Bel ve boyun fıtığı nasıl tedavi edilir? Ameliyat hangi durumlarda önerilir?

içerik

Hangi durumlarda bel fıtığı ameliyatı gerekir?

Bel ve boyun fıtığı nasıl tedavi edilir? Ameliyat hangi durumlarda önerilir?

Genç ya da ileri yaş fark etmiyor. Türkiye’de pek çok kişi aynı nedenle ağrı merkezlerine başvuruyor. Polikliniğe yapılan bu kişilerin şikayeti ise bel ağrısı. Bel ağrısı, Türkiye’de ikinci doktora gitme sebebi. Bunların da yarısını ise bel fıtığı oluşturuyor.

“Fıtık”, bir organın kendi sınırlarını aşıp, komşu organın alanına doğru yer değiştirmesi olarak tanımlanıyor. Bel fıtığı denilince tek tedavi seçeneğinin cerrahi yöntem olduğuna dair yanlış inanış var. Oysa fıtık tanısı konmuş kişilerin ancak yüzde üç veya dördünde ameliyat gerekiyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof.

Dr. Yunus Aydın, bel fıtığında ameliyat kararı gerektiren 3 nedeni sıraladı.

Hangi ağrı bel fıtığı?
Yaygın inanışın aksine her bel ağrısı, bel fıtığından kaynaklanmıyor. Bel ağrılarının yarıdan fazlası kas, bağ veya kemik kökenli basit ya da ciddi birçok hastalık nedeniyle oluşuyor. Bel ağrısına bacak ağrısı eklendiğinde ise bel fıtığı ihtimali artıyor.

Bel fıtığı belirtileri nelerdir?

Belirtiler, bel fıtığının düzeyine göre değişiyor. Başlangıçta zayıflayıp incelen disk çekirdeğini çevreleyen kasnak, basınca maruz kaldığında içindeki ağrı algılayıcı sinirlerin uyarılmasıyla bel ağrısına yol açıyor.

Kasnak ile arkasından geçen sinir arasındaki boşluk dolup, sinir de baskıya uğradığında, bu sinirin görevli olduğu bacağa yayılan şiddetli ağrı oluşuyor. Sinirin baskıya maruz kaldığı süre uzarsa uyuşma ve güç kaybı gelişiyor.


Fazla kilolara dikkat!

Bel fıtığı en çok kilolu kişilerde ve fizik kurala aykırı olarak omurgaya aşırı yük uygulayanlarda görülüyor.

Mesleki nedenlerle omurgaya dikey ve burkulma şeklinde güç uygulayanlarda bel fıtığıyla daha sık karşılaşıyor. Yine mesleklerinde ağır fiziksel güç harcayanlar ve ağırlık kaldırma kurallarını göz ardı edenler de risk grubuna giriyor.

Bazı kişilerde ameliyat kaçınılmaz son oluyor. Bel fıtığında ameliyat kararı aldıran 3 neden şöyle sıralanabilir:

  1. Sinirde hasar olmayan kişilerde, öncelikle uygulanan en az 15-20 günlük mutlak yatak istirahatinden cevap alınamıyorsa ya da cevap alınmasına rağmen bu sorun sık sık nüksediyorsa, kişinin yaşam kalitesini bozuyor ve kişi bu ağrıdan kurtulmak istiyorsa, ameliyat kararı veriliyor.
  2. Bel fıtığı sinirde hasara yol açmışsa, ameliyatın gecikmeden yapılması gerekiyor. Ameliyatla ağrının ortadan kaldırılmasının yanı sıra sinirdeki hasarın geri gelmesi amaçlanıyor.
  3. Çok daha nadir olan güç kaybının daha geniş alanda olduğu, her iki bacağı da etkilediği durumlarda, olaya idrar ve gaita kontrolsüzlüğü de ekleniyor. Bu kişilerde fıtık olan parça sadece bir siniri tutmuyor, kanaldan geçen bütün sinirleri baskı altına alıyor. Bu hastalarda tek çare acil ameliyat oluyor.

Ameliyattan sonra…
Bel fıtığı ameliyatıyla ilgili kişileri en çok kaygılandıran konu; felç kalma riski. Sanılanın aksine ameliyat, mikroşirürji eğitimi almış, deneyimli bir beyin cerrahı tarafından yapıldığında felç kalma riski olmuyor.

Ameliyat zaten felce engel olmak için yapılıyor. Üstelik günümüzde bel fıtığı ameliyatında oldukça başarılı sonuçlar alınıyor. Öyle ki bel fıtığı ameliyatlarından sonra kişinin bacağındaki ağrının geçme olasılığı yüzde 95’in üzerinde oluyor.

Bel ağrısının geçmesi ise hastanın yaşam tarzına ve egzersiz yapıp yapmamasına göre değişiyor.

Bel fıtığı tedavisinde mikrodiskektomi dönemi

Tek mesafe fıtık ameliyatı 1.5cm’lik bir kesiden yapılabiliyor. Günümüzde artık bel fıtığı ameliyatlarında altın standart olarak kabul edilen mikrodiskektomi tekniğinde omurları birleştiren bağ da korunuyor. Mikroskobun dar alanı aydınlatma ve büyütme avantajı sayesinde sinirin zarar görme riski ortadan kalkıyor.

Kişi ameliyattan 3 saat sonra yürüyebiliyor ve her türlü ihtiyacını karşılayabiliyor. 5 saatten itibaren de evine gidebiliyor. 15 günden sonra normal hayatına dönebiliyor. Üstten dikiş atılmadığı için pansuman da olmuyor. Bunların yanı sıra bu teknikle ameliyat olan kişilerde fıtığın tekrar etme riski, sadece yüzde 1.

5 gibi oldukça düşük bir oranda oluyor.

Video: Bel fıtığı için nasıl bir fizik tedavi uygulanıyor?

İlginizi çekebilir

Bel fıtığı neden oluşur?

Bele iyi gelen 10 şey

Bilgisayar mı kullanıyorsunuz?

10 adımda bel ve boyun sağlığınızı koruyun!

Boyun fıtığına neden olan hatalar

Paylaş

Источник: https://www.acibadem.com.tr/Hayat/Bilgi/hangi-durumlarda-bel-fitigi-ameliyati-gerekir

Boyun fıtığı neden olur? Nasıl tedavi edilir?

Bel ve boyun fıtığı nasıl tedavi edilir? Ameliyat hangi durumlarda önerilir?

Kolda güçsüzlük, baş ağrısı gibi şikayetlere neden olan hastalık, hayat kalitesine darbe vuruyor. Hastalar saçını bile tarayamaz, tornavida çeviremez hatta ağrılardan yatak yerine koltukta uyur hale geliyor. Oysa boyun fıtığı; ilaç, fizik tedavi ve cerrahi tedavi seçenekleriyle tedavi edilebiliyor ve tüm bu şikayetlere veda edilebiliyor.

Omurga ile ilgili hastalıklarda bel ağrılarından sonra ikinci sırada yer alan boyun fıtıklarının tedavisinin mümkün olduğunu vurgulayan Türkiye İş Bankası iştiraklerinden Bayındır Söğütözü Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisiuzmanı Prof. Dr. İsmail Hakkı Tekkök boyun fıtıklarının nedenlerini, belirtilerini ve tedavi seçeneklerini anlattı:

Tedavi edilebilir

  • Omurgamızın geneli ile ilgili ağrılardan en sık olanı bel ağrılarıdır. Boyun ağrıları, bel ağrılarından sonra ikinci sırada yer alır. Her yüz kişiden 7 – 8’inde ciddi bir boyun ağrısı olma riski mevcuttur.
  • Boyun fıtığında; kesin tanı için manyetik rezonans (MR) adı verilen tetkikin yapılması gerekir. MR’ın olmadığı yerlerde bilgisayarlı tomografiden yararlanılabilir ama tanı gücü kısıtlıdır.
  • Boyun fıtığı, tedavisi mümkün bir hastalıktır. Hastaların büyük çoğunluğu ilaç veya fizik tedavi yöntemlerinden yararlanır. Boyun fıtıklı hastaların ancak onda biri cerrahi tedaviye aday olur. Bu durumda da; boynun önünden mikroskop ile yapılan başarılı bir ameliyattan sonra kısa sürede normal yaşamlarına dönebilirler.

Kütletmeyin kırtlatmayın:

Boyun ağrıları da bel ağrıları gibi her yaşta olabilecek bir sağlık sorunu. Ancak hastalığın görülüş sıklığını artıran birtakım nedenlerin olduğu unutulmamalı. Boyun omurlarının kötü veya yanlış kullanımından (boyun kütletme veya kırtlatma) ya da trafik kazası – yüksekten düşme gibi ciddi bir zedelenme boyunla ilgili sorun oluşum riskini artırır.

Aşırı bilgisayar kullanımı boyna zarar:

Ev işleri, dikiş – nakış, temizlik, perde asma, yer silme gibi ev içi faaliyetleri ile bilgisayar başında yoğun çalışma gerektiren işler; boyun ağrılarını arttırıcı diğer nedenler olarak karşımıza çıkar.

Yıllar akıyor boyun kireçleniyor:

Ayrıca yaş arttıkça boyun omurlarının kireçlenmesi de boyun ağrılarına neden olur. Bu grup hastalarda boyun hareketleri kısıtlı hale gelir ve ağrı şikayeti ortaya çıkar. Bu ağrı, bazen başa doğru yayılarak, baş ağrılarına bile neden olabiliyor.

Tek kol ve baş ağrısı:

Hayat kalitesine darbe vuran boyun fıtığının belirtilerine dikkat etmekte fayda var. Hastalar genellikle tek bir kola doğru yayılan ağrıdan şikayet ederler. Ağrı, parmak uçlarına kadar yayılır ve uyuşma ile beraber olabilir. Ağrının yayıldığı kolda kuvvet kaybı olabilir. Ayrıca ağrılar bazen başa da yayılır ve ciddi baş ağrılarına neden olur.

Kolunu kaldırırken zorlanır:

Hastalar, fıtığın sinir sistemindeki seviyesine göre değişen şikayetlerde bulunurlar. Bu şikayetler; saç taramak için kolunu kaldıramamak, tornavida çevirememek, bileğini yukarı kaldıramamak, ellerine aldıkları ağır cisimleri yere düşürmek olabilir.

Gece uyurken ağrı yapar:

İleri dönemlerde koldaki zayıf kas eriyerek incelmeye de neden olabilir. Ağrı, özellikle gece uykuda aşırı derecede artar; bazı hastalar yatakta ağrı çekeceklerine koltukta uyumayı tercih ederler.

Tedavisi mümkün olan boyun fıtığında ilaç tedavisi, fizik tedavi ve cerrahi seçenekler mevcut.

Şayet boyun fıtığı kolda kuvvet kaybı, kaslarda erime ve kolda incelme yapmamışsa, genel olarak ameliyatsız yöntemlere öncelik vermek gerekir. Bu yöntemlerden ilki ilaç tedavisi olmalıdır. Ödemi alıcı ilaçlar ve kas gevşeticiler ilk planda düşünülmesi gereken ilaçlardır. İlaç tedavisine ek olarak, nadiren boyunluk ya da kollar dediğimiz destek de takılması gerekebilir.

İlaç tedavisinden on ila on beş günde yanıt alınmazsa ve hala ağrı sızı var ama kuvvet kaybı yoksa fizik tedavi ikinci seçenek olarak düşünülebilir. Başta kuvvet kaybı olsa dahi hastanın ağrısı fizik tedaviye de yanıt vermezse en son çare olarak ameliyat düşünülmeli.

Önce ilaç tedavisi ve fizik tedavi sonra cerrahi

Mikroskopla ameliyatta bir gün sonra eve dönüş

İlaç ve fizik tedavisi ile sonuç alamayan boyun fıtığı hastalarında cerrahi seçenekler gündeme gelir. Teknik olarak boyun fıtığına iki türlü yaklaşım mevcut:

Boynun önünden yapılan ameliyat: Boyun fıtıklarının daha çok görüldüğü, boynun orta ve alt kesimlerinde sıkça uygulanan cerrahi bir teknik. Boynun ön tarafından ameliyat mikroskobu kullanılarak yapılan bir girişimdir.

Değerli bir organ olan omurilik ameliyat bölgesinden uzakta kaldığı için ve mikroskop cerrahın detayları görme yeteneğini 50 – 60 kez artırdığı için daha güvenli bir ameliyattır. Kıkırdak boşaltıldıktan sonra omurgalar arasında çökme olmaması için ya hastanın kasığından alınan kendi kemiği ya da yapay bir destek (araba lastiklerine konan takoz destek gibi) konur.

Ameliyat sonuçları genellikle çok başarılıdır. Hasta ameliyatın ertesi günü eve gitmeye hazır hale gelir. İki hafta sonra da işinin başına dönebilir.

Boynun arkasından yapılan ameliyat: Üst boyun omur fıtıkları nadir görülür ve bunlara önden girilerek ulaşılması güçtür.

Üst boyun fıtıklarında ve orta ve alt boyun fıtığı 3 veya 3’ten fazla kıkırdakta olması durumunda; girişim boynun arkasından olmak zorunda olabilir. Ancak arkadan yapılan cerrahi girişimler; hem cerrah hem hasta açısından hayli zordur.

Omuriliğin fıtığın önünde olması, girişimi riskli hale getirir. Üstelik bu girişimde boyun omurlarının arka kısımlarında bulunan kemik çıkıntı ve kanatların da alınması gerekir ve bu da boynun fiziki yapısını bozar.

Kişinin ameliyattan sonraki yaşamında boynu ile ilgili birtakım yapısal bozukluklara neden olabilir. Ayrıca boynun arka kısmındaki kemik doku da eksik olacağı için hastaların kol ağrısı veya kuvvetsizliği geçse de sık boyun ağrıları ve spazmları olur.

Boyun ağrısına engel olmanın 9 yolu

Источник: https://indigodergisi.com/2016/11/boyun-fitigi-nasil-tedavi-edilir/

Bel Fıtığı Ameliyatı Nasıl Yapılır? Sonrasında Neler Yapılmalı?

Bel ve boyun fıtığı nasıl tedavi edilir? Ameliyat hangi durumlarda önerilir?

İnsan omurgası birbiri üstüne yerleşmiş 33-34 adet omurdan oluşur. Bu omurların arasından omurilik denilen sinir kordonu geçer. Omurga içinden geçen sinir kordonunu darbelerden korur. Omurilikteki sinirler tüm vücuda yayılır.

Vücuda yayılırken de öncelikle omurlar arasındaki bazı boşluklardan omurganın dışına çıkması gerekir. Sağlıklı bir insanda omurilik sinirleri gayet normal biçimde bu boşluklardan çıkabilir.

Ancak bazı olumsuz etkenler nedeniyle omurganın bel bölgesindeki sinirler omurların arasına sıkışabilir. Bunun neticesinde bel fıtığı ortaya çıkar.

Bel Fıtığı Nedenleri Nelerdir?

  ->  Bacaklardan ve kollardan destek almadan tüm yükü bele bindirerek ağırlık kaldırmak

  ->  Uzun süre ayakta durmak

  -> Diş hekimleri başta olmak üzere pek çok meslek grubunda görülen uzun süre eğik pozisyonda durma alışkanlığı

  -> Ani ve dengesiz hareketler yapmak

  -> Banyo sonrası soğuk havaya çıkmak veya klima esintisine maruz kalmak

  -> Stres nedeniyle bel bölgesindeki sinirlerin sürekli uyarılmış halde olması

  ->  Bel kaslarının yeterince çalıştırılmaması ve güçsüz kalması

  -> Genetik etkenlerden dolayı bel çevresindeki kas ve bağ dokuların zayıf olması

Bel Fıtığı Nasıl Tedavi Edilir?

Bel fıtığının tedavisinde ilk önce hastanın bilinçlendirilmesi gerekir. Hasta, uzun süre ayakta durmamalı, ağır işler yapmamalı ve yüzme gibi bel bölgesine iyi gelebilecek sporlar yapmalıdır.

Bu sporlara ek olarak bel bölgesinin gevşetilmesi ve ağrıların azaltılabilmesi için fizik tedavi rehabilitasyonları yapılır. Bazı hastalara bel bölgesinin desteklenebilmesi için korse kullanımı önerilir. Korse bir tedavi aracı değildir yalnızca beli dik bir şekilde tutarak ağrı oluşumunu önler.

Bel fıtığının ilerleyen ve günlük hayatı riske sokan durumlarında ameliyata başvurulabilir.

Bel Fıtığı Ameliyatı Hangi Durumlarda Yapılır?

  ->  Bacaklarda uyuşma meydana gelmesi

  -> Bel fıtığı nedeniyle yürüme güçlüğü çekilmesi

  ->  Bel fıtığı nedeniyle dayanılmaz ağrılar oluşması

  ->  Bel bölgesindeki sinirlerin sıkıştırılması nedeniyle idrar tutamama

  ->  Bel fıtığı hastasının cinsel yetersizlik çekmesi

Bel Fıtığı Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Bel fıtığı ameliyatı genel anestezi altında yapılır. Ameliyat sırasında öncelikle fıtık olan bölgeye en yakın noktadan 3-4 cm’lik bir kesi açılır. Daha sonra yavaş yavaş dokulara fazla zarar vermeden omurgaya doğru ilerlenir. Omurgaya gelindikten sonra sinire baskı olan bölge net bir şekilde görülmeye çalışılır.

Bunun için ameliyat bölgesinde biriken kanın sürekli olarak aspiratör yardımıyla çekilmesi gerekir. Sinire baskı yapan bölge net bir şekilde görüldükten sonra cerrahi aletler ile kesip çıkartılır. Hastanın kanaması kontrol altına alındıktan sonra kesi yapılan bölge dikilir ve ameliyat sonlandırılır. Bel fıtığı ameliyatı riskli bir müdahaledir.

Bu nedenle uzman doktorlar tarafından çok dikkatli bir biçimde yapılmalıdır.

Not: Bel fıtığı ameliyatlarında en sık kullanılan yöntem budur. Ancak gelişen teknolojiyle birlikte lazer cerrahisi gibi yeni yöntemler de kullanılmaya başlanmıştır. Ancak henüz yaygın değildir.

Bel Fıtığı Ameliyatı Riskleri Nelerdir?

  -> Kıkırdak bölgesinde enfeksiyon oluşabilir ve 4-5 ay hasta aşırı ağrılar çekebilir. Bunun çözümü ise yatak istirahati ve enfeksiyon geçene kadar antibiyotik kullanmaktır.

  ->  Yara bölgesi enfeksiyon kapabilir. Bu risk her ameliyatta vardır. Yaraya düzenli olarak pansuman yapılması çok önemlidir.

  ->  Cerrahi müdahale sırasında yanlış bir bölge kesilebilir. Bunun sonucunda şiddetli bel ağrıları ve sinir uyuşmaları görülebilir.

  -> Ameliyat esnasında omuriliğin zarar görerek hastanın felç kalma riski de vardır.

Bel Fıtığı Ameliyatı Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?

  ->  Ameliyat sonrası bel bölgesini ani hareket ettirecek davranışlardan kaçınmak gerekir.

  ->  Ağır yükler taşımak ve uzun süre ayakta kalmak kesinlikle yasaktır.

  ->  Bel fıtığı ameliyatı sonra iyileşme sürecini hızlandırmak için istirahat etmek çok önemlidir.

  ->  Vücuttaki iyileşme mekanizmasını daha iyi çalıştırmak ve ağrılardan kısa sürede kurtulmak için iyi beslenmek ve önerilen ilaçları düzenli biçimde kullanmak gerekir.

  ->  Ameliyat sonrası doktor kontrollerini ihmal etmemek gerekir.

  ->  Doktorun yasakladığı sporlardan ve aktivitelerden uzak durmak gerekir. Önerilen egzersizleri yapmak hastanın yaşam kalitesini artırmak adına oldukça önemlidir.

  -> Bel fıtığı ameliyatından sonra haftada en az bir kez hafif tempo yüzmek gerekir.

0 kişi oy verdi
Ortalama Puan: 0,00 / 5
Loading…

Источник: https://www.uzmantedavi.net/bel-fitigi-ameliyati-nasil-yapilir-sonrasinda-neler-yapilmali/

Boyun Fıtığı Belirtileri ve Tedavisi Hakkında Her Şey!

Bel ve boyun fıtığı nasıl tedavi edilir? Ameliyat hangi durumlarda önerilir?

Masa başında, bilgisayar karşısında uzun saatler geçiriyor; spor yapmıyorsanız ya da genetik olarak kaslarınız zayıfsa “Boyun Fıtığı” için risk grubundasınız demektir.

Saatlerce bilgisayar karşısında çalışmak ve hareketsizlik sonucu ortaya çıkabilen boyun fıtığı, pek çok kişinin yaşam kalitesini etkiliyor. Ancak beyin ve sinir cerrahisindeki yeni yöntemler, teşhis ve tedavi süreçlerini kısaltarak, yaşam kalitesinin yükseltilmesine yardımcı oluyor.

Memorial Sağlık Grubu Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü uzmanları, yürüme zorluğuna dahi yol açabilen boyun fıtığı ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

Boyun Fıtığı Nedir?

Omurga, dikey yönde etki yapan vücut ağırlığı ve dış kuvvetlere karşı koymanın yanında, hareket fonksiyonunu da yürütmek durumundadır. Bu yüzden sabit kalmak ve hareketli olmak gibi çatışan iki özelliğe sahip olmalıdır. Bu ikili özellik, omurganın bölümlü yapısı ve omurlar arasındaki diskler tarafından sağlanır.

Diskler dikey yönde, yana eğilme ve dönme sırasında uygulanan kuvvetleri emerler. İnsanoğlunun iki ayak üzerindeki duruşu da disk üzerine yansıyan kuvvetleri artırır. Sonuç olarak omurlar arasındaki diskler yaşla belirginleşmek üzere yıpranmaktadır. Yük emme yetenekleri ve dayanıklılıkları azalır, fıtıklaşma gelişebilir.

Boynun fazla ağırlık taşımamasına rağmen hareketli yapısı nedeniyle bozulması ve disk fıtığı görülme riski yüksektir. Boyun bölgesinde her omur, cismi hizasından çıkan sinirlerde kola ve sırta yayılarak, bu bölgelerin duyu ve hareketini sağlar.

Omurgalar arasındaki disk dokusunun jelatin kıvamındaki iç kısmının, daha kuvvetli bir bağ dokusundan oluşan dış kısmı yırtarak omurilik ve sinirlere bası yapması sonucu boyun fıtığı ortaya çıkar.

Boyun Fıtığı Belirtileri

Boyun fıtığı, omurilik ve sinir köklerini etkileyen, en sık hayatın 30- 40’lı yaşlarında hastalıktır. Boyun fıtığının belirtileri fıtığın yerine, hastalığın süresine ve ciddiyetine bağlı olarak değişkenlik gösterir. En sık karşılaşılan boyun fıtığı belirtileri ise şöyledir;

  • Tek taraflı, kola doğru yayılan bir ağrı,
  • Parmak uçlarına kadar yayılır ve uyuşma ile beraber seyreden ağrı.
  • Ağrı ile birlikte yayıldığı kolda kuvvet kaybı.
  • Ele alınan cisimleri düşürmek
  • Yürüme güçlüğü ve dengesizlik

Boyun fıtığı, akut ve kronik olarak iki döneme ayrılabilir.

Akut dönemde: nukleus pulpozus’un fıtıklaşması veya serbest olarak dışarı çıkması durumu söz konusu iken, kronik dönemde kemikte gagalaşmaların oluşumu (osteofit) veya genel olarak omurga sistemini oluşturan yapıların yaygın dejenerasyonu ile servikal spondilozis adı verilen bir tablo söz konusudur. Akut boyun disk fıtıklaşmalarında; tek yanlı, kürek kemiğine, göğse üst ekstremiteye yayılan ağrılar hissedilebilir. Ağrı, öksürük, ıkınma ve hapşırma ile artabilir.

Ağrı ve uyuşukluğun sıklaşması ve belirli sürede yatak istirahati ile geçmemesi durumunda mutlaka bir beyin ve sinir cerrahına başvurulması gerekir.

Boyun Fıtığı Nedenleri

Boyun fıtığının oluşması pek çok nedene bağlı olmakla birlikte boyun, bele göre daha narin bir yapıda olduğundan, boyundaki deformasyonlar daha erken yaşlarda başlayabilir.

Sürekli aynı noktaya bakmak, boynu uzun süre aynı noktada tutmak, bilgisayar ya da televizyon karşısında uzun süre geçirmek, soğuk klima ısısına maruz kalmak ve egzersiz yapmamak başlıca boyun fıtığı nedenleri arasındadır.

Boyun fıtığı bazı kişilerde yapısal özelliklere bağlı olarak da ortaya çıkabilir.

Genellikle ince, narin ve uzun boyunlu insanlarda boyun fıtığı, kısa boyunlu insanlara oranda daha çok görülmektedir. Bu tip insanların kas yapıları daha zayıftır ve çevresel faktörler ile yaşam biçiminden çok daha kolay etkilenir.

Boynun kötü kullanımı da söz konusuysa, bu kişiler daha yüksek oranda boyun fıtığı riski altındadır. Kısa boyunlu ve basık kafa yapısına sahip olan kişilerde ise boyun fıtığının görülme oranı çok daha düşüktür. 

Sigara kullanmak da boyun fıtığı riskini artıran nedenler arasındadır. Özellikle genç yaşlarda sigaraya başlayanlarda, boyun yapısı çok kısa sürede bozulmaktadır.

Sigara, akciğer kanserine genellikle 20 yıl gibi uzun bir dönemde neden olurken, sigara içen kişilerde ilk 5 yıl içinde boyun fıtığı vakalarına rastlanmaktadır. Genetik faktörler de boyun fıtığı üzerinde etkilidir.

Eğer kişinin ailesinde boyun fıtığı vakaları varsa, fıtık olma riski de artmaktadır.

Uygunsuz çalışma ve uyuma pozisyonları boyun fıtığının oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Oturur vaziyette uyuyakalmak, önemli bir boyun fıtığı faktörüdür. Bu tür alışkınlığı olan kişilerde boyun yastığı kullanılması gereklidir.

Gece uykusunda en az 6-8 saat vakit geçirildiği için boynu destekleyen ve boyun boşluğunu dolduran ortopedik yastıklar kullanılmalıdır. Yanlış bir uyuma pozisyonunda geçirilen süre, boyun fıtığına yakalanma riskini artırmaktadır.

   

Boyun fıtığı için risk faktörleri; 

  • Trafik kazası, travma geçirmek, şoförlük, bankacılık gibi mesleklerde çalışmak,
  • Boyunun yanlış hareketleri ve yanlış pozisyonları,
  • Boyun kaslarında zayıflık,
  • Yanlış duruş, psikolojik stres, yorgunluk
  • Uzun süreli bilgisayar kullanımı
  • Profesyonel olmayan masaj
  • Ev işleri, dikiş nakış, temizlik, perde asma, silme gibi aktiviteler boyun ağrılarını artıran faktörlerdir. Bu yüzden kadınlarda boyun ağrılarının görülme sıklığı daha fazladır.

Boyun Fıtığı Tanısı

Boyun fıtığı tanısında hastanın detaylı öyküsü ve fiziksel muayenenin önemi çok büyüktür ve sadece bunlarla tanı koymak bile mümkündür.

Ama görüntüleme teknikleri ile de boyun fıtığının varlığını teyit etmek ve seviyesini saptamak gereklidir.

Boyun fıtığında kesin tanının koyulabilmesi için ayrıntılı nörolojik muayene, uygun radyolojik incelemeler ve gerekli olan durumlarda uygulanan sinir elektrosu tetkiki (EMG) yeterlidir.

Yapılan muayene ile sinir tahribatına ait bulgular yoksa hastaya mutlak yatak istirahati, ağrı kesici kullanımı ve fizik tedavi önerilmektedir. Ancak sinir tahribatına ait bulguların mevcudiyetinde ve diğer tedavi yöntemlerinin başarısız kaldığı durumlarda cerrahi uygulanır.

Boyun Fıtığı Tedavisi

Boyun fıtığı tedavisi eğer hastalık hafif şiddette ise istirahat, stresten uzak bir yaşam, ağrı kesici ilaçlar ve fizik tedavi ile yapılır. Ancak boyun ve kol ağrıları ilaç ve fizik tedaviye rağmen geçmiyorsa, hastaların kollarında uyuşukluk, kuvvet azlığı varsa hasta ameliyatla tedavi edilmesi gerekebilir.

Günümüzde boyun fıtığı ameliyatları daha başarılı bir şekilde yapılabilmektedir. Uykuları kaçırabilen ve yaşam kalitesini düşüren boyun fıtığının, mikrocerrahi yöntemi ile tedavisi mümkündür.

Mikrocerrahi yöntemiyle hastada mevcut şikayetler ortadan, kaldırılmaya ve ağrıdan dolayı düşmüş olan yaşam kalitesi de yükseltilmeye çalışılır.

Boyun Fıtığı Ameliyatı

Boyun fıtığı ameliyatının amacı; omurilik ve buradan çıkan sinirlerin sıkışıklığını giderirken, birçok anatomik yapıyı ve boyun omurgasının yük taşıyabilme ve hareket edebilme fonksiyonunu korumaktır. Geleneksel cerrahi yöntemler, geniş alanda normal doku tahribatına neden olur.

Böylece omurilik ve sinir dokusu rahatlatılmakla beraber, omurganın fonksiyonunun bozulmasına yol açar. Sonuçta hastaya ek olarak kafes, plak, vida gibi materyallerle ameliyat yapılması zorunlu hale gelebilir.

Omurganın fıtık seviyesindeki bölümünü hareketsiz hale getiren bu ameliyat tekniğinin; süresinin uzun olması, fazla miktarda kan kaybı ve ameliyat sonrası ağrılı ve uzun iyileşme süreci, yüksek oranda başarısızlık, uzun vadede diğer disklerde fıtıklaşmalara yol açması bu yöntemlerin dezavantajıdır.

Diğer yandan hareketli bölümü koruma amacıyla geliştirilen disk protezi de istenilen sonuçlara ulaşılmasını sağlayamamıştır. Uzun dönemde protezlerin hareket kabiliyetini kaybettikleri izlenmektedir.

MİNİMAL İNVAZİV CERRAHİ İLE MAKSİMUM HASTA KONFORU

Radyolojik görüntüleme yöntemlerindeki (MR) gelişmeler boyun fıtığına yol açan yumuşak ve kemik dokuların ayrıntılı tespitinde faydalıdır. Mikrocerrahi yönteminde 1,5 cm.lik cilt kesisi yapılır. Doğal doku planları kullanılarak disk mesafesine girilerek omurilik ve sinir dokuları rahatlatılır.

Omurganın yük taşıyabilme ve hareket edebilme gücü bozulmadığı için hasta ameliyattan bir gün sonra yürütülür ve taburcu edilir. Hastanın boyunluk kullanmasına gerek kalmaz. Dikiş yoktur ve işlemden 2 gün sonra pansuman çıkarılıp banyo yapılabilir. Ameliyat sonrası hasta oturabilir, yürüyebilir ve merdiven inip çıkabilir.

Ameliyattan 2 hafta sonra da egzersiz programı başlatılır. Bu “minimal invaziv cerrahi” yani girişimsel yöntemle boyun fıtığı ameliyatlarında alınan sonuçlar son derece yüz güldürücüdür.

Bu ameliyat tekniği hastaların çok korktukları diğer ameliyat tekniklerine oranla; kanamanın olmaması, çok kısa sürede sosyal yaşantıya dönüş imkanı sağlaması ve ameliyat konforu nedeni ile özelikle önerilmektedir.

Boyun Ameliyatı Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler

Boyun fıtığının cerrahi yöntemle iyileşme oranı son yıllarda oldukça yükselmiştir. Hasta medikal tedaviden yarar görmüyor ve felç durumu riski ile karşı karşıyaysa, cerrahi müdahale uygulanmaktadır.

Cerrahi müdahale sonrası ise hastanın aynı noktadan tekrar boyun fıtığı olma oranı ise son derece düşüktür. Ameliyatlar artık çok büyük kesilerle yapılmamakta, mikroskobik ve endoskopik yöntemlerle boyunun sağ tarafından girilerek uygulanan, 1-1.

5 saatlik ameliyatlar sonrası hasta 10 gün içinde normal yaşantısına geri dönmektedir. 

Boyu fıtığı ameliyatı olan hastaların 10 gün sonra normal aktivitelere dönebilmeleri bazı noktalara dikkat etmeleri gerekmektedir. Bunlar;

  • Taburcu olduktan sonraki ilk yedi gün içerisinde, hastanede olduğu gibi yatak istirahatine devam edilmelidir.
  • Günde sadece 6-7 kez (tuvalet ve yemek ihtiyacı için) kalkılmalı, bunun dışında yatılmalıdır. Yataktan kalkma ve yatağa yatma hareketlerinin öğretilen biçimde olmasına dikkat edilmelidir.
  • Yatak ve yatış biçimi: Yatak hastaya uygun ortopedik bin yatak olmalıdır. Sırt üstü ve/veya yan yatılıp, dönülebilir. Ortopedik bir yastık kullanılmalıdır. Yataktan kalkarken öğretildiği şekilde koldan destek alarak önce oturmak sonra ayağa kalkmak esastır.
  • Oturma: İkinci haftadan sonra dik olarak oturulabilir. Alçak, yumuşak koltuk ya da kanepelere gömülerek oturulmamalıdır.
  • Tuvalet: İlk hafta tuvalet ihtiyacı klozete oturularak giderilmelidir.
  • Banyo: Hastaneden taburcu olduktan sonraki 1’inci gün yara hattı su geçirmez şekilde kapatıldığından banyo almakta bir sakınca yoktur. Yara 1’inci haftada doktor gördükten sonra açık bırakıldığı halde hasta banyo yapabilir.
  • Yürüyüş: Taburcu olduktan 1 hafta sonra arttırılarak her gün yapılmalıdır.
  • Ameliyat yeri̇: Ameliyat yerinde karıncalanma uyuşukluk veya sertlik hissi olabilir. Hareketle, öksürmekle dikişlerin açılması söz konusu değildir. Yara yerinden dikiş̧ alınmayacaktır. Yara yerinden herhangi bir akıntı olduğunda kısa sürede doktora başvurulmalıdır.
  • Sigara ve alkol: Sağlığa zararlı olan maddelerin kullanılmaması gerekmektedir. Bunlar fıtık oluşumunda etkili olur. Yara iyileşmesini geciktirme gibi olumsuz bir etkileri de vardır.
  • Cinsel yaşam: Bir hafta süre ile cinsel aktivitenin kısıtlı olmasına dikkat edilmelidir.
  • Otomobil kullanma: Birinci haftadan sonra kısa mesafelerde araba kullanılabilir.
  • Diyet: Kilo almamak hem omurganın hem de genel sağlık için gereklidir. Bu nedenle hastanın durumuna uygun diyet düzeninin hastaneden çıkmadan programlaması gerekirse diyet bölümünden yardım istenmesi gerekmektedir.
  • İlaçlar: Hastaya taburculuğu esnasında verilen ilaçlar 1 hafta süre ile kullanılmalıdır.
  • Boyun ameliyatı sonrası dikkat etmeniz gerekenleriayrıntılı şekilde inceleyebilirsiniz.

Boyun Sağlığı İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler

Boyun sağlığının korunması için gün içinde uyulması için gereken kurallar ve egzersizler önemlidir.

  • Bakılan kişi, cisim ya da objeye cepheden baş-boyun ve gövde aynı düzlem üstünde olacak şekilde dönülmelidir.
  • Uzun süre aynı pozisyonda kalmaktan kaçınılmalıdır. Oturma ve ayakta kalma süresi 45 dakikayı geçmemelidir. Maksimum 45 dakikada bir pozisyon değiştirmek ihmal edilmemelidir.
  • Yüz üstü yatmak yerine yan yatmak tercih edilmelidir. Ortopedik yastık kullanmak önemlidir. Kuş tüyü elyaf gibi maddelerden yapılmış yastıklar boyun sağlığı için uygun değildir.
  • Okuma sırasında boynu öne doğru ileri derecede bükmek boyun sağlığı açısından uygun değildir. Uzun süreli okumada boynu bükerek değil, kitap yüksekliğini uygun bir seviyede ayarlayarak ve göz hareketleri ile okuma yapılmalıdır. Bunun için açılı kitap destekleri kullanmak faydalı olur.
  • Özellikle bilgisayar kullanırken ekran göz hizasında olmalı ve ekrana gövde ile yönlenmiş olarak bakılmalıdır.
  • Boyun rüzgârdan, soğuktan, direk boyna vuran klima akımlarından korunmalıdır. Banyo ve yüzme sonrasında ıslak kalmamaya dikkat edilmelidir.

Boyun Fıtığına İyi Gelen Egzersizler

Boyun fıtığından korunmak için boyun fıtığına iyi gelen egzersizleri düzenli olarak yapmakta fayda vardır. Özellikle boyun fıtığı risk grubunda iseniz mutlaka düzenli egzersiz hayatınızın bir parçası olmalıdır. Genelde boynu sağa sola bükmeden, boyun adalesini güçlendiren egzersizler, boyun fıtığına yakalanma riskini azalmaktadır.

İzometrik denilen elin; alnın ortası, şakak ve enseye konularak itilmesi şeklinde yapılan ve her bir itmede 10’a kadar sayılan egzersizler, boyun kaslarını güçlendirmektedir. Önerilen bu hareketler, günde en az 2 ya da 3 kez yapılarak bir yaşam tarzı haline getirilmelidir. Kişi, gün içinde 5 dakikayı kendine ayırarak boyun fıtığı riskinden korunabilir.

Bunun yanında; boyun fıtığına yakalanma riski olanlar, bilinçli ve düzenli olarak yüzerek bu riski azaltabilir. Yüzme boyun yapısının bozulmasını engelleyen önemli bir faktördür. Masa başında çalışan kişiler ise sırt ve bel desteği olan sandalyeler kullanmalıdır.

Mümkün olduğu kadar klimalardan uzak durulmalı ve bilgisayarlar göz hizasında olacak şekilde çalışılmalıdır. 
Güncellenme Tarihi: 15 Kasım 2017Yayınlanma Tarihi: 14 Kasım 2017

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/boyun-fitigi/

BEL FITIĞI HASTALIĞI ve AMELİYATSIZ TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Bel ve boyun fıtığı nasıl tedavi edilir? Ameliyat hangi durumlarda önerilir?

Bel ağrıları ve bel fıtığı tedavisinde kullanılan tıbbi ve tamamlayıcı bir çok tedavi yöntemleri bilinmektedir.

Hastanın durumuna göre hangi tedavinin ne şekilde planlanıp uygulanacağında elbette doktorunun önerisiyle hastasıyla birlikte karar verilir.

Bel ile ilgili problemlerin tedavisinde kullanılan yöntemlerCerrahi (Fıtık Ameliyatı) ve Cerrahi dışı (Ameliyatsız Tedavi) olarak iki ana grupda incelenebilir.

Bel fıtığı tanısı konulan hastaların büyük bir kısmında öncelikle ameliyat dışı (ameliyatsız) tedaviler seçilir.

Bel fıtığı tedavisinde ilk önerilenler ; düzenli bir şekilde bel için egzersizlerin yapılması  ve bel bölgesindeki kasların güçlendirilmesidir.

Hareketsiz bir yaşam tarzı,fazla kilolar ve güçsüz bel kasları, kayan diskin sinirlere yaptığı baskıyı ve ağrı riskini önemli oranda yükseltir. Bu kasları güçlendirmek ve bel bölgesine ağırlık bindiren göbek yağlarını eritmek gerekir.

I. BEL FITIĞI TEDAVİSİ İÇİN KULLANILAN CERRAHİ DIŞI (AMELİYATSIZ) YÖNTEMLER NELER?

Bel ağrısı ve belfıtığı tedavisinde kullanılan bir çok cerrahi dışı (ameliyatsız) tıbbi ve tamamlayıcı tedavi yöntemleri vardır,bu yöntemlerden bir kısmı ayrı ayrı veya kombine edilerek uygulanabilir.Elbette hangisinin uygulanacağını hastanın durumuna göre doktoru önerir.

 Bel ağrısı ve bel fıtığı tedavisinde bütünleyici bir yaklaşım büyük ölçüde başarı getirir. Bütünleyici yaklaşım nedir diye sorarsanız; muayene yöntemleri, tanı-teşhis yöntemleri; röntgen, MR ve EMG gibi teşhis yöntemleri,tıbbi olarak kanıtlanmış tedavi yöntemleri, tamamlayıcı tıbbi tedavi yöntemlerinin bilinmesi ve kombine edilerek uygulanabilmesidir.

İLAÇ TEDAVİSİ:

Bel fıtığı kaynaklı ağrı bazen gündelik yaşantıyı etkileyecek kadar şiddetlenebilir ve kişinin hareket kabiliyetini kısıtlayabilir. İlaç tedavisi bel fıtığında basit ağrı kesiciler ,kas gevşetici ilaçlar ve merhemler olabilir. Fıtığın  yol açtığı  inflamasyonu azaltarak ağrının şiddetini gidermeye yönelik de uygulanabilir,

Kas gevşetici ilaçların  konsantrasyon azaltan etkisi  olabilir; bu durumda dikkat gerektiren bir iş yaparken kullanılması önerilmez, ağrının bulunduğu bölgeye haricen doktorunun önerdiği merhem kullanılabilir.Elbette hangi tür ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçlar kullanılacağına doktorunun hastanın genel özelliklerine ve durumuna göre karar vermesi gerekmektedir.

MİNİMAL İNVAZİF YÖNTEMLER :

(epidural steroid enjeksiyonu, faset eklem enjeksiyonu vb.)

Epidural enjeksiyonlar :

Omuriliğe yapılacak ilaçlar (Epidural enjeksiyonlar) da fıtığın yol açtığı yangıyı ve ağrıyı azaltmada kullanılan girişimsel bir tedavi yöntemidir.

FİZİK TEDAVİ :

Bel Ağrılarında Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Bel ağrılarında ağrının sebebine göre bir takim fizik tedavi yöntemleri uygulanabilir. Ancak bunlardan da önemlisi bel okuludur. Hastanin belini nasıl  kullanılacağının öğretilmesi, hastaya öğretilecek egzersizler, hastanın kendi kendine yetebilmesinin sağlanması son derece önemlidir.

Çesitli elektro terapi yöntemler kas spazmının azaltılmasını sağlar. Traksiyon kas spazmını azaltmanın yanısıra  sinir kökü üzerindeki basıncı da azaltır.Ultrason yine kas spazmını azaltmak için kullanılabilir.

Akut ağrılarda tens kullanılabilir.Ağrı  kısa süreli istirahat ve ilaçlarla kontrol altına alındıktan sonra önerilen fizik tedavi yöntemlerinde bel kasların güçlendirilmesi hedeflenmektedir.

  Bu şekilde fıtıklaşan diskin üzerine daha fazla yük binmesi engellenmiş olur.


KURU İĞNE TEDAVİSİ 

Kronik kas iskelet sistemi bozuklukları ve bu bozukluklara bağlı ağrıların tedavisinde İMS (intramuscular Stimulation) oldukça etkili bir yöntemdir.

Kuru İğne Tedavisi (İMS), aşikar bir zedelenme yada enflamasyon (yangı)  olmaksızın ortaya çıkan kronik kas- iskelet sistemi sorunlarının teşhis ve tedavisini içeren entegre bir ağrı tedavi sistemidir.

Kuru İğne Tedavisinde  iyi bir muayene, röntgen, ileri görüntüleme yöntemleri birlikte kullanılmaktadır. Ancak kronik ağrılarda bu görüntülerden çok hastanın hikayesi ve muayene önemlidir.     DEVAMI…

PROLOTERAPİ 

Proloterapi bel uygulaması

Proloterapi ile tedavi; 1930′lu yıllardan beri A.B.D’de uygulanmakta olan bir yöntem olup cerrahiye alternatif bir tedavi şeklidir. Diğer klasik ağrı tedavi yöntemlerinin çoğu sadece hastalığın nedenini baskılarken, Proloterapi kronik ağrıları ve  nedenini tedavi eder.

Proloterapi, vücudun tamir sistemini uyararak ağrılı, zayıf ve işlevini kaybetmiş bölgenin tekrar eski haline dönmesini sağlayan doğal bir tekniktir.

Proloterapi vücudun herhangi bir yerindeki yırtılmış ya da hasar görmüş bağ dokuları ve eklem ağrıları, bel fıtığı, diz burkulması, diz çapraz bağ yaralanması, boyundan kaynaklanan baş ağrısı,boyun,sırt ve bel ağrısı, kaburga kırıkları ağrısı, eklemler veya omurga cerrahisi sonrasında devam eden ağrılar, omuz ağrıları ve tendon zedelenmeleri gibi hastalıkların tedavisi için ülkemizde de halen uygulanmakta olan enjeksiyonlu bir tedavi yöntemidir.

Proloterapi; cerrahisi yapılamayan kronik ağrı için uygulanan bir methoddur. Proloterapi tekniğinin ameliyatsız ağrı tedavisinde günümüzde en sık kullanılan ve en etkili yöntemlerden birisi olduğu belirtilmektedir.   DEVAMI

 II. BELFITIĞI TEDAVİSİ İÇİN CERRAHİ YÖNTEM:

BEL FITIĞI AMELİYATI

1- Standart diskektomi

2- Mikrodiskektomi

3- Endoskopik diskektomi

4- Laser diskektomi

5- Nukleoplasti

Источник: https://www.ameliyatsizbelfitigi.com/bel-fitigi-tedavisi-yontemleri/

Bel ve boyun fıtıklarının ameliyatsız tedavisi: Spinal dekompresyon yöntemi

Bel ve boyun fıtığı nasıl tedavi edilir? Ameliyat hangi durumlarda önerilir?

Teknolojinin ilerlemesi, sabit pozisyonda çalışmalar ve yoğun yapılan spor programları boyun ve bel fıtığı ile ilgili sorun yaşayanların sayısının günümüzde gittikçe artmasına sebep olmaktadır.

Türkiye’de toplumun yaklaşık yüzde 80’i yaşamlarının herhangi bir döneminde bel ağrısı ile karşılaşıyor. Bel ağrısına yol açan en önemli nedenlerden biri bel fıtığı iken, beli ağrıyan 3 kişiden birinde bel fıtığı olduğu gözleniyor.

Boyun ağrıları daha az görülmekle birlikte her 5 kişiden birini etkiliyor.

Konuyla ilgili olarak konuşan Beşiktaş Romatem Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezinden Prof. Dr. Gülçin Gülşen şunları söyledi: “Boyunda 7 adet, bel bölgesinde ise 5 adet omur bulunmaktadır.

; Omurların arasında bulunan ve disk adı verilen kıkırdakların ihtiva ettiği su oranı, yaşın da ilerlemesiyle birlikte azalmaya başlar.

Buna disklerdeki beslenme bozukluğu ve kimyasal değişiklikler de eşlik eder.

Bel fıtığından ameliyatsız, kalıcı olarak kurtulmak mümkün mü?

Disk zamanla elastikiyetini kaybederek kuvveti aktarma veya kuvveti çevre dokulara dengeli bir şekilde yayma görevini yerine getiremez. Aşırı yük binmesi sonucunda diskin içindeki yumuşak kısım etrafındaki kapsülü kolayca yırtarak dışarıya doğru çıkar ve bel fıtığı oluşur.

Bu yük binmesi, ani öne eğilme veya ters bir hareket, uzun süreli oturmak ya da öksürerek omurilik basıncını arttırmak gibi önemsenmeyecek bir şekilde de olabilir. Mutlaka ağır kaldırma ya da travma olmasına da gerek yoktur.

Genetik olarak  ya da ağır sporlar yapan kişilerde disk yapısındaki dejenerasyon  daha erken yaşlarda başlayabilmekte, dolayısıyla daha kolay bel ve boyun  fıtığına yakalanmaktadırlar”.

Bu Belirtilere Dikkat!

Boyun ve belde ağrı ve hareket kısıtlılıkları, tek veya her iki kol veya bacağa yayılabilen ağrılar, kollarda, bacak ve ayaklarda uyuşma, karıncalanmalar, güçsüzlükler, idrar ve gaita (büyük abdest) kaçırma, cinsel problemler görülebilir. Bu belirtilerden bir kaçına sahip iseniz uzmanlar eşliğinde tetkik ve doğru tedavi yöntemlerine başvurmalısınız.

Boyunda 7 adet, bel bölgesinde ise 5 adet omur bulunmaktadır. Omurların arasında bulunan ve disk adı verilen kıkırdakların ihtiva ettiği su oranı, yaşın da ilerlemesiyle birlikte azalmaya başlar.

Buna disklerdeki beslenme bozukluğu ve kimyasal değişiklikler de eşlik eder.

Disk zamanla elastikiyetini kaybederek kuvveti aktarma veya kuvveti çevre dokulara dengeli bir şekilde yayma görevini yerine getiremez.

Aşırı yük binmesi sonucunda diskin içindeki yumuşak kısım etrafındaki kapsülü kolayca yırtarak dışarıya doğru çıkar ve bel fıtığı oluşur.

Bu yük binmesi, ani öne eğilme veya ters bir hareket, uzun süreli oturmak ya da öksürerek omurilik basıncını arttırmak gibi önemsenmeyecek bir şekilde de olabilir. Mutlaka ağır kaldırma ya da travma olmasına da gerek yoktur.

Genetik olarak  ya da ağır sporlar yapan kişilerde disk yapısındaki dejenerasyon  daha erken yaşlarda başlayabilmekte, dolayısıyla daha kolay bel ve boyun  fıtığına yakalanmaktadırlar.

Boyun ağrısı neden olur? Boyun fıtığı belirtileri ve tedavisi

Boyun ve bel fıtıkları, uzun süre aynı pozisyonda oturan ya da ayakta duran, yanlış pozisyonda masa başı çalışan, ağır kaldıran ve boyun ve bele yük bindiren ters hareketleri yapan kişilerde daha sık görülmektedir.

Sürekli titreşim alan ve uzun süreli oturan şoför, pilot, uzun süreli ayakta duran, baş öne eğik pozisyonda çalışan öğretmen, garson, eczacı gibi meslek sahipleri, ağır işlerde çalışanlar, yoğun stresli işler, halter ve ani boyun-bel hareketleri ile yapılan basketbol, voleybol gibi sporlar risk faktörü oluşturmaktadır. Ayrıca sigara diskin beslenmesini bozarak fıtık görülme riskini arttırmaktadır.

Bel ve boyun fıtığının tedavisi nasıl yapılmalıdır?

Bel ve boyun fıtığının tedavisi kişinin yaşı, yaşama şekli, vücut yapısı, omurga şekli, kas gücü, fıtığın yeri, aşaması ve klinik bulgulara göre değişmektedir.

Tedavide başlangıç döneminde ilaçlar ve istirahat (2-7 gün) ile fıtığın ilerlemesi engellenebilirse, günlük hayatta beli koruma önerileri ve boyun-bel kaslarını güçlendirme egzersizlerine geçilir.

Boyun ve bel fıtıklarında bası başlamışsa fizik tedavi ve rehabilitasyon yöntemleri uygulanır. Tedavide esas; daralan omurga aralığını açarak, diski rahatlatmak ve taşmayı engellemek, basıyı ortadan kaldırmaktır.

Oluşan kas spazmını ve kısalan kasları uzatmaktır. Fizik tedavide kullanılan elektroterapi uygulamaları etkin traksiyon olmaksızın fıtığı tedavi edemezler. Fıtık sonucu oluşan kas kasılmasını ve hasarlı dokuda doku iyileşmesini sağlayabilirler. Omurga aralığını genişletmeden etkin tedavi olmaz.

Ameliyatsız Fıtık Tedavisini Başaran Cihaz:DRX-9000

NASA uzay araştırmalarında, astronotların uzay yolculuklarında yerçekimsiz ortamda bel ağrılarının geçtiğinin ve disk aralıklarının genişlediğinin gözlenmesi üzerine, bu düşünceden yola çıkılarak geliştirilen  DRX-9000 cihazı ,ameliyatsız fıtık tedavisini başaran önemli teknolojik gelişmedir . Cihaz, FDA ve CE belgelerine sahiptir. Cihaz Amerika başta olmak üzere dünyada 12 ülkede kullanılmaktadır. DRX-9000 cihazı ile uygulanan tedavide, omurgalar bilgisayar kontrollü olarak açılır ve disklerin içinde, omurların arasında etkili bir negatif basınç oluşur.

Sistem, etkilenen, daralan disk aralığını, üst ve alttaki omurun arasını genişleterek açmak suretiyle etkisini gösterir. Omurların arasındaki mesafe genişleyince oluşan negatif basınç vakum etkisi oluşturarak, dışarı taşan diskin içeri girebilmesini sağlar.

Disk içindeki sıvı, oksijen ve besleyici maddeler, doku hasarının iyileşmesini gerçekleştirir. Klasik yöntemlerde tüm omurga aynı yükle çekilirken, bu sistemde hangi aralıkta hastalık var ise, o aralığa ne kadar çekim gücü uygulanması gerekiyorsa o uygulanır.

Diğer aralıklara zarar verme riski olmaz.

DRX 9000 tedavisi her bel ve boyun fıtığına uygulanmaz.Omurilik kanalına parça düşmesi, bel omurgasındaki kırıklar, şiddetli kemik erimesi, omurga tümörleri, omurgada iltihabi hastalık, hamileler tedaviye alınmazlar.

15-20 Seans Tedavi, % 86 – % 95 Başarı

Tedavi hastaya ve hastalığın aşamasına göre 15 ilâ 20 seans arasında değişebilmektedir. Hastaya ve hastalığa özgü program, tedavide başarının en önemli noktasıdır.

Öncelikle iyi bir muayene ile gerekli tedavi programı düzenlenmelidir.

Kas spazmı gibi eşlik eden durumlar var ise, elektroterapi yöntemleri(Hilterapi, ultrason, galvanik akım, indiba gibi) ,manuel terapi,osteopati yöntemleri, kinezyoterapi, refleksoloji gibi yöntemlerde ilave edilmektedir.

Bel ve boyun fıtığı olan hastaların bu cihaz ile tedavileri sonucunda, hastalığın aşamasına göre % 86 – % 95 arasında başarı oranı elde edilmektedir.

Hekim ve hasta işbirliği,hastanın tedavi sonrası düzenli olarak önerilen  egzersizlerini yapması,yaşam şeklini düzenlemesi ile başarı hayat boyu sürmektedir.

Omurgaya yapışan kasların kuvvetli olması ve omurgayı doğal bir korse gibi sararak mukavemeti arttırması şarttır.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/bel-ve-boyun-fitiklarinin-ameliyatsiz-tedavisi-spinal-dekompresyon-yontemi/

Boyun Ağrısı | Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Bel ve boyun fıtığı nasıl tedavi edilir? Ameliyat hangi durumlarda önerilir?

Boyun, baş ile vücut arasındaki bağlantıyı sağlar. Başımızı destekler ve dengeli pozisyonda tutar. Başın birçok yöne rahat hareket etmesini sağlar. Kafadan gövdeye geçen büyük damarları, omuriliği, kola giden sinirleri korumakla görevlidir. Boyun, vücuttaki en karmaşık eklem yapısına sahiptir ve omurganın en hareketli parçasıdır Bu nedenlere akut ya da mesleksel travmalara açıktır.

Boyun ağrısı çok yaygın görülen bir sağlık sorununu oluşturmakta ve her cins ve yaşta insanda görülebilmektedir. Çevremizdeki her 3 kişiden biri hayatı boyunca en az bir kez boyun ağrısı çektiğini anımsar. Büyük çoğunluğu hafif şiddette ve geçici özelliktedir. Nadiren çok ağrılı, hatta özürlülüğe neden olacak kadar ağır da olabilir.

Günümüzde özellikle masa başında çalışanlarda, bilgisayar kullananlarda boyun ağrısı yaygındır. Boyun ağrısı görülme sıklığı yaşın ilerlemesiyle birlikte artar. Günlük yaşamdaki gerilimler ve iş stresi boyun ağrısını arttırır. Boyun ağrısıyla birlikte sırt-omuz ağrısı, ellerde uyuşma, baş dönmesi, dengesizlik ve baş ağrısı görülebilir.

Boyun problemleri bir kazadan sonra aniden de ortaya çıkabilir.

Boyun Ağrısının Nedenleri

  1. Boyun ağrısı omurganın kemik ve eklem yapılarından köken alabileceği gibi kas, bağlar ve sinirler gibi yumuşak dokulardan da kaynaklanabilir.
  2. En sık boyun ağrısı nedenini yumuşak doku zorlanmaları oluşturur.

  3. Diğer boyun ağrısı sebepleri: Kas ve Bağ Zedelenmeleri, Travmalar, Osteoartrit (Kireçlenme), Boyun Fıtığı (Disk Hernisi), Romatizmal Hastalıklar (Romatoid artrit, ankilozan spondilit gibi hastalıklar), Omurga Kanalında Daralma, Psikolojik Faktörler, kötü duruş, çok yumuşak bir yatak ve yastığın kalınlığının uygun olmaması, Miyofasiyal Ağrı Sendromu adı verilen boyun ve sırt kaslarında duyarlı noktalarla kendini gösteren yumuşak doku kaynaklı ağrılar,  Boyun tümörleri, omurilik tümörleri, kemik enfeksiyonları (tüberküloz, bruselloz) da boyun ve kol ağrısı nedeni olabilir.
  4. Omuz ekleminden kaynaklanan ağrılar boyun ve kol ağrılarını taklit edebilir.
  5. Yemek borusu, nefes borusu, tiroid ve akciğer hastalıklarında da nadiren ağrı boyun bölgesinde hissedilebilir.

Boyun Ağrıları Nasıl Tedavi Edilir?

Ağrılı ve tutuk bir boyun, hiçbir özel tedavi yapılmasa da birkaç gün – birkaç hafta içinde daha iyi hale gelebilir. Genellikle gereken tek şey mümkün olduğunca rahat bir pozisyon sağlamaktır. Boyun ağrısı şiddetli olduğunda ve uzun sürdüğünde ise aşağıdaki tedavi yöntemleri kullanılabilmektedir.

İlaç Tedavisi

Ağrılı dönemde, basit ağrı kesiciler, antiromatizmal ilaçlar ve kas gevşeticiler sıklıkla kullanılmaktadır.

İlaç Dışı Tedaviler

 Sıcak uygulama ve masaj kasları gevşetip, ağrıyı rahatlatıcı bir etki  yaratabilir. Fizik tedavi ajanları (elektrik akımları, ısıtıcı ajanlar, traksiyon  gibi) tedavide kullanılabilir. Boyunluk kullanılması da, boyun hareketlerini kısıtlayarak, eklem ve kasların dinlendirilmesine ve ağrının hafifletilmesine  yardımcı olur.

Ağrılı noktalara ağrı kesici enjeksiyonlar yumuşak doku  kaynaklı ağrılarda (özellikle miyofasiyal ağrıda) etkili olabilir. Bu tedavilere  ek olarak akut ağrının ve kas spazmının çözülmesinde HİL TERAPİ yani  yüksek yoğunluklu lazer uygulamaları etkilidir.

Ek olarak Spinal  Dekompresyon Sistemi ile (Drx) ameliyatsız boyun futuklarını küçültmek ve ağrıyı azaltmak mümkün olabilmektedir.

Egzersizler

Boyun için önerilen egzersizler tam hareket açıklığının korunmasını sağlar ve kasların gücünü artırır. Ağrı geçtikten sonra boyunda kalabilen tutukluluk şikayetinin tedavisinde çok yardımcı olmaktadır.

Yüzmek, bisiklete binmek, yürümek gibi yumuşak boyun hareketlerini içeren spor faaliyetleri de yararlıdır. Ancak tenis gibi ani boyun hareketlerini içeren sporlar şikayetlerde bir alevlenmeye neden olabilir.

Genel olarak ağrının izin verdiğinden daha fazla boyun hareket ettirilmemelidir.

Cerrahi Tedavi

Boyunla ilgili aşağıda belirtilen sorunlarda cerrahi tedavi (ameliyat) gerekmektedir.

  • Omurgada tümörü veya abse olması
  • İlerleyici kas gücü, his ve refleks kaybı olacak şekilde omuriliğe bası yapan boyun fıtığı olması
  • Tedaviye rağmen şikayetleri sürmesi
  • Omurga kırığı ve omurga kayması olması
  • Ciddi omurilik ve sinir basısı olanlara

Boyun ağrısı olanlara faydalı öneriler

  1. Asla ağır cisimleri kaldırmayın, çekmeyin ve itmeyin. Taşıyacağınız yükleri eşit olarak her iki elinize bölün.
  2. Başınızla yük taşımayın. Baş seviyesinin yukarısına doğru yük kaldırmayın.
  3. Boynunuzu sürekli öne eğik veya aynı pozisyonda sabit tutmayın.
  4. Telefonu konuşurken boyun-omuz arasına sıkıştırmayın.

  5. Otururken sırtınızı düz tutun ve yaslanın.
  6. Gerekirse boyun kıvrımınıza uyan boyun yastığı ile boynunuzu takviye edin.
  7. Yatak dışında boyununuz düşercesine uyuya kalmayın.
  8. Aşırı yüksek yastık kullanmayın.
  9. Çalışma şartlarınızı ve koşullarınızı iyi düzenleyin.

  10. Özellikle bilgisayar ve masa başında 30 dakikada bir pozisyon değiştirin.

Источник: https://www.romatem.com/tedaviler/boyun-agrisi

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.