Cinsellik Olmadan Evlilik Yürür Mü?

Evlilik Öncesi Cinsel İlişki Yaşayanlar: Psikolojik Bir Analiz

Cinsellik Olmadan Evlilik Yürür Mü?

Evlilik öncesi cinsel ilişki, bir mesele olarak, pek çok insan açısından spesifik bir önem taşımamaktadır. Ancak, konuyla ilgili bana gelen sorular, psikolojik danışma seanslarında karşılaştığım hikâyeler, internet forumlarında konuşulanlar ve benzeri faktörler, beni bu yazıyı yazmaya yöneltti.

İsterseniz durumu biraz daha anlaşılır kılmak için tarafıma yöneltilen bir soruyu (soru, özü korunmak kaydıyla değiştirilerek aktarılmıştır) sizinle paylaşayım:

Önerilen Yazı: Online Terapi Desteği Nasıl Olur?

“Merhaba. Ben Reyhan. 21 yaşındayım. B. kentinde üniversite okuyorum. Yaklaşık on aylık bir ilişkim var. Erkek arkadaşımla zaman zaman ciddi düzeyde yakınlaşmalarımız oluyor. Ancak henüz tam bir cinsel ilişki yaşamadık.

Arkadaşım, sürekli benden cinsel birliktelik talebinde bulunuyor. Onu çok seviyor olsam da evlilik öncesi cinsel bir ilişki yaşamak istemiyorum. Ama ilişkimiz bu şekilde devam ederse, onu kaybedeceğimden endişe ediyorum.

Sizce arkadaşımın talebine karşılık vermeli miyim?”

Yukarıdaki soru, bu yazının meselesini tüm boyutlarıyla içermese de konuyla ilgili karşılaştığım soruların özünü teşkil etmektedir.

Evlilik Öncesi Cinsellik

Cinselliği pek çok kuram, insanın en temel ihtiyaçlarından biri olarak kabul etmektedir.

Cinselliğin bir ihtiyaç olarak var olmasında biyolojik boyut ağır bassa da, nasıl yaşanacağını din, ahlak, kültür, sosyal yapı, psikolojik yapı, kişilik özellikleri ve cinsiyet gibi pek çok faktör belirlemektedir.

Dolayısıyla cinsel yaşantı, insanın sadece biyolojik boyutuyla ilgili değil tüm boyutlarıyla ilgili bir meseledir. Evlilik öncesi cinsel ilişki meselesi de bu çok boyutluluk hesaba katılarak değerlendirilmelidir.

Pek çok toplum, evlilik öncesi (daha geniş anlamda evlilik dışı) cinsel ilişkiye prim vermemektedir. Hatta bazı toplumlarda bunun karşılığı ölüm olabilmektedir.

Günümüz Türkiye?sinde de evlilik öncesi cinsel ilişki (ya da bekaretin bozulması) büyük oranda anormal karşılanmaktadır. Bu noktada namus, ahlak, edep gibi kavramlar çok önemli rol oynamaktadır.

Dolayısıyla toplum, evlilik öncesi cinsel ilişkiye (hatta evlilik dışı ilişkiye) onay vermemektedir.

Toplum gibi, dinler de büyük oranda evlilik dışı cinsel ilişkiyi yasaklamıştır. Hatta bazı uygulamalarda evlilik dışı cinsel ilişkinin karşılığı ölüm olmaktadır. Dini yaklaşım evlilik dışı cinsel ilişkiyi büyük günah ve haram gibi kavramlarla karşılamaktadır.

Bazı insanlar, bekâreti (ya da bakirliği) kutsal bir simge olarak kabul etmektedir. Onlar açısından bekâret ya da bakirlik ancak evlenilen kişiye verilecek bir “hediye”dir. Kişisel olarak karşılaştığım danışmanlık öykülerinde, dini ya da toplumsal kuralların etkisinden ziyade, meseleye kişisel olarak böyle baktıklarını ifade eden insanlarla karşılaştım.

Evlenmeden Önce Cinsel İlişki Yaşanmalı mı?

Bazı insanlar için, evlilik öncesi cinsel ilişki bir güven meselesidir. Evet, bir ilişki yaşamak istemektedir. Ama olası bir hamilelik durumunda ne olacaktır?

Toplumumuzda genel bir kanı olarak, erkeğin evlilik öncesi ilişki yaşaması görece normal karşılanırken, kadının böyle bir yaşantısı normal karşılanmamaktadır. (Bu ifadeler, genel bakış açısına dairdir; yoksa tabii ki evlilik öncesi ilişkiyi her iki cinsiyet açısından da normal ya da anormal karşılayanlar vardır.)

Dediğim gibi, evlilik öncesi cinsel ilişki çok boyutlu ve sübjektif bir meseledir. Bu yazının amacı meseleyi her boyutuyla ele almak değil, meseleye dikkat çekmektir.

Evlilik Öncesi Cinsel İlişki Neden Yaşanıyor?

Bu sorunun en genel cevabı tabii ki, “İlişkinin tarafları bu yaşantıyı yaşamak istedikleri için.” olacaktır. Ancak çok daha spesifik durumlar da vardır ve benim açımdan dikkat çekici olanlar onlardır.

Mesela, bazı insanlar karşı tarafı ilişkinin devamına mecbur bırakmak için cinsel ilişki yaşıyorlar. Buradaki temel düşünce yapısı, “Hayatındaki ilk erkek benim, dolayısıyla benden vazgeçemez.”, “Bekaretimi ona verdim, o da bunun karşılığı olarak benimle evlenir (ya da evlenmelidir).

” Bu tür yaklaşımların uzun vadede taraflara ciddi zorluklar yaşattığına şahit olduğumu söyleyebilirim.

Tabii ki, cinsel ilişki yaşının çok erken ve evlilik dışı yaşanmasının kültürel, toplumsal ve psikolojik pek çok boyutu olduğunu ifade etmeliyiz.

Yeniden, “Evlilik öncesi cinsel ilişki yaşanmalı mıdır?”

Bana göre hiçbir psikolojik yardım uzmanı, “Evlilik öncesi cinsel ilişki yaşanmalı mıdır?” sorusuna “Evet” ya da “Hayır” diye bir cevap vermemelidir.

Psikolojik danışman, psikolog, psikiyatrist, psikoterapist gibi psikolojik yardım uzmanları doğal olarak kişisel bir yaşam tarzına sahip olsalar da, insan hayatı açısından kural koyucu olamazlar.

Karşılaştıkları meselelere uzmanlık alanları doğrultusunda yaklaşabilirler ancak. Benim de yapmaya çalışacağım, psikolojik danışmanlık açısından meseleye yaklaşmak olacak.

Önerilen Yazı: Psikoterapi Nedir?

Her şeyden evvel şunu söyleyebilirim ki, kişi “Evlilik öncesi cinsel ilişki yaşamalı mıyım?” sorusunu soruyorsa, zımnen bunun olmaması gerektiğine dair bir düşüncesini dile getiriyor gibidir.

Çünkü böylesi bir meselesi olmayan insanlar, kendilerince uygun durumda (kişi, zaman, mekân, yöntem vb. açısından uygunluk) zaten istediklerini yaşıyorlardır.

Dolayısıyla bana göre, “Evlilik öncesi cinsel ilişki yaşamalı mıyım?” sorusu, psikolojide “yaklaşma-kaçınma çatışması” dediğimiz bir çatışmanın göstergesidir. Yani, kişinin bir yanıyla bir şeyi isterken başka bir yanıyla o şeyi (ya da sonuçlarını) istememesi durumu.

Konumuz açısından yaklaşma-kaçınma çatışmasında, istenilen şey bazen cinsel yaşantının kendisi bazen de ilişkinin devam etmesi olurken, kaçınılan şey ise cinsel ilişki yaşantısının sonuçlarıdır.

Evlilik öncesi cinsel ilişki yaşanırsa ne olur?

Şayet evlilik öncesi cinsel yaşantı her iki taraf açısından da normal karşılanıyorsa psikolojik açıdan pek bir sorun olmaz. Ancak, taraflardan biri ya da her ikisi yaşanılana içten içe onay vermiyorsa aşağıdakilere benzer durumlar söz konusu olabilir:

  • Suçluluk duygusu ve vicdan azabı: İnsanlar, en genel anlamda, eylemlerinin yanlış olduğunu düşünürlerse kendilerini suçlu hissederler. Bu yazı bağlamında insanlar, yaşadıklarından dolayı kendilerini, kendilerine karşı, ailelerine karşı, topluma karşı, karşısındakine karşı ve Allah’a karşı suçlu ( ya da günahkar) hissedebiliyorlar. Bu suçluluk bazen yıllar süren (belki bir ömür) bir vicdani yükü beraberinde getiriyor bazen de “Nasıl olsa olan oldu. Bundan sonra olanın ne önemi var ki?” yaklaşımıyla, daha da suçlu hissedecekleri bir yaşantı ağına kendilerini bırakabiliyorlar.
  • Kendini cezalandırma: Suçluluk şayet sağlıklı ya da gerçekçi düzeyde yaşanmazsa insan hayatında çok tahrip edici sonuçlar doğurabilir. Evlilik öncesi cinsel ilişki yaşadığı için suçluluk duygusu yaşayanlar kendilerini ilginç yöntemlerle cezalandırabiliyor. Mesela, “Yaşadıklarımdan dolayı ben iyi bir ilişkiyi kah etmiyorum.” Tarzı bir düşünceyle hayatını berbat edebilecek insanları hayatların alabiliyorlar.
  • Hayal kırıklığı: Bazı insanlar, “Evleneceğim kişi hayatımdaki ilk kişi olmalı, ben de onun hayatındaki ilk kişi olmalıyım.” şeklinde bir inanca sahip olmalarına rağmen evlilik öncesi ilişki yaşayabiliyorlar. Bu durumda da ilişkilerine dair beklentilerinin gerçekleşmemesi onları çok ciddi bir hayal kırıklığına uğratabiliyor.
  • Öfke: Bazıları, yaşanılanlardan dolayı karşı tarafı suçlu buluyor ve ona karşı öfke hissediyor. Şayet taraflar ilişkilerini devam ettiriyorsa bu öfke ilişkinin geneline olumsuz bir renk verebiliyor. (Bakınız: Öfke nedir?)
  • Kirlenmişlik duygusu: Bazı insanlar yaşadıklarından dolayı kendilerini, pis ya da kirlenmiş olarak algılayabiliyorlar. Bu pis ve kirlenmişlik benlik odaklı olduğu için kişiyi depresyona götüren bir süreci başlatabiliyor.
  • Ümitsizlik: Yukarıda sayılanlara paralel kişide bir umutsuzluk hali ortaya çıkabiliyor. “Bu kadar büyük bir hatayı yaptıktan (ya da günahı işledikten) sonra yaşamamın ne anlamı var?” gibi depresif bir düşünceyle kişi intiharı bile düşünebiliyor.

Önerilen Yazı: Evlilik Öncesi Danışmanlık Nedir?

Sonuç olarak şunu söyleyebilirim ki, evlilik öncesi cinsel ilişki kültürel, ahlaki, dini ve psikolojik boyutları olan ama son derece kişisel bir yaşantıdır.

Dolayısıyla, bu yaşantının doğru, yanlış ya da nötr bir yaşantı mı olduğunu kim olduğunuz belirleyecektir.

Ben bu yazıda sadece evlilik dışı cinsel ilişki yaşamayla ilgili çekinceleri olanlara, psikolojik danışmanlık çerçevemden bir bakış açısı sunmaya çalıştım.

Yorum, eleştiri ve düşüncelerinizle yazıya katkıda bulunmanız beni memnun edecektir. Muhabbetle.

Источник: https://yusufbayalan.com/evlilik-oncesi-cinsel-iliski-yasanmali-mi/

Mutlu Bir Evlilik İçin Neler Yapmalı? Mutlu Evliliğin Sırları

Cinsellik Olmadan Evlilik Yürür Mü?

Başladığı evliliği hayatının sonuna kadar mutlu bir şekilde götürmek herkesin hayalidir. Her evlilikte aynı kurallar geçerli olmasa da mutlu evliliğin bazı şartları vardır. Eşlerin birbirine saygılı olması, yalan söylememesi, her daim sadık olması bu kuralların başında geliyor. İşte size mutlu evliliğin sırlarını anlatan bir yazı.

“İyi günde kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta, ölüm bizi ayırana kadar…” sözleriyle başlar tüm evlilikler. Evlenmek, bu kararı vermek, hayatınızı sonsuza kadar paylaşacağınız insanı seçmek hiç de kolay bir iş değildir.

Ama siz bunların hepsini başarıp, doğru insanı bulduğunuza eminseniz nikah masasına oturup, ömrünüzün geri kalanında mutluluğunuzu onunla paylaşacağınıza dair söz verirsiniz.

Aynı şekilde mutlu olmak ve mutlu hissettirilmek de istersiniz.

Mutluluk alındığı kadar verilir, tek taraflı olduğu durumda azalmaya ve zamanla tükenmeye mahkumdur. Elbette ki her çift bu düşüncelerle ve heyecanla evliliğinin temellerini atar. Sonrasında oluşacak gerginlikler, anlaşmazlıklar, problemler kimsenin hesaba katmadığı durumlardır.

Belki de bu sorunlarla hiç karşılaşmayan şanslı bir çiftsinizdir, ya da birbirini çok sevdiği için evliliğinin zarar görmesini istemeyen ve bu konuda doğru adımlar atan bilinçli bir çift.

Evlilik nasıl ki iki insanın hayatını kaplayan ve ölene dek süren bir durumsa, mutlu bir evliliğin sırları da o kadar çok ve detaylıdır.

Şimdi gelin mutlu ve  huzurlu bir evliliğin altın kurallarını birlikte öğrenelim.

Mutlu Evliliğin Sırları Nelerdir?

Mutlu evliliğin sırları aslında nasıl da garip bir cümle öyle değil mi? Birbirine aşkla bağlı iki insanın mutlu olmaması için nasıl bir engel olabilir ki? Böyle söyleyince garibimize gitse de büyük aşk ve tutkuyla evlenen çiftler bile, bazen mutsuz bir evlilik geçirebiliyor.

İnsanlar bireysel hayatlarından sıyrılıp, iki kişiyle yaşamanın zorluklarına alışamayabiliyor. Özgürlüklerinin kısıtlandığını düşünüyorlar belki de… Oysaki, karşılıklı güven, özveri ve saygı ile tüm evlilikler huzur dolu olabilir.

Şimdi yaptığımız araştırmalardan derlediğimiz, mutlu evliliğin sırlarına kısa kısa değinelim.

  • Günümüzde evliliklerin çoğu uzun süreli flört ve tanıma sürecinden sonra gerçekleşse de hala görücü usulü ile birbirini hiç tanımadan evlenenlerin sayısı epey fazla. Evlilikleri başından sonuna kadar etkileyen en önemli faktörlerden birisi iletişimdir. Eğer birbirinizi kısa da olsa tanıma döneminiz olduysa ortak bir dil konuşup konuşmadığınızı, nelere gülüp nelere duygulandığınızı, yaptığınız sohbetlerden aldığınız keyfi veya ilgisizliği anlarsınız. Eğer birbirine tamamıyla zıt iki karakterseniz yol yakınken vazgeçin derim. Fakat hiç tanıma fırsatı olmadan yapılmış bir evlilikse, çiftler birbirini dinlemeli, anlamaya çalışmalı ve keyif almadığı durumlarda bile gerekirse eşinin kendini yalnız hissetmemesi için gülümseyebilmelidir.
  • Unutmayın ki eşinize en yakın olan kişi, anne ve babasından bile öncelikli olan tek insan sizsiniz. Bu yüzden ona yapacağı işlerde, aldığı kararlarda cesaret verin. Başaramayacağını bilseniz bile ona inandığınızı, başarabileceğini bildiğinizi gösterin, motive edin.
  • Eşinizi dinleyin, dinlediğinizi hissettirin. Heyecan ve mutlulukla gelip bir şeyler anlatırken elinizdeki telefonla uğraştığınızı, ya da umursamaz tavırlarla geçiştirdiğinizi düşünsenize, o insanda ne heyecan kalır, ne de bir daha sizinle mutluluğunu paylaşacak heves.
  • Eşinizi takdir edin. Size ve ailesine karşı yaptığı fedakarlıkları görmezden gelmeyin. Falancanın karısı böyle yemek yapıyor, filancanın kocası şuraya götürüyor gibi cümleler kurmayın. Birbirinize teşekkür etmeyi alışkanlık haline getirin ve asla evliliğinizi başkalarının evlilikleriyle kıyaslamayın.
  • İlişkinize heyecan katın. Monotonlaşmış, sürekli aynı şeylerin yapıldığı, bir birliktelik ikinize de zarar verir. En basiti her hafta sonu anne ve babalarınızı görmek yerine, farklı arkadaşlarınızla buluşun, haftanın bir günü yemeğinizi dışarıda yiyin vs.
  • Birbirinize sürprizler yapın, hediye almak için doğum günlerini, özel günleri beklemeyin. Herhangi bir özelliği olmayan, sıradan bir günde de eşinize bir çiçek ya da hediye alıp mutlu edebilirsiniz.
  • Kıskançlık her ilişkide olmazsa olmaz bir durumdur, ilişkiye keyif katması açısından mutlaka olmalıdır da. Yalnız bunun dozunu ayarlayamayıp, gelene bakma, gidene kafanı çevirme, onu giyme, bununla konuşma tarzı hastalık boyutuna gelmiş kıskançlık krizleri evliliğin baş düşmanıdır. Psikolojik olarak iki tarafı da yıpratan bir durumdur. Bu yüzden eşinize güvenin, ona güvendiğinizi hissettirin. Her olaya kuşkuyla yaklaşırsanız zamanla size saygısı ve inancı kalmayan bir eş yaratmış olursunuz.
  • Birbirinize saygı duyun. Başlarken, sevginin olmadığı sadece saygı ile yürüyen ve sonrasında sevgiye dönüşen evlilikler çok ama, sevgi ile başlayıp saygının bittiği bir evliliğin yürüdüğünü hiç duymadık. Her ne kadar sinirli de olsanız, fikrine katılmıyor da olsanız asla saygısızlık yoluna gitmeyin. Çiftlerin özellikle de başkalarının yanında yaptığı aşağılayıcı tutumların evlilikleri olumsuz olarak etkilediği görülmüştür.
  • Sadakat bir evliliğin en temel taşlarından biridir. İhanet hiçbir insanın affedemeyeceği, yıllar geçse de unutamayacağı kötü bir olaydır. Bırakın aldatmayı bundan şüphelenen birinin bile zamanla size inancı ve güveni kalmaz, sonu boşanmaya kadar gider. Birbirinize karşı sadık olun, hayatınıza hiçbir zaman ikinci bir kadını veya erkeği almayın.
  • Özür dilemek, insanın hatasını kabullenmesi çok büyük bir erdemdir. Hatalı olduğunuza inandığınız anda eşinizden özür dileyin, bunu gurur meselesi yapıp günlerce aynı evin içinde küs kalmanın kimseye faydası olmaz.
  • Gün boyu çok kötü tartışmış, kavgalar etmiş, birbirinize bağırmış olsanız bile gece aynı yatağı paylaşın, asla küs uyumayın ve birbirinize sarılın. Evliliğin bir inatlaşma değil mutluluk oyunu olduğunu unutmayın.

Mutlu Bir Evlilik İçin Yapılması Gerekenler Nelerdir?

Tartışmanın tavan yaptığı, sinirlerin gergin olduğu bir anda biriniz susmayı tercih edin. Kadın veya erkek fark etmiyor, ikiniz de sinirliyken hararetle yapılan konuşmalar bazen telafisi olmayan sözlerin ağızdan çıkmasına sebep olmaktadır. Böyle durumlarda haklı da olsanız susup eşinizin sakinleşmesini bekleyin. Doğru zamanın olduğuna inandığınız anda tekrar konuşmayı deneyebilirsiniz.

İki taraftan birinde herhangi bir cinsel sorun varsa bunun tedavi yollarını arayın. Unutmayın cinsel hayatı olmayan bir evlilik bitmeye mahkumdur. Birbirinizin eşi ve sevgilisi olmanın yanında en iyi dostu olmayı başarın. Sırlarını saklayan, her zorlukta yanında olan, hatasında da başarısında da yalnız bırakmayan biri olun.

Sorunlarla beraber savaşın. Büyük veya küçük, eşiniz sizden bir problem hakkında yardım istiyorsa ona yardım edin, yalnız bırakmayın. Sorunlara tek başına çözüm arayan ve yalnız kaldığını hisseden insan zamanla sizden uzaklaşır, bu da aradaki iletişimin ve sevginin azalmasına yol açar.

Mutlu Evlilik Nasıl Olur?

Mutlu bir evliliğin sırlarına ve evlilikte neler yapılmasına ayrıntısıyla değindiğimize göre, mutlu evliliğin tanımını da yapmış oluyoruz aslında.

Birbirine saygılı olmak, sadakatle bağlanmak, takdir etmek, her koşulda yanında olmak, gerektiği yerde özür dilemek, hediyelerle sürprizler yapmak ve daha nicesi mutlu bir evlilikte olması gereken şeylerdir.

Aslında bunların hepsinin temelinde sevgi ve saygı yatıyor. Eğer ortada gerçekten bir sevgi varsa, zaten bu saydıklarımız kendiliğinden oluşuyor.

Günümüzdeki evliliklere baktığımızda boşanmaların ne kadar çok olduğunu görüyoruz. En sık yaşanan boşanma sebepleri arasında aldatmak başı çekiyor. Bu yüzden evlilikte belki de en önemli unsur sadakat. Bunlardan başka evliliği ayakta tutan diğer bir durum ise, her türlü maddi zorlukta bile çiftlerin birbirine destek olmasıdır.

Dedelerimizin, ninelerimizin evliliklerine bakalım bir; hepsi 50-60 yıllık birliktelikler. Bu insanlar hiç mi zorluk çekmedi, hep mi bolluk içinde yaşadı? Tabi ki hayır.

Birbirini seven her insan varlıkta da yoklukta da eşinin yanında olmalıdır. Makalemizde mutlu evliliğin sırlarına ve altın kurallarına elimizden geldiğince değinmeye çalıştık.

Umarız yeni evlenenlere rehber olur ve umarız her evlilik mutluluk dolu olur.

Kaynak: http://bilgihanem.com/mutlu-bir-evlilik-icin-neler-yapmali/

Источник: https://www.dahabilgi.com/mutlu-bir-evlilik-icin-neler-yapmali-mutlu-evliligin-sirlari/

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.