Çocuğunuzun Depresyonda Olduğunu Nasıl Anlarsınız?

içerik

Çocuklarda Depresyon Belirtileri Nelerdir? Nasıl Davranılmalıdır?

Çocuğunuzun Depresyonda Olduğunu Nasıl Anlarsınız?

Depresyon; stres ve kaygı sebebiyle uyaranlara karşı duyarlılığın azalması, öz güvenin düşmesi ve dolayısıyla umutsuzluk, karamsarlık gibi hissiyatların güçlenmesi şeklinde tanımlanabilecek ruhsal bir bozukluktur. Depresyona neden olan durumlar kişiden kişiye değişkenlik gösterir. Özellikle yaş faktörü bu durumların değişkenlik göstermesindeki başlıca sebeptir.

Buna bağlı olarak her yaş grubunun depresyon belirtilerinin de farklı olduğu söylenebilir. Yetişkinlerde depresyon genellikle agresiflik, içe kapanıklık, çevredeki insanlara veya kendine zarar verme eğilimi gibi belirgin belirtilerle kendini gösterirken çocuklarda depresyonun anlaşılabilmesi için belirtiler konusunda daha dikkatli bir gözlem gerekir.

Yaygın kanı çocukların depresyona girmelerinin ve ruhsal bir bozukluk sebebiyle aykırı davranışlar sergileyebilecekleri ihtimalinin düşük olduğu yönünde. Buna istinaden özellikle ebeveynlerin depresyondaki çocuk nasıl davranır sorusunun cevabı hakkında pek bilgi sahibi olmadıkları söylenebilir. Fakat çocuklarda ve hatta bebeklerde de depresyon gözlemlenebilir.

Aslında çocukların depresyonda olduğunu anlamak pek de zor değil. Yaygın olarak karşılaşılan bir durumdan ötürü yaşanan huzursuzluk, zamansız ağlamalar depresyon şüphesi uyandırabilecek önemli belirtilerdir.

Bununla birlikte depresyondaki çocuklarda sevdikleri şeylere karşı dahi aşırı isteksizlik görülür. Gün içerisinde yaptıkları rutinleri yapmak istemezler. Örneğin normalde okula seve seve giden bir çocuk depresyonda ise aniden okuldan uzaklaşabilir.

Ayrıca yalnız kalma korkusu olmasa da yalnız kalmama isteği oluşabilir. Bu durumda depresyondaki bir çocuk ilginin odağında olmak ister.

Çocuklarda meydana gelen depresyon ebeveynlerin aklına çocuğun akli dengesini yitirmiş gibi hareketler sergileyeceği ihtimalini getirmemelidir.

Çocuklar depresyona yavaş yavaş girer ve bu zamanlarda en çok ebeveynlerinin desteğine ihtiyaç duyarlar.

Çocuğun konuşmalarına ve davranışlarına yansıyan depresyon belirtileri ciddiye alınıp çocuğun uygun şekilde desteklenmesi halinde depresyonun da bir ölçüde önüne geçilmiş olur.

1. Aile içerisinde yaşanan kavgalar

Aile içerisindeki kavgalar, tartışmalar, yüksek sesle yapılan konuşmalar çocukların ruh sağlığını olumsuz yönde etkiler.

Anne ve babanın sürekli olarak yüksek sesle bağırarak kavga ettiği, tartıştığı bir ortamda büyüyen çocuk konuşma yetisini kazanmakta, tuvalet alışkanlığı edinmekte zorlanır.

Yerli yersiz ağlama, ağlarken birden gülmeye başlama gibi duygu karmaşaları meydana gelir. Dışarıdan gelen uyarıcı etkenlere karşı tepkisizleşir ve beklentinin dışında bir tavır sergiler.

Kardeşi olmadan, ailenin tek çocuğu olarak yaşamaya alışmış çocuğun ebeveynlerinin ilgisi her zaman onun üzerindedir. Bu çocukların henüz ruhsal gelişimlerinin sürdüğü yaşlarında kardeşlerinin olması depresyona girmelerine sebep olabilir.

Bazen bu durum sessiz bir şekilde ilerleyip çocuğun üzerinde fazla bir etki bırakmaz. Bazen ise kalıcı etkilere rastlanabilir. Kalıcı etkiden kasıt, çocuğun kendine ya da kardeşine zarar verme isteğinin doğurduğu sonuçlardır.

Bu çocuklardan bazıları kardeşini çok seviyormuş gibi davranışlar. Dolayısıyla ebeveynleri kardeşlerini kıskandıklarını düşünmez. Fakat çocuk kendi içinde çatışma yaşıyor olabilir. Bu durumda ise;

  • İştah bozukluğu
  • Uyku problemi
  • Yönlendirilme isteği
  • Sık ve anlam verilemeyen korkular gözlenir.

Çocuk kendini güvende hissetmediği için yukarıda bahsi geçen durumlar ortaya çıkmaktadır.

3. Okul hayatındaki sorunlar

Çocukların okul hayatları da psikolojik gelişimlerinde önemli bir rol oynar. Okulda yaşanan bir olay sebebiyle çocukta depresyon ortaya çıkabilir. Sınavdan düşük not almak, arkadaşlarının yanında küçük düştüğünü düşünmek bu olaylara örnek gösterilebilir. Bu tip olayların yaşanması neticesinde çocuk ilk başlarda okula gitmek istemez. Arkadaşlarından ve sosyallikten uzaklaşır.

4. Aile bireylerinden birinin depresyonda olması

Çocuklar özellikle küçük yaşlarda anne ve babalarını, varsa ağabey ve ablalarını örnek alırlar. Aile bireylerinden hayatı öğrenen çocuk onlara özenir ve onlar gibi davranmaya başlar.

Eğer aile bireylerinden birinde depresyon söz konusu ise bu durumdan çocuğun etkilenme olasılığı yüksektir.

Bu durumun çocuklarda depresyonu tetiklemesi dolayısıyla özellikle anne ve babaların yaşadıkları problemleri çocuklarına hissettirmeleri oldukça önemli ve gereklidir.

5. Çocuğun alışmış olduğu birinden uzaklaşması

Çocuğun büyüme çağındaki anlarının tamamında var olan bir kişinin daha sonradan çocuktan uzaklaşması da depresyona yol açabilir. O kişiye alışmış çocuğun bu uzaklaşma durumunu kabullenmesi zor olabilir.

Bebekte Depresyon Nasıl Anlaşılır?

Depresyon durumu bebeklerde yaşça büyüklere ve çocuklara kıyasla daha farklı şekilde ortaya çıkar. Bebeklerin kendilerini konuşarak aktarma şansı olmadığı için depresyon, davranışlarının izlenmesiyle tespit edilebilir. Depresyondaki bebeklerin şu belirtileri gösterecekleri söylenebilir:

  • Bebeğin gelişme evrelerinde belirlenen ve beklenen gelişme hızından geride kalması
  • Belirli zamanda kazanması gereken davranışları kazanamaması, öğrenememesi durumu, (örnek olarak konuşmayı ve kelime telaffuzunu öğrenmede sıkıntılar yaşaması)
  • Geç yürümesi
  • Tuvalet alışkanlığını kazanması beklenen zamanda bu alışkanlığı kazanamaması
  • Motor becerilerinde aksamalar ya da bozukluklar görülmesi

2 yaş depresyon belirtileri deyukarıdaki durumlarla örtüşür.

Bebeklerde depresyon yalnızca aile içindeki sıkıntılar sebebiyle meydana gelmez. Ancak bebeklerin kendilerini ifade etmelerinin olanaksız olması sebebiyle depresyonun tespit edilesi ailenin sorumluğundadır ve bu, özellikle dikkat ve sabır isteyen bir durumdur.

Bebeğin yaşadığı depresyon aslında aileye de yansır. Bebeğin depresyonda olması ailenin de psikolojisinin bu durumdan kötü yönde etkilenmesine sebep olur.

Bu sebeple ailelerin depresyon şüphesi duydukları haller için mutlaka bir çocuk psikiyatri uzmanına danışmaları gereklidir.

Çocuklarda Depresyon Belirtileri Nelerdir?

  • Yer yer ve normalden farklı olarak görülen ağlamalar, duygusallıklar
  • Günlük yaşantısı sırasında fark edilebilir derece varlık gösteren huzursuzluk halleri
  • Uyku düzeninde yaşanan bozukluklar
  • İştah azlığı ve buna bağlı olarak meydana gelen gözle görülür derecede kilo kaybı
  • İletişim sırasında göz kontağı kurulamaması
  • Uyaranlara karşı tepkisizlik
  • Normal zamanlarda yapmaktan ze aldığı, eylenerek yaptığı şeyleri yapmak istememesi
  • Sindirim problemleri
  • Sebepsiz yere ortaya çıkan şiddetli ağrılar
  • Oyuncaklarını atması, kırması, evin kapılarını çarparak kapatması

3-4 Yaş Depresyonu Belirtileri Nelerdir?

Bu dönemde çocuğun merakı artar ve her şeye sahip olmak ister. Dünyayı tanır, hal ve hareketleri şekillenir ve duygu kavramının farkında olmaya başlar. Çocuğun iç dünyadan çok dış dünyanın etkisi altına girdiği bu dönemde anne ve babaya fazlasıyla bağımlılık söz konusudur.

3-4 yaşındaki bir çocuğun algısının henüz yeterince gelişmediği, kolay unutan bir zihne sahip olduğu düşünülse de aslında durum bunun tam tersidir. Çocuk bu yaşlar gördüğü, duyduğu, dokunduğu her şeyi hafızasına kazır.

Bu da davranışlarının şekillenmesinde önemli rol oynar. Konuşma kavramı daha yeni yeni oturmaya başlamıştır, bu sebeple vücut dili ile iletişim kurmaya çalışır.

Bu yaşlardaki çocuklarda ortaya çıkması muhtemel depresyon belirtileri aşağıdaki gibidir:

  • Aşırı hareketli olur ve günlük yaşantısında, oyunlarında, insani ilişkilerinde hırçınlaşır.
  • Bazı çocuklar bulunduğu çevreye ya da kendilerine zarar verme eğilimine girebilir.
  • Çocuk içine kapanıp sessizleşebilir ve sosyal ortamlardan uzak kalmak isteyebilir.
  • Tekrarlayıcı nitelikte olan ve durdurulamayan bir olumsuz ruh hali içine girebilir.
  • Ruh halinin tutarsız bir hal alması ve anlık duygu değişimlerinin olmasıyla birlikte ruhsal çökün söz konusu olabilir.
  • Uyku ve beslenmede bozukluk yaşanabilir.
  • Tekrardan parmağını emmeye başlayabilir, altını ıslatabilir. Bu yaş aralığındaki çocuklarda geriye dönük hareketlere sıklıkla rastlanır.

8 Yaş Sendromu Belirtileri Nelerdir?

Bu yaştaki çocuklar gelişmiş bir hayal gücüne sahiplerdir. Şaka yapmaktan (özellikle el şakaları) çok hoşlanırlar. Aniden kahkahayla gülerler, oldukça hareketlidirler, dikkatsiz olurlar, münakaşaya girmekten çekinmezler ve aynı zamanda da arkadaş canlısıdırlar.

Eleştiriler karşısında çok hassas ve kırılgan olurlar. Hayatta karşılaşabilecekleri problemleri halletmek için çaba gösterirler. Saldırgan durumlar hoşlarına gitmeye başlar ve sözlü kabalaşma girişiminde bulunurlar.

Gittikçe bağımsız bir hale girmeye çalışırlar ve kendilerine oldukça güvenirler. Bu dönemdeki çocuklara karşı yapılacak yanlış bir hareket ve sergilenebilecek yanlış bir tutum ya da bir etki depresyona girmeleri için yeterli bir nedendir.

Aşağıdaki belirtiler 8 yaş depresyonu halinde söz konusu olabilir:

  • Baş, kas, mide ağrısı
  • Sebepsiz yere hissedilen yorgunluk
  • Okul başarısında yaşanabilecek düşüş ve ardından meydana gelen okula gitmeme isteği
  • Evden memnun olmadığını belirtmesi ve kaçmaktan söz etmesi
  • Ani öfkelenme halleri
  • Can sıkıntısı
  • Sıklıkla ölümden söz etme
  • Arkadaşlarına karşı saldırgan tavırlar içerisine girme

Depresyondaki Çocuğa Nasıl Davranılmalı?

  • Duyguları hakkındaki yapacağınız konuşmalarda empati kurmanız ve ona yakın davranmanız gerekir. Yaptığının yanlış olduğu değil, doğrunun nasıl olacağı anlatılmalıdır.
  • Aile ile beraber vakit geçirebileceği ve onun sevdiği, aynı zamanda rahatlamasını sağlayabilecek aktiviteler gerçekleştirilebilir.
  • Ekran karşısında geçirdiği süreyi yasaklama yapmadan kısıtlayın. Örneğin keyifli vakit geçirmesini sağlamak adına ailecek bir etkinlik düzenleyebilir ya da bir yere gezi yapabilirsiniz.
  • Zor ve başaramayacağı durumlarda veya görevlerde ona yardımcı olun ve bu işi başardığını ona hissettirin.
  • Ev ortamındaki konuşmalarınıza dikkat edin ve çocuğunuza samimi, sıcak bir ev ortamı sağlayın.
  • Yaşamındaki olaylarda bardağın dolu tarafını ona gösterin
  • Belki de en önemli konu olan inanç konusunda çocuğun yanında olun ve her zaman ona inandığınızı yineleyin.

Depresyondaki Çocuk Nasıl Tedavi Edilir?

Çocuklardaki depresyonun tedavisinde çocukla birlikte çevresi de ele alınır ve probleme bütünsel bir yaklaşımla çözüm üretilmeye çalışılır.

Tedavi sürecinde aile, çocuk, tedavi ekibi ve hatta okuldaki öğretmenler iş birliği içerisinde hareket ederler.

Çocuğun depresyonunun şiddetine bağlı olarak oyun terapisi, bireysel psikoterapi, aile danışmanlığı, grup halinde aile terapisi veya ilaç tedavisi uygulanabilir.

Çocuklar Hangi Durumlarda Pedagoga Götürülmeli?

Ailenin davranış odaklı çözümlerinin başarılı olamaması halinde mutlak suretle bir uzmana başvurulması gerekir.

Bir uzman tarafından psikoterapiye alınan çocuğa karşı yaklaşımda uzmanların tercih ettikleri ilk yöntem aile çalışması olur.

İlk önce aile ile tutumlar çalışılır ve çocuğa ne şekilde etki edebileceği yönünde araştırma yapılır. Daha sonra da çocuğa bu doğrultuda uygulamalar yapılır.

Ailenin çocuğa karşı yanlış davranışlarının düzeltilmesi çocuğun ruh sağlığı açısından büyük önem taşır. Tedavi ekibi, aile ve okulun iş birliği bu durumda çok etkilidir. Çocukta düzelmeler gözlenene kadar pedagog tarafından tedavi sürdürülür. Bu uygulamalar sırasında daima aile ile iş birliği söz konusudur.

Kaynaklar:

Kaynak 1

Kaynak 2

Kaynak 3

Источник: https://evdesifa.com/cocuklarda-depresyon-belirtileri/

Depresyonda olduğunuzu nasıl anlarsınız?

Çocuğunuzun Depresyonda Olduğunu Nasıl Anlarsınız?

Depresyon  son yıllarda yaygınlaşan önemli bir psikolojik hastalık.  Peki depresyonda olduğunuzu nasıl anlayabilirsiniz? İşte depresif hallerin günlük hayata yansımaları…

Dikkat! Depresyonda olabilirsiniz

Kimi zaman mevsimsel olarak kimi zaman da bazı olaylar sonrasında psikolojik bir çöküntü yaşarız. Peki her çöküntü veya moral bozukluğu depresyon mudur?

Gün geçtikçe depresyon vakalarının sayıları artıyor. Depresyona karşı savaşabilmek içinse öncelikle depresyonu tanımak gerekiyor.

“En az iki haftalık süre içerisinde aşağıdaki belirtilerden en az beşi sizde varsa depresyon sorgulanmalıdır” diyen Psikiyatri Uzmanı Dr. Mustafa Güveli, bu konuda dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.

İşte depresyonun belirtileri….

– Çökkün bir ruh hali, ilgi kaybı ya da yaptıklarından ze alamama

– Günlük işleri yapamama, günlük işlere karşı isteksizlik

– Diyet yapmadığı halde aşırı kilo kaybetme ya da kilo alma (Bir ayda vücut ağırlığının %5’inden fazlasını alma ya da verme)

– İştah kaybı ya da aşırı iştah

– Hemen her gün aşırı uyma ya da uykusuzluk

– Sıkıntı, huzursuzluk yerinde duramama

– Kendini yorgun, bitkin, halsiz hissetme (enerjisi çekilmiş gibi hissetme)

– Kendini değersiz hissetme

– Dikkatini bir noktaya toplayamama

– Cinsel istekte aşırı azalma

Sayılan belirtiler içerisinde birbirine zıt görünen belirtiler olmakla birlikte depresyonun farklı alt tiplerinin ayrımı ancak uzman bir gözle ve belirtilerin tümü birlikte değerlendirildiğinde olacak bir iştir. Etrafınızdaki herhangi birinde bu belirtiler varsa ve günlük hayatını etkiliyorsa bu kişi depresyonda olabilir dikkatli olun. Bu belirtiler herkeste zaman zaman olabilir.

Dikkat etmeniz gereken en önemli iki noktayı hatırlatalım:

1. Belirtilerin süresi

2. Günlük yaşamı ne kadar etkiledikleri.

Advertisement Kitap içerisinde yer alan 52 Hafta 52 Etkinlik bölümü ile ebeveynler çocuklarıyla mutluluğu güçlendirici aktiviteler yapabilecektir.

Sorular çocuklardan önce doğar, onlardan daha hızlı büyürler.

Doğmadan önce:
“Bu dünyaya çocuk getirilir mi?”

Doğduktan sonra,
“ İyi bir anne/baba olabilecek miyim?”

Büyüyünce:
“Ben nerede yanlış yaptım?”

Anne babalık istifa edilemeyen bir görev; iyi yapmak yetmiyor, her gün daha iyi yapmak gerekiyor! Neyse ki, çocuğunuz dünyadaki ilk çocuk değil ve son çocuk da olmayacak. Bilim dünyası hızla kritik sorunlara uygulanabilir çözümler üretiyor.

Mutlu bir çocukluk herkesin hakkı ve isteği. Büyük soru şu? Peki, ama nasıl?

Türkiye çapında etkinlik uygulamalarıyla tanınan Ahmet Yıldız bu kitabında iki büyük sorunun peşinde:

“Çocuğuma mutlu bir çocukluk yaşatabilecek miyim?”
“Çocuğuma mutlu, başarılı ve güvenli bir gelecek inşa edebilecek miyim?”

Mutlu çocuklar üzerine odaklanmak çok önemli, çünkü çocuklar hızla mutsuzlaşıyor. Araştırmalara göre, çocukların üçte biri mutsuz.

İradeleri, istekleri ve dikkatleri görülmedik derecede kırılgan, zayıf ve dağınık.

Güzel haber şu ki, mutlu çocuk olmak öğrenilebiliyor.

Kitabı nasıl inceleyip temin edebilirim?

Stresli Bir Dünyada Mutlu Çocuk Yetiştirmek Ahmet Yıldız

Kitap Türkiye’deki tüm orta ve büyük ölçekli kitapçılara dağıtılmaktadır. D&R gibi büyük zincir mağazalarda daima bulabilirsiniz. Küçük kitapçılarda ise az sayıda stok tutulduğundan dolayı bazı kitaplar bulunamayabilmektedir.

Bu tür durumlarda okurun yapması gereken iki yol vardır;
1. Size en yakın kitapçıya giderek kitabı sorabilirsiniz. Eğer kitap sorduğunuz kitapçıda yoksa hafif fırça atarak :)) getirmesini isteyip sipariş verebilirsiniz. Bu durumda kitapçı 1-2 gün içerisinde kitabınızı size ulaştıracaktır.
2.

 İnternet üzerinden kitap satan yerlerden kitabı (üstelik %20 – %30 daha ucuza) alabilirsiniz.

İşte bazı internet kitapçıları:

Antoine de Saint-Exupery’nin dediği gibi “Mükemmellik eklenecek bir şey kalmadığında değil, çıkartılacak bir şey kalmadığında elde edilir.”  Temel Aksoy, Coco Chanel’in “küçük siyah elbise’’ tasarımından ilham alınarak nasıl strateji oluşturulması gerektiğini paylaşıyor. Şirketlerin tasarladıkları stratejilerin kullanışlı, yalın ve zamana dayanıklı olması gerektiğini anlatıyor.

Strateji Küçük Siyah ElbiseGibi Olmalıdır

Coco Chanel,1926 yılında Paris’te ev temizliği yapan kadınların giysilerinden esinlenereksiyah bir elbise tasarladı. Bu “küçük siyah elbise” 20.Yüzyılın moda ikonu oldu.

Chanel’inkullandığı jarse kumaş ne penye gibi yumuşak ve vücudu sarıp giyen kadını ucuzgösteren ne o dönemde yaygın olarak kullanılan sert kumaşlar gibi kaskatıydı.

Kadınlar yüksek topuklu ayakkabı ve inci kolyelerle “küçük siyah elbiseyi”davetlerde giydikleri gibi düz ayakkabılar ve bir eşarpla gündüz degiyebiliyorlardı.

Siyah rengin ve jarse kumaşın modası geçmiyor, kadınlar birkere satın aldıktan sonra elbiseyi uzun yıllar kullanıyorlardı. 

VirginiaÜniversitesi Darden School profesörü Jeanne Liedtka, strateji yapanların CocoChanel’in bu ikonik elbise tasarımından ilham almaları gerektiğini söyler. 

Stratejiinsanlar ve şirketlerin hedeflerine ulaşmak için seçtikleri yöntemdir. Heryöntem gibi strateji de kullanışlı olduğu ölçüde değerlidir. “Küçük siyahelbisenin” bir gece davetinde abiye, bir akşamüstü gezmesinde kadını rahatettirmesi gibi şirketlerin sahiplendikleri stratejiler de değişen koşullardaamaca hizmet edebilmelidir. 

Ayrıcastratejinin sade ve yalın olması gerekir. Bugün çoğu şirketin web sitelerine vetoplantı odalarının duvarlarına yazdığı stratejileri anlamak mümkün değildir.Hatta bunları tasarlayıp yazanlar bile ne demek istediklerini günlük dildeanlatamazlar. Çünkü kullandıkları stratejiler çok karışık, çok karmaşık, çokdolaylıdır.

Oysa mükemmel olan her strateji sade ve yalındır. Antoine deSaint-Exupery’nin dediği gibi “Mükemmellik eklenecek bir şey kalmadığındadeğil, çıkartılacak bir şey kalmadığında elde edilir.” Coco Chanel’in “küçüksiyah elbisesinden” çıkartılacak hiçbir parça hiçbir ayrıntı hiçbir dantelyoktur.

Zarafeti saf, sade ve yalın olmasından gelir.    

Son olarakstratejinin zamana dayanıklı olması gerekir. Strateji değiştirilmez diye birkural yoktur elbette ama iyi strateji zamana dayanıklı olandır. Eğer birşirketin benimsediği strateji moda olan bir akımdan etkilenirse kısa zamandademode olur.

Amazon’un kurucusu Jeff Bezos “Başarılıve sürdürülebilir bir iş kurmak istiyorsanız kendinize sormanız gereken sorugelecek yıllarda nelerin değişeceği değil, nelerin değişmeyeceği sorusudur.Değişmeyecek olanları tespit edin ve bütün enerjinizi ve çabanızı bunlarayoğunlaştırın.” der.

Coco Chanel’in “küçük siyah elbisesi” zamana dayanıklıolduğu için ikonik bir tasarım olmuştur.

CocoChanel’in 1926’da tasarladığı “küçük siyah elbise” bugün hala kadınlarıngirdikleri farklı ortamda insanları etkilemek, kendi kimliklerini yansıtmak amaaynı zamanda rahat etmek için kullandıkları; kolay yıpranmayan, modası hiçgeçmeyen bir elbise. Üstelik çok zarif.

Şirketlerintasarladıkları stratejilerin de “küçük siyah elbise” gibi kullanışlı, yalın vezamana dayanıklı olması gerekir.

Kaynak: www.temelaksoy.com Yazar: Temel Aksoy

Anne-bebek arasındaki bağlanma şekli, yetişkinlik döneminde kurduğumuz ilişkilerle benzerlik gösterir. İş hayatımızı, dostluklarımızı, arkadaşlıklarımızı nasıl yaşayacağımız konusunda da ciddi bir model oluşturur. Peki, hayatımızı doğrudan etkileyen bu konu hakkında ne kadar bilgi sahibiyiz?

Bağlanma Türleri

Çocuklukta ve yetişkinlikte yakın ilişkilerianlamlandırmaya yönelik geliştirilen teoriler arasında belki de en çok etkibırakan ve hakkında en çok bilimsel kanıt bulunan teori Bağlanma Teorisi’dir1.

Bu teori öncelikle çocukların ebeveynleriyle olan ilişkilerini anlamlandırmakiçin ortaya atılmış olsa da, sonraki yıllarda yetişkinlerin ilişkileriniincelemekte de sıklıkla kullanılmıştır2.

Bağlanma teorisinin özünde insanlarıngüven, huzur, sevgi gibi ihtiyaçlarını bir başkasından (çocuklukta ebeveyn,yetişkinlikte genelde romantik partner) sağlama ihtiyacı yatar.

Bu teoriye göreerken çocukluk döneminde ebeveynlerimizle yaşadığımız deneyimler, ileride yakınolduğumuz insanlardan beklentilerimizi oluşturmamıza yardımcı olmaktadır. Bubeklentiler üzerinden yaşadığımız hayatımızda genelde beklentilerimizikarşılayan insanlarla birlikte oluyor ve sonuç olarak ebeveynlerimizlekurduğumuz ilişkilere benzer deneyimler yaşıyoruz.

Bağlanma Teorisi ortaya atıldıktan kısa bir süre sonra Mary Ainsworth 12 aylık çocuklarla yaptığı deneylerde çocukların genelde 3 farklı bağlanma türü olduğunu ortaya çıkarmaktadır3.

Bunlar sırasıyla güvenli, kaygılı-kararsız ve kaçınmacı bağlanma türleridir: Güvenli bir bağlanma türüne sahip çocuklar ebeveynlerinden ayrıldıklarında sıkıntı yaşasalar da tekrar bir araya geldiklerinde çabucak sakinleşip, normale dönüyorlar.

Bu çocuklar ebeveynlerinin varlığında kendilerini güvende hissedip bağımsızca etrafı anlamaya ve oyun oynamaya yöneliyorlar. Çocukların %67’sinin bu kategoride olduğu düşünülmektedir. Kaygılı-kararsız şekilde bağlanan çocuklar ise ebeveynleri yanlarındayken bile huzursuzlar.

Yaşadıkları güvensizlik duygusundan dolayı güvenli bağlanan çocuklar gibi huzurlu bir şekilde etrafı anlamak ya da oyun oynamak gibi aktivitelerde bulunamamaktadırlar. Ebeveynlerinden ayrıldıklarında sıkıntı yaşıyorlar ve ebeveynleri geri döndüğünde dahi kolayca yatışmıyorlar, ebeveynlerine duydukları kızgınlık geçmediği gözlemlenmiştir.

Çocukların %12’sinin bu kategoride olduğu düşünülmektedir. Son olarak kaçınmacı bağlanma türündeki çocuklar ebeveynlerinden tamamen kaçınacak şekilde davranıyorlar. Aynı odadayken onlarla çok fazla ilişki kurmuyorlar, ayrıldıklarında ağlamıyorlar, bir araya geldiklerinde de ebeveynle bir temas kurmaya çalışmıyorlar. Çocukların %21’inin de bu kategoride olduğu düşünülmektedir.

Bilim insanları yetişkinlerde bağlanmayı, kategorilereayırmaktansa düzlem üzerinde incelemenin daha uygun olduğunu düşünüyorlar;çünkü hiçbir insan tam olarak bir kategoriye uymamaktadır4. Bağlanma düzlemindeiki eksen bulunmaktadır: bağlanma kaygısı ve bağlanma kaçınması.

Bağlanmakaygısı kişinin ilişkisine dair duyduğu kaygılarla ilgiliyken, bağlanmakaçınması kişinin bir ilişki kurmaktan ne kadar kaçındığını ölçer. Bu eksenlerkullanılarak kategoriler oluşturmak da mümkündür. Buna göre eğer kişi düşükbağlanma kaygısına ve düşük bağlanma kaçınmasına sahipse, bu kişi düzlemingüvenli bölgesinde bulunmaktadır.

Güvenli bölgede olmak kişinin başkalarıylayakınlık kurmaktan rahatsız olmadığını, kendini bir başkasıyla güvendehissedebildiğini ve bir başkasından destek almaktan kaçınmadığını işaret eder.Bu kişi ilişkilerinde genel olarak bir güven ve bağlılık problemiyaşamamaktadır.

Kişi eğer yüksek bağlanma kaygısına ve düşük bağlanmakaçınmasına sahipse, bu kişi de kaygılı bölgede yer almaktadır. Bu özelliğesahip insanlar karşılarındaki insana fazlaca yakınlık gösterir ve sürekli birterkedilme korkusu yaşar.

Düşük bağlanma kaygısı, yüksek bağlanma kaçınmasıkişiyi kaçınmacı bölgeye yerleştirirken, hem yüksek bağlanma kaygısı hem deyüksek bağlanma kaçınması korkulu-kaçınmacı bölgeye denk gelmektedir. Kaçınmacıbölgedeki insanlar duygusal olarak başkalarına yaslanmaktan hoşlanmamakta,sadece kendilerine güvenmektedirler.

Yakınlık duygusu onları geren ve rahatsızeden bir duygudur. Korkulu-kaçınmacı bölgedeki insanlar ise bir yandan yakınlıkkurmak isterken diğer yandan başkasına güvenmekten korktukları için samimiilişkiler kurmakta güçlük çekerler. Bu bölgeleri daha iyi anlamak içinaşağıdaki şekli inceleyebilirsiniz.

Bağlanma düzlemi

Bağlanma türleri temellerinde yatan bilişsel, duygusal vedavranışsal bileşenler incelenerek daha iyi anlaşılabilir5. Bilişsel düzeydegüvenli bağlanma türüne sahip kişiler diğer insanlara güvenme konusunda dahaolumludurlar. Diğer insanların yakınlık beklentilerini karşılayabileceklerineinanırlar. Diğer bağlanma türleri bu konuda genel olarak olumsuzdur.

Diğerinsanlara güvenemeyeceklerini düşünürler. Duygusal düzeyde, güvenli bağlanankişiler her zaman arkalarını kollayacak ve ihtiyaç duyduklarında danışabilecekbirileri olduğunun farkındadır ve sosyal ilişkilerinde kendilerini güvenli verahat hissederler. Bu nedenle de hayatı normal temposunda yaşamak vesosyalleşmek bu kişiler için daha kolaydır.

Bağlanma kaygısı yüksek olankişiler ise ilişkilerine dair daimi bir korku ve kaygı hissi taşırlar; diğerinsanların onlara ihtiyaç anında destek vermeyeceği konusunda endişelenirler.Bağlanma kaçınması yüksek olan insanlar ise kaçınma ve öfke gibi negatifduygular taşırlar.

Bu kişiler diğer insanlarla olan ilişkilerini sınırlamaktadırlarve diğer insanların yanındayken kendilerini rahatsız hissetme eğilimindedirler.Davranışsal düzeye bakıldığında, güvenli bağlanan kişiler bir sorunlarıolduğunda yakınlarıyla sağlıklı iletişim kurarlar ve onlardan destek alırlar.

Bağlanma kaygısı yüksek olanlar ise stres sinyalleri yayarlar ve bunlarınbaşkaları tarafından anlaşılmasını beklerler. Sürekli ilgi talep ederler veöfke gösterirler. Bağlanma kaçınması yüksek olan kişiler ise diğer kişilerdenhiçbir zaman bir şey beklemez ve talep etmez, kendilerini geri çekerler.

Bağlanma türleri, insanların yakın ilişkilerinde ikiönemli faktörü oldukça etkilemektedir: Bağlılık ve yakınlık.

Güvenli bağlananinsanlar ilişkilerinde sağlıklı ve rahat bir şekilde bağlılık ve yakınlıkgeliştirirken, kaygılı bağlananlar ise ilişkinin yeterince olgunlaşmasına zamanvermeden fazlaca samimiyet ve bağlılık kurmaya çalışır ve diğer insanlarlagereğinden fazla bilgiyi çok kısa sürede paylaşma eğilimi gösterirler.Kaçınmacı bağlananlar ise ilişkide bağlılık kurma konusunda oldukçaisteksizdirler ve insanlarla aralarına mesafe koyarak paylaşım yapmaktankaçınırlar.

Bağlanma türlerimiz hayatımızın birçok alanında, ama enönemlisi yakın ilişkilerimizde, çok önemli bir rol oynarlar.

Bu da gösteriyorki erken dönemde edinilen deneyimler, hayatımız boyunca ilişkilerimizde bizietkileyebilir. Fakat elbette kişinin sahip olduğu bağlanma türü – kolay olmasada – değişebilir/değiştirilebilir.

Bağlanma teorisi ve bağlanma türleri ileilgili ilerleyen günlerde başka yazılarla da karşınızda olacağız.

Takipte kalın.

Kaynak: www.yakiniliskiler.com Yazan: Berk Bilmez Düzenleyen: Gizem Sürenkök

Источник: https://www.kigem.com/depresyonda-oldugunuzu-nasil-anlarsiniz.html

Çocuklarda Depresyon Nasıl Olur ?

Çocuğunuzun Depresyonda Olduğunu Nasıl Anlarsınız?

Çocukluk döneminde görülen Depresyon, normal “bunalım”dan ve çocuğun gelişimi sırasında karşılaşılan günlük ruh halinden farklıdır.

Bir çocuğun depresif ya da üzgün görünmesi her zaman için depresyon rahatsızlığı olduğu anlamına gelmez.

Ancak eğer bu semptomlar kalıcı, rahatsız edici hale gelir ve sosyal aktiviteler, ilgi alanları, okul ve aile yaşamını etkileyecek olursa, bu durum çocuğun tıbbi olarak depresyondan muzdarip olduğunun bir göstergesi olabilir.

Çocuğumun Depresyonda Olduğunu Nasıl Anlarım?

Çocuklarda Depresyon Belirtileri değişkenlik gösterir. Yapılan ilk tıbbi çalışmalar, çocuğun depresif ruh halinin yaramazlık yapması veya asabi davranışlarda bulunmasıyla ortaya çıktığı “maskeli” depresyon üzerine olmuştur.

Bu durum, özellikle daha küçük çocuklarda görülebilirken, pek çok çocuk depresyonda olan yetişkinlere benzer bir şekilde üzüntülü ya da keyifsiz olur.

Depresyonun başlıca belirtileri hüzünlü olma, umutsuzluk hissi ve ruh hali değişiklikleri etrafında şekillenir ve aşağıdaki unsurları içerebilir:

• Asabiyet ve öfke

• Sürekli olarak hüzün ve umutsuzluk hissi

• Sosyal olarak geri çekilme

• Reddedilmeye karşı artan hassasiyet

• İştahta değişiklik – artış ya da azalma

• Uyku düzeninde değişiklik – uykusuzluk veya aşırı uyuma

• Bağırma ya da ağlama

• Konsantre olmada güçlük

• Bitkinlik ve düşük enerji

• Tedaviye yanıt vermeyen fiziksel şikayetler (karın ağrısı, baş ağrısı gibi)

• Evde veya arkadaşlarla yapılan aktivitelerde, okulda, ders dışı faaliyetlerde ve diğer hobi veya ilgi alanlarında azalan beceri seviyesi

• Kendini değersiz ya da suçlu hissetme

• Düşünme ya da konsantrasyon bozukluğu

• Ölüm veya intihar düşünceleri

Bütün çocuklarda bu belirtilerin hepsi görülmez. Aslında, pek çoğu farklı zamanlarda, farklı belirtileri, farklı ortamlarda gösterirler.

Bazı çocukların makul düzeyde normal işlev gösterebilmesine karşın, ciddi anlamda depresyonda olan çocukların çoğu, sosyal aktivitelerde fark edilir bir değişiklik, okula olan ilgisini yitirme ve derslerdeki performansında düşüş veya dış görünüşünde değişiklik gösterecektir.  Özellikle 12 yaşın üzerindeki çocuklarda, uyuşturucu ya da alkol kullanımı söz konusu olabilir.

İntihar

12 yaşın altındaki gençlerde nispeten nadir olarak görülse de, küçük çocuklar intihar girişiminde bulunuyorlar ve bunu üzgün ya da öfkeli oldukları anlarda tepkisel bir şekilde, düşünmeden yapabiliyorlar.

İntihar 13-19 yaş arasındaki genç nüfusun ciddi bir sorunudur. Ergenlik yaşında intihar, ABD’de gençler ve genç yetişkinlerde en başta gelen ölüm nedenlerinden birisidir. Her yıl 500.000 ergenin intihara teşebbüs ettiği ve bunlardan 5000’inin başarılı olduğu tahmin edilmektedir. Bu rakamlar söz konusu olgunun ne kadar yaygın olduğunu göstermektedir.

Ailesinde şiddet, alkol kullanımı ya da fiziksel veya cinsel istismar öyküsü olan çocuklar, depresyon belirtileri olan çocuklarda olduğu gibi, daha fazla intihar riski altındadır.

İntiharın Uyarı İşaretleri

Ebeveynler özellikle çocuklarının intihar riski altında olduklarını gösterebilecek işaretlere karşı uyanık olmalıdırlar. Çocuklarda intihara meyilli davranışın işaretleri şunlardır:

• Çok sayıda depresyon belirtisi (yeme, uyku, aktivitelerde değişiklik)

• Sosyal tecrit

• İntihar, umutsuzluk ya da çaresizlik hakkında konuşma

• İstenmeyen davranışların daha çok dışa vurulması (cinsel/davranışsal)

• Daha fazla risk içeren davranışlarda bulunma

• Sıklıkla görülen kazalar

• Madde kullanımı

• Marazi ve olumsuz konulara odaklanma

• Ölüm ve ölmekle ilgili konuşma

• Daha çok ağlama veya duygularını daha az ifade etme

• Kendine ait eşyaları verme

Çocuklarda Depresyon Sebepleri

Tıpkı yetişkinlerde olduğu gibi çocuklarda deprseyon, fiziksel sağlık, hayatta karşılaştığı olaylar, aile öyküsü, çevre, genetik yatkınlık ve biyokimyasal rahatsızlıklarla ilgili faktörlerin her türlü kombinasyonundan kaynaklanabilir.

Kimler Risk Altındadır ?

Ailesinde depresyon öyküsü olan çocukların kendilerinin de depresyon deneyimi yaşama riski daha fazladır.

Ebeveynleri depresyondan muzdarip olan çocuklar, olmayanlara kıyasla, ilk depresyonlarını daha erken bir yaşta geçirme eğilimindedirler.

Ayrıca, kaos ya da çatışma içinde olan ailelerin çocukları veya alkol ve uyuşturucu gibi madde kullanan çocuk ve ergenler de daha fazla depresyon riski altındadır.

Çocuklarda Depresyon Nasıl Teşhis Edilir ?

Eğer çocuğunuzda depresyon belirtileri en az iki hafta boyunca sürerse, bu belirtilerin herhangi bir fiziksel nedeni olmadığından emin olmak ve çocuğunuzun düzgün bir tedavi görmesini temin etmek için doktorunuzdan bir randevu almalısınız. Eğer doktorunuz depresyondan şüphelenirse, size çocuğunuzu bir akıl sağlığı uzmanına, Psikiyatrist ya da psikologa, götürmenizi tavsiye edecektir.

Tıbbi veya psikolojik olsun, net bir şekilde depresyonu gösteren spesifik bir tetkik mevcut değildir, ancak anketler (hem çocuk hem ebeveynler için) gibi araçlar kişisel bilgilerle bir araya getirildiğinde çok faydalı olabilmektedir.

Öğretmenler, arkadaşlar ve sınıf arkadaşlarından alınan bilgiler, söz konusu belirtilerin çocuğun çeşitli faaliyetlerinde tutarlı olduğunun ve önceki davranışlarından belirgin bir şekilde farklı olduğunun gösterilmesinde yardımcı olabilir.

Çocuklarda Depresyon tedavisi

Depresyonda olan çocuklar için tedavi seçenekleri, psikoterapi (danışmanlık) ve ilaç dahil olmak üzere, yetişkinler için mevcut bulunan tedavi seçenekleriyle benzerdir. Tedavi sürecinde aile ile çocuğun çevresinin oynadığı rol, yetişkinlerinkinden farklıdır.

Çocuğunuzun doktoru önce psikoterapiyi önerebilir ve antidepresan ilaç kullanımını, eğer anlamlı bir iyileşme sağlanamazsa, ilave bir seçenek olarak düşünebilir.

Günümüzde, çocuklarda ilaç kullanımının etkinliğinin psikoterapiden daha iyi olduğunu belgeleyen iyi çalışmalar yoktur.

Ancak yapılan çalışmalar, bir antidepresan olan Prozac’ın çocuklarda ve onlu yaşlarındaki ergenlerde depresyon tedavisinde etkili olduğunu göstermektedir. Söz konusu ilaç 8-18 yaş arasındaki çocukların depresyon tedavisinde kullanılmak üzere FDA (Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi) tarafından resmi olarak onaylanmıştır.

Uzun Vadede Durum Nedir ?

Yapılan çalışmalar, çocuklarda depresyonun ilk görülme yaşının eskiye göre daha erken olduğunu göstermiştir. Yetişkinlerde olduğu gibi, bu durum kişinin yaşamında daha sonra da tekrar ortaya çıkabilir.

Depresyon genellikle diğer fiziksel hastalıklarla aynı zamanda görülür.

Çalışmalar, depresyonun kişinin yaşamında sonradan görülebilecek daha ciddi zihinsel rahatsızlıkların öncüsü olabildiğini ortaya koyduğu için teşhis, erken tedavi ve yakından takip hayati önem taşımaktadır.

Ebeveyn olarak bazen çocuğunuzun depresyonda olmasını inkar etmek daha kolay gelir. Akıl hastalıkları ile ilişkilendirilen toplumsal damgalardan dolayı, bir akıl sağlığı uzmanından yardım istemeyi erteleyebilirsiniz.

Çocuğunuzun fiziksel ve duygusal olarak sağlıklı bir şekilde büyümesi için ebeveyn olarak sizin depresyonu anlamanız ve tedavinin önemini kavramanız son derece önemlidir.

Ayrıca gelecekte de depresyonun ergenlik ve yetişkin dönemi boyunca çocuğunuz üzerinde oluşturabileceği etkileri hakkında bilgi almanız da önemlidir.

Çocuğunuzla İletişim

Onlu yaşlarında bir çocuğunuz varsa, özellikle iletişim kurmada ne kadar güçlük çekebileceğinizin bilincindesinizdir. İşte size çocuğunuzla iletişiminizi kolaylaştıracak bazı tavsiyeler:

• Çocuğunuzu disipline ederken ayıplamak ve ceza yerine, iyi davranışı olumlu yönde pekiştirmeyi tercih edin. Ayıplamak ve cezalandırmak bir ergenin kendini değersiz ve yetersiz hissetmesine yol açabilir.

• Çocuğunuzun hata yapmasına izin verin. Aşırı koruma ya da onun yerine karar alma, çocuğunuzun yeteneklerine olan güvensizlik gibi algılanabilir. Bu da kendilerine olan güvenlerini azaltabilir.

• Çocuğunuzun nefes almasına izin verin. Çocuğunuzdan her zaman dediklerinizi yapmasını beklemeyin.

• Çocuğunuzu sizin gitmek istediğiniz yola zorlamayın. Çocuğunuzun aktiviteleri ve deneyimleri ile kendi gençliğinizi yaşatmaya çalışmaktan kaçının.

Çocuğunuzun ya da ergen yaştaki çocuğunuzun depresyonda olmasından şüpheleniyorsanız, onun endişelerini dinlemeye zaman ayırın. Bahsettiği sorunun gerçek bir endişe olmadığını düşünseniz bile, bunun onun için ne kadar gerçek olabileceğini unutmayın.

Çocuğunuz geri çekilmek istiyormuş gibi görünse dahi, iletişim kanallarının açık tutulması önemlidir. Çocuğunuza ne yapması gerektiğini söylemekten kaçınmaya çalışın.

Bunun yerine dikkatle dinleyin, böylece sorunlara sebep olan mevzular hakkında daha fazla bilgi elde edebilirsiniz.

Kendinizi bunalmış ya da çocuğunuza ulaşamadığınızı hissediyorsanız veya endişelenmeye devam ediyorsanız, yetkin bir sağlık uzmanından yardım isteyin.

Источник: https://www.cevapsepeti.com/cocuklarda-depresyon/

Çocuğunuzun depresyonda olduğunu nasıl anlarsınız?

Çocuğunuzun Depresyonda Olduğunu Nasıl Anlarsınız?

Dünyaya gelirken her birimiz çevreyi algılamak ve etkileşime girmek için temel bazı yetilerle donatılmış bir şekilde geliriz.

Aslında bu donanım bebeğin henüz birkaç haftalıkken dahi yüz yüze etkileşime olan ihtiyacına ve bu ihtiyacının özellikle ebeveyn ile ilişkisindeki yerinin önemine işaret eder.

 Gelişimine devam eden bir bebek, erken çocukluk ve çocukluk dönemlerinde bağlanma, uyumlanma ve etkileşim ihtiyacı ile büyür.

Bu belirtilere dikkat! Çocuğunuz depresyonda olabilir

Bu etkileşimler sırasında anne ile bebek arasındaki ilişki çocuğun ilk bakım verenleri ve ebeveynleri ile kurduğu güvenli temas, çocuğun en önemli duygusal ihtiyaçlarına dair temel taşlarını oluşturmada çok önemli bir rol oynar. Çocuğun gelişimsel sürecinde anne ile arasında oluşması beklenen bu temel bağ, çocuğun dış dünyaya karşı güven duygusunun oluşmasında da oldukça büyük bir yere sahiptir.

Bu bağın ve beraberinde temel güven duygusunun gelişmediği durumlarda çocuğun beklenen seyirdeki duygu durum tablosu değişime uğrar. Çocuğun gelişimsel dönemlerine göre gözlemlendiğinde,  beklenmeyen duygu durum değişimlerinin olması ve beraberinde iletişim problemleri, olumsuz davranışlar, depresif ruh hali gibi görünür belirtiler yaşanması bize çocukluk çağı depresyonunu işaret eder.

Hangi belirtilerle ortaya çıkar?

Çocukluk çağı depresyonunun temel belirtileri gelişimsel dönemlere göre farklılık göstermekle beraber genel hatları ile şu şekilde özetlenebilir; çocuğun sosyal hayattan, çevresinden, arkadaşlarından ve ailesinden belirgin şekilde uzaklaşması, iştah ve kilo kaybı yaşaması, uyku probleminin ortaya çıkması, sürekli yorgun hissetmesi ve oynamayı ilgisinin azalması, akademik başarısında düşüş, ölümden sık sık bahsetmeye başlaması, stres ve üzüntüye bağlı gelişen baş ve mide ağrısı gibi fiziksel semptomlar.

Dikkat edilmesi gereken diğer noktalar ise; daha önce hoşlandığı şeyleri yapmaya dair isteğinin belirgin şekilde kaybolması, gelişimsel sürece bağlı kazanılan yetilerin kaybolması, umutsuzluk, çaresizlik ve mutsuzluk gibi duyguların ön plana çıkması, bunların beraberinde gelen ağlama krizleri, nedeni bilinmeyen öfkelenme ve etrafa zarar vermeği isteğidir. Fakat bu belirtilerin her çocukta farklı şekillerde görülebilme olasılığını unutmamamız ve yolunda gitmeyen şeyler olduğunu gözlemlediğimiz anda bir uzmana danışmamız gerekir.

Depresyon çocukluk dönemlerinde farklı belirtiler gösterir

Depresyon tıpkı erişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da her yaşta ve farklı gelişimsel dönemlerde meydana gelebilir. Bu konuda yapılan araştırmalar özellikle 0-18 ay süresince oluşan anne – bebek ilişkini takiben çok farklı semptomların görülebileceği yönünde bulgular sunmaktadır.

Çocukluk çağı depresyonu 4 yaşında bir çocukta farklı belirtilerle gözlemlenirken, 15 yaşında bir ergende çok farklı belirtilerle kendini gösterebilir. Bu noktada tanı koyabilmeyi ve belirtileri gözlemlemeyi kolaylaştırmak adına bulguları 3 farklı gelişimsel dönem olarak ayırmak mümkündür.

Bunlar okul öncesi (0-6 yaş), okul çağı (6-12 yaş) ve ergenlik dönemi (12-18 yaş) olarak adlandırılabilir.

Çocuğunuzun yalan söylediğini düşünüyorsanız bunlara dikkat edin

Bu evreler arasındaki belirleyici farklılıklara bakıldığında özellikle okul öncesi dönemi bebeklikten itibaren ele almak gerekir.

Bebeklik depresyonu diye de adlandırılan anne ile bebek arasında gelişmekte olan bağın herhangi bir nedenle uğradığı duygusal kayıp, bebekte huzursuzluk, beslenme bozuklukları, aşırı ağlama ve diğer fiziksel semptomlar olarak karşımıza çıkabilir.

Daha sonra erken çocukluk olarak adlandırdığımız dönemde en belirgin belirtiler ilgisizlik, üzüntülü ruh hali, iştah ve kilo kaybı, uyku bozuklukları olarak özetlenebilir.

Ergenlik döneminde çocuğunuzla iletişim kurun

Okul çağında olan bir çocuğa dair düşünüldüğünde, hem çocuğun kendisinden hem de ailesinden bilgi almak çok önemlidir. Özellikle ailede yaşananların çocuklar üzerinde doğrudan etki ettiği ve sistemik olarak etkisi altında kalınan konuların bazen umutsuzluk ve üzüntü hissinin aşırı yoğunluğu ile intihar düşüncelerine doğru evrildiği gözlemlenebilir.

Bu nedenle bu dönemde hem ailenin hem de çocuğun kendisinin vereceği bilgilerin dikkatle dinlenilmesi, çocuğun okul, sosyal ve aile yaşamının bilinmesi çok önemlidir. Son olarak, ergenlik dönemindeki depresyonun diğer gelişimsel dönemlerden farklı olarak daha riskli olabileceği ve yetişkin depresyonuna benzer özellikler taşıyabileceği unutulmamalıdır.

Ergenlikte sıklıkla karşımıza çıkan tablolar, alkol ve madde kullanımı veya risk barındıran faktörlerin olduğu durumlardır. Bunların beraberinde şiddeti yükselebilecek olan depresif mood ve davranış bozukluklarının dikkatle gözlemlenmesi ve en kısa sürede ele alınması gerekir.

Bu dönemde depresyona, kaygı bozuklukları ve uyum problemleri sıklıkla eşlik edebilir.

Her bir gelişimsel dönemde çocuklarımızı dinlemeye ve anlamaya açık bir şekilde iletişim kurmak bu konuda en önemli koruyucu faktörlerden biridir, bu nedenle çocuklarımızla kurduğumuz ilişkinin kalitesi her yaşta çok değerli ve çok önemlidir.

Ebeveynlerdeki depresyon çocukları da etkiliyor

Aile aslında küçük bir sistemdir, bu açıdan bakıldığında iç içe geçmiş bir şekilde dönen çarkların sadece birinde yaşanan küçük bir aksaklıkta dahi bütün sistemin etkilendiği örneğini vermek yerinde olacaktır.

Elbette erişkin depresyonu yaşayan ebeveynlerin hem davranışsal hem de ilişkisel problemlerinin evin içerisinde görünmez kılınması mümkün değildir. Bu konuda hem genetik yatkınlık hem de yapılan araştırmalarda elde edilen sonuçlar bize, anne ve babada depresyon deneyimi olduğu bilinen ailelerin çocuklarında, depresyon görülme oranın yüzde 50 olduğunu söylüyor.

Biyolojik, sosyal ve psikolojik faktörlerin beraberinde gelişen depresyon aile içerisindeki tek bir bireyde görüldüğünde dahi, sonrasında diğer üyeler üzerinde de iz bırakan bir noktaya ulaşabiliyor. Bu nedenle durumu değerlendiren uzmanın aile görüşmeleri yapması ve konuyu sistemik bir yaklaşımla ele alması depresyon tedavisi ve sonrasında önemli bir rol oynamaktadır.

Hangi tedavi yöntemleri uygulanabilir?

Aslında depresyonun şiddetine ve türüne göre pek çok farklı yöntemle tedavi uygulanabilir. Bu süreçte en çok dikkat edilmesi gereken husus etik duyarlılıkla hizmet verebilecek doğru uzmanlarla çalışılmasıdır.

Bu tedaviler, etkinlik düzeyi ve etki alanı açısından danışanın bulunduğu yaş grubu ile özel olarak çalışan çocuk-ergen psikiyatristi, uzman klinik Psikolog ve Pedagog desteği ile bütüncül bir bakış açısı ile yürütülmelidir.

Depresyonun şiddeti ve deneyimlenirken çocuğun yaşadığı özel durumlar göz önünde bulundurularak pek çok farklı yöntemle tedavi kolaylıkla sonuç verebilir.

Hastanemizde de bu konuda post-modern psikoterapi ekolleri arasında sayabileceğimiz pek çok farklı tedavi yöntemi kullanılmaktadır.

Özellikle bu konuda çocuklarla çalışırken; sanat terapisi, kısa süreli çözüm odaklı terapi, oyun terapisi ve aile terapisi hizmetlerinden yararlanmakta fayda vardır.

Çocuklarda dil, zeka ve sosyal gelişimdeki gecikme depresyon habercisi olabilir!

Çocuk–ergen grubuyla çalışırken sürece adaptasyon ve ailenin tedavi süreci dışında kalmadan eşlik edebilme hali sonuç alabilmek adına oldukça önemlidir.

Çocuğun/ergenin terapi sürecine dair motivasyonu uygulanan tedavi yöntemlerine bağlı olarak belirgin düzeyde farklılık gösterebilir.

Bu nedenle değerlendirme görüşmelerinin derinlikli yapılması, çocukla doğru iletişimin kurulması onu tanımak ve onun için en uygun sistemle çalışmak bu alandaki uzmanlar olarak en temel sorumluluklarımızdan biridir.

Klinik tedavide, çocuk grubunda ilaçlı desteğini ikinci planda tutarak, önce ilişkisel bir desteğin sunulması, bu süreçte doğru bir değerlendirme ve ailenin katılımı ile yeterli bilginin toplanması çok önemlidir.

Tedavi sürecinin ilaç desteği gerektirdiği durumlarda çocuk alanında uzman bir psikiyatrist tarafından destek alınması ve terapi süreci ile ilaç takibinin destekleyici şekilde sürdürülmesi, bu konuda izlenebilecek en doğru yol olarak görülmektedir.

Источник: https://www.medikalakademi.com.tr/cocugunuzun-depresyonda-oldugunu-nasil-anlarsiniz/

Depresyon ve Depresyondan Kurtulma Yolları

Çocuğunuzun Depresyonda Olduğunu Nasıl Anlarsınız?

Haber güncelleme tarihi 15.04.2019 09:55

Normal yaşantımızda karşılaştığımız olaylar sonucu üzüntü yaşamamız normaldir. İş yaşantınızda karşılaştığınız olumsuz durumlar üzüntü yaratabilir ya da iş dışındaki sosyal yaşamınızda meydana gelen olaylar üzüntü yaratabilir. Bunlar hayatın bir parçasıdır.

Üzülürsünüz ve bir süre sonra geçer. Eğer üzüntü hali uzun süre devam ediyorsa ya da sebepsiz yere birden ortaya çıkmaya başladıysa ruh sağlığınızda problemler baş gösteriyor olabilir. Bu problemlerin başında da depresyon gelir.

 İşte, “Depresyon” ile ilgili detaylar…

Depresyon Belirtileri Nelerdir?

Başınıza gelen kötü bir olay sebebiyle derin üzüntü duymak depresyondasınız demek değildir. Derin üzüntüler hayat içinde karşılaşacağınız durumlardır. Önemli olan bir süre sonra kendinizi toparlayabilmektir.

Depresyonda olmak demek sürekli üzülmek demek de değildir. Sebepsiz üzüntü hali vardır fakat bir süre sonra üzüntünün yarattığı diğer belirtiler ortaya çıkar.

Genel olarak aşağıdaki belirtilerden çoğu sizde bulunuyorsa depresyonda olabilirsiniz.

  • Derin bir mutsuzluk hakimdir.
  • Karar vermekte güçlük, yoğunlaşma ve hafıza konusunda zorluk yaşarsınız.
  • Keyif alarak yapılan şeylerden keyif alınamaz.
  • Uykuya dalamama, gece kesik kesik uyuma ve sabah uyanma güçlüğü vardır.
  • Çabuk sinirlenme, gerginlik, yorgunluk ve halsizlik vardır.
  • İştahta azalma ya da artma görülür.
  • Cinsel konularda isteksizlik görülür.
  • Alkol ya da sigara tüketiminde artış gözlenir.
  • Kendine zarar verme, yaralama ve intihar düşüncesi oluşur.
  • Ailede, ilişkilerde ve iş yaşamında sık sık sebepsiz sorunlar yaşanır.
  • Sebepsiz suçluluk hissedilir.
  • Tedirgin olma ve heyecanlanma belirtileri görülür.
  • Beklentiler kaybedilir, ümitsizlik içine girilir.

Depresyon Hangi Yaş Grubunda Görülür?

Depresyon, yaşam kalitenizi ve keyif alma duygunuzu düşürür. Bu şekilde hem sosyal hem de duygusal anlamda çöküntü yaratır.

Yapılan eylemlerden keyif almama, hayata karşı koyma, sigara ve alkol tüketiminin dozunu kaçırma, kendini yaralama isteği ve intihara kadar varabilen düşünceler ortaya çıkabilir.

Her yaş grubundan, her meslek grubundan ve her cinsten insanda görülebilen bir durumdur. Normal bir insanın ömrü boyunca depresyona girme ihtimali % 15 olarak hesaplanmıştır.

Özellikle bayanlarda bu risk erkeklere göre iki kat daha fazladır. Gerekli tedavi uygulanmadığı takdirde aylarca ya da yıllarca devam edebilir. Yıldan yıla artan depresyon için 2020 li yıllardan sonra çağın en önemli hastalığı haline gelecek diye tahminler yapılmaktadır.

Depresyondan Kurtulmak İçin Doktora Başvurmalısınız!

Bu belirtilerin tamamını göreceksiniz diye bir şart yoktur. Depresyon seviyelerine göre göreceğiniz belirtiler artacaktır. Eğer belirtilerin çoğunu kendinizde görüyorsanız ağır depresyonda olma ihtimaliniz bulunuyor demektir. Doktora başvurmanız faydalı olacaktır.

Depresyon Ciddi Bir Hastalık mıdır?

Depresyon ciddi bir rahatsızlıktır ve önemsenmesi gerekmektedir. Ağır depresyon geçiren bir kişi bir süre sonra iş yapamaz hale gelir. İş yaşamına ek olarak sosyal yaşantının da bozulmasıyla birlikte intihar girişimi ihtimali yükselir.

Mutlaka tedavi edilmeleri gerekmektedir. Depresyondaki kişilerin tedavi edilmelerindeki en büyük engel kendileridir. İçinde bulundukları ruh hali gereği hiçbir şeye enerjilerinin olmadığı, her konuya isteksizlikleri sebebiyle tedaviye de sıcak bakmazlar.

Bu kişilere yardımcı olmaları gereken ve tedavi almalarını sağlayacak kişiler yakın çevresi olmalıdır. Hele ki intihar gibi bir düşünceleri varsa derhal psikolojik tedavi uygulanmalıdır. Sık sık intihar düşünüyorsanız bu durumun şakası yoktur.

Depresyon psikolojik bir hastalıktır ve çaresi vardır.

Gençlerde Depresyon

Özellikle gençler, kendinde yukarıdaki belirtileri gözlemliyorsa mutlaka ailelerine bu konuyu anlatmalıdırlar. Aileler ilk başlarda çocuklarında rahatsızlık olduğunu kabul etmeyebilirler fakat siz bunu anlattığınızda anlamaya çalışacaklardır.

Eğer ki anlamayacaklarını düşünüyorsanız okuldaki rehber öğretmenlerinizden yardım isteyebilirsiniz. Onlar bu işin eğitimini aldıkları için yardımcı olabilirler.

Onların da yardımcı olamayacaklarını düşünüyorsanız çevrenizdeki (komşu olabilir, tanıdık ya da akraba olabilir) kişilerden sizi anlayabileceğiniz ve ailenizi ikna edebileceğini düşündüğünüz birinden yardım istemelisiniz.

Depresyonda Bilinçsizce İlaç Kullanmayın!

Depresyon belirtileri olduğunu fark ettiğinizde çevrenizdeki kişilerin kullandığı uyku ya da sakinleştirici ilaçları bilinçsizce kullanmayınız. Bu ilaçların daha derin travmalara sebep olabileceğini bilmeli ve uzman kontrolünde olmasına özen göstermelisiniz.

Unutmayın ki ona iyi geliyormuş bana da iyi gelir düşüncesiyle yanlış kullanım ruh sağlığınızı daha çok bozabilir. Örneğin uyku sorununuz var. Öncelikle uyku sorununun neden kaynaklandığını bilmelisiniz. Farklı rahatsızlıkların belirtisi olarak da uyku sorunu yaşayabilirsiniz.

Hormonlarınızla alakalı rahatsızlıklar da uyku sorunu, gerginlik ve yorgunluk yaratabilir. Bu yüzden depresyonda olduğunuz konusunda teşhisi kendiniz koyarak ilaç kullanmaya başlamayın. Bu ilaçlar sonucu durumunuz daha kötü olabilir.

O yüzden mutlaka bir uzmana görünün ve onun vereceği tedavi yöntemlerini kullanın.

Depresyondan Kurtulmak İçin Neler Yapılmalıdır?

Depresyon size gelmeden ya da belirtilerinden hafif olanları hissettiğiniz anda aşağıdaki yöntemleri uygulamanız faydalı olacaktır. İşte depresyondan kurtulma yöntemleri…

  • Sabah ilk iş perdeleri ve mümkünse camı açın. Yataktan kazınmak durumuna karşı yapılacak en iyi yöntemdir. Gece boyu odada biriken hava yerine taze hava almak uykunuzu açacak moralinizi yükseltecektir.
  • Spor yapın. Hareket etmek tüm vücudunuza faydalı olacağı gibi ruhunuza da fayda sağlayacaktır. Spor, günlük hayatın yarattığı stresi defetmenin en iyi yoludur. Stresinizi azaltabilirseniz ruhsal sorun ihtimali de azalacaktır.
  • Şeker tüketimine dikkat edin. Moraliniz bozuk olduğunda daha çok şeker tüketmek istersiniz. Şeker ve çikolata yediğinizde vücut mutluluk hormonu salgılar. Ama kararını kaçırdığınızda vücut şekere bağımlı hale gelir ve daha çok ister. Ne kadar çok tüketilirse vücut o kadar çok yorulur. Bu dengeyi yakalamalısınız.
  • Sosyal hayatınıza zaman ayırın. İş hayatındaki yoğun trafik çoğu zaman sosyal yaşantıyı ikinci plana atmaya neden olur. Buna izin vermeyin, arkadaşlarınıza, ailenize, akrabalarınıza daha çok zaman ayırın. Bu şekilde kafanızı farklı konular ile dağıtabilirsiniz. Ayrıca unutmayın ki hayattaki desteğiniz onlardır.
  • Plan yapın ve yeni yerler keşfetmeye çalışın. Tatil günleriniz için uyumak yerine kendiniz ya da arkadaşlarınızda planlar yapın. İlla para harcamanız gereken bir gezi olması gerekmez, piknik ya da doğa yürüyüşü yapmak da iyi gelecektir. En kötü birlikte yürüyüş yapın ve farklı güzergahlar deneyin.
  • Gevşeme ve konsantre olmayı deneyin. Ruhsal denge için kimi yoga yada meditasyon yapar kimi ibadet ile bu dengeyi yakalar fark etmez. Sizin için hangisi iyi geliyorsa onu yapmalısınız. Kafanızı gevşetmeli ve yoğunlaşmalısınız. Ruhsal açıdan kuvvetlenmeniz için faydalı olacaktır.
  • Eğer bu yöntemler yetersiz geliyorsa ve kendinizi mutsuz hissediyorsanız profesyonel destek alın. Yukarıdakileri uyguladınız fakat sonuç alamadıysanız bir uzman desteğine başvurabilirsiniz. 

Depresyon Tedavi Edilmezse Ne Olur? 

Depresyon tedavi edilmezse, alkol, uyuşturucu gibi büyük ölçüde kişiye zarar verecek duruma yol açabilir. Tedavi edilmeyen depresyon kişinin ruh sağlığının bozulmasına neden olur. Depresyondaki bireylerin bir anda depresyondan kurtulmaları imkansızdır.

Depresyon Tedavisi Ne Kadar Sürer?

Depresyon kişiden kişiye farklılık gösterebilen bir hastalıktır. Depresyon tedavisinde olumlu bir sonuç elde edebilmek için depresyondaki bireyin kendisi için en uygun tedaviyi seçebilmesidir. Uygulanacak tedavi türü de depresyon tedavisinin süresini etkilemektedir.

Depresyonun Nedenleri?

Depresyonda olmanın bir çok nedeni vardır. Depresyonun nedenleri kişiden kişiye değişir. Depresyon her yaşta görülebilen bir rahatsızlıktır. Kişinin hem fiziksel hem de ruhsal sağlına ciddi bir biçimde olumsuz etki eder. Sizler için bir kaç madde de depresyonun nedenleri;

  • İş hayatındaki bazı sorunlar
  • Doğum süreci
  • Aşırı zararlı madde kullanımı
  • Mevsim Değişikliği
  • Kendini üzgün ve değersiz hissetme
  • Uykusuzluk
  • Nedensiz uyuşukluk, yorgunluk
  • Düşünme ve konsantre olmakta zorlanmak

Önerilen İçerik: Lohusa Depresyonu Nedir?

NeOldu.com / Sosyal Fayda

Источник: https://www.neoldu.com/depresyon-ve-ondan-korunma-yollari-906h.htm

Поделиться:
Нет комментариев

    Bir cevap yazın

    Ваш e-mail не будет опубликован. Все поля обязательны для заполнения.

    ×
    Рекомендуем посмотреть