Bebeklerde Emme İsteksizliğinin Nedenleri

içerik

Bebek emmeyi neden reddeder?

Bebeklerde Emme İsteksizliğinin Nedenleri

Her zaman söylediğimiz gibi, bir bebeğin dünyaya geldiği andan itibaren en temel içgüdüsü emme içgüdüsüdür. Bu anlamda bir bebeğin doğar doğmaz annesinin memesini reddetmesi, nadir görülen bir durumdur. Daha doğru bir ifadeyle, doğaya aykırıdır. Ancak bu son derece doğal ve temel olan davranışı başlangıçta olumsuz etkileyen bazı nedenler söz konusu olabilir.

Doğumun hemen ardından görülen meme reddinin nedenleri neler olabilir?

Öncelikle şunu belirtelim, bir bebeğin doğumun hemen ardından ağız içi sağlığı mutlaka kontrol edilmelidir. Bebeğin emme becerisi gösterebilmesi için damak, dil ve dudak anatomisinin sağlıklı olması son derece önemlidir. Eğer bir bebeğin emmeye engel bir sağlık sorunu yok ise, yeni doğan bebeğin meme reddi aşağıdaki nedenlerden kaynaklanabilir;

  • Doğum süreci, hem anne hem de bebek açısında son derece önemlidir. Günümüzde doğum yapma biçimleri arasındaki çeşitlilik, bir bebeğin dünyaya gelişinin doğal sürecini olumsuz etkileyebilir. Bu anlamda doğum sürecinin doğal bir akışla yönetilmemesi, doğal zincirin baştan kopuk başlamasına neden olabilir. Örneğin, hem vajinal doğumda hem de sezaryen doğumda kullanılan söz konusu analjezikler, süt salgılanışını etkileyebileceği gibi bebeğin uyanıklık ve farkındalık düzeyini de etkileyebilir. Yani, doğumdan sonra bebek uyuşuk ve/veya gergin bir yapıdaysa, meme emmeyi reddedebilir.
  • Aynı şekilde kullanılan bu ilaçlar, annenin de doğum sonrası adaptasyonunu olumsuz etkileyebilir ve annenin doğal olarak yapması gerekeni reddetmesine, yani, emzirmek istememesine neden olabilir.
  • Bir anne, doğum sürecinin işleyişine ve/veya anneliğin ilk zamanlarının kendine özgü telaş ve kaygılarına ilişkin nedenlerle emzirme başlangıcını kaygılı ve stresli olarak kurabilir. Bu durum ise, bebeklerin telaşlı bir memeden beslenmeyi istemeyecekleri için meme reddine yol açabilir. Ayrıca annenin ruhsal durumu, eğer varsa stresi, kaygıları ve mutsuzluğu bebeği tarafından taklit edilebilir. Dolayısıyla bebek, annesinden bu enerjiyi daha fazla almayı reddederek emmeyi reddedebilir.

Emzirme başlangıcında bir bebeğin emmeyi reddetmesi yukarıda sıralanan nedenlerden dolayı ise genellikle geçici bir durumdur ve bebekler kısa bir süre içinde dünyaya adaptasyonlarını tamamladıklarında sorunsuz emmeye devam ederler.

Bu anlamda, bir bebeğin ortada hiçbir neden olmaksızın meme emmeyi reddetmesinin doğaya aykırı olduğunu söylemek mümkündür. Öyleyse, meme emmeyi reddeden bir bebeğin geçerli bir nedeni olmalıdır.

Bu nedeni bulup çözüm yolu aramak ise, bu zor durumun atlatılmasını mümkün kılabilir.

 
Emzirmeye yardım eden 11 şey

+11Lanolin krem

Birçok hastane yeni annelere memelerdeki yara ve çatlakları önlemeye yardımcı olması için lanolin örnekleri verir. Bebeklerin yemesinde de sorun yoktur, o yüzden emzirmeden önce silmeniz de gerekmez.

İlk 3 ayda görülen meme reddinin nedenleri neler olabilir?

  • Yeni doğan bebeklerin emme becerilerinin zarar görmemesi için özellikle ilk 3 ay biberon ve emzik gibi materyallerle tanıştırılmaması son derece önemlidir. (Bu konuda detaylı bilgi için tıklayınız.)
  • Daha önce de belirtildiği gibi, yeni doğan bebeğin ağız içinin fizyolojik ve anatomik sağlığının emmeye engel bir sorunu olup olmadığı kontrol edilmelidir.
  • Bebeklerin alerji metabolizması emme adaptasyonlarını olumsuz etkileyebilir. Eğer bir bebekte çoklu besin alerjisi, inek sütü alerjisi ya da laktoz intoleransı söz konusu ise, bu bebekler çoğu zaman meme reddedebilirler.
  • Meme reddi yapan bir bebeğin genel sağlık durumunun da kontrol edilmesi son derece önemlidir. Örneğin, genel kas, kemik ve beyin sağlığı mutlaka değerlendirilmelidir.
  • Daha önce de belirtildiği gibi, eğer annenin bu dönemde yaşamış olduğunu varsa stres, kaygı ya da sağlık sorunu, mutlaka değerlendirilmeli ve gerekli yardım alınmalıdır.

İlk 3 aydan sonra görülen meme reddinin nedenleri neler olabilir?

  • Bazı bebeklerde 3. aydan itibaren diş çıkarma belirtileri yavaşça kendini göstermeye başlayabilir. Bunlar; yoğun salya, ellerin sürekli ağza götürülmesi, cisimlerin sürekli ağza götürülmesi, yoğun ağlama nöbetleri, huysuzluk ve uykusuzluk olarak sıralanabilir. Kimi bebek diş çıkarma döneminde ağrılarını bastırmak amacıyla şiddetli bir emme isteği duyabilirken, kimi bebek ise emmeyi tamamen reddedebilir.
  • Yine bu aylarda da bir bebeğin genel sağlık durumu; ateşli hastalıklar, enfeksiyonlar ve ağrılar meme reddine neden olabilir.
  • Bu aylardan itibaren bebekler, daha şiddetli bir biçimde çevresel faktörlerle etkileşim haline girerler. Onlara bakan kişideki değişiklik, annenin işe başlaması, ev ve mekan değişikliği gibi nedenler, bebeğin korku ve endişe yaşamasına neden olabileceğinden, bebeğin değişen ruh hali meme emmesini de olumsuz etkileyebilir.
  • Eğer bir bebek 6. ayın üzerindeyse ve ek gıda alımına başlanmışsa, ek gıdanın miktarı mutlaka kontrol edilmelidir. Çünkü ek gıda ile karnı doyan bir bebek meme emmede isteksizlik gösterebilir. Unutulmamalıdır ki, anne sütü ilk 24 ay bebeklerin temel besinidir ve ek gıda sadece ek olarak verilmelidir. Bir bebeğe verilen fazladan her ek gıda anne sütü alımını ve emme davranışını eksiltebilir.
  • Bebekler büyüdükçe ihtiyaçları da onlarla beraber büyür. Özellikle 4. aydan itibaren bebekler, hızla bilişsel beceriler, kas ve kemik koordinasyonu kazanmaya başlarlar. Bu nedenle de daha az uykuya ve daha çok oyuna ihtiyaç duyabilirler. Uzun saatler yatmak, hep aynı ortamlarda bulunmak ve eski rutinlerinin aynen devam ettirilmesini istemeyebilirler. Büyüyen bebekler artık ilk aylarda olduğu kadar uzun ve sık emmek istemeyebilirler. Çünkü birincisi, memeyi daha hızlı boşaltırlar ve ikincisi, hayatlarına meme emmek dışında başka eğlenceler, meraklar ve ilgiler de dahil olmuştur. Bu nedenle de bebek büyüdükçe ayına uygun ihtiyaçları da göz önünde bulundurularak farklı teknik ve pozisyonlarda emzirilmesi denenebilir.

Meme reddi yaşayan bir anne neler yapabilir?

  • Öncelikle, meme reddi yaşayan bir anne bu reddin süresini ve dönemini doğru değerlendirmelidir.
  • Anne, bu reddin bebeğin yaşadığı her hangi bir sağlık probleminden kaynaklanıp kaynaklanmadığından emin olmalı ve buna göre gerekli olan tedavi desteğini almalıdır.
  • Yaşanan meme reddinin süresi ve bu sürede izlenen süreç, anne ve bebeği arasında gergin, stresli ve irrite bir ilişkiye dönüşmüş olabilir. Bu nedenle anne, bu reddin üstesinden gelebilmek için sabırlı ve kararlı olarak, zedelenen ilişki yapısını sevgiyle yeniden kurmayı tekrar tekrar denemelidir. Anne, meme teklif ederken ısrarcı, baskıcı ve stresli olmamalı; emzirme ilişkisine olan inancını ve özgüvenini kaybetmemelidir.
  • Aslında meme reddinin en güzel çaresi, anne ve bebeği arasındaki doğal bağın tekrar hatırlanması olabilir. Bu süreçte anne, bebeğiyle bol bol çıplak ten teması kurarak, sabırlı ve sevecen bir ruh haliyle emzirebilir. Annenin bebeğine söylediği şarkılar ve ninniler, bebeğiyle şakalaşmaları ve oyunları hem bebeğin hem de annenin keyifli zamanlar geçirmelerini sağlayabilir. Keyifli geçirilen zamanlar keyifli bir ilişkiye dönüşerek emme becerilerinin tekrar gelişmesine olanak sağlayabilir. Büyüyen bebeklerin ayına uygun pozisyon ve tekniklerle emzirilmelerinin önemli olabileceğini söylemiştik. Bunlar; bebeğin ayakta, oturtarak, dolaşarak, uzanarak, banyoda vb. tekniklerle emzirilmesi olarak sıralanabilir. Kısacası, çoğu zaman meme reddinin en etkili çaresi keyif ve oyunla emzirmektir.

Özetle meme reddi, neden doğru anlaşıldığında ve çözüm doğru üretildiğinde çoğu zaman geçicidir.

Bir bebek, büyümeyi sürdürürken çeşitli nedenlerle herhangi bir zamanda meme reddi yapabilir. Bu sırada anneler özgüven kaybı yaşamamalı, sabır ve sevgiyle emzirmeye devam etmelilerdir. Unutmayalım ki, bir bebek meme reddini hangi zamanda yaparsa yapsın her durumda, bu işin en güzel çaresi anne ve bebeği arasındaki sevgi bağının tekrar pekiştirilmesidir.

Emzirme Psikologu Pınar Güler

İlginizi çekebilecek diğer haberler

Источник: https://hthayat.haberturk.com/hamilelik/emzirme/haber/1058949-bebekler-emmeyi-neden-reddeder

Bebeklerde Kanda Enfeksiyon Neden Olur Tedavisi Nasıl Geçer

Bebeklerde Emme İsteksizliğinin Nedenleri

Vücudumuzdaki kan; normalde mikrop veya herhangi bir yabancı madde içermeyen çok temiz olan bir sıvıdır. Kanda enfeksiyon olması ise; virüs, parazit ve bakteri gibi kanda zararlı maddelerin bulunduğu bir durum olup CRP kan testi sonucunda teşhis edilebilmektedir.

Bebeklerde de görülebilen bu durum; eğer zamanında tedavi edilmezse ciddi problemlere sebep olabilmektedir. Kanda mikrop yani enfeksiyon eğer hiç tedavi edilmezse ölümle dahi sonuçlanabilmektedir.

Bebeklerde Kanda Enfeksiyon Teşhisi

Bebeklerde kanda enfeksiyon CRP kan testi sonucunda teşhis edilebilmektedir. Eğer kan tahlilindeki CRP seviyesi yüksek ise bu; kanda enfeksiyon olduğunu gösterir. Bebeklerde görülen kanda enfeksiyon oluşumunun birçok sebebi vardır.

Bebeklerde kanda enfeksiyon daha çok doğumdan sonra uzun süre hastanede kalan ve bağışıklık sistemi güçsüzleşen bebeklerde görülür. Bir diğer yaygın sebep ise romatizmal ateşli hastalıktır.

Bebeklerdeki kanda enfeksiyon tüm vücuda hızla yayılma riski olan bir durumdur bu sebeptendir ki erken müdahale bebeğin hayatını kurtarmaktadır.

Bebeklerde Kanda Enfeksiyon Belirtileri Nelerdir?

  • Yüksek ateş: Bebeğin kanındaki bakteri, mantar ve virüs gibi zararlı organizmalar sonucu oluşan hastalıklarda da kanda enfeksiyon oluşmaktadır.
  • Meme emme isteksizliği
  • Kusma
  • İshal: Kanda enfeksiyon olan bebekte ishal de gözlemlenebilir. Bu durumda ishali; yüksek ateş, deride döküntüler ve baş ağrısı da takip edebilir. Kandaki enfeksiyonun nedeninin virüs olduğu durumlarda tüm vücutta kas ağrıları da yaşanmaktadır.
  • Huzursuzluk
  • Sarılık
  • Baş ağrısı
  • Deri döküntüsü
  • Karında şişlik
  • Vücut sıcaklığının düşmesi
  • Öksürük
  • Ciltte kaşıntı
  • Yaraların geç iyileşmesi
  • Yaralardan beklenmedik akıntıların gelmesi
  • Bilinç bulanıklığı
  • Sürekli uyuma ve halsizlik
  • Kan basıncında düşme
  • Hormonal değerlerin düşmesi
  • Organların fonksiyonlarının bozulması

Sepsis Nedir Belirtileri Nelerdir: 

Bebeklerde kanda enfeksiyon durumu ciddileşip iltihaba dönüşürse sepsis olarak adlandırılan kan zehirlenmeleri görülmektedir. Bu durumda görülebilecek sepsis belirtileri şunlardır:

  • Yüksek ateş (bazen titremeli)
  • Kalbin hızlı atması (taşikardi)
  • Hızlı nefes alıp verme
  • Aşırı terleme
  • Baş dönmesi, bilinç bulanıklığı veya baygınlık
  • İshal, bulantı, kusma
  • Cilt renginin değişmesi

Sepsis durumundan şüphelenildiği durumlarda acilen 112 ambulans aranmalıdır.

Bebeklerde Kanda Enfeksiyon Nasıl Yayılmaktadır?

  • Bebeğin tükettiği yiyeceklerin temiz ve sağlıklı olmaması
  • Kirli ellerle bebeğe temas edilmesi
  • Kan bulaşması ile
  • Deride oluşan çatlaklar

Hasta Bireyle Temas

Bu tür kan enfeksiyon durumları şu şekilde bulaşabilir: Ten teması, hapşırma, öksürme ve şahsi eşyaların ortak kullanımı.

Bağışıklık Sisteminin Zayıflaması

Normalde, kandaki mikroplar akyuvarlar tarafından kısa sürede yok edilebilmektedir.

Fakat bağışık sistemi zayıfladığında kanda enfeksiyon oluşma ihtimali yükselir ve enfeksiyon meydana geldiğinde ise iyileşme süresi uzar.

Bağışıklık sistemini zayıflatan bazı durum ve hastalıklar şunlar olabilir: Stres ve uykusuzluk, beslenme yetersizlikleri, iltihaplı romatizma, alerji vb. bazı otoimmün hastalıklar, HIV (AIDS) ve kanser.

Antibiyotik kullanımı:

Yoğun ve uzun süreli antibiyotik kullanımı da kanda mikrop oluşumuna sebep olabilir.

Açık Yaralar

Kan vücutta damar ve deri gibi kapalı bir sistemin içinde dolaşmaktadır. Bu kapalı sistem herhangi bir etken ile zarar görürse kanda enfeksiyon oluşma riski yükselir. Yaranın iltihap kapması, diş çekimi vb.

diş tedavileri, damar yolu açılması, idrar sondası takılması, cerrahi müdahaleler, vücudun başka bölgelerinde ortaya çıkan enfeksiyonlar (akciğerlerde, idrar yollarında veya sindirim kanalında sık görülür), yanıklar.

Zatürre

Akciğerde enfeksiyon sebepli oluşan iltihaplanma zatürre olarak adlandırılmaktadır. Zatürre durumunda oluşan enfeksiyon mantar,bakteri veyahut virüs nedeniyle oluşabilmektedir. Zatürrenin en yaygın belirtileri; ateş, baş ağrısı, terleme ve halsizliktir.

Enfeksiyonun Diğer Nedenleri

  • Aşısı yapılmamış bebekler aşılı bebeklere oranla daha büyük kan enfeksiyonu riski taşımaktadır.
  • Açık yara veya kesikler eğer uzun süre tedavi edilmezse; stafilokok bakterileri kan dolaşımına girerler.
  • Erken doğan bebeklerde; NICU uygulaması kateter, tüpler ve IV hatlarına dayanır. Bu uygulama için açılan kesik bebeğin kan dolaşımına mikropların girmesine yol açabilir.
  • Gebelik komolikasyonları yenidoğanlarda kan enfeksiyonuna sebep olabilir. Anne vücudundaki bakteriler doğum esnasında şu durumlar olursa bebeğin kan dolaşımına geçebilir:
  • Eğer anne rahmi veya plesantasında enfeksiyon varsa
  • Doğum öncesi amniyotik kese çok erken yırtıldıysa
  • Doğum esnasında anne ateş veya enfeksiyon yaşarsa
  • Temiz olmayan ortama doğan, yeterince iyi beslenmeyen ve bağışıklık sistemi güçsüz olan bebeklerde kan enfeksiyonu görülme riski daha yüksektir.
  • Bebeklerde görülen idrar yolları enfeksiyonu, zatürre, kulak enfeksiyonu ve bazen de menenjit hastalıklarının teşhis edilmemesi veyahut tedavi edilmemesi kan enfeksiyonu riskini yükseltmektedir.

Bebeklerde Kanda Enfeksiyon, Mikrop Nasıl Tespit Edilir?

Bebeklerde kanda enfeksiyon hastalığı; kan tahlili ile kolayca teşhis edilebilmektedir. Bu tahlil için 1 tüp kan yeterlidir. Koldaki damardan alınan bu kan laboratuvar ortamında incelenir ve CRP ve sedimantasyon değerlerine bakılarak kan enfeksiyonu olup olmadığı anlaşılır. Eğer bu değerler normal seviyede değilse enfeksiyon olduğu anlamına gelmektedir.

Bebeklerde Kanda Enfeksiyon Tedavisi

Kanda enfeksiyon belirtisi gösteren bebek acilen bir hastaneye götürülüp, yapılan tahlil ve tetkikler sonucu uygun tedaviye başlanmalıdır.

Öncelikle kan enfeksiyona sebep olan mikrop için antibiyotikler verilmeli sonrasında bebek için uygun beslenme düzeni planlanmalıdır. Eğer böyle bir durumda bebekte nefes problemi görülürse, oksijen takviyesi de verilebilmektedir.

Bebekte yüksek ateş görüldüğünde ise doktor ibuprofen veya asetaminofen gibi ateş düşürücü ilaçlar verebilir. Ebeveynler doktorun verdiği tüm tedavi önerilerine uymalıdır.

Источник: https://selmasultan.com/bebeklerde-cocuklarda-yeni-dogan-bebeklerde-kanda-mikrop-enfeksiyon

Bebeklerde Görülen Hastalıklar

Bebeklerde Emme İsteksizliğinin Nedenleri

Aylardır heyecanla beklediğiniz bebeğiniz dünyaya geldikten sonra, iki haftalık oluncaya kadar geçen sürede yeni doğan bebektir. Anne rahmindeki güvenli, korumalı ortamından çıkıp dış dünyadaki hayata ve mikroplara alışma sürecindedir. Bağışıklık sisteminin yeni yeni gelişmeye başladığı bu süreçte bazı hastalıklarla ne yazık ki karşılaşma durumu ortaya çıkmaktadır.

Bunlardan bazıları bazen kendiliğinden, bazen de tedavi süreciyle atlatılabilmektedir. Önemli olan bebeğinizin durumunu çabuk fark edip doktoruna danışarak gerekeni yapmaktır.

Yeni doğan bebeğinizin en çok yakalanma ihtimalinin olduğu hastalıklar gaz sancıları, konak, pamukçuk, sarılık, soğuk algınlığı ya da üst solunum yolları enfeksiyonları, kabızlık, ishal, pişik olarak sıralanabilir.

Yeni doğan bebeğin 1-3 ay, bazen de daha uzun süreli ,bebeğinizi ve sizi çok yoran hastalıkların başında genellikle gaz sancıları gelir. Yeni doğan bebeğin mide kapağı ilk aylarda hızlı ve iyi çalışamaz.

Beslenmeden hemen sonra bebeğin ani hareket ettirilmesi aldığı sütün gaz yapmasına ve sindirilmeden mideden geri gelmesine neden olur. Bu yüzden bebek beslendikten hemen sonra hareket ettirilmemelidir. 10-15 dakika dik pozisyonda tutulmalıdır.

Bebeğiniz ıkınıp kızararak huzursuz davranışlar sergiliyorsa, ayaklarını kasarak karnına doğru çekiyorsa, acılı ağlamaları varsa genellikle sebebi gaz sancılarıdır.

Normal olağan gaz sancılarında bebeğinizi rahatlatacak bazı öneriler şöyle sıralanabilir:

1. Karın bölgesine dairesel masajlar yapmak ve ılık bez koymak.

2. Kucağa alınarak hareket ettirmek

3. Ayaklarını karnına doğru iterek rahatlatmak

Basit önlemlere rağmen bebeğinizde geçmeyen sancılar varsa mutlaka doktora başvurulmalıdır. Doktorun öngördüğü şurup ya da damlalar kullanılabilinir.

2) Konak

Yeni doğan bebeklerde en sık görülen durumlardan biri de konaktır. Özellikle saç derisinde olduğu gibi kaşlarda da olabilir. Kuru beyaz ya da sarı renkte bir tabaka şeklindedir. Ph değeri uygun olan bebek şampuanları iyi gelebilir.

Daha etkilisi ise saf zeytinyağ ile çok az karbonat karıştırılarak bebeğin derisine sürülür. Yaklaşık olarak  yarım saat bekletilir. Sonra ince telli bir tarakla hafif hafif taranarak konaklar çıkartılır. Sonrasında duş aldırılarak temizlenir.

Bu işlem gerekli görüldüğünde haftada 2-3 kere tekrarlanabilir.

3) Pamukçuk

Diğer bir adı  da aft olarak bilinen pamukçuk hastalığı, bebeklerde oldukça sık rastlanan bir hastalıktır.

Pamukçuk genellikle ağzın iç taraflarında özellikle yanağın iç kısımlarına doğru olan, bazen de dilde ve boğaz içinde görülen beyaz lezyonlar şeklinde olan süt parçalarına benzeyen bir çeşit mantar hastalığıdır.

Zamanında tedavi edilmediği takdirde ciddi enfeksiyonlara sebep olabilir. Pamukçuk hastalığının sebepleri şunlardır:

1. Ağız Sağlığı: Bebeklerde genellikle  antibiyotik ya da ilaç kullanımından sonra ortaya çıkabilir. Bazı bebeklerde ise genetikte olabilir. Aileden birisi pamukçuk oluşumuna meyilli ise, bebeklerde görülme ihtimali daha fazladır.

Düzgün temizlenmeyen biberonlar, emziklerin bebeğe verilmesi pamukçuk ve çeşitli enfeksiyonlara neden olur. Ağzın iç kısımlarında bazen yanaklarda ya da damakta beyaz  bir tabaka halinde görülebilir. Eğer bu lezyon elle alınmak istenirse yanık görüntüsü olur ve kanayabilir.

Önlem alınmaz ise ağrılı olabilir. Bebeklerde emmeye karşı isteksizlik ,yutmada güçlük ve huzursuzluk olabilir. Pamukçuk hastalığına önlem almak için bebeğin kullandığı her türlü eşyanın steril olmasına özen gösterilmelidir. Emziren anneler meme başı temizliğine dikkat etmelidirler.

Her gün mutlaka kendi sütleriyle ya da temiz suyla yıkanarak temizlenebilir.

2. Dengesiz Beslenme: Folik asit ya da B12 vitamini eksik olan bebeklerde görülebilir. Doktor tavsiyesiyle bu vitaminler takviye edilip bağışıklık sistemi güçlendirilmelidir.

3. Alerji: Bebeğe verilen bazı hazır gıdalar pamukçuğun oluşmasına neden olur. Hastalığa sebep olan besin tespit edilerek, verilmesi durdurulmalıdır.

4) Sarılık

Sarılık anne karnındayken plasenta aracılığıyla gerçekleşen bilirubin adı verilen, cilde sarı rengi veren bir maddenin kandaki miktarının fazlalaşması yada deride birikmesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Bebekler anne karnındayken alyuvarlar normal insandan daha farklı şekilde olur.

Bebeğin doğumuyla beraber alyuvarlar bebekte de üretilmeye başlar. Önceki alyuvarların yıkılmasıyla birlikte bilirubin maddesinde artış olur. Bebeğin karaciğerinin tam çalışamadığı için bilirubini  tam işleyemez. Böylece kanda bilirubin artışı olmaya başlar. Öncelikle bebeğin göz beyazında sarılık hafifçe oluşur.

Sonrasında tüm vücuda yayılmaya başlar. Bu belirtilerin dışında bebeğin normalden fazla uyuması, emmede isteksizlik de görülebilinir. Önemli olan sarılık yayılmadan fark edip, hemen doktora  götürmektir. Genellikle zamanında doğan bebeklerin %60′ ında, erken doğan bebeklerin ise %80’inde  görülür.

Yeni doğan bebeklerin çoğunda görülen sarılık fizyolojik sarılıktır ve bir iki hafta içinde kendiliğinden geçer.

1. Sarılıktan şüphe edilen bebeklerin doktor tarafından muayene edilip kandaki bilirubin seviyesi tespit edilmelidir ve şüpheli durum varsa tedaviye başlanıp, düzenli kontrol edilmelidir.

2. Sarılık belli seviyenin üzerindeyse hastanede ışın tedavisi uygulanır.

3. Bebeğin karaciğer enzimlerini aktif hale getirmek için  bir kaç gün ilaç tedavisi uygulanabilir.

4. Eğer sarılık anne sütünden kaynaklanmıyorsa bebek daha sık emzirilir ve vücuttaki sıvı kaybı telafi edilmeye çalışılınır.

5. Eğer sarılık anne sütünden kaynaklanıyorsa anne sütü kesilmeden biraz ara verilir.

5) Soğuk Algınlığı ya da Üst Solunum Yolları Hastalıkları

Dışarıdan gelen her türlü mikrop, bakteri, virüs bebeklerde soğuk algınlığına ve üst solunum yolu enfeksiyonlarına sebep olmaktadır. Yutak, burun, sinüslerde, orta kulak da iltihaplanma yaşanabilir.

Maalesef çok küçük zamanlarında bile bebekler bu hastalıkla karşılaşabilirler. Çünkü bebeklerin bağışıklık sistemleri tamamıyla gelişmemiştir. Yetişkin bir insanda vücuda giren mikropları, kandaki bazı hücreler tanır ve hafızasına yerleştirir.

Bu mikroplar tekrar vücuda girdiğinde bunlar tanınır ve vücudumuz gerekli olan antikorları üreterek, mikropları etkisiz hale getirmeye çalışır. Fakat bebeklerde bu durum tam oluşmamıştır.

Ayrıca yeterli havalandırmanın olmaması, çok kalabalık kapalı ortamlarda bulunulması, hasta olan kişilerle birlikte aynı ortamda bulunarak temas edilmesi, yetersiz beslenme de enfeksiyonlara sebep olabilir.

Bebeklerde en sık görülen belirtiler: Burun akıntısı, hapşırık, öksürük, boğazlarda şişme, kulak ağrısı ateş, uykusuzluk, huzursuzluk, beslenmeye karşı isteksizlik olarak sıralanabilir.

Soğuk algınlığının tedavisine eğer ateş varsa doktorun verdiği şuruplar kullanılabilinir. Burun tıkanıklığı varsa fizyolojik damlalar kullanılabilinir.

Bol bol sıvı alınması sağlanmalıdır. Eğer bebek  emziriliyorsa bolca anne sütü almalıdır. Tedavi bir ile iki hafta da netice vermektedir.

6) Kabızlık

Kabızlık kalın bağırsağın sonundaki kaslar sertleşip normal geçişi önlediği zaman ortaya çıkan bir durumdur. Kaka burada kalarak kurur ve atılması zorlaşır. Bazen kaka çıkışta yırtılmalara yada çatlaklara sebep olur.

Eğer bebek normal rutininden farklı yedi sekiz  gün gecikmeli kakasını yapmıyorsa, sert yada taş gibi dışkılıyorsa. Kakasını yaparken aşırı acılı ağlıyorsa,çok ağrı hissediyorsa, anüs bölgesinde sert dışkılamadan dolayı çatlaklar varsa, dışkısında kanama görülüyorsa bebek kabız olmuş demektir. Bu süreç üç günden fazla sürmüş ise ve dışkıda kan varsa, beklemeden doktora başvurulmalıdır.

Kabızlığın bir çok farklı sebebi olabilir. Yeni doğan bebeklerde sindirim sistemi sorunu  olarak da ortaya çıkabilir. Öncelikle anne sütü alan bebeklerde kabızlık ,mama ile beslenen bebeklere göre daha az görülür. Mama alan bebeklerde farklı mamalar denenerek uygun olanı seçilebilinir.

Bazen annenin kabız olması da bebeği etkileyebilir. Anneler beslenmelerine dikkat edebilir, kabızlığı önleyici yiyeceklere ağırlık verebilirler. Ek gıdaya geçilen bebeklerde de kabızlık sorunu görülebilinir.

Özellikle unlu, katı, pirinç unlu ve içerisinde inek sütü olan besinler kabızlığı tetikleyebilir.

Bebeklerde kabızlığı gidermek için  eğer ek gıdaya geçmişse daha sulu ve lifli gıdaları tercih etmeliyiz. Suyu da bolca vermeliyiz. Bunun yanında öğün aralarında erik suyu, elma suyu, armut suyu.kayısı suyu da verilebilir.

Eğer henüz ek gıdaya geçilmemişse anne bol sıvı alır ve beslenmesine dikkat eder.

Bebeğin rahatlaması için karın bölgesine masajlar yapılabilir.

Tüm bunlara rağmen kabızlık önlenemiyorsa doktora başvurulup, bitkisel içerikli ilaçlar, lavman  ya da fitiller kısa bir dönem kullanılabilir.

Bağırsak düzenleyici prebiyotik ve prebiyotik damlalar denenebilir.

7) İshal

Bebeklerin dışkılarında yediklerine bağlı olarak farklılıkların olması normaldir. Anne sütü alan ve mama ile beslenen çocukların dışkılaması ayrı olabilir.

Fakat ishalde, bebeğin bir günde normalden fazla ve sulu bir şekilde dışkılama görülür.

Hastalığın belirtileri sıvı dışkılamanın yanında susuzluk, bulantı ve kusma ateşin yükselmesi, halsizlik, karın bölgesinde ağrı olarak belirtilebilir.

Ayrıca bebeğiniz üç aydan küçükse, art arda kusma, altı saate kadar çiş yapmama, ağızda kuruluk varsa, dışkıda kan ve yüksek ateş varsa hemen doktora başvurulmalıdır.

Genelde bakteriyel enfeksiyonlar sebep olur. Bazende kullanılan antibiyotik tarzı ilaçların yan etkisi sonucu oluşabilir. Besin zehirlenmesi sonucunda da oluşabilir.

İshalin tedavisinde ise , temel çözüm bol sıvı vermektir. Eğer bakteriyel bir sebepten kaynaklı ise doktor tarafından antibiyotik tedavisine başlanır. Bu durumda ateş yüksek olduğu için hemen tedavi uygulanır. Bazen ishal kanlı da olabilir. Prebiyotikli ishal maması da kullanılabilinir.

Bakteriyel olmayan ishalde ise hafif ateş vardır. Bebeğe diyet verilerek tedavisi sağlanabilir. Bebeğinizin ayına ve doktorunuzun tavsiyesine göre muz, lapa, kızarmış ekmek, havuç gibi katı besinler verilebilinir.

İshalin bulaşıcılığını önlemek için el temizliğine çok dikkat edilmelidir. İçilen suyun temizliği önemlidir

8) Pişik

Pişiğin diğer bir adı da amonyak dermatitidir. Popo ve kasık bölgelerinde derinin amonyak ile tahriş etmesiyle ortaya çıkar. Pişik mantarın sebep olduğu bir durumdur. Bu tür mantar dışlı ve idrarın özelliklerini sever. Nemli ve ılık ortamda hızlıca çoğalır. Bebeğin bezinin tenine temas ettiği alt bölgelerde hafif kızarıklık şeklinde başlar. Hemen önlem alınmazsa artarak çoğalabilir.

Pişiğe sebep olan etmenler şöyle sıralanabilir:

1. Parfüm yada kimyasallar içeren ıslak mendil ve havluların kullanımı,

2. Kötü hijyen

3. Bebek bezinin uzun zaman değiştirilmemesi

4. İdrar yolu enfeksiyonları yada ishal döneminde sık dışkılama yapılması

5. Mantar enfeksiyonları

6. Anne sütünden geçen bazı alerjik gıdalar

Pişiği önlemek için:

1. Bebeğin bezi kuru ve temiz tutulmalıdır.

2. Bebek kakasını yaptıktan sonra altı ılık suyla güzelce temizlenmelidir.

3. Bez bölgesinin temizliği yapılırken alkolsüz, kokusuz, yumuşak mendiller kullanılmalıdır.Gerekli görülürse bitkisel içerikli pişik kremleri kullanılabilinir.

Источник: https://evdesifa.com/bebeklerde-gorulen-hastaliklar/

Bebeklerde İştahsızlık Neden Olur? Bebeklerde İştahsızlık Belirtileri – Sağlık Ocağım .NET

Bebeklerde Emme İsteksizliğinin Nedenleri

Her çocuk dünyaya beslenme iç güdüsü ile gelir. Bebeklerin sağlıklı beslenmesi için annenin memesi dışında bir şey vermeye ilk aylarda gerek yoktur. Bazı durumlarda (diş çıkarma, enfeksiyonel hastalıklar veya bazı mide ve bağırsak problemleri gibi) çocukta ciddi bir iştahsızlık görülebilir.

Bebeklerde iştahsızlığın var olup olmadığının anlaşılması önemlidir, çünkü yapılan çalışmalar bebeklerde iştahsızlığın en temel nedeninin annenin kaygısı olduğunu göstermiştir. Anneler çocuklarının yeterli beslenmediği kaygısı duyduğu için bu kaygı çocuklarda da olumsuz etki eder, bu nedenle anne bebek ilişkisi bozulur ve çocuk gerçekten iştahsız olabilir.

Bu tür durumlarda öncelikle annenin kaygısının giderilmesi yönünde çocuk hastalıkları uzmanları anne ile iletişim kurmaya çalışır fakat çocuğun iştahsızlığının nedeni bu tür bir durum değil ise, çocukta bir aydan fazla süren iştahsızlık var ise bu durumda altta yatan ve iştahsızlığa neden olan faktör araştırılır.

Bebekte iştahsızlığın nedeni gıda alerjisi, mide ve bağırsak sisteminde bir bozukluk, kronik bir hastalık (akciğer ve kalp sorunları gibi), demir ve çinko eksikliği gibi eksiklikler olabilir.

Bebeklerde iştahsızlık hastalık belirtisi olabilir mi?

Bebekte gerçekten iştahsızlık söz konusu ise, büyüme ve gelişme çizgileri 5 persentil’in altında seyrediyor ise, aylık kilo alımı ilk 3 ay 800 gramın altında ise, ikinci 3 ayda 600 gramdan az kilo alıyor ise bu durumda çocukta bir beslenme sorunu olduğu düşünülmelidir.

  1. Alerjiye bağlı bebeklerde iştahsızlık neden olur? : İştahsızlık sorunu olan çocuklarda öncelikle çocuğun gıda alerjisi olup olmadığı araştırılmalıdır. Çocuklarda genellikle inek sütü alerjisi sık görülen bir durumdur ve bu durum bebekte kusma, iştahsızlık ve ishal ile kendini gösterebilir.
  2. Sindirim sistemi rahatsızlıklarına bağlı bebekelerde iştahsızlık : Sindirim sistemini ilgilendiren doğumsal bir tıkanıklık ve çocukta devamlı kusma var ise bu durumda da mide asidi çocuğun yemek borusunu tahriş eder ve çocukta iştahsızlık oluşur.
  3. Kronik hastalıklara bağlı bebeklerde iştahsızlık : Altta yatan kronik hastalıklar bebeklerde iştahsızlık yapabilir. Örneğin kalp hastalıkları, kronik akciğer hastalıkları (astım ve tekrarlayan bronşit gibi) durumlarda çocuk iştahsız olabilir.
  4. Diğer etkenlere bağlı bebeklerde iştahsızlık : Çok hafif seyreden bir nezleye bağlı sinüzit gelişir ise geniz akıntısı nedeni ile çocukta iştahsızlık olabilir. Çocuklarda akut enfeksiyonlar kısa süreli iştahsızlık yapabilir. Demir eksikliğine bağlı anemi gelişmesi çocukta iştahsızlığa neden olabilir. Çinko eksikliği çocukta iştahsızlık yapabilir.

Bütün bu sorunların anlaşılması için çocuğun çocuk hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirilmesi gereklidir.

Bebeklerde iştahsızlık hangi dönemlerde görülür?

Bebeklerde iştahsızlık hangi dönemlerden görülür

Bebeklerde büyüme ve gelişmenin bazı dönemleri vardır ve bazı dönemlerde büyüme hızlı olabilir iken, bazı dönemlerde büyüme yavaş olur.

İlk 6 ay bebeklerin hızlı büyüme gösterdiği dönemdir ve bebeğin gıda ihtiyacının daha fazla olduğu bir dönem olarak kabul edilebilir.

 Bu dönemde çocuğun fazla yemesine alışılır ve ikinci 6 ayda çocuğun büyümesi ve gelişmesi yavaşlar ve bebeğin daha az beslenmesi durumunda iştahsızlık varmış gibi algılanabilir.

Bu tür bir durum normaldir ve annenin kaygılanmasına gerek yoktur.

Çocuk acıktığı zaman beslenmek ister, bu nedenle annenin illede 3 saatte bir beslemem gerekiyor ısrarı çocukta iştahsızlığa neden olabilir. Anne bu konuda kendini bilinçlendirmeli ve çocuğun isteğine göre hareket etmelidir.

Bunun dışında çocuğun gerçekten iştahsız olduğu dönemlerden biri de diş çıkarma dönemleridir. Diş çıkarma dönemleri bebeklerin çok zorlandığı dönemlerdir, bu nedenle çocuk keyifsizdir ve çocuğun bu dönemlerde düzenli beslenmesi beklenmemeli ve telaş yapılmamalıdır.

Yine ek gıdaların başlandığı 6’ıncı ay ve 1 yaşları dönemlerinde ek gıdalara karşı bir alerji oluşmuş ise çocuk buna bağlı mide ve bağırsak sorunları yaşar ve iştahsızlık gelişir.

Çocuklarda ilk 6 ay ve 1 yaş civarlarında demir eksikliği gelişebilir ve bu durumda fizyolojik anemi ortaya çıkar ve demir eksikliğine bağlı iştahsızlık görülebilir. Bu gibi bir durumda çocuğun doktoru çocuğa demir takviyesi önerebilir.

Bebeklerde iştahsızlığın nedeni nasıl teşhis edilir?

Bebeğin iştahsız olduğuna kilo takibi ile karar vermek gerekir. Çocuğu takip eden doktor çocuğun kilo ve boy çizgilerine bakarak çocuğun iştahsız olduğunu anlaması mümkündür. Annenin de aynı şekilde bebeğin ıslattığı ve kaka yaptığı bez sayısını dikkat ederek yeterince beslenip beslenmediğini anlaması mümkün olabilir.

Bebeğin ilk 6 ay içinde ortalama 5 bez ıslatıyor olması ve aynı şekilde kaka yapıyor olması çocuğun yeterince anne sütü emdiğini gösterir fakat çocuk gerçekten hiç bir şey yemiyor ve büyüme, gelişme çizgileri de geriden gidiyor ise bu durumda iştahsızlığın altta yatan nedeni araştırılır.

Çocuğun doktorunun yapacağı fizik muayenede çocukta kalp ve akciğer sorunun olup olmadığı, çocukta sürekli kusmasının olup olmadığı, çocukta gıda alerjisinin olup olmadığı, gıda alerjisi tespit edilmiş ise alerji yapan gıdanın tespiti için, çocuk alerji uzmanının yapacağı araştırmalar gibi teşhis yöntemleri ile bebeğin iştahsızlığının altta yatan nedeni tespit edilmeye çalışılır.

Bebeklerde iştahsızlık belirtileri

Bebeklerde iştahsızlık için kullanılan ilaçlar

Bebeklerde kullanılan iştah açıcı ilaçlar grubunda genellikle vitaminler verilir fakat yapılan çalışmalarda fazladan vitamin vermenin çocuklarda gereksiz olduğu ortaya çıkmıştır ve çocuğun iştahını açmada bir katkısı yoktur. Dolayısı ile doğuştan iştahlı bir çocukta iştahın neden azaldığının tespit edilmesi gerekir.

Çocukta iştahsızlığa yol açan anormalliğin, eksikliğin ne olduğu araştırılmalı ve buna yönelik tedavi uygulanmalıdır. Çocukta reflü sorunu var ise, çocuğun ağzına devamlı mide içeriği geliyor ve bunun nedeni gıda alerjisi ise çocuğa alerji ilaçları verilir fakat önemli olan alerjiyi yapan gıdanın tespit edilmesi ve bu besini çocuğun beslenmesinden çıkarılmasıdır.

Genel olarak çocuklarda iştah açıcı bir ilaç veya vitamin yoktur ve neden araştırılmadan bu ilaçları vermeye gerek yoktur. Çocuğun iştahsızlığının nedeni akciğer hastalıkları, kalp hastalıkları, demir eksikliği, çinko eksikliği gibi durumlar ise öncelikle bunların tedavileri uygulanmalıdır.

Bebeklerde iştah açan yiyecek (besin) var mı?

Bebeklerde iştah açan özel bir gıda veya bir bitkisel formül yoktur ve her çocuk doğuştan iştahlı doğar.

Çocuklar büyüme iç güdüsü, beslenme iç güdüsü, anne memesini emme iç güdüsü ile doğarlar.

Dolayısı ile iştahsızlığa neden olan bir sorun (bir hastalık gibi) yok ise çocuğun beslenmesi normal olur fakat birçok ailede şimdiye kadar gözlemlenmiş olan durum, annenin çocuğunun yeteri kadar beslenmediği kaygısına kapılması ve bebeğe ısrarla besleme çabasına girmesidir. Annenin bu ısrarcılığının psikolojik olarak çocukta iştahsızlığa yol açtığı bilinmektedir.

İştahsız olan çocukta iştah açan yiyeceklerden çok, çocuğun iştahını kapatan durumların tespiti ve bu durumların ortadan kaldırılması önemlidir.

Kısacası iştahsız olan bebekte iştah açan yiyecek veya bitkisel, medikal bir tedavi aramak yerine bebeğin iştahının neden olmadığının bulunması ve bu durumun tedavisinin yapılması gerekir. Bebekte iştahsızlık var ise bu durum mutlaka çocuk hastalıkları uzmanı tarafından araştırılmalıdır.

Bebek hastalıkları ile ilgili benzer sağlık yazıları

Источник: https://www.saglikocagim.net/bebeklerde-istahszlk-neden-olur/

Bebeklerde İştahsızlık Sebepleri

Bebeklerde Emme İsteksizliğinin Nedenleri

Bebeklerde İştahsızlık Sebepleri Bebeklerde İştahsızlığın Nedenleri – Bu makaledeki notlar: bebeklerde iştahsızlık nedenleri bebeklerde iştahsızlık sebepleri..

Bebeklerde iştahsızlık bizi en çok üzen konulardan bir tanesi. Bebeklerimiz yemek yemek için nazlandıklarında ya da yemek yemeyi redettiklerinde onların yeterince beslenemediklerini düşünüp endişeleniyoruz. Özellikle ilk yılın sonunda bazı bebeklerin yeme alışkanlıkları tamamiyle değişiyor. Yemek seçebiliyor yada yemeği reddediyorlar.

Böylece yemek zamanı anne ve bebek arasında tam bir mücadeleye dönüşüyor. Bebek iştahsızlığı için ne yapabilirim?: Uzmanlar bu durumda bebeğim gelişimi normalse fazla endişelenmememizi söylüyorlar. Aşağıda Acıbadem Hastanesinin yayınladığı “Ye Oyna Sağlıklı Ol” adlı kitaptan aldığımız bir yazı var. Yararlı olacağını ümit ediyorum.

“Pek çok ebeveyn bebekleri ikinci yılında birden bire daha az yemeğe başlayıp yemeklere olan ilgisini kaybedince endişelenir, ancak bu durum hemen her zaman büyümek için daha az yakıta duyulan ihtiyaçtan kaynaklanır. Genelde bebekler ilk yıllarında aşağı yukarı 7.5 kilo alır ve 25 cm uzarlar, ancak ikinci yılda yaklaşık 2.

5 kilo alır ve 10 ila 12 cm uzarlar.kadinca.net

Eğer her öğünde porsiyonları dikkatle ölçüyorsanız ve çocuğunuz birden bire bir seferde sadece bir kaç lokma yemeye başlarsa sizi endişelendirebilir. Bu durum normaldir.

Araştırmalar çocukların her öğünde farklı farklı yiyebileceğini ancak genelde günlük aldıkları kalori miktarı aşağı yukarı sabit olacak şekilde gün içinde toplamda ne kadar yediklerini ayarlıyabileceklerini ortaya çıkarmıştır.kadinca.net

İştahsızlık ancak bir kaç öğün üst üste devam ediyorsa yada çocuğunuzun büyümesi normalin altında kalıyorsa sizi endişelendirmelidir. Çocukları aç olmadıklarında yemek yemeye zorlamanın gereği yoktur.

Eğer öğle yemeğinde yemek seçip yemezlerse daha sonra ara öğünlerde daha çok yiyerek toparlayabilirler. Bunun istisnası çocuğun kendisi için yararlı bir yiyeceği yemeği reddedip tatlıya geçmek istemesidir.

Tatlıların ve şekerlemelerin çocuğunuzun günlük yediği besinlerin ancak küçük bir kısmını oluşturduğundan emin olun, yoksa yemekleri geri çevirmeyi öğrenir.

Küçük çocukların çok yemek yemeye uygun olmayan küçük mideleri vardır. Ara öğünlerde besin değeri olmayan yiyecekler yerine sebze ve meyveler gibi sağlıklı gıdaları beslenmeye katınız. “

0–2 Yaş Dönemi Çocuklarda İştahsızlık

Çocuğunuzun en iyi şekilde beslenmesini sağlarken, hangi tutumları sergilemeniz gerektiği, karşınıza çıkan ortak sorunların neler olduğu ve bunları nasıl çözebileceğiniz konusu, çocuğunuzun iştah problemi açısından son derece önemlidir.

Sağlıklı beslenmenin, ileriki yaşlarda sağlık durumumuzun nasıl olacağını belirlemek açısından önemi çok büyüktür. Çocuğunuzun büyüme ve gelişmesinde de beslenme alışkanlıkları önemli rol oynar.

Psikolog Dilek Kırcaoğlu konu hakkında: “Çocuğunuzun beslenme alışkanlıkları ve iştah durumu ile ilgili eğer bir hastalık durumu yoksa sizin tutumlarınız birinci derecede etkilidir. Genelde çocuğunu en iyi şekilde beslemek niyetinde olan ebeveynler, yanlış tutumları nedeniyle aslında iştahsızlık problemine kendileri neden olur.

Çocuğunuz öyle ya da böyle sizin ya da ona bakan kişinin beslenme tutumlarına göre şekil alır. Bu nedenle çocuğunuzun beslenme alışkanlıklarında sorun varsa, kendi tutumlarınızı mutlaka gözden geçirmeniz gerekir.

Eğer bu konuda doğal olabilmeyi başarabilirseniz, çocuğunuzun açlık ve tokluğunu kendisinin ayarlayabileceğine inanırsanız, evinizde sağlıklı beslenme prensiplerinizi siz de kendiniz için uygularsanız, çocuğunuzun iştahıyla ilgili pek sorun kalmayacaktır.

Pek çok anne, çocuklarına ‘besleyici karışımlar’ hazırlayarak, onun yeterince doymadığı inancı ile zorlama yaparak, tabak elde dolaşarak iştahsızlık problemini kendisi oluşturur.” diyor ve 0-2 yaş dönemini şöyle anlatıyor:

0–2 yaş döneminde temel problemler ve çözümleri

Bebeğinizin beslenmesi, onun ileriki yaşlarda iştah problemi yaşayıp yaşamaması açısından son derece önemlidir. Bu dönemde, doğru beslenme tavırları sergilemeniz onun gelişiminde bir temel oluşturur. Bebeğiniz doğduğunda, ilk problem meme emmesini sağlamanız ve anne sütü verebilmenizdir.

Bu dönemde ısrarcı olmadan bebeğiniz acıktıkça anne sütü almasını sağlamalısınız. Sütünüzü sağarak bazı zamanlarda bebeğinizi biberonla da beslerseniz her ikisine de alıştırmış olursunuz ve bu da size biraz kolaylık sağlar. Bebeğiniz yeterli miktarda süt aldıktan sonra memeden uzaklaşır.

Aslında doğuştan itibaren açlık tokluk duygumuzu kontrol edebildiğimiz halde, annelerin en büyük kaygısı, bebeklerinin bu dönemde yeteri kadar süt alıp alamadıklarını anlayamadıklarını düşünmektir. “Acaba yeteri kadar beslenebiliyor mu?” endişesi, ileride sıkıntılara yol açar.

Buna yeterli kilo alıp almadığı kaygısı da eklenir.

İkinci 6 ayda en önemli problem, katı gıdalara geçiş aşamasında yaşanır. Bebeğiniz dış dünyaya ilgisini arttırdıkça, besin maddelerine karşı da ilgi gösterir. Sizin yediklerinize de bakmaya başlar. Onun için teh oluşturmayacak besin maddelerine dokunmasına, tatlarını almasına, ağzına götürmesine, damak zeinin oluşmasına izin verin.

Bu dönemde;

• Yiyecekleri bulamaç (bir sürü yiyecek karıştırılıp robottan geçirme) haline getirmeyin ve hafif pütürlü olarak verin. Tek tek verin. Bu onun pütürlü yiyeceklere kolay alışmasını ve değişik yiyecekleri keşfederek bundan keyif almasını sağlar.

• Özelikle katı yiyeceklere geçerken yapılan zorlamalar ve tüm yiyecekler karıştırılarak hazırlanan bulamaçlar, iştah problemlerinin temelini oluşturur. Bebeğiniz ilk başta yiyecekleri bir çay kaşığı kadar dener ve bazen de reddeder. Sabırlı olun. Siz stresli olursanız bebeğiniz de olacaktır.

• Kirlenmeye hazırlıklı olun.

• Ona zaman tanıyın.

• Asla ısrar etmeyin.

• Her zaman aynı miktarda yemeyebilir bundan dolayı endişelenmeyin.

• Sorun olarak gördüğünüz çoğu şey aslında sorun değil bu geçişin doğal parçasıdır. Bu şekilde görmezseniz problemler büyüyerek devam eder. Bebeğiniz sizdeki tüm kaygıları hisseder ve alır, bunu unutmayın.

• Bebeğinizin kendi kendisini beslemesi için cesaretlendirici olun ve bu şekilde daha az besleneceği konusundaki yanlış inancınızı bırakın.

• Çeşitli gıdaları sunmaya devam edin. O an yemek istemezse ısrar etmeyin daha sonra değişik tatları denemeyi sürdürün. Ona sürekli yemek seçenekleri sunmayın acıkmasına ve kendisinin talep etmesine izin verin.

Bebeğiniz bir yaşına geldiğinde, artık ailenin bir üyesi haline gelir. Evde pişen her yemeği yiyebilir. Sofraya birlikte oturabilirsiniz. Yemek zamanı aile fertlerinin bir arada olabileceği anlar yaratma açısından da önemlidir.

Bebeğiniz artık kendi kendine yeme konusunda daha fazla beceri sahibidir. Onun bu isteğine izin verin.

#div_icerik { font-family:Century Gothic, Helvetica, Arial, Verdana; font-size:12px; color:#000000; } #a_url { font-family:Century Gothic, Helvetica, Arial, Verdana; font-size:12px; text-decoration:underline; color:#0012ff; font-weight:bold; } #a_url:hover { color:#0099FF; } #div_reklam { font-family:Century Gothic, Helvetica, Arial, Verdana; font-size:10px; color:#0012ff; font-weight:bold; } #div_reklam:hover { color:#0099FF; } #reklam_resim { border:#CCCCCC 1px; border-style:dotted; padding:1px; }

Çocuklarda, İştahsızlık Hastalık Habercisi Olabilir

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Çocuk Gastroenteroloji, Hepatoloji ve Beslenme Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Mahir Gülcan, 0-2 yaş arasındaki iştahsızlığın çok önemli olduğunu belirterek “Bu dönem, sağlıklı erişkin yaşamın temelinin atıldığı dönemdir. O nedenle iştahsızlığın nedeni saptanıp tedavi edilmelidir” dedi ve ekledi:

Her az yiyen iştahsız değil

“İştahsızlık, küçük çocuğu olan pek çok ailenin sorunudur. Az yemek yediğini düşünen çocuklarının arkasından elinde kaşıkla koşan anne görüntüsü çok sık rastlanan bir görüntüdür. Her az yiyen çocuk iştahsız değildir.

Benim çocuğum yemiyor diye gelen ailelerin bebeklerine baktığımızda bazı bebeklerin kilosunun yaşına göre normal olduğunu görüyoruz. Kilosu yaşına göre normal olan çocuk bizim için genelde sağlıklı çocuktur. O nedenle öncelikle bir çocuğa iştahsız tanısı doktor incelemesiyle konmalıdır…

Nedenleri var…

İştahsızlığın birçok nedeni var. Ancak genel olarak organik ve psikolojik nedenler olarak ikiye ayırıyoruz. Organik nedenli iştahsızlık, bir hastalığın bulgusu olarak ortaya çıkar. Herhangi bir fiziksel problem olmadan meydana çıkan iştahsızlık ise psikolojik kökenli veya çocuğun beslenmesi ile ilgili yapılan uygulama hatalarından dolayı ortaya çıkan iştahsızlıktır.

Önce iştahsızlığın temelinde organik bir neden yatıyor mu diye kontrolden geçiriyoruz. Çünkü iştahsızlık beyindeki bir sorun, mide, bağırsak veya hormonlardaki bir hastalık ya da çocuklarda sık rastlanan reflü kaynaklı olabilir. Bu yüzden önemli bir hastalık belirtisi olabileceği için iştahsızlık sorunuyla gelen bir çocuk için hemen alarma geçeriz…

Çıkan sonuca göre tedavi…

Özellikle 0-2 yaş arasındaki iştahsızlık mutlaka nedeni tespit edilerek tedavi edilmesi gereken bir dönemdir. Çünkü 0-2 yaş arasında hayatın geri kalan döneminin temeli atılmaktadır. Bu dönemde vitamin, mineral, protein, karbonhidrat ve yağ gibi vücudun temel ihtiyaçlarındaki alımın eksik olması erişkin döneme negatif olarak yansır.

Bu nedenle çocuğu check-up tarzı bir taramadan geçiriyoruz. Çeşitli tetkiklerle nedeni saptamaya çalışıyoruz. Çıkan sonuçta organik bir sorun varsa onun tedavisine geçiyoruz. Organik neden bulunamamışsa o zaman psikolojik veya beslenme hatalarına bağlı nedenlerin araştırmasına geçiyoruz…

Mide çalışma hızı için mide elektrosu

Kalp elektrosu çeker gibi mide elektrosu çekilen bir cihazla midenin çalışma hızına bakıyoruz. Çünkü hiçbir hastalığı olmadığı halde midesi az çalıştığı için iştahsız olan çocuklar vardır.

Normalde mide dört saatte boşaltım yapar ancak az çalıştığında yiyecekler midede daha uzun süre kalır ve çocuk acıkmaz. Eğer midenin çalışma hızında sorun tespit edersek bu konuyla ilgili ilaçlarla tedaviye geçiyoruz. Bu genellikle iştahsızlık araştırmasında atlanan bir durumdur.

Eğer bu tetkik sonucu mide çalışma hızı normal çıkmışsa o zaman tek seçenek kalıyor: Psikolojik kökenli iştahsızlık veya uygulama hataları. Çoğu vakalarda çocuğun sağlığı iyi ama anne ve bakıcı tatmin olmadığı için çocuğa baskı yapılıyor. Çocuk da bu baskıyla ya psikolojik olarak yememe tepkisi geliştiriyor ya da kusuyor.

Bu noktada ailelerin yaptığı hataları tespit edip bunların ortadan kaldırılması için ortak plan yapıyoruz. Benim ailelere öncelikle önerim, çocuklarına iştahsızlık teşhisini kendileri koyup zorla yemek yedirmeye çalışmasınlar.

Yapılması gereken doğru uygulama; mutlaka bir beslenme uzmanı hekimden yardım alınması, iştahsızlık şikayetinin nedeninin saptanması ve tedavisinin yapılarak sorunun daha da artmasının önlenmesidir.

Bizim sağlık

Bebeklerde Öksürük Nedenleri

Bebekler, bir çok nedenden ötürü öksürebilirler.

Soğuk algınlığı bunlar arasında en yaygın olanıdır; ama onlar Boğmaca, Alerjiler, Teneffüs edilmiş zararlı maddeler ve burun / sinüs enfeksiyonu ile Tüberküloz gibi nedenlerle de öksürük nöbeti geçirebilirler. Ancak genel manada öksürüğü bir düşman değil, dost olarak almak en iyisidir.

Ciğerleri koruyan, gizli salgıları temizleyen öksürme eylemi, birçok enfeksiyondan kurtulmaya da bire birdir.

Bu anlamda öksürük bize, bedenimizin birşeylerle meşgul olduğu mesajını da aktarır. Eğer öksürük, yaygın bir soğuk algınlığından kaynaklanmışsa, ya da uyku bölünmelerine neden oluyor, veya art arda farklı içecekleri tüketmekle ilgiliyse, belki onu durdurmaya çalışmak faydalı da olabilir.

Yalnız bu noktada saat başı süren öksürük ve soğuk algınlığına bağlı sıkıntıların tedavisinin altı yaşın altındaki çocuklara uygulanması pek tavsiye olunmaz.

Ciddi ve kontrollü kimi araştırmalar, pek az orandaki çocukların bu uygulamalardan yarar sağlayabileceğini bile garanti edememektedir. Evet, bir çok çocuk burun tıkanıklığını giderici ilaçları, anti-histamini veya kimyasal öksürük azaltıcıları aldıklarında öksürük ve soğuk algınlıkları iyileşme belirtileri gösterebilmektedir.

Ama ortalama bakışla, bu ilaçların çoğu olmazsa da, aynı psikolojik etkiyi ‘olmayan ilaçları’ / plaseboları çocuklara vererek de elde edebilirsiniz. Bu koşullar altında öksürük devam edecek olursa, doktorla temas kurmanız gerekebilir. Zira yaygın bir soğuk algınlığından ötesi, bebeğinizin öksürüğünün nedeni olabilir.

alıntı

Источник: https://www.notusta.com/bebeklerde-istahsizlik-sebepleri-18130/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.