oldukça kritiktir.

Daha kısa süreli bir tedavi yüzeysel kalma ve nüks etme riski taşır.

Tedavi maliyetli mi?

Nasıl bir tedavinin uygulanacağı tedavi maaliyeti açısından belirleyicidir. Tedaviyi yürütecek ekip bağımlı kişinin durumuna en uygun yönlendirmeleri yapmak konusunda kişinin maksimum faydasını gözeterek iş birliği halinde çalışır.

Bununla birlikte, tedavinin yapılmadığı ve kişinin bağımlılığının aktif halde devam ettiği süre boyunca, kişinin yaşadığı maddi ve manevi kayıplar tedavi maaliyetinin çok daha ötesindedir.

Zaman ne yazık ki geri alınamaz; ancak bugün hakkınca yaşanabilir ve yarın kurtarılabilir.

İlaç tedavisi her bağımlılık için şart mı?

Duruma göre değişir. Özellikle başlangıç seviyelerindeki davranışsal bağımlılıklarda her zaman ilaç tedavisi uygulanmamaktadır. Bununla birlikte, nihai karar psikiyatrist tarafından bağımlı kişinin durumuna göre verilmektedir. İlaçların olası yan etkileri nedeniyle bazı kişiler tedavilerini yalnızca psikoterapi desteğiyle sürdürmek isteyebilmektedir.

Buna rağmen, maddesel bağımlılıklar doğası gereği çoğunlukla ilaç tedavisini zorunlu kılmaktadır. Kişi fiziksel yoksunluk belirtileri yaşamasa dahi, aşerme (craving) gibi psikolojik yoksunluk belirtileri nüks etme ihtimalini ciddi miktarda arttırmakta ve tedavi sürecini zora sokmaktadır.

Kişinin ayık yaşamına daha yumuşak bir başlangıçla adım atması, ayık kalma motivasyonunu sürdürmesi ve psikoterapiden daha fazla fayda sağlayabilmesi için ilaç tedavisinin psikoterapiye paralel yürütülmesi önem kazanmaktadır. Halihazırda bağımlılık tedavisinde hedeflenen, kişinin ilaçlara ve psikoterapiye ihtiyaç duymayacak hale gelmesidir.

Bu sebeple, tedavi sürecini maksimum verimlilikle yürütmek adına tedavi neyi gerektiriyorsa onu yapmak kişi açısından uzun vadede daha çok fayda sağlayacaktır.

Çevremi değiştirmem şart mı?

Evet. Bağımlılık tüm yaşama yayılmış bir hastalıktır. Kişinin arkadaş çevresi, takıldığı yerler hatta beslenme seçimleri bile süreç içinde bağımlılığına odaklı belirlenmiş haldedir.

Yapılan araştırmalara göre tedavi gördükten sonra kullanım deneyimlerinin yaşandığı bağlama geri dönen kişilerde kronik bağımlılık sürecine geri dönme ihtimali ciddi oranda yükselmektedir.

Bu durum, zor olsa da detoks sonrası arkadaş çevresinden yaşanılan yere kadar radikal değişiklikler yapmayı ve insanlara sınır koymayı bereberinde getirmektedir. Unutmamak gerekir ki, eski alışkanlıklar; ancak yeni çevreler ile aşılır.

Peki ya gizlilik?

Bağımlılık terapisine giren birçok kişi için durumları duyulursa diğer insanların haklarında ne düşüneceği büyük bir korkudur. Durumun sosyal çevrelerinde duyulması ya da iş itibarına zarar verme ihtimali gibi konular endişe yaratabilir.

Bireyin kişisel sorunlarının dedikodu malzemesi haline gelmesini istememesi gayet anlaşılabilir bir durumdur.

Etik ilkeleri gözeten bir tedavi programı, daima tedavi gören kişi yani “danışan”ın bilgilerinin gizli tutulması konusunda yüksek bir hassasiyet gösterir.

Gerek psikoterapist gerek psikiyatrist ile danışanları arasındaki ilişki gizlilik prensibine dayanmaktadır. Bunun anlamı, danışan izin vermediği müddetçe yakınlarıyla dahi ona dair bilgilerin paylaşılmayacağıdır. Danışanın reşit olmadığı durumlarda danışana bildirilerek aileye tedavinin süreci hakkında bilgi verilir; ancak seans odasında paylaşılanlar sadece seans odasında kalır.

Benzer şekilde, danışanın yakınlarının da psikoterapistle paylaştığı bilgiler izinleri olmadan danışan ile paylaşılmaz.

Danışanın eğer durdurulmazsa kendisine ya da bir başkasına zarar vereceğinin bilindiği (planlanmış intihar ya da cinayet gibi yüksek risk içeren durumlar), çocuk istismarının söz konusu olduğu ya da diğer sağlık profesyonellerinden yardım talep edilmesi gereken durumlarda dışarıdan destek almak adına bilgi paylaşımında bulunulabilir. Tüm bu istisnai durumlarda dahi terapist gerekli yerlerle bağlantı kurmadan önce danışanı bu konuda bilgilendirir hatta birlikte paylaşmaya yönlendirir.

Psikoterapist ile danışanı arasındaki ilişki özeldir. Danışan belki de yaşamı boyunca kimseye açmadığı birçok bilgiyi terapisti ile paylaşır.

Aradaki bu ilişki doğası itibarıyla danışanı savunmasız bir konuma sokar; dolayısıyla paylaşılanların gizli kalacağına dair güven vermek/ güvenilir olmak terapistin sadece ahlaki değil, aynı zamanda insani bir görevidir. Aradaki bu güvenin sağlam olması tedavinin başarılı olmasının ön koşuludur.

Bırakmasam da destek alabilir miyim?

Birden çok bağımlılığım varsa ne yapacağım?

O kadar çok sorunum var ki hangi birinden başlasam?

Bağımlı olmadan destek olmak

Paylaş

Источник: https://www.bagimlilikuzmani.com/bagimlilik-tedavisi/

Telefon Bağımlılığını Sağlayan Formülle Tedavi

Bağımlılıkta Yeni Tedavi Yöntemi!

2007 yılının Eylül ayında 75 öğrenci Stanford Üniversitesi'nde bir sınıfa girdiler. İki hafta sonra yaptıkları kolektif çalışma sonrasında 16 milyon takipçi, 1 milyon dolar reklam geliri ve bir nesli peşinden sürükleyebilecek bir formül edindiler. 

İnsanlar arasında ' Sınıfı' olarak bilinen bu sınıf ve eğitmenleri BJ Fogg, Silikon Vadisi'nin efsaneleri oldular.

Sınıfın mezunları çalışmaya devam ederek, Uber, ve Google gibi firmalarda ürün tasarımı yaptılar. Hatta bazıları sınıf arkadaşlarıyla birlikte firma kurdular.

Fakat on yıl kadar sonra sınıfın öğretilerinin bir kısmı, telefon bağımlılığına karşı toplum çapında yayılan münazaraların hedef tahtasına oturdu. 

Fogg'un 'Persuasive Technology Lab (İkna Edici Teknoloji Laboratuvarı)' adlı araştırma grubu, teknolojinin, kullanıcıların hedeflenen belirli tavırları sergilemelerini sağlamayı amaçlıyor.

Daha önce yapılan deneyler, 'İnsanların SMS ile sigarayı bırakmalarını nasıl sağlarsınız?' gibi sorular üzerinde odaklanıyordu.

Fakat o zamanlar üç yıllık bir girişim firması pozisyonunda olan kendi platformunu üçüncü taraf geliştiricilere açınca, teorilerinden bazılarını gerçek hayatta uygulamak için bunu mükemmel bir fırsat olarak gördü Fogg. 

Öğrenciler davranış psikolojisinin temellerine dair aldıkları bir kaç dersten sonra kendilerine ait uygulamasını yapmaya başladılar. Arkadaşlarınıza sanal 'sarılma' emojisi gönderecek ya da onları online yakar top oynamaya se edecek, karşılıklı etkileşime ve öneriye dayalı mühendislik uygulamaları gibi psikolojik araçlar kullandılar.

o sıralar üçüncü tarafların yaptıkları uygulamaları daha yeni yeni haber akışında ön plana çıkarmaya başlamıştı. iPhone 2007 yılının yaz ayında, App Store ise takip eden yıl içerisinde çıkmıştı.

Fogg'un öğretileri, uygulamaların henüz anlam kazanmaya başladıkları bir dönemde, nasıl bağımlılık haline getirilebileceklerine dair bir taktik kitabı haline dönüşmüştü. 

Bazı öğrencilerinin bir araya gelerek bir çeşit teknoloji reklam platformu olan 'Sharethrough'ı oluşturdukları sınıfta yardımcı asistan olan Dan Greenberg “Daha ilk ay içerisinde bu uygulamaları kullanan milyonlarca insan olmuştu” diyor.

Bazı öğrenciler uygulamalarını ilan reklamlarıyla paraya dönüştürmeye karar verdikten sonra, Greenberg'in uygulamasına benzer uygulamalar reklam gelirleri bazında bir ayda 100.000$ kadar kazandırmaya başadılar.

Fogg ise işi çeşitlendirecek özel bir menüye sahipti ve bu menüyü uygulamak için ideal zaman gelmişti. 

Fogg'un laboratuvarı on yıl kadar önce hem girişimciler, hem de ürün tasarımcıları için ve Google'a giden yolda geçiş noktası gibiydi. 'Hooked' adlı popüler kitabın yazarı Nir Eyal, daha sonra hem 'ta hem de Uber'de 'Büyüme Birimi Başkanı' olacak olan Ed Baker'ın yanında dersleri izlemeye başlamıştı.

Instagram'ın kurucuları Kevin Systrom ve Mike Krieger, şimdilerde Time Well Spent hareketinin yöneticiliğini yapan eski Google 'Tasarım Ahlakbilimcisi' Tristan Harris ile birlikte projeler üzerinde çalışma yapıyordu.

Fogg'un laboratuvarında birlikte çalışarak, kullanmakta olduğumuz uygulamaları ve alet edevatı bağımlılık haline getirecek teknikler geliştirmişlerdi. 

Ve şimdi, işte bu çalışmaların sonuçları üzerinde gezineceğiz.

Silikon Vadisi'nin kullandığı araçların sosyal dokuyu paramparça ettiğini iddia eden 'un eski başkanından tutun da, devlet okullarında akıllı telefonları yasaklayan Fransa'ya kadar cihazlarımız üzerinden edindiğimiz bazı zehirli ilişkileri tekrar gözden geçireceğiz. Ürün tasarımcılarının aldıkları eğitimin kaynağını incelemek, onların ortaya koydukları şeylerin olumsuz sonuçlarını anlamamıza ve bu gidişatı tersine çevirmemize yardımcı olabilir.

Mühendislik Tutkusu

BJ Fogg, Silikon Vadisi hareketine uymayacak bir lider. Eğitimli bir psikolog olan Fogg, kendisiyle birlikte çalışan girişimcilerin ortalama yaşının iki katı yaşında. Öğrencileri onu enerjik, değişik bir kişilik olarak tanımlarken, kendini teknolojiyi insanların iyiliği için kullanmaya adamış bir kişilik olduğuna vurgu yapıyorlar.

Geçmişte barış temalı ürünlerin yapımı konusunda dersler vermiş, doğa ile ilişki kurmak için davranış tasarımını kullanmıştı. Fakat Fogg'un her dersi, kendisine ait “Fogg'un Davranış Modeli” adlı şablon ile başlar. Bu şablona göre insanlar motivasyon, dürtü ve yetenekten oluşan üç gücün bir araya gelmesiyle harekete geçerler.

 

Silikon Vadisi'nde bu model, ürün tasarımcılarının en zorlu sorularından birine yanıt verir: Kullanıcıların kullanıma devam etmelerini nasıl sağlarsınız? Farz edin ki telefonunda uygulaması bulunan bir kullanıcısısınız ve online ortamda gönderdiğiniz fotoğraflarınızın çirkin görünmediğinden emin olma yönünde bir motivasyona sahipsiniz. Bu esnada 'tan etiketlendiğinize dair bir bildirim alıyorsunuz. Telefonunuz da bu bildirimi hemen kontrol etme imkanını veriyor size. Tabii siz de uygulamasını açıyorsunuz. 

Eyal gibi yandaşlar, bu modelin ileri derecede güçlü etki gösterebileceğine inanıyorlar. “İnsanların iç dünyalarındaki dürtüleri anlarsanız, bu dürtüleri doyurmayı deneme imkanını yakalayabilirsiniz. Kendinizi yalnız hissediyorsanız, bağlantı kurmanıza yardım edebiliriz. Sıkılıyorsanız, can sıkıntınızı gidermenizi sağlayabiliriz” diyor Eyal. 

Fakat bazı eleştiriler, gibi firmaların, insanların dikkatini çekmek için bu psikolojik prensiplerin avantajlarından faydalandığını öne sürüyorlar.

Özellikle bir uygulamaya ne kadar zaman harcanırsa o kadar kazancın elde edileceği reklama dayalı işletmelerde çalışan tasarımcılar, her zaman kullanıcıların iyiliği hedefi ile paralellik oluşturmayan değerlere kanalize edebiliyorlar kendilerini. 

Teknoloji dünyasında manipülasyona dayalı tasarım pratiklerinin en sesi duyulur dillendiricilerinden biri olan Tristan Harris (ki kendisi aynı zamanda Fogg'un laboratuvarının mezunlarındandır), bu düşüncenin bağlılarındandır.

2012 yılında Google'da çalışırken, 'Dikkat Dağılımını Asgariye İndirme & Kullanıcıların Dikkatine Saygı Duymaya Çağrı (A Call to Minimize Distraction & Respect Users' Attention)' adlı 144 parçadan oluşan bir sunum hazırlamıştı.

Bildirim mesajları gibi küçük tasarım öğelerinden oluşan yöntemlerin, büyük ölçekli zihin dağılımlarına neden olabileceği gerçeğini ana hatlarıyla ortaya koyan bu çalışma, firma içerisinde oldukça yaygın hale gelmişti.

Harris, beşbinin üzerinde Google çalışanının izlediği sunumu kullanarak, Google'ın ilk 'Tasarım Ahlakbilimcisi' olmayı başarmıştı. 

2015 yılında Google'dan ayrılan Harris, 'cezbedici tasarım' kavramı çevresinde şekillenen tartışmayı, Mountain View'in dışına taşırmayı hedefliyordu.

“Daha önce hiç bir zaman bir avuç teknoloji firmasında çalışan az sayıda insanın, milyarlarca insanın düşünce ve hislerini yönlendirme imkanı olmamıştı” diyordu Harris, yakın zamanda Stanford'da yaptığı bir konuşmada. “'un takipçilerinin sayısı, Hristiyanlığın takipçilerinden daha fazla.

'da, Islam'a inananlardan daha fazla sayıda kullanıcı var. Bu sorundan daha önemli bildiğim başka bir sorun yok.” 

Harris bu düşüncelerini, teknoloji sanayinin toplumsal sağlıkla paralel icraatler ortaya koyması için lobi faaliyetleri yürüten 'Time Well Spent' adlı savunma kuruluşuna kanalize etti. Başlattığı bu hareket, üç yıl sonra taraftar toplamaya başladı. Bunun bir örneğini 'ta görebilirsiniz.

Zira son zamanlarda haber akışı algoritmasında yeniden yapılandırmaya giderek, insanların düşüncesizce zaman harcamalarına neden olacak içeriği öne sürmek yerine (viral videolar gibi), arkadaşlardan ya da ailelerden gelen mesajlar gibi daha değerli olabileceği düşünülen içeriğe dair bildirimlere önem vermeye başladı. Mark Zuckerberg herkese açık olarak gönderdiği mesajında, 'un 2018 yılındaki birincil önceliklerinin “'ta harcadığımız tüm zamanların, iyi yönde harcanmış zamanlar olmasını sağlamak” olacağını belirtiyordu. Hatta bunu, platformda harcanacak ortalama zaman miktarındaki azalma pahasına yapacağını vurguladı. 

'un kendi içinde geliştirdiği bu hesaplaşma, firmaların ürünlerini daha az bağımlılığa neden olacak şekilde yeniden tasarlayabileceklerini gösteriyor.

Öyle ki, mümkün olan en az bağımlılık derecesini sağlayacak şekilde.

Belki de, tasarımcıların bizi telefonlara bağlamak için kullandıkları model üzerinde analiz yaparak, bu prensiplerin aynı zamanda bizi bu bağımlılıktan nasıl kurtarabileceğini de kavrayabiliriz. 

Tedaviyi bulma yolunda

Fogg, toplumun akıllı telefonlara bağımlı hale geldiğini belirtirken, kullanıcıların bu bağımlılıktan kendilerini kurtarma gücüne sahip olduklarına da vurgu yapıyor. “Kimse telefonunuzu yatak odanıza götürüp de alarmı kurmanız için sizi zorlamıyor. İnsanların ihtiyaç duydukları yegane şey, motivasyondur” diyor. 

Eyal'in daha sonra çıkardığı 'Indistractable (Çelik İrade)' adlı kitabı, Fogg'un modelini ters yönde kullanarak bunun nasıl başarılabileceği konusuna odaklanıyor.

Yine bu modelde kullanılan üç temel fikri (motivasyon, dürtü ve yetenek) ele alan kitap, kendimizi telefonlardan kurtarmamız için bu fikirleri yeni bir sıralamaya tabi tutuyor.

Örneğin; bildirim ayarlarında bazı düzenlemeler yaparak, belirli uygulamaların dikkatinizi dağıtmasının önüne geçebilirsiniz (ya da en iyisi, tüm bildirim mesajlarını kapatarak). Uygulamayı telefonunuzdan bütünüyle kaldırarak 'a erişim imkanınızı minimize edebilirsiniz. 

“İnsanların bu işten uzak durmaya güçleri yeter, her zaman sahibiz bu güce. Ama ne zaman ki bize güçsüzlük yönünde telkinler yapılsa, hemen inanıyoruz” diyor Eyal. 
Harris ve girişimcilere sermaye sağlayan Roger McNamee gibileriyse bu fikre karşı çıkıyorlar.

Onlar, firmaların çıkarlarının reklamcıların beklentileriyle o denli içiçe olduğuna inanıyorlar ki, bu sistem değişmediği sürece firmaların, kullanıcıların uygulamalarıyla geçirecekleri zamanı maksimize etmek için her zaman yeni yollar bulacaklarına inanıyorlar.

“Eğer bu durumu olabildiğince kısa sürede düzeltmek istiyorsanız, en iyi yöntem, bu firmaların kurucularının çalışma biçimlerini reklamcılardan uzak tutacak şekilde değiştirmeleridir” diyor, daha önce 'ta hisse sahibi olan ve Zuckerberg'e mentörlük yapan McNamee.

“Bağımlılığın oluşturulması için ilk önce ekonomik teşviği ortadan kaldırmak zorundayız.”

Her iki argümanın da faydaları söz konusu aslında. İnsanları Snapchat'e bağımlı hale getiren aynı yöntemler, Duolingo üzerinde yeni yabancı diller öğrenmelerini sağlayabilir.

İkna ile zorlama arasında ince bir çizgi var ama, davranış tasarımına yönelik kapsamlı reddiye, önemli bir noktayı gözden kaçırıyor.

Araçlarımızla olan ilişkimize dair büyümekte olan bu münakaşa, hem ürün tasarımcıları hem de kullanıcılar için bilinçli kullanımın gerekliliğine götürüyor bizi. 

Источник: https://www.webtekno.com/telefon-bagimliligini-saglayan-formul-tedavi-yontemi-olarak-kullanilabilir-h40290.html

Madde bağımlılığı eşsiz tedavi yöntemin ruh hastalıkları rehabilitasyonunda nasıl uygulanmaya başladı?

Bağımlılıkta Yeni Tedavi Yöntemi!

Amerika Birleşik Devletleri ile aynı zamanda Avrupa'da XX yüzyılın ortalarında karmaşık psikolojik bozuklukların terapisinde atropin (bu doğal alkoloid nöronları etkileme yoluyla beyindeki belli bir dürtüleri bloke eder) kullanarak eşsiz bir tedavi yöntemi geliştiriyorlardı. İlk araştırmacılar tarafından atropin şizofreni tedavisinde kullanılacaktı ancak, tedavi yöntemde rekabet yaratan Amerikan bilim adamları tarafından yeni keşfedilen psikotrop ilaçlar tercih edildi. Hastalar atropin terapi sürecinden geçmektense yıllar boyunca bu ilaçları kullanarak kendini duygusal ve entelektüel olarak bastırmalarını tercih ettiler. Ancak, Avrupa'da atropin tedavi yöntemi üzerindeki çalışmalar ve geliştirmeler, 1990 yıllarında Sovyetler Birliği'nde (SSCB) bir atılım medana gelinceye kadar sürmüştü.

Seçkin Narkoloji- Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Cenişbek Nazaraliev o günlerde yeni başlayan doktor ve araştırmacı idi ve madde bağımlılığı tedavisinde devrim yaratmıştı. Alkol ve uyuşturucu bağımlılığı tedavisinde atropin terapiyi uygulayarak inanılmaz sonuçları aldı. O günden itibaren Nazaraliev adı, nüfusu 290 milyondan fazla olan Sovyetler Birliği'nde ağır bağımlılığından kurtaran bir adam olarak ün kazanmıştı

Başlangıç prosedürü- atropin terapisi- geliştirilmiş ve matematiksel doğruluğu ayarlanmış olup Merkezi Kolinolitik Blokaj (MKLB) olarak adlandırılmıştı ve 10 dan fazla patent alınarak korunmaktadır. Bu isim altında, ABD, Avrupa, Rusya ve birçok Arap ülkelerin bilimsel topluluk çevresinde bilinir hale geldi.

Nazaraliev’in 28 yıllık tıbbi hizmet süresinde 17 binden fazla dünyanın her tarafından gelen alkol ve madde bağımlıları kurtardı. Toplamda 120 bin bağımlılığı yok eden Merkezi Kolinolitik Blokaj (MKLB) seansları gerçekleştirilmişti ve atropin prosedürleri sonrasında herhangi bir komplikasyon ortaya çıkmadı.

1998 yılında Nazaraliev Sağlık Merkezi, Rusya Federasyonu Saygıdeğer Büyükelçisi Georgy Rudov uygulanan yenilikçi yönteme ilgiyi göstererek ziyaret etti. Bugünlerde Rusya, Eski Sovyet ülkeleri ve diğer birtakım ülkelerde Prof. Dr.

Nazaralievin yöntemi resmen benimsenmişti ve uygulanılması kamu kurumları tarafından önerilmektedir.

Nazaraliev Sağlık Merkezinde Merkezi Kolinolitik Blokaj (MKLB) prosedürü psikolojik hastalıkları rehabilitasyonda  2010 yılında uygulanmaya başladı; majör depresyonlardan başlayarak uyku bozukluğu ve obsesif-kompulsif bozukluğa kadar.

Doktorların profillerini genişleten neden nedir? Gerçek şu ki, Nazaraliev Sağlık Merkezin uzmanları %30 dan fazla alkol ve madde bağımlı hastalarda endojen niteliğe sahip olan psikolojik bozuklukların karmaşık şekillere sahip olduklarını fark ettiler. Prof. Dr.

Nazaraliev hastalarına Merkezi Kolinolitik Blokaj (MKLB) seansları iki-üç kere uygulandıktan sonra yaşadıkları saplantı arzu (zorlayıcı, iradesi dışında), şiddetli depresyon, fobiler, aşırı kaygı, duygudurum bozukluğu ve uykusuzluklar gibi sorunlar ortadan kalktı.

Nazaraliev açıklamalarına göre, doğru ayarlanan atropin dozu, psikofizyolojik “yeniden başlat” yoluyla hastalığın belirtilerini ortadan kaldırır, vücudun çeşitli sistemlerin işlevini normale dönüştürür ( adren-, noradren-, serotonin sentezi, dopamin sentezi) ve nöroleptiklerin etkinliğini artırır. Hepsi bir arada etkinliği hızlandırır

Profesörün anlattıklarına göre, Merkezi Kolinolitik Blokaj (MKLB) terapinin yardımıyla zihinsel rahatsızlıkların tedavisinin etkinliğinin ortalama göstergesi% 67'dir. Bu, 100 hastanın 67'si bir yılık remisyon görür anlamına gelir.

Halüsinasyonel-delirious, obsesif-kompulsif, endişeli-depresif, fobik gibi psikopatolojik belirtilerin azaltılması ve davranış bozukluklarının düzeltilmesi ile ruh hali dengelenmesi gözlenmektedir. Vakaların% 33'ünde, nüksetme, dış etkenlerden, özellikle de hastalığın şiddetlenmesine neden olan sosyal ve çevresel faktörlerden kaynaklanmaktadır.

Bu nedenle, Nazaraliev Sağlık Merkezinde psikolojik rahatsızlıkları olan hastaların rehabilitasyon döneminde öz kontrol, huzur ve huzurun korunması için özel yöntemlerin eğitimleri gerçekleşmektedir.

Meditasyon, sesformun “AUM” tekrarlanması, “derviş dansı”, taş ile çalışmalar, Shavasana, nefes alma tekniği “Absolutus” ve sessizlik yemini olmak üzere, yedi psikolojik tekniklerden oluşan kompleks yöntemi Mindcrafting özellikle uygulanır. Hastaların çoğu Tashtar-Ata Kurtuluş Dağ'da Kurtulma Ritüeli'nden geçiyorlar.

Suudi Arabistan Saygıdeğer Büyükelçisi Abdulrahman bin Saeed Al-Jumah 2014 yılında Suudi Arabistandan gelen hastaları ziyaret etme ve tedavide uygulanan yöntemi hakkında bilgi alma amaçlı Nazaraliev Sağlık Merkezini ziyaret etti.

Profesörün anlattıklarına göre, Arap ülkelerinden gelen hastaların çoğu psikolojik rahatsızlıklar ve almış oldukları travma sonrası veya nevrotik hastalıkları ilaçlarla tedavi etme dolayından (farmakolojik) ilaç bağımlılığı gibi sorunlarla başvuruda bulunuyorlar.

“Ancak psikolojik rahatsızlıkları olan insanları haplar sağlıklı etmiyor, sağlıklı insanları – hasta ediyor. Bu döngüyü durdurmak istiyoruz.” – diye Prof. Dr. Nazaraliev sonuçladı.

Uzmanla danış

Источник: https://nazaraliev.com/tr/haberler/madde-bagimliligi-essiz-tedavi-yontemin-ruh-hastaliklari-rehabilitasyonunda-nasil

AMATEM

Bağımlılıkta Yeni Tedavi Yöntemi!

Bağımlılık tedavi yöntemleri, değerlendirme boyutları

(American Society of Addiction Medicine 2001)

Boyut 1 – Akut intoksikasyon ve/veya yoksunluk potansiyeli:

  • Hastanın halen kullandığı düzey ile ilgili akut intoksikasyon riski nedir? Hastanın daha önceki yoksunluk öyküsüne, kullandığı miktara, sıklığına, kesilmesine veya  alkolu veya diğer maddeleri belirgin olarak azaltması temel alınarak şiddetli kesilme belirtileri veya nöbet riski var mı?
  • Halen kesilme belirtileri mevcut mu?
  • Hasta arındırma sırasında yeterli destek alıyor mu?

Boyut 2 – Biyolojik ve tıbbi durumlar ve komplikasyonları:

  • Halen kesilme dışında hedef alınacak veya tedaviyi kötüleştirecek fiziksel bir hastalıkvar mı?
  • Tedaviyi etkileyecek kronik durumlar mevcut mu?

Boyut 3 – Duygusal/Davranışsal Durumlar ve komplikasyonları:

  • Halen kesilme dışında hedef alınacak veya tedaviyi kötüleştirecek psikiyatrik hastalık, psikolojik, davranışsal veya duygusal problemler var mı?
  • fiziksel bir hastalıkvar mı?
  • Tedaviyi etkileyecek kronik durumlar mevcut mu?
  • Duygusal/davranışsal problemler bağımlılık hastalığının bir parçası mı yoksa bağımlılıktan bağımsız kendiliğinden mi ortaya çıkıyor?
  • Bağımlılık ile ilişkili olsa bile belirgin bir ruhsal tedavi gerektirecek şiddette mi

Boyut 4 – Değişimiçin hazır olma:

  • Hasta tedaviye karşı mı?
  • Hasta tedaviye zorlandığını mı düşünüyor?
  • Hasta değişime ne kadar hazır?
  • Eğer tedaviye istekli ise hasta ne düzeyde başkalarının kendisinin bağımlı olduğu konusunda ki düşüncesine katılmıyor?
  • Hasta sadece olumsuz sonuçlarından kaçınma konusunda mı uyumlu yoksa kendisi de alkol veya madde sorunları konusunda rahatsız olduğu düşüncesinde samimi mi?

Boyut 5 – Relaps / Kullanmaya devam etme potansiyeli:

  • Hastada şiddetli bir stres tehsi ve içme/madde alma riski var mı? Hastada relapsı / kullanıma devam etmeyi önleyebilmek için bu durumu tanıyor mu? Anlayabiliyor mu? Bağımlılık sorunları ile baş edebilme becerileri varmı?
  • Eğer hasta şu anda tedaviye katılmaz ise kendisini ne tür sorunlar ve olaylar beklemekte?
  • Hasta relapsı tetikleyen tetikleyicilerin, kullanım konusundaki isteğin, kullanma dürtülerinikontrol edebilecek becerilerin ne ölçüde  farkında ?

Boyut 6–İyileşme dönemi ve bu dönemde çevresi:

  • Tedaviye katılımına veya başarısına engel teşkil edecek aile üyesi, yakınları veya yaşam koşulları, okul/iş durumu  var mı?
  • Hastanın kendisine destek olabilecek arkadaşları var mı?
  • Hastanın tedavisini başarıya götürecek mali kaynakları veya eğitim/iş durumu mevcut mu?
  • Hastanın tedavi motivasyonunu artırabilecek yasal, mesleki, sosyal hizmetler veya denetimli serbestlik durumu mevcut mu?

Bağımlı Yakınları İçin Bilgilendirme

Alkol ya da madde bağımlılığı kişi için olduğu kadar yakınları içinde oldukça zor bir hastalıktır. Kişinin aile, iş ve sosyal hayatı gibi pek çok alanda sorun yaşamasına sebep olduğu için aileleri olarak nasıl davranmamız konusunda bilgilenmemiz onlarla daha sağlıklı ilişkiler kurmamızı sağlayacaktır.

Bu yazı bağımlılık konusunda bilgi vermek ve bağımlı yakınlarınızla etkili bir iletişim kurmanıza yardımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır. Aşağıdaki bilgilerle ilgili her türlü sorularınız hakkında hastanemizdeki psikiyatrist ve psikologlarımızdan yardım alabilirsiniz.

Nasıl iletişim kurmalısınız?

  • Onu anladığınızı hissettirin…
  • Suçluluk hissi yaratacak cümleler kurmak alkol madde kullanım döngüsünü devam ettirir.
  • Affedici olun. Yaptığı hatalar olabilir, sadece davranışlarını ve yaptıklarını onaylamadığınızı unutmayın.
  • Öğüt verici konuşmalardan kaçının.

  • İyi bir dinleyici olun. Alkol- madde kullanım sebeplerini anlamaya ve çözmesine yardımcı olmaya çalışın.

Bağımlılık bir anda gelişen bir durum değildir. Genellikle kişi kullandığı maddeyi birkaç defa dener sonrasında kontrol edebileceğini düşünerek düzenli kullanmaya başlar.

Bağımlılığın ne kadar zaman sonra gelişeceğine dair net bir bilgi bulunmamaktadır. Bu durum kişinin kullandığı maddenin türüne, maddenin saflığına, kullanım sıklığına, miktarına ve kişinin fiziksel ve ruhsal yapısına göre değişmektedir.

Bağımlılık düzelir ama iyileşmez. Kişinin yaşamı boyunca alkol ya da maddeden uzak durması gerekir. Aksitakdirde tekrar kullanım sonrasında bağımlılık sorunu nükseder ve sorunlar yeniden yaşanmaya başlar.

Bağımlı olmanın iradeyle bir ilgisi yoktur. Kimse bağımlı olmak için madde kullanmaya başlamaz, “bir kere denemekle bir şey olmaz.”diyerek başlar. Unutmayın, herkes bağımlı olabilir.

Bağımlılık iyileşebilen bir beyin hastalığıdır. Bağımlı kişiler alkol-madde kullanımını sonlandırmak için destek almalı ve tedavi görmelidir.

Tedavi sonrası nasıl davranmalıyım?

Bağımlılık bir aile hastalığıdır. Sadece kişinin kendisini değil tüm aileyi etkilemektedir. Bağımlılık tedavisi üçayaklı bir tedavi olması sebebiyle sizlerinde tedavide etkin bir rolü bulunmaktadır. Hem hastanedeki yatış süreci hem de taburculuk sonrası dönemde aileye önemli görevler düşmektedir.

Sorumluluk verin. Bağımlı kişiler genellikle hayatlarında sorumluluk almaktan kaçınırlar.

Kişiler alkol veya madde kullanımı sebebiyle ya görevlerini önemsememekte ya da kendileri yerine bu görevleri yapacak birileri bulunmaktadır.Bu noktada aile içi görev tanımlarının ve rollerin belirli olması gerekmektedir.

Öncelikle kendi yaşam alanları başta olmak üzere hayatlarının sorumluluklarını kendilerine vermek tedavide önleyici faktörler arasındadır.

Yeni arkadaşlar edinmek. Kişinin alkol- madde kullanan kişilerden ve ortamlarda olması tekrar kullanımı kolaylaştırmaktadır. Bu sebeple hayatının yeniden düzenlemesi, boş zamanının doldurulması önemlidir. Yeni arkadaşlıklar kurmak zaman alıcı olabilir, umutsuzluk ve isteksizlik görüldüğünde kaygıya kapılmamak gerekir.

Yakınları olarak bu dönemde sabırlı olmak ve hayatındaki değişiklikleri yapması konusunda onlara destek olmak önemlidir.

Источник: http://www.amatem.org/bagimlilik/tedavi-yontemleri/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.