Besin Alerjisi ve Gıda İntoleransı Nedir?

içerik

Besin Alerjisi ve Gıda İntoleransı Nedir?

Besin Alerjisi ve Gıda İntoleransı Nedir?

Besin alerjisi ve gıda intoleransı, belli bir besin ya da besin gruplarına karşı bağışıklık sisteminin ani tepkisiyle ortaya çıkan tabloya denir.

Besin Alerjisi ve Gıda İntoleransı Nedeni ve Belirtileri

Besin alerjisi, bağışıklık sisteminin, herhangi bir gıdayı yanlışlıkla zararlı bir madde olarak algılaması nedeniyle ortaya çıkar.

Kişi aynı besin maddesini daha sonraları yediğinde, immün sistem aşırı şekilde bazı kimyasal maddeler ve histamin salgılar.

Bu kimyasal maddeler, solunum ve sindirim sistemi ile cilt ve kalp-dolaşım sistemlerini etkileyebilecek derecede bir dizi alerjik reaksiyonu tetikler.

Bu tip reaksiyonlarda kişinin immün sistemi o gıdayı işgalci olarak görür ve birkaç dakika içinde hemen cevap verir, dakikalar hatta saniyeler içinde akut tipik semptomlar gelişebilir. Bazı aşırı durumlarda hayati teh bile taşıyabilir. Gıda duyarlılığı ise besin alerjisinden farklıdır; alerjik olmayan gıda hassasiyeti olarak da tanımlanabilir.

Besin aşırı duyarlılığı vücudun sistemi aracılığı ile oluşmuş ise be­sin alerjisi, besinlerin vücutta yıkılmasında yer alan enzimlerin eksikliğinden veya bazı besinlerde doğal olarak bulunan farmako­lojik maddelerden ileri geliyorsa besin intoleransı veya gıda duyarlılığı terimi kullanılır.

Besin Alerjisi ve Gıda İntoleransı Neden Olur?

Örneğin sütteki laktoz şekerini parçalayan enzim doğuştan eksik ise süt alımı ile ortaya çı­kan gaz, hazımsızlık gibi belirtiler “laktoz intoleransı” olarak adlandırılır.

Besin boyalarına (tartrazin), besin koruyucularına (benzoat, sülfît), lez­zet artırıcılarına (MSG), tatlandırıcılarına (aspartam) bağlı deri döküntüleri, astım, migren, baş ağrısı, intolerans örnekleri ola­rak sayılabilir.

Besin alerjisi, besinin çok az miktarıyla dahi oluşabilir. Bu ne­denle alerjide o besinden mutlaka sakınmak gerekir ama intoleransta sorumlu besinin ufak miktarları tolere edilebilir.

Besin aler­jisinin görülme sıklığı, özellikle anafilaksi (ölümcül alerjik reaksiyon) gibi ağır formları, son 20 yılda beş kat artmıştır.

3 yaşın altın­daki çocuklarda yüzde 6-8, erişkinlerde yüzde 3-5, egzaması olanlarda yüzde 35-40, astımlı çocuklarda yüzde 6-10 oranında rastlanır. Günü­müzde besin alerjisi ölümcül alerjik reaksiyonun birinci ne­denidir.

Besinler, arı sokması, ilaç alerjileri­ne bağlı anafilaksilerden iki kat daha fazla anafilaksiye sebep olmaktadır. Çok sayıda ve çeşitli besinlerin tüketilmesine karşın, be­sin alerjilerine neden olan besinler genellikle sayıca sınırlıdır.

Ancak; ısıtma, asit ve­ya enzim gibi değişik etkenlere dayanıklı yapıları olan besinler alerjik tepki oluşturur. Ailesinde en azından bir ebeveyni veya bir kardeşinde alerji öyküsü (alerjik rinit, astım, besin alerjisi veya egzama) olan bebeklerin yaşamlarının ilk 5-7 yılı içinde besin alerjisi ortaya çıkma riski yüzde 20 daha yüksektir.

Bebeklerde anne sütündeki ufak miktarlardaki alerjenlerin alınması yoluyla dahi besin alerjisi gelişebilir.

Alerji riski olan bebekler formül mamalardaki inek sütü ve soya proteinlerine karsı alerjik hale gelebilirler.

Ço­cuklarda inek sütü, yumurta, ağaç fındıkla­rı, fıstık, soya ve buğday; erişkinlerde fıs­tık, fındıklar, balık, kabuklu deniz ürünleri alerjik reaksiyonlarının yüzde 90’ından sorumludur.

Kalan kısımda tohumlar (susam, keten to­humu), baklagiller, kivi, kereviz, hardal gi­bi çok çeşitli besinler rol oynar. Meyve ve sebzelere alerji sık görülür ama reaksiyon­lar ağır değildir. Besin alerjisi olan bir ço­cukta ergenlikten önce ev tozu akarı, polenler gibi etkenlerle alerjik rinit, astım gelişme riski yüzde 80’in üzerindedir.

Üç yaşından son­ra süt, 10 yaşından sonra yumurta alerjisi­nin yüzde 80’i geçmektedir. Bununla birlikte, ilk yaşlarda fıstık alerjisi olanların yüzde 80’inde, 5 yaşında fıstık alerjisi olanların ise hep­sinde yaşam boyu fıstık alerjisi devam edebilir. Besin alerjisinin oluşumunda genetik faktörlerin etkisi büyüktür.

Ağır ölümcül besin alerjisinde belirtiler

besini yedikten hat­ta besinin pişerken çıkan buharını soluduk­tan hemen sonra dahi ortaya çıkabilir. Ağızda karıncalanma, kaşıntı, vücutta yaygın ürtiker, karın ağrısı, bulantı, kus­ma, boğazda tıkanma, ses kısıklığı, solu­num güçlüğü, hışıltılı solunum, tansiyonun düşmesi gibi semptomlar görülür.

Ebeveyn, öğretmen gibi kişilerin anafilaksinin ilk belirtilerini bilmeleri ve belirtiler başladığında doktora ulaşıncaya kadar kas içi epinefrin uygulamasını yapabilmesi gerekir. Bu kişilere epinefrin oto enjektörü kullanılması öğretilmelidir.

Bazı kişilerde, bazı besinler alındıktan son­ra 2-4 saat içinde egzersiz yapıldığı takdir­de anafilaksiyi tetikler. Son yıllarda aero­bik, sağlıklı yaşam için sporun popülaritesinin artmasından sonra egzersize bağlı anafilaksi daha sık görülmektedir.

Reaksiyon­lardan en çok buğday, kereviz, kabuklu de­niz ürünleri, fındıklar sorumlu tutulmakta­dır.

Gıda duyarlılığına neden olabilecek genel belirtiler karın ağrısı, akne, şişkinlik, kabızlık, kronik yorgunluk, depresyon, ishal, baş dönmesi, egzema, bitkinlik, irritabl bağırsak sendromu, kaşıntı, ödem, baş ağrısı, hiperaktivite, iştah kaybının yanı sıra migren, mide bulantısı, pişik, solunum sıkıntısı, huzursuz bacak sendromu, rinit, sinüzit, mide krampları, tansiyon, kilo alma, bronşlarda hırıltı şeklinde tanımlanırken besin alerjisinde bu ve benzeri belirtiler ani gelişebilir ve şiddetlidir.

Besin Alerjisi ve Gıda İntoleransı Teşhis ve Tedavisi

Teşhisi en zor hastalıklardan biridir. Besinle oluşan erken reaksiyonlardan teşhise gitmek daha kolaydır. Hasta öyküsünün dikkatlice alınması gerekir. Hastaya belirti-diyet günlüğü tutturulur.

Ayrıca be­sin deri testleri önemli bir tanısal yöntemdir. Ancak sonuçları her zaman kesinlik vermeyebilir.

Kan testi ile besin­lere özgül alerji antikorlarının RAST ve ELİSA gibi yöntemlerle araştırılması önemli bir tarama yöntemi olabilir.

Yüzde 95’in üzerinde teşhise götürebilir. Oral besin yükleme testi de besin alerjisinde önemli bir teşhis yöntemidir.

Besin alerji tedavisinde geçerliliği kesin kanıtlanmış tek yol, alerjiye yol açan besinin bulunarak diyetten tam olarak çıkarılmasıdır.

Ayrıca has­taya eğitim verilerek reaksiyonun erken bulgularının tanıtılması, besin etiketlerinin okunma alışkanlığının kazandırılması esas­tır.

Anafilaktik şok riski taşıyan hastaların mutlaka kas içi epinerfin, antihistaminik ve yanı sıra tıbbi uyarı bileziği/pusulası taşıması gerekir.

Yüksek riskli bebekleri emziren annelerin fıstık, fındık hatta gerekirse süt, yumurta yememesi uygundur.

4-6 aya ka­dar katı gıdalar, bir yaşa kadar inek sütünün verilmemesi, yumurtanın iki yaşa ka­dar, fıstık, fındık ve balığın üç yaşa kadar verilmemesi önerilir.

Gıda duyarlılığında da hangi besinlere karşı duyarlılık varsa o gıdalar diyetten çıkarılır. Ancak bu gıdaların yerini tutabilecek uygun, alternatif gıdaların diyete eklenmesi gerekir.

Önerilen Branşlar: Aile Hekimliği, Göğüs Hastalıkları, Dahiliye, Cildiye, Acil Tıp, Beslenme ve Diyetetik, Çocuk Hastalıkları ve Sağlığı, Çocuk Gastroentereloji

Источник: https://www.saglikk.com/besin-alerjisi-ve-gida-intoleransi-nedir/

Besin Alerjisi ve İntoleransı | Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği

Besin Alerjisi ve Gıda İntoleransı Nedir?

Besin alerjisi konusunda toplumumuzda kavramsal açıdan bir kargaşa yaşanmaktadır.

Herhangi bir besinin tüketiminden sonra sindirim sistemimizi ilgilendiren şikayetler olduğunda çoğunlukla besin alerjisi olarak algılamaya yönelik eğilim içerisindeyiz.

Oysa bu klinik bulguların bir çoğu alerjik reaksiyonlardan daha ziyade gıdalara bağlı intolerans sonucu ortaya çıkmaktadır.

Besin alerjisi ya da intoleransı sonucu gelişen klinik bulgular benzerlik gösterdiği için bu karışıklığın yaşanması olağan görülebilir. Ancak her iki durumun gelişim mekanizmaları, dolayısıyla tedavileri de çok farklı olduğu için tanının doğru konulması önemlidir.

Kısaca özetlemek, aralarındaki farklılıklara göz atmak gerekirse; besinlerin alımından sonra ortaya çıkan rahatsızlıklar ters besin reaksiyonları olarak tanımlanmaktadır. Besin alerjileri ve besin intoleransı bu başlık altında yer alan mekanizmaları farklı hastalıklardır.

Besin Alerjisi İle Besin İntoleransı Arasındaki Farklılıklar Nelerdir?

Besin alerjisi bağışıklık sistemimizin besin proteinlerine karşı verdiği anormal yanıt sonucu meydana gelmektedir. Besinlere karşı oluşan IgE antikorları ya da diğer bağışıklık sistemimizin elemanları, besin alerjisinin gelişmesinde rol oynamaktadır.

Besin alerjisinde klinik bulgular besin alımından çok kısa süre sonra ortaya çıkar.

  Ciltte kızarıklık, kaşıntı ve ödem plakları (ürtiker), dudaklarda ve göz çevresinde şişlik, karın ağrısı, kusma, nefes darlığı, öksürük, boğazda tıkanıklık hissi, dilde şişme, göğüs ağrısı, çarpıntı ve tansiyon düşüklüğü besin alerjisine bağlı bulgulardır. ANAFİLAKSİ ise en ağır besin alerjisi reaksiyonudur.

Oysa besin intoleransının gelişiminde besinlerin içeriklerine ya da sindirim sistemimizin daha çok enzimatik işlevlerine bağlı özellikler rol oynamaktadır. Besin intoleransının gelişiminde vücudumuzun bağışıklık sisteminin rolü yoktur.

Besin alerjilerinden en önemli farkı da budur Ters besin reaksiyonlarının büyük çoğunluğunu da zaten besin intoleransları oluşturmaktadır.

 Klinik bulgu olarak bulantı, kusma, karın ağrısı, mide de şişkinlik hissi, gaz, karında kramp tarzı ağrılar, yemek borusunda yanma hissi, İshal, baş ağrısı, huzursuzluk ve sinirlilik hali görülebilir.

Her iki hastalıkta klinik bulguların ortaya çıkması için alınan besin miktarı da açısından da farklılıklar bulunmaktadır. Besin alerjilerinde alınan besinin miktarı önemli değildir.

Çok az miktarda alınan besinler bile ağır anafilaksi gelişimine neden olabilir. Oysa besin intoleransı olan hastalarda şikayetlerin ortaya çıkması besinlerin miktarı ile ilişkili olabilir.

Çok az miktardaki besinleri intoleransı olan hastalar sorunsuz şekilde tüketebilir.

Besin intoleransının gelişimi bir çok faktöre bağlı olabilir. Laktaz enzim yetersizliğinde laktoz intoleransı görülmektedir. Besinlerde bulunan katkı maddeleri, renklendiriciler, koruyucular, lezzet artırıcılar, monosodyum glutamat intolerans semptomlarına neden olabilirler. Sülfitler, doğal olarak oluşabilen bileşiklerdir (kırmızı şarap).

Ancak sebze ve meyve üzerinde mantar üremesini engellemek amacıyla sprey şeklinde kullanılabilir. Yasaklanmasına rağmen yine de doğal olarak oluşan sülfitlere maruz kalabilirsiniz. Salisilatlar bazı sebze, meyve, bira, şarap gibi yiyecek ve içecekler içerisinde doğal olarak bulunabilir.

Aspirin duyarlılığı olanlarda istenmeyen reaksiyonlara neden olabilir.

Laktoz İntoleransı ile İnek Sütü Alerjisi İle Karıştırılmamalıdır. 

Laktoz intoleransı ince bağırsaklarda laktozun sindiriminden sorumlu laktaz enziminin yetersizliği sonucu gelişir. Laktaz enziminin doğumdan itibaren yokluğunda laktoz tüketilemez. Süt ve süt ürünleri gibi laktoz içeren besinler alındıktan sonra karında şişkinlik ve ishal görülebilir.

Bu çocuklar ancak laktozu alınmış süt ya da süt ürünlerini tüketebilirler. Enzim düzeyinin kısmi yetersizliğinde ise süt ve süt ürünleri kısmen tüketilebilir. Tüketilebilecek sütün miktarı enzim düzeyi ile ilişkilidir.

Bu kişiler ayrıca süt yerine yoğurt ya da bazı peynir türlerini de sorunsuzca tüketebilirler.

Laktoz intoleransı sıklıkla inek sütü alerjisi ile karıştırılmaktadır. Bu konuda farkındalığın artırılması gerekmektedir. Doğru tanı için alerji ve klinik immünoloji uzmanlarına danışmalısınız.

Besin İntoleransında Tanı Nasıl Konabilir?                                                                                   

Besin intoleransı tanısında öncelikle sorumlu besinlerin belirlenmesi gerekir. Bu konuda laboratuvar testleri tanıda yardımcı değildir. Sorumlu besinin bulunması sürecinde hastadan geriye dönük besin günlüğü tutması istenmelidir.

Sorumlu olabilecek besinler açısından alerjik reaksiyon olasılığı yapılacak testler ile dışlanması gerekir (eliminasyon). Bu süreçten sonra intolerans tanısında izlenecek yol ise sorumlu besinlerin diyetten çıkarılması gerekir. Semptomlar kaybolduktan sonra aynı besin tekrar diyete eklenerek oluşacak bulgular gözlenir.

Besin Alerjilerinde Nasıl Tanı Konulmalıdır?

Besin alerjilerinde tanı oldukça deneyim gerektiren bir süreçtir. Dikkatli yürütülmeyen işlemlerin sonucunda yanlış tanı konulması ile hastalara gereksiz diyet uygulaması ya da hayatlarının riske edilmesi söz konusu olabilir.

Bazı hastalardan şikayetlerinden sorumlu besin/besinlerin bulunabilmesi için besin günlüğü tutmaları istenebilir. Tükettiği besinlerin ayrıntılı bir şekilde besin günlüğüne kaydedilmesi tanısal sürece yardımcı olabilir.

Besin alerjilerinde belirtilerin özelliği ve çıkış zamanı izlenecek tanısal işlemler açısından son derece önemlidir. Besin alerjilerinin tanısında iyi bir hasta-doktor işbirliği gereklidir.

Besin alerjisinin tanısında yapılacak bir çok test bulunmaktadır. Deri prik testleri, serumda besine özgün IgE ölçümü, besin provokasyon testleri ile sorumlu besinler belirlenmeye çalışılır.

Ancak tanısal testler hastanın klinik belirtilerine göre çok dikkatli olunmalıdır. Çünkü yaşamı tehdit eden ağır anafilaktik reaksiyonlar bu işlem sırasında gelişebilir.

Bu nedenle deri testleri deneyimli ve gerektiğinde acil müdahalenin yapılabileceği kliniklerde yapılmalıdır.

Besin Alerjilerinde Tedavide Neler Yapılmalıdır?

Besin alerjilerinde kanıtlanmış bir radikal tedavi yöntemi yoktur. Hastanın alerjik olduğu besin ve ürünlerinden kaçınması reaksiyonları önlemenin tek yoludur. Çok az miktardaki besinlerin tüketilmesiyle bile şiddetli reaksiyon olabileceği için mutlak kaçınma şarttır. Önemli bir besin diyetten çıkarılmışsa beslenme bozukluğunun önlenmesi için diyetin düzenlenmesi gereklidir.

Daha sağlıklı günler için yaşam boyu el ele…

Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği

Источник: https://www.aid.org.tr/besin-alerjisi-intoleransi/

Gıda intolerans testi güvenilir mi? (Gıda alerjisi nedir, gıda..

Besin Alerjisi ve Gıda İntoleransı Nedir?

Gıda alerjisi ile gıda intoleransının tamamen farklı rahatsızlıklar olduğunu söyleyen Gastroenteroloji Uzmanı Dr.

Atilla Bektaş, gıda alerjisinde alerjen bir gıdanın yenilmesi, gıda ile temas edilmesi hatta koklanması durumlarında kişide hızla gelişen, şiddetli bulantı, kusma ve deri döküntüsü, nefes alamama ve bazen de anaflaktik şok denilen hayati tehdit içeren bir tablo oluştuğunu söyledi. Bu tabloyu yaratan vücut reaksiyonlarına gıda alerjisi dendiğini belirten Dr. Bektaş, burada alerjen gıdanın tespitinin kolay olduğunu, şüpheli durumlarda ise alerji testleri ile net teşhis koyulduğunu açıkladı.

Gıda intoleransı durumunda ise bazı gıdaların tüketilmesi sonucu kişide hafif şikâyetlerin izlendiğini söyleyen Dr.AtillaBektaş, şöyle konuştu:

“Gıda intoleransında şikayetler tüketilen besinin miktarına bağlı olarak değişiklik gösterir.

Rahatsızlık veren gıda az miktarda tüketildiğinde kişide şişkinlik, gaz gibi hafif şikayetlere neden olur ya da olmaz. Burada şikayetlere neden olmayan miktara ‘tahammül edilebilen miktar’ denir.

Bunun üstündeki miktar rahatsızlık verir. Bu durumda kişi söz konusu gıdayı az ve seyrek tüketerek kendini koruyabilir.”

GIDA İNTOLERANSI HANGİ ŞİKAYETLERE YOL AÇIYOR?

Gaz, şişkinlik, kabızlık/ishal, mide krampları, baş ağrısı, kronik yorgunluk, uyku bozukluğu, depresyon, kaşıntı, ağızda yara, kas, eklem ağrıları gibi şikâyetler ve huzursuz bağırsak sendromu (IBS) görülebilir.

Gıda intoleransında besin alındıktan saatler, bazen günler sonra şikayetler ortaya çıkabileceğinden şikayete neden olan gıdanın tespitinin zor olduğunu dile getiren Dr.

Atilla Bektaş, “Gıda intoleransı ömür boyu sürmez, bir süre sonra vücut bu gıdayı tolere edebilir” dedi ve gıda intoleransı hakkında merak edilen soruları şöyle cevapladı:

Geçici ve kalıcı gıda intoleransı nedir?

Geçici gıda intoleransının ortaya çıkışında; kadınlarda adet dönemi, gebelikteki hormonal değişiklikler, soğuk algınlığı, bazı viral enfeksiyonlar, antibiyotik kullanımı, bir gıdanın fazla miktarda tüketilmesi, gıda katkı maddeleri gibi faktörler rol oynar. Geçici gıda intolerasına örnek olarak; peynirdeki tiramin, kahvedeki kafein, buğdaydaki gluten, domates ya da çilekteki histamine karşı oluşan reaksiyonlar örnek verilebilir.

Kalıcı (enzimatik) gıda intoleransı nedir?

Kalıcı (enzimatik) gıda intoleransı ise bir gıdayı sindirmek için gerekli olan enzimin vücuttaki eksikliğidir.

Gıda maddesinin vücutta parçalanmaması sonucu molekülün kendisinin, ya da parçalanan ürünün birikmesine bağlı olarak meydana gelir. Laktoz intoleransı buna iyi bir örnektir.

Laktoz intoleransı ile sütteki kazein proteinine karşı oluşan süt alerjisi ya da inek sütü intoleransı karıştırılmamalıdır.

Gıda intolerans testlerinin geçerliliği var mı?

Gıda intolerans testlerinde belirteç olarak kullanılan IgG, çoğu zaman kişinin söz konusu besin maddesiyle daha önce karşılaştığını gösterir. Herhangi bir intolerans durumu olmadığı normal durumlarda da IgG yüksek çıkabilir.

Çoğu zaman test sonucunda hatalı olarak çok fazla sayıda gıdaya karşı intolerans tespit edilebilir. Bu durum gereksiz yere birçok temel ya da faydalı besin maddesinin diyetten çıkartılmasına ve beslenme bozukluklarına yol açabilir.

IgG temelli testler, yanlış ölçen bir tansiyon aleti kadar zararlıdır ve kanıta dayalı tıp tarafından kullanılmaz.

Gıda intolerans testleri güvenilir mi?

Gıda intoleransı, kanıta dayalı tıpta kabul edilen bir rahatsızlıktır. Ancak teşhisinde IgG temelli testlerin kullanımı, alerji ve immünoloji otoritelerince kabul görmemektedir. Test firmaları, testlerinin Allergy UK tarafından onayladığını belirtir.

Ancak, Alerji UK İngiltere’de vakıf niteliğinde bir kuruluş olup bilimsel bir otorite değildir. İngiltere Ulusal Sağlık ve Bakım Enstitüsü (NICE) bu tip alternatif tıp yöntemlerinin sadece para kaybına değil, aynı zamanda özellikle çocuklar için riskli olduğunun belirtti.

Ayrıca İngiltere Beslenme Vakfı, gıda intoleransı testlerini uygulayan klinik ve uygulayıcılara halkı yanıltmak hatta halk sağlığını tehye sokmak konusunda uyarıda bulundu.

American Academy of Allergy Asthma and Immunology (AAAAI), European Academy of Allergy and Clinical Immunology (EAACI), Canadian Society of Allergy and Clinical Immunology (CSACI) gibi kuruluşlar ve kılavuzlar gıda intoleransının belirlenmesinde bu testlere karşı çıkmaktadırlar.

Gıda intoleransı olup olmadığı nasıl anlaşılır?

Gıda intoleransı olduğu düşünülen gıdaların 5-6 gün süreyle diyetten çıkarılması durumunda şikayetlerin gerilemesi, aynı gıdaların diyete ilave edilmesi durumunda şikayetlerin tekrarlaması tanıda yardımcı olmaktadır. Bu konuda beslenmenize ilişkin bir beslenme günlüğü tutmanız faydalı olabilir.

Tedavinizde sizi görmeden sadece laboratuvar bulgularınızı inceleyerek karar veren internet sitelerinin yorumlarını dikkate almayın. Kendinizde gıda intoleransı olduğunu düşünüyorsanız önce bir doktora muayene olun. Çünkü bu şikayetlerin altında ciddi nedenler olabilir ve gerçek hastalığın teşhisi gecikebilir.

Örneğin bulantı ve mide krampları ciddi bir mide bağırsak hastalığından kaynaklanabilir ya da kilo alınmasına insülin direnci, hormon bozukluğu neden olabilir.

GIDA İNTOLERANSI İDDİA EDİLDİĞİ KADAR SIK GÖRÜLMÜYOR

Laktoz intoleransı yani süt şekerine karşı tahammülsüzlük toplumun yüzde 60-70’inde görülmektedir. Bunun dışındaki diğer gıdalara karşı gıda intolerans oranları gerçeği yansıtmamakta, subjektif verilere dayanmaktadır.

İnsanların kişisel şikayet beyanları dikkate alındığında bazı gıdalara karşı oluşan gıda intoleransının toplumda görülme sıklığı yüzde 15-20 civarındadır. Ancak yapılan araştırma verileri dikkate alındığında bu oranın gerçekte yüzfr 5-10 kadar olduğu düşünülmektedir.

Gıdalara karşı intolerans durumu ve bu testlerden görülen faydalar ‘anekdotsal gözlemlere’ dayanır, bilimsel bir temeli yoktur. Bazen psikolojik faktörler de gıda intoleransında etkili olabilir.

Kişiler kendilerine kötü geleceğini düşündükleri yiyecekleri yediklerinde kendilerini kötü hissedebilirler, buna da nocebo etki denir. Besinlerin bu şekilde insanlar üzerinde göreceli etkileri vardır.”

 

Источник: https://www.posta.com.tr/gida-intolerans-testi-guvenilir-mi-gida-alerjisi-nedir-gida-intoleransi-nedir-1368037

Gıda intoleransı (besin hassasiyeti) nedir?

Besin Alerjisi ve Gıda İntoleransı Nedir?

Sabri Ülker Vakfı, dijital bilgi platformu “Bilim Bunu Konuşuyor” bu kez sıkça birbiriyle karıştırılabilen besin alerjisi ve gıda intoleransı arasındaki farka, bu sorunların sağlığa etkilerine ve beslenmeyle olan ilişkilerine yönelik bilimsel otoritelerin görüşlerine yer verdi.

Toplumda besinlerin neden olduğu düşünülen her türlü olumsuz etki genellikle besin alerjisi olarak tanımlanıyor. Oysa besin reaksiyonları, besin alerjisi ve gıda intoleransı olarak ikiye ayrılıyor. Bu iki kavram arasında önemli farklar olmasına rağmen sıklıkla birbirinin yerine de kullanılıyor.

Besin alerjisi nedir?

Besin alerjisinde bağışıklık sistemi, besinlerde alerjen olarak tanımlanan bazı bileşenlere yanıt olarak immünoglobulin E (IgE) antikorunu üretir. Alerjiler, IgE antikorlarının üretimindeki artış sonucu ortaya çıkabileceği gibi, IgE seviyelerinde herhangi bir değişiklik olmadan da ortaya çıkabilir.

Organizma, alerjen besinin tüketiminden hemen veya bir saatten az bir süre sonra genellikle ağız, boğaz ve deride kaşıntı, şişme, kızarıklık şeklinde görülen bir alerjik yanıt geliştirebilir.

Bu belirtiler bazen daha şiddetli olabilir ve klinik tablosu çok ağır olabilen anafilaksiye neden olup çeşitli hayati organlara etki edebilir.

Genel olarak çocukların yüzde 2-8’inde, yetişkinlerin yüzde 1’inde, tüm nüfusun ise yüzde 2’sinde görüldüğü bildirilen besin alerjileri, belirli bir nedene bağlı olmadan her geçen gün artış gösteriyor.

İnek sütü, yumurta, balık ve kabuklu deniz ürünleri, kabuklu ve yağlı kuruyemişler (fındık fıstık gibi), buğday, etler, meyveler, sebzeler, kurubaklagiller, baharatlar-çeşni vericiler, bal ve soya yaygın olarak besin alerjilerine sebep olan besinler arasında gösteriliyor.

Besin alerjisi nasıl teşhis edilir?

Besin alerjisinin teşhisinde, genellikle organizmanın alerjen bileşene yanıt olarak ürettiği IgE antikorlarının seviyelerini ölçen testler kullanılıyor.

Besinlere özgül yanıt veren IgE sonuçlarıyla beraber birçok cilt, solunum fonksiyon testleri gibi çok özel testler yapılırken, bu yapılan testlerin konunun uzmanı hekimler tarafından değerlendirilmesi ve tanısı büyük önem taşıyor.

Besin alerjisi tanısı konulduktan ve hangi besin ya da besinlere alerjik yanıt geliştirildiği anlaşıldıktan sonra o besin veya besinlerin diyetten mutlaka çıkarılması gerekir.

Gıda intoleransı nedir?

Gıda intoleransı, organizmanın herhangi bir besin bileşenine, normal fizyolojik süreçlerden farklı ve rahatsızlık veren bir yanıt oluşturması şeklinde tanımlanıyor.

İntoleransa neden olan besin bileşeni tüketildikten sonra sindirim sorunları yaşanır, bağırsaklarda fermente olmaya başlar ve bunun sonucunda mide bulantısı, kusma, şişkinlik, ishal, mide krampları gibi belirtiler ortaya çıkabilir.

Gıda intoleransı, besin alerjilerine göre daha yaygın görülebiliyor. Toplumların yaklaşık yüzde 20’sinin gıda intoleransı nedeniyle bazı besinlerden uzak durduğu belirtilirken, gerçekte daha az kişinin bir gıda intoleransına sahip olduğuna da dikkat çekiliyor.

İlerleyen yaşla birlikte, doğal olarak yavaşlayan sindirim sistemi işlevleriyle azalan enzim ve sindirim salgıları, gıda intoleransı görülme sıklığını da artırabiliyor.

Gıda intoleransı neden ortaya çıkar?

En yaygın görülen besin intoleransları, sütte bulunan ve süt şekeri olarak da tanımlanan laktoz ve buğday proteini olan glutene karşı gelişen intoleranstır. Örneğin, laktoz intoleransından ince bağırsaklarda laktozun sindiriminden sorumlu laktaz enziminin olmaması veya eksikliği sorumludur.

Doğuştan itibaren, laktoz enzimi yoksa bu primer laktoz intoleransı olarak adlandırılmakta ve kişi laktoz içeren besinleri hiçbir koşulda tüketememektedir.

Uzun süre laktoz tüketilmemesine bağlı olarak ince bağırsaklarda üretilen laktaz enziminin salınımı da azabilir ve bu durumda diyete laktozun yavaş yavaş ve az miktarlarda eklenmesiyle bu tablonun geri dönüşü sağlanabilir.

Karında şişkinlik, gaz, mide bulantısı, ishal veya kramp tarzında karın ağrıları şeklinde belirtilere sahip laktoz intoleransı; inek sütü proteini alerjisi ile sıklıkla karıştırılmaktadır. Ancak biri besin alerjisi diğeri ise gıda intoleransıdır.

Süte karşı görülen besin alerjisi, bebeklerin anne sütü alımıyla birlikte ortaya çıkabilir.

Ancak süt proteini alerjisi, çok küçük yaşlarda (genellikle 0-1 yaş) genellikle süt ve ürünlerinin tüketimiyle ortaya çıkabilen, konunun uzmanı hekim tarafından tanısı konulan ve günlük diyetten sadece süt değil süt içeren tüm besinlerin çıkartılmasının da zorunlu olduğu bir tablodur.

Gluten intoleransı belirtileri, gluten enteropatisi yani çölyak hastalığına benzediği için çoğunlukla birbiriyle karıştırılabiliyor.

Gluten intoleransında, buğday, çavdar ve arpa gibi tahıllarda bulunan gluten proteininin sindiriminde sorun yaşanır.

Ayrıca ishal, şişkinlik, karın ağrısı gibi sindirim sistemi sorunları görülebileceği gibi baş ağrısı, halsizlik, dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu gibi belirtiler de ortaya çıkabilir.

Gerçekte hangi besine intoleransınız var?

gıda intoleransını saptamak genellikle zordur. Belirtilerin besin tüketiminden sonraki herhangi bir zamanda ortaya çıkması ve gıda intoleransının altında yatan karmaşık fizyolojik mekanizmalar; bireylerin durumu kendi başına ya da çoğu laboratuvar testiyle çözümünü zorlaştırabilir.

İntoleransa yol açan besinler, az miktarda tüketildiğinde, olası bir intolerans çoğu kez saptanamayabilir veya yanlış saptanabilir.

Örneğin, intolerans kaynağı olan besin fazla miktarda ya da sık tüketildiğinde belirtiler görülebilirken, tek başına tüketildiğinde intoleransa yol açmayan kimi besinler, birlikte tüketildiğinde intoleransa yol açabilir.

Günümüzde birçok besin intolerans testi uygulanmakta ama sağlık otoritelerin önerdiği geçerli bir test bulunmamaktadır.

İntoleransa yol açan besinlerin, bunların tüketim miktarlarının ve ortaya çıkan belirtilerin değerlendirilebilmesi için bireylerin kendilerini gözlemlemeleri de oldukça önemlidir.

Dolayısıyla beslenme günlüğü tutmak yardımcı olabilir ve ileri intolerans durumlarında besini tüketmemek yani diyetten çıkarmak da etkili olabilir.

Ancak besin intolerası varsa birçok parametrenin değerlendirilmesi yanında konunun uzman hekimi tarafından mutlaka yönlendirilmesi ve tanısının konması gereklidir.

Konunun uzmanı, hekim tarafından tanısı konan besin alerjisi veya gıda intoleransına bağlı olarak; hastanın tedavisine özen göstermesi ve günlük beslenmesinde yapılması zorunlu olan değişiklikler için bir diyetisyene başvurulması büyük öneme sahiptir.

Gıda intoleransı ile nasıl başa çıkılır?

Bireyin yaşam kalitesi için intoleransa yol açan besinlerin diyetten çıkarılması veya uygun miktarlarda tüketilmesi gerekiyor.

Bir süre sonra diyetten çıkarılan besin az miktarda tüketilerek yeniden intoleransa neden olup olmadığı denenebilir; çünkü geçmişte o besinin fazla miktarda veya sık tüketilmiş olması da intoleransa yol açabiliyor.

İntoleransa neden olduğu için diyetten çıkarılan besin elzem besin öğelerinin kaynağı ise onun yerine geçen başka bir besinin tüketiminin sağlanması büyük önem taşıyor.

Örneğin gluten intoleransında buğdayın tüketilmemesi, posa, B vitaminleri ve karbonhidratın yetersiz alımına yol açabilir. Bu durumda bireyler, buğday yerine; glutensiz undan üretilen makarna ve ekmekler ile mısır unu, darı, karabuğday, esmer pirinç, kinoa, teff gibi gluten içermeyen diğer tahılları tüketebilir.

Laktoz intoleransı varsa yeterli kalsiyum ve protein alabilmek için laktozsuz süt/yoğurt/peynirler ile badem, hindistan cevizi veya soya sütü gibi laktoz içermeyen bitkisel kaynaklı sütler tüketilebilir.

Son araştırma: Gluten hassasiyetinin asıl suçlusu

Источник: https://indigodergisi.com/2018/02/gida-intoleransi-hassasiyeti-besin-alerjisi/

Gıda İntoleransı ve Gıda Alerjisi Arasındaki Fark Nedir?

Besin Alerjisi ve Gıda İntoleransı Nedir?

    Bireyler cinsiyet, yaş, fiziksel aktivite, genetik özellikler, ailesel geçmiş ve hastalıklar gibi değiştirilebilir ve değiştirilemeyen özelliklerle birbirinden ayrılır bu nedenle tüketilen besinlerin planlanması kişinin anamnezine uygun şekilde planlanmalıdır.

Tüketilen gıdalar insan sağlığı için belirleyici faktörlerin başlıcasıdır. Besinlerin ya da besinlerle alınabilen diğer etkenlerin, immünolojik ya da immünolojik olmayan mekanizmalarla oluşturabileceği her tür reaksiyon, besin reaksiyonları olarak kabul edilir.

Besin reaksiyonlarının birbirine en çok karıştırılan iki alt başlığı besin intoleransı ve besin alerjisidir.

    Besin reaksiyonları alerjik reaksiyonlar, enzim eksikliklerinden kaynaklanan yan etkiler, farmakolojik reaksiyonlar ve diğer tanımlanmamış yanıtlar da dahil olmak üzere, yiyeceklere karşı bir dizi ters tepkiyi tanımlamak için kullanılan genel terimdir.

Bu genel kavramın birinci alt başlığı olan gıda intoleransının oluşmasında bağışıklık sisteminin rolü yoktur bunun yerine sindirim sisteminde bazı problemlere yol açar. Besin intoleransları ters besin reaksiyonlarının büyük çoğunluğunu oluşturmaktadır.

En sık örneği olarak laktaz eksikliği olan insanlarda gaz ve şişkinlik şikayetlerinin görülmesidir.

Bulantı, kusma, karın ağrısı, mide de şişkinlik hissi, gaz, karında kramp tarzı ağrılar, yemek borusunda yanma hissi, ishal, baş ağrısı, huzursuzluk ve sinirlilik hali besin intoleransında klinik bulgular olarak görülebilir ve bulgular zaman geçtikten sonra görülebilir.Gıda intoleransında bazen tüketilen miktar az ise tolere edilebilirken miktar çoğalınca tolere edememe durumu gözlemlenebilir.

 Gıda intoleransına en sık sebep olan durumlar;

-Süt ve Baklagiller (Kuru Fasulye vb) gibi gaz yapıcı yiyecekler

-İrritabl barsak sendromu

-Kükürt dioksit ( Şarap-bira işleme sürecinde,taze görüntüyü koruma amacıyla,yiyeceklerin saklanmasında kullanılır)

-Benzoik Asit

-Salisilatlar(Gazlı içecekler,sakız,şekerlemeler de bulunan koruyucu ve lezzetlendirici madde)

Tiramin(çedar,kaşar,bira ve şaraplar,tuzlu balıklar,çikolata,incir,et suyu konsantreleri vb.)

-Monosodyum Glutamat ( Lezzet arttırıcı bir katkı maddesi )

    İkinci alt başlığımız olan besin alerjisinde ise bağışıklık sistemimiz rol alarak, besin proteinlerine karşı verilen anormal yanıt sonucu meydana gelmektedir.Alerjik reaksiyonlarda alerjenler IgE antikorlarıyla reaksiyona girer ve besinlere karşı oluşan IgE antikorları ya da diğer bağışıklık sistemimizin elemanları, besin alerjisinin gelişmesinde rol oynamaktadır.

Besin alerjisinde klinik bulgular besin alımından çok kısa süre sonra ortaya çıkar.  Ciltte kızarıklık, kaşıntı ve ödem plakları (ürtiker), dudaklarda ve göz çevresinde şişlik, karın ağrısı, kusma, nefes darlığı, öksürük, boğazda tıkanıklık hissi, dilde şişme, göğüs ağrısı, çarpıntı ve tansiyon düşüklüğü besin alerjisine bağlı bulgulardır.

Besin alerjisi sakıncalı gıdayı her yediğinizde tekrar meydana gelir fakat miktarına bağlı olarak gıda intoleransı durumunda bazen sorun ortaya çıkmayabilir.Çocuklarda IgE düzeyleri daha yüksek olduğu için gıda alerjisi görülme sıklığı yetişkinlere kıyasla daha yüksektir.

En ciddi boyutu anafilaksidir (dudaklar,dil ve yüz şişer, solunum güçlüğü yaşanır ve kan basıncı düşebilir) ve acil olarak adrenalin ve glukokortikoidlerle tedavi edilir. 

En sık anafilaktik reaksiyon dahil alerjik rahatsızlıklara yol açan gıdaları şöyle sıralayabiliriz;

 -İnek sütü

-Yumurta

-Yer fıstığı

-Fındık-Ceviz-Badem

-Kabuklu Deniz ürünleri

-Balıklar

-Meyve(çilek,elma) – Sebze(domates,kereviz)

-Tahıl,baklagiller ve susam

Tanı ve Tedavi

    Bu durumlarda hastanın hangi saatte hangi yiyeceği ne kadar porsiyonda tükettiğini yazarak gözden geçirmesi gerekmektedir.Bu hasta için olumsuz durumların önüne geçmek için maliyetsiz,kolay ve tanıya yardımcı bir iştir.

İkinci adım olarak yazdığımız listelerden şüpheli olarak gördüğümüz besinleri birer hafta arayla günlük beslenmemizden çıkarmalı ve değişimleri gözlemlemeliyiz.

Mevsimsel yiyecekler için bunu kolaylıkla yapabiliriz fakat sıklıkla tüketilen süt grubu gibi besinlerde bu tekniği uygulamak güçleşir.

-Oligoantijenik diyete tek tek eklemeler;

    Her gıda grubundan en az antijenik olduğu belirtilen gıda seçilerek üç hafta süren bir diyet uygulanır.Diğer haftalarda bir gıda değiştirilip yerine yenisi eklenerek reaksiyonlar gözlemlenir. Oligoantijenik diyetin temel gıdaları;

-Et grubundan en az alerjen olan; koyun eti

-Tahıl;pirinç

-Sebze;Soyulmuş patates ve yeşil salata

-Yağ:Saf ayçiçek yağı

-Meyve:Soyulmuş armut

-Sofra şekeri

-Su

Kaynaklar;

1-Rasim T. (2017) . Gıda İntoleransının 30-45 Yaş Arası Sedanter Bireyler Üzerindeki Fiziksel Ve Ruhsal Etkileri. Yüksek Lisans Tezi. İstanbul Gelişim Üniversitesi,Sağlık Bilimleri Fakültesi.

2- ÖZTÜRK M. ve BESLER T.(2008) Besin Alerjileri, Sağlık Bakanlığı, Ankara, 2.

3- CHAPMAN, Jean A. Food allergy: a practice parameter 2006, 96, 3.

4- AKBULUT, G., ÇİFTÇİ, H. ve YILDIZ, E. Sindirim Sistemi Hastalıkları ve Beslenme Tedavisi (1.Basım). Klasmat Matbaacılık. Ankara, 2008.

5-AKÇAKAYA, Necla, Gıda (Besin) Alerjisi, İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri Alerji – Astım Sempozyumu 6 Mart 1998, İstanbul, s. 77-87

6-Klinik Beslenme/ Ergin Sencer

7-Mahan K, Escott-Stump S: Krause’s Food,Nutrition and Diet Therapy. 11th ed., Saunders, 2004

İlgili

Источник: https://besinler.net/gida-intoleransi-ve-gida-alerjisi-arasindaki-fark-nedir/

Besin Alerjisi ve İntoleransı Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Besin Alerjisi ve Gıda İntoleransı Nedir?

Alerji, en kısa tabirle kişinin bağışıklık sisteminin bir maddeye aşırı tepki vermesidir. En sık rastlanan alerji türlerinden olan besin alerjisinde vücut, aslında zararsız olan ve genelde protein yüklü bir besine karşı aşırı duyarlıdır. Bu duyarlılık bir dizi nedenden dolayı oluşabilir.

Besin Alerjisinin Belirtileri Nelerdir?

Bir besin alerjisi belirtisi kendini besini aldıktan sonra yaklaşık 30 dakika içerisinde gösterir. Belirtileri çeşitli olabilmektedir.

Hafif-Orta Alerjik Reaksiyon

  • Ağızda karıncalanma
  • Vücutta kızarıklık veya kurdeşen
  • Yüz, dudak ve göz şişmesi
  • Kusma
  • İshal
  • Karın ağrısı

  • Zor ve/veya hırıltılı nefes alıp verme
  • Dil şişmesi
  • Boğazda şişlik veya gerginlik
  • Konuşmada zorluk veya ses kısıklığı
  • İnatçı öksürük
  • Bilinç kaybı
  • Özellikle çocuklarda, deride solgunluk ve sarılık

Besin intoleransında vücut yiyecek veya içeceğin içerisindeki bir kimyasala tepki verir. Vücut alerjide olduğu gibi, kısa bir süre içerisinde tepki vermez, vücudun tepki vermesi 24-72 saati bulabilir. Alerji, deri, solunum ve sindirim sistemlerini etkilerken besin intoleransında, kişinin iç organları da etkilenebilmektedir. Ancak, bu durum hayati değildir. Alerji ve zehirlenmenin migren, huzursuz bağırsak, yorgunluk gibi ortak belirtileri de vardır. Bazı kişilerde, astım belirtileri de tetiklenebilir.

Bir tablo ile özetlemek gerekirse;

İntolerans: Gecikmiş Saldırı Alerji: Hızlı Saldırı
Birden fazla gıda dahil olabilirNadir olarak 1-2 gıdadan fazlası dahil olur
Semptomların ortaya çıkması için büyük miktarlarda yiyecek gerekir; tek bir yiyecek alımından sonra reaksiyonlar ortaya çıkmayabilirÇok az miktarda alınan gıda bile ciddi ve hayati teh arz eden reaksiyonları tetikleyebilir
Reaktif yiyeceklerin vücuda alınmasından 2-24 saat sonra reaksiyonlar başlar; nadir olarak 72 saate kadar sürebilirSakınılması gereken gıdaların tüketiminden 2 saat yada daha az bir zaman sonra reaksiyonlar başlar
Klasik alerjik bölgeler de dahil olmak üzere, herhangi bir organ sistemi reaksiyonda yer alabilir.Öncelikli etkiler: Deri, solunum ve sindirim sistemleridir.
Birden fazla yiyeceğin sebep olması ve semptomların geç başlaması dolayısıyla, soruna neden olan gıdalar nadiren anlaşılırSoruna neden olan gıdalar, hemen reaksiyona girdiğinden, �oğunlukla, tanı koyulabilir.
Hassasiyet oluşturan yiyecekler genellikle favori yiyeceklerdirAlerjik gıdalar nadiren gıda olarak tüketilir
6 ay ya da daha az süren sakınma periyodundan sonra semptomlar yok olurDeri testi pozitif (type I) reaksiyon verir
Alerjim mi Var İntoleransım mı? Alerji İntolerans
Semptomlarım 1 saatten kısa sürede ortaya çıkıyorX
Semptomlarıma hangi gıda(lar)nın neden olduğuna emin değilimX
Dolaylı olarak da tüketsem beni her zaman hasta ediyorX
Hassasiyetim olan gıdadan çok az miktarda tüketebiliyorumX
Yaşlandığımda rahatsızlıklarım daha kötüye gidecek gibi görünüyorX

Vücudun vereceği olumsuz tepkilerin şiddeti, kişinin ilgili gıdayı ne kadar tükettiğine bağlı değişmektedir. Bununla birlikte bir kişinin hangi gıdalara alerjisinin veya intoleransının olduğunu belirlemek zordur. Bunları belirlemek için doktora danışmak gerekmektedir.

Çocukluk Döneminde En Sık Rastlanan Besin Alerjileri

Besin alerjileri %90 oranında inek sütü, tavuk yumurtası, soya fasulyesi, yer fıstığı, fındık, buğday ve deniz canlıları kaynaklıdır.

Alerjik çocuklarda genellikle ergenlik dönemine kadar süt, yumurta, soya fasulyesi ve buğday alerjileri görülür. Bununla birlikte yer fıstığı, fındık, balık ve kabuklu deniz canlılarına karşı alerji de görülebilir; ancak, bu alerjiler ömür boyu sürebilir.

Besin Alerjileri Kalıtsal Mıdır?

Ailede alerjik birinin olması çocuğun astım veya saman nezlesi gibi alerjilere yakalanma riskini artırır. Ancak alerji kalıtsal olabileceği kadar çevresel faktörlere de bağlıdır.

Yine de alerjik çocukların çoğunun ebeveynlerinde besin alerjisi görünmemektedir. Ailede bir besin alerjisi olan bir çocuk varsa, kardeşlerinin de alerjik olma riski biraz daha yüksektir.

Besin Alerjileri Önlenebilir Mi?

Besin alerjilerini tamamen önlemenin bir yolu geliştirilememiş olsa da en aza indirebilecek tedavi yöntemleri mevcuttur.

  • En temelde, ilk 6 ay sadece anne sütüyle beslenen çocuklarda alerji belirtilerinin daha az olduğu teorisini destekleyen kanıtlar vardır. Bu süre içerisinde bebeğin hiçbir katı gıda takviyesi almaması önemlidir.
  • Yer fıstığı, fındık gibi sık görülen alerjenlerin vücuda girişinin geciktirilmesiyle alerji riskinin azaltılacağına dair hiçbir kanıt yoktur. Hatta alerjen olabilecek gıdaların vücuda erken girişi çocuklarda besin alerjisini önlemeye yardımcı olabilir. Ancak yine de fıstık ezmesi gibi yüksek alerjen bileşenlerin bebeğe yedirilmesi tavsiye edilmemektedir.
  • Fıstık, fındık gibi kabuklu yemişlerin çocuğunuza ne zaman verebileceğiniz konusunda doktorunuza danışabilirsiniz.

Alerjik reaksiyonları en aza indirebilmek için öncellikle, alerjiye sebep olan besin veya besinlerin saptanması gerekmektedir. Bir kişi alerjen besine ilk kez maruz kaldığında reaksiyonu önemli olmayabilir.

Ancak alerjen besini bir sonraki tüketmede vücutta oluşacak tepki daha şiddetli hatta hayati olabilir.

Bu nedenle bu tür alerjik belirtileri gözden kaçırmamalı, teşhis ve tedavi süreci için bir alerji uzmanına gidilmesi gerekmektedir.

Besin Alerjisi Durumunda Ne Gibi İlk Yardım Yöntemleri Uygulanmalıdır?

Besin alerjisi ilk kez karşılaşıldığında korkutucu olabilir, ancak kontrol altına alınabilmektedir.

Источник: https://sencard.com.tr/sen-programi/ailen/cocugunuz-ve-siz/besin-alerjisi-ve-intoleransi-hakkinda-bilinmesi-gerekenler

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть