Barrx Yöntemiyle Reflü Tedavisi

Reflü tanısında yeni yöntem! PH metre ile 48 saatte kesin tanı konuyor

Barrx Yöntemiyle Reflü Tedavisi

Reflünün, yemek borusu-mide birleşimindeki kas yapıları ve diyafram kıskacına ait anatomik bozukluklar ya da midenin bir bölümünün diyafram aralığından göğüs boşluğuna kayması gibi sebeplerle ortaya çıkabildiğini vurgulayan Prof. Dr.

Melih Özel “Reflü riskini artıran risk faktörlerinin başında ise obeziteden söz edilebilir. Çünkü aşırı kilonun, karın içi basıncın artmasına ve bu nedenle asit nitelikli mide içeriğinin yemek borusuna fazlaca kaçmasına sebep olabilir” dedi.

Reflü nedir? Belirtileri, tedavisi ve reflüye iyi gelen besinler

Tanı için çoğu hastanın endoskopi yönteminin yeterli olduğunu düşünse de bunun doğru olmadığını belirten Prof. Dr. Özel “Endoskopi aslında bize, reflünün herhangi bir hasar yapıp yapmadığını ve üst gastrointestinal sistemde anatomik bir bozukluk olup olmadığını gösterir.

Reflünün tanısı genel olarak, hastanın klinik şikayetleriyle konur. Hastalar özellikle, mide asidi ağzıma geliyor ya da yattığım zaman midem ağzımda gibi hissediyorum gibi şikayetlerle gelir. Bunları reflünün tipik belirtileri olarak değerlendirebiliriz.

Bir de tipik olmayan belirtiler söz konusudur.

Normalde reflüyle ilişkili değilmiş gibi görünen göğüs ağrıları, ritim bozuklukları, ses kısıklığı, seste çatallaşma, diş minesi ya da diş etinde hasarlar ve öksürük gibi belirtiler de reflünün atipik belirtileridir.

Doğal olarak, atipik belirtilerle karşılaşan çoğu hasta kardiyoloji ya da göğüs hastalıklarına başvurabiliyor. Atipik bulguları olan ve kalp ya da akciğer hastalıkları olmayan hastalara endoskopi elbette uygulanabilir.

Ancak bundan, reflü semptomları olan her hastaya öncelikle endoskopi yapılmalıdır gibi bir anlam çıkarılmamalıdır” açıklamasında bulundu.

Reflünün tanısı için ph metre yöntemi

Reflünün kesin tanısının “pH metre” ile belirlendiğini ve bunun da iki farklı yönteminin mevcut olduğunu aktaran Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr.

Melih Özel “Birincisinde, hastaya burun yolu ile boğazından geçirilerek yemek borusuna bir kateter yerleştirilir. Bu kateter taşınabilir bir cihaza bağlanır ve 24 saat hasta üzerinde kalır.

Sürenin bitiminde endoskopi ünitesinde kateter çıkarılır ve cihazın kaydettiği veriler (atakların süresi, sıklığı, şiddeti vb.) bilgisayarda incelenerek tanı konur.

Reflü hastalığı kimlerde görülür? Belirtileri, tanısı ve tedavisi

Yöntemin ikinci şekli, hasta için biraz daha konforlu bir uygulama. Kablosuz bir yöntem olan bu yeni teknikte, üzerinde aside duyarlı sensörü olan küçük bir kapsül, endoskop aracılığı ile yemek borusunun alt ucuna yerleştirilir. Bu kablosuz (wireless) kapsül, algıladığı verileri 48 saat boyunca, taşınabilir bir cihaza iletir.

Sürenin sonunda cihaz içerisindeki bilgiler bilgisayarda incelenir. Vücuttaki kapsül ise 7-10 gün içinde kendiliğinden sindirim sistemine düşer ve atılır. Dolayısıyla bu yöntemde, herhangi bir kablo taşıma söz konusu olmadığı için süreç hasta açısından çok daha konforlu olur.

48 saat süre ile kayıt yapabiliyor olması da ikinci bir avantajıdır” dedi.

Reflü tedavisi hastaya ve durumuna göre değişiklik gösterir

Kesin tanının ardından tedavi sürecinde önce ilaçsız tedavi yaklaşımının başlatıldığını aktaran Prof. Dr.

Melih Özel “Bu noktada hastaya sıkı giysiler giymekten kaçınması, sigaradan ve sıcak-soğuk içeceklerden uzak durması, büyük porsiyonlu gıdalardan kaçınması, yemek esnasında çok fazla sıvı almaması, fazla kilolarından kurtulması ve yatmadan önceki 2-3 saatlik sürede midelerini boş tutmalarını tavsiye edebiliriz.

Bu önerilere rağmen sorun devam ediyorsa ya da başlangıçtan itibaren çok şiddetli şikayetler söz konusuysa asit baskılayıcı bazı ilaçlarla tıbbi tedavi aşamasına geçilebilir. İlaç seçimi, dozu, kullanım şekli tamamen hastanın durumuna göre uzman tarafından şekillenir. Cerrahi tedavi de elbette bir seçenek, ancak hem herkes için gerekli değil hem de ilk seçenek olarak kullanılmaz.

Bu noktada, hasta seçiminin cerrahlarla koordine edilerek yapılması gerekir. Örneğin, bazı hastalar ilaç tedavisiyle düzelirken, ilaçları kestiklerinde reflü atakları hemen tekrar başlayabiliyor. Özellikle genç hastalar, yıllarca ilaç kullanmalarına gerek duyulan hastalar ya da ilaç kullanımı ile ilgili çekinceleri olanlar cerrahi tedavi için aday olabiliyor” dedi.

Reflüye yakalanmamak için dikkat edilmesi gereken 10 yiyecek!

Reflü kansere yol açar demek doğru değil

Reflüyle ilgili yanlış inanışlardan birinin de reflünün kansere dönüşeceği düşüncesi olduğunu aktaran Prof. Dr. Melih Özel “Bu bilimsel olarak doğru değil. Reflüye bağlı olarak oluşan en önemli sonuçlar yemek borusundaki kanamalar, ülserler ve darlıklar olabilir.

Bu sık komplikasyonların görülme oranları bile oldukça düşüktür. Kanser ile ilişki, reflülü hastaların yemek borularının alt ucunda görülen ve “Barrett Özofagusu” denilen özel bir durumun varlığıyla ilgilidir.

  Ancak bu tür hastalarda bile kanser görülme sıklığı ileri derecede enderdir. Dolayısıyla “reflü kansere yol açar” demek doğru bir ifade değil.

Risk vardır, ancak Barrett özofagusunun reflü hastalığında görülme sıklığının yüzde 1’in altında olduğunu ve Barrett özofagusu olan her hastanın kanser olmadığını akılda tutmak gerekir” açıklamasında bulundu.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/reflue-tanisinda-yeni-yontem/

Reflü tanısı nasıl konur? Belirtileri ve tedavi yöntemi nedir?

Barrx Yöntemiyle Reflü Tedavisi

Dünyada reflünün görülme sıklığının yüzde 10-30 arasında, Türkiye’de ise yüzde 20 sıklığında görülen bir sağlık sorunu olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr.

Melih Özel, “Mide içeriğinin ağza gelmesi ve göğüste yanma gibi şikayetlerle kendini gösteren reflünün kesin tanısı kullandığımız yeni bir yöntemle artık çok daha kolay konuyor. Reflüye pH metre ile kesin tanıyı koyuyoruz.

Burada küçük bir kapsül yardımıyla hastanın mide asidi 48 saat boyunca takip ediliyor” açıklamasında bulundu.

Reflünün, yemek borusu-mide birleşimindeki kas yapıları ve diyafram kıskacına ait anatomik bozukluklar ya da midenin bir bölümünün diyafram aralığından göğüs boşluğuna kayması gibi sebeplerle ortaya çıkabildiğini vurgulayan Prof. Dr.

Melih Özel “Reflü riskini artıran risk faktörlerinin başında ise obeziteden söz edilebilir.

Çünkü aşırı kilonun, karın içi basıncın artmasına ve bu nedenle asit nitelikli mide içeriğinin yemek borusuna fazlaca kaçmasına sebep olabilir” dedi.

Reflünün tipik ve tipik olmayan belirtileri var

Tanı için çoğu hastanın endoskopi yönteminin yeterli olduğunu düşünse de bunun doğru olmadığını belirten Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Melih Özel “Endoskopi aslında bize, reflünün herhangi bir hasar yapıp yapmadığını ve üst gastrointestinal sistemde anatomik bir bozukluk olup olmadığını gösterir. Reflünün tanısı genel olarak, hastanın klinik şikayetleriyle konur.

Hastalar özellikle, mide asidi ağzıma geliyor ya da yattığım zaman midem ağzımda gibi hissediyorum gibi şikayetlerle gelir. Bunları reflünün tipik belirtileri olarak değerlendirebiliriz. Bir de tipik olmayan belirtiler söz konusudur.

Normalde reflüyle ilişkili değilmiş gibi görünen göğüs ağrıları, ritim bozuklukları, ses kısıklığı, seste çatallaşma, diş minesi ya da diş etinde hasarlar ve öksürük gibi belirtiler de reflünün atipik belirtileridir. Doğal olarak, atipik belirtilerle karşılaşan çoğu hasta kardiyoloji ya da göğüs hastalıklarına başvurabiliyor.

Atipik bulguları olan ve kalp ya da akciğer hastalıkları olmayan hastalara endoskopi elbette uygulanabilir. Ancak bundan, reflü semptomları olan her hastaya öncelikle endoskopi yapılmalıdır gibi bir anlam çıkarılmamalıdır” açıklamasında bulundu.

Bebeği ‘reflü’ olan annelere 10 önemli tavsiye

Источник: https://indigodergisi.com/2017/01/reflu-tanisi-belirtileri-tedavi-yontemi/

Reflü Tedavi Yöntemleri ve Tedavi Sonrası İyileşme

Barrx Yöntemiyle Reflü Tedavisi

Reflü, modern toplumun en bilinen ve en sık görülen rahatsızlıklarından birisidir. Reflü şikayetleri yaşayan kişilere yönelik uygulanan tedavi yöntemleri ve bu tedavi yöntemlerine dair merak edilenler.

Reflü ve Reflünün Belirtileri Nelerdir?

Reflü belirtileri

Mide içerisinde asit üretiminin artış göstermesi sonucunda midedeki asit, mide sıvıları ve midedeki besinler yemek borusuna kaçar. Bu durum tanımlayan reflü rahatsızlığının vücutta farklı etkileri görülür.

Özellikle de gündelik yaşantıyı doğrudan olumsuz yönde etkileyecek niteliklerde belirtiler ortaya koyan reflünün, tedavisi mutlaka yaptırılmalıdır.

Genel olarak midede yanma, ekşime ve ağız içerisinde kötü ve acı tat oluşumu şeklinde belirtiler ortaya koyan reflünün yaş grubuna göre değişiklik gösterebilecek belirtilerinin ortaya çıkması da söz konusudur.

Bebeklerde ve Çocuklarda Reflü Belirtileri

Bebeklerin vücutlarındaki pek çok fonksiyonda olduğu gibi mide kapakçığının fonksiyonunun da tam olarak gelişmemiş olmasından kaynaklı olarak sık görülebilen mide reflüsünün bebekte ortaya çıkartabildiği belirtiler arasında;

  • İstifra ve mide bulantılarının sık olması,
  • Hıçkırma,
  • Seste kısıklık,
  • Orta kulak iltihaplanması,
  • İştahsızlık ve yemek istememe,
  • Gelişiminde aksaklıklar,
  • Göğüs bölgesinde ciddi yanma hissi,
  • Ağza acı tat gelmesi

şeklinde olur.

Yetişkinlerde Reflü Belirtileri

Yetişkinlerde reflünün ortaya çıkması halinde özellikle midede yanma ve mide ekşimesi belirtileri görülür. Bunun dışında yetişkinlerik göğüs bölgesinde yanma ve beraberinde eşlik eden şiddetli ağrı oluşumu görülür.

Bu ağrının kol ve sırt bölgelerine de yayılması muhtemeldir. Seste kısılma, iştahsızlık, nefes problemleri, solunum güçlükleri, yutkunmanın zorlaşması ve boğazda besinlerin takılı kaldığı hissinin ortaya çıkması mümkün olur.

Tüm reflü belirtileri halinde tedavisi için gerekli olan önemin gösterilmesi çok önemlidir. Özellikle de mide asidinin reflüden dolayı bölgede yarattığı tahribat başta yemek borusu kanseri ve mide kanseri olmak üzere pek çok riskli sağlık probleminin de ortaya çıkmasına neden olabilir.

Reflü Nedenleri Nelerdir?

Reflünün ortaya çıkmasında pek çok etken rol oynayabilir. Ancak genel olarak toplumda reflü nedenleri arasında ilk sırada aşırı yeme ve buna bağlı olarak hazımsızlık problemlerinin yaşanması gelmektedir. Bunun dışında reflünün nedenleri arasında;

  • Sağlıksız beslenme (fast food, çok yağlı, baharatlı yiyecekler ve gazlı/asitli yiyecekler),
  • Alkol ve sigara bağımlılıkları,
  • Düzensiz beslenme alışkanlıkları,
  • Hız yemek yeme,

gibi hususlar yer alır. Bu reflü nedenleri dolayısı ile ortaya çıkan şikayetlerde en kısa süre içerisinde uzman doktora başvurulması büyük bir önem taşımaktadır.

Reflünün Tanısı Nasıl Koyulur?

Reflü ve gastrit problemlerinin tanısı günümüz modern teknolojisi ile oldukça basittir. Bu kapsamda da özellikle gastrit tanısı için ‘endoskopik’ yönteminden yaygın olarak faydalanılıyor.

Endoskopik cihaz sayesinde artık hem gastrit rahatsızlığına yol açan bakteri tespit edilebiliyor hem de reflü tedavisi için gerekli olan verilerin elde edilebilmesi mümkün oluyor. Bu yüzden de günümüzde reflü ve gastrit tanısı için yoğun şekilde endoskopik kullanılıyor.

Sağlık merkezi tarafından kullanılan endoskopik yöntem sayesinde eğer hastanın reflü veya gastrit kaynaklı yemek borusu problemleri bulunuyor ise bununda tespiti gerçekleştirilmiş oluyor.

Son yıllarda endoskopik teknik ile birlikte hem reflünün hem gastrit için tanılama işlemlerinde 1 günlük pH değeri takibi, sintigrafi ve ultrason gibi teknik kullanılıyor.

Reflü Tedavisi Nasıl Yapılır?

Endoskopi tedavisi

Günümüzde reflü tedavisi için doğrudan cerrahi ya da ilaç tedavisi uygulanmaz. Reflü ya da gastrit belirtileri görülen kişiler için öncelikli olarak bitkisel kesin tedavi yöntemleri uygulanır. Özellikle de bebeklerdeki reflü tedavisi için ağırlıklı olarak takip edilir. Yani kendiliğinden geçme olasılığından dolayı uzman ekip tarafından takip edilir ve bu süreçte tetkikler uygulanır.

Ancak hem bebeklerde hem de yetişkinlerde reflü ve gastrit rahatsızlığının ileri seviyede olması halinde uzman hekim tarafından cerrahi operasyonlar gerçekleştirilir. Hastanın reflüsünün belirtilerinin yani semptomlarının ileri seviyede olması ya da bebeklerde olabilen yemek borusunun çok dar olmasından kaynaklı reflü oluşumları söz konusu ise cerrahi müdahale ile ameliyat edilir.

Reflü tedavi merkezi çatısı altında bulunan ‘Gastroentroloji’ bölümüne başvuru yapılması gerekir. Ancak tedavi merkezi bünyesinde bu bölüm bulunmuyor ise ‘Dahiliye’ bölümüne başvuruda da bulunulabilir.

Eğer cerrahi operasyon gerektiren bir reflü rahatsızlığı bulunuyor ise mutlaka tam teşekküllü bir bir tedavi merkezi olmasına dikkat edilmesi gerekir. Kesin tedavi için gereklilik teşkil eden cerrahi müdahalelerde öncelikli olarak endoskpi tekniği kullanılır.

Bu teknikte ağızdan, yemek borusuna ve mideye ulaşan bir kameraya sahip olan özel bir ekipman kullanılır. Bu yöntem ile cerrahi müdahaleler daha kısa sürede tamamlanabildiği gibi tedavi merkezi bünyesindeki yatış süresi de çok daha kısa oluyor.

Böylelikle tedavi merkezi çatısı altında reflünün tedavi edilmesi ile en kısa süre içerisinde gündelik yaşantıya geri dönüş sağlanabiliyor.

Reflü Doğal Tedavi Yöntemleri

Ancak günümüzde reflü tedavisi için kesin çözüm sağlayan alternatif tedavi yöntemleri cerrahi operasyonlara göre çok daha yoğun şekilde tercih edilir.

Evde pratik bir şekilde herkes tarafından hazırlanabilecek bitki çayları, doğal kürler ve diğer yöntemler sayesinde artık reflünün belirtilerinden tamamen ve kesin şekilde kurtulabilmek mümkün oluyor.

Bu kesin çözüm sağlayan bitki çayları arasında papatya çayı ilk sırada kendisine yer bulurken, bitkisel ürünler arasında ise patates kürü öne çıkıyor. Bu iki bitkisel ve doğal ürünle evde kesin çözüm sağlayan tedaviler çok ileri olmayan reflü için uygulanabilir.

(1 votes, average: 2,00 5)
Loading…

Источник: https://midemikrobu.com/reflu-tedavisi.html

Reflü Nedir? Reflü Belirtileri ve Tedavisi

Barrx Yöntemiyle Reflü Tedavisi

Reflü, toplumdaki sıklığı tespit edilememekle birlikte haftada 1 kez reflü sorunu yaşayan kişiler üzerinden değerlendirildiğinde, toplumun yaklaşık %20’sinde görülen bir sağlık problemidir. Avrupa’da görülme sıklığı %5-27 arasında değişmektedir.

Reflü oluşumunda, erkek ve kadın arasında belirgin bir farklılık da bulunmamaktadır. Reflü belirtileri sık sık ülser ile karıştırılsa da farklı hastalıklardır. Reflü belirtilerine sahip kişilerin en kısa zamanda uzman bir doktora görünmesi tavsiye edilir.

Memorial Gastroenteroloji Bölümü uzmanları, reflüye neden olan faktörler ve reflüden korunmak için alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi.

Reflü Nedir?

Mide içeriğinin (asidinin) patolojik şekilde mideden özefagusa (yemek borusuna) doğru geri kaçışı gastroözefageal reflü’dür. Hastalar göğüs kafesinin arkasında yanma(heartburn) şikayeti ile başvurabilirler.

Reflü bazen yemek borusunun arkasındaki yanmanın yanı sıra ağza gıdaların ve acı suyun gelmesidir. Reflü, sıklıkla yemeklerden sonra olur. Gastroözefageal reflü hastalığı tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sıkça rastlanan bir hastalıktır.

Ülkemizde yapılan bir çalışmada toplumun %20’sinde reflü hastalığı bulunmuştur.

 Reflü Belirtileri

Reflü belirtileri deyince ilk akla gelenler baharatlı, yağlı gıdalar, çikolata, alkol veya taze sıkılmış meyve suları tüketildiğinde artan şikayetlerdir. Mideden boğaza doğru yayılan ve daha ziyade yemekten sonra oluşan yanma, en sık görülen reflü belirtisidir.

Mide içeriğinin ağza gelmesi, yutma güçlüğü, görülen diğer önemli reflü belirtileri sayılır. Ağrılı yutkunma, geğirti, hıçkırık, bulantı ve kusma ise daha ender ortaya çıkar. Reflü; yemek borusu, mide ve bağırsak sistemi dışındaki sistemlerde de belirtilere yol açabilir.

 Reflü öksürüğe, ses kısıklığına, diş çürüklerine ve boğaz arısına neden olabilir.

Reflü Belirtilerini Prof. DR. Yıldıran Songür açıklıyor;

Reflü Tedavisi Nasıl yapılır?

Reflü şikâyetleri artan kişilerin en çok merak ettiği konulardan biri de reflü tedavisi. Mide içeriğinin ağza gelmesi, yutma güçlüğü, görülen diğer reflü  belirtilerdir. Ağrılı yutkunma, geğirti, hıçkırık, bulantı ve kusma ise daha ender ortaya çıkar.

Bu belirtileri reflü tedavisine başlamak için yeterli bir sebep olarak görebiliriz. Mevcut şikayetler, hikaye ve bulgulardan yola çıkarak gastroözofagial reflü tanısı konabilir. Tanı koymak veya hastalığın şiddetini belirlemek için endoskopi, pH ölçümü, kontrastlı grafiler, manometrik çalışmalar yapılır.

Reflü tedavisinde en önemli nokta yaşam tarzında değişiklik yapmaktan geçer. Birçok insan, yaşam tarzında değişiklik yaparak veya ilaçlarla reflüyü kontrol altında tutabilirken bazı hastalarda ise cerrahi girişim gerekmektedir.

Reflü tedavisinde ilk aşama genellikle mide asidini baskılayan ilaçlar ve yaşam tarzında değişikliklerle yapılır. Obezite karın içi basıncını artırıp mideye yaptığı baskıyla reflüyü şiddetlendirir.

Bu yüzden hasta; fazla kilolarından kurtulmalı, sigarayı bırakmalı, dar elbiseler giymemeli, yağlı yemeklerden veya kızartmalardan,  domates salçasından, alkolden, çikolatadan, naneden, soğan ve sarımsaktan, kahveden uzak durmalıdır.

Reflü tedavisinde reflü testlerinin de yeri çok önemlidir. Doktorunuzun (gastroenteroloğunuzun) reflü tanısını koyarken bulguların gerçekten reflüden kaynaklanıp kaynaklanmadığını, komplikasyonların gelişip gelişmediğini anlamak için birtakım testlere ihtiyacı olabilir. Reflü testlerini şu şekilde sıralayabiliriz;

Baryum özefagus mide duedonum grafisi: Hasta baryum içerken radyoloğun floroskopide baryumun aşağıya yemek borusuna ve mideye seyahatini incelediği bir testtir.

Gasroskopi: Endoskop ucunda ışık bulunan fleksibl bir tüptür. Bu tüpün ağızdan özefagusa ve mideye doğru ilerletilmesi sırasında yemek borusu incelenebilir. Hasta sedatize edilerek bu işlem gerçekleştirilir.

Özefagus manometresi ve PH metre: Burundan çok ince fleksibl bir tüp yemek borusundan mideye gönderilerek buradaki basınçlar ve yukarı çıkan asit miktarı ölçülebilir.

Reflü ve sindirim sitemi ile ilgili pek çok soruya verilen cevaplardan oluşan canlı yayınımızı izleyebilirsiniz.

Reflü Tedavi Edilmezse…

Eğer reflü tedavi edilmezse ciddi komplikasyonlarla seyredebilir. Örneğin yemek borusunda darlık, kanama ve mukozada prekanseröz (kanser öncesi ) birtakım değişikliklere (barrett özefagusu) neden olabilir. Sizi ve doktorunuzu uyarması gereken semptomlar şunlardır;

Yutma güçlüğü (disfaji)

Kanama

Boğulma hissi, öksürük, ses kısıklığı

Kilo kaybı

Reflü Ameliyatı

Günümüzde reflü ameliyatları etkili bir şekilde yaygın olarak yapılmaktadır.  Reflü ilaçlarının kullanımının işe yaramadığı durumlarda,  yıllarca süren ilaç tedavisini tercih etmeyenlerde; reflüyle birlikte ilerlemiş mide fıtığı bulunanlarda reflü ameliyatı tercih edilebilir.

En sık yapılan reflü ameliyatı ise nissen fundoplikasyon olup, bu ameliyatta yemek borusunun mideyle buluştuğu yerdeki kapak sistemi güçlendirilir. Bu sırada mide fıtığı da onarılır.

Nissen fundoplikasyon Altın standart olarak laparoskopik (kapalı)  yapılan, reflüye karşı en etkili ameliyattır.

Reflü Diyeti Nasıl Yapılır?

Reflü şikâyetlerini en aza indirmek istiyorsanız, uzman bir doktor kontrolünde reflü diyetine başlayabilirsiniz. Her insanın duyarlılığı farklı olduğundan, hastanın fark ettiği tetikleyici gıdadan uzak kalması reflü diyeti için en iyi seçenektir. Reflü diyeti sırasında küçük lokmalarla beslenmek ve yemekten hemen sonra uyunmamak ‘’reflüye ne iyi gelir’’ sorusunun da cevabıdır.

 Uzanmak veya uyumak için yemeğin üzerinden en az 3 saat geçmelidir. Reflü diyeti sırasında uyurken belden üst kısmın daha yukarda olması yerçekimi ile reflünün oluşmasını engelleyebilir. Özellikle gece reflüsü olanlar buna dikkat edilmelidir. Baş altına konan yüksek yastıkların reflüye faydası yoktur.

Bel kısmından itibaren yüksekte olacak şekilde ayarlanan yataklar da reflüye iyi gelebilir.

Reflü İlaçları

Gastroözefageal reflü hastalığının organik bir sebebi vardır. Genelde sadece yaşam tarzı değişikliği ile önlenemez gastroözefageal reflü hastalığında ilaç tedavisi çok önemli bir yer tutar. Medikal tedavide yer alan anti asit grubu reflü ilaçları yemek borusunu koruyarak ve mide asiditesini bastırarak tedaviye yardımcı olurlar.

Reflü ilaçlarının kullanımında dikkat etmeniz gereken şey ise mutlaka doktor kontrolünde alınması gerektiğidir.  Mide asidini bastıran H2 blokerleri ve proton pompa inhibitörleri gibi reflü ilaçları da doktorunuzun öngöreceği dozlarda kullanılmalıdır. İlaç tedavisi ile hastaların çoğunda gastroözefageal reflü hastalığının bulguları önlenebilir.

Reflü ilaçlarının yanı sıra asidin yemek borusundan mideye aşağı doğru geçişini kolaylaştıran Prokinetik ilaçlar da tedavide yer alırlar. Eğer reflü şikayetleri ilaç tedavisi ile azalmıyorsa ya da kanama, Barrett, darlık gibi komplikasyonlar varsa cerrahi tekniklerden faydalanılabilir.

Cerrahi teknikler asit reflüsünü önleyen yemek borusu ve mide arasındaki doğal bariyerleri düzeltirler.

Reflü Ülsere Neden Olur Mu?

Reflü bazı durumlarda ülsere neden olabilir. Klasik reflü belirtileri, hastanın reflü olma tanısını kuvvetlendirir. Daha rasyonel bulguların; endoskopik incelemeyle ve 24 saat süreyle yemek borusuna gelen mide asidinin bir cihaz yardımıyla ölçülmesi ile reflü olup olmadığı belirlenebilmektedir. Reflüye bağlı olarak kanama, ülser, yemek borusunda delinme veya darlık gelişebilmektedir.

Reflü Hastalarında Kanser Riski!

Reflü kanser yapar mı endişesinin cevabı ise yeni uzman kontrolünden geçiyor. Reflünün halk arasındaki en korkulan komplikasyonu kanser gelişimidir. “Barrettözofagus” denilen hücresel bir dönüşüm buna zemin hazırlamaktadır.

Barrettözofagus’un sıklığı reflülü hastalarda %3-20 arasında değişmektedir. Barrettözofagus’lu hastalardan yıllık kanser gelişme sıklığı ise %0,5 dolayındadır. Dolayısıyla reflü kanser yapar diyemeyiz.

Ancak kontrollerin aksatılmaması gerekir.

Reflü ve Gastrit Arasındaki Farklar!

Çoğu kişi reflü ve gastrit hastalıklarını birbiriyle karıştırabiliyor. Ancak reflü ve gastrit birbirinden ayrı rahatsızlıklar olup, kimi zaman kişide bu iki hastalığa birden de rastlanabilir. Gastrit, mide asitliğindeki artma ve mideyi asitten koruyan faktörlerin azalması sonucu ortaya çıkan mide veya oniki parmak bağırsağının iltihabıdır.

Reflü ise mide içeriğinin (asidinin) patolojik şekilde mideden özefagusa (yemek borusuna) doğru geri kaçışıdır.

Gastrit belirtileri arasında mide ağrısı, bulantı veya kusma, baş ağrısı, iştahsızlık, aniden çıkan ateş, baş dönmesi, dilde beyaz pas, yorgunluk görülürken, mideden boğaza doğru yayılan ve daha ziyade yemekten sonra oluşan yanma, reflünün en sık görülen belirtisidir.

Midenizle ilgili şikayetleriniz varsa, vakit kaybetmeden online hastane randevusu alabilir ve uzmanlara görünebilirsiniz. 

Güncellenme Tarihi: 22 Kasım 2018Yayınlanma Tarihi: 02 Eylül 2016

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/reflu/

REFLÜ TEDAVİSİ, NASIL GEÇER?

Barrx Yöntemiyle Reflü Tedavisi

Reflü, kronik bir sindirim sistemi hastalığıdır. Mide asidi veya nadiren de olsa mide içeriği yemek borusuna geri geldiğinde oluşur. Geri iletim ise yemek borusunu tahriş eder ve reflüye sebep olur.

Hem asit reflüsü hem de mide yanması, zaman zaman insanların başına gelen, yaygın sindirim problemleridir.

Bu işaretler ve belirtiler haftada iki kez oluştuğunda ve günlük yaşantınızı etkilediğinde, yemek borunuzdaki hasarı belirlemek ve reflü teşhisi yapabilmek için doktora gitme zamanınız gelmiştir.

Reflü, yemek borusunda mide asidinden dolayı iltihap oluşması ve tahriş olması durumudur. Yemek borusu da boğazdan mideye kadar uzanan bir tüptür. Yemekler yutulduğunda ağzınızdan direk olarak mideye açılan bir kapıdır.

Çoğu insan reflünün, gündelik yaşama getirdiği değişiklikleri ve rahatsızlığı çeşitli ilaçlar ile ortadan kaldırabilmektedir. Ancak bazı insanlarında reflünün oluşturduğu etkileri azaltmak için daha güçlü ilaçlara ve hatta cerrahi operasyona ihtiyaç duymaktadır.

Reflü genellikle mide asidinin yemek borusunu tahriş etmesi ile ortaya çıkan bir durumdur. Yutma işlemi gerçekleştiğinde yemek borusunun alt kısmında bulunan kaslar gevşer. Böylece yutulan katı ve sıvılar mideye iletilebilir. Ardından tekrar kapanır.

Ayrıca bu borunun gevşemesinde herhangi bir anormallik veya zayıflık olursa mide asidi tekrar yemek borusundan yukarı çıkarak mide yanmasına sebep olabilir. Bu durum bazen gündelik hayatı zorlaştırabilir bir hale gelebilir. Mide asidinin yemek borusunu tahriş etmesi iltihaba sebep olur. İlerleyen zamanlarda oluşan durumlar ise kanama, yemek borusunda daralma veya kanser öncesi durumdur.

  • Yaşam tarzı: Alkol ve sigara tüketimi gibi zararlı maddelerin kullanılması mide reflüsü için oldukça olumsuz etkiler yapar. Ayrıca kötü bir duruş ve obezite de reflü sebepleri arasındadır.
  • İlaçlar: Kalsiyum tabletleri, theophylline (örnek olarak tedral, hydrophed, marax, bronchial, quibron), nitratelar ve antihistaminler yan etki olarak reflü oluşumuna sebep olabilir.
  • Diyet: Birtakım yiyeceklerin tüketimi mide yanmalarına ve reflüye sebep olabilir. Bunlara örnek olarak yağlı ve kızarmış yiyecekler, çikolata, soğan, sarımsak, kafeinli içecekler, asidik yemekler ve baharatlı yiyecekler verilebilir.
  • Yeme alışkanlığı: Özellikle yatmadan önce yenilen yemekler ve normal yeme düzeni içerisinde büyük menülerin tüketimi.
  • Diğer sağlık durumları: Bunlara örnek olarak ise hamilelik durumu, diyabet ve hızlı kilo alma verilebilir.

Reflü Belirtileri Nelerdir?

Reflü belirtileri incelenirken ilk olarak akla gelen mide yanmasıdır. Ancak oluşan bu mide yanması rahatsız edici bir düzeyde ve kalıcı olarak gerçekleşir. Ayrıca reflüde ortaya çıkan belirtileri maddeler halinde inceleyecek olursak;

  • Mide yanmasının oluşması. Genellikle göğsün ortasında, göğüs kafesinin arkasında meydana gelir. Üst midede başlar, boyna ve boğaza doğru yayılır. Oluşan bu acı en azından 2 saat kadar sürer. Ayrıca her reflüsü olanda mide yanması meydana gelmez.
  • Oluşan mide yanmaları yemek yedikten sonra ortaya çıkar. Oluşan acı herhangi bir fiziksel aktiviteye başlamanıza veya bitirmenize engel olur.
  • Kalıcı bir kuru öksürük oluşur.
  • Boğaz ağrıları meydana gelir.
  • Mide bulantısı oluşabilir.
  • Yemek sonrası mide ağrısı meydana gelir.
  • Yutmada çeşitli zorluklar yaşanabilir.
  • Ağızda acı bir tat oluşur.
  • Göğüs ağrısı gerçekleşir.

Özellikle göğüs ağrısı meydana geliyor ise bir doktora görünme vakti gelmiş demektir. Nefes darlığı ve kol ağrısı da oluşuyorsa kalp krizi geçirme riskiniz artar. Oldukça ciddiye alınması gereken bir durum olduğu için derhal bir doktor randevusu almanız gerekmektedir.

Reflü Risk Faktörleri ve Komplikasyonları Nelerdir?

Bazı durumlara sahip olan insanlarda reflü oluşma riski de artışa geçmektedir. Bunlar obezite, hamilelik, sigara kullanımı, kuru bir ağız, astım, diyabet, doku düzensizlikleri ve gecikmiş mide deşarjıdır.

İlerleyen zamanlarda yemek borusundaki iltihaplanmalar birtakım komplikasyonlara sebep olmaktadır. Bunlar;

  • Yemek borusunda daralma: Mide asidine maruz kalan yemek borusunun hücreleri zarar görür. Yaralı dokular yemeklerin geçtiği yemek borusunu daraltır ve yutkunma zorlukları yaşanır.
  • Yemek borusunda yaralanma: Mide asidi, yemek borusunu ciddi bir şekilde aşındırır ve açık bir yara oluşmasına sebep olur. Yemek borusunda oluşan ülser, kanamaya ve çeşitli acılara sebep olabilir.
  • Kanser öncesi değişiklikler: Yemek borusunun alt kısımlarında birtakım değişiklikler oluşur. Bu değişiklikler yemek borusu kanseri riskini arttırmaktadır. Kanser riski düşüktür ancak doktorunuz tarafından endoskopi gibi birtakım testler yaptırmanız istenecektir. Böylece kansere dair tüm işaretler incelenmiş olacaktır.

Reflü Teşhisi Nasıl Yapılır?

Reflü teşhisinin yapılabilmesi bazı durumlara bağlıdır.

  • Belirtiler: Rahatsızlığın teşhisini yapabilmek için ilk olarak doktorunuz tarafından mide yanması sıklığınız ve diğer belirtiler sorulacaktır.
  • Mide asidi miktarını belirleme: 24 saat boyunca midenizdeki pH seviyesini ölçmek için prob testleri yapılır. Bu anlamda ne zaman ve ne kadar mide asidinin yemek borusuna çıktığını tespit etmek için bir cihaz kullanılır. Burnunuzdan yemek borunuza doğru ince ve esnek bir tüp sokulur. Üzerinde bulunan kamera ile de mide asidi miktarı incelenir.
  • X-ray: İlk olarak kireçli bir sıvı içmeniz istenecektir. Bu sıvı sindirim sisteminizi dolduracaktır. Ardından X-ray cihazına girdiğinizde, içmiş olduğunuz sıvı sayesinde üst sindirim sisteminiz gözlenebilecek. Yapılacak incelemeler yemek borusu, mide ve üst bağırsağı kapsayacaktır.
  • Endoskopi: Görsel olarak yemek borunuzun ve midenizin incelenebilmesi için yapılan bir işlemdir. Bu işlemde ince, esnek bir tüp üzerine bağlanmış ışık ve kamera sistemi boğazınızdan içeriye sokulur. Daha ileri testler yapabilmek için birtakım doku örnekleri alınır. Reflü komplikasyonlarını belirleyebilmek için yapılan faydalı işlemlerden biridir.

1.Asit Üretimini Azaltan İlaçlar

H-2 reseptör isimli engelleyici ilaçlar (cimetidine, famotidine, nizatidine veya ranitidine) antasitler kadar hızlı etki etmezler ancak çok daha uzun bir rahatlama verirler ve asit üretimini 12 saate kadar azaltırlar.

2.Antasitler

Mide asidini nötralize ederler yani zararlı etkilerini ortadan kaldırırlar. Örnek olarak Maalox, Mylanta, Gelusil, Gaviscon, Rolaids ve Tums gibi ilaçlar hızlı bir rahatlama sağlarlar. Ancak tek başlarına kullanıldıklarında mide asidi tarafından hasara uğramış olan yemek borusunu iyileştirmez. Aşırı kullanımda baş dönmesi veya mide bulantısı gibi yan etkileri bulunmaktadır.

3.PPI

Proton pompa inhibitörleri, lansoprazole, omeprazole, pantoprazole, rabeprazole ve dexlansoprazole gibi birtakım ilaçlardan oluşur. Uzun süreli kullanımlarda B-12 vitamini eksikliği ve kemik kırılganlığına sebep olabilir.

4.Ameliyat

Uzun süreli ilaç kullanımlarının etkisiz kaldığı durumlarda cerrahi bir operasyonda alternatif olarak uygulanabilen bir tedavi yöntemidir.

5.Diğer

Bir diğer tedavi yöntemi de evde kendi imkanlarınız ile alacağınız önlemleri kapsamaktadır. Reflü hastaları için yenilmesi zararlı olan şeyleri lütfen tüketmeyiniz. Bunlara örnek olarak sigara, çeşitli ilaçlar, balık yağı, naneli şeker ve yağlı yiyecekler örnek olarak verilebilir. Ayrıca aşırı kilo ve stres gibi durumlar da reflüyü tetikleyebilecek niteliktedir.

Источник: https://evdesifa.com/reflu-tedavisi/

Barrett hastalığı ve kanser

Barrx Yöntemiyle Reflü Tedavisi

Doğrudur. Barrett tamamen tedavi edilmemiş ve kronik (müzmin) reflü sonucu gelişir ve o hastayı yutma borusu alt uç kanseri gelişimi açısından normal insanlara göre 30 ila 125 kez (ortalama 100 misli) daha fazla riske sokar.

Barrett tanısı sadece endoskop yardımı ile alınan biyopsilerle konur ve kesin tanı, yutma borusu alt ucundan alınan minicik parçaların bir patalog tarafından mikroskop altında incelenmesini gerektirir.

Doğru Barrett tanısı için mutlaka tecrübeli endokopist ve patoloğun yakın işbirliği gereklidir.

reflü tanısı kesin kriterlerle konulduktan sonra hastaları bekleyen iki seçenek var. ya ömür boyu ilaç-diyet ve önlemler, ya da ; laparoskopik anti-reflü cerrahi. bu iki seçenek arasında kararın nasıl verilmesi gerektiğini prof yerdel canlı yayında anlatıyor.

8 yaşındaki bir çocuğa “Barrett” tanısı konulmuş. prof yerdel bu konuyu yorumluyor. o kadar erken yaşta barrett tanısının doğruluğunun mutlak surette teyid edilmesi gerektiğine vurgu yapıyor.

prof yerdel “barrett” den bahsediyor. reflü hastalığı , barrett ve yutma borusu alt uç kanseri ilşkisini anlatıyor.

prof yerdel canlı yayında op dr gökhan özçınar ile reflü hastalığını konuşuyor. volüm reflüsü ne demek ? reflünün neden tek kesin tedavisi cerrahi ? popüler hastalık tanımlaması neden doğru değil ? tüm bu sorular yanıtlanıyor.

Barrett de kendi içinde ciddiyet açısından farklı aşamalar içerir ve erken evre Barrett ‘ li de yapılacak iş basit bir anti-reflü ameliyatı iken gecikmiş Barrett ‘ lide ise (patolojide ağır « displazi » saptanması Barrett ‘in ileri evresidir) , çok ciddi , adeta yutma borusu kanseri tedavisinde uygulanan majör ameliyatlar gerekebilmektedir.

Barrett ‘li , ancak patolojide sadece hafif displazi saptanan olgularda ise ya anti-reflü ameliyat ya da bazı yeni endoskopik radyofrekans uygulamaları (BARRX) olumlu sonuç verecektir.

Sonuç olarak Barrett tanısı almış kişilerin vakit geçirmeden bu konuya özelleşmiş merkezlere başvurmaları ve konuyla ilgili yakın endoskopik takibi hiç ihmal etmemeleri gerekir.

Son on yılda ; deneyimli ellerde yapılan laparoskopik anti-reflü ameliyatların Barrett’ nin ileri evrelere ve kansere dönüşümü engelleyebildiği ve hatta Barrett’ i ortadan bile kaldırdığına dair yayınlar mevcuttur. Özellikle son bir iki yıldır bu konuda elde edilen kanıtlar erken evre Barrett’de laparoskopik anti-reflü cerrahi girişimlerin adeta bir zorunluluk olduğunu vurgulayıcı güçtedir.

sn cem sanlı anti-reflü girişimden 5 yıl sonra canlı yayında. sadece rahatlamadı cem bey. barrett’den de kurtuldu.

sn salih zeki acar’a op. dr. deniz algün reflü ameliyatından yıllar sonra soruyor: gene ameliyat olur musunuz ? sn acar bir mühendis olarak tabiki diyor ve nedenlerini sıralıyor.

reflü ameliyatı sonrası canlı yayında hastamız ümit bey deneyimlerini aktarıyor. prof yerdel’in yorumlarıyla. Doğru hastanın ameliyat edilmesi ne demek ? Doğru tanının ve artmış deneyimin önemi nedir ? prof yerdel anlatıyor.

prof yerdel anti-reflü girişim kararının aslında hastanın seçimi olması gerektiğini vurguluyor. ayrıca hangi hastalarda ameliyatın “empoze” edilmesi gerektiğini anlatıyor. barrett durumundan bahsediyor.

Journal of American College of Surgeons 196;2003
91 Barrett ‘li hastanın 77 ‘sine anti-reflü ameliyat ve 14’üne ilaç tedavisi yapıldıktan sonra hastaların takip sonuçlarına göre; Barrett’ de gerileme cerrahi uygulanan hastalarda % 36  , ilaç alanlarda ise % 7 bulunmuştur.

Annals of Surgery 237;2003

Randomize-prospektif olarak 101 hastada ilaç tedavisini anti-reflü cerrahi ile karşılaştırmışlar. Başarılı anti-reflü ameliyatların ilaçlara göre Barrett’in ilerlemesini daha iyi engellediği bulunmuştur.

American Journal of Surgery 186;2003

7 yılda 448 anti-reflü ameliyat yapılmış. Serinin % 15 ‘ i Barrett’ li hastalar.

Anti-reflü cerrahi Barrett’ de bariz gerileme sağlamıştır.

Annals of Surgery 238;2003

1994-2000 yılları arasında anti-reflü ameliyat olan 106 Barrett’ li olgunun takip sonuçları sunulmuştur. Barrett’i kısa mesafeli olan hastaların % 55’ inde ameliyat sonrasında Barrett ‘ in geçtiği gösterilmiştir. Laporoskopik anti-reflü cerrahi girişimler erken evre Barrett’lilerde mükemmel bir tedavi seçeneği olarak gözükmüştür.

Journal of the American College of Surgeons  196;2003Anti-reflü ameliyattan sonra ortalama 74 aylık takipte 13 Barrett’li hastanın 5’ inin Barrett durumunda tam gerileme oluştuğu saptanmıştır.
American Journal of Surgery 188;2004

58 Barrett’lide anti-reflü ameliyat yapılmış. Barrett’ lerin % 35’ inde gerileme olduğu gösterilmiştir. Dahası ileri evre Barrett’li 8 hastanın 6’ sında da gerileme olduğu gösterilmiştir.

Annals of Surgery 242;2005

140 Barrett’li hastanın 6 yıllık takip sonuçlarının yayınlandığı bu  yeni çalışmada hastaların % 31’ inde daha ileri evre Barrett’e ve % 5’ inde ise kansere varan değişiklikler ortaya çıktığı gösterilmiştir. Çok önemli bir bulgu ise bu gidişin anti-reflü cerrahi ile bariz olarak azaltılabildiğinin gösterilmiş olmasıdır.

Thoracic Surgery Clinics 15: 2005

Barrett tedavisinde en ideal sonucun mükemmel teknikle yapılan anti-reflü ameliyatlarla mümkün olabildiğini vurgulayan bir derleme.

Obesity Surgery   15: 2005

Değişik bir anti-reflü ameliyatı sonrasında mevcut Barrett’in tamamen gerileyip ortadan kalktığını gösteren bir olgu sunumu.


Chirurgie Italia  57:2005

Bir anti-reflü ameliyat serisinde Barrett’li tüm 5 olguda da ameliyat sonrasında gerileme olduğunu kaydeden ve Barrett durumunun tedavisinde en etkin girişimin anti-reflü cerrahi olduğunu vurgulayan bir makale .

Annals of Surgery 243:2006

Bu prospektif çalışmada 19 „displazi“ li Barrett’li hastaya ilaç tedavisi ve 16 displazi“’li Barrett’li hastaya laparoskopik anti-reflü ameliyat yapılmış olup; ilaç tedavisi sonrasında Barrett’ de % 63 gerilemeye karşılık cerrahi tedavi sonrasında Barrett’ deki gerileme oranı % 93 olarak bulunmuştur. Dolayısı ile anti-reflü cerrahi Barrett’ de daha iyi bir tedavi seçeneği olarak görülmüştür.

Surgery 139:2006

78 Hastada yapılmış olan bu prospektif çalışma 5 yıllık takip sonuçlarını içermektedir. Yutma borusu içine mide kapsamının kaçmasını engelleyici bir açık ameliyatın uzun dönem takipte Barrett durumunu % 60’ a varan oranda azalttığını ortaya koyan bir makaledir.

Surgical Endoscopy 20:2006 Barrett ‘si bulunan 37 hastada anti-reflü cerrahinin % 62 oranında Barrett ‘de gerileme sağladığını gösteren bir makaledir.
Archieves of Surgery 142:2007

Anti-reflü cerrahi girişim ile reflünün ortadan kaldırılmasının moleküler düzeydeki etkisinin araştırıldığı ve bu hastalarda interlökin 8 gen ekspresyonunun ve dolayısı ile Barrett ve kansere doğru gelişimin azaltıldığını ortaya koyan bir çalışma

Journal of Gastrointestinal Surgery  14:2010

Reflü cerrahisinin duayenleri olan baba ve oğul DeMeester’lerin merkezinden yayınlanan bu çalışma Barrett’li olgularda anti-reflü cerrahinin Barrett’nin kötüye gidişini engelleyebildiğini ve hatta olguların % 30’unda düzelme sağlanabildiğini ortaya koyuyor.

Annals of Surgery 252:2010

Anti-reflü cerrahinin mide içeriğinin yutma borusu içine kaçmayı engelleyerek Barrett’nin kansere dönüşümü yolundaki hücresel ve “genomic” değişiklikleri azalttığını ortaya koyan çok değerli bir çalışma.

Journal of Gastrointestinal Surgery 16:2011

Anti-reflü cerrahinin özellikle kısa segment Barrett durumunda ilaç tedavisine oranla daha etkin biçimde iyileşme sağladığını ortaya koyan bir çalışma

Özel bir yutma borusu kanseri tipidir ve sıklığı son yıllarda çok artmaktadır. Yutma borusu kanserleri içinde bu tip kanserlerlerin sıklığı % 5’ lerden % 50’ lerin üstüne çıkmıştır.

Özellikle reflü hastalığını ve Barrett durumunu çok daha iyi anlamış olduğumuz son dönemde Barrett’ ye bağlı kanserlerde % 350 ‘ lere varan oranda artma olduğunu biliyoruz. Gelişen kanserin tipi yutma borusu „adenokanseridir“ ve  geliştikten sonra tedavi şansı çok çok az olan bir kanser türüdür.

Beş yıl yaşama şansı % 10 civarındadır ve kanser tanısı konulduğunda olguların % 50’ ye yakınında hastalık tedavi şansını yitirmiş olmaktadır. Bu nedenlerle zamanımızdaki en büyük mücadele kanser gelişimini önlemeye yöneliktir.

Dolayısı ile ciddi reflü hastalığı varsa bunun doğru tanısının erkenden konulması ve tedavide gecikilmemesi son derece önemlidir. İlaç tedavisine yanıtsız reflü hastalığı durumlarında  ve özellikle Barrett gelişmiş  ise hastaların etkin biçimde ameliyat edilmeleri gerekmektedir.

Reflü tedavisi için ameliyat seçeneği; kişi artık bir gün içinde taburcu olabildiğinden son derece geçerli bir yöntemdir. Çok yeni olarak Barrett gelişmiş insanlarda hastalığın doğal seyrini (yani bu örnekte kansere doğru gidişi) ameliyat tedavisi ile değiştirebilmek mümkün gibi gözükmektedir.

Reflü hastalığında ameliyat kanser oluşmasın diye mi uygulanıyor  ?

Bu çok önemli bir soru olup cevabı hayırdır !

Önceden de kısaca değindiğimiz gibi anti-reflü cerrahisi esas olarak; tıbbi yani ilaçla tedaviye yanıtsız ya da ömür boyu ilaç-önlem-diyet yapmak istemeyen tüm reflü hastalarına önerilmesi gereken bir tedavi alternatifidir.

İşin evrensel boyutta altın standartı şudur : 8 – 12 haftalık ilaç tedavisi ve bir dizi diyet ve sosyal yaşam önlemi sonrasında rahatlayamayan ve reflü şikayetleri devam eden hastalara ameliyat bir seçenek olarak sunulmalıdır.

Yani anti-reflü cerrahisi hastanın şikayetlerini ortadan kaldırmak ve ilaç almadan rahat yaşamasını sağlamak için önerilmeli ve uygulanmalıdır.

Bir yandan da cerrahi tedavi reflü hastasındaki temel mekanik bozukluğa yönelik bir tedavi olup reflüyü tamamen ortadan kaldırabildiği için uzun dönemde de hem Barrett ve dolayısı ile de  kanser riskinde azalmaya yol açabildiği düşünülmektedir.

Barrett olan bir hastada anti-reflü ameliyatı sonrası tüm kanser riski ortadan kalkıyor mu ?

Bu önemli sorunun cevabı malesef hayırdır !

Barrett’ li bir hastada yutma borusu alt ucundaki kronik yaralanmayı en etkin biçimde ortadan kaldırmanın yolu tabiki anti-reflü cerrahidir . Bu sayede Barrett’in daha da ileri evrelere gidişi önlenebilmekte, ve son sekiz yıllık yayınlara baktığımızda  birçok olguda Barrett’ de gerileme hatta iyileşme bile sağlanabilmektedir.

Ancak her türlü önleme ve hatta anti-reflü girişimlere karşın bazı hastalarda kanser gelişimi gene de olasıdır. Bu nedenle Barrett’li bir hastanın anti-reflü cerrahisinden sonra bile belli aralıklarla endoskopik takibini elden bırakmamak gerekmektedir.

En ideal olan: anti-reflü cerrahisinin henüz Barrett gelişmeden uygulanmış olmasıdır.

Источник: http://www.reflu.net/barrett-hastaligi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть