Büyüklerin ve Çocukların Kızgınlığı Hakkında Bilinmesi Gerekenler

içerik

Küçük çocuklardaki DEHB hakkında bilinmesi gerekenler nelerdir?

Büyüklerin ve Çocukların Kızgınlığı Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, milyonlarca çocuğu etkileyen ve sıklıkla yetişkinliğe giden bir durumdur.

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olan çocukların dikkat etmesi güçtür ve sıklıkla hiperaktif ve dürtüsel davranış gösterirler. DEHB’nin bu özellikleri sıklıkla çocuğun aile, arkadaş ve öğretmenlerle olan ilişkilerini etkiler.

Hangi yaşta DEHB başlar ve bebeklerde ve küçük çocuklarda görülen belirtiler var mı? Bu erken aşamada, DEHB’yi tedavi etmek için yapılabilecek bir şey var mı?

Hangi yaşta DEHB tanısı konur?

Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerine (CDC) göre, Amerika Birleşik Devletleri’nde 4 ila 17 yaş arasındaki yaklaşık 6,4 milyon çocuk DEHB tanısı almıştır.

DEHB olan çocukların çoğu ilkokulda geçirdikleri süre boyunca teşhis edilir. DEHB tanısı konulan yaş ortalaması 7’dir. Hafif DEHB’si olan çocuklar genellikle yaklaşık 8 yaşında teşhis edilmekte ve şiddetli DEHB olan çocuklar 5 yaşında daha erken teşhis edilmektedir.

2011’de Amerikan Pediatri Akademisi (AAP), 6-12 yaş arasındaki okul öncesi ve gençleri kapsayacak şekilde, DEHB’nin 6-12 yaş arasındaki çocuklardan tanı ve tedavi edilmesine yönelik kılavuzlarını genişletmiştir. Ancak, DEHB olan 4 yaşın altındaki çocukları teşhis etmek için klinik rehber bulunmamaktadır.

DEHB’nin bebeklerde teşhis edilebileceğine dair kanıt var mı?

AAP kılavuzları 3 ve daha küçük yaştaki çocuklarda DEHB tanısını koymaya yönelik olmamasına rağmen, yeni yürümeye başlayan çocuklara DEHB tanısı konulduğunu ve tedavi edildiğini gösteren kanıtlar vardır.

DEHB’ye işaret eden olası nedenler ve risk faktörleri arasında şunlar yer almaktadır:

  • Genetik
  • Hamilelik sırasında uyuşturucu, alkol veya sigara kullanımı veya hamilelik sırasında çevre toksinlerine maruz kalma anne
  • Prematüre doğum veya düşük doğum ağırlığı
  • Gelişimdeki kritik anlarda merkezi sinir sistemi problemleri

Çalışmalar, aşağıdakilerin DEHB’nin erken göstergeleri olabileceğini göstermiştir. Bir çocuğun bu belirtilerden ve semptomlardan bazılarının DEHB’ye sahip olduğu anlamına gelmediği unutulmamalıdır:

  • Baş büyüme hızında azalma
  • Motor gelişiminde, konuşmada ve dilde gecikme
  • Davranışsal zorluklar

Bir çalışma, DEHB olan çocukların üçte birinin 9 aylık konuşma gelişimini geciktirdiğini göstermektedir. Üçte ikisi konuşma ve dil konuşmalarında 18 aylık bir gecikme yaşadı.

Bazı araştırmacılar, DEHB’nin çocuklarda 3 yaşına ulaşır ulaşmaz ayrıntılı değerlendirmelerle güvenilir bir şekilde teşhis edilebileceğini düşündürmektedir. Okul çağındaki çocuklar üzerinde yapılan bir araştırma, annelerin, DEHB belirtilerinin, çocukların üçte ikisinde 4 yaş veya daha önce başlayan belirtileri bildirdiklerini belirtmektedir.

Küçük çocuklar için DEHB tanısı koymaya yönelik bir ölçüt olmamakla birlikte, araştırmalar DEHB belirtileri gösteren 3 yaşındakilerin DEHB tanısı için 13 yaşına kadar tanı ölçütlerini karşıladığını göstermektedir.

2010-2011 Ulusal Çocuk Sağlığı Araştırması, DEHB tanısı almış olan 2 ile 5 yaş arasında yaklaşık 194.000 çocuğun bulunduğunu ortaya koymuştur.

Yeni yürümeye başlayan çocuklarda DEHB erken belirtileri ve belirtileri

4 yaşından küçük çocuklarda DEHB belirtilerini fark etmek zordur. Bu yaştaki çocuklar hızlı bir şekilde değişmektedir ve DEHB için Tanısal ve İstatistiksel El Kitabında (DSM-V) listelenen davranışları her zaman yapamazlar.

Çok fazla enerjiye sahip olan, ya da çok aktif olan ve DEHB’si olmayan çocuklar genellikle hikayeler için gerekli olduğunda veya resimli kitaplara bakmak için odaklanabilir. Onlar da bir bulmaca oturmak ve yapmak ya da oyuncak koymak mümkün.

Ancak, DEHB olan çocuklar genellikle bu şeyleri yapamazlar. Faaliyetleri ve ilişkileri bozan aşırı davranış sergileyebilirler. Ayrıca, bu davranışları en az 6 ay boyunca evde ve kreşte olduğu gibi birden fazla ortamda sergilemelidirler.

DEHB ile yeni yürümeye başlayan çocuklar olabilir:

  • Huzursuz ol
  • Etrafta koş, tırman, her şeye atla
  • Sürekli “hareket halindeyken” ol ya da “bir motorla sürülmüş” gibi görünmek
  • Konuşmadan konuşun
  • Uzun süre konsantre olamamak veya dinleyememek
  • Yerleşmek, uyuklamak ve yemek için oturmak zor.

Ancak, DEHB’si olan bazı çocuklar, belirli oyuncaklar gibi, ilgilerini çeken şeylere odaklanabilir.

Gelişimin belirli aşamalarında kısa süreli dikkat, dürtüsellik, tantrum ve yüksek aktivite düzeyleri normaldir. Bir ebeveyn veya bakıcı, çocuklarının aşırı, yoğun, sık ve aile yaşamını etkileyen davranışlar sergilediğini düşünürse, değerlendirme için çocuk doktoruyla konuşmalıdırlar.

Yenidoğanlardaki DEHB tanısı

Yeni yürümeye başlayan çocuklarda DEHB’yi teşhis etmek ve değerlendirmek için hiçbir kılavuz bulunmamaktadır. Bununla birlikte, kılavuzlar, doktorun DEHB için dikkatsizlik, hiperaktivite veya dürtüsellik gibi davranış sorunları ve DEHB belirtileri gösteren 4 ila 18 yaş arasındaki her çocuğu değerlendirmesi gerektiğini belirtmektedir.

DEHB tanısı koymak için bir doktor:

  • Tıbbi muayene yapmak
  • Kişisel ve aile tıbbi geçmişinin yanı sıra okul kayıtlarına bakın
  • Bir anketi doldurmak için aile, öğretmen, çocuk bakıcısı ve koçlardan yardım isteyin.
  • DEHB kriterlerine ve derecelendirme ölçeklerine semptomları ve davranışları karşılaştırır.

Okul öncesi veya küçük çocuklarda bozukluğu teşhis etmek zordur. Dil gecikmeleri gibi geliştirme ile ilgili problemler DEHB olarak yanlış teşhis edilebilir.

Diğer tıbbi durumlar DEHB’ye benzer semptomlara neden olabilir. Bunlar şunları içerir:

  • Beyin hasarı
  • Öğrenme veya dil problemleri
  • Depresyon ve anksiyete dahil olmak üzere duygudurum bozuklukları
  • Diğer psikiyatrik bozukluklar
  • Nöbet bozuklukları
  • Uyku sorunları
  • Tiroid problemleri
  • Vizyon veya işitme problemleri

DEHB belirtileri gösteren okul öncesi ya da daha küçük yaştaki çocuklar, güvenilir bir tanıya ulaşmak için konuşma patoloğu, gelişimsel pediatrist, psikolog veya psikiyatrist gibi bir uzman tarafından değerlendirilmelidir.

Küçük çocuklar için DEHB tedavisi

Yeni yürümeye başlayan çocuklarda DEHB tedavisi için şu anda hiçbir kılavuz bulunmamaktadır.

Okul öncesi dönemde 4-5 yaş arası çocuklarda çeşitli tedaviler önerilebilir. Biri kanıta dayalı ebeveyn veya öğretmen tarafından yönetilen davranış terapisi olan davranış terapisidir.

Bir diğeri metilfenidat DEHB ilacıdır. Davranış tedavisi, çocuğun semptomlarını önemli ölçüde iyileştirmezse veya semptomlar orta ila şiddetli olmaya devam ederse, bu seçenek dikkate alınmalıdır.

İlaç reçete edilirse, bir yan etkiyi en aza indirirken maksimum fayda sağlandığından emin olmak için bir doktor çocuğa verilen dozu izleyecek ve değiştirecektir.

Davranış terapisinden sonra ikinci bir tedavi yöntemi olarak metilfenidat önerilmesine rağmen, ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) bu ilacı 6 yaşın altındaki çocuklarda kullanılmak üzere onaylamamıştır. İlaç henüz bu yaş grubunda çalışılmamıştır.

Bazı araştırmalar, DEHB’nin metilfenidat gibi uyarıcı ilaçların çocukların büyümesini etkilediğini gösterirken, diğerleri bunun böyle olmadığını göstermektedir. Daha fazla araştırmaya ihtiyaç var.

Ebeveynler bu ilaçlar ile kilo kaybı, uykusuzluk, iştah kaybı, duygusal patlamalar ve anksiyete gibi yan etkiler bildirmişlerdir.

Yeni yürümeye başlayan çocuklar için erken tedavi

Bir CDC yetkilisi tarafından, 2014 yılında Atlanta’daki Carter Center’daki Georgia Akıl Sağlığı Forumu’nda sunulan bir rapor, ülke çapında yerleşik kılavuzlar dışında, DEHB için 2 ila 3 yaş arasındaki 10,000’den fazla Amerikan küçük çocuğunun ilaçlanabileceğini öne sürdü.

Akıl sağlığı gözlemcisi Vatandaşlar İnsan Hakları Komisyonu tarafından toplanan veriler, DEHB ve diğer akıl sağlığı sorunları için tedavi edilen bebeklerin sayısının daha da yüksek olabileceğini ortaya koymaktadır.

Onlar, DEHB ilaçlarını reçete eden 10.000 yeni çocuğa ek olarak şunları söylüyorlar:

  • Anksiyete ilaçları hakkında 318,997
  • Antidepresanlar üzerinde 46,102
  • Antipsikotikler üzerinde 3.760

Ayrıca, 0-1 yaş arası bebekler arasında da bulunduğunu bulmuşlardır:

  • 249.669 anti-anksiyete ilaçları alıyor
  • 24,406 antidepresan alıyor
  • 1,422 DEHB ilaçları alıyor
  • 654 antipsikotik alıyor

Yeni yürümeye başlayan çocuklara veya bebeklere DEHB tedavisi için kılavuz bulunmamaktadır. Ancak, okul öncesi yönergeleri takip edildiyse, ilk önce davranış terapisi araştırılırdı.

Yukarıdaki rakamlar, bebeklerin ve yeni yürümeye başlayan çocukların overmedike olabileceğini göstermektedir. AAP ile yapılan rakamlar, okul öncesi çağdaki 2 çocuktan yaklaşık 1’inin davranış terapisi almadığını ve 4’ünde 1’inin sadece ilaçla tedavi edildiğini göstermektedir.

AAP, doktorların erken yaşta DEHB tedavisine başlama riskini, tanı ve tedaviyi geciktirme zararı karşısında ağırlaştırmaları gerektiğini belirtmektedir.

Görünüm

4 veya 5 yaşından önce DEHB tanısı konan bir çocuğu teşhis etmek zor olabilir. Ebeveyn veya bakıcıların çocuklarının DEHB’si olduğundan şüphelenmeleri durumunda, doktordan tavsiye almaları gerekir.

Bir doktor ilk olarak diğer olası koşulları dışlayacak. Değerlendirme yapıldıktan sonra, bir doktor DEHB ile bir bebek tanıtırsa, davranış terapisi hakkında tavsiye, destek ve bilgi sunacaktır. Tedavi ile DEHB belirtileri etkili bir şekilde yönetilebilir.

Источник: https://trmedbook.com/kucuk-cocuklardaki-dehb-hakkinda-bilinmesi-gerekenler-nelerdir/

4 Yaş Sendromu Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Büyüklerin ve Çocukların Kızgınlığı Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Haber güncelleme tarihi 11.05.2018 11:33

Yetişkinlerde görüldüğü gibi çocuklarda da sendrom görülmektedir. Sendromlar çocukların bazı dönemlerinde ortaya çıkmaktadır. Özellikle belli yaş gruplarında belirli sendromlar bulunmaktadır. 4 yaş sendromu ise bunlar arasındadır.

Sendrom birbiri ile alakası olmadığı düşünülen birtakım davranışların aynı süreç içinde bulunup oluştuğu durumdur. 4 yaş sendromu adından da anlaşıldığı üzere 4 yaşında görülmektedir.

 Bu süreç içinde aileler çocuklarına karşı ilgi ve anlayış göstermelidir.

Çocukların yaşları büyüdükçe daha da meraklı hale gelirler. Her konu hakkında birkaç soruları vardır. Öğrenmek için sürekli soru sormaktadırlar. Hayal güçleri ve mizah yetenekleri bu dönemlerde ortaya çıkmaktadır.

Karmaşık cümleler ve farklı sorularla yetişkinlerin karşısına geçerek sorular sorarlar. Bu durum birçok kavramı öğrendiklerini göstermektedir.

4 yaş sendromunun özellikleri arasında ilk sırada olan, çocukların henüz her şeyi tam algılamadıkları halde cevap verebilmeleridir.

Bu süreçte çocuklar hiçbir öneriyi ya da fikri kabul etmemektedirler. Genellikle hayır cevabı verirler. Sürekli olarak hayır cevabı veren çocuklar ise uyum sorunu yaşarlar. Aşırı inatçı ve zor çocuklar olurlar. Bu durumda önemli olan ise anne babadır.

Belirli yaşlarda ortaya çıkan sendromlarda ailelerin davranış ve tutumu önem taşımaktadır. Ailenin anlayışlı davranması çocuğun bu sendromu kolaylıkla atlatarak sorunsuz ve kişilikli bir birey olarak yetişmesini sağlar.

Aileler yeterli olduklarını düşünmüyorsa uzman kişiden yardım almalıdır.

4 Yaş Sendromu ve Aileler

Çocukların yaşadığı sendromlar, en az yetişkinlerin yaşadığı sendromlar kadar önem taşımaktadır. Çocuklar belirli yaş aralıklarında, dönem geçişlerinde sendromlar yaşamaktadırlar. 4 yaş sendromu bunlardan biridir.

4 yaşında olan kız ve erkek çocukların yaşadığı bir sendromdur. Bu durumda önemli olan ailelerin tavrı ve tutumudur. Çocuklar bu dönemde olduğundan daha farklı ve zorludur. Bu nedenle aileler dikkatli ve özenli davranmalıdır.

4 yaş sendromu yaşayan çocukların her konuya ve her duruma hayır deme durumu vardır. Bu durumda aileler çocuklarına anlayışlı olmalıdır. Çocuklara karşı yeterli ilgi alaka gösterilmelidir.

 Çocuklara bu dönemde yeterli ilgi alaka gösterilmez ise ileride özgüven eksikliği ve ilişkilerde uyumsuzluk yaşarlar. Bu dönemde çocuklar cinsel kimliklerini öğrenirler ve kendi cinsleriyle anlaşamazlar. Karşı cins ile yakınlık kurarlar ve onları tanımaya çalışırlar.

 Bu durum sonucunda ise rekabet ve kıyaslama duyguları ortaya çıkmaktadır.

4 yaş sendromu nedeniyle çocukların yaşadığı duygusal durumları sorun ya da problem olarak görmemek gerekir. Çocuklara karşı sabırlı olmak gerekmektedir. Bu dönemde katı kurallar ve cezalar uygulanmamalıdır.

Aileler sabırlı davranarak çocuklarının öfke patlamalarını kontrol altına almalıdır. Bu şekilde çocuklar 4 yaş sendromunu daha rahat atlatır. Aynı zamanda ileride kişilik sahibi bir birey olmasında yardımcı olmaktadır.

Gerekirse aile, uzman bir kişiden yardım almalıdır.

4 Yaş Sendromunda Aile Nasıl Davranmalı?

  • 4 yaş sendromu bir kriz olarak görülmemelidir.
  • Anne ve baba daima sakin davranışlar içinde olmalıdır.
  • Katı kurallar uygulanmamalıdır.
  • Katı cezalar uygulanmamalıdır.
  • Anne ve baba çocukla daima iletişim içinde olmalıdır.
  • Öfkeli ve sinirli çocuğa yaklaşılmamalıdır.
  • Çocuk başka çocuklarla kıyaslanmamalıdır.
  • Anne ve baba daima pozitif olmalıdır. 

UYARI !

Haberimizde yer alan yazılı ve görsel içerikler farklı kaynaklardan derlenerek oluşturulmuştur, öneri ve bilgilendirme yazısıdır. Kesin teşhis ve tedavi niteliği taşımamaktadır. Herhangi bir sağlık sorunu karşısında mutlaka doktorunuza başvurunuz.

NeOldu.com / Özel Haber

Haber güncelleme tarihi 12.05.2018 00:09

Çocukların belirli yaşlarda yaşadıkları bazı sendromlar bulunmaktadır. Sendromlar genellikle belirli yaşlarda ve belirli nedenlerden dolayı ortaya çıkmaktadır. Her çocukta görülebilen bu durum bazı sorunların yaşanmasına neden olmaktadır. Çocukluk döneminde en bilinen sendromlar 2 yaş ve 5 yaş sendromudur.

5 yaş sendromu çocukların gelişim süreçlerinde önemli dönemlerinden biridir. Bu yaşlarda çocuklar, hayatlarının ileri dönemlerinde yaşayacakları olay ve durumları deneyim olarak yaşamaktadırlar.

Hayatlarında karşılarına çıkacak olaylara karşı mücadele etme, olayları çözmek için yöntemler kullanma, yaşayacakları durumlara karşı içe ya da dışa dönük bir yapıya sahip olup olmama ve daha birçok konuda temel nitelik olarak deneyim yaşamaktadırlar.

Bu dönemde çocukların öğrenme durumu daha da ortaya çıkmaktadır. Aileler çocuklarının birbirinden farklı ve çok sayıda sorularına maruz kalabilmektedir.

Sürekli soru soran çocukların, sorunlarına cevap buldukları zaman da bu cevabı zihinlerine yerleştirerek bilgi sahibi oldukları görülür. Daha önce küçük oldukları için giremedikleri ortamlara yaş aldıkları için girerek, bu ortamı tanımaya çalışmaktadırlar.

Yeni ve farklı bir dünyaya girerek merakla olan biteni izlerler. Bazı çocuklar bu duruma ayak uydururken bazı çocuklar bu duruma ayak uydurmazlar.

Bunun sonucunda ise mutlu ve mutsuz bireyler yetişir. 5 yaş, çocukların merak duygularının çok yüksek olduğu bir dönemdir. Bu dönem kız ve erkek çocuklarda farklılık göstermektedir.

Erkek çocuklarda 5 yaş sendromu daha da farklılıklar göstermektedir. Özellikle erkek çocuklarda görülen testesteron hormonlarının artış eğilimi bu dönemde başlamaktadır.

 4 yaşın bitirilmesiyle hormonlar cinsiyet özelliklerine göre karakteristik olarak yapılanmaya başlamaktadır.

Çocuklardaki hormonsal değişim bu dönemin öfkeli ve hareketli geçmesine neden olmaktadır. 5 yaş sendromu, çocuklarda bitmeyen ve tükenmeyen enerji, olağanüstü hareketlilik, düzen bozmaya çalışan, aşırı hırçın ve öfkeli hal ve hareketlere neden olmaktadır. 6 yaş sonrasında ise her şey normale döner. Testesteron düzeyi normale döner ve durum dengelenir.

5 Yaş Sendromu ve Aileler

5 yaş sendromu dikkate alınması gereken bir dönemdir. Aileler bu dönemde çocuklarına karşı oldukça özenli ve dikkatli davranmalıdır. Bu dönemde çocuklar aşırı hırçın ve öfkeli olmaktadırlar. Bu durumlara karşı aileler sabırlı olmalıdır. Sabır ve özen, çocukların bu dönemi atlatmasında oldukça önem taşımaktadır.

Aileler bu dönemde çocuklarına daha fazla ilgi göstererek sorunlarına yardımcı olmalıdır. Çocukların yaptığı yaramazlık ya da çıkardığı sorunlara karşı büyük cezalar vermemelidir.

Cezalar çocukların bu döneminde kişiliğine ve psikolojisine zarar verebilir. Bu nedenle onların anlayacağı bir şekilde iletişim kurarak doğru ve yanlış anlatılmalıdır. Anne, baba ve çocuk arasında iyi bir iletişim olmalıdır.

İyi bir iletişim her zaman doğru davranışa yardımcı olur.

Hassas bir dönemden geçen çocukların gelecekte kişilik sahibi bir birey olabilmesi için doğru davranmak ve bilinçli olmak gerekir. Aileler çocuklarına ne çok aşırı ilgi göstermeli ne de ilgisiz bırakmalıdır.

Yeterli ve dengeli ölçüde çocuklarına zaman ayırmalı ve onları dinlemelidir.

İleride yetişkin bir birey olduklarında iyi bir karaktere ve kişiliğe sahip olmaları için 5 yaş sendromu sürecinde aileler çocuklarına yardımcı olmalıdır.

5 Yaş Sendromu Döneminde Yaşananlar

  • Hayali arkadaş edinirler.
  • Özgür olmak isterler.
  • Cinselliği merak ederler.
  • Yasak olana ilgi duyarlar.

5 Yaş Sendromu ve Dikkat Edilmesi Gereken Durumlar

5 yaş sendromu, çocuklar için oldukça önemli bir dönemdir. Bu nedenle ailelerin dikkatli ve özenli davranması gerekir. Aynı zamanda çocuklarının hareketlerini ve davranışlarını gözlemleyerek sorun olup olmadığını takip etmelidir. Çocukların davranış ve hareketlerinde olması gerekenden aşırı olan ya da olmaması gereken durumlar var ise aileler dikkate alarak doktora başvurmalıdır. 

  • Aşırı ürkek, çekingen ya da aşırı agresif davranışlarda bulunuyorsa
  • Ailesinden ayrılmaya hala aşırı tepki veriyorsa
  • Herhangi bir aktiviteyi 5 dakikadan daha uzun yapmıyorsa
  • Diğer çocuklarla ilgilenmiyor ve oynamak ilgisini çekmiyorsa
  • İnsanlardan sürekli kaçıyorsa
  • Çoğunlukla üzgün ve endişeli tavırlar içindeyse
  • Yemek, tuvalet ve uyku sorunları varsa
  • Gerçekle hayali ayıramıyorsa
  • Adını, soyadını tam söyleyemiyorsa
  • Konuşurken ben, sen, o kavramlarını kullanmıyorsa
  • Konuşurken geçmiş zamanı tam kullanamıyorsa
  • Yazı yazarken kalem tutamıyorsa
  • Giysilerini çıkaramıyorsa

UYARI !

Haberimizde yer alan yazılı ve görsel içerikler farklı kaynaklardan derlenerek oluşturulmuştur, öneri ve bilgilendirme yazısıdır. Kesin teşhis ve tedavi niteliği taşımamaktadır. Herhangi bir sağlık sorunu karşısında mutlaka doktorunuza başvurunuz.

NeOldu.com / Özel Haber

Источник: https://www.neoldu.com/4-yas-sendromu-hakkinda-bilinmesi-gerekenler-16227h.htm

Evcil hayvanlar ve çocuklar hakkında bilinmesi gerekenler

Büyüklerin ve Çocukların Kızgınlığı Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Pek çok çocuğun hayali bir evcil hayvan sahibi olmaktır. Yapılan pek çok bilimsel araştırma da hayvanların çocukların gelişimine olumlu etkileri olduğundan söz etmektedir.

Çocuklu aileler, evcil hayvan sahiplenmeden önce yapılması gerekenleri bilmeli ve araştırmalıdır. Hayvanlar insanlardan farklı değildir. Onları doğru şekilde sahiplenmeli ve bu sorumluluğu ömür boyu taşıyacağımızı bilmeliyiz.

Nasıl ki çocuğumuzun herşeyi ile ilgileniyoruz onlar da aynı ilgiyi beklerler. Doğru sahiplenilen hayvan, çocuğun gelişimine de katkı sağlar. Evcil hayvanlar ve çocuklar birlikte yaşamaya başladıklarında bu kazanımlar zaman içerisinde ortaya çıkar.

Çocuklar hayvan ve doğa sevgisi ile büyümeli, onlara gerekli eğitim hayvan sahibi olmadan verilmelidir. Evcil hayvanlar oyuncak değil ailenin bir üyesidir.

Evcil hayvanlar ve çocuklar açısından faydaları

Çocuğun bir evcil hayvanla iyi ilişkisi, sözel olmayan iletişimi merhamet ve empati geliştirmede çocuğa yardımcı olabilir. Sağlayabilecekleri diğer faydalar ise şunlardır;

  • Hayvan ve doğa sevgisi kazanımı
  • Sorumluluk bilinci
  • Kendinden farklı olana iyi davranma
  • Sabır ve hoşgörü gelişimi
  • Diğer canlılara saygı
  • Sevgi ve sadakat

Dolaylı olarak da;

  • Fiziksel aktivitede artış,
  • Sosyal olma
  • Yaşama dair öğrenimler ( Ölüm, hastalık, destek olma, özveride bulunma vb)
  • DEHB olan çocuklar için evde bir hayvan beslemek onun bakımına yardımcı olmak kurallara uymada, dikkatlerini toplamada yardımcı olabilir. Bir köpek ile doğada enerjilerini atabilirler. Ayrıca sosyal olmakta sıkıntı çeken çocuklar evcil hayvanları ile dolaşırken onlara eşlik etmek ve onlarla oynamak isteyecek çocukların sayısı da artacaktır. Koşulsuz sevgi sunan bir evcil hayvan hareketliliği nedeni ile çevreden sıkça eleştiri duyan bu çocuklar için mutluluk verici olabilir.

Yapılan bilimsel araştırmaların çoğunluğu, genel olarak evcil hayvan sahipliğinin çocuk ve ergen için duygusal, bilişsel, davranışsal, eğitimsel ve sosyal gelişim için yararlı olabileceğini göstermektedir. Evcil hayvanlar ve çocuklar birlikte mutlu olurlar. Bu ilişki çocuklar için pek çok avantaj sağlar.

Evcil hayvan alırken nelere dikkat edilmeli?

Öncelikle çocuğunuzun sahipleneceğiniz hayvan ile belirli kurallar çerçevesinde iletişim kurması gerekecektir. Bu kurallardan en önemlisi çocuğun bir hayvanı oyuncak olarak görmemesi gerekir.

1- Aile bir canlıyı sahiplendiğinin farkında olmalı

Hayvanların büyük bölümü duyguları olan, acıyı, üzüntüyü, yası yaşayabilen, mutlu olan, sevgiye olumlu yanıt veren, düşünen, strateji kurabilen canlılardır. Bizler ile aynı dilden konuşamıyor olmaları onların akılsız veya duygusuz olduğunu göstermez.

Aksine biz onları anlayamazken çoğunlukla onlar bizlerin ne demek istediğimi anlarlar. Sahiplenilen bir hayvan ile ortalama 15 yıl gibi bir süre birlikte yaşayacağınızı, hastalandığında ona bakmanız gerekeceğini bilerek hayvan sahiplenmenizde fayda vardır.

2- Evcil hayvan bakımı sabır ve emek ister

Tüm güzel yönlerinin yanı sıra hayvanların bakımı kolay bir iş değildir. Kedi, köpek, kuş, balık vb her biri ayrı ayrı bakım ister. Düzenli veteriner kontrolleri,yıllık aşıları, banyoları, yemekleri, gezdirilmeleri gerekir.

Köpeklerin ayrıca sabah ve akşam gezdirilmeleri tuvalet ve hareket ihtiyaçlarını karşılamaları önemlidir. kediler için tuvalet ihtiyacı ev ortamında kedi kumları ile karşılanabilir ancak o kumların da değiştirilmesi gerekecektir.

3- Evcil hayvan ailenin yaşam tarzına uygun seçilmeli

Bir hayvan sahiplenmeden önce kendi yaşam biçiminizi ve hayvana tanıyabileceğiniz olanaklara göz atmanız gerekir. Eğer ailece çok çalışan, vakti olmayan, doğada gezmek, yürüyüş yapmak vb aktivitelerden hoşlanmayan bir yapınız var ise küçük ve sevimli göründüğü gerekçesi ile bir av köpeği sahiplenmeniz hayatınızın hatası olabilir.

Çünkü bir av köpeği gün içinde bol bol koşmak, oynamak ister. Siz bunu karşılayamazsanız hayvanın psikolojisi olumsuz etkilenebilir. Bu da istenmeyen davranışlar göstermesine sebep olacaktır.

  Yahut tam tersi çok gezen eve günlerce uğramayan bir yapınız var ise bu defa da evde beslediğiniz kedi, köpek, balık ya da kuşu yanınızda taşıma problemi yaşayabilirsiniz.

4- Hayvanlar uzun süre yalnız kalamaz

Size alışmış olan bir ev hayvanı yokluğunuzda evde uzun süre yalnız kalmak istemeyecektir.

Eğer sabah erken işe gidip akşam geç dönüyorsanız ve evde gün içinde başka kimse bulunmuyor ise köpek sahiplenmeniz çok mantıklı değildir. Zira köpekler yalnız kalmayı sevmezler.

Bir süre sonra komşularınızdan siz yokken köpeğiniz hep bağırıyor, tüm gün havlıyor, ağlıyor gibi şikâyetler gelmeye başlayabilir.

5- Alerjiniz olup olmadığını kontrol edin

Pek çok kişi bir hayvan sahiplenene kadar aslında kedi yahut köpek tüyüne karşı alerjisi olup olmadığını bilmez.

Ancak eğer alerjik bünyeniz varsa, özellikle solunum yolu alerjisi (rinit vb) yaşıyorsanız dikkatli olmalısınız.

Bir hayvanı sahiplendikten sonra onu geri götürmek zorunda kalmak hem çocuğunuzun hem de hayvanın hayatı için bir travma olabilir. Öncesinde aile hekiminize danışmanızda ve çocuk hekiminizden bilgi almanızda fayda var.

6- Agresif mizaçlı hayvanları yerine daha uysal olanları tercih edebiliriniz

Evcil hayvanlar ve çocuklar genellikle iyi anlaşırlar. Ancak hayvanların da kişilik özellikleri vardır. Bazıları, gerek geçmiş yaşamları gerek ise doğuştan gelen mizaçları gereği daha sert, agresif olabilirler.

Muhakkak tüm hayvanların sahiplenilmesi ve iyi bakılması önemlidir ancak küçük çocuklu bir aile için onu eğitmek ve rehabilite etmek zordur. Bu sebeple sakin yapılı olanlar tercih edilmelidir.

Özellikle hayatında ilk defa hayvan besleyecek olanlar için bu konu daha önemlidir.

7- Hayvanı sahiplenmeden önce bakımını ve yaşam şartlarını iyi araştırın

Bazı hayvanlar ev ortamında bakıma uygunken bazıları bahçe yahut geniş alan ihtiyacı duyarlar. Örneğin; bir kangal yavrusu çok şirindir ancak büyüdüğünde ev içinde beslemeniz hem hayvana hem de size eziyet olacaktır. Aynı şekilde tropik bir hayvanı soğuk iklimli bir bölgede bakmanız doğru değildir.

Bir husky için Akdeniz bölgesinin sıcaklığı uygun olmayacaktır. Bu sebeple hayvan sahiplenmeden önce onun ve sizin yaşam şartlarınızın uyup uymadığını araştırmanız gerekir. Evcil hayvanlar odaya veya balkona kapatılma durumunda ağlama, bağırma, huzursuzluk, kızgınlık gibi duygusal tepkiler verirler.

Evde beslenilmek üzere sahiplenilen hayvan aileden dışlanarak bir yere asla kapatılmamalıdır.

İlginizi çekebilir: Evcil hayvan beslemek çocuğunuzun alerji riskini azaltabilir.

Çocuklar hayvanları genellikle sever ve nazik davranırlar. Hayvanın herhangi bir ters hareketi olmaksızın eğer çocuğunuz ona kaba ve sert davranıyor ise bu durumda bir psikoloğa danışmanız faydalı olacaktır. Çünkü bu, başka sorunların belirtisi olabilir.

Aynı şekilde çok agresif bir hayvan da size uygun olmayacaktır. Kediler severken istemeden tırmalayabilir, bu sebeple dikkatli olunmalıdır. Köpeğe göre daha zahmetsiz görünse de her yere kolayca çıkabildikleri için evin her yerinde tüyleri bulunabilir.

Hayvanların tüylerinden veya dışkısından bulaşabilen hastalıklar için onlara özel aşılar ve ilaçlar mevcuttur. Bunları düzenli olarak yaptırdığınız takdirde aileniz için ciddi bir sağlık problemi oluşturmazlar.

Ancak evde hamile var ise hayvanın özellikle kedinin dışkısı ile temas etmemesi yerinde olacaktır zira toksoplazma gebelerde ciddi sonuçlar doğurabilir. Ancak tek bulaşma yolu kedi dışkısı değildir iyi yıkanmamış sebze meyve veya yediğiniz etten da bulaşabilir.

İyi pişmemiş etler, salam, sucuk, sosis,  pastörize olmamış süt ve süt ürünleri, iyi yıkanmamış salata vb gıdalardan da toksoplazma alınabilir. Gebelikte bebeğin kaybına varan ciddi sorunlar yaratabilir.

Evcil hayvanlar ve çocuklar birlikte birer mutluluk kaynağı gibidir. Yeter ki siz süreci doğru yönetin.

Kaynakça:

Friends with benefits: on the positive consequences of pet ownership.
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/21728449

http://www.mdpi.com/1660-4601/14/3/234/html

(2017). Companion animals and child/adolescent development: a systematic review of the evidence. International journal of environmental research and public health, 14(3), 234.

Источник: https://www.kidsgourmet.com.tr/evcil-hayvanlar-ve-cocuklar-hakkinda-bilinmesi-gerekenler/

Köpeklerde Kızgınlık ve Hamilelik Süreçleri

Büyüklerin ve Çocukların Kızgınlığı Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Sabah akşam sokaklarda dolaştığınız, attığınız her oyuncağı salyalarını akıta akıta size geri getiren, kapıdan içeriye girdiğinizi gördüğü anda sevinçten ne yapacağını şaşıran ve bir ödül kemiği için istediğiniz her şeyi yaptırabileceğiniz minik dostunuz şu sıralar biraz farklı davranıyor olabilir. Daha önce hiç görmediğiniz bir ruh hali içerisindeyse bunun belirgin bir sebebi olabilir, o artık büyüyor ve kızgınlık döneminde!

Kızgınlık elbette köpeğinizin içerisinde bulunduğu ruh halini anlatan bir kelime değildir. Tamamen köpeğinizin cinsel isteklerinin başladığı, üreme döngülerinin doğurganlık aşamasına geldiği, bununla ilgili davranışlarda bulunduğu dönemi anlatmak için kullanılan bir tabirdir.

Dişi köpeklerde kızgınlık dönemi ne zaman başlar ve ne kadar sürer?

Köpekler kedilerin aksine daha uzun periyodlarda kızgınlık dönemine girerler. Dişi köpekler ortalama olarak 6 ayda bir veya 8 ayda bir kızgınlık dönemine girerler ve bu dönem yaklaşık olarak 3 hafta sürmektedir.

Irklara göre değişmekle birlikte çoğu ırkta dişi köpekler ortalama olarak 6 aylık olduklarında ilk kızgınlık dönemine girdiklerini görebilirsiniz. Bazı ırklarda bu dönem 6 ayı bir süre geçtikten sonra da gözlemlenebilir.

Bu gecikme bir problemin işaretçisi değildir.

Erkek köpeklerde kızgınlık dönemi ne zaman başlar ve ne kadar sürer?

Erkek köpekler de tıpkı dişi köpekler gibi ortalama olarak 6. Aylarından itibaren kızgınlık dönemine girerler. Irklarına bağlı olarak bu süreç birkaç ay daha ileriye atabilir.

Dişi köpeklerin kızgınlık belirtileri genellikle ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde ortaya çıkmaktadır.

Ancak çeşitli çevresel faktörler sebebiyle köpeklerin kızgınlık dönemlerinde düzensizlikler meydana gelebilir ve bahsettiğimiz mevsimlerden tamamen bağımsız dönemlerde de kızgınlığa girebilirler.

Dişi köpeklerde kızgınlık belirtileri nelerdir?

Dişi köpeklerde kızgınlık döneminin en belirgin özelliklerinden biri köpeğin huysuz ve huzursuz davranışlarıdır. Alışık olmadığınız tuhaf hareketler yapabilir, her zaman keyifle uyduğu emirlerinize ve komutlarınıza uymayabilir.

Köpeğinizi dışarıya çıkardığınızda ona çok yakın bir mesafede erkek köpeklerin kendisine yaklaşmasına izin verecektir. Bu da sizin açınızdan istenmeyen bir ilgi sürecini başlatabilir ancak köpeğiniz için oldukça doğal bir süreçtir.

Dolayısıyla dişi köpeğinizi dışarıya çıkardığınızda mutlaka sizin kontrolünüzde olmasına ve tasmasız çıkmamasına özen göstermelisiniz. Ayrıca vajinalarında bir miktar kanama da gözlemlenebilir.

Dişi köpekler fazla miktarda kan üretmediği için eğer küçük ırklardan birine ait bir köpeğe sahipseniz bu kanamayı fark etmeyebilirsiniz. Köpeğinizin sık idrara çıkması da kızgınlık belirtileri arasındadır.

Dişi köpeklerde kızgınlık dönemi (siklusu) hangi aşamalardan oluşur?

Bu dönem proöstrus dönemi olarak adlandırılır. Bu dönem ortalama olarak 9 gün sürmektedir ancak bazı ırklarda 17 güne kadar devam ettiği görülmektedir. Bu dönem öncesinde dişi köpek erkek köpekleri gözle görülür bir biçimde reddeder ve yanına yaklaşmalarını istemez.

Karşı cinsi ısırabilir, saldırıya hazırlanmıyormuş gibi dişlerini gösterebilir ya da kaçarken kuyruğunu arka bacaklarının arasına sıkıştırabilir. Kızgınlık yaklaştıkça bu agresif tavırları azalır, erkek köpeklerin ona yaklaştığında verdiği tepkiler giderek yumuşar ancak yine de erkek ona doğru hamle yaptığında bundan korunmak için oturur veya karnının üzerine yatar.

Vulva (üreme organının dış kısmı) ödem sebebiyle oldukça şişkin bir haldedir.

Bu dönem östrus dönemi olarak adlandırılır. Dişi köpeklerin karşı cinsle çiftleşmeyi kabul ettikleri dönemdir.

Karşı cinsi gördüklerinde vücutlarının arka tarafını alçaltır ve erkek köpeğe destek vermek için arka bacaklarını gerginleştirir.

Vulva ödemi atarak gevşek bir hale gelir ancak bu gevşeme çiftleşme esnasında olması gereken kenetlenme için bir engel niteliğinde değildir.

Bu dönem diöstrus dönemi olarak adlandırılır. Bu dönemde dişinin vajinal akıntısındaki uyaranların erkek köpek üzerindeki etkisi giderek azalır ve biter.

Erkek ne kadar çaba gösterirse göstersin dişi karşılık vermez. Bunun sonunda da erkek köpek uğraşmaktan bıkar ve dişiyi bırakır. Diöstrus dönemi ortalama 50 gün ile 80 gün arasında devam eder.

Dişi köpeklerde görünen yalancı gebelik sorunu da bu dönemde yaşanmaktadır.

Bu dönem anöstrus dönemi olarak adlandırılır. Herhangi bir belirti gözlemlenmez. Genital organlar anöstrus döneminde kendini dinlenmeye alırlar.

Erkek köpeklerde kızgınlık belirtileri nelerdir?

Erkek köpekler kızgınlık dönemine girdiklerinde zaten oyuncu olan hallerine daha farklı oyunlar ve numaralar eklerler. Farklı köpekler ile bir araya geldiklerinde birbirlerini bu oyuna katıp birbirlerinin üstlerine atlayıp bel bölgelerine tutunarak üstlerine binmeye çalışabilirler.

Bu gibi durumlarda köpeğinizi sosyal ortamlardan uzaklaştırmamalı ve onun oyunlarına engel olmamalısınız. Aksi takdirde engellenen davranışları için ciddi sorunlar ortaya çıkabilir. Kendi cinsleri yerine insanlarla oynamaya ve cinsel isteklerini insanların üzerinde tatmin etmeye çalışabilirler.

Köpeklerin kızgınlık dönemlerinde insanların bacaklarına sarılmaları ve sürtünmelerinin sebebi buna dayanır.

Köpeklerde Çiftleşme

Dişi köpeklerin çiftleştirilmesi için kızgınlık dönemine girmesi yeterli değildir. Yapılan araştırmalarda ilk kızgınlığa girdiği dönemde yani ortalama 6 aylıkken çiftleştirilen dişi köpeklerin gelişiminin yavaşladığı/durduğu görülmüştür. Bu sebeple dişi bir köpeğin çiftleşmesi için gelişimlerini tamamlamaları beklenmelidir. Bu da ortalama 1.5 yaşına denk gelir.

Erkek köpekler çiftleşme için genellikle her gün hazırdır. Dişi köpeklerin çiftleşmek için en uygun zamanı kanama bittikten sonraki dönemdir zira dişi köpek kanaması olduğu esnada çiftleşmek istemez. Bu dönem de ortalama olarak kızgınlığın 9. Gününde başlar. En uygun günler kızgınlığın 8. Ve 15. Günleri arasındaki periyodik olarak takip edilecek tek sayılı ya da çift sayılı günlerdir.

Çiftleşme esnasında yaşanan kenetlenme sorunu ortalama 45 dakika sürebilir. Bu süreçte herhangi bir müdahalede bulunmamak gerekir.

Köpeklerde hamilelik ne zaman anlaşılır?

Köpeklerde gebelik çiftleşmeden yaklaşık bir ay sonra anlaşılır. Ancak veteriner hekimler çiftleşme sonrası yaklaşık 21. günde bir kan testi yaparak gebelikte ortaya çıkan bir hormon sayesinde bunu tespit edebilirler. Bu dönemde ultrason ile görüntüleme de yapılabilir. Bu test gebeliğin olup olmadığını belirler ancak yavru sayısı hakkında bir bilgi veremez.

Köpeklerde hamilelik belirtileri nelerdir?

  • Çiftleşme sonrası ilk belirtiler ortalama 1 ay sonra ortaya çıkmaktadır. Bu belirtiler köpeğinizin meme uçlarındaki şişliklerle başlar. Aynı zamanda vajinal bir akıntı da söz konusu olabilir. 
  • Bu belirtilerden ortalama 20 gün sonra da köpeğinizin artan kilosundan ve karnındaki şişlikten hamilelik belirtilerini gözlemleyebilirsiniz. 
  • Bunun tam tersi olarak da bazı köpeklerde iştahta belirgin bir azalma ve depresyon belirtileri gözlemlenebilir. 
  • Köpekler gebelik süresi boyunca ciddi anlamda kilo alırlar. Kilo alma oranı ortalama olarak %25’e kadar çıkabilir.  
  • Hamile köpekler vakitlerinin çoğunu uyuyarak ve dinlenerek geçirirler. 
  • Köpeklerin gebelik dönemi ortalama olarak 63 gün sürer. Zaman zaman 56 günde sonlanan ya da 70 güne uzayan gebelikler de gözlemlenmiştir.  
  • Yavru sayısını öğrenmek için en uygun günler 49 ve 50. günlerdir. Bu günlerde veteriner hekiminiz röntgen yardımıyla yavru sayısını görüntüleyebilir ancak bu röntgen uygulaması yavruların gelişimini olumsuz olarak etkilediği için çok fazla önerilmemektedir.  
  • Doğum yaklaşıkça anne daha gergin ve huzursuz bir ruh hali içerisine girebilir.  

Son olarak doğumdan birkaç gün önce köpeğiniz yemek yemeyi reddedebilir ve doğum yapmayı planladığı alanda daha çok zaman geçirerek kendine doğum için uygun bir ortam yaratmaya çalışabilir. Doğum başlamadan kısa bir süre önce de vücut sıcaklığında düşüş gözlemlenebilir.

Источник: https://www.makaleler.com/kopeklerde-kizginlik-ve-hamilelik-surecleri

İneklerde Kızgınlık

Büyüklerin ve Çocukların Kızgınlığı Hakkında Bilinmesi Gerekenler

İneklerde Kızgınlık, Bir işletmede her ineğin süt veriminin yanı sıra yılda bir buzağı vermesi istenir. Normal gelişimini tamamlamış düveler 15-16 aylık yaşta tohumlanıp gebe bırakılmalıdır.

Bundan daha erken yaşta sağlanan gebelik düvelerin hem gelişmelerini geriletir hem de işletmeye sağlayacağı toplam yararı azaltır.

Hangi yaşta olurlarsa olsun, dişi sığırların belirli fizyolojik belirtiler eşliğinde gösterdikleri çiftleşme isteğine kızgınlık denilmektedir. Yöremizde kızgınlık ile eş anlamlı olarak öğürsemek kelimesi de kullanılmaktadır.

İneklerde Kızgınlık Süresi:

Gebelik sağlanamadığı sürece sığırlarda kızgınlık ortalama 21 günde bir tekrarlanır. Bu durum da Kızgınlık Döngüsü olarak tanımlanır. Kızgınlık döngüsü, ovulasyon ve gebeliğin gerçekleşmesi için gereken ve hayvan gebe kalmadığı sürece birbirini izleyen olaylar zinciridir.

Dişi sığırlar kızgınlık göstermeye başladıkları yaştan itibaren gebe kalmadıkları sürece her 18-21 günde bir kızgınlık gösterirler. Her döngü ortalama 21 gün devam eder.

Düveler mümkünse doğum güçlüğü yaratmayacak boğaların spermalarıyla tohumlanmalıdır. Melezleme yapılacak ise küçük cüsseli ırklar tercih edilmelidir. İkinci ve daha sonraki yavrulara gebe bırakılacak ineklerde, inekten kaynaklanan zor doğum olasılığının düşmesi beklenir.

İnekler doğumlarını takip eden 1. ayda kızgınlık gösterirlerse de hemen tohumlanmamalıdır. Doğuran bir sığırın tekrar tohumlanması için hiç olmazsa 50-60 gün geçmesi beklenmelidir.

Bu hem yeterince süt elde edebilmek hem de tohumlama başarısını artırmak, yani gebelik sağlama ihtimalini yükseltmek için gereklidir. Gebe kalan inekler izleyen doğumlarına 45-60 gün kala kuruya çıkarılmalıdırlar.

Böylece ineklerin bir yılda 10 ay kadar sağılmaları ve bir doğum yapmaları sağlanmış olur.

Doğumu takip eden 85-90. günde hala gebe bırakılamamış inekler işletmeye yük olmaya başlarlar.

Çünkü bu dönemden sonra gebelik sağlanamayan her kızgınlık laktasyonun düşük süt verimli dönemi ya da hayvanın sağılmayacağı sürenin 20 gün uzaması, bir yılda elde edilecek buzağı sayısının azalması ve verimsiz dönem masraflarının artması anlamına gelir. Bu nedenle ineklerin kızgınlıklarının iyi takip edilmesi, tohumlamanın zamanında ve hatasız yapılması gerekir.

İneklerde Kızgınlık Takibi:

Tohumlama başarısı sadece tohumlamacının becerisi değil, uygun tohumlama zamanının iyi belirlenmesi ile yani iyi kızgınlık takibi ile de ilişkilidir. Bunun için ineğin doğurduğu tarih, kızgınlık gösterdiği tarihler, tohumlama tarihleri kaydedilmeli ve kızgınlık takibi bu bilgilere göre yapılmalıdır.

Başta yüksek verimliler olmak üzere bazı ineklerin kızgınlık belirtilerini fark etmek oldukça zordur.

Gizli kızgınlık olarak tanımlanan bu durumun size zarar vermemesi için kızgınlık takibinin dikkatli bir şekilde yapılması ve günde sabah ve akşam iki kere en az 20 dakika süre ile kızgınlık göstermesi beklenenlerin izlenmesi gerekir. İneklerin çoğu gece veya sabaha karşı kızgınlık gösterirler. Bu nedenle sabahın erken saatlerinde yapılacak kontroller daha önemlidir.

İneklerde Kızgınlık Belirtileri

Kızgınlık belirtileri kızgınlık dönemine göre farklı zamanlarda ortaya çıkmaktadır. Kızgınlığın belirtileri ise aşağıda sıralanmıştır.

  • Kızgın olan inekler, geceleri ayakta olmayı tercih ederken, gündüzleri de nadiren yatarlar ve ürkütüldüklerinde hemen tepki verirler.
  • Binme hareketi sırasında yerinde durmayan ineklerde esas kızgınlık başlamış sayılmamalıdır. Binme hareketine müsaade etme esas kızgınlığın en önemli belirtisidir. Dikkatli gözlem yapıldığında, ineklerin sırt ve sağrılarında binme sonucu oluşan kirlenme gözlemlenebilir.
  • Kızgınlık başlangıcına yakın olan inekler, bir araya toplanma eğilimi gösterirler. Boğa olması durumunda boğaya mümkün olduğunca boğaya yakın olma eğilimindedirler.
  • Kızgın ineklerin, hareketlilikleri artar, yem yeme istekleri azalır, o günkü süt verimlerinde bir miktar düşme gözlenir.
  • Diğer ineklerin ferçlerini koklarlar, kızgın olan veya kızgınlığı yaklaşan ineklerin arka kısımlarına çenesini sürterler.
  • Kızgın ineklerin, ferç’i, pembe, ıslak ve şişkin olup, aynı zamanda yetiştiricilerin Çara adını verdiği şeffaf, yapışkan akıntı görülür.
  • Kızgınlık sonrası ikinci ve üçüncü günlerinde, düvelerin % 90’ı ile ineklerin % 50’sinde ferçten hafif kanlı akıntı (kanama) olur.

İneklerde Kızgınlık Gözleminde Başarı

Kızgınlığı belirlenmesindeki başarı yapılan gözlem sayısı ile yakından ilişkilidir. Günde yapılan kontrol sayısı ve kızgınlığın belirlenmesinde aşarı oranı Çizelge 2’de verilmiştir. Çizelge 2. Günde yapılan kontrol sayısı ve kızgınlığın belirlenmesinde başarı oranı

Kızgınlığın belirlenmesindeki başarıda gözlem sayısı, önemli bir kriter olmakla birlikte gözlem zamanı da çok önemlidir. Yapılan çalışmalarda ineklerin büyük çoğunluğunda kızgınlık belirtilerinin gece ortaya çıktığını göstermektedirler (Şekil 2).

Bir kişi, etkin çalışabilirse 300 kadar ineğin kızgınlık belirlenmesinde yeterli sonuç alabilir. Çünkü kızgınlık nedeniyle hareketlenen inek sayısı, ne kadar fazla olursa kızgınlığın saptanması da o kadar kolay olacak demektir. Ancak, 10 inekten büyük sürülerde kızgınlığın belirlenmesinde, numaralama, kayıt tutma ve ineklerin gruplara ayrılması başarıda çok önemli bir rol oynamaktadır.

İneklerde Kızgınlık Gözleminde Dikkat Edilecek Noktalar

Entansif ve çok ineği olan bir işletmede, deneyimli ve sadece bu işe bakan kişiler sorumlu olmalıdır. Tüm kızgınlık belirtilerini iyi bilen bir yetiştirici de kendi ahırında, belirli bir düzen içinde özel vakit ayırarak kızgınlıkları belirleyebilir. Bir ahır içinde bulunan ineklerde kızgınlık gözlemi yaparken dikkat edilecek noktalar aşağıda sıralanmıştır.

  • Uygun zamanda gözlem yapılmalıdır. Gece, sabah erken ve akşam geç saatlerde de gözlem yapılmalıdır.
  • Gözlem yapacak kişi, bu iş için rahat kıyafetleri ile ahır içinde dolaşacak şekilde hazırlanmış olmalıdır.
  • Kızgınlık gözlemi sırasında yem kontrolü veya herhangi bir diğer işe bakılmamalıdır.
  • İneklerin arasında yavaş ve rahat bir şekilde gezinilmelidir. Çalışanlar varsa işleri bittikten sonra gözlem yapılmalıdır.
  • 50 ineklik bir bölmede bir gözlem süresi en az 25 dakika sürmelidir.
  • Kış aylarında çok belirgin olmayan ve sessiz kızgınlık adı verilen kızgınlıklar sıkça görülmektedir. Ayrıca
  • Sıcak yaz aylarında da benzer durumlar söz konusudur. Yetiştiriciler, bu zamanlarda kızgınlık belirleme işlerine özel önem göstererek bu problemin üstesinden gelebilirler.

İneklerin en uygun zamanda çiftleştirilmeleri veya tohumlatılması maksimum döl tutma sağlanması ve işletme ekonomisi açısından son derece önemlidir. Tohumlama masrafları ve zaman kaybı bunlar içinde sayılabilir.

Bu konuda araştırma yapanlar, en yüksek döl verimi almada en önemli eksikliğin kızgınlığın saptanmasında ve gerçek kızgınlık zamanının belirlenmesinde görülen hatalardan kaynaklandığını belirtmektedirler.

Yetiştiriciler, en uygun tohumlama zamanını belirleyebilmeleri için esas kızgınlığın başladığı zamanı çok iyi belirlemelidirler. Ancak, bu sağlanabildiğinde her yıl muntazam olarak bir inekten bir buzağı elde etme mümkün olabilecektir.

İneklerde Kızgınlık Dönemi Nasıl Anlaşılır :

Temel prensiplerSürüde döl verimi bakımından iyi bir sonuç alabilmenin ilk koşulu kızgınlıkların zamanında ve doğru şekilde saptanmasıdır. İşletmenin karlılığı açısından bu konu çok önemlidir.

  • Kızgınlık ortalama 6-18 saat arasında sürmektedir. Bu süre ve davranış biçimi ahırın yapısı, hayvanın ayak ve tırnak sağlığı başta olmak üzere mevsim, besleme vb çevre faktörlerinden etkilenmektedir.
  • İşletme sahibi veya görevli, hayvandaki davranış değişikliğini saptamak için yeterli zaman ayırmalı, özellikle bir sığırın diğer sığırların aşmasına izin vermesi halinin kızgınlığın tek özel davranışı olduğu bilinmelidir. Gözleme dayalı tespit etkili, güvenilir, basit ve ucuzdur. Dikkatli bir kişi yeterli zaman ayırarak kızgınlık gözlemi yapıyorsa bu temel yöntem olarak değerlendirilebilir.
  • Gözlem için en uygun zaman, başta sabahın ilk saatleri olmak üzere, sağım ve yemleme gibi işlerin yapıldığı saatlerin dışındaki sürünün sakin olduğu dönemdir.
  • Gözlem için aynı zamanda her fırsattan da yararlanmalıdır. İnekler en az 20 dakika boyunca ve günde iki kez izlenmelidir. Çünkü ineklerin çoğunun kızgınlık davranışı göstermeleri arasında geçen süre 20 dakika kadardır.

Günde iki sefer gözlem yapılacak ise;

– Sabah sağımdan önce ve

– Akşam, işlerin bitmesinden 1 saat sonra uygun zamanlardır. Her gözlem en az 20 dakika olarak gerçekleştirilmelidir.

İneklerde Kızgınlık Belirtileri Nelerdir

  • İnekler huysuzlaşırlar, az yem yer ve az su içerler,
  • Diğer ineklerin sırtına çene ucunu dayar veya vulvalarını koklarlar,
  • Diğer hayvanların üzerine atlarlar, başka hayvanların kendi üzerlerine atlamasına rıza gösterirler.

  • Emziren inekler buzağısını teper, ona karşı huysuzlaşır ve emzirmek istemezler,
  • Süt verimleri azalır. Vulva dudakları kızarmış ve hafif şişmiştir, yumurta akına benzer bir akıntı (çara) görülür.

Üremenin iyi bir şekilde planlanması için tohumlama yapılmayacak olsa bile, gözlemlenen kızgınlıklara ait bilgilerin, hiç olmazsa tarih ve tespit saatinin kayıt edilmesi gereklidir.

Kızgınlık Başlangıcı (0-12. Saat)

  • Başka inekleri koklar, atlamak ister.
  • Sütünü azaltır.
  • Sinirlidir.
  • Yem yeme isteği azalır.
  • Vulva ıslak, kırmızı ve hafif şiştir.
  • Gerisinde az sulu ve beyazımsı bir akıntı vardır.

Kızgınlık ortası (12.-24. Saat)

  • Atlamak için durur.
  • Vulvadan berrak, ipliksi çara akıntısı gelir.

Kızgınlık Sonu (24. Saatten sonra)

  • Atlamak için artık durmaz.
  • Davranışlar normalleşir.
  • Vulvadan akıntı azalır, çok yapışkan hale gelir.

İNEKLER KIZGINLIKLARINI EN ÇOK GÜNÜN HANGİ SAATLERİNDE BELLİ EDER?

İneklerde kızgınlık tespiti gününün belirli saatlerinde daha kolay yapılabilmektedir. İneklerin hangi saate daha çok kızgınlık gösterdiğinin bilinmesi, iş gücünü azaltması yanında, kızgınlığın doğu bir şekilde tespit edilmesi için gereklidir.

Genel olarak inekler günün her vaktinde kızgınlık davranışı sergileyebilirlerse de daha çok gece 24:00 ile sabah 6:00 saatleri arasında kızgınlık gösterme eğilimindedirler.

Aşağıdaki tabloda 100 başlık bir sürüde günün belirli saatlerinde kızgınlık gösteren ineklerin sayısını göstermektedir.

Saat                      Kızgınlığın Görülme Oranı (%)

Источник: https://www.hayvancilikbilgi.com/hayvancilik/buyukbas-hayvancilik/ineklerde-kizginlik/.html

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть