Bel, Boyun Ağrılarında Ameliyat Ne Zaman Gerekir?

Bel, Boyun Fıtıkları | NPİSTANBUL Beyin Hastanesi

Bel, Boyun Ağrılarında Ameliyat Ne Zaman Gerekir?

Belde yer alan vücudun temel iskelet yapısını (omurga – columna vertebralis) oluşturan omur denen kemik yapıların (vertebra) arasında destek görevi yapan, hareketlerde sürtünmeyi en aza indiren diskal yapı zamanla dejenere olabileceği gibi, ters hareket, ağır kaldırma ve benzeri nedenlerle yerinden oynayabilir.

Her iki omur arasından çıkarak özellikle bacaklara doğru ilerleyen sinirler bu diskal yapının yer değiştirmesi nedeni ile baskı altında kalabilirler. Sonuç olarak bacaklarda ağrı, uyuşma, kuvvetsizlik gibi problemler oluşabilir. İleri evre hastalıkta ani idrar kaçırma problemleri dahi oluşabilir. Tanı ve tedavide esas olan klinik muayenedir.

Klinik muayene bulgularının desteklenmesi ve ayırıcı tanı için MR görüntüleme en önemli tanı aracıdır. Bacakta ve ayakta güç kaybı gelişen vakalarda hastalığın gidişatını değerlendirmede EMG yardımcı olur. Bel fıtıklarının %80-85'i Fizik Tedavi ve egzersiz uygulamaları ile düzelebilmektedir.

Fizik Tedavide yüzeyel ve derin ısıtıcılarla kan akımının artması ve iyileşmenin hızlanması sağlanır. Ağrı kesici ve kas güçlendirici elektrik akımları ile hastanın ağrısı kesilir ve zayıflamış kaslar güçlendirilir.

Traksiyon denilen elektrikli bel çekme sistemleri ile bel vücut ağırlığı oranlarında çekilerek omurga aralıklarının açılması, fıtığın küçülmesi ve sinir basısının azalması sağlanır. Fizyoterapist eşliğinde yapılan egzersizlerle de beli destekleyen kaslar güçlendirlerek belin stabilitesi arttırılır.

Uygulanacak diyet programı ile kilonun azaltılması da bele binen yükü azaltacağından şikayetlerin gerilemesini sağlar. Bel fıtıklarının sadece %2-5' inde cerrahi girişim gerektirir. Cerrahi girişimde en önemli endikasyon(gereklilik) bacakta ve ayakta kuvvet kaybının görülmesidir.

Bu durumda cerrahi girişimle sinire bası yapan disk parçası çıkartılır veya sinirin geçtiği kemik kanal genişletilir. Bir diğer cerrahi gereklilik ise 6 haftalık konservatif tedavilere cevap vermeyen ve yaşam kalitesini bozan ağrılardır.

Lomber disk cerrahisinde açık cerrahinin yanında kliniğe ve radyolojik bulgulara göre nükleoplasti, mikroskobik ya da endoskopik cerrahi uygulanabilir.

Bel Fıtığı Ameliyatında Felç Olma Riski Var mıdır?

Felç kelimesi vücudun belli bir bölümünün sinir uyarısını kaybetmesi sonucu görülür. Bunun için önemli miktarda beyin veya sinir dokusunun hasar almış olması gerekir. Bel fıtığı ise genellikle bacağa giden tek bir sinir kökünü etkiler. Dolayısıyla “felç” tanımı bu hastalık için çok ağır bir ifadedir.

Bel fıtığı ameliyatında tam tersine, fıtık tarafından ezilmiş olan sinir kökü baskıdan kurtarılmaktadır.
Usulüne uygun olarak mikrocerrahi veya endoskopik yöntemle yapılan bel fıtığı ameliyatlarında sinirin cerrah eliyle hasar alması riski %1’den az bir orandır.

Sinir hasarı oluşumunda önemli bir nokta; sinirin uzun süre fıtık nedeniyle ezilmesi, hastanın tedaviyi geciktirmesidir. Bazı hastalarda, bacakta güç kaybı veya “düşük ayak” hızla gelişir ve bu durumda ameliyat acil kabul edilir.

Halk arasında “felç” olarak adlandırılan durumların çoğu, tedaviye bağlı değil, uzun süre baskı altında kalan sinirlerin hasar görmesine bağlı olarak oluşur. Genellikle felci oluşturan, fıtığın kendisidir.

Ameliyat öncesi bel fıtığından felç olmuş hastalar ne yapmalı?
Ameliyat öncesi bel fıtığında felç belirtileri gösteren veya sinir felci olmuş hastalar için ameliyat sonrası bacak gücünde geri kazanımlar söz konusudur. Bel fıtığının ameliyatla alınmasıyla sinirin üzerindeki bası ortadan kalkmaktadır. Bundan sonraki adım, çeşitli egzersiz ve fizyoterapi yöntemlerini kullanarak ilgili kas gruplarının güçlendirilmesidir.

Bel fıtığı ameliyatı riskli midir?

Günümüzde bel fıtığı ameliyatları mikroskop veya endoskop kullanılarak yapılmaktadır. Bu gelişmiş yöntemler sayesinde cerrahlar sinirleri ameliyat esnasında zedelemek veya sinirlere zarar vermek gibi ameliyat komplikasyonlarından büyük oranda kaçınmış olurlar.

Ameliyatlar da sinir zedelenmeleri bu yöntemler sayesinde azaldığı için son yıllarda cerrahiye bağlı sorunlar oldukça azalmıştır.
Bel fıtığı ameliyatı riskleri arasında, her cerahhide görülebilecek yara yeri sorunları, enfeksiyon, kanama veya dikişlerde sorunlar nadiren ortaya çıkabilir.

Bu riskler kalıcı sorun teşkil etmezler. Bel fıtığı cerrahisinde hastanın ağrısının geçme oranı ameliyat sonrası yüksektir. Bel fıtığı ameliyatı sonrası en büyük kazancımız ağrı kısmında olmaktadır.

Ağrıdan kurtulan hastaların sinirdeki güç kayıpları zamanla yerine gelir en son olarak da bacağın etkilenen bölgesindeki uyuşma düzelmektedir.

Bel fıtığında ameliyatı gerektiren 5 durum nedir?

Ameliyatı zorunlu kılan durumlar olmadığında cerrahi önermiyoruz.

Fıtık tedavisinde cerrahi olmayan yöntemlerle mücadele edildikten ve tedavi gerçekleşmedikten sonra ameliyatın gerekli olduğu durumları ise şöyle; 1-Hastanın bacağında fıtığa bağlı güç kaybı, 2-Özellikle düşük ayak gibi nedenlerle yürümenin bozulması, 3-Çok ağrılı bir durum olan dış fıtıklar, 4-“Cauda Equina” adı verilen birçok sinir kökünün etkilenmesi, 5-Uzun süreli medikal tedaviye yanıtsız ve ilerleyici ağrı varlığı ,

bu durumlarda ameliyat gerekli olmaktadır.

Bel fıtığı operasyonları sonrası dikkat edilmesi gereken noktalar neler?

Bel fıtığı ameliyatları sonrası aktif ve sağlıklı kalmak önemlidir. Genel sağlık durumu dışında hastanın bel kaslarının da güçlendirilmesi gerekir. Ameliyattan 2-3 hafta sonra tüm hastalarımızın kaslarını güçlendirecek birtakım önlemler alıyoruz. Bu önlemler hem ameliyat öncesinde hem de sonrasında hastanın işine yaramaktadır.

Kilolu ve hareketsiz birine göre aktif spor yapan biri ameliyat sonrası çok daha hızlı iyileşme gösterir. Ameliyat sonrasında ise kas ve kemik yapısı istenilen düzeyde olmayan kişilere egzersizler vererek bu bölgeyi güçlendirmeye odaklanıyoruz. Burada amaç, bel bölgesindeki kemik ve eklemi stabilize etmek için kasların gücünü arttırmaktır.

Güçlü kas yapısı ve doğru bir duruş, sağlıklı bir omurga için şarttır.

  Tedavi Ekibimiz

Prof.Dr. A. Oğuz TANRIDAĞ

Nöroloji Uzmanı

Prof.Dr. Sultan TARLACI

Nöroloji Uzmanı

Doç.Dr. Barış METİN

Nöroloji Uzmanı

Uzm. Dr. Celal ŞALÇİNİ

Nöroloji Uzmanı

Randevu Al

Источник: https://npistanbul.com/bel-boyun-fitigi

Ağrı Tedavisi Nedir? Bel, Bacak, Kalça, Sırt ve Boyun Ağrıları için Neler Yapılabilir?

Bel, Boyun Ağrılarında Ameliyat Ne Zaman Gerekir?

Yıllar boyunca hastalara, ağrıları ile birlikte yaşamaları gerektiği söylenmiştir. Ancak, Ağrı Tedavisi Bilim Dalı’nın (Algoloji), özellikle son 20 yıl içerisinde kaydettiği gelişmeler sayesinde, günümüzde hiçbir hasta ağrıları ile yaşamaya mecbur değildir.

Ağrılar genel olarak; kas, eklem, kemik, sinir gibi vücut dokularının veya diğer organların, ani veya uzun süreli (kronik) zarar görmesiyle oluşur. Kronik ağrılar, zarar gören dokuların iyileşmesinden sonra da devam eden ağrılardır.

Uzun süre ağrı çeken kişilerde; ev ve iş hayatının olumsuz yönde etkilenmesi, genel durumlarının bozulması, giderek artan sıkıntı hali, hareketsizlik ve kilo alma, isteksizlik sık olarak rastlanan şikayetlerdir.

Bel, Bacak, Kalça, Sırt ve Boyun Ağrıları için Neler Yapılabilir?

Toplumun %80’i, hayatlarının bir döneminde; bel, sırt veya boyun bölgesinden kaynaklanan şiddetli ağrılardan yakınırlar. Başlangıçta ilaç tedavileri veya egzersizlerle hafifleyebilen bu ağrılar, daha sonra giderek şiddetlenebilirler. Yetersiz ve uygunsuz tedaviler nedeniyle, ağrılar, uzun süreli ve kalıcı hale gelebilir.

Bel ve boyun ağrılarının kaynakları; omurgayı (iskeletimizi) oluşturan kemikler, eklemler, bağlar, omurga kemikleri arasındaki yastıklar (diskler), kaslar, omurgadan çıkan sinir kökleri olabilir.

Özellikle sinirlerin üzerinde baskı olduğunda, kola veya bacağa yayılan ağrılar hissedilebilir.

Bu yapılardaki sıkışmalar ve zorlanmalar sonucunda; bel kayması, bel – boyun fıtıkları, omurilik kanalında daralma, ağrılı bel eklemi hastalıkları gibi birçok ağrılı durum ve rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. Bu rahatsızlıklarda özellikle erken dönemde müdehale etmek önemlidir.

Sık olarak uygulanan tedavilerden biri de epidural enjeksiyonlardır. Amerika Birleşik Devletlerinde, yılda 2 milyondan fazla hastaya, bel ağrıları için epidural ilaç enjeksiyonları uygulanmaktadır. Ağrının bulunduğu bölgeye yapılan bu enjeksiyon yöntemi sayesinde:

  • Ödem (şişlikler) ve baskı nedeniyle ağrı üreten sinirlerin bulunduğu alana ilaç yerleştirilmekte,
  • Tedavi edici ilacın, dolaylı olarak değil, doğrudan sinir sıkışmasının olduğu yere ulaşması sağlanmakta,
  • Sinir kökleri üzerindeki ödeme bağlı sıkışmalar kaybolmakta veya azalmakta,
  • Sinir sıkışmasına yanıt olarak oluşan ağrılı kas kasılmaları iyileşmektedir.
  • Omurgadaki eklemlerden kaynaklanan bel ve boyun ağrılarında da (Faset Eklem Hastalığı), eklem içine yapılan enjeksiyonlar sayesinde, iyileşme sağlanabilmektedir.

Uzun süren ve tekrarlayan bel, boyun ve sırt ağrılarının tedavisinde, Ağrı Tedavisi Kliniklerine başvurulması halinde:

  • Erken müdehale sonucu tedavi şansı artacak ve vücüdu güçlendirici egzersizlere hemen başlanabilecek,
  • Şikayetlerin tekrarlama olasılığı, diğer tedavilere kıyasla çok daha az olacak,
  • Tekrarlayan şikayetlere bağlı işgücü kayıpları ve masraflar ortadan kalkabilecektir (bel ağrısının, işgücü kaybı olarak A.B.D. ekonomisine verdiği zarar, yılda 60 milyar doların üzerindedir).

Bel veya Boyun Cerrahisi Sonrasında Geçmeyen ya da Şiddetlenen Ağrılar için Neler Yapılabilir?

Ağrı Tedavi Kliniklerinde takip edilen önemli hasta gruplarından biri de, bel veya boyun fıtığı veya kaymaları nedeniyle ameliyat olan, ancak bu ameliyatlardan sonra şiddetli ağrılar çeken hastalardır.

Bu hastalarda; geçirilen ameliyatın doğal bir sonucu olarak, sinir kökleri çevresinde yapışıklıklar ve iyileşme sırasında oluşan dokulara bağlı sıkışıklıklar olur.

Bunun sonucunda da, sinir kökü üzerinde sıkışma, baskı ve şiddetli ağrılar ortaya çıkabilir.

Yapışıklık olan bölgeye yönelik çeşitli tedavi yöntemleri geliştirilmiştir. Bunlardan biri de, özel enjeksiyon yöntemleri ile, ameliyatsız olarak, yapışıklıkların açılması ve sinir köklerinin rahatlatılmasıdır. Kateter denilen çok ince tüpler yardımıyla yapışıklık olan bölgeye ulaşılır ve ilaç enjeksiyonları ile tedavi uygulanır.

Kanser Ağrıları için Neler Yapılabilir?

Ağrı, kanserli hastalarda en sık karşılaşılan sorundur. Ucuz ve etkili ağrı tedavisi yöntemlerinin varlığına rağmen, kanser ağrılarının tedavisi ülkemizde yetersiz durumdadır.

Kanserli hastaların, %90’ında ağrı vardır ve hastalığın seyrine olumsuz etki edeceği gösterildiğinden, ağrı kesici tedaviye hemen başlanmalıdır.

Sıklıkla, kuvvetli ağrı kesicilerle, hastaların çoğunda, etkin ağrı tedavisi sağlanabilir.

İlaçların yetersiz kaldığı durumlarda ise, çeşitli enjeksiyonlarla sinirlerin uyuşturulması veya cilt altına yerleştirilen ince tüpler gibi yöntemlerle, çok şiddetli kanser ağrıları bile ortadan kaldırılabilir.

Zona ve Zona Sonrası Geçmeyen Ağrılarda Neler Yapılabilir

Su çiçeği hastalığına neden olan virüsün oluşturduğu, vücudun tek tarafındaki ağrılı döküntülerle seyreden hastalığa Zona adı verilir. Bağışıklık sisteminin zayıfladığı durumlarda (stres, şiddetli grip ve diğer hastalıklar, ameliyatlar veya kanser), vücutta bulunan virüs faaliyete geçer ve Zona hastalığı oluşur.

Yüz, boyun, kol, göğüs veya karın bölgesinde, tek taraflı, kırmızı döküntüler ve şiddetli ağrı ile seyreder. Ağrılarlar genellikle 3 hafta kadar sürer ve hastalık sonlanır. Döküntüler başladığında, Zona’ya yönelik kremler ve tedaviler uygulanır.

Ancak bu tedavi yeterli olmayabilir. Bu aşamada, Zona virüsünün yayıldığı sinirlerin çevresine, ilaç enjeksiyonu uygulanmalıdır.

Sinir kökünden yayılan ağrının baskılanması sayesinde, hastanın ağrısı geçer ve yalnız krem ile tedavi edilenlere göre hastalık çok daha hızlı iyileşir.

Bazı hastalarda, özellikle de ileri yaşlarda Zona geçirenlerde, hastalık sonlandığı halde şiddetli ağrılar kesilmez. Bu duruma Zona Sonrası Nevralji (Post Herpetik Nevralji) denir. Ellili yaşlardan sonra sık olarak görülür.

Gençlerde de görülebilir. Tedavisi güçtür. Bu nedenle Zona geçirirken önlem almak gerekmektedir. Zona ciddiye alınması gereken bir rahatsızlıktır.

Altmışbeş yaşın üzerindeki nüfusun, intihar nedenleri arasında, tedavi edilmemiş Zona ağrısı ilk sıralardadır.

Vücuttaki diğer nevrit ve nevraljilerde de (sinir dokusu ağrıları ve sinir ucu iltihapları) ağrı tedavisi olanakları vardır. Özellikle sık olan türü, yüzün tek tarafında çok şiddetli ağrılarla seyreden Trigeminal Nevralji’dir. Böyle durumlarda, özel ağrı ilaçları ve enjeksiyon teknikleri ile tedavi sağlanabilmektedir.

Kırık ve Kazalardan Sonra Oluşan ve Geçmeyen Kol, El ve Ayak Ağrıları için Neler Yapılabilir?

Kırıklardan sonra ortaya çıkan; el, kol veya ayaklarda çok şiddetli yanma, ağrılar ve şişmelerle seyredebilen şikayetlerde (Sudek Atrofisi, Refleks Sempatik Distrofi), erken dönemde, ağrı tedavisine başlanması gerekir. İlaç tedavileri ve Sempatik Sinir Blokajı ile başarılı sonuçlar alınmaktadır. Bu aşamadan sonra hastalar, el veya ayaklarına yönelik fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamalarını yaptırabilir hale gelmektedirler.

Ağrı Tedavisi girişimleri, kliniğimizde, C-kollu skopi cihazı ile görüntüleyerek ve ağrısız olarak yapılmakta, girişimsel uygulamaların emniyeti ve başarı oranı arttırılmaktadır.

Benzer birçok ağrılı durumun tedavisi, günümüzde olanaklı hale gelmiştir.

Özellikle toplumun büyük bir kısmını etkileyen bel ve boyun ağrılarının tedavisinde, Ağrı Tedavisi Klinikleri sayesinde, büyük ilerlemeler sağlanmıştır.

Ağrı Tedavisi Klinikleri, modern tıbbın önemli bilim dallarından biridir.

Ülkemizde de, bu alanda olumlu adımlar atılmıştır.

Источник: http://centralhospital.com/SaglikRehberi/A/agri-tedavisi-nedir/

Bel ve boyun ağrısı nedenleri neler? Nasıl tedavi edilir?

Bel, Boyun Ağrılarında Ameliyat Ne Zaman Gerekir?

Liv Hospital Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Hilal Yıldız belde ve boyunda olası ağrı nedenlerini, tedavisi ve korunma yollarını anlattı…

Fibromiyalji ağrı yapar

Modern yaşam tarzı, stres ve hareketsizlik boyun ağrısına yol açan en önemli etmenlerdir. Boyun ağrısının en sık nedeni boyun ve sırtın üst kısmındaki kas gerginlikleridir.

Masada çalışırken, televizyon seyrederken ve kitap okurken uzun süre kötü pozisyonda oturmak, bilgisayar ekranının çok yüksek veya çok alçak olması, rahatsız pozisyonda uyumak ve egzersiz sırasında boyunun fazla bükülmesi gibi günlük yaşamımızdaki bazı aktiviteler sırasında vücut duruşumuzun uygun olmaması bu tip kas gerginliklerinin en önemli nedenidir.

Yaygın vücut ağrısı ve sabahları yorgun uyanma gibi belirtilerle seyreden fibromiyalji (yumuşak doku romatizması) de boyun ve üst sırt bölgesinde ağrıya yol açan bir tablodur.

Çalışırken mola verin

Boyun omurgasında eklem kireçlenmesi, omurga kemikleri arasındaki disklerin bozulması, boyun fıtığı, boyun omurga kanalında daralma gibi boyun omurgası ve etrafındaki kas, bağ ve sinir köklerine ait bozukluklar da sıklıkla karşımıza çıkan boyun ağrısı nedenleridir.

Düşme veya kazaya bağlı boyun kaslarında zedelenmeler, omurga kemik ve eklemlerinde zedelenmeler veya kırıklar boyun ağrısına yol açan diğer nedenlerdir. Seyrek olarak da kemik erimesine bağlı çökmeler, omurgada enfeksiyon ve tümörler de boyun bölgesinde ağrı yapan nedenleri oluşturur.

Boyun ve sırt kasları gerginliklerine bağlı boyun ağrılarını önlemek için öncelikle çalışma masası, oturulan koltuk ve bilgisayarın konumu ve yüksekliğinin, uyuma ve oturma pozisyonlarının düzgün olması, uygun bir yastık seçimi gibi ergonomik düzenlemeler yapmak gerekir.

Bilgisayar ile çalışılıyorsa çalışmaya sık ara verilmesi ve çalışılırken sıklıkla telefon kullanmak gerekiyorsa, kulaklık kullanılması önerilir. Boyun ağrısından korunmak için düzenli olarak boyun kasları germe ve kuvvetlendirme egzersizlerinin yapılması çok önemlidir.

Ağrınız uzun sürüyorsa

Birkaç günden uzun süren ağrı ve tutukluk varlığında veya boyundan kollara yayılan ağrı veya uyuşma gibi bulgular varsa mutlaka bir doktora başvurmak gerekir. Bazı durumlarda boyun ağrısının röntgen, tomografi veya MR gibi görüntüleme yöntemleri veya kan tahlilleri gibi tetkiklerle araştırılması doğru bir tanının konması için gerekli olabilir.

Tanıya göre uygulanacak tedavi belirlenir. Cerrahi tedavi gerektiren bir durum söz konusu değilse, fizik tedavi, ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçlar, enjeksiyonlar ve manuel tedavi uygulanabilir. Fizik tedavi ve rehabilitasyon ağrıyı gidermeyi, kas spazmını çözmeyi, boyun ve sırt kaslarının kuvvetlendirilmesini ve doğru postürün sağlanmasını hedefleyen çok etkili bir tedavi yöntemidir.

Doğru oturuş çok önemli

Bel ağrıları da çok sık karşılaşılan sağlık problemlerinden biridir. Kötü pozisyonda oturma, ağır kaldırma, uzun süre ayakta veya oturarak çalışma gibi nedenlerle bel kaslarında oluşan gerginlikler bel ağrısına en sık yol açan nedenleri oluşturur.

Çalışma sırasında bel omurgasının aşırı derecede öne ve arkaya gerilmesi veya yanlara bükülmesini oluşturan hareketler ve pozisyonlardan kaçınmak gereklidir. Ağır kaldırmayı gerektiren işler yapılıyorsa mümkünse bu işlerin destek ve cihaz yardımı ile yapılması ve omurganın düzgün pozisyonda tutulması lazımdır.

Bel omurgasında yer alan disklerdeki bozulma ve yırtılmalar, omurga kemiklerinde kayma, eklemlerindeki kireçlenmeler de sıklıkla bel ağrısına yol açar. Daha seyrek nedenler de kaza veya düşmeye bağlı kırıklar, kemik erimesine bağlı çökmeler, enfeksiyon ve tümörlerdir.

Düzenli egzersiz ve spor yapın

Tedavi bel ağrısını oluşturan nedene bağlı olarak belirlenir. Tanıyı koymak için röntgen, tomografi ve MR gibi görüntüleme yöntemleri ve laboratuar tetkikleri gerekli olabilir. Tedavide cerrahi tedaviyi gerektiren bir hastalık söz konusu değilse, fizik tedavi, ilaç tedavisi, bel ve karın egzersizleri, enjeksiyonlar, manuel tedavi gibi konservatif tedaviler uygulanabilir.

Bel ağrılarında fizik tedavi verehabilitasyon uygulamaları ağrının azaltılması, kas spazmının giderilmesi, bel, karın ve pelvis kaslarının (kor kasları) kuvvetlendirilmesi ve postür eğitimine yönelik çok etkili bir tedavi uygulamasıdır.

Bel ağrısından korunmak için düzenli egzersiz ve spor önerilir. Bel ve karın kaslarının güçlü olması, aşırı kas gerginliklerinin ortadan kaldırılması için yoga ve pilates önerilen sporlardandır. Yüzmenin de bel ağrısında çok olumlu etkileri vardır.

Baş boyun kanseri nedir? Belirtileri nelerdir?

Источник: https://indigodergisi.com/2016/12/bel-boyun-agrisi-nedenleri-tedavi/

Bel fıtığında ameliyat ne zaman şart olur

Bel, Boyun Ağrılarında Ameliyat Ne Zaman Gerekir?

Bel fıtığı en çok kilolu kişilerde görülüyor. Ülkemizde polikliniğe yapılan başvurularda, bel Ağrısı ikinci sırada yer alıyor, bunların da yarısını bel fıtığı oluşturuyor.

Fıtık“, bir organın kendi sınırlarını aşıp, komşu organın alanına doğru yer değiştirmesi olarak tanımlanıyor. Bel fıtığı denilince toplumumuzda tek tedavi seçeneğinin cerrahi yöntem olduğuna dair yanlış inanış var.

Oysa fıtık tanısı konmuş hastaların ancak yüzde üç veya dördünde Ameliyat gerekiyor.

Acıbadem Fulya Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Yunus Aydın, bel fıtığında ameliyat kararı gerektiren 3 nedeni sıraladı.

Her bel ağrısı fıtık değildir

“Toplumdaki yaygın inanışın aksine her bel ağrısı, bel fıtığından kaynaklanmıyor” diyen Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Yunus Aydın sözlerine şöyle devam ediyor: “Bel ağrılarının yarıdan fazlası kas, bağ veya kemik kökenli basit ya da ciddi birçok hastalık nedeniyle oluşuyor. Bel ağrısına bacak ağrısı eklendiğinde “bel fıtığı” ihtimali artıyor”

Belirtiler, fıtığın düzeyine göre değişiyor

Belirtiler, bel fıtığının düzeyine göre değişiyor. Başlangıçta zayıflayıp incelen disk çekirdeğini çevreleyen kasnak, basınca maruz kaldığında içindeki ağrı algılayıcı sinirlerin uyarılmasıyla bel ağrısına yol açıyor.

Kasnak ile arkasından geçen sinir arasındaki boşluk dolup, sinir de baskıya uğradığında, bu sinirin görevli olduğu bacağa yayılan şiddetli ağrı oluşuyor. Sinirin basıya maruz kaldığı süre uzarsa uyuşma ve güç kaybı gelişiyor.

En sık kilolu kişilerde görülüyor

Bel fıtığı en çok kilolu kişilerde ve fizik kurala aykırı olarak omurgaya aşırı yük uygulayanlarda görülüyor. Prof. Dr. Yunus Aydın, meslek nedeniyle omurgaya dikey ve burkulma şeklinde güç uygulayanlarda bel fıtığının daha sık görüldüğüne dikkat çekiyor. Yine mesleklerinde ağır fiziksel güç harcayanlar ve ağırlık kaldırma kurallarını göz ardı edenler de risk grubuna giriyor.

Bel Fıtığında Ameliyat gerektiren 3 neden!

Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Yunus Aydın, bel fıtığında ameliyat kararı aldıran 3 nedeni şöyle sıralıyor:

1. Neden: Sinirde hasar olmayan hastalarda, öncelikle uygulanan en az 15-20 günlük mutlak yatak istirahatinden cevap alınamıyorsa ya da cevap alınmasına rağmen bu sorun sık sık nüks ediyorsa, hastanın yaşam kalitesini bozuyor ve hasta bu ağrıdan kurtulmak istiyorsa, ameliyat kararı veriliyor.

2. Neden: Bel fıtığı sinirde hasara yol açmışsa, ameliyatın gecikmeden yapılması gerekiyor. Ameliyatla ağrının ortadan kaldırılmasının yanı sıra sinirdeki hasarın geri gelmesi amaçlanıyor.

3. Neden: Çok daha nadir olan güç kaybının daha geniş alanda olduğu, her iki bacağı da etkilediği durumlarda, olaya idrar ve gaita kontrolsüzlüğü de ekleniyor. Bu hastalarda fıtıklanan parça sadece bir siniri tutmuyor, kanaldan geçen bütün sinirleri bası altına alıyor. Bu hastalarda tek çare acil ameliyat oluyor.

Amaç ağrıyı dindirmek, felç riskini önlemek

Bel fıtığı ameliyatıyla ilgili hastaları en çok kaygılandıran konu, felç kalma riski. “Sanılanın aksine mikroşirürji eğitimi almış, deneyimli bir beyin cerrahı tarafından yapıldığında felç kalma riski olmuyor. Ameliyat zaten felce engel olmak için yapılıyor.

Bizim görevimiz, hekimliğin esas işlevi olan ağrıyı dindirme sanatını icra ederken hastanın felç olmasına da engel olmaktır” diyen Prof. Dr. Yunus Aydın sözlerine şöyle devam ediyor: ” Üstelik günümüzde bel fıtığı ameliyatında oldukça başarılı sonuçlar alınıyor.

Öyle ki bel fıtığı ameliyatlarından sonra hastanın bacağındaki ağrının geçme olasılığı yüzde 95 in üzerinde oluyor. Bel ağrısının geçmesi ise hastanın yaşam tarzına ve egzersiz yapıp yapmamasına göre değişiyor”

Mikrodiskektomi yöntemi büyük konfor sunuyor

Tek mesafe fıtık ameliyatı 1.5 cm'lik bir kesiden yapılabiliyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr.

Yunus Aydın, günümüzde artık bel fıtığı ameliyatlarında Altın standart olarak kabul edilen mikrodiskektomi tekniğinde omurları birleştiren bağın da korunduğuna dikkat çekiyor.

“Mikroskobun dar alanı aydınlatma ve büyütme avantajı sayesinde sinirin zarar görme riski ortadan kalkıyor” diyen Prof. Dr. Aydın, yöntemin avantajlarını şöyle sıralıyor: “Hasta ameliyattan 3 Saat sonra yürüyebiliyor ve her türlü ihtiyacını karşılayabiliyor.

5 saatten itibaren de evine gidebiliyor. 15 günden sonra normal hayatına dönebiliyor. Üstten dikiş atılmadığı için pansuman derdi de olmuyor. Bunların yanı sıra bu teknikle ameliyat olan hastalarda fıtığın tekrar etme riski sadece yüzde 1.5 gibi oldukça düşük bir oranda oluyor.”

Источник: https://www.diyadinnet.com/saglik-1039-bel-fitiginda-ameliyat-ne-zaman-sart-olur

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть