Böbrek Nakli Artık Çok Daha Kolay

Böbrek Nakli Artık Çok Daha Kolay

Böbrek Nakli Artık Çok Daha Kolay

Her yıl binlerce insan kronik böbrek yetmezliği nedeniyle hayatını kaybediyor. Tahmin edildiğinden çok daha büyük bir sorun olan kronik böbrek yetmezliğinin en etkili tedavisi ise kuşkusuz organ nakli.

Laparoskopik Böbrek Nakli’ni Türkiye’de uygulayan ikinci cerrah olan Memorial Hastanesi Üroloji ve Organ Nakli Bölümü uzmanları, kronik böbrek yetmezliği ve canlı vericiden laparoskopi yöntemiyle yapılan böbrek nakliyle ilgili bilgi verdi.

Kronik böbrek yetmezliğinin görülme sıklığı nedir?

Erkeklerde en sık görülen kanser, prostat kanseridir. A.B.D.’de 2004 yılında 232.000 kişiye prostat kanseri tanısı konmuş, 30.000 kişi bu hastalıktan hayatını kaybetmiştir. Aynı yıl 96.

000 kişiye ise kronik böbrek yetmezliği tanısı konmuş, 43.000 kişi bu hastalıktan hayatını kaybetmiştir. Yani her yıl prostat kanserine oranla %43 daha fazla insan kronik böbrek yetmezliğine bağlı olarak yaşamını kaybetmektedir.

Kronik böbrek yetmezliği ölümcül bir hastalıktır.

Kronik böbrek yetmezliği tedavisinde diyaliz etkili midir?

Maalesef, tıptaki tüm ilerlemelere rağmen diyaliz tedavisi gören hastaların bu tedavi altında ortalama bir ömürleri vardır. Her yıl bir çok hasta diyaliz tedavisi altındayken hayatını kaybetmektedir.

Bundan dolayı diyaliz kesin bir tedavi seçeneği değildir. Böbrek nakline alternatif hiç değildir.

Aksine, böbrek nakline kadar geçen sürede hastaların yaşamlarını sürdürmelerine olanak sağlayan bir geçiş tedavisi olarak algılanmalıdır.

Böbrek Nakli Hayat Kurtarır

Herkesin bildiği gibi böbrek nakli, böbrek yetmezliği olan hastaları diyaliz tedavisinden kurtarmakta ve yaşam kalitelerini yüksek oranda artırmaktadır. Ama bundan daha da önemlisi başarılı bir böbrek naklinin hayat kurtardığı gerçeğidir. Böbrek nakli hastalarında 5 yıllık hasta sağ kalımı % 73.3, diyaliz hastalarında ise % 33.6’dır.

Böbrek nakli bu hastaların yaşamını 2.5-3 kat uzatmaktadır. Dünyada ve ülkemizde böbrek nakli önündeki en büyük engel organ yetersizliğidir. A.B.D.’de 61.000’den daha fazla insan kadavra böbrek bekleme listesindedir ve bu hastaların sadece %15’i bir yıl içerisinde böbrek nakli olabilecektir. Bu ülkede ortalama böbrek bekleme süresi 4-5 yıldır.

Ülkemizde 40.000’den fazla insan kadavra böbrek bekleme listesindedir ve yılda yapılan kadavral böbrek nakillerinin sayısı 150’yi geçmemektedir. Yani %1 bile değildir. Ülkemizde böbrek bekleme süresi dünya ortalamalarının çok üzerindedir.

Gelişmiş ülkelerde her 4 kronik böbrek yetmezliği hastasından biri böbrek nakli olabilirken, ülkemizde bu oran %11.7’dir.

Canlı Vericiden Nakil Artık Çok Daha Kolay

Tüm dünyada gösterilen bütün çabalara rağmen beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerden yapılan kadavral nakiller belli bir sayıya ulaşmıştır ve bu sayıyı yıllar içerisinde artırmak pek mümkün olmamaktadır. Organ yetersizliğine bir çözüm olarak canlı vericilerden yapılan nakillerin artırılması akla gelmiştir. Gerek vericiler gerekse alıcılar bu nakile kuşkuyla bakmaktadır.

Sevdikleri kişiye organ vermek isteyen kişiler böyle büyük bir ameliyattan çekinmektedir. Böbrek yetmezliği hastaları da sevdikleri bir insanın kendileri için böyle ciddi bir ameliyat riskini almalarını istememektedir. Bu sebeple A.B.D.

’de verici ameliyatının hastalar ve vericileri için daha kabul edilebilir bir ameliyat haline getirilmesi ve böylelikle canlı vericilerden yapılan nakillerin arttırılması amacıyla “Laparoskopik donör nefrektomi” yani kapalı yöntemle böbrek alma operasyonu uygulanmaya başlanmıştır.

Laparoskopik cerrahi ameliyatın hastanın vücuduna yapılan açık bir kesi yerine, hastanın karnına açılan küçük deliklerden yapılmasıdır. Bu deliklerden birinden cerrahın yaptığı işlemi görebilmesini sağlayan bir kamera, diğer delik veya deliklerden de operatörün cerrahiyi yapmasını sağlayan aletler sokulmaktadır.

Bu teknik tüm dünyada son 10 yılda yaygınlaşmış, eskiden açık şekilde yapılan bir çok cerrahi, laparoskopik yöntemle uygulanmaya başlanmıştır. Laparoskopik donör nefrektomi operasyonu dünyada ilk kez 1995 yılında A.B.D.’de uygulanmış ve yaygınlaşarak tüm dünyada standart tedavi yaklaşımı olmuştur. Ülkemizde ise hastanemiz dahil olmak üzere beş merkezde bu operasyon yapılabilmektedir.

Ameliyatın Ertesi Günü Hasta Taburcu Edilebiliyor

Laparoskopik donör nefrektomi yani kapalı yöntemle böbrek verme ameliyatı hastanın karnına açılan 0.5-1cm’lik iki delikten yapılmakta ve ameliyat sonunda böbrek, hastanın kasık bölgesine yapılan 7cm’lik bir kesiden çıkarılmaktadır.

Açık ameliyata oranla hastalar operasyon sonrası daha az ağrı çekmekte, hastanede daha kısa kalmakta, normal yaşamlarına ve işlerine daha hızlı dönmektedir. Ayrıca, açık cerrahide yapılan kesiye bağlı olarak ortaya çıkan istenmeyen yan etkiler bu operasyon ile minimuma indirilmiştir.

Eskiden kullanılan açık yöntemde hastalarda ameliyat sonrası görülen ameliyat yerinde fıtıklaşma, hissizlik, yara infeksiyonu, akciğerlerde hava birikmesi gibi istenmeyen yan etkiler bu teknikte çok düşük oranlarda görülmektedir.

Ameliyatların daha riskli olduğu şişman hastalar ameliyat sonrası oluşabilen yara infeksiyonu, ağrıya bağlı olarak yetersiz soluk alıp-verme gibi yan etkilerin laparoskopik yöntemde daha az görülmesi ve hastanın daha erken ayağa kalkıp yürüyebilmesi gibi sebeplerden dolayı bu tip cerrahiden diğer hastalara göre daha fazla fayda görmektedir.

Sadece vücuda açılan iki delik ve böbreği çıkarmak için yapılan küçük bir kesiden gerçekleştirilen bu operasyon kozmetik açıdan da açık cerrahiye oranla çok tatminkar sonuçlar sağlamaktadır. Ameliyat akşamı gezmeye, su içmeye başlayan vericiler, ertesi sabah yemeklerini yiyebilmekte ve duş alabilmektedirler.

Bu ameliyat sonrası hastalarımız ameliyatın ertesi günü evlerine gidebilmektedirler. Ameliyat sırasında vücuda herhangi bir dren denilen küçük borular yerleştirilmemektedir. Dikişler gizli ve estetik dikişler olmakta ve ameliyat sonrası bu dikişlerin alınması gerekmemektedir.

Genelde hastalar operasyondan 1 hafta sonra araba kullanmaya başlamakta, 3 hafta sonra ise normal yaşamlarına ve işlerine dönebilmektedirler. Böbrek verme ameliyatının eskisi gibi korkulan bir operasyon olmaktan çıkması tüm dünyada bu tip operasyonların yaygınlaşmasına yardımcı olmuştur. Öyle ki bu operasyondan dolayı canlı vericilerden yapılan nakillerde %30 oranında artış olmuştur. Bu şekilde vericilerinden aldığımız böbrekleri nakil ettiğimiz hastalarımız başarılı bir böbrek naklinin keyfini sürmektedirler.

Güncellenme Tarihi: 05 Ekim 2018Yayınlanma Tarihi: 30 Nisan 2009

Benzer Sağlık Rehberleri

Источник: https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/bobrek-nakli-artik-cok-daha-kolay/

Böbrek nakli sayesinde tek böbrekle uzun bir hayat sizi bekliyor!

Böbrek Nakli Artık Çok Daha Kolay

Organ nakli sadece ameliyatla ilgili bir işlem değildir. Organ nakline hazırlık ve nakil sonrası takip süreci için seçilecek olan merkezin; ameliyathanelerinden laboratuvarına, görüntüleme ünitelerinden yoğun bakımına, yatan hasta katlarından diğer branşlara kadar tüm bölümlerin üst düzey kalitede olması ve ortak çalışması çok önemlidir.

İdrarda köpürme böbrek hastalığı habercisi olabilir

Çağımızın en sinsi hastalıklarından olan ve hiçbir belirti vermeden ortaya çıkabilen böbrek yetmezliği her geçen gün hızla yaygınlaşmaktadır.

Kronik böbrek yetmezliklerinin en önemli sebepleri diyabet, yüksek tansiyon ve böbrek iltihabı (nefrit) olarak sıralanmaktadır.

Sabah uyandığınız zaman göz kapaklarının altında şişme, ellerde ve ayaklarda hafif ödem, halsizlik ve idrar yaparken meydana gelen aşırı miktardaki köpürme belirtilerin en önemlisidir.

7 aylıktan 70 yaşına kadar her hastaya böbrek nakli yapılabilir!

Gerekli önlemler alınmadığı için hızla ilerleyen hastalık, 10-20 sene düzgün çalışabilecek böbreğin işlevini 2-3 sene içinde bozmaktadır. Süzme fonksiyon hızı 10’nun altına düştüğünde kronik böbrek yetmezliği hastalarının bir destek tedavisi olmadan yaşama tutunma şansları zorlaşmaktadır.

Diyaliz ve nakilden başka hiçbir tedavi imkanı kalmayan hastalara yaşam kalitesini artırması ve kısa sürede kalıcı iyileşme sağlaması için genel olarak böbrek nakli tavsiye edilmektedir.

 İlerleyen tıbbi imkanlar, doktor tecrübeleriyle artık 5 yaşın altındaki çocuklara ve 65 yaş üstü hastalara da nakil yapılabilmektedir.

Çocuklar böbrek nakli sonrası minyon kalmıyor

Çocukluk dönemindeki böbrek yetmezlikleri genellikle doğumsal nedenlerden kaynaklanmaktadır. Çocuklarda da böbrek yetmezliği milyon nüfusta 10-15 oranında görülmektedir.

Bu nedenle doğum sonrasında diyalize ve nakle ihtiyaç duyan ciddi bir çocuk hasta grubu bulunmaktadır.

Böbrek yetersizliği hastası olan çocuklar gelişme geriliği nedeniyle yaşıtlarına göre beden gelişimini tamamlayamıyor, düşük kilo ve kısa boy sorunları nedeniyle hayatları olumsuz etkileniyor.

Bu nedenle özellikle de 5 yaşın altındaki kronik böbrek yetmezliği olan çocuklara mutlaka nakil yapılması gerekmektedir.

Geçmişte çocukların düşük kilosu, kısa boyu böbrek nakline engel teşkil ederken, gelişen teknoloji, alternatif ilaçların üretimi ve cerrahi tecrübeler sayesinde artık 6-7 kilo olan çocuklara da böbrek nakli yapılabiliyor.

Hastalığı sırasında gelişim sorunu yaşayan çocuklar için nakil sonrası ilk yıl çok önemlidir. Nakilden sonraki bir yılını sağlıklı bir şekilde geçiren çocuklar, yaşıtları gibi büyümeye başlıyor, okuluna, sporuna devam edebiliyor.

Nakil sonrası anne baba olunabiliyor!

Böbrek nakli sonrası eskiden hastanın yaşamını kısıtlayıcı engeller konurdu. Hastaların evinden hatta odasından dışarı çıkmaması, sürekli maske ile dolaşması sosyal yaşamdan uzak durması önerilirdi.

Modern yöntemlerin kullanılması ve tıbbi tecrübenin artmasıyla artık bunların hiçbirine gerek olmadığı ortayı çıktı. Yaşanan tecrübeler, naklin hastaya konforlu bir yaşam sağladığını gösteriyor.

 Artık hastalara nakilden önce nasıl yaşıyorlarsa nakilden sonra da aynı şekilde yaşamaları gerektiği belirtilerek hiçbir kısıtlayıcı önlem getirilmiyor.

Nakil sonrası hastalara kullanacakları ilaçların dışında hiçbir kısıtlama yapılmamaktadır.

Böbrek nakli olan kişiler doğru zamanda çocuk sahibi olabilmekte, anneler çocuklarını emzirebilmektedir. Hastalığı sırasında sperm kalitesi düşerek üreme fonksiyonları azalan erkek hastaların nakil sonra sperm parametrelerinde düzelmeler meydana gelmektedir. Kadınların üreme fonksiyonları normale döndüğü için nakilden 1-2 yıl sonra rahatlıkla hamile kalabilmektedir.

Canlı vericiden organ nakli artık çok daha kolay!

Tüm dünyada gösterilen bütün çabalara rağmen beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerden yapılan kadavra nakilleri belli bir sayıda kalmıştır ve bu rakamlar yıllar içerisinde çok yavaş bir biçimde artmaktadır. Bu sebeple organ yetersizliğine bir çözüm olarak canlı vericilerden yapılan nakiller gündeme geliyor.

Canlı böbrek vericileri kapalı ameliyat sayesinde rutin hayata kısa sürede dönebiliyor!

Canlı böbrek vericilerinin sağlığı ve ameliyat sonrası konforu düşünüldüğünde kapalı yöntemle böbreğin alınması (laparoskopik metot) günümüzde altın standarttır ve merkezimizde böbrek verici ameliyatları kapalı yöntemleyapılmaktadır. Kapalı yöntemle böbrek verici ameliyatında, hastalar açık ameliyata oranla operasyon sonrası çok daha az ağrı sorunu yaşamakta, hastanede daha kısa süre kalmakta, normal yaşamlarına ve işlerine daha erken dönmektedir.

Bir böbrekle uzun bir hayat

Bir yakınınıza böbreklerinizden birisini vererek tek böbreğiniz kaldığında nakilden sonra hiçbir sıkıntı yaşamazsınız. Hiçbir ilaç ve diyet uygulamadan tek böbrek ile hayatınızın geri kalanını kaldığı yerden sağlıklı bir şekilde geçirebilirsiniz.

Bu yazı Prof. Dr. Burak Koçak tarafından hazırlanmıştır.

Daha ayrıntılı bilgi için Organ Nakli Merkezi veya Nefroloji Bölümü ile iletişime geçebilirsiniz.

Источник: http://saglikguncem.com/bobrek-nakli-sayesinde-tek-bobrekle-uzun-bir-hayat/

Medicana

Böbrek Nakli Artık Çok Daha Kolay

Böbrek nakli ameliyatı pek çok kişinin gözünü korkutsa da Türkiye’de yapılan böbrek nakli operasyonlarının başarı oranı çok yüksek. Tek sorun, yeterince organ nakli bağışı yapılmaması! Medicana International İstanbul Hastanesi’nden Prof. Dr.

Muzaffer Sarıyar böbrek nakli ile ilgili şunları anlatıyor: “Türkiye’de böbrek nakli 1970’li yıllardan beri yapılıyor. Alıcı ameliyatının yöntemi standartize olmuş, açık cerrahi yöntemiyle uygulanıyor. Donör ameliyatında zaman içinde değişimler oldu.

Eskiden lomboti ile açık cerrahi ile uygulanarak yapılan ameliyat günümüzde laparoskopik olarak yapılıyor.

Laparoskopinin küçük bir kesiyle yapılması ve buna bağlı olarak da ameliyat sonrası dönemde hastanede kalış süresinin kısalması, bu süre içerisinde daha az ağrı olması hasta için daha kolay kabul edilebilir bir ameliyat haline getirildi. Ayrıca estetik açıdan da açık cerrahiye nazaran çok daha fazla avantajı var.”

BÖBREK NAKLİ İLE İLGİLİ MERAK ETTİĞİNİZ HER ŞEY

Türkiye’de her 6-7 kişiden biri böbrek hastası. Sinsi ilerleyen bu hastalık, kişiyi böbrek nakline götürebiliyor. Peki böbrek nakli operasyonların başarı oranı ne? Nakil sonrası nelere dikkat etmek gerekiyor?

Böbrek nakli için kimler donör olabilir? Böbrek hastalıklarından korunma yolları nelerdir? Medicana Sağlık Grubu uzmanları böbrek nakliyle ilgili merak edilenleri anlattı.

Böbrek Nakli Ameliyatlarında Yüksek Başarı

Böbrek nakli ameliyatı pek çok kişinin gözünü korkutsa da Türkiye’de yapılan böbrek nakli operasyonlarının başarı oranı çok yüksek. Tek sorun, yeterince organ nakli bağışı yapılmaması! Medicana International İstanbul Hastanesi’nden Prof. Dr.

Muzaffer Sarıyar böbrek nakli ile ilgili şunları anlatıyor: “Türkiye’de böbrek nakli 1970’li yıllardan beri yapılıyor. Alıcı ameliyatının yöntemi standartize olmuş, açık cerrahi yöntemiyle uygulanıyor. Donör ameliyatında zaman içinde değişimler oldu.

Eskiden lomboti ile açık cerrahi ile uygulanarak yapılan ameliyat günümüzde laparoskopik olarak yapılıyor.

Laparoskopinin küçük bir kesiyle yapılması ve buna bağlı olarak da ameliyat sonrası dönemde hastanede kalış süresinin kısalması, bu süre içerisinde daha az ağrı olması hasta için daha kolay kabul edilebilir bir ameliyat haline getirildi. Ayrıca estetik açıdan da açık cerrahiye nazaran çok daha fazla avantajı var.”

Organ Bağışı Sayısı Az

Prof. Dr. Muzaffer Sarıyar, böbrek nakli ameliyatlarının başarı oranının yüzde 98.5 olduğunu söylüyor: “Donör ameliyatını laparoskopik uyguluyoruz. Bu yüzden donör ameliyatında başarı oranı yüzde 100.

Alıcı ameliyatını açık olarak yapıyoruz. Başarı oranımız yüzde 98.5 civarında yani gelişmiş ülkelerdeki başarı oranları ile hemen hemen aynı. Böbrek nakli ameliyatının riski yüzde 1 ile yüzde 1,5.

Trafikte arabayla seyahat eden insanların riski bile bu orandan çok daha yüksek.”

Prof. Sarıyar kadavra ve canlıdan yapılan organ nakilleriyle ilgili de önemli bilgiler veriyor: “Kadavradan yapılan organ naklinde ölü organlar alındıktan sonra daha uzun bir soğuk iskemi zamanı geçiyor. Oysa canlı donörden alınan organda bu süre çok kısa oluyor.

Çok sayıda hastaya böbrek nakli yapabilmek için daha çok kadavra donörüne ihtiyaç var. Yeterince organ bağışı yapılırsa organ yetmezliği olan insanlar hem yaşam kalitelerine hem de sağlığına kavuşmuş olur. Organ bağışıyla yüzlerce hatta binlerce insana bir hayat bahşediyorsunuz. Ancak organ bağışında maalesef iyi durumda değiliz.

Zaman içinde bir artış olsa da bu ihtiyacı karşılamaktan oldukça uzağız. Hepimizin bilmesi gerekir ki Türkiye’de de yeterince sağlık kuruluşu var, ameliyatlar dünya standartında gerçekleştirilebiliyor. Devletimiz, devlet kuruluşlarında ve özel sektör hastanelerinde yapılan tüm ameliyat masraflarını ödüyor.

İhtiyacı olan hastalara organ nakli yapılamamasının tek sebebi, yeterince bağış olmaması ve kadavradan organ alınmaması.”

Böbrek Nakli Sonrası Hastayı Neler Bekliyor?Böbrek nakli ihtiyacı olan hastalar operasyon sonrası kendilerini bekleyen süreci merak ediyor. Bu zor bir süreç mi, neler yapılmalı/yapılmamalı, uyulması gerekenler… Tüm bu soruların cevaplarını Medicana Bahçelievler Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr.

Hasan Taşçı anlattı: “Böbrek nakli ameliyatından sonra hastalar ortalama 1 hafta-10 gün hastanede yatarak takip ediliyorlar. Taburcu edildikten sonra normal hayatlarına dönüyorlar. Ancak nakil sonrası yakın takip ve tedavi en az cerrahi işlem kadar önemli. Onları, böbrek nakli olduktan sonra artık yeni bir yaşam bekliyor.

Yeni böbrekleriyle ömür boyu sağlıklı yaşamaları mümkün. Ancak bunun için uyulması gereken bazı kurallar var. Bunlar hem böbreğin, hem hastanın korunması açısından önemli.”Prof. Dr.

Hasan Taşçı böbrek nakli sonrası uyulması gerekenleri şöyle sıralıyor:Nakil Sonrası Beslenme

Böbrek nakli olduktan sonra, zararlı maddelerin yeni böbrek tarafından kandan hızla temizlenmesi nedeniyle iştahı açılıyor. Bu durum böbreğe ayrı bir yük getirir ve böbreğin zarar görme olasılığını artırabilir.

Ayrıca aşırı yemek kan şekerinin yükselmesine neden olabiliyor. Eğer kilo alınıyorsa hamur işlerinden uzak durulmalı. Greyfurt, ilaç düzeyini etkilediği için tüketilmemeli. Karışık meyve sularında da greyfurt olabileceğinden kullanılmamalı. Temizliğinden emin olunmayan yerlerde yemek yenilmemeli.

6 Hafta Sonra Spora Başlamak Mümkün Spor yaparak daha sağlıklı bir bedene sahip olabiliriz. Egzersiz, ilaçların yaratacağı yan etkileri de en aza indirir. Egzersize başlamak için böbrek naklinden sonra en az altı hafta beklenmeli. Çünkü ameliyat sonrası erken dönemde kas güçsüzlüğü oluşabiliyor.

Unutulmamalı ki kasın çalışma gücünü artıracak, tansiyonu düşürecek ve böbreklere yük bindirmeyecek egzersizler tercih edilmeli. Örneğin hem kalp ve akciğer hem de kas ve iskelet sistemi için düzenli olarak aerobik yapılabilir, bisiklet kullanabilir, yürüyüş yapılabilir ve temiz bir denizde yüzülebilir.

Haftada en az 2-3 kez 30-40 dakikalık hareket yeterli. Hastalar, vücutlarına darbe gelmesi muhtemel futbol, voleybol, basketbol, tenis, judo vb. sporlardan kaçınmalı, ağırlık kaldırarak vücut geliştirmeye çalışmamalı. Hastanın düzenli egzersiz yapması hem iştahını azaltır hem de kilo almasını engeller.

Böbrek Nakli Sonrası Hamilelik

Hastalar, böbrek naklinden 2-3 hafta sonra cinsel ilişkiye başlayabilir. Böbrek nakli olduktan sonra isteyen erkek veya kadınlar çocuk sahibi olabilirler. Ancak kadınlar böbrek naklinden sonra hamile kalmak için 2 yıl beklemeli ve mutlaka doktora danışmalılar.

Hamilelik döneminde yakın takip çok önemli. Hamile kaldıktan sonra hem doğum doktorunun hem de böbrek doktorunun tavsiyelerine uyulmalı.

İş Hayatına Başlama

Hastalar ameliyattan 3 ay sonra iş hayatına dönebiliyorlar. Ancak işin niteliği hakkında doktorlarını bilgilendirmeliler. Okul, fabrika gibi kalabalık yerlerde özellikle grip gibi enfeksiyonlara yakalanma ihtimali fazla.

Kış mevsiminde korunmaya daha fazla dikkat etmek gerekiyor.

Organ nakli hastaları, ilaçlarını düzenli kullanıp takiplerine düzenli yaptırdıkları takdirde, önemli bir problemle karşılaşmadan uzun yıllar sağlıklı olarak yaşayabilirler.

Böbrek Naklinde Canlı Verici Önemli

Böbrek naklinde canlı ve beyin ölümü sonrası bağışlanan organ ile gerçekleştirilen operasyonların avantajları/dezavantajları neler? Medicana Çamlıca Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı, Organ Nakli Bölüm Başkanı Prof. Dr.

Alp Gürkan, canlı bir kişiden organ almanın hasta açısından daha avantajlı olduğunu anlatıyor: “Her ne kadar organ nakli deyince akla beyin ölümü sonrası bağışlanan organ nakli gelse de ülkemizde maalesef bu türden organ nakli sayısı çok yetersiz. Organ bulamadıkları için her yıl ülkemizde 5 – 7 bin insanımız hayatını kaybediyor.

Batı ülkelerinde yapılan böbrek nakillerinin yüzde 70'i beyin ölümü sonrası bağışlanan organlardan yapılıyorken, ülkemizde bu oran yıllara göre değişmekle birlikte yüzde 2-30 arasında. Böbrek nakli operasyonlarında canlı bir kişiden organ almak hasta açısından daha avantajlı… Öncelikle aile bireyleri arasındaki ilişki daha da gelişiyor.

Ayrıca hasta bu sorumluluktan dolayı böbreğine çok daha fazla itina gösteriyor. Daha önemlisi, canlıdan yapılan böbrek nakillerinde takılan böbreğin idrar çıkarması hemen başlıyor. Buna bağlı olarak üre ve kreatinin değeri hızla düşüyor ve hastanın diyalize girmesine gerek kalmıyor.

Vücudun böbreği kabul etmesi için gereken ilaçlar savunma sistemini zayıflatabiliyor, bu ilaçlar canlı böbrek naklinde daha düşük dozlarda veriliyor. Yani canlı nakilde bu ilaçların getirdiği olumsuz yan etkiler çok daha az. Ayrıca canlıdan yapılan böbrek nakillerinde böbreğin ömrü daha uzun oluyor.”

Alıcı ve Vericiler Açısından Ne Gibi Riskler Var?

Prof. Dr. Alp Gürkan, böbrek nakli ameliyatlarının risklerini şöyle özetliyor: “Böbrek nakli büyük bir ameliyattır. Bu ameliyatın büyüklüğü ameliyatın zorluğundan değil, hastanın ‘hastalığından’ dolayıdır. Diyalize giren hastaların ameliyat riski, normal bir insana göre daha fazla.

Ancak diyalize girmek veya diyalizde devam etmek daha da riskli… Canlı vericiden yapılan nakiller, programlı ameliyatlar olduğundan, ameliyata girecek hasta çok iyi hazırlanıyor. Bu nedenle risk oldukça düşük. Ameliyat sırasında kaybettiğimiz hastamız hiç olmadığı gibi, ameliyatın ilk 1 ayında kaybettiğimiz hasta sayısı da çok düşük.

Böbrek Vericileri Daha Uzun Yaşıyor

Prof. Gürkan canlı vericilerin aklına gelebilecek bütün soruları da yanıtlıyor: “Canlı vericiler bizim için çok önemli. Onlar sevdiklerinin hayatlarını kurtarmak için ameliyat masasına yatıyor.

Bu nedenle, bu fedakârlıkları karşılığında onlara ne ameliyat sırasında ne de hayatları boyunca bu ameliyat sebebiyle hiçbir zarara uğramamaları gerekir. Onları deyim yerindeyse, saçından ayak tırnaklarına kadar detaylı bir şekilde inceliyoruz.

Bu incelemelerde çok erken safhada mevcut başka hastalıkları saptayarak verici adaylarının geç kalmadan iyileşmelerini sağlıyoruz. En ufak kuşkulu durumda o kişileri verici olarak kabul etmiyoruz. Ancak çok sağlıklı ve böbrek verdikten sonra da sağlıklı kalacaklarsa verici olarak kabul ediyoruz.

İsveç'te yapılan bir incelemede, böbrek vericilerin daha uzun yaşadıkları saptanmış. Tabii ki bunun nedeni böbrek bağışı değil, zaten çok sağlıklı olup böbrek vermelerinin onların hayatlarını etkilememesi.”

Tek Böbrekle Sağlıklı Yaşanabilir

Pek çok kişi tek böbrekle yaşamanın riskli olup olmadığını merak ediyor. Prof. Dr. Alp Gürkan’ın bu konuda anlattıkları moral verici: “İnsanlar kanser, taş, iltihap gibi başka nedenlerle bozulan böbreklerini aldırmak zorunda kalıyorlar ve yaşamları boyunca tek böbrekle idare ediyorlar.

Kaldı ki, bu kişilerin genellikle yandaş hastalıkları da olabiliyor. Ancak sevdiğini diyalizden kurtarmak ve hayatta tutmak için böbrek veren kişi çok iyi incelenip yaşamı boyunca hiç bir zarar görmeyecek ise ameliyata alınıyor. Bu kişiler bizim gibi birçok organ nakli merkezinde olduğu şekilde, yıllarca takip ediliyorlar.

Bu nedenle tek böbrekle yaşamaktan çekinmemeleri lazım.”

Böbrek Hastalıklarından Korunma Yolları
Böbrek hastalıkları sinsi ilerleyebiliyor. Özellikle diyabet ve hipertansiyonu olanların dikkat etmesi gerekiyor. Sigara ve tuzdan uzak durmak önemli ama elbette yeterli değil. Böbrek hastalıklarından korunmak için yapılması gerekenleri Medicana International Ankara Hastanesi Nefroloji Uzmanı Dr.

Yasemin Kıraç anlatıyor. “Ne yazık ki dünyada her 10 kişiden, Türkiye'de de her 6-7 kişiden biri böbrek hastası. Kronik böbrek hastalığının en sık görülen iki nedeni diyabet ve hipertansiyon.

Birinci derece akrabalarında diyabet, hipertansiyon veya böbrek hastalığı olanlar, ilerleyen yaş (50 yaş üstü), obezite, sigara kullanımı da böbrek hastalığı riskini artırıyor.

Tuzdan uzak durun, egzersiz yapın
Dr. Yasemin Kıraç’ın böbrek hastalığından korunma önerileri

    Bilinçsiz ağrı kesici ve antibiyotik tüketmemeli

Böbrek hastalıklarında risk grubunda olan kişiler düzenli kontrol yaptırmalı… Bu kişilerin belli aralıklarla kan basıncı ölçümü, idrar tahlili ve serum kreatinin düzeyine baktırmaları gerekiyor

Источник: https://www.medicana.com.tr/haber-detay/3780/.online-randevu-wrapper

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.