Bebeklerde Sık Görülen Cilt Hastalıkları

Bebeklerde Görülen Hastalıklar

Bebeklerde Sık Görülen Cilt Hastalıkları

Aylardır heyecanla beklediğiniz bebeğiniz dünyaya geldikten sonra, iki haftalık oluncaya kadar geçen sürede yeni doğan bebektir. Anne rahmindeki güvenli, korumalı ortamından çıkıp dış dünyadaki hayata ve mikroplara alışma sürecindedir. Bağışıklık sisteminin yeni yeni gelişmeye başladığı bu süreçte bazı hastalıklarla ne yazık ki karşılaşma durumu ortaya çıkmaktadır.

Bunlardan bazıları bazen kendiliğinden, bazen de tedavi süreciyle atlatılabilmektedir. Önemli olan bebeğinizin durumunu çabuk fark edip doktoruna danışarak gerekeni yapmaktır.

Yeni doğan bebeğinizin en çok yakalanma ihtimalinin olduğu hastalıklar gaz sancıları, konak, pamukçuk, sarılık, soğuk algınlığı ya da üst solunum yolları enfeksiyonları, kabızlık, ishal, pişik olarak sıralanabilir.

Yeni doğan bebeğin 1-3 ay, bazen de daha uzun süreli ,bebeğinizi ve sizi çok yoran hastalıkların başında genellikle gaz sancıları gelir. Yeni doğan bebeğin mide kapağı ilk aylarda hızlı ve iyi çalışamaz.

Beslenmeden hemen sonra bebeğin ani hareket ettirilmesi aldığı sütün gaz yapmasına ve sindirilmeden mideden geri gelmesine neden olur. Bu yüzden bebek beslendikten hemen sonra hareket ettirilmemelidir. 10-15 dakika dik pozisyonda tutulmalıdır.

Bebeğiniz ıkınıp kızararak huzursuz davranışlar sergiliyorsa, ayaklarını kasarak karnına doğru çekiyorsa, acılı ağlamaları varsa genellikle sebebi gaz sancılarıdır.

Normal olağan gaz sancılarında bebeğinizi rahatlatacak bazı öneriler şöyle sıralanabilir:

1. Karın bölgesine dairesel masajlar yapmak ve ılık bez koymak.

2. Kucağa alınarak hareket ettirmek

3. Ayaklarını karnına doğru iterek rahatlatmak

Basit önlemlere rağmen bebeğinizde geçmeyen sancılar varsa mutlaka doktora başvurulmalıdır. Doktorun öngördüğü şurup ya da damlalar kullanılabilinir.

2) Konak

Yeni doğan bebeklerde en sık görülen durumlardan biri de konaktır. Özellikle saç derisinde olduğu gibi kaşlarda da olabilir. Kuru beyaz ya da sarı renkte bir tabaka şeklindedir. Ph değeri uygun olan bebek şampuanları iyi gelebilir.

Daha etkilisi ise saf zeytinyağ ile çok az karbonat karıştırılarak bebeğin derisine sürülür. Yaklaşık olarak  yarım saat bekletilir. Sonra ince telli bir tarakla hafif hafif taranarak konaklar çıkartılır. Sonrasında duş aldırılarak temizlenir.

Bu işlem gerekli görüldüğünde haftada 2-3 kere tekrarlanabilir.

3) Pamukçuk

Diğer bir adı  da aft olarak bilinen pamukçuk hastalığı, bebeklerde oldukça sık rastlanan bir hastalıktır.

Pamukçuk genellikle ağzın iç taraflarında özellikle yanağın iç kısımlarına doğru olan, bazen de dilde ve boğaz içinde görülen beyaz lezyonlar şeklinde olan süt parçalarına benzeyen bir çeşit mantar hastalığıdır.

Zamanında tedavi edilmediği takdirde ciddi enfeksiyonlara sebep olabilir. Pamukçuk hastalığının sebepleri şunlardır:

1. Ağız Sağlığı: Bebeklerde genellikle  antibiyotik ya da ilaç kullanımından sonra ortaya çıkabilir. Bazı bebeklerde ise genetikte olabilir. Aileden birisi pamukçuk oluşumuna meyilli ise, bebeklerde görülme ihtimali daha fazladır.

Düzgün temizlenmeyen biberonlar, emziklerin bebeğe verilmesi pamukçuk ve çeşitli enfeksiyonlara neden olur. Ağzın iç kısımlarında bazen yanaklarda ya da damakta beyaz  bir tabaka halinde görülebilir. Eğer bu lezyon elle alınmak istenirse yanık görüntüsü olur ve kanayabilir.

Önlem alınmaz ise ağrılı olabilir. Bebeklerde emmeye karşı isteksizlik ,yutmada güçlük ve huzursuzluk olabilir. Pamukçuk hastalığına önlem almak için bebeğin kullandığı her türlü eşyanın steril olmasına özen gösterilmelidir. Emziren anneler meme başı temizliğine dikkat etmelidirler.

Her gün mutlaka kendi sütleriyle ya da temiz suyla yıkanarak temizlenebilir.

2. Dengesiz Beslenme: Folik asit ya da B12 vitamini eksik olan bebeklerde görülebilir. Doktor tavsiyesiyle bu vitaminler takviye edilip bağışıklık sistemi güçlendirilmelidir.

3. Alerji: Bebeğe verilen bazı hazır gıdalar pamukçuğun oluşmasına neden olur. Hastalığa sebep olan besin tespit edilerek, verilmesi durdurulmalıdır.

4) Sarılık

Sarılık anne karnındayken plasenta aracılığıyla gerçekleşen bilirubin adı verilen, cilde sarı rengi veren bir maddenin kandaki miktarının fazlalaşması yada deride birikmesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Bebekler anne karnındayken alyuvarlar normal insandan daha farklı şekilde olur.

Bebeğin doğumuyla beraber alyuvarlar bebekte de üretilmeye başlar. Önceki alyuvarların yıkılmasıyla birlikte bilirubin maddesinde artış olur. Bebeğin karaciğerinin tam çalışamadığı için bilirubini  tam işleyemez. Böylece kanda bilirubin artışı olmaya başlar. Öncelikle bebeğin göz beyazında sarılık hafifçe oluşur.

Sonrasında tüm vücuda yayılmaya başlar. Bu belirtilerin dışında bebeğin normalden fazla uyuması, emmede isteksizlik de görülebilinir. Önemli olan sarılık yayılmadan fark edip, hemen doktora  götürmektir. Genellikle zamanında doğan bebeklerin %60′ ında, erken doğan bebeklerin ise %80’inde  görülür.

Yeni doğan bebeklerin çoğunda görülen sarılık fizyolojik sarılıktır ve bir iki hafta içinde kendiliğinden geçer.

1. Sarılıktan şüphe edilen bebeklerin doktor tarafından muayene edilip kandaki bilirubin seviyesi tespit edilmelidir ve şüpheli durum varsa tedaviye başlanıp, düzenli kontrol edilmelidir.

2. Sarılık belli seviyenin üzerindeyse hastanede ışın tedavisi uygulanır.

3. Bebeğin karaciğer enzimlerini aktif hale getirmek için  bir kaç gün ilaç tedavisi uygulanabilir.

4. Eğer sarılık anne sütünden kaynaklanmıyorsa bebek daha sık emzirilir ve vücuttaki sıvı kaybı telafi edilmeye çalışılınır.

5. Eğer sarılık anne sütünden kaynaklanıyorsa anne sütü kesilmeden biraz ara verilir.

5) Soğuk Algınlığı ya da Üst Solunum Yolları Hastalıkları

Dışarıdan gelen her türlü mikrop, bakteri, virüs bebeklerde soğuk algınlığına ve üst solunum yolu enfeksiyonlarına sebep olmaktadır. Yutak, burun, sinüslerde, orta kulak da iltihaplanma yaşanabilir.

Maalesef çok küçük zamanlarında bile bebekler bu hastalıkla karşılaşabilirler. Çünkü bebeklerin bağışıklık sistemleri tamamıyla gelişmemiştir. Yetişkin bir insanda vücuda giren mikropları, kandaki bazı hücreler tanır ve hafızasına yerleştirir.

Bu mikroplar tekrar vücuda girdiğinde bunlar tanınır ve vücudumuz gerekli olan antikorları üreterek, mikropları etkisiz hale getirmeye çalışır. Fakat bebeklerde bu durum tam oluşmamıştır.

Ayrıca yeterli havalandırmanın olmaması, çok kalabalık kapalı ortamlarda bulunulması, hasta olan kişilerle birlikte aynı ortamda bulunarak temas edilmesi, yetersiz beslenme de enfeksiyonlara sebep olabilir.

Bebeklerde en sık görülen belirtiler: Burun akıntısı, hapşırık, öksürük, boğazlarda şişme, kulak ağrısı ateş, uykusuzluk, huzursuzluk, beslenmeye karşı isteksizlik olarak sıralanabilir.

Soğuk algınlığının tedavisine eğer ateş varsa doktorun verdiği şuruplar kullanılabilinir. Burun tıkanıklığı varsa fizyolojik damlalar kullanılabilinir.

Bol bol sıvı alınması sağlanmalıdır. Eğer bebek  emziriliyorsa bolca anne sütü almalıdır. Tedavi bir ile iki hafta da netice vermektedir.

6) Kabızlık

Kabızlık kalın bağırsağın sonundaki kaslar sertleşip normal geçişi önlediği zaman ortaya çıkan bir durumdur. Kaka burada kalarak kurur ve atılması zorlaşır. Bazen kaka çıkışta yırtılmalara yada çatlaklara sebep olur.

Eğer bebek normal rutininden farklı yedi sekiz  gün gecikmeli kakasını yapmıyorsa, sert yada taş gibi dışkılıyorsa. Kakasını yaparken aşırı acılı ağlıyorsa,çok ağrı hissediyorsa, anüs bölgesinde sert dışkılamadan dolayı çatlaklar varsa, dışkısında kanama görülüyorsa bebek kabız olmuş demektir. Bu süreç üç günden fazla sürmüş ise ve dışkıda kan varsa, beklemeden doktora başvurulmalıdır.

Kabızlığın bir çok farklı sebebi olabilir. Yeni doğan bebeklerde sindirim sistemi sorunu  olarak da ortaya çıkabilir. Öncelikle anne sütü alan bebeklerde kabızlık ,mama ile beslenen bebeklere göre daha az görülür. Mama alan bebeklerde farklı mamalar denenerek uygun olanı seçilebilinir.

Bazen annenin kabız olması da bebeği etkileyebilir. Anneler beslenmelerine dikkat edebilir, kabızlığı önleyici yiyeceklere ağırlık verebilirler. Ek gıdaya geçilen bebeklerde de kabızlık sorunu görülebilinir.

Özellikle unlu, katı, pirinç unlu ve içerisinde inek sütü olan besinler kabızlığı tetikleyebilir.

Bebeklerde kabızlığı gidermek için  eğer ek gıdaya geçmişse daha sulu ve lifli gıdaları tercih etmeliyiz. Suyu da bolca vermeliyiz. Bunun yanında öğün aralarında erik suyu, elma suyu, armut suyu.kayısı suyu da verilebilir.

Eğer henüz ek gıdaya geçilmemişse anne bol sıvı alır ve beslenmesine dikkat eder.

Bebeğin rahatlaması için karın bölgesine masajlar yapılabilir.

Tüm bunlara rağmen kabızlık önlenemiyorsa doktora başvurulup, bitkisel içerikli ilaçlar, lavman  ya da fitiller kısa bir dönem kullanılabilir.

Bağırsak düzenleyici prebiyotik ve prebiyotik damlalar denenebilir.

7) İshal

Bebeklerin dışkılarında yediklerine bağlı olarak farklılıkların olması normaldir. Anne sütü alan ve mama ile beslenen çocukların dışkılaması ayrı olabilir.

Fakat ishalde, bebeğin bir günde normalden fazla ve sulu bir şekilde dışkılama görülür.

Hastalığın belirtileri sıvı dışkılamanın yanında susuzluk, bulantı ve kusma ateşin yükselmesi, halsizlik, karın bölgesinde ağrı olarak belirtilebilir.

Ayrıca bebeğiniz üç aydan küçükse, art arda kusma, altı saate kadar çiş yapmama, ağızda kuruluk varsa, dışkıda kan ve yüksek ateş varsa hemen doktora başvurulmalıdır.

Genelde bakteriyel enfeksiyonlar sebep olur. Bazende kullanılan antibiyotik tarzı ilaçların yan etkisi sonucu oluşabilir. Besin zehirlenmesi sonucunda da oluşabilir.

İshalin tedavisinde ise , temel çözüm bol sıvı vermektir. Eğer bakteriyel bir sebepten kaynaklı ise doktor tarafından antibiyotik tedavisine başlanır. Bu durumda ateş yüksek olduğu için hemen tedavi uygulanır. Bazen ishal kanlı da olabilir. Prebiyotikli ishal maması da kullanılabilinir.

Bakteriyel olmayan ishalde ise hafif ateş vardır. Bebeğe diyet verilerek tedavisi sağlanabilir. Bebeğinizin ayına ve doktorunuzun tavsiyesine göre muz, lapa, kızarmış ekmek, havuç gibi katı besinler verilebilinir.

İshalin bulaşıcılığını önlemek için el temizliğine çok dikkat edilmelidir. İçilen suyun temizliği önemlidir

8) Pişik

Pişiğin diğer bir adı da amonyak dermatitidir. Popo ve kasık bölgelerinde derinin amonyak ile tahriş etmesiyle ortaya çıkar. Pişik mantarın sebep olduğu bir durumdur. Bu tür mantar dışlı ve idrarın özelliklerini sever. Nemli ve ılık ortamda hızlıca çoğalır. Bebeğin bezinin tenine temas ettiği alt bölgelerde hafif kızarıklık şeklinde başlar. Hemen önlem alınmazsa artarak çoğalabilir.

Pişiğe sebep olan etmenler şöyle sıralanabilir:

1. Parfüm yada kimyasallar içeren ıslak mendil ve havluların kullanımı,

2. Kötü hijyen

3. Bebek bezinin uzun zaman değiştirilmemesi

4. İdrar yolu enfeksiyonları yada ishal döneminde sık dışkılama yapılması

5. Mantar enfeksiyonları

6. Anne sütünden geçen bazı alerjik gıdalar

Pişiği önlemek için:

1. Bebeğin bezi kuru ve temiz tutulmalıdır.

2. Bebek kakasını yaptıktan sonra altı ılık suyla güzelce temizlenmelidir.

3. Bez bölgesinin temizliği yapılırken alkolsüz, kokusuz, yumuşak mendiller kullanılmalıdır.Gerekli görülürse bitkisel içerikli pişik kremleri kullanılabilinir.

Источник: https://evdesifa.com/bebeklerde-gorulen-hastaliklar/

Bebeklerde Cilt Sorunları

Bebeklerde Sık Görülen Cilt Hastalıkları

Ne kadar özen gösterirseniz gösterin eninde sonunda bebeğiniz üç aylık olmadan pişik veya benzer deri problemleriyle mutlaka karşılaşacaktır. Panik yapmayın – bunlardan bazıları kendi kendine geçer, bazılarının ise biraz tedaviye ihtiyacı olabilir.

Bebeğinizdeki pişik 7 gün içerisinde geçmiyorsa, doktorunuza danışmanız uygun olacaktır.

Bez Pişiği (Ammonia Dermatitis)

Bebeklerin üçte birinde her hangi bir zamanda pişiğe rastalanır. Tıbbi adıyla “Ammonia Dermatitis” ya da “Diaper  dermatitis” en sık rastlanan şeklidir. Kalkmış ve kızarmış bir görünümde çocuk bezi olan bölgede bulunan pişik bebeğinizin dışkısındaki bakteriler ve  idrarındaki doğal amonyaktan kaynaklanır.

Pişiğin diğer sebepleri şunlardır:

  • Hassas deri
  • Doğal koruyucu yağlarıuzaklaştıran sert sabun kullanımı
  • Çocuk bezi üzerinde uzun süre bırakılan plastik donlar sıcak ve nemli bir ortam yaratarak bakterinin gelişimini kolaylaştırır
  • Eğer nadir de olsa kumaş bez kullanıyorsanız, deterjanların ve bezin emdiği solüsyonların yetersiz durulanması
  • Sürtünme – bilhassa çocuk bezinin hassas bebek derisine veya tombul bebeklerde bebek derisinin beze sürtünmesi.

Aşağıdaki videolarda Uzm.Dr. Anıl Yeşildal, “Sık Görülen Bebek Hastalıkları”, “Antibiyotikler” ve çeşitli sağlık konuları hakkında bilgiler veriyor.

Pişiğe karşı tedavi ve önleme yolları:

  • Bebeğinizi mümkün oldukça kuru tutun, gerektikçe bezini değiştirin.
  • Mümkünse bezi açık bırakıp derinin kuruyarak iyileşmesini sağlayın.
  • Çinko oksit içeren krem ve yağlar kullanın.
  • İlave koruma rahatlığı için kenarlıklı çocuk bezi kullanın.

Pişik yarası (Candida Albicans)

Bebeğinizin pişiği birkaç günden uzun sürerse bir mantar veya bakteri enfeksiyonu oluşup daha ciddi bir tedavi gerektirebilir. En yaygın mantar enfeksiyonu Pişik yarasıdır (Candida Albicans).

Pişik olan bebeklerin yüzde 70’i bağırsaklardan gelen Candida’ya yakalanır. Fark edilmeden gelişmekle beraber bazen beyaz dairesel pul lezyonları biçiminde veya oldukça koyu kırmızı etrafı kırmızı dokulu kalkık uçlardan oluşur. Yukarıdaki tedavi ve önleme tedbirleri yanında doktorunuz tarafından önerilen mantara karşı bir losyon veya  krem  kullanmanız gerekir.

Miliaria (Prickly Heat)

Sarı sivilceye  benzer, düzgün kırmızı toplu iğne başı gibi noktalardan oluşan prickly heat, bebeğin ter kanallarındaki tıkanıklıktan
kaynaklanır.Bu noktalar iltihaplanmış gibi gözükür fakat değildir, onlar sadece bebeğin deri deliklerinin gelişiminin bir neticesidir. Tedavi gerektirme, bür süre sonra  kendiliğinden  geçecektir.

Seboreik Dermatit

Bu durum aşırı aktif sebaceous (yağ üreten) vücut bezlerinden kaynaklanır. Kaşınmamakla beraber deri kırmızı ve pul puldur. Bazen bilhassa deri birleşimlerinde, kaşlarda, kafa derisinde ve kulakların arkasında kabuk oluşabilir. Korkunç gözükebilir fakat emin olun ki sadece bir kozmetik problemi olup üç dört aylık oluncaya kadar geçer.

Atopik Dermatit

Yanaklarda başlar, altı haftalık olduktan sonra her an gelişebilir. Çok kaşınan kuru, kırmızı ve pullu bir deriye neden olur. Herşeyden  önce cilid  nemli  yuymak çok  önemlidir. Doktorunuz uygun bir tedavi önerecektir. Ancak  bu  iyileşmeyen sürekli  kontrol  altında tutumanız  gereken  bir cilt  rahatsızlığı  da olabilir.

Yanak Pişikleri (Cheek Rashes)

Salya gibi nem ile sürekli temas neticesinde oluşan ve egzemalı bebeklerde daha yaygın olan kırmızı veya kuru yanak ve çene pişikleridir. Bebeğinizin derisini kuru tutmaya çalışın, yumuşak bir temizleyici ile temizleyin ve yumuşaklık ve nem sağlamak üzere losyon veya krem sürün.

Milia (sivilce)

Beyaz toplu iğne kafası gibi noktalar halinde gözüken milia sebaceous yani  yağ bezlerinin aşırı çalışmasından kaynaklanır. Genellikle burun köprüsünde, bazen de çene ve boyunda olmak üzere neredeyse tüm yenidoğan bebeklerde olur. Doğumdan 4-6 hafta içerisinde düzeldiği için bir tedavi gerektirmez.

Genellikle ırsi olmakla beraber, bazen egzema ile ilgili olarak bebek derisi kaba, kuru ve pullu olabilir. Kurutucu sabunlardan sakınmak gerekir. pH değeri  ayarlı 5.5  olan  bebek sabunları  kullanmak  bile drurumu  düzeltebilir. Deriyi yumuşak bırakmak üzere banyodan sonra bebek yağı ve losyonları kullanınız.

Konak

Çocuğunuzun kafa derisinde kabuk oluşturan Seborrhoeic Dermatitis’in bir çeşididir. Can sıkıcı fakat kesinlikle zararsızdır.  Yine  pH değeri  ayarlı  5.5 olan  bir  bebek şampuanı  kullanmak  başa zeytinyağı-karbonat  karışımı  sürmek faydalı  olabilir. Detay için doktorunuza  danışınız.

 Üst üste gelişen kabuğu temizlemek için ılık bir bebek yağı ile masaj yapınız ve birkaç saat bekletin. Daha sonra bebeğinizin saçını arkaya doğru kabuğu temizlemek için yumuşak bir  bebek  tarağıyla tarayın ve daha sonra pH’ı  ayarlı bir  bebek şampuanıyla yıkayın.

 Gerektikçe bu uygulamayı  haftada  2-3 kez tekrar edebilirsiniz.

Çilek Lekeleri (Hemanjiom)

Genellikle doğumda bulunmayan bu kırmızı kalkık şişlikler ilk birkaç hafta sonunda gelişebilir. Bunlar derideki büyük kan damarlarının büyümesidir.

Bunlar bebeğinizin ilk yaş gününe kadar yok olmaya başlar ve 10 yaşına gelinceye kadar tamamen ortadan kalkar.

Çoğu çilek lekesi kendi kendine yok olmakla beraber göz, burun ve ağızda oluşan iri veya hızlı gelişen lekeler kendi   kendine geçmeyebilir doktor müdahalesi gerektirebilir.

Leylek Isırıkları

Göz kapkaları, alın ve boynun arkasında gelişen bu küçük kırmızı lekeler derideki kılcal damarların çıkıntısıdır. Bir yıl içerisinde veya o civarda ortadan kalkarlar.

Mongol Lekeleri

Bebeklerin çoğunda görülen bu mavi-siyah lekeler sırtın alt tarafında ve kalça üzerinde bulunur. Bunlar çürüklerle sık olarak karıştırılır, fakat sadece deri altında pigment birikiminin bir sonucudur.

Bunlar zararlı olmayıp genellikle birinci yılın sonunda ortadan kalkar. Halk arasında  karıştırılsa  sa ismi ile mongol  çocuk  arasında hiçbir  ilgi  yoktur, sadece  isim  benzerliğidir.

Zaten  Down sendromuna  da  mongol denmesi  doğru  değildir.

Yazın Deri Bakımı ve Diğer Önlemler

Sıcak havada şunları unutmayın!

  • Bebeğinizi hiçbir zaman, hele  de yazın arabanın içinde yalnız bırakmayın.
  • Çok sıcak günlerde, küçük bebekler için ev en iyi ortamdır.
  • Sıcak pişiğinden kaçınmak için bebeğinizi sıcak havalarda aşırı giydirmeyin.
  • Direk güneş altında değilseniz bir atlet ve çocuk bezi dışında hiçbirşeye ihtiyacınız olmayabilir.
  • Sentetik kumaş ve nefes almayan plastik donlardan uzak durunuz.
  • Sık sık alınan serinleme banyoları bebeğinizi rahatlatabilir. Bebeğinizi banyoda  veyasu havuzunda hiçbir zaman yalnız bırakmayınız.
  • Kenarlıklı çocuk arabaları ve pusetler havasız olabilir bu nedenle hava akımını sağlamak için kenarlarını açmak gerekebilir.

Bebeğinizin derisi özellikle hassas olup dışarıya çıkıldığında kızgın güneşten korunmak için bir koruyucunuz olmalıdır. Geniş çerçeveli bir şapka yanında gevşek bir pamuklu giysi önerilebilir.

Bebeğinizi güneşe  çıkarırken mutlaka yüksek 50 faktörlü çocuklara  özel bir güneş koruyucusu sürmelisiniz. Fakat kendiniz için  kullandığınız güneş koruyucularının bebeklerin nazik ve emici derileri uygun  olmayacağını sakın  unutmayın.

Sabahları erken saatlerde ve akşamüstü güneşin çok etkili olmadığı zamanlarda bebekle güneşe çıkmak için en uygun zaman dilimidir.

 Özellikle güneşin  dik  geldiği sıcak saatlerde gerçekten gölge olan  kısmen  daha  serin çardak-ağaç  altı gibi  bir yerde durmak, böyle  bir  ortam yoksa  da odanzıda  istirahat etmek  en iyisidir.

Şemsiye ile  korunmak  çok  yeterli değildir çünkü bebekler bu şekilde yansıyan güneşe maruz kalabilirler.

Sıcak Çarpması

Bebeğinizde şu susuz kalma belirtilerinden bir veya bir açını görürseniz ve özellikle bebeğinizde yüksek ateş de varsa derhal tıbbi yardım alınız:

  • Anormal uykusuzluk veya  aşırı uyuklama
  • Yememe ve içmeme
  • Huysuzluk veya ağlama
  • Deri sıcak ve kuru ise
  • Kuru ağız
  • Vücut ısısı 40 dereceye yaklaştı ise
  • Kusma veya ishal varsa

Источник: https://www.doktoramcam.com/bebeklerde-cilt-sorunlari/

Kışın sık görülen cilt hastalıkları

Bebeklerde Sık Görülen Cilt Hastalıkları

Sıcak-soğuk deyip mevsimler dönerken vücudumuz da etkileniyor. Hastalıklar kapıyı daha çok çalıyor, biz de doktora daha sık gider oluyoruz. Özellikle kış mevsiminde enfeksiyonlar; soğuk hava, rüzgar, hava kirliliği gibi nedenlerle bizi hasta ediyor. Hava değişimi sadece solunum yollarında hastalıklara neden olmuyor.

Cilt sağlığını da tehdit ediyor. Tabii kışın kapalı ortamlarda geçirilen vaktin uzaması, daha az su içilmesi ve terlemenin azalması da cilt sağlığımıza zarar veriyor. Tüm bu faktörler ciltte kuruluğun artmasına, bunun sonucunda da çeşitli cilt hastalıklarının gelişmesine veya alevlenmesine neden oluyor.

Stres deri hastalıklarını seviyor!

Kış aylarında cildimizi tehdit eden bir başka etken ise stres! Güneşin kış aylarında yüzünü daha az göstermesi birçok kişide depresif duygu durumuna neden oluyor. Bu yüzden stresle tetiklenen cilt hastalıklarının da görülme sıklığı artıyor.

Ciltte oluşan kızarıklık, çatlama, kaşıntı ve pullanma gibi yaşam kalitesini düşüren sorunların artmaması için bir dizi önlem almak çok önemli. Acıbadem International Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr.

Hülya Sağlam, kış mevsiminde sık görülen 5 cilt hastalığını anlattı, hastalıklar hakkında önerilerde bulundu.

Seboreik egzama (dermatit)

Egzama; stres, gıda ve birçok çevresel faktörle tekrarlanan kronik bir cilt hastalığıdır.

Soğuk hava, nem kaybı, rüzgar, uzun süren sıcak suyla yapılan banyolar… Bu etkenler en çok yüz bölgesinde; kızarıklık, kaşıntı, pullanma ile görülen ve halk arasında ‘yağ egzaması’ olarak bilinen seboreik dermatit şikayetini artıyor. Yakınmalar ayrıca saçlı deri ve göğsün üst bölgesinde de çok görülüyor. 

Ne yapmalısınız?

  • Rüzgarlı havada dışarıda zaman geçirmemek gibi çevresel faktörlere karşı önlemler almaya özen gösterin.
  • Cildinize her gün düzenli olarak yağlı olmayan nemlendirici krem sürün.
  • Seboreik egzemaya yönelik, eczanelerden temin edilen özel krem ve şampuanları tercih edin.
  • Hekiminizle düzenli olarak iletişim kurun, çünkü krem ve şampuanların zaman zaman hekim kontrolünde değişmesi gerekebiliyor.

Sedef

Sedef de stresle tetiklenen kronik bir cilt hastalığı. Ayrıca kış mevsiminde oluşan gribal enfeksiyonlar da bu hastalığı tetikleyebiliyor.

Güneşle azalan sedef hastalığı, havaların soğumasıyla birlikte şiddetini artırıyor. Kaşıntı bazen çok şiddetli olabiliyor, genellikle diz, dirsek ve saçlı deride tutulum gelişebiliyor.

Kızarıklık ve sedef rengindeki kabuklanmalar hastalığın tipik görüntüsünü oluşturuyor. 

Ne yapmalısınız?

  • Güneş ışınlarının sedef gibi cilt hastalıklarına yararlı etkisi var. Her gün 15 dakika düzenli olarak güneş ışınlarından faydalanmayı ihmal etmeyin.
  • Kapalı ortamda çalışıyorsanız öğle saatleri arasında dışarı çıkıp temiz hava ve güneşten faydalanmaya çalışın.
  • Düzenli olarak hekiminizi ziyaret edip hastalığınızın kontrol altında olmasını sağlayın.

Kontakt dermatit

Havaların soğuması kontakt dermatit(egzama) hastalığını da tetikleyebiliyor. Özellikle soğuktan daha çok etkilenen ellerde kuruma, çatlama ve kaşıntı şikayetleri oluyor. Ellerde oluşan bu sorunlar yaşam kalitesini bozan önemli bir problem haline gelebiliyor.

Ne yapmalısınız?

  • Dışarı çıkarken soğuktan korunmak için mutlaka eldiven giyin.
  • Ellerinizi eczaneden temin ettiğiniz zeytinyağlı veya gliserinli el sabunlarıyla yıkayın.
  • Ellerinize her su değdiğinde el kremi sürmeyi alışkanlık haline getirin.
  • Bulaşık yıkarken ve iş yaparken içi pamuklu eldiven giymeyi unutmayın.
  • Hastalığın nüksetmesini önlemek için dermatoloğunuzun tedavi için verdiği ilaçları düzenli olarak kullanmayı asla ihmal etmeyin.

Kaşıntı hastalığı

Kaşıntı toplumda bir sağlık probleminin belirtisi olarak bilinse de aslında kendisi de tek başına bir hastalık olabiliyor ve tüm vücutta oluşabiliyor.

Kaşıntı hastalığının kış aylarının başlangıcında görülme sıklığı artıyor, bunun en önemli nedeni ise soğuk havanın cildimizi kurutması.

Kış aylarında ısıtıcılar nedeniyle havanın kuruması, az su içilmesi, güneş ışınlarının yeryüzüne daha az ulaşması, stres ve enfeksiyonlardaki artış, özellikle ilerleyen yaşlarda, genel bir kaşıntı şikayetine neden oluyor. 


Ne yapmalısınız?

  • Sıcak suyla banyo yapmayın.
  • Hamam ve saunaya girmeyin.
  • Duştan sonra vücudunuza nemlendirici krem sürmeyi alışkanlık haline getirin.
  • Bol su içmeye özen gösterin.
  • Baharatlı yemeklerden kaçının.
  • Stresten uzak kalmaya çalışın.

Pernio

Pernio cilt hastalığı, kışın soğuğa maruz kalınması sonucunda el, ayak, kulak ve burun gibi vücudun uç bölgelerindeki damarlarda daralmaya bağlı oluşan beslenme bozukluğu nedeniyle gelişiyor. Bu cilt hastalığında kızarıklık, kabuklanma ve yanma hissi oluşuyor. 

Ne yapmalısınız?

  • Kışın soğuk havada sokağa çıkarken eldiven kullanmayı ve yün çorap giymeyi ihmal etmeyin.
  • Kan dolaşımını bozduğu için kışın sıkı giysilerden kaçının.
  • Kan dolaşımını artırması amacıyla kış da olsa düzenli egzersiz yapmayı alışkanlık haline getirin.

Video: Kışın en çok görülen cilt hastalıkları

İlginizi çekebilir

5 adımda sağlıklı bir cilde kavuşun!

Kışın cildinize ışıltı getirin!

Cildiniz için 9 öneri

Cildiniz için nemli tavsiyeler

Erkeklere özel cilt bakım önerileri

Paylaş

Источник: https://www.acibadem.com.tr/Hayat/Bilgi/kisin-sik-gorulen-cilt-hastaliklari

Yenidoğan Bebeklerde Cilt Bakımı Konusunda Dikkat Etmeniz Gerekenler

Bebeklerde Sık Görülen Cilt Hastalıkları

Yenidoğan bebeklerin cildi çok daha hassas ve ince olduğu için özel bir bakım gerektirir.

Seçilecek ürünlerden, göbek bağı bakımına; banyo koşullarından, pişiğin önlenmesine kadar pek çok konuda anne babalar uzman doktorların kontrolünde bazı önemli noktalara dikkat etmelidir.  Memorial Şişli Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr.

Seda Günhar ve Memorial Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Aşkın Güra Nemlioğlu, yenidoğan bebeklerde cilt bakımı konusunda anne babalara önerilerde bulundu.

Yenidoğanlarda dolaşım sistemi de tam gelişim göstermemiş olduğundan, doğum sonrası cilt kızarıklıkları sık görülebilir. Ayrıca, doğum kanalından geçerken yaşanan basınç nedeniyle yüzde ve vücudun çeşitli bölgelerinde kırmızı noktalar ve morluklar da görülebilir. Bunlar genellikle bir hafta içinde gerileyerek kaybolur.

Gerileme göstermiyorsa veya yaygın olarak görülüyorsa mutlaka bir uzmana danışılmalıdır. İnce cilt tabakası, bebeklerde su ve ısı kaybına bağlı dehidratasyon yani sıvı kaybının bebeklerde daha sık yaşanmasına neden olur. Deri yoluyla su kaybında, cilt özelliklerinin yanı sıra; ortam nemi ve ısısı, bebeğin aktivitesi de önemlidir.

Bebeklerin gereğinden fazla giydirilmemeli, bulundukları ortam ısısı bebek giyinik olduğunda 22-24 derecenin üzerine çıkmamalıdır.

Rahimde sıvı bir ortamda bulunan bebeğin cildinin doğum sonrası kuru havaya alışması, 2 veya 3 hafta kadar sürebilir. Bu sebeple, doğum sonrası ilk 2-3 hafta derinin üst tabakasında cilt kuruluğu, kabuklanma ve soyulmalar görülebilir.

Eğer soyulmalar çok yaygın ise ve gerileme göstermiyorsa bu durum patolojik olabilir ve mutlaka doktora danışılmalıdır. Diğer durumlarda ebeveynlerin önceliği, bebeğin cildinin temiz ve nemli tutulması olmalıdır.

Bebek cildi yetişkinlere göre daha kuru ve nemi tutma kapasitesi daha düşük olduğu için, bebekler özellikle prematüreler enfeksiyonlara ve toksinlere karşı daha duyarlıdır. Nemlendirici özellikli bebek yağları ve losyonları kullanılabilir; su bazlı ve vazelin içerikli nemlendirici bakım losyonları ve yumuşatıcılar uygulanabilir.

Yağlı pomatlar, merhem ve kremler, deri gözeneklerini tıkayarak terlemeyi önlediği ve isiliğe neden olduğu için kullanılmamalıdır. Yenidoğan cildinde, kimyasal maddelerin çok daha hızlı emilebildiği de unutmamalıdır. Kimyasal içerikli bakım ürünleri kullanılmamalıdır.

Bebeğinizin cildiyle direkt temas eden giysilerde pamuklu kumaşlar tercih edilmelidir; giysilerin temizliğinde ciltte tahrişe neden olabileceği için deterjan ve yumuşatıcılar konusunda dikkatli olunmalıdır.  Bebek giysilerinin temizliğinde, sabun tozu kullanılabilir, giysiler bol su ile durulanmalı ve mutlaka ütülenmelidir.

Göbek kordonunun ıslanması ve nemli kalması, göbeğin düşmesini geciktirecek, aynı zamanda göbek enfeksiyonu riskini de artıracaktır. Bu sebeple, evde yaptırılacak ilk küvet banyosunun göbek kordonu kuruyup düştükten sonra yaptırılmasını tercih edilir.

Göbek kordonu düşene kadar, ılık su ve pamuklu yumuşak bir bez veya havlu ile bebek silinerek cilt temizliği sağlanabilir. Göbek kordonunun kuru kalması sağlandığı takdirde, kaynatıldıktan sonra ılıtılmış akar su altında banyo yaptırılmasında da sakınca yoktur.

Göbek kordonunun düşmesi, iki hafta kadar sürebilir. Özellikle sızıntı varsa, göbek çevresi günde iki kez %70 alkol veya özel solüsyon kullanılarak temiz bir bez yardımı ile yumuşak basılarla göbek temizlenebilir.

Göbek bakımına göbek düştükten sonra 1 veya iki gün devam edilmesini önerilir.  

Gazlı ve huzursuz bebeklerde banyo uykuya geçişi kolaylaştırır; rahat bir uyku sağlar. Bebek banyodan keyif alıyorsa, özellikle yaz aylarında her gün veya günaşırı ılık su ile banyo yaptırılmasında sakınca görülmez. Soğuk hava cilt kuruluğunu artırdığı için, kışın daha az sıklıkla (haftada 1 veya 2 kez) banyo yaptırılmalıdır.

Ancak ciltte kuruma gözlendiğinde, sabun ve şampuan kullanımı azaltılmalıdır; bazı günler sadece saf su ile duş uygulanabilir. Sabun ve şampuan, cildin normal şartlarda hafif asidik yapıda olan pH’sını bozduğu ve ciltteki koruyucu lipit tabakasını azalttığı için mümkün olduğunca az kullanılmalıdır.

Cilt temizliği için nötr pH’lı, boya ve parfüm içermeyen sabunlar tercih edilmelidir. Saçlar için ise yine nötr pH’a sahip, göz yakmayan bebek şampuanları kullanılabilir.

Ayrıca, sabun ve şampuanın direkt bebek cildine uygulanmaması, yeterli miktarda sabun veya şampuanın banyo süngerine veya elinize aktarıldıktan sonra köpürtülerek bebek cildine uygulanması tavsiye edilir. Bu uygulama, durulama aşamasını da kolaylaştıracaktır.

Pişik ve deri tahrişlerini önlemek için cildin sabun ve şampuan kalıntılarından iyice arındırılması, bol su ile durulanması, cildin özellikle de koltuk altları, kasıklar, boyun ve kulak arkası gibi kıvrım yerlerine kıvrımlı bölgelerin havlu yumuşak dokunuşlarla iyice kurulanması önemlidir. Cilt kuruluğunu azaltmak için, durulama suyuna parfümsüz badem yağı veya banyo yağı eklenebilir.

Pişik bakımı

Hassas ciltler ve bebeklere özel ıslak temizlik mendilleri oldukça kullanışlı olsalar da, bazı durumlarda tahrişe neden olabilir.

Özellikle bu durumlarda, ebeveynlere bez değişimlerinde evde bulunuyorlarsa veya suya erişimleri varsa bebeğin altını sadece saf su ve temiz bir pamuklu bez ile temizlemeleri önerilir. Sağlıklı ciltlerde ve su bulunmadığı ortamlarda, alkol içermeyen, su bazlı temizlik mendillerinin kullanılabilir.

Kız bebeklerde alt temizliği önden arkaya doğru yapılmalı ve her temizlikte bir bez veya bezin temiz bir tarafı kullanılarak dışkının idrar yoluna bulaşması önlenmelidir.

Kızarıklık ve pişik oluşumu varsa, bez değişimi sıklaştırılmalı, alt temizliğine daha çok özen gösterilmeli, iritasyonu artırabilecek hazır ıslak mendiller tercih edilmemelidir. Emicilik oranı yüksek bir bez kullandığınızdan emin olunmalı, her dışkı ve idrar sonrası bekletmeden bez değişimi gerçekleştirilmelidir.

Hava almayı engelleyecek kadar sıkı sarılan bezler, pişik oluşumunu tetikler. Alt değişimi sonrası cildin hava alması için bebek bir süre altı açık dinlendirilebilir. Bez bölgesine koruyucu olarak bebe yağı veya zeytinyağı uygulanabilir.

Kızarıklık ve pişik durumlarında, yıkama veya silme işlemi sonrası yumuşak bir şekilde tahriş etmeden kuruladıktan sonra, tedavi amaçlı çinko oksitli pişik preparatları kullanılması önerilir. Pudra, bakteri ve mantarların gelişimine uygun bir tabaka oluşturduğu için kullanımı genellikle önerilmemektedir.

  Birkaç günden uzun süren kızarıklık durumlarında bebeklerde mantar enfeksiyonu olasılığı ağırlık kazandığı için, mutlaka doktora danışılmalıdır. Mantar kaynaklı pişikler, bezli bölgeyi tamamen kaplayan, parlak kırmızı renkte ve kabarcıklı yapıda olur ve pişik kremi ile tedavi edilemez.

Tırnak bakımı

Özellikle cilt problemleri ve kaşıntıları olan bebeklerde tırnakların kısa tutulması daha da önem kazanmaktadır. Kaşıntı ile tahrişi artırmamak için eldiven giydirilebilir. Bebeklerin tırnakları oldukça yumuşak olduğundan, kendiliğinden yırtılarak kopabilir ve kesilecek kadar uzun olmasalar da keskinleşebilir.

Bu durumlarda kırık tırnak uçları özel bebek tırnak törpüsüyle düzleştirilebilir. Tırnak kesimi, özellikle hareketli bebeklerde ebeveynler için zorlu ve endişe verici bir süreç olabilmektedir.

Bu durumlarda, bebek uyku halindeyken, aydınlık bir ortamda küt uçlu bebek tırnak makası kullanılarak tırnak bakımı gerçekleştirilebilir. 

Güneş koruma

Bebeklerde cilt bakımında en önemli konulardan biri de güneş korumasıdır. Güneş korumasında en temel önlem; giysi, şapka ve bebek arabası güneş siperliği gibi fiziksel bariyerlerle direkt güneş ışınlarının önlenmesidir.

Tüm bebek bakım ürünlerinde olduğu gibi güneş kremi ve losyonu seçiminde de hassas davranılması önemlidir.

Aktif maddesi çinko oksit veya titanyum dioksit olan, parfümsüz, hipoalerjik, bebeklere özel geliştirilmiş güneş koruma ürünleri tercih edilmelidir.

Egzaması olan bebeğin tırnaklarını kısa tutun

Önemli bir deri hastalığı olan egzama; yüz, boyun, eller ve uzuvların kat bölgelerinde görüldüğünü ve son derece kaşıntılı, kuru, pullu kırmızı döküntüler oluşturuyor.

Genellikle 2-3 aylık bebeklerde ya da katı gıdalara başlayan 4-5 aylık bebeklerde görülen egzamanın nedenleri arasında çoğunlukla yumurta, buğday, inek sütü gibi bazı besinler ve hayvan tüyleri, yün, deterjan gibi cildi tahriş eden maddeler yer almaktadır.

Uzman yardımı alın

  • Çocuğunuz kaşınıyorsa boynunu, yüzünü, kafa derisini, ellerini ve kasık, diz ve dirsekler gibi derinin kat yerlerini herhangi bir döküntü var mı diye kontrol edin.
  • Derisini tahriş etme ihtimaline karşı tırnaklarını kısa tutun. Deri tahriş olursa kaşınmasını engellemek için ellerine eldiven giydirin.
  • Eğer bebeğinizi sütten yeni kestiyseniz, doktora gidene kadar bebeğinizi emzirmeye geri dönün.
  • Sık banyo yaptırın ancak fazla sabun kullanmayın.
  • Cildi rahatlatmak için durulama suyuna badem yağı ekleyin.
  • Cinsel bölge temizliğini su ile ya da su içeren mendillerle yapın.
Güncellenme Tarihi: 24 Ağustos 2017Yayınlanma Tarihi: 24 Ağustos 2017

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/bebeklerde-cilt-bakimi/

En Sık Görülen Cilt Hastalıkları ve Çözüm Yöntemleri

Bebeklerde Sık Görülen Cilt Hastalıkları

Cilt hastalıkları derinin üstünde oluşan yara ve benzeri izlere sebep olan bir sağlık sorunudur. Cilt hastalıklarının sayılamayacak kadar çok çeşidi vardır. Her cilt hastalığının da kendi oluşma nedeni kendi belirti şekli, kendi rahatsız etme tarzı ve kendi tedavi yöntemleri vardır.

Cilt hastalıklarına deri hastalıkları da denilebilir ve genel olarak cilt hastalıklarına dermatoz, cilt hastalıkları ile ilgilenen bilim dalına ise dermatoloji ismi verilmiştir.

Cilt hastalıkları başlıca olarak 2 dala ayrılır; mikroorganizmaların sebep olduğu deri hastalıkları ve alerjik deri hastalıkları.

Mikroorganizmaların sebep olduğu hastalıklarında organizmalar deri iltihaplanmalarına yol açarlar. Mikroorganizmalar deride oluşan herhangi bozukluğun üzerine kolayca yerleşebiliyorlar. Yaralar, yanıklar, uyuz böceklerin ısırdıkları yerler, uçuklar kolayca iltihaplanabilirler. Deri iltihaplarına dermatit denilir.

Alerjik cilt hastalıkları ise en yoğun şekilde rastlanan cilt hastalıklarıdır. Alerjik deri hastalıklarının nedenini bulmak oldukça zor bir araştırma gerektiriyor.

Çeşitli ve uzun süreç içeren deri testleri sonucunda oluşum sebepleri bulunur, hatta bazen sebep tam olarak netleştirilemeyebilir.

Bu genel bilgilerden sonra gelin en sık görülen cilt hastalıkları nelerdir bunları inceleyelim.

1) Akne

Akne, halk arasında sivilce diye bildiğimiz ve en sık rastladığımız bir çeşit cilt hastalığıdır. Akne, cildimizde bulunan yağ bezlerinden kaynaklanıyor. Normalde yağ bezlerinin salgıladığı yağlar gözenekler vasıtasıyla insan cildinin yüzeyine çıkması gerekir.

Lakin ergenlik döneminde bu yağ bezleri çok fazla yağ salgıladıklarından gözenekler, başka kelimeyle desek yağların deri yüzeyine çıkması için kullandıkları kanallar fazla yağ yüzünden tıkanır ve cilt yüzeyinde akne oluşmasına neden olur.

Yani aknenin temel sebebi bu tıkanıklıklardır.

Akne  hastalığına kişide genel olarak ergenlik döneminde, yani 12 yaşlarından itibaren rastlanır. Çoğunlukla 25 yaşından sonra pek  görülmese de bazen 30 yaşına kadar da devam edebiliyor.

Aknelerin en sık görüldüğü yerler yüz bölgesidir. Yüzdeki sivilce lekeleri birçok insanın korkulu rüyası olmuştur.

  Bazen aknelere boyun, sırt, çene, omuz, kafa derisi, kollar ve bacakların üst kısımlarında da rastlamak mümkündür.

Aknelerden kalan izler 5 ila 8 ay arasında gözde görülür halde durabilir ve sonrasında tedricen kaybolur. Akne tedavisi türüne ve yoğunluğuna göre bazen birkaç hafta, bazen de aylarca sürebilir.

Akne tedavi edilse de bazen ciltte izler bırakabiliyor, bu yüzden ciddi izler varsa dermotolog dışında kimseden tavsiye alınmaması önerilir.

Akneleri kesinlikle sıkmamak lazım, aksi takdirde bu aknelerin çoğalmasına ve kalıcı izlere sebep olur.

Akne oluşumunda temel olarak 4 ana sebep vardır.

  • Androjenler (hormonlar)
  • Artan sebum üretimi (sebum, yağ bezlerinin salgıladığı maddenin adıdır)
  • Folikülün içinde oluşan değişiklikler (foliküller kadın yumurtalıklarında olur, yumurta keseciklerini oluşturan keseciklerdir)
  • Bakteriler

Akneye Ne İyi Gelir?

Aknenin tedavisi için çoğu zaman cilt  kremlerinden istifade edilse de tamamen doğal yöntemlerle de tedavisi mümkündür. Örnek olarak, yeşil çay, çay ağacı yağı, aspirin, sarımsak, elma sirkesi ve s. gösterilebilir. Detaylar için sivilce nasıl geçer konulu makalemizi inceleyebilirsiniz.

2) Siğil

Siğil problemi her ne kadar akne kadar olmasa da çok sık şekilde rastlanan cilt hastalıklarından biridir. Siğillere aynı zamanda iyi huylu tümörler de deniliyor.

Oluşmak için vücudun belirli bölgelerini değil, her yerini uygun bulabilirler. Derinin üst tabakasında oluşur, üst tabakadaki hücreleri etkiler, hücrelerin çoğalmasına ve haddinden fazla keratin üretimine sebep olur.

İlk başlarda küçücük görünseler de ilerleyen zaman içinde büyüyebilir ve acı vermeye başlayabilirler.

Siğil bulaşıcı bir cilt hastalığıdır. Başlıca olarak, papavovirüs isimli virüs şeklinde bulaşırlar. Bunun yanı sıra doğrudan temas yoluyla, eşya yoluyla ve cinsel ilişki sonucunda da bulaşabiliyorlar.

Siğilin Tedavisi

Siğilin tedavisi ilk başlarda bulunamıyordu. Sonralarda bulunsa da bulunması için tıp alemini bayağı uğraştırmıştır. Tahmini teşhis konulsa da maalesef günümüzde hala nokta atışı tedavi yöntemi tam bulunamamıştır. Tedavisi için bulunan yöntem kurutucu ilaç yahut lazer kullanarak yakma işleminden ibarettir. Bazen çocukluk siğilleri için asit lasyonlar da kullanılıyor.

Siğil öyle bir şey ki, bazen tedavi sonucunda yok olsa bile uykuda bekler ve asla tamamen yok olup olmadığı bilinemez.

Eğer tamamen yok olmamışsa uyku döneminde yeniden gelişir ve birkaç hafta sonra aynı yerde yeniden belirebilir.

Siğilin tırnakla yahut her hangi bir kesici aletle kazınarak yok edilmeye çalışılması asla denenmemelidir, aksi takdirde bu yöntem siğilin daha da büyümesine ve çoğalmasına sebebiyet verir.

3) Uçuk Hastalığı

Uçuk hastalığı, deri yüzeyinde görülen şeffaf ve içi sıvı dolu olan kabarcıklardır. Genellikle ağız ve burun etrafında, bazen de cinsel bölge ve kalça etrafında oluşur.

Oluşum sebebi Herpes simplex tip1 virüsüdür. Uçuk hastalığı sonucunda oluşan yaralar ağrılı ve kaşıntılı olur. Bununla kalmıyor, aynı zamanda da bulaşıcıdır.

Herpes simpleks tip1 virüsü birçok kişiye bulaşır ama sadece %10 kişide uçuk meydana gelir.

Virüs taşıyıcısı olan kişi ile temastan sonra ilk 20 gün içinde birincil enfeksiyon gelişir. Ama bu uzun sürmez, maksimum 10 gün içinde iyileşir. Kabarcıklar çok hassastır ve kolaylıkla patlarlar. Patlattıktan sonra sıkıntılı ve kabuklu bir şekil alır. Birincil enfeksiyonda yaralar tamamı ile iyileşiyor ve neredeyse hiç iz bırakmıyor.

Virüsün en kötü tarafı sinir hücrelerine nüfus etmesi ve orada dinlenme aşamasına geçmesidir. Dinlenen virüs bir  süre sonra hemen hemen aynı yerde yahut da önceki yaranın yakın civarında tekrar oluşur. Enfeksiyon   genellikle ateşlenme, aşırı güneş altında durma ve adet gibi durumlarda tekrarlanır.

Bazen ise enfeksiyonun oluşması için her  hangi bir neden olması şart değildir.

Uçuk Tedavisi Nasıl Olur?

Maalesef ki bizleri herpes simpleks virüsünden koruyacak herhangi bir aşı yoktur. Doktorunuzun tavsiye edeceği uçuk merhemleri uçuğu bariz ve etkili şekilde tedavi edebiliyor. Herpes simpleks enfeksiyonlarına tam tedavi bulmakla beraber, tekrarları azaltmak ve ortadan kaldırmak yönünde araştırmalar devam ediyor.

4) Cilt Lekeleri

Bahsettiğim cilt hastalıkları bazen cilt lekelerine de sebep oluyor. Cilt lekelerinin de cilt hastalıkları gibi çok ama çok türü vardır. En sık rastlanılanları ise;

Malezma

Malezma genellikle güneşe maruz kalınan bölgelerde ortaya çıkan bir cilt hastalığıdır. Malezma lekeleri kadınlarda ise gebelik zamanında da ortaya çıkabilir. Buna başlıca sebep de hamilelik zamanı vücutta  oluşan östrojen ve progesteron artışıdır. Güneş ışığının vücuda düşmesi sonucunda pigment üretimi aratarak bu lekeleri oluşturur.

Bu lekenin yanısıra doğum sonrasında oluşan lekeler de vardır. Doğumdan yaklaşık 1 sene sonra görülür. Bu leke türlerinde güneşten mümkün olduğunca korunmak gece bakımı için c vitamini serumu kullanmak oldukça önemlidir.

Yaşlılık Beni

Yaşlılık benine çoğumuz bazı yaşlı insanlarda rastlamışızdır. Bu lekeye seboreik keratoz da deniliyor. Seboreik keratoz genel olarak genetik sebeplerden dolayı oluşan bir çeşit cilt lekesidir.

Orta yaşlarda derinin renk değişikliğine neden olan faktörlerden birisidir. Yaşlılık beni normal deri benlerine benzer, lakin başlarda normal ben gibi dursa da zaman geçtikçe kabarcıklı kahverengi yahut siyah renge dönüşür.

Teşhisi ve tedavisi oldukça zordur.

Bu Makaleyi Beğendiniz mi?

Источник: https://bakimliyim.org/cilt-hastaliklari-ve-cozum-yontemleri/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.