Bulaşıcı Hastalıklara Karşı En Etkili Yöntem: Aşı

Bulaşıcı hastalıklardan korunmanın tek yolu: Aşı

Bulaşıcı Hastalıklara Karşı En Etkili Yöntem: Aşı

Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Gülhane Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ümit Aydoğan, özellikle, çocuklarda sakatlık yapan ve ölümcül olan birçok bulaşıcı hastalıktan korunmanın yolunun Sağlık Bakanlığı'nın ulusal aşılama programına kayıtsız ve şartsız uymaktan geçtiğini belirterek, “Aşı reddi sadece bireysel değil toplumsal bir tehdit” dedi.

Halk Sağlığı Haftası kapsamında, soruları yanıtlayan Aydoğan, aşılamanın güvenli, etkin ve koruyucu bir sağlık hizmeti olduğunu söyledi.

Aydoğan, büyüme ve gelişme çağında olan çocukların, doğumları itibarıyla her türlü bulaşıcı hastalık riskiyle karşı karşıya kaldığını dile getirerek, “Unutmamak gerekir ki bulaşıcı hastalıklar önlenebilir hastalıklar olup, bu durumdan korunmanın en önemli yolu da bağışıklamadır. Bu dönemde, özellikle de sakatlık ve hatta ölümle sonuçlanma ihtimali yüksek olan bulaşıcı hastalıklardan korunmak için en etkili yöntemlerin başında aşı ile bağışıklama gelmektedir” ifadelerini kullandı.

Aşı bulaşıcı hastalıkların önlenmesinde en güvenli ve etkili yöntem

Aşılamanın, bulaşıcı hastalıkların önlenmesi ve korunmasında en güvenli ve etkili koruyucu sağlık hizmetlerinden olduğuna işaret eden Aydoğan, 19 ve 20. yüzyılın birçok bulaşıcı hastalık için aşıların üretildiği ve kullanılmaya başlandığı bir süreç olduğunu belirtti.

Doç. Dr. Aydoğan, bu sürecin, dinamik olarak bütün hızıyla da devam ettiğini vurgulayarak, şu bilgileri verdi:

  • “Özellikle, 1974'te Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) Genişletilmiş Bağışıklama Programı (GBP) önerisiyle bütün ülkelerde çocukluk çağı aşılama programı ve hizmetlerinde önemli başarılar elde edilmiştir. Ülkemizde aşı ile bağışıklama çalışmalarına 1930 yıllarında çiçek aşısıyla başlanmıştır. 1981'de ülkemizde GBP çerçevesinde toplam 6 hastalığa (BCG, difteri, boğmaca, tetanoz, çocuk felci ve kızamık) karşı aşı yapılırken, günümüzde programa yeni aşıların eklenmesiyle bu sayı 13'e ulaşmıştır. Son yıllarda başta risk grupları olmak üzere, özellikle çocukluk dönemi itibarıyla aşıyla bağışıklamaya verilen önem giderek artmaya devam etmektedir. Ulusal olarak bağışıklama amacıyla çocukluk yaş döneminde aşılama hizmetleri, birinci basamak sağlık hizmetlerinin sunulduğu Aile Sağlığı Merkezleri'nde aile hekimleri tarafından uygulanmakta ve takip edilmektedir. Aşılamadaki amaç, sık görülen, ciddi seyreden, sakatlığa ve kişinin ölümüne neden olan bulaşıcı hastalığa yakalanma riski olan hastalar için gerekli önlemleri almaktır. Dolaylı olarak, gelişmekte olan bir ülke için sağlık harcamalarının azalmasına ve bunun sonucunda ülke ekonomisine katkı sağlayacaktır. 'Bir bireyde bir bulaşıcı hastalığın oluşmasını önlemek mi kolaydır, yoksa bulaşıcı hastalık meydana geldikten sonra onu tedavi etmek mi?' şeklindeki bir soruya cevap; hiç şüphesiz, bulaşıcı hastalıklar önlenebilir hastalıklar olduğu için koruyucu sağlık hizmetleri sunumu kapsamında aşıyla bağışıklama yapılmasının daha doğru olduğudur.”

Aşı ölümcül bulaşıcı hastalıklardan koruyan en önemli faktör

Doç. Dr.

Aydoğan, “Özellikle, çocuklarda sakatlık yapan ve ölümcül olan birçok bulaşıcı hastalıktan korunmanın yolu, çocukluk döneminde ulusal olarak Türkiye'de önerilen Sağlık Bakanlığı'nın ulusal aşılama programına kayıtsız ve şartsız uymaktan geçmektedir. Sağlıklı bir toplum için, geleceğimiz olan çocuklarımızın çocukluk çağında yapılması gereken aşılarının tam ve eksiksiz olarak uygulanması oldukça önemli” diye konuştu.

Ebeveynlerin, ulusal olarak önerilen aşı programlarına uyum ve farkındalığının en üst seviyede olmasının, bu sürecin sağlıklı bir şekilde devam etmesini sağlayacağına işaret eden Aydoğan, şöyle devam etti:

  • “Dünyada her yıl milyonlarca çocuğun ölmesinin nedeninin bulaşıcı hastalık olduğu ve bunların da büyük bir bölümünün aşıyla önlenebileceği kesinlikle unutulmamalıdır. İnsanların sağlıklı bir yaşam sürmesine fırsat veren, ömrümüzün uzamasını, sakatlık ve ölüme neden olan bulaşıcı hastalıklardan korunmamızı sağlayan en önemli faktörün, doğum itibarıyla başlayan, çocukluk çağı ve yaşlılık dönemi dahil yetişkinlik döneminde de devam eden aşılama programları olduğu gerçeğini akıldan çıkarmamalıyız. Örnek olarak, bir dönemin korkulan hastalığı olan, salgınlara ve ölümlere yol açan çiçek hastalığı, aşılama sayesinde yeryüzünden silinmiştir. Diğer bir örnek ise pek çok çocuğun sakat kalmasına ve hatta ölümüne neden olan çocuk felcidir. Yine yapılan aşılama sayesinde 1998 itibarıyla çocuk felci ülkemizde görülmemekte ve arındırılmış ülke kapsamına girmiştir.”

Aşı reddi sağlıksız nesillerin yetişmesine neden olur

Aydoğan, aşıların doğru uygulandığı sürece oldukça güvenli ve etkili olduklarını vurguladı.

Aşı uygulamalarında zaman zaman enjeksiyon yerinde kızarıklık, ağrı, şişme, ateş ve döküntü gibi geçici ve hafif yan etkiler görülebileceğini dile getiren Aydoğan, sözlerini şöyle tamamladı:

  • “Bazı bulaşıcı hastalıların yeryüzünden silinmesi veya sakatlık ve ölüme neden olmaması için hem birey hem aile hem de toplum olarak ulusal aşılama programlarına karşı farkındalık ve bu programlara uyumumuzun yüksek olması gerektiğini hiçbir zaman unutmamalıyız. Aşılama, aktif olarak güçlü bir bağışıklama sağladığı gibi, son yüzyılın maliyet olarak da en etkin yöntemlerinden birisidir. Bu koruyucu sağlık uygulamasına karşıt olan görüşler, yani 'aşı reddi' hem bireysel hem de toplumsal olarak sağlıksız nesillerin yetişmesine neden olacaktır. Aşı reddi sadece bireysel değil, toplumsal bir tehdit.
  • Dünyaya gözlerini yeni açmış savunmasız çocuklarımızın ebeveyn olarak bizlerin sorumluluğunda olduğu hiçbir zaman unutmamalı ve sağlığını tehdit eden bir bulaşıcı hastalık ile mücadele etmek zorunda kaldığında bunun vicdani yükünün nasıl taşınabileceği de düşünülmelidir. Büyüme ve gelişimini tamamlamış, eğitim ve öğretim hayatını kesintisiz bir şekilde devam ettirebilen, geleceğe umutla bakan, hayallerini ve beklentilerini gerçekleştirebilme imkanı bulabilen sağlıklı çocukların yetişmesi için aşı ile bağışıklamanın ebeveyn olarak bilincinde olmalı ve ülkemizde Sağlık Bakanlığı tarafından her yıl gereklilikler doğrultusunda güncellenen ulusal aşılama programlarının uygulanmasında toplumun en küçük yapı taşı olan bireyler olarak yardımcı olmalıyız.”

Aşırı korumacı çocuklar okula alışamıyor

Çocuklarda sporla ilgili doğru sanılan 7 yanlış

Ağır okul çantaları omurga sağlığını bozuyor

Süt dişlerindeki çürük genel sağlığı etkiliyor

Источник: //www.yenisafak.com/hayat/bulasici-hastaliklardan-korunmanin-tek-yolu-asi-3393579

Bulaşıcı hastalıklara karşı en etkili yöntem: Aşı

Bulaşıcı Hastalıklara Karşı En Etkili Yöntem: Aşı

Bebekliği hatırlamasak da, çocukluğumuza dair hatırladığımız aşı anıları unutulmazdır. Bazen şırıngayı görünce korktuğumuz bazen de cesurca kolumuzu uzattığımız aşılar, önemli bazı hastalıklara karşı bizi koruyan kalkanlardan biri.

Acıbadem Ankara Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr.

Hakan Kutlu, aşıların yararları ve özellikle çocukluk dönemi anılarında saklı olan ama yetişkinlik döneminde de yapılması gereken aşılar hakkında şu bilgileri verdi:

Neden aşı?

İnsan ve hayvanlarda hastalık yapma yeteneğinde olan virüs, bakteri gibi mikropların hastalık yapma özelliklerinden arındırılarak ya da bazı mikropların salgıladığı zehirlerin etkisinin ortadan kaldırılarak sağlam kişilere verilmesi için geliştirilen biyolojik maddelere “aşı” deniyor. Aşılamanın, kişilerin bulaşıcı hastalıklardan korunması, bulaşıcı hastalıkların toplum veya grup içerisinde yayılmasının önlenmesi ve çiçek gibi epidemi yapan hastalıkların dünya üzerinden yok edilmesinin sağlanması gibi üç ana amacı bulunuyor.

Aşı, kişileri hastalıklardan ve hastalıkların kötü sonuçlarından koruyabilmesi için, sağlam ve risk altındaki kişilere uygulanıyor. Vücudumuzun, zararlı dış etkenlere karşı bağışıklık sistemimiz tarafından savunularak korunduğunu ve kendisine yabancı olan mikropları ayırt edebildiğini söyleyen Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr.

Hakan Kutlu, şu bilgileri veriyor:Vücut, kendisine yabancı mikropların yapısını tanımladıktan sonra bu yapıları etkisiz hale getirebilecek savunma cisimcikleri (antikorlar) yapar.

Oluşan antikorlar vücutta uzun süre kalırlar ve bu süre içinde aynı mikrop vücuda tekrar girerse, bu mikrobun hastalık oluşturmasına fırsat vermeden ortadan kaldırılmasını sağlıyor. Böylelikle, örneğin, kızamık geçiren bir çocuk bu nedenle yaşamı boyunca bir daha kızamığa yakalanmıyor.

Ancak bir kez geçirildiğinde bile ağır seyreden ve ölüm, sakatlık, zekâ geriliği gibi ciddi sonuçlara neden olabilen hastalıkların varlığı söz konusu olduğunda kişileri bu hastalıklardan korumanın ne kadar önemli olduğu da böylelikle kendiliğinden ortaya çıkıyor.”

Çocuklarınıza bu aşıları yaptırın

Hangi aşı ne zaman yapılmalı?

Herhangi bir aşının koruyucu etki gösterebilmesi için mutlaka uygun yaşlarda ve uygun aralıklarla yapılması gerektiğinin altını önemle altını çizen Dr. Hakan Kutlu, şunları söylüyor:Çocukluk döneminde aşılanma, özellikle bulaşıcı hastalıklara karşı koruma önlemlidir.

Suçiçeği, hepatit A, hepatit B, menenjit, kızamık, kızamıkçık, kabakulak, boğmaca, pnömokokal zatürre, çocuk felci, difteri, tetanoz, kuduz, meningokok, grip hastalıkları, bazı viral bağırsak enfeksiyonları, aşılarla önlenebiliyor.

Zira aşıların çocuklara hastalıklara yakalanma riskinin en yüksek olduğu dönemlerden önce yapılması gerekiyor. Bebekler için rutin aşılama programı ile ilgili gerekli yönlendirmeler, ilk muayeneden itibaren hekimi tarafından yapılıyor.

Bebeğin aşılanması doğduğu gün itibariyle başlayıp takiben Sağlık Bakanlığının aşı takvimine göre uygun sırayla yapılarak, aşı takvimleri ve çizelgeleri ailelere teslim ediliyor. Çocukluk çağı aşılama takvimine okul aşıları ile devam ediliyor.”

Ülkemizde yaşlı nüfusun giderek artmasıyla, kronik hastalıklarda da (kalp, akciğer, böbrek hastalıkları, diyaliz ihtiyacı, kanser tedavileri vb) buna bağlı bir artış gözleniyor. Bu durum erişkin bağışıklamasının ön plana çıkmasını sağlıyor.

Erişkinlerin genel sağlık durumlar, hastalıkları, seyahatleri ya da farklı etkenlere bağlı olarak yaptırması gereken aşılar ve kendileri için uygun aşılama şeması konusunda mutlaka bir hekime danışmaları gerekiyor.

Ülkemizde erişkinlere yönelik aşı uygulamaları ise şunlardan oluşuyor:

  • Hepatit-A Aşılaması
  • Hepatit-B Aşılaması
  • Kızamıkçık Aşılaması
  • Tetanoz Aşılaması (Doğurganlık çağındaki kadınlara)
  • Pnömokok ve Grip Aşısı Uygulaması
  • Meningokok (Menenjit) Aşılaması
  • Erişkin Tetanoz Aşılaması (Travma, kaza vb. durumlarda)
  • HPV (Human Papilloma Virus) Aşılaması (Kadınlarda serviks kanserini önlemeye yönelik)

Sağlık Çalışanı Aşılaması (Bütün sağlık çalışanları için): Kızamık-Kızamıkçık-Kabakulak (KKK), kan ve kan ürünleriyle temas varsa HBV, yıllık influenza (grip) aşısı, erişkinlere rutin olarak önerilen diğer aşılar)

Askerlik Dönemi Aşılaması: (Meningokok, tetanoz ve bazı durumlarda kızamık aşısı )

Seyahat Sağlığı Aşılaması: Dünyanın bazı ülkelerinde tetanoz, difteri, kızamık gibi hastalıklar endemik olarak görülüyor, Bu nedenle seyahat öncesinde yolcuların ülke takvimine uygun olarak aşılarını yaptırmaları çok önem taşıyor.

Çocuklukta yapılan aşıların pek çoğunun etkili koruyuculuk düzeyini muhafaza etmek için hayat boyunca ek aşı dozlarına ihtiyaç duyuluyor. Yolculuk öncesi değerlendirmede rutin aşılama programına göre eksik aşıların varsa tamamlanması ya da hiç aşılanmamış kişilerin de ilk aşılama serisinin bitirilmesi gerekiyor.

Tetanoz-Difteri (Td), Kızamık-Kızamıkçık-Kabakulak (KKK) ve Polio rutin aşılama programında bulunan aşıların bazılarını oluşturuyor

Источник: //www.medikalakademi.com.tr/bulasici-hastaliklara-karsi-en-etkili-yontem-asi/

Bulaşıcı Hastalıklar Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Bulaşıcı Hastalıklara Karşı En Etkili Yöntem: Aşı

Toplumlarda en sık görülen hastalıklar grubu arasından bulaşıcı hastalıklar ilk sıralarda gelmektedir. Özellikle de az gelişmiş ülkelerde sıkça görülebilen bulaşıcı hastalıklar taşıdığı tehli riskleri sayesinde genel sağlığı ciddi anlamda olumsuz etkileyebilmektedir.

Başta Dünya Sağlık Örgütü’nün olmak üzere birçok uluslar arası sağlık kuruluşunun gündem konuları arasında yer alan bulaşıcı hastalıklar diğeri birçok hastalıklara nazaran etkisini çok daha hızlı bir biçimde gösterebilmekte ve taşıdığı özellikleri sayesinde mutlaka tedavi gerektiren hastalık grupları arasında yer almaktadır.

Çeşitli nedenlere bağlı olarak kendini gösterebilen bulaşıcı hastalıklar başta içme suyu ve yenilen gıda besinleri yollarından olmak üzere birçok yolla vücuda giriş yapmakta ve tedavi edilmediği takdirde bireylerin başta iş ve sosyal yaşantısı olmak üzere birçok günlük faaliyetlerini ciddi anlamda olumsuz etkileyebilmektedir. Genellikle hastalığa neden olucu mikrop veya çeşitli bakterilerin etkin rol oynadığı bulaşıcı hastalıkların birçoğu etkisini gösterdiği ilk anlardan itibaren vücut direncini önemli ölçüde düşürmekte ve bunun sonucunda başta bağışıklık sistemini olmak üzere birçok vücut fonksiyonlarının zarar görmesine neden olmaktadır.

Gelişmiş olmasına rağmen ülkemiz de çok sık görülebilen bulaşıcı hastalıklar hemen her yaştan bireylerde görülebilmekte ve etkisini altına aldığı bireylere oldukça rahatsızlık verebilmektedir.

Beraberinde çeşitli belirtiler ve nedenler doğrultusunda etkisini gösterebilen bulaşıcı hastalıklar özellikle etkisini uzun müddetler sürdürdüğünde ve buna bağlı olarak zamanında müdahale edilmediği takdirde çoğu zaman tehli bir boyut alabilmekte ve bunun sonucunda bireylerin hayatını kaybetmesine neden olabilmektedir. Özellikle de çocuklar ve yaşlı bireylerde görüldüğü takdirde oldukça riskli bir durum alabilen bulaşıcı hastalıkların taşıdığı olumsuz riskleri nedeniyle uzmanlar toplumları uyarmakta ve herhangi bir bulaşıcı hastalığın henüz ilk belirtisi görüldüğü takdirde vakit kaybedilmeden doktora başvurulması gerektiğinin altını önemle çizmektedirler.

Bulaşıcı Hastalıklar Nasıl Bulaşmaktadır?

Taşıdıkları özellikleri bakımından birçok bulaşıcı hastalıklar genellikle öksürük, yakın temas, cinsel temas, kullanılan giysi ve yemek kaplarının ortaklaşa paylaşılması ve hijyen bakımından yetersiz olan içme suyunun tüketilmesi sonucu bulaşmaktadır. Bireyden bireye geçiş yapabilen bulaşıcı hastalıklar aynı zamanda hayvanlardan bireylere veya da hayvandan hayvana geçebilmektedir.

Birçoğunun çok daha hızlı bir biçimde bulaşabildiği bulaşıcı hastalıkların önemli bir kısmı hava yoluyla bireyler arasında dağılım göstermektedir.

Özellikle aile, okul, büyükşehirler gibi bireylerin yoğun olarak bulunduğu ortamlarda etkisini çok daha hızlı bir biçimde gösterebilen bulaşıcı hastalıklarının bir kısmı genetik yatkınlığı müsait olan bireyler arasında da dağılımını gösterebilmektedir.

Bulaşıcı Hastalıkların Genel Belirtileri Nelerdir?

Bulaşıcı hastalıkların türüne göre çeşitli belirtileri bulunmaktadır. Ancak birçok bulaşıcı hastalığın genel belirtileri şunlardır;

  • Yüksek ateş
  • Aşırı halsizlik sendromu
  • İştahın ani olarak kesilmesi veya hastalığın seyrine göre yavaş yavaş kesilmesi
  • Orta vadeli veya da şiddetli baş ağrıları
  • Vücudun bazı bölgelerinde meydana gelen ağrılar

Bulaşıcı Hastalıklardan Korunmanın Yolları Nelerdir?

Bulaşıcı hastalıklardan korunmanın birçok yolu bulunmaktadır. Bunlar;

  • Hastalıklara ait aşıların düzenli olarak yaptırılması: Birçok bulaşıcı hastalığın tekrarlamasının en önemli nedenlerinden biri de hastalıkla ilgili olarak aşının düzenli olarak yaptırılmaması ve hastanın doktor tavsiyelerine tam olarak uymaması etkin rol almaktadır. Bu nedenle hastalığın tedavisinde uygulanan aşı tedavi yöntemi düzenli olarak takip edilmeli ve birey aşıyı düzenli olarak yaptırmalıdır.
  • İçme suyunun hijyenik olmasına dikkat edilmeli: Başta tifo hastalığı olmak üzere birçok bulaşıcı hastalıkların meydana gelmesinde etkin rol oynayan kalitesiz içme suyunun hijyenik olmasına dikkat edilmeli ve bunun için gerekirse su arıtma cihazları kullanılmalıdır.
  • Bulaşıcı hastalık teşhisi konulan hastalardan uzak durulmalı: Birçok bulaşıcı hastalıklar bireyler arasında çok hızlı bir biçimde dağılım gösterebilmekte ve bunun akabinde sağlıklı olan birey de hastalığın etkisine çok daha hızlı bir biçimde maruz kalabilmektedir. Dolaysıyla özellikle bulaşıcı hastalık taşıyan bireylerin bulunduğu ortamlardan uzak durulmalı ve çok gerekmedikçe orada bulunulmamalıdır.
  • Bulaşıcı hastalık teşhisi konan hastaların herhangi bir giysi veya yemek kabı kullanılmamalı: Bulaşıcı hastalığa maruz kalan hastalardan uzak durulması gerektiğinin yanı sıra ayrıca bu hastaların kullandığı tüm eşya ve yemek kaplarının kullanılmaması gerekmektedir.

Başlıca Bulaşıcı Hastalıklar Hangileridir?

Bulaşıcı hastalıkların çok sayıda türleri bulunmaktadır. Fakat günümüzde en sık görülen türleri şunlardır;

  • Zatürre hastalığı
  • Çiçek hastalığı
  • Grip hastalığı
  • Domuz gribi hastalığı
  • Aids hastalığı
  • Kızamık hastalığı
  • Tifo hastalığı
  • Verem hastalığı
  • Kolera hastalığı
  • Sıtma hastalığı
  • Tetanos hastalığı
  • Dizanteri hastalığı
  • Difteri hastalığı
  • Kuduz hastalığı
  • Sarılık hastalığı en sık rastlanan bulaşıcı hastalıklardır.

Bulaşıcı Hastalıkların Tedavisi Nasıl Yapılmaktadır?

Bulaşıcı hastalıkların türüne göre değişik tedavi yöntemleri bulunmaktadır. Ancak birçok bulaşıcı hastalığın genel tedavisinde genellikle antibiyotik ilaçlar ile aşı tedavi yöntemleri kullanılmaktadır.

Birçok bulaşıcı hastalığın tedavisinde başarılı sonuçlar verebilen bu tedavi yöntemleri sayesinde birçok bulaşıcı hastalıklar tamamen ortadan kaldırılabilmekte ve hasta ilgili doktorun gerek görmesi durumunda hastanede birkaç gün veya hafta istirahat ettirildikten sonra evine taburcu edilmektedir.

Bulaşıcı hastalıkların bazılarının özellikle zamanında müdahale edilmediğinde ölümcül sonuçlara yol açabildiğinden özellikle ilk belirtilerinin görülmesiyle birlikte hemen ilgili doktora başvurulması gerektiğinin hayati bir önemi bulunmaktadır.

Bir önceki yazımız olan Çölyak Hastalığı başlıklı makalemizde çölyak hastalığı belirtileri, çölyak hastalığı diyeti ve çölyak hastalığı tedavisi hakkında bilgiler verilmektedir.
Sorularınızı Yorum Bölümünden Sorabilirsiniz …

Источник: //doktorun.net/bulasici-hastaliklar-nedir-belirtileri-nelerdir/

Bulaşıcı hastalıklar

Bulaşıcı Hastalıklara Karşı En Etkili Yöntem: Aşı

Bulaşıcı hastalıklar bakteri, virüs veya parazit gibi organizmalar tarafından oluşan hastalıklardır. Birçok organizma vücudunuzun içinde veya dışında yaşar. Normalde zararsızlardır ve hatta yararlıdırlar ancak bazı durumlarda hastalığa sebep olabilirler.

Bazı bulaşıcı hastalıklar insandan insana geçebilir. Ancak bazıları böcek veya hayvan ısırması yoluyla bulaşır. Diğerleri kontamine olmuş yiyecek veya içeceklerin tüketilmesi veya havada maruz kalma ile edinilir.

Bulgu ve semptomlar değişir fakat genellikle ateş ve titremeyi içerir. Orta seviyedeki şikayetler evde bakıma yanıt verebilirken bazı hayati teh arz eden enfeksiyonlar hastaneye yatmayı gerektirebilir.

Kızamık ve su çiçeği gibi birçok bulaşıcı hastalık aşıyla önlenebilir. Sık ve dikkatli el yıkamak da sizi bulaşıcı hastalıklardan korumaya yardımcı olur.

Belirtileri

Her bulaşıcı hastalığın kendine has bulgu ve semptomları vardır. Çoğu bulaşıcı hastalıktaki ortak bulgu ve semptomlar şunlardır:

  • Ateş
  • İştah kaybı
  • Bitkinlik
  • Kas ağrıları

Ne zaman doktora gitmelisinizEğer:

  • Bir hayvan tarafından ısırıldıysanız
  • Nefes almakta zorlanıyorsanız
  • Bir haftadan fazladır öksürüyorsanız
  • Ateşle beraber şiddetli baş ağrınız ya da krizleriniz oluyorsa
  • Ciltte isilik ya da şişmeleriniz oluyorsa
  • Açıklanamaz ateşiniz varsa

derhal tıbbi yardım almalısınız

Nedenleri

Bulaşıcı hastalığın sebepleri:

  • Bakteriler. Bu tek hücreli organizmalar streptokok boğaz ağrısı, idrar yolları enfeksiyonları ve tüberküloz gibi hastalıkların sorumlusudurlar.
  • Virüsler. Bakterilerden bile küçük olan virüsler soğuk algınlığından AIDS'e kadar birçok hastalığın sebebidirler.
  • Mantarlar. Mantar hastalıklarından tutun da atlet ayağına kadar birçok cilt hastalığı mantarlardan kaynaklanmaktadır. Başka mantar çeşitleri akciğer ve sinir sisteminize bile etki edebilir.
  • Parazitler. Sıtma sivrisinek ısırığıyla aktarılan küçük bir parazit yüzünden kaynaklanmaktadır. Diğer parazitler hayvan dışkılarından insanlara geçebilmektedir.

Direkt temasBir bulaşıcı hastalığa yakalanmanın en kolay yolu hastalığı taşıyan bir kişi ya da hayvanla temastır. Bulaşıcı hastalıkların doğrudan temasla bulaşabilmesinin üç yolu vardır:

  • İnsandan insana. Bulaşıcı hastalıkların temas yoluyla en genel yayılma biçimi bakteri, virüs ya da diğer mikroplar aracılığıyla kişiden kişiye taşınmasıdır. Bu bakteri ya da virüsü taşıyan birisinin taşımayan birisine dokunması, üzerine öksürmesi ya da öpüşmesiyle gerçekleşir. Bu mikroplar aynı zamanda cinsel birliktelik ya da kan transferi sırasında vücut sıvılarının alışverişiyle de yayılabilir. Mikrobu geçire kişi hiç bir semptom göstermeyebilir ama basitçe bir taşıyıcı olabilir.
  • Hayvandan insana. Evcil hayvanlar birçok mikrop barındırabilir. Bir hayvan tarafından ısırılmak ya da pençelenmek sizi hasta yapabilir hatta çok uç durumlarda ölümcül olabilir. Hayvansal atıkları ellemek te tehli olabilir. Örneğin kedinizin kumunu boşaltırken toksoplazmoz bir hastalık kapabilirsiniz.
  • Anneden doğmamış çocuğa. Hamile bir kadın doğmamış olan çocuğuna bulaşıcı hastalıklara sebep olabilecek mikropları geçirebilir. Bazı mikroplar plasenta aracılığıyla geçebilir. Vajinadaki mikroplar da doğum sırasında çocuğa bulaşabilir.

Direkt olmayan temasHastalık sebebi organizmalar doğrudan olmayan bir temasla da yayılabilir. Çoğu mikrop masa, kapı kolu, musluk başı gibi cansız objelerde de barınabilir.

Eğer grip ya da soğuk algınlığı gibi bir hastalığı olan birisi tarafından dokunulmuş bir kapı koluna dokunursanız geride bırakmış olduğu mikropları kapabilirsiniz.

Daha sonrasında ellerinizi yıkamadan önce gözlerinize, ağzınıza ya da burnunuza dokunursanız hastalanabilirsiniz.

Böcek ısırıklarıBazı mikroplar konakçıdan konakçıya geçebilmek için böcek taşıyıcılara — sivrisinek, bit, pire ve kene gibi — güvenirler. Bu taşıyıcılara vektör denir. Sivrisinekler sıtma paraziti ve Batı Nil virüsünü ve keneler de Lyme hastalığına neden olan bakterileri taşımaktadır.

Besin kirliliğiHastalık sebebi mikropların size bulaşmasının bir başka yolu kirlenmiş besin ve su aracılığıyladır. Bu bulaşma şekli mikropların tek bir kaynaktan birçok insana yayılmasına neden olabilir. Örneğin E. koli tam pişmemiş hamburger ve yıkanmamış meyve ve sebzeler gibi belli gıdalarda var olan bir bakteridir.

Tedavi ve ilaçlar

Hastalığınıza sebep olan mikrop çeşidini bilmek doktorunuzun sizin için uygun tedaviyi belirlemesine yardımcı olur.

AntibiyotiklerAntibiyotikler içinde benzerlikler gösteren familyalara ayrılmışlardır. Bakteriler de benzerlikler gösteren gruplara ayrılmışlardır, örneğin streptokok ve e. koli gibi.

Belirli bakteri türleri de belli antibiyotik sınıflarına karşı duyarlıdır.

Bu yüzden doktorunuzun ne tür bir bakteri türüyle mücadele ettiğinizi bilmesi tedavinin daha kesin bir biçimde belirlenmesine yardımcı olur.

Antibiyotikler bakteriyel hastalıklara karşı gelebilirler ama virüs kaynaklı hastalıklar üzerinde bir etkileri yoktur. Ama bazen ne tür bir mikrobun olduğunu belirlemek zor olabilir. Örneğin bazı zatürree türleri virüs kaynaklı olabilirken bazılar bakteriler yüzünden olmaktadır.

Antibiyotiklerin aşırı kullanımı birçok bakteri çeşidinin bir veya birden fazla antibiyotiğe karşı direnç geliştirmesine neden olabilir. Bu bakterilerin tedavisini zorlaştırmaktadır.

AntivirallerHepsini olmasa da bazı virüsleri tedavi etmek için ilaçlar geliştirilmiştir. Örnekler:

  • AIDS
  • Herpes
  • Hepatit B
  • Hepatit C
  • Grip

hastalıklarına neden olan virüsleri içermektedir.

AntifungallarÇoğu mantar hastalığı akciğerleri ya da ağızdaki ve boğazdaki mukoza zarlarını etkilemektedir — en yaygın biçimde zayıf bağışıklık sistemi olan insanlarda. Antifungallar bu tür hastalıklarda tercih edilen ilaçlardır.

Anti parazitlerSıtma da dâhil bazı hastalıklar küçük parazitlerden kaynaklanmaktadır. Bu tür hastalıkları tedavi etmek için ilaçlar olsa da bazı parazit çeşitleri bu ilaçlara karşı direnç geliştirmişlerdir.

Yaşam tarzı ve evde bakım

Soğuk algınlığı gibi çoğu bulaşıcı hastalık kendi kendine iyileşebilmektedir. Bolca sıvı tüketin ve istirahat edin.

Korunma

Bulaşıcı ajanlar vücudunuza şu yollarla girebilir:

  • Deri teması veya yaralanmaları
  • Havadaki mikropların solunması
  • Kirlenmiş gıda ve suyun vücuda alınması
  • Kene ve sivrisinek ısırıkları
  • Cinsel ilişki

Kendinizi ve başkalarını korumak için aşağıdaki önerileri dikkate alınız:

  • Ellerinizi yıkayınız. Bu özellikle yemeği hazırlamadan önce ve sonra, yemeği yedikten sonra ve tuvaleti kullandıktan sonra çok önemlidir.
  • Aşı olunuz. Bağışıklık kazandırma birçok hastalığa yakalanma riskinizi büyük ölçüde düşürmektedir. Önerilen aşılarınızı olmayı ve çocuklarınızın dönemsel aşılarını yaptırmayı unutmayınız.
  • Evde kalın. Eğer ateşiniz yüksek, ishal veya kusma yaşıyorsanız işe gitmeyiniz. Eğer çocuklarınız da benzer bulgu ve semptomlar gösteriyorsa onları da okula göndermeyiniz.
  • Yemeği temiz hazırlayınız. Yemek hazırlarken tezgâh üstü ve diğer mutfak yüzeylerini temiz tutunuz. Ayrıca artan yemekleri düzgün biçimde derin dondurunuz — pişmiş yemeğin oda sıcaklığında uzun süre kalmasını engelleyiniz.
  • Güvenli cinsel ilişki yapınız. Eğer siz veya partnerinizin geçmişte cinsel yolla bulaşan hastalık vakası var veya risk taşıyorsa kondom kullanınız.
  • Kişisel eşyaları paylaşmayınız. Kendi diş fırçanızı, tarağınızı ve jiletinizi kullanınız. Bardak veya çatal-bıçak gibi yeme gereçlerini paylaşmaktan kaçınınız.
  • Akıllıca seyahat ediniz. Hastayken uçmayınız. Uçak çoğu insanın bir arada bulunduğu küçük bir alanda diğer insanlara da hastalık bulaştırabilirsiniz. Ve seyahatinizde konforlu geçmeyecektir. Eğer yurt dışına seyahat ediyorsanız özel aşılara ihtiyacınız olup olmadığını doktorunuza sorunuz.

Источник: //www.saglikveyasam.com/bulasici-hastaliklar

Aşılar ve Komplo Teorileri – Bölüm 1: Aşılar, Bulaşıcı Hastalıklar ve Bağışıklık Sistemimiz

Bulaşıcı Hastalıklara Karşı En Etkili Yöntem: Aşı

Son birkaç yıldır yurtdışında aşı karşıtları ile koruyucu hekimlik yanlılarının mücadelesini izliyor ve bu sorunu gelişmiş ülkelerde tartışacak konusu kalmamış toplumun suni bir sorunu olarak görüyordum.

Tam Türkiye’de bu tip bilimsel bir dayanağı olmayan halk sağlığını tehdit eden bir akımın mevcut olmadığına sevinirken, yavaş yavaş aşı karşıtlığı hareketinin oluşmakta olduğunu izliyorum.

Durum böyle olunca da özellikle de internet ortamındaki asılsız iddia ve sansasyonların üzerine gidip onları çürütme işi Yalansavar’a düştü.

Konu uzun ve karmaşık, bu nedenle birkaç bölümde işlemeye çalışacağım:

Aşılar sayesinde yılda en az 3 milyon kişi ölümden kurtuluyor.

Aşılar son 300 yıl içinde, koruyucu hekimlik alanında yapılan en önemli tıbbi buluş. Bulaşıcı hastalıklara karşı aşı benzeri uygulamalar, tarihte 17. yüzyıla dek uzanıyor.

O zamanlar insanlığın başbelası olan çiçek hastalığından korunmak için, aktif çiçek hastalığı geçiren bir kimsenin iltihaplı ayralarından alınan sıvı kurutuluyor ve kurumuş tanecikler deride yara açılıp buraya ekiliyor, ya da enfiye gibi burna çekiliyormuş.

Bu yöntem epey yüksek bir ölüm riski taşısa da, eğer öldürmezse uygulayan kişinin çiçek hastalığına yakalanmasını engellediği için epey yaygınmış. 18. yüzyılda hastalardan alınan iltihap yerine hasta ineklerden alınan lenf düğümleri aynı iş için kullanılmaya başlamış.

Aşılanma kelimesinin ingilizcesi olan “vaccination“, latince inek anlamına gelen “vacca” kelimesinden köken alıyor.

Günümüzde halen, aşılar sayesinde yılda yaklaşık 3 milyon kişi ölümden, çok daha fazlası da verem, çocuk felci, difteri, boğmaca, menejit gibi sakat bırakan veya kronikleşen hastalıklardan korunuyor. Çok daha önemlisi, 20.

yüzyıldaki dünya çapında WHO (Dünya Sağlık Örgütü) himayesinde yapılan aşılama kampanyaları ile her yıl yaklaşık 50 MILYON kişinin ölümüne yol açan çiçek hastalığı ortadan kaldırıldı.

Eğer 1974 yılından önce doğduysanız bu korkunç hastalığın aşısını kolunuzda çiçek şeklinde görebilirsiniz, ama 1974 ve sonrası yıllarda doğanlarda aşı izi yok, çünkü hastalığın kökü kuruyunca aşılama ihtiyacı kalmadı.

Neden aşılanmalıyız?

Bu sorunun en basit cevabı şu: Çünkü aşılar hayat kurtarıyorlar.

Şanslıyız, çünkü aşılama programları ve gelişmiş tıp sayesinde artık eskiden her aileden 3-5 kişinin ölmesinin rutin sayıldığı bulaşıcı hastalıkların ortadan kalktığı bir çağda yaşıyoruz.

 Etrafınıza bir bakın, ince hastalık’tan ölen duyuyor musunuz? Ya da çiçek hastalığından ölen?
Ben çocukken çocuk felci nedeniyle tekerlekli sandalyede olan ya da koltuk değneği ile gezen sınıf arkadaşlarım vardı.

Bir önceki nesilin ise çocukları, kardeşleri çocuk felci, menejit gibi hastalıklardan ölüyorlardı. Annenize, anneannenize sorun, size anlatacaktır. Şimdiki çocukların sınıfında çocuk felçli sınıf arkadaşları yok, çocuk felci nedir onu bile bilmiyorlar.

Onun için bugün 70-80 yaşına kadar sağlıklı yaşayabiliyorsak, çocuklarımız kuşpalazı, kızamık, verem, çocuk felcinden ölmüyorlarsa bunu aşılara borçluyuz.
Bu hastalıkları artık görmüyor olunca aşıların etkisi de unutuluyor, gelin biraz anımsayalım.

Çocuk Felci (Polio) hastaları için kullanılan Demir Ciğerler

Çocuk Felci (Polio):

  • Kalıcı sakatlık nedeni olan ciddi viral bir hastalık.
  • Su ve yiyecekle geçiyor, barsaklardan emileren santral sinir sistemine gidiyor.200 kişide bir oranında kalıcı felç yapma ihtimali var.
  • Felç olan hastaların %5-10’u solunum kasları da felç olduğu için ölüyor.
  • Aşılama programları sayesinde 1980’lerdin sonunda yılda 350 000 vakadan yaklaşık 1600 vakaya gerilemiş durumda.

Kızamık: Körlük ve SSPE denen beyin iltihabı sonucu kalıcı zeka geriliğine neden olabilir.

Kızamık:

  • Solunum yolu ile geçen çok bulaşıcı viral bir hastalık.
  • İlk belirtiler 10-12. günde ortaya çıkıyor: ateş, burun akıntısı, gözlerde kızarıklık ve ağız içinde beyaz noktacıklar.
  • Birkaç gün sonra yüzde döküntü başlıyor ve vücuda yayılıyor.
  • Zatürre, ağır ishal, körlük ve SSPE (Subakut Sklerozan Panansefalit) denen beyin iltihabına bağlı kalıcı zeka geriliğine neden olabilir.
  • Son yıllarda MMR aşısı sayesinde sıklığı %78 oranında azalmış olmasına rağmen ( 2000’lerde yılda 773 000 ölümden, 2008 yılında yılda 164 000 ölüme geriledi) aşılanma oranları düşen bölgelerde görülme sıklığı artıyor.

Menenjit: Yakalandıktan sonraki 48 saat içinde ölüme veya kalıcı nörolojik problemlere neden olabilir.

Menenjit (Meningokoksik):

  • Neisseria menegitidis isimli bir bakteriye bağlı olarak ortaya çıkan ciddi beyin zarı iltahabı.
  • Bakteri insandan insana öksürme veya konuşma sırasında solunum yolundan havaya fırlayan damlacıklarla geçiyor.
  • İlk belirtileri ense sertliği, yüksek ateş, ışıktan rahatsız olma,sersemlik hali, baş ağrısı ve kusma.
  • Erken tanı konsa bile tipik olarak hastaların %5-10’u belirtilern başlamasından 24-48 saat içinde ölüyor. Kalan hastaların %10-20’sinde kalıcı beyin hasarı, sağırlık, öğrenme güçlüğü gibi sekeller kalabiliyor.

Peki, nasıl oluyor da aşılar işe yarıyorlar? Bunun için kısaca bağışıklık sistemimizin nasıl çalıştığını anımsamakta fayda var.

Her bebek, dış ortamdan gelecek yabancı mikro-organizmalara  karşı savaşacak bir bağışıklık sistemine sahip olarak doğar.

Farklı hücreler, salgı bezleri, organlar ve kan ile lenf sıvılarının bütününden oluşan bağışıklık sistemi, vücuda bir yabancı bir antijen ( yabancı bir bakteri ya da virüs) girdiğinde bu giren işgalcilerle savaşmaya yarayan antikor denen proteinler üretir. Antikor üretimi oldukça karmaşık bir süreçtir, pekçok farklı çeşit hücrenin ortaklaşa çalışması sonucunda üretilir.

Bağışıklık Sistemi farklı hücre ve salgılardan oluşmuş karmaşık bir sistemdir.

Normal, sağlıklı bir bağışıklık sistemi bizler farkında bile olmadan her gün binlerce saldırıya maruz kalır ve milyonlarca antikor üretebilir.

Antikorlar, bir kez işgalci antijenlerle karşılaştıklarında yok olurlar, ancak bu antikorları üreten plazma hücreleri yok olmaz ve “hafıza hücreleri” haline gelirler.

Bu hafıza hücreleri, ilk karşılaştıkları antijenleri hatırlarlar ve aynı antijen tekrar vücuda girdiğinde bu defa eskisine göre çok daha kısa bir sürede etkili antikoru üretebilirler.

Aşılar hafıza hücreleri oluşturarak bağışıklanmamızı sağlar.

Aşılar, hastalık içeren bakteri ve vürüslerin antijenlerinin tamamını ya da bir kısmını içeren bileşiklerdir, ancak hastalığın kendisine sebep olmamaları için içerdikleri vürüs ya da bakteriler ya ölü ya da iyice zayıflatılmış haldedirler. Böylece kas içi veya deri altına enjekte edildiklerinde hastalık yapmazlar, ancak bağışıklık sistemi için gene de yabancı antijenler olduklarından bağışıklık sisteminin aktif hale getirerek antikor üretimi yapılmasını sağlarlar.

Aşılanmanın ardından hafıza hücreleri oluşur, ve ileride aşılanan kişinin hastalık yapan etkenle karşılaşması halinde bu hücreler hızlıca aktif hale geçerek yüksek miktarda antikor üretirler. Böylece aşılanan  kişi, vücuduna giren hastalık yapıcı etkene yenik düşmeden, hastalanmadan, bağışıklık sistemi sayesinde bu virüs veya bakteriyi hızla ortadan kaldırabilir.

Aşıların nasıl üretildiklerini görmek için şuraya bakabilirsiniz.

Peki, son 50 yılda milyonlarca insanın hayatını kurtarmış, yüzlerce yıldır güvenle uygulanan, nasıl çalıştığı bilimsel olarak sayısız araştırma ve yayın ile son derece net ve açık olarak bilinen bu koruyucu hekimlik yöntemi nasıl oldu da 21. yüzyılda en büyük tartışma konularından biri haline geldi?

Bunun için lütfen okumaya devam edin. Bir sonraki bölüm: Aşı Karşıtı Hareket ve Dr. Andrew Wakefield.

Kaynaklar:

  1. Hviid et al. (2003). Association Between Thimerosal-Containing Vaccine and Autism. Journal of American Medical Association.
  2. American Academy of Pediatrics. (2011).
  3. Begley, S., & Interlandi, J. (2009, March 2). Anatomy of a Scare. Newsweek.
  4. Center for Disease Control. Immunization Safety and Autism- Thimerosol and Autism Research Agenda. Retrieved from CDC Website: //www.cdc.gov
  5. Department of Health and Human Services Center for Disase Control. (2011). Vaccines & Immunizations. Retrieved from Center for Diesae Control (CDC) Web site: //www.cdc.gov/vaccines/
  6. Fombonne, E. (2009). Epidemiology of pervasive developmental disorders. Pediatric Research, 65(6), 591-8.
  7. Fombonne, E., Zakarian, R., Bennett, A., Meng, L., & McLean-Heywood, D. (2006). Pervasive Developmental Disorders in Montreal, Quebec, Canada: Prevalence and links with immunizations. Pediatrics.
  8. Geier, D. A., & Geier, M. R. (2003). A Case Series of Children with Apparent Mercury Toxic Encephalopathies Manifesting with Clinical Symptoms of Regressive Autistic Disorders. Journal of Toxicology and Envionmental Health.
  9. Glazer, S. (2003, Jun 13). Increase in Autism. CQ Researcher.
  10. Gross, L. (2009, May). A Broken Trust: Lessons from the Vaccine-Autism Wars. Public Library of Science, 7(5).
  11. Halsey, N. A., & Hyman, S. L. (2000). Measles-Mumps-Rubella Vaccine and Autistic Spectrum Disorder. Report From The new Challenges in Childhood Immunizations Conference . Oak Brook, Illinois.
  12. Horton, R. (2004). A Statement by the editors of the Lancet. The Lancet, pp. 820-821.
  13. Kaiser Research Institute. (2004, Feb 25). Letter from Kaiser Research Institute to Mark Geier M.D.
  14. Koch, K. (2000, Aug 25). Vaccine Controversies. CQ Researcher.
  15. Madsen, K. M., Hviid, A., Vestergaard, M., Schendel, D., Wohlfahrt, J., Thorsen, P., . . . Melbye, M. (n.d.). A Population Based Study of Measles, Mumps, and Rubella. Vaccination and Autism. (2002) New England Journal of Medicine.
  16. Mutter, J., Naumann, J., Schneider, R., Walach, H., & Haley, B. (2005). Mercury and Autism: Accelerating evidence? Neuroendocrinology Letters.
  17. Offit, P. A. (2008). Vaccines and Autism revisited: The Hannah Poling Case. New England Journal of Medicine.
  18. Offit, P.A. (2010) Autism’s False Prophets: Bad Science, Risky Medicine and the Search for a Cure. Colombia University Press.
  19. Omer, S. B., Salmon, D. A., Orenstein, W. A., deHart, P. M., & Halsey, N. (2009). Vaccine Refusal, Mandatory Immunization, and the Risks of Vaccine-Preventable Diseases. NEJM.
  20. Park, A. (2008, June 2). How Safe Are Vaccines? Time.
  21. Parker, S. K., Schwartz, B., Todd, J., & Pickering, L. K. (n.d.). Thimerosal-Containing Vaccines and Autistic Spectrum Disorder: A Critical Review of Published Original Data. Pediatrics.
  22. Schecter, R., & Grether, J. (2008). Continuing Increases in Autism Reported to California’s Developmental Service System: Mercury in Retrograde. Arch gen Psychiatry.
  23. Smith, M. J., Ellenberg, S. S., Bell, L. M., & Rubin, D. M. (2008). Media coverage of the MMR vaccine and Autism controversy and its relationship to MMR immunization rates in the US. Pediatrics.
  24. Sugarman, S. D. (2007). Cases in Vaccine Court – Legal Battles over Vaccine and Autism. New England Journal of Medicine.
  25. The Collage of Physicians in Philadelphia. (2011). The History of Vaccines. Retrieved from The History of Vaccines:
  26. World Health Organization. (2007). Prevent. Protect. Immunize.
  27. SSPE Derneği Web sitesi. (2011).

Источник: //yalansavar.org/2011/10/11/asilar-ve-komplo-teorileri-bolum-1-asilar-bulasici-hastaliklar-ve-bagisiklik-sistemimiz/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.