Bebekler De Güvenmek İster!

içerik

Çocuklarda güven duygusu nasıl gelişir?

Bebekler De Güvenmek İster!

Uzmanlara göre sosyal ilişkilerin başlangıç noktasını oluşturan anne-bebek bağlanması gelecekteki ilişkiler için anahtar rolü oynuyor.

Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Polikliniği Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Başak Ayık, Anneler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada anne ile çocuk arasındaki bağlanmanın ve doğru iletişimin önemine dikkat çekti.

Anne – bebek ilişkisinin bir annenin zihninde bebeğin dünyaya gelişinden çok önce oluşmaya başladığını belirten Yrd. Doç.Dr. Ayık, “Kişinin bir bebek dünyaya getirme isteği, bu konu hakkındaki zihnindeki hayalleri, hedefleri, yapmak istedikleri ile ilişki şekillenmeye başlar.

Hatta çok daha eski yıllara gidersek kendisinin bebek – çocuk olduğu yıllardaki evcilik oyunlarda aldığı ‘anne’ rolünü bile buna dahil edebiliriz.

Şüphesiz ki annelik rolünde kişinin kendi yaşam deneyimleri, mizaç özellikleri, kendi ailesi ve annesi ile olan ilişkisi, hayata dair gözlemleri de çok etkin rol oynamaktadır” dedi.

Çocuğun mizaç özelliklerini değiştirmeye zorlamayın

Bebek dünyaya geldiğinde zihinsel düzeyde olan bu düşüncelerin yavaş yavaş şekil almaya başladığını kaydeden Yrd. Doç. Dr. Başak Ayık, şunları söyledi:

“Zihinlerdeki bebek – çocuk temsili ne kadar gerçeğe yakınsa bebek – çocuğun kabulü o kadar kolay olur. Her çocuk – insan, fıtratı gereği türünün özelliklerini gösterir ve kendi mizaç özelliklerini taşır.

Ailelerin bebeklikten erişkinliğe doğru olan bu yolculuktaki görevi, çocuğun kendi mizaç özelliklerini değiştirmeye zorlamadan, kendi benliğini ifade etmesine imkan tanımak ve sosyal – toplumsal değerlere saygılı davranışları kazandırmaya çalışmak olmalıdır.”

“Aile tüm ilişkilerin temelinin atıldığı, sosyal ve toplumsal davranış kalıplarının öğrenildiği ilk ‘okul’ dur” diyen Yrd. Doç. Dr.

Başak Ayık, “Bebeğin – çocuğun anne, babası ve kardeşleriyle olan ilişkileri, aile içi davranış şekilleri çocuğun toplum içindeki rollerde edineceği davranış kalıplarını belirler.

Aile ilişkilerinin en temelinde ise bebeğin annesi ile olan bağlanması yer almaktadır” dedi.

Bağlanmanın erken yıllardaki duygusal ve sosyal gelişimin yaşamsal bir ögesi olduğuna dikkat çeken Yrd. Doç. Dr.

Başak Ayık, “Bağlanma birincil bakım veren (genellikle anne) ve bebek arasında özellikle yaşamın ikinci 6 ayında gelişen ve bebekte güven duygusunu yerleştiren güçlü bir bağdır.

Anne – bebek bağlanması sosyal ilişkilerin başlangıç noktasını oluşturur ve gelecekteki ilişkiler için anahtar rolü oynar” dedi.

Sağlıklı bağlanma temel güven duygusunu geliştiriyor

Sağlıklı bağlanma geliştirebilen bebeklerde “temel güven duygusu” oluştuğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Başak Ayık, şunları söyledi:

“Bağlanma teorisine göre bebekler bağlanma ilişkisi geliştirmeye biyolojik bir yatkınlıkla dünyaya gelir. Seçmiş olduğu az sayıda bakım verenden güven, bakım, destek ve koruma bekler. Bağlanma davranışı, stres altında olduğu zamanlarda “yakınlık arayışı” sonucu başlar.

Seçici (Odaklı) bağlanma ise 7. aydan sonra oluşur. Seçici bağlanmanın oluştuğu bu dönemde bebek bakım verenden ayrılmaya tepki (kaygı belirtileri) gösterir ve yabancı kaygısı başlar.

Eğer bebeğin bakımından birinci derecede sorumlu olan kişi, bebeğin tepkilerine ve isteklerine karşı duyarlı ise; onun ifade etmek istediklerini anlamaya çalışıyor; bebeğini dinlemeyi biliyorsa; ona sözel, duygusal ve fiziksel olarak yeterli ve uygun uyaranlar veriyorsa; bebek ve bakım veren arasında sağlıklı bir bağlanma gelişir. Sağlıklı bağlanma geliştirebilen bebeklerde “temel güven duygusu” oluşur. Bakım vereninin her zaman yanında olacağı ve stres durumunda onu yatıştıracağını, olumlu deneyimler ile öğrenmişlerdir.

Bağlanma teorisine göre bağlanma davranışı biyolojik olarak başka sistemler ile paralel gelişir. Bunlardan en önemlisi “keşif sistemi” dir. Bağlanma ve keşif sistemleri arasında bir denge oluşur. Bakım veren güvenli bir liman sunar, bebek keşif yapar, araştırır, stres anında bakım verene geri döner.

Keşif öğrenme ve gelişim için en önemli sitemlerden biridir.

Beyin gelişiminin en hızlı olduğu bebeklik yıllarında eğer bebek ve anne arasında güvenli bir bağlanma ilişkisi varsa, bebek çevreyi rahatça araştırır, yeterli güven duygusu oluştuktan sonra sosyal ilişkiler kurmaya başlar. Bunlar tüm gelişim basamaklarının (dil alanı, sosyal alan, motor alanlar gibi) beklenen zamanlarda olmasına olanak sunar.”

Çocuğun duygusal ihtiyaçlarına mutlaka kulak verin

Yrd. Doç. Dr. Başak Ayık, “Şüphesiz ki annelik eşsiz bir deneyimdir. Belki de bir insan için hayattaki hem en keyifli hem de en zor süreçtir. Bu süreçte her anne çok yoğun ve farklı birçok duygu yaşar; çoğu zaman kendini yetersiz, yıpranmış ve kaygılı hissedebilir.

Hiçbir zaman doğrular deneyimlenmeden öğrenilmez ve her insan hata yapar. Önemli olan hatalardan olumlu deneyimler çıkarabilmek ve bunları tekrarlamamaktır.

Çocuğun duygusal ihtiyaçlarına kulak vermeyi başaran her anne bu emeğinin karşılığını fazlasıyla alacaktır” tavsiyesinde bulundu.

Çocuk gelişiminde güvenli bağlanma çocuğun gelişimini nasıl etkiliyor?

Источник: https://indigodergisi.com/2017/05/cocuklarda-guven-duygusu-nasil-gelisir/

Bebeklerde Nesne Bağımlılığını Önlemek İçin Annelere Tavsiyeler

Bebekler De Güvenmek İster!

Bebeklerde nesne bağımlılığı anneleri çoğu zaman endişelendirebilmektedir. Bebeklik çağında başlayıp bazen okul çağına kadar devam edebilecek olan herhangi bir nesneye karşı aşırı bağımlılık sizi fazla korkutmasın.

Çünkü her üç bebekten birisinde görülen bebeklerde eşya bağımlılığı aslında bebekler açısından oldukça doğal sayılabilecek bir durumdur. Örneğin bebeğiniz bir nesne (oyuncak, battaniye vs.) olmadan uyuyamıyor olabilir ve gayet normaldir.

Bebeklerinde nesne, eşya, oyuncak bağımlılığı olan ailelere tavsiyelerde bulunan uzmanlar, ailelerin öncelikle çocuklarında bir anomali olduğunu düşünmemeleri ve bu durumdan dolayı onları aşağılayıcı hal ve hareketlerden kaçınmaları gerektiğini belirtirler.

Bu konuya bebeklerin açısından bakmanın yararı olacağı belirtilir. Yazımızda, bebeklerin nesne bağımlığı, çocuğun bir oyuncağa bağlanması ve obje bağımlığı konusunda ebeveynlere fayda sağlayacak, uzman tavsiyeleri yer almaktadır.  

Bebeklerde Eşya Bağımlılığı – Obje Bağımlılığı

Bebeklerde eşya bağımlılığı uzmanlar tarafından çok büyütülecek bir konu olarak görülmez. Her üç bebekten birisinde görülebilen nesne bağımlılığını anlamak için konuya bir de bebeklerin dünyasından ele almak gerekir. Bebekler anne karnındayken anneye olan bağımlılığı ve oradaki huzuru dünyaya gelmeleriyle kaybetmiş sayılırlar.

Dünya ona kocaman ve korkutucu bir yer olarak görülebilir. Bebek, anne karnına düşmesinden itibaren onun için hayat başlar. Bebeğin annesinin karnında geçirdiği dokuz aylık süreci, dünyadan ayrı olarak düşünmek, yapılan hataların başında gelir.

Bu nedenle bebek anne karnında hissetmiş olduğu güven ve bağlılık hissinin bir kısmını doğduktan sonra hissedemez. Bu durumda da bebek ona güven ve bağlılık hissettirecek bir eşyada ya da obje bulabilir.

Bebeğiniz karnınızda iken onu koruma hissiyle elinizi sürekli karnınızda tutuyorsanız, bebeğiniz doğduktan sonra yüksek ihtimalle bir nesneye olan bağımlılığının uzun yıllar sürdüreceği iddia edilir. İşte annelerin karşılaşabilecekleri nesne bağımlılıkları ve uzman tavsiyeleri…

Hamilelik Dönemine Dikkat

Uzmanlar bebeklerde nesne bağımlılığının, anne adayının hamileliği döneminde başladığını ifade ederler. Anne adaylarının bebeklerini karınlarında taşırken onu sevmek, onunla iletişime geçmek ve onunla sohbet etmek için ellerini karınlarında tutmaları tabii ki en doğal haklarıdır.

Ama bebeklerini uzun bir süre bir nesneye bağlı yaşamalarını istemiyorlarsa dikkat etmeleri gereken en önemli konun bu dokunuşları sadece bebeklerini sevmek için yapmalarıdır.

Aksi halde onu korumak içgüdüsü ile yapılan bu tür istemsiz davranışların bebekleri olumsuz etkileyip, onları nesne bağımlılığına itebileceği ifade edilir.  

Meme Bağımlısı Haline Getirmeyin

Bebeklerin nesne bağımlılığı konusunda, uzmanların annelere bir diğer tavsiyesi de bebeğin meme bağımlısı haline getirilmemesidir. Bebeklerinin dünyaya gelmelerinden itibaren dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan birisi olarak meme bağımlılığı gösterilir.

Meme bağımlılığını önlemek için annelerin bebeklerini her fırsatta emzirmemeleri gerektiğinin altını çizilir. Anne sütünün bebeğin gelişimi için çok önemli olmasının yanında, anne ile bebek arasındaki bağı güçlendiren emzirme işleminin bir plan doğrultusunda yapılmasının hem anne hem de bebek açısından faydalı olacağı ifade edilir.

Bebeklerin memeye olan bağımlılığı daha sonraki yıllarda şekil değiştirerek başka nesnelere, eşyalara bağımlılık olarak ortaya çıkabilir.

Bebeklerde Emzik Bağımlılığı

Anne babaların en fazla telaşlandıkları konulardan birisidir. Emziğin her ne kadar bebeğin diş sağlığını olumsuz etkilediği yönünde görüşler olsa da bu henüz kanıtlanmamıştır. Buna karşın, bebeğin konuşma gelişimini olumsuz etkilediğinin bir gerçek olduğu belirtilir.

Uzmanlar, bebeğinizin emzik bağımlılığı konusunda telaş yapılmaması gerektiğini dile getirirler.

Bebeğe emzik bıraktırma konusunda ceza ve tehdit yönteminin asla uygulanmamasına dikkat çekilirken, bebeklerin her şeyde olduğu gibi emzik emmekten sıkılacaklarını ve siz fark etmeden bir kenara atacaklarını da hatırlatırlar. 

  Bebeklere Emzik Bıraktırma Yöntemlerinde Doğru Bilinen Yanlışlar   

Çocuğun Bir Oyuncağa Bağlanması

Toplumda, bebeklerin oyuncak gibi nesnelere (ayıcık, bebek, veya battaniye, yastık) bağımlı olması korkusu yaygındır.

Halbuki, anne bebek ve güven bağını temsil eden güven oyuncağı giderek büyüyen bebeğin, annesi ile olan yakınlığını hissetmesi, annesini göremediği anlarda o oyuncağıyla birazcık avunup rahatlaması, uykuya dalarken oyuncağına sarılarak uyuması, hem anneyi hem bebeği daha mutlu hissettirdiği ifade edilir.  

Kültürümüzde bebeklerde nesne bağımlılığı ya da güven bağı oyuncağının henüz anlaşılamadığı, bebeklerin pek çoğunun annelerinin vücut parçalarına (boyundaki bir ben, kulak memesi, saçları, dudak veya ağzı) dokunarak uykuya daldıkları belirtilir. Bu durum bazen bebek büyüse de devam eder. Uzmanlar bu oyuncakların ve davranışların görevlerini 5-6 yaşa kadar tamamlayacağını belirtirler.

Editörün Seçtikleri

Popüler Yazılar

Gebe Sözlüğü

Источник: https://www.gebe.com/bebeklerde-nesne-bagimliligi

Güvenilir Bebek Bakıcısında Bulunması Gereken Kriterler

Bebekler De Güvenmek İster!

Çalışan ya da bebek bakımı konusunda fazla bilgisi olmayan anneler bebek bakıcısı tutarak bebeklerini güvenilir ellere emanet etmek isterler.

Anneler çalışıyor olsalar bile devletin sunduğu bazı imkânlar sayesinde yeni doğan bebeklerinin yanında kalabiliyor, onun beslenmesi ve bakımı ile ilgilenebiliyorlar. Ancak yaklaşık iki ay süren bu süreç tamamlandıktan sonra bir karar sürecine geliniyor. Acaba anne çalışmaya bir müddet ara mı verecek yoksa yarı zamanlı mı çalışarak bebeğine bakacak.

Çalışmaya ara vermek günümüzde çeşitli nedenlerle tercih edilmemektedir. Geriye iki ihtimal kalıyor. Birincisi yarı zamanlı çalışarak daha önceki ücretinin yarısını almayı annemiz kabul edecek. Diğer ihtimal ise çocuğunu güvenilir birine emanet ederek tam zamanlı çalışma hayatına geri dönecek.

Her iki ihtimalde de annemiz çocuğunun yanında günün belli bir kısmında olamayacağı için; ya yarı zamanlı ya da tam gün bakım hizmetine ihtiyaç olacaktır.

Bazı anneler bu ihtiyacı kendi anneleri ya da kayınvalideleri aracılığıyla giderebilmektedir. Bazen eve yakın oturan bir akrabadan yardım alınabilmesi de rastlanan bir durum. Ancak bu iki şık değerlendirme dışı kaldıysa; yapılacak iş bir bebek bakıcısı ile anlaşmak oluyor.  

Bebek bakıcısı seçimi zorunlu hale gelince…

Anneler için çok değerli, küçük olduğu için savunmasız ve gelişimini tamamlamadığı için de dış dünyadan habersiz olan bebeklerin emanet edileceği kişiler, çok büyük önem taşımaktadır. Anneler, bebek bakıcısı seçerken bir hata yapmamak için çevrelerinde bulunan referansı güçlü adaylarla çalışmak isterler. Bir diğer alternatif de güvenilir bebek bakıcısı firmalarıdır.

 Toplumsal ihtiyaçlar, bebek bakımı işini profesyonelce ele alan bakıcı firmalarının doğmasına sebep olmuştur. Bebek bakıcılarını şahsen tanıma imkânınız olmadığı için, firmaların bebek bakıcısı iş ilanlarını doğru bir şekilde analiz etmek gerekmektedir.

Eğer profesyonel bir firma ile çalışıyorsanız, içiniz bir nebze rahat olabilir. Çünkü bu firmalar bünyelerindeki bebek bakıcılarını birçok değerlendirmeden geçirerek işe almaktadırlar. Ya da söz konusu bir internet sitesi ise; ilan vermeden önce tüm bakıcılar mülakattan geçirilmektedir.

Örneğin evdekibakicim.com sitesi bu alanda da hizmet veren bir şirketin internet sitesidir. EvdekiBakıcım her tür bakım hizmeti için, bakıcılarla bakım hizmeti talep edenlerin buluşturulduğu bir platformdur. Bu sitede bebek bakıcısı ilanı verebilmek için, beş aşamalı bir kabul sürecinden geçmek gerekmektedir.

Sektörde bu tip profesyonellerin varlığı bir standart oluşturma yolunda olsa da anne babaların kendi değerlendirmelerini yapması onları daha fazla rahatlatacaktır.  Bu yazıda size yardımcı olacak bazı ipuçlarını paylaşmak istiyoruz.

Tecrübeli ve Güvenilir Bebek Bakıcısında Hangi Özellikler Olmalı?

 Biricik bebeğinizi emanet edeceğiniz bakıcının bu işin ehli olması ve bebeğinize özenle bakması herkesin istediği bir şeydir. İster bir bebeğiniz olsun ister okul öncesi çağda bir çocuğunuz sonuç değişmez. İkisi de sizin için biricik yavrunuzdur.

Çocuğunuza iyi bakıldığından emin olmanın yolu, sadece bakıcının bazı özellikleri taşıyıp taşımadığının anlaşılmasıyla mümkün olmaktadır. İşte o önemli ölçütler:

1- Bakıcı gerekli eğitimler alınmış olmalıdır

Güvenilir bakıcı olmak için kişinin ya çok tecrübe sahibi olması, ya da gerekli eğitimleri almış olması önem taşınmaktadır. Günümüzde artık tecrübe de yeterli görülmemekte, eğitimin payı daha ön plana çıkmaktadır.

Çünkü bakıcıların aldıkları eğitim, karşılaşacakları her türlü durumun nasıl yönetilmesi gerektiğini öğretmekten tutun da bebeğin zihinsel gelişimine kadar oldukça geniş bir alana yayılmaktadır.

Tecrübeyle bu bilgilere sahip olmak çok daha uzun zaman alacaktır.

2- Bebek Bakıcısı sorumluluk sahibi ve özverili olmalıdır

İster gündüz bakıcıları isterseniz yatılı olarak hizmet veren bebek bakıcısı seçin, sorumluluk ve özveri duygusu olmazsa olmazdır. Sorumluluk duygusu olmayan bir kişiden bebeğinize isteğiniz gibi bakmasını bekleyemezsiniz.  Ayrıca burada kutsal bir meslek olan annelik söz konusudur.  Bakıcının anne gibi özverili olması ve işe kendinden özveride bulunarak sarılması gerektirmektedir.

Mesela bir hastalık durumunda iş rutinden çıkmaktadır. Diğer günlerden daha fazla dikkat ve emek isteyen bir durum ile bakıcı karşı karşıya kalmaktadır. 

3- Sabırlı olmalıdır

Dış dünyadaki düzenden uzak bir çocuk genelde evin altını üstüne getirir. Sürekli çocuğun peşinde olması gereken çocuk bakıcısının yeterli enerjisinin olmasının yanı sıra sabırlı da olması gerekir. Çocukların uslu durmasını herkes her yerde söylese de bu, işin doğasına aykırıdır. Hiçbir çocuk yetişkinler gibi oturup etrafı izlemez. O hareket eder ve keşfederek öğrenir.

Her çocuk aynı değildir. Bazı çocuklar oyuncakla oynamayı tercih ederken bir kısmı koltuk üstlerinden aşağı inmez. Bu sebeple bakıcının her duruma hazırlıklı olması ve sabırla bu haylazlıkları zararsız atlatması gerekir.   

4- Anne ve babaları bilinçlendirme misyonu olmalıdır

Bebeğinize seçtiğiniz bakıcı hem kendisi öğrenmeye açık olmalı hem de anne babayı bebek bakımı konusunda bilinçlendirmelidir.

Çünkü çoğu anne baba çocuk bakımı konusunda tecrübesiz oldukları için profesyonel bakıcılardan hizmet almaktadır.

Ayrıca, gün boyu çalıştığı için anne babasını görmeyen bebeğin ailesi ile doğru bir bağ kurması gerekmektedir. Aileye bu konuda bakıcı danışmanlık yapmalı ve yardımcı olmalıdır.

Bu konuda ortaya çıkan en büyük sorun, çocuğun bakıcısını annesinden daha yakın görmesi ve ona aşırı bağlanmasıdır. Aile bağlarının nasıl daha iyi kurulacağı ve anne ile bebek arasındaki ilişkinin sağlıklı olmasının yollarını araştırmak da bakıcının misyonu olmalıdır.

5- Anne olmalıdır

Her ne kadar tecrübe konusu son zamanlarda eğitimli bakıcı olmanın gerisinde kalsa da, bazı şeyler ancak anne olarak öğrenilmektedir. Bu sebeple ideal bir bebek bakıcısının çocuk sahibi olması birçok problemi çok daha iyi anlamasını sağlayacaktır. Bu onun hem aileyi daha iyi anlamasını sağlayacaktır, hem de çocuğu davranış tarzını daha olumlu yönde etkileyecektir.

Damdan düşenin halini ancak damdan düşenin anlayacağını vurgulayan Nasreddin Hoca fıkrası bu konuda bize yol göstermektedir. Bu aynı zamanda bir tecrübe göstergesidir de. Anne olan bakıcı tüm yaptığı görevleri daha önce kendi evladı üzerinde deneyimlemiştir. Olumlu ve olumsuz sonuçlarını görmüştür. Çocuğun verdiği tepki ile muhatap olmuştur.

Eğitim ve tecrübe bir araya gelince uzman bir bakıcıyla karşı karşıya olduğumuzu düşünebiliriz.

6- Sağlıklı olmalı

Çocuk ve bebek bakıcısı herhangi bir hastalık taşımamalıdır. Bebekler hassas olduğu için, bu aranması gereken önemli bir özelliktir.

7- Küçük çocuklarla meşgul olmayı sevmeli

Çocuklar sözlerden çok duygulara önem verirler.  Bu sebeple bakıcının mutlaka onları sevmesi ve iyi anlaşması gerekir.

8- Kendine güveni tam olmalı

Çocuklar karşılarındaki kişide bir zafiyet görürlerse onun sözlerine göre hareket etmezler. Bu sebeple bakıcı özgüveni yerinde olmamadır.

9- İyi davranışlar göstermeli

Bakıcı aile mahremiyetine saygı göstermelidir. Evdeki meseleler o evde kalmalıdır.  Ayrıca bebek bakıcısı çocuğa kötü örnek olacak davranışlardan kaçınmalıdır. Sözlerine ve davranışlarına dikkat etmelidir.

10- Oyun oynamayı bilmeli

Çocuk ve bebek bakıcısı televizyonu, çocuğu meşgul etme aracı olarak görmemelidir. Çocuğun hayal gücünü geliştirecek aktiviteler yapmalı, onunla çeşitli oyunlar oynamalıdır. Çocuk, bakıcısıyla çeşitli oyunlar oynayarak hem kaliteli zaman geçirmeli hem de aktif bir gün geçirmelidir. Oyun çocuklar için sadece eğlence değil aynı zamanda bir öğrenme aracıdır.

Источник: https://www.evdekibakicim.com/blog/makale/guvenilir-bebek-bakicisinda-bulunmasi-gereken-kriterler/

Bebeklerde iştahsızlık

Bebekler De Güvenmek İster!

Bebeklikte sağlıklı ve yeterli beslenme; ilk 6 ay tek başına anne sütü verilerek , 6 aydan sonra başlanacak tamamlayıcı besinlerle birlikte 2 yıla kadar anne sütüyle sağlanabilir. Anne sütü 6. Aydan sonra bebeğin ihtiyaçlarının üçte ikisini karşılamaktadır.

Bu dönemde başlanacak tamamlayıcı beslenme bebeğin fiziksel ve ruhsal gelişimiyle paralel olarak ilerletilmelidir. Ancak bu süreçte bazı zorluklar yaşanabilmektedir. Bunlardan biri ek besinlerin bebekler tarafından reddedilmesidir.

Bu yazımızda bebeklerde iştahsızlık konusuna değinip bebeğim yemek yemiyor diye yakınan annelerin sorularına cevap vermeye çalışacağız.

Bebeklerin ek besini reddetme sebepleri (Bebeklerde iştahsızlık sebepleri);

Peki bebekler neden yemek yemez;

  • Ek besine erken yada geç başlanması
  • Diş çıkarma
  • Yemek yemesi için zorlama
  • Yemek yerken oyalama
  • Ailenin yemek yeme alışkanlıkları
  • Besin alerjileri
  • Bazı hastalıklar( demir eksikliği, çinko eksikliği , enfeksiyonlar, sindirim sistemi hastalıkları…)
  • Yemekten korkma

Yemek yemeyen bebeklere Yaklaşım

Bebeklerdeki iştahsızlık bebeğin bakımından sorumlu kişiyi de psikolojik olarak zorlayan bir süreçtir.

Bu sürecin sağlıklı bir şekilde atlatılması için bebeğin bakımından sorumlu kişinin bilinçli olması çok önemlidir. Altta yatan nedenin saptanmasında annenin veya bakıcının gözlemleri mutlaka dikkate alınmalıdır.

Uzun dönemde bebeklerde iştahsızlık durumunun bir hekim tarafından incelenmesi gerekmektedir.

Yemek yemeyen bebeğe ne yapmalı

Bebeklerdeki iştahsızlık , ebeveynlerin yemek yedirme konusundaki ısrarında artışa neden olabilmektedir. Ayrıca bebeklerinin ne kadar yerse o kadar sağlıklı olacağını düşünen ebeveynler de vardır. Ancak bu ısrarcı davranış , bebeğin yemekten daha da uzaklaşmasına sebep olabilir. Bu kısır döngüye girmemek için unutmayın ki bebekler de acıktıkça yemek ister.

Her bebeğin gereksinim ve büyüme hızının farklı olduğu unutulmamalı ve diğer bebeklerle karşılaştırma yapılmamalıdır.

Bir hastalığı olmadığından emin olunan iştahsız bebekler için öneriler;

  • Bebeğinizin aile sofrasında yemek yemesini sağlayın.
  • Unutmayın ki ebeveynlerin beslenme biçimi, yemek seçimleri bebeğin beslenme alışkanlıklarını da etkileyecektir. Ebeveynler bebeklerin rol modelleridir.
  • Bebeğinizin ara öğünlerde sağlıklı yiyecekler yemesini sağlayın, aralarda atıştırmalıklar yemesi küçük midelerinin hemen dolmasını ve sofrada iştahsız olmasına sebep olacaktır.
  • Bebeğiniz yemeğini yemediği için sinirlenseniz de bunu ona belli etmeyin. Aksi halde bu durum onun daha da inatlaşmasına sebep olabilir. Bebeğiniz sizin aynanızdır.
  • Bebeğinize yemek yedirirken dış uyaranlardan kaçının. ( reklamlar, oyun eşliğinde yedirmek gibi…)
  • Yemekleri karışım halinde yedirmeye çalışmayın , onlarında damak tadı olduğunu unutmayın.
  • Hiçbir şey yemiyor , tek besini tüketiyor diye sürekli aynı besini vermeyin. Denemeye devam ederek keşfetmesine izin verin.

Bebeklerde iştah açıcı Öneriler (Nasıl İştah Açılır?)

İştahsız bebeklere yönelik öneriler:

  • Bulamaç halindeki yüksek kalorili besinler vermeyin
  • İlk defa denediği ve reddettiği besinleri farklı şekillerde denemeye devam edin.
  • İlk defa denenen besinlerde bir kase dolusu yemesini beklemeyin.
  • Gelişimi için önemli olan doğru besinler seçin.
  • Bebeğin gelişimini göz önünde bulundurun. Pütürlü yiyeceklerden katı besine geçiş sürecini iyi yönetin.
  • Bir yemeği yemediği için sevdiği bir alternatif sunmak yerine aynı yemeği bir hafta boyunca deneyebilirsiniz. Bebeklerde iştahsızlık durumunun önüne geçmek için bu önemli bir adımdır.
  • Yaşamak için yemeliyiz algısının oluşmasını sağlayın. Yemek yiyerek ödül yada yemeyerek ceza alabileceği algısını oluşturmaktan kaçının.

 İştahsız bebekler için yemek Tarifi Önerileri;

0-6 ay → SADECE ANNE SÜTÜ

  1. ay → Anne sütünün karşılamakta yetersiz kaldığı A vitamini , çinko, demir gibi besin ögelerini içeren yiyecekler, yumurta sarısının çeyreği, pekmez, sebze püreleri, yoğurt

*** hazırlanan pürelerin içine iki kere çekilmiş kıyma kullanmak demir ihtiyacının karşılanması için tercih edilebilir.

Balkabağı Çorba

80 gr balkabağı

100 ml et suyu

25 ml süt

Yapılışı; Öncelikle yıkanmış balkabağı küp küp doğranır, tencereye alınır. Üzerine et suyu eklenir kısık ateşte yumuşayıncaya kadar pişirilir. Blendırdan geçirilir. Süt eklendikten sonra birkaç dakika daha pişirilir ve ocaktan alınır. Çorbanın püre kıvamında koyu olmasına dikkat edilmelidir.

Ayrıca bknz: Anne Sütü Alamayan Bebeklerde Beslenme

  1. ay→ yumurtanın sarısı, tuzsuz pastörize peynir, pirinç, sebze püresi, tavuk, balık

Etli Sebze Yemekleri (Tavuk, Dana Kıyma)

(2 porsiyon) 30 gr. (1 köfte kadar) et ( çift çekilmiş) 1 yemek kaşığı pirinç 1 sebze( ıspanak, kabak, domates, semizotu) 1 tatlı kaşığı zeytinyağı

1 küçük soğan

Yapılışı ; Sebzeler doğranarak bir tencereye konur, 1yemek kaşığı pirinç,mercimek, bulgur ile 1 tatlı kaşığı zeytinyağı az su konup pişirilir. Sebzenin türüne göre dolma şeklinde veya kıymalı sebze yemeği püre olarak yedirilir.

  1. ay→ iyi ezilmiş yemekler , yumurta sarısı, pastörize tuzsuz peynir, tahıl ve kuru baklagil ezmeleri

Nohut ve kuru fasulye ezmeSİ

2 yemek kaşığı nohut veya fasulye 1 çay kaşığı yağ

2 su bardağı su

Yapılışı; Nohut, fasulye ayıklanır, yıkanır ve 8-10 saat süreyle ıslatılır. Islatma suyu dökülür. Yumuşayan nohut ve fasulyenin kabukları soyulur. Üzerini 1-2 parmak geçecek kadar su ile yumuşayıncaya kadar pişirilir. Pişen nohut, fasulye haşlama suyu içinde çatalla ezilir. Haşlama suyu dökülmez.

  1. ay→ aile sofrasında bulunan her şeyi tüketebilir.

Sonuç

Bebeklerde iştahsızlık problemleri karşısında ilk adım iştahsızlığın sebebinin gözlemlenerek tespit edilmesidir. Sonrasında ise bunu çözmek için izlenecek yolda strese girmemek.

Her insan da olduğu gibi bebeğinizin de acıktığında yemek yemek isteyeceğini bilmek gerekir.

Yazının tamamında değinilen noktaları uyguladığınız halde iştahsızlığa bir çözüm bulamamışsanız bir uzmana danışmanızda fayda olabilir.

Bu konuda daha detaylı bilgi almak için lütfen aşağıdaki yorum bölümüne aklınıza takılanları yazınız!

Yorum yaptıktan sonra dilerseniz Beslenme Rehberim editörleri tarafından derlenmiş Marasmus Nedir, Belirtileri ve Beslenme Tedavisi başlıklı yazımızı da okuyabilirsiniz.

Yazarlarımızdan Diyetisyen Büşra Güneş Afyon Kocatepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümü mezunudur. İlgi Alanları : sporcu beslenmesi, obezite, diyabet, bariartrik cerrahi , yeme bozukluklari

Источник: https://www.beslenmerehberim.net/bebeklerde-istahsizlik/

Bebeklerde yürüme?

Bebekler De Güvenmek İster!

  1. Bebeğin çok hızlı emeklemesi bebeğin yürümeye hevesini azaltır. Yürüme yerine emekleme ile her yere rahatlıkla ulaşabilecektir.

  2. Aşırı korumacı anne-baba: bebeğin sürekli kucakta tutulması, üşütür, mikrop kapar veya düşer düşüncesiyle yere bırakmaktan kaçınma
  3. Bebeğin fazla kilolu olması: bebeğin yürümesinde ve emekleme, dönme gibi diğer motor hareketlerin yapılmasında gecikmeye neden olur.

  4. Bebeğin oturduğu yerde sürekli istediklerinin önüne konulması, motivasyon eksikliğine neden olur.
  5. Nörolojik sistemi ilgilendiren hastalıklar: Bu hastalıklar sıklıkla daha önce bulgu verirler. Bebek 3. Ayda başını tutmamışsa, 6-7.aylarda dönmeye başlamamışsa, 8.

    Ayda desteksiz oturmamışsa bu aşamalarda araştırılması gerekir.

Bebeğinizin geç yürümeye başlamasından endişe ediyorsanız doktorunuzla görüşün. Aşağıdaki durumlarda bebeğinizi doktora götürün:

  • Bebeğiniz 18 aylık olduğu halde yürümüyorsa
  • Bebeğiniz sadece parmak uçlarında yürüyorsa
  • Bebeğinizin diğer gelişim basamakları ile ilgili bir sorunu varsa
  • Bebeğiniz bir ayak veya bacağı daha fazla kullanıyorsa, vücut hareketlerinde sağ-sol arasında fark varsa

Tekrar vurgulamak gerekirse yürüyemeyen bir çocukta diğer gelişim evrelerinde bir gerilik yoksa ve doktorun yaptığı fizik muayene ve nörolojik muayenenin normal olması koşuluyla, 18 aya kadar endişelenmeden beklenilebilir. Ancak bebeğinizi takip eden doktorun bir şüphesi varsa ve/veya diğer gelişim evrelerinde de gerilik varsa çok daha erken araştırma yapmak gerekir.

Altta yatan bir sağlık problemi olmadığı durumda anne babalar bebeklerinin yürümeye başlaması için şunları yapabilirler:

  • Bebek yürüme konusunda teşvik edilmeli, sıralama aşamasına gelinmişse elinden tutularak yürümesi için fırsat yaratılmalıdır. Ancak daha sıralamayan, ayakta duramayan bebeği yürütmeye çalışmak kalçada hasar oluşturabilir.
  • Tutunduğu eşya sağlamlaştırılmalı ve tutunarak ayağa kalkması engellenmemelidir.
  • Yürüme konusunda direnç gösterdiğinde kızılmamalı ve zorlanmamalıdır.
  • Gün içerisinde çok fazla oturtulmamalı, evde ve dışarıda yürüme alıştırmaları yapılmalıdır.
  • Ayak ve bacak kaslarının güçlenmesi için ev içerisinde çıplak ayak veya kaydırmaz çorapla dolaşmasına izin verilmelidir.
  • Ayak sağlığı açısından uygun olmayan, dar veya bol, ağır ayakkabılar giydirilmemelidir.
  • Yürüme girişiminde bulunduğunda bir oyuncak uzatarak ilgisi çekilmeli ve oyuncağa ulaşması sağlanmalıdır.
  • Yürüteç çocuğun bağımsız hareket etme becerisini geciktireceği için kullanılmamalıdır.
  • Bezi ve giysileri yürümesini engelleyecek sıkılıkta olmamalıdır.

Bebeklerde yürüteç faydalı mıdır?

Piyasada bebeği yürümeye alıştırmak için çeşitli yürüteçler bulunmaktadır. Genellikle anne babalar yürüteç kullanılınca çocuğun daha hızlı yürüyeceğini düşünürler. Aynı zamanda çocuk için eğlenceli ve oyalayıcı bulurlar.

Yapılan çalışmalar, tam tersine, yürüteçlerin çocuğun yürümeyi öğrenme zamanını etkilemediğini göstermiştir. Üstelik çalışmaların çoğu, bu araçların yürümeyi bir kaç hafta geciktirdiğini bile ortaya koymuştur. Ek olarak yürüteç kullanan bebekler, anormal bir yürüme biçimi kazanabilirler, parmak ucunda yürüme eğilimi gösterirler.

Yürüteçlerin zararları bunlarla da bitmemektedir. Yürüteçler çok sayıda bebeğin hastanelerin aciline getirilmesine de yol açmaktadır.

Bebeklerin yürümeye başlamasıyla birlikte en sık rastlanan kazalar;

Basamak veya merdivenden düşme
Çarpma: hızla ilerleme ile tehli yerlere çarpabilir
Yanma; yürüteçteki bebekler daha yüksek yerlere erişebilir.

Böylece masa örtüsünü çekerek masa üzerindeki sıcak çayı, kahveyi devirebilir, ocaktaki çaydanlığa dokunabilir, radyatörlere, şömineye ulaşabilirler.
Boğulma: Yürüteçteki bir bebek küvete veya havuza düşebilir.

Zehirlenme: Zehirlenmeler de yürüteçteki bir bebeğin daha yükseğe erişebilmesinden kaynaklanır.

Yürüteçten kaynaklanan kazaların çoğu anne ve babanın gözü önünde meydana gelir. Yürüteçteki bir bebek saniyede 1 metreden daha fazla yol aldığı için en yakınındaki kişiler bile kazayı önleyemez.

ABD’de üretilen yürüteçlerin 1997 yılında, ya kapıdan geçemeyecek kadar geniş ya da basamak kenarında durmayı sağlayacak fren sistemine sahip olmasını zorunlu kılan bir standart yürürlüğe konulmuştur.

Avrupa’da 2005’te değişen bebek yürüteci güvenlik standardı da basamak kenarı frenini zorunlu hale getirmiştir.

Bununla birlikte, bu iyileştirmeler bile yürüteçlerden kaynaklanan tüm yaralanmaları önlemekten uzaktır.

Amerikan Pediatri Akademisi tekerlekli yürüteçlerin üretim ve satışının yasaklanmasını önermektedir. Kanada’da ise 2004’te bebek yürüteçlerinin satışı, ithalatı ve reklamı yasaklanmıştır.

Bebeklerde ayakkabı seçimi

Yürümeye başlayan çocuklar, eğer çocuk ayağa kalktığında ayak ve ayak bileğinde eğilme ve açılanmalar olmuyorsa, evde yalın ayak ya da çorapla ayakta durabilirler.

Ayakkabıya alışmaları açısından evde de ara ara ayakkabı giydirilmesi faydalı olur. Ayakkabı seçerken ayakkabının esnek olması tercih edilir, tabanı çok yumuşak veya çok sert ayakkabılar önerilmez.

5-6 mm üzerinde bir topuk yükselmesi olmamasına özen gösterilmelidir.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/bebekler-ne-zaman-yurur-bebeklerde-gec-yurume/

Bebekler de Güvenmek İster

Bebekler De Güvenmek İster!

Acıbadem Bakırköy Hastanesi tarafından Anne Ruh Sağlığı Farkındalık Günü’nde “Annelerin Ruhuna Dokunmak” isimli etkinlik düzenlendi.

Anne ve anne adaylarının yoğun ilgi gösterdiği toplantıda, Acıbadem Bakırköy Hastanesi uzmanlarından Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Özlem Pata, Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Uzmanı Dr.

Arzu Önal Sönmez, Psikiyatri uzmanı Dr. Gökşen Yüksel Yalçın merak ettikleri konular hakkında annelere bilgiler verdiler.

Bebeklerde bağlanma dönemi çok önemli

Acıbadem Bakırköy Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Uzmanı Dr. Arzu Önal Sönmezhamilelikte dokunsal ve işitsel gelişmenin 26.

hafta civarında başladığını, özellikle anne adaylarının karınlarına dokunduklarında bebeğin bunu hissetmesinin, algılamasının ve bağ kurmasının daha belirgin hale geldiğini belirtti.

Bu dönemde bebeğin annesinin sesini duymaya, kalp atışlarını hissetmeye başladığını, doğum sonrasında anne bebeği göğsünde tuttuğunda hem kalp atışlarını duyduğundan, hem sesi tanıdığı için daha kolay sakinleştiğini, anne karnı huzuruna döndüğünü ve çabuk sakinleştiğini ifade etti.

Bebeklerdeki bağlanma dönemi ile ilgili ise üç farklı çeşit bağlanmadan bahseden Dr. Arzu Önal Sönmezşunları söyledi: “Güvenli bağlanmada çocuğun ihtiyacı olduğu zaman annenin onu tekrar güven alanına alabileceğini hissetmesi gerekir. Yabancı kaygısı bebeklerde 9 ay itibariyle başlar.

Bebek, anne odadan çıktığı zaman ağlar fakat annesinin tekrar geri geleceğini, onun ihtiyaçlarını karşılayacağını öğrenirse zaman içinde anne odaya geri geldiğinde çabukça sakinleşir. Kaygılı bağlanmada annenin onu terk edeceği ile ilgili endişeleri küçük bebeklerde bile vardır.

Anne odadan çıktığında çocuk ağlar, anne kucağına almasına rağmen çocuk sakinleşemez.

Kaçıngan bağlanmada ise doğum sonrası depresyon, psikotik bozukluk gibi ciddi psikolojik hastalıkların eşlik ettiği lohusalıkta annenin çocuğu reddi, bebeğin bunu hissetmesi ve annenin ne odadan çıkışında ne de geri geldiğinde ağlamaması, tepkisizlik olarak ortaya çıkar. Tepkisiz bebek de endişe verici bulunur. Annenin bu dönemde mutlaka destek alması gerekir.”

Lohusalık hüznü yaşamak çok doğal bir süreç olabilir

Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Özlem Patahamilelik süresince hormonların farklı çalıştığını ve hormonal dalgalanmalar görüldüğünü ancak doğumla birlikte bambaşka bir süreç başladığını belirterek annelere şu bilgileri verdi:

“Doğumdan sonra aniden değişen bu hormonlarla annenin ruh halinin değişmemesi mümkün değil. Bu dönemde hormonların yanı sıra, dünyaya gelen bebekle birlikte yüksek adrenalin, uykusuzluk, yorgunluk, kalabalık çevrenin yarattığı psikolojik stres, annenin bebeğine yetememe, sütün anında gelmemesinden kaynaklı korkular meydana geliyor.

8 kadından birinde lohusalık sürecinde ruh hali değişimi gözlemleniyor. Çevresel faktörler, yorgunluk, hem de hormonlardaki dalgalanmalar bu sürece neden oluyor. Bu normal bir süreç, annenin kendisini çok suçlamaması gerekiyor. Bu dönemde, anne elinden geldiği kadar bebeğine yardım ettiğini, gücünün buna yettiğini söyleyerek kendini telkin etmelidir.

Bebek uyuduğu zaman kendi vücuduna iyi bakmalı, dinlenmelidir.”

İster vajinal ister sezaryen, doğumun sağlıklı olduğunu belirten Prof. Dr. Özlem Pata sezaryen doğuma ancak tıbbi zorunlulukta başvurulması gerektiğini söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: “Doğum ağrısı korkusu annelerin normal doğumdan uzaklaşmasına neden oluyor.

Unutulmaması gereken, bebeğin dünyaya geliş anını görmek, en büyük mutluluklardan biridir. Epidural aneztezi ile bu ağrılar azaltılabilir. Ayrıca hem annenin hem de bebeğin sağlığı için en fizyolojik doğum, vajinal doğumdur.

Vajinal doğumda çocuğun vajinal kanal içinden geçmesi sayesinde oluşan stres ve baskı ile bebeğin adaptasyonunun daha iyi olmakta ve daha iyi akciğer fonksiyonları ile dünyaya gelmektedir.”

Anneler hazır hissettiklerinde işe başlayabilir

Acıbadem Bakırköy Hastanesi Psikiyatri uzmanı Dr. Gökşen Yüksel Yalçın, doğum sonrasında 2 haftadan sonraki dönemde doğum sonrası depresyonunun artma eğilimi gösterdiğini söyleyerek sözlerine şöyle devam etti:

“İşe başlamak için uygun zaman var mıdır? sorusu birçok annenin aklına takılır. Yeterli sosyal desteği varsa, anne kendini hazır hissettiğinde, ne zaman isterse işe uygun başlama dönemi odur. Anne ve bebeğin birlikte vakit geçirmeleri baş başa kalmaları gerekir. Bu anne ile bebek arasındaki güven ilişkisinin güçlenmesi için de önemlidir.

Ancak bebek bakımında babanın destek sağlaması da gerekir. Babaların da doğum sonrası gelen yeni sorumluluklarla birlikteliğin nasıl olacağı kaygıları yaşanabilir. Eğer bu anlayışla hareket edilirse doğum sonrası süreçte kadın erkek ilişkisi daha da sağlamlaşıyor, hayatın birlikte sürdürülebileceğine dair bir gösterge olarak görülüyor.

Dr. Gökşen Yüksel Yalçın anne adaylarının her bir detayı planlama, kontrol altına alma eğiliminde olduğunu, oysa bu özel dönemde bu mucizenin tadını çıkarmak ve dingin şekilde doğum sonrası döneme hazırlanmalarının daha iyi olacağını söyledi. Dr.

Gökşen Yüksel Yalçınşu noktalara değindi: “İnisiyatifi hekimlere bırakmak gerekir, yapılması gereken şeylerin zaten yapıldığını bilmek çok rahatlatıcı olmaktadır. Çok kaygılı anneler kaygılarını bebeklerine ve çocuklarına yansıtabiliyor.

Öğrenilmiş bir davranış olarak çocukları da çok kaygılı çocuklara dönebiliyorlar.

Hem gebelikte hem doğum sonrası dönemde aşırı kaygılı annelerin uzun vadede sadece çocuklarıyla ilişkileri bozulmakla kalmıyor, aynı zamanda çocuk ruh sağlığı ile ilgili problemler ortaya çıkıyor. O yüzden psikolojik destek almak çok önemli.”

Источник: https://kidsofcity.com/saglik/bebekler-de-guvenmek-ister/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.