Böbrek Kanserinin Tedavisinde Cerrahinin Yeri

Böbrek Kanseri

Böbrek Kanserinin Tedavisinde Cerrahinin Yeri

Böbrekler vucudumuzun her iki yanında, karın arka bölgesinde bulunan ve kanı süzme görevi yapan organlarımızdır.

Böbrek parankim kanserleri yetişkin kanserlerinin yaklaşık %3’ünü oluşturur. Erkek kadın oranı 2:1’dir ve sıklıkla 50-60 yaşlarında görülür.

Doğuştan olan bazı böbrek hastalıkları (at nalı böbrek, polikistik böbrek hastalığı gibi) ve bazı sistemik hastalıkları (von Hippel-Lindau sendromu gibi ) olanlarda böbrek kanserinin daha sık görüldüğü bilinmektedir. Kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda da daha sık görüldüğü bildirilmektedir.

Sigara kullanımının böbrek kanseri oluşumunu arttırdığı kesin olarak kanıtlanmıştır. Ayrıca ağrı kesicilerin aşırı kullanılmasının da böbrek parankim kanseri oluşumu riskini arttırdığı bildirilmektedir.

Böbrek Kanseri Tanısı

Böbrek parankim kanseri tanısında klasik üçlü olarak bilinen idrarda gözle görülür kanama, yan ağrısı ve ele gelen kitle hastaların ancak %10-15’inde görülür. Birçok vaka herhangi bir nedenle yapılan görüntüleme sırasında tesadüfen saptanmaktadır.

Hastaların az bir bölümü de metastaza bağlı yakınmalar nedeni ile başvurup (örneğin akciğer metastazında öksürük nefes darlığı, kemik metastazında kemik ağrısı veya kırık oluşması) bu şekilde de tanı konabilmektedir.

Görüntüleme yöntemlerinin yaygın olarak kullanımı ile raslantısal tanı konulan böbrek kanserlerinin oranı giderek artmaktadır.Günümüzde böbrek kanserlerinin 3/4 ’ünün raslantısal olarak teşhis edildiği bildirilmektedir.

Bu oranın artması ultrasonografinin “check up” programlarında yaygın olarak kullanılmasına bağlıdır. Bu nedenle erken tanı konulan hastaların oranında da artış olmaktadır. Karın ultrasonografisinde böbrekte solid kitle görülmesi böbrek parankim kanserini düşündürmelidir.

Ön tanı konulan hastaların bilgisayarlı tomografi ( CT ) veya manyetik rezonans ( MRI ) gibi daha ileri görüntüleme yöntemleriyle daha ileri düzeyde değerlendirmeleri mutlaka yapılmalıdır.

Böbrek kanserleri en çok akciğere metastaz yapabilir. Daha az sıklıkla karaciğer, kemikler, böbrek üstü bezi, beyin ve lenf düğümlerine yayılabilir. Tümör çapı büyüdükçe, metastaz yapma riski de artmaktadır. Hekim gerekli gördüğü takdirde akciğer grafileri, kemik sintigrafisi, pozitron emisyon tomografisi gibi incelemeler yapılmalıdır.

Böbrek Parenkim Kanserlerinin Tedavisi

Böbrek parankim kanserinin primer tedavisi, tümörün cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Tümörün büyüklüğüne ve lokalizasyonuna  göre etrafındaki yağ dokusu, gereğinde böbrek üstü bezi  ile birlikte böbreğin tamamen çıkartılması (radikal nefrektomi) en seçkin tedavi yöntemidir.

Yıllardır geleneksel açık cerrahi ile yapılan bu ameliyatlar, günümüzde standart laparoskopik veya robotik laparoskopik  yöntemle ile yapılabilmektedir *. Bu yöntemde hastadaki yara izi açık cerrahiye oranla çok daha küçük olmakta, kan kaybı çok az olmakta ve hastalar ameliyat sonrası günlük normal yaşamlarına daha çabuk kavuşmaktadırlar.

Böbrekteki tümörün çapı 4 cm veya daha küçük ise sadece tümörlü bölümün alınması yeterlidir ( parsiyel nefrektomi-nefron koruyucu cerrahi ). Normal böbrek dokusunun korunarak tümörlü bölümün alınması geleneksel açık cerrahi ile yapılabileceği gibi standart laparoskopik veya robotik  laparoskopik yolla da yapılabilmektedir **.

Tümörün çok büyük olması, böbrek toplardamarında tümör trombüsünün olması gibi durumlarda geleneksel açık radikal nefrektomi uygulanmalıdır.

Böbrek parankim kanseri tedavisinde kemoterapi ve radyoterapinin yeri çok sınırlıdır. Kemoterapiye oldukça dirençli bu tümör için yeni ajanlar geliştirilmekte ve klinik kullanıma sunulmaktadır. Radyoterapi ise ancak metastatik lezyonların tedavisinde (kemik, beyin) faydalı olmaktadır.

Böbrek Toplayıcı Sistem Kanseri: Pelvis Renalis Tümörü

Böbrek toplayıcı sistem kanseri ender görülmektedir. Pelvis renalis ve üreter tümörü olarak bilinen toplayıcı sistem kanserleri mesane kanserleri ile benzer histolokik yapıdadırlar. Sigara içilmesi ve bazı kimyasal maddeler  maruz kalmanın böbrek toplayıcı sistem kanseri oluşumu için risk oluşturduğu bilinmektedir.

Hastaların çoğu idrarda kanama farkeder. Bazen bu kanama pıhtılarla birlikte olabilir. Yan ağrısı, bulantı ve kusma sık olmayan semptomlardır. Bu tümörlerin tanısı oldukça güçtür.

Böbrek toplayıcı sistem kanseri şüphesi oluşan hastalarda bilgisayarlı tomografi ( CT ) veya manyetik rezonans ( MRI ) görüntüleme tanıya yardımcı olabilir..

Ancak bazen tanıyı koymak için fleksibl üreteroskop ile idrar yolundan girerek böbreğe ulaşmak ve tümörden biopsi almak gibi bir yöntem de gerekebilmektedir. Küçük tümörlerde bu yöntemle tümörü lazerle tedavi etmek de  mümkündür.

Böbreğin toplayıcı sistem kanserlerinin ideal tedavisi böbrekle birlikte üreter kanalının, bu kanalın idrar torbasına girdiği bölümün civarındaki normal dokuyu da kapsayacak şekilde cerrahi olarak çıkartılmasıdır.

Yıllardır geleneksel açık cerrahi ile yapılan bu ameliyatlarda böbreği ve üreter kanalı alt bölümü çıkartmak için 2 ayrı kesi uygulanmaktaydı. Günümüzde ise laparoskopik olarak da yapılabilen bu ameliyatta hastada sadece böbrek ve diğer dokuların çıkartıldığı 7 cm. lik bir yara izi kalmaktadır.

Klinik çalışmalar, laparoskopi yönteminin bu tip kanserlerde güvenle uygulanabileceğini göstermektedir.

Böbreğin toplayıcı sistemi, yani pelvis renalis ve üreter tümörü nedeniyle ameliyat uygulanan hastaların idrar keseleri tümör gelişme riski olduğundan gerek ameliyat sırasında gerekse ameliyat sonrası belirli aralıklarla sürekli kontrol edilmelidir.

Источник: //www.fatihatug.com/bobrek-kanseri

a) Ameliyat

Böbrek kanseri ameliyatı, çoğu vakada standart bir tedavidir. Böbrek kanseri tedavisinde kullanılan cerrahi prosedürler şunları içerir:

Nefrektomi

Radikal nefrektomi; böbrek, çevreleyen sağlıklı dokunun bir kısmı ve bitişik lenf nodlarının alınmasını içerir. Böbreküstü (adrenal) bezi de alınabilir.

Nefrektomi, açık cerrahi olabilir. Yani, böbreğe erişmek için büyük bir insizyon (kesi) yapılır. Ya da nefrektomi laparoskopik olarak yapılabilir. Laparoskopik nefrektomi prosedüründe birkaç küçük insizyon kullanılır. Bazı vakalarda, ameliyat robotik olarak yapılabilir.

Nefron Koruyucu Cerrahi

Parsiyel nefrektomi olarak da adlandırılan bu cerrahi operasyon sırasında, böbreğin tamamının alınması yerine böbrek tümörü ve onu çevreleyen sağlıklı dokunun küçük bir marjı alınır.

Nefron koruyucu cerrahi (NKC), açık cerrahi olarak yapılabilir ya da laparoskopik veya robotik olarak gerçekleştirilebilir.

Nefron koruyucu cerrahi, küçük böbrek kanseri için ortak bir tedavi yöntemidir. Eğer hasta tek bir böbreğe sahipse de, cerrahi seçenek olabilir.

Nefron koruyucu cerrahi mümkün olduğunda, genellikle radikal nefrektomi üzerine tercih edilir. Çünkü böbrek dokusunu olabildiğince fazla korur. Böbrek hastalığı ve diyaliz ihtiyacı gibi daha sonra oluşabilecek komplikasyon riskini azaltabilir.

Böbrek kanseri cerrahi seçeneği, kanserin türü ve evresi, hastanın genel sağlık durumuna bağlı olarak belirlenir. Cerrahi, kanama ve enfeksiyon riski taşır.

b) Ameliyat Mümkün Olmadığında Yapılacak Tedaviler

Böbrek kanseri tanısı konan bazı hastalarda ameliyat mümkün olmayabilir. Bu gibi durumlarda, tedavi seçenekleri aşağıdakileri içerebilir.

Kriyoablasyon

Tümör dondurma tekniği olarak bilinen kriyoablasyon, girişimsel kanser tedavilerinden biridir.

Böbrek kanseri için kriyoablasyonun güvenliği ve etkinliği hakkında uzun vadeli veriler mevcuttur. Genellikle diğer cerrahi operasyonlar mümkün olmadığında ve küçük böbrek tümörleri olan hastalar için tercih edilebilir.

Radyofrekans Ablasyon

RF Ablasyon ile tümörler buharlaştırılarak yok edilmesi amaçlanır. Böbrek kanseri için radyofrekans ablasyonun güvenliği ve etkinliği hakkında uzun vadeli veriler bulunmaktadır.

RF ablasyon (nodülün yakılması), diğer cerrahi prosedürler mümkün olmadığı takdirde ve küçük böbrek tümörü olan kişilerde tedavi seçeneği olabilir.

c) İleri Evre ve Nükseden Böbrek Kanseri Tedavileri

Tekrarlayan böbrek kanseri ve vücudun diğer bölgelerine yayılmış olan, ileri evre böbrek kanseri vakalarında, kanser tedavi edilemeyebilir. Ancak bazı tedavi seçenekleri ile kontrol altına alınabilir. Bu tedavi seçenekleri şunları içerir:

Cerrahi

Mümkün olduğunca böbrek tümörünü çıkarmak amacıyla ameliyat yapılabilir. Kanserin tamamen temizlenmesi mümkün olmadığında bile, bazı durumlarda kanseri olabildiğince temizlemek yararlı olabilir. Ameliyat, aynı zamanda vücudun diğer bölgelerine yayılmış olan böbrek kanserini temizlemek için de kullanılabilir.

İmmünoterapi

Biyolojik tedavi olarak da adlandırılır ve kansere karşı mücadelede bağışıklık sisteminin kullanıldığı ilaç tedavisidir. Bu ilaçların yan etkileri; titreme, ateş, bulantı, kusma ve iştah kaybı içerebilir.

Hedefe Yönelik Tedavi

Hedefe yönelik tedaviler, böbrek kanseri hücrelerinde çoğalmaya izin veren spesifik anormal sinyalleri bloke eder. Bu ilaçlar, vücudun diğer bölgelerine yayılmış olan böbrek kanseri tedavisinde umut verebilir.

Hedefe yönelik tedavi ilaçları; deride kızarıklık, ishal ve yorgunluk gibi yan etkilere neden olabilir.

Radyoterapi

Genellikle böbrek kanseri tedavisinde radyoterapiye başvurulmamaktadır. Ancak hastalığa bağlı ağrı ve rahatsızlıkları hafifletmek, böbrek kanseri semptomlarını kontrol etmek, kemik gibi vücudun diğer alanlarına yayılmış kanserlerde kullanılabilir.

Metastatik hastalığı olan hastalar için kanamayı durdurmak ve ağrıyı kontrol etmek amacıyla çeşitli gelişmiş radyoterapiler mevcuttur.

Kemoterapi

Diğer kanser türleri için uygulanan bir tedavi yöntemi olmasına rağmen, böbrek kanseri çoğunlukla kemoterapi tedavisine karşı dirençlidir ve bu sebeple tercih edilmeyebilir. Böbrek kanseri türleri arasında son derece nadir görülen böbrek sarkomu tanısı konulmuşsa, bir tedavi seçeneği olabilir.

Источник: //www.drunalaydin.com/tr/bobrek-kanseri/tedavi

Böbrek kanseri nedenleri

Bu onkolojik hastalığın nedenleri hakkında soruya tek değerli cevaplar bulunmamaktadır. Anilin boyalarının üretiminde (üretimlerinde kanserojen madde üreten) insanların bu hastalığa yakalanma riskinin çok yüksek olduğu varsayımları vardı.

Bu kanserojen maddeler, mesane kanseri gelişiminde tetikleyici bir mekanizma olarak düşünülür. ом и подковообразными почками. Yüksek riskli grup, Hippel-Lindau hastalığı olan hastaları, edinilmiş kistleri olan insanlar, polisitoz ve at nalı şeklinde böbrekleri içerir.

Böbrek kanserinin başlıca predispozan faktörleri şunları içerir:

– Yaş ve cinsiyet. Erkeklerde bu patoloji iki kat daha sık görülür ve insidans yetmiş yıldır maksimuma ulaşır

– Obezite. Birçok çalışma sonucunda, böbrek kanseri olası gelişiminin aşırı vücut ağırlığından etkilendiği doğrulandı

– Sigara içiyorum. Tütün sigara tüm malign neoplazilerin gelişimi için kanıtlanmış bir risk faktörüdür. Sigara içenlerde (hem erkek hem de kadınlarda) böbrek tümörü riski, sigara içmeyenlere kıyasla% 30'dan% 60'a,

– Hipertansiyon

– Böbrek hastalığı. Son dönem böbrek yetmezliği (kronik böbrek yetmezliği) olan hastalarda böbrek hücreli karsinom gelişme riski artmıştır

– Diüretik ilaçlar. Bazı araştırmacılar bu onkolojinin görünümünü diüretik ilaçların kullanımı ile ilişkilendirir

. – Diabetes mellitus . Diabetes mellituslu kişilerde böbrek kanseri insidansında bir artış vardı

– Yemekler. Çoğu araştırmacıya göre, meyve ve sebze yeme önemli ölçüde bu malign tümör gelişme riskini azaltır

Böbrek kanseri lenfojen ve hematojen yollarla metastaz yapar. Teşhis anında dört hastadan birinde metastaz saptandı. Bu hastaların hayatta kalması bir yıldan fazla değildir ve yalnızca yüzde on kadarı iki yıllık bir deneyim yaşamaktadır.

Hastaların% 30-50'sinde bir nefrektomi sonrası metakron metastaz gelişir. Bu hastalardaki prognoz biraz daha iyi, ancak beş yıllık sağkalım oranı yüzde doksanını geçmiyor.

Metastazların lokalizasyonunda en sık görülen yerler: beyin, adrenal bezler, kontralateral böbrek, karaciğer, lenf düğümleri, kemikler, akciğerler

Böbrek Kanseri Türleri

Bu malign neoplazmın en yaygın tipi renal hücreli karsinom veya renal hücreli karsinom olup renal parankima olarak adlandırılan böbreğin bir bölümünü etkiler.

Çoğu durumda böbrekte geçiş gösteren hücreli karsinom böbrek pelvisi olarak adlandırılan böbrekte yakalanır.

Çocuklarda böbrek kanserinin en yaygın biçimi, tüm böbrekleri etkileyen Williams tümörüdür

Böbrek kanseri belirtileri

İlk aşamada, bu hastalık asemptomatiktir ve diğer hastalıkların varlığı üzerine bir bilgisayar veya ultrason çalışmasında oldukça yanlışlıkla bulunur. Sonuç olarak, böbrek kanseri (palpe edilebilen tümör, idrardaki kan, bel bölgesinde ağrı) bulunan hastalarda tanımlanan semptomların klasik üçlüsü bugün aşırı derecede nadirdir.

En sık rastlanan semptom, sürekli veya periyodik olarak ortaya çıkan ve kanama ile birlikte pıhtılaşabilen idrardaki kan (hematüri). возникают болевые ощущения в животе и пояснице.

Çevredeki dokular etrafında ve renal kolik ile sıkıştığında veya filizlendiğinde, karın karında ve alt sırtta ortaya çıkar. Akut ağrının varlığı, tümör içine bir kanama veya onun kopması sonucunda meydana gelebilir, bunu bir retroperitoneal hematom oluşturur.

Böbrek kanserinin üçüncü lokal semptomu palpe edilebilen bir tümördür (teşhis anında her altıncı hastada mevcuttur).

Hastalığın geç evrelerinde tümör ön abdominal duvar boyunca taranmaya başlar, karın subkütan damarları genişler, bacaklarda şişme genişler, erkeklerde spermatik kordon damarları (varikosel) genişler, alt ekstremite damarlarında tromboz, güçsüzlük, iştahsızlık ve kilo kaybı oluşur

Böbrek Kanseri Evreleri

Evre 1 – tümör böbrekten öteye yayılmaz

Aşama 2 – tümör renal fascia içinde kalır, ancak renal kapsül çimlenir

Aşama 3 – tümör böbrek sinüsünün lenf nodlarına metastaz yapar veya inferior vena kava veya renal veni filizlendirir

Aşama 4 – tümör uzak metastazlara veya filizlenen organik bitkiler (adrenal bezler hariç)

Böbrek kanseri tanısı

İdrarda kan olması durumunda, gerekli incelemeyi (urino-genital organların ultrasonu, idrar ve kan testleri) verecek, üroloğun acil bir istişaresi gereklidir. Makrojemantüri görüldüğünde böbreklerin ultrasonografisi (ultrasonografi) incelemenin başlıca metodudur. Böbrek malign neoplazmı sıklıkla başka bir hastalık için yapılmış olan bu çalışmayla saptanır.

Ultrason incelemesinin temel dezavantajları, elde edilen sonuçların doktorun yeterliliği üzerine ve aşırı vücut ağırlığı olan kişilerde yetersiz görselliğe bağımlı olmasıdır. Küçük boyutlu (en fazla üç santimetre) tümör tespit ederken bazı zorluklar da bulunmaktadır. Bir kişide bir böbrek neoplazmı varlığına şüphe edilmesi durumunda ilave bir muayene yapılır.

Boşaltım ürografisi (intravenöz kontrast maddenin uygulanmasından sonra X-ray çalışması uygulanır) böbreklerin fonksiyonlarını değerlendirmek ve olası tümörleri teşhis etmek için kullanılır.

Manyetik rezonans ve bilgisayar tomografileri ortaya çıktıktan sonra, yeni tanı yöntemleri böbrek tümörünün hemen hemen her boyutta saptanmasına, sağlıklı ve etkilenmiş böbrek prevalansını ve fonksiyonunu belirlemesine olanak tanıdığından, bu çalışmanın değeri önemli ölçüde azaldı.

Böbrek kanseri şüphesi olan bir hastayı incelemek için zorunlu bir şart göğüs radyografisi, pelvik kemik ve akcigerlerdir. Metastatik kemik hasarından şüphelenilmesi durumunda, kemiklerin radyonüklid taraması yapılmakta ve metastatik kemik hasarının varlığının açıklığa kavuşturulması mümkün olmaktadır.

), доброкачественными опухолями (онкоцитома, ангаомиолипома, аденома), кистами, первичными злокачественными опухолями почки (нефробластома, лимфома, саркома) İnflamatuvar infiltratlar (apse, piyelonefrit ), benign tümörler (onkositoma, anjiyomyolipom, adenom), kistler, primer böbrek maligniteleri (nefroblastoma, lenfoma, sarkom)

Böbrek kanseri tedavisi

Bu onkolojiyi tedavi etmenin en yaygın yöntemi cerrahi müdahale olup tüm olası durumlarda uygulanmaktadır. Operasyon, yağ dokusu ve üreterini çevreleyen böbreklerin çıkarılmasından (radikal nefrektomi) oluşur. Şu anda, kanser böbrek hasarı için geliştirilmiş ve başarıyla kullanılan organ-tasarruf operasyonları mevcut.

Böbreklerin kendisini çıkarması imkansız ise, bunlar tümör gelişiminin erken aşamalarında yapılır. Bu tür cerrahi müdahaleler, böbreklerin sadece bir kısmının çıkarılmasından oluşur ve çalışmalar gösterdiğine göre, organ korunması işlemleri nefrektomiden farklı değildir.

Bu operasyonların tek önemli dezavantajı, lokal yinelemenin daha da geliştirilmesi riski yüksektir.

Radikal nefrektomiden sonra 1. evre hastalarda beş yıllık sağkalım oranı yaklaşık% 75'dir. Bir içi boş ven tümörü (2. evre) durumunda beş yıllık sağkalım oranı yaklaşık% 45'tir. İşlemde böbrek damarı varsa (2. evre) beş yıllık sağkalım oranı yaklaşık% 55'tir.

Çevreleyen böbrek yağ dokusu sürecinde (3. evre) yer aldığı zaman beş yıllık sağkalım oranı% 75 civarındadır. Bölgesel lenf nodu tutulumunda (evre 3-4), beş yıllık sağkalım oranı% 5 ila% 18 arasında değişir.

Komşu organların tümörünün büyümesiyle ve uzak metastaz ile beş yıllık sağkalım oranı% 5'ten düşüktür.

Böbrek kanseri için kemoterapi (ilaç tedavisi) etkisizdir. Bu malign neoplazmanın etkisizlik açısından bağımsız bir yöntem olarak radyoterapi de kullanılmamakla birlikte, sadece ilerlemeyi önlemek, ağrıyı azaltmak, patolojik kırıkları önlemek ve stabilize etmek için kullanılmaktadır.

Источник: //tr.med-directory.com/rak-pochki_default.htm

Böbrek Kanseri Tedavisinde Robotik Cerrahi

Böbrek Kanserinin Tedavisinde Cerrahinin Yeri

Robotik Parsiyel Nefrektomi (Böbreğin sadece hastalıklı bölümünün alınması)

Ameliyatın video görüntüsünü izlemek içinTIKLAYIN

Parsiyel Nefrektomi (Böbreğin Kısmi Çıkartılması) nedir?

Günümüzde özellikle ultrasonografinin yaygın olarak kullanılması nedeniyle,

  • farklı şikayetlere bağlı yapılan batın ultrasonografisinde
  • yıllık kontrollerde yapılan ultrasonografilerde

rastlantısal olarak böbrek tümörüne çok erken dönemde yakalanabilmektedir.

Bu erken evredeki olgularda (6-7 cm’nin altındaki kitlelerde) günümüzde artık böbreğin tümüyle alınması yerine, tümörlü bölgenin çıkartılarak, sağlam böbrek dokusunun korunması yaklaşımı tercih edilmektedir. Böbrek kanseri cerrahi tedavisinde, kanserli tümörün çıkartılarak, sağlam böbrek dokusunun korunduğu (Resim-1) cerrahiye birkaç isim kullanılmakta ve

  • Parsiyel (kısmi) nefrektomi
  • Nefron koruyucu tümor cerrahisi
  • Nefron koruyucu cerrahi

denilmektedir.

Resim-1: Böbrek kanseri cerrahisinde tümörün çıkartılarak, sağlam böbrek dokusunun korunması (parsiyel nefrektomi, nefron-koruyucu cerrahi)

Tümörün kanser kontrolünde güvenli olacağı sınır çizgilerle gösterilmiştir. Bu sınırdan tümor çıkartılarak yaklaşık böbreğin 5/6’sı korunmaktadır.

Eskiden açık cerrahi olarak uygulanan bu tedavi şekli günümüzde (son 15 yıldır) artık laparoskopik veya robotik olarak başarılı şekilde uygulanmaktadır.

Literatür verilerine göre ve laparoskopik–robotik 100’e yakın deneyimimizle

  1. Kanser kontrolünde (10 yıllık veriler ile)
  2. Tümör çıkartılan böbreğin fonksiyonunda
  3. İskemi (böbrek atar damarının kapatılması) süresinde
  4. Komplikasyon oranında

Açık cerrahi ile Robotik ve laparoskopik cerrahiler arasında anlamlı farklılıklar yoktur.

4-5 cm çapındaki bir tümör kitlesinin çıkartılması için karın kaslarına yaklaşık 20-25 cm.lik büyük bir ameliyat kesinin yapılması gibi büyük morbidite yerine

4 yada 5 delikten vücut içine yerleştirilen borular (5-10 mm çapında) ile robotik ya da laparoskopik ameliyatın yapılması daha fazla tercih edilmektedir (Resim-2). Bu tercihin en önemli nedeni

  1. Ameliyat sonrasında daha az ağrı
  2. Ameliyatın net (HD), büyütmeli (10-15 kat) görüntü altında yapılması
  3. Kozmetik olarak büyük ameliyat kesisinin olmaması
  4. Hızlı iyileşme ve sosyal hayata, günlük rutin aktivitelerine ve spor hayatına hızlı dönme
  5. Yara yerinde infeksiyon riskinin olmaması
  6. Büyük açık cerrahi kesisi yerinden fıtıklaşma riskinin olmaması

sayılabilir.

Hastaya bu avantajlar sunulurken yukarıda belirtildiği üzere kanser kontrolü, böbrek fonksiyonu açısından fark söz konusu değildir.

Resim-2: Prof. Dr. Tibet Erdoğru’nun sağ böbrek kanseri olgularında Robotik Cerrahi ile parsiyel nefrektomi uyguladığı hastalarında vücut içine yerleştirdiği trokar (boru) yerleri ve boruların ebadları görülmektedir.

Robotik Parsiyel Nefrektomi Nedir?

Özellikle 4 cm ya da daha ufak çaptaki böbrek tümörlerinde, tümörün böbrekteki yerine göre rutin olarak uygulanabilen bir tekniktir. Burada amaç kanser kontrolünü sağlarken, sadece kanserlitümör dokusunun çıkartılması ve sağlam böreğin kişide bırakılmasıdır.

Ancak günümüzde edindiğimiz deneyimler ile 7 cm. Çapına kadar böbrek tümörlerini rahatlıkla böbreğin sağlam bölümünü koruyarak, robotik cerrahi ile çıkartabilmekteyiz.

daVinci Robotik Cerrahi teknikte vücut içinde cerrahi dikiş ve düğüm atma tekniklerinde ve pratiğinde artan deneyim ve gelişmiş robotik-laparoskopik damar araçlarının varlığı seçilmiş hastalarda robotik cerrahi teknikle de parsiyel nefrektominin (nefron koruyucu böbrek tümörü çıkartılması) güvenilir şekilde uygulanabilir bir cerrahi yaklaşım olmasını sağlamıştır.

Bu nedenle zamanımızda artık 4 ya da 5 delikten (2 adet 1.2 cm, 1 adet 0.5 cm, 1 ya da 2 adet 0.8 cm) girilerek yapılan daVinci robotik böbrek ameliyatında, 7 cm.

Çapındaki büyük böbrek tümörlerinde de sağlam böbrek kısmı kişide bırakılıp, sadece tümör kanser güvenliği sınırı ile rahatlıkla çıkartılabilmektedir.

Kanser kontrolünde yapılan uzun ve orta dönemli bilimsel takiplerde hem laparoskopi de, hem de robotik cerrahi de güvenle ve rahatlıkla uygulanabilecek bir teknik olarak kendisini ispatlamıştır.

Ancak günümüzde daVinci Robot Sisteminin avantajları ile tanışan biz deneyimli laparoskopik cerrahlar böbreğin içindeki tümörlü alan çıkartıldıktan sonra oluşan doku boşluğunun ve yaralanan damarlar ile idrar kanallarının onarılması için daVinci Robotik Sistem‘in bize sunduğu avantajları kullanıyoruz.

Zira tümörlü doku çıkartılırken ve çıkan bölümün dikişlerle onarılması esnasında böbrek atar damarı kanama olmaması için kapalı kalmaktadır. Bu süre zarfında böbrek beslenemez (böbreğin kansız kalabileceği süre: 15-20 dakikadır) ve doktor tümörlü dokuyu kanser kontrolü açısından risk olmayacak şekilde çıkartacak ve çıkan bölgedeki hasarları da onaracaktır.

Bunun için üst düzeyde deneyime sahip laparoskopik cerrah ya da robotik cerrah olması gereklidir. Zira bu süre zarfında çok kanlanan böbrek dokusunu robotik teknikle onarmak zor öğrenilen riskli bir tekniktir. daVinci sistemin teknolojik avantajları ile laparoskopik tekniği uygulayan deneyimli cerrah karşılaştığı zorlukları bu teknolojik destek ile rahatlıkla geçmektedir.

Robotik sistemin bize sağladığı en önemli avantajlar

  1. Tümör çıkartılırken görüntünün titrememesi
  2. Yüsek çözünürlüklü, 10-15 kat büyük ve üç boyutlu görüntü altında cerrahinin yapılması
  3. Robotik kolların 5400 açılı şekilde hareket eden kolları hızlı dikiş atmamıza yardımcı olması
  4. Hızlı dikiş atarak iskemi süresinin kıslatılması

Laparoskopik cerrahi deneyim olmayan ve laparoskopik cerrahiye yeterli adaptasyonu olmayan açık cerrahiyi uygulayan cerrahi ekibin parsiyel nefrektomiyi daVinci Robotik Sistem ile yapması, sözü edilen avantajları sağlıyor olarak algılanabilir ancak bu sefer sınırlı zamandaki (15-20 dakika) cerrahi müdahale için laparoskopik adaptasyonun olmaması, robotik teknolojinin cerrahiye yansıtılamaması konusunda bir handikap olmaktadır.

Günümüzde artık parsiyel nefrektomi cerrahisi sırasında böbreğe giren ana atardamar olduğu gibi, geçici olarak, kapatmak yerine, sadece tümörün olduğu yarıyı besleyen atardamar ya da tümöre giden atar damarın bulunarak sadece o bölgenin damarının kapatılması robotik cerrahi ile bize sunulan en önemli avantajlardan birisidir (Resim-3).

Resim-3: Robotik cerrahide böbrek atar damarı tümüyle kapanacağı gibi (sağ alt), Tümörün olduğu yarım diğer bölümü kapatılmadan yapılabilir. Hatta daha da içeriye ilerlenerek hangi selektif damarın tümöre gittiği öğrenilerek süper-selektif arteriyel kapatma ile tümörlü dokunu çıkartılması mümkün olabilmektedir.

Robotik parsiyel nefrektomide hasta yan pozisyonda yatırılır. Karın ön duvarından yerleştirilen trokarlara robot kolları hastanın arkasından getirilerek adapte edilir (Resim-4).

Resim-4: Hasta yan pozisyonda yatar ve robot yavaş yavaş docking yapabilir.

Prostat kanserinde uygulanan radikal prostatektomiden sonra,

cerrahın sahip olduğu laparoskopik cerrahi deneyimin daVinci Robotik Sistem teknolojisi ile bütünleştiği ve cerrahinin en üst seviyeye ulaştığı ürolojik cerrahi uygulama böbrek kanserinde uygulanan Parsiyel Nefrektomi’dir.

Böbrek kanserinde parsiyel nefrektomi uygulamasındaki kesin endikasyonlar arasında

  • eş zamanlı iki taraflı böbrekkanseri vakaları,
  • soliter (tek böbrekli kişide) böbrekte tümör bulunması (unilateral renal agenezi veya daha önceden konturlateral nefrektomi)
  • kötü fonksiyonlu veya fonksiyonsuz diğer böbrek ile birlikte tümör olması

Böbrek kanserinde parsiyel nefrektomi uygulamasındaki kesinolmayan endikasyonlar arasında

  • İleri dönemde böbrek yetersizliği riski oluşturan hastalıkların olması (örnek diabet, yüksek tansiyon gibi)
  • Küçük ve dışarı doğru uzanım gösteren tümörler
  • Genç yaşta böbrek kanserinin görülmesi
  • Ailede böbrek kanseri görülmesi (genetik yatkınlık)

Günümüzde böbrekte, tümör boyutu olarak, sınırlı boyuttaki değil, aynı zamanda böbreğin ortasına kadar girmiş girmiş, ana damarları iten büyük kitlelerde de başarılı şekilde robotik cerrahi uygulanabilmektedir.

4 cm altındaki böbrek kitlesinde robotik cerrahi ile nefron-koyucu robotik cerrahi ameliyatını seyretmek için TIKLAYIN

6-7 cm çapındaki böbrek tümörüne ait robotik cerrahi görüntüsüne ulaşmak için TIKLAYIN

Prof. Dr. Tibet Erdoğru

dr@tibeterdogru.com

Etiketler : böbrek kanser , böbrek kanseri tedavisi , kanser hastanesi , kanser tedavisi , mesane kanseri , mesane kanseri tedavisi , prostat kanseri , prostat kanseri tedavisi ,prostat kanseri teşhisi , robotik cerrahi , testis kanseri

Источник: //tibeterdogru.com/bobrek-kanseri-tedavisinde-robotik-cerrahi/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.