Bahar Temizliği Çocukları Hastalıklardan Koruyor

içerik

Yaz aylarında çocukların hastalıklardan korunması için ne yapmalı?

Bahar Temizliği Çocukları Hastalıklardan Koruyor

Bahar ve yaz aylarında çocukların beslenmelerine, güneşten korunmalarına ve sıcak havalarda artan hastalık ve korunma yollarına değinen Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Kemal Akpınar “Sinek, böcek ısırıkları, keneler, virüs enfeksiyonları, el-ayak-ağız hastalığı, güneş çarpması gibi mevsimin getirdiği hastalıklara karşı dikkat edilmeli” dedi.

Beslenmenin her dönem önemli olduğunu vurgulayan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Kemal Akpınar “Çocukların kilo ve boy orantısına göre beslenme de değişebiliyor ama bahar ve yaz aylarında biraz daha yumuşak, sindirimi kolay gıdalarla beslenmek gerekiyor.

Sıvı içeriği daha yüksek olan beslenmeler tercih edilmeli çünkü sıcaklarla beraber terleme ve terlemeyle beraber de sıvı kaybı daha fazla olacağı için bunun yerine konması gerekiyor. Özellikle 38-40 gibi yüksek sıcaklıkların olduğu dönemlerde daha hafif, bedeni yormayacak şekilde beslenmek gerekiyor.

Bu dönemlerde özellikle meyveyi daha bol tüketmek gerekiyor. Doğa kendi dönemine göre meyvelerini kendi veriyor.

Karpuz, kavun, şeftali, kayısı gibi meyveler dengeli tüketildiği zaman vücudumuzun kaybettiği vitamin ve mineraller yerine konabilir. Ayrıca bolca yoğurt ve ayran tüketilmeli. Her gıda için ev yapımı olan gıdalar daha makbuldür.

Sıcak dönemlerde annenin yapacağı ev yapımı limonata, ev yapımı ayran gibi içecekleri çocuklarına dengeli şekilde sunabilirler” önerisinde bulundu.

Çocukların güneşe hiç çıkarılmaması doğru değil

Güneşten korunmamız gerektiği kadar, güneşe de ihtiyacımız olduğunu belirten Dr. Kemal Akpınar “Güneşe çocukların hiç çıkarılmaması bazı metabolik hastalıklara, D vitamini eksikliğine bağlı olarak raşitizm dediğimiz önemli bir hastalığa neden olabilir.

Çocuğun yaşı ne kadar ufaksa o oranda güneşte daha az kalmalı ve daha erken saatlerde güneşe çıkarılmalı. Bebek ne kadar ufaksa daha erken saatte ve daha kısa süreli dışarı çıkarılabilirken, daha büyük çocuklar biraz daha geç saatte güneşe çıkarılabilir.

4-5 yaşına kadar olan çocuklar dışarı çıkacaklarsa kıyafetleri güneşe uygun ve şapkalı bir şekilde olmalılar. Kolları ve bacakları kısa giysilerle asgari 30 dakikada güneşte durması yeterli vitamini alması için yeterli. Güneş ışınlarının eğimli geldiği 9:00-11:00 saatleri arası ve 15:00-17:00 saatleri arasında güneşe çıkılabilir.

Dik açılı saatlerde kıyafet gibi fiziksel koruyucuların yanında güneş koruyucu kremlerden de faydalanmak gerekiyor. 40-50 güneş faktör koruyucu içeren kremler uygun olabilir. Bu kremler de boca eder gibi değil, ince bir tabaka halinde güneş ışınlarının dik geldiği omuz başları, kollar ve bacaklara sürülebilir.

Uzun süre güneşte kalınacaksa öğleden önce ve öğleden sonra olmak üzere 2 defa sürmek yeterli olabilir. Güneş yağlarını yıllık kullanmak daha sağlıklı. Ürünlerin son kullanma tarihi mutlaka kontrol edilmeli. Alerjik reaksiyonlara neden olup etkinliği azalabilir” dedi.

Havuz göz ve kulak enfeksiyonlarına neden olabilir

Sıcak havayla beraber özellikle enfeksiyon hastalıklarında artış olduğunu söyleyen Dr. Kemal Akpınar “Besinlerle bulaşabilen hastalıkların sıklığı artabiliyor. Özellikle su ve gıda ile bulaşan hastalıklara dikkat etmek gerekiyor.

Bazı gıdalar buzdolabı dışında uzun süre tutulduğu ve sıcakla temas ettiği zaman daha kolay mikroorganizma geliştirebiliyorlar. Tavuk çözüldükten sonra dışarıda uzun süre kalmamalı. Süt oda sıcaklığında 4 saatten fazla kalmamalı. Tatil köylerinde açık büfelerde, her şey dahil konseptinde birtakım mikroorganizma kökenli hastalıklar fazlalaşabiliyor.

Özellikle mayonez sıcak ortamda fazla kaldığı zaman mikroorganizmaların çoğalabilmesi geliştirebiliyor. Ayrıca yaşadığımız sitelerdeki ve tatil yerlerinde havuz kaynaklı hastalıklara da yaz aylarında sıkça rastlanıyor.

Özellikle göz ve kulak enfeksiyonları, ishaller, ateşli hastalıklar, cilt döküntüleri gibi havuz kaynaklı enfeksiyonlarda artış görülüyor. Özellikle aileler belli yaş grubu çocukları için havuz yerine denizi tercih etmeli.

Havuz, daha yoğun olmayan saatlerde tercih edilmeli ancak havuzun denetiminin de düzenli yapılması önemli” şeklinde konuştu.

Yaz aylarında sık banyo yapılmalı

Hijyenin çok önemli olduğuna değinen Dr. Kemal Akpınar önce kişisel daha sonra toplumsal alanlardaki hijyen mikroorganizmalardan korunmanın önemini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yaz mevsiminin getirdiği birtakım hastalıklar var tabii. Sinek, böcek ısırıkları, keneler, virüs enfeksiyonları, el-ayak-ağız hastalığı gibi hastalıklar görülüyor. Sinek ısırıklarını önlemek için kıyafete dikkat edilmeli. İkinci olarak da bitkisel ürünler çok ince tabaka halinde kullanılmalı.

Sinek kovucu ilaçlar kullanılıyorsa mutlaka ortamın havalandırılması sağlanmalı. İsilik de özellikle bebek ve küçük çocuklarda yaz aylarında çok sık görülüyor. Aşırı terlemeye bağlı olarak meydana geliyor. Tek çaresi serinlik ve sık banyo yapılması.

Güneş ışınlarının dik geldiği zamanlarda dışarı çıkıldığında sıcak çarpmasına da dikkat etmeli.”

Göz sağlığı için çocuklukta önlem almak neden önemli?

Источник: https://indigodergisi.com/2017/05/yaz-aylarinda-cocuk-hastaliklari/

Bahar hastalıklarına karşı 10 önlem

Bahar Temizliği Çocukları Hastalıklardan Koruyor

Bahar ayları yenilenen doğayla birlikte çocuklara apayrı bir enerji ve zindelik getirirken, mevsim geçişinde yaşanan değişiklikler ise karşılarına çıkardığı hastalıklar nedeniyle çoğu zaman sevinçlerini gölgeleyebiliyor. Alerjiden üst solunum yolu enfeksiyonlarına, ishalden kızamık ve su çiçeğine bir çok hastalık çocuklarda bahara özgü artış gösteriyor.

Bahar döneminde çocuk poliklinikleri mevsim hastalıklarının getirdiği yoğunluk yaşarken, Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İlkay Değerli bu hastalıklardan korunmanın, hastalığın kapıyı çalması durumunda ise en hafif şekliyle atlatabilmenin mümkün olduğunu belirterek “Önemli olan hastalık kapıyı çalmadan önlem almak.

Ellerini yıkamasından abur cuburdan kaçınmaya dek çocuklarımıza küçük yaşlarda kazandıracağımız bazı alışkanlıklar, onları hem çocukluk döneminde hem de yetişkin bir birey olduklarında yaşam boyu olası risklere karşı büyük ölçüde koruyacaktır. Elbette aşılarını ihmal etmemek de son derece önemli” diyor. Dr.

İlkay Değerli, baharda çocukları gözetleyen hastalıkları ve bu hastalıklara karşı basit ama etkili önlemleri anlattı; önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Tencere yemeği yedirin!

Çocuğunuzun kesinlikle evde yapılan tencere yemeklerinden yemesine dikkat edin. Anne ve babalar günün yorgunluğunun ardından kolaya kaçarak kimi zaman çocuklarını restorana götürüp akşam yemeği yedirebiliyor.

Günümüzde bu tür davranışların giderek sıklık kazanmaya başladığı görülüyor. Ancak gün boyu ne kadar yorulmuş olursanız olun, çocuğunuzu fast-food’dan, kızartmalardan uzak tutun.

‘Dışarıda sebze yediriyorum’ deseniz bile restoranlarda lezzet artırıcılar, krema ve soslar, katkı malzemeleri kullanılabildiğinden hem bünyesini zayıflatacak hem de kötü bir yaşam alışkanlığı edinmesine neden olacaktır! Mevsim sebze ve meyveleri, bakliyat ve yeterince et tüketmesini sağlayın. Şekerli gıdalardan, abur cuburdan uzak durması için küçük yaşlardan itibaren sabırla öğretin. Sağlıklı atıştırmalıklara yönlendirin.

Polenlere karşı vazelin sürün

Şüphesiz polenler doğanın yeniden canlanma sürecinde havada uçuşacaklar ve buna maruz kalmamak çok da mümkün değil. Ancak yine de, özellikle alerjik bünyeye sahipse polenlerin yoğun olduğu sabah saatlerinde, akşamüzeri ve rüzgarlı havada dışarı çıkarmayın.

Alerji tedavisini ihmal etmeyin. Maske takmaya yanaşmıyorsa, dışarı çıkarken özellikle burnunun, ağzının ve gözlerinin çevresine ince bir tabaka şeklinde vazelin sürün. Bu sayede alerjenler vazeline yapışacağı için çocuğunuza temas edemeyecek ve onu koruyacak.

Pencereyi polenlerin yoğun olduğu saatlerde açmayın.

Çok sıcakta uyutmayın

Odasının ısısını iyi ayarlamanız sandığınızdan çok daha önemli. Gece üzerinin açılıp üşüyeceğini düşünerek terlemesine neden olabilecek pijama giydirmek ya da odasını sıcak tutmak aksine ona zarar verir. İdeal oda sıcaklığı gündüz 22, gece 19-20 derece olmalı.

BAHAR ALERJİLERİ ERKEK ÇOCUKLARDA DAHA ÇOK GÖRÜLÜYOR

Ellerini doğru yıkamasını öğretin!

Ona anlayacağı bir dille, gerekirse masallaştırarak ellerimizin mikrop yuvası olduğunu öğretin. Gün boyu ellerini yüzüne sürme, ağzına sokma gibi riskler nedeniyle mikropların kolayca vücudumuza girerek bizi hasta edebileceğini anlatın.

Bu nedenle ellerini sık ve doğru şekilde (20 sayana kadar ellerinin içini, üzerini, tırnaklarını, parmak aralarını) güzelce yıkamasını, siz uygulayarak gösterin. Dışarıdan eve gelir gelmez ellerini yıkaması gerektiğini öğretin.

Hapşırırken ağzını eliyle değil koluyla kapaması da çok önemli.

Terleten giysiler giydirmeyin

Dr. İlkay Değerli “Terleten kıyafetlerden kaçının, sentetik yerine pamuklu giysiler giydirin. Kıyafetlerini havaların bir ısınıp bir soğumasını, ani ısı değişikliklerini göz önüne alarak seçin” diyor.

Kıyafetlerini odasında çıkartmayın

Her akşam yatmadan önce mutlaka duş aldırın. Gün boyu dışarıda giydiği giysileri odasında çıkarmamasına dikkat edin aksi halde kıyafetlerine yapışan gözle görülemeyecek türden mikroplar ve alerjenlere gece boyu maruz kalması onu olumsuz etkileyecektir. Şapka ve ceket gibi dışarıda giydiği kıyafetleri daha sık yıkayın. Polen mevsiminde çamaşırlarını dışarıda kurutmayın.

Su içme alışkanlığı kazandırın

Çocuğunuzun yaşına ve kilosuna uygun olarak her gün 500 ml-2 lt arasında, yeterli miktarda su içmesini sağlayın. Sıvı ihtiyacını çoğunlukla, yaşam kaynağımız olan su ile karşılaması çok önemli. Öte yandan meyve suları yerine meyvenin kendisini yedirin. Asitli içeceklerin çocuk beslenmesinde kesinlikle yeri yok.

MEVSİMSEL GRİP ÇOCUKLARDA SİNÜZİTE SEBEP OLABİLİR

Vitamini doğal yollarla aldırın

Pek çok anne baba çocuklarının bağışıklığını güçlendirici vitamin ve ürünleri, gerek kulaktan dolma bilgilerle gerekse arkadaşlarının tavsiyesiyle çocuklarında kullanma yoluna gidebiliyor.

Ancak mutlaka önce doktorunuza danışın, kulaktan dolma bilgilerle hareket etmeyin. Aksi halde çocuğunuza fayda yerine zarar verebilirsiniz.

En doğru olanının, gerekli vitamin ve mineralleri, sağlıklı ve dengeli beslenerek doğal yoldan almaları olduğunu unutmayın.

Dışarı çıkarın, hareket ettirin

Güneşli havalarda güneşin faydalarından çocuğunuzu mahrum bırakmayın. Parka, bahçeye çıkarın, hem temiz hava almasını hem güneşten faydalanmasını sağlayın.

Evde hareketsiz bir yaşantıdan korumak için dışarıda bol bol hareket etmesine fırsat tanıyın. Bir spor aktivitesine kayıt ettirin.

Egzersiz ve spor bağışıklık sistemini güçlendirdiğinden temiz havada yürüyüş, bisiklete binmek gibi faaliyet imkanları sunun.

Bulunduğu ortamı havalandırın

Dr. İlkay Değerli “Bahar hastalıklarından korunmada çocuğunuzu kapalı ve kalabalık ortamlardan uzak tutmanız da çok önemli. Evinizde odaların, okulda ve kreşte sınıfının düzenli ve sık sık havalandırılması şart” diyor.

MEVSİM GEÇİŞLERİNE DİKKAT!

Источник: https://hthayat.haberturk.com/saglik/cocuk-hastaliklari/haber/1048935-cocuklarda-gorulen-bahar-hastaliklari-nelerdir

Doğru beslenmeyle çocukları sonbaharda hastalıklardan koruma yöntemleri

Bahar Temizliği Çocukları Hastalıklardan Koruyor

Okulların açılmasıyla birlikte özellikle okul çağındaki çocuklarda görülen hastalıklar da artıyor. Bu durumu önlemek için çocukların bağışıklık sistemlerinin güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Birçok ebeveyn dışarıdan vitamin ve bağışıklık sistemi güçlendirici ürünlerle çocuklarının savunma sistemini destekliyor.

Ancak sağlıklı ve dengeli beslenmeyle çocuğun ihtiyaç duyduğu vitamin ve mineralleri doğal yoldan alması en güzeli… Balık içerdiği omega 3 ile bağışıklığı destekler. Bu nedenle çocukların haftada en az 1 öğün balık tüketmesi çok önemlidir.

Yoğurt, kefir gibi mayalı ürünler de içerdikleri probiyotikler ve prebiyotiklerle bağışıklık sistemimizi güçlendirir.

Probiyotikler çocukların hastalıklara karşı direncini artırıyor

Kışın vazgeçilmezi meyvelerden portakal ve mandalinanın yanı sıra çocukların limon tüketilmesi de gerekir. Günde en az 1 portakal ya da 2 mandalina tüketilmesini çocuğa günlük ihtiyacı olan C vitaminini sağlar.

Ayrıca evde hazırlayacağınız bir limonatayla çocuğunuza hem çok seveceği bir içecek verebilir hem de zengin C vitamini içeriğiyle onu enfeksiyonlara karşı koruyabilirsiniz. Elma ve kivi de bağışıklığı güçlendirmede etkili meyvelerdir.

Elma hem çiğ hem de zencefil ve zerdeçalla haşlanarak tüketilebilir.

Selenyum ve demir çocuğunuza güç verir

Çocuğunuzun savunma sisteminin güçlü olması için sağlıklı bir vücuda sahip olması gerekir. Bunun için öncelikli koşul, çocuğun mümkün olduğunca rafine edilmiş ve raf ömrü uzun gıdalardan uzak kalmasıdır. Ayrıca antioksidan diye adlandırdığımız A,C,E,D vitaminleri, demir ve selenyumu yeterli miktarda alabilmesi için gerekli gıdaları uygun miktarda tüketilmesi de gerekir.

Çocukların bağışıklık sistemini güçlendirmek için neler yapmalı?

Selenyum; mantar, dana ve kuzu ciğeri, karides, somon ve ton balığında bulunur. Ülkemizde en yaygın sağlık sorunlarından biri de demir eksikliği anemisidir. Demir eksikliği anemisi hem demir alımının yetersiz kaldığı hem de demir kaybının olduğu durumlarda ortaya çıkabilir. Demir ise et, pekmez, ciğer, yumurta, kuru üzüm, bakliyat ve bazı yeşil sebzelerde bulunur.

Bir köfte bile yeter

Çinko mineralinin de güçlü savunma mekanizmasında önemli rolü vardır. Bu nedenle son yıllarda çinko preparatları çok satanlar listesinde yer almaktadır.

Oysaki çocuğunuz, her gün tükettiği gıdalardan vücudu için gerekli olan çinkoyu alabilir. Örneğin; 100 gr ette (3 köfte) 9 mg, pişmiş nohutun 100 gramında 1.4 mg çinko bulunur.

1-3 yaş arasındaki bir çocuğun 3 mg çinkoya ihtiyacı olduğuna göre, sadece 1 köfte bile çinko ihtiyacını rahatlıkla karşılayabilir.

Vitaminleri doğal yoldan alın

Sebze ve meyveler içerdikleri vitaminler yoluyla, özellikle de D ve C vitaminleriyle bağışıklığımızı güçlendirir. A vitamini sarı renkli ve koyu yeşil sebze ve meyvelerden bulunur. Karotenler ise A vitamini öncüsü sayılır.

Greyfurt, havuç, kuru kayısı, Trabzon hurması, kırmızı lahana, pancar, kırmızı turp, yaban mersini ve böğürtlende bol miktarda karoten içerir. C vitamini ise vücuttan zararlı maddelerin atılmasını sağlayarak savunma sistemini güçlendirir.

Yeşil biber, maydanoz, tere, roka, karnabahar, ıspanak, kuşburnu gibi besinlerde bol miktarda C vitamini vardır.

Çocukların bağışıklık sistemini güçlendirmek için öneriler

Sağlık deposu sebzeler

Brokoli, lahana, kereviz, pazı, turp, ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzelerin özellikle kış aylarında mutlaka tüketilmesi gerekir.

Soğan ve sarımsağın da bağışıklığı güçlendirici ve antimikrobiyal etkileri olduğu için sebzeler bunlarla birlikte pişirilerek tüketilebilir.

Ispanak, içerdiği C, E ve B grubu vitaminler ve demir, magnezyum, fosfor, iyot mineralleri sayesinde bağışıklığı kuvvetlendirdiği gibi bizi soğuk algınlığına karşı da korur.

Bağırsakları yumuşattığı için kabızlığı da önler. Vücut direncini artıran pırasanın, böbrek taşlarının oluşumunu engelleyici ve kanserden koruyucu özelliği vardır. Maydanoz bir provitamin A (Beta karoten) kaynağıdır. Bu özelliğiyle görme gücü, kılcal damar sisteminin, adrenal bezin ve tiroid bezinin fonksiyonları üzerinde etkilidir.

Yaprakları vitamin ( A,C,K ), demir, potasyum, kükürt, kalsiyum, magnezyum yönünden zengindir. Çocuğunuzun kahvaltısına ekleyeceğiniz bir tutam maydanoz günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılar.

Probiyotikler ile kış döneminde bağışıklığınızı güçlendirme yöntemleri

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/sonbaharda-cocugunuzu-hastaliklardan-dogru-beslenmeyle-koruyun/

Çocuklarda Bahar Alerjisi

Bahar Temizliği Çocukları Hastalıklardan Koruyor

Girl sitting in a meadow with dandelions and has hay fever or allergy

Kış mevsiminin bitmesiyle birlikte Mart ve Nisan aylarında baharın güzel günleri bizleri bekliyor. Bahar ayı hepimizin sevdiği aylar olmakla birlikte dikkat etmemiz gerekenler vardır.

Bahar aylarında sıklıkla bahar yorgunluğu, grip, soğuk algınlığı, ishal gibi hastalıklar yanında alerjik hastalıkların belirtileri de kendini göstermektedir.

Allerjik hastalıklardan ise alerjik nezle, göz allerjisi ve astım bahar ayının en önemli hastalıklarıdır.

Bahar alerjisi nedir?

Bahar ayları olan mart, nisan ve mayısta polenlerin havaya yayılmasıyla birlikte burun kaşınması, hapşırma, nezle, burun tıkanması, gözlerde sulanma, kaşınma gibi alerjik nezle, göz alerjisi belirtilerinin görülmesine bahar alerjisi denir.

Bahar aylarında ayrıca sık sık öksürük, nefes sıkışması gibi astım belirtileri de görülebilmektedir. Çocuklarda genellikle alerjik nezle astımla birlite görülür.

Bahar alerjisine polen alerjisi olarak da bilinmektedir.

Çünkü bahar alerjisinin asıl nedeni polenlerin olması nedeniyledir.

Bahar alerjisinin belirtileri nelerdir?

Bahar alerjisi alerjik nezle, göz alerjisi ve astıma neden olabilfiği için bu hastalıkların belirtilerinin bahar aylarında görülmesiyle kendini göstermektedir.

Bahar alerjisi bahar aylarında sık nezle, burun tıkanması, peşpeşe hapşırma, burunda kaşınma, damakta kaşıntı, kulakta kaşıntı, sık burun kanaması gibi alerjik nezle belirtileri, gözlerde sulanma, kaşınma gibi göz alerjisi belirtileri, sık öksürük, nefes sıkışması gibi astım belirtileri bahar alerjisinin en önemli belirtileridir.Bu belirtiler özellikle bahar aylarında oluyorsa bahar alerjisi mutlaka akla gelmelidir.Bahar alerjisi olan çocuklar kokulara çok hassastır. Bahar alerjisi gözde, burunda ve akciğerde hasarlar oluşturmaktadır. Bu nedenle burun, göz ve akciğerler aşırı hassastır. Kokulara da aşırı hassas olurlar. Bahar alerjisi olan çocuklar kokulara aşırı hassas oldukları için çamaşırların parfümsüz detarjanla yıkanması ve ev temizliğinde kokusun ürünlerin kullanılması önemlidir.

Bahar alerjisi yorgunluk yapar ve okul başarısını etkiler. Bahar alerjisi olan çocukların genellikle burunları tıkalı olduğu için uyku kaliteleri de bozulur. İyi bir uyku alamayan çocuklar ise gün boyu kendilerini yorgun ve halsiz hisseder. Bu da okul başarısını ciddi bir şekilde etkilemektedir.

Bahar alerjisi belirtileri ne zaman başlar?

Bahar alerjisi belirtileri Mart ayında başlar. Mart ayında ilk ortaya çıkan polenler ağaç polenleridir. Nisan Mayıs ayında ise ot polenleri kendini gösterir. Temmuz ayından ekim ayına kadar ise yabani ot polenleri kendini gösterir. Hangi polenin alerji yaptığının öğrenilmesi ne zaman önlem alınacağının öğrenilmesi açısından çok önemlidir.

Aşağıdaki videoda Uzm.Dr. Anıl Yeşildal, anne sütünün bebeğe faydaları hakkında konuşuyor.



Bitkiler üremek için polen yayar. Çiçekli bitkilerin polenleri böcekler tarafından taşındığı için havada daha az bulunur. Bu sebepten polen allerjisine daha az neden olmaktadır. Çiçeksiz bitkilerin polenleşmesi ise rüzgarla olmaktadır. Bu sebepten polen mevsiminde havada çok fazla miktarda polen bulunmaktadır.

Bahar alerjisi teşhisi nasıl konulur?

Bahar alerjisi belirtileri gösteren çocuklar “çocuk allerji uzmanları” tarafından dikkatli bir şekilde değerlendirilmelidir. Teşhis koymak için bazı testler yapılmaktadır. Bu testlerden en önemlisi ciltten yapılan alerji testleridir.

Alerji testleri bize teşhis koydurmada çok fazla katkı sağlamaktadır. Bu teste re teşhis konulacak, bu teste re tedavi planlanacaktır. Belki de bu teste re immunoterapi dediğimiz aşı tedavisi yapılacak.
Çocuklar yetişkinlerin minyatürü değildir. Bu sebepten çocuklarda yapılacak test ve teknik de değişmektedir.

Doğru teknikle, doğru alerjenlerle yapılacak test çok önemlidir. Ayrıca çapraz reaksiyonları da değerlendirebilecek düzeyde eğitim almış olmak gerekmektedir. Tek başına alerji testleri teşhis koydurmamaktadır.

Alerji uzmanları tarafında çocuktaki belirtiler ile alerji test sonuçları arasında değerlendirme yapılarak kesin teşhis konulmalıdır.

Alerji testlerini kandan yaptırılabilir mi?

Kandan alerji testleri çok doğru sonuç vermeyebilir. Ayrıca kandan yapılan testler çok pahalıdır. Bu sebepten en doğru sonucu ciltten yapılan alerji testleri verdiği için kan yerine ciltten yapılan alerji testleri tercih edlmektedir. Sadece ciltte problemi olan veya cilt testlerini etkileyen ilaç kullanan çocuklarda bu testi kandan yapmaya tercih etmekteyiz.

Alerji testleri kaç yaşında yapılır?

Alerji testleri yenidoğan döneminden itibaren yapılabilmekle birlikte polen allerjisi için alerji testi genellikle 2 yaşından sonra tercih edilmektedir. Bunun sebebi alerji gelişebilmesi için en az iki polen mevsimi ile karşı karşıya kalmak gerektiği içindir.

Bahar alerjisi teşhisi neden önemlidir?

Bahar alerjisi sık sinüzit, geniz eti büyümesi, sık kulak iltihabı gibi sonuçlara neden olabilir. Okul performansını çok etkiler. Allerjik nezleli her beş çocuktan birisi ilerde astıma ilerleyebilir. Bu sebepten teşhis önemlidir.

Doğru teşhis konulduktan sonra bazı ilaçlarla tedavi edilebilir. Tedavi başarısı %100’e yakındır. Bahar alerjisi tedavisinde korunma, ilaç tedavisi ve aşı tedavisi uygulanmaktadır.

Bahar ayalarında polenlerden korunmak için ne gibi önlemler alınmalıdır?

Alerjik nezle, astım gibi polenlerin neden olduğu bir alerjik hastalığı olan çocuklar bazı önlemler almalıdır. Örneğin evden çıkarken mutlaka güneş gözlüğü takılarak polenlere temas önlenmelidir. Ağız yerine burundan nefes alıp verilerek burnun filtre görevi yerine getirilmelidir.

Polenlerin yoğun olduğu günlerde dışarıda fazla dolaşılmamalıdır. Dışarıda kalındığı sürece her fırsatta yüzler ve burunlar suyla yıkanarak polenlerden temizlenilmelidir. Dışarıda vakit geçirilmişse eve gelince kıyafetler değiştirilip duş alınmalıdır.

Polenler kıyafetlerimize de yapışmaktadır.

Bahar alerjisi tedavisinde aşı tedavisi etkili midir?

Aşı tedavisi dediğimiz immunoterapi tedavisinin başarısı çok yüksektir. Bu tedavi ile ilaç kullanım ihtiyacı azalacak, astım hastalığına ilerlemesi engellenecektir. Aşı tedavisinde cilt altına enjeksiyon ve dil altı damla şeklinde metotlar vardır.

Her iki yöntem de hastalığın ciddiyeti, alerjen tipine göre seçilirse başarılı sonuçlar sağlamaktadır. Ancak çocuklarda aşı tedavisinin hangi alerjenden oluşması gerektiği ve hangi dozlarda uygulanması gerektiği sadece ve sadece çocuk alerjisi uzmanlarınca yapılmalıdır.

Aksi takdirde tedavinin başarısız olmasına ve hatta çok ciddi yan tesirlerle karşı karşıya kalınabilir.

Bahar alerjisinde aşı tedavisi kimlere yapılır?

Polen alerjisi nedeniyle astım ve alerjik nezle gelişen çocuklara yapılması tavsiye edilir.

Öncelikle bahar ayında sık hapşıran, sık gözleri kaşınan, burnu tıkanan, öksürük, nefes sıkışması gibi astım ve alerjik nezle belirtileri olan çocuklara ciltten alerji testi yapılır ve test sonucuna göre ve çocuğun çıkan alerjiden etkilenip etkilenmediğine göre karar verilir.

Cilt testinde polen alerjisi saptanmış ve bahar ayında da şikayetler artıyorsa aşı yapılması gündeme gelebilir. Çocuklara aşı tedavisi gerekliliği ve nasıl yapılacağı konusunda tek yetkili uzmanlar çocuk alerji uzmanlarıdır.

Aşı tedavisine kaç yaşında başlanabilir?

Dilaltı aşılar 3 yaşından sonra başlanırken cilt altı enjeksiyon şeklindeki aşılar 5 yaşından sonra başlanabilir.

Aşı tedavisi kaç türdür?

Aşı tedavisi üç türdür. Dilaltı damla, tablet ve cilt altına enjeksiyon formları vardır. Cilt altı aşılar da iki türdür. Yıl boyu yapılan ve mevsim öncesi olmak üzere iki türdür. Hangi aşının hangi çocuğa yapılacağını sadece çocuk alerji uzmanları karar vermektedir.

  • Tek başına alerji testleri tanı koydurmadığı gibi eğitim almamış hekimlerce yapılan testlerle teşhisi konulmaya çalışılması da çok yanlıştır. Alerji testleri doğru teknikle yapılmalı, alerji uzmanlarınca yorumlanmalı ve doğru teşhisi konulmalıdır.

Bahar ayında çocuklarınızda alerjik hastalıkların belirtileri görülüyorsa mutlaka bir çocuk alerji uzmanına başvurun. Erken teşhis çok önemlidir. Bahar ayının verdiği ipuçlarını değerlendirmek gerekir.

Источник: https://www.doktoramcam.com/cocuklarda-bahar-alerjisi/

Bahar hastalıklarından korunma yolları

Bahar Temizliği Çocukları Hastalıklardan Koruyor

Kışın bitmesiyle zincirlerini kıran doğa bütün renkleriyle kendini göstermeye başladı. Bahar mevsimiyle birlikte güneşin yeniden göz kırpmasıyla, kışın dondurucu soğuğunda kapalı mekanlarda geçirdiğimiz günlere inat kendimizi olabildiğince doğaya atma, onun enerjisinden faydalanma isteğimiz de arttı.

Ama tüm bu olumlu duygulara rağmen aynı zamanda bir geçiş dönemi olan bu ayda değişikliklere ayak uydurulamadığında mevsime özgü hastalıklar da kendini gösteriyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr.

Edvin Murrja “Bir geçiş dönemi olan bu zamanda değişikliklere ayak uyduramadığımızda birçok bedensel ve ruhsal problemler yaşıyoruz. Bu nedenle bahar aylarının tetiklediği hastalıklara karşı baştan önlem alarak korunmak gerekir.

Dikkat edilmesine rağmen bu şikayetler devam ederse altta yatabilen nedenlere yönelik tetkik etmeyi ihmal etmemek gerekir” diyor. Dr. Edvin Murrja baharın tetiklediği 5 hastalığı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Enfeksiyonlar

Kış aylarında başta grip ve soğuk algınlığı olmak üzere birçok hastalığa maruz kaldık. Baharın gelişiyle tam ‘kış griplerinden kurtulduk’ derken bu kez de havaların değişkenliği nedeniyle bağışıklık sisteminin zayıflaması sonucu diğer virüslerin yaptığı üst ve alt solunum yolu enfeksiyonlarına maruz kalıyoruz.

Korunma yolları: Enfeksiyonlardan korunmak için ilk yapmamız gereken sağlıklı ve dengeli beslenmek, hasta kişilerle teması önlemek. Enfeksiyonların çoğu el ve ağız yoluyla bulaştığından ellerinizi gerektiği sıklıkta sabunla yıkayın. Bulunduğunuz ortamı düzenli havalandırın.

Spor ve güneş ışınlarından yararlanmak hastalıklardan korunmak için önemli unsurlar olduğundan, en azından haftada 3 gün yarım saat tempolu yürüyün.

Bağışıklık sistemini en çok güçlendirenler C ve D vitamini olduğu için, C vitamin kaynağı olarak taze meyve ve sebzelerden faydalanırken D vitaminini güneş ışınları ile artırmayı ihmal etmeyin.

Bahar alerjisi / Alerjik rinit

Bahar alerjisi yaşam kalitesini etkileyen bir hastalık. Ateş olmadan sürekli gözlerde yanma, sulanma, kaşıntı gibi şikayetler bahar alerjisini düşündürmeli.

Bu şikayetler çocukların okul başarısını veya erişkinlerin gün içi performansını etkileyebiliyor.

Bu durum da üst solunum yollarının fonksiyonunu etkilediğinden alerjik bünyeli kişiler diğer kişilere göre daha sık sinüzit ve kulak enfeksiyonları ile karşılaşıyor.

Korunma yolları: Bahar alerjisi olanlar için ağaç ve çiçeklerin yoğun olduğu yerlerden uzak durmak önemli. Evde halı, kilim gibi toz tutan eşyaları kaldırmak ve sık temizlik yapmak faydalı olabilir. Tedavi olarak alerji ilaçları veya uygun hastalarda aşı uygulanıyor. Tedaviyi ihmal etmemek, hastalığın astıma çevrilmemesi açısından çok önemli.

Astım

Baharla birlikte polenler alerjik yapıdaki kişilerde hapşırık, burun akıntısı, nezle, nefes darlığı gibi şikayetlere yol açıyor.

Korunma yolları: Astımlı hastalar bahar aylarında sık atak geçirme riskiyle karşı karşıya kaldığından bu hastalarda ilaç tedavisinin yeniden düzenlenmesi gerekebiliyor.

Önlem olarak sabah saatlerinde dışarıya çıkmamaya dikkat edilmeli, pencereler kapalı tutulmalı, evin havalandırılması polenlerin azaldığı geç saatlere bırakılmalı.

Akşam eve dönüldüğünde kıyafetlerin değiştirilmesi ve duş alınması gerektiği unutulmamalı.

Mide bağırsak hastalıkları

Mide-bağırsak sistemine ait hastalıklardan özellikle gastrit ve reflü şikayetleri bahar mevsimiyle birlikte artış gösteriyor. Bu dönemde bazı virüslere bağlı ishal vakalarına da sık rastlanıyor. Stres ve beslenme değişiklikleri ile birlikte bağırsak düzensizlikleri de ortaya çıkabiliyor.

Korunma yolları: Dikkatli bir diyetle bir yandan kışın aldığınız fazla kiloları verirken, diğer yandan mide bağırsak şikayetlerini de azaltabilirsiniz. Bol su içmek, sebze meyveleri bol suyla yıkamak ve dışarıda iyi temizlendiğinden emin olmadığınız yerlerde yeşillik ve çiğ sebze tüketmemeniz önemli.

Bahar yorgunluğu

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edvin Murrja “Bahar ile birlikte halsizlik, yorgunluk, uyku hali, eklem ağrıları gibi şikayetlere sık rastlanmakta. Hormonal sistemler ve metabolizmadaki değişikliklerle birlikte kişinin ruhsal yapısı da etkilenmekte.

Işık, ısı, renk gibi doğadaki değişiklikler pozitif yönde etki etmesi beklenir ancak uyum sağlanamadığında negatif etkisi kaçınılmazdır. Ancak alacağınız bazı önlemlerle bahar yorgunluğuna karşı koyabilirsiniz.

Bu tedbirlere rağmen geçmez ise altta başka bir neden yatabileceği için uzmana görünmekte fayda var” diyor.

Korunma yolları: Bahar yorgunluğunu önlemek için özellikle 2-3 litre su tüketimi, yeterli vitamin, mineral ve antioksidan içeren dengeli beslenme önemli. Bu dönemde yürüyüş, koşu, yüzme gibi düzenli egzersiz yapmalı, yeterli uyku, çalışma/dinlenme aralıkları ve ısı değişimlerine dikkat edilmeli. Sigara, kafein ve alkolden kaçınmalı.

Источник: https://www.yenisafak.com/hayat/bahar-hastaliklarindan-korunma-yollari-3191605

Okulda Hastalıklardan Korunma Yolları

Bahar Temizliği Çocukları Hastalıklardan Koruyor

Okul döneminin açılması ile birlikte velileri çok düşündüren ve endişelendiren bir süreç de başlamış oldu. Okul ve kreşlerde çocukların birbirleriyle yakın temasta olmaları nedeni ile bir çocukta ortaya çıkan salgın bir hastalık hızla yayılmaktadır.

Çocuklar okula ya da kreşe başlayıncaya kadar geçen zamanda ev ortamında çok hijyenik bir ortamda yaşadıkları için çok fazla hastalanmazlar. Ama okul ya da kreşe başladıklarında ev ortamında olduğu gibi hijyenik bir ortamda bulunmazlar.

Bu nedenle çocukların okula başlaması ile bu durumun tersi yaşanır, yani çocuklar okula başladıklarında daha hijyenik bir ortamda bulunmadıkları için kolayca hastalanırlar. Okullarda kalabalık bir ortam olmasından ve çocukların birbirleriyle yakın temasta bulunmalarından dolayı çok çabuk hastalanırlar.

Zaten kalabalık olan ortamlarda bir kişinin ya da bir çocuğun salgın bir hastalığa yakalanması, ortamdaki diğer bireylere de hızla bulaşır. Kalabalık ortamlarda havalandırma özelliğinin az olduğu, hijyenik şartların az bulunduğu ya da hijyenin tam sağlanamadığı ortamlarda çocukların hastalığa yakalanması için uygun bir ortam oluşur.

Okulda, kreşlerde ya da kalabalık ortamlarda bulaşıcı hastalıkların başında gribal enfeksiyonlar gelmektedir.

Okullarda, kreşlerde ya da kalabalık ortamlarda sadece gribal enfeksiyonlar ortaya çıkmaz, bu hastalığın yanında hepatit ve parazit enfeksiyonlar da gribal enfeksiyonda olduğu gibi bulaşıcı özelliği bulunmaktadır.

Bulaşıcı olan gribal enfeksiyonlar, hepatit ve parazit enfeksiyonlar da kalabalık ortamlarda hızla yayılmaktadır. Bu hastalıklar aşı ile önlenebilme özelliğine sahip hastalıklardır. Bazı hastalıklardan korunmak için ise özellikle hijyen şartlarına dikkat edilmesi gerekmektedir.

Okula yeni başlayan çocukların, okula yeni başladıkları zamanda bağışıklık sistemi adeta kendini sınamaya başlar. Okul çağındaki çocukların vücutları hastalıklara neden olan birtakım bakterilere, virüslere ya da organizmalara büyük oranda zemin oluşturmaktadır.

Bu nedenle çocuklar, okula başladıkları zaman bulaşıcı hastalıklara daha çabuk yakalanmaktadır. Okul çağındaki çocuklarda görülen bulaşıcı hastalıkların çoğu virüslerden yayıldığı bilinmektedir. Bulaşıcı hastalıkların virüslerin yayılması için bazen sadece bir çocuğun hasta olması ve sınıfa virüs getirmesi yeterlidir.

Sınıfta soğuk algınlığına yakalanmış olan ya da nezle olan bir çocuğun olabileceğini veli olarak asla unutmamanız gerekmektedir. Okulda yan yana oturan çocuklardan biri hasta ise, bu hastalığın yanında oturan çocuğa bulaşma ihtimali çok yüksektir.

Okulda hasta olan çocuk, her nefes alıp verişinde havada zerrecik şeklinde yayılan mikropların meydana gelmesine neden olur. Havaya dağılan ve yayılan mikroplardan her çocuk soluduğunda ise vücut dirençlerine göre bazı çocuklar hasta olur, bazı çocuklar ise hasta olmaz.

Hasta olmayan çocukların ailesi, çocuklarının hasta olmaması için birtakım önlemler almaktadır ve bu nedenle çocukları çok çabuk hasta olmamaktadır. Okulda ishal olan bir çocuk okulun tuvaletini kullanır ve bazen de ellerini yıkamadan sınıfa geri döner.

Tuvalete giren ve ellerini tıkamadan tekrar sınıfa dönen çocuk, mikroplu elleri ile eşyalara dokunur, diğer sağlam arkadaşları da bu eşyalara dokunduğu zaman onlar da hasta olurlar. Bazı hastalıklar temas yolu ile sağlam olan kişiye bulaşmaktadır. Okulda, kreşlerde ya da kalabalık ortamlarda salgın hastalığın yayılması çok daha hızlı bir şekilde gerçekleşmektedir. Bu hastalıkların başında grip gelmektedir.

  • Grip : En sık görülen üst solunum yolu hastalığı olarak bilinmektedir. Çok kolay bir şekilde bulaşma özelliğine sahip bir hastalıktır. Tedavi edilmediği sürece zatürreye dönüşmektedir. Genellikle üst solunum yollarını büyük oranda etkilemektedir. Grip özellikle solunum yolu ile bulaşıcı olma özelliğine sahip olan, Eylül ve Mart aylarında çok sık olarak görülen, ateş, halsizlik, nezle, öksürük gibi belirtileri bulunan hastalıklardır. Ayrıca öksürük, burun akıntısı ya da burun tıkanıklığının hemen sonrasında akciğer enfeksiyonu, sinüzit ya da orta kulak iltihabına neden olabilir. Altı aydan daha büyük olan bebekler için mevsimsel grip aşısı yapılması doktorlar tarafından tavsiye edilmektedir. Okul çağında olan çocuklarda birtakım döküntülü hastalıklar ortaya çıkmaktadır. Çocukların bağışıklık sistemi henüz yetişkinler kadar gelişmediği için grip hastalığı çok daha çabuk bulaşmaktadır. Çocuklarda görülen grip özellikle beş ya da altı yaşını doldurmuş olanlarda daha sık ve daha şiddetli bir şekilde geçirmektedir. Çocuklarda grip yetişkinlere göre daha uzun sürmektedir. Çocuklarda özellikle okul ya da kalabalık ortamlarda meydana gelen döküntülü hastalıklar meydana gelebilir. Kızamık, kızamıkçık, kabakulak gibi hastalıklar bu tarz hastalıkların başında yer almaktadır. Sağlık Bakanlığı’nın bir uygulaması olan aşının ilk dozu bebeklere bir yaşında aşı ile yapılmaktadır, ikinci dozu ise okul çağında olan altı yaşındaki çocuklara uygulanmaktadır. Bu tür aşılar bebeğinizi ya da çocuğunuzu birtakım salgın, döküntülü hastalıklardan korumaktadır. Grip olan çocukları bir süre kalabalık ortamlardan uzak tutmak ve kendini iyi hissedinceye kadar istirahat etmeleri gerekmektedir. Aynı zamanda doktor tavsiyesi ile çocuklara verilen ilaçlar ve bol bol sıvı tüketmek hastalığa çok iyi gelmektedir. Çocuğun bulunduğu odanın sık sık havalandırılması gerekmektedir ve bol bol meyve tüketmeleri çok faydalı olacaktır.
  • Sarılık : Çocukların yakalanabileceği en önemli ve en yaygın hastalıklardan biri ise sarılık, diğer ismiyle hepatitlerdir. Sarılık okul çağındaki çocuklarda özellikle dışkı ile bulaşmış olan yiyeceklerle ağız yoluyla bulaşan A tipi sarılık çok sık görülmektedir. Okul çağındaki çocuğunuzun sarılıktan korunabilmesi için mutlaka temiz, hormonsuz, organik gıda tüketmeli ve el temizliğine çok dikkat etmesi gerekmektedir. Çocuğunuzun temiz, taze gıdaları tüketmesi ve ellerini sık olarak yıkaması gibi dikkat edilmesi gereken davranışların yanı sıra sarılıktan korumak için aşı yapılmalıdır. Sağlık Bakanlığı tarafından bu yıl uygulamaya başlanan hepatit A aşısı takvimde yerini aldı ama hepatit A aşısı olmayan çocuklara hepatit A aşısı altı ay ara ile iki doz şeklinde uygulanması gerekmekte. Bu önemli ayrıntıya mutlaka dikkat edin. Sarılık hastalığının belirli bir zaman kuluçka dönemi bulunmaktadır, bu dönem yaklaşık dört haftayı bulmaktadır. Sarılık hastalığını ilk olarak baş ağrısı, kusma, bulantı, iştahsızlık, halsizlik, karın ağrısı ve ateş gibi birtakım belirtileri bulunmaktadır. Bu belirtiler dört ya da beş gün boyunca devam etmektedir ve zor atlatılan bir hastalıktır. Sarılık hastalığında ilk olarak idrarda koyulaşma, gözlerde ve ciltte sararmalar meydana gelir. Dışkıda ise renk olarak belirli bir açılma olmaktadır. Sarılık hastalığının belirtileri sekiz ya da on bir gün boyunca çocuğu etkisi altına almaktadır. Hastalık belirli bir sürecin ardından yavaş yavaş düzelme belirtileri görülmektedir. Çocuklar sarılığı hafif bir şekilde atlatsalar bile, sarılığın bulaşıcı bir hastalık olması sebebi ile özel bir bakıma alınmalı ve başka insanlarla temastan uzak durulmalıdır.
  • Suçiçeği: Okul çağında olan çocuklarda görülen döküntülü hastalıklardan biri de suçiçeği olduğu bilinmektedir. Suçiçeği bulaşıcı bir hastalık olması sebebiyle çocuklarda, okula başladıkları zaman çok sık görülen bir hastalıktır. Suçiçeği hastalığı aynı zamanda bulaştırıcı özelliği çok yüksek oranda olan bir viral enfeksiyona sahip hastalıklar arasında yer almaktadır. Çocuklarda görülen suçiçeğinin belirtileri grip gibi başlar, ateş yapar, çocuğun vücudunda kaşıntılı içi su dolu kırmızı renkli sivilceler ve döküntüler gibi birtakım belirtileri bulunmaktadır. Çocuklarda suçiçeğinin bulaşma yolları döküntüler başlamadan önce gerçekleşir. Suçiçeği hastalığı hava yolu ile bulaşabilir ve aynı evde yaşayan farklı bir çocuğu yüksek oranda bulaşmaktadır. Genellikle kış ya da ilkbahar mevsimlerinde daha sık görülmektedir. Suçiçeği hastalığı tedavisi için yüksek ateş için ateş düşürücü, kaşıntılar için losyon kullanılmalıdır ve özellikle yatakta istirahat edilmesi gerekmektedir. Suçiçeği hastalığı insan hayatı boyunca çocukluk döneminde bir kez gerçekleşir ve bir daha ikinci kez suçiçeği olunmaz. Suçiçeği hastalığında çocuklara yapılması gereken aşının doğru zamanda yapılması ile suçiçeği hastalığına karşı çok büyük bir oranda koruma sağlamaktadır.

Hastalıklar Alınması Gereken Önlemler

Okul çağında olan çocuğunuzun okulda bulaşıcı bir hastalığa yakalanmaması için birtakım önlemler almanız gerekmektedir. Bu önlemler bazı hastalıklara yakalanmayı engelleyecektir ya da çok hafif bir şekilde atlatılmasını sağlayacaktır.

Gribal enfeksiyonlar sadece solunum ya da hava yolu ile bulaşmaz ama aynı zamanda elle de bulaşma özelliği bulunmaktadır. Bu nedenle gribal enfeksiyonlardan korunmak için çocuğunuza tuvaletten çıkınca, okuldan ya da herhangi bir yerden eve gelince ellerini yıkmasını mutlaka öğretmelisiniz, alışkanlık haline getirmesine yardımcı olmalısınız.

Çünkü en iyi temizlik ellerde başlar. El temizliğine dikkat edilmediği zamanlarda bağırsak parazitlerine bile neden olmaktadır.

Eğer çocuğunuzda bağırsak parazitleri bulunuyorsa burun kaşıntısı, tükürüğün ağızdan yastığa akması, makatta meydana gelen bazı kaşıntılar, bazı zamanlarda ortaya çıkan karın ağrısı ve kilo alamama gibi birtakım belirtileri bulunmaktadır.

Hastalıklara karşı önlem almak için ilk olarak tuvaletten sonra ellerin mutlaka bol su ve sabun ile iyice yıkanması gerekmektedir. Aynı zamanda dışarıda üstü açık olan satılan ya da normal değerinin çok altında satılan et, tavuk gibi besinlerden olabildiğince uzak durulmalıdır. Sebze ve meyve yemek istediğinizde çok iyi yıkanıp, temizlenmiş olmasına dikkat etmeniz gerekmektedir. Evinize aldığınız sebze ve meyveyi sirkeli suda bekletmeyi unutmayın.

Çocuğunuz okula giderken, yanına mutlaka bir el temizleyici koymayı ihmal etmeyin. Okulda bir şey yemeden önce ellerini el temizleyici ile temizlemesi gerektiğini hatırlatın.

Okulda ortak olarak kullanılan bilgisayar klavyesi, faresi, kalemtıraş, kalem gibi nesneleri kullandıktan sonra ellerini el temizleyicisi ile temizlemesi gerektiğini sürekli hatırlatın. Çocuğunuz okulda öksürdüğünde ya da hapşırdığında ağzını ve burnunu bir mendil yardımı ile kapatması gerektiğini söyleyin.

Çocuğunuzun okulda oturduğu yerde ya da çantasında bulundurması için çocuğunuza kağıt mendil vermeniz yararlı olacaktır. Çocuğunuza hapşırırken ya da öksürürken bu mendilleri kullanmasını ve kullandıktan sonra hemen çöpe atması gerektiğini söyleyin.

Çocuğunuzun ellerini özellikle de kirli ise, gözünden ya da ağzından uzak tutması gerektiğini mutlaka hatırlatın. Çünkü mikroplar en çok bu şekilde yayılmaktadır. Çocuğunuzun sık sık ellerini yıkadığında mikroplara karşı korunacağını hatırlatın.

Çocuğunuzun kullandığı su şişesi, atkı, bere, kalem, yemekleri ya da diğer kişisel eşyalarını, başka bir arkadaşı ile kullanmaması gerektiğini çocuğunuza mutlaka söyleyin. Eğer kişisel eşyalarını arkadaşı ile paylaşmak isterse, paylaştığı eşyaları ağzına sokmaması gerektiğini hatırlatın. Eğer çocuğunuz hasta ise başka arkadaşlarına bulaşmaması için hastalığı boyunca okula göndermemelisiniz.

Источник: https://evdesifa.com/okulda-hastaliklardan-korunma-yollari/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.