Bağırsak Sağlığının Genel Sağlığa Etkisi Nedir?

içerik

Sporcular Bağırsak Sağlığının Önemi ve Probiyotik Takviyeleri – Ayşe Tolga İyi Yaşam

Bağırsak Sağlığının Genel Sağlığa Etkisi Nedir?

Bağırsaklar, genel sağlık ve performans için sinerjik yani destekleyici bir rol oynayan farklı mikroorganizmalar barındırır. Mikrobiyota denen bu mikroorganizma topluluğunda 100 trilyon kadar bakteri bulunuyor, toplam ağırlıkları 2-3 kg civarında yani vücut ağırlığımızın yaklaşık % 2-3 kadarını bu bakteriler oluşturuyor, bizim kendi hücrelerimizin sayısından 10 kat daha fazladır.

Bağırsak mikrobiyotası sisteminin çoğunluğu kolonda bulunan bakterilerden oluşur, ancak virüsler, mantarlar ve protozoalar da önemli rol oynarlar.

Bilim insanları mikrobiyotamızın sağlığımızı nasıl etkilediğiyle ilgili tüm karmaşıklıkları ortaya çıkarmaya devam ederken, vitamin üretimini destekleme, lif sindirimi ve bağışıklık sisteminizle doğrudan iletişim kurmaya yardımcı olduğuna dair konularda destekleyici çalışmalar yapılmıştır.

Bağırsak bakterileri ve sporcu performansındaki rolü ile ilgili araştırmalar hızla gelişim aşamasındadır.

Beslenme, antrenman durumu ve uyku gibi yaşam tarzı faktörlerindeki değişiklikler, daha sağlam, dirençli ve daha yüksek performanslı atletleri desteklemek için yararlı bağırsak bakterileri oluşturarak sağlıklı mirobiyata sağlayabilir.

Bağırsak mikrobiyotasının, yoğun egzersiz sırasında metabolizmayı ve enerji tüketimini iyileştirmenin yanı sıra, oksidatif stres (hücresel hasar) ve enflamatuar yanıtları kontrol etmede kilit bir role sahip olabileceğine dair kapsamlı bir genel bakış sunan çalışmalar da mevcuttur.

Probiyotik ve faydaları için sizi şöyle alalım 

Источник: https://www.aysetolga.com/sporcular-ve-probiyotik-takviyeleri

Bağırsaklara İyi Gelen Şifalı Bitkiler

Bağırsak Sağlığının Genel Sağlığa Etkisi Nedir?

Halsizlik, iltihap, kabızlık, huzursuz bağırsaklar… Bağırsaklarımız, sindirim sistemimizin çok önemli bir parçasıdır. Besinleri sindirmenin yanı sıra, vücuttaki toksinleri atmaktan sorumludurlar.

Bu nedenle sağlığınız açısından bağırsaklarınıza iyi bakmanız, onları temiz ve toksinlerden arınmış bir şekilde muhafaza etmeniz önemlidir. Bu yazımızda, bağırsaklara iyi gelen şifalı bitkiler hakkında bilgi veriyoruz.

Bağırsaklarınızın Kötü Durumda Olduğunu Nasıl Anlarsınız?

  • Bunu tespit etmek oldukça kolaydır. Çoğumuz bağırsaklarımızın yarattığı sorunlarla sık sık karşılaşırız: gaz, kabız, ishal ve hatta dilin beyazlaşması bağırsaklarla ilgili bir sorun olduğunda sıkça karşılaşılan durumlardır.
  • Stres seviyenize dikkat etmeniz gerekir. Bilindiği üzere, sinir seviyesi belli bir seviyeye ulaştığında mutlaka bir sağlık sorununa neden olur. Sonuç olarak, yaşam tarzı bağırsak sağlığını da etkiler.
  • Ayrıca bağırsaklarınıza düzenli olarak detoks uygulamanız önerilir. Vücudunuzdaki toksin seviyesini azaltmak için bağırsaklarınızı temiz tutmalısınız. İnce bağırsağın kanınıza besinleri taşıdığını ve eğer bağırsaklarınızda bir toksit birikimi söz konusuysa, bu toksinlerin kana geçeceğini unutmamalısınız. Bu oldukça tehli olabilir.
  • Bağırsaklarınızın kötü durumda olduğu gösteren en belirgin şey ise kuru veya kırışık bir cilde sahip olmaktır. Belirli cilt sorunlarının yanı sıra böbrek veya karaciğerde ağrı ve yorgunluk da söz konusu olabilir. Bunları aklınızda tutmakta fayda var!

Mide-Bağırsak İltihabına İyi Gelen Şifalı Bitkiler

Mutlaka herkesin en az bir kez mide ve bağırsakları iltihaplanmıştır. Bu durum bağırsak mukusu bir enfeksiyon veya toksin birikimi nedeniyle iltihaplandığında görülür. Vücudunuz aniden sindirim sisteminizi etkileyen mikroplar tarafından saldırıya uğrar. Kusma, ateş, ishal gibi şikayetleriniz olabilir.

İhtiyacınız olan şeyler

İhtiyacınız olan şifalı bitkilerin kabıza iyi gelmesi, ağrıyı hafifletmesi ve iltihabı önlemesi gerekiyor. Bahsedeceğimiz bitki çayları gerekli tedaviyi uygulayacağı için özellikle ilk birkaç gün katı gıdalar tüketmemenizi öneriyoruz.

1. Hatmi Bitkisi

Hatmi bitkisi kabıza bire birdir ve iltihaplanmayı önler. Bu bitkiyi aktarlarda bulabilirsiniz. Bir bardak suya bir yemek kaşığı hatmi bitkisi ekleyin. Günde iki fincan içebilirsiniz.

2. Nane ve Yeşil Anason

Nane ve yeşil anason karışımı, mide ağrısını hafifletmek, vücudunuzun yeterli sıvıya sahip olmasını sağlamak ve yavaş yavaş bağırsak iltihaplanmasını tedavi etmek için kullanılır.

Çayı hazırlamak için sadece bir yemek kaşığı nane ve yeşil anasona bir fincan su ekleyip kaynatın. Birkaç dakika dinlendirdikten sonra yavaş yavaş içebilirsiniz. Günde en fazla üç bardak tüketmeniz önerilir.

Ayrıca bakınız: Nane çayının sağlığa faydalarını keşfedin

3. Siyah Çay ve Limon

Bu, mide-bağırsak iltihabını zamanla tedavi etmek için en çok tercih edilen yöntemlerden biridir. Vücudunuzun sıvı ihtiyacını karşılar, ishalle savaşır, ağrıyı hafifletir, şişkinlik hissini giderir, ve iltihaplanmayı azaltır…

Her zamanki gibi siyah çayınızı hazırlayın. Ardında çay doldurduğunuz bardağın içine birkaç damla limon damlatın.

Kalınbağırsak İltihabına İyi Gelen Şifalı Bitkiler

Kalınbağırsak iltihabı karın ağrısına ve ishale neden olur. En şiddetli durumlarda kanama veya irin görülebilir. Kalınbağırsak iltihabı patojenik mikroorganizmaların saldırısının sonucu olabilir, ve hatta kullandığınız bir ilacın yan etkisi de olabilir.

Kalınbağırsak Ağrısına İyi Gelen Bitkiler

Kalınbağırsak ağrısının nedeni sindirim sisteminde oluşan tıkanmadır. Bu tıkanma, bağırsak kaslarında kasılmaya, ve bazen iltihaplanmalara ve huzursuz bağırsak sendromuna neden olur. Bu oldukça can sıkıcı ve ağrılı bir hastalıktır.

Ayrıca bakınız:

Huzursuz bağırsak sendromunu hafifleten çaylar

Nelere İhtiyacınız Olacak?

Sindirim sistemi kaslarını gevşetmek ve dışkı için engel oluşturan durumları gidermek için spazm önleyici etkiye sahip bitkilere ihtiyacınız olacaktır.

Peki, en etkili çay hangisidir? Çok özel ve etkili bir bitki çayı var, not almanızı öneririz.

Keten Tohumu, Melisa ve Papatya

Kalınbağırsak ağrısına çok iyi gelen bu nefis çay sindirimi kolaylaştırır ve etkili bir spazm önleyici görevi görür. Ayrıca sakinleştirici ve gevşetici bir etkisi de vardır.

Keten tohumunun yanı sıra melisa ve papatyayı da kolay bir şekilde temin edebilirsiniz.

Her bitkiden birer tutam alın ve iki fincan suda kaynatın. Ardından beş dakika dinlendirin ve her beş saatte bir, bir fincan için. Bu çay sizi rahatlatacak ve iyileşmenizi sağlayacaktır. Oldukça lezzetli ve sağlıklı olan bu bitki çayını mutlaka denemenizi öneririz.

Источник: https://sagligabiradim.com/bagirsaklari-tedavi-etmek-icin-sifali-bitkiler/

Bağırsaklarımız Hakkında Bilinmesi Gereken Detaylar

Bağırsak Sağlığının Genel Sağlığa Etkisi Nedir?

Haber güncelleme tarihi 09.05.2017 16:10

Bağırsaklarımız kendinden çok söz ettirmese de vücudumuzun işleyişinde önemli rol oynayan organlarımızdandır. Miğdeden anüse kadar olan bölümde konumlandırılmıştır. Bağırsak iki ana kısımdan oluşurken bu iki kısmın kendi içinde de ayrıca bölümleri bulunmaktadır.

  • Geniş ve kese görünümlü olan kalın bağırsak
  • Dar ve kıvrımlı olan ince bağırsak

 

Bağırsağın Yapısı

İki farklı yapıda karşımıza çıkan bağırsağın haliyle uzunluk ve görünüm olarak da farklılık göstermektedir.

Bu anlamda ince bağırsağın total uzunluğu yaklaşık 5-6 m arasında değişmektedir. Bu uzunluk miğdeden başlayan ilk parça olan onikiparmak bağırsağında 30 cm, ikinci parçadaki uzunluk 2 m ve üçüncü parçada ise 3 m civarında olmaktadır. 

Kalın bağırsak da ise genel uzunluk yaklaşık 1,5 m civarındadır. Bu kısımda ilk bölüm çekum olurken geniş bir keseden oluşmuş ve uc kenarında solucana benzer bir çıkıntı ile apandisi oluşturmaktadır. Rektuma kadar olan bölme dört parçalıdır;

  • Çıkan Kolon
  • Transvers Kolon
  • İnen Kolon
  • Sigmoid Kolon 

 

Kalın bağırsakdaki bir diğer bölüm anüs kanalına açılan 13 cm'lik boru şeklinde bir bölge olurken en kısa ve son kısım 2,5 cm'lik anüs kanalıdır.
 

Bağırsağın Görevleri

Vücuda alınan besinlerin çıkarımı ve emiliminden sorumlu organımızdır. Besinlerin miğdeye ulaşması ile büyük oranda gıda molekülleri parçalanmış olur. Parçalanan besinler bağırsağa ulaştıklarında bağırsak bu besinlerin emilimini sağlayıp kana karışmasını sağlar.

İnce bağırsak uzun ve kıvrımlı yapısı ile bu besinleri kendi kanalından geçirirken difüzyonu ve bağırsak emilimi için uygun olan yüzey alanını arttırarak işlevin devamına yardımcı olur.

Kalın bağırsak ve kolon bünyesinde birkaç çeşit bakteri tipi bulundurmaktadır. Bu bakteriler yararlı bakteri olarak bilinmesinin yanı sıra vücudun kendi kendine yok edemeyeceği molekülleri yok etme adına da bir görev üstlenmişlerdir. Bakterilerin birçoğumuz tarafından bilinmeyen bir başka görevi de vücuttaki gaz üretimini sağlamalarıdır.

Bir başka deyişle vücuttaki gaz birikiminin sebebi bakterilerdir. Kalın bağırsak ince bağırsağa göre kalın bir yapıya sahip olduğu için kuru dışkı da bu bölgede meydana gelir. Kalın bağırsaklar yararlı maddeleri azalmış olan besin posasının suyunu ve inorganik tuzlarını emme görevini de üstlenmektedir.

İşe yaramayan posa ise bu noktada rektumdan geçerek anüsten dışarı atılmaktadır.

Peki bir de bağırsağın ek görevleri ve bilinmesi gereken detaylar nelerdir bunlara görelim.

  • Bağırsakta çok sayıda yararlı bakteri bulunur. Bu bakterilerin sayısı toplam vücut hücrelerinin 10 katı kadardır.
  • Bağırsakta yaklaşık 100 civarında hormon üretimi yapılmaktadır.
  • Bağışıklık sistemimizin görevlerinin % 80'i bağırsaklar tarafından karşılanmaktadır ki bu da sağlık açısından ne kadar önemli bir organımız olduğunu anlatmaya yetmektedir.
  • Bağırsaklarda yer alan depamin ve serotonin metabolizması beyne göre daha yüksek seviyededir. 

 

BAĞIRSAK SAĞLIĞI

Birçok enfeksiyon ve hastalığın bağırsak yolu ile vücuda karıştığı ve önemli hasarlara yol açtığı düşünülürse sağlıklı yaşamanın temel unsurlarından biri de bağırsaklarımıza iyi bakmak olmalıdır.

İnsanlar genelde birçok besini aynı anda tüketir, beslenme anında ayrıştırmaz. Örneğin unlu ve yağlı besinlerin yanında şeker ve proteinli gıdalar aynı anda tüketildiğinde sindirim sistemimizde bu besinler birbirine karıştırılarak öğütür.

Sindirim sistemimiz her ne kadar bu besinleri ayrıştırmaya çalışsa da bütünü ile bu işlevi yerine getiremez. Tabi sonraki adımda besinler bağırsaklara tam olarak sindirilmeden taşınmış olur.

Başkalaşımını tamamlayamayan besinler bağırsakta olması gereken işleme tabi tutulamaz ve emilim eksik meydana gelir. İşte bu noktada gıdalar bağırsak çeperine yapışır ve zamanla bu bölge bir kütle haline gelir.

Bahsetmiş olduğumuz bu senaryo her türlü bağırsak hastalıklarının ilk evresidir diyebiliriz. Dolayısı ile öncelikli hedef beslenme şeklimizi değiştirmek ve uygun olmayan besinleri aynı anda tüketmemek olmalıdır.

Genel bağırsak sağlığı için spor, ilaç ya da benzeri uygulamalara gerek yoktur. Hastalığa yakalanmama ya da iyileşmesi sürecinde doğru ve düzenli beslenme yeterlidir. Bu bağlamda biraz da dengeli ve düzenli beslenme hususunda neler yapılmalı bunlardan bahsedelim.

  • Günde 2 Lt civarında su içilmesi önemlidir. Zira su besinlerin ayrıştırılmasına, kabızlığın giderilmesine ve bağırsakların sağlıklı bir şekilde işlevine devam edilmesine olanak sağlar.
  • Her gün en azından bir kase yoğurt tüketilmelidir. Probiyotik yoğurtlar ihtiva ettiği yararlı bakteriler ile bağırsaktaki bakteri düzeyini dengeler. Zararlı bakteriler çoğaldığı takdirde yoğurtta bulunan yararlı bakteriler vücuda alınır ve bağırsak fonskiyonlarının düzenlenmesine yardımcı olur.
  • Gün içerisinde öğün öğün beslenmek önemlidir. Düzenli beslenme de yine oluşturulan alışkanlık ile bağırsak fonksiyonlarının düzenlenmesine yardımcı olur.
  • Posa bakımından zengin yiyecekler tüketilmelidir. Günde 20-30 gr arası posalı yiyecek bile bağırsakların işini kolaylaştırmaya yeterlidir.
  • Kabızlıkta bir bağırsak problemi olduğu için uzmanların önerdiği ve net sonuçlar verdiği bilinen kuru kayısı, kuru incir ve kuru eriği suda kaynatarak marmelat haline getirdikten sonra tüketmenin kabızlık sorununu ciddi ölçüde giderdiğini belirtmişlerdir. 

 

BAĞIRSAK HASTALIKLARI

Bağırsağa bağlı birçok hastalık türü vardır. Miğde ve anüs arasına konumlandırılmış ince ve kalın bağırsak hastalıklarına verilen genel addır bağırsak hastalığı. Peki, ne gibi hastalıklar ile karşılaşıyoruz ve bunların tedavileri nasıl olur hep birlikte görelim.

Her bir birey normalde günlük 1 veya 2 defa dışkılama yapması gerekir. Bu normal seyrinde olan bir bağırsağın rutin görevlerindendir. Bir takım yeme alışkanlıkları ile bu rakam hafta 3-4 defaya kadar normal kabul edilebilir.

Kabızlık bir hastalığa bağlı ya da nedensiz olarak bağırsak fonskiyonlarının yavaş çalışması sebebiyle ortaya çıkabilir. Hastalığa bağlı olan türlerde genelde şeker, nörolojik rahatsızlıklar, ilaçlar ve lifsiz yiyeceklerin tüketimi bu sonucu doğurmaktadır. Yapılan bir araştırma sonucunda depresyonunda yine kabızlığı tetiklediği yönünde görüşlerde bildirilmiştir.

Bu bilgiler doğrultusunda kabızlık tedavisi yapılan teşhisler doğrultusunda nihayetlendirilir.
 

 

İshal dışkılamanın sulu ve hızlı geçrekleşen halidir. İshalin sebepleri arasında bağırsak da emilemeyen maddeler, hormon bozuklukları, parazitler ve gıdaların yeterince sindirilememesi gösterilmektedir.

İshallerin sebebini dışkı tahlili ya da endoskopik yöntem ile bulmak mümkündür. Örneğin akut olan bir hasta genelde parazit menşeyli bir rahatsızlık yaşıyordur ve bu dışkı tahlili ile görülebilir.

Bu tip tedaviler ise genelde antibiyotik kullanılarak yapılmaktadır.
 

 

Çölyak hastalığının tam açıklaması bağırsaklardaki emilim bozuklukları olarak geçmektedir. Küçük yaşlarda ya da 30’lu yaşlarda ortaya çıkabilir.

Glutene karşı oluşan duyarlılık sonrası ortaya çıkan bir hastalık türüdür. Bu hastalıkta gluten içeren besinlerden uzak durmak gerekir.

Tüketildiği takdirde birkaç saat sonra karın ağrısı, şişkinlik, halsizlik ve ishal gibi tepkimelere yol açabilir.

Tedavi şekli yine medical ve beslenme üzerine odaklanmıştır. Endoskopik yöntemler ile teşhis konulabilir, hastlağı yakalanmamak için gluten ihtiva eden besinlerden kaçınmak gerekir.
 

 

İltihabik bağırsak hastalıkları sindirim sistemi kanalının iltihaplanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Bu iltihabik durumu Crohn ve Ülseratif Kolit olarak ikiye ayırabiliriz.

Hastalık genelde 20 -40’lı yaşlar arasında baş gösterir fakat 55 – 65 yaşları arasında da görülebilir. Bu iki hastalık da alevlenme ve mayınlama şeklinde meydana gelir.

Bir süreç ateşli ve sancılı geçerken yine bir sonraki süreç sessiz ve bir sorun yokmuş gibi geçebilir.

Ülseratif kolit sadece kalın bağırsağı ve rektumu himayesine alır ve bu bölgede etkili olur fakat hastaların çoğunda sadece rektum bölgesinde etkinlik görülmektedir. Kalın bağırsağın tamamının etkilenmesi ancak %10’luk dilimde meydana gelmektedir.

Crohn hastalığı ise ağırdan anüse kadar sindirim kanalının herhangibir kısmını etkisi altına alabilir. Genelde ince bağırsaklar ve anüs çevresi bu hastalıktan etkilenir.

İltihabik durumlarda görülecek belirtiler ise aşağıdaki gibidir;

  • Kanlı ishal
  • Dışkıda sümük benzeri akıntı görülmesi
  • Sıklıkla tuvalete gitme isteği
  • Karın ağrısı
  • İştahsızlık
  • Kilo Kaybı
  • Kansızlık 

Tedavi süreci;

İltihabik bağırsak hastalıkları iki şekilde tedavi edilir. İlaç tedavisi ve cerrahi klinik operasyonları dır. İlaç tedavisinde iltihabın kurutulması ve bağırsak fonskiyonlarının düzene girilmesi amaçlanır.

Cerrahi tedavide hastalığın kontrol altına alınması ya da giderilmesi için ameliyat gibi klinik yöntemler kullanılır. 

Neoldu.com / Özel Haber

UYARI !

Haberimizde yer alan yazılı ve görsel içerikler farklı kaynaklardan derlenerek oluşturulmuş, öneri ve bilgilendirme yazısıdır. Kesin teşhis ve tedavi niteliği taşımamaktadır. Herhangi bir sağlık sorunu karşısında mutlaka doktorunuza başvurunuz. 

Источник: https://www.neoldu.com/bagirsaklarimiz-hakkinda-bilinmesi-gereken-detaylar-10536h.htm

Bağırsak Florası: Bağırsak Sağlığının Önemi ve Bağışıklık Sistemi İlişkisi

Bağırsak Sağlığının Genel Sağlığa Etkisi Nedir?

Sağlıklı Bağırsak Florası yani sağlıklı bağırsaklara sahip, iyi işleyen bir bağırsak, sağlığımızın temelidir. 

Tıpkı kökleri hasta bir ağacın gelişemeyeceği gibi, iyi işleyen bir sindirim sisteminden mahrum bir vücut da gelişemez. Bağırsaktaki bakteri nüfusu yani bağırsak florası, kökleri saran toprak gibidir.

Ona yaşama alanı, koruma, destek ve gıda sağlar. Biliyoruz ki, bir ağacın toprağın altındaki gizli, görünmeyen kökleri; ağaçtaki her dalın, her sürgünün, ne kadar yüksek bir dalda olursa olsun en küçük yaprağın bile sağlığında kritik rol oynar.

İnsan vücudu, çok fazla sayıda çeşitli mikro yaratıkların yaşadığı bir gezegen gibidir. Her birimizdeki hayatın çeşitliliği ve zenginliği, herhalde dünya üzerindeki hayat kadar şaşırtıcıdır! Sindirim sistemi, cilt, gözler, solunum ve boşaltım organları, trilyonlarca görülmez misafirle beraber mutlu bir şekilde varlığını sürdürür.

Hep birlikte, uyum içinde yaşayan bir makro ve mikro yaşam ekosistemi oluştururlar. Bu simbiyotik bir ilişkidir, hiçbiri diğeri olmadan var olamaz. Biz insanlar,  vücudumuzla birlikte her yere götürdüğümüz bu küçük mikro organizmalar olmadan yaşayamayız. 

En büyük mikrop kolonisi sindirim sistemimizde yaşar

Sağlıklı bir yetişkinin bağırsağında ortalama 1,5 – 2 kg. bakteri bulunur. Bütün bu bakteriler kaotik bir mikrop yığınından ibaret değildir. Bazı türlerin diğerlerine baskın olduğu ve yönettiği oldukça organize bir mikro dünya oluştururlar.

Vücudumuzdaki işlevleri bizler için o kadar yaşamsaldır ki, bağırsaklarımız sterilize edilseydi herhalde hayatta kalamazdık. Sağlıklı bir vücutta bu mikrobik dünya oldukça istikrarlıdır ve ortam değişikliklerine uyum gösterir. Bu dünyada kim kimdir, bir göz atalım.

Esas veya Faydalı Bağırsak Florası

En önemli ve sağlıklı bir vücutta sayıca en büyük grup budur. Bu bakterilere, yerli dost bakteriler de denir.

Faydalı Flora üyeleri

  • Bifidobacteria
  • Lactobacteria
  • Propionobacteria
  • E. coli’nin fizyolojik nesilleri,
  • E. coli – Peptostreptococci
  • E. coli – Enterococci

Vücutlarımızda ne gibi iyi işler yaptıklarına ve bağırsak sağlığı için ne kadar önemli olduklarına detaylarıyla değineceğiz.

Fırsatçı Bağırsak Florası

Sayı ve kombinasyonları oldukça kişisel olabilen çeşitli mikroplardan oluşmuş büyük bir gruptur.

Fırsatçı Flora üyeleri

  • Bacteroids
  • Peptococci
  • Staphylococci
  • Streptococci
  • Bacilli
  • Clostridia
  • Enterobacteria (Proteus, Clebsielli, Citrobacteria vb.)
  • Fuzobacteria
  • Eubacteria
  • Catenobacteria
  • Mayalar

İnsan bağırsağında, şu ana kadar bilimin bulduğu ortalama 500 mikrop türü vardır. Sağlıklı bir insanda sayıları sınırlıdır ve yararlı bakteriler tarafından kontrol edilirler.

Bu mikropların her biri, kontrolden çıktığında çeşitli sağlık sorunlarına ve bağırsak sağlığını etkileyebilecek kapasitededir.

Geçici Bağırsak Florası

Günlük olarak yiyecek ve içeceklerle aldığımız, genellikle mayalama özelliği olmayan gram-negatif basillerden oluşan çeşitli türlerde mikroplardır.

Bağırsak faydalı bakteriler tarafından iyi korunduğunda, bu gruptan mikroplar sindirim sistemi boyunca ilerlerken hiçbir zarar veremez. Ama faydalı flora hasar görmüşse veya işlevini iyi bir şekilde yerine getiremiyorsa, bu gruptan mikroplar hastalığa yol açabilir.

İnsan sindirim sistemi, başlangıcında ve sonunda dış dünyaya açılan uzun bir tüp gibidir. Dış dünyadaki zararlı her şeyin vücudumuza girmesi için sindirim sistemi mükemmel bir kapıdır. Her gün bol miktarda mikro organizmayı, kimyasalı ve toksini yiyor ve içiyoruz.

Peki, nasıl hayatta kalabiliyoruz?

Temel sebeplerden biri, sindirim yolunu boylu boyunca kaplayan bakteri tabakasıdır.

Bağırsak epiteli üzerinde toprağın çimli kısmı gibi yayılan bu kalın katman; istilacılara, sindirilmemiş yiyeceklere, toksinlere ve parazitlere karşı doğal bir bariyer görevi görür.

Nasıl toprak, çimli üst tabakası olmadığında erozyona uğrarsa, bağırsak duvarı da koruyucu bakteri katmanı olmazsa zarar görür.

Bakteriler Bağırsak Duvarını Nasıl Korur?

Bu bakteriler, fiziksel bir bariyer oluşturmanın ötesinde işgalci patojen mikroorganizmalara karşı antibiyotik benzeri, anti fungal ve anti viral maddeler üretirler.

Yararlı bakteriler ayrıca organik asitler üreterek bağırsak duvarında pH seviyesini 4.0-5.0 dolaylarına düşürürler. Daha alkalin ortamları isteyen patojenik “kötü” mikroplar, bu rahatsız asidik ortamda rahatça üreyip gelişemezler.

Sağlıklı bağırsak florası, bağırsak duvarının sağlığını korumak dışında sindirim ve emilim işlemlerinde de aktif rol oynar. Hal böyleyken, dengeli bir bağırsak florası olmadığı takdirde, yiyeceklerin normal sindirimi ve emilimi imkânsızdır.

Bağırsak florası proteinleri sindirir, karbonhidratları fermente eder, yağları ve lifleri parçalar. Bağırsaktaki bakteri faaliyetlerinin yan ürünleri; mineral, vitamin, su, gaz ve pek çok diğer besini bağırsak duvarından kan dolaşımına taşımakta çok önemli rol oynar.

Bağırsak florası hasar görmüşse, dünyanın en iyi besinleri bile parçalanıp emilemez

Yiyeceklerin içindeki bazı maddeler, yararlı bakterilerin yardımı olmaksızın insan bağırsağında sindirilemez. Gıdasal lifler buna iyi bir örnektir. Sağlıklı bir florası olan bağırsakta lifler, kısmi olarak parçalanıp oligosakkaridlere, amino asitlere, minerallere, organik asitlere, bağırsak duvarını ve vücudun geri kalanını besleyecek diğer faydalı besinlere dönüştürülür.

Vücutta tüm faydalı fonksiyonların gerçekleşmesi, bakterilerin lifler üzerindeki çalışmasına bağlıdır. Ve bu iyi bakteriler hasar görüp lifler üzerinde çalışamaz hale gelirse, lifler kendi başlarına sindirim sistemi için tehli hale gelir; kötü patojen bakteriler için uygun bir yaşam alanı oluşturur ve bağırsak duvarında iltihaplanmayı yükseltir.

GAPS (Bağırsak ve Psikoloji Sendromu)

Bağırsaklarımızdaki iyi bakteriler olmadan çoğumuzun sindiremeyeceği, liflerden başka bir madde daha var. Bu madde laktoz adı verilen süt şekeridir. Çoğu kişinin laktozu tolare edemediği bilinen bir gerçektir. Yani, bu kişiler sütü sindiremezler.

Çoğu GAPS’lı çocuk ve yetişkin bu gruptadır. Anormal bağırsak florasına sahip kişilerin çoğunda çeşitli seviyelerde anemi görülür. Bu hiç de şaşırtıcı değildir. Bu kişiler, yiyeceklerden kan için gerekli vitamin ve mineralleri ememedikleri gibi, kendi vitamin üretimleri de hasarlıdır.

GAPS hastalarının çoğu solgun görünümlü ve kan testleri aneminin tipik belirtilerini işaret ediyor. Bu hastaların çoğuna doktorlar tarafından demir tabletleri reçete ediliyor. Ama aneminin tedavisi için demir tabletlerinden çok daha fazlası gereklidir.

Vücudun sağlıklı kan için aşağıdaki vitamin, mineral ve asitlere ihtiyacı vardır

Dünya genelinde yapılan çok sayıda araştırma, sadece demir desteği vermenin anemiyi tedavi etmediğini gösteriyor. Doktorların hala anemi hastalarına demir reçete ettiğini görmek beni üzüyor. Demir desteğinin, demir seven patojen bakteri üremesini artırarak yol açtığı pek çok yan etki var.

Ayrıca demir besin destekleri, GAPS hastalarında zaten çok hassas ve iltihaplı olan bağırsak astarındaki hücreleri de olumsuz etkiliyor. Anormal bağırsak florasına sahip kişilerde, bahsettiğimiz bütün bu faktörlere bağlı olarak çoklu besin eksiklikleri ortaya çıkıyor.

GAPS hastalarına yapılan testlerde çok sayıda önemli vitamin, mineral, temel yağlar, amino asitler ve diğer besinlerin eksikliği tipik olarak görülüyor.

GAPS’lı hastaların bağışıklık sistemi sürekli risk altındadır

Bağışıklık durumlarını test ettiğimizde diğer immunoglobulinlerin sayısı artabilirken, bazı immunoglobulinlerin bu hastalarda eksik olduğunu görürüz. Bağışıklık sisteminin tamamında, çeşitli hücrelerinde, enzimlerinde ve diğer kısımlarında zayıflama yaygındır.

Sindirim sisteminin sayısız bakteriyle kaplı epitel yüzeyi, hem sistemik hem mukozal bağışıklığın beşiği olarak tanımlanıyor.

Bebekler olgunlaşmamış bir bağışıklık sistemiyle dünyaya geliyorlar. Bebeğin bağışıklık sisteminin olgunlaşmasında sindirim yolundaki sağlıklı bakteri florası hayati rol oynuyor.

Hayatının ilk 20 gününde dengeli bir bağırsak florası oluşmazsa, bebeğin bağışıklığı tehlere açık hale geliyor.

Bağırsak duvarı epitelinde yaşayan yararlı bakterilerin bağışıklığı düzenlemek için çok çeşitli yöntemleri var.

Sindirim sistemimizdeki temel veya yararlı bakteriler, bağışıklık sisteminin bağırsak duvarında yaşayan çok önemli bir üyesini, lenfoid dokuyu harekete geçirir ve yüksek miktarlarda lenfosit ve immunoglobulin üretilmesini sağlar.  

Bağışıklık Sistemi konulu yazılar

Bağırsak duvarındaki lenfositler, immunoglobulin üretirler. Bunların arasında en önemlisi Sekretuvar Immunoglobulin A’dır (IgA). Sekretuvar IgA, vücuttaki bütün mukus zarlarında lenfositler tarafından üretilen ve vücut salgılarıyla atılan bir maddedir.

Solunum yolu, burun, boğaz, idrar kesesi, idrar yolu, vajina, tükürük, gözyaşı, ter, doğumdan sonraki ilk süt, anne sütü ve elbette sindirim sistemi ile salgılarının mukus zarlarında bulunur. Görevi; işgalci bakterileri, virüsleri, mantar ve parazitleri parçalayıp etkisiz hale getirerek mukus zarlarını korumaktır.

Bağırsak Florası

Bütün olarak baktığımızda, bağırsak florasının durumunun bağışıklık sisteminin doğru çalışması üzerindeki etkisini ne kadar vurgulasak abartmış olmayız.

Bağışıklığımızın % 80-85’inin bağırsak duvarında yaşadığı tahmin ediliyor. Bakteri tabakasıyla kaplı bağırsak duvarı, bağışıklık sisteminin sağ kolu olarak nitelendirilebilir. Bakteri tabakası zarar görürse veya daha da kötüsü anormalleşirse, kişinin bağışıklık sistemi sağ elini kullanmadan çalışıyor demektir.

Bağırsak florası anormalleşen kişilerde gelişen çeşitli besin eksikliklerini detaylarıyla ele aldık. Bağışıklık sistemi sürekli beslenmezse çalışamaz.

İşini yapması için en iyi bilinen vitamin ve minerallere, amino asitlere ve yağlara ihtiyacı vardır.

Bağırsak Florasına Neler Zarar Verir?

Bağırsak floramızın sürekli olarak karşı karşıya kaldığı tehlere bir bakalım.

Antibiyotikler

Penisilinler, Tetrasiklinler, Aminoglikozitler, Antifungal (anti-mantar) antibiyotikler. Antibiyotiklerin sadece bağırsakta değil, vücuttaki diğer organlarda ve dokularda yaşayan yararlı bakteriler üzerinde de yok edici etkisi vardır. 

Modern dünyada, bu faktörlerin çoğundan kaçmak imkânsızdır.

Antibiyotikler; bakteri, virüs ve mantarları iyi huyludan kötü huyluya dönüştürür ve dokulara saldırıp hastalık yaratma yeteneği kazandırır. Antibiyotikler, bakterileri antibiyotiklere dayanıklı hale getirir.

Diğer ilaçlar

Ağrı kesici ve analjezikler, steroid ilaçlar, doğum kontrol hapları, uyku hapları, mide ekşimesine karşı verilen ilaçlar, sinir yatıştırıcı ilaçlar.

Beslenme

İşlenmiş ve şekerli karbonhidratların tüketilmesi,  bebeklerin biberonla beslenmesi, uzun süre oruç tutmak, aç kalmak ve aşırı yemek.

Hastalıklar

Tifo, kolera, dizanteri, salmonella gibi bulaşıcı hastalıklar ve bazı virüs enfeksiyonları, ameliyat, kemoterapi, hormon tedavisi ve radyoterapi.

Diğer faktörler

Fiziksel yorgunluk, ileri yaş, alkol, kirlilik, toksik maddelere maruz kalmak, mevsimsel faktörler, iyonlaştırıcı radyasyona maruz kalmak ve sert iklimler

Modern dünyada, bu faktörlerin çoğundan kaçmak imkânsızdır. Her birimizin bağırsağı kendine has bir mikrop karışımıyla doludur. İlaçlar ve saydığımız diğer faktörlerin etkisiyle bu bağırsak florası, her birimizde kendine has bir şekilde değişir, hepimiz farklı sağlık sorunlarına yatkın hale geliriz. 

Bu süreç önceden kestirilemez. Bilim, bağırsak anormalliklerini tedavi etmek bir yana, henüz bağırsaktaki mikropların hepsini test edecek güvenilir bir yöntem geliştiremedi.

Her yeni doğan bebek bağırsak florasını annesinden aldıkça, floradaki hasar da nesilden nesile aktarılıyor ve giderek şiddetleniyor. Bunu, anormal bağırsak florası sorunlarının nesiller içinde daha ciddi hale gelmesinden anlıyoruz.”

Bağırsak Kanseri (Kolon Kanseri) konulu yazılar

Kaynak: “GAPS Bağırsak ve Psikoloji Sendromu için Doğal Tedavi Yöntemi” kitabı;
Yazar: Uzm. Dr. Natasha Campbell-McBride, MD

[Toplam:7    Ortalama:4.1/5]

Источник: https://www.mutluvesaglikli.com/bagirsak-florasi-bagisiklik/

Bağırsak sağlığını koru, hastalıklara meydan oku (GAPS diyeti..

Bağırsak Sağlığının Genel Sağlığa Etkisi Nedir?

SENİM TANAY KARAKUŞ
senim.tanay@posta.com.

tr

Günlük yaşam stresi, iş, sorumluluklar derken siz de kontrolünüzü kaybedenlerden misiniz? Hele bir de metropollerde yaşıyorsanız ruh sağlığını dengede tutabilmek çok güç.

Hal böyle olunca milyonlarca kişi hayatlarının büyük bir bölümünü alerjilerle, sindirim problemleriyle, psikiyatrik ve nörolojik hastalıklarla savaşarak geçiriyor.

Yapılan son çalışmalar sonucunda bu sorunların çözümünde bağırsaklarımızın büyük bir rol oynadığı ortaya çıktı. Yani aslında vücudumuzun beyni olan bağırsakları doğru yöneterek birçok hastalığa meydan okuyabiliyoruz! GAPS diyeti de bunda en büyük yardımcılardan biri.

Türkiye İş Bankası iştiraki Bayındır Söğütözü Hastanesi’nden Uzm. Dyt. Işınsu Köksal, sindirim sisteminin sağlıklı çalışmasını sağlayarak otizmden şizofreniye, depresyondan MS’e birçok hastalığı kontrol altına alabilen doğal GAPS diyetini anlattı:

'ONLAR ŞEHRİN DUVARLARI'

Bağırsak sağlığı ve bütünlüğü neden önemli?   Sindirim sistemi, mükemmel bir kapı gibi dış dünyadaki zararlı maddelerin vücudumuza girmesine karşı koyarak birtakım besin öğelerini gerektiği miktarda vücudumuza alır. Peki her gün bol miktarda mikroorganizmayı, kimyasalı yiyoruz ve içiyoruz.

Bu durumda nasıl hayatta kalabiliyoruz? Mükemmel detoks organımız karaciğer, böbrekler, cilt, boşaltım ve bağışıklık sisteminin yanı sıra bunun diğer temel sebeplerinden birisi, sindirim yolunu boylu boyunca kaplayan bakteri tabakasıdır.

Bağırsak epiteli üzerinde toprağın çimli kısmı gibi yayılan bu kalın katman; istilacılara, sindirilmemiş yiyeceklere, toksinlere ve parazitlere karşı doğal bir bariyer görevi görür. Nasıl toprak çimli üst tabakası olmadığında erozyona uğrarsa bağırsak duvarı da koruyucu bakteri katmanı olmazsa zarar görür.

Bağırsaklarda bulunan bakteriler yok edilmesi gereken mikroplar mı yoksa sağlıklı yaşam için korunması gereken hazineler mi?

Sindirim sisteminde hem yararlı hem de bazı durumlarda vücuda zararlı mikroplar bulunur. Önemli olan bağırsak florasında bakteri dengesini sağlamaktır. Sindirim sistemindeki yararlı bakteriler, fiziksel bir bariyer oluşturmanın ötesinde kötü mikroorganizmalara karşı antibiyotik benzeri maddeler üretir. Virüs ve bakterilerin zarlarını parçalayan bu maddeler, zararlı mikroorganizmalara karşı koyması için bağışıklık sistemini harekete geçirir. Ayrıca bu yararlı bakteriler, organik asit üreterek bağırsak duvarındaki pH seviyesini 4.0-5.0 dolaylarına düşürürler. Böylelikle kötü mikroplar, oluşan asidik ortamda rahatça üreyip gelişemezler.

Eğer bağırsaktaki faydalı (probiyotik) bakterilerin miktarı azalmışsa ve görevlerini gerektiği gibi yerine getiremiyorsa “şehrin duvarları” iyi korunamıyor demektir.

KANSIZLIĞA DA YOL AÇIYOR

Bağırsak sağlığı ve beyin sağlığı arasında nasıl bir ilişki var? Otizmli bireylerin bağırsak florası incelendiğinde çoğunda anormal ve sızıntılı bağırsak florası (leaky gut syndrome) görülmektedir.

Hasarlı ve sızdıran bağırsak florası nedeniyle toksinler; kimyasallar, kurşun, civa gibi ağır metaller, katkı maddeleri ve mikroplar vücuda alınabilir. GAPS'li bireylerin çoğundaki toksisitenin nedeninin, sindirim sisteminden kaynaklandığı düşünülmektedir.

Vücuda alınan bu toksinler protein yapısını değiştirebilme yeteneğine sahip. Hormonlardan enzimlere kadar vücudumuzda sayısız protein vardır.

Kesin geniş çapta çalışmalarla kanıtlanmasa da toksinlerin vücudumuzdaki proteinlerin yapısını değiştirdiği ve vücudun bağışıklık sistemininde, yapısı değişmiş proteinlere yani kendi vücuduna karşı antikor ürettiği ve oto-immun reaksiyonlara yol açtığı düşünülmektedir.

Yetişkinlerde Multiple Skleroz (MS) hastalığı olarak nitelendirilir. Otizm ve dispraksi hastalarında da görülen nörolojik tablo, MS hastalarınınkiyle benzerlik göstermektedir.Bu hastalara uygun hazırlanan bireysel GAPS tedavisi ile bu semptomların ciddi oranda azaldığı gözlemlenmiştir.

Anormal bağırsak florası kansızlığa neden olabilir mi?

Anormal bağırsak florasına sahip kişilerde, bağırsak yetersiz vitamin ve mineral emilimine yol açabilir. Bu durumda halsizlik, yorgunluk ve sık sık unutkanlık gibi durumlar görülmektedir. Anormal bağırsak florasına sahip kişilerin çoğunda çeşitli seviyelerde anemi (kansızlık) görülür. Bağırsak florası hasarlı kişilerin bağırsaklarında genellikle demir seven bakterilerden oluşmuş bakteri grubu gelişir. Bu bakteriler, yiyeceklerden alınan bütün demiri tüketerek demir eksikliğine yol açabilir.

Ne yazık ki besin desteği olarak alınan demir takviyeleri ise bu bakterileri daha da geliştirir ve aneminin önlenmesine katkı sağlamaz.

Vücudun sağlıklı kan için sadece demire değil, magnezyum, bakır, manganez, iyot, çinko, B vitaminleri, C, A ve D vitaminleri ve pek çok amino asite ihtiyacı vardır.

Bu vitamin ve minerallerin vücutta yeterli oranda emilmesi için bireylerin sağlıklı bağırsak florasına sahip olması gerekir.

BESİN İNTOLERANSI YAŞIYORSANIZ…

Sindirim sorunu ve besin intoleransı nasıl ortaya çıkıyor? Meyvelerin kabuklarındaki lifler gibi bazı maddeler bağırsaktaki yararlı bakterilerin yardımı olmadan sindirilemez. Yararlı bakteriler, besinlerdeki lifleri sindiremeyecek durumda olduğunda lifler sindirim sistemine zararlı hale dönüşür.

Lifler, kötü bakteriler için uygun bir yaşam alanı oluşturur ve bağırsak duvarında iltihaplanmaya yol açabilir. Bağırsaklarımızda yararlı bakteriler olmadan sindirilemeyen başlıca diğer maddeler ise laktoz (süt şekeri), kazein (sütün yapısındaki protein) ve glutendir (bazı tahılların yapısında bulunan protein).

Anormal bağırsak florasına sahip kişilerde çoğunlukla laktoz, kazein ve glutene karşı intolerans görülmektedir.

Bağırsak florasını iyileştirmeden bu tarz besinleri tüketen bireylerde, gaz, şişkinlik, ishal gibi sindirim problemleri, karın ağrısı, nöbetler, panik atak, duygusal istikrarsızlık, psikoz gibi gidip gelen semptomlar görülür.

GAPS DİYETİ NEDİR?

GAPS diyeti ve tedavisi; ince bağırsaktaki bakteri dengesini sağlamaya yani bağırsak düzensizliğini gidermeye, bağırsak duvarındaki hasarı iyileştirmeye ve bağırsak geçirgenliğini önlemeye yöneliktir.

Kişiye özel uygulanan tedavinin sonucunda: – Nörolojik rahatsızlıklar (multiple skleroz, otizm, epilepsi, disleksi, dispraksi) – Psikiyatrik hastalıklar (şizofreni, depresyon, hiperaktivite vb.) – Oto-immun hastalıklar, sindirim problemleri (irritabl bağırsak sendromu, ülseratif kolit vb.

) – Atopik durumlar(çeşitli alerjiler, egzama, astım) – Kronik yorgunluk sendromunda ciddi oranda azalma ve iyileşme görülmektedir.

GAPS diyetinde nasıl bir beslenme programı öneriliyor?

GAPS diyeti, altı aşamadan oluşuyor. Kişi de oluşan semptomlarına göre başlangıç aşaması ve bu aşamaların süresi değişebiliyor. İlk aşamada kişilerin tolere edemediği besinler, kişinin beslenmesinden çıkarılıyor. Onların yerine kişinin yaşına kilosuna ve fiziksel aktivite durumuna uygun olarak miktarı ve çeşidi planlanmış, bağırsak florasını iyileştiren özellikle fermente edilmiş, probiyotikten ve prebiyotikten zengin besinler ekleniyor.

Olumlu gelişmelerin görülmeye başlamasıyla bir sonraki aşamalara geçiliyor ve tolere edilemeyen besinler birer birer farklı zamanlarda kişinin beslenme programına ekleniyor.

Kişide hâlâ sindirim, gaz problemleri varsa veya tedavisinde gerileme görülürse denenen besinler tekrar beslenme programından bir süreliğine çıkarılıyor.

Bu sırada bağırsak dostu ve bağışıklığı güçlendirici besinler ve besin takviyeleriyle diyete devam ediliyor.

BEYNİN TOKSİN YÜKÜNDEN KURTULMASI GEREKİYOR

GAPS diyeti tıp dünyasında nasıl çığır açtı? Bağırsak sağlığı için geliştirilen bu diyet nasıl oluyor da otizme, şizofreniye, epilepsiye iyi geliyor?   GAPS; Dr. Natasha Campbell-McBride'ın 3 yaşında otizm teşhisi konulan oğlunu tedavi etmek amacıyla “bağırsak sağlığı” için geliştirdiği beslenmeye dayalı doğal bir tedavi yöntemidir. Dr.

Natasha Campbell-McBride, otizmli olan kendi oğlunu ve 10 binden fazla otizmli çocuğu, uyguladığı doğal GAPS diyetiyle iyileştirdi. Şizofreni, depresyon, MS gibi psikiyatrik hastalığı olan yüzlerce hastayı da aynı yöntemle tedavi etmiştir ve etmeye devam ediyor.

Psikolojik ve psikiyatrik hastalıkların temel nedeninin sağlıksız bağırsak florası olduğu söyleniyor ve bunun tedavisinde beslenme çok önemli bir yer taşıyor.  

Otizmde olduğu gibi  çoğu kişinin çaresiz hastalık sandığı psikiyatrik hastalıkların sebebi de hasarlı, geçirgen bağırsak duvarı ve anormal bağırsak florası nedeniyle beynin toksinlenmesidir.

Bağırsak florasının tedavi edilmesi sonucunda, beynin toksin yükün etkisinden kurtulmasıyla bu hastalıklar da tamamen iyileşir. 

AVUÇ AVUÇ İLAÇ İÇMEYE SON

Hangi hastalıklar bu diyetle son buluyor veya en aza indirgeniyor? Otizm, şizofreni, epilepsi, anksiyete, bipolar ve obsesif-kompulsif bozukluk, depresyon, dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu gibi rahatsızlıkların yanı sıra akne, alerji, anemi, demir eksikliği, hafıza problemleri, çölyak, gluten intoleransına bağlı bozukluklar, diyabet, egzama, MS, migren, Parkinson, sedef ile sistit durumunda da GAPS diyeti ve tedavisi büyük yarar sağlıyor. Hastaların şikayetleri ve genellikle ilaca bağımlılık durumu ortadan kalkabiliyor.  

Türkiye’de kimler bu diyeti yazabiliyor ve uygulayabiliyor?

GAPS diyetini, sadece GAPS tedavisinin eğitimin alan uzmanlar uygulayabiliyor. GAPS eğitimini almayan ve “GAPS Practitioner” olmayan kişiler uygulayamıyor.

Kimler bu diyeti yapabiliyor?

  65 yaş üstü ve kanser teşhisi konulmuş bireyler dışında her yaş grubu, bu diyeti uygulayabiliyor. GAPS tedavisinin olumlu sonuçları, çocuklarda ve gençlerde yetişkinlerden daha hızlı görülüyor.

Источник: https://www.posta.com.tr/bagirsak-sagligini-koru-hastaliklara-meydan-oku-gaps-diyeti-nedir-1308844

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть