Bağırsak Kanserinde Genetik Test Dönemi

içerik

Kanser Testi: Kanser teşhisinde kullanılan laboratuvar testleri

Bağırsak Kanserinde Genetik Test Dönemi

Kanser kan testleri ve diğer laboratuvar testleri kanser tanısını koymak için doktorunuza yardımcı olabilir.Endişenizi, kanser kan testleri ve nasıl kullanıldıkları hakkında bilgi edinerek azaltın.

Kanser olduğunuzdan şüpheleniliyorsa, doktorunuz tanıda yardımcı olması adına bazı kanser kan testleri veya idrar tetkiki ya da şüpheli bölgenin biyopsisi gibi diğer laboratuvar testlerini isteyebilir.

Kan kanserleri hariç olmak üzere, kan testleri kanser olup olmadığınız ya da bazı diğer kanser dışı rahatsızlıkların bulunup bulunmadığını kesin şekilde söyleyemez, ancak vücudunuzun içerisinde neler olup bittiği hakkında doktorunuza ipucu verebilir.

Doktorunuz kanser belirtilerini izlemek amacıyla kanser kan testleri istemesi, kanser tanısının konulduğu ve sizde kanser olduğu anlamına gelmez. Kanser kan testleri yapılırken doktorunuzun ne arıyor olabileceğini öğrenin.

Kan testi organlarınızın sağlıklı bir şekilde çalıştığı ve kanserden etkilenip etkilenmediği hakkında bir fikir verir.

Doktorunuzun aradığı nedir:

Kanser kan testleri için alınan örnekler kanser belirtileri için laboratuarda analiz edilir. Örnekler, kanser hücrelerini, proteinleri ya da kanserin ürettiği diğer maddeleri gösterebilir. Kan testleri aynı zamanda doktorunuza organlarınızın ne kadar sağlıklı bir şekilde çalıştığı ve kanserden etkilenip etkilenmediği hakkında bir fikir verir.

Kanseri teşhis etmede kullanılan kan testlerinin örnekleri aşağıdakileri içerir:

  • Tam Kan Sayımı (CBC). Bu sık kullanılan kan testi kan örneğinizdeki çeşitli kan hücre türlerinin miktarını ölçer. Bir kan hücresi türü çok düşük veya çok yüksek miktarda bulunuyorsa veya anormal hücreler belirlenirse, bu test yapılarak kan kanserleri belirlenebilir. Kemik iliği biyopsisi kan kanserinin tanısını teyit etmede yardımcı olabilir.
  • Kanprotein testi. Kanınızdaki çeşitli proteinleri incelemek için yapılan bir test (elektroforez), multipl miyelomı bulunan hastalarda bazen yükselen bazı anormal bağışıklık sistemi proteinlerini (immünoglobulinler) belirlemede yardımcı olabilir. Kemik iliği biyopsisi gibi diğer testler şüpheli tanıyı teyit etmek için kullanılır.
  • Tümör marker testleri. Tümör markerleri, tümör hücreleri tarafından üretilen ve kanınızda belirlenebilen kimyasal maddelerdir.

Fakat tümör markerleri aynı zamanda vücudunuzdaki bazı normal hücreler tarafından da üretilir ve kanser harici durumlarda seviyeleri önemli derecede yükselebilir. Bu durum tümör marker testlerinin kanserin tanısına yardımcı olma potansiyelini sınırlandırır. Sadece son derece nadir durumlarda bu tür bir testin kanserin kesin tanısını koymak için yeterli olduğu düşünülebilir.

Kanser tanısının konulmasında tümör markerlerini kullanmanın en iyi yolu belirlenmemiştir. Ve bazı tümör marker testlerinin kullanımı tartışmalıdır.

Tümör markerlerinin örnekleri içerisinde prostat kanseri için prostat-spesifik antijen (PSA), yumurtalık kanseri için kanser antijeni 125 (CA 125), medüller tiroid kanseri için kalsitonin, karaciğer kanseri için alfa-fetoprotein (AFP) ve testis kanseri ve yumurtalık kanseri gibi germ hücreli tümörler için insan koryonik gonadotropini (HCG) yer almaktadır.

  • Dolaşımdaki tümör hücresi testleri. Son dönemde geliştirilen kan testleri orijinal kanser bölgesinden ayrılıp kan dolaşımında yüzen hücreleri belirlemek için kullanılmaktadır. Meme kanseri, kolorektal kanser ya da prostat kanseri bulunan hastaları izlemek amacıyla bir dolaşımdaki tümör hücresi testi Gıda ve İlaç Dairesi tarafından onaylanmıştır. Bu test klinik ortamda yaygın olarak kullanılmamaktadır.

Sonuçlar ne anlama geliyor?

Test sonuçları dikkatlice yorumlanmalıdır, çünkü vücuttaki değişiklikler ve hatta ne yediğiniz gibi çeşitli faktörler test sonucunu etkileyebilmektedir.

İlaveten, kanser dışı rahatsızlıkların bazen anormal test sonuçlarına neden olduğu da unutulmamalıdır. Ve diğer durumlarda, kan testi sonuçları normal olsa dahi kanser mevcut olabilir.

Doktorunuz, kan seviyenizin normal sınırlar içersine düşüp düşmediğini belirlemek için test sonuçlarınızı değerlendirir. Ya da doktorunuz sonuçlarınızı geçmişte yapılan testlerin sonuçlarıyla karşılaştırabilir.

Sonraki adım nedir?

Kan ve idrar tetkikleri doktorunuza ipucu vermeye yardımcı olsa da, tanı koymak için diğer testler genellikle gereklidir. Birçok kanser türü için, incelemek amacıyla şüpheli hücrelerden örnek alma işlemi olan biyopsi çoğunlukla kesin tanının konulması için gereklidir.

Bazı olgularda, tümör marker düzeyleri zaman içerisinde izlenmektedir. Doktorunuz birkaç ay içinde kontrol testi planlayabilir. Tümör markerleri en sık kanser tanınız konulduktan sonra yardımcı olurlar. Doktorunuz, kanserinizin tedaviye yanıt verip vermediği ya da kanserin büyüyüp büyümediğine karar vermek için bu testleri kullanabilir.

Çoğu durumda, kanser tedavisini tamamladıktan sonra, kanser kan testlerinin kullanılması kanserin nüksetmesini izlemek için yardımcı olmayacaktır. Kanser türünüzün detaylarını doktorunuzla görüşün.

Источник: //neolife.com.tr/kanser-testi/

Kalın bağırsak kanseri için risk faktörleri neler?

Bağırsak Kanserinde Genetik Test Dönemi

50 yaşından sonra sıklıkla görülen kalın bağırsak kanseri ile ilgili, Okan Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Alp Gürkan bilgi verdi:

Kalın bağırsak kanserleri tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ciddi sağlık sorunları oluşturuyor. Sağlık Bakanlığı’nın istatistiklerine göre en sık görülen ilk beş kanser arasında. Erkek ve kadınlardaki kanserden ölümlerde üçüncü sırada.

Her yaşta görülebilmesine rağmen en sık 50 yaşından sonra gözlenir. Ortalama görülme yaşı 63’tür. Kadın erkek arasında görüme sıklığı açısından pek bir fark yoktur.

Lenf bezlerine yayılabilir

Kalın bağırsak kanseri; bağırsak duvarının dışına çıktığında önce çevresindeki lenf bezlerine, daha sonra da karaciğer başta olmak üzere diğer organlara da yayılabilir.

Tedavinin başarısı için 50 yaşından sonra düzenli aralıklarla bağırsakların incelenmesi gerekir. Erken evrelerde hastalıktan kurtulmak mümkün olduğu halde geç kalındığında maalesef yaşamı tehdit eden sorunlarla da karşılaşılabilir.

Kalın bağırsak kanserini önlemek için, pişirme yöntemi de çok önemlidir. Özellikle mangal gibi pişirme yöntemlerinde etin yanması sonucu kanserojenler oluşabilir.

Bu kanserojenler; mide, pankreas ve kalın bağırsak kanserinin gelişmesini tetikleyebilir. Bu nedenle etin ateşe 15 cm’den yakın mesafede olmamasına dikkat edin. Etin mangalda kalma süresi uzadıkça kanserojen madde oluşma riski de artar.

Kimyasallar olumsuz etkiler

Kalın bağırsak kanserinin kesin sebebi bilinmiyor. Fakat oluşumunda etkili olan bazı çevresel ve genetik nedenler vardır. Beslenme alışkanlığı, kalın bağırsak kanserinde önemli bir yere sahiptir.

Özellikle Batı tipi diyet, kanser ihtimalini artırır. Kalın bağırsak kanserinin oluşmasında hayvansal yağların tüketiminin etkili olduğu araştırmalar sonucu saptanmıştır. Ayrıca bazı kimyasal maddeler, kanser nedenleri arasındadır.

Sanayi işçilerinde, bazı fabrikalarda çalışanlarda kalın bağırsak kanseri görülmesi; kimyasal maddelerin etkisini ortaya koymaktadır.

Kalın bağırsak kanseri için bazı risk faktörleri vardır.

Polipler kalın bağırsağın iç duvarından kaynaklanır. 50 yaşın üzerindeki insanlarda yaygındır. Başlangıçta iyi huylu tümörler olmasına karşın zamanla kanserleşme olasılığı vardır. Kanserleşme riski nedeniyle polipler, kolonoskopi yoluyla çıkartılmalı ve düzenli aralıklarla kontrol edilmelidir. Poliplerin erken tanısı ve çıkartılması, kalın bağırsak kanser riskini azaltır.

Kalın bağırsak kanserleri genelde yaşlılarda görülür. Hastaların yüzde 90’ı, 40 yaşından sonra tanı alır. Ortalama yaş 60’tır. 40 yaşından sonra kalın bağırsak kanserine yakalanma oranı her 10 yılda bir ikiye katlanarak artar.

Belli genlerdeki değişiklikler, kalın bağırsak kanseri riskini artırır. Herediter polip dışı kalın bağırsak kanseri (HNPCC), kalıtımsal (genetik) kalın bağırsak kanserin en yaygın tipidir.

Tüm kalın bağırsak kanser vakalarının yüzde 2’sini oluşturur. Bu, HNPCC genindeki değişiklikler nedeniyle olur. Değişmiş HNPCC genli hastaların yüzde 75’inde kalın bağırsak kanseri gelişir.

Kanserin ortalama görülme yaşı 44’dür.

  • Ailede kalın bağırsak kanser öyküsü:

Bir kişinin yakın akrabalarında (anne, baba, kardeş, çocuklar) kalın bağırsak kanser öyküsü varsa, kişinin bu hastalığa daha genç yaşta yakalanma riski artar. Bu hastalar, kansere ilk yakalanan aile bireylerinin kansere yakalanma yaşından 10 yıl önce kanser açısından taranmaya başlanmalıdır.

  • Daha önceden kalın bağırsak kanseri geçirmiş olmak:

Kalın bağırsak kanser öyküsü olan bir kişide tekrar kalın bağırsak kanseri gelişebilir. Yumurtalık, rahim ve meme kanseri öyküsü olan kadınlarda kalın bağırsak kanser riski de artmıştır.

  • Ülseratif kolit veya Crohn hastalığı:

Bağırsakta adı geçen iltihabi hastalığı olanlarda, kalın bağırsak kanser riski artmıştır. Bu kişilerde normal topluma göre 10 kat artmış risk mevcuttur.

Hayvansal yağdan zengin, kalsiyum, folat ve liften fakir diyetle beslenenlerde kalın bağırsak kanser riski artmıştır. Meyve ve sebzeden fakir beslenmek de riski artırır. Bol miktarda balık tüketmek, muhtemelen bağırsak kanserine yakalanma riskinizi azaltır. Bağırsak kanserine yakalanma riski haftada 12.5 birim alkol tüketen kişilerde artar.

Sigara içen hastalarda polip ve kalın bağırsak kanser riski artar.

Bilimsel çalışmalarda vücut kitle indeksi 40kg/m2 üzerinde olan kişilerde kalın bağırsak kanseri görülme oranının, normal ağırlıktaki kişilere göre daha fazla olduğu gösterilmiştir. Egzersizin kolon kanseri riskini düşürdüğü iddia edilir.

Egzersizin nasıl işe yaradığını bilmiyoruz. Hormon seviyelerini etkiliyor ya da vücudunuzun rölantideki hızını, belki de gıdaların bağırsaklarınızda kalış süresini bile değiştiriyor olabilir.

Liften zengin beslen, kanserden korun

Kalın bağırsak kanserlerinden korunmada tarama yöntemlerinin yanı sıra riski azaltıcı bazı basamaklar da mevcuttur. Örneğin fiziksel egzersiz, aşırı kilolardan kurtulmak, sigara ve alkol kullanmamak, yüksek lifli, düşük yağ içerikli gıdaları tüketmek; bunlardan birkaçıdır.

Dünya Sağlık Örgütü; 2015 yılında salam, sucuk, sosis, pastırma gibi işlenmiş et ürünlerini kesin kanserojenler arasına dahil etmiştir. Aşırı kırmızı et tüketilmesinin de özelikle kalın bağırsak kanseri riskini artırdığı aynı duyuruda belirtilmektedir.

Genetik test yaptırılmalı

Risk gruplarına girmeyen hastalara, 50 yaşından başlayarak gaitada gizli kan taraması, 50 yaşın üzerinde ise en azından beş yılda bir sigmoidoskopi, 10 yılda bir kalın kolonoskopi yapılması önerilmektedir.

Risk grubunda olan hastalardan; daha önce polip çıkarılmış olan hastalar bu işlemden sonra bir-üç yıl içinde tekrar kalın kolonoskopi yaptırmalıdır. Anne-baba gibi yakın akrabalarına kalın bağırsak kanseri tanısı konmuş olanlar, 40 yaşından önce veya akrabasına tanı konulduğu yaştan en geç 8-10 yıl önce taramayı başlatmalıdır.

Kalıtsal non-polipozis kalın bağırsak kanseri için genetik test yaptırılmalıdır. Ailesel, adenomatoz polipozis (FAP) olarak adlandırılan hastalık olan kişiler, genetik danışmanlık almalı ve 10-15 yaşından itibaren kalın kolonoskopi ile takip edilmelidir.

Meme ve kadın genital organ kanseri olan kişiler; 40 yaşından sonra, ülseratif koliti olan kişiler ise tanı aldıktan sonra periyodik olarak kalın kolonoskopi yaptırmalıdır.

Bağırsak kanseri belirtileri nelerdir? Tedavi şekli nasıldır?

Источник: //indigodergisi.com/2017/05/kalin-bagirsak-kanseri-risk-faktorleri/

Kolon Kanseri ve Genetik

Bağırsak Kanserinde Genetik Test Dönemi

Kalın bağırsak kanseri oluşumunun genlerle ilişkisi oldukça karmaşıktır. Basit olarak genler, canlının bazı özelliklerini taşır. Genler hücrenin çekirdeğinde bulunan, kromozomlar içindeki özel birimlerdir. Her genin birbirinden farklı görevleri vardır. Saçımızın renginden parmak şeklimize, kan grubumuza kadar tüm özelliklerimizin belirlenmesini ve ortaya çıkmasını sağlarlar.

Yukarıda da belirtiğimiz gibi genler canlının bazı özelliklerinden sorumludur. Canlının tüm özelliklerini belirleyen ise genetik yapımız ve çevresel faktörlerin tümüdür. Kısaca canlıların tüm görünebilir özellikleri “fenotip” olarak adlandırılır ve basit bir formül ile ifade edilecek olursa;

Fenotip=Genotip+Çevre
Canlının TümÖzellikleriGenetik FaktörlerinTümüÇevresel Faktörlerin TümüBeslenme, yaşam şekli, alışkanlıklar vb.

Canlının bazı özelliklerinin daha çok genler tarafından, bazılarının ise daha çok çevresel faktörler tarafından belirlendiği söylenebilir. Kalıtım yoluyla ebeveynlerimizden (anne ve babamızdan) bize geçen ve zaman içinde bir miktar değişime uğrayan genlerimiz, hayat alışkanlıklarımızla beraber çalışarak bizim özelliklerimizi belirler.

Polip, Kanser Gelişimi

Kalın bağırsağın iç yüzeyini örten tabakanın oluşumu ve yenilenmesi de genlerin ve çevresel faktörlerin kontrolü altındadır.

Genetik ve çevresel yapıda meydana gelen olaylar, normal sağlıklı olarak her 7-10 günde bir yenilenen kalın bağırsağın iç yüzeyini örten tabakada değişikliklerin gelişimini başlatır.

Buna ek olarak genetik değişikliklerin ardı sıra eklenmesi ile önce erken polip, ardından geç polip, ve devamında da kalın bağırsak kanseri gelişimi gözlenir. Ortalama olarak bir polipten kanser oluşumu için geçen süre 8-10 yıl kadardır.

Kolorektal Kanser Gelişiminde Genlerin Önemi

Kalın bağırsak kanserinin gelişimi için birden çok genetik olaya ihtiyaç vardır. Bu genetik yapıdaki değişiklikler bir anda olmaz. Canlının hayatta kaldığı sürede bu genetik yapıdaki değişikiliklere ek olarak çevresel birçok faktörün de eklenmesi hastalıkların gelişimine neden olur. Hastalığın gelişimine neden olan bazı faktörler aşağıda basit olarak anlatılmaya çalışılmıştır.

Bazılarını anne veya babamızdan kalıtım yolu ile alırız

Anne ve baba çocukları olunca, onlara kendinden bazı özelliklerini verirler. Örneğin saç ve göz rengi gibi bazı kanser oluşturan hasarlı genler de geçebilir.

Bu genler çocuğumuzun tüm yapı taşları olan proteinlerinin düzenli üretimi için gereklidir. Fakat kalıtımla anne ve babadan gelen hasarlı genler çocuğa geçti ise bazı normal olması gereken protein üretimleri yapılamayacaktır.

Bunun sonucunda bazı hastalıklar ortaya çıkabilir. Bunlardan biri de kalın bağırsak kanseridir.

Bazıları bireyin anne rahminde gelişimi sırasında olur ve sadece o bireyi ilgilendirir

Bazen anne ve babada herhangi bir genetik bozukluk yoktur. Fakat yavru gelişimi sırasında hasar oluşabilir ve sadece çocukta hastalık ortaya çıkabilir. İşte bu şekilde kalıtsal kalın bağırsak kanseri ailenin önceki bireylerinde görülmese bile bundan sonra yeni nesillere kalıtım yolu ile geçebilir ve yeni aile bireylerini etkileyebilir.

Yine bazen anne veya babada genetik bozukluk olduğu halde hastalık görülmez

Bu anne ve babalar sadece genetik bozukluğu bir çekinik genle taşıdıkları için hastalık ortaya çıkmaz. Bu bireylere taşıyıcı bireyler denir. Taşıyıcı bireylerde hastalık gözlenmese de onların çocuklarında hastalık olabilir. Çünkü hem anadan hem babadan hastalık geni alabilirler.

Bazı genetik bozukluklar da yaşadığımız sürede çevresel etkenlerle gelişir

Gen DNA’sında bazı çevresel ajanlar hasar oluşturabilir.

Eğer bu çevresel ajanların oluşturdukları gen hasarları kansere neden olursa, o zaman bu çevresel ajanlara karsinojenler adı verilir (örneğin sigara bir karsinojendir).

Bu çevresel etkenler nedeni ile zaman içinde genler hasar görebilir veya tamamen kaybolabilir. Bunun sonucu olarak vücudumuzdaki önemli bir proteinin üretimi ve önemli bir fonksiyon yok olabilir.

İşte bu yukarıda basit olarak anlatılan genetik olayların kalın bağırsağın iç yüzünü örten tabakanın yenilenmesi sırasında meydana gelmesi sonucunda kalın bağırsak kanseri oluşmaktadır.

Kolon Kanseri için Kan Testleri ve Genetik Bozukluğun Tespiti

Araştırmalar sonunda bazı kalıtsal kalın bağırsak kanserlerini kan testleri ile belirlemek mümkün olmuştur.

  • Ailesel (familyal) adenomatözpolipozis (FAP) kalıtsal kolorektal bir kanserdir. Kalın bağırsakta yüzlerce polip oluşumu görülür. Bu hastalık 5. kromozomda bulunan APC (adenomatöz polipozis coli) geni ile oluşur. Etkilenen bir ebeveynin çocuklarının %50'sinde hastalık ortaya çıkar. Kan testi ile etkilenen kişi saptanabilir.
  • Herediter (kalıtsal) non-polipoziskolorektal kanser (HNPCC) diğer bir kalıtsal kolorektal kanseri oluşturur. Kromozom 2-3’te iki adet gendeki bozulma sonucu ortaya çıkar. hMSH2 ve hMLH1 bu hastalıktan sorumludur. Kan testi ile etkilenen kişi saptanabilir.
  • Ailesel kolon kanseri kalıtsal olmakla beraber yukarıdaki iki kalıtsal tip gibi belirlenebilmiş herhangi bir genetik bozukluk henüz belirlenememiştir. Bu nedenle kan testi ile de anlaşılamamaktadır.
  • Kalın bağırsak kanserinin en sık tipi olan rastlantısal kalın bağırsak kanserinin tespitinde de tanıya yardımcı olabilecek bir genetik bozukluk henüz belirlenememiştir. Bu nedenle kan testi ile de anlaşılamamaktadır.

Bizim ailede kalıtsal kalın bağırsak kanseri var mı?

  • Ailede 3 veya daha fazla akrabada kalın bağırsak polibi veya kanseri hikayesi olanlarda (özellikle hastaların biri 50 yaş altında hastalığa yakalandı ise)
  • Ailesel bir veya daha fazla kalın bağırsak kanseri veya polibi hikayesine ek olarak kendisinde polip veya kanser olanlarda kalıtsal veya ailesel kalın bağırsak kanseri olabilir.

Источник: //www.kolonrektum.com/icerik-kolon-rektum-kanseri-ve-genetik

Genetik test kolon kanseri teşhisinde avantaj sağlıyor

Bağırsak Kanserinde Genetik Test Dönemi

Yaş ve aile hikayesinin kolon kanseri için en önemli risk faktörleri olduğunu söyleyen Dr.

Sağlam, şu bilgileri verdi: “Kalın bağırsak kanseri, herhangi bir yaşta ortaya çıkabilse de hastaların %90’ından fazlası 40 yaşın üzerinde olan kişilerdir. Bu yaştan sonra risk, her on yılda ikiye katlanır.

Kalın bağırsak kanserinin toplumda görülme sıklığı 10 binde 5 dolayındadır. Erkekte ve kadında eşit oranda görülen hastalık bütün kanserler içinde görülme sıklığı bakımından üçüncü sıradadır.”

Kolon kanseri nedir? Nedenleri, belirtileri ve tedavi yöntemleri

Kalın bağırsak kanserinin önlenebilir olduğunu ve erken evrede teşhis edildiğinde tam olarak tedavi edilebildiğini dile getiren Dr.

Sağlam, “Henüz bulguları olmayan bireylerde bile kanser yönünde bir değişim varsa, sadece kan alınarak yapılacak bir genetik test ile erken tanı ve erken tedavi ile kolon kanseri önlenebilir.

Hastalığın erken tanısı için rektal tuşe, rijit rektosigmoidoskopi, fleksibl fıberoptik sigmoidoskopi, kolonoskopi, çift kontrast kolon incelemeleri, tümör belirleyicileri, dışkıda gizli kan testi kullanılıyor” dedi.

Genetik test önemli avantajlar sağlıyor

Kolon kanseri teşhisinde yeni kullanılmaya başlanan genetik testin pek çok önemli avantaj sağladığını belirten Dr. Sağlam, sözlerini şöyle sürdürdü: “En son uygulamaya başlanan test ise koldan kan alınarak yapılan kolon kanserine özel genetik değişimin taranması yöntemidir.

Günümüzde en etkili tanı yöntemi kolonoskopi olarak kabul edilmekle beraber, erken tanıda kanser genetiğine ait değişimin taranması, klinik yaklaşımı güçlendirmektedir. Kolonoskopi, uygulama zorluğu nedeniyle birçok risk altındaki birey tarafından tarama veya takip yöntemi olarak tercih edilmemektedir.

Bu durum; erken tanı şansını azaltıp, kanser ilerledikten ve bulgular ortaya çıktıktan sonra müdahale edilebilmesine neden olmaktadır.”

Genetik analiz sporda sakatlıkları önlüyor!

Kanla yapılan testin, kolonoskopi yaptırmaktan kaçınan hastalar için kurtarıcı bir erken tanı yöntemi olduğunu dile getiren Dr.

Sağlam, “En önemli avantajı, erken tanıda hassasiyeti yüksek bir test olmasıdır. Ayrıca uygulama kolaylığı ve hasta konforu açısından girişimsel olmaması diğer avantajıdır.

Takip gereken hastalarda klinisyenin belirlediği sürelerde, sadece koldan kan vererek uygulanır.

Risk faktörü olan herkese kolayca uygulanabilecek bir test olarak kolorektal kanser genetik tarama yapılabilir. Kolon kanserinde erken tanı için alternatif bir yöntem olarak, koldan kan alınarak kanser markerlerinin varlığı takip edilebilir.

Risk altında olduğu belirlenen bireylerden koldan 10 cc kan alınır ve dolaşıma karışmış olan kanserli hücreye ait DNA materyalinden kanserin varlığını gösteren yapı değişikliği belirlenir. Çalışma 7-10 gün içerisinde sonuçlanır” diye konuştu.

Genetik test yapılarak elde edilen sonuçlar çok hassas çalışmalarla elde edildiği hatırlatan Dr. Sağlam, sözlerini şöyle noktaladı: “Alınan sonuç çok güvenilirdir.

Test, Amerika ve Avrupa’da son bir yıldır uygulanmakta olan en son teknolojik yöntemdir. Amerika’da yapılan bir çalışmada 2011 yılında altı ayda yaklaşık 30 bin risk altındaki bireye genetik tarama uygulanmıştır.

Kolonoskopi gibi girişimsel (invaziv) bir yöntemin bu kadar bireye tarama yöntemi olarak kullanılması mümkün değildir.”

  • Ailede (birinci ve ikinci derecede akrabalar) kalın bağırsak kanseri hikayesi.
  • Ailede (birinci ve ikinci derecede akrabalar) kalın bağırsakta polip hikayesi.
  • Hastada kalın bağırsak poliplerinin olması.
  • Hastanın daha önce kalın bağırsak kanseri nedeniyle ameliyat geçirmesi.
  • Ülseratif Kolit (iltihabi bağırsak hastalığı).
  • Diğer organların özellikle meme ve uterus (rahim) kanseri hikayesi.

Genetik yük mü yaşam tarzı mı?

Kolon kanserinde risk faktörleri neler?

  • Coğrafya: Kuzey Amerika ve Yeni Zelanda’da sıkken, Afrika ve Orta Amerika’da daha az görülür.
  • Yaş: Görülme sıklığı 40 yaşından itibaren artar. ABD‘de yapılan bir taramada; 40 yaş altındaki hastalarda kolorektal kanser görülme oranı yüzde 0.05-0.06 iken aynı oran 40-60 yaş arası on kat artarak yüzde 0.6-0.8 ve 60-80 yaş arasında yaklaşık yüz kat artarak yüzde 3-4 olarak bulunmuştur.
  • Aile hikayesi ve genetik: Birinci derece bir akrabada kolorektal kanser bulunmasıyla risk 1.7 kat artarken, ikiden fazla kolorektal kanser bulunduğunda risk 2.7 kat ve 45 yaş altı akrabalarda kolorektal kanser varlığında 5.3 kat artar.
  • Şişmanlık: Yağdan zengin ve posalı yiyeceklerden fakir beslenme bilinen risk faktörleridir.

Источник: //www.medikalakademi.com.tr/genetik-test-kolon-kanseri-teshis-dna/

BAĞIRSAK KANSERİ BELİRTİLERİ NELERDİR?

Bağırsak Kanserinde Genetik Test Dönemi

Bağırsak kanserinin bir diğer adı da kolon kanseridir. Bağırsak kanseri genellikle kalın bağırsakta meydana gelir ve alt sindirim sisteminin bir durumudur. Bu kanser çeşidi genelde kanserli olmayan hücrelerin bir araya yığılması ile başlar. Zamanla biriken bu hücreler kansere dönüşür.

İnsanın kalın bağırsağı, kaslı, tüp şeklinde ve 1.2 metre uzunluğunda bir organdır. İnce bağırsaktan, anüse kadar uzar. Bağırsak sindirim sisteminin bir parçasıdır. Sindirim sistemi yediğimiz tüm yiyecekleri vücudun kullanabileceği bir enerjiye çeviren sistemdir. Bağırsak duvarları vücut dokularının pek çok katmanından oluşur.

Bağırsak kanseri de en iç katmandan başlar. Doktorların düşüncelerine göre bağırsak kanseri 5-10 yıl gibi bir süreçte gelişmektedir. Bağırsak katmanları arasında giderek büyümeye başlar ve kas tabakalarına kadar yayılır.

Hastalığın ilerlemesi durumunda ise bağırsağa yakın organlar olan mesane, rahim veya prostat bezine kadar yayılabilir.

Belirli bölgelerdeki hücrelerde kanser oluştuğunda vücuda dağılır ve çok hızlı bir şekilde çoğalmaya başlar. Bu da birtakım hücre yığınlarının oluşmasına sebep olur ve bu hücre gruplarına tümör denir. Bağırsak kanseri ilk olarak bu hücre gruplarının en iç katmanında başlar.

Bu kümelenmelere polipler denir. Ancak poliplerin oluşması, bağırsak kanserinin oluşacağı anlamına gelmez. Günümüz teknolojisinde bağırsak içerisindeki kanser gelişiminin sebepleri tam olarak bilinmemektedir. Ancak araştırmalar birtakım faktörleri ortaya çıkarmıştır.

Bunlar ise;

  • Yaş: Bağırsak kanserinin oluşması ve gelişmesi yaşa bağlı bir durum olup, yaş ilerledikçe risk durumu artmaktadır. Her 10 durumdan 9’u 60 yaş ve üzeri kişilerde gerçekleştiği ortaya çıkmıştır.
  • Aile Geçmişi: Anne, baba, abi veya kız kardeş gibi yakın akrabalarınızın, 50 yaş ve altında bağırsak kanser teşhisi konulduğunda doğal olarak sizin de bağırsak kanseri riskiniz artmaktadır. Eğer bu durumun farkına vararak teşhis işlemi için doktora giderseniz hastalığın gelişimini durdurmak adına birtakım çalışmalar yapılabilir ve riskler belirlenebilir.
  • Diyet: Yapılan pek çok araştırmaya göre kırmızı ve çekilmiş et tüketiminin bağırsak kanserini arttırdığı yönündeki bilgiler doğrulanmıştır. Bu sebeple sağlık departmanları günlük 90 gram ve üzeri kırmızı et tüketimi olan kişilerin, bu miktarı 70 gram seviyesine çekmelerini tavsiye etmektedir. Ayrıca lif içeriği bakımından zengin gıdalar tüketmek de bağırsak kanseri riskini azaltmaktadır.
  • Sigara: Pek çok hastalığın ve özellikle çeşitli kanser hastalıklarının riskini arttırmakta olan tüketim maddelerinden biri de sigaradır. Sigara içen insanların bağırsak kanserine yakalanma ihtimalleri, içmeyenlere göre çok daha fazladır. Ayrıca sigara tüketiminin bırakılması ile birlikte çeşitli kalp hastalıklarının da riskleri azalmaktadır.
  • Alkol: Kötülüklerin anası olarak bilinen alkol, bağırsak kanserine de sebep olmaktadır. Gün aşırı ve çok fazla alkol tüketen kişilerin bağırsak kanserinde artış olduğu ortaya çıkmıştır.
  • Obezite: Aşırı kilolu olmak ve obezite pek çok sağlıksal soruna sebep olmaktadır. Bunlardan biri de bağırsak kanseridir. Daha sağlıklı besinler tüketmek ve kilo vermek ilk yapılması gerekenlerden biridir.
  • Hareketsizlik: Aktif olmayan ve fiziksel olarak fazla hareket içermeyen işlerde çalışan kişilerin bağırsak kanseri riski artmaktadır. Evdede olsa ufak tefek jimnastik hareketleri yapmak oldukça faydalı olacaktır.
  • Diğer sebepler ise sindirim sistemi sorunları ve genetik koşullardır.

Bağırsak kanserinin pek çok belirtisi bulunmaktadır. Bu belirtiler diğer hastalıkların belirtileri ile çelişebilmektedir. Bu yüzden genel olarak karıştırılmaya müsait bir durumdur. Herhangi bir belirtinin tespit edilmesi durumunda derhal bir doktora gidilmesi ve kontrol edilmesi gerekmektedir. Bağırsak kanser belirtileri temel olarak 3 ana başlık altında incelenebilir. Bunlar;

1.Dışkıdan Kan Gelmesi

Bağırsak kanserinin ana belirtilerinden biri de dışkıdan kan gelme durumudur. Hemoroid semptomları da bu duruma benzer olduğu için karıştırılmaktadır. Bu durumun dışında arka kısımda rahatsızlık oluşması, acı, kaşıntı ve yumru oluşması gibi belirtileri içermektedir.

Bağırsak hareketlerinde kalıcı bir değişiklik olması da bağırsak kanserinin belirtilerinden biridir. Bu duruma örnek olarak çok sık tuvalete gitme, gevşek bir dışkı atımı ile birlikte kan gelmesi sayılabilir.

3.Mide Ağrıları

Diğer bir bağırsak kanseri belirtisi de mide ağrılarıdır. Çeşitli rahatsızlıklar ve şişkinlik oluşması genellikle yemek yedikten sonra, yeme isteğinin kapanması ve bu duruma bağlı olarak kilo kaybı da bağırsak kanserine işaret etmektedir. Bu gibi belirtiler ile karşılaştığınızda derhal bir doktora giderek kontrol ettirmeniz de büyük faydalar vardır.

Bağırsak Kanseri Teşhisi Nasıl Yapılır?

Bağırsak kanseri belirtileri sebebiyle gittiğiniz bir tıbbi kuruluşta ilk olarak size birtakım sorular sorulacaktır. Bu sorular ailenizden herhangi birinin bağırsak kanseri olup olmaması ile ilgili sorular olacaktır.

Hemen ardından arka kısmınızdan ve midenizden birer doku örneği alınarak birtakım incelemelere tabi tutulacaktır. Bu testler rahatsız edici olabilmektedir.

Özellikle arka kısımdan alınan örnekler utanç verici olabilir ancak sağlığınız ön koşuldur ve bu test bir dakikadan az sürmektedir.

Yapılan teşhisler sonrası teşhis tam olarak konulamamış ise esnek sigmoidoskopi denilen bir yönteme başvurulur. Bu aşama da sigmiodoskopi cihazı ile rektum ve kalın bağırsaktan alınan birer örnek incelenir. Uzun, ince ve esnek bir tüp üzerine takılmış ufak bir kamera ile rektumunuzdan bağırsaklara doğru bir görüntü analizi alınır. Bu kamera bir monitöre bağlıdır.

Bir diğer belirleme yöntemi ise kolonoskopidir. Tüm kalın bağırsağınızdan birtakım örnekler alınır. Bu işlem kolonoskop isimli bir cihaz yardımıyla yapılır. Sigmiodoskopa benzer ancak biraz daha uzundur.

Kolonoskopi ile inceleme yapılmadan önce midenizin boş olması gerekmektedir. Test yapılmadan önce sakinleştirici ve test sırasında sizi rahatlatıcı bir ilaç verilir.

Acı verici bir durum değildir ancak rahatsız hissetmenize sebep olabilir.

Bağırsak Kanseri Tedavisi Nasıl Yapılır?

Ameliyat en çok kullanılan ttedavi yöntemidir. Ancak kemoterapi, radyoterapi ve biyolojik tedaviler de hastalığın safhasına göre kullanılan tedavi yöntemleridir. Tedavi işlemi bağırsağın hangi kısmında kanser hastalığının yayıldığına ve ne kadar yayıldığına bağlıdır. Çoğu koşulda ameliyat ile çözüme gidilmektedir.

Özellikle erken teşhiste tedavi yöntemi ile bağırsak kanseri durdurulmakta ve tekrar edilme ihtimali de sıfıra inmektedir. Ancak hastalık fazlasıyla yayılmış ise ve tam iyileşme mümkün değilse ameliyat dahi olunsa hastalık kendini tekrarlayacaktır.

Çok daha ileriki durumlarda ameliyat dahi olunmayacak aşamalara geçilebilir. Ancak semptomlar sık sık kontrol edilirse ve kanser tamamen yayılmadan hastalık teşhis edilirse tedavi çok daha mümkün kılınmaktadır. Hastalığın ilerleme durumuna göre kemoterapi, radyoterapi veya biyolojik tedavi yöntemleri yapılmaktadır.

Hastalığı engellemek içinse kendinize göre birtakım önlemler alabilirsiniz. Bu önlemlerin en değerlisi ise yeme alışkanlığını düzene sokmak ve dengeli beslenmektir.

Özellikle aşırı kırmızı et tüketimini azaltmak, daha çok balık yemek, lif bakımından yüksek değerler içeren gevrekler, sebzeler ve meyveler tüketmek büyük bir öneme sahiptir. Yağlı ve kolesterolü yüksek olan besinler bağırsak kanserinin oluşmasına zemin hazırlamaktadır.

Yediğiniz besinleri özenle seçerek ve yediklerinize dikkat ederek bağırsak kanserinden uzak durabilir ve oluşmasını engelleyebilirsiniz.

Источник: //evdesifa.com/bagirsak-kanseri-belirtileri-nelerdir/

Kanser Tarama Testleri | Acıbadem

Bağırsak Kanserinde Genetik Test Dönemi

Kanserin erken evrede teşhisi, kanser tedavisinin başarısını artırıyor. Kanserin erken teşhisi için kişinin herhangi bir yakınması olmasa dahi rahim ağzı, meme, kalın bağırsak ve prostat kanserleri için kanser tarama testleri yaptırması önem taşıyor.

Rahim ağzı kanserinin erken teşhisinde kadınların düzenli olarak Pap smear testi ya da ışıklı tarama testi yaptırması; meme kanserinin erken teşhisi için 40 yaş öncesi kendi kendine meme muayenesi ve klinik meme muayenesi ile 40 yaş sonrası mamografi; hem kadın hem erkekler için kalın bağırsak kanserinin erken tanısında dışkıda gizli kan testi, kan testleri, kolonoskopi ve kolon röntgeni; prostat kanserinin erken tanısı için erkeklerde PSA ve rektal muayene yaptırılması öneriliyor.

Risk grubundaki kişiler için tiroid, deri, lenf bezleri, ağız içi ve akciğer bölgeleri için düzenli muayeneler önem taşıyor. İdrar yolu, böbrek ve mesanede meydana gelebilecek kanser türlerinin tespiti için, hekiminiz tarafından istenen “idrar sitolojisi” ile idrar incelemesi yapılabiliyor.

Ayrıca hekiminiz kanserden şüpheleniyorsa kan testi isteyerek kan hücrelerinin sayıları ve büyüklüklerine bakabiliyor. Bu test ile kan kanseri genellikle tespit edilebiliyor. Test sonrası kesin tanı için kemik iliği biyopsisi yapılıyor.

Prostat kanseri, yumurtalık kanseri, tiroid kanseri, karaciğer ve testis kanserinde kan testleri tanı yöntemi olarak kullanılıyor. Ancak kan kanseri (lösemi) dışında hiçbir zaman kan testleri ile kanser tanısı konmuyor, hekim tarafından diğer tanı yöntemlerine başvuruluyor.

Kanserde erken teşhis mümkün müdür?

Acıbadem Altunizade Hastanesi Onkoloji Uzmanı, Prof. Dr. Başak Oyan Uluç, “Kanserde Erken Teşhis” üzerine soruları cevaplıyor.

Aile üyelerinde kanser öyküsü varsa, meme, yumurtalık (over) ve bağırsak kanserleri ve bazı diğer kanser türlerinde uygulanabilen genetik testler, kişinin yaşamının herhangi bir döneminde kanser geçirme olasılığının belirlenmesinde kullanılıyor.

Genetik testler ile aralarında bazı kanser türlerinin de bulunduğu belirli hastalıklara olan yatkınlık, çocuklara geçebilecek genler, bireylerin ilaçlara farklı yanıt vermesinden ve bazı yan etkilerden sorumlu genetik faktörler tespit edilebiliyor.

Genetik testler: Tükürük ya da kan örneği üzerinden DNA analizi yapılarak gerçekleştirilen Genetik genetik test ile bazı kanser türlerine olan yatkınlık belirlenebiliyor.

Ailesel tümör riski bulunan kişiler Tüm Vücut MR incelemesi yaptırabiliyor. Meme, prostat ve gastrointestinal (sindirim sistemi) tümörlerinin erken evrede saptanabilmesi için klasik tarama yöntemleri ile birlikte yapılabiliyor.

Kanser tarama testlerinin yanı sıra kişide genetik yatkınlık olması ya da kanserin belirtisi olabilecek çeşitli şikayetlerle hekime başvurulması durumunda, hekimin belirleyeceği kanser tanı yöntemleri ile kanserin erken evrede teşhisi yapılıyor.

Normal çıkan check up sonrası kişi kanser teşhisi alabilir mi?

Acıbadem Altunizade Hastanesi Onkoloji Uzmanı, Prof. Dr. Başak Oyan Uluç, “Kanser Tarama Testleri” üzerine soruları cevaplıyor.

Meme Kanseri

Kadınlarda en sık görülen kanser türlerinin başında gelen meme kanserinin erken teşhisi için 20 yaşından itibaren tüm kadınların kendi kendine meme muayenesi yapması önem taşıyor.

Memeleriyle ilgili hiçbir şikayeti olmasa da her kadının 20-40 yaş arası 3 yılda bir, 40 yaşından sonra ise yılda bir kez klinik meme muayenesi için bir genel cerraha muayene olması gerekiyor. Meme kanseri riski taşımayan tüm kadınların ise 40 yaşından itibaren her yıl düzenli olarak mamografik takiplerinin yapılması gerekiyor.

Ailesinde meme kanseri öyküsü olan kadınlarınsa 25 yaşından itibaren doktor kontrolünde olmaları büyük önem taşıyor. Meme kanserinde genetik yatkınlığın araştırılması için çeşitli genetik testler de uygulanabiliyor.

Meme kanserinin tanısı için kullanılan yöntemler, mamografi, dijital mamografi, ultrasonografi, MR görüntüleme (Klasik MR ya da Tüm Vücut MR), biyopsi yöntemleri, Duktoskopi ve PET-CT.

Kadınlar için kanser tarama programlarında neler olmalıdır?

Acıbadem Altunizade Hastanesi, Aile Hekimliği Uzmanı Dr. Lütfi Koçyiğit, “Kanserde Check Up” üstüne soruları cevaplıyor.

Rahim Ağzı Kanseri

Rahim ağzı kanserinin erken teşhisi için tüm kadınların, cinsel yaşamları başladığı andan itibaren düzenli olarak PAP smear testi yaptırması öneriliyor. Yılda bir kez jinekolojik muayene yapılması, erken teşhis açısından hayati bir öneme sahip. 30 yaş üzerinde üç yıl ardışık PAP smear testi normal geldiyse, tarama sıklığı hekim tarafından azaltılabiliyor.

Eğer PAP smear sonuçlarında anormal bir yapı saptanıyorsa, kolposkopi ve gerekirse biyopsi alınarak değerlendirilme yapılıyor.

Rahim ağzı kanserinin tanısında başka bir yöntem ise; ışıklı tarama. Son yıllarda kullanılmaya başlayan ışıklı tarama testi ile rahim ağzı kanserinin ve öncü lezyonların PAP smear testine göre 2 yıla kadar erken tanısı sağlanabiliyor. Işıklı tarama yönteminde jinekolojik muayene sırasında özel bir alet ile rahim ağzına bakılıyor ve hekim tarafından hemen sonuç veriliyor.

Böylece tanı konulması durumunda hemen biyopsi basamağına geçilebiliyor. Tüm Vücut MR yöntemi ile yapılan taramada ise rahim ve yumurtalıklar taranarak erken tümör bulguları da saptanabiliyor.

Rahim ağzı kanserinden korunmak için cinsel olarak aktif olmayan yani HPV virüsü almış olma ihtimali bulunmayan genç kadınların HPV aşısı yaptırması büyük önem taşıyor. HPV aşısı 55 yaşına kadar her yaştan kadına da yapılabiliyor.

HPV aşısı yapılsa dahi rahim ağzı kanseri tarama testi olan PAP smear testinin yapılmaya devam edilmesi önem taşıyor. HPV aşısı ayrıca erkeklerde de bu virüse ve neden olabilecek kanserlere (anüs, penis, ağız-boğaz bölgesi oluşabilecek kanserler) karşı koruma sağlayabiliyor.

Kolon ve Rektum Kanseri

Kalınbağırsak ya da diğer adıyla kolon ve rektum kanserine karşı herhangi bir risk faktörü ya da yakınması olmasa dahi 40 yaşından itibaren rutin olarak yapılacak dışkıda gizli kan testi, erken teşhisi için önem taşıyor.

50 yaşından itibaren ise öncü lezyonlar olan poliplerin saptanması için hem kadın hem de erkeklerde kolonoskopi yaptırılması öneriliyor. Polip ya da kanser yoksa 5 yılda bir tekrarlanabiliyor.

Eğer polip saptanmışsa 3 yılı geçmeden, tercihen yılda 1 kolonoskopi tekrarlanmalı.

Ayrıca kan testleri (CA 19-9, Gama Glutamil Transferaz (GGT)), rektal muayene, sigmoidoskopi, çift kontrastlı baryumlu kolon grafisi de kolon kanseri taraması yöntemi olarak kullanılıyor. Kolon kanseri erken teşhis edildiğinde ilk 5 yılda hayatta kalma oranının yüzde 90 olduğunu ama geç kalındığında bu oranın çok düştüğünü unutmamak gerekiyor.

Kolon kanserini düşündüren bulgular varsa hekim tarafından akciğer filmi (kanserin akciğerlere yayılma olasılığı nedeniyle), tüm karın bilgisayarlı tomografisi – BT (sanal kolonoskopi), ultrasonografi (US), manyetik rezonans görüntüleme (MR), endorektal ultrasonografi (ERUS), pozitron emisyon tomografisi (PET-CT) hastanın ve tümörün özelliğine göre istenen incelemeler. Bu değerlendirme sonucunda hastalığın evresi belirleniyor ve tedavi planlanıyor. Kesin tanı için endoskopik tetkikler (rektoskopi, sigmoidoskopi, kolonoskopi) ve biyopsi (görülen lezyondan parça alınması) yapılıyor.

Prostat Kanseri

Erkeklerde en sık görülen kanser türleri arasında ikinci sırada yer alan prostat kanserine karşı her erkeğin 40 yaşında PSA testi (kan testiyle bakılır) yaptırması önemli. PSA seviyesi 1’in altındaysa, testin 45 ve 50 yaşında tekrarlanması yeterli oluyor.

Ancak seviye 1’in üzerindeyse, daha sık aralıklarla PSA testi yaptırmak gerekiyor. Çünkü bir kan belirteciyle teşhis konulabilen tek tümör prostat kanserleri.

Ancak prostat kanseri erken tanısında sadece PSA baktırmak yeterli olmadığından ve rektal muayene gerektiğinden, 50 yaşından itibaren düzenli doktor muayenesinin ihmal edilmemesi gerekiyor.

Tüm Vücut MR yöntemiyle yapılan tarama da, prostat kanserinde erken dönem bulguların saptanması için diğer tarama yöntemleriyle birlikte kullanılabiliyor.

Erken tanı için yapılan düzenli PSA, yaşa göre eşik değerlerin üstünde olduğunda veya parmakla muayenede bir anormallik saptandığında, biyopsi yapılması gerekiyor.

MR Ultrason ve Füzyon ve Biyopsi Sistemi’nde, biyopsi almak için kullanılan iğnenin sapma olmadan kanserli bölgeye denk gelmesi sağlanıyor. Bu sistem ile elde edilen görüntülerde özellikle agresif kanser odakları tespit edilebiliyor.

Erkekler için kanser tarama programlarında neler olmalıdır?

Acıbadem Altunizade Hastanesi, Aile Hekimliği Uzmanı Dr. Lütfi Koçyiğit, “Kanserde Check Up” üstüne soruşarı cevaplıyor.

Cilt Kanseri

Özellikle çok açık bir ten rengine sahip olanlar ve vücudunda fazla ben bulunanlar cilt kanseri konusunda daha yüksek risk altında olduğundan, hekim tarafından dermatoskopi yöntemi ile ben takibinin yapılması önem taşıyor.

Yapısal özellikleri bu şekilde olanların, düzenli olarak benlerini bir dermatoloji uzmanlarına inceletmeleri cilt kanserinin erken teşhisi açısından önemli. Deri kanserinin kesin tanısı ise cerrahi olarak çıkarılan dokunun patolojik incelemesi ile konulabiliyor.

Akciğer Kanseri

Akciğer kanseri taramalarında standart bir yaş bulunmuyor. Ancak özellikle risk grubunda olanların bu noktada dikkatli olmaları gerekiyor.

30 yıldır sigara içen, 55-74 yaş arası bireylerin yılda bir defa düşük doz tomografi ile taramalarını yaptırmaları erken teşhiste büyük önem taşıyor.

Bu tarama testi sayesinde akciğer kanserinden ölüm oranlarını yüzde 20 oranında azaldığı gösteriliyor.

Tiroid Kanseri

Tiroid kanseri teşhisinin ilk aşaması, boynun orta alt kısmındaki şişlik şikayeti ile hastanın hekime başvurması ile başlıyor. Muayene ile birlikte kanda T3, T4, TSH seviyelerine bakılabiliyor. Nodülü olan hastalarda ayrıca tiroid sintigrafisi çekilebiliyor.

Tiroid bölgesindeki bir nodülden şüpheleniyorsa, radyologların yapacağı ultrasonografik inceleme ile var olan bir nodülün varlığı ve boyutu değerlendirilebiliyor. Bir sonraki aşamada ultrason eşliğinde ince iğne biyopsisi tanı konulabiliyor.

Tiroid kanserinin varlığı ya da kanserin türü konusunda kesin teşhis, şişliğin cerrahi yolla çıkarılması ve patolojik yolla incelenmesi ile konuluyor.

Tiroid kanserlerinde PET/CT, klasik tanı yöntemleri arasında olmamasına rağmen, şüphede kalınan lezyonların incelenmesinde yarar sağlıyor.

Ağız ve Dil Bölgesi Kanseri

Sigara ve alkol kullanan kişilerde sıklıkla karşılaşılan ağız ve dil bölgesi kanserlerinin erken teşhisi için düzenli diş hekimi muayenesi önem taşıyor. Ağız içinde yaralar, kanama gibi belirtiler ile hekime başvurulduğunda ilk olarak gözle muayene yapılıyor.

Hekim kanserden şüphelenirse hastalığın yaygınlığını anlamak için tomografi, MR ve ultrason gibi tetkiklere başvuruluyor, kesin teşhis için ağızdan alınan parça patolojiye gönderiliyor. Böylece kanser teşhis edilebiliyor ve kanserin türü anlaşılmış oluyor.

Lenfoma

Boyunda, koltuk altında ya da kasıklardaki lenf bezlerinde oluşan şişlikler, çoğunlukla ağrı vermiyor ve kişinin kanser olduğu anlamına gelmiyor.

Enfeksiyonlar nedeniyle olabilecek bu şişliklerin iki haftadan fazla geçmemesi ve nedeni bilinmeyen ateş, açıklanamayan kilo kaybı gibi belirtiler halinde doktora başvurmak gerekiyor.

Lenfomanın teşhisinde fiziki muayene, kan testleri, akciğer filmi ve biyopsiden yararlanılıyor.

Kişinin kanser olup olmadığını tespit eden tek bir kan testi var mıdır?

Acıbadem Altunizade Hastanesi Onkoloji Uzmanı, Prof. Dr. Başak Oyan Uluç, “Kanser Tarama Testleri” üzerine soruları cevaplıyor.

Источник: //www.acibadem.com.tr/erkenteshis/kanser-tarama-testleri/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.