Baş Ağrınızın Nedeni Sinüzit Olabilir!

Sinüzit Baş Ağrısı Yapar Mı?

Baş Ağrınızın Nedeni Sinüzit Olabilir!

Sinüzit hastalığının en rahatsız edici semptomlarından biri baş ağrısıdır. Sinüzite bağlı olarak; baş ağrısı en çok gözler, burun, elmacık kemikleri, yanaklar, üst dişler ve alın bölgesi etrafında hissedilir.

Ağrı genellikle ani baş hareketi ya da zorlamayla yoğunlaşır. Aynı zamanda, sinüzit hastalarında görülen baş ağrısı; burun akıntısı, ateş, burunda dolgunluk hissi ve yüzde şişme gibi diğer sinüs semptomlarıyla birlikte görülebilir.

Sinüslerin iltihaplanması genellikle alerjik reaksiyon, tümör veya enfeksiyon sonucu oluşur. İltihaplanan sinüsler, burunda şişme ve mukus üretiminin armasına neden olur.

Bu durum sinüs kanallarının bloke olmasına yol açar. Sinüslerde biriken mukus tabakası nedeniyle artan basınç baş ağrısına benzer bir ağrıya neden olur.

Herkes yoğunluğu ve süresi bakımından farklı seviyelerde sinüzitle beraber baş ağrısı hisseder.

Birçok kronik baş ağrısı, sinüzitle alakalı olsa da; geçmeyen baş ağrıları migren veya stres kaynaklı da olabilir. Tedavisi baş ağrısı türüne bağlı olarak değişir. Baş ağrısı şikayeti olan kişilere doktor tarafından sinüzit tanısı konulması ve sinüslerin baş ağrısına neden olup olmadığının belirlenmesi tedavi için önemli bir noktadır.

Sinüzit neden baş ağrısı yapar?

Soğuk algınlığı, alerjenler veya sinüs enfeksiyonunun gelişmesi mukoza zarının şişmesine neden olur ve sinüs boşluklarında tıkanıklık meydana gelir.  Kış ya da sonbahar ayları sinüzite bağlı baş ağrısı semptomunu tetikleyebilir.

Soğuk havalarda sinüzit hastaları baş ağrısından daha sık şikayetçi olurlar. Aynı zamanda, sigara içilen ortamda bulunmak ve çevresel faktörler (polenler) de sinüzit hastalarında baş ağrısını tetikler ve şiddetini arttırır. Solunum yolu enfeksiyonları ve alerjik rinit de baş ağrısına neden olabilir.

Bazen öne eğilmek sinüzit hastalarında baş ağrısını daha da arttırır.

Sinüzit baş ağrısı nasıl geçer?

Sinüzite bağlı baş ağrısı tedavisi genellikle semptomların giderilmesi ve enfeksiyonun tedavi edilmesine yöneliktir.

Enfeksiyonlu sinüslerin tedavisinde semptomlara bağlı olarak antibiyotik tedavisi önerilebilir. Antibiyotiklerle sinüs tıkanıklığının açılması hedeflenir.

Üç gün süreyle nazal dekonjestan ilaçların kullanımı da hekim tarafından önerilebilir.

Sinüs enfeksiyonlarını tedavi etmek için verilen ağrı kesiciler hastalarda rahatlama sağlamıyorsa, kortikosteroid ilaçlar inflamasyonu azaltmak için reçeteye yazılabilir.

Alerjik sinüzit olan hastalarda ise alerjilerine yönelik bir tedavi uygulanarak baş ağrısı giderilir. Dekonjestan veya ağrı kesici ilaçların çok sık alınması aşırı baş ağrılarına neden olabilir. Dekonjestan ilaçlar hekim tarafından önerildiği takdirde alınmalıdır.

Bu ilaçlar kan basıncını arttırabilir ve yüksek tansiyonu olan hastalarda bazı yan etkilere sebebiyet verebilir.

Bol sıvı tüketmek, sinüzit baş ağrısı tedavisinde yararlı olabilir. Nem dengesi iyi olan ortamlarda bulunmak ve burun spreyleri kullanmak da basit önlemler arasındandır.

Nadir durumlarda, doktorunuz polipleri çıkarmak ya da kronik sinüzit sonucu şişen sinüsleri açmak için sinüs cerrahisi önerebilir.

Kronik sinüzit baş ağrısı tedavisi

Kronik sinüzit hastalarında bağ ağrısını tedavi etmek için sıcak nemli havluyla kompres yapılarak, tıkalı olan sinüs boşluklarının rahatlaması sağlanabilir.

 Buhar banyosu da tıkalı sinüs kanallarının rahatlayarak, baş ağrısının azalmasına yardımcı olur. Sıcak kompres genellikle burun ve sinüslerde ağrıyı gidermek için yararlıdır.

Tuzlu suyla burnu yıkamak da evde uygulayabileceğiniz sinüzit baş ağrısı tedavi yöntemleri arasındadır.

Sinüzitten kaynaklı baş ağrısına ne iyi gelir?

Sinüzit hastalarının ortak şikayetlerinden biri olan baş ağrısı semptomlarını hafifletmek için bazı doğal ve bitkisel tedavi yöntemlerini evinizde deneyebilirsiniz. Baş ağrısı şiddetinin arttığı durumlarda ise doktorunuza başvurmalısınız.

Sinüzitten kaynaklı baş ağrısından kurtulmak için aşağıdaki yöntemleri deneyebilirsiniz:

  • Elma sirkesi, doğal ağrı kesiciler ve nane yağı ile aromaterapi; sinüs enfeksiyonları nedeniyle tıkanan sinüslerin açılmasını sağlayarak sinüzit baş ağrısını hafifletebilir.
  • Vücudunuzun enfeksiyonlara karşı savaşması için dengeli beslenmeye ve bağışıklık sisteminizi güçlü tutmaya özen gösterin.
  • Bol su içmek, sinüslerdeki iltihabın azalmasına yardımcı olabilir.
  • C vitamini antioksidan bakımından zengindir. Sinüs enfeksiyonları ile mücadele etmek ve bağışıklık sistemini güçlendirmek için C vitamini bakımından zengin gıdalar tüketin. Limon ve yeşil çay tüketebilirsiniz. Ayrıca günlük C vitamini takviyesi alınabilir.
  • Sıcak çorbalar burun tıkanıklığını ve inflamasyonu azaltmaya yardımcı olur. Hazırladığınız çorbaların içerisine karabiber ilave edebilirsiniz. Çorba içmek bağışıklık sistemine şifa sağlar.
  • Baharatlı ve acılı gıdalar yemek, burun tıkanıklığının giderilmesine ve sinüzite bağlı baş ağrısını hafifletmeye yardımcı olur.
  • Alkollü içeceklerden kaçının. Alkol tüketimi, sinüs ve nazal doku şişmesine neden olabilir.
  • Sıcak ve soğuk kompresler, mukus tabakasıyla tıkalı olan sinüsleri rahatlatır ve inflamasyonu azaltmaya yardımcı olur. 3 dakika boyunca ağrı ve basınç olan bölgeye sıcak kompres uygulayabilirsiniz. 5 gün tekrarlayarak daha etkili sonuç alabilirsiniz.
  • Zencefil, anti-enflamatuar ve ağrı kesici özellikleri sayesinde bitkisel sinüzit baş ağsı tedavisinde kullanılabilir. Taze zencefili dilimleyerek 10 dakika boyunca sıcak suda bekletin ve zencefil suyunu süzün. Hazırlamış olduğunuz bu zencefil çayını sıcak tüketin.

Baş ağrısı belirtilerinin sinüzitten kaynaklı olup olmadığını doktorunuz tanı koyduktan sonra kesin olarak anlayabilirsiniz.

Baş ağrısı gerçekten sinüslerin tıkanması nedeniyle oluyorsa, büyük olasılıkla ateşlenme de olacaktır.

  CT taramaları, MRG ve fiziksel muayene ile birlikte sinüslerin tıkalı olup olmadığı hekim tarafından anlaşılır ve uygun bir tedavi önerilir.

Источник: https://www.sinuzit.org/sinuzit-bas-agrisi-yapar-mi/

Baş Ağrısı Neden Olur? Baş Ağrısı Türleri – Sağlık Ocağım .NET

Baş Ağrınızın Nedeni Sinüzit Olabilir!

Baş ağrısı, gerilim tipi ve küme tipi olarak iki ana başlık altında incelenir. Gerilim tipi baş ağrıları çoğunlukla stres kaynaklı olur. Bir çok insanda ayda bir ya da birkaç defa stres tipi baş ağrısı meydana gelir.

Bu ağrılar bazen bir kaç saat, bazende birkaç gün sürebilir. Gerilim tipi baş ağrılarının tipik belirtileri, kafanın her iki tarafında da sürekli ağrı, boyun kaslarında gerginlik ve gözlerin arkasında basınç hissidir.

Gerilim tipi baş ağrısı kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görülür.

Küme tipi baş ağrıları ise başın tek tarafını etkiler ve şiddetli şekilde ağrı olabilir. Çoğunlukla geceleri birkaç defa uyandıracak kadar şiddetli olabilir. Ağrının olduğu taraftaki gözde yangı ve burnun bir tarafında tıkanma oluşabilir. Küme baş ağrıları nadiren görülür ve erkelerde kadınlara oranla daha fazla görülür.

Baş ağrılarının nedenleri

Baş ağrılarının nedeni kesin olarak bilinmediği gibi, bazı etkenler tarafından tetiklendiği konusunda düşünceler vardır. Baş ağrısı serotonin denilen vücut kimyasalı miktarı azaldığında ortaya çıkabilir.

Ayrıca stres, duruş bozukluğu (kambur durma), okumak için gözleri kısmak ve parlak ışıklar da baş ağrısına neden olabilir. Kadınların çoğunda adet kanaması (regl) dönmelerinin baş ağrısına yol açtığı bilinmektedir.

Sık kullanılan ağrı kesicileri bıraktıktan sonra da baş ağrısı devam eder.

Küme tipi baş ağrılarının nedeni bilinmemektedir. Küme tipi baş ağrılarının beynin hipotalamus adı verilen bölge ile ilgili olabileceği düşünülmektedir.

Hipotalamus vücut saatini kontrol eder ve her gün aynı saatler de baş ağrısının ortaya çıkmasının nedeni bu olabilir.

Küme tipi baş ağrılarını tetikleyen faktörler, alkol, petrol ve parfüm benzeri kokuların ve sıcaklıktaki aşırı artışın neden olduğu tahmin edilmektedir.

Baş ağrısı türleri

Baş ağrıları primer ve sekonder baş ağrısı olarak sınıflandırılır.

Primer baş ağrısı nedir? : Migren ağrısı, gerilim tipi baş ağrısı, küme tipi baş ağrısı ve diğer primer (birincil gelişen) baş ağrıları şeklinde sınıflandırılır.

Sekonder baş ağrısı nedir? : Baş ya da boyun travmalarına bağlı ağrılar, kraniyal veya servikal damar bozukluklarına bağlı baş ağrıları, damarsal olmayan kafa içi bozukluklara bağlı baş ağrıları, madde kullanımı veya kesilmesi sonrası gelişen baş ağrıları, sinir sistemi ya da sistemik enfeksiyonlara bağlı baş ağrısı, homeostazis bozukluğuna bağlı baş ağrısı, psikiyatrik bozukluklara bağlı baş ağrısı, kraniyum, boyun, gözler, kulaklar, burun, sinüsler, dişler, ağız veya diğer yüz ve kraniyal yapılara bağlı baş ağrıları sekonder (ikincil gelişen) baş ağrıları şeklinde sınıflandırılır.

Baş ağrısı belirtileri

Gerilim tipi baş ağrısı belirtileri : Kafanın etrafında sürekli basınç yapan bir ağrıya ve gerginliğe neden olur. Gözlerin arkasında basınç ve boyun kaslarında gerginlik hissedilir. Baş ağrısı bulantı, kusma, ışığa karşı ve sese karşı aşırı duyarlılık ile ilişkilendirilmez. Gerilim tipi baş ağrıları gün içinde meydana çıkar, birkaç saat veya gün boyu devam edebilir.

Küme tipi baş ağrıları belirtileri : Ağrı oldukça şiddetli hissedilir. Fakat ataklar bir ya da birkaç saat sürer.

Ağrı çok hızlı başlar ve başın tek tarafında, özellikle göz çevresinde de hissedilir. Ağrının hissedildiği taraftaki gözde yangı, burunda da tıkanma olabilir.

Gün içerisinde birkaç defa ve genellikle aynı saatlerde başlayan ve bazen haftalarca veya aylarca süren baş ağrıları olabilir.

Baş ağrısının nedeni nasıl teşhis edilir?

Baş ağrısı ile doktora baş vuran hastaların tanısında esas, hastanın hikayesidir. Baş ağrısı eğer ara sıra olur ise kişi bu ağrıların nedenini kendisi çözebilir ve nasıl geçireceğini zamanla öğrenebilir. Fakat çok sık ve şiddetli baş ağrısı olur ise mutlaka bir uzmana görünmesi gereklidir.

Doktor muayenesinde ateş, ensede sertlik, fokal nörolojik bulgu, bilinç bozuklukları, bulanık görme, bulantı, kusma, göz dibi bulguları, halsizlik, kilo kaybı, sistemik bir hastalığın varlığı bulgusu ya da uykusuzluk gibi belirtiler tanıya yardımcı olur. Ani saplanan, şiddetli başlayan baş ağrıları olur ise doktorun haberdar edilmesi önemlidir.

Bu ağrıların altında yatan başka bir rahatsızlık varlığının araştırılması için bazı tahliller ve tetkikler yapılması gerekebilir. Ayrıca hastanın baş ağrılarına dair bir günlük tutması, nedenin bulunmasında yardımcı olur.

Baş ağrısı her girdiğinde ne kadar sürdüğü, ne zaman başladığı, ne kadar şiddetli olduğu, ağrının kafanın neresinde olduğu ve dağılım gösterdiği bölge ve diğer belirtiler not edilmelidir.

Menenjit, beyin kanaması, yüksek veya düşük BOS basınç sendromu şüphesi olan hastalarda lomber ponksiyon (beyin omurilik sıvısı) incelemesinin yapılması gerekir.

Baş ağrısı teşhisi

Baş ağrısı tedavisi

Gerginlik tipi baş ağrılarının tedavisi : Genellikle rahatlama teknikleri ve hafif ağrı kesiciler ile geçirmek mümkün olabilir. Bu ağrılar için alınacak ilaçları rastgele almamak önemlidir. Tedavinin şekli baş ağrılarının sıklığına, şiddetine ve eşlik eden başka hastalıkların olup olmadığına göre belirlenir.

Küme tipi baş ağrılarının tedavisi : Herhangi bir ağrı kesiciye yanıt vermez. Küme tipi baş ağrılarının giderilmesinde çoğunlukla ağrı kesici ilaç tedavisi gerekir. Bu ağrı kesici beyindeki bir kimyasalı müdahale ederek etki yapar.

Bu kimyasal da gelişen değişikliklerin küme baş ağrılarına ve migrene sebep olduğu konusunda görüşler vardır. Bu ilaç tedavisi sadece doktorun tavsiyesi ile uygulanır.

Geçmeyen baş ağrısı probleminde kesinlikle bir nöroloji uzmanına baş vurulması ve gereken tahlillerin yapılması gereklidir.

Baş ağrısından korunma yolları

Baş ağrısını neyin tetiklediğini anlayabilmek için günlük tutmayı denemek işe yarar. Baş ağrısını tetikleyen faktörlerden uzak durmak baş ağrısı çekme riskini azaltabilir. Ayrıca derin nefes alıp vermek ve düzenli egzersiz yapmak stresi azalttığı için baş ağrısını da azaltır. Sık sık olan baş ağrıları depresyon belirtisi olabilir ve bir psikiyatri uzmanına görünmek gereklidir.

Küme tipi baş ağrısı varlığında ağrı sırasında alkol almak ağrıyı daha da şiddetlendirir. Ayrıca kötü kokulu petrol, parfüm ve benzeri maddelerden ve sıcak havada egzersiz yapmaktan kaçınmak gerekir. Bunların dışında kronik gerilim tipi baş ağrılarında, fizik tedavi ve rehabilitasyon yöntemlerinden ve masaj tedavisi gibi yöntemlerden yararlanmak fayda sağlayabilir.

Baş ağrısı tedavisi ve korunma yöntemleri

Baş ağrısı ile ilgili benzer sağlık yazıları

Источник: https://www.saglikocagim.net/bas-agrisi-olur-bas-agrisi-turleri/

Baş Ağrısı : Neden Olur, Nasıl Geçer?

Baş Ağrınızın Nedeni Sinüzit Olabilir!

Baş ağrısı çoğunlukla stres, uykusuzluk, yoğun iş temposu gibi sebeplerden kaynaklanabileceği gibi bazen beyin kanaması, beyin tümörü ve anevrizma gibi yaşamı tehdit edebilecek hastalıkların ilk belirtisi olabilir. Tüm dünyada doktora başvurma nedenlerinin ilk sırasında baş ağrısı gelir. Ayrıca dünyadaki en büyük iş gücü kayıplarının sebebi baş ağrılarıdır.

Duygusal stres, uzun süreli ve yoğun çalışma hayatı, uykusuzluk ve düzensiz beslenme gibi yaşam alışkanlıklarından kaynaklı her gün baş ağrısı neden olur merak edilen bir konudur. Bu ağrılar herhangi bir hastalıktan dolayı oluşmaz, vücudun maruz kaldığı ağır sinyallere karşı gösterdiği tepkiden ya da beynin ağrıyı bastıran sinyallerinin görevini yeterince iyi yapamamasından dolayı oluşur.

Baş ağrısı çeşitleri, altında yatan nedenlere göre birincil (primer) ve ikincil baş ağrıları başlıklarıyla tanımlanır. Primer baş ağrıları; herhangi bir hastalıktan kaynaklanmayan, migren vb. ağrılardır. En sık rastlanan ağrı tipidir. İkincil baş ağrıları ise; beynimizde ya da vücudumuzda var olan ciddi bir hastalığın sebebiyet verdiği ağrılardır.

1. Gerilim kaynaklı

Gerilim kaynaklı baş ağrıları kısa süre içerisinde geçer ve günlük hayatı pek etkilemez. Ağrı çoğunlukla başın arka tarafından başlayarak öne doğru geçer. Boyun, omuz, çene kasları ve kafa derisinin gerilmesi bu tipteki ağrıya yol açar.

Anksiyete, stres ya da kafanın zedelenmesi, depresyon gibi etkenler kasların gerilmesine ve dolayısıyla bu tip ağrıya yol açabilir. Uzun saatler boyu başın sabit bir şekilde tutulması gibi durumlar da gerilim tipi ağrının nedeni olabilir. Ayrıca bu türdeki ağrıları; kötü uyku pozisyonu, aşırı efor, diş gıcırdatma, uyku bozukluğu gibi etkenler de tetikleyebilir.

Migren ağrıları çok karakteristiktir. Çoğunlukla zonklama ve yarım ağrı şeklindedir. Ancak çok başka formlarda da görülebilir.

Ağrı son derece ızdırap vericidir ve günlük yaşam aktivitelerini olumsuz yönde etkiler. Ağrı kesicilere çok kolay cevap vermez. Özel takip ve tedavi gerektirir.

Ayrıca migren, sadece baş ile sınırlı olmayan ve vücudun başka alanlarını da etkileyen bir rahatsızlıktır.

Migrenin nedeni henüz tam olarak aydınlatılamamıştır. Ancak genetik ve çevresel faktörlerin etkili bir biçimde rol oynadığı düşünülür. Migren tıpta; çeşitli tetikleyiciler sebebiyle beyin damarlarının genişlemesi ve tekrar daralması ile meydana gelen baş ağrıları olarak tanımlanır.

Kan dolaşımı sorunlarını ve ağrı sinyallerini iletmede çok önemli olan 5. beyin sinirindeki değişikliklerin ve kan dolaşımı problemlerinin de migrene yol açabileceği ihtimali üzerinde durulmaktadır.

 Bazı kadınlarda hormon değişiklikleri, açlık, uykusuzluk, stres gibi etkenlerin yanı sıra şarap, peynir, çikolata gibi besinlerin de migreni tetiklediği bilinir.

Migren Hakkında Detaylı Bilgi: Migren Neden Olur? Nasıl Geçer? Evde Tedavi Yöntemi

3. Ergenlik tipi ağrılar

Yakın zamanda yapılan bir araştırma 12-18 yaş arası gençlerin ergenlik dönemlerinde tipik baş ağrıları çektiğini ortaya çıkarmıştır.

Bu ağrıların oluşma nedeni hormonal değişimlere bağlı olabileceği gibi psikolojik ve çevresel etmenler de bu tip ağrıların nedenleri arasında yer alır. Ergenlik, gençler için oldukça stresli bir dönemdir.

Yoğun ders programları, sınav stresi gibi sebepler de bu ağrıları tetikleyebilir.

4. Küme olarak başta ağrı

Bu tür ağrılar birden bire başlar ve kişiyi gece uykusundan bile uyandıracak şiddette olabilir. Ağrılar, gün içerisinde birden fazla kez kendini gösterebilir ve bu durum aylarca devam edebilir. Sonrasında ağrı yine birdenbire kaybolabilir ve aylarca görülmez.

Bu tip ağrıların da sebebi henüz bulunamamıştır. Ancak bazı bilim adamlarına göre bu durumun, histamin ve ya serotoninin ani salgılanmasıyla bir ilişkisi olduğu düşünülür. Ayrıca; yüksek irtifa, parlak ışıklar, fiziksel yorgunluk, sıcaklık gibi etkenlerin bu tip ağrıları tetikleyebileceği bilinir.

Bu ağrılara, diğer tiplere oranla daha nadir rastlanır.

5. İkincil baş ağrıları

Bu ağrılara neden olabilecek hastalıklar özellikle beyin ya da kafa ve boyun yaralanmaları ile ilgili olabilir.

 Eğer daha önce hiç hissetmediğiniz kadar şiddetli baş ağrısı ve mide bulantısı yaşıyorsanız ya da kendini tekrar eden, enseden başlayarak aniden gelişen, hapşırırken, bir efor ile ortaya çıkan, bir kafa travması sonrası başlayan, hep aynı bölgede oluşan ağrılar hissediyorsanız yukarıda bahsedilen hastalıklardan birine sahip olabilirsiniz.

Özellikle şiddetli ağrı ve birlikte gelen mide bulantısı şikayetleriniz varsa hiç vakit kaybetmeden bir doktora görünmeniz gerekir.

Çünkü beyin ile ilgili oluşabilecek ciddi rahatsızlıkların temelinde bu şiddetli ağrılar ve mide bulantısı yatar.

Aynı zamanda; görme, zihin bulanıklığı, kol-bacak uyuşmaları gibi şikayetleriniz de en az diğer belirtiler kadar önemlidir. Bu ağrıların altında yatan rahatsızlıklar yaşamsal risk taşıdığı için erken teşhis çok önemlidir.

Baş Ağrısı Nasıl Geçer?

Öncelikle ağrının hangi tip bir ağrı olduğunu tespit ederek tedavisine başlamak gerekir. Baş ağrısı için hangi doktora gidilir sorusuna ise verilecek cevap nöroloji uzmanıdır.

 Nöroloji muayenesi sonrası ağrıların sebebinin çoğunlukla migren, gerilim kaynaklı gibi birincil tip ağrılar olduğu tespit edilir.

Bazı durumlarda da sinüzit, renit iltihabı, hipertansiyon, metabolizma ile ilişkili sorunlardan kaynaklanan baş ağrıları olabilir. Bu ağrılar için de hasta ilgili uzman doktorlara se edilir.

Kronik ve birincil olarak tanımlanan ağrıların geçmesi için doktorunuz ağrı kesici ilaçlar verebilir. Ancak bu ağrılar bir anlamda vücudunuzun uyarıları olduğu için biraz sükunetle, olabildiğince kaliteli bir yaşam sürdürülmelidir ve aşağıdaki maddeler uygulanmalıdır:

1. İş yoğunluğunun düzenlenmesi

Eğer yapabiliyorsanız çalışma saatlerinizin ihtiyacınıza göre düzenlenlenmesi çok faydalı olacaktır. Aşırı çalışma saatleri ağrılarınızı tetikler. Bu sebeple iş yoğunluğunuzu dengelemek çok önemlidir.

2. Stresten uzak durmak

Olabildiğince stresten uzak durmak çok önemlidir. Kendinize daha çok zaman ayırın. İş ortamındaysanız yavaşlamaya çalışın.

3. Düzenli uyku

Düzenli uykunun önemi büyüktür. Uyku düzeninizi kendinize göre ayarlayarak günde en az 8 saat uyumaya özen gösterin. Bu hem baş ağrılarınıza iyi gelecektir hem de vücudunuzu daha dinç tutacaktır.

4. Sık yemek

Ağrıları tetiklememesi için uzun süre aç kalmamak gerekir. Sık sık yemek yiyin. Eğer ortamınız müsait değilse leblebi, nohut vb. destek gıdalar tüketebilirsiniz.

5. Sağlıklı beslenmek

Sağlıklı beslenmek genelde insan sağlığı için çok önem taşır. Bol mineralli ve lifli gıdalar tüketin. Ağrıya sebep verebilecek yiyeceklerden uzak durun.

6. Kan şekeri ölçümü yaptırmak

Bazen ağrı kan şekerindeki düzensizlikten de kaynaklanabilir. Düzenli olarak tahlillerinizi yaptırın. Kanınızdaki şeker oranını arada ölçtürün.

7. Düzenli egzersiz

Ağrılar üzerinde egzersiz oldukça etkilidir. Baş ağrıları için mutlaka egzersizleri denemelisiniz. Bunun yanında günlük gevşeme hareketleri de yapabilirsiniz.

İkincil tip diye tanımlanan ağrıların teşhisi ve tedavisi, ciddi bir hastalıktan kaynaklandığı için hayati önem taşır. Bu sebeple, bu hastalıkların semptomlarını yaşayan kişilerin hiç vakit kaybetmeden uzman bir doktora görünmesi ve tanı koyulması için ilgili testleri yaptırması gereklidir. Tanının koyulmasının ardından hasta için ilgili tedavi süreci başlar.

Baş Ağrısı İlaçsız Nasıl Geçer?

  • Kafeinin baştaki ağrıyı azaltma özelliği vardır. Ağrı henüz başlamış ve şiddetlenmemişken bir fincan kahve içebilirsiniz.
  • Lavantanın rahatlatıcı ve baştaki ağrı üzerinde azaltıcı etkisi vardır. Birkaç damla lavanta yağı ile şakaklarınıza ve boynunuza yapacağınız masaj ağrıyı biraz dindirebilir. Sıcak suyun içine birkaç damla lavanta yağı damlatıp içinize çekmek de işe yarar.
  • Kendinize dokunmak canınızı acıtabilir ancak çok etkilidir. Kulaklarınızı baş ve işaret parmaklarınız ile tutarak ikiye katlayın ve 1 dakika sıktıktan sonra bırakın. Kulak memelerinize 1 dakika kadar mandal takın. Bir elinizin baş parmağı ile işaret parmağı arasındaki bölgeyi, diğer elinizin baş ve işaret parmaklarıyla sıkarak bastırın. 1 dakika sonra aynı işlemi diğer eliniz için de uygulayın.

Источник: https://sebboy.com/bas-agrisi-neden-olur/

Baş Ağrınızın Nedeni Sinüzit Olabilir

Baş Ağrınızın Nedeni Sinüzit Olabilir!

Baş ağrılarının en sık rastlanan sebeplerinden biri olan sinüzitin, bronşit, kronik öksürük veya astımı azdırdığı ya da bunların ortaya çıkmasına neden olduğu bildirildi.

Baş ağrılarının en sık rastlanan sebeplerinden biri olan sinüzitin, bronşit, kronik öksürük veya astımı azdırdığı ya da bunların ortaya çıkmasına neden olduğu bildirildi.

Acıbadem Adana Hastanesi KBB Uzmanı Dr. Feyha Kahya Aydoğan, yüz kemiklerinin içindeki yüz sinüslerinin üzerinde bulunan mukoza zarının iltihaplanarak sinüzite neden olduğunu belirterek, “Yeni doğmuş bir bebeğin bile çok küçük de olsa sinüsleri var.

Başlangıçta bezelye büyüklüğünde olan bu boşluklar yaş ilerledikçe burnun içinden yüz ve kafatası kemiklerinin içine doğru genişliyor. Çocukluk ve genç erişkinlik çağında da büyüyerek genişlemeye devam ediyor. Sinüsler, burnun iç yüzeyini kaplayan zarın aynısı tarafından kaplanıyor.

Sinüsler küçük açıklıklarla burun boşluğuna bağlanıyor ve bu bölgelerin tıkanması sinüzit ataklarının ortaya çıkmasına sebep oluyor” dedi.

NASIL KRONİK HALE GELİYOR?

Tipik akut sinüzitin, soğuk algınlığı veya alerjik bir atak sonucunda fazla miktarda mukus salgılanması ile ortaya çıktığını vurgulayan Aydoğan, “Zarlar o kadar çok şişiyor ki sinüslerin küçük açıklıkları kapanıyor.

Hava ve mukus burun ile sinüsler arasında rahat hareket edemiyor ve mukus, sinüslerin içinde birikerek basıncın artmasına neden oluyor. Hangi sinüsün etkilendiğine bağlı olarak yüzde veya alında üzerine basmakla oluşan, gözlerin arasında veya gerisinde, yanaklarda ve üst dişlerde ağrı meydana gelebiliyor.

Çıkışı kapalı ve mukus dolu bir sinüs, bakterilerin üremesi için çok uygun bir ortam. Soğuk algınlığı normalden fazla sürer ve burun akıntısının rengi sarı-yeşile dönerse bakteriyel enfeksiyon gelişiyor. Akut sinüzit olgularında yüzdeki ve alındaki ağrı çok şiddetli olabiliyor.

Baş ağrısına, göz ağrısı, halsizlik, yüksek ateş, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, ağız kokusu ve geniz akıntısı eşlik edebiliyor. Sinüs çıkışının uzun süre kapandığı durumlarda kronik sinüzit gelişebiliyor” diye konuştu.

ALERJİSİ OLANLAR İÇİN TEHLİKE Mİ?

Sinüs kanallarının tıkanmasına sebep olan durumların, sinüzite zemin hazırladığını dikkat çeken Dr.

Aydoğan, alerjisi olanlarda sinüzit ataklarının daha sık görülebildiğini ve alerjinin, soğuk algınlığındaki gibi mukozanın şişmesine, sinüs kanallarının kapanmasına, mukus akımının engellenmesine ve bakteri enfeksiyonuna neden olduğunu kaydetti. Dr.

Aydoğan, “İyi nefes alamayan ve mukus akışını engelleyecek yapısal burun bozuklukları olanlarda sinüzit atakları daha sık oluşabiliyor. Burun kıkırdağı eğriliği, geniz eti ve polip gibi durumlar buna örnek olabiliyor.

Sık sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren ve kalabalık ortamlarda bulunan kişilerde de yine sinüs enfeksiyonuna çokça rastlanıyor. Ayrıca sigara içenler de nikotinin doğal direnç mekanizmasını bozmasından dolayı daha sık sinüzit geçiriyor. Bazı sinüzit atakları ise üst dişlerdeki enfeksiyonlara bağlı olabiliyor” dedi.

SİNÜZİTİN DİĞER ORGANLARA ZARARI

Sinüzit olgularının büyük çoğunluğunun tıbbi tedaviye cevap verdiğini ve tehli olmadığını bununla birlikte sinüs içindeki bir enfeksiyonun hem göze hem de beyne yayılarak tehli bir durum oluşturabileceğine işaret eden Dr. Aydoğan, şöyle devam etti:

“Neyse ki enfeksiyonun göze veya beyne yayılması çok nadir. Enfeksiyonlu sinüslerden akan mukus akciğerlerde de enfeksiyona neden olabiliyor. Bunun sonucunda sinüzit, bronşit, kronik öksürük veya astımı ya azdırıyor ya da bunların ortaya çıkmasına neden oluyor. Sinüzit tanısının konması ve tedavinin uygun şekilde planlanması çok önemli.

Bazı durumlarda sinüslerin röntgen filminin çekilmesi gerekebiliyor. Hastalığın seyrine göre tedavide antibiyotik uygulaması veya cerrahi müdahale, hatta bazen her ikisi de gerekebiliyor. Akut sinüzit çoğunlukla antibiyotik tedavisine yanıt verirken kronik sinüzit tedavisinde genellikle cerrahi müdahaleye başvuruluyor.

Son yıllarda uygulanan 'Endoskopik Sinüs Cerrahisi' bu hastalıkların çözümünde uygulanan oldukça başarılı bir teknik.”

SİNÜZİTE KARŞI BU ÖNERİLERİ DİKKATE ALIN:

Soğuk algınlığı olduğunuz zaman buharla nemlendirici kullanın.

Yatağınızın baş tarafı daha yükseltilmiş bir şekilde uyuyun.

Alerjiniz varsa bunu kontrol edin.

Sigara dumanından uzak durun.

Dengeli beslenin, düzenli egzersiz yapın.

Enfeksiyonu olduğunu bildiğiniz insanlarla temasınızı sınırlamaya çalışın, olmuyorsa sık el yıkamak, ortak havlu kullanmamak gibi bir takım önlemler alın.

Sadece sizi muayene eden ve şikayetlerinizi bilen doktorun verdiği ilaçları kullanın.

Kaynak: IHA

Источник: http://haberciniz.biz/bas-agrinizin-nedeni-sinuzit-olabilir-3445067h.htm

Sinüzit Nedir? Sinüzit Belirtileri ve Sinüzit Tedavisi

Baş Ağrınızın Nedeni Sinüzit Olabilir!

Sinüzit yüz kemiklerinin içerisindeki boşlukların iltihaplı doku ile dolmasından ortaya çıkan hastalıktır. Burun tıkanıklığı, sarı-yeşil renkte burun akıntısı, geniz akıntısı, baş ağrısı ve koku almada güçlük ile kendisini göstermektedir. Memorial Sağlık Grubu Kulak Burun Boğaz Bölümü uzmanları sinüzit belirtileri, tedavisi ve korunma yolları hakkında bilgi verdi.

Sinüzit Nedir?

Sinüsler;  burun çevresindeki kemiklerin içerisinde yer alan hava boşlukları olarak tanımlanır. İnsanda beş çift sinüs mevcuttur. Bunlar;

  • Yanak sinüsleri (maksiler sinüsler),
  • Alın sinüsleri (frontal sinüsler),
  • Gözler arasındaki sinüsler (ön ve arka etmoid sinüsler)
  • Geniz bölgesindeki sinüsler (sfenoid sinüsler) .

Bebek ve çocuklarda sinüslerin, erişkinlerdeki görünümü alması, havalanarak gelişmesi 12-14 yaşlarında büyük ölçüde tamamlanmaktadır. Ancak son şeklini almaları 22-24 yaşlarında olur.

Sinüsler normal salgı (mukus) oluşturan burun, sisteminin bir parçasıdır. Normal olarak burun ve sinüsler günde yaklaşık olarak yarım litre mukus salgılar.

Üretilen mukus burun örtüsü (mukoza) üzerinde hareket ederek toz parçacıklarını, bakterileri ve diğer havayla taşınan partikülleri süpürür ve yıkarlar. Daha sonra bu mukus geriye boğaza süzülür ve yutulur.

İçindeki parçacıklar ve bakteriler mide asidi tarafından parçalanır. Birçok insan bunun farkında değildir çünkü normal bir vücut fonksiyonudur.

Sinüzit; burun etrafına yerleşmiş sinüsleri döşeyen mukozanın iltihabını belirten genel bir tanımdır.

Sadece sinüs mukozasının tutulup burun mukozasının etkilenmediği bir durum söz konusu olamayacağı için günümüzde sinüzit terimi yerine  “ rinosinüzit”  terimi kullanılmaktadır.

Genel olarak sinüzitler, döşeyici mukozanın ürettiği mukusun (sümük) buruna boşaltılamaması sonucu oluşur. Buna neden olan üç temel faktör bulunmaktadır.

  • Sinüslerin buruna boşalma kanallarının (ostium) tıkanması,
  • Mukusu sinüsler içinde aktif olarak ostiumlara taşıyan sisteminin (muko silier aktivite) bozulması,
  • Mukus içeriğinin ya da kıvamının değişmesi.

Bu faktörlerden bir ya da fazlasının mevcudiyetinde sinüslerde biriken mukus içinde bakterilerin çoğalması sinüzite neden olmaktadır. Sinüzit genellikle aşağıdaki gibi sınıflandırılır:

  • Akut sinüzit
  • Kronik sinüzit
  • Subakut sinüzit
  • Rekürren( tekrarlayan) akut sinüzit
  • Kronik sinüzitin akut alevlenmesi

Sinüzit Belirtileri

Sinüzitin belirtileri kişiden kişiye değişir. Genelde insanlar başı veya yüzü ağrıdığında sinüzit olduğunu düşünürler, oysa sinüzit kendisini ağrı ile çok az fark ettirir.

  Sinüzitte ağrı oranı yüzde 5 civarında seyreder. Sinüzitte daha ön planda olan şikâyetler, burun tıkanıklığı, sesteki bozulma, yüzde dolgunluk hissi ve burun akıntısı olarak biliniyor.

Genel olarak sinüzit belirtileri bu şekilde tanımlanabilir;

  • Geceleri veya sabaha karşı ortaya çıkan inatçı öksürük,
  • Sarı-yeşil renkli koyu kıvamlı burun akıntısı,
  • Göz çevresinde basınç hissi,
  • Nefeste kötü koku, koku alma bozukluğu, mide bulantısı ve/veya kusma,
  • 10-14 günden fazla süren soğuk algınlığı (nezle/grip), bazen hafif ateş yükselmesi,
  • Burun tıkanıklığı ve horlama,
  • Geniz akıntısı ile birlikte bazen boğazda yanma,
  • Davranış değişiklikleri,
  • Uzun süre geçmeyen baş ağrısı

Sinüzit Nedenleri

Sinüzitin pek çok farklı nedeni olmakla birlikte en sık görülen nedenleri şöyledir;

  • Viral üst solunum yolu enfeksiyonları (ÜSYE) : Sinüzitin en sık nedenidir. Nazal mukozanın viral enfeksiyona bağlı ödem ve inflamasyonu ile sinüs boşalma kanallarının tıkanması, aynı zamanda üretilen mukusun ostiumları tıkayacak şekilde koyu kıvamlı olması sinüsler içinde salgı birikimi ve oksijenlenmede bozulmaya neden olur. Bu aşamayı takiben ikincil bakteriyel çoğalma ile sinüzit oluşur.
  • Alerjiye bağlı sinüs ostiumlarını tıkayan mukoza ödemi ikinci önemli sinüzit nedenidir.
  • Burun içi eğrilikler (septum deviasyonu),
  • Polipler,
  • Burun eti büyümeleri (konka hipertrofileri) gibi sinüs boşalma kanallarını daraltan ya da tıkayan anatomik patolojiler
  • Özellikle çocuklarda görülen büyümüş geniz etleri
  • Yüzme veya uçak yolculuğu esnasında oluşan basınç değişiklikleri ostiumların kapanmasına yol açar.

Sinüzit, hipertansiyon ve romatizmadan daha fazla görülmekle birlikte yaşam kalitesini şeker hastalığı ve kalp hastalıklarından daha fazla bozmaktadır. Yalnızca fiziksel olarak değil, psikolojik olarak da olumsuz etkileri vardır.

Sinüzit; burun tıkanıklığı, alın bölgesinde ağrı, halsizlik ve yorgunluk, gece ağzı açarak uyuma, horlama gibi sorunların yanı sıra mide, bağırsak ve akciğer sorunlarına da zemin hazırlıyor.

Bu nedenle sinüzite neden olan etkenler ve sinüzit mutlaka tedavi edilmesi gerekir.   

Islak Saç Sinüzite Neden Olur Mu?

Islak saç ile dışarı çıkmanın ya da duş sonrası saçları kurutmamanın sinüzite neden olup olmayacağı halk arasında en sık merak edilen konulardan biridir.

  Burnunda alerjisi veya polipleri olan veya alerjiye bağlı burun etleri büyüyen kişiler ıslak saçla dışarı çıktığında bu kişinin burun mukozası sıcak-soğuk değişimi esnasında alerjik olarak şişeceğinden ve sinüslerin delikleri kolayca kapanacağından sinüzit olma riskleri artar.

Bu bilgi, kişinin saçını kestireceği, kısa saçla bu riski ortadan kaldıracağı anlamına gelmez. Bu, sıcak-soğuk değişimi ile ilgili bir problemdir ve herkeste görülebilir fakat genel olarak burunda bunu kolaylaştırabilecek bir yatkınlık veya hastalık varsa daha sık karşılaşılır.

Sinüzit Baş Ağrısı

Halk arasında baş ağrısının en önemli nedenlerinden biri de sinüzit olarak bilinmektedir. Sinüzit oldukça şiddetli ve hayat kalitesini etkileyen bir ağrıya neden olabilir. Burun çevresindeki hava dolu boşluklar olan sinüslerden köken alan baş ağrısı nedenleri kısaca;

  • Mukozal temas yüzeyleri ve vuran ağrılar
  • Havalanma yetersizliği sonucu oksijensizlik veya negatif basınç
  • İltihabi dokuların(polip) çevre dokulara basıncı sonucu ortaya çıkanlar şeklinde sıralanabilir.

Birçok sinüs hastalıklarında birden fazla sinüsün hasta olması doğaldır. Dolayısı ile ortaya çıkan şikayetler, bir ve birden fazla sinüsün oluşturduğu bir bütün olacaktır. Bunun yanı sıra yansıyan ağrı fenomeni de işe karışır.   

Yanak bölgesi sinüslerinde ağrı, sinüs bölgesinden üst dişlere doğru ilerler. Ağrı bazen elmacık kemiği, geniz ve alın bölgesinde duyulur. Kronik sinüzitlerde ağrı, genel kanının aksine daha az rastlanan bir belirtidir. Yanak sinüsünün habis tümörlerinde ağrı ancak ileri devredeki bir şikayet olabilir.

Yanak sinüslerinin kistleri de ağrı nedenidir. Kistler büyüyüp sinüsün içini kapladığında özellikle sinüs ağızlarına yaptıkları baskı ile ağrı nedeni olurlar. Ağrı genellikle şiddetli olup yanak bölgesinden taşarak alın sınırlara kadar dayanır. Gözyaşı salgısında artma ve burun tıkanıklığı vardır.

                                     

Burun kökü sinüslerinin akut enfeksiyonlarında aynı taraf burun kökü ve gözler arkasında ağrı vardır. Nadiren tek başına bulunur. Genellikle yanak ve alın sinüziti beraberinde pansinüzit şeklinde mevcuttur. Osteoma denilen selim tümörleri de başlangıçtan itibaren ağrı yapmaları ile tanınır.

Alın ağrılarında genellikle alın bölgesi sinüzitleri çok sorumlu tutulur. Halbuki alın sinüsü ağzının anatomik özelliğinden dolayı boşalmasının kolay olması, alın bölgesi sinüzitlerinde ağrının çok olmamasını sağlar.  

Burun sinüsleri arasında özellikleri yönünden en az tartışması yapılmakla beraber, hala klinik bulguları yönünden hakkında son söz söylenmemiş olanı kafa tabanı sinüsleridir.

Birçok şikayet ve hastalık hala kafa tabanı sinüzitlerinin sorumluluğuna sığınmaktadır.

Akut enfeksiyonunda kafa arkası baş ağrısı, alın ve iki taraflı şakak ağrısı, omuza, dişlere, damağa ve buruna yayılan ağrı, ense sertliği, geniz arkası ağrısı, unutkanlık ve dalgınlık görülebilir.                       

Sinüs içerisinde bulunan hava teorik olarak dışarıda bulunan hava ile aynı atmosferik basınçtadır ve basıncın dengelenmesi, sinüs ağızlarının normal geçirgenlikleri ile ilişkilidir.

Bu ilişkinin bozulması sinüsteki hava basıncının dış ortama göre fazla ya da eksiklik göstermesi gibi bir oluşuma neden olur. Bunun pratik sonucu bir ağrının ortaya çıkmasıdır.

Özellikle sinüs içindeki hava basıncının azalması ile beraber olan “vakum sinüzit” ve “vakum baş ağrısı” adı verilen bir oluşumdan söz edilmektedir.

Bu durum; ya sinüs ağzının herhangi bir nedenle tıkanması ve içindeki gazların mukoza tarafından emilmesi sonucu olarak ya da dış atmosferik basınç değişikliklerine uyum sağlamaması sonucu olabilir. Sinüs ağzının iltihabi, alerjik ve tümöral oluşumlar sonucu tıkanması ve hava geçirgenliğine mani olması ile açıklanmaktadır. Sinüs ağzının açılması ağrıyı ortadan kaldırır.

Sinüzit Tedavisi

Sinüzit doğru tedavi edilmediğinde kronik farenjit, kronik gastrit, reflü, göz çevresi enfeksiyon ve apseleri, menenjit, beyin apsesi gibi çok ciddi hastalıklara neden olabilir.  Sinüzit tanısı kulak burun boğaz muayenesi ve endoskopik muayene, direkt grafi ve sinüs tomogrofisi yöntemleri ile konulur.

“Akut”, “Subakut” ve “Kronik” olarak sınıflandırılan hastalıkta; akut sinüzitler yaklaşık 4 hafta sürer. İlaç tedavisiyle ya da kendiliğinden geçer. Subakut sinüzit bir geçiş evresidir. Bu evrede akut sinüzit iyileşmemiş; kronik sinüzit ise tam olarak oluşmamıştır. Kronik sinüzit ise yaklaşık 3 aydan uzun sürmektedir. Öncelikle antibiyotik tedavisi uygulanır.

Eğer sinüzit kronikleşmişse yani ilaç ile tedavi edilemiyorsa sinüzit ameliyatı gündeme gelebilir.

Kronik sinüzit hastalarına “Endoskopik Sinüs Cerrahisi” ya da uygun görülen hastalarda “Balon Sinoplasti Cerrahi” yöntemi uygulanabilmektedir. Endoskopik sinüs ameliyatında sinüslerin doğal kanallarını tıkayan polip veya diğer anatomik bozukluklar düzeltilerek sinüslerin kanalları açılmaktadır. Fakat bu yöntem daha uzun iyileşme dönemi gerektirir.

Komplikasyon riski açısından dikkatli ve özenli yapılması gereken bir ameliyattır. Balon sinoplasti daha güncel bir yöntemdir sadece yüz, alın ve geniz bölgesindeki sinüslere uygulanmaktadır. Hastanın bu yöntem için uygunluğu doktor tarafından belirlenmelidir.

Bu tedavi ile hasta aynı gün taburcu edilmekte, ertesi gün işine dönebilmekte ve hastanın doğal anatomik yapısı bozulmamaktadır.

“Balon Sinüsoplasti” burun içinde hiçbir dokuya zarar vermeden, kanamaya yol açmadan ve tampon gerekmeden hızlı bir şekilde iyileşme sağlamaktadır. Bu yöntem, kalbin tıkanan damarlarının açılmasında kullanılan yönteme benzer bir şekilde sinüs tedavisinde uygulanmaktadır.

Yöntemde, sinüslerin kapalı olan deliği bulunduktan sonra sönmüş haldeki balon bu deliğe yerleştirilmekte ve röntgen altında balonun doğru yerde olduğu gözlendikten sonra belli bir basınçla balon şişirilmektedir.

Böylelikle açılması ya da genişletilmesi gereken delikte başarı sağlanmaktadır.

Balon Sinüsoplasti’nin Avantajları

Balon Sinüsoplasti, kanlı cerrahi olmaması, işlem sonunda bölgede cerrahiye bağlı bir skar ve buna bağlı bir kapanmaya yol açmaması açısından önemlidir.

Aynı zamanda cerrahi işlemde ortaya çıkabilecek göz, beyin ve damarsal yapılara ait komplikasyonların ortaya çıkmaması açısından da son derece güvenilir bir yöntemdir. Hasta, sadece 20 dakikada uygulanan balonla sinüzit tedavisi ile bu sıkıntıdan rahatlıkla kurtulabilir.

Hastanın hastanede kalış ve iyileşme süreci son derece kısalır. Aynı gün taburcu olup ertesi gün normal yaşantısına geri dönebilir. Operasyon sonrasında ağrı problemi olmaz. Her türlü sinüzit olgularında uygulanmakla birlikte doğru seçilmiş olgularda çok başarılı sonuçlar vermektedir.

Yöntem, sinüzit hastaları için korkulu rüya olan sinüzit operasyonlarında bir çığır sayılabilir. Balonla sinüzit tedavisi, et büyümesi ile birlikte sinüzit de bulunan hastalara, küçük sinüsleri tıkalı olanlara ve 17 yaşından küçük kişilere uygulanmamaktadır.

Çocuklarda Sinüzit Tedavisi

Çocuk sinüzitlerinde sinüslere yönelik ameliyat gerektiren durumlar, ilaç tedavisine dirençli olan vakalardır. Sinüzit nedeniyle göz etrafında oluşan iltihaplanma tedavisinde de ameliyat önemli bir seçenektir.

Kronik sinüzit ile birlikte geniz eti olan veya sık bademcik enfeksiyonu geçiren çocuklarda, geniz eti ve gerektiğinde bademciklerin alınması tek başına kronik sinüziti tedavi edecek bir yöntem değildir, buna yardımcı bir tedavi de uygulanmalıdır.

Uygun zamanda verilen ilaç tedavisi ile gereken durumlarda yapılan geniz eti ve bademcik ameliyatlarına rağmen iyileşmeyen kronik sinüzitlerde tercih endoskopik sinüs ameliyatıdır.

Bu ameliyattaki en önemli amaç, sinüs ağızlarının açılmasını sağlamak ve sinüslerin içini temizlemek olmalıdır. Eğer çocuğa uygun en önemli tedavi seçeneği ameliyat ise bu vakit kaybedilmeden yapılmalıdır.

Sinüzitten Korunma Yolları

Tedavi edilse de tekrarlayabilen bir hastalık olan sinüzitin oluşumunun nasıl engellenebileceğini bilmek büyük önem taşır. Sinüzitten korunmak için bu tavsiyelere uyulması önerilmektedir;

  • Gribal enfeksiyon mutlaka doktor kontrolünde tedavi edilmelidir.
  • Enfeksiyon süresince burun daima açık tutulmalıdır. Bunun için okyanus sularını kullanmak ya da denize girmek sinüslerin boşalması açısından yararlıdır. Evde bir su bardağının içine bir çay kaşığı tuz, yarım çay kaşığı karbonat karıştırılarak hazırlanan sıvı ile burun içi yıkanabilir. Bunlar gribal enfeksiyonlarda sinüslerin dolmasını engelleyecektir. Burnu açık tutmak için ayrıca mentollü, okaliptus buharı yapılabilir.
  • Dışarı, ıslak saçla çıkmamaya önem verilmelidir.
  • Direkt rüzgara maruz kalınmamalıdır.
  • Alerji tedavisi ihmal edilmemelidir.
  • Burun kemik eğrilikleri, burun etlerinin büyüklük ve şişliği tedavi edilerek ortadan kaldırılmalıdır.

Sinüzit Hastalığında Bilinen Yanlışlar!

Halk arasında sinüzite iyi geleceği düşünülen bazı yöntemler hayati birtakım sonuçlara neden olabilir. Sinüzite iyi geldiği düşünülen bazı doğal tedaviler, bitkisel tedaviler çok riskli olabilir.

Sinüzite iyi geldiği düşünülen bitkiler buruna sıkılmamalı.

Aksi taktirde kullanılan bitki, burnun arkasından alt solunum yoluna doğru akarsa bir gırtlak ödemine neden olarak hastanın hayatını kaybetmesine sebep olabilir.

Burun süratli sümkürülmemeli, çok şiddetli sümkürmelerde burundaki enfeksiyon kulağa gidebilir. Bu durum ise orta kulak iltihabı ile sonuçlanabilir. 

Güncellenme Tarihi: 10 Kasım 2017Yayınlanma Tarihi: 10 Kasım 2017

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/sinuzit-ve-tedavisi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть