Beslenme Alışkanlıklarınız Kemik Erimesini Tetiklemesin!

içerik

KEMİK ERİMESİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Beslenme Alışkanlıklarınız Kemik Erimesini Tetiklemesin!

Kemik erimesi, kemiklerin zayıflaması ve kırılgan hale gelmesi sonucu oluşmaktadır. Kemikler o kadar kırılgan hale gelir ki, herhangi bir eğilme, bükülme ya da öksürme sonucunda ya da hafif basınç altında kırılmakta ve hasar görmektedir.

Kemik erimesi, genellikle, kalça, bilek ya da omurgalardaki kırılma ve çatlaklar ile yakından ilişkili olarak gelişmektedir. Kemik dokusu canlıdır ve herhangi bir kırılma olduğunda yeniden kendini onarabilmektedir.

Kemik erimesi meydana geldiğinde ise, kemik tekrardan kendini yenileme yeteneğini kaybeder ve yeni kemik üretilemez.

Kemik erimesi tüm ırklarda hem kadın hem de erkeklerde yaşanabilmektedir. Fakat, beyaz ve Asya kadınlarında, özellikle menopoz sonrasında ve yaşlanmaya bağlı olarak ortaya çıkma ihtimali daha yüksektir. Bazı ilaçlar ve sağlıklı beslenme, ağırlık kaldırma egzersizleri, kemik erimesini önleyerek, zayıf olan kemiklerin güçlenmesine yardımcı olmaktadır.

Kemiklerimiz sürekli olarak kendini yenileyebilme özelliğindedir. Sürekli olarak yeni kemikler üretilir ve eski kemikler kırılarak, bu kemik oluşum döngüsü devam eder. Yaş henüz gençken, vücudumuz yeni kemik üretimini çok hızlı gerçekleştirir.

Yani vücut gençken, kemik üretimi, kemik bozulmasından ve kemik dokusunun azalmasından çok daha hızlı ilerlemektedir. Birçok insan 20’li yaşlarının başlarına kadar en yoğun kemik kütlesine ulaşmaktadır. İnsan yaş aldıkça, kemik kütlesi kaybı, kemik üretiminden daha hızlı ilerler.

Kemik erimesinin nasıl geliştiği, gençlikte mevcut olan kemik kütlesinin miktarına bağlı olarak değişmektedir. Eğer kemik dokusu fazla ise, bu bir depo görevi görür ve yaş ilerledikçe kemik erimesi ihtimali azalır.

Fakat eğer gençken kemik dokusu yoğunluğu az ise, yaş aldıkça kemik erimesinin oluşması riski daha fazladır.

Kemik erimesinin erken evrelerinde herhangi bir semptom genellikle gözlenmez. Fakat, kemik erimesinden dolayı kemikler zayıflamaya başladığında, semptom ve belirtiler ortaya çıkmaya başlar ve bu belirtiler genellikle şu şekildedir;

  • Sırt ağrısı,
  • Zamanla boy uzunluğunun azalması,
  • Eğik duruş,
  • Kemiklerin çok kolay kırılması ya da çatlaması.

1.Sırt Ağrısı

Kemik erimesinde yaşanan sırt ağrılarının nedeni, kırışmış ya da çökmüş olan omurlardır. Omurlarda yaşanan bu kemik dokusu kaybı, kişinin bazen şiddetli şekilde sırt ağrısı yaşamasına sebep olmaktadır.

Kemiklerde meydana gelen çatlaklar ve küçük çaplı kırılmalar kişinin boyunda bazı kısalmalara neden olmaktadır.

Kemik erimesi sebebi ile kütle kaybı yaşayan kemikler, iskelet yapısında bazı değişimler yaşanmasına ve bunun sonucu olarak da, normal boy uzunluğundan çok daha kısa bir boya sahip olmaya neden olmaktadır.

Genellikle kemik erimesi olan kişilerin boy uzunlukları çok fazla oranda kısalmaktadır ve bu kısalma beklenmedik şekilde olmaktadır.

3.Duruş Bozuklukları

Kemik erimesinin en belirgin bulgularından biri de duruş bozukluklarıdır.

Kemik dokusunda yaşanan hızlı kütle kayıpları ve bu durumun omurlara vermiş olduğu zararlar, birtakım duruş bozukluklarının yaşanmasına sebep olmaktadır.

Kemik erimesi olan kişilerde özellikle eğri ve iki büklüm şeklinde duruşlar yaşanması çok yaygındır. Omur kemikleri olumsuz etkilenen bu kişiler, ister istemez eğik durmak zorunda kalırlar.

4.Kolay Zarar Gören Kemikler

Herhangi basit bir hareket sonucu zarar gören ve hasara uğrayan kemikler, büyük ihtimalle kemik erimesinin bir işareti olacaktır.

Kemik dokusunun eskisi gibi sağlıklı bir şekilde kendini yenileyememesi sonucu, vücut yeni kemik dokusu üretmekte zorluk çeker.

Bu durum yeni kemik dokusunun üretilmesini engellediği için, kemiklerin çok daha kolay bir şekilde kırılmasına ya da çatlamasına neden olacaktır. Üstelik bu durum, kemiklerin çok daha uzun sürede iyileşmesine de neden olmaktadır.

Risk Faktörleri

Kemik erimesinin oluşmasına neden olan bir numaralı faktörler;

  • yaş,
  • hayat tarzı seçimleri,
  • bazı ilaçlar,
  • birtakım tedaviler,
  • ırk,
  • cinsiyet,
  • aile hastalık geçmişi,
  • vücut iskelet yapısı,
  • hormonlar,
  • beslenme alışkanlıkları.

Değişmeyen riskler: Bazı risk faktörleri kontrol dışıdır ve değiştirmenin yolu yoktur. Bu risk faktörleri; cinsiyet, yaş, ırk ve aile hastalık geçmişi gibi risk faktörleridir.

  • Cinsiyet: Kadınlarda kemik erimesi yaşanması riski erkeklerde kemik erimesi yaşanması riskinden çok daha fazladır.
  • Yaş: Yaşlanmak kemik erimesi açısından en büyük risklerden biridir.
  • Irk: Genellikle Asya kökenli ya da beyaz ırk kökenli olan kişilerde kemik erimesi yaşanması riski daha fazladır.
  • Aile hastalık geçmişi: Eğer annenizde, babanızda ya da kardeşlerinizde kemik erimesi vakası yaşanmış ise, sizin de kemik erimesi yaşama riskiniz yüksektir. Özellikle anne ya da babada yaşanan kemik erimesi sizi doğrudan risk grubuna dahil etmektedir.
  • Vücut iskelet yapısı: Erkek ya da kadın fark etmez, eğer bir insanın iskelet yapısı küçük ve ince ise o kişinin kemik erimesi yaşaması riski daha fazla olacaktır. Çünkü iskelet yapısının ince ve küçük olması, daha az miktarda kemik dokusu kütlesi anlamına gelmektedir.

Diğer risk faktörleri: Kemik erimesine zemin hazırlayacak olan diğer risk faktörleri ise; cinsiyetlere özgü hormonlar, tiroid problemleri, diğer bazı bezler.

  • Cinsiyetlere özgü hormonlar: Düşük cinsiyet hormonu seviyesi kemiklerin zayıflamasına sebep olabilmektedir. Özellikle kadınların menopoz döneminde azalan östrojen hormonu seviyesi, kemik erimesinin oluşmasına neden olan büyük bir risktir. Ayrıca daha önceden kanser tedavisi görmüş olan, kadınlarda bu tedavi sürecinde östrojen miktarı düşmektedir.

Bunlara ek olarak, prostat kanseri tedavisi gören erkeklerde, tedavi sürecinde yaşanan testosteron hormon seviyesinin azalması da, erkekler için kemik erimesi riski oluşturmaktadır.

  • Tiroid problemleri: Çok fazla miktarda tiroid hormonunun üretilmesi, kemik erimesine sebep olabilmektedir. Tiroid bezlerinin aşırı aktif çalışması sonucu gelişebilecek kemik erimesi, tiroid salgısını azaltmaya yarayan ilaçlar ile önlenebilmektedir.
  • Diğer bazı bezler: Özellikle paratiroid ve adrenalin bezlerinin çok fazla çalışması sonucu, kemik erimesi riski ortaya çıkabilmektedir.

Beslenme faktörü: Bazı gıdaların eksik ya da fazla alınması sonucu, kemik erimesi riski artmaktadır. Beslenme ile alakalı bu risk faktörleri; düşük miktarda kalsiyum alınması ve yeme bozuklukları gibi faktörlerdir.

Kalsiyum eksikliği: Uzun ve sağlıklı yaşamanın bir sırrı olan kalsiyum, kemiklerin yapısına katılarak onları güçlendirir. Çok uzun vadede yaşanmış olan kalsiyum eksikliği, kemik yoğunluğunun azalmasına, kırılma ve çatlama riskinin artmasına sebep olduğu gibi, kemik erimesi riskini de artırmaktadır.

Yeme bozuklukları: Özellikle anoreksi hastalarında ya da sürekli olarak iştahsızlık yaşayan kişilerde kemik erimesi yaşanması riski daha yüksektir.

Çünkü bu kişiler, kemik için gerekli olan protein ve kalsiyumu alamamaktadır. Menopoz dönemindeki kadınların iştahsızlık yaşaması ise kemikleri daha da güçsüzleştirmektedir.

Aynı şekilde erkeklerde de yeme bozukluklarına bağlı olarak gelişen hormon bozuklukları, kemik erimesi riskini yükseltmektedir.

Bazı ameliyatlar: Özellikle mide ameliyatı, bypass ya da bağırsakların cerrahi işlem görmesi, kalsiyum içeren besinlerin absorbe edilmesine sebep olmaktadır. Bu durum da, kemik erimesi riskini artırmaktadır.

Bazı ilaçlar: Uzun süre boyunca, kortizonlu ya da prednizon türünde ilaçlar kullanmak, kemik yenilenmesini önlediği için, kemik erimesi riskini artırmaktadır. Ayrıca;

  • nöbetleri önlemek ya da iyileştirmek için kullanılan ilaçlar,
  • gastrik reflü ilaçları,
  • kanser ilaçları,
  • vücudun organ nakli reddi durumu yaşamasında kullanılan ilaçlar, kemik erimesi riskini yükseltmektedir.

Sedentar yaşam: Sedentar yaşam yani, vaktin büyük kısmını oturma faaliyeti ile geçirme, kemik erimesi riskini artırmaktadır. Ağırlık kaldırma egzersizleri, özellikle yürüyüş, koşu, zıplama ve dans etme gibi fiziksel etkinlikler ise, kemik erimesi riskini azaltmaktadır.

Çok fazla miktarda alkol tüketimi: Sürekli olarak alkol tüketmek, kemik erimesi riskini artırmaktadır.

Sigara kullanmak: Sigaranın kemik erimesi oluşumundaki rolü tam olarak bilinmese de, kemiklerin yapısını zayıflattığı kesindir.

Komplikasyonlar

Kemik erimesinin en ciddi komplikasyonları, özellikle omurga ve kalça kemiklerinde gelişebilecek olan kırılmalardır. Kalça kemiği kırılmaları düşme sonucu gelişmektedir.

Zaten kemik erimesi nedeni ile zayıf olan kemikler, bir düşme sonucunda kolayca kırılabilmektedir. Bu nedenle, kemik erimesi sonucu bazı sakatlık durumları yaşanabilmektedir. Bazı durumlarda bu omurga kemikleri düşme olayı yaşanmasa bile gerçekleşebilir.

Bunun nedeni kemik erimesidir. Ayrıca kemik erimesi ciddi sırt ağrılarına ve kamburluğa sebep olmaktadır.

Tanı ve Testler

Kemik yoğunluğunun tespit edilmesi amacı ile düşük düzeyde röntgen cihazından yararlanılmaktadır. Böylece, kemiğin yapısında bulunan mevcut mineral miktarı belirlenmiş olur. Bu röntgen işlemi ağrısız ve acısızdır. Röntgen yöntemi ile, özellikle bilek, kalça ve omurga kemikleri kontrol edilmektedir.

Tedavi ve İlaçlar

Kemik erimesinde tedavi, kemik yoğunluğu testi gibi bilgiler kullanılarak, gelecek 10 yıl içindeki kemik kırılma riski tahmin edilerek bir tedavi önerilmektedir. Eğer bu risk yüksek değil ise, tedavi ilaçlar yardımı ile değil de, bunun yerine yaşam tarzındaki bazı değişiklikler ile yapılmaktadır.

İlaç tedavisi: Kemik erimesi tedavisinde kullanılan ilaçlar bifosfonat tabanlı ilaçlardır. Bu ilaçlar şu şekildedir;

  • Alendronat (Fosamax)
  • Risedronat (Actonel, Atelvia)
  • İbandronat (Boniva)
  • Zoledronik asit (Reclast)

Fakat bu ilaçların, bulantı, karın ağrısı, yutkunmada güçlük ve bazı mide sorunları gibi yan etkileri oluşabilmektedir. Bifosfonat tabanlı ilaçları 5 yıl süreden fazla kullanmak, uyluk kemiği ve kalça kemiğinde çatlaklar oluşmasına neden olmaktadır. Ayrıca bu ilaçlar çene kemiğini ve diş yapısını da etkilemektedir.

Hormon tedavisi: Özellikle menopoz sonrası kadınlarda östrojen takviye tedavisi, kemik yoğunluğunu korumak adına yardımcı bir tedavi olacaktır. Fakat bu östrojen tedavisi, kan pıhtılaşması, endometriyal kanser, göğüs kanseri ve bazı kalp hastalıklarının oluşmasına sebep olabilmektedir.

Raloxifene (Evista) adı verilen bir ilaç, östrojenin faydalı etkilerini taklit ederek, kemik yoğunluğunun korunmasına yardımcı olur. Fakat bu ilacın da, sıcak basması ve kan pıhtılaşması gibi etkileri ve riskleri vardır.

Erkeklerde kemik erimesi, testosteron seviyesinde kademeli olarak ve yaşa bağlı olarak düşüş yaşanması ile alakalıdır. Bundan dolayı takviye testosteron tedavisi, kemik yoğunluğunu artırmaya yardımcı olmaktadır.

Diğer bazı ilaçlar: Doktor hastalığın seyrine göre diğer bazı ilaçları tedavide kullanabilmektedir. Doktorun tavsiye edebileceği bu ilaçlar şu şekildedir; Denosumab (prolia) ve Teriparatid (Forteo).

Alternatif Tedaviler: Kemik erimesi sürecinde, doktorun uygun gördüğü ilaç tedavisi yanında, eğer bir sakıncası olmayacak ise bazı yöntemler kullanarak, kemik sağlığını korumak mümkündür. Bu yöntemler;

Sigara içmemek, çok fazla alkol tüketiminden kaçınmak, düşmemeye özen göstermek ve beslenmeye dikkat etmek gibi yöntemlerdir.

Alınacak Önlemler

3 faktör kemik erimesini önlemek ve kemik sağlığını korumak için çok önemlidir. Bu faktörler;

  • Yeterli miktarda kalsiyum almak,
  • Yeterli miktarda D vitamini almak,
  • Düzenli egzersiz.

Kalsiyum: 18 ile 50 yaş aralığındaki kadın ve erkekler için günlük alınması gereken kalsiyum miktarı 1000 miligramdır. Bu miktar, kadınların menopoz sonrası dönemlerinde, yani 50 yaşından sonra ve erkeklerde 70 yaşından sonra 1200 miligram değerlerine ulaşmaktadır. En iyi kalsiyum kaynağı olan besinler şu şekildedir;

  • Düşük yağlı süt ürünleri (günlük 200-300 miligram alınması yeterlidir),
  • Koyu yeşil yapraklı sebzeler,
  • Konserve somon ve kılçıkları ile birlikte sardalye,
  • Soya peyniri gibi soya ürünleri,
  • Kalsiyum ile desteklenmiş tahıllar ve portakal suyu.

Fakat, çok fazla miktarda kalsiyum tüketmek, böbrek taşı oluşumuna ve bazı kalp sorunlarına sebep olmaktadır. Bundan dolayı, günlük kalsiyum alımı, 2000 miligramı aşmamalı ve 50 miligramın altına da düşmemelidir.

D vitamini: D vitamini, vücuttaki kalsiyumun emilimini sağlamaktadır. Birçok insan vücudu için gerekli olan yeterli miktardaki D vitaminini  güneş ışığından almaktadır. Çünkü güneş ışığı çok iyi bir D vitamini kaynağıdır. Fakat çok uzun süreler güneş ışığı altında kalmak, içerdiği ultraviyole ışınlar nedeni ile, cilt kanseri riskini artırmaktadır.

Bilim insanları, günlük alınması gereken ideal D vitamini miktarını henüz belirlememiştir.

Fakat yetişkinler için günlük 600-800 IU (uluslararası birim) D vitaminini ihtiyacını, gıda ve takviyeler yardımı ile almak başlangıç için iyidir.

Eğer kandaki D vitamini seviyesi çok düşük ise doktor bu dozu artırabilir. Ergenlik dönemindeki gençler ve yetişkinler için ise günlük, 4000 IU değerine kadar D vitamini almak güvenlidir.

Egzersiz: Egzersiz, kemiklerin güçlenmesine yardımcı olur ve kemik erimesinin etkilerini yavaşlatmaya olanak sağlar. Özellikle; ağırlık kaldırmaya dayalı egzersizler, koşu, yürüyüş, merdiven tırmanma, ip atlama, kayak gibi egzersizler, bacak, kalça ve alt omurga kemiklerinin sağlığını korumaya yardımcıdır.

Источник: https://evdesifa.com/kemik-erimesinin-belirtileri-nelerdir/

Kemik erimesi nasıl önlenir?

Beslenme Alışkanlıklarınız Kemik Erimesini Tetiklemesin!

Kemik erimesi, tedavi edilip önlenmediği takdirde kamburluk ve boy kısalığı gibi rahatsızlıkların yanında ölümcül risklere de neden olabilir.

Kemik erimesi nedir?

Halk arasında “kemik erimesi” olarak da bilinen osteoporoz rahatsızlığı, kemikteki dokusu yoğunluğunun veya kitlenin azalması sonucu ortaya çıkan sağlık sorunudur.

Kemik dokusu yoğunluğunun veya kitlesinin azalması sonucunda vücutta bulunan kemikler daha kırılgan ve zayıf olmaktadır.

Kemik erimesi, neden olduğu fiziki sorunlar ve verdiği rahatsızlıklar nedeniyle yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürmektedir.

Kemik erimesi, önlemi alınıp tedavi edilmezse ilerleyen zamanlarda boy kısalığı, kamburluk gibi fiziki rahatsızlıklara ve ölümcül risklere neden olabilmektedir.

Kemik erimesi hastalığı ilk zamanlarda çok fazla belirti vermeden sinsi bir şekilde, kemiklerin güçsüzleşmesi hissedilmeden gelişir.

Kemik erimesi kimlerde görülür?

Kemik erimesi, dünya genelinde kadınlarda 50 ve erkeklerde ise 70 yaş üstündeki her 5 kişiden birinde ortaya çıkarak kalça, omurga ve el bileğinde kırıklara yol açabilmektedir.

Ayrıca oluşan bu kırıklarla birlikte ciddi ve inatçı ağrılar da meydana gelmektedir. Bütün bu olumsuz etkilerin yanında omurgada volüm kaybı oluşmakta ve çökme kırıkları nedeniyle boyda da kısalma olmaktadır.

Omurga bölgesinde görülen çökme kırıkları nedeniyle oluşan boy kısalığı ile beraber kamburluk da ortaya çıkabiliyor.

Özellikle yaşlılarda ölümcül sonuçlara bile neden olabilecek kadar ciddi bir hastalık olan kemik erimesine karşı alınacak çeşitli önlemler, hastalığın gelişmesini engelleyip tedavisini kolaylaştırmaktadır.

Kemik erimesini önleme yolları

Kemik erimesi (osteoporoz) hastalığına karşı alınabilecek birçok önlem bulunmaktadır. Günlük yaşam alışkanlıklarına eklenebilecek birkaç tercihten tutun da beslenme konusunda alınacak birkaç değişiklik kararı uzun yıllar bedeni kemik erimesinden uzak tutacaktır. İşte kemik erimesine karşı alınabilecek önlemlerden bazıları…

İki bardak süt, iki kibrit kutusu peynir

Osteoporozla baş etmenin olmazsa olmaz şartı, vücudunuzun ihtiyacı olan kalsiyumu mutlaka almak. Kadınlarda, 50 yaş altında günlük kalsiyum ihtiyacı 1000 mg iken, bu yaş üzerinde 1200 mg’ye çıkıyor.

Erkeklerde de 70 yaş öncesinde günlük 1000 mg kalsiyum yeterli gelirken; bu yaştan sonra ihtiyaç 1200 mg’ye yükseliyor. Kalsiyum için en iyi kaynak ise süt ve süt ürünleridir.

Vücudunuzun yeterince kalsiyum alabilmesi için gün boyunca 2 bardak süt veya yoğurt ile 2 kibrit kutusu kadar peynir yemeye özen gösterin.

Her gün 15 dakika güneşlenmek

Güçlü kemikler için dikkat etmeniz gereken bir başka önemli nokta da, D vitamini almak. Vitamin D ihtiyacı da 50 yaş altındaki kadın ve erkeklerde 400-800 IU iken, 50 yaş üstünde 800-1000 IU’ya yükseliyor. D vitamininin en önemli kaynağı ise güneş ışınları. Bu nedenle güçlü kemikler için her gün, güneş ışınlarının yeryüzüne dik gelmediği saatlerde 15 dakika boyunca güneşlenin.

Proteinsiz kalmayın, fazla protein de tüketmeyin

Yeterli seviyede protein tüketmek kemik ve genel vücut sağlığı için çok önemli. Yetersiz protein alınması kas gücü ve kitlesinde azalmaya neden oluyor. Ancak yüksek proteinli diyetlerden de kaçının. Çünkü fazla miktarda protein tüketmek idrarla kalsiyum atılımını artırarak kemiklerde güç kaybına neden oluyor.

Günlük protein ihtiyacı kişinin yaş, cinsiyet, fiziksel aktivitesi, boy ve kilosuna, hatta hastalığına bağlı değişiyor. Günlük protein alımı kronik böbrek hastasında 30 g/gün ile sınırlarken, düzenli egzersiz yapan bir kişide 200 g/gün olabiliyor.

Önemli olan yoğun protein içeren öğünlerinizde yoğurt gibi süt ürünlerini eksik etmemeniz.

Yemeklerde fazla tuz kullanmayın

Çok fazla tuz içeren yemek tüketmek, vücudun kalsiyum kaybına, dolayısıyla kemik kaybına yol açıyor. Bu nedenle tuz alımını olabildiğince azaltın Bir yiyeceğin ne kadar sodyum içerdiğini öğrenmek için mutlaka paketi inceleyin. İçindeki sodyum yüzde 20 ve daha fazla ise yüksek demektir. Hedef günlük 6 gram veya daha az sodyum almak olmalı.

Üç bardaktan fazla çay ve kahve içmeyin

Kahve, çay ve sodalı içecekler kafein içeriyor. Kafein kalsiyum emilimini azaltarak kemik kaybına yol açan bir madde. Dolayısıyla günde 3 bardaktan fazla kahve ve çay tüketmeyin.

Kolalı içecekler de kafein ve fosfor içeriyor ve kalsiyum emilimini bozuyorlar. Bu tür içecekleri de abartmamanızda fayda var. Bunların toplamı 3’ü geçmemeli. Çay ve kahveyi, süt ürünleriyle birlikte tüketmeyin.

Çünkü süt, peynir veya yoğurttaki kalsiyum emilimini engelliyorlar.

Alkolden uzak durun

Alkolün fazla tüketimi de kemik kaybına neden oluyor. Dolayısıyla alkol tüketimi günlük 2-3 kadehten daha fazla olmamalı. Sigara da osteoporoza yatkınlık sağlıyor.

Dans edin, ip atlayın

Vücuda ağırlık bindiren egzersizler (dans, aerobik hareketler, yürüme, koşma, ip atlama, merdiven çıkma, tenis, gibi), hem osteoporozdan korunmada hem de tedavisinde çok önemli. Ancak kas güçlendirici ve germe egzersizleriyle de desteklenmeli.

Yoga ile pilates, denge ve esneklik açısından en fazla tercih edilen egzersizleri oluşturuyor. Haftada 3 veya 4 gün, 30 dakika vücuda ağırlık bindiren egzersizler, haftada 2 veya 3 gün germe egzersizi, denge, postur egzersizleri yapmaya özen gösterin.

Bol bol sebze ve meyve tüketin

Sebze ve meyveler; magnezyum, potasyum, C ve K vitamini açısından zengindir. Kemik sağlığında, kalsiyum ve D vitamininin yanı sıra bunlar da kemik mineralizasyona katkı sağlıyor.

Aşırı zayıflamamaya dikkat edin

Vücut kitle indeksi 19 ve altındakiler osteoporoza daha yatkınlar. Boyunuzun karesini alarak bulduğunuz değeri kilonuza böldüğünüzde {vücut kitle indeksi (I) = Kilo (kg)/ boy (m) x boy (m) } vücut kitle indeksinizi hesaplayabilirsiniz. Aşırı zayıflıkla birlikte cilt altı yağ kitlesinin azalması, östrojen seviyesinde de azalmaya neden olarak osteoporozu tetikliyor.

Posalı yiyeceklerin tüketimini sınırlandırın

Posalı gıdalar fazla miktarda fitat içeriyor ve bu da kalsiyum emilimini engelliyor. Posalı gıdalarla kalsiyumdan zengin gıdaları bir arada tüketmeyin. Örneğin sütle birlikte buğday kepeği alındığında, sütteki kalsiyumun yüzde 10 gibi çok azı emiliyor.

Bu nedenle 2 saat ara vererek yiyin. Yeşil pancar, ıspanak ve yeşil fasulye gibi sebzeler sağlıklı besleyiciler olmalarına rağmen içerdikleri okzalat nedeniyle kalsiyum emilimini bozuyorlar.

Bu sebzeler, yoğurtla birlikte tüketildiğinde yoğurttaki kalsiyumun emilimini engellediğinden önerilmiyor.

Источник: http://www.saglikveguzellik.net/kemik-erimesi-nasil-onlenir.html

Kemik Erimesi : Nedenleri, Belirtileri, Tedavisi

Beslenme Alışkanlıklarınız Kemik Erimesini Tetiklemesin!

Kemik erimesi, kemiklerin güçsüzleşip kolayca kırılabilir hale gelmesidir. Kemiklerde bulunan mineralin azalması sonucu kemikler zayıflar ve kolayca kırılır. Kemikler o kadar hassaslaşır ki, rastgele bir çökme, eğilme ya da öksürük sonucu veya bir baskı sonucu hasar ve kırılmalar görülebilir.

Halk arasında kemik erimesi olarak bilinen osteoporoz, vücutta bulunan tüm kemiklere etki etse de daha çok kalça, omurga ya da bileklerde çatlak ya da kırılmalarda kendini gösterir. Kemikte bulanan doku canlı olup herhangi bir kırılma veya çatlak durumunda kendini yeniden onarabilir.

Ancak bu hastalıkta kemiklerde bulunan mineral azalmasıyla kemikler güçsüzleştiğinden, kemik kendini onarma kabiliyetini kaybeder ve kemikler yenilenemez.

Bu kemik hastalığı bütün ırklarda hem erkek hem de bayanlarda görülebilir. Ancak beyaz olan ırklarda ve Asya kadınlarında bilhassa menopozdan hemen sonra yaşlılığın bir göstergesi olarak ortaya çıkma oranı daha yüksektir.

İskelet sistemi rahatsızlığı olan osteoporoz, her yaşta görülen bir hastalık olabilir ancak 40 yaş ve üzerinde bu hastalığa daha sık rastlanır. Özellikle bayanlarda erkeklere göre daha çok görülür. Sağlıklı beslenme, ilaç tedavisi ve bazı egzersizler ile hastalığa önlem alınabilir.

Böylelikle güçsüz ve zayıf durumda olan kemikler güçlenerek hastalığa direnç sağlar.

Kemik Erimesi Nedenleri Nelerdir?

Vücudumuzda bulunan kemiklerin devamlı olarak kendini tazeleme özelliği vardır. Devamlı yeni kemikler üretilerek eski kemikler kırılarak yok edilir. Bu kemik yenilenme döngüsü böylelikle devam eder.

Genç yaşlarda, yeni kemik üretimi hızlı bir şekilde oluşur. Çoğu insan 20 yaş civarına kadar en çok kemik kütlesine sahip olur.

Kişinin yaşı arttıkça kemik kütlesinin yok olması, kemik üretilmesinden çok daha hızlı bir şekilde gerçekleşir.

Erimenin gerçekleşmesinin hızı, gençken sahip olunan kemik kütlesinin ne kadar olduğuna bağlı olarak değişir. Eğer kemik dokusu miktarı fazla ise ilerleyen yaşlarda vücut depo yaparak osteoporoz olma olasılığını düşürür. Ancak eğer genç yaşlarda kemik dokusu miktarı az ise, yaş ilerledikçe erimenin gerçekleşme riski daha da artar.

 Birtakım riskler elde olmayan sebeplerle oluşmakta olup kontrolümüz dışındadır ve değiştirilmesinin başka bir yolu yoktur.

Bu hastalığın olmasına sebep olan en önemli faktörleri sıralayalım; yaş, ırk, cinsiyet, bazı tedavi yöntemleri ve birtakım ilaçlar, aile de hastalığın genetik oluşu, hormonlar, günlük yaşama biçimi ve yanlış beslenme alışkanlıklarıdır.

1. Yaş

Yaşlanmış olmak kemikler açısından en çok risk taşıyan durumlardan biridir. İnsanların yaş ilerledikçe bu kemik hastalığına yakalanma ihtimali artar. Çünkü vücudun ve kemiklerin yapısı doğa gereği zamanla deformasyona uğrar.

Çoğunlukla Asya kökenli olan ve beyaz ırk kökenli olan bireylerde bu kemik hastalığının yaşanma olasılığı daha fazladır. Afrika kökenli insanlarda daha az rastlanır. Irk kemik hastalıklarında belirleyici bir faktördür.

3. Cinsiyet

Bayanlarda bu hastalığın başlama yaşı 35-40 yaşlarında iken erkelerde ise ortalama 70 yaşlarındadır. Düşük olan cinsiyet hormonu düzeyi kemiklerde zayıflamaya neden olur. Özellikle bayanlarda menopoz zamanlarında seviyesi normalden daha da azalan östrojen hormonu, bu hastalığın oluşmasına sebep olan en büyük risktir.

4. Hastalık tedavileri ve ilaçlar

Kanser tedavisi alan kadınlarda kemoterapi alındığı zamanlarda östrojen seviyesi düşer ve bu hastalığı tetikler.

Bunun dışında ek olarak; prostat kanseri olan ve tedavisini gören erkeklerde bu tedavi esnasında yaşanan testosteron hormonunun miktarının düşmesi de erkekler için bu hastalığa yakalanma ihtimali oluşturur.

Ayrıca belli bir süre boyunca uzun bir zaman alınan kortizonlu veya prednizon çeşidinde ilaçların kullanımı, kemiklerin kendini yenilemesine engel olduğu için osteoporoz riskini artırır.

Bunlar dışında; mide rahatsızlıkları olan gastrit ve reflü ilaçları, kanser ilaçları, nöbet geçirirken bunu önlemek için kullanılan ilaçlar, vücudun organ nakli sırasında bunu reddetmesi durumunda kullanılan ilaçlar da bu hastalığın ihtimalini artırır.

5. Ailede hastalığın genetik oluşu

Anne ve babanızda veya kardeşinizde bu hastalık varsa sizin de aynı hastalığı geçirme ihtimaliniz oldukça yüksek olur. Özellikle genlerimizin geldiği anne veya babada yaşanan bu hastalık sizi direkt riskli gruba dahil eder. Gen durumunu öğrenmek için birtakım testlerden geçmelisiniz.

6. Hormonlar

Özellikle birçok kişinin yaşadığı sorun olan tiroid hormonunun normalden daha fazla üretilmesi de bu hastalığa neden olur. Tiroid bezlerinin çok fazla çalışması sonucu oluşan bu erimeler, tiroid salgısını azaltan bazı ilaçların kullanımı ile önlenebilir. Özellikle paratiroid ve adrenalin bezlerinin aşırı aktif çalışmasının bir sonucu olarak bu hastalık riski ortaya çıkar.

7. Günlük yaşama biçimi ve yanlış beslenme alışkanlıkları

Bazı gıdaların eksik (hatta bazen hiç alınmaması) veya fazla alınması ile bu hastalığın riski artar. Beslenme ile ilgili bu olası faktörler; düşük miktarda kalsiyum alınması ve yeme bozuklukları gibi durumlardır.

 Sağlıklı ve uzun bir hayatın sırrı olan kalsiyum, kemik dokularının yapısına ve gelişimine katılarak kemiklerin daha sağlam olmasını sağlar.

Uzun süre boyunca devam eden kalsiyum eksikliği, kemiklerin gücünün azalmasına neden olarak kırılmaların ya da çatlamaların oluşma olasılığının artmasına neden olur.

Ayrıca bunlar dışında osteoporoz ihtimalini de artırır. Özellikle zayıflamak için yemek yemeyen ve bu yüzden hastalıklar geçiren kişilerde veya devamlı olarak iştahsızlık olan kişilerde bu hastalığın yaşanma ihtimali daha yüksektir. Çünkü bu bireyler, kemik gelişimi için gerekli olan protein ve kalsiyumu alamadıkları için kemikleri güçsüzleşir.

Menopoz dönemindeki kadınların iştahsız olmaları da kemiklerin güçsüz olmasına sebep olur. Benzer şekilde erkeklerin de düzensiz yeme bozukluklarına bağlı olarak gelişen hormonal bozukluklar bu hastalığın yaşanması riskini artırır. Düzensiz fiziksel aktivitenin olduğu ya da fiziksel aktivitelerin hiç olmadığı bir durum olan sedanter yaşam tarzı da bu hastalığa davetiye çıkartır.

Günlük yaşamın büyük bir kısmını oturarak hareketsiz geçirmek de hastalığa sebep olur. Ağırlık kaldırma egzersizleri, en çok da yürüyüş, koşu gibi sporlar ve dans etmek gibi fiziksel aktiviteler ise bu hastalığın oluşma ihtimalini azaltır.

Kemik Erimesi Belirtileri Nelerdir?

Kemik erimesi nasıl anlaşılır, ancak belirtiler ile açıklanabilir. Kemik erimesinin ilk zamanlarında herhangi bir belirti genellikle görülmez. Ancak bu hastalık dolayısıyla kemiklerde güçsüzleşme olduğunda, hastalık belirtileri görülmeye başlar. Bu belirtiler genellikle şunlardır;

1. Sırt ağrıları

Kemik dokularının vücutta en fazla olduğu yer olan sırt, bu hastalıkta ağrı çekilen yerlerin en başında gelir. Burada yaşanan ağrılara hasar görmüş ve çökmüş olan omurlar neden olur. Bu omurlardaki oluşan kemik dokusunun kaybı, bazı zamanlarda kişide çok şiddetli şekilde ağrılara neden olur.

2. Boyun ve bel ağrıları

Özellikle yaşı fazla olan ve hastalığın ilerlemiş olduğu kişilerde ufak bir hareket ya da eylemde kemik dokuları zarar görebilir ve kemiklerde kırılmalar-çatlamalar meydana gelebilir.

Günlük hayatta bir poşet kaldırırken, yere düşen bir şeyi alırken veya bir çanta taşırken boyunda ve belde oluşabilecek omurlardaki kırıklar şiddetli boyun ve bel ağrılarına sebep olur. Bu ağrılar hareket ettikçe arttığı gibi dinlenme ile kişi rahatlayabilir.

Zamanla oluşan bu kırıklar şekil bozulmasına yol açarak kronik boyun ve bel ağrılarına sebep olur.

3. Boy kısalmaları

Kemik dokularında gerçekleşen çatlaklar ya da ufak çaplı kırıklar kişinin boy uzunluğunda kısalmasına sebep olur.

Osteoporoz yani erime sebebi ile kütlesinde azalma olan kemikler, iskelet sisteminin yapısında kimi zaman değişimler yaşanmasına ve böylece sonuç olarak da, boy uzunluğunun normal olmaktan çıkıp kısa bir boya sahip olmasına sebep olur. Genellikle bu hastalığı olan kişilerde boy uzunluğu hiç beklenmedik şekilde kısalır.

4. Duruş bozuklukları

Bu kemik hastalığının en önemli semptomlarından bir tanesi de öne eğik olarak veya kambur bir şekilde olan duruş bozukluklarıdır.

Kemik dokularında yaşanan fazlaca kütle kaybı ve bunun neticesinde omurlarda oluşan zararlar, birçok duruş bozukluğunun oluşmasına neden olur. Osteoporoz hastalığı olan kişilerin genellikle eğri ve iki büklüm bir vaziyette duruş sergiledikleri yaygın olarak görülür.

Omurlarındaki kemikleri hastalık etkisi ile zedelenmiş olan bu kişiler kambur ya da eğik bir duruş göstermek zorunda kalırlar.

5. Kolayca kırılabilen veya çatlayan kemikler

Genellikle basitçe bir hareket ile hasar oluşan ve zarar gören kemikler, yüksek olasılıkla osteoporoz yani kemik erimesinin bir göstergesi olur.

Kemik dokularının önceki gibi sağlıklı bir halde kendini tazeleyememesi neticesinde, kişinin vücudu yeni kemik üretmekte güçlük çeker. Bunun sonucu olarak yeni kemik dokusu oluşumu engellendiğinden dolayı, kemikler çok kolay olarak çatlayabilir ya da kırılabilir.

Ayrıca bu durum kırılan, çatlayan ve hasar gören kemiklerin iyileşme sürelerinin çok daha uzamasına sebep olur.

Kemik Erimesinden Kaynaklı Oluşacak Sorunlar

Özellikle kalça ve omurga kemiklerinde meydana gelen kırılmalar kemik erimesi için en önemli komplikasyonlardır. Düşme sonucu meydana gelen kalça kemiği kırılmaları bu hastalık yüzündendir.

Çünkü hastalık sebebiyle zaten zayıf olan kemikler ufak bir darbe ile hasar almaya meyilli olduğundan düşme sonucu da kolayca kırılabilir.

Bu yüzden osteoporoz sonucu birçok sakatlık durumları yaşanabilir.

Bazen hiç düşme olmadan da omurga kemiklerinde kırılmalar görülebilir. Bunun sebebi yine osteoporozdur. Ayrıca bu hastalık ciddi sırt ağrıları ve kambur olmaya neden olur. Hastalık ölümcül bir durum oluşturmasa bile eğer erken yaşta başlamış ve kalıcı bir sakatlanmaya sebebiyet verdiyse hayat boyu tedavi süreçleri, fizik tedaviler ile kontrol altında bir yaşam sürdürmeniz gerekir.

Kemik Erimesi Tedavisi Nasıl Yapılır?

Kemik erimesi nasıl geçer, konusu tamamen tedavisine bağlıdır. Kemik yoğunluğunun belirlenmesi ve kemik erimesi tanısını koymak gayesi ile düşük seviyede röntgen cihazından faydalanılır. Böylelikle kemiğin yapısında bulunan mineral düzeyi belirlenmiş olur ki bu röntgen çekme durumu acısız ve ağrısız bir durumdur.

Röntgen çekerek özellikle bilek, kalça kemiği ve omurga kemikleri kontrol edilir. Bu hastalıkta tedavi yöntemi olarak, kemik yoğunluğu testi gibi testlerin sonucuna bakarak 10 sene içinde kemik kırılma ihtimallerini tahmin edip bir tedavi yöntemi belirlenmelidir.

Eğer risk yüksek ise ilaç tedavisine hemen başlanmalıdır. Ancak bu ihtimal çok fazla değil ise tedavi ilaç yerine hayat tarzında bir kaç değişiklik yapılmalıdır. İlaç tedavisi dışında hormon tedavisi ya da fiziksel aktivite gerektiren sporlar veya fizik tedavi de uygulanabilir.

Ayrıca beslenme düzenine önem verilmeli ve kalıcı önlemler alınmalıdır.

1. İlaç tedavisi

Hastalığın tedavisi için kullanılan ilaçlar bifosfonat içerikli ilaçlar olup kemik yıkımını önlemeye yardımcı olurlar. Bahsettiğimiz ilaçlar; Alendronat, risedronat(atelvia), zoledronik asit(reclast) gibi ilaçlardır.

Ancak bu ilaçlar tedavi ettiği gibi bulantı, karın ağrıları, yutkunurken zorlanma ve bazı mide hastalıkları gibi yan etkileri de oluşabilir.

Ayrıca bu bifosfonat içeren ilaçlar 5 seneden fazla kullanılırsa uyluk ve kalça kemiklerinde çatlamalara sebep olur.

2. Hormon tedavisi

Kadınlarda menopoz sonrasında östrojen eksikliği sebebiyle östrojen takviyesi, kemik yoğunluğunu azaltmaya çalışmak ve bu hastalığı tedavi etmek amacıyla oldukça yardımcı olur.

Ancak bu tedavi yolu, kan pıhtılaşması, göğüs kanseri ve bazı kalp rahatsızlıklarını tetikleyerek erime oluşumuna sebebiyet verebilir.

Erkeklerde ise osteoporoz hastalığı, testosteron seviyesinde devamlı olarak ve yaş ilerledikçe buna bağlı olarak düşme olmasıyla ilgilidir. Bu yüzden takviye olarak hormon tedavisi kemikleri güçlendirmeye yardımcı olacaktır.

Kemik Erimesine Ne İyi Gelir?

Bu hastalığın önlenmesi kemik sağlığı açısından oldukça önemlidir. Hastalığı önleyebilecek faktörleri incelersek;

  • Yeteri miktarda kalsiyum tüketimi; özellikle ergenlikten yaşlılık dönemine kadar geçen sürede kadın ve erkeklerin tüketmesi gereken günlük kalsiyum miktarı 1000 miligramdır. Ancak bu değerleri kadınlarda menopoz sonrası, erkeklerde ise 70 yaş sonralarında 1200 miligrama yükseltmek gerekir. Kalsiyumu alabileceğiniz en önemli besinler şunlardır; az yağlı süt ve süt ürünleri, özellikle demir içerikli yeşil sebzeler, soya ürünleri, kalsiyum destekli tahıl ürünleri ve portakal suyu oldukça kalsiyum oranı yüksek besinlerdir. Ancak kalsiyumun fazla alınması da zararlıdır. Böbrek taşı ve kalp hastalıklarına sebep olabilir. Bu nedenle mutlaka alınan kalsiyum belli bir oranda olmalıdır. Günlük 200 miligram ile 50 miligramın arasında olmalıdır.
  • D vitamini ihtiyacını karşılamak; bu vitamin çeşidi doğada bulunmakta olup kalsiyumun emilimini sağladığı için kemiklere oldukça faydalıdır. D vitamini için güneş ışığından faydalanılabilir. Ancak çok uzun süre güneşe maruz kalmak ciltte güneş yanıklarına ve daha ciddi sorunlar olan cilt kanserine de davetiye çıkaracağından oldukça dikkat edilmelidir. Günlük alınan güneş ışığı takviyesi dışında doktor gerekli gördüğü takdirde D vitaminini vücutta artırmak için ilaç tedavisi uygulayabilir.
  • Düzenli egzersiz yapmak; egzersiz yapmak kemik erimesini önleyebildiği gibi iskelet sistemimizin güçlenmesine de fayda sağlar. Özellikle günlük yapılması gereken koşu, ağırlık kaldırma, ip atlama gibi birçok egzersiz kemiklerin güçlenmesini sağlayarak dayanıklılığını artırır. Böylece kemik kırılmaları ve çatlamalarına karşı önlem alabilirsiniz. Bunların dışında kişinin günlük en az 10000 adım olmak koşulu ile yaptığı yürüyüşler de kemik sağlığı açısından oldukça faydalı olur. Bu sayede kemik erimesi öldürür mü diye endişe verici soruları düşünmek yerine sağlıklı bir yaşam sürülebilir.

Источник: https://sebboy.com/kemik-erimesi/

Kemik erimesi gençlerde de görülüyor

Beslenme Alışkanlıklarınız Kemik Erimesini Tetiklemesin!

Dünyada sıklığı giderek artan Osteoporoz (kemik erimesi),önemli bir halk sağlığı sorunu olarak tanımlanıyor.

ERKEN YAŞLARDA GÖRÜLEBİLİYOR

Kemiklerin daha hassas, gözenekli ve giderek daha güçsüz ve kırılgan olmasına yol açan bu hastalık, özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde kadınlar arasında sıkça görülüyor.

Günümüzde Osteoporoz (kemik erimesi) ileri yaş hastalığı olarak bilinmesine rağmen yetersiz beslenme ve hareketsiz yaşam koşulları sebebiyle erken yaşlarda da teşhis almaya başladı.

YAŞAM KALİTESİNİ OLUMSUZ ETKİLİYOR

20 Ekim Dünya Osteoporoz Günü kapsamında açıklama yapan Türkiye Osteoporoz Derneği Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeynep Ülkü Akarırmak, önemli sağlık sorunlarına neden olabilen Osteoporoz’dan korunmak için kemik yoğunluğu ölçümünün önemini belirtti. Prof. Dr. Akarırmak hastalık ve korunma yolları hakkında şu bilgileri aktardı: “En sık görülen metabolik kemik hastalığı olan Osteoporoz (kemik erimesi),özellikle kadınların yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Günümüzde 50 yaşın üzerinde her üç kadından birinde ve 50 yaşın üzerinde her 5 erkekten birinde teşhis edilen hastalığın görülme sıklığında önemli bir artış yaşanıyor. Sessiz ilerleyen ve belirti vermeyen hastalık, en sık omur, uyluk kemiği ve bilek kemiği kırıkları ile ortaya çıkıyor. 50 yaşın üzerinde her üç kadından birinde ve her beş erkekten birinde osteoporoza bağlı bir kırık gelişmektedir. En sık omur, kalça ve el bileği kırıkları ile ortaya çıkan hastalığın erken teşhisi ve ileri evre kırıkların önüne geçilmesi için özellikle 50 yaş üstü tüm kadınların osteoporoz taramasından geçmesi gerektiğinin altını çizmek isterim.”

KORUNMAK MÜMKÜN!

Hastalığın risk faktörlerine de değinen Prof. Dr. Akarırmak, genetik, ırk, yaş gibi değiştirilemeyen risk faktörlerinin yanında değiştirilebilir faktörler sayesinde osteoporozdan korunulabileceğini ifade etti. Prof.Dr. Akarırmak sözlerine şöyle devam etti: “Sağlıklı bir beslenme güçlü ve sağlıklı kemiklerin oluşmasında temel bir rol oynar. Kalsiyum, D vitamini ve protein en önemli besinlerdir. Bunların yanında dengeli, bol taze sebze ve meyve içeren bir beslenme tarzı önerilir. Osteoporoz (kemik erimesi) için belirlenmiş bazı risk faktörleri vardır. Hareketsizlik ve yetersiz fiziksel aktivite osteoporoz için en önemli risk faktörlerinden birisidir. Buna ek olarak kalsiyumdan fakir beslenmede hastalığı tetikleyen faktörlerdendir. Kalsiyum, fosfor, magnezyum, çinko, mangan gibi mineraller; D, C, K, B6, folik asit gibi vitaminler ve proteinler, açısından yeterli bir beslenme osteoporozu önlemek açısından çok önemlidir. Sigara ve aşırı alkol kullanımı da hem kadın hem erkekler için osteoporoz riskini artırmaktadır. D vitamini alımı da, sağlıklı beslenmenin yanında yapılacak olan fiziksel aktivitede korunma programının bileşenlerindendir.”

Hastalığın risk faktörlerine de değinen Prof.Dr. Akarırmak, genetik, ırk, yaş gibi değiştirilemeyen risk faktörlerinin yanında değiştirilebilir faktörler sayesinde osteoporozdan korunulabileceğini ifade etti. Prof.Dr. Akarırmak sözlerine şöyle devam etti: “Sağlıklı bir beslenme güçlü ve sağlıklı kemiklerin oluşmasında temel bir rol oynar. Kalsiyum, D vitamini ve protein en önemli besinlerdir. Bunların yanında dengeli, bol taze sebze ve meyve içeren bir beslenme tarzı önerilir. Osteoporoz (kemik erimesi) için belirlenmiş bazı risk faktörleri vardır. Hareketsizlik ve yetersiz fiziksel aktivite osteoporoz için en önemli risk faktörlerinden birisidir. Buna ek olarak kalsiyumdan fakir beslenmede hastalığı tetikleyen faktörlerdendir. Kalsiyum, fosfor, magnezyum, çinko, mangan gibi mineraller; D, C, K, B6, folik asit gibi vitaminler ve proteinler, açısından yeterli bir beslenme osteoporozu önlemek açısından çok önemlidir. Sigara ve aşırı alkol kullanımı da hem kadın hem erkekler için osteoporoz riskini artırmaktadır. D vitamini alımı da, sağlıklı beslenmenin yanında yapılacak olan fiziksel aktivitede korunma programının bileşenlerindendir.”

Bu Konu İle İlgili Haberler

Источник: https://www.haberturk.com/saglik/haber/1142374-kemik-erimesini-osteoporoz-boyle-onleyin

Kemik Erimesini Önleyen Beslenme Düzeni

Beslenme Alışkanlıklarınız Kemik Erimesini Tetiklemesin!

Sağlık Haberleri Güncelleme 25 Nisan 2019

Osteoporoz (kemik erimesi) kemiklerin kalınlığını ve yoğunluğunu kaybetmesi sonucu zedelenmelere ve kırıklara karşı hassas hale gelmesidir. Bu durum tüm kemikleri etkileyebilir. Bu yüzden, kemik erimesine karşı alınabilecek tüm önlemleri almak çok önemlidir.

Doktorlar, kemikleri daha ince ve yoğunluğu daha az olduğu için kadınların kemik erimesine daha yatkın olduklarını düşünüyorlar. Ayrıca menopoz döneminde girdikleri hormonal değişim de kadınlarda kemik yoğunluğunun azalmasına neden oluyor.


Kemik erimesini önlemek için beslenme düzeninizde bulunması gerekenler:

Kalsiyum

Kemik erimesini tedavi etmek veya önlemek istiyorsanız, sizin için en önemli besin kalsiyum. Kemiklerin yapı taşının kalsiyum olduğunu biliyoruz ancak bu mineral kas hareketleri, sinir işlevleri ve bağışıklık sistemimizin devreye girmesi gibi durumlar için de çok önemlidir.

Eğer beslenme düzeniniz sağlıklı değilse veya dengesizse, bedeniniz kemiklerinizi bir enerji kaynağı olarak kullanabilir. Bu durum, bir iki günlüğüne olduğunda, kısa süre içinde sağlıklı alışkanlıklarınıza geri döneceğiniz zaman çok ciddi bir sorun değildir.

Kemiklerinizden alınmış olanı yerine koymak için birazcık daha fazla kalsiyum tüketmeniz yeterli olacaktır. Ancak, beslenme düzeniniz çok sağlıksızsa, böyle bir denge kuramazsınız ve bedeniniz kemiklerinizden kalsiyum almaya devam eder.

Bunun sonucu olarak osteoporoz ve etkileri ile karşı karşıya kalırsınız.

30 yaşına vardığınızda, kemikleriniz en güçlü ve yoğun hallerinde olacaklar. Bu yüzden çocukların ve yetişkinlerin gerekli miktarda kalsiyum tüketmesi önemlidir. Kadınlar menopoz dönemine girdiklerinde, hormonal değişiklikler yüzünden kemik yoğunlukları azalır. Bu kemik erimesine neden olabileceğinden, kalsiyum tüketimi çok önemli bir hale gelir.

Günde 1000 ila 1200 miligram kalsiyum tüketmek en iyisi olacaktır. Size günlük ihtiyaç duyduğunuz kalsiyumu tedarik edebilecek diyet takviyeleri olsa da, doğal besinleri tercih etmeniz sizin için daha faydalı olur.

Eğer kalsiyum takviyesi alıyorsanız günlük 2500 miligramın üstüne çıkmadığınızdan emin olun, çünkü aşırı kalsiyum tüketimi minerallerin emilimini zorlaştırıp böbrek taşlarına neden olabilir.

Kalsiyum oranı yüksek olan bazı yiyecekler: konserve sardalya, yumurta, kuru incir, portakal, nohut, midye, havuç, çam fıstığı, soğan, kalsiyum takviyeli tofu, az yağlı süt…

D vitamini

Kalsiyum önemli olsa da D vitamini olmadan kemik erimesiyle savaşmakta hiçbir işe yaramaz. D vitamini kalsiyumun, kemikler de dahil olmak üzere vücutta ihtiyaç duyulan yerlere dağıtılmasını sağlar.

Yetişkinlerde D vitamini eksikliği, vücudunuzun ihtiyaç duyduğu kalsiyumu kemiklerden almasına ve daha sonra kemiklerden alınan kalsiyumu yerine koyamamasına neden olur. Bu da kemik erimesine zemin hazırlayan durumlardan birisidir.
Günlük tüketmeniz gereken D vitamini miktarı 800 IU yani 0.02 miligramdır.

Bu vitamini alabileceğiniz besinlerin bazıları: somon, sardalya, güçlendirilmiş süt, soya sütü, güçlendirilmiş yoğurt, yumurta sarısı, mantar…

Magnezyum

Magnezyum bedenimizde pek çok işe yarar. Bunlardan bir tanesi kalsiyum emilimini kolaylaştırmaktır. Yapılan bazı bilimsel çalışmalar, düzenli magnezyum tüketiminin kemik yoğunluğunu arttırdığını, kemik erimesi ve çatlak riskini azalttığını göstermektedir. D vitamini ve kalsiyum içeren diyet takviyelerinin çoğu magnezyum da içerir.

Bu tüketimini kolaylaştırsa da mide sorunlarına yol açabilir. Aslında diyet takviyesi ürünleri kullanmanıza gerek yok.

Bu besinlerden bazılarını beslenme düzeninize eklemeniz yeterli olacaktır: balkabağı çekirdeği, ıspanak, horozibiği çiçeği, ayçiçeği çekirdeği, badem, beyaz patates, fasülyeler, yerfıstığı, yerfıstığı ezmesi, tam buğday ekmeği ve susam.

Potasyum

Potasyum kemik oluşumuna yardım eder, kalsiyum dengesini arttırır, kemiklerdeki mineral yoğunluğunu arttırır ve metabolik asitler tarafından oluşan kemik eksilmesini azaltır. Menopoz öncesi ve menopoz sonrası toplam 3000 kadınla yapılan bir çalışma, hala adet gören ve potasyum tüketimini arttıran kadınların, kemik mineral yoğunluğunun da %8 arttığını göstermektedir.

Bilim adamları bu etkinin meyve ve sebzelerin doğal özellikleri ile değiştiğini söylüyorlar, ama potasyumun kemik erimesine karşı yandaşımız olduğu kesin.

Potasyum açısından zengin besinler: beyaz patates, yoğurt, soya, balık, tatlı patates, avokado, muz, marul, ıspanak, kavun, balkabağı, süt, havuç, mercimek, şeftali, papaya, antep fıstığı, soya sütü, karpuz, domates, mantar, kuru üzüm, yerfıstığı, badem, portakal, brokoli, ayçiçeği çekirdeği vb…


K vitamini

K vitamini sadece kemiklerde bulunan bir protein olan osteokalsin oluşumu için çok önemlidir. Yüksek oranda K vitamini alan kişilerin kemik erimesi veya çatlak riskinin çok daha az olduğu kanıtlanmıştır.

Yeteri miktarda K vitamini almak çok önemlidir. Herhangi bir destek ürünü kullanmaya başlamadan mutlaka doktorunuza danışın.

K vitamini almanızı sağlayan besinler: ıspanak, kale, lahana, pazı, endivyen, hardal, marul, brokoli, maydanoz, Brüksel lahanası, roka, kuşkonmaz vb…


Protein

Pek çok kişi proteinin kemik erimesi riskini yükselttiğini zannediyor çünkü protein tüketiminiz ne kadar arttıysa, idrarla o kadar çok kalsiyum atılıyor. Bilim adamları, bu durumda proteinin kendisinin değil, aşırı protein tüketiminin sorun olduğunu buldular.

Protein kemik sağlığımız için çok önemli bir maddedir.

Güçlü kemiklerimiz olması için yememiz gereken protein içeren besinler: kırmızı et, balık, yumurta, fasülyeler, mercimek, soya, ceviz vb…  Süt, peynir ve yoğurt gibi besinleri, yüksek yağ oranlı oldukları sürece dikkatli tüketmelisiniz.

Kemik erimesini önlemek için uygulayacağınız bir beslenme düzeni, normal alışkanlıklarınızdan aslında çok da farklı veya kısıtlayıcı değil. Gördüğünüz üzere, sağlığınızı korumak için uygulayacağınız dengeli bir beslenme düzeni, kemik sağlığınız için gereken mineral ve besinleri de size sağlayacaktır.

Источник: https://saglikhaberleri.com/kemik-erimesini-onleyen-beslenme-duzeni/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.