Beynin rezerv kapasitesini korumak için 7 öneri

Beyin Sağlığını Korumak İçin Risk Faktörlerine Dikkat!

Beynin rezerv kapasitesini korumak için 7 öneri
Prof. Dr. Türker ŞAHİNER
Nöroloji
Memorial Şişli Hastanesi

Günün birinde Alzheimer veya demansla karşılaşmamak için bulmaca çözmekten daha fazlasını yapmak gerekiyor.

Kilolu, sağlıksız beslenen ve hareketsiz bir yaşam tarzını benimseyen, kalp-damar hastalıkları açısından riskli kişilerin beyin sağlıkları da olumsuz etkileniyor. Memorial Şişli Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Prof. Dr.

Türker Şahiner, beyin sağlığını tehdit eden risk faktörleri ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi. 

Günümüzde Alzheimer hastalığı, beynin yıllar içinde birçok etkene bağlı gelişen bir hastalığı olarak kabul edilmektedir. Alzheimer hastalarının yüzde 60-90’ında beyin damarları da hasta olmaktadır.

Yaş ve eğitim süresi hastalığın en önemli risk faktörü olarak karşımıza çıkmasına karşın, toplumda rastlanan hastalık yükünün yüzde 50’sinin beyin “kılcal” yani küçük damarlarını hasarlayan risk faktörlerinin etkisiyle ortaya çıktığı düşünülmektedir.

Demansın gizli nedeni: “Sessiz felç”

Felcin kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kolesterol, sigara içme ve hareketsiz yaşamla ilintili olduğu gayet iyi bilinmektedir. İyi bilinmeyen ama çok yaygın olan durumlardan biri ise “sessiz felçlerdir.

Sessiz felç, yaşantımız süresince damarı zedeleyen yüksek tansiyon, şeker hastalığı gibi risk faktörleri nedeniyle gelişen sessiz beyin hasarı olarak tanımlanabilir.

İyi bilinmeyen gerçeklerden bir diğeri de yaşlılıkta ortaya çıkan Alzheimer hastalığının en önemli tetikleyicilerinden birinin sessiz geçirilen felçler olduğu gerçeğidir.

Hastalar unutuyorum diyor

Hastalarda küçük sessiz felçlere bağlı yıllar içinde gelişen ve biriken beyin hasarı bunama riskini de arttırıyor, burada yapılması gereken şey kişilerin risk faktörlerinin belirlenerek ve bunların şiddetinin ölçülerek beyni de koruyacak uygun tedaviyi yaşam boyu sürdürmektir.

Aşırı kilo Alzheimer riskini arttırıyor

Türkiye’de ilk kez Memorial Şişli Hastanesi’nde hayata geçirilen “Beyin Sağlığı Koruma Programı” da toplumu bu konuda bilinçlendirmek ve kişide beyin sağlığını etkileyen hastalıklar varsa tedavi etmek amacını gütmektedir. Merkeze başvuran hastalardan Dünya Sağlık Örgütü’nün öngördüğü yaşam tarzlarına yönelik çok detaylı öykü alınmaktadır.

Sigaradan diyete, egzersiz alışkanlıklarından yaşam alışkanlıklarına dek birçok bilgi elde edilmektedir. Bu bilgiler alındıktan sonra kişilerin değişik vücut ölçümleri kaydedilmektedir. Alzheimer hastalığına yakalanma riski ile vücut kitle indeksi (İ) arasında kesin bir ilişki vardır.

Dolayısıyla kişinin bedensel ölçüleri bizim için önem taşımaktadır.

Beynin rezerv kapasitesini korumak için 7 öneri

  1. Egzersiz yapın: Gün içinde mümkün olduğunca aktif olmak, arabayı az kullanmak, evde her gün kullanılan elektrikli aletlerle yapılan işleri zaman zaman kas gücüyle gerçekleştirmek de yeterli olabilmektedir.

    Bu tür değişiklikler kullanılmayan kasları aktif hale getirmenin yanı sıra işi organize eden beynin de çalışmasını sağlamaktadır.

  2. Öğrenmeye devam edin ve sosyal yönden aktif olun: Uzmanlar, kişinin entelektüel seviyesi yükseldikçe, demans yaşının ileri gittiğini belirtmektedir.

  3. Stresten uzak durun: Kişinin kendine stres yaratan durumları tespit ederek, bunları hayatından çıkarması çok önemlidir.
  4. Kaliteli uyku uyuyun: Geceleri iyi uyunmaması halinde beynin küçülmesi çok hızlanmaktadır.

    Öte yandan beyinde her gün milyonlarca toksik madde üretilirken uykuda bunlar temizlenmektedir.

  5. Akdeniz tipi beslenin: Kalp dostu her şey, beyne de dosttur. Damar yapısını koruyup, damar sertliğini önlemeye yardımcı olan Akdeniz tipi beslenme de bu noktada öne çıkmaktadır.

  6. İşitme kapasitenizi kontrol edin: Yaşlanmaya bağlı olarak işitme kapasitesinde azalma olmaktadır. Bu nedenle ileri yaş grubunda periyodik işitme testi yapılması önem taşımaktadır.

  7. Östrojen seviyenizi yüksek tutun: Tiroit hormonları ve östrojen seviyelerinin düşmesi, özellikle kadınlarda menopozla birlikte arttırmaktadır. Bu da beyin yaşlanması ve Alzheimer’a yatkınlık riskini yükseltir. Özellikle menopoz sonrası hormon replasman tedavilerinin ihmal edilmemesi gerekmektedir.
Güncellenme Tarihi: 01 Ağustos 2017Yayınlanma Tarihi: 01 Temmuz 2016

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/beyin-sagligini-korumak-icin-risk-faktorlerine-dikkat/

Beyin Sağlığını Güçlendirmenin 4 Basit Yolu »

Beynin rezerv kapasitesini korumak için 7 öneri

Bilinen evrenin en sıradışı ve karmaşık nesnesi, belki de insan beynidir. Yaklaşık bir kilogram ağırlığı ve yarı yumuşak dokusuyla beyin, sınırsız problem çözme kapasitesi, yaratıcılığı ve yenilikçiliğiyle en ileri bilgisayarları bile geride bırakıyor.

Bütün düşüncelerimizin, duygularımızın, hareketlerimizin yani bilinçli bütün deneyimlerimizin temeli beynimizdir. Dolayısıyla, beyin sağlığı da tüm bu deneyimlerin normal bir biçimde yürümesi için son derece büyük bir öneme sahiptir.

Huntington Sendromu, Alzheimer ve diğer demans biçimleri gibi beyin hastalıkları, beyindeki dejenerasyonların onun mevcut kapasitesini nasıl etkilediğini gözler önüne sermeye yetiyor.

O halde, beyin sağlığının ömür boyunca hem nitelik hem de niceliğini arttırmak için bu en önemli organa odaklanmamızın zamanı geldi.

İyi haber şu ki; vücut sağlığımızı iyileştirmek ve güçlendirmek için yaptığımızı yaşam biçimi tercihlerimiz, aynı zamanda beyin sağlığımız için de iyidir.

Fakat, özellikle de beyin sağlığımız için önemli olan diğer etkenleri de bilmemiz gerekiyor.

İşte size sadeleştirilmiş haliyle, beyin sağlığını korumak ve güçlendirmek için mevcut bilimsel delillerle desteklenmiş dört yaşam biçimi yöntemi.

1) Fiziksel Olarak Aktif Kalın

Hemen hemen herkes fiziksel aktivitenin vücut için iyi olduğunu bildiğinden, bu öneri bilindik bir yaşam tarzı önerisidir. Fakat birçok insan, fiziksel aktivitenin beyin sağlığını ne derece arttırdığını bilmiyor.

Beyin ve vücut sürekli olarak iki yönlü bir iletişim halinde olduğundan, fiziksel anlamdaki aktiflik de esasında iki yönlü bir etkileşimi ortaya çıkarıyor.

Fiziksel aktivite, kasların beyne ulaşan yararlı molekülleri serbest bırakmasına ve aynı zamanda beyindeki kan dolaşımını artmasına, yeni beyin hücrelerinin (nöronların) ve bunlar arasındaki bağlantıların (sinapslar) oluşumuna neden olabilir.

Düzenli olarak spor yapan insanların, Alzheimer ve diğer beyin dejenerasyonları gibi beyin hastalıklarından korunmaları daha muhtemeldir. Öte yandan, fiziksel aktivite aynı zamanda depresyon gibi bozuklukların ortaya çıkmasına da engel olabilir.

Yapılan bir araştırma, haftada üç kez, 40 dakikalık bir egzersizin, öğrenme ve hafıza için önemli bir beyin bölgesi olan hipokampüs boyutunu arttırdığını ortaya koyuyor. Bu aynı zamanda, beyindeki bağlantıları güçlendiriyor ve yeni şeylerin kalıcı olmasını kolaylaştırıyor.

2) Mental Olarak Aktif Kalın

Beyin plastisitesinin (beyindeki değişimlerin) iki esas kuralı; “kullan ya da kaybet” ve “birlikte aktifleşen nöronlar birlikte bağlantı kurarlar” şeklindedir.

Fiziksel aktivitenin yanı sıra, bilişsel anlamdaki uyarılar, beyin yaşlanmasını ve yıpranmasını korumak ve işlevsel olarak telafi etmek için bir “beyin rezervi” oluşturmaya yardımcı olabilir.

Hangi yaşam seçim seçiminin en önemli olduğunu henüz bilmiyoruz ancak, örneğin; televizyon karşısında geçirilen zamanın ikili bir zarar oluşturduğunu; hem mental hem de fiziksel aktifliği azaltarak bir risk faktörü olabileceğini söyleyebiliriz.

Dolayısıyla, hangi mental aktivite seçimini yapacağınız kısmı; esasında kişisel bir tercihtir ancak, yalnızca günler ve haftalar boyunca değil, uzun vadeli faydalar elde edebilmek için aylar ve yıllar boyunca devam ettirebileceğiniz bir şey olması gerekecektir.

3) Sağlıklı Bir Beslenme Planı

Evet, sağlıklı bir beslenmenin vücut sağlığınız için iyi olduğundan şüphe duymuyorsunuz, peki dengeli bir beslenmenin aynı zamanda beyin sağlığınız için de iyi olduğunu biliyor musunuz?

Yiyeceklerden elde ettiğimiz besin içeriklerinin büyük çoğunluğu kan dolaşımı yoluyla beynimize de ulaşır. Dolayısıyla, sağlıklı bir diyet aynı zamanda beyin hücrelerinizin sağlığını da doğrudan etkiler ve dahası hücrelerinizin yaşlanmasını yavaşlatır.

Üstelik vücut sağlığının iyileştirilmesi; kalp ve kardiyovasküler sistem, bağışıklık sistemi ve sinir sistemini etkileyen diğer fizyolojik sistemler aracılığıyla da beyin sağlığını olumlu yönde etkiler.

4) Aşırı Stres Yapmayın

Beyini de içeren insan vücudu milyonlarca yıllık bir evrimin ürünüdür. Mağaralardaki yaşam biçiminden tutun da avcı toplayıcılığa kadar, stres tepkisi (kaç ya da kalıp savaş tepkisi), avcılardan kurtulma, yiyecek elde etme ve diğer hayatta kalma yöntemleri açısından son derece kullanışlı bir amaç ortaya koymuştur.

Fakat, 21. Yüzyıl’a ait yoğun yaşam biçimi; pek çoğumuz için kronik stres anlamına gelmektedir. Bu durum vücut için toksik bir etki yaratmaktadır. Özellikle de beynimiz bu durumdan çok daha fazla etkilenmektedir çünkü; beynimiz “stres reseptörleriyle” dolu parçalara sahiptir.

Üstelik, bazı insanlar genetik olarak stres haline daha yatkınken, bazıları doğal olarak strese dair daha dirençlidir. Bu doğal faktörler aynı zamanda stres tepkimizi de etkiler.

Pek çok yaşam biçimi tercihi, aşırı stres ile başa çıkma noktasında bize yardımcı olabilir. Birey stresli olduğunda; beyinde bilinçli düşünme ve plan yapabilme yetilerinden sorumlu yer olan prefrontal korteksindeki hareketlilik azalırken, vücudun stres tepkisini hızlıca aktive eden kısımlar; amigdala, hipotalamus ve anterior singulat korteksteki hareketlilik ise artar.

Çalışmalar; farkındalığın, stres anında bu değişimleri tersine çevirdiğini gösteriyor; biyolojik stres tepkisini düzenleyen ve düşüren prefrontal korteksin hareketliliğini artırıyor. Dolayısıyla, farkındalık egzersizleri ve fiziksel egzersizler gibi egzersizler, stres azaltıcı stratejiler olarak kullanılabilir.

Kronik stres ile başa çıkmanın yollarından birisi de düzenli ve sağlıklı bir uyku örgüsüdür.

Kaynaklar:

— Exercise: a behavioral intervention to enhance brain health and plasticity. Trends in neurosciences. http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0166223602021434
–Medial prefrontal cortex and self-referential mental activity: relation to a default mode of brain function. Proceedings of the National Academy of Sciences.

 http://www.pnas.org/content/98/7/4259.short
–Exercise and the brain: something to chew on. Trends in neurosciences. http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0166223609000563
–Energy Intake and Exercise as Determinants of Brain Health and Vulnerability to Injury and Disease. Cell Metabolism. http://www.sciencedirect.

com/science/article/pii/S1550413112004020
–Mindfulness-based stress reduction and health benefits: A meta-analysis. Journal of psychosomatic research. http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0022399903005737
–Neural basis of alertness and cognitive performance impairments during sleepiness. I.

Effects of 24 h of sleep deprivation on waking human regional brain activity. Journal of Sleep Research.  http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1046/j.1365-2869.2000.00225.x/full
–Health Check: four key ways to improve your brain health. TheConversation. https://theconversation.

com/health-check-four-key-ways-to-improve-your-brain-health-36127 (reached on: May 28, 2017)

Bu içerik BilimFili.com yazarı tarafından oluşturulmuştur. BilimFili.com`un belirtmiş olduğu “Kullanım İzinleri”ne bağlı kalmak kaydıyla kullanabilirsiniz.

  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol

Источник: https://bilimfili.com/beyin-sagligini-guclendirmenin-4-basit-yolu/

Beyin kapasitesini artırmak mümkün mü?

Beynin rezerv kapasitesini korumak için 7 öneri

Her insanın belli bir beyin kapasitesi vardır.Bunu genetiği belirler. Fakat bu kapasitenin etkin kullanılması için yapılacak birçok şey vardır. Örneğin;bir arabanın göstergesi 180km’yi gösteriyorsa 200km hız yapmak mümkün değildir.Fakat iyi bir araba bakımı ve kullanan ile gerekirse son hıza çıkılabilir.

Son yıllardaki bunca gelişmelere rağmen beyin hala insan vücudunda en az bilgiye sahip olunan organdır.Yapılan çalışmalar ve uzmanlara göre bir çok kişi beyin potansiyelinin çok az bir kısmını kullanmaktadır.

Maalesef okullardaki eğitim düzeni beynin sadece sol tarafını geliştiren matematik,fen bilgisi ve Türkçe gibi derslere önem verirken beynin sağ tarafını geliştiren resim,müzik,el sanatı….gibi derslere pek fazla önem verilmez.

Halbuki;tarihte başarılı olan insanlara bakıldığı zaman bu kişiler bilerek veya bilmeyerek sağ ve sol beyinlerini geliştirmiş kişilerdir. Başarılı insanlar beynin her iki yarısını kullanabilen, gerektiğinde birinden diğerine geçebilen insanlardır.

Sağ lob’un duygular ve hayallerin etkisinde olduğu ve bütünsel öğrendiği bu yüzden bilgileri sırayla işleyen sol lob un aksine daha hızlı ve etkili olduğu anlaşılmıştır.

Sadece sol lobu gelişmiş olan ve bu lobu iyi kullanan insanların üretken düşünebilmeleri için sağ beyni geliştirmeleri gerekir.Çünkü insanın mucitlik ve üretkenlik kısmını sağ beyin sağlar.Sağ ve sol beyin birbirini tamamlayan fonksiyonlara sahiptir.

Sol beyni gelişmiş bir kişi sağ beynini de geliştirirse beynin kapasitesi iki kat değil hayal edemeyeceğiz kadar fazla artar. Beyinde öğrenmenin sonu yoktur.

BEYNİ GELİŞTİRMEK İÇİN NE YAPMAK GEREKİR?

Doğumla başlayan öğrenmenin sonu yoktur.Öğrenme bir başkası tarafından deneyimlerin aktarılması ile gelişir.Bununda adı eğitimdir.İyi bir eğitim beyni geliştirir.Buna birkaç örnek vermek istiyorum.

1)Kitap okumak en faydalı beyin geliştirme yöntemidir.Kitap okumak sağ ve sol lobu beraber geliştirir.Çünkü kitap okurken sol tarafla takip edilen ve kavranan kavramlar sağ tarafta hayal edilir.Bunun için televizyon izlemek sağ lobu pasif bırakır.

2)Sık sık bulmaca çözme beyin için yapılacak en iyi egzersizdir.

3)Okunan bilgilerin uygulanmaya geçirilmesi ve görsel olarak görülmesi okullardaki deneyler sonucunda dersler daha iyi anlaşılır.

4)Öğrencilikte ve çalışma hayatı içinde resim,müzik veya el işi gibi sağ tarafı geliştirecek hobiler edinme.

5)Bol bol spor yapmak,yeterli uyumak ve beslenmeye özen göstermek özellikle spor beynin dinç ve güçlü kalmasını sağlar,olumsuz düşünceleri yok ederek beynin daha kolay öğrenmesini sağlar.

BEYNİ OLUMSUZ YÖNDE ETKİLEYEN FAKTÖRLER

Özellikle günümüzde büyük metropol şehirlerde yaşamak hiçbir etken olmasa da tek başına stres kaynağıdır.Trafik,hava kirliliği,çalışma şartlarının ağırlığı,zamanla yarışma…gibi etkenler beyni ve sinir sistemini olumsuz etkiler.

Aşırı stres beraberinde uykusuzluk,sinir,insanlara tahammülsüzlük durumlarını da beraberinde getirir.Aşırı stres altında kalan beyin yıpranır.Fonksiyonları bozulmaya başlar ve hükmetme kabiliyeti zayıflar.

Örneğin;günlerce uykusuz kalan kişinin hafızası ve düşünce yeteneği zayıflar,vücut direnci düşer bu gibi durumlarda hekim yardımı almak gerekir.

İlgini Çekebilir:   Şişmanlığın Kişilikle İlişkisi Var mı?

SİNİRİN BEYİNDEKİ TAHRİBATINI NASIL GÖRÜRÜZ?

Sinir ve stres sinir sistemini normal işleyen biyokimyasal mekanizmasını bozar.Bazen geri dönüşümsüz tahribat bile yapabilir.Ağır ruhi travmaya maruz kalınca yaşanan şok buna bir örnektir. Olumsuz olayların etkisi ile beyinde salgılanan maddeler vücuttaki diğer hormonları da aktive eder.

Buna bağlı olarak dolaşım hızlanır,kalp ritmi artar.Kişi yerinde duramaz,geçici olarak beyin fonksiyonları zayıfladığı için kişinin bedenine hükmetme kabiliyeti azalır bu yüzden saldırganlık,eşya kırma,bilinçsiz bir şekilde karşı tarafa zarar verme görülebilir.

SİNİR VE STRESİN ETKİLERİ NASIL AZALTILIR?

Sinir ve strese sebep olabilecek olaylarla karşılaşıldığı zaman şunları yapmak gerekir.

1- Bulunan ortamdan uzaklaşmak gerekir

2- Özellikle orta yaş grubunda görülen şeker ve tansiyon hastalığı gibi etkenler sinir stresin oluşmasına zemin oluşturur.

Sinir ve streste tansiyon ve şekerin yükselmesine neden olur ve beyinde geri dönüşümü mümkün olmayan veya sakatlıkla sonuçlanan hasarlar(yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması vs.) meydana getirir.

3- Temiz havaya çıkmak ve derin nefes alıp vermek ve düşünceyi başka tarafa çevirmek gerekir.
4- Kontrol altına alınamayan duygular sonucunda beyin işleyişi bozulup diğer sistemlerede zarar vereceği için bir doktor tedavisine başlamakta fayda vardır.

İŞYERİ EN BÜYÜK STRES KAYNAĞI

Profesyonellik bulunan her şarta uyum sağlama kabiliyetidir.Dolayısıyla iş yaşantısı insan yaşamını sürdürmesi için kaçınılmaz ise iş stersi ile başa çıkmayı bilmemiz gerekir.Bunun için psikolojik destek almak gerekir.Yurtdışındaki büyük şirketlerde çalışanlara stresle başa çıkmanın yollarına dair seminerler verilir.

Gerekirse kişilerin birebir destek alması sağlanır.Neticede sinir ve stres beyin fonksiyonlarını olumsuz etkilediği için dikkati azaltır,doğru karar vermeyi engeller olaylara objektif bakmayı önler.

Eğer kendi kendinizi ve de sağlanan imkanlarla sinir ve stresten kurtulamıyorsanız uzman desteği ve hatta gerekirse ilaç tedavisi alması gerekir.

SİNİR İLAÇLARI BEYİNDE TAHRİBAT YAPAR MI?

Beyin hayali bir organ değildir.Akciğer, böbrek,karaciğer gibi rahatsızlanabilen bir organdır. Örneğin nasıl karaciğerde tahribat sonucu salgılanan maddelerin yüksekliği ateş,sarılık gibi belirtiler verirse beyinde de ruhsal travma, iş stresi vs..

gibi etkenlerle salgılanan maddeler de oluşan hasar sonucu sinir, stres, uykusuzluk gibi belirtiler oluşur.Diğer organlarda oluşan hasarlar nasıl ilaçla tedavi ediliyorsa beyin ve sinir sistemi de ilaçla tedavi edilebilinir.Beyinde işleyişi bozulan biyokimyasal düzen ilaçla düzeltilmezse hastalık ilerler.

Sinir ve stresin beyine vereceği zarar ilaçların vereceği zarardan tahmin edemeyeceğiniz kadar fazladır.

SİNİR İLAÇLARI BAĞIMLILIK YAPAR MI?

Sinir sisteminin tedavisinde rahatlatıcı ve tedavi edici ilaçlar vardır.Bazı tür ilaçlar ani sinir ve stres durumunda rahatlatıcı etkiye sahiptir.Bu ilaçlar genelde yeşil ve kırmızı reçeteye tabi ilaçlardır.Bunların kontrolsüz ve sık kullanılması bağımlılık yapabilir.

Sinir siteminin tedavisinde esas kullanılan ilaçlar tedavi etmeye yönelik bağımlılık yapmayan ilaçlardır.Tedavide en önemli konu tedavinin uzun sürmesi ve bu uzun süreyi hastanın kabullenmemesidir.Bu tür ilaçlar ortalama altı ay gibi süreyle kullanılır ve 2-3 hafta sonra etkisini göstermeye başlar.

Bir süre sonra ilaç alan hastanın şikayetleri geçince ilaçları kendiliğinden tedavi tamamlanmadan bırakır.Tedavi yarım kaldığı için bir süre sonra şikayetleri tekrardan başlar.

Hasta bu durumu ilaca bağımlı hale gelmiş gibi algılar halbuki etkin ve yeterli süre uygulanan tedaviden sonra bu tür ilaçlar rahatça doktor kontrolünde dozu azaltılarak kesilir.

İlgini Çekebilir:   Çocuklarda pozitif disiplin

BEYNİN BÖLÜMLERİ VE FONKSİYONLARI NELERDİR?

Beyin 5 bölümden oluşur.Her bir bölüme lob denir.Sağ ve sol olarakta ikiye ayrılır.Sağ ve sol beyin yarımları bir sinir ağı ile birbirine bağlanır ve iletişim halindedir.

SAĞ VE SOL BEYNİN FONKSİYONLARI NELERDİR?

Beynin sağ tarafı,ritim,hayal kurma,renkler,boyut,hacim,müzik gibi fonksiyonları icra eder.Sol tarafı konuşma,matematiksel işlemler,diziler,sayılar ve analiz gibi konularda üstündür.

Sol taraf bilgileri mantıklı ve doğru bir şekilde işler.Sağ taraf ise artistik tarafı oluşturur.Detaydan çok resmin bütünüyle ilgilenir ve bilgiyi şekil ve hayal gücüyle algılar.

BEYNİ OLUŞTURAN LOBLARIN FONKSİYONLARI NELERDİR?

Beynin 5 ana bölüme ayrıldığını yukarıda söylemiştim.Bunlardan çok kısa bahsetmek istiyorum.

1)Frontal lob: Bilinçli düşünme ile görevlidir.Oluşan hasara bağlı olarak hissiyat değişikliği ve düşünme kabiliyeti bozulur.

2)Temporal lob: Ses ve kokunun algılanması aynı zamanda da yüzler nekanlar gibi karmaşık uyaranların işlenmesi bu bölüm tarafından sağlanır.

3)Parietal lop: Eşyaları kullanma becerisini ve duyu organlarından gelen, uyaranların birleştirilmesini ve yorumunu sağlar.

4)Occipıtal lob: Görme ile ilgili bilgilerin işlendiği bölümdür.Zarar görmesi halinde görmede bozukluk ve görülmeyen nesneler görülüyormuş gibi algılanır.

5)Cerebellum: Dengenin sağlanması ve hareketlerin koordinasyonu ile ilgilidir.Duyu organlarından gelen bilgileri değerlendirir ve bu bilgileri hareketle ilişkilendirir.

KADIN VE ERKEK BEYNİ FARKLI MIDIR?

Kadının beyni erkeğe göre biraz daha küçüktür.Fakat yapı olarak bir fark yoktur.İşleyişi farklıdır.Tabiattaki her canlının dişisi erkeğine göre daha narindir.

Erkek vücudunun gelişmiş olması daha zeki ,beyni daha iyi çalışıyor anlamına gelmez.

Dişilik hormonunun etkisindeki kadında analık iç güdüsü,daha fazla duygusallık…gibi özellikler olmasına karşın zeka açısından erkek beyni ile arasında hiçbir fark yoktur.

Zekayı erkek veya dişi olmak belirlemez.Zeka genetik ve çevrenin etkisiyle oluşan bir kavramdır.Dünyanın kurulduğu tarihten itibaren çocuk doğurmayı ve çocuklarına bakmayı üstlenen kadının aksine erkek mücadeleci dişisini ve yavrusunu koruyucu,onları besleyici rolü üstenmiştir.

Erkeklik hormonun etkisindeki erkeğin,daha az duygusallığının olması ,kadın kadar ince düşünmemesi.sulu göz olmaması beklide doğayla mücadele etme kabiliyetini arttırmak içindir.

Источник: https://kisiselbasari.com/beyin-kapasitesini-artirmak-mumkun-mu.html

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.