Cinsel Yolla Bulaşan Tehlike: Rahim Ağzı Kanseri

içerik

Cinsel yolla bulaşan HPV virüsü, rahim ağzı kanserine neden oluyor!

Cinsel Yolla Bulaşan Tehlike: Rahim Ağzı Kanseri

Acıbadem Altunizade Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Osman Temizkan, Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında yaptığı açıklamada, rahim ağzı kanserine karşı tedbirler arasında başı çeken HPV aşısını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Rahim alt bölgesinin kanseri olan rahim ağzı (serviks) kanseri, tüm dünyada kadın jinekolojik kanserleri arasında üçüncü sırada yer alıyor ve en çok 35-55 yaşları arasında görülüyor.

Sinsice ilerlediğinden çoğunlukla ileri evrede teşhis edilebilen bu tehli hastalığa özellikle HPV virüsü denilen ve cinsel yolla bulaşan bir virüsün neden olduğunu belirten Doç. Dr. Osman Temizkan önemli bilgiler paylaştı.

Bu kanser HPV infeksiyonları genç yaşlarda bulaştığından dolayı özellikle genç kadınları tehdit ediyor. Cinsel yaşamı olan her 2 kadından birisi, hayatının herhangi bir döneminde HPV virüsü alırken, buna karşın virüsü almak kanser olmak anlamına gelmiyor.

Bugüne dek HPV virüsünün 100’e yakın çeşidinin tespit edildiğini, bunlardan 14 tanesinin onkojenik açıdan yüksek riskli olduğunu söyleyen Dr. Osman Temizkan: Olguların yüzde 70-80’inden iki çeşit HPV virüsü sorumludur. Kondom ve bariyer önlemleri, HPV enfeksiyonu riskini azaltır, ancak bu tam olarak koruyucu değildir.

HPV aşısı büyük ölçüde koruma sağlıyor

HPV aşısı ise rahim ağzı kanserinden büyük ölçüde koruma sağlıyor.Dünya Sağlık Örgütü de 9-13 yaş arası kızların aşılanmasını yani daha cinsel ilişkiye girmeden önce aşı yapılmasını öneriyor. Bu yaş grubundan sonra ise 45 yaşına kadar aşı yaptıranlar, henüz karşılaşmadıkları HPV tiplerine karşı aşıyla korunabiliyor.

Doç. Dr. Osman Temizkan, HPV aşısı yapılsa bile rahim ağzı kanserine karşı düzenli Pap-Smear testi yapılmasının önemli olduğunu söylüyor. Cinsel yönden aktif olan ve 21 yaşın üstündeki kadınların 30 yaşına kadar 3 yılda bir PAP Smear testi yaptırması yeterli. 30 yaşından sonra Pap-smear testinin ne sıklıkla yapılacağı kişinin taşıdığı riske göre değişiyor.

Erken yaşta korunmasız ve bilinçsiz cinsel ilişki de etkili

Rahim ağzı kanserine HPV (İnsan Siğil Virüsü) virüsünün yanı sıra birçok faktör yol açabiliyor. Doç. Dr.

Osman Temizkan; Erken yaşta korunmasız cinsel ilişki yaşayan, birden fazla cinsel partnerle ilişkisi olan, cinsel ilişki sırasında korunma yöntemi kullanmayan, genital bölge temizliğine dikkat etmeyen, sigara içen, yetersiz ve sağlıksız beslenen ayrıca ailesinde rahim ağzı kanseri geçmişi olan kişilerin daha yüksek risk taşıdıklarını söylüyor.

Bel ağrısı deyip geçmeyin!

Sinsice seyreden ve ileri evreye ulaşıncaya dek herhangi bir belirti göstermeyebilen rahim ağzı kanserinde bazı ipuçlarına çok dikkat etmek gerekiyor. Cinsel ilişkiden sonra ağrı, aşırı vajinal kanama ve akıntı ile kasık ve bel ağrısı da rahim ağzı kanserine işaret edebiliyor.

Doç. Dr. Osman Temizkan rahim ağzı kanserinin önlenebilir bir hastalık olduğunu belirterek “Uygulaması oldukça kolay olan Pap-smear testi servikal kanserlerin yüzde 90’ını erken dönemde yakalayabilir.

Serviks tarama çalışmalarının rutin olarak kullanıldığı ülkelerde serviks kanseri oranı yüzde 50’den fazla azalmıştır.

Düzenli tarama testleri ve HPV virüsüne karşı koruyucu aşıların yapılması bu kanseri önleyebildiğinden hayat kurtarıcıdır” diyor.

HPV aşısı: Koruyucu aşı çalışması umut veriyor

HPV aşısının tedavi edici değil, koruyucu etkisi olduğunu belirten Doç. Dr. Osman Temizkan, son yıllarda serviks kanserlerine neden olan HPV virüsü ile ilgili tedavi amaçlı aşı geliştirme çalışmalarının da umut verici olduğunu belirtiyor.

Günümüzde hastalığın seyrini ve seçilecek tedavi yöntemini; kanserin tipi, yerleşimi, evresi, büyüme hızı, hastanın yaşı ve tedaviye verdiği/vereceği yanıt belirliyor. Temel tedavi yöntemi cerrahi olmakla birlikte; ileri aşamadaki hastalarda radyoterapi ve kemoterapi seçilecek tedavi yöntemidir.

Cerrahi tedavi yöntemi artık laparoskopik ya da robotik olarak yapılmaktadır. Bu yöntemlerle sinir koruyucu cerrahi yapılarak idrar kesesini ve bağırsak fonksiyonlarını korumak mümkündür. Ayrıca yapılan cerrahinin cinsel fonksiyonlara etkisi ortadan kaldırılmaktadır.

Polikistik Over Sendromu nedir? Her 4 kadından birinde görülüyor!

Источник: https://indigodergisi.com/2019/01/rahim-agzi-kanseri-hpv-virusu/

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

Cinsel Yolla Bulaşan Tehlike: Rahim Ağzı Kanseri

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar (CYBH), birçok bakteri, virüs, mantar ve parazitten kaynaklanan hastalıklardır. Bu mikroorganizmalar, vücudun nemli bölgelerinde üreyip çoğalma özelliğine sahiptir. Bu yüzden yapısı itibariyle cinsel organlar ve çevresi bu mikroorganizmaların yerleşmesi için elverişli bir ortam oluşturur.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar erkekte  meni; kadında ise vajina sıvısı hastalık yapıcı mikroorganizmaları taşır. Bu hastalıklar genel olarak anal, oral ve vajinal olarak cinsel ilişki sırasında vücut sıvıları yoluyla bir kişiden diğerine geçse de bazı hastalıklar kan ve kan ürünleri nakli, ortak şırınga kullanımı gibi etkenler ile de yayılabilir.

Hatta bazı durumlarda anneden bebeğine hamileyken, doğum sırasında ya da emzirirken dahi geçebilir. Cinsel yolla bulaşan hastalıkların bazıları tedavi edilebilirken bazıları ölümcül olmaktadır. Bazı hastalıklar tedavi edilse bile kısırlık gibi sorunlar bırakabilir.

Bu hastalıklardan korunmak için cinsel ilişki sırasında kondom kullanmak; kuaför, berber, eczane ve diğer sağlık kuruluşlarında kullanılan araç- gerecin temizliğinden emin olmak; cinsel bölgedeki herhangi bir rahatsızlığı es geçmemek gerekir.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklara geçmeden önce kısaca belirtilerinden bahsedelim.

Her iki cinste de görülen belirtiler; ağrılı idrar yapma, idrar yaparken güçlük, sık idrara çıkma, cinsel organlarda ağrılı/ağrısız açık yaralar ya da kabarıklar, cinsel organlarda siğil ve uçuklar, kol ve bacaklarda kaşıntısız kızarıklıklar, döküntüler, cinsel organda karıncalanma hissi ya da kaşıntı, baş ağrısı, halsizlik, bulantı, kusma, ateş, üşüme, ağızda yaralar, kasıklarda şiş ve ağrılı bezeler, deri altında şişliklerdir. Bunun dışında erkeklerde penisten yeşil, sarı bir akıntı gelmesi; kadınlarda ise düzensiz adet kanaması ve her zamankinden farklı vajinal akıntı diğer belirtiler arasındadır. Bu tarz belirtiler ile karşılaşan bireyler bir sağlık kuruluşuna başvurmalı ve eğer bir hastalık taşıyorsa bulaştırması muhtemel kişilerin de test yaptırmasını sağlamalıdır.

  En sık görülen bakteri kökenli hastalıklardan biridir. Erkeklerde penisten beyaz, sarı renkli yapışkan bir akıntı gelir ve idrar yaparken yanma olabilir. Kadınlarda ise adet dönemi dışında kanama, vajinal akıntı ve alt karında ağrı gibi belirtiler görülür.

Erkeklerden kadınlara bulaşma olasılığı, kadınlardan erkeklere bulaşma olasılığından fazladır. Hastalığın teşhisi için akıntı ya da idrardan alınan örnekler test edilir. Hastalık bakteriyel olduğu için tedavisinde antibiyotik kullanılır.

Diğer cinsel hastalıklarda olduğu gibi eş  tedavisi de uygulanmalıdır.

2. Cinsel Organ Siğilleri

Bu siğillere “human papilloma virüs” sebep olur. Siğili olan kişiden cinsel ilişkiyoluyla diğerine bulaşırlar.

Penis, vajina, genital bölge ve anüste ağrısız, farklı büyüklüklerde karnabahara benzeyen et kümeleri şeklinde ortaya çıkarlar. Buna sebep olan virüslerin kuluçka süresi 1- 6 aydır, bu sürede tedavi edilmediğinde daha çok yayılabilirler.

Tedavisinde özel bir ilaç kullanılmaz, kimyasallarla eritme, yakma, kesip çıkarma, lazer gibi cerrahi uygulamalar gerekir.

 Bu hastalığın etkeni Herpes Simplex Virüs Tip 2’dir. Viral bir enfeksiyondur.  Üreme organlarında kaşıntılı ve ağrılı, uçuk şeklinde sivilceler görülür. Kendiliğinden iyileşir, ancak tekrarlar. Tedavisi zordur. Birtakım başka hastalıklara da yol açabilir. İdrar kanallarını etkileyebilir, kadınlarda doğum sırasında bebeğe geçebilir ve bebekte ciddi sorunlara sebep olabilir.

4. Frengi

Bir diğer adı Sifiliz’ dir. Bütün vücudu etkileyen bakteri kökenli bir hastalıktır. İlk belirtisi, penis ya da vajinada ortaya çıkan krater şeklinde bir tür yaradır. Penis ve vajina dışında, ağız kenarında, ellerde ve anüste de görülebilir.

Tedavisinde Penisilin kullanılır. Eğer tedavi zamanında uygulanmazsa hastalık ilerleyip sinir sistemine zarar vermeye başlar. Bunun sonucunda körlük, sağırlık oluşabilir; aynı zamanda tümör oluşumuna sebep olabilir ve ölümlere sebep olabilir.

5. Klamidya

Klamidya, hem kadınlarda hem de erkeklerde görülen bir hastalıktır. Sarı renkli bir akıntıyla kendini belli eder. Erkeklerde idrar yaparken yanma hissine; kadınlarda ise karın içinde iltihaplanmalara sebep olur. Kısırlığa ve üreme organlarında apse oluşmasına yol açabilir. Tedavisi kolaydır. Ancak hamile kadınlarda anne adayı ve bebek için tehli olabilmektedir.

6. Trikomoniasis

Bakteriyel bir hastalıktır. Genellikle aktif bir cinsel hayatı olan genç kadınlarda görülür.

Kadınlarda kötü kokulu sarı- yeşil köpüklü vajinal akıntı, vajinal kaşıntı ve kızarıklık, cinsel ilişki sırasında ağrı ve sık idrara çıkma gibi belirtiler gösterebilir.

Erkeklerdeki belirtiler ise penis akıntısı, sık idrara çıkma ve idrar yaparken ağrı duymadır. Bakteri kökenli bir hastalık olduğu için antibiyotiklerle tedavi edilir.

7. Sarılık

Sarılık, virüslerin sebep olduğu bir hastalıktır. Su ve besinler yoluyla da bulaşabileceği gibi cinsel yolla ve kan ile de bulaşabilir. Hepatit B ve Hepatit C, bu hastalığın cinsel yolla bulaşan tipleridir. Karaciğeri etkileyen bir hastalıktır. İlk belirtileri, yüksek ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, bitkinlik, iştah azalması, bulantı ve ishal vb’ dir.

Bunun dışında, karaciğerde büyüme ve hassasiyet görülebilir. İlerleyen dönemde karaciğer iltihabı, siroz, kanser ve ölümlere neden olabilir. Kesin tedavisi yoktur, ancak uygulanan tedavilerle vücut güçlendirilerek hastalığın zararı azaltılmaya çalışılır. Korunma yollarından en önemlisi aşı olmaktır.

Hepatit B için aşı uygulanabilirken Hepatit C için aşı henüz elde edilememiştir.

8. HIV / AIDS

HIV, İngilizce Human Immunodeficiency Virus’ ın, yani Türkçesi İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü, baş harflerinin oluşturduğu  bir kısaltmadır.

Bu virüs, kişinin bağışıklık sistemini etkiler, bağışıklık sistemine zarar vererek vücudu hastalıklara ve mikroplara karşı etkisiz hale getirir. Sonuç olarak, bağışıklık sistemi zayıflar, hatta yok olur ve çok basit hastalıklar bile ölümcül olabilir. HIV, AIDS’ e yol açabilen bir virüstür.

Ancak bu, her HIV  taşıyıcısı AIDS demek anlamına gelmez. AIDS, HIV taşıyıcısı bireyin HIV nedeniyle ciddi enfeksiyonlar geçirmiş olması ve kan testi yoluyla bağışıklık sistemi hücrelerinin büyük oranda virüsler tarafından tahrip edilmiş olduğunun tespiti ile belirlenebilir.

AIDS, ingilizce Acquired Immune Deficiency Syndrome’ un baş harflerinden oluşan bir kısaltmadır. Türkçesi Edinilmiş Bağışıklık Eksikliği Sendromu’ dur.

AIDS, HIV enfeksiyonunun son aşamasıdır. HIV yüzünden  bağışıklık sistemi yok olur; HIV enfeksiyonları ve bunun yanında zatürree, cilt kanseri, bunama gibi hastalıklar görülür. Kesin AIDS tanısı, bulaşma gerçekleştikten en az 3 ay sonra yapılabilen ELISA testleri ile koyulabilir.

Peki, HIV virüsü nasıl bulaşır? HIV virüsü kan yoluyla, HIV pozitif kişinin kan, kan ürünleri, doku veya organlarının nakliyle bulaşabildiği gibi cinsel yolla da bulaşabilir. HIV pozitif, kanında HIV virüsü taşıyan bireyler için kullanılır. Aynı zamanda hamileliğinde HIV taşıdığını ya da AIDS olduğunu bilmeyen annelerin çocuklarına bulaşır.

Hamilelikte kan ve plasenta; doğum sırasında kan; emzirme döneminde ise anne sütü yoluyla bulaşabilir.

9. Yumuşak Çıban

İlk belirtileri, kadın ve erkeklerde üreme organlarındaki ağrılı yaralardır. Yaraya yakın oluşan şişlikler zamanlar büyür ve iltihap toplar. Antibiyotikle tedavi edilebilir. Yaraların iyileşmesi aylar alabilse de, tedavisi kolaydır.

Bütün cinsel eşlerin tedavisi gerekir. Genellikler erkeklerin kişisel hijyenine dikkat etmemesi sonucu görülür ve sünnetsiz erkeklerde bulaşma riski sünnetlilere göre 3 kat daha fazladır.

Yumuşak ayrıca HIV virüsü kapma ihtimalinizi arttıran bir risk faktörüdür.

Источник: https://evdesifa.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar/

Dikkat! Cinsel yolla bulaşan teh: HPV virüsü!

Cinsel Yolla Bulaşan Tehlike: Rahim Ağzı Kanseri

 Jinekolojik Onkoloji uzmanı Op. Dr. Yakup Yalçın HPV virüsü hakkında merak edilen soruları yanıtladı. İşte HPV virüsü hakkında her şey…

HPV nedir? 

HPV , ‘Human Papilloma Virüs’ denen bir virüsün kısa adıdır.

Cinsel yolla en sık bulaşan hastalıktır. 200’den fazla farklı tipi olduğu bilinmektedir.

Başta genital bölge olmak üzere vücudun değişik yerlerinde siğil (kondilom), hücre çoğalması ve kansere neden olabildiği düşünülmektedir.

Amerika’da en sık cinsel yolla bulaşan hastalık olup, yılda 6 milyon kişinin bu virüs ile enfekte olduğu bildirilmiştir. Son yıllarda ülkemizde de HPV’nin yol açtığı hastalıklarda artış olduğu gözlemlenmektedir.

HPV görülme sıklığını sessiz enfeksiyonların ve siğili olmayan taşıyıcılardan dolayı net olarak belirtmek zordur.

Erken yaşta başlayan cinsel aktivite ve çok eşlilikle birlikte görülme sıklığı artmaktadır. HPV iletemassonrasısiğillerortalama 3 ay içerisindeortayaçıkar. Ancakvirüsünkuluçka süresi 2 hafta ile 2 yıl arasında değiştiği için siğiller herhangi bir zamanda da çıkabilir veya tekrarlayabilir.

Virüs nasıl bulaşır?

HPV çoğunlukla cinsel yolla bulaşır. Ciltte gördüğümüz siğillere yol açan tipler kontamine yüzeylerden veya eşyalar aracılığıyla bulaşabilir.

Ancak rahim ağzı lezyonlarına veya rahim ağzı kanserine yol açan tiplerin büyük çoğunluğu cinsel yolla bulaşmaktadır. Hastalık çoğunlukla cinsel temasla bulaştığından çok eşlilik önemli bir risk faktörüdür. Partner sayısı arttıkça da risk artmaktadır. Kondom-prezervatif genital bölgeyi tamamen sarmadığı-örtmediği için mutlak bir koruma sağlamaz.

Genital bölgesinde HPV tespit edilenlerin partnerleri de bu konuda uyarılmalı, bilgilendirilmeli ve mutlaka ürolog veya jinekoloğa muayene olmalıdır. HPV sadece siğile değil kansere de sebep olabilir. Erkeklerde penis kanserlerin ise yüzde 50’ye yakınının HPV ile ilişkisi gösterilmiştir.

Şimdiye kadar rahim ağzı (serviks) kanseri ile ilişkisinden dolayı kadınlarda daha çok önemsenirken, son 20 yıldır erkeklerde de sıklığındaki artış ve olası sonuçları nedeniyle ciddi yaklaşılan bir hastalık haline gelmiştir. 

HPV nasıl tedavi edilir?

HPV’nin en sık görülme yaşı 20-25 yaş civarıdır. Bir kadının yaşam boyu HPV ile enfekte olma oranı ise %70-80 civarındadır.

HPV teşhisi konulan hastalar öncelikle sakin olmalıdır ve bunun kesinlikle kanser anlamına gelmediğini bilmelidir.

Eğer tespit edilen HPV tipi yüksek riskli ise kolposkopi dediğimiz kamera sistemi olan bir mikroskopla rahim ağzını incelemek gereklidir.

Rahim ağzında gördüğümüz lezyon yüksek dereceli ise biyopsi alınır ve patolojik incelemesi yapılır. HPV virüsünü tedavi edici bir ilaç yok. Önemli olan HPV’nin oluşturduğu hastalıkları tedavi etmektir.

İmmün sistemimizin güçlü olması bu virüsü yok etmede önemlidir. Sigara içmek, virüsün vücuttaki kalıcılığını arttıran olumsuz bir risk faktörüdür.

Bundan dolayı sigara içmeyi bırakmak HPV’nin gerileme sürecini hızlandırır. HPV enfeksiyonlarının yüzde 70’i ilk 1 yıl içerisinde, yüzde 90’ı ise 2 yıl içerisinde kendiliğinden tamamen temizlenir. Geriye kalan yüzde 10’luk bölümde ise hastalık devam eder. Bu gruptaki hastalar kanser gelişimi açısından riskli gruptur. HPV’nin kansere yol açma riski yüzde 1 civarındadır.

HPV virüsünün kanser oluşturma süreci ise yaklaşık 10-15 yıldır.

HPV aşısının etkinliği nedir?

HPV DNA aşıları Quadrivalan (dörtlü aşı: 6, 11, 16 ve 18 tipler) ve Bivalan (ikili aşı: 16 ve 18) olmaküzere 2 çeşit olarak bulunmaktadır.

Bu iki aşı için ideal aşılama yaşı,kız ve erkek çocukları için 11-12 yaştır. 11-12 yaşında aşılanmamış kişileriçin 26 yaşına kadar ‘catch-up’ aşılama yapılabilir.

Ayrıca 45 yaşa kadar kadınlarda yapıldığında aynı etkinin var olduğu gösterilmiştir. Ülkemizde her iki aşı için Sağlık Bakanlığı’nın onayı vardır.

Bu aşıların HPV 16 ve 18’e bağlı prekanserözlezyonlara karşı koruyuculuğu yüzde 97-100, siğillere karşı etkinliği ise yüzde 99 olarak saptanmıştır. Her iki aşının da etkili olabilmesi için üç doz olarak kas içerisine (kol veya kalçadan) yapılması gereklidir.

Dörtlü aşı, ilk doz yapıldıktan sonraki 2. ve 6. aylarda tekrarlanmalıdır. İkili aşı ise ilk dozdan sonraki 1. ve 6. aylarda tekrarlanmalıdır.

Gebelerde aşılama programına başlanmamalıdır. İlk doz yapıldıktan sonra gebe kalındıysa gebelik sonrası sıfırdan başlanmalıdır. İki doz yapıldıktan sonra gebelik söz konusu ise üçüncü doz emzirme döneminde doğumdan sonraki 6. haftadan itibaren güvenle yapılabilir. Gebe olduğu bilinmeden aşı yapılmış ise gebeliğin sonlandırılmasına gerek yoktur; doğumsal özür artışı gösterilmemiştir. 

Son Güncelleme: 02.02.2019 17:24

Источник: https://www.mygazete.com/saglik/dikkat-cinsel-yolla-bulasan-tehlike-hpv-virusu-h26646.html

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalık Belirtileri

  • İdrar yaparken yanma, acıma, sık sık idrara gitme
  • Peniste, vajinada, makat, dudak ve ağız içinde yaralar, siğiller ve içi su dolu kabarcıkların oluşması
  • Penis, vajina veya makattan kötü kokulu ve renkli akıntı gelmesi, kaşıntı,
  • Kasıklarda ağrı,şişkinlik ve bezeler
  • Karnın alt bölümünde ağrı
  • Cinsel ilişkiden sonra kanama

Cinsel yolla bulaşan hastalıklarda bu belirtilerden biri ya da birkaçı beraberce görülebilir, ancak bunlar başka hastalıklara bağlı da olabilirler. Doğru teşhis ve tedavi için mutlaka doktora başvurmalısınız..

Eğer cinsel yolla bulaşan bir hastalığa yakalanıp tedavi edilmezseniz bu ciddi sonuçlar verebilir. Örneğin kadınlarda kısırlık, dış gebelik, hatta rahim ağzı kanserinin sebebi olabilir.

Cinsel yolla bulaşan hastalık taşıyanlar gebelik veya doğum sırasında taşıdıkları mikrobu bebeklerine geçirebilirler.

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar Nelerdir?

Başlıcaları Genital Herpes (genital uçuk), Human Papilloma Virus (genital siğil-kondilom), Hepatit, Klamidia, Sifilis (Frengi), Gonore (bel soğukluğu), Micoplazma Genitalis, Üreaplazma

Klamidya

En sık görülen ve tedavi edilebilen cinsel yolla bulaşan hastalıklardan biridir, Kadınlarda serviks ve erkeklerde penis üretra enfeksiyonuna neden olur. En sık görülen semptomları, cinsel ilişki sırasında ağrı ve penis ya da vajinadan akıntıdır.

Bununla birlikte çoğu klamidia taşıyan hastanın haftalar, aylar hatta yıllar boyunca semptomları olmayabilir yani asemptomatiktirler. Klamidya taranması ve tedavi edilmesi önemlidir. Aksi taktirde uzun vadede ciddi zararları olabilir.

Prezervatif kullanmak hastalığın önlenmesine yardımcı olur.

Gonore (Bel Soğukluğu)

Diğer en yaygın görülen bakteriyel cinsel yolla bulaşan hastalıktır. Genellikle klamidya ile aynı organları enfekte eder ve benzer uzun vadeli etkileri vardır.

Gonore belirtileri idrar yaparken yanma ve erkeklerde sarı-beyaz veya yeşil akıntıyı içerir. Klamidyada olduğu gibi gonoreli pek çok kişinin belirtileri yoktur.

Günümüzde gonore ile ilgili en büyük problemlerden biri, antibiyotiğe dirençli gonore hastalığının giderek artan bir sorun olmasıdır.

Sifilis (Frengi)

Yaygın bir cinsel yolla bulaşan hastalıktır. Hastalığa “Treponema pallidum” adlı bakteri neden olur ve tedavi edilmediği takdirde ciddi komplikasyonlara yol açabilir.

Sifiliz, dış genital bölgede, ağızda, vajina veya rektumda görünebilen sifiliz yaralarıyla doğrudan temas yoluyla bulaşır yani oral seks yoluyla, vajinal veya anal ilişki ile bulaşmaktadır. Sifiliz yaraları kondomun kapsamadığı bölgelerde de ortaya çıkabileceğinden, prezervatifler sadece bulaşma olasılığını azaltır ancak tamamen ortadan kaldırmaz.

Erken sifilizin küçük ağrısız yaraları (şankr) kendi başlarına iyileşebilir ancak bu hastalığın iyileştiği anlamına gelmez, sadece tespit ve tedavi edilmesini daha zor hale getirir.

Mikoplazma

Mycoplasma genitalium (MG) adlı az bilinen cinsel yolla bulaşan hastalığa son yıllarda gonoreden daha sık rastlanmaktadır Dahası gonore ve klamidya gibi kadınlarda servisit ve erkeklerde nongonokokal üretritin başlıca nedeni olarak ortaya çıkmaya başlamıştır. Tedavi edilmediği taktirde Pelvik İnflamatuar Hastalık (PID) ve infertilite (kısırlık) dahil olmak üzere uzun vadede çok ciddi sonuçlarla ilişkili olduğu düşünülmektedir.

Üreaplazma

Sık tekrarrlayan idrar yolu enfeksiyonu Vulvovajinit, servisit ve pelvik inflamatuvar hastalığın (PID) önemli bir belirtisi olan vajinal akıntı üreaplazma ürealyticum enfeksiyonun bir semptomu olabilir. U.urealyticum infertilite (kısırlık), nongonokokal üretrit, koryoamniyonit ve düşük doğum ağırlıklı bebek gibi pek çok probleme sebep olmaktadır.

Micoplazma ve Üreaplazma bakterilerini  ortaya koymak için, vajinal akıntıdan vajinal kültür- antibiogram yapılması ve geliştirilmiş özel besiyerlerinde üremesi gerekmektedir. Bu şekilde doğru ve güvenilir tanı konulabilir.

Trikhomonans

Trichomoniasis kadınlarda erkeklere göre daha sık görülen tedavi edilebilen cinsel yolla bulaşan hastalıktır. Semptomlar benzer olduğundan yanlışlıkla mantar enfeksiyonu veya bakteriyel vajinozisle karıştırılabilir.

Köpüklü vajinal akıntı, güçlü vajinal koku, cinsel ilişki sırasında ağrı, tahriş ve kaşıntı gibi şikayetlere sebep olabilir.  Erkekler de trikhomonas enfeksiyonuna yakalanabilir, ancak aynı semptomlar görülmez.

Hastalık teşhisi konduğunda eşinizin de tedavi edilmesi gerekir.

Human Papilloma Virüsü (HPV)

muhtemelen en yaygın viral CYBH’tır. HPV rahim ağzı kanseri yani serviks kanseri virüsü olarak bilinir, ayrıca genital siğillere sebep olur. Her ne kadar HPV tamamen tedavi edilemez ise de semptomları tedavi edilebilir ve birçok insanda hastalık kendiliğinden geriler. 11-12 yaş arası çocukların HPV aşısı ile aşılanması gelecekte HPV’den korunmaları için tavsiye edilir.

Herpes Virüs (Genital Uçuk)

bir başka viral CBH’tır ve iki formdadır HSV-1 ve HSV-2.

HSV-1 çoğunlukla ağız etrafındaki yaralarla ve HSV2 çoğunlukla genital yaralarla ilişkilidir. Bununla birlikte, herpesi ağızdan genitale veya genitalden ağıza bulaştırmak mümkündür.

Herpes semptomları antiviral ilaçlarla tedavi edilebilir ancak virüs tamamen yok edilemez. Herpes virüsü taşıyan insanlar, herhangi bir yara veya başka bir semptomu olmadığında bile virüsü bulaştırabileceklerini bilmelidir.

Her ne kadar prezervatif kullanmak herpes bulaşma riskini azaltabilirse de yüzde 100 etkili değildir.

AIDS ve Hepatit

AIDS ve Hepatit gibi bazı virüsler cinsel yol dışında başka şekillerde de bulaşır.

Örneğin kan nakli, steril olmayan iğnelerle kan alınıp verilmesi, damardan uyuşturucu kullanımı (başkasının iğnesinin kullanılması ile) veya steril olmayan koşullarda dövme yapılması, kulak delinmesi gibi yollarla da bulaşabilir. Başkasının bardağını, çatal kaşığını kullanmakla cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanmazsınız.

Bakteriyel Vajinozis (BV)

Bakteriyel vajinozis (BV),  kadının vajinasındaki sağlıklı bakterilerin yok olduğu ve yerini farklı organizmalarla değiştirdiği bir durumdur.

Semptomlar vajinada beyaz veya gri akıntı, yanma, kaşıntı ve özellikle cinsel ilişkiden sonra dikkat çeken güçlü bir balık kokusunu içerir.

BV’den kurtulmak için antibiyotik kullanılmaktadır ancak başarılı bir tedaviden sonra bile sıklıkla yeniden ortaya çıkar. Enfeksiyon pelvik inflamatuar hastalık ve erken doğum riskini arttırabilir.

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıkların Tedavisi

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar genellikle kendiliğinden iyileşmezler. Mutlaka doğru şekilde tedavi edilmesi gerekir.

Vaginal akıntıdan, anüs veya penis ucundan alınan sürüntüden yapılan laboratuar incelemeleri ile doğru teşhis ve uygun tedavi belirlenir. Verilen tedavi şikayetler kaybolsa bile tam uygulanmalıdır.

Tedavi süresince cinsel ilişkide bulunmamak ya da ilişki olduğunda kondom kullanmak gereklidir.

Hastalığın size bulaştığı andan itibaren ve tedavi süresince hastalığı cinsel ilişkide bulunduğunuz herkese bulaştırabilirsiniz.

Başkasıyla cinsel ilişkiye girdiğini düşündüğünüz veya şüphelendiğiniz kişilerle cinsel ilişkiden kaçınmak veya kondom kullanmak cinsel saglığınız için çok önemlidir.

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklardan Korunma Yolları

Cinsel ilişki esnasında prezervatif kullanmak cinsel yolla bulaşan hastalıkların yayılmasını önlemek için en güvenli yoldur. Prezervatifler, mikroplara karşı fiziksel bir bariyer sunarlar.

Oral, vajinal veya anal seks eylemi için her seferinde yeni bir lateks prezervatifi kullanılmalıdır.

Lateks prezervatif kullanırken, yağ bazlı bir kayganlaştırıcı kullanmaktan kaçının. Oral kontraseptifler (doğum kontrol hapı) veya spiral (rahim içi araç) gibi gebelikten korunma yöntemleri cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan korunmak için işe yaramaz.

Cinsel eylemden kaçınmak, cinsel yolla bulaşmayı önlemek için en etkili yoldur.

Enfekte olmamış bir partnerle tek eşlilik önerilir.

Aşılar:  HPV ve Hepatit B’nin neden olduğu enfeksiyonları engelleyen aşılar vardır.

Düzenli kontrol: Yeni bir partner ile cinsel ilişkiden önce eşinizin cinsel yolla bulaşan bir hastalığının olup olmadığını kontrol edin.

Eğitim: Topluma güvenli cinselliğin önemi hakkında bilgi verilmelidir.

Jin.Op.Dr.Yeşim Yerçok (Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı)‘tan Randevu almak için iletişim bilgileri aşağıdadır:

Randevu için Tel: 0216-3851715

Adres: Fener Kalamış cad. Billur apt. No:5 Da:9 Kızıltoprak/İstanbul

Mail: info@dryesimyercok.com

Источник: https://www.dryesimyercok.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar/

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar Ve Belirtileri – Sağlık Ocağım .NET

Cinsel Yolla Bulaşan Tehlike: Rahim Ağzı Kanseri

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, bu hastalıkların etkenleri olan virüslerin, bakterilerin, parazitlerin cinsel temas sonrası bir kişiden diğerine geçmesidir. Fakat bazen anneden bebeğe de bu hastalıklar bulaşabilir. Ağız, vajina ve anüs sıvıları ve kan cinsel yolla bulaşan hastalıkların etkenlerinin bulaşmasını sağlar.

Dolayısı ile bu sıvıların bir kişiden diğerine bulaşması söz konusu ise bu doğrudan ya da hastalık bulaşmış eşyaların birinden diğerine aktarılması şeklinde bulaşım olabilir. Bunla birlikte uyuşturucu kullananlarda enjektör yolu ile HIV (AIDS) virüsü, hepatit C ve B virüsü bulaşabilir. Bu enfeksiyonlar cinsel yolla bulaşan hastalıklar olarak tanımlanır.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve bulaşma yolları

Sık rastlanan cinsel hastalıklar HPV virüsü ile ortaya çıkan genital siğiller, trikomonas vajinalis (tek hücreli parazit), genital uçuk virüsü, klamidya ve bel soğukluğu (gonore) gibi hastalıklardır.

Daha az görülmekle beraber sifiliz, hepatit B virüsü, hapatit C virüsü ve AIDS hastalığına sebep olan HIV virüsü gibi hastalıklar ölümcül olabilir.

Genital enfeksiyonlardan en kritik olanları HPV virüsü, genital herpes (uçuk) virüsü, HIV virüsü, hepatit B ve C virüsü doğum sırasında ya da gebelik döneminde anneden çocuğa geçebilecek virüslerdir. Ayrıca klamidya ve sifiliz gibi hastalıklar da yeni doğan döneminde çocuğa geçebilirler.

Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar ve hastalıklar cinsel olgunluk yaşında olan bütün kadınlarda ve erkeklerde görülebilir. Cinsel enfeksiyon var olan kişi ile cinsel ilişki kurmak bu riski arttırır. Ayrıca hijyen koşullarına uyulmuyor ise, prezervatif gibi önleyici yöntemler kullanılmaz ise cinsel yolla bulaşan hastalıkların bulaşma ihtimali daha yüksektir.

Sosyal ekonomik koşulları iyi olmayan, hijyen kurallarına uymayan ve daha önce cinsel yolla bulaşan hastalık geçirmiş olan bireylerde ve toplumlarda cinsel yolla bulaşan hastalıkların gelişme riski daha fazladır.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar kimlerde görülür?

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar dünyada en sık rastlanan enfeksiyon hastalıklarından biridir. En sık bulaşma yolu korunmasız olarak yapılan cinsel ilişkidir.

Cinsel partner sayısının fazla olması enfeksiyon bulaşma olasılığını arttırır.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 15-49 yaş arası bireylerin arasında her yıl 500 bireyde cinsel yolla bulaşan hastalıklara rastlandığı konusunda bilgiler vardır.

Bu hastalıkların en kötü tarafı hiçbir belirti vermeden gizli ilerlemesidir. Belirti vermediği dönemde kişi kendisindeki enfeksiyonu cinsel yolla başkalarına bulaştırabilir. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar tedavi edilmediği taktirde kısırlık, kronik ağrı, akıntılar, uçuklar ve benzeri şikayetlere ve ölüme kadar gidebilen sonuçlara yol açabilirler. Bu hastalıkların geneli tedavi edilebilir.

Cinsel yolla bulaşan hastalıkların belirtileri

Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar her zaman belirti vermeyebilir ve kadın ya da erkek taşıyıcı olabilir.

HPV virüsü belirtileri : HPV virüsü belirtilerinde genital akıntıda artış veya genital siğiller görülebilir veya kadın rahim ağzı kanseri taramasında PAP smear testi yapıldığında HPV virüsü olduğu anlaşılabilir. HPV virüsünün günümüzde rahim ağzı kanserlerinin tamamında etkili olduğu bilinmektedir ve bazen doğrudan rahim ağzı kanseri olarak görülebilir.

Trikomonas virüsü belirtileri : Trikomonas, tek hücreli bir parazittir ve bol köpüklü bir vajinal akıntı ile kendini gösterir.

Genital herpes virüsü belirtileri : Genital herpes virüsü ise ağrılı ve genital bölgede ciltten kabarık su toplaması tarzında döküntüler ile kendini belli eder. Bu virüs bazen idrar yollarının çıkışını da tutar ve idrar yaparken ağrılı bir durum ortaya çıkar.

Klamidya virüsü belirtileri : Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan en sık görüleni olan klamidya kadın ve erkeklerde çok belirgin bir şikayete neden olmayabilir ve hafif bir akıntı söz konusu olabilir. Fakat hem erkeklerde hemde kadınlarda kısırlık (infertilite) gibi bir soruna neden olabilir.

Gonore (bel soğukluğu) belirtileri : Gonore enfeksiyonu ise kadınlarda da erkeklerde de iltihabı bir akıntı, ateş yükselmesi ve ağrılı idrar yapmaya sebep olabilmektedir.

Sifiliz (Frengi) belirtileri : Sifiliz günümüzde daha nadir görülen ve kendine has ciltten kabarık birleşen bir döküntüsü vardır. Sifilizin teşhisi erken tedavisi için çok önemlidir.

HIV virüsü ve hepatit belirtileri : HIV virüsü, hepatit B virüsü, hepatit C virüsü gibi virüsler herhangi bir belirti vermezler. Fakat HIV virüsü AIDS hastalığına neden olarak bağışıklık sistemini çökertir. Hepatit B ve hepatit C virüsleri ise karaciğer hastalıklarına ve karaciğer kanserine yol açarlar.

Cinsel yolla bulaşan hastalıkların teşhisi

Cinsel yolla bulaşan hastalıkların tedavisi

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar uzun süre belli bir belirti vermediği için teşhis etmek kolay değildir. Cinsel yolla bulaşan hastalıkların erken dönemde tespit edilmesi hastada oluşabilecek komplikasyonları ve hastalığın diğer bireylere bulaşmasını önlemek için oldukça önemlidir.

Hastalık erken dönemde herhangi bir belirti vermediği için muayene ile teşhis koymak zordur. Bunun için ELIZA, PCR, kültür ve mikroskopik gibi tetkiklere ihtiyaç duyulur.

Bunların dışında cinsel olgunluk çağında olan erkekler ve kadınların tarama testleri yaptırmaları erken teşhis açısından önemlidir.

Ayrıca hamilelerin doğum öncesi dönemde HIV, hepatit B, hepatit C, klamidya, gonore, genital herpes ve sifiliz taramalarını yaptırmaları önerilmektedir.

Cinsel yolla bulaşan hastalıkların tedavisi

Cinsel yolla bulaşan hastalıkların erken teşhisi ve tedavisi önemlidir. Cinsel yolla bulaşan hastalıkların tedavisinde, gonore, sifiliz, klamidya ve mikoplazma genitelyum uygun antibiyotikler ile tedavi edilebilmektedir.

HIV virüsü, HPV (Humman papilloma), hepatit B, hepatit C ve genital herpes enfeksiyonlarının tedavisinde farklı antiviral ilaçlar kullanılır. Bunun dışında HPV, ve hepatit B aşısı enfeksiyon kapmadan önce yapılır ise enfeksiyonun tedavisinde başarı oranı daha yüksektir.

Antiviral ilaçlar HIV virüsünü kontrol altında tutabilir iken, diğer bireylere geçişini önlemez. Ayrıca hastalığın erken teşhis edilmesi ve erken tedavi edilmesi hayati önem taşır.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma yolları

Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmanın ilk yolu, cinsel yolla bulaşan hastalığı olan veya olma olasılığı olan birey ile ilişkiden kaçınmaktır. Ayrıca herhangi bir cinsel ilişkide, ilişkinin başından sonuna kadar vücut sıvılarının paylaşılmasını engelleyecek şekilde prezervatif kullanılması da cinsel yolla bulaşan hastalıkların engellenmesinde yardımcıdır.

Ayrıca kişisel hijyene dikkat edilmesi, kişisel malzemelerin, iç çamaşırların ve benzeri eşyaların paylaşılmaması cinsel yolla bulaşan hastalıkları ve enfeksiyonların bulaşmasını önlemede önemlidir. Özellikle cinsel organlar ile veya bulaşmaya açık olan yaralar nedeni ile bu tip bulaşım söz konusu olabileceği için eşyaların paylaşılması engellenmelidir.

Bunların dışında 11,26 yaşındaki tüm bayanlarda HPV (Humman papilloma) virüsü aşısı ve yeni doğan bebeklerde hepatit B aşısının yapılması ihmal edilmemelidir.

Bulaşıcı hastalıklar ile ilgili benzer sağlık konuları

Источник: https://www.saglikocagim.net/cinsel-yolla-bulasan-hastalklar-ve/

Erkeklerin Kanser Sırasında Cinsellik Hakkındaki Soruları

Cinsel Yolla Bulaşan Tehlike: Rahim Ağzı Kanseri

Bazı kemoterapi ilaçları zaman içerisinde küçük miktarlarda bulunabilmektedir. Kemoterapi alırken ve sonrasında yaklaşık 2 hafta boyunca prezervatif kullanmak isteyebilirsiniz.

Radyasyon terapisinin bazı türleri de belirli zamanlar için özel önlemler gerektirmektedir.

Örneğin, prostat kanseri için “tohum implantı” (brakiterapi) alan bir erkek, tohumlar bazen hareket edebildiğinden, prezervatif kullanımı gibi güvenlik önlemlerini doktoruyla birlikte kontrol etmelidir.

Kemoterapi alan erkekler tedavi süresince ve sonrasında bir süreliğine hamileliğe sebebiyet vermekten kaçınmalıdır, çünkü kemoterapi sperm hücrelerindeki DNA’ya zarar verebilmektedir.

Bu, doğum kusurlarına yol açabilmektedir. Partnerinizin hamile kalma ihtimali varsa, doktorunuzdan doğum kontrolü hakkında bilgi edinin.

Bu sebeple kullanılan doğum kontrolünü ne zaman durdurmanız gerektiğini de bilmek isteyebilirsiniz.

Kanser tedaviniz sırasında yaşanan cinsel faaliyetler genelde partneriniz için güvenli olsa da, bazı çiftler tedirginliklerini bir sağlık ekibiyle gözden geçirmeden sadece cinsel ilişkiye girmeyi bırakırlar. Tıbben cinsel yaşantıyı sürdürme izni verilmişse ve buna rağmen hala emin olamıyorsanız, biraz daha süreye ihtiyacınız olabilir.

Partnerinizin kendinizi daha iyi hisseder hissetmez cinsel ilişkiye girmek istediğinizi bildiğinden emin olun. Partnerinize kendinizi daha seksüel hissedebilmek adına yardımcı olması için “Rahat bir şekilde sevecen olmayı deneyelim” veya “Beni hala çekici bulduğunu bilmek isterim” gibi bazı fikirler verin.

Partnerinizin kanser tedavisinin cinsel ilişkiyi tehli kılmadığından emin olmasını sağlamanız da gerekebilir. Kanser bir başkasından bulaşamaz. Harici radyasyon tedavisi alıyorsanız, sizinle cinsel ilişkiye girmek partnerinizi radyasyona maruz bırakmaz.

Kanser olan bir kişi ne zaman cinsel ilişkiye girmemelidir?

Kanser tedavisi ekibinize cinsel ilişkinin tedaviniz süresince veya sonrasında bir problem yaratıp yaratmayacağını sorun. Aşağıda birkaç genel öneri bulabilirsiniz:

  • Ameliyat sonrası iyileşme dönemindeki cinsel ilişki kanamaya neden olabilir veya cerrahi kesiyi (insizyon) gerebilir. Cinsel ilişki aynı zamanda enfeksiyon riskinizi de artırabilmektedir. Ameliyat ve güvenli bir şekilde cinsel ilişkiye girebileceğiniz zaman arasındaki süre değişebilmektedir. Bu süre ameliyatın türüne ve ne kadar iyi iyileştiğinize göre değişebilir. Cerrahınız cinsel ilişkiyi tekrar denemek için güvenli olacak zamanı size söyleyecektir.
  • Mesane kanseri gibi kanserin bazı türleri genital bölgede veya idrar yolunda kanamaya sebep olabilir. Bu kanama cinsel ilişki sonrası artıyorsa, doktorunuza danışınız. Kanama durana ve bölge iyileşene kadar beklemeniz gerekebilir.
  • Kemoterapi sırasında, infüzyon kateterine sahip kişiler bazen cinsel faaliyetin buna zarar vereceğinden endişe duyarlar. Kateterin üzerine baskı uygulamamaya dikkat ettiğiniz sürece cinsel ilişki herhangi bir problem yaratmayacaktır.
  • Kanser tedavisi gördüğünüz sırada bağışıklık sisteminizin normalde çalışması gerektiği gibi çalışmadığı zamanlar olacaktır. Bu zamanlarda her türlü enfeksiyon kapmanız çok daha kolay olacaktır. Aynı şekilde, cinsel temasın çok daha yüksek enfeksiyon riski altına atıp atmadığını doktorunuza danışın. Çoğu doktor toplum içine çıkacak kadar iyi olmanız durumunda, cinsel ilişkiye de girecek kadar iyi olduğunuzu söylemektedir. Zayıf bağışıklıktan dolayı hastanede yatıyorsanız, öpüşme, kucaklaşma veya cinsel dokunuş hakkında doktorunuza danışın.
  • İdrar yolu enfeksiyonlarını önlemeye çalışmak için yapabilecekleriniz bulunmaktadır. İdrar yollarında veya genital bölgede enfeksiyona yol açan bazı bakteriler cinsel ilişkiden birkaç dakika sonra idrar yapmanız durumunda vücuttan atılabilmektedir. Sonrasında idrarınızı daha kolay yapabilmeniz için cinsel ilişkiden önce bir bardak su içmek isteyebilirsiniz.
  • Partnerinizin cinsel organında herhangi bir yara, şişlik veya siğil benzeri bir kabarıklık veya herhangi bir anormal sıvı toplanması veya sızıntısı fark etmeniz durumunda, bunun sebebini öğrenmeniz ve cinsel ilişkinin güvenli olup olmadığına daha sonra karar vermeniz gerekir.
  • Oral, vajinal veya anal sekste cinsel ilişkinin başından sonuna kadar lateks veya plastik prezervatif kullanarak cinsel yolla bulaşan hastalık kapma şansınızı büyük ölçüde azaltabilirsiniz.

Diğer sorular

Muhtemelen burada belirtilmeyen birçok farklı sorunuz bulunmaktadır. Bunları doktorunuz veya kanser tedavisi ekibinizin diğer üyeleriyle paylaşmaktan tedirgin olmayın ve çekinmeyin. Bu soruları bir sonraki ziyaretinizde hatırlayabilmeniz adına not edin.

Profesyonel yardım almak

Doktorlar da dahil olmak üzere, birçok sağlık uzmanının cinsellik ile ilgili konularda çok az eğitimi vardır. Cinsel ilişki hakkında konuşmaktan rahat bile olmayabilirler, fakat bunu yapabilecek birini bulmak konusunda size yardımcı olabilirler.

Birçok doktor kanserin ve ilaç tedavisinin cinsel açıdan yan etkilerini açıklamakta başarısız olur. Bunun hakkında konuşsalar bile, beklenmesi gerekenler konusunda size net bir resim çizemeyebilirler.

Fakat kanserin veya tedavisinin cinsel hayatınızı nasıl etkileyebileceği (veya etkilediği) konusunda tedirginlikleriniz var ise, bunu belirtmek ve sorularınıza yanıt almak, sizi rahatsız etse de, çok önemlidir.

Kanser uzmanınız size yardımcı olamıyor ise, cinsel problemlerin tedavisi konusunda ek eğitim almış bir Ürolog (idrar yolları ve erkek cinsel organları konusunda eğitim almış tıp doktoru) tarafından muayene edilmeniz gerekir. Birçok ürolog ereksiyon problemleri için ameliyat yapmakta veya tıbbi tedaviler planlamaktadır. Ereksiyon probleminin sebebini bulmak için gerekli olabilecek özel ekipmana da sahiptirler.

Bir cinsel problemin en muhtemel sebebi bir hormon dengesizliği olması halinde, endokrinolog olarak anılan bir tıp doktoruna danışılmalıdır.

Endokrinologlar hormon seviyesini kontrol eden karmaşık döngüler ve sistemler konusunda uzmandır.

Genellikle, kendi doktorunuz probleminizin çözümü için bir endokrinologun özel bilgisine ihtiyacınızın olup olmadığına karar verecek en doğru kişidir.

Kanser uzmanınız veya aile doktorunuz size yardımcı olamıyor ise, sizi yardım alabilmek üzere yönlendirebilmeli ve bunun için istekli olabilmelidir. İhtiyacınız olan cevapları bulmanıza yardımcı olabilecek birçok farklı program ve uzman bulunmaktadır.

Источник: https://neolife.com.tr/erkeklerde-kanser-sirasinda-cinsellik/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть