Bağırsak Bakterileri Sağlığınız Hakkında İpucu Veriyor!

içerik

Kalın Bağırsaktaki Bakterilerin Sağlığa Faydaları » Bilgiustam

Bağırsak Bakterileri Sağlığınız Hakkında İpucu Veriyor!

Bağırsaktaki ortam sıcak, nemli ve besin bakımından zengindir. Yani bakteriler için en ideal ortamdır.
Bağırsak bakterileri, bizimle birlikte var olur, yaşamlarını kalın bağırsaklarımızda sürdürür ve yeni bakteriler yapmak için ürer.

Vücudumuzda insan hücrelerinden on kat daha fazla bakteri hücresi vardır. Bakteriler, hücrelerimizden daha küçüktür ve normalde ağız, burun, bağırsak, idrar yolu ve üreme sistemi gibi dış dünyayla temas eden vücut boşluklarında yaşar. Aynı zamanda cildimizde de yaşarlar.

İnsan Vücudunda Yaşayan Bakteriler

İnsan Mikrobiyom Projesi (HMP), sağlıklı insan vücudunda yaşayan tüm mikroskobik canlıları tanımlamayı ve karakterize etmeyi amaçlar. Proje, ABD Hükümeti’nin bir kurumu olan Ulusal Sağlık Enstitüleri tarafından yürütülmektedir.

İnsan Mikrobiyom Projesi, ilk sonuçlarını Haziran 2012’de bildirene kadar, yaklaşık 700 bakteri türünün kalın bağırsakta yaşadığı düşünülüyordu. Şimdi bilim adamları, çoğu insan vücudunda ve bağırsakta yaşayan en az 10.000 bakteri ve diğer mikrop türünün bulunduğunu söylüyor.

Ayrıca, hemen hemen herkesin vücudunda patojenik mikropların olduğunu da söylüyorlar.

Bağırsak Bakterilerinin Sağlığa Faydaları

– Bağırsak bakterileri, kullandığımız vitaminleri oluşturur.– Yiyeceklerimizdeki proteinleri, lipidleri ve karbonhidratları sindirmeyi sağlar.– Bağışıklık sistemimizin etkili bir şekilde çalışmasına yardımcı olur.– İltihap önleyici kimyasallar yapar.– Sağlığımızı iyileştiren diğer biyokimyasalları yapar.– Zayıflatır.

– Zararlı mikropları kontrol altında tutar.

Clostridium Difficile Enfeksiyonu

Clostridium difficile, zararlı bir bağırsak bakterisidir. Kolit ve karın ağrısının yanı sıra ishale de neden olur. Kolit, kolon iltihabıdır. Kalın bağırsaklarımız iki ana bölümden oluşur.

Bular, kolon ve ardından kısa rektumtur.Antibiyotik tedavisi sırasında çok sayıda iyi bakterimiz öldüğünde Clostridium difficile bazen kontrolden çıkabilir.

Enfeksiyon genellikle hastanelerde ve bakım evlerinde bulunur.

Bazı insanlar kalıcı bir Clostridium difficile enfeksiyonuna veya tedaviye dirençli bir rahatsızlığa sahiptir. Sağlıklı bir gönüllüden küçük bir dışkı örneği alınır. Bir kişinin kalın bağırsağından salınır. Bağışlanan dışkı hasta kişinin kolonuna yerleştirilir. Buna dışkı nakli denir. Dışkıdaki iyi bakteri hızla çoğalır, bağırsaktan yayılır ve Clostridium difficile önlenir.

Dışkı Nakli İle Crohn Hastalığını Tedavi Etmek

Crohn hastalığı bir tür iltihaplı bağırsak hastalığıdır. Sindirim sisteminin astarı iltihaplanır ve karın ağrısı ile sonuçlanır. Ağrı genellikle şiddetlidir. Hastada ayrıca ishal ve diğer rahatsız edici semptomlar görülebilir. İltihap en sık, kıvrımbağırsak adı verilen ince bağırsağın alt kısmında ve kalın bağırsakta meydana gelir.

Halen Crohn hastalığının doğuştan gelen bir durum olduğu düşünülmektedir.
Crohn hastalığı için dışkı naklinin kullanımı, Clostridium difficile enfeksiyonunda olduğu kadar iyi çalışılmamıştır. Seattle Çocuk Hastanesi tarafından küçük bir deneme yapılmıştır. Hasta olan dokuz çocuğun yedisi dışkı naklinden çok önemli bir fayda elde etmiştir.

Bağırsak Bakterisi ve Obezite

Araştırmacılar, zayıfların obez insanlardan farklı bir bağırsak biyomu olduğunu keşfetti. Ancak bu keşif, bakterilerin obeziteye neden olduğunu kanıtlamamaktadır. İnsanların, obez olduğu zaman bağırsaklarındaki bakteri popülasyonunun değişmesi anlamına gelmektedir.

Maryland Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden bilim adamları, yalnızca obezite ile değil metabolik sendromla da bağlantılı 26 bağırsak bakteri türünü keşfettiler. Metabolik sendrom belirtileri arasında yüksek kan şekeri seviyeleri, insülin direnci, yüksek kan kolesterol seviyesi, yüksek kan trigliseritleri ve yüksek kan basıncı bulunmaktadır.

Metabolik sendrom kalp sorunları, felç ve tip 2 diyabet riskini artırır.

Bağırsak Bakterileri ve Tip 1 Diyabet

Tip 1 diyabet, pankreasın insülin adı verilen hormonu üretmeyi bıraktığı bir hastalıktır. Bu bağışıklıkla ilgili bir durumdur. Bağışıklık sistemi, pankreastaki beta hücrelerine saldırır ve tahrip eder, bu da insülini yapar. İnsülin önemli bir hormondur, çünkü hücrelere glikoz girişini uyarır. Hücreler enerji üretmek için glikoz kullanır.

Hijyen Hipotezi

İnsan popülasyonundaki bazı hastalıkların artan yaygınlığı hakkındaki bir teori, hijyen hipotezidir. Bu hipotez, çevremizin geçmişten çok daha temiz olduğunu, günümüzdeki mikroplardan kaçınmakta çok iyi olduğumuzu ve vücudumuzdaki mikrop çeşitliliğini sınırladığımızı söylüyor.

Bilim adamları hijyen hipotezine başvururken insanların yanlış bir fikir edinmelerini istemedikleri için çok dikkatlidirler. Tuvaleti ziyaret etmek gibi yüksek riskli bir durumdan sonra eller mutlaka yıkanmalıdır. Tehli bakteriler tuvaletlerden kaçabilir ve insanları hasta edebilir.

İnsan veya hayvan dışkısını ve vücut sıvılarını temizledikten sonra, yemek yemeden önce, yiyecek hazırlamadan önce ve tehli olduğu bilinen bir şeye dokunduktan sonra ellerin yıkanması da çok önemlidir.

Antibiyotikler ve İyi Bakteriler

Bilim adamlarının üzerinde durduğu bir diğer konu da antibiyotiklerin kullanımıdır. İnsanlar gerekli olduğunda bu ilaçları almayı reddetmemelidir. Antibiyotikler bazı iyi bakterilerimizin yanı sıra bizi hasta eden kötü bakterileri de öldürür. Yine de, ciddi bir bakteriyel enfeksiyon geçirdiğimizde antibiyotik alınması gerekmektedir.

Kaynakça:
https://healdove.com/digestion/How-Do-Bacteria-in-the-Large-Intestine-Help-Us-Stay-Healthy

Yazar: Katibe Melis Dinçer

Источник: https://www.bilgiustam.com/kalin-bagirsaktaki-bakterilerin-sagliga-faydalari/

Bağırsak Florası: Bağırsak Sağlığının Önemi ve Bağışıklık Sistemi İlişkisi

Bağırsak Bakterileri Sağlığınız Hakkında İpucu Veriyor!

Sağlıklı Bağırsak Florası yani sağlıklı bağırsaklara sahip, iyi işleyen bir bağırsak, sağlığımızın temelidir. 

Tıpkı kökleri hasta bir ağacın gelişemeyeceği gibi, iyi işleyen bir sindirim sisteminden mahrum bir vücut da gelişemez. Bağırsaktaki bakteri nüfusu yani bağırsak florası, kökleri saran toprak gibidir.

Ona yaşama alanı, koruma, destek ve gıda sağlar. Biliyoruz ki, bir ağacın toprağın altındaki gizli, görünmeyen kökleri; ağaçtaki her dalın, her sürgünün, ne kadar yüksek bir dalda olursa olsun en küçük yaprağın bile sağlığında kritik rol oynar.

İnsan vücudu, çok fazla sayıda çeşitli mikro yaratıkların yaşadığı bir gezegen gibidir. Her birimizdeki hayatın çeşitliliği ve zenginliği, herhalde dünya üzerindeki hayat kadar şaşırtıcıdır! Sindirim sistemi, cilt, gözler, solunum ve boşaltım organları, trilyonlarca görülmez misafirle beraber mutlu bir şekilde varlığını sürdürür.

Hep birlikte, uyum içinde yaşayan bir makro ve mikro yaşam ekosistemi oluştururlar. Bu simbiyotik bir ilişkidir, hiçbiri diğeri olmadan var olamaz. Biz insanlar,  vücudumuzla birlikte her yere götürdüğümüz bu küçük mikro organizmalar olmadan yaşayamayız. 

En büyük mikrop kolonisi sindirim sistemimizde yaşar

Sağlıklı bir yetişkinin bağırsağında ortalama 1,5 – 2 kg. bakteri bulunur. Bütün bu bakteriler kaotik bir mikrop yığınından ibaret değildir. Bazı türlerin diğerlerine baskın olduğu ve yönettiği oldukça organize bir mikro dünya oluştururlar.

Vücudumuzdaki işlevleri bizler için o kadar yaşamsaldır ki, bağırsaklarımız sterilize edilseydi herhalde hayatta kalamazdık. Sağlıklı bir vücutta bu mikrobik dünya oldukça istikrarlıdır ve ortam değişikliklerine uyum gösterir. Bu dünyada kim kimdir, bir göz atalım.

Esas veya Faydalı Bağırsak Florası

En önemli ve sağlıklı bir vücutta sayıca en büyük grup budur. Bu bakterilere, yerli dost bakteriler de denir.

Faydalı Flora üyeleri

  • Bifidobacteria
  • Lactobacteria
  • Propionobacteria
  • E. coli’nin fizyolojik nesilleri,
  • E. coli – Peptostreptococci
  • E. coli – Enterococci

Vücutlarımızda ne gibi iyi işler yaptıklarına ve bağırsak sağlığı için ne kadar önemli olduklarına detaylarıyla değineceğiz.

Fırsatçı Bağırsak Florası

Sayı ve kombinasyonları oldukça kişisel olabilen çeşitli mikroplardan oluşmuş büyük bir gruptur.

Fırsatçı Flora üyeleri

  • Bacteroids
  • Peptococci
  • Staphylococci
  • Streptococci
  • Bacilli
  • Clostridia
  • Enterobacteria (Proteus, Clebsielli, Citrobacteria vb.)
  • Fuzobacteria
  • Eubacteria
  • Catenobacteria
  • Mayalar

İnsan bağırsağında, şu ana kadar bilimin bulduğu ortalama 500 mikrop türü vardır. Sağlıklı bir insanda sayıları sınırlıdır ve yararlı bakteriler tarafından kontrol edilirler.

Bu mikropların her biri, kontrolden çıktığında çeşitli sağlık sorunlarına ve bağırsak sağlığını etkileyebilecek kapasitededir.

Geçici Bağırsak Florası

Günlük olarak yiyecek ve içeceklerle aldığımız, genellikle mayalama özelliği olmayan gram-negatif basillerden oluşan çeşitli türlerde mikroplardır.

Bağırsak faydalı bakteriler tarafından iyi korunduğunda, bu gruptan mikroplar sindirim sistemi boyunca ilerlerken hiçbir zarar veremez. Ama faydalı flora hasar görmüşse veya işlevini iyi bir şekilde yerine getiremiyorsa, bu gruptan mikroplar hastalığa yol açabilir.

İnsan sindirim sistemi, başlangıcında ve sonunda dış dünyaya açılan uzun bir tüp gibidir. Dış dünyadaki zararlı her şeyin vücudumuza girmesi için sindirim sistemi mükemmel bir kapıdır. Her gün bol miktarda mikro organizmayı, kimyasalı ve toksini yiyor ve içiyoruz.

Peki, nasıl hayatta kalabiliyoruz?

Temel sebeplerden biri, sindirim yolunu boylu boyunca kaplayan bakteri tabakasıdır.

Bağırsak epiteli üzerinde toprağın çimli kısmı gibi yayılan bu kalın katman; istilacılara, sindirilmemiş yiyeceklere, toksinlere ve parazitlere karşı doğal bir bariyer görevi görür.

Nasıl toprak, çimli üst tabakası olmadığında erozyona uğrarsa, bağırsak duvarı da koruyucu bakteri katmanı olmazsa zarar görür.

Bakteriler Bağırsak Duvarını Nasıl Korur?

Bu bakteriler, fiziksel bir bariyer oluşturmanın ötesinde işgalci patojen mikroorganizmalara karşı antibiyotik benzeri, anti fungal ve anti viral maddeler üretirler.

Yararlı bakteriler ayrıca organik asitler üreterek bağırsak duvarında pH seviyesini 4.0-5.0 dolaylarına düşürürler. Daha alkalin ortamları isteyen patojenik “kötü” mikroplar, bu rahatsız asidik ortamda rahatça üreyip gelişemezler.

Sağlıklı bağırsak florası, bağırsak duvarının sağlığını korumak dışında sindirim ve emilim işlemlerinde de aktif rol oynar. Hal böyleyken, dengeli bir bağırsak florası olmadığı takdirde, yiyeceklerin normal sindirimi ve emilimi imkânsızdır.

Bağırsak florası proteinleri sindirir, karbonhidratları fermente eder, yağları ve lifleri parçalar. Bağırsaktaki bakteri faaliyetlerinin yan ürünleri; mineral, vitamin, su, gaz ve pek çok diğer besini bağırsak duvarından kan dolaşımına taşımakta çok önemli rol oynar.

Bağırsak florası hasar görmüşse, dünyanın en iyi besinleri bile parçalanıp emilemez

Yiyeceklerin içindeki bazı maddeler, yararlı bakterilerin yardımı olmaksızın insan bağırsağında sindirilemez. Gıdasal lifler buna iyi bir örnektir. Sağlıklı bir florası olan bağırsakta lifler, kısmi olarak parçalanıp oligosakkaridlere, amino asitlere, minerallere, organik asitlere, bağırsak duvarını ve vücudun geri kalanını besleyecek diğer faydalı besinlere dönüştürülür.

Vücutta tüm faydalı fonksiyonların gerçekleşmesi, bakterilerin lifler üzerindeki çalışmasına bağlıdır. Ve bu iyi bakteriler hasar görüp lifler üzerinde çalışamaz hale gelirse, lifler kendi başlarına sindirim sistemi için tehli hale gelir; kötü patojen bakteriler için uygun bir yaşam alanı oluşturur ve bağırsak duvarında iltihaplanmayı yükseltir.

GAPS (Bağırsak ve Psikoloji Sendromu)

Bağırsaklarımızdaki iyi bakteriler olmadan çoğumuzun sindiremeyeceği, liflerden başka bir madde daha var. Bu madde laktoz adı verilen süt şekeridir. Çoğu kişinin laktozu tolare edemediği bilinen bir gerçektir. Yani, bu kişiler sütü sindiremezler.

Çoğu GAPS’lı çocuk ve yetişkin bu gruptadır. Anormal bağırsak florasına sahip kişilerin çoğunda çeşitli seviyelerde anemi görülür. Bu hiç de şaşırtıcı değildir. Bu kişiler, yiyeceklerden kan için gerekli vitamin ve mineralleri ememedikleri gibi, kendi vitamin üretimleri de hasarlıdır.

GAPS hastalarının çoğu solgun görünümlü ve kan testleri aneminin tipik belirtilerini işaret ediyor. Bu hastaların çoğuna doktorlar tarafından demir tabletleri reçete ediliyor. Ama aneminin tedavisi için demir tabletlerinden çok daha fazlası gereklidir.

Vücudun sağlıklı kan için aşağıdaki vitamin, mineral ve asitlere ihtiyacı vardır

Dünya genelinde yapılan çok sayıda araştırma, sadece demir desteği vermenin anemiyi tedavi etmediğini gösteriyor. Doktorların hala anemi hastalarına demir reçete ettiğini görmek beni üzüyor. Demir desteğinin, demir seven patojen bakteri üremesini artırarak yol açtığı pek çok yan etki var.

Ayrıca demir besin destekleri, GAPS hastalarında zaten çok hassas ve iltihaplı olan bağırsak astarındaki hücreleri de olumsuz etkiliyor. Anormal bağırsak florasına sahip kişilerde, bahsettiğimiz bütün bu faktörlere bağlı olarak çoklu besin eksiklikleri ortaya çıkıyor.

GAPS hastalarına yapılan testlerde çok sayıda önemli vitamin, mineral, temel yağlar, amino asitler ve diğer besinlerin eksikliği tipik olarak görülüyor.

GAPS’lı hastaların bağışıklık sistemi sürekli risk altındadır

Bağışıklık durumlarını test ettiğimizde diğer immunoglobulinlerin sayısı artabilirken, bazı immunoglobulinlerin bu hastalarda eksik olduğunu görürüz. Bağışıklık sisteminin tamamında, çeşitli hücrelerinde, enzimlerinde ve diğer kısımlarında zayıflama yaygındır.

Sindirim sisteminin sayısız bakteriyle kaplı epitel yüzeyi, hem sistemik hem mukozal bağışıklığın beşiği olarak tanımlanıyor.

Bebekler olgunlaşmamış bir bağışıklık sistemiyle dünyaya geliyorlar. Bebeğin bağışıklık sisteminin olgunlaşmasında sindirim yolundaki sağlıklı bakteri florası hayati rol oynuyor.

Hayatının ilk 20 gününde dengeli bir bağırsak florası oluşmazsa, bebeğin bağışıklığı tehlere açık hale geliyor.

Bağırsak duvarı epitelinde yaşayan yararlı bakterilerin bağışıklığı düzenlemek için çok çeşitli yöntemleri var.

Sindirim sistemimizdeki temel veya yararlı bakteriler, bağışıklık sisteminin bağırsak duvarında yaşayan çok önemli bir üyesini, lenfoid dokuyu harekete geçirir ve yüksek miktarlarda lenfosit ve immunoglobulin üretilmesini sağlar.  

Bağışıklık Sistemi konulu yazılar

Bağırsak duvarındaki lenfositler, immunoglobulin üretirler. Bunların arasında en önemlisi Sekretuvar Immunoglobulin A’dır (IgA). Sekretuvar IgA, vücuttaki bütün mukus zarlarında lenfositler tarafından üretilen ve vücut salgılarıyla atılan bir maddedir.

Solunum yolu, burun, boğaz, idrar kesesi, idrar yolu, vajina, tükürük, gözyaşı, ter, doğumdan sonraki ilk süt, anne sütü ve elbette sindirim sistemi ile salgılarının mukus zarlarında bulunur. Görevi; işgalci bakterileri, virüsleri, mantar ve parazitleri parçalayıp etkisiz hale getirerek mukus zarlarını korumaktır.

Bağırsak Florası

Bütün olarak baktığımızda, bağırsak florasının durumunun bağışıklık sisteminin doğru çalışması üzerindeki etkisini ne kadar vurgulasak abartmış olmayız.

Bağışıklığımızın % 80-85’inin bağırsak duvarında yaşadığı tahmin ediliyor. Bakteri tabakasıyla kaplı bağırsak duvarı, bağışıklık sisteminin sağ kolu olarak nitelendirilebilir. Bakteri tabakası zarar görürse veya daha da kötüsü anormalleşirse, kişinin bağışıklık sistemi sağ elini kullanmadan çalışıyor demektir.

Bağırsak florası anormalleşen kişilerde gelişen çeşitli besin eksikliklerini detaylarıyla ele aldık. Bağışıklık sistemi sürekli beslenmezse çalışamaz.

İşini yapması için en iyi bilinen vitamin ve minerallere, amino asitlere ve yağlara ihtiyacı vardır.

Bağırsak Florasına Neler Zarar Verir?

Bağırsak floramızın sürekli olarak karşı karşıya kaldığı tehlere bir bakalım.

Antibiyotikler

Penisilinler, Tetrasiklinler, Aminoglikozitler, Antifungal (anti-mantar) antibiyotikler. Antibiyotiklerin sadece bağırsakta değil, vücuttaki diğer organlarda ve dokularda yaşayan yararlı bakteriler üzerinde de yok edici etkisi vardır. 

Modern dünyada, bu faktörlerin çoğundan kaçmak imkânsızdır.

Antibiyotikler; bakteri, virüs ve mantarları iyi huyludan kötü huyluya dönüştürür ve dokulara saldırıp hastalık yaratma yeteneği kazandırır. Antibiyotikler, bakterileri antibiyotiklere dayanıklı hale getirir.

Diğer ilaçlar

Ağrı kesici ve analjezikler, steroid ilaçlar, doğum kontrol hapları, uyku hapları, mide ekşimesine karşı verilen ilaçlar, sinir yatıştırıcı ilaçlar.

Beslenme

İşlenmiş ve şekerli karbonhidratların tüketilmesi,  bebeklerin biberonla beslenmesi, uzun süre oruç tutmak, aç kalmak ve aşırı yemek.

Hastalıklar

Tifo, kolera, dizanteri, salmonella gibi bulaşıcı hastalıklar ve bazı virüs enfeksiyonları, ameliyat, kemoterapi, hormon tedavisi ve radyoterapi.

Diğer faktörler

Fiziksel yorgunluk, ileri yaş, alkol, kirlilik, toksik maddelere maruz kalmak, mevsimsel faktörler, iyonlaştırıcı radyasyona maruz kalmak ve sert iklimler

Modern dünyada, bu faktörlerin çoğundan kaçmak imkânsızdır. Her birimizin bağırsağı kendine has bir mikrop karışımıyla doludur. İlaçlar ve saydığımız diğer faktörlerin etkisiyle bu bağırsak florası, her birimizde kendine has bir şekilde değişir, hepimiz farklı sağlık sorunlarına yatkın hale geliriz. 

Bu süreç önceden kestirilemez. Bilim, bağırsak anormalliklerini tedavi etmek bir yana, henüz bağırsaktaki mikropların hepsini test edecek güvenilir bir yöntem geliştiremedi.

Her yeni doğan bebek bağırsak florasını annesinden aldıkça, floradaki hasar da nesilden nesile aktarılıyor ve giderek şiddetleniyor. Bunu, anormal bağırsak florası sorunlarının nesiller içinde daha ciddi hale gelmesinden anlıyoruz.”

Bağırsak Kanseri (Kolon Kanseri) konulu yazılar

Kaynak: “GAPS Bağırsak ve Psikoloji Sendromu için Doğal Tedavi Yöntemi” kitabı;
Yazar: Uzm. Dr. Natasha Campbell-McBride, MD

[Toplam:7    Ortalama:4.1/5]

Источник: https://www.mutluvesaglikli.com/bagirsak-florasi-bagisiklik/

Bağırsak rahatsızlığı ruh sağlığını da bozuyor

Bağırsak Bakterileri Sağlığınız Hakkında İpucu Veriyor!

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Karakan, Türkiye'de ilk defa düzenlenecek Probiyotik Kongresinde, bağırsaktaki yararlı bakterilerin dengesizliğinin yol açabileceği sağlık sorunları ve bu konudaki gelişmelerin ele alınacağını bildirdi.

Probiyotik ürünlerin artık yavaş yavaş tanınmaya başlandığını ancak hala yanlış inanışlar olduğunu ifade eden Karakan, ''Sadece yoğurt ya da süt alınmasının yeterli olacağı düşünülüyor. Hatta probiyotiklerin bitkisel ilaç olduğu bile düşünülüyor'' diye konuştu.

Dünyada bu alandaki çarpıcı gelişmelerin ülkede de bilinmesi gerektiğini kaydeden Karakan, şu bilgileri verdi:

''Bağırsaklarımızda, vücut hücre sayımızın 10 katı kadar bakteri yaşıyor. Bu kadar büyük orandaki canlı mikroorganizmanın insan sağlığı üzerindeki etkisi göz ardı edilemez.

Son yıllardaki araştırmalar bağırsaktaki yararlı ve zararlı bakteri dengesizliğinin birçok hastalığa yol açtığını gösteriyor. Bu çok önemli bir konu. Obezitenin nedenleri arasında bağırsak bakterileri önemli rol oynuyor.

Diyabet hastalığının gelişmesi, ortaya çıkması veya tedavisinde de önemli rolü var. Yine çölyak hastalığında bu dengesizlik tartışma konusu.''

Ülseratif kolit ve crohn hastalığının altında da bu dengesizliğin rol oynayabileceği belirten Karakan, ''Toplumda özellikle genç kadınlarda çok görülen, karında şişkinlik, kabızlık, gaz veya ishalle kendini gösteren, hayat kalitesini çok bozan spastik kolon ya da huzursuz bağırsak sendromu denilen hastalıkta da bağırsaklardaki bakterilerin dengesizliğinin rol oynadığı, probiyotik tedavisinin bazı hastalarda yararlı olduğu gösterilmiş'' ifadesini kullandı.

''SEZARYEN DOĞUMDA HASTANENİN BAKTERİLERİ YERLEŞİYOR''

Bağırsaklarda bakteri dengesizliğine yol açan nedenler hakkında da bilgi veren Karakan, şunları kaydetti:

''Çocuklarda bağırsaktaki bakteri dengesizliği, ileri yaşlarda ortaya çıkabilecek hastalıkları tetikliyor. Sezaryen ve normal doğum da bu açıdan çok önemli.

Çünkü normal doğumda bebek, anne kanalından yararlı bakterileri alıp bağırsaklarına yerleştiriyor ama sezaryen doğumda bebeklerin bağırsaklarına ilk olarak hastanenin bakterileri yerleşiyor.

Bu da ilerde hayatlarında önemli değişikliklere ve birçok hastalığın ortaya çıkmasına yol açıyor.''

Bilinçsiz antibiyotik kullanımının da bağırsak florasını alt üst ettiğini ve bu değişikliğin kalıcı olduğuna dikkati çeken Karakan,''Ülkemizde bilinçsiz ve reçetesiz antibiyotik kullanımının yaygın olduğu göz önüne alındığında bu tehyi görmeli ve halka anlatmalıyız. Antibiyotikte direnç gelişmesi buz dağının üstündeki kısım. Aslında bilinçsiz antibiyotik kullanımı bağırsaktaki bakteri yapısını bozduğunu için gelecekte önemli sağlık sorunlarını beraberinde getiriyor'' değerlendirmesinde bulundu.

''ATADAN KALMA BESLENME EN İYİSİ''

Türkiye'nin geleneksel beslenme kültürünün yararlı bağırsak bakterilerini koruyacak tarzda olduğunu bildiren Karakan, ''Geleneksel beslenme yöntemiyle bağırsaklardaki yararlı bakterileri koruyabiliriz'' diye konuştu.

Zaman zaman ''Yoğurdun bir probiyotik olup olmadığı'' sorusuyla karşılaştığını ifade eden Karakan, ''Yoğurt, probiyotik yerine geçmese bile ev yapımı yoğurt tüketilmesi kısmen de olsa bağırsak bakterileri açısından yarar sağlıyor'' ifadesini kullandı.

''Prebiyotik'' adı verilen, yararlı bakterileri çoğaltma kabiliyetine sahip lifli gıdalar alınmasını da öneren Karakan, ''Bazı lifli gıdalar bağırsaktaki yararlı bakteri sayısını arttırıyor. Örnek vermek gerekirse soğan, yer elması, pırasa, enginar gibi lifli gıdalar bağırsaktaki yararlı bakterileri arttırıyor. Bu açıdan probiyotik tüketilmesi de sağlık için nem arz ediyor'' şeklinde konuştu.

''RUH SAĞLIĞINI BİLE OLUMSUZ ETKİLİYOR''

Son yıllarda probiyotik tedavilerinin şeker hastalığı, kolesterol ve kan yağlarının yüksekliğinde başarılı sonuçlar verdiğini bildiren Karakan, şöyle devam etti:

''Probiyotiklerin girmediği alan yok gibi. Tabii bunlar bilimsel araştırmaların hala devam ettiği alanlar. Psikiyatrik hastalıklarda bile bağırsak florasındaki dengesizlik ciddi çalışma konusu.

Özellikle panik atak, anksiyete bozuklukları, depresyon ve şizofrenin altında yatan nedenlerden birinin de bağırsaklardaki bakteri dengesizliği olabileceği yönünde ciddi kanıtlar var.

Bu da geleceğin önemli alanlarından biri olacak gibi görünüyor.''

Karakan, ''Piyasadaki probiyotikler doktor tavsiyesiyle mi alınmalı'' sorusuna, ''Doktor tavsiyesi için erken. Böyle bir şey probiyotiklerin bir hastalık için direkt kullanılması gerektiği sonucunu ortaya koyar.

Birçok hastalıkta bunları kullanıyoruz. Mesela antibiyotik ilişkili ishallerde, bazı bağırsak hastalıklarında, spastik kolonda. Bunun dışında, genel sağlığı korumak, bağırsak düzeni için de bu ürünler tüketilebilir'' yanıtını verdi.

Geleneksel bir içecek olan kefirin probiyotikler içinde sayılabileceğini kaydeden Karakan, ''Ama içindeki bakteri veya mantarların ne olduğu tam bilinmediği için bunların inceleme yapılmış olanları kullanılmalı. Her kefir yararlı olmayabilir. Evde yapılanlar konusunda özellikle dikkatli olunmalı'' uyarısında bulundu.

MARKETLERDEKİ YOĞURTLAR

Yoğurtlarda her zaman canlı bakteri bulunmayabileceğini, uzun raf ömrü olanlarda bakteri sayısının çok düşük olduğunu anlatan Karakan, ''(Yoğurt yiyorum probiyotik almama gerek yok) düşüncesi tamamen ön yargıdır. Bunu kırmak için bu toplantıları yapıyoruz'' şeklinde konuştu.

''Hangi sıklıkta probiyotik alınmalı'' sorusuna ise Karakan, ''Bağırsak problemi yaşayanların geçici olarak kullanmasında sakınca yok. Doktor tavsiyesiyle tüketmesi gerekenler ise bir uzmana danışmalı'' yanıtını verdi.

Çocuklar için de probiyotiklerin oldukça güvenli olduğunu aktaran Karakan, ''Yan etkisi yok. Çocuklarda probiyotikle beslenmenin alerjik bünyelere yararlı olabileceğine dair kanıt var. Bebeklerde görülen kolitte de kullanılıyor ama sürekli tüketimi için bir şey söylemek zor. Aileler hekimlerine sorarak karar versinler'' diye konuştu.

GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN BUGÜN NELER OLDU

Источник: https://www.sabah.com.tr/saglik/2013/04/03/bagirsak-rahatsizligi-ruh-sagligini-da-bozuyor

Bağırsaklarımız Hakkında Bilinmesi Gereken Detaylar

Bağırsak Bakterileri Sağlığınız Hakkında İpucu Veriyor!

Haber güncelleme tarihi 09.05.2017 16:10

Bağırsaklarımız kendinden çok söz ettirmese de vücudumuzun işleyişinde önemli rol oynayan organlarımızdandır. Miğdeden anüse kadar olan bölümde konumlandırılmıştır. Bağırsak iki ana kısımdan oluşurken bu iki kısmın kendi içinde de ayrıca bölümleri bulunmaktadır.

  • Geniş ve kese görünümlü olan kalın bağırsak
  • Dar ve kıvrımlı olan ince bağırsak

 

Bağırsağın Yapısı

İki farklı yapıda karşımıza çıkan bağırsağın haliyle uzunluk ve görünüm olarak da farklılık göstermektedir.

Bu anlamda ince bağırsağın total uzunluğu yaklaşık 5-6 m arasında değişmektedir. Bu uzunluk miğdeden başlayan ilk parça olan onikiparmak bağırsağında 30 cm, ikinci parçadaki uzunluk 2 m ve üçüncü parçada ise 3 m civarında olmaktadır. 

Kalın bağırsak da ise genel uzunluk yaklaşık 1,5 m civarındadır. Bu kısımda ilk bölüm çekum olurken geniş bir keseden oluşmuş ve uc kenarında solucana benzer bir çıkıntı ile apandisi oluşturmaktadır. Rektuma kadar olan bölme dört parçalıdır;

  • Çıkan Kolon
  • Transvers Kolon
  • İnen Kolon
  • Sigmoid Kolon 

 

Kalın bağırsakdaki bir diğer bölüm anüs kanalına açılan 13 cm'lik boru şeklinde bir bölge olurken en kısa ve son kısım 2,5 cm'lik anüs kanalıdır.
 

Bağırsağın Görevleri

Vücuda alınan besinlerin çıkarımı ve emiliminden sorumlu organımızdır. Besinlerin miğdeye ulaşması ile büyük oranda gıda molekülleri parçalanmış olur. Parçalanan besinler bağırsağa ulaştıklarında bağırsak bu besinlerin emilimini sağlayıp kana karışmasını sağlar.

İnce bağırsak uzun ve kıvrımlı yapısı ile bu besinleri kendi kanalından geçirirken difüzyonu ve bağırsak emilimi için uygun olan yüzey alanını arttırarak işlevin devamına yardımcı olur.

Kalın bağırsak ve kolon bünyesinde birkaç çeşit bakteri tipi bulundurmaktadır. Bu bakteriler yararlı bakteri olarak bilinmesinin yanı sıra vücudun kendi kendine yok edemeyeceği molekülleri yok etme adına da bir görev üstlenmişlerdir. Bakterilerin birçoğumuz tarafından bilinmeyen bir başka görevi de vücuttaki gaz üretimini sağlamalarıdır.

Bir başka deyişle vücuttaki gaz birikiminin sebebi bakterilerdir. Kalın bağırsak ince bağırsağa göre kalın bir yapıya sahip olduğu için kuru dışkı da bu bölgede meydana gelir. Kalın bağırsaklar yararlı maddeleri azalmış olan besin posasının suyunu ve inorganik tuzlarını emme görevini de üstlenmektedir.

İşe yaramayan posa ise bu noktada rektumdan geçerek anüsten dışarı atılmaktadır.

Peki bir de bağırsağın ek görevleri ve bilinmesi gereken detaylar nelerdir bunlara görelim.

  • Bağırsakta çok sayıda yararlı bakteri bulunur. Bu bakterilerin sayısı toplam vücut hücrelerinin 10 katı kadardır.
  • Bağırsakta yaklaşık 100 civarında hormon üretimi yapılmaktadır.
  • Bağışıklık sistemimizin görevlerinin % 80'i bağırsaklar tarafından karşılanmaktadır ki bu da sağlık açısından ne kadar önemli bir organımız olduğunu anlatmaya yetmektedir.
  • Bağırsaklarda yer alan depamin ve serotonin metabolizması beyne göre daha yüksek seviyededir. 

 

BAĞIRSAK SAĞLIĞI

Birçok enfeksiyon ve hastalığın bağırsak yolu ile vücuda karıştığı ve önemli hasarlara yol açtığı düşünülürse sağlıklı yaşamanın temel unsurlarından biri de bağırsaklarımıza iyi bakmak olmalıdır.

İnsanlar genelde birçok besini aynı anda tüketir, beslenme anında ayrıştırmaz. Örneğin unlu ve yağlı besinlerin yanında şeker ve proteinli gıdalar aynı anda tüketildiğinde sindirim sistemimizde bu besinler birbirine karıştırılarak öğütür.

Sindirim sistemimiz her ne kadar bu besinleri ayrıştırmaya çalışsa da bütünü ile bu işlevi yerine getiremez. Tabi sonraki adımda besinler bağırsaklara tam olarak sindirilmeden taşınmış olur.

Başkalaşımını tamamlayamayan besinler bağırsakta olması gereken işleme tabi tutulamaz ve emilim eksik meydana gelir. İşte bu noktada gıdalar bağırsak çeperine yapışır ve zamanla bu bölge bir kütle haline gelir.

Bahsetmiş olduğumuz bu senaryo her türlü bağırsak hastalıklarının ilk evresidir diyebiliriz. Dolayısı ile öncelikli hedef beslenme şeklimizi değiştirmek ve uygun olmayan besinleri aynı anda tüketmemek olmalıdır.

Genel bağırsak sağlığı için spor, ilaç ya da benzeri uygulamalara gerek yoktur. Hastalığa yakalanmama ya da iyileşmesi sürecinde doğru ve düzenli beslenme yeterlidir. Bu bağlamda biraz da dengeli ve düzenli beslenme hususunda neler yapılmalı bunlardan bahsedelim.

  • Günde 2 Lt civarında su içilmesi önemlidir. Zira su besinlerin ayrıştırılmasına, kabızlığın giderilmesine ve bağırsakların sağlıklı bir şekilde işlevine devam edilmesine olanak sağlar.
  • Her gün en azından bir kase yoğurt tüketilmelidir. Probiyotik yoğurtlar ihtiva ettiği yararlı bakteriler ile bağırsaktaki bakteri düzeyini dengeler. Zararlı bakteriler çoğaldığı takdirde yoğurtta bulunan yararlı bakteriler vücuda alınır ve bağırsak fonskiyonlarının düzenlenmesine yardımcı olur.
  • Gün içerisinde öğün öğün beslenmek önemlidir. Düzenli beslenme de yine oluşturulan alışkanlık ile bağırsak fonksiyonlarının düzenlenmesine yardımcı olur.
  • Posa bakımından zengin yiyecekler tüketilmelidir. Günde 20-30 gr arası posalı yiyecek bile bağırsakların işini kolaylaştırmaya yeterlidir.
  • Kabızlıkta bir bağırsak problemi olduğu için uzmanların önerdiği ve net sonuçlar verdiği bilinen kuru kayısı, kuru incir ve kuru eriği suda kaynatarak marmelat haline getirdikten sonra tüketmenin kabızlık sorununu ciddi ölçüde giderdiğini belirtmişlerdir. 

 

BAĞIRSAK HASTALIKLARI

Bağırsağa bağlı birçok hastalık türü vardır. Miğde ve anüs arasına konumlandırılmış ince ve kalın bağırsak hastalıklarına verilen genel addır bağırsak hastalığı. Peki, ne gibi hastalıklar ile karşılaşıyoruz ve bunların tedavileri nasıl olur hep birlikte görelim.

Her bir birey normalde günlük 1 veya 2 defa dışkılama yapması gerekir. Bu normal seyrinde olan bir bağırsağın rutin görevlerindendir. Bir takım yeme alışkanlıkları ile bu rakam hafta 3-4 defaya kadar normal kabul edilebilir.

Kabızlık bir hastalığa bağlı ya da nedensiz olarak bağırsak fonskiyonlarının yavaş çalışması sebebiyle ortaya çıkabilir. Hastalığa bağlı olan türlerde genelde şeker, nörolojik rahatsızlıklar, ilaçlar ve lifsiz yiyeceklerin tüketimi bu sonucu doğurmaktadır. Yapılan bir araştırma sonucunda depresyonunda yine kabızlığı tetiklediği yönünde görüşlerde bildirilmiştir.

Bu bilgiler doğrultusunda kabızlık tedavisi yapılan teşhisler doğrultusunda nihayetlendirilir.
 

 

İshal dışkılamanın sulu ve hızlı geçrekleşen halidir. İshalin sebepleri arasında bağırsak da emilemeyen maddeler, hormon bozuklukları, parazitler ve gıdaların yeterince sindirilememesi gösterilmektedir.

İshallerin sebebini dışkı tahlili ya da endoskopik yöntem ile bulmak mümkündür. Örneğin akut olan bir hasta genelde parazit menşeyli bir rahatsızlık yaşıyordur ve bu dışkı tahlili ile görülebilir.

Bu tip tedaviler ise genelde antibiyotik kullanılarak yapılmaktadır.
 

 

Çölyak hastalığının tam açıklaması bağırsaklardaki emilim bozuklukları olarak geçmektedir. Küçük yaşlarda ya da 30’lu yaşlarda ortaya çıkabilir.

Glutene karşı oluşan duyarlılık sonrası ortaya çıkan bir hastalık türüdür. Bu hastalıkta gluten içeren besinlerden uzak durmak gerekir.

Tüketildiği takdirde birkaç saat sonra karın ağrısı, şişkinlik, halsizlik ve ishal gibi tepkimelere yol açabilir.

Tedavi şekli yine medical ve beslenme üzerine odaklanmıştır. Endoskopik yöntemler ile teşhis konulabilir, hastlağı yakalanmamak için gluten ihtiva eden besinlerden kaçınmak gerekir.
 

 

İltihabik bağırsak hastalıkları sindirim sistemi kanalının iltihaplanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Bu iltihabik durumu Crohn ve Ülseratif Kolit olarak ikiye ayırabiliriz.

Hastalık genelde 20 -40’lı yaşlar arasında baş gösterir fakat 55 – 65 yaşları arasında da görülebilir. Bu iki hastalık da alevlenme ve mayınlama şeklinde meydana gelir.

Bir süreç ateşli ve sancılı geçerken yine bir sonraki süreç sessiz ve bir sorun yokmuş gibi geçebilir.

Ülseratif kolit sadece kalın bağırsağı ve rektumu himayesine alır ve bu bölgede etkili olur fakat hastaların çoğunda sadece rektum bölgesinde etkinlik görülmektedir. Kalın bağırsağın tamamının etkilenmesi ancak %10’luk dilimde meydana gelmektedir.

Crohn hastalığı ise ağırdan anüse kadar sindirim kanalının herhangibir kısmını etkisi altına alabilir. Genelde ince bağırsaklar ve anüs çevresi bu hastalıktan etkilenir.

İltihabik durumlarda görülecek belirtiler ise aşağıdaki gibidir;

  • Kanlı ishal
  • Dışkıda sümük benzeri akıntı görülmesi
  • Sıklıkla tuvalete gitme isteği
  • Karın ağrısı
  • İştahsızlık
  • Kilo Kaybı
  • Kansızlık 

Tedavi süreci;

İltihabik bağırsak hastalıkları iki şekilde tedavi edilir. İlaç tedavisi ve cerrahi klinik operasyonları dır. İlaç tedavisinde iltihabın kurutulması ve bağırsak fonskiyonlarının düzene girilmesi amaçlanır.

Cerrahi tedavide hastalığın kontrol altına alınması ya da giderilmesi için ameliyat gibi klinik yöntemler kullanılır. 

Neoldu.com / Özel Haber

UYARI !

Haberimizde yer alan yazılı ve görsel içerikler farklı kaynaklardan derlenerek oluşturulmuş, öneri ve bilgilendirme yazısıdır. Kesin teşhis ve tedavi niteliği taşımamaktadır. Herhangi bir sağlık sorunu karşısında mutlaka doktorunuza başvurunuz. 

Источник: https://www.neoldu.com/bagirsaklarimiz-hakkinda-bilinmesi-gereken-detaylar-10536h.htm

Kalp Yetmezliği Bağırsak Bakterilerine Zarar Veriyor

Bağırsak Bakterileri Sağlığınız Hakkında İpucu Veriyor!

Hatta beyin ölümü gerçekleşse bile vücut tamamen ölmeyebiliyor. Ancak kalp işlevini yitirdiğinde ölüm kaçınılmaz oluyor.

Kalbin işlev görememesi olarak bilinen kalp yetmezliği ile ilgili araştırmacılar çok önemli bulgulara ulaştılar.

Kalp yetmezliği olan hastaların bağırsakları incelendiğinde birçok yararlı bakteri grubunun sağlıklı insanlardakinden daha az bulunduğu görüldü. Hastaların bağırsaklarındaki bakteri çeşitliliği olması gerektiği kadar yüksek değildi.

İlk başta bağırsaklar ile kalp arasındaki bağlantının nasıl olduğu anlaşılmayabilir ama bağırsaklar neredeyse her şeyin merkezinde yer alıyor. Bağırsaklardan emilen moleküller kanın içeriğini zenginleştirir.

Ayrıca buradaki bakteri florası ürettikleri diğer maddelerle de vücudun doğru bir şekilde çalışmasına yardımcı olur. Eğer yararlı bakterilerin sayısı azalacak olursa vücutta daha yetersiz bir kan akışı olacaktır.

Alman bilim insanları kalp yetmezliği olan insanlarda bağırsak bakterilerinin nasıl değiştiğini ve neler olduğunu araştırdılar.

Kalp Yetmezliği Olan Hastalar ile Sağlıklı Kişiler Karşılaştırılıyor

Çalışmada öncelikle hastaların ve sağlıklı kişilerin bağırsaklarından numuneler alındı ve bakteri floraları karşılaştırıldı. Profesör Norbert Frey’in liderliğinde yürütülen bu araştırmada hastaların bağırsaklarında olması gerekenden daha az sayıda ve türde bakteri olduğu görüldü.

Nöronlardaki miyelin kılıfının hazırlanmasında bile bu bakteriler rol oynuyor. Bunların miktarı ve çeşidinde olan değişiklikler birçok rahatsızlığa yol açabilir. Örneğin tip 1 diyabette de bakteri florasının değiştiğini biliyoruz.

Ekip bu bilgilerden yola çıkarak hangi bakterilerin yok olduğunu araştırmaya başladı.

Çalışmada aydınlığa kavuşturulamamış olan önemli bir nokta var.

Evet bazı bakteriler yok oldu ama kalp yetmezliği ortaya çıktığında mı bakteriler ölüyor yoksa bakterilerin ölmesi mi kalp yetmezliğini tetikliyor? Şimdilik bu soru tam olarak yanıtlanabilmiş değil.

Kesin olan bir şey var ki yararlı bakterilerin ölmesi ile kalp yetmezliği görülmesi arasında kesin bir bağlantı var. Eğer bakterilerin azalması bunu tetikliyorsa bakterileri koruyarak kalp yetmezliği riskini azaltabilir miyiz?

Bakteriler Nelerden Etkilenir?

Bağırsak bakterilerimiz yediğimiz, içtiğimiz, soluduğumuz havadan, kafamızdan geçen düşüncelerden bile etkilenebilir. Çok naif bir yapısı var. Örneğin bir vegan et yemeye başlarsa üç gün içinde bakteri florası değişmeye başlıyor.

Bakterileri incelemek de bu açıdan çok zor. Bu popülasyonu etkileyen o kadar çok şey var ki siz tek bir etkeni alarak acaba bu etkiler mi diye araştırmanız güçleşiyor.

Araştırmacılar kıyas yaparken kullandıkları bakteri örneklerini standart diyetle beslenen insanlardan aldılar.

İlaçlar da bakterileri doğrudan etkiliyor ve birçok zaman onları öldürüyor. İlk zanlımız antibiyotikler. Bu ilaçlar bakterilerin hücre duvarını, zarını veya enzimatik mekanizmalarını hedef alırlar.

Bakteriyel enfeksiyonlarda düşman istilacıları öldürmek için aldığımız antibiyotikler müttefiklerimizi de öldürebilir. Bu açıdan katılımcıların en az üç ay öncesine kadar herhangi bir ilaç almamış olmaları gerekiyordu.

Bunun yanında sigara içmek, cinsiyet ve yaş gibi diğer etkenler de değerlendirilmeye katıldı.

Bakterilerin Azalması Hastalığın Nedeni mi Sonucu mu?

Hastalardaki bakteri popülasyonun azalması çok büyük önem taşıyor. Sadece teşhis aşamasında değil; tedavi konusunda da bundan faydalanarak bazı terapiler geliştirebiliriz.

Kalp yetmezliğinin tedavisinde öncelikle hangi bakteri cinsleri azalıyor tespit edildi.

Ekip aylar süren araştırmalar neticesinde Blautia ve Collinsella türlerinin ortadan kaybolduğunu ve bütün kalp yetmezliği hastalarında bu bakterilerin olmadığını gördü.

Collinsella ve Blauti bakterilerine odaklanan projelerde Blautia bakterilerinin varlığının bağırsaklarda inflamasyonu engellediği görülmüştür. Benzer şekilde Faecalibacterium cinsi bakterilerin de inflamasyonu engelleyici işlevlere sahip olduğu biliniyor.

İnflamasyon buradaki kritik etken çünkü kalp yetmezliğinde de uzun süreli inflamasyon görülüyor. Bağırsaktaki bakteriler normalde oluşabilecek inflamasyonu engelliyor ama kalp yetmezliği durumunda bakteriler öldüğü için inflamasyon gün yüzüne çıkıyor.

Araştırmacılardan bazıları şu an için bakteri popülasyonunun, hastalığın neticesinde değiştiğini düşünüyor. Bazıları ise bakteri popülasyonundaki değişimlerin kalp yetmezliğinin erken işaretlerinden biri olabileceğini savunuyor.

Bu konuda yapılacak başka çalışmaların sonucunda kalp yetmezliği ile bakteri florası arasındaki bağlantı daha iyi anlaşılacaktır.

Hazırlayan: Ali Çağlayan Taybaş

Kaynak

https://www.sciencedaily.com/releases/2017/07/170711093012.htm

Kalp Yetmezliği Bağırsak Bakterilerine Zarar Veriyor

Источник: http://www.biyologlar.com/kalp-yetmezligi-bagirsak-bakterilerine-zarar-veriyor?page=3

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть