C Vitamini Hapının Fazlası Hastalıktan Korumaz

Eksikliği, Fazlalığı ve Sağlıklı Değer Aralıkları

C Vitamini Hapının Fazlası Hastalıktan Korumaz

C vitamini vücut direncinin artması ve hücrelerin sağlıklı bir şekilde yenilenmesi için gereklidir. Eksikliği halinde halsizlik, kolay morarma, kas ve eklem ağrıları söz konusu olabilir.

Vitamin takviyelerinin dikkatsiz kullanımı ise C vitamini fazlalığına yol açabilir. Her bileşen gibi, C vitamininin de fazlası veya azı tehlidir. Sağlıklı değer aralıklarının farkında olmalısınız.

 

C Vitamini Nedir? Ne İşe Yarar?

C vitamini vücudumuz için en vazgeçilmez gıda bileşenlerinden biridir. Kemik, cilt, kan damarları ve bağ doku içeren tüm vücut bölgeleri için gereklidir.

Yaygın kanının aksine soğuk algınlığına doğrudan kesin çözüm olmasa da, bağışıklık sistemini güçlü kılar. Ayrıca, en güçlü antioksidanlardan biridir.

Sağlığımız için hayati önemi olan antioksidanlarla ilgili daha detaylı bilgiyi buradan edinebilirsiniz.

C vitamininin bazı özellikleri ve faydaları şunlardır:

  • Suda çözünür.
  • Diğer adı askorbik asittir.
  • Yaraların iyileşmesini sağlayan kolajen isimli protein üretimi için gereklidir.
  • Bitkisel kaynaklı demirin emilimini artırır.
  • Kalp ve göz hastalıklarından; felç ve kanserden  korur.
  • Cilt kırışıklarını önler.
  • Kötü kolesterolü ve yüksek tansiyonu düşürür.

C vitamini genel fiziksel ve zihinsel sağlığımız için gereklidir. Bu mucize vitamin birçok farklı hastalığı önlediği gibi, psikolojik olarak da sağlıklı olmanın anahtarıdır.

C Vitamini Eksikliği Belirtileri

C vitamini eksikliği yaygın görülen bir durumdur. Ancak birçok kişide belirti vermemektedir. Üç ay boyunca gerekli miktarda C vitamini alınmazsa, skorbüt isimli hastalık ortaya çıkabilir. İleri C vitamini eksikliği olarak bilinen skorbüt hastalığı, hayati tehye neden olmasa da yaşam kalitesini oldukça düşürür.

Aşağıdaki belirtiler söz konusu olabilir:

  • Enerji düşüklüğü, halsizlik, çabuk yorulma
  • Genel huzursuzluk hissi, ani öfke patlamaları
  • Beklenmedik, ani kilo kaybı
  • Metabolizmanın yavaşlaması nedeni ile beklenmedik kilo artışı
  • Hafif darbelerde bile ciltte morarmalar
  • Kas ve eklem ağrıları
  • Diş eti kanamaları, burun kanamaları
  • Saç ve cildin kuru olması, kırılgan tırnaklar
  • Ciltte kırmızı noktacıklar

C vitamini eksikliği yeterince belirti vereceği için, tehli sorunlara yol açmadan önce tespit edilecektir. Ancak buna rağmen tedavi edilmezse, zamanla aşağıdaki gibi daha tehli sorunlara kapı aralanır:

  • Kemik sorunları, diş kayıpları
  • Yüksek tansiyon
  • Safra kesesi problemleri
  • Ciddi kanama sorunları, eklem içi kanamaları
  • Felç
  • Damar yağ bağlaması (arteroskleroz)
  • Sinir yıpranmaları
  • Kanser

C Vitamini Eksikliği Neden Olur?

C vitamini eksikliğinin en sık görülen nedeni, C vitamini içeren gıdaların yetersiz tüketimidir. Sütten çok geç kesilen bebeklerde de bu risk söz konusudur. Ancak bazen de kişi yeterli miktarda tüketse bile, vücudu ihtiyaç duyduğu C vitaminine erişemeyebilir. Sindirim ve emilim sorunları, bu şekilde görülen C vitamini eksikliğinin en sık karşılaşılan nedenidir.

Aşağıdaki etkenler C vitamini eksikliğine yol açabilir:

  • Uzun süreli ishal
  • Crohn hastalığı, ülseratif kolit gibi kronik bağırsak hastalıkları
  • Aşırı alkol tüketimi
  • Sigara içmek veya diğer tütün mamullerinin tüketimi
  • Kemoterapi (kanser tedavileri)

Ayrıca şeker hastalarının C vitamini ihtiyacı daha fazladır. Bu nedenle günlük önerilen miktarda C vitamini alsalar bile, yeterli gelmeyebilir. Aynı durum böbrek sorunları nedeni ile diyalize giren hastalar için de geçerli olabilir.

C Vitamini Eksikliği Tedavisi

C vitamini eksikliği, vitamin takviyeleri ile kolaylıkla tedavi edilmektedir. Alınan C vitamini takviyesi 24 saat içinde etki gösterecek, belirtiler kaybolmaya başlayacaktır. Diş kayıplarına neden olacak kadar ileri seviyede olmadığı sürece, C vitamini eksikliği vitamin takviyeleri ile en geç 3 ay içinde tamamen iyileşir.

Doktorunuz aşağıdaki dozlarda C vitamini takviyeleri önerebilir:

  • 2 veya 3 gün boyunca 1 veya 2 gram
  • Sonraki bir hafta boyunca günde 500 miligram
  • Sonraki 1 veya 3 ay boyunca günde 100 miligram

Tedaviden sonra günlük C vitaminine özen göstermelidir. Gerekli olan miktar için makalemizin “sağlıklı değer aralıkları” bölümüne göz atınız.

Hastada şiddetli sindirim ve emilim sorunları söz konusu ise, hap yerine C vitamini şırıngaları önerilebilir. Bu kişilerdeki kronik bağırsak hastalıkları vb. sorunlar kontrol altında tutulmalı, C vitamini eksikliğinin tekrarlaması önlenmelidir.

C Vitamini Fazlalığı Neden Olur?

C vitamini suda çözülen bir bileşene olduğu için, fazlası depolanmaz ve vücuttan atılır. Bu durum C vitamini fazlalık riskini düşürür ama sıfıra indirmez.

Günlük olarak önerilen C vitamininin 20 katını bile alsak, herhangi bir sorunla karşılaşmayız. Ancak günlük 2.000 miligram (2 gram) gibi devasa oranlar, C vitamini fazlalığına yol açabilir.

Sadece gıda yolu ile bu kadar fazla C vitamini almak çok zordur. Örnek verecek olursak, günde 30 tane büyük portakal yersek ancak C vitamini fazlalığı riski doğar.

Bu nedenle C vitamini fazlalığının nedeni (hemen her zaman) aşırı vitamin takviyesi kullanmak olmaktadır.

C Vitamini Fazlalığı Belirtileri

Temel belirti mide bulantısı, ishal, şişkinlik, kusma, hazımsızlık veya mide yanması gibi sindirim kanalı problemleri olmaktadır. C vitamini fazlalığı ile birlikte aşağıdaki sorunlar da söz konusu olabilir:

  • Baş ağrısı
  • Bacak kaslarında kramp
  • Genel kas ağrıları, şiddetli bel ve sırt ağrıları
  • Uyku problemleri
  • Böbrek taşları

Belirtiler hayati teh arz etmemektedir. Ancak uzun süreli ve şiddetli C vitamini fazlalığı; bazı tehli karaciğer, böbrek ve kalp sorunlarına da kapı aralayabilir.

C Vitamini Fazlalığı Tedavisi

Kişi öncelikle kullandığı C vitamini takviyelerini hemen bırakmalıdır. Fazla olan C vitamini idrarla birlikte atılacağı için, su tüketimini artırmak gerekir. Bu sayede;

  • Sindirim kanalı problemleri hafifler
  • İshalle kaybedilen su geri kazanılır
  • Böbrekler fazla vitaminleri süzerek idrarla atar

1. Kan Tahlillerinde Okunan Sağlıklı Değerler

C vitamininin kan tahlillerinde okunan sağlıklı değer aralığı, farklı ölçü birimlerine göre aşağıdaki gibidir:

  • 0,4 – 2,0 mg/dL (Miligram/Desilitre)
  • 23 – 110 μmol/L (Mikromol/Litre)

Kan testlerinde okunacak C vitamini ideal değeri ise 0,9 mg/dL’dir (50 μmol/L).1

Tahlil sonuçları ile ilgili aşağıdakileri de bilmek faydalı olacaktır:

  • 0.2 mg/dL’nin altındaki seviye ise, şiddetli C vitamini eksikliği olarak tanımlanır.
  • 0.2 – 0.4 mg/dL arası değer, C vitamini eksikliği riski olarak değerlendirilir.
  • C vitamini fazlalığı için bir alt değer tanımlanmamıştır. Ancak 3.0 mg/dL değerinin üzeri, C vitamini fazlalığını gösterir niteliktedir.

2. Günlük C Vitamini İhtiyacımız ve Alınabilecek Üst Sınırlar

Farklı koşullardaki bireyler için günlük olarak alınması gereken C vitamini miktarları tablodaki gibidir. Bu değerlerin altında alınacak olursa, C vitamini eksikliği riski doğar:

 Günlük Olarak Alınması Gereken En Az C Vitamini (Ölçü Birimi: Miligram)
0-6 ay arası bebekler40 mg
7-12 ay arası bebekler50 mg
1-3 yaş arası15 mg
4-8 yaş arası25 mg
9-13 yaş arası45 mg
14-18 yaş arası erkekler75 mg
14-18 yaş arası kadınlar65 mg
Yetişkin erkekler90 mg
Yetişkin kadınlar75 mg
18 yaş altı hamileler80 mg
18 yaş üstü hamileler85 mg
18 yaş altı emzikli kadınlar115 mg
18 yaş üzeri emzikli kadınlar120 mg
  • 1 yaş altı bebeklerde alt sınırlar tespit edilemediği için, güven değerleri verilmiştir.

Not: Sigara içen bireyler, günlük olarak almaları gereken C vitamini değerine 35 miligram eklemelidir.

C vitamininin günlük alınabilecek  üst sınırı ise aşağıdaki tablodaki gibidir. Bu değerler aşılırsa, C vitamini fazlalığı riski doğar:

 C vVitamini Günlük Alınabilecek Üst Sınır (Ölçü Birimi: Miligram)
1 yaş altı bebekler-saptanamadı-
1-3 yaş arası400 mg
4-8 yaş arası650 mg
9-13 yaş arası1200 mg
13-18 yaş arası1800 mg
19 yaş ve üzeri2000 mg

C vitamini takviyeleri kullanırken lütfen bu sınırların farkında olunuz.

3. Hangi Gıda Ne Kadar C Vitamini İçeriyor?

En fazla C vitamini içeren besinler, meyve ve sebzelerdir. Günlük C vitamini ihtiyacımızın çoğunu asitli meyvelerden, biber, domates, patates ve yeşil yapraklı sebzelerden almaktayız.

C vitamini içeren bazı besinler ve günlük C vitamini ihtiyacımızın ne kadarını karşıladıkları tabloda gösterilmiştir2:

Gıda İçerdiği C Vitamini Miktarı (Ölçü Birimi: Miligram)Günlük C Vitamini ihtiyacımızın Ne Kadarını Karşılıyor?
75 gram kırmızı tatlı biber95 mg%158 (günlük ihtiyacımızın bir buçuk katı)
Bir bardak taze sıkma portakal suyu93%155
Bir adet portakal70%117
Bir bardak greyfurt suyu70%117
75 gram yeşil biber (tatlı)60%100
50 gram haşlanmış brokoli51%85
1 avuç çilek49%82
Bir adet orta boy domates veya patates17%28

Günlük C vitamini ihtiyacınızı gıdalardan temin edemiyorsanız, vitamin takviyeleri kullanınız. Bu sayede katarakt gibi göz problemleri riski azalır, C vitamini eksikliği riski kaybolur, fiziksel ve zihinsel olarak sağlıklı kalırsınız.

Kaynaklar:

1: wikipedia.org/

2: ods.od.nih.gov/

Источник: https://elitfeminen.com/c-vitamini-eksikligi-fazlaligi-saglikli-deger-araliklari/

Yorgunluğu Alan Güç Veren Dinç Tutan En Etkili Vitamin ve İlaçlar – Hayatın İçinden Haberler…Hayatın İçinden Haberler…

C Vitamini Hapının Fazlası Hastalıktan Korumaz

Stres ve yorgunlukla geçen günlerimizi enerjik bir ortama çevirme niyetinde olduğumuz şu günlerde tıp alanından faydalanarak bunu başarabilmemiz mümkün oluyor. Çünkü günümüzde ağrı kesici, enerji veren ve tüm yorgunluğu giderici ilaç bulunuyor.

Bu ilaçları kullanan kişiler kendilerini daha iyi hissetmektedir. Aslında aşağıdaki ilaçlar ve vitaminler tabiki yediğiniz meyvelerde ve sebzelerde bulunabilmekte. Fakat her bünye meyve sebzelerden bu vitaminleri tam alamamakta. Yada bir çok insan meyve ve sebze yemeye fırsat bulamamakta.

Bu durumlarda aşağıdaki ilaç ve vitamin takviyelerini kullanmak sağlıklı ve dinç olmanızı sağlayacaktır.


Pharmaton

Son dönemin en çok tercih edilen ilaçlarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Her ne kadar kimyasal içerikli olsa da kişiye zarar verecek içerikler taşımamaktadır.

Eğer ki stresli bir işiniz var ve yorgunluğunuzla bir türlü başa çıkamıyorsanız o zaman yorgunluğu giderici Pharmatom ilacını kullanabilirsiniz. Dengesiz beslenme, spordan uzak kalma, yoğun iş temposu gibi bazı nedenlerden dolayı gün içerisinde enerjimiz düşmektedir.

Motivasyona doğrudan etkileyen bu durum iş ve günlük hayatımızın istenilen düzeyde gitmemesine neden olur. Yorgunluk ve enerji kaybının en hızlı şekilde giderilmesi adına Pharmaton kullanılması gerektiğini tavsiye etmekteyiz. İlacın içerisinde bulunan r.

Ginseng  G115 ekstresi, hücrelerin oksijen kullanımını arttırırken fiziksel aktivitede atış meydana kolayca getirmektedir. Doping etkisi yaratmadığından dolayı kullanıcılarda ilacı rahatlıkla kullanabilir.  Düzenli şekilde kullanıldığında yorgunluğu gidererek dinçlik kazandırdığını kolayca fark edeceksiniz.

Fiziksel olduğu kadar mental açıdan da enerji ve güç depolanmasına yardımcı olur. Pharmaton ilacın yan etkilerine göz attığımızda ise az sayıda rastlamış insanda baş ağrısı, kusma, mide bulantısı, baş dönmesi ve deri de kaşıntı yapabiliyor.

CREAPURE

Yorgunluk şikâyetleri bulunan kişilerin başvurması gereken bir diğer yolların başında CREAPURE yer alıyor. Güç kuvvet artışına sebep olan, kişinin kendisini zaman içerisinde daha iyi hissetmesini sağlayan etkili bir ilaç olduğunu söyleyebiliriz.

Sağlık ve güvenliği en iyi şekilde garanti eden bu ürünü kullanan kişilerin yorgunluğunun azaldığı net bir şekilde görülmektedir. Kasların gerçek ihtiyaçlarından biri olarak bilinen ATP nin (Adenosine triphosphate) miktarını arttırmak için iyi bir kimyasal bileşimdir diyebiliriz.

Böbrek hastalığı geçiren kişilerin kullanılması tavsiye edilmemektedir.


B
ENEXOL

Doktor tavsiyesi ile kullanılması gereken bir ilaçtır. Kendi başınıza asla kullanmamanız gerekir. Çeşitli hastalıkları olan kişiler eğer ki bu ilacı kullanırsa istenmeyen yan etkiler ortaya çıkabilmektedir. Vitamin eksikliği olan kişiler tarafından artık son dönemde en çok sıklıkla kullanılan yorgunluğu giderici ilaç olarak karşımıza çıkıyor.

Enerjix

Kişinin gün içerisinde ihtiyaç duymuş olduğu enerji artışını yakalamasına yardımcı olur. Fakat hastalığı bulunan kişilerin kullanması sakıncalıdır.

Yorgunluğu giderici ilaç yan etkilerine göz attığımızda ise baş ağrısı, mide bulantısı gibi istenmeyen bir takım sağlık sorunlarının açığa çıkmasına neden olacaktır.

İçerisinde pek çok kimyasal bileşim yer aldığından dolayı enerjinin yeniden açığa çıkmasına da en iyi şekilde yardımcı olacaktır. Fakat ilaç ve vitaminlerin normalden daha fazla şekilde tüketilmeye başlanması ne yazık ki kişi de ister istemez yan etki sorunlarına neden olabiliyor.


Sandoz

Yetersiz beslenen kişiler de ki enerji düşüklüğünü arttırarak vücudun ihtiyacı olan tüm minerallerin yeniden alınmasına en iyi şekilde yardımcı olur.

Böylelikle gün içerisinde oldukça fazla yorgunluk hissi var ve halsizliğinizin bir türlü önüne geçemiyorsanız yapmanız gereken ise hemen bir doktora görünerek size sandoz yazmasını tavsiye etmeniz olacaktır. Kendi kafanıza göre bu tür vitaminleri almamanızı önermekteyiz. Çünkü vücutta istenmeyen bir takım yan etkilerin açığa çıkmasına neden olur.

Enerji vitamini Sandoz çok sık şekilde tüketildiğinde ise kişi de gösteren yan etkilerin başında kemik erimesi gibi bir takım sağlık sorunlarını beraberinde getirmiş olacağını da söylemek isteriz.

24.10.1987 İstanbul Doğumlu.Marmara Üniversitesi Radyo ve Televizyon Programcılığı Mezunu
Evli ve 3 Çocuk Babası / Uzmanlık Alanı : Gündem ve Siyaset

Источник: http://korkmazhaber.com/yorgunlugu-alan-guc-veren-dinc-tutan-en-etkili-vitamin-ilaclar-10037.htm

Vitamin Hapları Bilmecesi ve Sağlığınız İçin Potansiyel Zararları »

C Vitamini Hapının Fazlası Hastalıktan Korumaz

  • Yusuf Cem Durakcan
  • Boğaziçi Üniversitesi -Çevirmen
  • Bütün Yazılarını Gör

Linus Pauling, 1964’te 65 yaşında iken sabahları içtiği portakal suyuna C vitamini eklemeye başladı. Bu, tıpkı kolanın içerisine şeker eklemek gibi bir şeydi fakat Pauling içten içe bunun iyi bir şey olduğuna inandı.

Pauling’in kahvaltıları C vitamini takviyesi eklenmeden önce yazılacak kadar önemli değildi. Sadece, her sabah erken saatlerde kahvaltısını yapar ve California Institute of Technology’de çalışmalarına devam ederdi. Fakat çalışmaları hali hazırda yolunda gidiyordu ve büyük başarılara imza atıyordu.

Örneğin, 30 yaşındayken atomların moleküllerde bir arada durmaları üzerine, kimyanın ve kuantum mekaniğinin fikirlerini birleştiren üçüncü bir temel yolu önerdi. Yirmi yıl sonra, proteinlerin (tüm yaşamın yapı taşları) nasıl yapılandığına dair çalışmaları, 1953’te Francis Crick ve James Watson’ın DNA yapısını (sözü edilen yapı taşlarının kodu) çözmesine yardımcı oldu.

Sonraki yıl, Pauling, moleküllerin nasıl bir arada durdukları konusundaki çıkarımları doğrultusunda Nobel Kimya Ödülüne layık görüldü. Yaptığı çalışmalar sayesinde, University of College London’dan bir biyokimyacı olan Nick Lane 2001 yılında yayımladığı Oxygen isimli kitabında, Pauling hakkında “Pauling … modern kimyanın temellerini atan 20. Yüzyıl biliminin dev heykeli” yazacaktı.

Fakat daha sonra Pauling’in C vitamini günleri başladı. Pauling, 1970 yılındaki çok satanlara girmiş kitabı How To Live Longer and Feel Better’da, C vitamini takviyesinin yaygın soğuk algınlığından kurtlulmayı sağlayacağını savundu. Günlük 18.

000 miligram (18 gram), yani günlük önerilen miktarın 50 katı C vitamini takviyesi kullanıyordu. Kitabın ikinci baskısında, grip de C vitamini ile kolaylıkla tedavi edilebilecek hastalıklar listesine girdi.

Hatta, HIV 1980’lerde ABD’de yayılırken, C vitamininin HIV tedavisine bile yardımcı olacağını iddia etti.

1992 yılında, fikirleri Time dergisinin kapağındaydı; ‘’The Real Power of Vitamins’’ yani ‘’Vitaminlerin Gerçek Gücü’’. Artık vitaminlerin kalp ve damar rahatsızlıkları, katarakt ve hatta kanser tedavisinde kullanılabileceğinin çığırtkanlığı yapılıyordu. Daha da teşvik edici olarak, vitaminlerin yaşlanmanın normal yıkımlarını engelleyebileceği de iddia ediliyordu.

Tabii ki, Pauling’in ünü gibi, vitamin desteklerinin satışlarında büyük bir artış meydana geldi.

Fakat diğer bir taraftan, Pauling, akademik saygınlığını yitirmeye başlamıştı ve C vitamini ile birçok diğer besin desteğinin arkasında duran araştırmaların sayısı da oldukça azdı.

Aslında, Pauling portakal suyuna eklediği her bir kaşık besin desteğiyle, vücuduna zarar veriyordu. Yani Pauling’in vitaminler hakkındaki fikirleri yalnızca yanlış değil, tehliydi de.

Pauling teorilerini C vitamininin antioksidan oluşu ile temellendiriyordu. Antioksidanların faydalarının, serbest radikaller olarak adlandırılan oldukça reaktif molekülleri nötralize etmesinden kaynaklandığı düşünülüyor.

1954 yılında Rebeca Gerschman serbest radikallerin insan vücudu için muhtemel tehditler oluşturduğunu belirledi. Birkaç yıl içerisinde yapılan çalışmalarda da serbest radikallerin hücresel bozunuma, hastalıklara ve nihayetinde de yaşlanmaya sebep olabileceği öne sürüldü.

20. yüzyıl boyunca, bilim insanları, bu fikri sürekli geliştirdiler ve kısa sürede bu fikirler kabul gördü.

Bu olayı kısaca detaylandıralım. Süreç, hücrelerimizin içerisinde bulunan küçük yanma motorları olan mitokondrilerde başlıyor. Mitokondrilerin içinde besin ve oksijen su, karbondioksit ve enerjiye dönüştürülüyor. Bütün karmaşık yaşamların yakıtını sağlayan bu mekanizma, respirasyon.

Ancak bu, göründüğü kadar da basit değil. Yiyecek ve oksijene ek olarak, negatif yüklü parçacık akışına ihtiyaç vardır. Tıpkı su değirmenini çalıştıran su akışı gibi olan bu hücre içi akış, her biri mitokondrinin içine gömülmüş dört protein tarafından düzenlenir ve nihai ürün olan enerji üretimine güç sağlanır.

Bu reaksiyon, yaptığımız her şeyin yakıtını sağlar. Fakat bu süreç mükemmel değildir. Hücre içerisindeki elektron akışından bazı sızıntılar gerçekleşir ve bu sızan elektronlar yakındaki oksijen molekülleri ile reaksiyon verebilir. Bu durumun sonucunda, serbest elektronlu ve radikal olarak reaktif moleküller olan serbest radikaller oluşur.

Tekrar kararlılığını sağlayabilmek için, serbest radikaller etraflarındaki yapıları tahrip ederler. Kendi yük dengelerini sağlayabilmek için DNA ve proteinler gibi hayati öneme sahip moleküllerden elektron koparırlar.

Her ne kadar serbest radikallerin üretimi oldukça küçük ölçekte gerçekleşse de, birçok bilim insanı bu radikallerin mutasyonlara sebep olarak bütün vücuda zarar vereceği, nihayetinde de yaşlanmaya ve kanser gibi yaşlanma ilişkili hastalıklara sebep olabileceği önermesinde bulunuyor.

Kısacası, oksijen hayat nefesimizdir. Fakat aynı zamanda bizi yaşlı, kuvvetten düşmüş ve nihayetinde de ölü yapma potansiyeline sahiptir.

Serbest radikaller yaşlanma ve hastalıklarla olan ilişkisi ortaya çıkartıldıktan kısa süre sonra, vücutlarımızdan atılması gereken düşmanlar olarak görülmeye başlandılar. Çözüm de hemen arkasından geldi, antioksidanlar.

Serbest radikallerin vereceği zararlardan insanları koruyabileceği iddia edilen antioksidanlar üzerine birçok araştırma yapıldı.

Araştırmalardaki yöntemler farklı da olsa sonuç büyük ölçüde aynıydı, fazla antioksidanın yaşlanmanın etkilerini azalttığı ya da hastalıklardan koruma sağladığı ile ilgili iç rahatlatan bulgulara ulaşılamadı.

Peki insanlarda durum nasıl? İnsanlar üzerindeki etkilerin daha net anlaşılması için, sağlık durumlarının uzun süreli izlenmesi ile veriler toplanması gerekiyor.

Her ne kadar çalışılması zor bir alan olsa da, 1970’lerden günümüze, antioksidan besin takviyelerinin insan sağlığı üzerine etkilerinin incelendiği birçok çalışma yapıldı.

Örneğin, 1994 yılında yapılan bir araştırmada 50’li yaşlarındaki 29.133 birey üzerinde çalışmalar yürütüldü. Katılımcıların tamamı sigara kullanıyordu fakat katılımcılardan yalnızca bazılarına beta-karoten besin desteği verildi. Çalışmanın bulgularına göre, besin desteği alan grupta akciğer kanserine yakalanma oranı %16 daha fazlaydı.

Benzer sonuçlara Amerika’daki postmenopozal kadınlar üzerinde yapılan bir çalışmada da ulaşıldı. 10 yıl boyunca her gün folik asit besin desteği alan kadınlarda göğüs kanserine yakalanma ihtimali, bu besin desteğini almayan kadınlara göre yaklaşık %20 daha fazlaydı.

Daha kötüsü de var. Sık sigara içen 1.000 birey üzerinde yapılan ve 1996 yılında yayımlanan bir araştırma, planlanan tarihten yaklaşık 2 yıl erken sonlandırıldı. Çünkü 4 yıl boyunca beta-karoten ve A vitamini desteği verilen katılımcılarda akciğer kanseri oranı %28 ve ölüm oranı da %17 arttı.

Bu rakamlar sizin için bir şey ifade etmediyse, çalışmada olanları daha da detaylandırabiliriz. Plasebo etkisiyle karşılaştırılınca, bu iki besin desteğini alan katılımcı grubundan her yıl yaklaşık 20 insan daha fazla öldü.

Çalışmanın dört yıl sürdüğünü hesaba katınca, bu destekleri kullanan katılımcılar içerisinde 80 daha fazla ölüm görüldü.

Araştırmayı yürüten bilim insanlarının o zamanlar yazdıkları aslında durumu özetliyor: ‘’Hali hazırda elde edilen bulgular, beta-karoten ve A vitamini besin desteğinin kullanılmaması için bol miktarda sebep sağlıyor.’’

Ölümcül Düşünceler

Tabii ki, yukarıda bahsettiğimiz kayda değer üç araştırma, bütün hikayeyi anlatmıyor. Antioksidan kullanımının faydalarını gösteren, özellikle sağlıklı beslenmeye erişimin olmadığı popülasyonlarda yapılan, araştırmalar da mevcut.

Fakat çeşitli antioksidanların etkilerinin değerlendirildiği 27 klinik araştırmanın incelendiği 2012 yılından bir çalışmaya göre, elde edilen bulgular, bu besin desteklerinin tercih edilebileceği çıkarımını yapmamızı sağlamıyor.

Bu 27 araştırmadan 7 tanesinde bu desteklerin fayda sağlayabileceği savunulurken, 10 tanesinde herhangi bir fayda ya da zarar sağlamayacağı belirtilmiş- yani bu 10 araştırmaya göre antioksidan kullanımı ile sakız çiğnemek neredeyse aynı etkiye sahip. Geriye kalan 10 çalışmada ise bu besin desteklerini kullanan katılımcıların durumlarının daha kötüye gittiğinin bulgularına ulaşılmış.

Yani antioksidan kullanımı, hastalıkların tedavisinde ya da vücudun yenilenmesinde bir mucize yaratmayacak. Yazının başında uzun uzun bahsettiğimiz Linus Pauling’e geri dönelim. Linus Pauling’in bu çalışmaların birçoğundan haberi olmadı. Çünkü kendisi, 1994 yılında prostat kanserinden hayatını kaybetti. Yani kullandığı C vitamini kendisini bu kanserden kurtaracak tedaviyi sağlamamıştı.

Tabii ki Pauling’in kanser olması ile kullandığı vitamin desteklerinin bir bağlantısı olup olmadığını hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Fakat halihazırda yapılmış ve antioksidan kullanımı ile kanseri bağdaştıran çalışmalar mevcut.

2007 yılında yayımlanan ve US Natonal Cancer Institute tarafından yapılan bir araştırmanın bulgularına göre, multi-vitamin kullanan erkeklerin, bu vitaminleri kullanmayanlara göre prostat kanserinden olma oranı yaklaşık 2 kat daha fazla. 2011 yılında yayımlanan ve 35.

533 sağlıklı erkek üzerinde yapılmış benzer bir araştırmaya göre de, E vitamini ve selenyum besin destekleri kullanan erkeklerin prostat kanserine yakalanma riski %17 daha fazla.

Harman’ın serbest radikaller ve yaşlanma ilişkisini gösterdiği teorisine geri dönelim. Bu araştırmada yaşlanmaya sebep olan serbest radikaller (oksidanlar) ve antioksidanlar arasındaki ilişkiyi biraz daha detaylandıralım.

Antioksidan doğal bir tanım değil, sadece bir adlandırma. Pauling’in tercihi olan C vitaminini ele alalım. Doğru dozdaki C vitamini, fazla yüklü serbest radikallerin serbest elektronlarını kabul ederek nötralize olmalarını sağlayabilir. Yani C vitamini kendisini feda ederek serbest radikallerin hücrelerinize zarar vermesini engelleyebilir.

Fakat bir elektron kabul etmesiyle, C vitaminin kendisi de serbest radikale dönüşür ve hücre zarlarına, proteinlere ve DNA’ya zarar verebilir. Zombi serbest radikallere kendisini feda eden C vitamini de zombiye dönüşür.

Normal durumlarda, C vitamini indirgeyici enzimi, C vitaminini antioksidan karakterine yeniden dönüştürebilir. Fakat, fazla miktarda C vitamini ile, indirgeyici enzim başa çıkamaz.

Vücut Savunması

Antioksidanların karanlık tarafı var ve serbest radikallerin kendilerinin de sağlığımız için gerekli olduklarını gösteren bulgular artıyor.

Serbest radikallerin moleküler mesajcılar olarak kullanıldıkları artık biliniyor. Yani serbest radikaller, sinyalleri bir hücre bölgesinden diğerine iletiyor. Bu rol dahilinde, serbest radikallerin bir hücrenin yaşamı boyunca hayati öneme sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Serbest radikaller olmadan, hücreler kontrolsüz şekilde büyümeye ve bölünmeye devam ederler. Bu durumu tarif ettiğimiz bir kelime de mevcut; kanser! Ayrıca serbest radikallerin yokluğunda enfeksiyonların da kolaylıkla hedefi olabiliriz.

İstenmeyen bakteri ya virüslerin mevcudiyetinde, serbest radikaller doğal olarak yüksek sayılarda üretilirler ve sessiz birer savaş borusu görevi görürler. Buna cevap olarak da, bağışıklık sistemimizin öncü savaşçıları olan makrofajlar ve lenfositler vücudumuzu savunmaya geçerler.

Tabii ki serbest radikallerin görevi bu kadarla da sınırlı değil. İstenmeyen mikroorganizmalar hücre içerisinde sıkıştırıldığı zaman, serbest radikaller en iyi bildikleri işi yapmak için yani hasar verip öldürmek için görev alırlar.

Kısacası, sağlıklı bir bağışıklık sisteminin olması için serbest radikallerin varlığına ihtiyacımız var. Dolayısıyla antioksidanlar kullanıp serbest radikallerin olmadığı bir vücuda sahip olmayı hedeflemek iyi bir fikir olmayabilir.

Bu yazıdan vitaminlerin sağlığımız için zararlı olduğu çıkarımını yapmak tabii ki doğru olmayacaktır. Burada bahsedilenlerin dışarıdan alınan vitamin destekleri olduğunu söylemekte fayda var.

Yani sağlıklı yaşamak ve sağlıklı yaşayım derken sağlığınızdan olmamak istiyorsanız, vitamin desteklerini kullanmadan önce mutlaka doktorunuza danışın ve gerektiği miktarda gerektiği şekilde bu vitaminleri almaya gayret gösterin.

Kaynaklar ve İleri Okuma:

HARMAN, D. (1972), The Biologic Clock: The Mitochondria?. Journal of the American Geriatrics Society, 20: 145–147. doi:10.1111/j.1532-5415.1972.tb00787.x

The Effect of Vitamin E and Beta Carotene on the Incidence of Lung Cancer and Other Cancers in Male Smokers The Alpha-Tocopherol Beta Carotene Cancer Prevention Study Group.
N Engl J Med 1994; 330:1029-1035 April 14, 1994 DOI: 10.1056/NEJM199404143301501

Young-In Kim, Does a High Folate Intake Increase the Risk of Breast Cancer?. Nutrition Reviews, 468-475 DOI: http://dx.doi.org/10.1111/j.1753-4887.2006.tb00178.x First published online: 1 October 2006

Risk Factors for Lung Cancer and for Intervention Effects in CARET, the Beta-Carotene and
Retinol Efficacy Trial. JNCI J Natl Cancer Inst (1996) 88 (21): 1550-1559. doi: 10.1093/jnci/88.21.1550

Villanueva, C and Kross, R. D. (2012), Int. J. Mol. Sci. 2012, 13, 2091-2109; doi:10.3390/ijms13022091

Surviving Antioxidant Supplements, JNCI J Natl Cancer Inst (2007) 99 (10): 742-743.
doi:10.1093/jnci/djk211

Vitamin E and the Risk of Prostate Cancer, JAMA. 2011;306(14):1549-1556. doi:10.1001/jama.2011.1437

Bu içerik BilimFili.com yazarı tarafından oluşturulmuştur. BilimFili.com`un belirtmiş olduğu “Kullanım İzinleri”ne bağlı kalmak kaydıyla kullanabilirsiniz.

  • Projelerimizde bize destek olmak ister misiniz?
  • Dilediğiniz miktarda aylık veya tek seferlik bağış yapabilirsiniz.
  • Destek Ol

Источник: https://bilimfili.com/vitamin-haplari-bilmecesi-sagliginiz-icin-potansiyel-zararlari/

C vitamini nedir? Yüksek C vitamini içeren besinler listesi

C Vitamini Hapının Fazlası Hastalıktan Korumaz

C vitamininin gripten kansere kadar bir çok hastalığa karşı vücudu koruduğunu belirten Ecz. Mehmet Müderrisoğlu, “İnsan vücudu diğer pek çok canlının aksine C vitaminini kendisini üretemiyor. Bu yüzden de C vitaminini dışarıdan besinlerle veya gıda takviyeleriyle almak gerekiyor” diyor.

Vitaminler, özellikle de C vitamini hayatımızın ve sağlığımızın olmazsa olmazı. Vücudumuzun neredeyse her fonksiyonunda vitaminlerin rolü var.

Vitaminlerin en bilineni ve hatta meşhuru olan C vitamini bizzat sağladığı faydaların yanında öbür vitamin ve minerallerden de yararlanmamızı sağlıyor. Türkiye’nin sağlık ve eczacılık alanında tanınmış isimlerinden Ecz.

Mehmet Müderrisoğlu, C vitaminini önemli kılan esas şeyin bir çok hayvan ve bitkide olan ancak insanda olmayan bir özellik olduğunu söyledi.

Acı biber

Yarım bardak doğranmış ya da dilimlenmiş acı biberde 107.8 mg C vitamini bulunur. Ayrıca, Buffalo Üniversitesi’nden araştırmacıların bulgularına göre, biberi acı yapan madde kapsaisin, eklem ve kas ağrılarına da iyi geliyor.

Kırmızı dolmalık biber

Bir bardak doğranmış kırmızı dolmalık biber, 190mg ile neredeyse portakaldaki vitamini üçe katlıyor. Bu biberler aynı zamanda göz sağlığını destekleyen A vitaminini de bol bol içeriyor.

Yeşil dolmalık biber

Yeşil dolmalık biber, kırmızısına göre daha az C-vitamini içerse de, yine de 120 mg ile günlük vitamin ihtiyacınızın %200’ünü karşılıyor. Aynı zamanda da güçlü bir lif kaynağı.

Kıvırcık kara lahana

Günlük tavsiye edilen A vitamininin 2 katını ve K vitaminin de 7 katını içeren kıvırcık kara lahana, aynı zamanda bir porsiyonunda 80.4 mg da C-vitamini barındırır. Bu besin değeri yüksek sebzede, büyük miktarda mineral ve yağ asidi de bulunur.

Brokoli

Turpgillerden brokolinin bir porsiyonunda 132 mg C-vitamini, doyurucu lif ve sadece 30 kalori bulunur. Ayrıca araştırmacılar, brokolinin kanser önleyici niteliklere sahip olabileceğinden de bahsediyor.

Papaya

Araştırmalar, papaya yemenin sinüsleri temizlediğini, cildi parlattığını ve kemikleri güçlendirdiğini söylüyor. Bir bardaklık porsiyonda, 88.3 mg C-vitamini bulunuyor.

Çilek

Bu süper gıdanın bir bardağında 87 mg C-vitamini, eser miktarda folik asit ve kalp sağlığını desteklediği kanıtlanmış diğer bileşenler bulunuyor. Çileğin beklenmedik bir diğer yararı da, doğal bir diş beyazlatıcısı olması.

Karnabahar

İster kızartın, ister haşlayın, isterseniz de püresini yapın. Küçük boy bir karnabaharda 127,7 mg C-vitamini, 5 gr lif ve 5 gr da protein bulunur.

Brüksel lahanası

Bu küçük lahanalar 74,8 mg C-vitamininin yanı sıra, kanser önleyici bitkisel besleyiciler ve lifle de doludur. Eğer hafif acı tatları hoşunuza gitmiyorsa, fırında kızartarak doğal tatlılıklarını ortaya çıkartabilirsiniz.

Ananas

Ananasta hem 78,9 mg C-vitamini hem de besinlerin parçalanmasına ve şişkinliklerin azalmasına yardımcı olan sindirim enzimi bromelayin bulunur. Bromelayin aynı zamanda doğal bir iltihap önleyici görevi görerek, zor bir egzersizden sonra daha hızlı bir şekilde kendinize gelmenize yardımcı olur.

Kivi

İki adet kivi 137,2 mg C-vitamini ile doludur. Bu tüylü meyve aynı zamanda potasyum ve bakır açısından da zengindir.

Mango

122,3 mg C-vitamini içeren bu tropik meyve, A vitamini açısından da oldukça zengindir. Bu iki vitamin bağışıklık sisteminin sağlığında önemli bir rol oynar ve buna ek olarak göz sağlığında da etkilidirler.

Vücudumuz C vitamini üretemiyor

Birçok hayvan ve bitkinin C vitaminini kendisinin ürettiğini ancak insan vücudunun bunu yapamadığını ifade eden Ecz. Müderrisoğlu, bu dezavantajın insanı C vitaminini dışardan almak zorunda bıraktığını kaydetti.  C vitamininin en çok kuşburnu, biber, maydanoz, kara lahana, kivi, çilek, turunçgiller, marul ve domateste bulunduğunu söyleyen Ecz. Müderrisoğlu, şöyle devam etti:

“Aynı zamanda bir antioksidan olan C vitamini, vücudumuzu yaşlanmanın en önemli nedeni olan serbest radikallerin zararlı etkilerinden ve kanserojenlerden korur. Bağışıklık sisteminin güçlenmesinde rolü olduğu için vücudu hastalıklara karşı korur.

Soğuk algınlığı ve grip gibi bir çok hastalığa karşı vücudun direncini artırır. Vücudumuzda oluşan yaraların iyileşmesini hızlandırır. Damarların güçlenmesine, kalp krizi ve kanın pıhtılaşmasını önlemeye yardımcı olur. Vücuda alınan demirin emilimini artırdığı için kansızlığa karşı yararlıdır.

Diş eti sağlığında da çok önemlidir. Diş eti kanamalarının nedenlerinden biri de C vitamini eksikliğidir.”

C vitamini eksikliğinde ne olur?

Ecz.

Müderrisoğlu, C vitamini eksikliğinin en erken görülen belirtisinin halsizlik olduğuna vurgu yaparak, şunları söyledi: “C vitamini eksikliği halsizlik, diş kanamaları, ciltte morluk, eklem ağrısı ve nefes darlığı gibi belirtileri olan iskorbüt hastalığına neden olur. C vitamini eksikliği bağışıklık sistemimizin zayıflamasına, alerjilere, kanser ve kalp hastalıkları gibi hastalıklara karşı elverişli hale gelmemize de neden olur.”

C vitamini depolanmıyor

Ecz.

Müderrisoğlu, insan vücudunun C vitaminini üretememesi kadar önemli bir dezavantajının C vitaminini depolayamaması olduğuna dikkat çekti: “Vücudumuz besinler ve gıda takviyeleriyle alınan C vitamininin ihtiyaç duyduğu kısmını kullanıyor. Fazla alınan C vitaminini ise bir kaç saat içinde atıyor” diye konuştu. Fazla miktarda C vitaminini almanın sadece böbrekleri yormaya yaracağını söyleyen Ecz. Müderrisoğlu, “Fazla C vitamini almak böbreklerde taş oluşumuna neden olabilir.

  Yetişkin bir insan günde 2000 mg’dan fazla C vitamini alırsa ishal, mide bulantısı ve mide krampları yaşayabilir” dedi.

Kimin ne kadar C vitaminine ihtiyacı var?

Peki bir insan günde ne kadar C vitamini almalı? Ecz.

Müderrisoğlu, günlük tüketilmesi gereken C vitamini miktarının yaş ile orantılı bir şekilde arttığını belirterek, “Sigara içenlerin tavsiye edilen değerlere 35 mg daha eklemesi gerekmektedir.

Sporcuların, hamilelerin, doğum kontrol hapı alanların, ameliyat geçirenlerin de C vitamini ihtiyacı artmaktadır” dedi. Ecz. Müderrisoğlu, günlük tüketilmesi tavsiye edilen C vitamini miktarlarını şöyle açıkladı:

YaşTavsiye edilen günlük miktar
0-6 ay40 mg
7–12 ay 50 mg
1–3 yaş15 mg
4–8 yaş25 mg
9–13 yaş45 mg
14–18 yaş (kız)65 mg
14–18 yaş (erkek)75 mg
Yetişkin (kadın)75 mg
Yetişkin (erkek) 90 mg
Hamileler80-85 mg
Emziren anneler115-120 mg

Takviye alabilirsiniz

Ecz.

Mehmet Müderrisoğlu, vücut dokularında ideal düzeyde C-vitamini bulunmasının belli aralıklarla dışardan alınmasına bağlı olduğunu belirterek, besinlerden yeterli miktarda C-vitamini alamadığını düşünenlerin eczanelerden C-vitamini takviyesi alabileceğini söyledi. C vitaminin vücutta kalma süresi sınırlı olduğu için belli aralıklarla alınması gerektiğinin altını çizen Ecz. Müderrisoğlu, “Bilim adamları C vitamininden maksimum yarar sağlamamız için pellet denilen teknolojiyi kullanıyor.

Bu teknoloji aldığımız C vitaminin vücuttan hemen atılmasını önlüyor. Pellet teknolojisiyle üretilen C vitamini belli aralıklarla yavaş yavaş eriyip kana karışıyor. Uzun salınım dediğimiz bu olay kanda istenen düzeyde C vitamini olmasını sağlıyor.

Bu da aldığımız C vitamininden 10 saate kadar yararlanmamızı sağlıyor” dedi.

Cilt bakımı ve güzelliği için hangi vitaminler?

Источник: https://indigodergisi.com/2016/02/c-vitamini-nedir-kim-ne-kadar-c-vitamini-almali/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть